Theses supervised by Prof. Dr. Nebahat Sarı
31 theses · Çukurova University
Balcalı turp çeşidinin verim ve yumru kalitesi üzerine tohum miktarı ile ekim yönteminin etkileri
Bu çalışma, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü deneme alanında yürütülmüştür. Denemede Balcalı turp çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada, 5 farklı tohum miktarı (250, 500, 750, 1000 ve 1250 g/da), 2 ekim yöntemi (sıra ve serpme) ile 2 farklı yetiştirme yeri (sedde ve düz) kullanılmıştır. Denemede tohumların çıkış süreleri, yaprak sayısı, yaprak ağırlığı, yumru ağırlığı, toplam bitki (biyomas) ağırlığı, yumru çapı, yumru yüksekliği, yumru yükseklik /çap indeksi, yaprak ağırlığı oranı, yumru sayısı, yumru yoğunluğu, toplam verim, yumruda çatlama ve kök oluşum oranı, SÇKM ve C vitamini miktarı üzerine uygulamaların etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, toplam verim açısından uygulamalar arasında önemli bir farklılık bulunmamakla birlikte, sıraya ekimlerde 250, 500 ve 750 g/da tohum miktarı ile, serpme ekimlerde ise 1000 ve 1250 g/da tohum miktarları ile en yüksek verim elde edilmiştir. Yumru ağırlığı, çapı ve yüksekliği gibi yumru irilik parametreleri üzerine ekim sıklığı önemli etkide bulunmuş ve ekim sıklığı arttıkça yumru iriliği azalmıştır. Benzer olarak sıraya ekimlerde serpmeye göre yumrular daha küçük kalmıştır. Sonuç olarak; Akdeniz Bölgesinde turp yetiştiriciliği için 750 g/da tohum miktarı ve sıra şeklinde ekim tavsiye edilebilir. Seddeye ekimlerde de düze ekime göre yumru/yaprak indeksi daha yüksek bulunduğu için sedde şeklinde yetiştirme yeri önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Tohum miktarı, Ekim yeri, Ekim şekli, Verim ve Yumru Özellikleri, C vitamini
Karpuz (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsum ve Nakai)'a VAT (Aphis gossypii'ye dayanıklılık) geninin aktarılması ve transformasyon etkinliğinin araştırılması
Bu tezde, karpuz (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsum ve Nakai) bitkisinde rejenerasyon için gerekli olan uygun ortam optimizasyonu ve Agrobacterium aracılığıyla gen aktarma tekniği çalışılmıştır. Test edilen rejenerasyon ortamlarından en etkili olan, 5 gün çimlendirme ortamında olan karpuz tohumları 2 mg/l BAP + 0.1 mg/l IAA ile desteklenmiş MS ortamında kültüre alınmasıyla yüksek rejenerasyon frekansı elde edilmiştir. Agrobacterium'un C58C1-pmp90 ve C58C1-pch32 suşlarının VAT bölgesi ve 2.5 kb'lık 5' ve 3'regülatör dizinlerine sahip pBin19 binary vektör kullanılmıştır.Bakteri solüsyonu ile muamele edilen karpuz tohumu eksplantları, 2 mg/l BAP, 0.1 mg/l IAA, 200 mg/l timentin ve 7.5 g agar içeren MS ortamında kültüre alınmıştır. Gen aktarımı olan bitkileri tespit edebilmek için seçici seleksiyon ortamı (2 mg/l BAP + 0.1 mg/l IAA + 750 mg/l sefuroksim sodyum + 200 mg/l kanamycin + 7.5 g agar) kullanılmıştır. Seleksiyon ortamında canlılığını devam ettiren bitkiler MSG (sürgün geliştirme ortamı) ortamında geliştikten sonra DNA izolasyonu, PCR, Jel elektroforezi sonucunda aktarılan bantlara UVP Jel dökümantasyon sisteminde bakılmıştır. Bantlar ilgili bölgelerde tespit edilmemiştir.Anahtar kelimeler: Citrullus lanatus, transformasyon, Agrobacterium tumefaciens, rejenerasyon, Aphis gossypii
Hibrit kavun (Cucumis melo var. cantalupensis) ıslahında tekli, üçlü ve çift melezlerde heterozis üzerinde araştırmalar
Araştırmanın kantitatif heterozis çalışmaları 2007 ve 2008 yıllarında, ilkbahar üretim döneminde açık tarla yetiştiriciliği şeklinde, moleküler çalışmalar ise, 2008-2009 yıllarında moleküler biyoloji laboratuvarında yürütülmüştür. Kavunda tekli, üçlü ve çift melezlerin ebeveynleri ile moleküler olarak kıyaslanması, ayrıca kantitatif özelliklerinin belirlenmesi için iki, üç ve dört ebeveynli melezlemeler sonucu elde edilmiş olan 53 hibrit genotip, bu hibritlerde ebeveyn olarak kullanılan 6 adet safhat ile Galia F1 hibrit çeşidi şahit olarak kullanılmıştır.Denemede genotiplerde, tohum ekimini takiben tohum çıkış gözlemleri ve çıkış ile birlikte kotiledon ve hipokotil uzunluğu ölçümleri yapılmıştır. Bunun yanı sıra, ilk gerçek yaprak çıkış zamanı, bitki boyu, ana gövde çapı, boğum sayıları ölçümleri, ilk dişi çiçek açma zamanları, erkenci ve toplam verimler, meyve ağırlığı, meyve çapı, meyve yüksekliği, meyve et kalınlığı, meyve kabuk kalınlığı, çekirdek evi çapı, çekirdek evi yüksekliği, meyve et randımanı, suda çözünebilir kuru madde (SÇKM) gibi pomolojik analizler yapılmış ve farklılıkları belirlemek için heterozis ve heterobeltiosis hesaplamaları gerçekleştirilmiştir.Araştırma bulgularına göre, en yüksek heterozis ve heterobeltiosis değeri erkenci verimde, tekli melez grubuna ait ÖK-58 (G22 X C1) genotipinden (heteroziste % 184.55, heterobeltiosiste ise % 184.23) sağlanmıştır. Aynı zamanda hem toplam verimde hem de erkenci verimde tekli melez grubun üstünlüğü ortaya çıkmıştır. Tekli melez grup, erken dişi çiçek açma süresi ile erkenciliği artırırken, meyve ağırlığı, meyve yüksekliği, meyve çapı, çekirdek evi açısından da daha iyi performans göstermiştir.Moleküler çalışmalarda ise, 55 adet SSR primeri taranmış ve tarama sonrasında polimorfik olan primerler ile tekli, üçlü ve çift melezlerin ebeveynleri moleküler olarak kıyaslanmıştır. SSR primer taramasında kullanılan 55 primerden 8 adedi polimorfik bulunmuş ve SSR analizleri sonucu elde edilen dendogramda benzerlik oranı 0.54-1.00 arasında değişmiştir.
Kırkağaç kavunlarında ışınlanmış polenle farklı tozlama dönemlerinin meyve tutumuna etkisi ile farklı hasat tarihleri ve depolama sıcaklıklarının embriyo verimi ve bitkiye dönüşüme etkileri
Kavun türünde önemli zararlar yapan, yetiştiricilik döneminde ekonomik zararlara neden olan Fusarium solgunluğuna dayanıklı çeşit ıslah etmek için dihaploidizasyon yöntemi kullanılmıştır. Dihaploidizasyon yöntemi klasik ıslah yöntemi ile karşılaştırıldığında başta saflaştırma olmak üzere birçok konuda avantajlıdır. Yapılan tozlamalar sonucunda, Mayıs ayında yapılan tozlamalarda en fazla meyve tutumu sağlanmıştır. 4 farklı dönemde yapılan tozlamalar sonucunda elde edilen meyvelerden bulunan embriyoların kaliteleri ve bitkiye dönüşüm oranları incelenmiştir. Bu amaçla tutan her bir meyvenin ağırlığı, tohum sayısı, her bir meyveden elde edilen toplam haploid embriyo sayısı, farklı şekillerdeki (yürek, torpedo, globüler) haploid embriyo sayıları ile birlikte bitkiye dönüşen embriyo sayısı ve bitkiye dönüşüm oranları incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda meyve başına haploid embriyo sayısı en fazla 26 Nisan-03 Mayıs tarihleri arasındaki tozlamalardan 5.81 embriyo/meyve oranı ile elde edilmiştir. Aynı tozlama zamanında elde edilen embriyoların bitkiye dönüşüm oranı da (% 83.33) yüksek olmuştur.Işınlanmış polen ile yapılan tozlamalarda tutan meyvelerin hasat zamanları önemlidir. Bu nedenle çalışmada tozlamadan itibaren 22, 26 ve 30. günlerde hasatlar yapılmıştır. Ayrıca hasadı yapılan kavunlar 0, 1, 2 ve 3 hafta +13 ºC'de depolanmıştır. Çalışma sonunda en iyi sonuç 22. gün hasatlarından elde edilmiş, en fazla muhafaza süresi de 2 hafta olarak belirlenmiştir.Arazi koşullarında aynı dönemde çok fazla meyve tutturulması bir takım problemleri meydana getirmektedir. Bu amaçla tohumlar, meyve hasadından hemen sonra ekstrakte, oda sıcaklığında, +4 ºC ve +13 ºC'de depolanmıştır. Çalışmada uygulanan muhafaza koşullarında en iyi sonuç, hasattan hemen sonra yapılan ekstraksiyondan alınmıştır.
Yuva ve Hasanbey kavunlarında ışınlanmış polenle farklı tozlama dönemlerinin meyve tutumuna etkisi ile farklı hasat tarihleri ve depolama sıcaklıklarının embriyo verimi ve bitkiye dönüşüme etkileri
Birçok sebze türünde olduğu gibi kavun türünde de Fusarium solgunluğu büyük zararlara neden olmaktadır. Bu da yurdumuzun bazı bölgelerinde kavun üretimini sınırlandırmaktadır. Bu ıslah çalışmasında, klasik ıslaha göre daha kısa sürede sonuç veren ve daha yüksek oranda saf hatların elde edilmesini sağlayan dihaploidizasyon yöntemi tercih edilmiştir. Bu çalışmada Yuva-Hasanbey grubuna ait kavunlarda, haploid bitkiler elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada 4 farklı tarihte (10-17 Nisan, 18-25 Nisan, 26 Nisan-03 Mayıs, 4-11 Mayıs) tozlamalar yapılarak en iyi tozlama dönemi belirlenmeye çalışılmıştır. Buna göre en iyi tozlama dönemi, 4. tozlama dönemidir (04-11 Mayıs). Oluşan meyvelerden elde edilen embriyoların bitkiye dönüşüm oranları hesaplanmıştır. 4. haftada (04-11 Mayıs) oluşan meyvelerin embriyolarının bitkiye dönüşüm oranları en fazla olduğu bulunmuştur. Ayrıca, bu çalışmada, tutan meyvelerin ağırlıkları, tohum sayısı, her bir meyveden elde edilen toplam haploid embriyo sayıları, farklı şekillerdeki haploid embriyo sayılarının yanında bitkiye dönüşen embriyo sayısı ve bitkiye dönüşüm oranları incelenmiştir.Üç farklı tarihte (22, 26 ve 30. günlerde) hasat yapılmış ve bu kavunlar 0, 1, 2, 3 hafta +13 ºC'de depolanmıştır. Çalışma sonunda, en iyi sonuç 22. gün hasatlarından ve en fazla 2 hafta süreyle depolanan meyvelerden alınmıştır.Tozlamalar sonucu fazla sayıda meyve elde edilmesi ve laboratuvar çalışmalarının zaman alması meyvelerin birikmesine neden olmakta ve bu da embriyo kalitesini düşürmektedir. Bunu önlemek için, bu meyveler hasat sonu ekstraksiyon, oda sıcaklığında, +4ºC ve +13ºC'de depolanmıştır. Çalışmada uygulanan depolama koşullarında en iyi sonuç hasattan hemen sonra yapılan ekstraksiyondan alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Haploidi, Kavun, Co60, Embriyo kurtarma
Yerli ve yabani karpuz genotiplerinde kuraklığa toleransın belirlenmesi
ÖZDOKTORA TEZİYERLİ VE YABANİ KARPUZ GENOTİPLERİNDE KURAKLIĞA TOLERANSIN BELİRLENMESİM. Zeki KARİPÇİNÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBAHÇE BİTKİLERİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Nebahat SARIYıl : 2009, Sayfa: 259Jüri : Prof. Dr. Nebahat SARIProf. Dr. Halil KIRNAKDoç. Dr. H. Yıldız DAŞGANDoç. Dr. Yeşim YALÇIN MENDİDoç. Dr. Halit YETİŞİRBu proje, yüksek sıcaklık ve yüksek buharlaşma oranına sahip bölgeler için, karpuz genotiplerinde kuraklığa toleransın belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Deneme, Şanlıurfa GAP Toprak-Su Kaynakları ve Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nde yürütülmüştür. Proje yeri, yarı kurak iklim koşullarına sahiptir. Bitkisel materyal olarak, ikisi Mısır'dan olmak üzere, Türkiye'nin farklı bölgelerinde (çoğu Güneydoğu Anadolu Bölgesinden) toplanan 32 genotip kullanılmıştır.Karpuz genotipleri, kuraklık toleransının belirlenmesi amacıyla farklı su düzeylerinde yetiştirilmiştir. Üç farklı su düzeyi (S1= % 100-eksik nemin tarla kapasitesine getirilmesi-tam sulama, S2= % 50-S1 konusuna verilen suyun yarısının uygulanması-kısıntılı sulama, S0= % 0-tamamen kurak) uygulanmıştır. Deneme, bölünmüş deneme deseninde ve üç tekrarlamalı olarak kurulmuştur.Genotiplerde; yaprak oransal su kapsamı, yaprak sıcaklığı, klorofil içerikleri, yaprak su potansiyeli, yaprak rengi, yaprak alanı, stoma sayısı, stoma eni, stoma boyu, bitki kuru madde oranı, bitki boyu, boğum sayısı, ana gövde çapı, verim, ortalama meyve ağırlığı, ortalama meyve yüksekliği, ortalama meyve çapı, meyve kabuk kalınlığı, SÇKM, meyve başına tohum sayısı, solgunluk durumu ve son dayanım testi incelenmiştir.Araştırma sonunda; 24, 25, 86-A, 197, 27, 143, 218, 224, 203, 185, 147, 215, 163, 114 ve 59-A no'lu genotiplerin kurağa tolerant oldukları; 35 ve 39 no'lu genotiplerin kurağa az tolerant oldukları saptanmıştır. Crimson Tide ve 37 no'lu genotiplerin tolerant-intolerant çizgisinde yer aldıkları; 234, 325, 332, 330, 154, 243, 149, 98, 177, 212, 184, 117 ve 26 no'lu genotiplerin ise kuraklığa hassas oldukları tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kuraklık, Genetik kaynaklar, Citrullus, Su düzeyi, Karpuz.
Sera hıyar fidesi üretiminde paclobutrazol ve bakır sülfat uygulamalarının fide büyümesi ve çift ürün yetiştiriciliğinde bitki gelişimi üzerine etkileri
Hıyar fide üretiminde karşılaşılan en büyük sorunlardan biri çimlenmeden sonra hıyar fidelerinin aşırı boylanmasıdır. Bu çalışmada fidelerde aşırı boylanmanın kontrolü amacıyla yapraktan paclobutrazol ve bakır sülfatın iki farklı yetiştirme döneminde (ilkbahar ve sonbahar) iki farklı dozda ve üç farklı zamanda yapılarak bitki boyu kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Bu amaçla bitkilere yapraktan 400, 400+400, 400+400+400, 800, 800+800, 800+800+800 ppm olacak şekilde paclobutrazol ve 4000, 4000+4000, 4000+4000+4000, 8000, 8000+8000, 8000+8000+8000 ppm bakır sülfat uygulanmıştır.İlkbahar uygulamalarında paclobutrazolun bütün dozları fidelerde boylanmanın kontrolünde etkili olurken, bakır sülfatın boy kontrolünde bir etkisi görülmemiştir. Sonbahar uygulamalarında paclobutrazolun 800+800+800 ppm uygulaması dışında kalan uygulamalarda herhangi bir etki gözlenmemiştir. Araştırmada en kısa boylu fideler 2.64 cm ile paclobutrazolun 800+800+800 ppm uygulamasından elde edilmiştir. Bulgular ışığında ilkbahar hıyar fidesi yetiştiriciliğinde paclobutrazolun bütün dozları boy kontrolünde etkiliyken, sonbahar uygulamalarında hava sıcaklığı yüksek olduğundan dolayı paclobutrazol uygulamaları yeterli etkiyi gösterememiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre hıyar fidelerinde aşırı boylanmanın kontrolü amacıyla paclobutrazolun etkili bir şekilde kullanılabileceği, bakır sülfatın boy kontrolünde istenilen etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir.
Farklı mini karpuz çeşitlerinin Adana ekolojik koşullarındaki verim ve kaliteleri
Tez çalışmasının amacı, bölgemizin en önemli tarımsal ürünlerinden birisi olan karpuzda, farklı bir ürün grubunun ülkemize ve bölgemize tanıtılması amacıyla, mini karpuz çeşitlerinin bölgemiz ekolojik koşullarındaki verimleri ile meyve kalitelerinin araştırılmasıdır.Çalışmada bitkisel materyal olarak 18 adet mini karpuz çeşidi yer almıştır. Şahit olarak ise bölgemizde ve ülkemizde yaygın olarak kullanılan Crimson Tide Fı ile Crisby Fı çeşitleri kullanılmıştır.Çalışmada ilk ve % 50 çiçeklenme zamanı, ana kol uzunluğu, ana gövde çapı, ana gövdedeki boğum sayısı, yumurtalık çapı ve uzunluğu, toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, ortalama meyve yüksekliği, ortalama meyve çapı, meyve kabuk kalınlığı, renk ölçümleri, SÇKM, tohum sayımı ve 1000 tohum ağırlığı ölçümleri yapılmıştır.Araştırma bulgularına göre, denemede yer alan çeşitlerden WDL 7078 F1, WDL 8051 F1 ile Bonanza F1 verim değerleri bakımından ön plana çıkmıştır. Meyve eti rengi bakımından en kırmızı meyve etine sahip çeşit WDL 8051 F1 çeşidi olmuştur. SÇKM analizleri karşılaştırıldığında en yüksek SÇKM değerine sahip çeşit Petite Perfection F1 olmuştur.
Çekirdeksiz karpuz (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsum ve Nakai) çeşitlerinin geliştirilmesine yönelik tetraploid hatların elde edilmesi
Çekirdeksiz karpuz üretimi, ülkemizde üretilen karpuzun yaklaşık % 5'lik kısmını oluşturmakla birlikte, önümüzdeki yıllarda üretim miktarının önemli oranda artacağı öngörülmektedir. Çekirdeksiz karpuz tohumu ülkemizde % 100 ithal edilmektedir. Yerli çekirdeksiz karpuz çeşidi bulunmamaktadır. Bu çalışma, çekirdeksiz karpuzun ana hattını oluşturan tetraploid hatların geliştirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, kolhisin (% 0.0, % 0.2, % 0.3, % 0.4, % 0.5) ve orizalin (0 µM, 20 µM, 35 µM, 50 µM) kimyasallarının farklı dozları, dört karpuz genotipine (AB-54, AB-267, Crimson Sweet ve Sugar Baby) in vivo koşullarda fide döneminde uygulanmıştır.Çalışma sonucunda, her iki kimyasal uygulanarak tetraploid karpuz hatlarının geliştirilebileceği belirlenmiştir. In vivo kimyasal uygulama ile tetraploid bitki elde etme başarı oranı % 2.08 ile % 0.69 arasında gerçekleşmiştir. Kolhisinin, orizalin kimyasalına göre tetraploid bitki elde etme başarısını arttırdığı tespit edilmiştir. Genotip, kimyasal ve doz arasında interaksiyonun mevcut olduğu, tetraploid bitki elde etme başarısının; genotip, kimyasal ve doz ön çalışması ile arttırılabileceği öngörülmüştür. Diploid ve tetraploid karpuz bitkilerinde morfolojik ve sitolojik farklılıklar ortaya konulmuştur. Morfolojik ve sitolojik değerlendirmelerle diploid ve tetraploid bitkilerin ayrımı sözkonusu olabilecektir.Çalışma sonucunda, 12 tetraploid karpuz hattı geliştirilmiştir. AB-54 ve AB-267 genotiplerinden 3'er, Crimson Sweet'ten 5 ve Sugar Baby'den 1 tetraploid hat geliştirilmiş ve tohumları üretilmiştir
Mini karpuzlarda aşılamanın ve bitki sıklığının bitki büyümesi, verim ve meyve özelliklerine etkisi
Tez programının yapılma amacı; karpuz yetiştiriciliğinin yanı sıra ihracaatının da yoğun olarak yapıldığı Akdeniz Bölgesi için yeni bir pazar oluşturabilecek mini karpuzlar için iki farklı zamanda (erken ve geç ilkbahar) dikimi yapılan aşılı ve aşısız uygulamaların uygun dikim sıklığı değerini bulmak ve bu değerin bitki büyümesi, verim ve kalite üzerindeki etkilerini araştırmaktır.Uygun dikim sıklığının ve zamanının bulunması için bitkilerde; ilk ve % 50 çiçek açma süreleri, ana gövde çapı, ana gövdedeki boğum sayısı ve ana kol uzunluğu ölçümleri yapılmıştır. Meyveler üzerinde ise; ortalama meyve ağırlığı, ortalama meyve yüksekliği, ortalama meyve çapı, meyve kabuk kalınlığı, SÇKM ve toplam verim ölçümleri yapılmıştır.Erken ilkbahar denemelerinde; hem aşı hem de bitki sıklığı, mini karpuzlarda bitki gelişmesi, verim ve meyve pomolojik özellikleri üzerine etkide bulunurken; geç ilkbahar yetiştiriciliğinde aşılama önemli bulunmamış, bitki sıklığı ise önemli olmuştur. Çukurova Bölgesi koşullarında erken ilkbahar yetiştiriciliğinde aşılı mini karpuz yetiştiriciliği için dekara yaklaşık 700-800 bitki, aşısız yetiştiricilikte ise 1600-1700 bitki dikilmesinin en elverişli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Geç ilkbahar yetiştiriciliğinde ise aşılı fide dikmeye gerek olmadığı ve aşısız bitkilerde 30-40 cm sıra üzeri mesafesinin (1250-1700 bitki/da) en elverişli olduğu tespit edilmiştir.
Aşılı ve aşısız karpuzlarda farklı renklerde malç kullanımının bitki büyümesi, verim ve kaliteye etkileri
Bu çalışmada, farklı renkte (kahverengi, saydam, siyah, gri ve beyaz) malç plastiklerinin, malçsız kontrol ile birlikte aşılı ve aşısız karpuz yetiştiriciliğinde, çiçeklenme süresi, bitki büyümesi, verim, kalite ve toprak sıcaklıkları üzerine etkileri araştırılmıştır.İlk dişi çiçek açma süreleri açısından malç uygulamaları ya da aşılamanın önemli bir etkisi görülmezken, % 50 çiçek açma süreleri bakımından malç uygulamaları önemli bulunmuş; saydam plastik en erken çiçeklenmiş, kontrol ise son sırada yer almıştır. Ancak; malç uygulamalarının çiçeklenmedeki bu farklılığı hasat süresine yansımamıştır.Bitkilerde yapılan ana kol uzunluğu, ana gövde çapı, boğum sayısı ve biyomas ölçümlerinde; kahverengi, saydam ve siyah plastiklerde bitki gelişimi çok bariz olarak farklı bulunmuştur. Gri malç bunları izlemiş; beyaz malç ise malçsız kontrol uygulaması kadar performansa sahip olabilmiştir. Aşı uygulamaları, bitki gelişiminde çok önemli bulunmuştur.Verim ve meyve irilikleri açısından da, hem aşı hem de malç uygulamaları çok önemli olarak tespit edilmiştir. Aşılı uygulamalarda en fazla verim kahverengi (7.70 kg/m2) malçtan elde edilmiş, bunu sırasıyla saydam (6.55 kg/m2), siyah (6.18 kg/m2), gri (5.55 kg/m2) ve beyaz (5.52 kg/m2) malçlar izlemiştir. Aşısız uygulamalarda ise en yüksek verim siyah (6.55 kg/m2) malçtan elde edilirken, bunu sırasıyla saydam (5.88 kg/m2), kahverengi (4.67 kg/m2), gri (4.57 kg/m2) ve beyaz malçlar (2.55 kg/m2) izlemiştir. Kontrol (2.03 kg /m2) ise son sırada yer almıştır. Meyve iriliği artışı; malç uygulamalarından kahverengi, saydam ve siyah malçlarda belirgin olmuş; SÇKM ise malç ve aşı uygulamalarından etkilenmemiştir.Farklı renklerde malç uygulaması; toprak sıcaklığını, malç uygulaması yapılmayan kontrole göre önemli düzeyde arttırmıştır.
Altınbaş grubu kavunlarda turuncu meyve etli saf hatların karakterizasyonu ve beta karoten içeriklerinin tespiti
Sunulan bu tez çalışmasının amacı, ülkemizde açık tarlada en fazla yetiştiriciliği yapılan, meyve dış görüntüsü olarak en fazla tercih edilen Cucumis melo var. inodorus alt türüne ait Kırkağaç kavunlarının dihaplodizasyon yöntemiyle geliştirilmiş saf hatlarından turuncu meyve et rengine sahip 30 adet saf hattın ve 1 adet (negatif kontrolün) kontrolün modifiye edilmiş UPOV deskriptörüne göre 63 özellik bakımından morfolojik karakterizasyonunun yapılması ve geliştirilen saf hatların ß-karoten içeriklerinin tespit edilmesidir. Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi ile Antalya Tarım A.Ş. arasında yürütülen Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 00655-STZ-2010/2 SANTEZ projesinden elde edilen turuncu meyve etine sahip dihaploid kavun saf hatları kullanılmıştır. Kantitatif karakterlerde ölçümler yapılarak bitkilerde hipokotil uzunluğu, kotiledon uzunluğu, kotiledon genişliği, ana gövde boğum sayısı, boğum arası uzunluğu, yaprak uzunluğu, yaprak genişliği, yaprak sapı uzunluğu ve olgun meyvelerde; meyve ağırlığı, meyve çapı, meyve yüksekliği, çekirdek evi çapı, çekirdek evi yüksekliği, meyve eti kalınlığı, suda çözünebilir kuru madde miktarı ve ß-karoten içeriği ölçülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre 30 adet saf hat ve 1 adet kontrol değişik özellikler bakımından çeşitli düzeylerde birbirinden farklı bulunmuştur. ß-karoten içeriği açısından çalışmada kullanılan hatlardan en zengin 10-45-3, 10-5-5, 9-61 ve 9-13 hatları olmuştur.
Çerezlik potansiyeli olan karpuz gen kaynaklarının verimliliği ile meyve ve tohum kalitesi
Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü karpuz genetik kaynaklarından seçilen 32 adet çerezlik potansiyeli yüksek genotipin meyve ve tohum kalitesi incelenmiştir. Çalışmada toplam meyve verimi, ortalama meyve ağırlığı, ortalama meyve uzunluğu, ortalama meyve eni, ortalama meyve kabuk kalınlığı, suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), toplam tohum verimi, tohum iriliği, tohum zemin rengi, meyve başına tohum sayısı, meyve başına tohum ağırlığı, bir gramdaki tohum sayısı, tohum eni, tohum uzunluğu, tohum kalınlığı, tohum protein miktarı, tohum çıtlama kolaylığı ve tohum tadım testleri incelenmiştir. Sonuç olarak meyve kriterleri incelendiğinde; en yüksek meyve verimi Kar 365 nolu genotipte bulunmuştur. En düşük verimli genotip ise Kar 40 nolu genotip olmuştur. Tohum kriterleri incelendiğinde; tohum verimi en yüksek ve tohum iriliği en fazla olan Kar 365 nolu genotip olmuştur. En iri tohumlara sahip ve toplam protein miktarının en yüksek olduğu Kar 369 nolu genotipin, meyve başına tohum sayısının en düşük olduğu tespit edilmiştir.
Altınbaş grubu kavunların diğer kavunlarla akrabalık ilişkilerinin morfolojik ve moleküler yöntemlerle araştırılması
Bu çalışmada 50 adedi Altınbaş tipi (Cucumis melo var. inodorus) olan 83 kavun genotipinde, Altınbaş genotiplerinin kendi ve diğer kavunlar arasındaki akrabalık ilişkilerinin incelenmesi amacı ile morfolojik ve moleküler karakterizasyon yapılmıştır.Morfolojik karakterizasyon sonucunda bazı özellikler yönünden genotipler arasında çeşitliliğin bulunduğu ve Altınbaş genotiplerinin tümünün UPOV?a göre 8 karakter yönünden aynı özellikte olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yapılan analizler sonucunda, genotiplerin oluşturduğu gruplar ve toplandıkları yerler arasında bağlantı kurulamadığı tespit edilmiştir. Yabani kavun genotipleri Kav 63, Kav 64 ve Kav 66?nın tüm analizlerde, diğer genotiplerden ayrıldığı saptanmıştır. Çalışmada kullanılan 76 adet ISSR primerlerinden 13?ünde elde edilen 110 bandın 79?unun polimorfik, 31?inin ise monomorfik olduğu tespit edilmiştir. Altınbaş genotiplerinde ise polimorfik bant sayısı 47, monomorfik bant sayısı 63 olmuştur. Moleküler karakterizasyon sonucunda genotipler arasında çeşitlilik olduğu, benzerlik katsayılarının 0.35 ile 1.00 arasında değiştiği ve ortalama katsayının ise 0.88 olduğu belirlenmiştir. Altınbaş genotiplerinde çekirdek koleksiyonların oluşturularak saflaştırma çalışmalarının yapılması ve heterozis ıslahı önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kavun, Altınbaş, Morfolojik karakterizasyon, ISSR
Karpuzlarda anter ve ovül kültüründe soğuk uygulaması,thidiazuron (TDZ) ve 2,4-D uygulamalarının haploid embriyo uyartımına etkileri
Bu çalışma, Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü ile Ç.Ü. Biyoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde gerçekleştirilmiştir. Karpuzlarda (Citrullus lanatus L. (Thunb.) Matsum. ve Nakai) anter ve ovül kültüründe soğuk ön uygulaması, TDZ ve 2,4-D uygulamalarının haploid embriyo uyartımına etkilerinin incelendiği çalışma, iki deneme şeklinde kurulmuştur. Birinci denemede +4 oC'de 0, 2, 4 ve 6 gün süreyle çiçek tomurcuklarına soğuk şoku uygulanmıştır. Soğuk şokunun ardından izole edilen anter ve ovüller 0, 1, 3 ve 5 mg/l 2,4-D ile 0, 0.01, 0.02 ve 0.04 mg/l TDZ'nin farklı dozları ve farklı dozlardaki kombinasyonlarını içeren MS bitki besi ortamı içerisinde kültüre alınmıştır. İkinci denemede ise, birinci denemeden farklı olarak anter kültürü için 3 mg/l 2,4-D, ovül kültürü için ise 5 mg/l 2,4-D bütün embriyo teşvik ortamlarında sabit tutulmuş, farklı TDZ dozlarının (0, 0.01, 0.02 ve 0.04 mg/l) etkileri incelenmiştir. Her iki deneme sonucunda, anter kültüründe yalnızca kallus elde edilebilmiş, ovül kültüründe ise kültüre alınan ovüllerde boyutça artma ve koyu yeşil renk oluşumu gözlemlenmiştir. Oluşan bu yapılar bitkicik formasyonu olarak kaydedilmiştir. Elde edilen bitkicik formasyonları, hormon içermeyen MS besi ortamı içerinde kültüre alınmıştır. Kültüre alınmasından 3 ile 4 hafta sonunda oluşan bitkicik formasyonları kahverengileşerek canlılıklarını yitirmişlerdir.
Adıyaman koşullarında bazı bitki aktivatörlerinin galia Cc8 ve kırkağaç 637 kavun çeşitlerinde verim, kalite, bitki büyümesi ve beslenme durumuna etkileri
Bitki aktivatörlerinin verim, bitki gelişimi ve meyve kalitesine etki ettiği ve önemli rol oynadığı bilinmektedir. Bu amaçla; Adıyaman koşullarında organik kavun yetiştiriciliğinde bitki aktivatörlerinin verimde, bitki gelişiminde, meyve kalitesinde, yapraklarda mineral maddelere etkisini incelemek üzere 2011 ve 2013 bahar döneminde Galia C8 ve Kırkağaç 637 kavun çeşitleriyle deneme kurulmuştur. Araştırmada, Bacillus subtilis (OSU 142), Bacillus megatorium (M3), Azospirillum spp. (SP 245), Bioplin, Phosfert, EM1, Bio-one, Endoroots, Sim-Derma ve Spirulina sp. bitki aktivatörleri kullanılmıştır. Bunlar, hem tek hem de organik gübre olan Çamlıbesi Bioaktif Kompost, Çamlıbesi Sıvı Organik Gübre ve K-Humat preparatlarıyla kullanılarak kontrol ve konvansiyonel (DAP+Üre) uygulamalarıyla karşılaştırılmıştır. Galia C8, erkenci çeşit olması nedeniyle Kırkağaç 637 çeşidinden daha erken meyve vererek, kol atma ve çiçek açma ile öne çıkmıştır. Çeşit ne olursa olsun konvansiyonel uygulama, arazi ölçümlerinde öne çıkmıştır. Uygulanan bitki aktivatörlerinin meyve pomolojik analizlerinde, SÇKM hariç etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Meyve ağırlığı, Galia C8 çeşidinde 1.25 kg, Kırkağaç 637 çeşidinde 2.24 kg olarak ölçülmüştür. SÇKM ortalamaları, Galia C8'de % 10.3 iken, Kırkağaç 637 çeşidinde % 8.3 olmuştur. Toplam verim, Galia C8 çeşidinde 2359.16 kg/da ve Kırkağaç 637 çeşidinde 2283.97 kg/da olarak hesaplanmıştır. Yaprakların mineral madde (N, P, K, Fe, Zn, Mn, Cu, Ca, Mg) içeriklerinde değişik bitki aktivatörlerinin farklı element düzeylerine etki ettiği görülmüştür.
Çekirdeksiz mini karpuzlarda bitki gelişimi, verim ve meyve özelliklerinde heterozis
Sunulan bu tez çalışmasının amacı; çekirdeksiz Fı karpuz çeşit adaylarının alçak tünel altında agronomik performanslarını belirlemek ve tetraploid ve diploid ebeveynleri ile birlikte çeşitli tarımsal karakterler açısından heterozis düzeylerini tespit etmektir. Çalışmada 5 Fı hibrit triploid karpuz çeşit adayı (TR-5, TR-6, TR-9, TR-34 ve TR-35) ile bunlara ait dördü diploid (ÇE-3, ÇE-4, ÇE-5 ve ÇE-6), ikisi tetraploid (ÇE-1 ve ÇE-2) altı adet ebeveyn kullanılmıştır. Kontrol olarak da Style Fı ticari çekirdeksiz karpuz çeşidi araştırma materyaline eklenmiştir. Çalışmada ilk kol atma tarihi, ilk ve % 50 çiçeklenme zamanı, ana kol uzunluğu, ana gövde çapı, ana gövdedeki boğum sayısı, toplam verim, meyve ağırlığı, meyve yüksekliği, meyve çapı, meyve kabuk kalınlığı, tat, SÇKM, tohum sayısı ve 1000 tohum ağırlığı ölçümleri yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, denemede yer alan her üç ploidi düzeyine sahip materyal arasında incelenen tüm parametreler açısından önemli farklılıklar tespit edilmiş ve değişik düzeylerde heterozis hesaplanmıştır.
Mini karpuz çeşit adaylarının bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Bu tez çalışması; farklı mini karpuz çeşit adaylarının ülkemize ve bölgemize tanıtılması, mini karpuz çeşit adaylarının bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada bitkisel materyal olarak 8 adet mini karpuz çeşit adayı yer almıştır. Şahit olarak ise Bonanza Fı çeşidi kullanılmıştır. Çalışmada ilk ve % 50 erkek ve dişi çiçeklenme zamanı, ilk kol atma tarihi, ana kol uzunluğu, ana gövde çapı, ana gövdedeki boğum sayısı, toplam verim, ortalama meyve ağırlığı, ortalama meyve yüksekliği, ortalama meyve çapı, meyve kabuk kalınlığı, SÇKM ve 1000 dane ağırlığı ölçümleri yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, denemede yer alan çeşit adaylarından IBAx10, 15x19, IBAx21, IBAx29 ve 29x15 verim değerleri bakımından ön plana çıkmıştır. SÇKM analizleri karşılaştırıldığında en yüksek SÇKM değerine sahip çeşit adayları ise IBAx10 ve IBAx21 olmuştur.
Galia tipi kavunlarda yüksek verimli ve raf ömrü uzun saf hatlar geliştirme
Ülkemizde örtü altında daha çok Cucumis melo var. cantalupensis'e giren erkenci, kokulu ve meyve kabuğu netli kavunlar yetiştirilmektedir. Kışlık kavunlar kadar kalın bir kabuğa sahip olmayan cantalupensis alt türüne ait kavun çeşitleri şekerli ve aromalı tadları ile her ne kadar sevilerek tüketilse de, raf ömürlerinin kısa olması taşımacılık ve ihracat olanaklarını sınırlandırmaktadır. Bu bağlamda raf ömrü uzun kantalop kavun çeşitlerinin geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında GM3 popülasyonuna ait 84 genotipte ışınlanmış polenle tozlamalar yapılmıştır. Toplamda 1104 adet çiçek tozlanmış ve 700 adet partenogenetik meyve elde edilmiştir. Bu 700 meyveden 1813 adet embriyo elde edilmiş ve 1142 tanesi bitkiye dönüşmüştür. Bitkiye dönüşüm oranı % 63.4 olarak bulunmuştur. Bu bitkilere in vivo kolhisin uygulamaları yapılmış ve katlanan bitkilerde kendilemeler yapılarak saf hatlar oluşturulmuştur. Oluşturulan saf hatlarda modifiye edilmiş UPOV deskriptörüne göre 68 özellik bakımından morfolojik karakterizasyon yapılmış ve saf hatlar arasında önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Bitki ve meyvede yapılan ölçümlerle beraber hatların etilen miktarları da ölçülmüştür. Araştıma bulgularına göre; 58-2 erkenci verim, 102-1 ve 305-6 toplam verim, 265-1 ve 41-1 çekirdek evi genişliği, 100-4 ve 305-6 meyve eti kalınlığı, 567-1 ve 666-1 mühür çapı, 409-1, 699-5 ve 123-1 SÇKM, 123-3 meyve eti sertliği ve 123-3 ve 405-2 etilen miktarı yönünden dikkati çekmiştir.
Bazı hıyar genotiplerinde Pseudoperonospora cubensis'e karşı direnç mekanizmasının ve kalıtımının araştırılması
Yalancı mildiyö (DM) patojeni Pseudoperonopora cubensis serada ve tarlada hıyar üretiminde yüksek derecede verim kayıplarına sebep olmaktadır. Bu nedenle P. cubensis'e karşı dayanıklılık sağlanması önem taşımaktadır. Bu çalışmada Beith Alpha tipi, DM'e karşı hassas 31259 ile Pakistan orijinli dayanıklı A064949 ile F1'ler, F2, hassas ve dayanıklı ebeveyne geriye melez popülasyonlar oluşturulmuş ve ıslah çalışmalarına yardımcı olması için in vitro DM testi geliştirilmeye çalışılmıştır. In vitro DM testi ile in vivo DM testlerinden alınan veriler istatistiksel olarak analiz edilmiş ve fenotiplenen karakterler arasındaki korelasyonlar belirlenmiştir. Patolojik karakterlerin yanı sıra, serada agronomik karakterler de gözlemlenmiştir. F2 populasyonundan izole edilen DNA'lar, 90 SNP markırı ile haritalanmıştır. Gözlemi yapılan karakterlerin, bilinen hassasiyet/dayanıklılık genleri ya da QTL'ler ile bağlantıları araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, in vitro test ile in vivo DM testleri arasında korelasyon olmadığı görülmüştür (0.2
Kavun gen kaynaklarında kuraklığa tolerans mekanizmasının moleküler ve fizyolojik yöntemlerle araştırılması
Küresel iklim değişikliğiyle birlikte oluşan kuraklık gibi çevresel etmenler son yıllarda kavunda da verimliliği sınırlandırmaktadır. Türkiye'nin konumu ve sahip olunan genetik zenginlik içerisinde kuraklığa toleransı yüksek materyalin bulunması kuvvetle muhtemeldir. Araştırmada, Türkiye'nin değişik yörelerinden toplanan ve yabani türlerin ise yabancı ülkelerden tedarik edildiği, Ç.Ü. Bahçe Bitkileri Bölümüne ait kabakgil genetik kaynak koleksiyonundan, 192 adet kavun genotipi kullanılmıştır. İklim kontrollü seralarda ve iklim odalarında iki farklı tarama yapılmış, kavun genotiplerinin kurağa tolerans seviyeleri belirlenmiş ve kuraklığa en tolerant genotip olarak Kav-248, en hassas genotip olarak da Kav-20 seçilmiştir. Seçilen genotiplerle kurulan denemede, kontrol grubundan ve kuraklık stresi uygulanan gruptan, 0, 4. 8. 12. 24. 48. ve 72. saatlerde yaprak ve kök örnekleri alınmıştır. Çalışmada kullanılacak genotiplere ait örneklenen köklerden ve yapraklardan RNA izolasyonu ve izolasyonu gerçekleştirilen total RNA'lardan mRNA izolasyonu yapılmış ve sonrasında cDNA sentezi gerçekleştirilmiştir. Kuraklık stresi durumunda ifadeleri gerçekleşen genler cDNA-AFLP yöntemiyle tespit edilmiştir. Ön-amplifikasyon sonrasında ise toplam olarak 77 adet AFLP primer kombinasyonu kullanılarak seçici-PCR reaksiyonları gerçekleştirilmiştir. Araştırmamız kapsamında gerçekleştirilen cDNA-AFLP analizleri sonucunda 24 adet DNA bant profilinin DNA dizileme işlemleri yaptırılmıştır. DNA dizilerin BLAST analizleri sonucunda; 10 tane DNA dizisi kavun genomu ile homoloji göstermiştir. Belirlenen genlerin hangi yolaklarda görev aldığını belirlemek amacıyla KEGG veri bankası kullanılarak dört gende ilgili yolaklar tespit edilmiştir. Real time PCR analizleri yapılarak elde edilen verilerin doğrulaması sağlanmıştır
Çerezlik kabakta farklı bitki aktivatörlerinin bitki büyümesi, meyve ve tohum verimi ile kalitesi üzerine etkileri
Çerezlik kabakta üretim miktarlarının artmasına rağmen, birim alandan alınan ürün miktarı yeterli seviyelere ulaşmamıştır. Bitki aktivatörlerinin verim, kalite ve vegetatif gelişim üzerinde önemli bir faktör olduğu bilinmektedir. Çerezlik kabakta farklı bitki aktivatörlerinin bitki büyümesi, tohum ve meyve verimi ile kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla Nusem ve Beppo çeşitleri kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan bitki aktivatörleri, Crop-set, EM1, ERS, Vitormone-Plus Drip, Bacillus subtilis (OSU 142), Bacillus megatorium (M3), Azospirillum sp. (SP 245), Spirulina platensis'tir. Denemede bitki aktivatörleri, yalın, birbiriyle ve organik gübre ile kombinasyonlu olacak şekilde bitkilere uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda Nusem ve Beppo çeşitlerinde biyomas, meyve sayısı, meyve çapı, meyve boyu, meyve çevresi ile ilgili yapılan ölçümlerde en yüksek değer kontrol gruplarından olan konvansiyonel gübre uygulamasından elde edilmiştir. Toplam tohum verimi, bitki başına düşen tohum verimi, meyve başına düşen tohum verimi en fazla CR+OG uygulamasından elde edilmiştir. Tohumlarda toplam yağ miktarı, toplam protein miktarı, yağ asitleri kompozisyonu ve mineral madde içeriği ile ilgili kimyasal analizler farklı uygulamalardan elde edilmiştir. Tohumlarda mineral madde (P, K, Fe, Zn, Mn, Cu, Ca, Mg) ölçümlerinde farklı bitki aktivatörlerinin farklı element seviyelerine etki ettiği tespit edilmiştir.
Bazı kanatlı fasulye genotiplerinin [Psophocarpus tetragonolobus (L.) DC] morfolojik karakterizasyonu, bitki gelişimi, verim ve bakla özellikleri
Bu çalışmanın amacı, kanatlı fasulyenin (Psophocarpus tetragonolobus L.), ülkemiz koşullarında yetiştirilmesi, morfolojik karakterizasyonu, bitki büyümesi ile verim ve bazı bakla özelliklerinin tespit edilmesidir. Araştırmada bitkisel materyal olarak Tayland'da bulunan AVRDC'nden getirtilen 8 adet kanatlı fasulye genotipi kullanılmış ve bu genotiplerde tohum ölçümleri, bitki ölçümleri, verim, bakla özellikleri, protein ve yağ asitleri ile 25 karakter açısından morfolojik karakterizasyonlar yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre denemede yer alan 8 genotipin ortalama tohum ağırlıkları 0.24–0.34 g, tohum enleri 7.66-9.23 mm, tohum boyları 7.08-8.16 mm, tohum kalınlıkları 6.01-7.05 mm arasında değişmiştir. Tohumların çıkış oranları % 58.50-86.00 ve çıkış süreleri 18.58-31.91 gün arasındadır. Bitkilerde serada 3 farklı tarihte yapılan ölçümlerde en iyi bitki gelişiminin 4WBE-001'de olduğu görülmüştür. En zayıf gelişme de PT-016 genotipindedir. Verim sadece çiçeklenme gösteren 4 genotipten alınabilmiş ve değerleri 0.19-0.40 kg/parsel arasında değişmiştir. Bakla ölçümlerinde genel olarak 4WBE-001 genotipi en yüksek sonuçları vermiştir. Baklalarda ve tohumlarda yapılan protein miktarları ölçümlerinde ise 4WBE-001 en fazla (% 49.66), Poung-Chawa (% 23.47) en az protein içeren genotip olarak tespit edilmiştir. Kanatlı fasulye baklalarında en fazla palmitik asit, stearik asit, oleik asit, linoleik asit, linolenik asit ve behenik asitlerin bulunduğu kaydedilmiştir. Morfolojik karakterizasyonda yapılan değerlendirmede Purple Winged Bean genotipi, diğerlerinden en uzak olarak tespit edilmiştir. PT-003 ile PT-029 genotipleri ise birbirine % 83.57 benzer bulunmuştur.
Rootstock effects on seed yield and quality in watermelon
Watermelon grafting has been conducted to meet various objectives such as soil-borne diseases control, tolerance against agronomic predicaments, improving yield and quality etc. This research was conducted to investigate rootstock effects on seed yield and quality in watermelon. The work conducted at field experimental areas and laboratories of Department of Horticulture of the University of Cukurova, one watermelon cv. Crimson sweet scion was used onto three different rootstocks (Cucurbita - NUN-9075, Lagenaria – Argentario and citron watermelon – PI296341). Observations and measurements started from seed to seed. That is from seed sowing, grafting, main stem length, diameter, number of nodes, biomass, pollen production and development, fruit yield and quality, and seed yield and quality. NUN-9075/CS and Argentario/CS graft combinations resulted in higher stem length, plant biomass, fruit yield and quality as well as higher seed yield, seed emergence and germination percentage. There was no significant difference observed between graft combinations in pollen viability, pollen germination and normal pollen production at 0.05 significant level. No significant difference between graft combinations observed in accelerated ageing (AA) and the seed germination was not very much decreased after AA of 192 h. NUN-9075 followed by Argentario rootstocks are recommended as the best rootstocks used in this study.