Theses supervised by Prof. Dr. Şahin Filiz

20 theses · Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

İlkçağ felsefesinde varlık problemine ontolojik-politik bir yaklaşım

Tezin araştırma sorusu Antik Yunan Felsefesindeki Varlık Problem(ler)inin Ontolojik-Politik bir tarzda incelenenip incelenemeyeceği üzerinedir. Varlık meselelerini tartışmak için meseleye özel bir çerçeve oluşturulması gerektiğini savunan tez genel olarak Ontopolitika ve özel anlamda Ontolojik-Politikayı geliştirmektedir. Ontopolitika, kısaca, varlığın politik olduğunu savunur: Her şey güç ilişkileri içerisinde varolmaktadır ve 'ontoloji' bu bağlamda bir güç ilişkileri ağı olarak ortaya konmaktadır. Ontolojik-Politika iise şeylerin temel güç alakalarına odaklanan Ontopolitik bir disiplindir. Tez aynı zamanda Varlık ve Politikanın ilişkisini gösterebilmek için Politika üzerine de genel bir çerçeve oluşturmaktadır. Bu noktada, tez tez felsefe tarihinin çözümlenmesi için bir yöntem oluşturmakta ve bu metodu Antik Yunan Felsefesine uygulamaktadır. Kısaca, yöntem güç ilişkilerinin ortaya çıkarılması ve araştırma konusunun ontolojisi, yani Antik Yunan ontolojisi, yöntemsel olarak kabul edilirse araştırma konusunun varoluşsal, temel, deneyimleri ortaya konabilir. Buna uygun olarak bu aşamadan sonra tez filozofların ve ontolojilerinin içerisinde bulundukları özel güç ilişkilerini araştırarak Antik Yunan Felsefesindeki varlık meselesini incelemektedir. Anahtar Kelimeler: Ontoloji, Ontopolitika, Ontolojik-Politika, Varlık, Politika, Antik Yunan Felsefesi, Güç İlişkileri

Antik YunanFelsefe tarihiOntoloji+4
Orkan Ernalbant
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlana Mesnevi'sinde benliğin keşfi

Mevlana Mesnevi'sinde Benliğin Keşfi çalışmasında "benlik", tasavvufi ve felsefi kavramlarla ele alınmıştır. Buna göre benlik rasyonel ve analitik düşünce ile değil, ahlaki ve entellektüel olgunluğa ulaşmış bir ustanın rehberliğinde keşfedilebilir.İnsan kendini, kendi içinde kalarak değil, kendi benini aşarak ustasında bulur. 'Ben bir başkasıdır' ve ben başkasında saklıdır. Ona ancak aşkla ulaşılır. Kendi içindeki ilahi benliği dostunun yüzünde gören insan ona aşık olur ve gördüğü her yüzde sevgilisinin yüzünü görür. Yüz, 'ben' dir.İnsanın bedensel ve ruhsal yanı onun en büyük paradokslarındandır. Bu paradokslar, çalışmada, Kant, Freud ve Mevlana'nın bakış açılarıyla ele alınmıştır. Freud'un libido kavramı ile Mevlana'nın nefs kavramının benzerliğine dikkat çekilmiştir. Kant'ın numen ve fenomen kavramlarına benlik fikri çerçevesinden bakılmıştır. Ayrıca Aristoteles ve Platon'un devlet ve toplum teorileri olmasına rağmen Mevlana'nın neden sadece bireyin manevi eğitimi ile ilgilendiği araştırılmıştır. Gelinen noktada bu durumun nedeni Konfüçyüs'ün şu sözleri ile özetlenebilir; "Ülkeni mi kurtarmak istiyorsun, önce toplumu kurtar; toplumu mu kurtarmak istiyorsun, önce aileni kurtar, aileni mi kurtarmak istiyorsun, önce kendini kurtar.Bunların dışında Mevlana'nın İnsan-ı Kamil düşüncesi Nietzsche'nin üst insan fikri ile birlikte değerlendirilmiş, aralarındaki benzerlikler ve farklılıklar vurgulanmıştır.Son olarak Descartes felsefesinden yola çıkarak insanla kalbi arasında yer alan bir Tanrı olduğu ve Tanrı'nın insan vücudunda hastalık ve sağlık gibi etkiler yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Tanrı kendini isim ve sıfatları ile açığa çıkarmakta olup Dost, Ben ve Tanrı üçlüsünün birliği keşfedilmiştir.

AşkBenlik kavramıMesnevi+4
Fatih Yıldız
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
10
DoctorateOpen AccessTR

Edmund Husserl'in fenomenolojik yönteminde felsefi sağaltımın (danışmanlık) imkanı

Bu çalışma, Edmund Husserl'in fenomenolojik yönteminin teorik çerçevesini felsefi danışmanlık alanında pratik bir uygulamaya dönüştürme imkânını araştırmayı amaçlamaktadır. Felsefi danışmanlık, bireylerin zihinsel, düşünsel ve inançsal düzeyde karşılaştıkları sorunlara felsefi bir perspektiften yaklaşarak, onların anlam arayışlarını, varoluşsal problemlerini ve kimlik krizlerini sağlıklı bir şekilde iyileştirmeyi amaçlayan özgün bir danışmanlık biçimidir. 1980'li yıllardan itibaren sistematik bir uygulama alanı kazanan bu disiplin, felsefenin kavramsal araçlarını ve çeşitli filozofların düşünsel mirasını bireylerin içsel dönüşümlerine rehberlik etmek üzere kullanmaktadır. Her ne kadar fenomenoloji, öznel deneyimin yapılarını açığa çıkarmayı hedefleyen güçlü bir yöntem sunuyor olsa da onun ontolojik ve epistemolojik temelleri, pratik danışmanlık süreçlerine doğrudan uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın özgünlüğü, kuramsal bir yöntem olarak yapılandırılan fenomenolojinin, uygulamaya dayalı bir alan olan felsefi danışmanlık pratiğine nasıl aktarılabileceğini ortaya koymak ve bu geçişi mümkün kılacak yöntemsel bir çerçeve sunmaktır. Bu amaçla geliştirilen "Intermissio" adlı özgün yöntem, fenomenolojik yaklaşımın teorik gücünü felsefi danışmanlık bağlamında işlevsel hale getiren, hem kuramsal hem de pratik düzeyde kullanılabilir bir model olarak önerilmektedir. Intermissio yöntemi, danışmanlık sürecinde Husserl'in epoché yöntemini merkeze alarak, bireyin yaşantılarını yargıdan uzak, dikkatli bir farkındalıkla yeniden anlamlandırmasını hedeflemektetir. Danışanın sahip olduğu önyargılar, varsayımlar ve anlam sapmalarına yönelik eleştirel bir bilinç geliştirmesini sağlamaktadır. Bu yöntem, bilişsel farkındalık yaratmakla birlikte bireyin etik yönelimleri ve varoluşsal konumlanışı üzerinde de dönüştürücü bir etki yaratmayı hedeflemektedir. Intermissio, düşünsel bir açıklık yaratmanın ötesinde, bireyin yaşantısal yapısını sorgulamasını ve bu yapıyı yeniden inşa etmesini sağlayan terapötik bir bilinç pratiği işlevi görmektedir. Çalışma, felsefi danışmanlık alanına kavramsal düzeyde katkı sunmakla birlikte uygulamada kullanılabilecek sistemli bir yöntem önererek, bu alanın kurumsallaşma sürecine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda geliştirilen Intermissio yaklaşımın, gelecekte yapılacak çalışmalarda ilham kaynağı olarak, felsefi danışmanlık alanındaki kuramsal ve pratik uygulamaların gelişimine yön veren etkili bir temel oluşturması amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: : Felsefi Danışmanlık, Fenomenoloji, Epoché, Intermissio, Husserl.

Felsefi danışmanlıkFenomenoloji
Ceylan Akcan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Presokratik filozofların Ortaçağ İslam felsefesinde izdüşümleri

Bu tezin amacı Sokrates önceki filozofları antik dönemde yazılmış kaynaklar ile açıklamaya çalışmaktır. Ülkemizde çok fazla bilinmeyen ancak Batı dünyasında eski Yunanca ve Latince olarak da var olan antik dönemden kalma metinler vardır. Bu çalışmamızda bir Türk akademisyenlere de böyle kaynakların var olduğunu ve antik kaynaklara dayalı bir Sokrates öncesi felsefe yazılacağını göstermektir. Tezimizin ikinci bölümünde Yunan felsefesinde ve biliminde yaşanan bu gelişmelerin 8. 9. Ve 10. Yüzyıllarda İslam dünyasına aktarılması incelenecektir. Bu çeviri hareketlerinin kapsamı, hangi kitapların çevrildiği ve bu çeviriler sonunda İslam dünyasında neler yaşandığı analiz edilecektir. Sonuç olarak bu tez Sokrates öncesi filozofları antik kaynaklar yardımı ile içleyerek üretilen bu bilim ve felsefenin İslam dünyasına çeviriler vasıtasıyla nasıl bir etkide bulunduğunu amaçlamaktadır.

Antik Grek felsefesiPresokratif felsefeYunan felsefesi+1
Fatih Özeş
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kant felsefesinde felsefi sağaltımın imkanı: Örnek uygulama

Felsefe tarihi insanın ruhsal, zihinsel ve bedensel iyileşmesine yönelik bir düşünce tarihi olarak okunduğunda istisnasız bütün filozofların felsefi sağaltımı hedefledikleri görülür. Bununla birlikte her tarihsel dönemi ve filozofu ayrı ayrı incelemek uzun zaman ve bir araştırıcı grubu gerektirir. "Kant Felsefesinde Felsefi Sağaltım'ın İmkanı: Örnek Uygulama" adlı tezimizin araştırma alanımız açısından Alman Felsefesi tarihinde filozof Kant'ı temel aldık. XVIII. yüzyıldan itibaren kültür felsefesi ve antropoloji konusunda yoğun çalışmaların başlamış olması, Kant'ı 'felsefi sağaltım ve yöntemleri' arayışımızda temel hareket noktası olarak almamıza neden olmuştur. Bir diğer sebep olarak daha çok Kant'la birlikte felsefenin yeni bir yön kazanarak, felsefi sağaltımın teorik arka planı için belirginleşmeye başlayan bir dönüm noktasının söz konusu olmasıdır. Bu bakımdan insanın dünyayı anlama ve kendini sağaltmada işlevsel formlarını bulduğumuz Kant ile birlikte yaşam fenomeninin sağaltımsal yönlerini tespit etmeye çalıştık. Tezimizin ana amacı, felsefi sağaltım kuramının felsefeyle iyileştirme yolunda Kant'ın teorik ve pratik içeriklerini kullanmaktır. Bu bakımdan sağlıklı düşünmenin ne olduğu irdelenerek, ölüm korkusu, varoluşsal kaygılar gibi kavramlarla günlük hayatta baş edebilme yolları Kant felsefesiyle incelenmiştir. Ayrıca Psikoloji biliminin ruh sağlığı üzerine konumuz kapsamında yapılan çalışmaların, Kant felsefesi temelli değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu değerlendirmeler doğrultusunda, Türkiye'de kurulacak felsefi sağaltım merkezlerinin geleceğine dair bir bakış açısı sunulması ve felsefi sağaltımın yaygınlaşıp geliştirilmesine yönelik yeni önerilerin sunulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Felsefi Sağaltım, Kant Etiği, Pratik Felsefe, Sağlıklı Düşünme, Felsefi Uygulama.

FelsefeFelsefi sağaltımKant, Immanuel
Dilnur Karabulut
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
11
Master'sOpen AccessTR

Jean Baudrillard ve hipergerçeklik

19. yüzyıla kadar bilim felsefenin çatısı altında bütünlüklü bir yapıya sahipti. Ancak 19. yüzyıldan sonra bilimsel dünyada yaşanan çözülme, düşüncenin de çözülmesine neden oldu. Artık tüm verileri birleştirip ortaya bir anlam koymanın imkansızlaştığı günümüzde, Baudrillard simülasyon kuramı ile hipergerçek dünyayı tanımlamayı başardı. Gerçekten de 1929 dünya ekonomik krizi ile var olan kapitalist sistemin çıkmaza girmesi hipergerçekliğin yolunu açan önemli bir olaydı. Çünkü bu olayla kapitalizm, çıkmazdan kurtulmanın yolu olarak gördüğü, "sorgusuzca tüketim olgusunu" sistemin merkezine koyunca artık her şey (gelenekler, inançlar, kültürler, değerler, doğa hatta insanlar) tüketmek için bir metaya dönüştü. Bundan sonra yaşananlar sistemin devamlılığını sağlamak için oluşturulan kurgulardan ibaret hale gelmeye başladı. Bu kurgulanan yeni dünya kitle iletişim araçları ve kullanılan retorik sayesinde oldukça etkili ve dönüştürücü bir güçle tüm gerçeğin yok olmasına neden oldu. Göstergeler, sistemin, daha fazla kar arzusunun sonucunda nesnesinden uzaklaşarak bir simülakra dönüştü. Böylece binlerce yıllık hafızasında kültürel kodlar üreterek toplum olabilmeyi başaran insan, birlikte anlam yüklediği göstergelerini kaybetti. Sonuçta toplumda eleştirel yeteneğini kaybederek sesiz ve umursamaz bir kitleye dönüştü. Artık kurgu ve gerçeğin arasındaki sınırın buharlaştığı bir hipergerçek bir dünyadayız. Bu dünya, enformasyon ve kitle iletişim araçları tarafından sürekli inşa edilen bir dünyadır. Bu dünya insanın özgürlük arzusunun bir paradoksa dönüşerek yine insanı esaret altına alan simülasyon evrenidir. Sistem kendi devamlılığı için önüne geçen her türlü değeri bir metaya dönüştürürken insan da konforu ve sözde özgürlüğü için olan biten her şeye sessiz kalmakta hatta ortak olmaktadır. Bu tez tüm değişimin ve dönüşümün nedenlerini anlamak ve açıklanmasına katkıda bulunmak için hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Simulasyon, Hipergerçeklik, Simülakr, Gerçeklik, Gösterge

Baudrillard, JeanBenzetimFelsefe+1
Yasemin Ceylan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağdaş zaman felsefesinde geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanların ontolojik statüsü sorunu

Tez "Felsefe tarihinde çağdaş dönem analitik zaman felsefesinde tezde 'kip-zamanlar' olarak ifade edilen geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanların ve bu zamanlarla zamansal olarak ifade edilen varlıkların ontolojik statüleri tartışması felsefe tarihsel anlamda temel olarak ne amaçla ve ne şekillerde ele alınmıştır?" araştırma sorusu üzerinden analitik zaman felsefesi anlayışı çerçevesinde geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanların ontolojik statüleri sorununun felsefe tarihi içerisindeki rolü ve önemini belirlemek ve ilgili tartışmaları bir düşünce çerçevesine yerleştirerek felsefe disiplini, zaman felsefesi alanı ve felsefe tarihindeki yerini belirlemek amacındadır. Tez bu tartışmaları genel olarak tarihsel temelleri ortaya çıkarma amacıyla özellikle erken dönem çağdaş zaman felsefesi üzerinden okuyup "Aydınlanma Projesi" olarak bahsettiği felsefe tarihsel olarak daha çok Locke empirizmini takip eden "aşkın" olanların yerine "aşkın olmayan" yapıların genel olarak etkin kılınmasını savunan bir tür empirizm anlayışını, onun ürünü ya da uzantısı olarak gördüğü "Modern Bilim" ve belirli bir dönem benimsediği "Bilimci Gerçekçilik" tavrı üzerinden çağdaş zaman felsefesi ile ilgili felsefe tarihsel bir çerçeve oluşturmaya çalıştırmaktadır. Tezin araştırma sorusuna bir cevap sunmak amacıyla incelenmekte olan fikirlerin "Bu kip-zamanlar ya da bu zamanlarla zamansal olarak ifade edilen varlıklar var mıdır ya da hangileri vardır?" sorusuna ne cevap verdiği anlaşılıp yorumlanmaya ve bahsi geçen felsefe tarihsel çerçeveyi oluşturmak amacıyla organize edilmeye çalışılmaktadır.

Analitik felsefeAydınlanmaBilimsel gerçekçilik+7
Orkan Ernalbant
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Çağ'da tarih ve tarihçilik kavramları

Tarih felsefesi tarih üzerine soruşturmada bulunan bir alan olduğundan dolayı, tarih yalnızca tarihçilerin değil, felsefecilerin de dikkatini çeken disiplinlerden biri olmuştur. Bu görüşle bağlantılı olarak çalışmamız, Antik Çağ'da tarih ve tarihçilik kavramlarının nasıl şekillendiği üzerine açıklamalar yapmak amacıyla oluşturulmuştur. Antik Çağ zamanlarının diğer uygarlıklarından ziyade burada istoria kavramını kullanması ve genellikle tarihçi olarak adlandırılan kişileri yetiştirmesi açısından, Yunan uygarlığı çerçevesinde düşünceler ifade edilmektedir. Yani, Antik süreçte var olan Yunan uygarlığı merkeze alınarak, bu toplumun tarih ve tarihçilik anlayışına yönelik çeşitli açıklamalar yapılmıştır.Bu doğrultuda üç bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, çalışmanın kapsamının anlaşılması adına tarih, tarihçilik ve tarih felsefesi hakkında görüşler ifade edilmiştir. Bu görüşler, söz konusu alanlara ilişkin fikirler ileri sürmüş bazı tarihçiler ve filozoflar bağlamında ele alınmıştır.İkinci bölümde Yunan tarih anlayışının, kökleri soruşturulmaktadır. Daha farklı bir biçimde ifade edilirse, henüz Yunan uygarlığı tarih düşüncesiyle tanışmamışken, ozanların, filozofların ve nesir yazarlarının mitle, felsefeyle bağlantılı fikirlerinin yanı sıra Homeros'un ve Hesiodos'un, tarihi işaret ettiği düşünülen görüşleri de izah edilmiştir. Ayrıca belirtilen kişilerin kimliğine, eserlerine ilişkin anlayışlar sunulmuştur. Dolayısıyla bu bölümde ele alınan düşüncelerin genelinin, Antik Yunan'ın tarih anlayışından bağımsız olmadığı savunulmaktadır. Üçüncü bölümde ise ilk olarak Yunan toplumunun tarih görüşü ve tarihçileri hakkında genel açıklamalar oluşturulmuştur. Daha sonra Herodotos, Thukydides ve Ksenophon adlı Yunan uygarlığının Klasik Dönemi'nde yaşamış tarihçilerin, kimliği ve eserlerinin konusu hakkında açıklamalar yapılmış ve bu tarihçilerin, tarihçiliği hakkında değerlendirmeler ve çözümlemeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Antik Çağ, Hesiodos, Herodotos, Ksenophon, Tarih, Tarih Felsefesi, Thukydides

Antik YunanAntik ÇağHerodotos+5
Eda Ertürk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yunus Emre'de felsefi sağaltımın imkanları

İnsan sadece bedenden oluşmaz. Hem bedeni hem de ruhu olan sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla bir insanın sağlıklı olması hem bedenen hem ruhen hem de sosyal açıdan sağlıklı olması demektir. Felsefi sağaltım, kişinin hayata dair her türlü açıdan sağlıklı olması için yaşamın anlamı, insanın yer ve rolü, değerler, ahlaki sorumluluklar gibi temel soruları sorgulayarak, insanda bir iyilik halinin oluşması için, insanın içsel dünyasını keşfetme ve anlam arayışında rehberlik ederek, insan vücudunun dengede olma hali ve başa gelenlerle başa çıkma durumuna destek olur. Günümüze kadar uzanan felsefi sağaltım pratiği, Yunus Emre'nin şiirlerinde hem Divanında hem de Risalet'ün Nushiyye'sinde kendini göstermiştir. Felsefi bir bakış açısıyla, hayatın anlamını kavramak, varoluşumuzun anlamını keşfetmek, düşüncelerimizi sorgulamak ve derinlemesine anlamlar aramak için bir yolculuktur. Hayatı yaşamaya farklı filozoflar farklı bakış açıları geliştirmektedir. Yunus Emre ise hayatın anlamını, ilahi aşka ulaşmak olarak niteler, şiirlerinde doğru olanın ne olduğunu direkt olarak vermek yerine, okuyucusuna soru sorarak, değerli olana ulaşmak için sezgisel bir içsel yolculuk yaptırır. Bu yolculukta, kişiye Yunus Emre'nin şiirleri yardımcı olur. Yunus Emre bir filozof olarak, insanın kendisini iyi hissetmesi ve toplumun hep birlikte huzurlu olmasını sağlamak için, şiirlerini kullanarak, sağlıklı ve dengeli yaşamı öğüt vererek, insanın ve toplumun felsefi sağaltımını sağlar. Ülkemizde, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Şahin Filiz tarafından, çalışılan ve aynı isimli hazırlanan kitabı çalışmamızda kaynak alınmıştır. Yunus Emre'nin filozof olarak tanınması sağlanmış ve felsefi sağaltımın anlatılması yapılmıştır. Yunus Emre'de insana iyi gelen sağaltma hali, şiirlerinin incelemesi yapılarak, felsefi sağaltım içeren bulguların işaretleme yapılması yoluyla tespiti yapılarak çalışmamızda ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Yunus Emre, İnsan, Felsefi Sağaltım, Toplumsal Değerler, İyileşme

Ahlak felsefesiToplum felsefesiTürk-İslam felsefesi
Mustafa Köseoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Özgürlük sorgulamasında matematiksel modellemenin olanağı

Bu çalışmada, özgürlük hissinin sorgulanmasındaki eylem kombinasyonlarının hangi şartlarda olanaklı olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Özgürlüğü hisseden özne ile özgürlüğü hakkında yorum yapılan öznenin ayrımı, hissedilen özgürlük ile yüklenilen özgürlük ayrımını gerekli kılmıştır. Bu bağlamda, özgürlüğün varlığına ilişkin sorgulamalarda olası eylem kombinasyonlarının fark edilmesi ve ortaya konulmasında kaos, tecrübe, bilgi ve inanç faktörlerinin etkisi üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte, söz konusu eylem kombinasyonlarının matematiksel bir modellemesi mümkün gözükmektedir. Tercih ve isteme arasındaki akla dayalı fark, mantık kurallarının işletilmesine dayandırılır. Ayrıca, her türlü etik teori de akıl ve mantık temelinde ortaya konulmuştur. Akıl ve mantık, bilim olarak matematiğin temelini oluşturur. Tezde matematik, etik ve özgürlük kavramları arasında ilişki kurmanın yolları araştırılmıştır. Matematiğin devreye girmesi ile birlikte özgürlüğe yönelik tartışmaların farklı bir boyut kazanacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla, etiğin önemli bir konusu olarak özgürlüğü araç ve amaç olarak ele alma koşulları yeniden değerlendirilebilir. Eğitimin yaratıcı düşünce ve etik tartışmalardaki önemi, eğitim ve özgürlük ilişkisini yeniden ele almayı gerektirmektedir. Bilincin nesnesine yönelimi, olası eylem kombinasyonlarının kurulmasında rol almaktadır. Öyle ki, özgürlüğe ilişkin sorgulamalar bilincin varlığına muhtaçtır. Her türden zihinsel işlemlere eşlik eden bilinç, özgürlük alanlarının kesişimi söz konusu olduğunda özgürlük hissinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin kararda belirleyici ana unsurdur. Çalışmada, kurulan özgürlük alanlarının ne anlama geldiği ve bu alanların kesişmesi durumunda özgürlük hissinin hangi koşullarda kaybolduğu anlatılmaya çalışılacaktır. Sonuç olarak, özgürlüğün anlık olarak değerlendirilen ve matematiksel modellemeye uygun zihinsel işlemlerle sorgulanan bir kavram olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.

AhlakBilinçEtik+4
Kemal Çinçin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Felsefenin Antik Yunanlı köklerinin nedenleri

Bu tezin amacı felsefenin başlangıç olarak neden Antik Yunan toplumunu seçtiğinin araştırılmasıdır. İlk olarak Yunan toplumunun tarih sahnesinde belirmeye başladığı dönemler incelenecektir. Bilim ve felsefenin miladı olarak kabul edilen Thales'den önceki birkaç yüzyıllık dönem mercek altına alınacaktır. Diğer medeniyetlerdeki düşünce hareketleri incelenecek ve bunların felsefi düşünce mi yoksa ahlak bilgileri mi olduğu sorgulanacaktır. Ayrıca diğer toplumların Yunanların bu başarıyı elde ederken neden benzer şeyleri yaşayamadıkları ve aynı başarılara ulaşamamalarının nedenleri incelenecektir. Sonuçta ise Antik Yunanların bu başarısının özgün olup olmadığı sorgulanacak ve bu başarının nasıl elde edildiğine dair objektif bir açıklama yapılmaya çalışılacaktır. Anahtar kelimeler: Antik Yunan, Felsefe, Thales, Uygarlık, Ahlak

AhlakAntik YunanFelsefe+4
Fatih Özeş
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Stoa felsefesi bağlamında pratik yaşam bilgeliği

Bu tezde Stoacılığın ahlak felsefesinden doğan bilgelik kavramının işlenişi ve bilgeliğin pratik yaşamda düşünsel bir huzura ulaşmak için nasıl kullanılabilir bir yöntem olduğu ele alınmaktadır. Stoacı bilgelik kavramının Helence söylemi phronesis; hayatın amacının ve anlamının bulunmasına dair bir kılavuz olarak kullanılmıştır. Yaşamda karşımıza çıkan tüm olumsuz durum ve duygularla başa çıkma sanatı olarak fizik ve mantık kuramlarına dayandırılmış bir ahlak felsefesi sonucunda ortaya çıkan bu bilgelik ilkesi, insana hayatın acılarına ve her türlü duruma karşı nasıl bir tavır takınacağının ve erdemli bir hayatla ereceği içsel huzurun yolunu göstermektedir. Stoacı pratik bilgeliğin vaat ettiği ise tam bir ataraxia halidir. Ataraxia ruhsal huzuru temsil etmekle birlikte phronesise ulaşmış ya da bunun yoluna girmiş kişilere içsel bir dinginlik sunmaktadır. Stoacı bilgelik yolunda olan, felsefeyle hayatı anlamlandıran ve bakış açılarını değiştiren insan bu yolculuğunda eudaimoniaya da ulaşmış olarak en yüksek iyilik ve mutluluk haline kavuşmuştur. Felsefeyle kendini eğiten kişi Stoacıların apatheia halini yaşamında bir ilke olarak kullanacak ve yargılarından kurtularak duygularının esiri olmadan tanrısal akıl ile iradeli bir hayat sürdürebilecektir. Stoacı okulun pratik yaşam bilgeliğinin ayrıntıları ele alınmadan önce, Stoacı filozofları felsefeleri ile etkileyen düşünürler ve okullara bakılmıştır. Ardından Stoa felsefesinin ortaya çıkışı, gelişimi, özellikle ahlak felsefesi çatısı altında bilgelik kavramının Stoacı filozoflarda nasıl bir gelişim gösterdiği okulun tarihsel dönemleri baz alınarak işlenmiştir. Tezin son bölümünde bilgelik kavramının günümüz şartlarında pratik hayatta ne şekilde kullanılabilir olduğu ve felsefenin pratik yaşamdaki yansımalarının nasıl ortaya çıktığı tartışılmıştır. Stoacı bilgeliğin ana hatları olan kavramlar üzerinde durulmuştur. Stoa felsefesinin temelini oluşturan 'doğaya uyumlu yaşam ilkesi'ni günümüz koşullarında uygulayabilmek ve tüm bu maddelerle günümüzde yaşanılabilecek bir bilgelik sonucu, Stoacıların ortaya koyduğu ruh dinginliğine ulaşmanın mümkün olabileceği görüşü analiz edilmiştir. Son kısımda Stoacı pratik bilgeliğin, antik çağın zengin felsefi kaynağını kişilerin içsel huzura kavuşmalarını sağlamak amacıyla günümüzde kullanan 'felsefi sağaltım' ekolünün içinde yer aldığı konum incelenmiştir.

Ahlak felsefesiBilgelikFelsefi danışmanlık+5
Sena Aytaç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan tragedyalarında felsefi düşüncenin izleri

Antikçağ'da felsefenin doğuşu siyasi, sosyal, kültürel ve psikolojik pek çok etmene bağlı olarak açıklanabilir. Tragedyalar felsefenin gelişmesinde büyük bir etkiye sahiptir. Felsefenin doğduğu Antikçağ Yunan insanının iç dünyasını tragedyalar bütün derinliğe ile sergilemişlerdir. O çağda insan yaşamına ve hayal gücüne dair ne varsa onları tragedyalarda bulmak mümkün olmaktadır. Tragedyalar bu bakımdan sadece bir milletin kendine özgü yaşam biçimini değil, genel olarak insanı konu aldığı için verdiği mesajlar tarih boyu evrenselliğini korumuştur. Tragedyalar içerdikleri konu ve bilgi açısından yaşamın tüm yönlerini gözler önüne serdiği için içlerinde felsefenin de olması gayet doğal bir durumdur. Bu yüzden antik Yunan tragedya oyunları daha iyi analiz edilmeli ve toplum ile bireye verdiği mesajlar felsefi açılardan da incelenmelidir. Tüm bu nedenlerden dolayı Antikçağ'daki pratik yaşamı bütün yönleriyle resmeden tragedyaların felsefi analizi son derece önemlidir. Anahtar Kelimeler: Tragedya, Antikçağ, Tiyatro

Antik tragedyaAntik ÇağTiyatro+1
Arife Şay Bilgili
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Spinoza'da felsefi sağaltımın imkânları

21. yüzyılda düşünen ve hisseden varlık olarak insan, içinde bulunduğu olumsuz durumlardan kaynaklı olarak yaşadığı anlamsızlık, varoluşsal boşluk, değerlerin yoksunluğu, ahlaksal yoksunluk ve duyguların doğru tanımlanmaması gibi birçok problem yaşamaktadır. Bu problemlere çözüm olmak adına, felsefenin tüm birikimini pratik yaşama uygulanmasını öngören felsefi sağaltım adlı yeni bir uygulama ortaya çıkmıştır. Felsefi sağaltım, felsefenin tüm birikimlerinden faydalanarak insanların bu problemlerine çözüm olmak, insanın kendi doğasını tanımasını, doğru düşünmesini ve içinde bulunduğu durumu sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturmasını amaç edinmektedir. Buna bağlı olarak felsefe tarihindeki filozoflar, felsefenin hem teorik hem de pratik yönünü ele alıp; bununla ilgili görüşler öne sürmüşlerdir. 17. yy düşünürlerinden biri olan Spinoza, felsefi sorunları hem teorik hem de pratik olarak ele almasına rağmen çoğunlukla pratik yaşam üzerinde durmaktadır. Spinoza'nın felsefesi bir yaşam felsefesidir. Bu nedenle Spinoza üzerine yapılan çalışmaların çoğunluğu da pratik felsefe alanlarıyla ilgilidir. Spinoza, pratik yaşamla ilgili ele aldığı konuları mantıksal bir çerçevede açıklarken, kişinin duygularını, düşüncelerini, özgür iradesini ve aklın gücüne erişebilecek yetileri nasıl kazanılması gerektiğini öğretir. Bunlar bize felsefi sağaltımın temel konularını vermektedir. Bu çalışma da, biz bu konuları Spinoza'nın perspektifinden inceleyip felsefi sağaltımdaki yerlerinin önemini açıklamaya çalışacağız. Böylece felsefe tarihinde bir filozofun görüşlerinden yaralanarak günümüzde yaşanan problemlere çözüm getirmek niyetindeyiz. Anahtar Kelimeler: Felsefi sağaltım, Spinoza, akıl, tutku, conatus

AkılConatusFelsefi sağaltım+2
Ceylan Oruççiftçi
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Oryantalizmin felsefi temelleri

Tezin ana konusu Batı'nın oryantalizmi inşa ederken bu söylemlerini temellendirdiği felsefi düşüncelerin üzerinedir. Oryantalizminin oluşmasında tek başına tarihsel ve siyasi olayların değil, bunun yanında özellikle felsefi söylemlerinde büyük önem taşıdığını savunan tez genel olarak oryantalizmi şekillendiren düşünceleri özel anlamda da felsefi boyutlarının araştırılmasıdır. Oryantalizm, genel olarak Doğu'nun her yönüyle araştırılması demektir. Oryantalizm zaman içinde Doğu'yu araştırmanın yanında Batı'yı tanımlamak için Doğu'ya belli sıfatlar yüklemiş ve bu sıfatlar üzerinden de Batı kimliğini oluşturmuştur. Batı kimliğinin oluşmasında Avrupa felsefesinin de felsefi temellendirmeleri ve bir öteki oluşturulmasına zemin hazırlayan düşüncelerinin özellikle Aydınlanma felsefesi ile birlikte Batılı aklın üstünlüğünün karşısında Doğulu aklın yetersizliği üzerine geliştirilen söylemlerin felsefi kuramlarla desteklenmesi, Doğu'nun ötekileştirme sürecini hızlandırmıştır. Tez Batı'nın bu süreçte başvurduğu söylemleri genel olarak ele alıp Doğu ve Batı karşıtlığının felsefi bir analizini oluşturacaktır. Tez bu düşüncelerin tarihsel olarak oryantalizmin doğuşuyla ve felsefi olarak da Aydınlanma ile başlamadığını, Antik Yunan ve Yunan siyaset felsefesine kadar gittiğini, Doğu-Batı karşıtlığının sadece coğrafi ve tarihsel değil, aynı zamanda felsefi söylemler üzerine de kurulu olduğunu incelemektedir.

AvrupaDoğu-Batı sorunuFelsefe+1
Ömer Aksoy
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Karl Jaspers'ta hermeneutik ve diyalektik

Tarihsel süreçte, hermeneuitik ve diyalektik farklı anlam kalıplarıyla, farklı alanlarda karĢımıza çıkar. Birçok filozof bu iki kavramı kendi felsefelerinde kullanmıĢlardır. Karl Jaspers‟da bunlardan birdir. Jaspers, tıp eğitimi alarak psikiyatri alanında uzmanlaĢan aynı zaman da felsefe alanında çalıĢmalar yaparak, varoluĢçu filozof kimliği olan bir düĢünür bir bilim insanıdır. Filozof kimliği ile insan bilimleriyle ilgilenirken, psikiyatrist kimliğiyle ise doğa bilimleri ile ilgilenir. Jaspers‟ın yaĢadığı dönem, felsefe ve pozitif bilimlerinin birbirinden ayrıldığı, koptuğu bir dönemdir. Bu kopmanın ardından, çift kimlikli yetiĢen Jaspers ayrılmanın ardından yaĢanan problemlerin, her iki alanı da nasıl etkilediğini düĢüncelerinde farkeder. Bu etkilenimin, hangi sorunlara yol açtığını, birbirinden mahrum kalan bu iki alanın nasıl eksik kaldıklarını kendi çalıĢma alanlarında bize gösterir. Bu tezde birbirinden ayrılan bilim ve felsefeyi yeniden birleĢtirmenin sorunlarını taĢıyan ve bu sorunlara getirdiği çözümler noktasında kendi metodolojisini geliĢtiren Jaspers‟ı görürüz. Her iki alana da hâkim oluĢuyla nasıl bir hermeneutik ve diyalektiğe baĢvurmuĢtur? Jaspers sadece psikiyatrist olsaydı hermeneutiğinin ve diyalektiğinin alanı bu kadar geniĢ olabilir miydi? Olamazdı. Çünkü varoluĢçu filozof kimliği, pozitif bilim yönteminin üzerine, sosyal bilimler yöntemini de eklemektedir. Bu nedenle hem bilim ve felsefeyi yeniden birleĢtirme noktasında, hem de felsefenin yöntemler arası köprü olduğunu göstermesi açısından Jaspers önemli bir filozoftur. Temsil ettiği her iki bilimi de hermeneutik ve diyalektikte birbirine yaklaĢtıran bu filozofta bunların anlamı nedir? Kavramların tarihçesi, anlamları, Jaspers'e kadar ki geliĢ süreçleri nasıl iĢlenmiĢtir? Sorularının cevabını bulmaya çalıĢtık. Anahtar Kelimeler: Karl Jaspers, Hermeneutik, Diyalektik, Anlama, Açıklama, Psikiyatri

AnlamaDiyalektikHermeneutik+2
Cansu Kocamaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Antikçağ'da bilge ve bilgelik kavramı

Bu çalıĢmada Antikçağ ‟da bilge ve bilgelik kavramı genel olarak ele alınmıĢtır. Miletli doğa filozoflarından baĢlayıp Stoa ve Epikür okullarına kadar birçok düĢünürün bilge ve bilgelik anlayıĢına yer verilmiĢtir. Jeopolitik konumundan dolayı liman kenti olan Atina‟nın hem kültürel etkileĢimi artmıĢ hem de felsefenin daha açık bir ortamda yayılmasına yardımcı olmuĢtur. Felsefenin yayılmasıyla Philosophia (bilgelik sevgisi)‟nın da bu dönemde bir baĢlangıcı olmuĢtur. DeğiĢen yaĢam Ģartları Yunan insanının düĢünme biçimini, geleneğini, inançlarını, doğaya bakıĢ açılarını sorgulamaya götürmüĢtür. Bilgelik kavramının bu döneme ait zengin bir içeriğe sahip olduğunu, teorik bir açıklamasının yanı sıra hayata yönelik pratik anlamını da Antikçağ‟a borçlu olduğu gösterilmiĢtir. Bu kavramların doğuĢu ve anlam sınırları belirlenmiĢ Yedi Bilge‟nin bilgelikle ilgili özdeyiĢlerine yer verilmiĢtir. Milet Okulu düĢünürlerinin Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes‟in hakikat arayıĢındaki çabalarının bir sonucu olarak bilgelik sevdasının bu dönemde doğduğu gösterilmiĢtir. Bunun yanı sıra Ġyonya Okulu‟ndan Pythagoras‟ın bilgeliğe ahlakilik özelliğini katarak farklı bir anlam yüklediğini açıkladık. Heraklitos ‟un bilgi felsefesinde logos‟la bilge olunabileceğini, kendini tanıma ve ölçülü olmanın en yüksek değer olduğu görüĢlerini açıkladık. Akabinde Elea Okulu düĢünürlerinden Ksenofanes, Parmenides ve Zenon‟un bilge ve bilgeliğe toplumsal bir anlam yüklediğini ve kendilerinden önceki filozofların aksine farklı bir bakıĢ açısı getirdiklerini inceledik. Ġkinci bölümde sofistlerin bilgelik anlayıĢının doğa düĢünürlerine göre daha rölativist olduklarını ve onlara kıyasla bilgeliğe çok farklı anlamlar yüklediklerini inceledik. Aynı zamanda kendilerinden önceki filozoflar bilgeliği tanımlarken ve bunu sevmemizi önerirlerken herhangi bir ücretten bahsetmediler; ilk defa sofistlerin bilgeliği parayla ölçmeye kalkıĢmaları bu geleneği de alt üst etiklerini aktardık. Üçüncü bölümde Antikçağ‟ın bir diğer önemli düĢünürü Sokrates‟in gerçek bilgeliğin ancak erdemli bir yaĢamla ulaĢılabileceğini ve erdemli yaĢamında ancak doğru bilgiye sahip olduğumuz sürece eriĢebileceğimizi söylediğini bu tezimizde detaylı bir Ģekilde tartıĢılmıĢtır. Günümüze kadar gelen eserleri sayesinde hocası Sokrates‟in bu düĢüncelerini öğrendiğimiz Platon ise bilgeliği, akıllı olma, iyi olma, adaletli olma, doğru kararlar almayı sağlayan bir Ģey olarak tasavvur etmiĢtir. Son olarak Stoa ve Epikür okullarının bilge ve bilgelik anlayıĢı ele alınmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Antikçağ, Bilge, Bilgelik, Erdem, Ölçülülük, Akıl, Ġyi, Mutluluk

Antik ÇağBilgelikErdem+2
Gizem Kılıç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlk Çağ filozoflarında kozmik ilke arayışı

Bu tezde, İlk Çağ Felsefesi içerisinde düşünür ve filozofların kozmik ilke arayışlarına yer verilmiştir. İlke arayışlarında 'bilme' kavramının önemini vurgulamak temel amaçtır. Antikçağ dönemi hemen hemen tüm düşünce faaliyetlerinin öncülüğünde bir sonraki felsefi hareketlerinin de temel yapı taşıdır. Kozmik ilke arayışında filozofların ilk neden arayışı ve bu arayışın düşünsel faaliyetleri hafıza kavramı ile desteklenmiştir. Miletli doğa filozoflarından başlayıp birçok düşünür ve filozofların bilme kavramını ilkeleri ile bağlayıp ortaya koydukları felsefi anlayışlarına yer verilmiştir. Milet Okulu düşünürlerinin Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes'in hakikat arayışındaki çabalarının bir sonucu olarak maddenin özü nedir? İnsan evren ilişkisinin ilk adımlarının bu dönemde doğduğu gösterilmiştir. Bunun yanı sıra İyonya Okulu'ndan Pythagoras'ın ilke arayışlarına ahlakilik özelliğini katarak farklı bir anlam yüklediğini açıkladık. Heraklitos 'un bilgi felsefesinde logos'la bilge olunabileceğini, kendini tanıma ve ölçülü olmanın en yüksek değer olduğu görüşlerini açıkladık. Akabinde Elea Okulu düşünürlerinden Ksenofanes, Parmenides ve Zenon'un ilke arayışında nasıl bir toplumsal anlam yüklediğini ve kendilerinden önceki filozofların aksine farklı bir bakış açısı getirdiklerini inceledik. İkinci bölümde sofistlerin ilke arayışlarından öte daha rölativist olduklarını ve doğa filozoflarına kıyasla bilme kavramına daha çok anlam yüklediklerinin inceledik. Aynı zamanda sofistler bilgeliklerini parayla ölçüp gelenek karşısında farklı bir yol izlediklerini aktardık. Sofistlerin, ilk neden arayışından öte başka arayış içerisinde olduğudur. Bununla beraber kendilerinden sonra gelecek ola filozoflarca eleştiriye maruz kalacaklardır. Sonrasında ise Antikçağ döneminin önemli düşünürü Sokrates'in insanın nihai ilkesi erdemli yaşam ve bilmek kavramı üzerine duruldu. Üçüncü bölümde Platon ve Aristoteles'in insanın evren ilişkisinin çevreleyen anımsama ve hatırlama kavramları içerisinde gerçekleştiğini aktardık. İlk Çağ Filozofların kozmik evren arayışlarındaki merak duygusunu saran ve bunları felsefelerine aktardıkları kavramlar ile pekiştirilmiştir. Düşünsel faaliyetleri ve aradıkları ilk neden arayışında düşünür ve filozofların hafıza kavramıyla irdelenmiştir

FelsefeFelsefecilerKozmik alem+2
Yağmur Öner
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Etik sorun alanı olarak endüstriyel tarım

Bu çalışmada, günümüzde toplumda derin tartışmalara neden olan endüstriyel tarım ve hayvancılık uygulamalarının felsefi ve etik yönden sorgulanması hedeflenmiştir. Öncelikle kuramsal etik araştırması yapılarak, sorunun etiğin hangi alanlarında tartışılması gerektiği belirlenmiştir. Bu arayış sonucunda; tarım uygulamalarının pratik etik yaklaşımları içerisinde, biyoetiği de içeren çevre etiği yönünden sorgulanması doğru bulunmuştur. Gerçekleştirilen sorgulamada; endüstriyel tarım ve hayvancılık alanında; üretim ve piyasa koşullarının küresel yapısı, tarımda kullanılan kimyasallar, ıslah ve genetiği değiştirilmiş organizma uygulamaları, hayvan hakları, hayvan refahı ve alternatif tarım sistemleri konuları üzerinde durulmuştur. Tartışmaya 12 paydaşın görüşleriyle katılması sağlanmıştır. Paydaşlar; vegan, vejetaryen, çevre aktivisti, hayvan yetiştiricileri, çiftçi, tarım ve hayvancılık alanlarında uzman altı akademisyenden oluşmaktadır. Paydaşlarla yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak nitel bir araştırma yapılmıştır. Nitel araştırmada 57 adet sorunun yanında, yapılandırılmamış sorular da yöneltilerek görüşleri analiz edilmiştir. Yapılan görüşmelerde paydaşların; etik tutumları, çevre etiği yaklaşımları, çevre konusundaki düşünceleri, tarım konusundaki düşünceleri, endüstriyel tarım uygulamalarıyla ilgili görüşleri, hayvan hakları ve refahı konusundaki fikirleri alınmıştır. Çalışma sonucunda; kuramsal araştırmada ortaya konulan etik ve çevre etiği yaklaşımları üzerine, paydaşlardan alınan görüşler eklenerek, etik bir sorgulama yapılmaya çalışılmıştır. Bu sorgulama ile tarımda ahlaki ilkeleri oluşturacak etik sorular ve ana eksenler belirlenmiş ve ahlaki ilkelerle ilgili bir projeksiyon ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tez kapsamında yapılan araştırmalar ve görüşmeler sonrasında, günümüzde insan merkezli anlayışla tasarlanmış tarımsal uygulamaların sürdürülebilirliğinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, canlı veya çevre merkezli etik tutumların da tarımsal uygulamaların yapılabilirliği için alan açamadıkları tespit edilmiştir. Bu kapsamda, tarım etiği konusunda oluşturulacak eksenlerin bu üç çevre etiği yaklaşımının bir sentezini ortaya koyması gerektiği sonucuna varılmıştır. Tarımsal uygulamaların etik eksenleri oluşturulurken, çevre etiği kuramlarında olduğu gibi genel etik tutumun da; teleolojik, deontolojik ve aksiyolojik kuramların sentezi ile oluşturulması gerektiği görülmüştür. Tezin sonuç kısmında, endüstriyel tarımın daha ahlaki bir zemine taşınabilmesi için önerilen ana eksenler detaylı olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tarım etiği, etik, tarım, felsefe

EndüstriEndüstriyel uygulamalarEndüstriyel üretim+6
Recep Külcü
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni-platonculuğun işrak felsefesine etkisi

Bu tez çalışmasında konusu olan Plotinos ve onun felsefesinin Sühreverdi felsefesine olan yansımasını inceledik. "Yeni-Platonculuğun İşrak Felsefesine Etkisi" adlı çalışmamız çerçevesinde konumuzun özünü oluşturan Yeni-Platonculuk ve İşrak felsefesini araştırmış bulunmaktayız. Böylelikle bu iki akımın savunucusu olan Plotinos ve Sühreverdi'nin görüşlerini temel kavramlar etrafında incelenmiş ve bu kavramların iki filozof açısından karşılaştırılmaları yapılmaktadır. Bu çalışmada Aynı zamanda bu filozofların felsefelerine etki eden diğer felsefi görüşlere de odaklanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Plotinos'un "Bir" olarak isimlendirdiği Tanrı'dan sudur eden ve onun felsefesinin temelini oluşturan sudur anlayışı ve bu anlayışının içerisinde yer alan Nous, Ruh ve madde kavramları ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise Sühreverdi felsefesinin temeli olan "Nur" kavramını ve bu nur kavramı içinde oluşan sudur anlayışı işlenmektedir. Bu bağlamda Plotinos ve Sühreverdi felsefesinde tüm varlıklar ve evren Tanrı'dan sudur etmektedir. Üçüncü Bölümde ise temel kavramlar etrafında Plotinos'un Yeni-Platonculuk akımı ile Sühreverdi'nin İşraki felsefesine etkisi ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Plotinos, Sühreverdi, Sudur, Yeni-Platonculuk, İşrak

FelsefePlatonYeni Platonculuk+2
Asena Büşra Karabağ
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors