Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Cahit Ungan

13 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

İklimlendirme sektöründe yeniden kullanılabilir ambalaj kullanımı: Örnek uygulama

Sürdürülebilirlik çevresel bir unsur olarak görülse de ekonomik ve sosyal boyutları da içerir. Tekrar kullanılabilir ambalaj ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunsa da mevcut literatürde tekrar kullanılabilir ambalaj talebini, finansal faydalarını (örn. Skerlic ve Muha, 2020) ve çevresel etkilerini (örn. Asim, 2022) belirlemeye yönelik çok az çalışma bulunmaktadır. Bu alandaki boşluğu doldurmak bu çalışmanın motivasyonu olmuştur. Daha spesifik olarak, bir vaka çalışması yöntemi kullanarak, bu çalışma yeniden kullanılabilir ambalaj talebini, eşik noktasını ve maliyet ve kârlılık analizlerini tahmin edecektir. Bu çalışmada bir vaka çalışması yöntemi kullanılmıştır. Bir vaka çalışması, bir konunun ayrıntılı bir incelemesidir (Punch, 2011). Araştırmanın evreni, dünyanın klima sektöründe lider bir Japon şirketi olan Daikin ile sınırlıdır. Şirket Türkiye'de bir fabrika işletmektedir ve veriler bu fabrikadan toplanmıştır. Bu araştırma, dört farklı malzemenin yeniden kullanılabilir ambalajlarda taşınmasının nicel yöntemler kullanılarak ekonomik fizibilitesini incelemiştir. En uygun malzeme olarak belirlenen dört farklı klima dış ünite kapağı incelenmiş ve ortak ölçülerde bir paket içerisinde taşınabileceği görülmüştür. Öncelikle bu parçalar için ortak bir yeniden kullanılabilir ambalaj boyutu ve tipi belirlenmiştir. Daha sonra niceliksel talep tahmin yöntemi olan Üstel Düzeltme Modeli kullanılarak gelecek dönemler için optimum paket sayısı belirlenmiş ve belirlenen paket sayısına göre yatırım maliyeti hesaplanmıştır. Yeniden kullanılabilir ve tek kullanımlık ambalajlar için yatırım maliyeti hesaplandıktan sonra yatırımın denge noktası ve geri ödeme süresi belirlenmiştir. Son olarak önümüzdeki dört yıl için kârlılık hesaplanmıştır. Tekrar kullanılabilir ambalaj malzemesi için üstel düzeltme ile talep tahmini yapıldıktan sonra, yatırımın denge noktası kullanım miktarının 15.041 birim olduğu bulundu. Yatırım, tekrar kullanılabilir ambalaj kullanımının dokuzuncu ayından itibaren şirkete kâr getirmeye başlamaktadır ve 4 yılda yaklaşık 265.000 € kar hesaplanmıştır. Yatırımın karlılığı ilk yıl %32,5, ikinci yıl %156,75, üçüncü yıl %256,66 ve dördüncü yıl %356,91 olarak hesaplanmıştır. Analizler, yeniden kullanılabilir ambalaj kullanmanın işletmelere uzun vadede önemli finansal kazanımlar sağladığını göstermektedir. Ayrıca karbon ayak izinin azaltılması ve atık yönetimi gibi faktörler açısından çevresel sürdürülebilirlik üzerinde olumlu etkiler belirlenmiştir. Analizler, geri dönüştürülmüş ambalaj kullanmanın dört yılda yaklaşık 265.000 Euro tasarruf sağladığını ortaya koymuştur. Bu çalışmanın yöneticiler ve politika yapıcılar için çeşitli çıkarımları vardır. Geri dönüştürülebilir ambalaj kullanımını artırmak için işletmelerin geri dönüştürülebilir ambalaj sistemlerinin maliyet avantajları ve çevresel faydaları konusunda da bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Diğer çıkarımlar arasında geri dönüştürülebilir ambalaj kullanımını teşvik edecek kamu politikaları geliştirmek, sürdürülebilir ambalaj için yasal düzenlemeleri güçlendirecek finansal destek programları oluşturmak ve ambalajlama süreçlerinde akıllı izleme sistemleri ve geri dönüşüm teknolojileri uygulayarak süreçleri daha verimli hale getirmek yer alıyor. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Yeniden Kullanılabilir Ambalaj, Maliyet

Muhammed Murad Serbest
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Entegrasyon, sürekli iyileştirme ve çevresel belirsizlik bağlamında tedarik zinciri tepkiselliği: Ampirik bir çalışma

Tedarik zinciri tepkiselliği, işletmelerin piyasa koşullarına, lojistik aksaklıklara ve tedarikçi sorunlarına hızla adapte olabilme yeteneğini tanımlar. Araştırmanın temel amacı, tedarik zincirlerinin tepkiselliğini etkileyen faktörleri ve tedarik zinciri tepkiselliğinin müşteri memnuniyeti ve rekabet gücü üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Ayrıca, bu çalışmada, tedarik zinciri tepkiselliğini artırabilecek stratejiler ve araçlar da ele alınmaktadır. Çalışma, tedarik zincirinin daha etkili yönetilmesi için gerekli faktörleri belirlemeyi ve yöneticilere, çevresel değişimlere karşı daha proaktif ve çevik bir yaklaşım geliştirmeleri için rehberlik sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışmada nicel bir yöntem benimsenmiştir. Veriler geliştirilen anket aracılığıyla Türkiye' de faaliyet gösteren 290 şirketten toplanmıştır. Keşif aşamasında açıklayıcı faktör analizi SPSS (v18) ile gerçekleştirilmiş, doğrulama aşamasında ise ölçüm modelleri ve yapısal model Smart-PLS (v3) ile değerlendirilmiştir. Sonuçlara göre tedarikçi entegrasyonu, sürekli iyileştirme ve çevresel belirsizlik ile tedarik zinciri tepkiselliği arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Müşteri entegrasyonu ve tedarik zinciri tepkiselliği arasında bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca tedarik zinciri tepkiselliği ile müşteri memnuniyeti ve rekabet gücü arasında da anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgular yöneticilerin tedarikçi entegrasyonu ve sürekli iyileştirme ile ilgili süreçlere yatırım yapması gerektiğini göstermektedir. Buna ek olarak tedarik zinciri tepkiselliğinin tedarik zincirinin içinde bulunduğu çevrenin dinamiklerine bağlı olduğunun fark edilmesi ve buna göre aksiyon alınması gerektiği de söylenebilir. Müşteri memnuniyeti ve rekabet gücü seviyesini arttırmak için de tedarik zinciri tepkiselliğini arttırıcı eylemler yapılması gerekmektedir. Yapılan detaylı literatür araştırmasında tedarik zinciri tepkiselliği ile sürekli iyileştirme ve çevresel belirsizlik arasındaki ilişkiye dair sınırlı sayıda çalışma olduğu görülmektedir. Türkiye' de yapılan çalışmalarda tedarik zinciri tepkiselliği kavramına yeterince yer verilmediği ve öneminin gerektiği kadar fark edilmediği görülmüştür. Bu çalışma literatürdeki bu boşluklara katkı sağlayacaktır.

Beyza Keskin
Sakarya University · Institute of Business Administration
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Üretim esnekliğinin endüstriyel satın alma süreci üzerindeki etkisinin incelenmesi ve tamamlayıcı model önerisi

İşletmeler, ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabetin sürekliliğini sağlayabilmek için esnek olmalı, müşterileri tarafından tercih edilmeli, beklenen performansı sağlamalı, uzun süreli işbirliği geliştirebilmeli ve güven inşa edebilmelidir. Bunun yanında, endüstriyel ürün satın alma davranışlarını ve endüstriyel satın alma sürecini etkileyen faktörleri iyi tespit etmelidir. Araştırmanın amacı, üretim esnekliği, tedarikçi seçimi, performans, uzun süreli işbirliği ve güven arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemektir. Ayrıca, tedarikçi seçim sürecine, ürün karması esnekliği, hacim esnekliği, değişiklik yapma esnekliği ve genişleme esnekliklerinden hangisinin daha fazla etki yaptığı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Araştırmanın ana amacı ise, 'Endüstriyel Satın Alma Sürecinin' işleyişinde 'Üretim Esnekliğinin' etkisinin olup olmadığı araştırmak ve Sheth (1973) tarafından geliştirilen 'Endüstriyel Alıcı Davranışı' modeline 'Üretim Esnekliği' ilavesi yaparak modele katkı sunmaktır. Çalışma evrenini, Ekim 2021 tarihinde Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneğine (TAYSAD) kayıtlı olan mikro, küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerin tamamı oluşturmaktadır. Çalışma verileri, tamsayım yöntemi kullanılarak 427 üretim firmasından anket aracılığıyla Ekim 2021 ile Haziran 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Yeni ürün esnekliği çalışma dışında bırakılmıştır. Amaçlar, hipotezler ve modele uygun olarak, nedensel araştırma yöntemi benimsenmiş ve yedi birinci dereceden değişken ve bir ikinci dereceden değişken ile bu değişkenler arasındaki ilişkilerin birincil veriler kullanılarak ölçümü hedeflenmiştir. Keşif aşaması için SPSS (v18) kullanılarak açıklayıcı faktör analizi, doğrulama aşaması için ise Smart-PLS (v3) kullanılarak ölçüm modellerinin ve yapısal modelin değerlendirilmesi yapılmıştır. Hacim esnekliği ile tedarikçi seçimi arasında istatistiksel anlamlılık gösteren pozitif ilişki bulunmuştur. Ürün karması esnekliği ile tedarikçi seçimi arasında, değişiklik yapma esnekliği ile tedarikçi seçimi arasında ve performans ile güven arasında yüksek düzeyde istatistiksel anlamlılık gösteren pozitif ilişki bulunmuştur. Genişleme esnekliği ile tedarikçi seçimi arasında, tedarikçi seçimi ile performans arasında, tedarikçi seçimi ile uzun süreli işbirliği arasında ve uzun süreli işbirliği ile güven arasında çok yüksek düzeyde istatistiksel anlamlılık gösteren pozitif ilişki bulunmuştur. Endüstriyel satın alma sürecine üretim esnekliği (ürün karması, hacim, değişiklik yapma ve genişleme), performans, uzun süreli işbirliği ve güven katkısı sağlanabileceği ampirik olarak gösterilmiştir. Çalışma sonucunda, tedarikçi seçimini etkileyen ürün karması, hacim, değişiklik yapma ve genişleme esneklikleri arasından genişleme esnekliğinin öneminin öne çıktığı ampirik olarak gösterilmiştir. Sonuç olarak, Sheth'in (1973) endüstriyel alıcı davranışı modeline üretim esnekliğinin ilave edilebileceği ve modele katkı sunulabileceği görülmüştür.

Endüstriyel ürünSatın almaÜretim endüstrisi+1
Sedat Aydın
Sakarya University · Institute of Business Administration
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik zinciri risklerinin değerlendirilmesi ve otomotiv sektöründe bir uygulama

Bu çalışmanın temel amacı otomotiv sektöründeki tedarik zinciri riskleri arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Bu kapsamda çalışmada tedarik zinciri risklerinin belirlenmesi, öncül ve ardıllarına yönelik bir modelin geliştirilmesi de amaçlanmaktadır. Çalışma belirtilen amaçlar doğrultusunda üç bölüm olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde risk, risk yönetimi ve tedarik zinciri risk sınıflandırmasına yönelik literatür incelemesi gerçekleştirilmiştir. İkinci bölümde, otomotiv sektörünün önemi ve yapısına değinilerek, tedarik zinciri bağlantıları ele alınmıştır. Ayrıca yine bu bölümde tedarik zincirinin temel işletme süreçlerine uygun olarak genel bir risk sınıflandırması oluşturulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde, araştırma süreci kapsamında katılımcılar, değerlendirmeye alınacak riskler ve kullanılan yöntem hakkında bilgi verilmiştir. Riskler arası ilişkinin analizinde çok kriterli karar verme yöntemlerinden DEMATEL yöntemi bulanık mantık ile birleştirilerek kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak yapılandırılmış ikili ilişkileri incelemeye olanak tanıyan bir form hazırlanmıştır. Form Türkiye'de faaliyet gösteren otomotiv ana sanayi ve yan sanayi işletmelerinde tedarik zinciri süreçlerinde görev alan yönetici pozisyonundaki uzmanlarla paylaşılmıştır. Sektörden çalışmaya katılmaya istekli 16 ve tedarik zinciri alanında uzman, sektöre teorik katkı sağlayan 4 akademisyen ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre ana riskler başlığı altında yer alan çevresel ve güvenlik risklerinin finans, ağ, müşteri, tedarikçi, ulaştırma/dağıtım ve işletme riskleri üzerinde en çok etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Risklerin etkilenme düzeylerine bakıldığında müşteri risklerinin diğer risk unsurlarından en çok etkilendiği görülmüştür. Sistem bir bütün olarak düşünüldüğünde sekiz ana risk içerisinde diğer risklerle en çok ilişkili olan risk ise işletme riskleri olarak karşımıza çıkmıştır. Belirtilen ana risk başlıklarının altında yer alan risklere bakıldığında savaş, doğal afetler, ekonomik kriz ve yangın gibi riskler diğer riskleri en çok etkileyen grubunda yer almıştır. Bununla beraber stok, malzemeleri zamanında teslim edememe, üretim kapasitesi, ulaştırma maliyetleri, hammadde maliyetleri gibi riskler ise en çok etkilenen risk grubunda yer almıştır. Tedarik zinciri ağının genişliği, karmaşıklığı ve zincir üyelerin birbirine olan bağımlılığı sebebiyle risklere karşı olan hassasiyetin yüksek olması otomotiv sektörünün ele alınmasında en önemli unsur olmuştur. Yine özellikle son yıllarda yaşanan çip krizi, doğal afetler sebebiyle tesis kapanmaları veya hatların durması, kalite kaynaklı geri çağırmalar gibi sebepler bu sektöre yönelmemize teşvik etmiştir. Risk değerlendirme çalışmalarında tedarik, operasyonel, satın alma, ulaştırma gibi fonksiyonlarda çalışmalar mevcut iken kapsamlı tedarik zinciri perspektifinden ele alınan çalışmalar nispeten azdır. Ayrıca risk değerlendirmede riskler arası ilişkilerin genellikle göz ardı edildiği görülmektedir. Ortaya çıkan ilişki ağının hem literatüre hem de uygulayıcılara fikir vermesi açısından önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Asuman Üstündağ
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de güneş enerjisi santrali yer seçiminin AHP-VIKOR hibrit yöntemi ile değerlendirilmesi

Enerji, insanlığın var olmasıyla birlikte ortaya çıkan ve her geçen gün büyüyen bir ihtiyaçtır. Elektrik ise, ikincil enerji kaynaklarının en önemlilerinden biridir. Enerjiye olan talep çağımızda nüfus artışına ve üretimdeki artışa bağlı olarak giderek artmaktadır. Fosil yakıtların çevreye olan olumsuz etkileri ve sınırlı olması sebebinden dolayı dünyada yeni enerji kaynaklarına olan ilgili pozitif yönde ivmelenmektedir. Güneş enerjisi de hem sürdürülebilirlik hem de kullanımının çok olmasından dolayı yenilenebilir kaynaklarda ilk sıralarda yer almaktadır. Ülkemiz güneş enerjisi kullanımını artırarak enerjide dışa bağımlılığını azaltılabilir. Güneş enerji potansiyeli atlası, Türkiye'de güneş enerjisi santrallerinin kurulması için uygun yerlerin belirlenmesinde kullanılabilir ancak bu atlas sadece güneşlenme süresi ve radyasyon gibi değerlerle oluşturulmuştur. Bu değerlerle oluşturulan bir atlas tek başına yeterli olmamakla birlikte yer seçimi ile ilgili çeşitli kriterler analiz edilerek daha doğru sonuçlar elde edilebilir. Santralin kurulacağı yeri doğru bir şekilde karar vermek elde edilecek verim için önem arz etmektedir. GES kurulum maliyetleri yüksektir. GES kurulum maliyetinin yüksek olması nedeniyle kurulum fizibilite çalışmaları çok önemlidir. Fizibilite çalışmalarında kullanılan parametreler arasında yer seçimi ilk sırada yer almaktadır. GES için uygun sahaların seçimi, teknik, ekonomik, sosyal ve çevresel yönleri dikkate alan bölgesel bir değerlendirmeyi de beraberinde gerektirir. Bu çalışmada güneş enerjisi santrali kurulabilecek üç lokasyon ele alınmış ve bu illerden optimum olanına karar vermek için çok kriterli karar verme yönteminden faydalanılmıştır. Ana kriterler olarak ekonomik, sosyal, teknik ve coğrafi kriterler belirlenmiş ve alt kriterler olarak, enerji nakil hattı uzaklık, bölgesel teşvikler, arazi maliyeti, güneşlenme süresi, arazi ışınım miktarı, eğim, sıcaklık, fay hatlarına uzaklık, yağış miktarı, yerleşim alanına uzaklık, karlı gün sayısı ve işgücü olarak tanımlanmıştır. 12 adet alt kriterlere göre en optimum yeri seçmek için AHP-VIKOR hibrit yöntemi kullanılmıştır. AHP yöntemi kullanılarak kriterlerin ağırlıkları bulunmuş ve VIKOR yöntemi kullanılarak alternatifler sıralanmıştır. Nevşehir bu çalışmada, güneş enerjisi santrali kurulumu için en optimum lokasyon sonuca ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Güneş Enerjisi Santrali, Güneş Enerjisi, Yer Seçimi, Yenilenebilir Enerji

Esra Demirkıran Göbeloğlu
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarik zincirinde yapay zeka uygulamaları: Bibliyometrik bir çalışma

Bu yüksek lisans tezi, 2013–2023 yılları arasında YZ uygulamalarının TZY'ne nasıl entegre edildiğini bibliyometrik yöntemlerle kapsamlı bir biçimde ele almaktadır. Çalışmanın temel amacı, Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm çağında YZ teknolojilerinin lojistik süreçlerine yaptığı katkıları ve bu alandaki başlıca araştırma odaklarını, işbirliği ağlarını ve kurumsal etkileşimleri ortaya koymaktır. Özellikle "talep tahmini", "süreç optimizasyonu" ve (Blockchain) temaları etrafında şekillenen analizler, akademik üretkenlik ve bilgi paylaşımı dinamiklerini derinlemesine incelemektedir. Araştırma kapsamında Scopus ve Web of Science veri tabanlarından taranan 1.237 makale, PRISMA (Tercihli Sistematik İnceleme ve Meta-Analiz Kapsam Kılavuzu) kriterlerine uygun olarak başlık, özet ve tam metin düzeyinde titizlikle seçilmiş; dışlama ve dahil etme kuralları net biçimde uygulanarak nihai örneklem belirlenmiştir. Nicel göstergeler; R dili ve bibliometrix paketi kullanılarak yıllık yayın artış hızı, toplam ve ortalama atıf sayıları ile h-indeksi gibi metrikler üzerinden hesaplanmış; görselleştirme için VOSviewer ile anahtar kelime eşeşizleştirme (co-occurrence) ve kurumlararası işbirliği haritaları oluşturulmuştur. Bulgular, YZ–TZY alanında 2013–2016 arası dönemin düşük üretim seviyesinden 2017 itibarıyla "talep tahmini" ve "süreç optimizasyonu" odaklı çalışmalarda hızlı bir yükselişe işaret ettiğini ortaya koymaktadır. "Blokzincir" temalı araştırmaların 2020 sonrası ivme kazandığı ve yeni uluslararası işbirliği fırsatlarının doğduğu tespit edilmiştir. Disiplinler arası dağılımda Bilgisayar Bilimleri (%38), Mühendislik (%27) ve İşletme (%20) baskın konumdadır; Sağlık ve Çevre Bilimleri gibi alanlarda ise çalışmalar sınırlı kalmaktadır. Kurumsal ağ analizi, ABD, Çin ve Almanya merkezli üniversitelerin literatürde merkezi düğümler olduğunu göstermiş, Journal of Supply Chain Management ve International Journal of Production Research dergileri en yüksek yayın ve atıf etkisini yaratmıştır. Anahtar kelimeler: Yapay Zekâ , Tedarik Zinciri Yönetimi, Blok Zinciri

Sara S. M. Bader
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Proses güvenliği, kaza sayıları ve teknik emniyet yatırımları arasındaki ilişkiler üzerine ampirik bir çalışma

Bu çalışma, iş sağlığı ve güvenliği ile proses emniyeti kavramları arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyerek, endüstriyel tesislerde proses emniyetinin güçlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Tezin amacı, proses emniyeti ile tesislerde meydana gelen iş kazaları ve bu alanda yapılan teknik emniyet yatırımları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Tez dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, iş sağlığı ve güvenliği ile proses emniyeti kavramlarının tanımları yapılmış, Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılması için atılan adımlar ve kimya sektöründeki uygulamaların önemi ele alınmıştır. İkinci bölümde, kaza ve risk kavramları incelenmiş, iş kazası türleri, proses kazaları ve risk yönetimi konularında detaylı bilgiler sunulmuştur. Üçüncü bölümde, proses emniyeti yönetimi üzerinde durulmuş, çeşitli güvenlik yönetim modelleri ve risk temelli proses güvenliği yaklaşımları karşılaştırılmıştır. Dördüncü bölümde ise araştırmanın amacı, kapsamı ve metodolojisi açıklanmış, değişkenler ve bu değişkenlerin analizi ile ilgili bilgiler sunulmuştur. Araştırma, proses emniyeti unsurlarından liderlik, olay araştırması, eğitim, proses tehlike analizi ve acil müdahale gibi boyutları kullanarak, şirketlerin proses emniyeti düzeyleri ile iş kazası sayıları ve teknik emniyet yatırımları arasındaki olumlu ilişkiyi araştırmayı hedeflemiştir. Anket formu, API 581 kılavuzuna göre hazırlanmış olup, beş noktalı Likert ölçeği ile veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, firmaların proses emniyeti uygulamaları ile iş kazalarının sıklığı ve yapılan emniyet yatırımları arasındaki ilişkileri analiz etmeye olanak tanımıştır. Sonuçlar, proses emniyeti unsurlarının etkin bir şekilde uygulanmasının, işletmelerde iş kazalarını azaltma ve güvenlik yatırımlarını artırma yönünde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Çalışma, proses emniyetinin güçlendirilmesinin sürdürülebilirlik açısından kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, ilgili sektörlerdeki uygulamalara ışık tutmayı hedeflemektedir.

Selçuk Denizhan
Sakarya University · Institute of Business Administration
2024
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative meta evaluation of supply chain integration on performance: A moderator and mediator perspective

In an environment with ever changing customers' needs and intensifying global competition, quality processes and supply chains are critical for organisational success. To satisfy customers, outsmart competition and improve performance, contemporary organisations are trying to improve on their processes through integrated supply chains. Furthermore, with the dynamic and ever-increasing demand by global customers, while scholars and practitioners fail to agree on the performance outcomes of SCI, one important question is raised whether SCI is really a viable solution for improving performance. Furthermore, the conditions under which SCI effectively contribute to improved performance remains unclear. A comparative meta- analytic evaluation based on Hunter and Schmidt (2004) along with key moderator and mediator analysis was conducted. In the lens of several theories, SCI from two perspectives; SCID (internal, suppliers, customer integration) with 67 studies and SCIF (information, operational, relational integration) with 25 studies was assessed on overall performance as well as on both operational and business performance. Meta-analytic results obtained through Jamovi provided significant correlation coefficients for SCID and SCIF. Therefore, indicating that the association between SCID and performance is medium and positive, while that of SCIF and performance is positive and large. This is a clear indication that SCI from the perspective of SCID and SCIF yields different results, with SCIF having a relatively larger effect. Operational performance was influenced by both SCID and SCIF, although operational and relational integration indicated a significant larger effect on business performance. Thus, individual SCID and SCIF constructs have different effects on business and operational as well as on overall performance. All moderators though with different levels of interactions indicated a significant effect on both SCID and SCIF. With an exception of SC innovation all the tested mediators indicated some form of significant mediation effects. This study significantly contributes to the SCI body of knowledge in a number of ways. Firstly, it provides a theoretical and conceptual framework that examines the impact of SCI from two perspectives SCID and SCIF which is done both at an aggregate and individual level on performance. It further assesses the effects of moderating variables to understand critical conditions for SCI implementation. The study went further to include standard mediation analysis to explore the nature of nonlinear associations on the topic in order to understand why the inconsistencies and lack of consensus exist. Assessment of the effects of individual SCI constructs on both operational and business as well as on overall performance and its corresponding results might serve as a guide to managers on the individual constructs that best predict a specific type of performance. An understanding of probable condition expressed through moderators and their estimated effects on the SCI- performance association will also help the managers to use them to their advantage. The existence of mediators and moderators suggests that SCI-performance association should not be considered in isolation of these factors both at the academic and practical level.

MediationIntegrationModerators+3
Augustıne Castro Sıngıne
Sakarya University · Institute of Business Administration
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik zinciri risklerinin ve risk azaltma stratejilerinin Bayes ağlarıyla modellenmesi

Tedarik zincirlerinin küreselleşmesi, ürün çeşitliliğinin artması, tedarikçi sayısının azaltılması, firmaların birbirlerine olan bağımlılıklarının artması, müşteri beklentilerinin yükselmesi ve teslim sürelerinin kısalması gibi nedenlerden dolayı işletmelerin risklere karşı hassasiyeti artmaktadır. Günümüzde, tedarik zincirlerinin genişleyerek daha karmaşık hale gelmesi ve risklerin çok ciddi kesintilere sebep olması tedarik zinciri risk yönetimi kapsamındaki çalışmalara akademisyenlerin ve uygulamacıların ilgi göstermelerine neden olmuştur. Tedarik zinciri risk yönetimi kapsamında işletmelerin riskleri tanımlaması, değerlendirmesi ve uygun risk azaltma stratejilerini belirlemesi gerekmektedir. Bu çalışmada, tedarik zincirinin yüksek seviyedeki karmaşıklığı ve zincir üyelerinin birbirlerine olan bağımlılığı nedeniyle risklere karşı hassasiyeti yüksek olan otomotiv sektörüne odaklanılmıştır. Bu kapsamda öncelikle literatürdeki tedarik zinciri riskleri ve risk azaltma stratejileriyle ilgili güncel ve kapsamlı bir tarama yapılmıştır. Daha sonra otomotiv tedarik zincirindeki risk faktörleri, riskleri ve uygun risk azaltma stratejilerinin belirlenmesi amacıyla otomotiv sektöründe faaliyet gösteren 15 farklı işletmenin yönetici kademesinde bulunan 20 tedarik zinciri uzmanıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Uzmanlarla yapılan görüşmelerin değerlendirilmesinin ardından yine uzmanlardan elde edilen anket verileriyle risk olasılıklarını belirleyen ve risk azaltma stratejilerinin uygulanma olasılıklarını tespit edilmesini sağlayan bir Bayes ağı modeli oluşturulmuştur. Model üzerinde senaryo ve duyarlılık analizleri yapılarak elde edilen sonuçlar incelenmiştir. Model çıktılarına göre tedarik riski en yüksek olasılıklı tedarik zinciri riski olmuştur. Üretim riski ise son sıralarda yer almıştır. Bunun başlıca sebebi, otomotiv sektöründe içsel risk faktörlerinin büyük ölçüde kontrol altına alınmış olmasıdır. Risk azaltma stratejileri arasında işbirliği stratejisi otomotiv sektöründe tüm risklere karşı etkili ve uygulanma olasılığı yüksek olan önemli bir risk azaltma stratejisi olduğu görülmüştür. Çalışmanın sonucunda, otomotiv tedarik zinciri riskleri ve risk azaltma stratejilerinin neler olduğu konusunda uygulayıcıların değerlendirmelerine dayalı ve örneklerle desteklenen önemli bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen bulguların otomotiv sektöründe faaliyet gösteren yöneticilerin ve tedarik zinciri risk yönetimi alanındaki araştırmacıların bilgi birikimlerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca yeni verilere ulaşıldıkça güncellenebilen Bayes ağ modeli sayesinde otomotiv sektöründeki karar vericilerin risk olasılıklarına göre risk azaltma stratejilerinin uygulanma olasılıklarının belirlenmelerine yardımcı olabilecek bir model önerisi sunulmuştur.

Bayes ağlarOtomotiv sektörüRisk+4
Sinan Çıkmak
Sakarya University · Institute of Business Administration
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

A framework for performance measurement in food supply chain sustainability

One of the effect of globalization is the pressure that is being put on firms towards the enhancement of their supply chains, and especially within the framework of sustainability. Adding value for consumers through efficient sustainable supply chain (SSC) activities is currently a common route to competitive advantage. Thus, many manufacturers are concentrating their efforts on sustainable supply chain management. By the means of performance measurement, the companies can assess their sustainable supply chain efficiency. Literature review showed that there is need for a related performance measurement framework and metrics that integrates all the supply chain macro processes, namely supplier relationship management, internal supply chain management, and customer relationship management; the three dimensions of sustainability, namely economic, environmental and social (Triple Bottom Approach or TBL). And, this should be developed taking into consideration the corporative aspect of the industries. With the aforementioned taken into consideration, the aim of this research was to create and implement an integrated supply chain performance assessment system. This system would be built through supply chain macro processes that combine upstream actors (suppliers, supplier relationship management), the focal firms (internal supply chain management) and downstream actors (customers, customer relationship management) with businesses), as well as GRI Requirements, and finally against all three sustainability dimensions. This study's analysis methodology was divided into three phases. Firstly, concerns were found during the preliminary analysis of the literature at the beginning of the study. At the next stage, the study identified the performance measurement metrics based on the thorough analysis of the literature. The GRI Sustainability Reporting Standards (GRI Standards), the first and most broadly accepted global standards for sustainability reporting, were reviewed and used as a tool against which the reviewed performance measurement metrics were shortlisted and adapted on the conceptual framework. Finally, in the third stage of the study, the suggested conceptual supply chain performance measurement framework was implemented to the firms that constitute the case studies from the Turkish Food Manufacturing sector. The necessary data was collected using mainly a qualitative methodology, with in-depth interviews acting as the primary data collection tool. As secondary evidence, this analysis used records and reports from the case study organizations, as well as other public documents. The findings provided new viewpoints and observations into the analysis of supply chain performance measurement in terms of sustainability in Turkey and in relation to performance measurement variables and framework. The study revealed the relative significance of each supply chain macro process and dimension of sustainability to the case studies firms and their related undertaken assessment and applied policies.

Food productionFoodsPerformance+5
Ouranıa Areta
Sakarya University · Institute of Business Administration
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Hasta perspektifinden sağlık kuruluşlarındaki süreç kalitesinin hasta memnuniyetine etkisi

Rekabetin gün geçtikçe arttığı sağlık kurumları bakımından hasta memnuniyeti kilit öneme sahip bir konu olup; hasta memnuniyetinin artırılmasında hizmet sunum süreçlerinin büyük önemi bulunmaktadır. Sağlık kurumlarında hasta memnuniyetini artırmanın yolu kaliteli hizmet sunumundan geçmektedir. Hizmet sunumunun kalitesini artırmak için hizmet sunum süreçlerinin sürekli olarak iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, sağlık kuruluşlarındaki süreç kalitesinin hasta memnuniyetine etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın evrenini Marmara Bölgesi'nde ikamet eden ve son bir yılda herhangi bir sağlık kuruluşundan yatarak sağlık hizmeti alan bireyler oluşturmaktadır. Çalışmada örneklem seçiminde küme örnekleme tekniğinden yararlanılarak İstanbul, Bursa, Kocaeli, Balıkesir ve Tekirdağ ve Sakarya'da ikamet eden bireyler seçilmiş ve her bir ilin nüfus büyüklüğüne göre örnekleme girecek birey sayısı belirlenmiştir. Çalışmaya 932 kişi katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen süreç kalitesi ölçeği ve Yeşilyurt (2018) tarafından geliştirilen hasta memnuniyeti ölçeği ve katılımcıların sosyo-demografik özelliklerinden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Veriler 12 Haziran-30 Ekim 2020 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmış olup; verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, yol analizi, korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, hasta kabul ve taburcu süreci, tanı ve tedavi süreci, iletişim süreci ve destek hizmetleri süreci ile hasta memnuniyeti arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Ayrıca, hasta kabul ve taburcu süreci, tanı ve tedavi süreci, iletişim süreci ve destek hizmetleri sürecinin hasta memnuniyeti üzerinde olumlu etkisi bulunmasına karşılık, insan kaynakları sürecinin olumlu etkisi bulunmamaktadır. Katılımcıların medeni durumları ve hizmet aldığı hastanenin mülkiyetinin kamu ya da özel mülkiyete ait olması süreç kalitesi ve memnuniyette anlamlı bir farklılık oluşturmamasına karşılık; eğitim durumu ve aylık gelir her iki ölçek ve tüm boyutlarında anlamlı farklılığa sebep olmaktadır. Ayrıca, yaş gruplarına göre destek hizmetleri süreci dışındaki tüm faktörlerde fark bulunmasına karşılık Hasta Kabul ve Taburcu Süreci sadece cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Sonuç olarak hizmet süreçlerinin kalitesi hasta memnuniyetini etkilemektedir. Bu sebeple rekabet ortamında hasta memnuniyetini artırmak ve bu bağlamda hastaneden hizmet alan hastaların sürekliliğini sağlamak ve yeni hizmet kullanıcıları kazanmak için hizmet sunum süreçlerinin kalitesinin geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Hasta memnuniyetiHastanelerHizmet kalitesi+5
Kadir Yıldırım
Sakarya University · Institute of Business Administration
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Internal lean manufacturing practices and operational performance: A meta-analysis approach

Among the major aims of any firm is to keep costs as low as possible. This has become even more critical during the COVID-19 era, where many businesses have been forced to operate below their stated capacity while others have closed shop. However, even before the pandemic struck, firms both domestic and multinational were already reeling from the cut-throat competition exacerbated by globalization, disruptive technologies, and heightened demand for cheap products and services with increasingly innovative features. To win and sustain such demand, fend off the competition and achieve efficiency with increased value, firms were already trying to streamline their operations using different production techniques, including the lean manufacturing strategy, albeit with mixed results Therefore, the debate on the efficacy of the ILMPs on OP continues to be a subject of substantial scholarly and practical interest. A substantial amount of theoretical and empirical literature on the relationship has been and continues to be investigated as a result of this. This accumulation of empirical evidence on the ILMP-OP association has gained traction that makes it necessary to carry out another synthesis of findings through a meta-analytic study. However, despite the great strides made in bridging the numerous disagreements in the ILMP-OP relationship, the literature still has significant gaps and discrepancies. For example, empirical evidence on the association is frequently varied, and theoretical debates have remained unexplained in general. This study aims to narrow the inconsistencies and gaps observed and obtain a clearer picture of the relationship between ILMP and OP. The ILMPs were derived from a proposed model by Shah and Ward (2003). They include statistical process control, total preventive maintenance, continuous flow production, employee involvement, setup time reduction, and pull production. OP as the dependent variable for the study was measured in terms of speedy delivery of materials, flexibility, high productivity, reduction in defects, high first-pass yield, reduced lead time, lower manufacturing costs, high product quality, and waste minimization. The study comprises 7,075 firms spread across the world and thirty studies published between 2010 and 2020. The meta-analysis results show a strong positive and significant association between aggregate ILMP and OP, and the same for all the individual practices and OP.

FirmsMeta analysisOperational performance+3
Ashıraf Kategaya
Sakarya University · Institute of Business Administration
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Lojistik servis kalitesini belirleyen faktörlerin elektronik ticarette müşteri memnuniyeti ve bağlılığı üzerine etkisi

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki son gelişmeler ve küreselleşmenin etkisiyle dünya genelinde işlem hacmi hızla artan elektronik ticaretin büyüme hızı COVID 19 pandemisi ile yüksek ivme kazanmıştır. Elektronik ticaretin coğrafi sınırları ortadan kaldırması sayesinde küresel ölçekte müşteri potansiyeline sahip olan firmalar için artık rekabet de küreselleşmiştir. Müşterilerin sadece tek bir tıklama ile rakip firmaları seçebildiği ve müşterilerin değişen talep ve ihtiyaçlarını anlama gerekliliğinin arttığı elektronik ticaretin bu zorlu rekabet ortamında firmaların müşterilerinin beklentilerini etkin şekilde karşılayarak onları memnun edebilmesi ve rekabet avantajı kazanabilmesi sundukları lojistik servisin performansına bağlıdır. Elektronik ticarette alıcı ile satıcı arasında köprü görevi gören lojistik faaliyetler müşterileri memnun edebilmek ve sonraki alışveriş tercihlerini etkileyebilmek açısından stratejik önem taşımaktadır. Lojistik servis kalitesinden memnun olan müşteriler aynı firmadan tekrar alışveriş yaparak bağlılığın gelişimi mümkün olabilecek, memnun olmayan müşteriler ise yeni firma arayışına girebilecektir. Müşterilerin alışveriş deneyimleri sadece kendilerinin aynı siteden tekrar alışveriş yapma ihtimalini etkilemeyecek, aynı zamanda çeşitli sosyal platformlardan yapacakları paylaşımlarla potansiyel müşterilerin tercihlerinde de belirleyici rol oynayabilecektir. Bu nedenle elektronik ticaret firmalarının lojistik servis kalitesinin müşteriler tarafından nasıl değerlendirildiğini sürekli olarak izlemeleri, gerekli iyileştirmeleri yaparak firmalarını rakiplerinden farklılaştıracak kalitede hizmet sunmaları hem mevcut müşterilerini korumalarında hem de yeni müşteriler kazanmalarınıda etkili olmaktadır. Yapılan literatür incelemelerinde; elektronik ticarette lojistik servis kalitesini belirleyen faktörlerin nasıl değerlendirildiği konusunda kabul görmüş bir ölçek bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca lojistik servis kalitesinin müşteri memnuniyetine olan etkisi ve müşteri memnuniyetinin de müşteri bağlılığı üzerindeki etkisi hakkında henüz tam ve bilimsel bir çerçeve oluşturulmadığı görülmüş ve tüketici algısı üzerinden bu alanda çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulduğu anlaşılmıştır. İlgili literatürün ayrıntılı bir şekilde incelendiği bu araştırma ile sözkonusu eksikliğin giderilmesi düşünülmektedir. Bu bağlamda elektronik ticaretin gelişimindeki önemi açısından lojistik servis kalitesine odaklanılan bu araştırmada lojistik servis kalitesinin müşteri memnuniyetine olan etkisi ve müşteri memnuniyeti ile müşteri bağlılığı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda hazırlanan anket formu online bir anket sitesi üzerinden katılımcıların erişimine sunulmuştur. Kolayda örnekleme yöntemi ile Türkiye'de yaşayan 1562 elektronik ticaret müşterisinden gönüllülük esasına göre toplanan veriler yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; elektronik ticaret müşterilerinin lojistik servis kalitesi değerlendirmesinde ele alınan zamanındalık, sipariş durumu, sipariş doğruluğu ve sipariş tutarsızlıklarının yönetimi faktörlerinin müşteri memnuniyeti üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca müşteri memnuniyetinin müşteri bağlılığı ile olan olumlu ilişkisi bu araştırmada doğrulanmıştır.

Elektronik ticaretLojistikLojistik hizmetler+4
Siber Akıl
Sakarya University · Institute of Business Administration
2022
10

Other supervisors