Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Erkan
19 theses · Akdeniz University
UV-B ışın uygulamalarının brokkolinin bitki gelişimi, antioksidan bileşikler ve hasat sonrası kalitesi üzerine etkileri
Son yıllarda hava ve çevre kirliliğindeki artışlar ozon tabakasında incelmelere neden olmaktadır. Ozon tabakasındaki incelmeler nedeniyle, dünyamıza ulaşan değişik gazların ve zararlı ışınların miktarlarında önemli artışlar meydana gelebilmektedir. Bunun doğal sonucu olarak dünyamıza ulaşan zararlı ışınlar nedeniyle yeryüzünde yaşayan bitkiler dahil tüm canlılar direkt veya dolaylı olarak olumsuz şekilde etkilenmektedir. Bu ışınlar arasında yer alan UV-B ışınları, en basit tek hücreli bitkilerden, kültür bitkilerine ve insanlara kadar bütün canlılar üzerinde zararlı etkiler meydana getirebilmektedir. Diğer tüm canlılarda olduğu gibi bahçe bitkilerinin de tamamı yüksek dozlardaki UV-B ışınlarına karşı oldukça duyarlıdır. Yapılan çalışmalar, dünyadaki besin üretiminin, dünyaya ulaşan UV-B ışınlarındaki her %1′lik artışla birlikte %1 oranında azalabileceğini göstermektedir. Dünyada ve ülkemizde özellikle son yıllarda brokkoli sebzesine olan yoğun talep daha çok bu ürünün içermiş olduğu yüksek antioksidan özelliği sayesindedir. Bu nedenle, bu üründe yetiştiricilik ve hasat sonrası aşamalarda besin içeriği ve antioksidan aktivitesinin korunması son derece önemlidir. Yüksek glukosinolat, C vitamini, beta-karoten ve antioksidan aktivitesi sayesinde brokkoli talebinin hem ülkemizde hem de yurt dışında önümüzdeki yıllarda daha da fazla artması beklenmektedir. Bu durumda, üreticilerin pazara sundukları brokkolinin ürün kalitesi ve besin içeriği tüketim açısından daha fazla önem kazanacaktır. Bu çalışmada, yetiştiricilik sırasında üç farklı dozda UV-B ışın uygulamasının brokkoli bitkisinin bitki gelişimi, verim, besin içeriği, antioksidan aktivitesi ve hasat sonrası depolama kapasitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, topraksız ortamda yetiştirilen brokkolilere 2.2, 8.8 ve 16.4 kJ/m2/gün olmak üzere üç farklı dozda UV-B ışın uygulanmıştır. Yetiştiricilik sırasında artan dozlarda UV-B ışın uygulamaları, brokkolilerde verim, bitki boyu, klorofil ve taç çapında azalmalara sebep olurken, gövde çapı ve yaprak kalınlığının artışına neden olmuştur. Diğer yandan, yetiştiricilik sırasında UV-B ışın uygulama dozu arttıkça brokkolilerin görünüş ve taç rengi doz artışından olumsuz şekilde etkilenmiştir. Ayrıca doz artışı, bitki besin elementlerinden kükürt ve sodyum miktarının artmasına, buna karşılık fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, mangan, demir, bakır ve çinko miktarlarının azalmasına yol açmıştır. Hasat sonrasında ise artan dozlarda UV-B ışın uygulamaları, brokkolilerde kontrole göre daha düşük ağırlık kaybı, titre dilebilir asit, h° değeri, SÇKM ve kuru madde miktarıyla sonuçlanmıştır. Benzer şekilde, yüksek dozlarda UV-B ışın uygulamaları, antioksidan aktivite, karotenoid, klorofil a ve b miktarlarını azaltmış, buna karşılık fenolik madde, L-askorbik asit, sinigrin ve glukotropaeolin miktarını ise artırmıştır.
Farklı asitlik seviyelerindeki narlarda sıcak su ve modifiye atmosferde paketleme uygulamalarının antioksidan bileşikler ve muhafaza üzerine etkileri
Bu çalışmada, ülkemizde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan Hicaznar çeşidi ile Antalya yöresinde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan Beynar çeşidinde sıcak su ve modifiye atmosferde paketleme uygulamalarının antioksidan bileşikler ve muhafaza üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla yürütülen çalışmalar 2007-2009 yılları arasında gerçekleştirilmiştir.Çalışmanın birinci kısmında, optimal derim zamanında derilen Hicaznar meyvelerine 45 ? C de 4 dk süreyle ve 55 ? C'de 2 dk süreyle sıcak su uygulamaları yapılmış ve meyveler daha sonra modifiye atmosferli torbalar içerisinde (Xtend) muhafazaya alınmışlardır. Ambalajlanan tüm meyveler 2 ve 6 ? C sıcaklık ve %90-92 oransal nem içeren soğuk hava depolarında 210 gün süreyle depolanmıştır.Çalışmanın ikinci kısmında ise Hicaznar ve Beynar meyvelerine modifiye atmosferde paketleme uygulamaları yapılmıştır. Bu amaçla, birinci grup meyveler Xtend marka modifiye atmosferli torbalar (MAP 1) içerisinde, ikinci grup meyveler ise Zoe Pac marka modifiye atmosferli torbalar (MAP 2) içerisinde, üçüncü grup meyveler ise kontrol grubu olarak muhafazaya alınmışlardır. Ambalajlanan meyveler 6 ? C sıcaklık ve %90-92 oransal nem içeren soğuk hava depolarında Hicaznar meyveleri 210 gün, Beynar meyveleri ise 140 gün süreyle depolanmıştır.Muhafaza ortamlarından Hicaznar çeşidinden 30 gün aralıklarla, Beynar çeşidinden ise 20 gün aralıklarla alınan meyve örneklerinde, depolama süresince çeşitli fiziksel ve kimyasal analizler yapılarak meyvelerin kalitelerinde ve raf ömürlerinde meydana gelen değişmeler incelenmiştir.Çalışmanın birinci kısmından edilen sonuçlara göre, her iki deneme yılında da muhafaza periyodu sonunda narların ağırlık kayıplarında artışlar belirlenmiştir. Her iki depo sıcaklığında da 45 ? C'de sıcak su uygulaması yapılan narlarda ağırlık kayıpları oldukça düşük düzeyde kalmıştır. Çalışmada, muhafaza periyodunun uzamasına paralel olarak tüm uygulamalarda narların titre edilebilir asit, suda çözünebilir kuru madde ve C vitamini miktarlarında azalmalar meydana gelmiştir. 45 ? C'de sıcak su uygulaması titre edilebilir asit ve suda çözünebilir kuru madde miktarlarındaki parçalanmaları azaltma bakımından oldukça etkili bulunmuştur. Narların muhafazası süresince toplam antosiyanin ve fenolik bileşiklerin miktarlarında artışlar saptanmıştır. Denemenin her iki yılında da kontrol meyvelerinde saptanan C vitamini, toplam antosiyanin ve fenolik bileşiklerin miktarları diğer uygulamalara göre daha yüksek bulunmuştur. Sıcak su uygulamaları yapılan narların C* ve h° açısı değerleri kontrol grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. 2 ? C'de depolanan narlarda muhafaza süresine bağlı olarak üşüme zararı ortaya çıkmıştır. Üşüme zararı belirtileri özellikle 20 ? C'de 3 gün bekletilen meyvelerde daha belirgin olmuştur ve bu belirtiler kabukta kahverengileşme, dane renginin solması ve daneleri çevreleyen beyaz kısımda kahverengileşme şeklinde meydana gelmiştir. Her iki deneme yılında da üşüme zararı kontrol grubu meyvelerinde daha yüksek olmuştur. 6 ? C sıcaklıkta depolanan narlarda ise üşüme zararı belirtileri yok denecek kadar azdır. 45 ? C'de 4 dk süreyle sıcak su uygulaması her iki depo sıcaklığında ve her iki deneme yılında da narların üşüme zararını belirgin bir şekilde azaltmıştır. Görsel kalite ve mantarsal nedenli çürümeler dikkate alındığında 45 ? C'de 4 dk süreyle sıcak su uygulaması yapılarak 6 ? C sıcaklıkta depolanan narların kalitelerinden fazla bir şey kaybetmeden 210 gün boyunca depolanabileceği saptanmıştır.Çalışmanın ikinci kısmından edilen sonuçlara göre, iki farklı modifiye atmosfer ortamında depolanan Hicaznar ve Beynar çeşitlerinde muhafaza süresince ağırlık kayıplarında artış, titre edilebilir asit, suda çözünebilir kuru madde ve C vitamini miktarlarında ise azalmalar saptanmıştır. MAP 1 ve MAP 2 ortamında depolanan meyvelerin, suda çözünebilir kuru madde miktarı, C vitamini, toplam antosiyanin ve fenolik bileşiklerin miktarları kontrol meyvelerinden daha düşük olmuştur. Her iki MAP ortamında depolama narların ağırlık kayıplarını ve çürük meyve miktarını azaltmada, titre edilebilir asit miktarının ve meyve kabuk renginin korunmasında oldukça etkili olmuştur. Hicaznar ve Beynar çeşitleri için en iyi uygulamanın 6 ? C sıcaklık, %90-92 oransal nem içeren MAP1 ve MAP 2 ortamında muhafaza etmek olduğu saptanmıştır. Bu koşullarda Hicaznar çeşidi 210 gün, Beynar çeşidi ise 140 gün süreyle depolanabilmiştir.ANAHTAR KELİMELER: Nar, muhafaza, antioksidan bileşikler, modifiye atmosfer paket, sıcak su uygulaması
Kalıntısız ve geleneksel olarak serada yetiştirilen kapya tipi 'urartu' biber çeşidinin meyve kalitesi ve muhafazası bakımından karşılaştırılması
Bu çalışmada, örtüaltı biber üreticileri tarafından hastalık ve zararlı kontrolünde yaygın olarak kullanılan geleneksel (kimyasallara dayalı) mücadele programına alternatif olabilecek kalıntısız (mikrobiyal ve organik kaynaklı preparatlara dayalı) mücadele programı kullanılarak yetiştirilen kapya tipi 'Urartu' biber çeşidinin (Capsicum annuum L.) hasat sonrası dayanımı ve meyve kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla yürütülen çalışmalar 2011-2013 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Farklı yetiştiricilik sistemleri kullanılarak üretilen biberler, optimal hasat zamanında derilerek 5 farklı gruba ayrılmıştır. Birinci grup meyveler, palistore ortamında %3 CO2 : %2 O2 konsantrasyonlarında muhafazaya alınmıştır. İkinci grup meyveler, özel bir firma tarafından üretilen ve gaz geçirgenlikleri belli olan 5'er kg'lık modifiye atmosfer torbaları (MAP) içerisinde (Xtend) depolanmışlardır. Üçüncü grup meyveler, 5 kg meyve alabilen adi torbalar içerisinde, dördüncü grup meyveler ise yaklaşık 1 kg biber alabilen strafor tabaklar içerisine yerleştirilmiş ve meyvelerin üzerleri streç film ile kaplanarak muhafazaya alınmışlardır. Son grup meyveler ise hiçbir paketleme ambalajı kullanılmadan kontrol grubu olarak plastik kasalar içerisinde muhafazaya alınmışlardır. Farklı şekillerde ambalajlanan tüm meyveler 8oC sıcaklık ve %90-95 oransal nemde 60 gün süreyle depolanmıştır. Değişik muhafaza ortamlarından 15'er gün aralıklarla alınan meyve örneklerinde ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), titre edilebilir asit miktarı (TEA), meyve et renginin C* ve h° açı değerlerindeki değişimler, MAP ortamındaki CO2 ve O2 miktarları, C vitamini miktarı, toplam fenolik madde miktarı, β-karoten miktarı belirlenerek farklı üretim sistemlerinin meyve kalitesi ve muhafaza üzerine etkileri karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Çalışmada ayrıca, biberlerin manav koşullarında dayanma sürelerinin belirlenmesi amacıyla değişik muhafaza süreleri sonunda depodan çıkarılan ürünler 2 gün süreyle 18-20 °C sıcaklıkta bekletilmişlerdir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, muhafaza periyodu süresince biberlerin ağırlık kayıplarında artışlar belirlenmiştir. Her iki yetiştiricilik sisteminde de palistore ortamında depolanan biberlerde ağırlık kayıpları oldukça düşük düzeylerde kalmıştır. Biberlerin muhafaza süresince TEA miktarları muhafazanın başlangıcında artış, daha sonraki dönemlerde ise azalış göstermiştir. Çalışmada, en yüksek TEA miktarı kontrol grubunda saptanmıştır. Bunu sırasıyla adi torba, streç film ve palistore uygulamaları takip etmiştir. En düşük TEA miktarı ise MAP uygulaması yapılan biberlerde meydana gelmiştir. Biberlerin muhafazası sırasında en yüksek SÇKM miktarı, kontrol grubunda saptanırken, en düşük SÇKM miktarı ise adi torba uygulamasında meydana gelmiştir. Çalışmada, muhafaza periyodunun uzamasına paralel olarak tüm uygulamalarda biberlerin C vitamini miktarlarında azalmalar meydana gelmiştir. Palistore ortamında depolama C vitamini kaybını azaltmada oldukça etkili bulunmuştur. Biberlerin muhafazası süresince toplam fenolik madde miktarları depolamanın ilk 15 gününde artış, muhafazanın geri kalan kısmında ise azalış göstermiştir. En yüksek toplam fenolik maddeye palistore uygulamasında ulaşılmıştır. Bunu kontrol ve adi torba uygulamaları takip etmiştir. Muhafaza süresince biberlerin β-karoten miktarları artmış ve kontrol grubu meyvelerinin β-karoten miktarları diğer uygulamalara oranla daha yüksek bulunmuştur. Farklı hasat sonrası uygulamaları yapılan biberlerin h° açısı ve C* değerleri azalış göstermiş ve biberlerin renk değerlerinde en az kayıp palistore grubunda meydana gelmiştir. Biberlerin pazarlanabilirlik durumları dikkate alındığında palistore ortamında depolanan biberlerin kalitelerinden fazla bir şey kaybetmeden 30 gün süreyle depolanabileceği saptanmıştır. Biberlerde meydana gelen kalite kayıpları özellikle 20 °C'de 2 gün bekletilen meyvelerde daha belirgin hale gelmiştir. Manav koşullarının 30 + 2, 45 + 2 ve 60 + 2 günlerinde adi torba uygulamaları çürümeler ve kalite kayıpları nedeniyle analiz yapılamayacak duruma gelmiştir. Farklı yetiştiricilik sistemlerinin biber muhafazası üzerine etkileri incelendiğinde ise, kalıntısız olarak yetiştirilen biberlerde muhafaza süresince saptanan ağırlık kaybı ve SÇKM değeri, geleneksel olarak yetiştirilen biberlere oranla daha düşük bulunmuştur. Çalışmada, kalıntısız olarak yetiştirilen biberlerin daha yüksek C vitamini, toplam fenolik madde, h° açısı ve C* değerlerine sahip olduğu belirlenmiştir. TEA, β -karoten ve pazarlanabilir meyve miktarı bakımından üretim sistemlerinin etkileri önemli (p ≥ 0.05) bulunmamıştır. Ayrıca yapılan kalıntı analizleri sonucunda kalıntısız olarak yetiştirilen kapya tipi biberlerde hiçbir kalıntıya rastlanmazken, geleneksel olarak yetiştirilen biberlerde iki etken madde tespit edilmiştir.
Farklı domates tiplerinin derim sonrası düşük oksijen stresine duyarlılığının araştırılması
Bu tez çalışması, 2020-2024 yılları arasında yapılmıştır. Çalışmanın birinci yılında domates meyvelerinde 1-metilsiklopropen (1-MCP) ile düşük oksijende muhafaza uygulamaları yapılarak olgunlaşma fizyolojileri incelenmiştir. Çalışmanın ikinci yılında ise düşük oksijen (O2) ortamında depolanan meyvelerde olgunlaşma ile ilgili genler araştırılmıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'de ticari olarak yetiştirilen farklı domates tiplerine ait yetiştiriciliği en fazla yapılan domates çeşitleri ile olgunlaşma inhibitörü mutantı ve bu mutantın yabani tipi olmak üzere toplam 14 farklı genotip kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan meyve örnekleri Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne ait bir serada yetiştirilmiş ve yeşil olgun aşamada derilerek deneylerde kullanılmıştır. Birinci yıl çalışmaları kapsamında 500 ppb 1-MCP uygulaması yapılmıştır. Domateslerin düşük O2 şartlarında muhafazası için ise %1, %3 ve %5 olmak üzere 3 farklı O2 seviyesi kullanılmıştır. Kontrol grubu meyveleri normal atmosfer şartlarında muhafaza edilmiştir. Meyveler 20'şer gün süreyle muhafaza edilmiş ve 5'er gün aralıklarla örnekleme yapılmıştır. Birinci yıl çalışmaları kapsamında 1-MCP'nin ve düşük oksijen seviyelerinin olgunlaşma fizyolojisine etkilerinin anlaşılabilmesi için ağırlık kaybı, kabuk rengi (L*, C*, h°), suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asitlik (TEA), meyve sertliği, likopen, toplam klorofil, malik asit, sitrik asit, fumarik asit, süksinik asit, glikoz, sakkaroz, fruktoz, toplam fenol, askorbik asit, etilen üretim miktarları ile toplam antioksidan aktivitesi, solunum hızı ve hücre duvarı modifikasyon genlerinin (PG2, PME1, PL, EXP1) ifade seviyeleri incelenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında ikinci yıl çalışmaları için birbirlerine zıt karakterde (düşük oksijene tepki veren ve vermeyen) 4 çeşit seçilmiş ve transkriptom profilleme çalışması yapılmıştır. Genel olarak hº, C*, TEA, SÇKM, toplam antioksidan aktivitesi, toplam fenol, toplam klorofil, likopen, askorbik asit, fruktoz, sakkaroz, süksinik asit, etilen üretimi ve solunum hızı uygulamalardan bağımsız olarak olgunlaşma ile ilişkili bulunmuştur. Ayrıca %5 O2 seviyesinin 1-MCP'e alternatif olduğu ispatlanmıştır. Tez kapsamında kontrollü atmosferde bazı çeşitlerin diğerlerinden daha hızlı olgunlaştıkları keşfedilmiş ve solunum hızı ile oksijenden yararlanma ve olgunlaşma arasında ilişki bulunmuştur. Son olarak düşük oksijen kullanılarak gerçekleştirilen transkriptom profilleme çalışması sonucunda olgunlaşma ile ilişkili olabilecek 165 tane aday gen tespit edilmiştir.
Karanfil muhafazası üzerine vakumlu ve oda ile ön soğutma yöntemlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, vakum ve oda soğutması ile yapılan ön soğutma yöntemlerinin yaş ve kuru olarak soğukta muhafaza edilen karanfilin (Dianthus caryophyllus L. cv. 'Picasso') vazo ömrü ve çiçek kalitesi üzerine etkileri incelenmiştir. Ön soğutma sonrasında çiçekler 2°C sıcaklık ve %90-95 oransal nem koşullarında yaş (saf suda) ve kuru olarak 28 gün süreyle depolanmıştır. Muhafaza süresince 7 gün aralıklarla alınan karanfil örneklerinde ağırlık kaybı, vazo suyu alımı, çiçek taç ve çanak yaprak rengi, çiçek taç yaprak çapı ve toplam klorofil miktarı ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca, kranfil çiçekleri muhafazanın 14. ve 28. günlerinde soğuk depodan çıkartılarak vazo ömründeki durumlarını incelemek üzere 20°C sıcaklık ve %65-70 oransal nemde 12 saat ışık ve 12 saat karanlık koşullarında 15 gün bekletilmiştir. Çalışma sonucunda yaş depolama yapılan karanfilllerin daha yüksek oransal taze ağırlığa, klorofil içeriğine ve gonca açılma miktarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca yaş depolama yapılan karanfillerin renk değerlerinin ve görsel puanlarının kuru depolama yapılan karanfillere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ön soğutma işlemlerinin etkileri karşılaştırıldığında, vakum ile ön soğutma işlemi yapılan karanfillerde daha yüksek oransal taze ağırlık, su alımı, klorofil içeriği ve görsel kalite puanı elde edilmiştir. Ancak bu çiçeklerin daha düşük açılma gösterdiği saptanmıştır. Depolamadan 14 gün sonra vazo ömrü için 20oC'de bekletilen çiçeklerin oransal taze ağırlık ve görsel kalitesi üzerine depolama şeklinin etkisi istatistiksel olarak önemsiz, 28 gün muhafaza sonrasında vazo ömrüne alınan çiçeklerde ise yaş depolama daha etkili bulunmuştur. 14 gün muhafaza sonrasında vazo ömrüne alınan çiçeklerde en yüksek görsel puan vakum ile ön soğutma uygulamasında, 28 gün depolama sonrasında vazo ömrüne alınanlarda ise oda ve vakum ile ön soğutmanın etkileri benzer bulunmuştur.
Kiraz muhafazası üzerine suyla ve vakumla ön soğutma yöntemlerinin etkilerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, kiraz meyvelerinde suyla ve vakum ile ön soğutma yöntemlerinin kiraz meyvesinin depolama ve ürünün kalite kriterleri üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Yapılan araştırmada kiraz meyveleri su ile ön soğutma, vakumlu ön soğutma ve kontrol olmak üzere üç farklı gruba ayrılmış ve ön soğutma sonrasında 5 kg ürün alabilen modifiye atmosferli poşetler (MAP) ile paketlenerek, 0 °C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde 45 gün boyunca muhafaza edilmiştir. Ayrıca, depolama sürecinde belirli aralıklarla alınan meyveler raf ömrü çalışmaları için manav koşullarında (20 °C sıcaklık ve %65 oransal nem) 3 gün tutulmuştur. Çalışmada ağırlık kaybı, meyve rengi, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) miktarı, titre edilebilir asit (TEA) miktarı, meyve sertliği, meyve sapının kopma direnci, sap kararması oranı, toplam antosiyanin miktarı ile meyve sapının toplam klorofil kapsamı belirlenmiştir. Ayrıca, çatlamış, pittingli ve pazarlanamaz meyve miktarları da ayrı ayrı incelenmiştir. Çalışmada en yüksek ağırlık kaybı kontrol grubunda, en düşük ağırlık kaybı ise su ile ön soğutma uygulamasında saptanmıştır. Meyve renginin korunmasında ön soğutma uygulaması etkili bulunmuştur. En yüksek L* değeri vakumlu ön soğutma uygulamasında, en yüksek C* değeri su ile ön soğutma uygulamasında ve en yüksek ho değeri ise aralarında istatistiksel farklılık bulunmayan su ve vakumlu ön soğutma uygulamalarında tespit edilmiştir. Farklı ön soğutma uygulamalarının SÇKM ve TEA miktarı üzerine etkileri istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Kirazlarda su ve vakumlu ön soğutma yapılması meyve sertliğini korumada kontrole göre etkili bulunmuştur. En yüksek meyve sertliği vakumlu ön soğutma uygulamasında tespit edilmiştir. En yüksek sap kopma direnci su ile ön soğutma uygulamasında, en düşük kopma direnci ise kontrol grubunda saptanmıştır. Meyve sapı kararması ve sap klorofil miktarlarının korunmasında en başarılı uygulama su ile ön soğutma, en başarısız uygulama ise kontrol olarak tespit edilmiştir. İstatistiksel düzeyde en yüksek toplam antosiyanin miktarı su ile ön soğutma uygulamasında, en düşük toplam antosiyanin miktarı ise kontrol grubunda belirlenmiştir. Çatlamış meyve miktarı açısından soğukta depolama sonunda vakumlu ön soğutma uygulaması daha etkili bulunmuş iken manav koşullarında ise uygulamalar arasında istatistiksel farklılık tespit edilmemiştir. Pittingli meyve miktarında ise soğukta depolama sonunda istatistiksel farklılık tespit edilmemiş, buna karşılık manav koşullarında ise kontrol ve vakumlu ön soğutma uygulamasında daha düşük oranda pitting oluşmuştur. Hem soğukta muhafaza hem de manav koşulları sonrasında aralarında istatistiksel farklılık bulunmayan ön soğutma uygulamaları kontrole göre pazarlanamaz meyve miktarını azaltmıştır. Sonuç olarak, '0900 Ziraat' kiraz çeşidinde 0 °C sıcaklık ve %90-95 oransal nem koşullarında 45 günlük depolama boyunca kalite kriterlerini koruma açısından en başarılı ve etkili uygulama su ile ön soğutma uygulaması bulunmuştur. Bunu vakumlu ön soğutma uygulaması izlemiş ve bu uygulama kiraz meyvelerinin ön soğutmasında ümitvar olarak belirlenmiştir.
UV-C ışın uygulamalarının taze fasulyenin derim sonrası fizyolojisi üzerine etkileri
Farklı dozlarda UV-C ışın uygulamalarının taze fasulyelerin hasat sonrası kalite korunumu üzerine etkilerinin araştırıldığı bu çalışmada, ticari olgunlukta hasat edilen 'Bourgondia' çeşidi fasulyelere 0.1, 0.3 ve 0.5 kJ/m2 dozunda UV-C ışını uygulandıktan sonra modifiye atmosferli paketler (MAP) içerisinde 8 °C sıcaklık ve %90-95 oransal nem koşullarında 25 gün depolanmıştır. Muhafaza süresi boyunca 5'er gün aralıklarla alınan örneklerde bazı kalite ve fizyolojik parametrelerde oluşan değişimler izlenmiştir. Çalışmada ayrıca her örnekleme zamanında alınan ve 20 °C sıcaklık ve %60-65 oransal nem koşullarında 3 gün süreyle bekletilen fasulyelerin manav koşullarındaki durumları da araştırılmıştır. Çalışma sonunda, muhafaza süresince artan ağırlık kayıplarını UV-C uygulamaları etkilememiştir. Muhafaza süresince örneklerin titre edilebilir asit (TEA) miktarı artmış, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) miktarı düşmüş ancak artan UV-C dozları TEA miktarındaki artışı yavaşlatmıştır. Muhafaza süresince parlaklık (L*) değerleri artmış, kroma (C*) ile hue açı (hº) değerleri düşmüş ve UV-C uygulamaları daha düşük renk değerlerine yol açmıştır. Muhafaza süresince düşüş gösteren toplam şeker miktarı, UV-C uygulamaları ile daha iyi korunmuştur. Ancak UV-C ışın uygulamaları toplam klorofil miktarını etkilememiştir. Çalışmada, muhafaza süresi uzadıkça ve UV-C dozundaki artış, fasulyelerin toplam fenolik madde miktarını artırmışır. Depolama başlangıcında artan sonra düşüş eğilimi gösteren ürünün toplam flavonoid miktarını, raf ömrü koşullarında UV-C uygulamaları ve muhafaza süreleri etkilememiştir. UV-C uygulamaları dozdaki artışa bağlı olarak ürünün solunum hızını düşürmüştür. Çalışmamızda orta (0.3 kJ/m2) ve yüksek (0.5 kJ/m2) ışın dozları, 10. günden itibaren ürün yüzeyinde UV-C zararına yol açmıştır. Soğuk depolama süresince gözlenmeyen mantarsal bozulmalar, raf ömrü koşullarında orta ve yüksek doz uygulanan gruplarda, kontrol ve düşük doz uygulananlara göre daha yüksek olmuştur. Sonuç olarak, 0.1 kJ/m2 UV-C ışın dozu taze fasulyelerde kalitenin korunumu ve ürün dayanımı açısından etkili bulunmuş ve 25 gün süren muhafaza süresince güvenle kullanılabileceği belirlenmiştir.
Derim sonrası metil jasmonat uygulamalarının ayva'da (Cydonia vulgaris) meyve kalitesi ve üşüme zararı üzerine etkileri
Ayva, ülkemizde yaygın olarak üretilen ve ihracat potansiyeli yüksek olan bir meyve türüdür. Türkiye, ayva ihracatında lider ülke konumunda olup dünya ihracatında %41.4'lük bir paya sahip olmakla birlikte üretiminin sadece %11'ini ihraç etmektedir. Düşük ihracat düzeyinde rol oynayan önemli faktörler derim sonrası dönemde kalite standartlarının tam olarak sağlanamaması, yıl boyu arz sorunları ve depolama sırasında karşılaşılan fizyolojik bozulmalardır. Meyve eti kararması, ayvada tüketici beğenisi ve talebini önemli ölçüde etkileyen en önemli fizyolojik bozukluktur. Bu çalışmada, metil jasmonat (MeJA) uygulamasının 'Ege 22' ayva çeşidi meyvelerinin depolama kalitesi ve meyve eti kararması üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla optimum derim zamanında derilen meyvelere 1.0, 2.5 ve 5.0 mM dozda MeJA uygulamaları 20 °C sıcaklıkta hazırlanan solüsyona 1 dk süreyle daldırma şeklinde yapılmıştır. Kontrol grubu ise 20 °C sıcaklıkta saf suya 1 dk süreyle daldırılmıştır. Uygulamalardan sonra meyveler 0 °C sıcaklık ve %90-95 oransal nemde 5 ay süre ile depolanmıştır. Ayrıca meyvelerin manav koşullarındaki dayanma durumları, soğuk hava deposundan belirli aralıklarla alınıp 20 °C sıcaklık ve %60±5 oransal nemde 7 gün tutulan meyvelerde incelenmiştir. Çalışma sonunda, en yüksek ağırlık kaybı kontrol grubunda, en düşük ağırlık kaybı ise 1 mM MeJA uygulamasında tespit edilmiştir. Meyve kabuk renginin korunmasında MeJA uygulamaları etkili bulunmuş ve en yüksek L* değeri 1 mM MeJA, kroma (C*) ve açı (ho) değerleri ise 1.0 ve 2.5 mM MeJA uygulamalarında belirlenmiştir. MeJA uygulamaları meyvelerin TEA ve SÇKM miktarını istatistiksel olarak etkilememiş ancak MeJA uygulanan meyveler depolama sonunda daha yüksek meyve eti sertliği göstermiştir. Manav koşullarında meyve eti sertliğinin korunumunda 1.0 ve 2.5 mM MeJA daha başarılı bulunmuştur. Soğukta depolama sırasında 1.0 ve 2.5 mM, manav koşullarında ise sadece 1.0 mM MeJA uygulaması meyve eti kararmasının engellenmesinde daha etkili olmuştur. Sonuç olarak, ayvaların soğukta depolaması sırasında oluşan ve önemli ürün kayıplarına yol açan meyve eti kararmasının önlenmesinde 1.0 mM MeJA uygulamasının başarıyla kullanılabileceği tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Depolama, meyve eti kararması, kalite, solunum.
Geciktirilmiş soğutma ve kükürtlü kağıt kullanımının 'Hicaznar' çeşidinin muhafazası üzerine etkileri
Bu çalışmada, farklı geciktirilmiş soğutma (GS) süreleri ve sodyum metabisülfit içeren kükürtlü kağıt kullanımının 'Hicaznar' çeşidinin muhafazası üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada, birinci, ikinci ve üçüncü grup meyveler hasattan sonra 48, 96 ve 144 saat 18-20°C sıcaklıkta %65-70 oransal nemde bekletilerek soğuk zincire alınmıştır. Dördüncü, beşinci ve altıncı grup meyvelere ise farklı dozlarda (1.5, 3.0 ve 4.50 g'lık) sodyum metabisülfit (Na2S2O5) içeren kükürtlü kağıt uygulaması gerçekleştirilmiştir. Yedinci grup meyveler ise kontrol grubu olarak hasat sonrası doğrudan soğuk zincire alınmıştır. Farklı gruplara ait meyveler ambalajlandıktan sonra 6 °C sıcaklık ve %90-95 oransal nemde modifiye atmosferde muhafaza edilmiştir. Geciktirilmiş soğutma uygulamasının her iki yılında da soğuk hava deposundan belirli aralıklarla (45, 90 ve 120. günler) örnekler alınmıştır. Ayrıca narların raf ömürlerinin belirlenmesi için meyveler 20 °C sıcaklıkta 3 gün süreyle bekletilmiştir. Muhafaza süresince ağırlık kaybı, hue açısı (h°), ortamdaki karbondioksit (CO2) seviyesi ve mantarsal nedenlerle bozulmuş meyve miktarları artmış, buna karşılık kabuk renginin parlaklık (L*), kroma (C*), duyusal değerlendirme (dış görünüş, tat) skala değerleri, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asit (TEA), toplam fenolik madde, toplam antosiyan, askorbik asit, organik asitler (sitrik, malik, süksinik ve oksalik asit), fenolik bileşik miktarları (gallik, protokateşik ve klorojenik asit) ile oksijen (O2) seviyeleri azalış göstermiştir. Muhafaza süresince üşüme zararı ortaya çıkmamıştır. Soğukta ve manav koşullarında en düşük ağırlık kaybı, karbondioksit (CO2) seviyesi, çürüme şiddeti ile en yüksek dış görünüş, tat, toplam fenolik madde, askorbik asit, protokateşik asit miktarları, toplam antioksidan aktivitesi ve O2 seviyesi kontrol grubu meyvelerinde tespit edilmiştir. Geciktirilmiş soğutma uygulamalarının sitrik asit ve süksinik asit miktarları üzerine etkileri istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. 48, 96 ve 144 saat süreyle geciktirilmiş soğutma uygulaması narların muhafaza süresini önemli ölçüde azaltmıştır. Elde edilen sonuçlara göre 'Hicaznar' çeşidinin hasat sonrası kalite kayıpları önlemek için soğutmada herhangi bir gecikme olmaksızın doğrudan 6 °C'de ve %90-95 oransal nemde depolanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kükürtlü kağıt denemesinde ise depolamanın 45., 90., 120., 150. ve 180. günlerinde örnekler alınmıştır. Denemenin her iki yılında da kükürtlü kağıt uygulamaları ağırlık kayıplarını azalmıştır. Yapılan kalıntı analizlerinde nar danelerinde ölçülebilir seviyelerde SO2 kalıntısı bulunmamıştır. Çalışmada, en yüksek L* değeri ve toplam fenolik madde miktarı 3 ve 4.5 g'lık kükürtlü kağıt uygulamalarında belirlenmiştir. Denemenin birinci yılında, muhafazanın sonunda en yüksek dış görünüş, tat değerleri, O2 seviyesi ile en düşük CO2 seviyesi 3 g'lık kükürtlü kağıt uygulamasında elde edilmiştir. En yüksek h° değeri ve toplam antosiyanin miktarı sırasıyla 1.5 ve 4.5 g'lık kükürtlü kağıt uygulamalarında saptanmıştır. Kükürtlü kağıt uygulaması çürüme şiddetini azaltmış ve en düşük miktar 3 g'lık kükürtlü kağıt uygulamasında belirlenmiştir. Denemenin ikinci yılında, en yüksek C* ve h° değerleri 3ve 4.5 g'lık kükürtlü kağıt uygulamalarında tespit edilmiştir. En yüksek dış görünüş, tat değerleri, O2 seviyesi ile en düşük ağırlık kaybı ve CO2 seviyesi 4.5 g'lık kükürtlü kağıt uygulamasında, en yüksek süksinik asit miktarı 1.5 ve 4.5 g'lık kükürtlü kağıt uygulamalarında saptanmıştır. Kükürtlü kağıt uygulaması toplam antioksidan aktivitesini artırmış ve en yüksek aktivite 4.5 g'lık uygulamada tespit edilmiştir. 'Hicaznar' çeşidinin derim sonrası kalite kayıplarını önlemek için soğuk zincirinde herhangi bir gecikme olmaksızın doğrudan 6 °C'de ve %90-95 oransal nemde depolanması gerektiği sonucuna varılmıştır. 3.0 ve 4.5 g'lık kükürtlü kağıt uygulamaları ile Hicaznar çeşidi meyvelerinin kaliteleri daha iyi korunmuş ve meyvelerin muhafaza süresi 180 güne uzatılabilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Nar, Geciktirilmiş Soğutma, Sodyum Metabisülfit, Kükürtlü Kağıt, Kalite.
Farklı incir çeşitlerinde taşıma modellemesi ile hasat sonrası kalitenin belirlenmesi
Bu çalışmada, sofralık incir çeşitlerimiz arasında gerek üretim gerekse ihracatta 'Bursa Siyahı' çeşidine alternatif olabilecek 'Yeşilgüz' ve 'Siyah Orak' incir çeşitlerinin palistore depolama sisteminde taşıma performansları bir modelleme yardımıyla incelenmiştir. Palistore sisteminde taşıma modellemesi çalışmalarında; %3 O2 + %15 CO2, %3 O2 + %20 CO2, %3 O2 + %25 CO2 ve %21 O2 + %0.03 CO2 olmak üzere dört farklı atmosfer bileşiminin etkisi karşılaştırılmıştır. Bu amaçla, farklı atmosfer bileşimlerinde 7 gün 2 °C sıcaklık ve %90-92 oransal nem + 2 gün 5 °C sıcaklık ve %70 oransal nem + 2 gün 2 °C sıcaklık ve %70 oransal nem + 3 gün 20 °C sıcaklık ve %65-70 oransal nem olmak üzere denemeye alınan üç çeşitte de toplam 14 gün süreyle taşıma modellemesi yapılmıştır. Modelleme çalışmasında, ağırlık kaybı, meyve sertliği, meyve kabuk rengi (L*, a* ve b*), suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), titre edilebilir asit (TEA) miktarı, toplam antosiyanin miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan aktivitesi, pazarlanamaz meyve miktarı ile meyvelerin görsel ve tat durumları incelenmiştir. Çalışma sonucunda, incelenen kalite kriterlerinin korunumu açısından farklı atmosfer bileşimi oluşturulan palistore ortamında taşıma, normal atmosfere (kontrol) göre daha başarılı bulunmuştur. 'Siyah Orak' çeşidinde denenen atmosfer bileşimlerinin ağırlık kaybı ve SÇKM miktarı üzerine etkisi istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Meyve sertliğinin korunumu açısından en başarılı atmosfer bileşimi %3 O2 + %15 CO2 'dir. Çalışmada en düşük meyve sertliği kontrol uygulamasında tespit edilmiştir. En yüksek TEA miktarı %3 O2 + %15 CO2 ve %3 O2 + %25 CO2 uygulamalarında saptanmıştır. Düşük oksijen ve yüksek karbondioksit içeren ortamda taşıma modellemesi yapılan meyveler kontrole göre daha yüksek fenolik madde içermişlerdir. En yüksek toplam antosiyanin miktarı kontrol uygulamasında, en düşük değer ise %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşiminde tespit edilmiştir. Antioksidan aktivitesi açısından en yüksek değerler %3 O2 + %15 CO2 uygulamasında, en düşük aktivite ise kontrol uygulamasında bulunmuştur. Meyvelerin görsel ve tat değerleri açısından en yüksek puanlar %3 O2 + %15 CO2 uygulamasında, en düşük puanlar ise %3 O2 + %25 CO2 uygulamasında saptanmıştır. Pazarlanamaz meyve miktarı açısından %3 O2 + %25 CO2 uygulaması en başarısız, %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşimi ise en başarılı atmosfer bileşimi olarak belirlenmiştir. 'Yeşilgüz' çeşidinde ise denenen atmosfer bileşimlerinden %3 O2 + %25 CO2 ortamında en yüksek ağırlık kaybı saptanırken, en düşük ağırlık kaybı kontrol uygulamasında gerçekleşmiştir. Çalışmada, %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşimi meyve sertliğinin korunumu açısından en başarılı uygulama olarak tespit edilmiştir. SÇKM miktarı açısından en yüksek değerler %3 O2 + %25 CO2 uygulamasında, en düşük değerler ise %3 O2 + %15 CO2 ve kontrol uygulamasında belirlenmiştir. TEA miktarı açısından en yüksek asitlik değerleri %3 O2 + %25 CO2 ve kontrol uygulamalarında, en düşük değerler ise %3 O2 + %15 CO2 uygulamasında bulunmuştur. En yüksek toplam fenolik madde miktarı %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşiminde, en düşük içerik ise %3 O2 + %25 CO2 ve kontrol uygulamalarında tespit edilmiştir. Buna karşılık toplam antosiyanin miktarı bakımından kontrol ve %3 O2 + %25 CO2 uygulamaları en başarılı uygulamalar olarak saptanmıştır. Antioksidan aktivite ve meyvelerin görsel değerlendirilmesi açısından %3 O2 + %15 CO2 uygulaması daha başarılı bulunmuş, buna karşın kontrol meyveleri en düşük antioksidan aktivite ve görsel değerlendirme puanlarına sahip olmuşlardır. En yüksek pazarlanamaz meyve miktarı kontrol uygulamasında, en düşük pazarlanamaz meyve miktarı ise %3 O2 + %15 CO2 ve %3 O2 + %20 CO2 içeren atmosfer bileşimlerinde saptanmıştır. Çalışmada %3 O2 + %15 CO2 ve %3 O2 + %20 CO2 içeren atmosfer bileşimlerinde taşıma modellemesine alınan meyveler en yüksek tat skala değerlerine, %3 O2 + %25 CO2 ve kontrol meyveleri ise en düşük değerlere sahip olmuşlardır. 'Bursa Siyahı' çeşidinde ağırlık kaybı ve meyve sertliği açısından %3 O2 + %15 CO2 uygulaması en başarılı atmosfer bileşimi olarak belirlenmiştir. SÇKM miktarı açısından %3 O2 + %25 CO2 uygulaması en yüksek değere sahip iken, TEA miktarı açısından uygulamalar arasında farklılık tespit edilememiştir. Toplam fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivite açısından denenen atmosfer bileşimleri kontrole göre daha başarılı bulunmuştur. Toplam antosiyanin miktarı açısından ise kontrol meyveleri daha yüksek içeriğe sahip olmuşlardır. Meyvelerin görsel ve tat değerlendirilmesi açısından en başarılı atmosfer bileşimi %3 O2 + %15 CO2 uygulamasıdır. Sonuç olarak, 'Siyah Orak', 'Yeşilgüz' ve 'Bursa Siyahı' incir çeşitleri için palistore depolama sisteminde %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşimi 14 günlük taşıma modellemesinde kalitenin korunumu açısından en başarılı uygulama olarak belirlenmiştir.
Farklı domates tiplerinin etilen duyarlılıklarının belirlenmesi
Bu çalışmada, beef (Tybif F1), salkım (Merkür F1) ve köy tipi (Yüksel Köy F1) domateslerin etilene olan duyarlılıkları belirlenmiştir. Bu amaçla yürütülen denemede domatesler çakır (dönüm) olum aşamasında hasat edilmiş ve değişik hasat sonrası uygulamaları için üç farklı gruba ayrılmıştır. Birinci grup domatesler 20°C sıcaklık ve %60±5 oransal nemde 21 gün süreyle muhafaza edilmiştir. İkinci grup domateslere hasattan sonra 150 ppm dozunda etilen uygulaması yapılmış ve meyveler daha sonra 12°C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde 35 gün süreyle depolanmıştır. Üçüncü grup domateslere ise etilen uygulaması yapılmamış ve bu meyveler de 12°C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde 35 gün süreyle muhafaza edilmiştir. İkinci ve üçüncü gruptaki meyveler değişik süreler soğukta muhafazadan sonra manav koşulu olarak belirlenen 20°C sıcaklık ve %60±5 oransal nemde raf ömürlerinin belirlenmesi amacıyla üç gün süreyle bekletilmiştir. Depolama süresince değişik muhafaza ortamlarından belirli aralıklarla alınan meyvelerde ağırlık kaybı, kabuk rengi (L*, C*, h°) değişimleri, suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), titre edilebilir asit miktarı (TEA), toplam klorofil miktarı, likopen miktarı, etilen üretimi ve solunum hızı ile pazarlanamaz ürün miktarları belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, 20°C sıcaklıkta tutulan farklı domates tiplerinde muhafaza süresince ağırlık kaybı, C* değeri, likopen içeriği, etilen üretimi ve solunum hızı ile pazarlanamaz ürün miktarları artış, buna karşılık meyve kabuğunun L* ve h° değerleri, titre edilebilir asitlik, meyve eti sertliği ve toplam klorofil miktarlarının ise azalış gösterdiği belirlenmiştir. 20°C sıcaklıkta muhafaza edilen domateslerde en yüksek L*, C*, h° değerleri, meyve eti sertliği, toplam klorofil miktarı ile en düşük ağırlık kaybı, likopen miktarı ve pazarlanamaz ürün miktarı beef tipi domateslerden elde edilmiştir. Benzer şekilde, beef tipi domateslerin etilen üretimi ve solunum hızı değerleri diğer domates tiplerine göre daha düşük bulunmuştur. Hem soğukta muhafaza edilen hem de manav koşullarında bekletilen domateslerde hasattan sonra yapılan etilen uygulaması ağırlık kaybı, likopen miktarı, etilen üretimi ve solunum hızı ile pazarlanamaz ürün miktarında artışa, buna karşın L* ve h° değerleri, TEA miktarı, meyve eti sertliği ve toplam klorofil miktarında ise azalışa neden olmuştur. Hem soğukta muhafaza, hem de manav koşullarında en yüksek L* ve h° değerleri ile meyve eti sertliği ve toplam klorofil miktarı (sadece manav koşullarında) beef tipi domateslerden elde edilmiştir. Ayrıca soğukta muhafazada en düşük etilen üretimi ve solunum hızı değerleri de beef tipi domateslerde saptanmıştır. Hem soğukta muhafaza hem de manav koşullarında en yüksek TEA, likopen ve toplam klorofil miktarı (sadece soğuk depoda) ile en düşük ağırlık kaybı ve pazarlanamaz ürün miktarı (manav koşullarında) köy tipi domateslerde belirlenmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlara göre beef tipi domatesler, köy ve salkım tipi domateslere göre 20°C'de 21 günlük muhafaza sonunda hasat sonrası kalitelerini daha iyi korumuşlardır. Buna karşın, soğukta muhafaza ve manav koşullarında ise beef ve köy tipi domatesler salkım tipi domateslere göre daha iyi performans göstermiştir. Sonuç olarak; çakır olum aşamasında toplanan ve 12°C sıcaklıkta muhafaza edilen beef ve köy tipi domatesler 35 gün süreyle hasat sonrası kalitelerini ticari olarak koruyabilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Beef, Domates, Etilen, Hasat Sonrası, Kalite, Köy, Salkım, Solanum lycopersicum L.
Adi depo koşullarında muhafaza edilen 'Starkrimson' ve 'Granny Smith' elma çeşitlerinin kaliteleri üzerine modifiye atmosfer ve 1-metilsiklopropen (1-MCP) uygulamalarının etkileri
Bu tez çalışması, 2016-2017 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümüne ait Derim Sonrası Fizyoloji Laboratuvarı ve Antalya ili Elmalı ilçesindeki adi bir depoda yürütülmüştür. Çalışmada, 1-metilsiklopropen (1-MCP) ve modifiye atmosfer (MA) uygulamaları ile bunların kombinasyonunun 'Starkrimson' ve 'Granny Smith' elma çeşitlerinin soğukta ve adi depo koşullarında muhafazası üzerine etkinliği araştırılmıştır. Bu amaçla her iki çeşide ait seçilen bahçelerden optimum derim zamanında derilen meyvelere her iki depolama ortamında da 625 ppb dozunda 1-MCP uygulaması yapılmıştır. 1-MCP uygulamaları Elmalı'da adi depo koşullarında muhafaza edilen meyvelere 18 ºC, Akdeniz Üniversitesinde muhafaza edilen elmalara ise 5 ºC sıcaklıkta gerçekleştirilmiştir. 1-MCP uygulamaları her iki ortamda da 24 saat süreyle yapılmıştır. MA'de muhafaza uygulamaları, 1-MCP uygulamalarından hemen sonra gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu meyveleri ise herhangi bir uygulama yapılmadan muhafaza edilmiştir. Soğukta muhafaza çalışmaları Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümüne ait soğuk hava depolarında 0 ºC sıcaklıkta ve %85-90 oransal nemde, kontrolsüz adi depo koşullarında muhafaza çalışmaları ise Elmalı, Antalya'da yürütülmüştür. Elmalı'da yürütülen muhafaza çalışmasında adi deponun sıcaklığı ve oransal nemi bir termohigrograf yardımıyla muhafaza süresince sürekli olarak kaydedilmiştir. Her iki muhafaza ortamından 30'ar gün aralıklarla alınan meyve örneklerinde ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde miktarı, titre edilebilir asitlik, meyve eti sertliği, meyve kabuk rengindeki değişimler (L*, C* hº), meyvedeki yüzeysel kabuk yanıklığı miktarı ve şiddeti, toplam antioksidan aktivitesi, toplam fenol miktarı, toplam flavonoid miktarı ile solunum hızı ve etilen üretiminde oluşan değişimler belirlenmiştir. Çalışma sonunda, muhafaza süresince elmaların ağırlık kayıpları ve suda çözünebilir kuru madde miktarları her iki depolama ortamında da artmış, titre edilebilir asitlik miktarları ise azalmıştır. Her iki depolama ortamında da ağırlık kaybını en iyi koruyan uygulama 1-MCP+MA kombinasyonudur. Titre edilebilir asitlik miktarlarını ise adi depo koşullarında en iyi 1-MCP uygulaması korurken, soğuk depo koşullarında ise 1-MCP+MA kombinasyonu daha başarılı bulunmuştur. Ayrıca adi depo koşullarında 1-MCP+MA kombinasyonunu 'Granny Smith' elma çeşidinde renk dönüşümünü (yeşilden sarı renge) yavaşlatmada etkili bulunmuştur. Muhafaza süresince meyve eti sertliğini koruma bakımından adi depo koşullarında 'Granny Smith' elma çeşidi için 1-MCP uygulaması, 'Starkimson' elma çeşidi için ise 1-MCP ve 1-MCP+MA uygulamaları daha başarılı bulunmuştur. Soğuk depo koşullarında ise 1-MCP ve 1-MCP+MA kombinasyonu meyve eti sertliğini korumada daha etkili olmuştur. Muhafaza süresince 1-MCP uygulaması, elmalarda en yaygın çürüklük etmeni olan P. expansum gelişimini önlemiştir. Ayrıca 1-MCP uygulaması meyvelerin açığa çıkardığı etilen üretimi, solunum hızı ile yüzeysel kabuk yanıklığı gelişimi ve şiddetini azaltmıştır. Adi depo koşullarında muhafaza edilen meyvelerin daha yüksek etilen üretimine ve solunum hızına sahip oldukları saptanmıştır. Antioksidan aktivitesi ve toplam fenol miktarları bakımından uygulamalar arasında önemli bir farklılık bulunmamıştır. Ancak, elmaların toplam fenol miktarları adi depo koşullarında muhafazada depolama süresince azalırken, soğukta muhafazada ise depolama süresince önemli bir değişiklik olmamıştır. Çalışmada, depolama ortamlarının meyvelerin antioksidan aktivitesi üzerinde bir etkisi bulunmamıştır. Muhafaza süresince elmaların toplam flavonoid miktarları artmış ve 1-MCP uygulamaları bu artışı hızlandırmıştır. Sonuç olarak, soğukta kontrollü koşullarında depolanan her iki elma çeşidi de 210 gün süreyle, Elmalı'da kontrolsüz adi depo koşullarında muhafaza edilen 'Starkrimson' elma çeşidi 60 gün, 'Granny Smith' elma çeşidi ise 120 gün süreyle pazarlanabilir kalitelerini koruyabilmişlerdir.
Elmalı yöresinde yetiştirilen 'starking delicious' elma çeşidinde ethephon, aminoethoxyvinylglycine (AVG) ve yansıtıcı malç uygulamalarının renklenme ve derim sonrası meyve kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışmada 'Starking Delicious' elma çeşidinde meyve renklenmesini artırmak amacıyla ethephon, aminoethoxyvinylglycine (AVG) ve yansıtıcı malç uygulamaları ile bunların kombinasyonları denenmiştir. Bu amaçla, 2013-2014 yıllarında yürütülen çalışmada, 'Starking Delicious' elma çeşidinde derim öncesi farklı uygulamaların meyvelerin kabuk rengi (C*, h°), titre edilebilir asitlik miktarı (TEA), meyve eti sertliği ve suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) miktarı üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmada, yansıtıcı malç, ethephon ve yansıtıcı malç + ethephon uygulamaları 'Starking Delicious' elma çeşidinde kontrole göre kırmızı renk oluşumunda artış sağlamıştır. Bununla birlikte renklenme amacıyla kullanılan materyallerin meyve eti sertliği, SÇKM ve TEA miktarı üzerine önemli bir etkisi bulunmamıştır. Çalışmanın ikinci kısımında ise 625 ppb dozunda 1-metilsiklopropen (1-MCP)'in bir kez ve tekrarlı uygulamasının 'Starking Delicious' elma çeşidinin normal atmosfer (NA) koşullarında meyve kalitesi ve muhafazası üzerine etkileri araştırılmıştır. Muhafaza çalışmalarında, 1-MCP uygulaması yapılan meyveler 0°C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde 180 gün süreyle depolanmıştır. Tekrarlı 1-MCP uygulaması ise derimden 90 gün sonra yapılmıştır. Muhafaza ortamlarından 45'er gün aralıklarla alınan meyve örneklerinde ve manav koşulu olarak belirlenen 20°C'de 7 gün süreyle bekletilen meyvelerde değişik fiziksel ve kimyasal analizler yapılmıştır. Çalışmada depolama süresince meyve eti sertliği azalırken, meyvelerin ağırlık kayıplarında artışlar belirlenmiştir. Tekrarlı 1-MCP uygulaması yapılan elmalar muhafaza süresince ve muhafaza sonunda diğer uygulamalardan belirgin biçimde daha sert kalmışlardır. Elmaların TEA miktarları tüm uygulamalarda depolama boyunca azalmıştır. Elmalarda 1-MCP ve tekrarlı 1-MCP uygulamaları TEA miktarının korunmasında kontrole göre daha etkili olmuştur. Denemenin her iki yılında da elmaların SÇKM miktarları muhafaza periyodu süresince sürekli olarak artmıştır. Meyve kabuk rengi (C*, h°) bakımından, 1-MCP ve tekrarlı 1-MCP uygulamaları arasında önemli bir fark bulunmazken, bu uygulamalarla kontrol meyveleri arasındaki farklılık önemli bulunmuştur. Elmalarda gerçekleştirilen solunum ve etilen ölçümlerinde meyveler genel olarak, tipik bir solunum klimakteriği göstermişlerdir. Ayrıca, elmaların solunum hızları ve etilen üretimleri muhafaza süresi uzadıkça artmıştır. Diğer yandan, tekrarlı 1-MCP ve 1-MCP uygulamaları yapılan elmaların solunum hızları ve etilen üretimleri kontrole göre daha düşük bulunmuştur. Toplam antosiyanin miktarı muhafaza periyodu süresince önce yükselmiş daha sonra azalış göstermiştir. Sonuç olarak, 'Starking Delicious' elma çeşidinin renklenmesini artırmak amacıyla arazi koşullarında denenen uygulamalardan özellikle yansıtıcı malç, ethephon ve yansıtıcı malç+ethephon uygulamasının meyve renklenmesinde başarılı bir şekilde kullanabileceği tespit edilmiştir. Soğukta muhafaza çalışmalarında ise tekrarlı 1-MCP uygulaması 'Starking Delicious' elma çeşidinin muhafaza süresi, meyve kalitesi ve raf ömrü üzerine olumlu etkiler yapmıştır. Bunu 1–MCP uygulaması izlemiştir. Çalışmada, 625 ppb dozunda 1-MCP ve tekrarlı 1-MCP uygulaması yapılan 'Starking Delicious' elma çeşidi 0°C sıcaklık ve %90±5 oransal nemde, normal atmosfer koşullarında 6 ay süreyle kalitelerinden fazla bir şey kaybetmeden depolanabilmiştir.
Soğukta ve kontrolsüz dış ortam koşullarında muhafaza edilen bal kabaklarının hasat sonrası kalitesi açısından karşılaştırılması
Bal kabağı, ülkemizde tatlı olarak yaygın tüketilen ve son yıllarda üretim miktarı artan sebze türleri arasında yer almaktadır. Bal kabağı tatlısı Antalya ili ile özdeşleşmiş olup, Antalya'daki değişik lokantalarda ve otellerde beğenilerek tüketilmektedir. Bal kabağı tatlısı Antalya'nın yemek kültüründe marka haline gelmiş tatlılar arasında da ilk sırada yer almaktadır. Ancak bu kadar yüksek talep gören ve ekonomik öneme sahip olan bal kabakları genellikle lokanta önlerinde ve soğutma imkanı olmayan kontrolsüz ortam koşullarında muhafaza edilmektedir. Bu ortamlarda muhafaza edilen bal kabaklarında yüksek oranlara ulaşan çürümeler yanında önemli kalite kayıpları da meydana gelebilmektedir. Bu çalışmada, bal kabaklarının mekanik soğutma sistemleri bulunmayan kontrolsüz dış ortam koşullarında ve mekanik soğutma sistemleri bulunan kontrollü koşullarda (3° ve 8°C sıcaklık ve %70±5 oransal nem) muhafaza durumları karşılaştırılmıştır. Değişik ortamlarda muhafaza edilen bal kabaklarından 30 gün aralıklarla alınan örneklerde farklı kalite analizleri (ağırlık kaybı, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asit (TEA), şeker kompozisyonu (glikoz, fruktoz ve sakkaroz), L-askorbik asit (C vitamini), toplam fenolik madde, karotenoid miktarı meyve renginde meydana gelen değişimler ile tadım testi ve değişik nedenlerle ortaya çıkan çürümeler) yapılarak kabakların muhafaza durumları, meyve kalitesi ve besin değerlerinde meydana gelen değişimler incelenmiştir. Çalışma sonucunda kontrolsüz koşullarda depolama sırasında sıcaklık ve nem değerlerinin gün içerisinde çok değişken olduğu ve bu durumun da ürün kalitesi ve muhafazasını olumsuz etkilediği sonucuna varılmıştır. Kontrollü koşullarda 3° ve 8°C'de depolanan kabaklarda kontrole göre daha düşük oranlarda ağırlık kaybı tespit edilmiştir. Soğukta depolama SÇKM, TEA, toplam fenol, karotenoid ve L-askorbik asit kayıplarını yavaşlatmıştır. Çalışmada bal kabağı meyvelerinde glikoz ve fruktoz miktarlarında başlangıca göre artış, sakkaroz içeriğinde ise azalış tespit edilmiştir. Çalışmada sakkarozun bal kabağı meyvelerinde baskın şeker olduğu belirlenmiştir. Çürüme ve çürüme indeksi açısından ise 3°C'de depolanan ve kontrol meyveleri arasında fark tespit edilmez iken, 8°C'nin çürümelerin engellenmesi açısından daha etkili olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda bal kabaklarının kontrollü koşullarda 8°C sıcaklık ve %70±5 oransal nemde 180 gün süreyle depolanabileceği tespit edilmiştir.
Palistore ortamında farklı atmosfer bileşimlerinin 'Bursa siyahı' incir çeşidinin muhafazası ve biyokimyasal özellikleri üzerine etkileri
İncir, ülkemiz için stratejik önemi ve ekonomik değeri yüksek olan tarımsal ürünlerden birisi olup üretim ve pazarlama konusunda da dünyada söz sahibi olduğumuz ürünler arasındadır. İncir, ülkemizde genellikle kurutmalık olarak değerlendirilmektedir. Ancak, son yıllarda ülkemizde ve dünya pazarlarında taze incire olan talep de giderek artmaktadır. Ülkemiz, incir üretimi konusunda başta ekoloji olmak üzere, çeşit ve Avrupa pazarlarına yakınlık gibi çeşitli avantajlara sahiptir. 'Bursa Siyahı' sofralık incir ihracatında en önemli çeşidimizdir. Bu çeşit kalitesi, albenisi, iriliği, şekli ve tadı ile Dünya pazarlarında kendine önemli bir yer edinmiştir. İncirin derim sonrası ömrü oldukça kısa olup ürüne özgü uygun koşullar sağlanmazsa özellikle sofralık incirlerde derim sonrası kayıpların miktarı %50'iyi geçebilmektedir. İncir gibi üzümsü meyvelerde derim sonrası kalitenin korunması amacıyla kimyasallara alternatif uygulamalardan birisi de ürünün bulunduğu ortamdaki atmosfer bileşiminin değiştirilmesidir. Bu kapsamda ürünün bulunduğu ortamdaki karbondioksit (CO2) seviyesinin yükseltilmesi ve oksijen (O2) seviyesinin düşürülmesi ile oluşturulan kontrollü atmosferde (KA) muhafaza çalışmaları çok sayıda üründe olumlu sonuç vermiştir. Ancak, incir gibi muhafaza ömrü kısa ve pazarda hızlı sirkülasyonu olan ürünlerde KA'lı depolama sisteminin ticari olarak kullanılması yaygın değildir. Kısa muhafaza süresine sahip ürünlerde derim sonrası kalitenin korunması için ürünün bulunduğu ortamdaki atmosfer bileşiminin sadece depolama sırasında değil taşıma ve dağıtım aşamalarında da sürdürülmesi gerekir. Bu nedenle son yıllarda KA'lı depolama tekniğinin modifikasyonu şeklinde oluşturulan palistore depolama sistemi, bazı ürünlerin muhafaza ve taşınmasında ticari olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu depolama sisteminde ürünler palet bazlı olarak depolanır ve her palet içerisinde özel atmosfer bileşimi oluşturulur. Ayrıca bu sistem farklı ürünlerin bir arada depolanmasına da olanak sağlar. Bu çalışmada ticari (2/3 renklenme) ve tam (tam renklenme) olum aşamalarında derilen incirlerin palistore depolama sisteminde muhafaza olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla incirler derimden sonra 0±0,5°C sıcaklık ve %90±5 oransal nem içeren soğuk hava deposunda %3 O2 + %10 CO2, %3 O2 + %15 CO2, %3 O2 + %20 CO2 ve %21 O2 + %0.03 CO2 (Kontrol) olmak üzere dört farklı atmosfer bileşimi içeren palistore ortamında 28 gün süreyle muhafaza edilmiştir. Raf ömrü çalışmaları için ayrıca meyveler 20°C sıcaklık ve %60-65 oransal nem içeren ortamda 3 gün süreyle bekletilmiştir. Ticari olum aşamasında derilen incirlerin tam olum aşamasında derilenlere göre daha yüksek meyve sertliğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Ancak ticari olum aşamasında derilen incirlerin glikoz ve fruktoz içeriğinin tam olum aşamasında derilenlere göre daha düşük, sakaroz içeriğinin ise daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çalışmada tam olum aşamasında derilen meyvelerin etilen üretimi daha yüksek buna karşın solunum hızları ise daha düşük bulunmuştur. Ticari olum aşamasında derilenlere incirlerin çürümeye karşı tam olum aşamasında derilenlere göre daha dayanıklı olduğu belirlenmiştir. Farklı atmosfer bileşimlerinin meyve kalitesi üzerine etkileri incelendiğinde, denemede yüksek CO2 uygulamaları yapılan incirlerde çalışmanın her iki yılında da kontrole göre daha düşük ağırlık kaybı saptanmıştır. Meyve sertliği açısından ise çalışmanın her iki yılında da %3 O2 + %10 CO2 içeren atmosfer bileşiminin diğer atmosfer bileşimlerine göre daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın birinci yılında %3 O2 + %15 CO2 ve %3 O2 + %20 CO2 içeren atmosfer bileşimlerinde tutulan meyvelerin daha yüksek fruktoz içeriğine sahip olduğu, çalışmanın ikinci yılında ise aralarında istatistiksel farklılık bulunmayan tüm atmosfer bileşimleri kontrole göre daha yüksek fruktoz içeriğine sahip bulunmuştur. Çalışmanın birinci yılında en yüksek glikoz miktarı %3 O2 + %15 CO2 uygulamasında tespit edilmiş ve bu uygulamayı %3 O2 + %20 CO2 uygulaması izlemiştir. İkinci yılda ise en yüksek glikoz içeriği %3 O2 + %15 CO2 uygulamasında, en düşük glikoz içeriği ise kontroll meyvelerinde tespit edilmiştir. %3 O2 + %10 CO2 ve %3 O2 + %20 CO2 uygulamaları ise bu iki grup arasında kalmıştır. Yüksek CO2 içeren atmosfer bileşimlerinde depolanan incirler kontrol meyvelerine göre daha yüksek sakaroz içermiştir. Yüksek CO2 içeren atmosfer bileşimlerinde depolanan incirlerin etilen üretimi ve solunum hızları kontrollere göre daha düşük bulunmuştur. Çalışmada yüksek oranlarda CO2 içeren atmosfer bileşimleri ortaya çıkan çürümeleri engellenmede kontrole göre daha başarılı olmuştur. Denenen atmosfer bileşimleri içerisinde en düşük çürüme miktarı %3 O2 + %20 CO2 uygulamasında tespit edilmiştir. Ancak manav koşullarında ise çürümeleri önleme bakımından %3 O2 + %15 CO2 uygulaması daha etkili olmuştur. Tam ve ticari olum aşamasında derilen 'Bursa Siyahı' incir çeşidi meyveleri için %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşimi incelenen parametreler açısından en başarılı uygulama olarak belirlenmiştir. Bu koşullarda 'Bursa Siyahı' incir çeşidi meyveleri 28 gün süreyle kalitesinden fazla bir şey kaybetmeden depolanabilmiştir.
Yeşil olum döneminde hasat edilen 'torry' domates çeşidinin olgunlaştırma ve muhafaza olanaklarının belirlenmesi
Bu çalışmada, yeşil olum döneminde derilen 'Torry' domates çeşidinin olgunlaştırılması ve muhafazası üzerine farklı derim sonrası uygulamalarının etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, domatesler derimden sonra 4 farklı gruba ayrılmıştır. Birinci grup domateslere derimden sonra 13°C sıcaklıkta 24 saat süreyle 625 ppb dozunda methylcyclopropene (1-MCP) uygulaması yapılmıştır. İkinci grup domateslere ise 20°C sıcaklıkta 24 saat süreyle 1000 ppm dozunda etilen uygulaması ve üçüncü grup domateslere ise derimden sonra, önce 1000 ppm dozunda etilen uygulaması yapılmış ve daha sonra bu meyvelere 13°C sıcaklıkta 625 ppb dozunda 1-MCP uygulanmıştır. Dördüncü grup domatesler ise çalışmada kontrol grubu olarak yer almıştır. Derim sonrası farklı uygulamalar yapılan domatesler 13°C sıcaklık ve %90-92 oransal nemde 30 gün süreyle depolanmıştır. Muhafaza periyodu süresince farklı depolama ortamlarından 10'ar gün aralıklarla alınan meyve örneklerinde ağırlık kaybı, meyve eti sertliği, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM), titre edilebilir asit (TEA), meyve rengi, solunum hızı ve etilen üretimleri belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca domates meyvelerinde mantarsal ve fizyolojik nedenlerle bozulan meyve miktarları da saptanmıştır. Değişik süreler soğukta muhafaza edilen domatesler ayrıca raf ömürlerinin belirlenmesi amacıyla sıcaklığı 20°C olan bir odada 4 gün süreyle bekletilmiş ve bu meyvelerde de soğukta muhafaza süresince yapılan analizler tekrarlanmıştır. Domateslerde muhafaza periyodunun uzamasına paralel olarak ağırlık kayıplarında artışlar meydana gelmiştir. Ancak derimden sonra 1000 ppm dozunda etilen uygulanan domateslerde muhafaza süresince diğer uygulamalara göre daha düşük oranlarda ağırlık kaybı saptanmıştır. Çalışmamızda hem soğukta muhafaza hem de manav koşullarında bekletme süresince muhafazanın 20. gününe kadar 625 ppb dozunda 1-MCP uygulaması yapılan domateslerin meyve eti sertlikleri diğer uygulamalara göre daha yüksek bulunmuştur. Ancak depolamanın 20. ve raf ömrünün 20+4. gününden sonra meyve eti sertliği hızlı bir şekilde azalmıştır. Çalışmada domateslerin SÇKM miktarı muhafaza sonunda derim zamanındaki değerine göre artmış, buna karşın TEA miktarları ise azalmıştır. Domateslerde meyve renginin L* değeri (parlaklık) muhafazanın 20. gününe kadar 1-MCP uygulaması yapılan meyvelerde artmış, depolamanın geri kalan dönemlerinde ise azalmıştır. Benzer sonuçlar manav koşullarında bekletilen domateslerde de gözlenmiştir. Meyve renginin kroma (C*) değeri açısından hem soğukta muhafaza hem de manav koşullarında bekletme sırasında bir farklılık bulunamamıştır. Çalışmamızda, soğukta muhafaza periyodu sırasında en yüksek hue açı (hº) değeri 625 ppb dozunda 1-MCP uygulanan domateslerde, en düşük değer ise 1000 ppm dozunda etilen uygulaması yapılan meyvelerde ölçülmüştür. Benzer sonuçlar manav koşullarında bekletilen domateslerde de gözlenmiştir. Solunum hızı ölçümlerinde 'Torry' domates çeşidi tipik bir klimakterik seyir göstermiş olup derimden sonra 625 ppb dozunda 1-MCP uygulaması yapılan domateslerin solunum hızları ölçümlerin ilk 20 gününde diğer uygulamalara göre daha düşük bulunmuştur. Derimden sonra etilen uygulaması domateslerin etilen üretimlerini arttırmış ve 1000 ppm dozunda etilen uygulanan domateslerde daha yüksek seviyelerde etilen üretimi gözlenmiştir. Mantarsal ve fizyolojik nedenli bozulmalar açısından 625 ppb dozunda 1-MCP uygulanan domateslerde pazarlanamayan ürün miktarı diğer uygulamalara göre daha düşük bulunmuştur. Yapılan tüm analiz ve gözlemler sonucu yeşil olum döneminde derilen 'Torry' domates çeşidi meyvelerine derimden sonra 625 ppb dozunda 1-MCP uygulaması meyve kalitesinin korunması açısından muhafazanın 20. gününe kadar daha başarılı bulunmuştur. Bu süreden sonra 1-MCP uygulamasının etkinliği azalmıştır. Yeşil olum aşamasında derilen meyvelere etilen uygulaması bu meyvelerin olgunlaşmalarını hızlandırmış ve pazarlanabilir aşamaya gelmelerini sağlamıştır.
Çinko ve sitokinin (BAP) kullanımının karanfilde kardeşlenme, verim, kaite ve vazo önrü üzerine etkileri
Çalışmada "Nirvana" sprey karanfil çeşidinde benzil amino pürin (BAP) ve çinko (ZnSO4) uygulamalarının kardeşlenme, verim, kalite ve vazo ömrü üzerine etkisi araştırılmıştır. Deneme 2016-2017 ve 2017-2018 yıllarında yürütülmüştür. Bu amaçla ilk olarak köklü olarak hazır alınan fideler seraya dikilmiş ve rutin bakım işlemleri gerçekleştirilmiştir. Dikimden 4 hafta sonra birinci uç alma işlemi yapılmıştır. İlk çinko ve BAP uygulamaları uç almaya başlamadan 2 gün önce, uç almayı takip eden 3. ve 7. günlerde yapraktan püskürtme şeklinde uygulanmıştır. İlk yıl, birinci uç alımından 5 hafta sonra ikinci yıl ise birinci uç alımından 8 hafta sonra birbuçuk uç alma işlemi uygulanmıştır. İkinci çinko ve BAP uygulamaları da aynı şekilde birbuçuk uç alımına başlamadan 2 gün önce, uç almayı takip eden 3. ve 7. günlerde yapraktan püskürtme şeklinde uygulanmıştır. Çalışmada çinkonun 6 dozu (0, 20, 100, 175, 250 ve 500 ppm) ve BAP'ın 6 dozu (0, 5, 10, 50, 100 ve 250 ppm) kullanılmıştır. Yetiştircilik sırasında BAP ve çinko uygulamalarının kardeşlenme ve dikimden ilk çiçeklenmeye kadar geçen gün sayısı üzerine etkisi hem birinci hem de ikinci yıl istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur. Birinci ve ikinci yıl denemelerinde en yüksek kardeş sayısı 100 ppm BAP uygulamasında ulaşılmıştır. En az kardeş sayısı birinci yıl 10 ppm BAP, ikinci yıl ise 250 ppm BAP ve 100 ppm Zn uygulamalarında gözlemlenmiştir. Hem birinci hem de ikinci yıl dikimden çiçeklenmeye kadar geçen en az gün sayısı 100 ppm BAP uygulamasından elde edilirken, en fazla gün sayısı 10 ppm BAP uygulamasından elde edilmiştir. BAP ve çinko uygulamalarının çiçek sap uzunluğu ve toplam klorofil içeriği üzerine etkisi birinci yıl istatistiksel açıdan önemli bulunurken, ikinci yıl önemsiz bulunmuştur. En uzun çiçek sapı uzunluğu kontrol ve 100 ppm Zn uygulamalarından, en kısa çiçek sapı uzunluğu ise 500 ppm Zn uygulamasından elde edilmiştir. Toplam klorofil miktarı en fazla 10 ppm BAP uygulamasında bulunurken, en az 500 ppm Zn uygulamasından elde edilmiştir. Çiçek sapı kalınlığı birinci yıl istatistiksel açıdan önemsiz bulunurken, ikinci yıl önemli bulunmuştur. En fazla çiçek sapı kalınlığı 500 ppm Zn uygulamasında gözlemlenirken, en düşük çiçek sapı kalınlığına ise 100 ppm BAP uygulamasında ulaşılmıştır. Sap taze ağırlığı ve çiçek tomurcuk sayısı hem birinci hem de ikinci yıl istatistiksel anlamda önemsiz bulunmuştur. Vazo ömrü denemelerinde BAP ve çinko uygulamalarının ağırlık değişimi üzerine etkisi istatistiksel anlamda önemli bulunmuştur. En fazla ağırlık değişimini 5 ppm BAP uygulaması verirken, en düşük ağırlık değişimi 500 ppm Zn uygulamasından elde edilmiştir. BAP ve çinko uygulamalarının vazo suyu alımı, çiçek çapı ve yaprak rengi üzerine etkisi ise istatistiksel anlamda önemsiz bulunmuştur. Vazo ömrü boyunca en yüksek L* değeri 20 ve 500 ppm Zn uygualamalarından elde edilirken, en düşük L* değeri ise 5 ppm BAP uygulamasından elde edilmiştir. En yüksek C* değerine 20 ppm Zn ve 50 ppm BAP uygulamalarında ulaşılırken, en düşük C* değeri ise 500 ppm Zn uygulamasında gözlemlenmiştir. Görsel kaite bakımından ise en yüksek puanı 10 ve 100 ppm BAP uygulamaları alırken, en düşük puan ise 100 ppm Zn, 50 ve 250 ppm BAP uygulamalarından elde edilmiştir. Antalya'da plastik örtü altında yürütülen çalışmada BAP ve çinko uygulamaları arasında en iyi sonuç 100 ppm çinko uygulamasından elde edilmiştir. Bu doz Nirvana karanfil çeşidinde kardeşlenmeyi arttırarak verimin artmasına ve dikimden itibaren çiçeklenme süresinin kısalmasına neden olmuştur. Ayrıca vazo ömrü süresince en iyi görsel kalitenin olduğu uygulama da 100 ppm BAP dozu olmuştur. Yapraklardaki toplam klorofil içeriği bakımından da en başarılı sonucun elde edildiği bu uygulama, diğer ölçülen birçok özellik bakımından da iyi sonuçlar vermiştir.
'lane late' portakal çeşidinde derim sonrası farklı uygulamaların muhafaza ve meyve kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışmada, 'Lane Late' portakal çeşidinde farklı paketleme evi uygulamalarının meyvelerin derim sonrası fizyolojileri, muhafaza süreleri ve depo çürüklükleri üzerine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, optimal derim zamanında derilen portakallara paketleme evinde, 1000 ppm fludioxonil, 1000 ppm fludioxonil+mum, 1000 ppm imazalil, 1000 ppm imazalil+mum, sıcak su (53 °C, 1 dk) ve potasyum sorbat (KS) (%1, 53 °C, 1 dk) olmak üzere farklı uygulamalar yapılmıştır. Derim sonrası farklı uygulamalar yapılan meyveler 5 °C sıcaklık ve %90-95 oransal nemde muhafaza edilmişlerdir. Farklı muhafaza ortamlarından birer ay aralıklarla alınan meyve örneklerinde muhafaza sırasında meydana gelen fiziksel ve kimyasal değişimler incelenmiştir. Bu amaçla portakallarda deneme sırasında; ağırlık kayıpları, suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), titre edilebilir asit (TEA) miktarı, usare miktarı, kabuk renginde meydana gelen değişimler (L*, C* ve h°), L-askorbik asit miktarı, toplam fenol miktarı, toplam flavonoid miktarı, fenolik bileşikler, meyvelerin tat ve görünüşünde meydana gelen değişimler ile mantarsal ve fizyolojik nedenlerle bozulan meyve miktarları ve portakalların 20 °C'de raf ömürleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; farklı derim sonrası uygulamalarının hem soğukta depolama hem de raf ömrü boyunca 'Lane Late' portakal çeşidinin kalite özellikleri üzerine önemli etkilerinin olduğu görülmüştür. Birinci deneme yılında; soğukta muhafaza süresince, en düşük ağırlık kaybı, en yüksek tat ve görünüş değerleri fludioxonil+mum uygulaması yapılan meyvelerde, en yüksek L-askorbik asit, toplam fenol ve toplam flavonoid miktarı fludioxonil uygulaması yapılan portakallarda; en yüksek SÇKM miktarı, TEA, usare miktarları ile meyve kabuğu C* değeri ve en düşük çürük meyve miktarı imazalil uygulanmış meyvelerde saptanmıştır. Çalışmada en yüksek meyve kabuğu L* değeri ise imazalil+mum uygulaması yapılan portakallarda tespit edilmiştir. Birinci deneme yılı manav koşullarında; en yüksek meyve kabuğu L* değeri, L-askorbik asit, tat ve görünüş değeri ile en düşük çürük meyve miktarı fludioxonil+mum uygulaması yapılan meyvelerde belirlenmiştir. Araştırmada en yüksek meyve kabuğu C* ve h° değerleri ile toplam fenol miktarı imazalil uygulanmış portakallarda tespit edilmiştir. Denemede en düşük ağırlık kaybı, en yüksek SÇKM ve usare miktarı ise imazalil+mum uygulaması yapılan portakallarda saptanmıştır. Çalışmada en yüksek TEA miktarı ise sıcak su uygulaması yapılan meyvelerde belirlenmiştir. İkinci deneme yılında, soğukta muhafaza periyodunun sonunda; en düşük ağırlık kaybı, en yüksek SÇKM, TEA, usare, L-askorbik asit miktarı, meyve kabuğu C* değeri, tat ve görünüş puanı fludioxonil+mum uygulaması yapılan meyvelerde saptanmıştır. En yüksek toplam flavonoid miktarı fludioxonil, en düşük çürük meyve miktarı imazalil ve en yüksek toplam fenol miktarı ise KS uygulaması yapılan portakallarda belirlenmiştir. İkinci deneme yılında manav koşullarında; en yüksek TEA, usare, L-askorbik asit miktarları ile meyve kabuğu L*, C*, tat ve görünüş değerleri ile en düşük çürük meyve miktarı fludioxonil+mum uygulaması yapılan portakallarda saptanmıştır. Denemede en düşük ağırlık kaybı ve en yüksek meyve kabuğu h° değeri fludioxonil uygulanan meyvelerde tespit edilmiştir. Araştırmada en yüksek usare miktarı imazalil uygulaması yapılmış portakallarda ve en yüksek toplam fenol ve toplam flavonoid miktarları ise imazalil+mum uygulanmış meyvelerde kaydedilmiştir. Sonuç olarak 'Lane Late' portakal çeşidinin 5 °C sıcaklıkta ve %90-95 oransal nemde 5 ay süreyle depolanabileceği ve kalitenin korunması bakımından fludioxonil+mum uygulamasının diğer uygulamalardan daha başarılı olduğu sonucuna varılmıştır.
Derim sonrası farklı uygulamaların brokkolinin (Brassica oleracea L.var. italica) antioksidan özellikleri ve derim sonrası fizyolojisi üzerine etkileri
Bu çalışmada, 'Marathon F1' brokkoli çeşidinde farklı hasat sonrası uygulamalarının brokkolinin muhafaza süresi, ürün kalitesi ve besin içeriği üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmada, optimal zamanda hasat edilen brokkoliler farklı hasat sonrası uygulamaları için beş gruba ayrılmıştır. Birinci gruptaki brokkoli taçlarına 1000 ppb dozunda 1-MCP uygulaması yapılmış, ikinci gruptaki brokkoli taçları MA'de muhafaza edilmiştir. Üçüncü gruptaki brokkoli taçlarına ise önce 1000 ppb dozunda 1-MCP uygulanmış ve bu taçlar daha sonra (modifiye atmosferde) MA'de depolanmıştır. Dördüncü gruptaki brokkoli taçları birinci deneme yılında %6 CO2 + %1.5 O2 içeren palistore ortamında, ikinci deneme yılında ise yine aynı dozlarda CO2 ve O2 içeren KA ortamında depolanmıştır. Beşinci grup taçlara ise hiç bir uygulama yapılmamış ve bu taçlar çalışmada kontrol grubu olarak yer almıştır. Farklı hasat sonrası uygulamaları yapılan tüm brokkoli taçları 0°C sıcaklık ve %90-95 oransal nemde 60 gün süreyle depolanmıştır. Bazı brokkoli taçları raf ömrünün belirlenebilmesi için manav koşulu olarak belirlenen 20°C'de 2 gün süreyle bekletilmiştir. Depolama ve manav koşullarında bekletme süresince brokkoli taçlarında ağırlık kaybı, taç rengi, titre edilebilir asitlik, suda çözülebilir kuru madde, toplam fenolikler, C vitamini, klorofil, karotenoid içeriği ve antioksidan aktivite miktarları belirlenmiştir. Ayrıca, 20°C'de bekletilen brokkolilerin etilen üretimleri Gaz Kromatografi cihazı ile belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, her iki deneme yılında da brokkolilerin SÇKM miktarları 1-MCP ve kontrol grubunda başlangıca göre artış gösterirken, diğer uygulamalarda depolama periyodunca sürekli olarak azalmıştır. Çalışmada, tüm uygulamalarda depolama boyunca titre edilebilir asit (TEA) miktarı azalırken, taçların ağırlık kayıplarında artışlar belirlenmiştir. Her iki deneme yılında da en düşük ağırlık kaybı MAP ortamında depolanan brokkolilerde saptanmıştır. Brokkolilerin yeşil renginin (a*) korunmasında ve sararmanın (b*) engellenmesinde en etkili uygulamalarının her iki yılda da MAP, palistore ve KA'de muhafaza olduğu saptanmıştır. Uygulamaların tümünde muhafaza süresince C vitamini miktarı azalmıştır. Taçların C vitamininin korunmasında en etkili uygulamanın birinci deneme yılında palistore, ikinci deneme yılında ise 1-MCP+MAP kombinasyonu olduğu belirlenmiştir. Denemenin her iki yılında da muhafazanın 30. gününe kadar taçların toplam fenolik madde miktarı ile birlikte antioksidan aktiviteleri artış gösterirken, kalan depolama periyodu süresince bu parametreler genel olarak azalmıştır. En düşük antioksidan aktivite değeri kontrol grubunda, en yüksek antioksidan aktivite değeri ise denemenin birinci yılında 1-MCP+MAP kombinasyonunda, ikinci yılında ise MAP uygulamasında belirlenmiştir. Taçların klorofil içeriğinin korunmasında en etkili uygulama 1-MCP+MAP kombinasyonu olurken, en yüksek karotenoid miktarı MAP ortamında depolanan brokkolilerde saptanmıştır. Genel olarak, brokkoliler düşük miktarlarda (<2 µl.kg sa-1) etilen üretmişlerdir. Öte yandan, 1-MCP uygulamaları taçların etilen üretimlerini diğer uygulamalara göre yavaşlatmıştır. Ayrıca, yapılan tüm uygulamalar kontrole göre etilen üretimini sınırlamıştır. Taçların dış görünüş, yenilebilirlik ve pazarlanabilirliği için yapılan tat panelinde, muhafaza periyodu boyunca en yüksek puanları MAP ve 1-MCP+MAP uygulamaları yapılan brokkoliler almıştır. Depolama boyunca taçlarda mantarsal ve fizyolojik nedenli bozulma meydana gelmemiştir. Brokkoli taçlarının palistore, KA ve MAP'ta muhafazası belirgin bir şekilde ağırlık kaybının azalmasında ve dış görünüşün korunmasında etkili olmuştur. Ayrıca bu uygulamalar depolama sonunda ve manav koşullarında bekletme süresince brokkolilerin taç rengi, L*, a* ve b* değerlerini fark yaratacak biçimde korumuştur. Öte yandan, muhafaza süresince taçların diğer bazı kalite özellikleri ve besin içeriklerinin korunması üzerine en etkili uygulamaların MAP ve 1-MCP+MAP kombinasyonu olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, 'Marathon F1' brokkoli çeşidi taçları 0ºC sıcaklık ve %90-95 oransal nemde, MAP ve 1-MCP+MAP koşullarında, 60 gün süreyle herhangi bir çürüme ve önemli miktarlarda ağırlık ve kalite kaybı olmadan depolanabilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Brokkoli, palistore, kontrollü atmosfer, 1-MCP, MAP