Theses supervised by Prof. Dr. Öznur Bozkurt

10 theses · Düzce University

Master'sOpen AccessTR

Esnek çalışma uygulamalarının ücret sistemlerinde ortaya çıkardığı sorunların belirlenmesine yönelik bir araştırma

Esnek çalışma uygulamaları, ülkemizde ve dünyada pandemiyle birlikte oldukça yaygın hale gelmiştir. Daha önce iş süreçlerinde esnek çalışmayı hiç kullanmayan işletmeler dahi kısmen veya tamamen esnek çalışma modelinde iş yapmaya başlamışlardır. Esnek çalışma uygulamaları hem işverenler için hem de çalışanlar için yeni bir uygulama olduğundan bazı karmaşık durumlara da sahip olabilmektedir. Özellikle çalışana ödenecek ücret ve ücrete ek ödemeler açısından değerlendirildiğinde ücret sistemlerinin güncellenmesini de gerektiren bir iş modelidir. Bu sebeple esnek çalışma uygulamaları, ücret sistemlerinde birtakım sorunları da ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada esnek çalışma uygulamaları, ücret sistemleri bağlamında incelenmiştir. Esnek çalışma uygulamalarının genel olarak değerlendirilmesi, enek çalışmada yaşanan veya yaşanabilecek sorunların belirlenmesi, bu sorunlara yönelik geliştirilen çözüm yollarının ortaya çıkarılması çalışmanın amaçlarından biridir. Bir diğer amacı ise esnek çalışma yapan işletmelerdeki ücret sistemlerinin incelenmesi, bu kapsamda yaşanan sorunların ve de bu sorunlara yönelik insan kaynakları yöneticilerinin ne tür çözümler ortaya koyduğunun belirlenmesidir. Araştırma kapsamında, hizmet ve imalat sektörlerinde İstanbul' da faaliyet gösteren, kuruluşunu tamamlamış ve üzerinden en az 2 yıl geçmiş ve esnek çalışma uygulayan işletmelerin insan kaynakları yöneticileri ile görüşmeler yapılarak birincil veriler toplanmıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin insan kaynakları yöneticileri ile yapılan görüşmeler çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Bu evrenden kasti örnekleme ile seçilen 17 insan kaynakları yöneticisi ise araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Görüşmelerden elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında işletmelerin çalışanlarla belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladıkları, temel ücret dışında işçilere prim, ikramiye, yol ve yemek ücreti gibi ödemelerin yapıldığı, işletmelerin genellikle tam zamanlı çalışma süresinde işçi çalıştırdıkları, pandemi döneminde uzaktan çalışma ve kısmi zamanlı çalışma yönteminin uygulandığı belirlenmiştir. Esnek çalışma olarak işletmeler genellikle uzaktan çalışma ve hibrit çalışma modelini kullanmış, pandemi döneminde kısa çalışma ve nakdi ücret desteği uygulamalarından da yararlanmışlardır. Vardiyalı çalışma, telafi çalışma, kısmi süreli çalışma da uygulanan diğer esnek çalışma modelleridir. Esnek çalışma uygulayan işletmeler; iletişim, teknik alt yapı sorunları, maliyet artışları, personel kayıpları, iş ve özel yaşamın birbirine karışması gibi sorunlar yaşamıştır. Esnek çalışmadan kaynaklı olarak, zamana dayalı ücret sistemi uygulanan işletmelerde çalışma sürelerinin takip edilememesinden ötürü ücreti belirlemede sorunlar yaşandığı, bu sorunları aşabilmek adına ücretlerde cüzi miktarlarda artışlar gerçekleştirdikleri, ücret ödemelerinde gecikmeler yaşandığı, ücret ödemelerini düzenli yapmaya çalışarak sorunun çözülmeye çalışıldığı, performansa bağlı ücrette ise performans kriterlerinin tam olarak belirlenememesinden dolayı çalışan şikayetlerinin arttığı, sorunu çözmeye yönelik olarak işletmelerin adil bir ücret politikasını uygulamaya çalıştıkları, enflasyondan kaynaklı ücret azalışlarına karşı işletmelerin işçi ücretlerinde periyodik olarak artış yaptıkları belirlenmiştir.

Esnek çalışmaFinansal sorunlarSosyoekonomik sorunlar+4
Engin Uzuner
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Karar verme sürecinde risk algısını etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Bireysel yatırımcılar üzerine bir uygulama

Yatırımcılar pek çok faktörün etkisinde kalarak karar verirler bunlardan biri de riskli durumlardır. Riskli durumlarda bireyler gerek çevresinin ve gerekse kendi kişilik özellikleri ve deneyimlerinin yönlendirmesi ile karar almaktadırlar. Bazı bireyler karar sürecinde oldukça uzun zaman harcarken , bazıları ise daha hızlı karar verebilmektedirler. Ayrıca bireylerin algıladıkları riskler ve bu risklerin etkileri de farklı olabilmektedir. Bireysel yatırımcılar gelirlerinden tasarruf ederek yatırım yapmaya çalışan kişilerdir. Yatırım tercihlerinde; risk kavramına yükledikleri anlam, riskli durumlar karşısındaki davranışları, kişilik özellikleri, yatırım yapma öncelikleri, dini ve kültürel değerlere bağlılığı, aile yapısının etkileri ve ülke ekonomisine duydukları güvenin ne anlam ifade ettiği incelenmeye çalışılacaktır. Bu çalışmada bireysel yatırımcıların yatırım kararı verme süreçlerinde risk algısını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışmada karar süreçlerinde risk algısını değerlendirmek için nitel araştırma tekniklerinden mülakat kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de ikamet eden bireysel yatırım yapan vatandaşlar oluşturmaktadır. Konya ilinde ikamet eden bireysel yatırımcılar araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda katılımcı görüşleri dikkate alındığında yatırımcıların karar verme sürecinde risk algısının önemli bir yeri bulunmaktadır. Yatırımcılar açısından yatırım kararı verirken, riskleri göz önünde bulundurduğu ve yatırım kararlarını etkileyen kişisel, çevresel ve finansal faktörlerin önemli olduğu görülmüştür. Ayrıca katılımcılar aile üyelerinin görüşlerinin, medeni durumlarının, yaptıkları mesleğin, gelir düzeyleri, dini ve kültürel değerlere bağlılığın yatırım kararı verirken önemli bir yere sahip olduğunu belirtmişlerdir.

Mükremin Özkara
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların sürdürülebilirlik faaliyetlerinin incelenmesine yönelik bir araştırma

Gelişen endüstriler ve buna bağlı olarak artan üretim miktarı kaynakların sürdürülebilirliği konusunu gündeme getirmeye başlamıştır. Üretim faaliyetlerinin şuan devam etmesi değil gelecekte de devam ediyor olmasını sağlamak adına işletmelerin yapacağı bir takım faaliyetler vardır. Sürdürülebilirlik üretim öncesi süreçten, üretim sonrası süreçlere kadar oldukça geniş kapsamlı bir konudur. Sürdürülebilirlik çalışmaları için gerek hizmet sektöründe gerekse imalat sektöründe olsun tüm işletmelerin ortak bir bilinç ile hareket etmesi ve endüstride bir dönüşümü sağlaması gerekmektedir. Üretimin ana girdilerine sahip olan ve bunu etkin kullanmayan işletmeler sadece kendi faaliyetlerine yönelik değil çevreye yönelikte olumsuz etkiler oluşturmaktadırlar. Atıklarla çevreye zarar veren, kaynakları bilinçsizce kullanan ve paydaşlarına yönelik sorumluluklarını yerine getirmeyen işletmeler sürdürülebilirliği tehlikeye sokmaktadır. Bu sebeple artan bilinç ile birlikte işletmelerin sürdürülebilirlik çalışmalarına geçmişe kıyasla daha fazla odaklandıkları görülmektedir. Sürdürülebilirlik sadece çevresel ve ekonomik boyutta değil sosyal boyutta da ele alınan bir konudur. Sektörü ne olursa olsun birçok işletmenin sürdürülebilirlik ile ilgili yapacağı çalışmalar ile gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak mümkün olacaktır. Bu çalışmada hizmet sektöründe büyük bir paya sahip olan ve faaliyetleri nedeni ile diğer sektörleri de etkileyen bankacılık sektörünün sürdürülebilirlik faaliyetleri incelenmiştir. Bankaların yayınlamış oldukları sürdürülebilirlik raporları ve entegre raporları içinde yer alan sürdürülebilirlik ile ilgili bölümleri incelenmiş ve hangi konularda ne tür çalışmalar yaptıkları ile ilgili verilere ulaşılmıştır. Bankaların yapmış oldukları sürdürülebilirlik çalışmaları ekonomik, çevresel ve sosyal olarak üç boyutta değerlendirilmiş ve sürdürülebilirlik çalışmalarının öncülleri ile çıktıları belirlenmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği ile BİST Sürdürülebilirlik endeksinde yer alan 8 bankanın faaliyet raporları değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, bankaların sürdürülebilirlik çalışmalarına önem verdikleri ve sürdürülebilirliğin üç boyutunda da faaliyet yaptıkları görülmüştür. Yapılan faaliyetlerin ulusallığın ötesine geçtiği ve uluslararası çalışmalara dönüştüğü ve ayrıca işbirlikçi bir yaklaşımla bu faaliyetlerin yapıldığı görülmüştür. Bankaların özellikle karbon ayak izinin azaltılası ile ilgili, enerji verimliliği ile ilgili, atık yönetimi ile ilgili çalışmalar yaptıkları ve bu faaliyetler içinde olan diğer işletmelerle ortak projeler de yürüttükleri görülmüştür.

Bankacılık sektörüBankalarFinansal sürdürülebilirlik+5
Kübra Uzden
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilikte yeni bir fon kaynağı olarak kitlesel fonlama: Kitlesel fonlama platformlarına yönelik bir inceleme

Girişimcilik ekonomiye olan katkısı, istihdamı arttırıcı etkisi ve teknolojik gelişmelerin artmasını sağlaması açısından büyük öneme sahiptir. Girişimcilerin sorunlarının çözülmesi ekonomi, istihdam ve gelişim için gereklidir. Girişimcilerin yaşadığı sorunlardan birisi finansman kaynağı sorunudur. Finansman kaynağı sorunun çözümü için geleneksel ve alternatif çözümler bulunmaktadır. Girişimciler, finansman sorunlarının çözümü için; aile ve arkadaşlar, banka kredileri gibi geleneksel yöntemlerin yanında; melek yatırımcılar, risk sermayesi, finansal kiralama gibi yöntemlerde kullanmaktadır. Girişimcilerin finansman sorununa çözüm olarak son yıllarda ortaya çıkan alternatif yöntemlerden birisi ise kitlesel fonlamadır. Kitlesel fonlama, internet aracılığı ile fon sağlayıcılar ve girişimcilerin, buluştuğu, fon sağlayıcıların girişimcilere ödül, bağış, oy hakkı, hisse veya borçlanma karşılığında fon sağladığı bir finansman sistemidir. Kitlesel fonlama sisteminin ödül, bağış, borç ve paya dayalı kitlesel fonlama olmak üzere 4 temel türü bulunmaktadır. Türkiye'de kitlesel fonlama 11 yıllık bir geçmişe sahiptir. 2021 yılına kadar resmi nedenlerle Türkiye'de sadece ödüle dayalı kitlesel fonlama platformları bulunmaktaydı. 2021 yılında resmi engellerin kalkması ile Türkiye'de paya dayalı kitlesel fonlama başlamıştır. 2021 yılında başlayan paya dayalı kitlesel fonlama girişimcilerin finansman kaynağı sorununa çözüm olmakta ve Türkiye'de girişimciliğe katkı sağlamaktadır. Çalışmanın amacı paya dayalı kitlesel fonlama sistemini başlangıcından bugüne dek inceleyerek, hangi sektörlerin kitlesel fonlamaya daha uygun olduğunun görülmesini sağlamak ve paya dayalı kitlesel fonlamanın geçmişten günümüze olan durumunu göstermektir. Çalışma nitel araştırma tekniklerinden doküman analizi tekniğiyle yapılmıştır. Çalışmada Türkiye'de faaliyet gösteren 4 paya, 1 ödüle dayalı platformdan veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Çalışmada; yazılım, eğitim, elektrik- elektronik ve yapay zekâ alanlarındaki girişimlerin kitlesel fonlamayı daha çok tercih ettiği görülmüştür. Biyoteknoloji, elektrik-elektronik, enerji, finans, tarım ve yapay zekâ alanlarındaki girişimlerin %100 başarıya sahip olmaları nedeniyle bu alanlardaki girişimlerin kitlesel fonlamaya uygun olduğu düşünülmektedir. Tarım alanı en yüksek fonun toplandığı alandır. Çalışmada paya dayalı kitlesel fonlamanın her yıl kullanımının arttığı görülmüştür. Bu veriler ışığında kullanımının dahada artacağı tahmin edilmektedir.

Kitlesel fonlamaPaya dayalı kitle fonlaması
Burhan Doğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel değerler ve inovasyon yeteneği arasındaki ilişki: Z kuşağı üzerinde bir araştırma

Günümüz iş dünyası, z kuşağının sahip olduğu benzersiz özellikleri ve değerleri anlamak adına bir keşif yolculuğuna çıkmıştır. Özellikle kişisel değerler ile inovasyon yetenekleri arasındaki derin bağlantı, iş dünyasının kalbinde atarken, bu çalışma da bu kritik konuya odaklanmaktadır. Kişisel değer, bir bireyin kişisel nitelikleri, becerileri, deneyimleri ve karakter özelliklerini kapsayan bir kavramdır. İnovasyon yeteneği ise, yeni fikirler üretme, mevcut süreçleri geliştirme ve sıradışı çözümler bulma yeteneği olarak tanımlanabilir. Bireysel değer ve inovasyon yeteneği bir araya geldiğinde, bireylerin kendilerini ve çevrelerini sürekli olarak geliştirebilmeleri mümkün olur. Bireysel değer ve inovasyon yeteneği, bireylerin kariyer gelişiminde ve organizasyonlarda liderlik rollerinde etkili olmalarına yardımcı olur. Bu yetenekler, toplumların daha rekabetçi, çeşitli ve sürdürülebilir bir şekilde gelişmelerine katkıda bulunur. Bu çalışmanın verileri, nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ile toplanmıştır. Örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme seçilmiş ve 1995-2010 yılları arası doğan z kuşağından 450 kişilik bir örneklem grubu üzerinde analizler gerçekleştirilmiştir. Bir dizi istatistiksel analize tabi tutularak kişisel değerler ile inovasyon yetenekleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Analiz sonuçları, z kuşağı bireylerinin kişisel değerlerinin, inovasyon yeteneklerini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, organizasyonların, çalışanlarının kişisel değerlerini anlamalarının ve bu değerleri inovasyon süreçlerine entegre etmelerinin, daha yenilikçi ve rekabetçi bir ortam yaratmalarına yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Songül Özkan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarına yönelik algının bireysel iş performansına etkisi: Hastane Öncesi Acil Sağlık Hizmetleri çalışanları üzerine bir araştırma

Sağlık hizmetlerinde hatanın telafisinin olmaması, hasta ve çalışan güvenliğine önem verilmesi kalite uygulamalarını zorunlu hale getirmiştir. Ayrıca sağlık hizmetlerinde teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte, hastaların kaliteli hizmet alma isteği artmıştır. Ülkemizde kamu alanında sağlık hizmetlerinde kalite uygulamaları diğer kamu kurumlarına göre düzenli olarak yapılmaktadır. Sağlık kurumlarında kalite düzeyini sağlamak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan hizmetin türüne göre sağlıkta kalite standartları seti hazırlanmıştır. Sağlıkta kalite standartları doğrultusunda hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde hasta ve çalışan güvenliği ile hasta ve çalışan memnuniyetinin sağlanması, hataların önlenmesi ve çalışma alanı ile hizmet sunumunda sürekli iyileştirmelerin yapılması, etkin, verimli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti amaçlanmaktadır. Hastane öncesi sağlık hizmetlerinde kalite uygulayıcıları olan çalışanların performansları hizmet kalitesi açısından önemlidir. Çalışanların performansının iyi olması hastaların memnuniyetlerinin artmasını ve hataların önlenmesini sağlar. Çalışanların performansının ölçülmesi, performans ölçüm sonuçlarının değerlendirilerek iyileştirmeler yapılması kurumları başarıya götürmektedir. Kalite yönetimi ve performansın çalışan memnuniyeti, müşteri memnuniyeti, düşük maliyet ile yüksek verimlilik, kaynak israfının önlenmesi, kaynakların etkin kullanılması, sıfır hata gibi önem verdikleri ortak unsurlar bulunmaktadır. Sağlık hizmetlerinde sunulan kalite uygulamaları çalışanların performansına etki edecek potansiyele sahiptir. Bu çalışmanın amacı, hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde toplam kalite yönetimi uygulamalarının çalışanların performansına etkisinin incelenmesidir. Araştırma verileri Bolu İl Ambulans Servisi Başhekimliğinde çalışan 284 kişiden anket tekniği ile toplanmıştır. SPSS 26 programı kullanılarak verilerin analizi yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde çalışanların kalite algısı ve bireysel iş performansı algılarının yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kalite algısının bireysel iş performansını pozitif olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılanların kalite algısı ve bireysel iş performansı algısının demografik özelliklere göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Toplam kalite yönetimiİş performansı
Bekir Küçükdursun
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Potansiyel girişimci olarak üniversite öğrencilerinde sürdürülebilirlik farkındalığının incelenmesi

Sürdürülebilirlik, günümüzün en önemli konularından biri olarak hem bireylerin hem de toplumların geleceğe dair sorumluluklarını belirleyen bir kavramdır. Sürdürülebilir kalkınma ilkelerine dayalı bir toplum inşa etmek, sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliği de içerir. Bu çalışmada, sürdürülebilirlik farkındalığının önemi göz önünde bulundurularak, üniversite öğrencilerinin bu konudaki bilinç düzeyleri incelenmiştir. Çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin sürdürülebilirlik farkındalığını incelemektir. Ayrıca sürdürülebilirlik farkındalığının demografik özelliklere ve girişimcilik eğilimi taşıyıp taşımamaya göre farklılık gösterip göstermediğide bu çalışmada ele alınan bir diğer konudur. Araştırma, geleceğin girişimcileri, çalışanları ve hem topluma hem de ekonomiye yön verecek nesil olmaları nedeniyle üniversite öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Örneklem yöntemi olarak kolay örnekleme kullanılmış ve çalışma, Düzce ünicersitesi öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Toplam 470 kişiden yüzyüze anketlerle veri toplanmıştır. Araştırmada, sürdürülebilirlik farkındalığı bilgi, çevresel farkındalık ve davranış olmak üzere üç boyutta ele alınmıştır. Verilerin analizi, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences, Versiyon 27) programı kullanılarak yapılmıştır. Sonuç olarak, araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin sürdürülebilirlik farkındalığına sahip oldukları, özellikle davranış boyutunda diğer boyutlara göre daha düşük bir eğilim gösterdikleri görülmüştür. Ayrıca, sürdürülebilirlik farkındalığının yaş, sınıf düzeyi ve ebeveynlerin eğitim durumu gibi değişkenlere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Özellikle, 25 yaş üstü ve son sınıf öğrencilerinin sürdürülebilirlik farkındalığının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların kendilerini bir girişimci adayı olarak görmeleri ve kendilerinde girişimci özelliklerin olduğuna yönelik bir algıya sahip olmaları açısından ise sürdürülebilirlik farkındalığının en yüksek olduğu grup bu konuda net bir fikri olmayanlarda ortaya çıkmıştır. İşini kurmak ve kendini girişimci potansiyele sahip değerlendirme algısı düşük olanlarda sürdürülebilirlik farkındalığı daha yüksek çıkmıştır.

Hülya Elik Demirci
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamalarının işe angaje olma üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Yeşil insan kaynakları yönetimi örgütlerin insan kaynakları süreçlerine çevre dostu politikalar, sistemler ve uygulamalar entegre eden bir yaklaşım olarak tanımlanmaktadır. İşe angaje olma ise çalışanın işine ve organizasyonuna duygusal, zihinsel ve davranışsal düzeyde bağlanmasını ifade etmektedir. Bu araştırmada yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamaları ile işe angaje olma durumu arasındaki ilişkiye kavramsal bir çerçeve oluşturmak amaçlanmıştır. Bu araştırmanın verileri anket tekniği ile toplanmıştır. Evren içinde yer alan bireylerin net sayısını belirlemek mümkün olmadığından evren belirsiz olup kolayda örnekleme yöntemi ile bu evrenden birincil veriler toplanmıştır. 222 kişiden oluşan bir örneklem üzerinden analizler yapılmıştır. Bu bağlamda yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamalarının, işe angaje olma düzeyini pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilediği, çalışanların işe angaje olma düzeylerini artırmada önemli bir rol oynadığı görülmüştür. Analizlerde yeşil iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının erkek çalışanlar tarafından daha fazla benimsendiği, erkeklerin işe daha fazla enerji ve bağlılık gösterdiği tespit edilmiştir. İşe angaje olma düzeyinin yaş ilerledikçe artma eğiliminde olduğu görülmüştür. Medeni durumun işe angaje olma düzeylerini etkilemediği, eğitim düzeyi arttıkça yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamalarına yönelik algıların olumlu yönde değiştiği ve işe angaje olma düzeyinin arttığı görülmektedir. Sektörel farklılıkların yeşil insan kaynakları yönetimi uygulamaları ve işe angaje olma üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu, kıdem süresi arttıkça işe angaje olma düzeylerinin arttığı ve yöneticilerin çevresel konulara daha duyarlı olduğu ve yeşil uygulamalara daha fazla katıldığı, işe daha fazla enerji ve bağlılık gösterdiği tespit edilmiştir.

Hasret Tok
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın istihdamını etkileyen faktörler ve Düzce'de kadın istihdamının mevcut durumu

Ekonomik faaliyetlerin temel yapı taşları arasında en önemli payı istihdam edilen bireyler oluşturmaktadır. Ülkelerin ekonomik gelişmişlik seviyesine bağlı olarak istihdam oranlarında farklılıklar oluşabilmektedir. Bu farkların ekonomik faktörler dışında da birçok nedeni vardır. Eğitim, kültür, sosyal yapı, din ve devlet politikaları gibi birçok faktör istihdam yapısında belirleyici rol almaktadır. Genel olarak istihdamda ortaya çıkan farklılıklardan ayrı olarak bir de kadınların işgücü piyasasında var olmasını etkileyen faktörler vardır. Ülkeler ve bölgeler arasında çok çeşitli nedenlerle kadın istihdamı pozitif ya da negatif olarak etkilenebilmektedir. Türkiye'de son yıllarda kadınların işgücü piyasasında yer almasına yönelik birçok adım atılmaktadır. Buna rağmen üzerinde tartışılmaya devam edilen konu yine kadınların istihdamdaki dezavantajlı konumları olmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de istihdamı ve özel olarak da kadın istihdamını etkileyen faktörler, kadın istihdamının işgücü piyasalarındaki yeri ve önemi, kadın istihdamına ilişkin tarihsel süreç ve kadın istihdamı konusunda geliştirilen kuramlar incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Düzce ilindeki kadın istihdamının mevcut durumunu belirlemektir. Çalışmada, Düzce'deki kadın istihdamının durumunu ortaya koymak için İŞKUR tarafından yayınlanan işgücü raporları incelenmiştir. Son beş yıllık verilerin incelendiği çalışmada Düzce'deki kadın istihdamının mevcut durumu Türkiye'deki kadın istihdamın mevcut durumu ile karşılaştırılmıştır. Kadınların en sık istihdam edildikleri sektörler, sosyo-demografik özelliklere göre istihdam durumu, kadınların kayıtlı ve kayıt dışı istihdam edilme oranları, açık işler ve işe yerleştirilme oranları gibi Düzce'deki kadın istihdamının durumunu hem Türkiye geneli ile hem de erkek istihdamı ile kıyaslanarak incelenmiştir. Gerçekleştirilen bu karşılaştırma neticesinde birçok yönü ile Türkiye geneli ile Düzce iline ilişkin İŞKUR verilerinin benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Engelli, eski hükümlü ve terörle mücadeleden yaralananların duruma ilişkin verilerin ve konaklama ve yiyecek hizmetleri faaliyetleri sektöründeki verilerin benzerlik göstermediği anlaşılmıştır.

Canan Şahiner
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İş güvencesizliği algısının psikolojik iyi oluş ve etik olmayan davranışlar üzerindeki etkisinin incelenmesi

Endüstriyel ve küresel değişimler örgütsel alanda hızlı bir dönüşüme yol açmaktadır. Bu değişimler çalışanların mevcut işleri konusunda tehdit algıları yaşanmasına sebep olmuştur. Bilişsel ve fiziksel sağlık üzerinde önemli etkiler bırakan bu algılar, kişinin davranışlarını da şekillendirmektedir. Bu tutum doğrultusunda oluşan yansımalar birey üzerinden örgütü de etkilemektedir. Ortaya çıkan sorunlar bireyde, işe gelmeme veya aksatma, görevi kötüye kullanma, tatminsizlik ve geleceğe dair ümitsizlik olarak kendini gösterirken; örgütsel olarak, verimsizlik, gelişememe, adaletsizlik, çevrenin güvenini kaybetme ve kurumsal yok oluşla kendini gösterebilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı örgütsel ortamda algılanan iş güvencesizliklerinin psikolojik iyi oluşa ve etik olmayan davranışlara yansımalarını analiz etmektir. Bu çalışmanın bir diğer amacı da örgütün koşullarının iyileştirilmesi ve etik dışı davranışların önlenmesi için uygun stratejiler sunmaktır. Özellikle, insan kaynakları yönetimi uygulamalarının ve liderlik yaklaşımlarının gözden geçirilmesi, çalışanların psikolojik olarak iş güvenliğini artırmak ve etik koşullar sağlamak için kritik öneme sahiptir. Bu doğrultuda çalışma, genel literatüre ve pratik uygulamalara değerli bir katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu araştırma ilişkisel tarama modeli çerçevesinde anket tekniği kullanılarak yürütülmüştür. Nicel verilere dayalı olan bu çalışmada veri analizinde SPSS26 programı kullanılmıştır. Bu şekilde araştırma süreçlerinde sistematik ve sayısal bir yaklaşım benimsenerek hipotezler test edilip, değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya konuldu. Araştırmanın evrenini personel devir oranının oldukça yüksek olduğu, Düzce'de tekstil imalatında faaliyet gösteren, büyük işletmelerin mavi yakalı çalışanları oluşturmaktadır. Bu nedenle evren sayısının net verilmesi mümkün olmamıştır. Bu belirsiz evrenden araştırma yapılmasına izin veren işletmelerin çalışanları ile yüz yüze anketler yapılarak birincil veriler toplandı. Araştırmada, çalışanların eşit şekilde örneklemde yer alması sağlanarak, kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre, iş güvencesizliği algısı etik olmayan davranışları artırıcı bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşıldı. Psikolojik iyi oluş değişkeni açısından ise iş güvencesizliği iyimserlik alt boyutunu negatif etkilerken, etik olmayan davranışların alt boyutları ile de pozitif bir etkileşim söz konusudur ve iş güvencesizliği iyimserliği azaltıcı etki yapmaktadır.

Endüstri ilişkileriÇalışma ekonomisi
Tuğçe İnci
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors