Theses supervised by Prof. Dr. Ramazan Korkmaz
29 theses · Fırat University, Dicle University, Ardahan University
Popüler roman ve Muazzez Tahsin Berkand
Kurmaca bir dünya sunan romanın popüler kültürle ilişkisi vardır. Popüler roman kalıplarıyla sunulan aşk, polisiye, macera, tarihi romanların oluşturduğu popüler edebiyat; sanat zevki oluşmamış okuyuculara hitap eder. Bu eserler, orta seviyedeki okurun beğenisini kazanmasına rağmen ?aşağı? ve ?hafif? ve ?kadınsı? olarak tanımlanmış ve bu özelliklerinden dolayı olumsuz eleştiriyle karşılaşmışlardır. Popüler kültür ürünü olan popüler romanlar; aynı konular etrafında geliştiği ve sanat değeri düşük olduğu için edebiyat tarihlerine alınmaya değer görülmeyen metinlerdir. Daha çok okurun isteklerine göre üretilen bu metinler, insanın gündelik yaşamdaki sorunlarına karşı bir çözüm arayışına bağlı olarak yaşamı estetize etme etkinliğidir. Cumhuriyet sonrası Türk edebiyatının önemli popüler romancılarından olan Muazzez Tahsin, popüler tarza uygun olarak kaleme aldığı aşk romanları ile özellikle 1940'lı yıllardan sonra halk tarafından büyük beğeni görmüş ve çok okunmuş bir popüler aşk romancısıdır. Muazzez Tahsin'in romanlarının merkezinde aşk izleği yer alır. Aşk kavramının bireysel bir duygu olarak ele alındığı bu romanlarda, aşk izleği ekseninde toplumsal konulara da yer verilmiş ve bu romanlar modernitenin aktarılmasında bir araç işlevi görmüştür. Kurgu bakımından geleneksel anlatılardaki kalıplarla kesişen bu romanlar, dilindeki sadelik nedeniyle orta seviyedeki okurlara seslenmektedir. 1940'lı yıllardan itibaren geniş bir okuyucu kitlesi bulan Muazzez Tahsin'in bu romanları halkın okuma zevkinin gelişmesinde etkili olan metinlerdirAnahtar Kelimeler: Popülerlik, Muazzez Tahsin Berkand, aşk, evlilik, kadın, Batılı yaşam, eğlence.
Nedim Gürsel'in romanları üzerine bir inceleme
Çalışmamızda Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nın çağdaş yazarlarından olan Nedim Gürsel'in edebiyat serüvenini romanları ışığında çözümlemeye çalıştık.Çalışmamızı üç ana bölüm halinde düzenledik. ?Monografi? nitelikli birinci bölümde Nedim Gürsel'in yaşamı, edebi kişiliği ve eserlerinin değerlendirmesini yaptık.İkinci bölümde, Nedim Gürsel'in roman türündeki üç eserini izleksel sınıflamayı esas alarak inceledik. Eserden yazara ulaşmayı hedefleyen değerlendirme tarzını esas aldığımız bu incelemede bireyin kendini tanıma/tanımlama serüvenini, yapı ve izlek bakımından bilimsel ve estetik yönden tahlil ettik.Üçüncü bölümde Nedim Gürsel'in üslubunu ve dili kullanma tarzını metne dönüşüm süreci dâhilinde yorumladı. Çalışmaya, yaptığımız çözümlemeyi materyallerle tamamlama amacıyla Nedim Gürsel ve alanla ilgili bir kaynakça ekledik.
Reşat Nuri Güntekin'in romanlarında yapı ve izlek
Reşat Nuri Güntekin, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında yazdığı eserleriyle önemli bir yer edinir. Bu çalışmada özellikle hikâye, tiyatro ve romanlarıyla bilinen yazarın romancılığı ele alındı.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. ?Monografi? niteliği taşıyan ilk bölümde yazarın yaşamı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler verildi.Çalışmanın temelini oluşturan ikinci bölümde Reşat Nuri Güntekin'in roman türündeki 19 eserini yapı ve izlek bakımından ayrı ayrı inceledik. Romanların yapısal ve izleksel kurgusunu incelerken roman teorisinin yanı sıra tarih, sosyoloji, felsefe ve psikoloji gibi bilim dallarından yararlandık. Böylece romanların yazıldığı tarihten günümüze geliş sürecindeki okunma ve algılanma biçimleri de gözler önüne serildi. Reşat Nuri'nin romanlarında yabancılaşma, kendini gerçekleştirme, aşk, narsisizm gibi bireysel sorunlar ve sömürü, yozlaşma, sosyal adaletsizlik gibi toplumsal sorunları izleksel açıdan değerlendirmeye çalıştık.Üçüncü bölümde, Reşat Nuri Güntekin'in romanlarında dil ve üslubun nasıl kullanıldığını sözcük ve cümle düzeyinde seçtiğimiz örneklerle inceledik.Reşat Nuri Güntekin romancılığının hangi aşamalardan geçtiğini belirleyen bir sonuç kısmından sonra, hem yazarla hem de alanla ilgili geniş bir kaynakça kısmına yer verdik.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romalarında ötekileşme sorunu
Ontolojik karakterli bir özgürlük sorunu olan ötekileşme, kişilerin ya da toplumların var oluşunun temeli olan kendilik değerlerini yitirmeleriyle ortaya çıkan felsefi, sosyolojik ve psikolojik bir sorun olarak modern dünya insanının önemli problemlerindendir. Kişi ve/ya toplumların kendilik sınırlarını belirleyen değerlerinden kopmasıyla ortaya çıkan ötekileşme sürecinde değer yitimi; kişinin değerlerinden uzaklaşması, onları önemsememesi, küçümsemesi ve yok sayıp yok etmeye çalışması aşamalarıyla ortaya çıkar.Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanlarında, bireysel ve toplumsal bağlamda ele alınan ötekileşme sorunu; roman kişilerinin, Tanzimat'tan Cumhuriyet sonrasına uzanan süreçlerde modernleşme çabalarını yanlış algılayıp hayata da sorunlu geçirmeleriyle ortaya çıkan yabancılaşma serüvenleri olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Ötekileşme, Yabancılaşma, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Değer Yitimi, Modernleşme
Haldun Taner'in öykülerinin izleksel tahlilii
Haldun Taner, Çağdaş Türk edebiyatının son dönemde yatişen en önemli öykü yazarlarından biridir. Karakter yaratmadaki özgünlüğü ve tema çeşitliliğiyle öykücülüğümüzde güçlü bir yere sahiptir. Onun güçlü ve özgün öykülerinin izleksel tahlilini yaptığımız bu çalışmamızı iki ana bölüm halinde düzenledik. Monografi nitelikli birinci bölümde Haldun Taner'in yaşamı, edebi kişiliği ve yapıtlarının değerlendirmesini yaptık. İkinci bölümde ise, Haldun Taner'in öykülerini izleksel açıdan tahlil ettik. Eserden yazara ulaşmayı hedefleyen bir değerlendirme tarzını esas aldığımız bu incelemede yazarın öykülerindeki anlam boyutunu bilimsel ve estetik yönden irdeledik.Anahtar Kelimeler: Haldun Taner, öykü, izlek, birey, anlam
Fakir Baykurt'un romanlarında toplumsal gerçekçilik
Çalışmamızda, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı'nın çağdaş yazarlarından Fakir Baykurt'un romanlarını toplumsal gerçekçilik açısından çözümlemeye çalıştık.Çalışmamızı iki ana bölüm halinde düzenledik. Monografi nitelikli birinci bölümde Fakir Baykurt'un yaşamı, edebi kişiliği ve yapıtlarının değerlendirmesini yaptık.İkinci bölümde ise Fakir Baykurt'un on dört romanını toplumsal gerçekçilik açısından inceledik. Eserden yazara ulaşmayı hedefleyen bir değerlendirme tarzını esas aldığımız bu incelemede, yazarın romanlarındaki toplumsal ve sosyal yozlaşmayı, bireyin kendine dönüş sürecini bilimsel ve estetik yönden tahlil ettik.Anahtar Kelimeler: Fakir Baykurt, roman, toplumsal gerçekçilik, birey, farkındalık.
Murat Gülsoy romanlarında ?zaman? kavramının psikolojik verilerle açıklanması
Zaman kavramının felsefi çalışmalarda önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz. Son yılarda en az felsefe kadar edebiyat, resim ve daha birçok sanat dalının da bu kavrama özel bir ilgi duyduğu ve üzerinde çeşitli çalışmalar yaptığı görülmektedir. Özellikle edebi eserlerde (roman, şiir, deneme ve hikâye) zaman kavramının sorgulanması, araştırılıp hakkında fikirler üretilmesi ciddi bir artış gösterirken bu kavramın güncelliğiyle birlikte çeşitli edebi akımlar bile ortaya çıkmaktadır.Biz bu çalışmamızda postmodern ve genç bir yazar olan Murat Gülsoy'un üç romanını baz alarak bir ?olgu? olan zaman kavramının sorgulanma ve incelenme sürecine bir edebi eser aracılığıyla tanık olmayı hedefledik. Öte yandan bilinen ?zaman? yargısının, işin içine felsefe ve psikanaliz girdiğinde nasıl da kabuk değiştirdiği ve yepyeni anlamlara ulaştığı sonucuna ulaştık.Araştırmamız, hepimizin yakından tanıdığı ?zaman? olgusunun romanda yer alan kahramanlarımız üzerinde ne gibi etkiler doğurduğunu ve kahramanlarımızın sosyal hayatta bulundukları ?yer?le kurdukları ilişkinin ?zaman?ı algılama noktasında ne tür değişimler gösterdiği yönündeki çıkarımları bakımından hayli önem arz etmektedir.Anahtar Kelimeler: Zaman, Psikanaliz, Kişilik ve Karakter yapısı
Halide Edip Adıvar'ın romanlarında yapı ve izlek
Halide Edip Adıvar, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında yazdığı eserleriyle önemli bir yer tutar. Bu çalışmada özellikle inceleme yazıları, çevirileri, anıları, hikâye, tiyatro ve romanlarıyla bilinen Halide Edip Adıvar'ın romancı yönünü geniş boyutlarıyla ele alındı.Temelde üç ana bölüm olarak düzenlediğimiz çalışmanın ?Monografi? niteliği taşıyan Birinci Bölüm'de yazarın yaşamı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler verildi.Çalışmanın temelini oluşturan İkinci Bölüm'de Adıvar'ın yirmi bir romanı temel izlekleri açısından ?Bireysel ve Psikolojik İzlekli Romanlar, Yeniden Kuruluş ve Kurtuluş Savaşı İzlekli Romanlar, Töre ve Toplumsal İzlekli Romanlar? olmak üzere üç ana başlığa ayıralarak yapı ve izlek bakımından incelendi. İkinci Bölüm'de romanların yapısal ve izleksel kurgusu incelerken roman teorisinin yanı sıra tarih, sosyoloji, felsefe, psikoloji, dilbilim, yapısalcılık ve göstergebilim gibi yardımcı disiplinlerin yararlanıldı. Böylece romanların yazıldığı tarihten günümüze geliş sürecideki okunma ve algılanma biçimleri gözler önüne serildi.Üçüncü Bölümde, Adıvar'ın romanlarında dili kullanma tarzı ve niyete bağlı olarak şekillenen üslubu, sözcük ve cümle düzeyinde seçtiğimiz örneklemeler yoluyla incelendi.Çalışmanın sonuna ise Halide Edip Adıvar'ın romancılığının hangi aşamalardan geçtiği ele alındıktan sonra, yazarın romancı yönünü aydınlatan geniş bir kaynakça eklenildi.Anahtar Kelimeler: Halide Edip Adıvar, roman, aşk/sevgi, kadın, kendilik, yabancılaşma, ötekileşme, Doğu-Batı çatışması, yozlaşma.
Orhan Kemal'in romanlarında yapı ve izlek
ÖZET DOKTORA TEZİ ORHAN KEMAL'İN ROMANLARINDA YAPI VE İZLEK ÜLKÜ ELİUZ T.C. FIRAT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ YENİ TÜRK EDEBİYATI ANABİLİM DALI 2004, SAYFA XII+388 Çalışmamızda 1914-1970 yılları arasında yaşamış olan Orhan Kemal'in edebi dünyaya çıkış serüvenini, 'küçük adam' simgesi merkezli çözümlemeye çalıştık. Çalışmamızı üç ana bölüm halinde düzenledik. Esas itibariyle "monografi" niteliği taşıyan birinci bölümde; Orhan Kemal'in yaşamı, edebi kişiliği, sanat/ edebiyat görüşleri ve eserlerinin değerlendirmesini yaptık. İkinci bölümde, Orhan Kemal'in roman türündeki 24 eserini, izleksel sınıflamayı esas alarak inceledik. Bu bölümde 'küçük adam'ın birey olma serüvenini keşfi/ oluşum aşaması; kendisiyle/ dünyayla yüzleşmesi; kendini tanımlama çabalan; tutunma çabalan/ direnişi; çözülüşü ve tükenişi/ ötekileşmesi alt başlıkları altında yapı ve izlek bakımından bilimsel ve estetik yönden tahlil ve tenkit ettik. Üçüncü bölümde, Orhan Kemal'in dili kullanma tarzım ve niyete bağlı olarak şekillenen üslubunu, sözcük düzeyinden metne dönüşüm süreci dahilinde örneklendirerek yorumladık. Çalışmaya, yaptığımız çözümlemeyi materyaller ile tamamlama gayesiyle Orhan Kemal ve alanla ilgili kapsamlı bir kaynakça ekledik. Anahtar Kelimeler: küçük adam, izlek, yapı, çözümleme
Halit Ziya Uşaklıgil'in romanları ve izleksel açıdan incelenmesi
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ HALİT ZİYA ÜŞAKLIGİL' İN ROMANLARININ İZLEKSEL AÇIDAN İNCELENMESİ ESMA DUMANLI KADI ZADE FIRAT ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI 2004, Sayfa: 138 'Bu çalışmada edebiyatımızın usta kalemlerinden biri olan Halit Ziya Uşaklıgil'in romanlarını izleksel açıdan incelemeyi amaç edindik. İki bölümden oluşan tezimizin birinci bölümünde Halit Ziya Uşaklıgil'in romanları hakkında bilgi verilmiştir. Romanların kimliği, konusu ve olay örgüsü incelenerek kısa bir tanıtımı yapılmıştır. Yazarın romanlarının tanıtımının yapıldığı bu bölüm; ikinci bölümde romanların izleksel açıdan incelenmesine bir zemin oluşturmuştur. Çalışmamızın ikinci bölümünde Halit Ziya'nın romanlarında, aşk, sevgi, kaçış, kıskançlık, kötümserlik, ölüm, yozlaşma gibi izlekler önem sırasına göre değerlendirilmiştir. Romanlardaki izlekler ve konular, bizi devrinin en başarılı romancısına götürür. Halit Ziya, verdiği eserleriyle sadece devrine değil, gelecek nesillere de romanın ve romancılığın yolunu açmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Yozlaşma, kötümserlik, zenginlik, fakirlik, kaçış
Adalet Ağaoğlu insan ve eser
Adalet Ağaoğlu İnsan ve Eser adlı çalışmamızı dört ayrı bölüme ayırarak inceledik. Birinci bölümde yazarın hayatı, sanat-edebiyat ve siyasi görüşleri ile eserlerini ele aldık. Burada Ağaoğlu'nun aile yapısı, edebiyata nasıl merak sardığı, iş hayatı ve evliliği, roman ve hikâye yazarlığına yönelişi, kendisi için bir dönüm noktası olan geçirdiği trafik kazası ve yazarlığı süresince maruz kaldığı suçlama ve eleştirileri değerlendirmeye aldık. Tezin ikinci bölümünde ise yazarın Ölmeye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, Hayır, Fikrimin ince Gülü, Yazsonu, Üç Beş Kişi, Ruh Üşümesi, ve Romantik Bİr Viyana Yazı adlı sekiz romanını inceledik. Romanların değerlendirilmesini tek tek ele alarak, yapı ve tematik kurgu ekseninde inceledik. Bu eserlerin, kimlik ile isim ve içerik unsurlarım da yine bu çerçevenin içerisinde tuttuk. Eserlerdeki olay örgülerini ise, aksiyona devinim kazandıran dönemeçleri belirleyerek, teknik bir perspektifle gözlemledik ve buradaki unsurları maddeleştirerek bir ölçüde özetleme şeklinde değerlendirdik. Romanlardaki şahıs kadro larını ise, karakter oluşturma ve başkişi, norm, kart ve fon karakterler şeklinde üstlendikleri misyon çerçevesinde ve sahip oldukları psikolojik ve sosyolojik devinimler paralelinde, kategorilere ayırarak tanımladık. Tematik kurgudaki temaları ise, eserdeki yoğunluk ölçülerini dikkate alarak sıraladık. Bu bölümde, yine romanda dramatik aksiyona katkı sağlayan; kişi, kavram ve sembol değerleri, Kora şeması eşliğinde yansıtarak, mevcut yapılanmaya farklı bir bakış açısı getirdik. Her eserin sonuç bölümünde ise, genel bir yargıya gidilen özellikleri belirledik. Tez çalışmasındaki üçüncü bölümde ise, yazarın dört hikâye kitabında yer alan hikâyeleri ve bir edebiyat dergisinin Öykü 2000 olarak verdiği kitaptaki hikâye de dahil olmak üzere toplam otuz sekiz hikâyesini değerlendirmeye aldık. Bu hikâyeleri genel bir bakış açısı ile inceledik. Hikayelerdeki ortak yapı, tematik inceleme, zaman ve mekan özellikleri ile karakter oluşumunu bu bölümde değerlendirdik. Ortak yapıda; yazarın olay örgüsünü kurma özelliği, çerçeve vak'a oluşturma niteliği ve vak'aya devinim kazandıran içerik özelliklerinin gelişim periyodu dikkate alınmış ve bu hususiyetler, incelemenin sonunda genel bir yargı perspektifinde özetlenmiştir. TematikII incelemede roman incelemelerinde olduğu gibi, temalar yoğunluk dereceleri ölçüsünde ele alınıp ortak nitelikleri örnekler eşliğinde belirtilmiştir. Zaman ve mekan unsurlarında ise yine Ağaoğlu'nun karakteristik özelliğinden yansıyan hususiyetler tespit edildi. Kısa zaman özelliklerinin yoğun işlendiği hikâyelerde, kapalı-dar ve açık-geniş mekan özelliklerine dikkat çekildi ve buradaki psikolojik devinimlerin etkisi önemle gösterildi. Hikâyelerde karakter oluşumu bölümünde ise yine bütün hikâyeleri kapsayan detaylı bir genelleme yapıldı ve yazarın karakter oluşumunda tasarımına ivme kazandıran etkiler, madde başlıkları ile sunuldu. Adalet Ağaoğlu İnsan ve Eser adlı tez çalışmasının dördüncü ve son bölümünde ise roman ve hikâyelerde kullanılan dil ve üslup özelliklerine değinildi. Burada, sekiz roman ve dört hikâye kitabındaki 8280 cümle, yapı özellikleri bakımından incelendi. Bu cümle yapıları oluşturulan tabloda, kullanıldıkları oranlar nispetinde tespit edilip genel sonuca yönelik bir çerçevede değerlendirildi. Bu sonuç perspektifinde özellikle geçen yıllardaki sosyal, psikolojik ve ekonomik gelişmeler dikkate alınarak yazarın dil ve üslubunda ne gibi reaksiyonların meydana geldiğine yönelik yorumlar getirildi. Çalışmanın sonunda bizden sonraki araştırmacılara kaynak ve fikir vermek amacıyla genel bir bibliyografya düzenlendi.
Dursun Akçam'ın romanlarında yapı ve izlek
Dursun Akçam, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında 1960-1980 döneminde eserler verir. Bu çalışmada, roman, öykü, anı türünde eserler veren yazarın romancılığı ele alındı.Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yazarın yaşamı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verildi.Çalışmanın temelini oluşturan ikinci bölümde Dursun Akçam'ın roman türündeki 4 eserini yapı ve izlek bakımından inceledik. Romanlar yapısal ve izleksel kurgusu incelenirken roman teorisinden yararlandık. Bunun yanı sıra sosyoloji, psikoloji ve tarih gibi bilim dallarından da faydalandık. Dursun Akçam 1975- 2002 yılları arasında dört roman kaleme yazar. Almanya'ya sürgüne gönderilen yazar on yıl kaldığı Almanya'da iki roman kaleme alır. Türkiye'ye döndükten sonra da otobiyografik roman diyebileceğimiz son romanını yayımlar. Eserlerini toplumcu gerçekçi bakış açısıyla kaleme alır. Romanlarında bireysel izleklerden çok toplumsal izlekleri işler. Akçam'ın romanlarını kendini gerçekleştirme, başkaldırı, sömürü, yabancılaşma gibi toplumsal izlekler açısından ele almaya çalıştık. Romanlar yapı ve izlek bakımından incelendikten sonra romanlardaki ortak yapı üzerinde değerlendirme yapmaya çalıştık.Dursun Akçam'ın romancılığı hakkındaki sonuç bölümünden sonra, yazar ve alanla ilgili kaynaklara yer veren kaynakça kısmına yer verdik.Anahtar Sözcükler: Dursun Akçam, roman, toplumcu gerçekçilik, Almanya, yerellik
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın öykülerinde konu/tema ve yapı
Türk edebiyatında romancı kimliği ile öne çıkan Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944), romanlarının yanı sıra öykü, tiyatro, edebi tartışma ve fikir yazıları kaleme almış, hayatını yazarak kazanmış üretken bir yazarımızdır. Bu çalışmada Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın öyküleri ve öykücülüğü inceleme altına alınmıştır.Hüseyin Rahmi'nin öykücülüğünün niteliksel açıdan ele alındığı ?Giriş? bölümünde, araştırmacıların ve eleştirmenlerin görüşlerine de yer verilerek genel bir değerlendirme yapılmıştır.Çalışmanın temelini ?Öykülerde Konu/Tema? ve ?Öykülerde Yapı? bölümleri oluşturmaktadır. ?Öykülerde Konu/Tema? adlı ilk bölümde, öyküler içeriksel bir çözümlemeye tabi tutulmuştur. Öykülerden hareketle tespit ve tasnif edilen konular/temalar ayrı ayrı incelenmiştir. ?Öykülerde Yapı? adını taşıyan ikinci bölümde, Hüseyin Rahmi'nin öyküleri `ortak yapı', `şahıs kadrosu', `zaman' ve `mekân' unsurları bakımından değerlendirilmiştir. İncelemeler/değerlendirmeler esnasında teorik eserlerin yanı sıra sosyolojik, psikolojik, pedagojik, tarihi ve felsefi kaynaklardan da yararlanılarak öne sürülen tespit ve görüşler temellendirilmeye çalışılmıştır.Elde edilen bulgulardan yola çıkarak Hüseyin Rahmi'nin öyküleri ve öykücülüğüne ilişkin çıkarımların yapıldığı ?Sonuç? bölümünün ardından, çalışmaya ışık tutan eserlerin yer aldığı ?Kaynakça?ya yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler1.Hüseyin Rahmi Gürpınar2.Öykü3.Konu4.Tema5.Yapı
İkinci Yeni şiirinde başkaldırı
Hemen her dönemde edebi metinlerde yer edinen başkaldırı, İkinci Yeni şiirinde de başat unsurlar arasındadır. Gerek biçimsel gerekse tematik anlamda bir başkaldırı şiiri olan İkinci Yeni, çağın değişen yüzüne karşı bir protesto olarak ortaya çıkar. Başkaldırının estetik öğelerle sentezlenerek biçim kazandığı bu şiir; geleneğe, verili olana, tüm otoritelere, baskı ve sınırlandırmalara, çağın insanı öteleyen anlayışına, bireyin içerisinde bulunduğu boşluk ve tükenmişlik duygusuna karşı bir isyan niteliği taşır. Şiirlerinde savaş, yoksulluk, değer kaybı gibi toplumsal problemlerle birlikte yabancılaşan ve yalnızlaşan insanın görüntüsünü çizen İkinci Yeni şairleri, söz konusu problemler karşısında ruhsal çatışmalar, kırılmalar yaşarlar ve bir tür yaşama müdahale etme biçimi olan başkaldırı ile yaşamı anlamlı kılmaya çalışırlar. Karşı gelme, boyun eğmeme, ayaklanma anlamlarına gelen başkaldırı; bireyin karşısına çıkan tüm anlamsız/tutarsız/saçma olanları reddedip bunlara karşılık doğruluğuna inandığı değerleri savunmasının karşılığıdır. Kendilik değerleriyle dünya değerleri arasındaki kopukluk sonucu absürdün/saçmanın varlığını gören İkinci Yeni şairleri, bu saçma karşısında verilmişliğin simgesi olan dünya ile çatışma içerisine girerler. Buna karşılık ontolojik bütünlük içerisinde yaşanılabilir bir dünya tasarımı kurgulamaya çalışırlar. Anlamın derinliklere gizlendiği şiirlerde başkaldırı, kimi zaman gür bir nida ile varlık kazanırken kimi zaman gizil bir perde ile verilir. Bu çalışmada İkinci Yeni şiirlerinde başkaldırı ele alınmıştır. İkinci Yeni şiirinin öncü şairlerinden İlhan Berk, Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Sezai Karakoç ve Ülkü Tamer şiirlerinden hareketle yapılan çalışmada, başkaldırı unsurları yöneltildiği karşı değerler bağlamında incelenmiştir. Bireysel ve toplumsal nitelikli başkaldırı şeklinde, iki ana bölümde incelenen şiirler; bireysel düzlemde yabancılaşma, cinsellik ve sanatsal duyarlılık; toplumsal düzlemde ise modernizm, yoksulluk, gelenek, baskı ve sınırlandırma çerçevesinde ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: İkinci Yeni, şiir, başkaldırı, varoluş
Postmodern söylem ve İhsan Oktay Anar ile John Fowles romanlarının postmodernist açıdan karşılaştırılması
Bu tezin amacı, son yıllarda tanımları çok değişen postmodernizm kavramı ile dünyamızın değişen algıları, kültürel yapısı ve yaşam biçimleri arasındaki bağlantıyı sanat, kültür, ekonomi, ideoloji ve dil bağlamında yeniden tanımlamak ve bunun yansımalarını postmodern olarak tanımlanan romanlarda belirlemektir. Biçim ve içerik açısından, postmodern söylemin; İhsan Oktay Anar ve John Fowles tarafından nasıl işlendiği karşılaştırmalı bir biçimde irdelemektir. Tez ilk planda, postmodern söylemin çelişkili/çatışmalı/göreceli yapısı dolayısıyla, ayrıntılı bir kuramsal çerçevenin çizilmesine yoğunlaşmıştır. Çok boyutlu olan kavram, 10 bölümde, farklı yönleriyle tartışılmıştır. İlk bölümde, postmodernizmin yeni dünya düzeni/küreselleşme ile bağlantısı irdelenmiş; ikinci bölümde, postmodernite, postmodernizm ve modernizm kavramlarının karşılaştırılması yapılmış; üçüncü bölümde, postmodern romanın gerçekliği nasıl temsil ettiği tartışılmış; dördüncü bölümde postmodern söylemde dil ve siyaset ilişkisi incelenmiş; beşinci bölümde postmodern sanatın estetik anlayışı araştırılmış; altıncı bölümde postmodern anlatı ve kültür ilişkisi belirlenmiş; yedinci bölümde postmodern edebiyatın özellikleri çözümlenmiş; sekizinci bölümde postmodern romanın ana unsurları olan parodi, pastiş, ironi, metinlerarasılık, mekan ve zaman kavramları tanımlanmış; dokuzuncu bölümde genel anlamıyla söylem ve onuncu bölümde ise metafor, söylem ve anlam ilişkisi kuramsal olarak tartışılmıştır. Kuramsal tartışma ve tanımlamalardan sonra, şemsiye kavramlar olan "çokseslilik", "üstkurmaca", "gerçekliğin yitimi", "algı kırıcılık ve yabancılaştırma" ve "insan tipolojisi" başlıkları altında, Türk romancı İhsan Oktay Anar'ın Suskunlar, Efrasiyab'ın Hikayeleri, Kitab-ül Hiyel, Puslu Kıtalar Atlası, Amat ve Yedinci gün romanları ile İngiliz romancı John Fowles'un Fransız Teğmenin Kadını, Koleksiyoncu, Büyücü, Mantissa, Abanoz Kule ve Daniel Martin adlı romanları kıyaslanmıştır. Romanların postmodern öğelerini belirlemenin yanısıra, farklı iki kültür ve edebi anlayışı temsil eden romancının, kültürel, düşünsel ve edebi yaklaşımlarını karşılaştıran tezde, biçimsel, üslupsal farklılıkların / benzerliklerin tespiti yapılmış ve işlenen izleklerle ortaya çıkan yeni insan tipolojisinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Sonuç bölümü ise romanların postmodern söylem açısından değerlendirilmesi ve karşılaştırılmasına ayrılmıştır. Anahtar Sözcükler: Postmodern Söylem; İhsan Oktay Anar; John Fowles; Postmodern Roman
Cemal Süreya'nın şiirlerinin dil sapmaları açısından incelenmesi
İkinci Yeni şiir hareketi, Türk şiiri için dönemeç sayılmaktadır. Bu şiir dönemecinde değişen şiir anlayışıyla birlikte şiir dilinin yapısı da değişmiştir. Dilde, biçim, imge, anlam derinliği öncelenmiş, içerik, anlamda yüzeysellik ve şiirde usa dayanma geri plana atılmıştır. Şiir anlayışındaki bu yenilik dilde yapılan bu sapmalar ile sağlanmıştır. Bu çalışmada sapmaların birbirinden farklı ve özgün kullanımlarını şiirinde barındırması nedeniyle Cemal Süreya'nın şiirinde bulunan dil sapmaları incelenmiştir. Cemal Süreya'nın şiirindeki dil sapmaları şairin şiirinde görülen sapmalar esas alınarak sınıflandırılmıştır. Sapmalar, anlamsal sapmalar, sözcüksel sapmalar,biçimsel sapmalar, gramatikal sapmalar, kesimsel sapmalar, tarihsel dönem sapmaları şeklinde sınıflandırılmıştır. Gramatikal sapmalar da sessel sapmalar, sözdizimsel sapmalar ve yazımsal sapmalar olarak üçe ayrılmıştır. Sessel sapmalar sesbirimsel sapmalar ve sesbilimsel sapmalar olarak ikiye, yazımsal sapmalar da dize başında küçük harf kullanma, özel adların küçük harfle başlatılarak yazılması, cins adların büyük harfle başlatılarak yazılması, birleşik yazılması gereken sözcüklerin ayrı yazılması, ayrı yazılması gereken sözcüklerin birleşik yazılması, ek, edat ve tamlamalarda yapılan sapmalar, sözcüklerin asıl yazımından sapılması ve noktalama sapmaları şeklinde sekize ayrılmıştır. tez kuramsal temeller, şiir ve şiir dili, Cemal Süreya'nın hayatı, edebi kişiliği,Cemal Süreya'nın şiiri ve şiir dili, Cemal Süreya'nın şiirlerinde sapmalar olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Cemal Süreya'nın şiirlerinde tespit edilen dil sapmaları da teze ek olarak verilmiştir.Hazırladığımız bu çalışmada Süreya'nın şiirlerinde başvurduğu sapmaların şairin şiirinde meydana getirdiği etki ve şiirdeki söylemler için sapmalarla nasıl bir altyapı hazırlandığı incelenmeye çalışılmıştır.
Cengiz Aytmatov'un eserlerinde çocuk psikolojisi
Bu tez çalışmasında, Cengiz Aytmatov'un eserlerindeki çocukların psikolojik yönleri incelenmiştir. Literatür kısmında çocuğun dünyada ve Türk toplumlarındaki yeri, çocuk psikolojisinin konusu ve çocuk psikolojisine etki eden faktörlere yer verilmiştir. Daha sonra Cengiz Aytmatov'u daha iyi tanıyabilmek için; hayatı, eserleri, sanat anlayışı, çocuğa bakış açısı incelenmiş olup eserlerin kısa olay örgülerine ve eserdeki çocuk karakterlerin tanıtımına yer verilmiştir. En son bölümde ise yazarın tüm roman ve hikâyelerindeki çocuk psikolojisini etkileyen faktörler ışığında inceleme yapılmış ve sonuç kısmı hazırlanmıştır. Aytmatov'un evrensel bakış açısı içinde çocuk ögesi, çok önemli görülmüş ve onun sağaltımındaki etmenlere vurgu yapılmıştır. Bu etmenler; anne, baba, aile ilişkileri, akran, eğitim, toplumsal yaşantılar olarak sıralanabilir. Yazarın ele aldığı konuyu, milli olay çizgisinden evrensel boyutlara taşıma yeteneği, çocuğun sağaltımı izleği ile çok daha büyük bir anlam kazanmıştır. Duygusal bağ kurma yeteneğinin artışıyla gelen sağlıklı ruh halinin, gelecek kuşaklara da aynı şekilde aktarılacağı yüksek ihtimaldir. Böylelikle sağaltım kaynaklarından faydalanabilen bireyler, gerçek anlamıyla geleceğin ümidi misyonunu taşıyabilmişlerdir. Yazarın kendi evrensel ahlak anlayışı, birçok çocuğun ve annenin üzerinde gösterilerek, insanların iç muhasebe yolları açılmak istenmiştir. Aytmatov, çocuk ögesini, hiçbir eserinde kişiler bazında karşıt değere oturtmamıştır. Çocuğun yetişkin bir insan olduğunda ondan kaynaklanan sorunları ise, geliştirici bir eleştiriyle sisteme ve algılara yöneltmiştir. Açar Sözcükler Cengiz Aytmatov, Çocuk, Psikoloji, Çocuk Ruh Sağlığı, Bağlanma, Aile, Eğitim, Akran, Toplum.
Elif Şafak'ın romanlarında yapı ve izlek
Elif Şafak, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı yazarlarından biridir. Bireysel ve sosyal meseleleri ele alan yazar; romanlarında hem modern insanın zamana sıkışmışlığını, çaresizliğini, yalnızlığını ve bunalımını hem de cisimleşen/nesneleşen kadının dünyasını, cinselliği, kültürel çatışmayı anlatır. "Elif Şafak'ın Romanlarında Yapı ve İzlek" adlı çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm yazarın çocukluğu, sanatı, eserleri ve aldığı ödüller; ikinci bölüm romanlardaki yapı ve izlek, üçüncü bölüm ise anlatım teknikleri ve yöntemleri hakkında bilgi verir. Bu üç bölüm dışında Elif Şafakla ilgili makaleleri, röportajları, yüksek lisans tezlerini içeren Genel Kaynakça bölümü yer alır. Anahtar Sözcükler: Elif Şafak, roman, yapı ve izlek, dil ve üslup.
Hüseyin Nihal Atsız'ın romanlarında izleksel yapı
Hüseyin Nihal Atsız'ın siyasi yaşamı nedeniyle gölgede kalan yönü olan romancılığının değerlendirilmesinin yapıldığı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde yazarın hayatı, edebi kişiliği üzerine bilgiler verilerek tanıtılması amaçlanmıştır. Çalışmanın ikici kısmı ise Atsız'ın bütün yaşamına kaynak teşkil eden fikirleri üzerinden değerlendirilmeler yapılmış ve fikirlerin kişinin yaşamına yansıyan yüzüne dikkat çekilmiştir. Çalışmamızın üçüncü ve en derin kısmını oluşturan "Romanlarda İzleksel Yapı" bölümünde yazarın altı romanı; Romanın Kimliği, Bakış Açısı Anlatıcı, Olay Örgüsü, Zaman, Mekân, Başkişi, Norm Karakter, Kart Karakter, Fon Karakter ve İzleksel Kurgu başlıkları altında tek tek irdelenmiştir. Bu inceleme yapılırken anlatıların merkezini teşkil eden aşk, bağımsızlık, milliyetçilik, töre, var oluş, bellek mekanları… vb temalar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bütün bunların ışığında yazarın roman hayatına hükmeden gelişmeler sonuç kısmında geniş bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmanın temel gücünü oluşturan ve edebi anlamdaki derinliğine olanak sağlayacak geniş bir kaynakça oluşturulmuştur. Açar Sözcükler: Hüseyin Nihal Atsız, Yapı ve İzlek, Roman, Aşk, Töre, Var Oluş
Roman tekniği bakımından Yaşar Kemal'in İnce Memed adlı yapıtı
Yaşar Kemal'in ilk romanı olan İnce Memed (1955), Anadolu köylüsünün çağdaş dünyadan çoktan kopmuş düzenini ve bu düzenden çıkarı olan "ağa/bey" gibi karşıt güçlere yalnız başına direnen Memed'in mücadelesini anlatır.Yapıt, okuru dile getirdiği olayların gerekçeleriyle "eşkıyalık"ın yeri geldiğinde "zorunlu" olduğuna ikna eder. İnce Memed yapıtı, insan onuruna yakışmayacak davranışlara, "yerleşik bozuk düzen"e ölümü göze alıp başkaldıran "mecbur insan"ın toplumsal bir reformcuya dönüşmesini şiirsel bir dille anlatır.Yapıtın başkişisinin hiç kimsesi ve hiçbir şeyi olmayan bir çocuk olarak seçilmesi, okuru haksızlık/hukuksuzluk karşısında cesaretlendirerek yazarın ülküsel doğrularına bir davettir. Zaten yapıtın sonunda kazanan; yazarın idealize ettiği "eşkıya" Memed, kaybedense bir tek insanî nitelik taşımayan "ağa" olur. Yaşar Kemal; yüzyıllarca sömürülmüş, aşağılanmış, geri bırakılmış Anadolu köylüsünü ülkü değer olarak okura sunduğu "incememedlik" etrafında birleşmeye ve hakkını aramaya davet eder.
Kemal Tahir romanlarında yapı ve izlek
Bu çalışmada, Cumhuriyet döneminin toplumsal gerçekçi yazarlarından olan Kemal Tahir'in romanları incelendi. İnceleme, iki temel bölüm halinde oluşturuldu. Birinci bölümde yazarın her bir romanı yapı ve izlek başlıkları altında ayrı ayrı tahlil edildi. Yapı incelemesi; romanın kimliği, bakış açısı / anlatıcı düzlemi, olay örgüsü, zaman, mekan ve kişiler dünyası olmak üzere altı yapı unsuru üzerinden ele alındı. İzlek incelemesinde ise her romanda ön plana çıkan tema ve izlekler; tarih, sosyoloji, psikoloji ve felsefe bilimlerinin ışığında irdelendi. Bu bölümde yapılan çalışma neticesinde, Kemal Tahir'in bir anlatıcı olarak konumlandığı nokta, çizdiği karakterlerin genel özellikleri, olay örgüsünü oluşturuş tarzı, zaman ve mekana yüklediği misyon, kısaca roman kurgularken izlediği yöntem belirlendi. İzleksel kurgu incelemesi neticesinde, Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerini kapsayan romanların, geniş bir konu yelpazesine sahip olduğu görüldü. Bu üç dönemde toplumun geçirdiği evrim, savaş ve seferberlik yıllarının doğurduğu sıkıntılar, sosyal adaletsizlik, eğitim problemleri, ahlaki/idari/yönetsel yozlaşma, din/vicdan/emek istismarı, hukuk ve ceza sistemindeki aksaklıklar, Doğu ve Batı toplumlarını oluşturan tarihi şartların farklılığından kaynaklı Doğu-Batı çatışması, Anadolu insanını ortak paydada buluşturan nitelikler gibi konulara eğilen Kemal Tahir'in, Anadolu halklarının toplumsal arka planına ayna tuttuğu tespit edildi. Çalışmanın ikinci bölümünde, Kemal Tahir'in dil anlayışı açıklanarak romanlarında kullandığı dil ve üslubun özellikleri belirlendi. Yazarın yaşam öyküsü dikkate alınarak, üslubuna etki eden yaşam parçaları üzerinde duruldu. Romanlarında uyguladığı anlatım teknikleri tespit edilerek kullandığı sözcük ve cümlelerin yapısal analizi yapıldı. Böylece, eserden fikre, fikirden muharrire ulaşan bu yöntemle, sanat eserinin oluşum sürecine etki eden tüm unsurlar değerlendirildi. Anahtar Sözcükler: Kemal Tahir, roman, yapı, izlek, esaret, özgürlük, savaş, yozlaşma
Altay destan kahramanlarının mitik serüveni (Erginlenme-olgunlaşma)
Destanlar, oluşum aşamaları bakımından mitsel düzlemin ilk görüntü düzeylerindendir. Dikey boyutta barındırdığı derin anlam dizgeleri bakımından mitleri ve mitsel düşünceyi aktaran metinlerdir. İnsanoğlu, tarih sahnesine çıktığı ilk andan günümüze kadar yaşam karşısındaki kökensel tepkilerini, kolektif bilinç altının dışa vurumu olarak kabul edebileceğimiz; mitler, efsaneler, destanlar, masallar ve halk anlatıları aracılığıyla ifade etmiştir. Bu bakımdan bu ürünler, yaratılış sonrası süreçte insanoğlunun evreni, doğayı ve yaşamı yorumlama/anlamlandırma sürecinin ürünüdür. Şüphesiz bu ürünler, yaratılıştan günümüze uzanan yaşamsal çizgide tarihi, siyasi, coğrafi, din... insanoğlunu kültürel anlamda değiştiren unsurların etkisiyle kaybolmadan günümüze kadar gelmiştir. Hemen hemen bütün dünya destanlarında benliğin başlıca simgesi olan kahraman, sınavlar yolunda bir dizi sınavdan geçirilerek mitsel düzlemde erginlenme/olgunlaşma aşamasına tabi tutulur. Söz konusu erginlenme/olgunlaşma süreci aslında metnin arka plan kültüründe metni yaratan toplumun akıp giden yaşam yaşam karşısındaki olgunlaşma sürecidir. Bu bakımdan Altay Türkleri'ne ait destanların dikey boyutunda, Türk insanının tarihsel süreç içerisindeki değişim/dönüşüm öyküsü bulunmaktadır. Altay destanları göz önünde bulundurulduğunda destan kahramanlarının mitsel anlamda girmiş olduğu erginlenme/olgunlaşma süreci, ünlü mit çözümleyicilerinin belirttiği gibi yola çıkış aşaması ile başlamaz. Kahramanlar, geçmişiyle birlikte ele alınarak, henüz doğmadan toplum tarafından yaratılır. Bu bağlamda, Altay destanlarında destan kahramanlarının mitsel serüveni anne karnına düşmeden önce başlar. Doğum öncesi süreç ve olağanüstü doğum göz önünde bulundurulduğunda kahramanın bireyselleşme süreci, geçmişin dinamiklerinden hareketle kendisini günceller. Dolayısıyla kahramanın sonsuz yolculuğu, sonlu yolculuğundan yani doğum anından önceki süreç ile başlar. Bu bakımdan Türk toplumu, kahramanı daha doğmadan mitsel anlatı güçleriyle kuşatır. Kahraman, içinde doğup büyüdüğü Türk toplumunu yaşatmak adına bir erginlenme/olgunlaşma aşamasından geçer. Kahramanın doğum öncesinden itibaren geçtiği bir dizi sınav, bir anlamda içinde doğup büyüdüğü toplumun kat etmiş olduğu aşamaları göstermektedir. Bu çalışmada Altay destan kahramanlarının doğum öncesi süreçten itibaren başlayan erginlenme/olgunlaşma aşamaları sistematik bir düzlemde ele alınıp incelenmiştir.
İkinci yeni şiirinin felsefi kaynakları
Bu çalışmada, İkinci Yeni şiir anlayışının felsefi arka plan kaynakları, XX. yüzyıla ait düşünsel temellerle birlikte ele alınarak inceleme amacına dönüktür. İkinci Yeni şiirinin anlam dünyası ve dil özellikleri, bir biçem arayışı olarak çağdaş Türk şiirinde önemli bir tartışma problemidir. Anlamsızlık, alışılmadık bağdaştırmalar ve form-içerik sapmalarıyla beliren şiir yapısını, modern zamana ait bireysel problemlerle ve ontolojik krizlerle ele almak, İkinci Yeni şiirini bir arayış poetikası olarak temellendirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Birer sorunsallaştırma yaklaşımı üretebilme adına Dionysos-Apollon kültünün şiir-olgu ilişkisi içinde karşılaşması, estetik çerçeveli töz çatışması, cinsel presesyon, organsız bedenleşme, şizo-analiz gibi birtakım felsefi argümanları İkinci Yeni şiir dilinde tartışmayı öncelikli hale getirmektedir. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı da söz konusu şiir söylemine felsefi bir perspektifin içinden bakabilmek ve olguları şiir dilinde analiz edebilmektir.
Hüseyin Nihal Atsız'ın romanlarında milli romantik duyuş tarzı
Türk edebiyatında makale, hikâye, şiir gibi birçok türde eser veren Hüseyin Nihal Atsız'ın, bu çalışmada romanları ele alınmıştır. Birinci bölümünde "milliyetçilik" ideolojisinin tarihi koşulları, millî edebiyatı hazırlayan akımlar ve oluşumlar hakkında bilgi verilmiştir ve milli romantik duyuş tarzı açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Hüseyin Nihal Atsız'da millî romantik duyuş tarzını oluşturan sebepler ve Hüseyin Nihal Atsız'ın romanlarında millî romantik duyuş tarzının görünüşleri çeşitli başlıklar halinde incelenmiştir. Bu incelemeler sırasında tarihi, felsefi, sosyolojik ve psikolojik kaynaklardan da faydalanılarak yapılan tespitler ve yorumlar temellendirilmeye çalışılmıştır. Hüseyin Nihal Atsız, 1941- 1972 seneleri arasında altı roman yazmıştır. Bunlardan Bozkurtların Ölümü, Bozkurtların Dirilişi ve Deli Kurt konusunu Türk tarihinden alan romanlarıdır. Nihal Atsız'ın millî şuurla yoğurduğu bu romanlarında Türk tarihini, oluşturduğu kurguyla tekrar canlandırdığı görülür. Dalkavuklar Gecesi ve Z Vitamini adlı romanlar hicvin; Ruh Adam romanı ise daha çok ruhsal çatışmaların ve çözümlemelerin ön plana çıktığı romanlar olmakla birlikte tarihî ve millî şuurun kendisini hissettirmeye devam ettiği görülür. Fikirleri dolayısıyla, hayatı boyunca mücadele etmek zorunda kalan Nihal Atsız, romanlarına da bu mücadeleyi yansıtarak ve yeni nesle millî ve tarihi şuuru aşılayarak "millî terbiyeye hizmet" etmiştir. Yapılan araştırmalar ve incelemelerden hareketle Hüseyin Nihal Atsız'ın romanlarındaki millî romantik duyuş tarzına dair çıkarımların yapıldığı sonuç bölümünden sonra yazar ve konuyla ilgili kaynakları içeren kaynakça kısmına yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Hüseyin Nihal Atsız, roman, milli romantik duyuş tarzı.