Prof. Dr. Nuray Senemoğlu danışmanlığındaki tezler
10 tez · Hacettepe University
Türkiye'deki okul öncesi eğitim kurumlarının fiziksel özelliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'deki resmi okul öncesi eğitim kurumlarının fiziksel özellikler açısından durumunu belirlemek ve bu yönde yapılacak iyileştirme çalışmalarına katkı sağlamaktır. Betimsel araştırma yöntemine başvurulan araştırmanın evrenini Türkiye'deki resmi okul öncesi eğitim kurumları oluşturmaktadır. Aşamalı örnekleme yöntemi kullanılarak; İstanbul, Balıkesir, Bursa, İzmir, Ankara, Antalya, Kayseri, Samsun, Trabzon, Antep, Erzurum ve Malatya olmak üzere 12 ilden toplam 120 kurum seçilmiştir. Bu kurumlar, bağımsız anaokulları, ilkokula bağlı anasınıfları ve meslek liselerine bağlı uygulama anaokullarından oluşmaktadır. Ayrıca 36 öğretmen görüşme yoluyla araştırmaya katılmıştır. Araştırmada karma veri toplama yollarına başvurulmuştur. Araştırmanın alt problemlerine cevap verecek şekilde, araştırmacı tarafından 'Okul Mimarisi Genel Özellikleri Gözlem Formu', 'Okul Bahçesi Özellikleri Gözlem Formu', 'Sınıf İçi Fiziksel Ortam Özellikleri Gözlem Formu' ve 'Öğretmen Görüşme Formu' geliştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler kullanılmış olup; yüzde, frekans ve ortalama hesaplanmıştır. Nitel verilerin analizinde ise, içerik analizi yöntemine başvurulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; Türkiye'de okul öncesi eğitim kurumlarının yasal fiziksel standartları, uluslararası standartlarla karşılaştırıldığında yeterli nitelikte değildir. Okul binaları genişlik, dış görünüm, ek eğitsel alanların varlığı gibi pek çok açıdan uygun nitelikte değildir. Okul bahçeleri genellikle beton zeminden oluşmakta, eğitsel düzenlemelere yer verilememektedir. Pek çok ilkokul ve lisede anasınıfına ayrılmış bir bahçe alanı yoktur. Sınıfların genişlikleri yetersiz, mevcutları fazladır. Öğrenme merkezlerinin etkili şekilde düzenlenmesi neredeyse hiçbir sınıfta gözlenmemiştir. Öğretmenlerin çoğu görev yaptıkları kurumun fiziksel özelliklerini yetersiz bulmaktadır. Araştırma sonuçlarına dayanarak, Türkiye'de okul öncesi eğitim kurumlarının fiziksel özellikler açısından niteliğinin iyileştirilmesi ve bu konudaki standartların geliştirilmesi gerektiği söylenebilir. Okul öncesi eğitimde nicel artışın yanında, etkili fiziksel düzenlemeler ile eğitimin niteliği de artırılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Okul öncesi eğitim, okul mimarisi, okul binası, okul bahçesi, anasınıfı, öğrenme merkezleri, eğitsel materyaller
Sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretime yönelik yeterlik ve uygulama düzeylerine ilişkin algıları
Farklılaştırılmış öğretim, öğrenciyi tanıma sonucu öğretimi planlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerinde, öğrencilerin bireysel özelliklerine hitap eden öğretim hizmetlerini sağlamayı benimseyen bir öğretim yaklaşımıdır. Araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretime ilişkin yeterlik ve uygulama algı düzeylerini, öğretimi farklılaştırmalarını güçleştiren faktörleri, eğitim ihtiyaçlarını ve uygulamalarını geliştirme önerilerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemi, tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen, 1078 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, betimsel yöntem işe koşulmuş, araştırma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen farklılaştırılmış öğretim yeterlik ve uygulama algı ölçeği ve görüşmeler yolu ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde, betimsel istatistikler, bağımsız ve bağımlı gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi, içerik analizi ve betimsel analiz işe koşulmuştur. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretim uygulamalarına ilişkin algılarının iyi ve yeterliklerine ilişkin algılarının çok iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, farklılaştırılmış öğretim yeterlik algı düzeyleri ile uygulama algı düzeyleri arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet açısından kadın, kıdem açısından deneyimli, okul türü açısından özel okulda çalışan sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretime ilişkin yeterlik ve uygulama düzeylerine ilişkin algılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin öğretimi farklılaştırmalarını güçleştiren faktörler araştırıldığında, okulların fiziki yetersizlikleri, öğretmenlerin farklılaştırmaya ilişkin yeterlik ve deneyim eksiklikleri, ailelerin ilgisizlik ya da kaynak yetersizliği sebebiyle çocuklarını yeterince destekleyememesi, eğitim politikalarının yetersizliği ve sınırlamaları, eğitim programlarının yoğunluğu, kurumlara ve uzman kişilere ulaşılamaması gibi faktörlerin öğretimi farklılaştırmayı güçleştirdiği açığa çıkarılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin farklılaştırılmış öğretime yönelik kuramsal ve uygulamalı eğitime ihtiyaç duyduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin farklılaştırma uygulamalarını geliştirmeleri için, okulların fiziki ortamlarının iyileştirilmesi, sınıf mevcutlarının azaltılması, yönetici desteğinin sağlanması ve gerekli eğitim politikalarının geliştirilmesini talep ettikleri belirlenmiştir.
Öğrenci ve öğretme-öğrenme süreci özelliklerinin fizik dersi öğrenme düzeyini yordama gücü
Bu araştırmada; öğrenci ve öğretme-öğrenme süreci özelliklerinin fizik dersi öğrenme düzeyini yordama gücünü, bu değişkenlerin okul başarı düzeylerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ve fizik öğrenmeyi etkileyen değişkenlere ilişkin öğretmen ve öğrencilerin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma betimsel bir çalışma olup tarama modelindedir. Nicel ve nitel veri toplama tekniklerinden yararlanılmıştır. Çalışma grubu araştırmanın amacına uygun olarak amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma grubunda 2015-2016 öğretim yılında Ankara ilindeki devlet liselerinin 9.sınıflarında öğrenim gören 621 öğrenci yer almaktadır. Araştırmanın nitel verileri çalışma grubu içinden seçilen 26 öğrenci ve 9 fizik öğretmeninden sağlanmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Bilişsel Giriş Davranışları (BGD) testi, Akademik Özgüven (AÖ) ölçeği, Öğretim Hizmetinin Yeterliğine İlişkin Algı (ÖHYA) ölçeği, Öğrenmeye Ayrılan Zaman (ÖAZ) formu ve Öğrenme Düzeyi (ÖD) testi nicel verilerin toplanmasında kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında ise öğretmen ve öğrenci görüşme formları kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (One Way ANOVA), Kruskal-Wallis H-testi, basit doğrusal regresyon ve çoklu regresyon analizi tekniklerinden basamaklı (stepwise) regresyon tekniğinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizinde betimsel analiz yapılmıştır. Araştırma sonucunda, tüm değişkenlerin öğrenme düzeyinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Öğrenme düzeyinin en güçlü yordayıcısı Bilişsel Giriş Davranışlarıdır. Öğrenme düzeyindeki değişkenliği; Bilişsel giriş davranışları %59.9, Akademik özgüven %18.1, Öğretim hizmetinin yeterliğine ilişkin algı %17.1 açıklama gücündedir. Öğrenmeye ayrılan bireysel zaman ile öğrenme düzeyi arasındaki ilişki negatif yönde olup, öğrenmeye ayrılan bireysel zaman öğrenme düzeyindeki değişkenliği %2.9 açıklama gücündedir. Bilişsel giriş davranışları, akademik özgüven, öğretim hizmetinin yeterliğine ilişkin algı ve öğrenmeye ayrılan bireysel zaman birlikte ele alındığında, öğrenme düzeyindeki değişkenliği %62.7 açıklama gücündedir.
Fen bilimleri dersinin yaşamla ilişkilendirilme düzeyi
Bu araştırmada, fen bilimleri dersi öğretim programının, ders kitaplarının ve öğretme-öğrenme ortamlarının fen bilimleri ile yaşam arasında ne düzeyde bağlantı kurmayı sağladığının ve öğrencilerinin fen bilimleri dersindeki kazanımlarını yaşamla ilişkilendirme düzeylerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma, Ankara'da 12 ortaokulda öğrenim gören 274 yedinci sınıf öğrencisi ile 2017-2018 öğretim yılında yürütülmüştür. Araştırmanın nitel veri toplama yöntemlerinden yararlanılan kısmında "Fen Bilimleri Dersinin Yaşamla İlişkilendirilmesine Yönelik Tema ve Göstergeler" belirlenmiştir. Nicel verilerinin elde edilmesinde ise öğrencilerinin fen bilimleri dersini yaşamla ilişkilendirme düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilen "Bilimde Yaşam Testi" ve "Yaşamda Bilim Testi" kullanılmıştır. Araştırmada; (1) öğretim programında "Fen Bilimleri Dersinin Yaşamla İlişkilendirilmesi"ne ilişkin olarak en çok "Bilimsel Araştırma", en az ise "Ölçme ve Değerlendirme" temasına vurgu yapıldığı, (2) ders kitaplarında en çok "Temel Kavramlar ve İlkeler", en az "Bilim İletişimi" temasına vurgu yapıldığı, (3) öğretme-öğrenme ortamlarında ise en çok "Temel Kavramlar ve İlkeler", en az "Ölçme ve Değerlendirme" temalarına işaret eden davranışlara yer verildiği, (4) öğrencilerin fen bilimleri dersini yaşamla ilişkilendirme düzeylerinin yetersiz olduğu, (5) öğrencilerin hem fen bilimlerine ilişkin ilkelerin işe koşulduğu yaşam problemlerine çözüm önerme, hem de fen bilimlerine ilişkin yaşam problemlerinin çözümünde işe koşulan ilkeyi belirleme düzeylerinin sosyoekonomik düzeye, anne-baba eğitim düzeyine, fen bilimleri derisinden takviye alma, evde internet erişimi ve okul dışı bilimsel öğrenme ortamlarına katılma durumlarına göre anlamlı fark gösterdiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Öğrencilerin matematik öğrenme düzeylerinin ardışık olarak birbirini yordama gücü ile öğrenme eksiklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, matematik öğretim programında yer alan "Sayılar ve İşlemler (Sİ)" öğrenme alanına ilişkin ilkokul ve ortaokul sınıflarındaki öğrenme düzeylerinin ardışık olarak birbirini yordama gücünü ve öğrenme eksikleriyle öğrenme eksiklerine yol açan güçlüklerin nedenlerini belirlemektir. Araştırmada betimsel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemine göre seçilen 5. sınıftan 714 öğrenci, 6. sınıftan 1039 öğrenci ve 7. sınıftan 1002 öğrenci örneklemde yer almaktadır. Araştırmacı tarafından geliştirilen ilkokul 1-4. sınıflar matematik testi, ortaokul 5. sınıf matematik testi, ortaokul 6. sınıf matematik testi ve ortaokul 7. sınıf matematik testi verilerin toplanmasında kullanılmıştır. Verilerin analizinde doğrusal regresyon analizi, aşamalı regresyon analizi, aritmetik ortalama ve yüzde kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ilkokul 1-4. sınıf ve ortaokul 5,6,7. sınıf matematik dersinde öğrenme düzeylerinin ardışık olarak birbirini yordama gücünün %57, %51 ve %43 olduğu ortaya çıkarılmıştır. Öğrencilerin önceki öğrenmelerinin sonraki öğrenmelerini etkilediği görülmüştür. Birden fazla sınıf düzeyine ilişkin sonuçlar 6. sınıf öğrenme düzeyi için ilkokul 1-4. sınıf öğrenme düzeyinin; 7. sınıf düzeyi için ise 6. sınıf öğrenme düzeyinin daha güçlü yordayıcı olduğunu ortaya çıkarmıştır. İlkokul 1-4. sınıflar ve ortaokul 5, 6 ve 7. sınıf matematik dersleri Sayılar ve İşlemler öğrenme alanı kazanımları aşamalı bir yapı göstermektedir. Kazanımların ulaşılma düzeylerinin çoğunlukla .75 düzeyi altında olduğu, sınıf düzeyi arttıkça öğrenme düzeyinin azaldığı, .75 düzeyinde ulaşılamayan kazanım sayısının arttığı görülmüştür. Her sınıf düzeyinde ön koşul kazanımlara bağlı çok sayıda kazanıma ilişkin öğrenme eksiği bulunmaktadır. Kazanımların aşamalı yapıda olduğu görülmekle birlikte kazanımların çoğuna ulaşılamamış olmasına bağlı olarak ilkokul ve ortaokul matematik dersi öğretim programlarının sağlamlığının yeterli düzeyde olmadığı söylenebilir.
Gelişmiş ülkelerin bilişim teknolojileri ve yazılım dersleri hedeflerine Türkiye'de 8. ve 12. sınıf öğrencilerinin ulaşma düzeyleri
Bu araştırmada, erken yaşlardan itibaren bilişim teknolojileri ve yazılım eğitiminin önemine dikkat çeken gelişmiş ülkelerden İngiltere, Avustralya ve Birleşik Devletler'in bilişim teknolojileri ve yazılım dersleri öğretim programlarında öğrencilere kazandırılması hedeflenen ortak özelliklerin belirlenmesi ve Türkiye'de bu özelliklere 8. ve 12. sınıf sonuna kadar öğrencilerin ne düzeyde ulaştıklarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Kayseri iline bağlı merkez ilçelerdeki okullarda öğrenim gören 468 sekizinci sınıf, 450 on ikinci sınıf öğrencisi ve bu okullarda görev yapan 58 bilişim teknolojileri ve yazılım öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel veri toplama yöntemlerinden yararlanılan kısmında öğretmen görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin elde edilmesinde ise 8. ve 12. sınıf düzeyleri için geliştirilen "Düzey Belirleme Testi" ve "Akademik Özgüven Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada; (1) gelişmiş ülkelerin programlarının aşamalı ve sarmal bir yapıda tasarlandığı ve öğrencilerin ön öğrenmeleri üzerine yeni bilgi ve becerilerin kazandırılmasının hedeflendiği, Türkiye'deki programda ise aşamalılık ve sarmallık ilkelerine dikkat edilmediği, öğrencilere kazandırılması hedeflenen özelliklerin gelişmiş ülkelere göre binişik ve sayıca fazla olduğu, (2) öğrencilerin gelişmiş ülkelerin programlarında yer alan ortak hedef davranışların hiçbirine %75 düzeyinde ulaşamadığı, (3) öğrencilerin ortak hedef davranışlara ulaşma düzeylerinin bilişim teknolojileri ve yazılım dersinin okulda alındığı toplam yıl sayısına ve bilişim teknolojileri ve yazılım ile ilişkili okul dışı öğrenme süreçlerine katılma durumlarına göre anlamlı fark gösterdiği, (4) öğrencilerin bilişim teknolojileri ve yazılım dersine ilişkin akademik özgüvenlerinin orta düzeyde olduğu, (5) öğretmen görüşleri doğrultusunda Türkiye'de uygulanan programın çağın gerekliliklerine göre yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.
İngilizce öğretim görevlilerinin dört temel dil becerisinin öğretimine ilişkin algıladıkları yeterlik düzeyleri
Bu çalışma, İngilizce öğretim görevlilerinin dört temel becerinin öğretimine ilişkin algıladıkları yeterlik düzeylerini belirlemeyi ve söz konusu algıların cinsiyete, mezun olunan bölüme, eğitim durumuna ve kıdeme göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Betimsel tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın çalışma grubunu Ankara'da hazırlık okullarındaki İngilizce öğretim görevlileri oluşturmaktadır. Araştırma, gönüllü 251 İngilizce öğretim görevlisi ile yürütülmüştür. Araştırma verileri; araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce Öğretim Görevlilerinin Algıladıkları Yeterlik Düzeyi Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler araştırmanın alt problemleri doğrultusunda uygun istatistik (yüzde, frekans, ortalama, standart sapma) ve nicel veri analizi teknikleriyle (Mann Whitney U, Kruskall Wallis H Testi) analiz edilmiş, bulgular yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları aşağıda özetlenmiştir: 1. İngilizce öğretim görevlilerinin kendilerini en yeterli buldukları alanın konuşma becerisinin öğretimi, en az yeterli buldukları alanın ise dinleme becerisinin öğretimi olduğu ortaya çıkmıştır. 2. Dört temel becerinin öğretiminde, a. Kadın İngilizce öğretim görevlileri, erkek İngilizce öğretim görevlilerine göre kendilerini daha yeterli bulduklarını belirtmişlerdir. b. İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun İngilizce öğretim görevlileri diğer bölümlerden mezun İngilizce öğretim görevlilerine göre kendilerini daha yeterli bulmaktadırlar. c. Doktora eğitimine sahip İngilizce öğretim görevlilerinin, yüksek lisans eğitimine sahip olanlara; yüksek lisans eğitimine sahip İngilizce öğretim görevlilerinin ise lisans eğitimine sahip olanlara göre kendilerini daha yeterli buldukları ortaya çıkmıştır. d. 11 yıl ve üzeri kıdeme sahip İngilizce öğretim görevlilerinin 6-10 yıl arası kıdeme sahip olanlara göre; 6-10 yıl arası kıdeme sahip olanların ise 1-5 yıl arası kıdeme sahip olanlara göre kendilerini daha yeterli buldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarının, İngilizce öğretim görevlilerine, yetiştirecekleri öğrencilere ve hazırlık okullarındaki öğrenmenin niteliğinin artmasına katkıda bulunacağı umulmaktadır.
Milli Eğitim Şuralarında öğretmen yetiştirmeye ilişkin görüşler, kararlar ve önerilerin incelenmesi
Bu araştırmada, Türkiye'de öğretmen yetiştirmenin tarihini ele almak ve bu konuda var olan sorunların temeline inmek amaçlanmıştır. Bu sebeple, Milli Eğitim Bakanlığının en yüksek danışma kurullarından biri olan Milli Eğitim Şuralarında öğretmen yetiştirmeye ilişkin görüşler, kararlar ve öneriler tarihsel bir süreç içerisinde anlamlı bir bütün halinde incelenmiştir. Bu çalışmanın, öğretmenlerin mesleki itibar ve statüsü ve niteliğini artırmak için yapılacak çalışmalara katkı sağlaması; öğretmen adayı seçim süreçlerinden hizmet öncesi ve hizmet içi öğretmen yetiştirme sistemlerine kadar öğretmen yetiştirme süreçlerinin geliştirilmesine yardımcı olması, öğretmen alım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken noktalara ışık tutması, toplumun çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkması için öğretmen yetiştirme konusunda yapılacak çalışmalara kaynak teşkil etmesi umulmuştur. Bu araştırmada, Birinci Milli Eğitim Şurasından hâlihazırdaki son şura olan 19. Milli Eğitim Şurasına kadar öğretmen yetiştirme konusunu ele alan on beş milli eğitim şurası betimsel tarama yöntemlerinden biri olan doküman analizi tekniği kullanılarak incelenmiştir. Veriler MaxQda 12 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ortaya çıkan temaların, alt kategorilerin, kodların ve alt kodların adlandırılması konusunda dört uzman görüşü alınmış ve uzmanların görüşleri doğrultusunda nihai temalar belirlenmiştir. Araştırmanın temaları şu şekilde sıralanmıştır: "Öğretmenlerin mesleki statüsü ve itibarı", "Öğretmen yeterlikleri", "Öğretmen yetiştirme süreçleri", "Öğretmen alım süreçleri" ve "Öğretmen yetiştirmeye yönelik alınması gereken önlemler". Elde edilen temalar, alt kategoriler, kodlar ve alt kodların şuralardaki kodlanma frekansı ve yüzdeleri tablolaştırılmıştır. Tablolar aracılığıyla sunulan bulgular ilgili alanyazın ve şuralardaki örnek konuşmalarla desteklenerek yorumlanmış, sonuca ulaşılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Araştırma sonucunda; bütün şuralarda üzerinde en çok durulan temanın öğretmen yetiştirme süreçleri olduğu, en az ise öğretmen yeterlikleri hakkında konuşulduğu gözlenmiştir.
Lisans düzeyinde zorunlu İngilizce II dersinden öğrencilerin beklentileri ve erişi düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı lisans düzeyinde İngilizce II dersini alan öğrencilerin başarı düzeylerinin ve İngilizce II dersine yönelik beklentileri ile beklentilerinin karşılanma düzeylerinin belirlenmesidir. Betimsel tarama yönteminin kullanıldığı bu araştırmanın evrenini 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde bir devlet üniversitesinde Edebiyat ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri'nde İngilizce II dersini alan 1. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veriler araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan İngilizce II Dersi düzey belirleme testi ve öğrencilerin İngilizce II dersine yönelik beklentilerini ve beklentilerinin karşılanma düzeyini ölçmeyi hedefleyen Öğrenci Beklentileri Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma, 2018 yılında Edebiyat ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri'nde İngilizce II dersini alan eş olasılıklı olarak seçilmiş, düzey belirleme testi uygulamasında 531, ölçek uygulamasında 730 öğrenci ile yürütülmüştür. Verilerin analizinde betimsel istatistikler (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma), bağımlı örneklem t testi, ikili karşılaştırmalarda Mann-Whitney U analizi, ikiden fazla grup karşılaştırmalarında Kruskall-Wallis analizi ve kovaryans analizi (ANCOVA) teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, İngilizce II öğretim programı sonunda öğrencilerin başarı düzeyleri arttığı ancak çoğunluğun tam öğrenme düzeyine ulaşamadığı görülmüştür. Öğrencilerin başarı düzeylerinde fakülte ve bölümlerine göre anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir. Öğrencilerin İngilizce II dersinden beklentilerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüş ancak beklentileri istenilen düzeyde karşılanmamıştır. Öğrencilerin konuşma ve anlama becerilerine yönelik beklentilerinin karşılanma düzeyleri arasında fakültelere göre fark saptanmazken, yazma becerisine yönelik beklentilerin karşılanması bakımından fakülteler arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. İktisadi ve İdari Bilim Fakültesi öğrencilerinin beklenti ve beklentilerinin karşılanma düzeyleri bölümlerine göre farklılık göstermezken Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin beklenti ve beklentilerinin karşılanma düzeyleri arasında bölümlerine göre anlamlı farklılık gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimler: eğitim programı değerlendirme, öğrencilerin İngilizce dersinden beklentileri, yükseköğretimde zorunlu İngilizce II
Yaratıcı drama yöntemiyle zenginleştirilmiş matematik öğretiminin öğrencilerin öğrenme düzeylerine ve akademik özgüvenlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf matematik dersi "Sayılar ve İşlemler" öğrenme alanı "Doğal Sayılarla İşlemler, Çarpanlar ve Katlar, Kümeler ve Tam Sayılar" konularında uygulanan yaratıcı drama yöntemiyle zenginleştirilmiş öğretimin öğrencilerin öğrenme düzeylerine ve akademik özgüvenlerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018–2019 eğitim öğretim yılı İstanbul ili Beykoz ilçe merkezinde bulunan bir devlet okulunda öğrenim gören 79 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma ön test son test kontrol gruplu deneysel modelde tasarlanmıştır. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin öğrenme düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan konuyla ilgili sorulardan oluşan düzey belirleme testi (DBT), duyuşsal özelliklerini ölçmek için Brookover tarafından geliştirilen Senemoğlu (1989) tarafından Türkçe'ye uyarlanan akademik özgüven ölçeği (AÖÖ) kullanılmış ve deney grubu öğrencileriyle görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS istatistik programı ile analiz edilmiş, düzey belirleme testi ve akademik özgüven ölçeğinin ön testlerinin ortak değişken son testlerinin ise bağımlı değişken olarak kullanıldığı KOVARYANS analizi (ANCOVA) ile incelenmiştir. Ayrıca düzey belirleme testi ve matematiğe yönelik akademik özgüven ölçeği ön test son test fark puanları üzerinde bağımsız örneklem t testi uygulanmıştır. Öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler MaxQda programı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.