Theses supervised by Prof. Dr. Sayım Işık
10 theses · Akdeniz University
Yeni Uzlaşı modelinin eleştirisi, Post Keynesyen enflasyon hedeflemesi modelleri ve para politikası kuralları
Bugün birçok merkez bankasının kullandığı para politikası, Yeni Uzlaşı modeli tarafından geliştirilen enflasyon hedeflemesine dayanmaktadır. Bu model çerçevesinde para politikasının amacının fiyat istikrarı olduğu kabul edilmekte ve enflasyon para politikaları sonucu ortaya çıkan parasal bir olgu olarak görülmektedir. Fiyat istikrarı ile uzun dönemde enflasyonun maliyetinin en aza indirgenmesi ve çıktı düzeyinin potansiyel (doğal) seviye taşınması hedeflenmektedir. Post Keynesyen yaklaşım, modern merkez bankalarının temelini oluşturan enflasyon hedeflemesini ekonomi ile uyumu açısından irdelemektedir. Post Keynesyen yaklaşımda enflasyon hedeflemesine dayalı faiz kuralları reddedilmekte ve bu faiz kuralına alternatif olarak üç farklı faiz kuralı geliştirilmektedir. Bu faiz kurallarından ilki, Pasinetti (1980)' nin ''adil faiz oranı'' kuralıdır. Bu faiz kuralında faizler ücretlerin artış oranına eşitlenmektedir. İkinci faiz kuralı Wray'in nominal faizleri sıfıra eşitlediği ''Kansas kural''dır. Üçüncü faiz kuralı Smith'in geliştirdiği ucuz para politikasına dayanan düşük faizin savunulduğu ''Smithin kural''dır. Bu çalışmada İleriye Dönük Taylor kuralının TCMB para politikasındaki geçerliliği araştırılmaktadır. Türkiye'nin 2006:01-2015:02 dönemine ait aylık verileri kullanılmıştır. Analizde reel faiz oranı, faiz düzleştirme değişkeni, döviz kuru, enflasyon açığı ve çıktı açığı değişkenleri kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişki Johansen eşbütünleşme testi ile incelenmiştir. Ardından değişkenler arasındaki nedensellik test edilmiştir. Testlerin sonucunda enflasyon açığı, faiz düzleştirme değişkeni ve reel faiz oranı arasında uzun dönemli ilişkiye rastlanmıştır. Granger nedensellik testinin sonuçları ise uzun dönemde enflasyon açığı ve faiz düzleştirme değişkeninden faiz oranına doğru nedenselliğin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Post Keynesyenler, Yeni Uzlaşı, Post Keynesyen Faiz Kuralları, Post Keynesyen Enflasyon Hedeflemesi, Yeni Uzlaşı Enflasyon Hedeflemesi, TCMB Para Politikası.
Yoksulluk ve işsizliğe post keynesyen yaklaşım
Bu tezin hedefi , işsizliğe ve yoksulluğa karşı güncel politik öneriler olan temel gelir ve devletin nihai işveren olma rolü ile ilgili bilgi vermek olmaktadır. Klasik liberalizm döneminden başlanarak, günümüze değin olan piyasa-devlet ilişkisi ve işsizlik-yoksulluk ilişkisi farklı ekollerin perspektifinden anlatılacaktır. Var olan işsizliğe yönelik olarak post keynesyen ekolün teorik ve politik önerileri günümüz koşullarının terimleriyle tanıtılacaktır. Bunun için ise klasik dönem iktisatçıları olan Marx, Smith, Ricardo, Polanyi ve fikirleri referans alınacaktır. Keynesyen teori içinse öncelikle John Maynard Keynes ve ikinci olarak da takipçisi olan Minsky'nin fikirleri analiz edilecektir. Birinci bölümde Polanyici bir perspektifle işsizlik, yoksulluk, devlet ve piyasa ilişkisi incelendikten sonra emek piyasalarının uğradığı dönüşüm tartışılacaktır. İkinci bölümde temel gelir politikaları ve bunu deneyimleyen ülkeler incelenecektir. Üçüncü bölümde Keynes ve onun takipçisi olan Minsky hakkında bilgi verilecektir ve post keynesyen iktisat hakkında Minsky'nin fikirleri anlatılacaktır. Dördüncü bölümde post keynesyen okulun metodolojisi ve post keynesyen ekolün işsizlik ve yoksulluğa yönelik politik önerileri analiz edilecektir. Beşinci bölümde ise ülke örnekleri anlatılarak Türkiye'de devletin son işveren mercii olma rolünün uygulanabilirliği ile ilgili bir kıyaslama yapılacaktır.
Meslek eğitim kurslarının istihdam üzerindeki etkisi: Antalya örneği
İşsizlik sorunu hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkeler için en büyük problemlerden birisidir. Ülkelerin kalkınması ve büyümesinde istihdam politikalarının önemli bir rolü vardır. Bu politikalarla işsizlik sorununa çözümler aranmaktadır. Büyük Buhran döneminden beri işsizlik için çeşitli önemler alınmaya çalışılmıştır. İstihdam politikaları aktif ve pasif istihdam politikaları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Pasif politikalar 1970'li yıllardan sonra işsizliği önlemek konusunda yeterli olamamışlardır. Bu nedenle birçok ülke aktif istihdam politikalarına yönelmiştir. Türkiye'de aktif istihdam politikaları büyük ölçüde AB ve OECD hibeleriyle 1990'lı yıllardan itibaren uygulanmaya başlamıştır. Türkiye'de aktif istihdam politika programlarının uygulanmasında İŞKUR en aktif kurum olarak başı çekmektedir.Aktif istihdam politikalarında uygulanan programlar çok çeşitli ve kapsamlı olmaktadır. Ancak uygulanmakta olan bu programların sosyal refaha katkısı tam olarak ölçülememektedir. Bu katkıyı ölçmek, programlar için yapılan yatırım ve harcamaların daha etkin bir biçimde kullanılmasını arttıracaktır.Bu programlar içerisinde mesleki eğitimin önemi büyüktür ve Türkiye'de hemen hemen tüm mesleklerde eğitim verilmektedir. Meslek eğitim programlarına katılım her geçen gün artmakla birlikte, devlet tarafından gerek kamu spotları gerek diğer duyurular yoluyla meslek eğitimine ilgi arttırılmaya çalışılmaktadır. Çalışmanın amacı, Antalya ilinde turizme yönelik uygulanmış olan meslek eğitim kurslarının etkinliğini değerlendirmektir. Bu kapsamda çalışmada pasif ve aktif politikaların temel özellikleri tanımlanmıştır. Ayrıca emek piyasası müdahaleleri incelenmiştir. Bu çalışmada, Antalya'da meslek eğitim kursuna katılmış ve katılmamış bireylerle bir anket uygulanmıştır. Anket sonuçları betimsel olarak sunulmuştur. Buna ek olarak, istihdam edilebilirlik ve ücretlerle ilgili ekonometrik bir analiz yapılmıştır.
Antalya'da konut fiyatlarını etkileyen faktörler: Hedonik yaklaşım
Konut harcamaları tasarruf, tüketim ve yatırım kararı açısından servet üzerinde önemli bir etkiye sahiptir ve ekonomik aktiviteler ile yakından ilişkilidir. 1970?lerin başından itibaren gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde finansal serbestleşme ve küreselleşme başlamıştır. Finansal sistemdeki bu gelişme bankacılık sistemi için büyük fırsatlar yaratmıştır. Ekonomi üzerinde gözlenen, konut fiyatlarındaki hızlı artışın olumlu etkileri nedeniyle, bankalar riskli subprime borçlulara kredi genişletmeye başlamıştır. Özellikle ABD konut piyasasında oluşan aşırı kâr, Ağustos 2007'de konut balonu ile sonuçlanmıştır. Dünya?da birçok ülkeyi etkiyen bu kriz konut piyasasının önemini göstermiştir. Bu çalışmanın amacı, Antalya?da konut özelliklerinin, konut fiyatlarını nasıl etkilediğini analiz etmektir. Veri seti Antalya?nın merkez ilçesindeki (Muratpaşa, Konyaaltı, Kepez) konut piyasasına ait 2067 adet gözlemi kapsamaktadır. Bu gözlemler, internet üzerinden, emlak sitelerine dayalı bir araştırma ile elde edilmiştir. Literatür taraması, birçok çalışmada hedonik fiyat endeksi yönteminin kullanıldığını göstermektedir. Heterojen bir malı oluşturan karakteristiklerin her birinin, o malın fiyatı üzerindeki etkisi hedonik model olarak tanımlanabilir. Konut karakteristiklerinin heterojen yapısı nedeniyle, hedonik fiyat modeli konut piyasası araştırmalarında sıkça kullanılmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada hedonik fiyat yöntemi tercih edilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde dünya çapında, Türkiye?de ve Antalya'da konut fiyatları açıklanmıştır. İkinci bölümde literatür taraması, teorik çerçeve ve hedonik model açıklanmış ve üçüncü bölümde ise hedonik fiyat denklemlerinin ampirik sonuçları açıklanmıştır. Öncelikle sonuçlar betimsel olarak sunulmuş ardından konut fiyatları ile ilgili ekonomik analiz yapılmıştır. Buna ek olarak bu çalışmada, farklı bölgelerde, konut fiyatlarının belirleyicilerindeki farklılıkları tespit etmek için, gelir düzeylerine göre üç farklı model (düşük-orta-yüksek gelir düzeyi) yaratılmış ve her gelir düzeyi için standart hedonik denklemler tahmin edilmiş ve ortaya çıkan sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, konut fiyatlarını etkiyen en önemli özelliğin konut genişliği (m2) olduğunu göstermiştir. Özellikle yüksek gelir seviyelerinde, konut fiyatları, konut genişliği (m2) ile önemli ölçüde açıklanabilmektedir. Konut fiyatlarını etkileyen diğer önemli değişkenler ise gelir düzeyi, denize olan mesafe, manzara, kapıcı, asansör, yüzme havuzu, ısınma tipi ve garaj olarak bulunmuştur. Sonuçlar göstermektedir ki konut fiyatlarının tahmin edilmesi her semtte her şehirde ve her ülkede farklılık göstermektedir.
Post-keynesyen/kaleckiyen bölüşüm, talep ve büyüme modelleri: Seçilmiş ülkeler için ekonometrik analiz
Bu tez gelir dağılımı büyüme üzerindeki etkisini hem talep tarafını hem de verimlilik tarafını temsil eden modellerle Post-Keynesyen/Kaleckiyen teori çerçevesinde araştırmayı amaçlamaktadır. Toplam talep ve verimlilik rejimi ile ilgili modeller Bhaduri ve Marglin (1990) temelinde geliştirilen modellerdir. Gelir dağılımı eşitsizliğinin talep yönünden incelenmesi hususunda toplam talep unsurlarının (tüketim, yatırım, net ihracat) üzerindeki etkileri tahmin edilirken, verimlilik yönünden incelenmesinde kâr payındaki artışın verimlilik dâhil edilerek kapasite kullanım oranı ve sermaye birikim oranı üzerindeki etkileri tahmin edilmektedir. Bu kapsamda talep rejimi analizleri ekonominin toplam talep rejimlerini kâr ve ücret çekişli olarak tanımlarken verimlililik rejimi analizleri ekonominin talep rejimini ücret, kâr ve ara talep rejimi olarak tanımlamaktadır. Talep ve verimlilik yaklaşımı çerçevesinde iki ayrı modelle tahmin edilen çalışmamız ARDL (Otoregresif Dağıtılmış Gecikme Modeli) ve A-ARDL(Genişletilmiş Otoregresif Dağıtılmış Gecikme Modeli) yöntemiyle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için (Türkiye, Brezilya, Güney Afrika, Kolombiya, Yunanistan, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere ve Amerika) talep rejimlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Buna ek olarak talep ve verimlilik yaklaşımına göre her bir ülke için elde edilen talep rejimlerinin karşılaştırılması gerekçeli olarak sunulmaktadır. Analiz sonuçlarına göre Türkiye, Yunanistan, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere ve Amerika ülkelerinin ücret çekişli talep rejimine sahip olduğu ortak bulgu olarak elde edilmiştir. Bunun yanında talep rejimi yaklaşımında Güney Afrika ve Kolombiya'nın talep rejimleri kâr çekişli elde edilirken, verimlilik rejimi yaklaşımında ara talep rejiminde olduğu elde edilmiştir. Brezilya'nın ise talep rejimi yaklaşımında ücret çekişli, verimlilik rejimi yaklaşımında ise ara talep rejiminde olduğu sonucu elde edilmiştir. Bu tez talep ve verimlilik rejimleri adı altında iki ayrı modelle seçilmiş ülkeler için toplam talep rejimlerini karşılaştıran ilk ampirik çalışma olarak literatüre katkıda bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Neo-Kaleckiyen Modeller, Gelir dağılımı, Talep Rejimleri, Verimlilik.
Türkiye'de enflasyonun belirleyicileri; NARDL sınaması
Makroekonomik sorunların en başında enflasyon yer almaktadır. Tüm dünyada son yıllarda artış trendine giren enflasyon, global bir sorun haline gelmiştir. Bu nedenle enflasyonun kaynağında yer alan faktörlerin tespiti, mücadele politikaları üretmede önemlidir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de 2004M01-2021M10 dönemi için enflasyonu etkileyen unsurların analizini gerçekleştirmektir. Bu çerçevede petrol fiyatları, döviz kuru, faiz oranı ve kredi hacminin enflasyon üzerindeki etkisi Doğrusal Olmayan Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif (NARDL) yöntemi ile sınanmıştır. Analiz sonuçlarına göre kısa dönemde döviz kurundaki azalışlar enflasyonu arttırırken kredi hacmindeki düşüşler enflasyonu azaltmaktadır. Bulgular kısa dönemde talep enflasyonunu göstermiştir. Uzun dönemde ise petrol fiyatları, döviz kuru ve faiz oranındaki artışlar enflasyonu artırırken, sadece faiz oranındaki düşüşler enflasyonu düşürmektedir. Bu sonuçlar uzun dönemde yaşanan enflasyonun maliyet itişli oluştuğunu ortaya koymaktadır. Çalışma kısa ve uzun vadede uygulanabilecek enflasyon ile mücadele politikaların etkinliğini arttırabilecek bulguları sunmaktadır.
Arap Baharı'nın bazı MENA ülkelerindeki işsizlik oranı üzerine etkisi
MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) Bölgesi'ndeki genç işsizlik dünyada tüm bölgeleri de içine alan en yüksek işsizlik oranına sahiptir. Arap Baharı, işsizlikle ilgili şikayetler ve mevcut rejimlerden duyulan memnuniyetsizlikten kaynaklanan bir gençlik isyanı olarak tanımlanırken, halkın beklediğinin aksine MENA Bölgesi, Arap Baharı'nın ardından işgücü piyasasının olumsuz şekilde etkilenmesine tanıklık etmiştir. Bu makale kuşkusuz Arap Baharı'nın ardından, kitlesel protesto dizisinin ve krizin en çok yaşandığı bölge ülkelerinden olan Mısır, Yemen, Tunus ve Libya'daki genç işsizliğin ve toplam işsizliğin makroekonomik belirleyicilerini ve Arap Baharı'ndan ne ölçüde etkilendiğini incelemektedir. Çalışmanın birincil amacı, işsizliğin Arap Baharı Krizi'nden ne ölçüde etkilendiğini araştırmaktır. İkincil olarak ise makroekonomik belirleyiciler olan kişi başına düşen milli gelir, enflasyon, ortalama eğitim yılı, DYY (doğrudan yabancı yatırım), nüfus, net ihracat gibi değişkenlerle beraber dünya yönetişim göstergelerinin ve 2008 küresel mali krizin genç işsizlik ve toplam işsizlik oranları üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaçla çalışmada ele alınan ülkelerin 2000-2019 yılları arasındaki mevcut verilerinin panel niteliğinden faydalanılmıştır. Çalışmanın temel sonucu, Arap Baharı Krizi'nin işgücü piyasaları üzerinde olumsuz bir etkisinin olması ve genç işsizlere kıyasla genel çalışan nüfus üzerindeki etkisinin daha büyük olarak tespit edilmesidir. Arap Baharı değişkeni toplam işsizlik oranı için istatistiksel olarak anlamlı sonuçlanırken genç işsizlik oranının belirlenmesinde anlamlı bulunmamıştır. İşsizliğin ana açıklayıcı değişkenlerinden olan kişi başına düşen milli gelir ile küresel mali kriz değişkeni ele alınan ülkelerin genç ve toplam işsizlik oranlarının belirlenmesinde önemli bir rol oynamamıştır. Bununla birlikte, DYY ve enflasyon değişkeni sadece toplam işsizlik oranı için istatistiksel olarak anlamlı tespit edilirken, nüfus ve ortalama eğitim yılı değişkenlerinin etkisi her iki tablo için de anlamlı bulunmuştur. Yönetişim göstergelerinden yolsuzluk kontrolü, hukukun üstünlüğü, siyasi istikrar ve şiddetsizlik değişkenleri her iki tablo için istatistiksel olarak anlamlı sonuçlanmakla birlikte diğer göstergelerin sonuçları her iki tablo için farklılık göstermiştir. Özet olarak, ele alınan ülkelerin işsizlik oranları üzerinde yönetişim göstergelerinin de etkin faktörler olduğu istatistiksel olarak tespit edilmiştir.
Post-Keynesyen teori çerçevesinde devletin nihai işveren olma rolü: Türkiye örneği
Bu çalışmada Modern Para Teorisi ve Devletin Nihai İşveren Olma Rolü tartışılmaktadır. Bu noktadan hareketle dünyada çeşitli ülkelerin uygulamakta olduğu kamu istihdamı örnekleri detaylı olarak anlatılmıştır. İstikrarsızlığın ve işsizliğin bir norm olduğu günümüz ekonomileri için devletin işsizliği hedef alan politikalar üretmesi ve çalışmak isteyip iş bulamayan kimseler iş yaratması artık zorunlu bir hal almıştır. Devletin Nihai İşveren Olması önerisini sunanlara göre kapitalist ekonomilerde işsizliğin azaltılmasına yardımcı olacak aynı zamanda işsizlikle beraber ortaya çıkan sosyal sorunları da kapsayacaktır. Bu bağlamda bu tez çalışmasında Türkiye'de Devletin Nihai İşveren olarak istihdam sağlaması durumunda farklı senaryolara göre simülasyonlar kurulmuştur. Simülasyonlarda dört farklı senaryo ele alınmış ve 2014 yılı için Sosyal Hesaplar Matrisi (SHM) yöntemi ile analiz yapılmıştır. Dört farklı senaryo içerisinde gelir gruplarına göre, cinsiyete göre ve yaşa göre bir ayrım yapılmıştır. En düşük gelir düzeyinde hanehalkları, genç işsizler ve kadın işsizler hedef alınmıştır. Senaryo analizleri sonucunda kamu yönetimi sektöründe yaratılan şoka göre talepte ve hanehalklarının gelirlerindeki değişim gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İstihdam, Aktif İstihdam Politikaları, Devletin Nihai İşveren Rolü, Sosyal Hesaplar Matrisi
Antalya bölgesinde otel oda fiyatlarını etkileyen faktörler: Hedonik yaklaşım
Türkiye'de turizmden istenen gelirin sağlanamaması turizme yönelik çalışmaları da beraberinde getirmiştir. Turizm denilince akla deniz kum güneş gelmektedir. Dolayısıyla turizm sektörünün ana faaliyet alanı konaklama işletmeleridir. Müşteriler konaklama işletmelerinden en çok faydayı sağlamak isterken otel yöneticileri ise en çok karı elde etmek istemektedir. Bu belirleyiciliği sağlayan en önemli şey fiyattır. Bu çalışma ile Türkiye'nin turizm şehirlerinden biri olan Antalya'daki konaklama işletmelerinin özelliklerinin otel oda fiyatlarına etkisi hedonik fiyat modeli ile incelenmektedir. Hedonik fiyatlandırma modeli heterojen malların fiyatlarının belirlenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Konaklama işletmeleri birçok özelliği barındıran heterojen bir ürün olduğundan dolayı hedonik fiyat modeli tercih edilmiştir. Türkiye'de otel oda fiyatlarına ilişkin bilimsel çalışma az sayıda olduğu için bu konuya ağırlık verilmiştir. Çalışmada örneklem 230 adet 5 yıldızlı otel ve tatil köylerinden oluşmaktadır. Veriler Antalya ve çevre mevkilerden toplanmıştır. (Alanya, Belek, Manavgat, Side, Kemer). Bu veriler internet aracılığı ile otellerin web sitelerinden elde edilmiştir. Bu çalışma ile Antalya Bölgesinde bulunan otellerin oda fiyatlarını etkileyen değişkenler hedonik fiyat modeli ile tahmin edilmiştir. Anlamlı değişkenler adımsal regresyon ile analiz edilmiştir. Adımsal regresyon sonuçlarına göre oda büyüklüğü, ücretsiz otopark, denize sıfır olması, sertifika sayısı ve oda sayısının fiyatları pozitif etkilediği analiz edilmiştir. Belek'teki otellerin Alanya'daki otellere göre daha pahalı olduğu saptanmıştır. Ayrıca havuz barının otel oda fiyatlarına etkisi negatif elde edilmiştir.
Türkiye'de bankaların kârlılığını etkileyen faktörlerin panel veri analiziyle incelenmesi
Türkiye'de bankalar finans sektörü içinde aktif büyüklük açısından en büyük paya sahip olan kuruluşlardır ve sektörün ana aktörleridir. Hem finansal piyasaların hem de genel olarak ekonominin etkin işlemesi için bankaların sağlam ve kârlı bir yapıda olması gerekmektedir. Bu yüzden bankaların kârlılıklarını etkileyen faktörlerin neler olduğunun saptanması çok yönlü neticeleri itibariyle önemini arttırmaktadır. Bu çalışmada 2002-2016 yılları içerisinde Türk bankacılık sektöründe faal olan 15 mevduat bankasının kârlılığının belirleyicileri aktif kârlılığı, öz kaynak kârlılığı ve net faiz marjı değişkenleri kullanılarak panel veri analizi yöntemi ile incelenmiştir. Analiz sonucunda aktif kârlılığının temel belirleyicileri büyüklük, öz kaynak, diğer faaliyet giderleri ve yoğunlaşma değişkenleri, öz kaynak kârlılığının temel belirleyicileri büyüklük ve likidite değişkenleri, net faiz marjının temel belirleyicileri ise öz kaynak, faiz dışı gelir, diğer faaliyet giderleri, enflasyon, büyüme ve reel faiz olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Banka Kârlılığı, Türk Bankacılık Sektörü, Panel Veri Analizi, Mevduat Bankaları