Theses supervised by Prof. Dr. Müveddet Emel Alphan

11 theses · Atlas University

Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin probiyotikler ve probiyotik takviyeleri hakkında bilgi tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

İnsan vücudunun daha iyi anlaşılmasıyla vücuttaki mikroorganizmaların farklı işlevleri olduğu görülmüştür. Yapılan çalışmalar probiyotiklerin birçok hastalık üzerindeki olumlu etkisini kanıtlamıştır. Probiyotik ve prebiyotiklerin sağlık faydaları ile birlikte takviye ürün pazarında hem dünyada hem ülkemizde büyük bir genişleme meydana gelmiştir. Bu çalışma geleceğin sağlık profesyonelleri olacak olan Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin probiyotik takviyesi kullanımının yaygınlığını saptamayı, probiyotikler ile ilgili doğru bilinen yanlışları tespit etmeyi ve bu popülasyonun bilgi düzeyini ölçmek amaçlamıştır. Çalışmaya İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde okuyan 166 öğrenci dahil edilmiştir. Katılımcılara gönüllülük esasına dayalı olarak anket uygulanmıştır. Anketlerde katılımcıların sosyodemografik özellikleri, probiyotik bilgi, tutum, davranışları ve besin tüketim özelliklerini sorgulanmıştır. Katılımcıların %91.6'sı kadın %8.4 erkek olup öğrencilerin yaş ortalaması 20.291.49'dur. Katılımcıların %16'sı Beslenme ve Diyetetik, %17'si Dil Konuşma Terapisi, %19'u Ebelik, %10'u Ergoterapi, %5'i Fizyoterapi ve Rehabilitasyon ve %33'ü Hemşirelik bölümü öğrencisidir. Katılımcıların %29'u daha önce probiyotik takviyesi kullanmış iken %71'i daha önce probiyotik takviyesi kullanmamıştır. Daha önce probiyotik takviyesi kullanan katılımcıların %58.3'ü probiyotikleri "sindirim sistemi sorunları" için kullandığını belirtirken %39.6'sı "bağışıklık sistemi sorunları" için %2.1'i ise "dolaşım sistemi sorunları" için kullandığını belirtmiştir. Daha önce probiyotik takviyesi kullanmayan katılımcıların %49.2'si probiyotik takviye kullanmama sebebinin "ihtiyaç duymamak" olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların %97'si "yoğurt, kefir gibi fermente süt ürünlerinin probiyotik kaynakları" olduğunu düşünürken katılımcıların %77.1'i "yoğurt, kefir gibi fermente süt ürünlerini probiyotik kaynaklar olduğu için tükettiğini" belirtmiştir. Katılımcıların %53'ü günde en az bir kere bir porsiyon yoğurt tüketirken %1'i yoğurt tüketmediğini bildirmiştir. Katılımcıların %3'ü günde en az bir kere bir porsiyon kefir tükettiğini belirtirken %61'i kefir tüketmediğini bildirmiştir. Katılımcıların çoğu probiyotiklerin sağlığa faydalı olduğunu düşünmektedir ancak probiyotiklerin sağladığı faydalar konusunda bilgi eksikliği mevcuttur. Probiyotikler ile ilgili çeşitli çalışmalardan elde edilen bilimsel kanıtların sağlık bilimleri fakültelerinin eğitim müfredatlarına dahil edilmesi probiyotiklerin daha iyi anlaşılmasına, gelecekteki tedavi protokollerinden daha fazla kullanılmasına yardımcı olabilir.

Besin destekleriBilgi düzeyiDavranış+2
Ayşenur Emirhüseyinoğlu
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Obez bireylerde sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Obezite, gün geçtikçe insidansı artan ve 21. yüzyılın pandemisi olarak kabul edilen bir hastalıktır. Obeziteye neden olan genetik faktörlerin yanı sıra esas nedenler yüksek enerjili besinleri içeren, doymuş yağ ve basit şekerden zengin beslenme tipi ve hareketsiz yaşam tarzıdır. Obezite, bireyi sadece fiziksel olarak etkilemekle kalmaz birçok metabolik sorunu da beraberinde getirir. Araştırmanın amacı, obez bireylerde sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını ve yaşam kalitesini değerlendirmektir. Çalışma; yaşları 18-65 arasında değişiklik gösteren yaş ortalaması 30.1±10.6 yıl olan toplam 388 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada obez bireylerde ağırlığın yaşam kalitesi üzerine etkisi sağlıklı yeme davranışı ölçeği ve yaşam kalitesi ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma sonucunda; katılımcıların obezite süreleri kadınlarda erkeklere göre daha düşük ve kadınlar ve erkekler arasında ağırlığın kaybı ve korunma süresi açısından benzerlik olduğu bulunmuştur. Kadınların ve erkeklerin arasında enerji, canlılık, vitalite puan ortalamaları sırasıyla, 43.3±18.5 ve 47.7±16.9 olup, puan ortalamaları arasında istatiksel anlamlılık bulunmuştur ve erkeklerin puan ortalaması daha yüksektir. İlaç kullanımı gerektiren hastalık varlığı durumunda kendini gerçekleştirme puanı 29.9±6, egzersiz puanı 8.3±2.5, kişilerarası Destek puanı 14.2±2.8'dir. İlaç kullanımı gerektiren hastalık varlığı olmaması durumuyla karşılaştırıldığında hastalığı olan kişilerin kendini gerçekleştirme, egzersiz, kişilerarası destek puan ortalamaları daha düşüktür. Ailede birey sayısı az ise enerji, canlılık, vitalite puanı 52.7±17.5 genel sağlık algısı puanı 47.4±13.1 ve stres yönetimi puanı 26.3±5,5'tir. Ailede birey sayısı az olanların yüksek olanlara göre enerji, canlılık, vitalite, genel sağlık algısı, stres yönetimi puan ortalamaları daha yüksektir. Ailede şişman birey varlığında kendini gerçekleştirme puanı 29.7±6.4, sağlık sorumluluğu puanı 15.4±4.1, egzersiz puanı 7.9±2.4, beslenme puanı 5.1±1.4'tür. Ailede şişman birey olan kişilerin olmayan kişilere göre kendini gerçekleştirme, sağlık sorumluluğu, egzersiz, beslenme puan ortalamaları daha düşüktür. Ağırlığından memnun olan katılımcıların kendini gerçekleştirme puanı 35.9±8.9, beslenme 5.6±1.6, sağlıklı yaşam biçimi davranışları puanı 116.5±25.9'dur. Ağırlığından memnun olan katılımcıların olmayan katılımcılara göre kendini gerçekleştirme, beslenme, sağlıklı yaşam biçimi davranışları puan ortalamaları daha yüksektir. Bu tez çalışmasında sonuç olarak; obezitenin yaşam kalitesini ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını olumsuz yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Obezite, Yaşam kalitesi, Sağlıkla ilgili yaşam kalitesi

ObeziteSağlık davranışlarıSağlıklı yaşam+2
Serenay Bender
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyonu olan yetişkin bireylerde Dash Diyet Kalite Ölçeği ve beslenme bilgi düzeyinin değerlendirilmesi

Bu araştırmada hipertansiyon hastalarının DASH diyet kalitelerinin ve beslenme bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nisan-Kasım 2023 tarihleri arasında bir sağlık kurumunun dahiliye polikliniğine başvuran 21-65 yaş arasındaki hipertansiyon hastaları ile yüz yüz anket yöntemi ile yapılan bu çalışmaya 110'u kadın, 67'si erkek toplamda 177 kişi katılmıştır. Araştırmaya katılan hastaların demografik özellikleri "Genel Bilgiler Formu" ile, DASH diyet kalitelerinin ölçümü "DASH-Q" ölçeği ile, beslenme bilgi düzeylerinin ölçümü ise "YETBİD" ölçeği ile araştırmacı tarafından katılımcılar ile soru cevap yapılarak kaydedilmiştir. Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalaması kadın ve erkeklerde sırasıyla 52.11±9.68 ve 57.09±7.11 yıldır. Erkeklerin ağırlık ve boy ortalaması 83.16±11.78 kg ve 172.91±7.43 cm, kadınların; 77.11±12.67 kg ve 160.24±6.64 cm'dir. BKİ ortalamaları ise kadınlarda 30.15±5.44 kg/m2, erkeklerde 27.80±3.51 kg/m2 bulunmuştur. Katılımcıların DASH-Q puanları incelendiğinde %44.6'sının orta, %54.2'sinin düşük ve yalnızca %1.1'inin yüksek diyet kalitesine sahip olduğu görülmüştür. YETBİD ölçeğinde 177 kişi arasında 12 kişi çok iyi bilgi seviyesinde, 28 kişi çok iyi besin tercihi kategorisindedir. Temel Beslenme ve Besin-Sağlık Bilgisi ölçeğine yanıt veren kişilerin %5.6'sı kötü bilgi seviyesine sahiptir. Besin Tercihi ölçeğinde ise katılımcıların %11.3'ünün kötü besin tercihi seviyesinde olduğu saptanmıştır. Bu çalışma sonucunda, Hipertansiyon hastalarının büyük bir çoğunluğunun yeterli düzeyde beslenme bilgisine sahip olmadığı sonucuna varılmıştır. Hipertansiyon hastalığı, koroner kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları ve inme gibi rahatsızlıklara sebep olma riski açısından yüksek mortalite ve morbidite oranına sahiptir. Dolayısıyla hipertansiyonun tanı ve tedavisi halk sağlığının korunması ve iyileştirilmesi açısından önemlidir. Hipertansif bireylerin beslenme bilgi seviyelerinin arttırılması ve beslenme tedavisinin önemi konusunda bilinçlendirilmesi gereklidir. Anahtar Kelimeler: Bilgi düzeyi, DASH diyeti, hipertansiyon, kan basıncı

Beyaz önlük hipertansiyonu
Ezgi Eskiköy
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde beslenme durumu ve ağız, diş sağlığı ilişkisi

Tezin amacı yetişkinlerde beslenme durumu ile ağız ve diş sağlığı arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Çürük oluşumu, diş eti hastalıkları, diş erozyonu ve diğer ağız ve diş sağlığı hastalıkları ve beslenme arasındaki ilişkiyi göstermektir. Çalışmaya İstanbulda özel bir diş kliniğine gelen 102 kadın, 38 erkek olmak üzere 18-64 yaş arası yaş ortalaması 38,94 yıl olan 140 katılımcı yüz yüze anket yöntemi ile katılmıştır. Katılımcıların cinsiyet, yaş, su tüketimi, öğün sayısı, çiğneme süresi ve eğitim durumu ile genel bilgilerine ve boy, ağırlık, bel çevresi, bel/boy oranı, yağ oranı, kas oranı ve beden kütle indeksi (BKİ) ile antropometrik bilgilerine ulaşıldı. Yeme Tutum Testi-26 (YTT-26) ve Ağız Sağlığı Etki Ölçeği (OHIP-14) çalışmaya dahil edildi. 24 saatlik besin tüketim kaydı ile günlük makro ve mikro besin öğeleri hesaplandı. Bu araştırma kapsamında kadınların ortalama bel/boy oranı 0.49 ve BKİ değeri 24.77 kg/m2 normal değerleri gösterirken erkeklerin ortalama bel/boy oranı 0.53 ve BKİ değeri 27.95 riskli ve hafif şişman değerleri içindedir. OHIP-14 ve YTT-26 toplam puanı kadın katılımcılarda erkek katılımcılardan daha yüksek bulunmuş ve tüm katılımcılarda eğitim düzeyi arttıkça OHIP-14 puanlarının azaldığı, YTT-26 yeme kısıtlayıcı faktörünün arttığı sonucuna varılmıştır. Referans değerleri ile besin alımları karşılaştırıldığında katılımcılar yüksek protein, düşük E vitamini değerlerine sahip olduğu görülmüştür. Tüm katılımcılarda kalsiyum, B12, çinko, magnezyum eksikliği artan OHIP-14 skorları ile ilişkiliyken, erkeklerde C vitamini alımının yüksek OHIP-14 skorları ile ilişkili olduğu görülmüştür. YTT-26 yeme kısıtlayıcı faktörün artması ile OHIP-14 skorlarının artması yeme tutumu ile ağız diş sağlığı arasındaki ilişkiyi göstermektedir. Bu tez çalışmasında yeme tutumu ve besin öğeleri eksikliği veya yüksekliği ile ağız ve diş sağlığı ilişkisinin önemi vurgulanmış ve diyetisyen diş hekimi iş birliği ile klinik çalışmaların daha etkili olabileceği sonucuna varılmıştır.

Deniz Eylem Ögüt
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesanlarda diş çürükleri, besin tüketimi ve antropometrik ölçümler arasındaki ilişki

ÖZET Ersarı, T. (2024). Adölesanlarda Diş Çürükleri, Besin Tüketimi ve Antropometrik Ölçümler Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Atlas Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Anabilim Dalı, İstanbul. Ergenlik büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu dönemlerden birisidir. Aynı zamanda bu dönemde edinilen alışkanlıklar genellikle bireyin geri kalan yaşamında da kalıcı olmaktadır. Beslenme problemleri ve ağız hijyen alışkanlıkları bu dönemde kalıcı hale gelmektedir. Bir çeşit ağız enfeksiyonu olan diş çürükleri Adölesan döneminin en önemli problemlerindendir. Besinlerin diş sağlığı üzerine etkileri farklı farklıdır. Streptococcus mutant bakterisi, diyet şekeri ve hassas diş yüzeyi başlıca çürük sebepleridir. Bu çalışma diş çürüklerinin beslenmeyle ilişkisini incelemek amacıyla adölesan bireyler üzerine yapılmıştır. Çalışmaya Gaziantep Gülüş Akademisi Ağız ve Diş Sağlığı Kliniğine diş çürüğü şikayetiyle başvurmuş 102 adölesan birey dahil edilmiştir. Katılımcılılara gönüllük esasına dayalı bir anket uygulanıp, antropometrik ölçümleri ve ağız içi muayene formları alınmıştır. Ankette katılımcıların ağız hijyen uygulamaları, günlük tüketilen şekerli besin ve süt ürünleri tüketim sıklıkları sorgulanmıştır. Katılımcıların %48'i erkek, %52'si kız olup yaş ortalamaları 14,67 yıldır. Katılımcıların %98'i kendilerine ait bir diş fırçası olduğu, %99'u dişlerini fırçaladıkları ve %66.6'sı de günde iki kez dişlerini fırçaladıkları belirlenmiştir. Katılımcıların %41.7'sinin diş macunlarının florür içerdiğini bildiği ve %48.1'inin de bu konuda bilgisiz olduğu tespit edilmiştir. Diş hekimi muayene sıklığı açısından ise katılımcıların %61.7'si sadece şikayet oldukça diş hekimine gittiğini, %28.4'ü de yılda bir kez, diş muayenesi olduklarını bildirmiştir. Katılımcıların en fazla tüketmeyi tercih öğün akşam yemeğidir ve (%85.3) ve bunu öğle yemeği takip etmektedir (73.5). Bireylerin sadece %58.8'inin kahvaltı yapmayı tercih etmesi ise dikkat çekicidir. Katılımcılar şekerli besinleri en çok ikindi ara öğününde tercih ettikleri görülmüştür (%70.6). Katılımcıların sütü en çok tükettikleri öğün gece öğünü olduğunu ve %38.2'sinin haftada birkaç kez süt tükettiklerini belirtmişlerdir. Bireyler peynir tüketmeyi ise en çok kahvaltıda tercih etmektedir. Katılımcıların yarısından fazlası günlük 1-2 porsiyon meyve ve 1-2 porsiyon sebze tükettiklerini belirtmişlerdir. Antropometrik ölçümler değerlendirildiğinde bireylerin vücut ağırlıkları, boy uzunlukları, bel çevreleri, BKİ değerleri ve bel-boy oranları cinsiyetlere göre ayrılmış ve bütün değişkenlerde cinsiyetler arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Bireylerin %62.7 normal BKİ aralığında olup %38.2'sinin Z skorları 0 ile 1 aralığındadır. 24 saatlik besin tüketim kaydından gelen veriler incelendiğinde TÜBER'e göre bireylerin sadece Fosfor ve Tiamin ihtiyaçlarını karşılayabildikleri ve geriye kalan enerji, vitamin ve mineral ihtiyaçlarını karşılayamadıkları görülmüştür. Diş çürükleri ve antropometrik ölçümler arasındaki ilişki incelendiğinde vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi arttıkça ağız ve diş sağlığının bozulduğu tespit edilirken, BKİ ve bel-boy oranı ile ağız sağlığı arasında bir ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca diş fırçalama sıklığı ve diş sağlığı arasında da bir ilişki saptanamamıştır. Süt ve süt ürünleri (peynir, yoğurt ve kefir dahil olmak üzere) ve şekerli içeceklerin tüketimi ile diş çürüklerinin ilişkisine bakıldığında soya sütü tüketim miktarı ile diş çürüğü arasında pozitif yönlü çok zayıf ilişkiye rastlanmıştır. Şeker türlerinin çürük üzerine etkisi incelendiğinde ise Fruktoz miktarı arttıkça çürük oluşumu arasında pozitif yönlü çok zayıf ilişki görülmüştür. Sonuç olarak bireylerin şekerli besinleri, süt ve süt ürünlerini tüketim sıklıkları incelenmiş adölesan bireylerin büyük çoğunluğunun düzenli iki besin grubunu da tüketmeyi tercih ettiği, 24 saatlik besin tüketim kaydından gelen veriler incelendiğinde ise bireylerin gereksinimlerini karşılama oranları oldukça düşük olduğu görülmüştür. Antropometrik ölçümler açısından kız ve erkekler arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Diş çürüklerinin beslenme üzerine etkisine bakıldığında ise früktozun tüketiminin diş çürüklerine neden olabileceği ve soya sütünün de çürüğe sebebiyet verebileceği görülmüştür. Antropometrik ölçümlerle çürük ilişkisine bakıldığında ise vücut ağırlığı arttıkça DMFT indeksinin arttığı görülmüştür.

Tülay Ersarı
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Fitness yapan bireylerde beslenme bilgisi ve besin takviyelerine inanç düzeyleri arasındaki ilişki

Sağlıklı yaşamak ve yaşa bağlı oluşabilecek sağlık sorunlarını aza indirebilmek için en temel etkenler beslenme ve fiziksel aktivedir. Bu çalışma fitness yapan bireylerin beslenme alışkanlıkları ve ergojenik destek kullanımlarına karşı tutumları arasındaki ilişkiyi ele alan nicel bir araştırmadır. Araştırmaya İstanbul'da bir vakıf üniversitesi spor merkezine devam eden 106 (%54.9) kadın 87 (%45.1) erkek olmak üzere toplam 193 kişi katılmıştır. Yaş ortalamaları ve eğitim durumlarına bakıldığında sırasıyla kadınların yaş otalamaları 24.21±6.64 yıl olup %71.7'sinin lisans mezunu olduğu ve erkeklerin 23.31±5.56 yıl olup %88.5'inin lisans mezunu olduğu ve her iki cinsiyette de bekarların %90 civarında olduğu bulunmuştur. Katılımcıların beden kütle indeksleri (BKİ) ortalamaları kadınlarda 22.36±3.70 kg/m², erkeklerde 23.60±3.45 kg/m² olarak tespit edilmiştir. Katılımcılara uygulanan anketlerde katılımcıların sosyodemografik özellikleri ile birlikte fiziksel aktivite durumları, beslenme alışkanlıkları ve bilgi düzeyleri, besin takviyelerine karşı inanç ve tutum düzeyleri, besin tüketim özellikleri belirlenmiştir. Katılımcıların fiziksel aktivitelerine ilişkin verilere bakıldığında, kadınların %41.5'inin, 1-3 yıl, erkeklerin ise %40.2'sinin 3-6 ay düzenli fiziksel aktivite yaptıkları tespit edilmiştir. Tercih edilen fiziksel aktivite türlerinin ise kadınlarda %34.9 oranında fitness, erkeklerde ise %49.4 oranında yürüyüş olduğu belirlenmiştir. Fiziksel aktivite yapma amaçlarının ise kadınlarda ağırlık kazanımı veya kas yapmak (%32.1), erkeklerde ise ağırlık kaybı (%34.5) şeklinde belirlenmiştir. Katılımcıların %77'sinin sporcu beslenme bilgi düzeyinin zayıf olduğu, büyük çoğunluğunun (%81) daha önce veya şu an ergojenik destek ürünü kullanmadığı belirlenmiştir. Ergojenik destek ürünleri kullanan katılımcılar arasında en yaygın kullanılan ergojenik desteğin protein (%8.8) ve kreatin (%9.8) olduğu saptanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğunun ergojenik destek ürünlerini "kendi kararları" ile kullandıkları belirlenmiş olup, besin takviyelerine yönelik inanç düzeyleri ile beslenme bilgi düzeyi arasında istatistiki anlamlılık olmadığı saptanmıştır (p>0.05). Bu çalışmada, fitness yapan bireylerin büyük çoğunluğunun yeterli düzeyde beslenme bilgisine sahip olmadığı ve beslenme süreçlerini genellikle yanlış bilgilerle, kendi kararlarına dayanarak yönlendirdikleri sonucuna varılmıştır. Katılımcıların eğitim düzeyleri arttıkça beslenme bilgi düzeylerinin arttığı gözlemlenmiştir. Kadın ve erkek katılımcıların karbonhidrat, protein ve yağ alımlarının referans değerlere uygun olduğu, günlük kolesterol ve sodyum alımlarının referans değerlerin üzerinde olduğu, tiamin alımlarının ise her iki grupta da referans değerlerin altında kaldığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, fitness yapan bireylerde yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasının ve beslenme bilgi seviyelerinin artırılmasının halk sağlığı açısından önemli olduğunu göstermektedir.

Kübra Nur Gögüs Güngör
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
31
Master'sOpen AccessTR

Prekonsepsiyonel dönemde Akdeniz tipi diyete uyumun ve kafein tüketiminin değerlendirilmesi

Karaca, D. (2024). Prekonsepsiyonel Dönemde Akdeniz Tipi Diyete Uyumun ve Kafein Tüketiminin Değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Atlas Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı, İstanbul. Prekonsepsiyonel dönem, bir kadının gebelik öncesi sağlık ve yaşam tarzı alışkanlıklarının gelecekteki gebelik ve bebek sağlığı üzerindeki etkilerini kapsayan kritik bir süreçtir. Bu dönemde annenin sağlığını optimize etmek, doğacak bebeğin de sağlıklı bir başlangıç yapmasına katkıda bulunmaktadır. Bu araştırma ile prekonsepsiyonel dönemde Akdeniz diyetine uyumun ve kafein tüketiminin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Kasım 2023 – Ocak 2024 tarihleri arasında bir sağlık kurumunun kadın doğum polikliniğine başvuran 18-49 yaş arasındaki prekonsepsiyonel dönemde olan kadınlar ile yüz yüze anket yöntemi ile yapılan bu çalışmaya 327 kişi katılmıştır. Araştırmaya katılan hastaların demografik özellikleri "Genel Bilgiler Formu" ile, Prekonsepsiyonel Bilgi ve Tutum Ölçeği, 14 Maddeli Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği, Kafein Kullanım Bozukluğu Ölçeği araştırmacı tarafından katılımcılar ile soru cevap yapılarak kaydedilmiştir. Araştırmaya katılan prekonsepsiyonel dönemdeki kadınların boy uzunluğu ortalaması 163.6±5.75 cm, ağırlık ortalaması 64.7±14.48 kg, doğum sayısı ortalaması 0.62±1.03 adet, düşük sayısı ortalaması 0.13±0.52 adet ve BKİ ortalaması 24.18±5.36 kg/m2 olduğu görülmüştür. Katılımcıların 138'i (%42.2) evli ve 189'u (%57.8) bekardır. Evlilerin Akdeniz diyeti puan ortalaması bekarlardan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksekken; bekarların ise kafein tüketimi puan ortalamasının evlilerden istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek olduğu görülmüştür. Katılımcıların 61'i (%18.7) düzenli egzersiz yaparken 266'sı (%81.3) egzersiz yapmamaktadır. Bu çalışmada, prekonsepsiyonel dönemdeki kadınların büyük bir çoğunluğunun yeterli düzeyde beslenme bilgisine sahip olmadığı ve çoğunluğunun Akdeniz diyetine uyumunun düşük seviyede olduğu sonucuna varılmıştır. Prekonsepsiyonel dönemdeki kadınların beslenme bilgi seviyelerinin arttırılması ve beslenme tedavisinin önemi konusunda bilinçlendirilmesi, toplum sağlığı açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Prekonsepsiyonel, Akdeniz Diyeti, Kafein, Gebelik, Bebek

Dilara Aleyna Karaca
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Polikistik over sendromu olan kadınlarda sağlıklı beslenme tutumunun, fiziksel aktivitenin ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Tek bir hastalık değil de bir sendrom olan polikistik over sendromu, üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen endokrin bozukluktur. Tedavisinde sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteyi de kapsayan yaşam tarzı müdahaleleri önceliklendirilmektedir. Bu araştırmada polikistik over sendromu olan kadınların sağlıklı beslenme tutumunun, fiziksel aktivitenin ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Atlas Üniversitesi Medicine Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'ne başvuran 18-49 yaş aralığındaki polikistik over sendromu tanılı, gönüllü 87 hasta katılmıştır. Katılımcılara anket uygulanarak demografik özellikleri "Genel Bilgiler Formu" ile, sağlıklı beslenme tutumları "Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ)" ile, fiziksel aktiviteleri "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi - Kısa Form (IPAQ-SF) ile ve yaşam kaliteleri "Polikistik Over Sendromu Yaşam Kalitesi- 50 Ölçeği (PCOSQ-50)" ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 26.85 yıl, vücut ağırlığı ortalaması 68.64 kg, boy ortalaması 163.76 cm'dir. Katılımcıların %60.9'u bekar ve %78.2'sinin doğum sayısı 0'dır. Beden kütle indeksi ortalaması 25.56±5.32 kg/m2 olan katılımcıların beden kütle indekslerine göre gruplandırma yapıldığında neredeyse yarısı fazla kilolu ya da obez bulunmuştur. Katılımcıların semptomları incelendiğinde %78.2 oranı ile adet düzensizliği en başta olmak üzere sırasıyla hormonal dengesizlik, akne- sivilce, hirsutizm, insülin direnci, fazla kilo- obezite, bölgesel saç dökülmesi, depresyon, infertilite, kalp damar hastalıkları görülmektedir. Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi - Kısa Forma (IPAQ-SF) göre sınıflama yapıldığında katılımcıların %43.7'sinin inaktif, %50.6'sının minimal aktif, %5.7'sinin çok aktif olduğu bulunmuştur. Katılımcıların beslenme hakkında bilgi, beslenmeye yönelik duygu, olumlu beslenme, kötü beslenme başlıklarını kapsayan SBİTÖ ortalama puanı 74.69'dur. Bu puan ile katılımcılar yüksek düzeyde sağlıklı beslenmeye ilişkin tutuma sahip olarak ifade edilebilmektedir. PCOSQ-50 ortalama puanı 156.91 olan katılımcılar bu ölçek içerisinde psiko – sosyal duygusal durum, doğurganlık, cinsel fonksiyon, obezite ve menstrual bozukluk, tüylenme ve başa çıkma olmak üzere 6 alt kategoride değerlendirilmiştir. Ortalama puana göre katılımcıların çoğunun yaşam kalitesinin iyi olduğu söylenebilir. Ancak yaşam kalitesi iyi olan katılımcılar ile iyi olmayan katılımcıların sayısının birbirine çok yakın olduğu dikkat çekmektedir.

Merve Sultan Badur
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
11
Master'sOpen AccessTR

Üniversitedeki sporcu öğrencilerin beslenme bilgisi ve fiziksel aktivite düzeyleri ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişki

Sağlıklı yaşam beklentisini arttırabilmek ve sağlık sorunlarını en aza indirebilmek için beslenme ve fiziksel aktivitenin de içinde yer aldığı sağlıklı yaşam biçimi davranışları en temel boyutları barındırmaktadır. Bu çalışma özel bir vakıf üniversitesindeki sporcu öğrencilerin beslenme bilgisini ve fiziksel aktivite düzeylerini ölçerek sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla kesitsel-tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Çalışmaya İstanbul Atlas Üniversitesi'nde okul takımında yer alan 18-27 yaş arası 126 sporcu öğrenci dahil edilmiştir. Katılımcılara gönüllülük esasına dayalı olarak anket uygulanmıştır. Anketlerde genel bilgiler formu, sporcu beslenmesi bilgi anketi, uluslararası fiziksel aktivite anketi, sağlıklı yaşam biçim davranışları ölçeği ve besin tüketim kayıtları sorgulanmıştır. Örneklem sayısının %63.5'ini oluşturan erkeklerin yaş ortalaması 21.0±2.1 ve %36.5'ini oluşturan kadınların yaş ortalaması 20.3±1.9 yıldır. Kadınların %45'i birinci sınıf, %28.7'si ikinci sınıf, %20.0'ı üçüncü sınıf, %6.3'ü dördüncü sınıf öğrencisidir. Erkeklerin %32.6'sı birinci sınıf, %52.2'si ikinci sınıf, %10.9'u üçüncü sınıf, %4.3'ü dördüncü sınıf öğrencisidir. Spor dalları incelendiğinde katılımcıların %38.1'i kuvvet ve güç sporlarıyla, %61.9'u takım sporlarıyla ilgilenmektedir. Sporcu öğrencilerin %31.5'i beslenme eğitimi almış ve beslenme eğitimi alan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ve sağlıklı yaşam biçimi davranışları toplam puanı yüksek bulunmuştur. MET skorlamasında kadın öğrencilerin (%72.5) erkek öğrencilerden (%69.6) daha aktif olduğu görülmüştür. Katılımcıların spor beslenmesi bilgi anketi puanı ortalama 41.32±9.30, sağlıklı yaşam biçimi davranışları puanı ortalama 132.23±19.12 bulunmuştur. Üniversiteli sporcu öğrencilerin düşük beslenme bilgisine sahip olduğu görülmüştür. Almış oldukları beslenme eğitimleri, okudukları bölüm, yaş ve sınıf düzeylerindeki artış öğrencilerin beslenme bilgisini olumlu yönde etkilemiştir. Sporcu öğrencilerin beslenme bilgi düzeyleri arttıkça fiziksel aktivitede aktiflik derecesi artmış ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını olumlu yönde etkileyerek toplam puanlarında artış gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Fiziksel aktivite, spor beslenme bilgisi, sağlıklı yaşam biçimi davranışları

Meliha Akpınar
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni tanısı almış bireylerin antropometrik ölçümleri ve biyokimyasal parametrelerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, şizofreni tanısı almış bireylerde metabolik sağlık belirteçleri (açlık kan şekeri, lipid profili, beden kütle indeksi vb.) incelenmiş, bu belirteçlerin cinsiyet, eğitim seviyesi ve çalışma durumu gibi faktörlere bağlı farklılıkları değerlendirilmiştir. Çalışma, retrospektif, tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırma olarak planlanmıştır. Araştırma, Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Bölümü'ndeki 2022 Eylül ile 2023 Eylül tarihleri arasında bilgileri kayıtlı olan 178 şizofreni hastasını kapsamaktadır. Veriler, hasta dosyalarından retrospektif olarak toplanmıştır. Hasta Bilgi Formu ile demografik ve klinik bilgiler; Antropometrik Ölçümler ile Bel Çevresi (BÇ), Beden Kütle İndeksi (BKİ), Biyokimyasal Parametreler Bilgi Formu ile Açlık Kan Şekeri (AKŞ), Düşük Yoğunluklu Lipoprotein Kolesterol (LDL-K), Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein Kolesterol (HDL-K), Trigliserid (TG) gibi biyokimyasal değerler elde edilmiştir. Veriler, IBM SPSS 25.0 programında tanımlayıcı istatistikler, korelasyon analizleri ve Ki-Kare analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmada, kadınlarda BÇ ve BKİ değerlerinin erkeklere göre daha yüksek olduğu, erkeklerde ise lipid profili bozukluklarının daha belirgin olduğu saptanmıştır. AKŞ ortalaması 111.22 mg/dL olarak belirlenmiş ve diyabet riski açısından önemli bir faktör olduğu öngörülmüştür. Eğitim seviyesi düşük bireylerde metabolik sağlık risklerinin daha yüksek olduğu ve sağlıklı beslenme farkındalığının sınırlı olduğu görülmüştür. Çalışmayan bireylerde LDL-K ve TG seviyelerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Metabolik sağlık profil bozukluğunun, antipsikotik ilaçların metabolik yan etkileri, sağlıksız beslenme ve sedanter yaşam tarzı ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Şizofreni tanısı almış bireylerde metabolik sağlık belirteçleri, cinsiyet, eğitim durumu ve çalışma durumu gibi faktörlere bağlı olarak farklılık göstermektedir. Bu bireylerin metabolik sağlık risklerinin azaltılması için bireyselleştirilmiş beslenme müdahaleleri, düzenli fiziksel aktivite ve farkındalık eğitimleri önerilmektedir.

Sıla Ezgi Erşan Özkan
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Onlıne zayıflama diyeti danışmanlığı alan bireylerin yeme davranış değişikliğinin belirlenmesi

Elagöz, H. (2025). Online Zayıflama Diyeti Danışmanlığı Alan Bireylerin Yeme Davranış Değişikliğinin Belirlenmesi. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Atlas Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı, İstanbul. Bu tez çalışması, bir diyetisyenden online olarak zayıflama danışmanlığı alan 18-65 yaş yetişkin bireylerde yeme davranış değişikliğinin değerlendirilmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından Form Anket yöntemiyle çevrimiçi anket olarak katılımcılara gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanmış olup, Sosyal Medya Güven/Teyit Ölçeği, Hollanda Yeme Davranışı (DEBQ) Anketi ve Diyet Memnuniyet Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma, 148'i kadın (% 85.5) ve 25'i erkek (%14.5) olmak üzere toplam 173 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Kadın katılımcıların yaş ortalamaları 36 ± 11.6 yıl, erkek katılımcıların yaş ortalamaları 38.4 ± 13.2 yıldır. Tüm katılımcıların yaş ortalamaları; 36.6 ± 11.8 yıldır. Çalışmaya katılan kadınların %35.8'inin ve erkeklerin %56'sının fazla kilolu olduğu görülmüştür. Kronik hastalık durumu açısından bakıldığında, katılımcıların çoğunluğunun herhangi bir kronik hastalığı bulunmadığı tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan kadınların %65.4'ü, erkeklerin %63.5'i uygulanan online zayıflama diyeti ile yediklerinden zevk almasına ve yeterli çeşitlilik tüketildiğine katılmaktadırlar. Kadın katılımcıların 1 haftada ortalama 1.2 kg, erkek katılımcıların ortalama 1.4 kg vücut ağırlık kaybettiği gözlemlenmiş ve böylece online diyet danışmanlığının bireylerin üzerindeki ağırlık kaybına olumlu yönde etkili olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın sonunda daha yüksek ağırlığı olan katılımcıların çevrimiçi zayıflama diyeti danışmanlık almayı daha uzun süre devam ettirdiği, almış oldukları online zayıflama diyetinin evde ve ev dışında uygulanmasının kolay olduğu, kendilerini fiziksel olarak iyi hissettirdiği ve çalışan/çalışmayan katılımcılar içinde bütçeye uygunluğu konusunda hemfikir oldukları görülmüştür. Katılımcılara uygulanan online zayıflama programını hayata entegre ederek ömür boyu uygulanabileceği ifade edilmiştir. Online diyet danışmanlığı hizmetleri, bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik önemli bir potansiyel taşımaktadır. Ancak, bu hizmetlerin etik yönleri dikkatlice ele alınmalı ve bireylerin sağlığı ile haklarını ön planda tutan bir anlayışla sunulmalıdır. Anahtar kelimeler: Online Diyet, Beslenme, Zayıflama, Sosyal Medya

Sağlıklı beslenme
Hazel Elagöz
Atlas University · Institute of Graduate Studies
2025
10

Other supervisors