Prof. Dr. Orhan Deniz danışmanlığındaki tezler
10 tez · Van Yüzüncü Yıl Üniversity, Yıldız Technical University
Kırsal kalkınmanın aracı olarak Van'da hayvancılık faaliyetleri
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kırsal alana yönelik bilimsel çalışmaların arttığı görülmektedir. Dünyada ve Türkiye'de kırsal alanların içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durum, kırdan kente göçün artmasına neden olmuştur. Göç olgusu kentleşmeyi de beraberinde getirmiş fakat kentlileşme aynı hızda gerçekleşmemiştir. Bu durum kırsal sorunların kentlere taşınmasına neden olmuş ve kırsal yapının bir bütün olarak kentlere taşınması "Kırsal Kalkınma" olgusunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kırsal nüfusun ekonomik gelirlerini ve yaşam kalitelerini arttırmayı amaçlayan kırsal kalkınmanın kapsadığı çalışmaların başında özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleri gelmektedir. Bu çalışmanın temel amacı bölge ve Türkiye küçükbaş hayvancılığında birinci sırada yer alan Van'ın hayvancılık faaliyetlerinin kırsal kalkınma üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Yörenin sosyo-ekonomik yönden kalkınması bakımından hayati öneme sahip olan hayvancılık faaliyetlerinin önünde yatan engelleri tespit etmek hedeflenmektedir. İl hayvancılığının kültürel temellere dayanması, coğrafi koşullardan dolayı tarımın sınırlı olması ve kırsal nüfusun büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağının sadece hayvancılık olması bu çalışmanın en önemli gerekliliklerindendir. Van, toplam hayvan sayısı bakımından Türkiye'de Konya'dan sonra ikinci sırada, küçükbaş hayvan sayısı bakımından da 2,7 milyon hayvan ile birinci sırada yer almaktadır. Buna rağmen yeterli verim sağlanamamakta ve hayvancılık faaliyetleri gittikçe azalmaktadır. Bu durumun temel nedenlerini ise toplam kırsal alanın yaklaşık % 30'unda güvenlik gerekçesiyle uygulanan yayla ve mera yasakları, yem ve saman fiyatlarının yüksek olması, yayla ve meraların aileler tarafından bölünmesi-sahiplenilmesi ve bazı yıllar etkili olan kuraklık oluşturmaktadır. Hayvan sayısı bakımından önemli olması, verimin yetersiz olması ve aşılabilir engellerin olması bu çalışmanın gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. "Kırsal Kalkınmanın Aracı Olarak Van'da Hayvancılık Faaliyetleri" adını taşıyan bu çalışma doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü alan ile ilgili temel coğrafi bilgileri ve çalışmanın metodolojisini içermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde kırsal kalkınma olgusuna yönelik temel kavramlar ve dünya ile Türkiye'deki durumları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde dünyada ve Türkiye'de hayvancılığın tarihsel gelişimi, mekânsal dağılışı ve güncel durumu değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde Van'da hayvancılığının coğrafi temelleri, mekânsal dağılışı, yapılan hayvancılık faaliyetleri ile türleri, Van'da hayvancılığın tarihsel gelişimi, hayvancılığın il ekonomisi üzerindeki etkisi ve hayvansal üretim ele alınmıştır. Çalışmanın alan araştırmasına dayanan son bölümünde ise elde edilen bulgular üzerinde durulmuştur. Alan araştırması kapsamında Van'ın 75 kırsal mahallesinde (köyünde) 225 kişi ile görüşülerek karma yöntem ile veri elde edilmiştir. Sahadan elde edilen veriler ışığında Van'da hayvancılığın temel sorunları tespit edilmiş ve muhtemel çözümleri üzerinde durulmuştur. Bu veriler Coğrafi Bilgi Sistemlerinin mekânsal betimleme teknikleriyle görselleştirilmiş ve çalışmanın zenginleşmesi sağlanmıştır. Çalışmada aynı zamanda TÜİK ile Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerinden faydalanılmıştır.
Göç ve mekân bağlamında Suriyeli sığınmacılarda doğurganlık analizi: Mersin örneği
Bu çalışma Mersin kent merkezinde yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınların doğurganlık özelliklerini belirlemeye yönelik olarak yapılmıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacıların sosyoekonomik özellikleri ve doğurganlıkları arasındaki ilişki, Suriye ve Türkiye gibi farklı mekânlarda yaşamanın göçle bağlantısı kurularak mekân değişikliğinin Suriyeli sığınmacıların doğurganlıkları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Göç ve doğurganlık üzerine ayrı ayrı çalışmalar literatürde ziyadesiyle yer almasına rağmen göç ve doğurganlık arasındaki ilişki pek incelenmemiştir. Bu amaçla 302 Suriyeli sığınmacı kadına Demografik, Sosyoekonomik ve Sağlık-Doğurganlık özelliklerinden oluşan 75 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerde SPPS ile çeşitli analizlere tabi tutularak yorumlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen önemli bulgulara göre eğitim seviyelerinin düşüklüğü, olumsuz ekonomik koşullar, gebeliği engelleyici yöntemlerin pek kullanılmaması ve din gibi faktörlerin kadınların doğurganlıklarını pozitif yönde etkilediğidir. Yine Suriyeli kadınlar arasında çocuk yaşta evlilikler oldukça yaygın görülmekte ve bu da Suriyeli kadınlar arasında doğurganlığın oldukça yüksek olmasına yol açmaktadır. Ayrıca elde edilen bulgulara göre her 10 kadından 4'ü Türkiye'de doğum yapmış bulunmaktadır.
Üniversitelerin kentsel gelişime etkisi: Siirt örneği
Türkiye'de son yıllarda artan yükseköğretim kurumu sayısı ve bu kurumların bulundukları kentlere etkilerinin daha belirgin bir şekilde ortaya çıkması, literatürde konuya yönelik daha fazla çalışma yapılmasına yol açmıştır. Üniversitelerin öncelikli misyonları eğitim ve araştırmadır. Fakat üniversiteler günümüzde bu görevlerinin dışında, bulundukları kentlerde demografik yapı, ekonomik kalkınma, mekânsal gelişim ve sosyokültürel yapıda değişim gibi birtakım etkiler ortaya çıkarmaktadır. Üniversitelerin ortaya çıkardığı bu etkiler, büyük kentlerde daha az hissedilirken, gelişmemiş ve nüfus bakımından küçük olan kentlerde daha belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Günümüzde küçük ve orta ölçekli kentlerde üniversitelerin kurulma amaçlarından bir tanesi de bulunduğu şehri ekonomik açıdan kalkındırarak bölgelerarası gelişmişlik farkını azaltmaya çalışmaktır. Bu çalışmada üniversitenin Siirt kentine olan etkileri ve neden olduğu değişimleri ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Gelişmişlik ve nüfus bakımından küçük ölçekli bir kent olan Siirt'e üniversite 2007 yılında kurulmuştur. Üniversitenin kente olan etkileri birçok farklı alanda ortaya çıkmıştır. Çalışmada üniversitenin kente olan etkilerini daha ölçülebilir bir konuma getirmek için 397 üniversite öğrencisi, akademik ve idari olmak üzere toplamda 177 üniversite personeli ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Ayrıca üniversitenin kent üzerindeki yansımalarını incelemek için kentte farklı mesleki alanlarda 25 katılımcı ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, öncelikle üniversite 18.980 öğrenci ve 1213 personel sayısı ile kentin nüfusunda önemli bir artışın yaşanmasında katkıda bulunmuştur. Kentte kişisel giderler, barınma ihtiyacı ve alışveriş için harcama yapan öğrenci ve üniversite personeli, Siirt'in ekonomik olarak gelişmesine katkı sağlamıştır. Üniversitenin etkisiyle kentte kafe, eğlence, yemek, kırtasiye ve inşaat sektöründe önemli gelişmelerin yaşandığı anlaşılmıştır. Kentin mekânsal olarak hızlı bir şekilde geliştiği ve üniversite yerleşkesinin de içinde bulunduğu Veysel Karani Mahallesi, üniversite etkisine bağlı önemli bir yerleşme konumuna gelmiştir. Ayrıca üniversite güzergâhı üzerinde bulunan Afetevleri ve Kooperatif mahallelerinde de yapılaşma oldukça hızlı bir şekilde meydana gelmiştir. Üniversite güzergâhında bulunan bu alanlarda arsa ve konut fiyatlarında belirgin artışlar ortaya çıktığı görülmektedir. Kentin konut yapısında değişiklikler yaşanmış, 8-10 katlı yüksek binalar inşa edilmiş, öğrenci ve memurların taleplerine yönelik 1+0,1+1 ve 2+1 gibi daireler çoğalmıştır. Kentin öğrenci ve memur nüfusundaki büyüme ile kira fiyatları olması gerekenden 2-3 kat artış göstermiş ve yerel halk kiralık ev bulmakta güçlük çekmiştir. Ulaşım ağı hem kent içi hem de şehirlerarası alanda gelişme kat etmiş ancak altyapı yetersizliğinden dolayı trafik sorunu ortaya çıkmıştır. Kentin okuryazarlık oranında artış yaşanmış ve özellikle üniversite etkisi ile kız çocuklarının okuma oranında yükselme olmuştur. Üniversite etkisine bağlı olarak kentin toplumsal yapısında değişimler meydana gelmiş, bunun sonucunda da sosyal ve kültürel faaliyetlerde çeşitlilik meydana gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Mekânsal Gelişim, Kentleşme, Üniversiteler, Siirt Üniversitesi, Siirt
Hakkari merkez ve yakın çevresinde yaylalar ve yaylacılık faaliyetleri
Yaylacılık, Hakkâri gibi dağlık bölgelerde yaz aylarında hayvancılık faaliyetlerini sürdürmek amacıyla yüksek rakımlı alanlara yapılan mevsimlik göçe dayalı geleneksel bir yaşam biçimidir. Ancak, Türkiye'de yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik değişimler sonucunda yaylacılık faaliyetleri önemini yitirmiş ve kırsal yerleşimlerdeki nüfus sürekli olarak azalmıştır. Bu durum, geleneksel yaylacılığın ve yayla göçünün öneminin azalmasına neden olmuştur. Geleneksel yaylacılığın ve yayla göçünün azalması, Türkiye'nin kültürel ve sosyal dokusunda da değişikliklere neden olmuştur. Yaylalar, geleneksel olarak toplumsal ilişkilerin ve kültürel etkileşimin merkezi olmuştur. Ancak, yaylacılığın azalmasıyla birlikte bu geleneksel sosyal yapı da etkilenmiş ve yerini farklı yaşam tarzları almıştır. Yaylacılık, Hakkâri gibi dağlık bölgelerde yaylalara (yüksek rakımlı otlak alanlarına) yaz aylarında hayvancılık ve yaylacılık faaliyetlerini sürdürmek için göç eden bir geleneksel yaşam tarzıdır. Bu çalışma, Hakkâri ilinde gerçekleşen geleneksel yaylacılık faaliyetlerinin zamanla nasıl değiştiğini ve günümüz toplumu üzerindeki etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Çalışma toplamda 150 anket ve 15 mülakat gerçekleştirilerek yapıldı. Anketler, belirli soruları cevaplamak üzere rastgele seçilen katılımcılara uygulanmıştır. Mülakatlar ise daha çok yaylacılıkla doğrudan ilişkili kişiler, yayla bölgelerinde yaşayanlar veya yayla yasaklarından etkilenen köy sakinleri gibi farklı gruplarla gerçekleştirildi. Araştırma sonuçları, yaylacılık geleneğinin 1990 öncesi yörenin temel ekonomisini oluştururken,1990 sonrası artan terör ve güvenlik sorunlarına bağlı olarak nasıl değiştiği, yaylalara uygulanan yasakların etkileri ve yaylacılığın toplumdaki rolü hakkında önemli bilgiler sağlayacaktır. Bu çalışmada, söz konusu yaylalara uygulanan yasakların, hayvancılık faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkisinin yanı sıra yöre ekonomine olan etkileri üzerinde de durularak bu konuda farkındalık oluşturulmaya çalışılmıştır.
Kurtalan'da yerleşme sistemi ve nüfus hareketliliği
Bu tez çalışması, Siirt iline bağlı Kurtalan ilçesinde yerleşme sisteminin hangi doğal ve beşerî faktörlerle biçimlendiğini ve bu sistemin nüfus hareketliliğiyle nasıl bir etkileşim içinde olduğunu incelemeyi amaçlamaktadır. Yerleşim biçimlerinin mekânsal dağılımı ile göç, istihdam, eğitim gibi sosyo-ekonomik değişkenler arasındaki ilişkilerin çözümlenmesi, bölgesel planlama ve yerel kalkınma politikaları açısından önemli bir zemin sunmaktadır. Çalışmanın saha uygulaması, Kurtalan ilçe merkezine bağlı 13 mahalle ve 54 köyde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde 75 kişiye anket uygulanmış, ayrıca 20 kişiyle mülakat görüşmesi yapılmıştır. Kullanılan yöntemler, hem nicel hem de nitel boyutları içeren karma araştırma yaklaşımına dayanmaktadır. Bu yöntem sayesinde, hem istatistiksel verilerle genel eğilimler tespit edilmiş hem de bireysel deneyim ve algılar derinlemesine analiz edilebilmiştir. Elde edilen bulgular, yerleşme sisteminin biçimlenmesinde fiziki coğrafyanın (topografya, iklim, su kaynakları) ile beşeri coğrafya (ulaşım, tarım, sanayi) sosyo-ekonomik yapıların (meslek, eğitim, sosyal yapı) birlikte etkili olduğunu göstermektedir. Anket sonuçlarına göre nüfus hareketliliğine katılan bireylerin %84'ü erkeklerden, %16'sı kadınlardan oluşmaktadır. Yaş grupları incelendiğinde ise katılımcıların büyük çoğunluğunun 31–50 yaş aralığında olduğu (%72) tespit edilmiştir. Bu durum, aktif ve üretken nüfusun göç eğilimlerinin belirleyicisi olduğunu ortaya koymaktadır. Nüfus hareketine katılan bireylerin eğitim düzeyi dikkate alındığında, %45,3'ünün yüksekokul, %21,3'ünün lise, %28'inin ilköğretim mezunu olduğu, %5,3'ünün ise okur yazar olmadığı belirlenmiştir. Bu durum, göç hareketliliğinde eğitim düzeyinin önemli bir değişken olduğunu göstermektedir. Katılımcıların %89,3'ü evli bireylerden oluşmakta olup, bu da göç kararlarında ailevi sorumlulukların rol oynadığını düşündürmektedir. Mesleki dağılım incelendiğinde, katılımcıların %44'ü eğitim sektöründe, %19'u serbest meslekte, %16'sı kamu sektöründe, %13'ü tarım ve benzeri alanlarda, %3'ü sanayi ve sağlık, %2'si ise inşaat sektöründe çalışmaktadır. 75 katılımcıdan 62'si aktif olarak bir işte çalışırken, 13 kişinin çalışmadığı görülmüştür. Bu veriler, ilçedeki iş gücü piyasasının çeşitliliğini ve kırsal alanda istihdamın çoğunlukla tarım faaliyetleri üzerinden sürdüğünü göstermektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde, Kurtalan'daki yerleşim sistemi, hem coğrafi koşulların hem de sosyo-ekonomik dinamiklerin şekillendirdiği çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Göç, bu yapının hem sonucu hem de dönüştürücü gücü olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğitim, meslek, yaş ve cinsiyet gibi değişkenlerin göç üzerindeki belirleyici etkileri, mekânsal hareketliliğin bireysel ve toplumsal düzeyde nasıl örgütlendiğini gözler önüne sermektedir. Bu çalışmanın sonuçları doğrultusunda, yerel yönetimlerin ve planlama birimlerinin kırsal alanlara yönelik istihdam artırıcı politikalar geliştirmesi, genç nüfusun ilçede tutulması açısından önem arz etmektedir. Aynı şekilde eğitim olanaklarının kırsal alanda yaygınlaştırılması, kadınların ekonomik yaşama katılımını artıracak adımların atılması ve toplu ulaşım olanaklarının iyileştirilmesi, yerleşme sisteminin daha dengeli işlemesine katkı sağlayacaktır. Sonuç olarak bu araştırma, Kurtalan özelinde yerleşme sistemi ile nüfus hareketliliği arasındaki etkileşimi ortaya koyarak, hem akademik literatüre hem de yerel yönetim politikalarına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmanın ilerleyen süreçlerde farklı dönem verileriyle genişletilmesi ve karşılaştırmalı analizlerle desteklenmesi, bölgenin demografik ve mekânsal dönüşümünü daha derinlemesine anlamaya olanak tanıyacaktır.
Otomobil klima sistemi ve klima sisteminin motor performansı üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Otomobil klima sisteminin çalışma yapısı ve sistem elemanları ayrıntılı incelenmiştir. Değişik koşullarda klima sisteminin motor üzerindeki enerji etkisi incelenmiştir.Klima sisteminin güç tüketim eğrisi hesaplanmıştır. Motor güç eğrisi ile klima sistemi güç eğrisi birbiri ile kıyaslanmıştır. Güç eğrisine göre klima sisteminin etkisi analizi edilmiştir.Anahtar Kelimeler : Otomobil klima sistemi, Kompresör, Klimanın güç tüketimi, Motor performansı
Yakıt pilinin motorlu taşıtlarda uygulanması
ÖZETTezin ilk bölümünde yakıt pili çeşitleri incelendi. Yakıt pili taşıtındaki yakıt pili motorununparçaları ayrıntılı bir şekilde incelendi. Bunlar yakıt pili grubu, yakıt sağlama sistemi, havasağlama sistemi, soğutma sistemi ve kontrol sistemidir. Yakıt sağlama sistemi direk hidrojenkullanımı ve yakıt dönüştürme sistemi olarak iki bölümde incelendi. Hidrojenin sıkıştırılmış,sıvılaştırılmış metal veya kimyasal hidridlerde depolanması incelenip birbirleriylekarşılaştırılması yapılmıştır. Yakıt dönüştürme sistemleri buhar dönüştürme, kısmi oksidasyondönüştürme ve ototermal dönüştürme olarak üç bölümde incelenip metanol ve benzindönüştürme sistemleri anlatılmış direk hidrojen depolamayla bu sistemlerin karşılaştırılmasıyapılmıştır. Dönüştürme sistemlerinin sonunda dönüştürülen gazın içindeki CO `nuntemizlendiği gaz temizleme sistemi detaylı bir şekilde incelendi. Bu bölümde son olarak direkhidrojen kullanımı ve dönüştürme sistemlerini tanıtan örnekler sunulmuştur. .Tezin ikinci bölümünde hibrid yakıt pili taşıtıyla sadece yakıt pili kullanan taşıtlar incelenmişbirer örnekle tanıtılmıştır. Buna ilave olarak yakıt pili taşıt maliyetine de değinilmiş olup ikiyakıt pili taşıtının Sankey diyagramı incelendi. Son olarak yakıt pili taşıtlarının içten yanmalımotorlarla maliyeti, ağırlık, hacim, emisyon ve verimlilik bakımından karşılaştırılmasıyapılmıştır.Anahtar Kelimeler; Yakıt pili, Hidrojen depolama, Yakıt dönüştürme sistemleri, Yakıt pilitaşıtları.
Homojen karışımlı içten yanmalı motorlar
Homojen karışımlı (dolgulu) sıkıştırma tutuşmalı (genelde HCCI olarak bilinen) yanmaprosesi, NOx ve partikül emisyonlarını önemli derecede azaltma potansiyeline sahiptir.Bununla birlikte yüksek termik verim ve yakıtların geniş bir yelpazesinin kullanılabilirliği sözkonusudur. Bu özellikler HCCI motorlarını merak edilen bir teknoloji haline getirmektedir.Bu teknoloji, görünüşte diesel vari yakıt verimi ve çok düşük emisyonları sağlayabilir veböylece düşük sıcaklık ard işlem sistemlerine ihtiyaç duyulmadan emisyon kriterlerinin yerinegetirilmesini mümkün kılabilir.Son yıllarda bu teknolojinin araştırılması ve geliştirilmesi hususunda büyük ilerlemelerkaydedildi. Bu tez HCCI teknolojisinin ulaştığı en son nokta hakkında temel bir bilgi vererekgelecek için bir perspektif oluşturmaktadır. Bu tez, Benzin Yakıtlı HCCI Motorlar, DieselYakıtlı HCCI Motorlar, HCCI Motorlar İçin Alternatif Yakıtlar ve Yakıt Katkı Maddeleri veson olarak HCCI Operasyonunun Kontrolü ve Çalışma Aralığının Genişletilmesi olmak üzere4 ana başlık altında toparlanmıştır.Anahtar Kelimeler : Homojen dolgu, sıkıştırma tutuşması, değişken supap zamanlaması,doldurma basıncı, değişken sıkıştırma oranı
Motorlarda değişken oktan sayılı yakıt kullanımını sağlamak için çift yakıt sisteminin geliştirilmesi
ÖZETOtto motorlarında vuruntusuz çalışma için gerekli olan oktan sayısı düzeyi yüke bağlı olarakgeniş bir aralıkta değişmektedir. Bu yüzden, tam yük çalışma koşulları hariç, kısmi yüklerdeyüksek oktan sayılı yakıt kullanımı gereksizdir. Oktan sayısı gereksinimindeki azalma,özellikle istenmeyen emisyonları üreten oktan sayısı arttırıcıların (kurşun tetra etil vearomatik hidrokarbonlar gibi) kullanımındaki azalmalar gibi benzin üretiminin maliyet veenerji giderlerindeki azalmaları da kapsamaktadır. Benzin üretiminin maliyet ve enerji giderioktan sayısının artmasıyla birlikte artar. Sürüş şartlarına göre, motorun anlık gereksinimlerinikarşılayabilecek farklı oktan sayılarına sahip iki yakıtın ayarlanabilir bir karışım oranısağlayabilecek bir çift yakıt sistemi, düşük oktan sayılı yakıtın etkili kullanımına izin verendüşük motor gücü talebiyle karakterize edilmiş şehir içi kullanımı için özellikle cazip olabilir.Yapılan çalışmada, özellikle şehir içi seyir koşullarında motorun vuruntusuz çalışması içinihtiyacı olan oktan sayısı gereksinimini karşılayabilecek, değişik oktan sayılı iki yakıtınuygun oranlarda kullanımına izin veren çift yakıt sistemi geliştirildi. Geliştirilen sisteminklasik bir sisteme göre üstünlükleri irdelendi.Sonuç olarak, çift yakıt sisteminin, motorun gereksinimi olan oktan sayısını sağlayacakşekilde yüksek ve düşük oktan sayılı yakıtı uygun oranlarda karıştırarak, yüksek oktan sayılıbenzin tüketimini en az seviyede tuttuğu gözlendi. Yüksek oktan sayılı benzin kullanımınınazalması sayesinde, oktan sayısı arttırım maliyetini de azaltacağı için Ülke ekonomisine ciddibir fayda sağlayacaktır.Ayrıca, bu tür bir sistemin kullanımıyla motor performansından ödün verilmediği gibi, egzozemisyonlarında da belirgin bir azalma sağlanacağı kesindir. Sistemin esnek olması sayesinde,yazılımda yapılacak ufak değişiklikler ile, alternatif yakıtlar da rahatlıkla kullanılabilir.Anahtar kelimeler: Vuruntu, Oktan sayısı, Motor yönetimi, Yakıt sistemi.ix
Manyetik alan etkisine maruz kalmış benzinin motor performansına etkisi
Günümüz dünyasında ekonomik ve çevresel etkenler göz önüne alındığında; İçten yanmalı motorlar üzerinde yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu, yakıt ekonomisinin arttırılması ve egzost emisyonlarının azaltılması üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu konuda birçok araştırma kuruluşunun yeni tasarımlan olabildiği gibi, birçok ticari kuruluş da eksik araştırmaya dayanan ürünleri sektöre "yakıt ekonomisi" ve "temiz hava" sloganları ile sunmaktadırlar. Bunlardan biri de yakıtın manyetik alan ile koşullandırılması yöntemidir. Yaptığımız çalışma ile araştırma açısından eksik olan bir sahaya katkıda bulunmak ve yeni açılımlara olanak tanımak hedeflenmiştir. Çalışmamızda mevcut ürünlerin çalışma yöntemleri esas alınarak bir değerlendirmeye gidilmiştir. Bu yöntemde yakıt, karbüratör öncesine eklenen mıknatıslar ile koşullandırılmaktadır. Bu cihazlar sektörde "Manyetik Koşullandırıcı" ve "Manyetik Yakıt Düzenleyici" gibi isimler ile anılmaktadırlar. Laboratuarımızda tek silindirli, benzinli bir motorun karbüratörü girişine özel hazırlanan bir aparat ile manyetik alan şiddeti de belli olan mıknatıslar yerleştirilerek motorun kendi performans değerleri ile karşılaştırmalı olarak deneyler yapılmıştır. Yapılan deneylerde etkinin varlığından emin olmak üzere mıknatısların yerleştirilmesinde farklı kombinasyonlar denenmiş, farklı devir aralıklarındaki değerler yakıtın manyetik alan ile temas süresi de dikkate alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlara göre sağlanan etki çok belirgin olmamasına karşın, deneylerimizin yapıldığı koşullar da dikkate alınarak yeni yaklaşımların söz konusu olabileceği gösterilmiştir.