Prof. Dr. Semra Karacaer danışmanlığındaki tezler

13 tez · Hacettepe University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİlerin) finansmanında kitle fonlaması modeli: Türk KOBİlerine yönelik bir öneri

Bu çalışmada Küçük ve Orta Boy İşletmelere (KOBİ) sağlanan devlet destekleri ve karşılaştıkları zorluklar incelenmiş ve KOBİ'lere sağlanan desteklerin finansmana ulaşım anlamında yetersiz olduğu kanaatine varılmıştır. Günümüzde uluslararası ticaretin arttığı göz önüne alındığında, KOBİ'ler gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olan ülkeler için de önem arz etmektedir. KOBİ'lerin ekonomideki yeri ülkemiz açısından da önemlidir. Gelişmenin, ulusal kalkınmanın istikrarlı olarak sürdürülmesi ile KOBİ'lerin kalkınması ve gelişmesi doğru orantılıdır. Ancak KOBİ'ler faaliyetlerini gerçekleştirirken, diğer ülkelerdeki gibi bazı sorunlarla karşılaşabilmektedir. Özellikle finansal araçlardan istenen düzeyde yararlanılamaması, altyapı eksiklikleri, finansal yönetimdeki yetersizlik en önemli sorunlar arasında gösterilebilmektedir. KOBİ'lerin yaşadıkları sorunların azaltılabilmesi amacıyla sunulan bazı devlet destekleri bulunmaktadır. Çalışmada KOBİ'lerin finansman kaynakları ve devlet destekleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın sonucunda KOBİ'lerin gelişmesi ve ülke ekonomisine katkı sağlaması bakımından KOBİ'lerin finansmana ulaşabilmesi için devlet desteklerinin arttırılmasının gerekli olduğu belirlenmiştir. Bu amaçla ülkemiz için yeni bir finansman kaynağı olan kitlesel fonlama alanında da destek verilmesinin uygun olacağı düşünülmüştür ve ülkemizin güzide kurumlarından birisi olan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) için kitlesel fonlama alanında bir destek modeli önerisi sunulmuştur.

Devlet desteğiFinansmanKOBİ+1
Yunus Emre Danışman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yatırım ve kalkınma bankalarında risk odaklı iç denetime yönelik uygulama önerisi

Risk kavramı her ne kadar farklı anlamlarda tanımlanabiliyor olsa da finans dünyasında özellikle bankalar için, gerçekleşen sonuçların beklenenden farklılaşması nedeniyle zarara uğrama ihtimali durumunu ifade etmektedir. Geleneksel anlamda zarar ve tehlike kelimeleri ile birlikte anılan risk kavramı modern çağda; fırsat ve alternatif gelir üretme ihtimalleri ile birlikte kullanılmaya başlanılmıştır. Bankacılık sisteminin kuruluş maksadı başlangıçta fon arz ve talep edenleri bir araya getirmek iken, artan ürün ve hizmet yelpazesi ile artık istisnasız her birey için hayatın değişmez bir parçası olmuştur. Nitekim yerine getirmiş olduğu faaliyetler bakımından da kuşkusuz modern ekonomiler için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Mikro ve makro bazda birçok riskin bulunduğu ortamda faaliyetlerine devam etmesi nedeniyle hane halkı, sektör ve ülke ekonomisi için bankacılıkta risk yönetiminin önemi büyüktür. Risk yönetimi bankaların risk iştahına uygun pozisyon almaları yanında, yapılan denetimleri de içeren geniş kapsamlı bir kavramdır. Sektörün, faaliyetlerine sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için bankaların faaliyetlerini denetleyen iç denetim mekanizmalarının da işlemlerini bu kapsamda yerine getirmesi gerekmektedir. Türkiye'de bankalar kuruluş amaçlarına göre mevduat, katılım, yatırım ve kalkınma bankaları şeklinde üçlü ayrıma tabi tutulabilir. Literatürde sınırlı da olsa mevduat ve katılım bankalarında risk odaklı iç denetime yönelik yapılmış çalışmalar mevcut iken yatırım ve kalkınma bankaları için risk odaklı iç denetime yönelik herhangi bir çalışma ile karşılaşılmamıştır. Belirtilen durum yapmış olduğumuz çalışmada temel motivasyon kaynağımız olmuştur. Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren örnek bir yatırım ve kalkınma bankası senaryosu üzerinden risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve buna uygun risk matrisinin oluşturulmasına yönelik pratik uygulamada bulunulacaktır. Risk odaklı iç denetim yapmanın sağlayacağı faydalar üzerinde durularak çalışmamızın ileride yapılacak bu ve benzeri çalışmalara ışık tutması hedeflenmektedir.

BankalarDenetimKalkınma+4
Mehmet Taşar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevre muhasebesi ve bir uygulama

Günümüzde hızla artan nüfus ve sanayileşme ile birlikte doğal kaynaklar düşünülmeden kullanılmaktadır. Özellikle sanayi devrimi ve teknolojinin hızla ilerlemesi insanoğlunun doğayı tüketim hızını daha da artırmaktadır. Doğal kaynakların bu kadar hızlı ve bilinçsizce kullanımı dünya ve çevre için büyük tehdit oluşturmaktadır. Sayıları sürekli artan işletmelerin çevresel faktörler üzerindeki payları oldukça fazladır. Çalışmanın amacı; üretim işletmesi olarak faaliyetlerini devam ettiren bir savunma sanayi firmasının genel yönetim müdür yardımcılığına bağlı birimlerindeki çalışanların çevreye ve çevre muhasebesine yönelik algılarını incelemektir. Bu amaçtan hareketle, çalışmada çevre algısı ve çevre muhasebesi algısı değişkenleri arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Araştırmayı gerçekleştirmek için veriler, anket yöntemi kullanılarak, bir savunma sanayi şirketinin genel yönetim müdür yardımcılığı bünyesinde çalışmakta olan kişiler tarafından elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan ölçeklerin, çevre algısı ve çevre muhasebesi algısının alt boyutlarını tespit etmek amacıyla SPSS programı kullanılarak açıklayıcı faktör analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, çevre algısının tek boyutla, çevre muhasebesinin ise sistem, fayda ve biçim olmak üzere üç alt boyutla ölçülebileceği bulunmuştur. Buna ilaveten, belirlenen alt boyutlar arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için korelasyon analizi yapılarak bu kavramlar arasında pozitif yönlü ilişkilerin olduğu anlaşılmıştır. Daha sonra ise bulunan her bir alt boyutun gücünü ölçmek için regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma yapılan şirketteki çevre algısı ve çevre muhasebesi algısının alt boyutlarının değişen yüzdesel değerler ile birlikte birbirlerini açıklayabileceği tespit edilmiştir. Bu çalışmanın ulaşılabilen kaynaklar değerlendirildiğinde, çevre ve çevre muhasebesi algısının Türkiye'deki bir savunma sanayi şirketi kapsamında inceleyen ilk çalışma olduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler Çevre Muhasebesi, İşletmelerin Çevre Algısı, Çevresel Raporlama, Sosyal Sorumluluk, Çevresel Maliyetler, Faktör analizi

Faktör analiziMuhasebeMuhasebe uygulamaları+3
Neslihan Taşkın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bankacılık sektöründe kredi riski ve kredi türevleri: Ampirik bir uygulama

Bankalar hem taraf oldukları işlemler hem de sahip oldukları varlıklardan kaynaklı olarak kredi riskine maruz kalmaktadır. Kredi riski, fon aktarım sürecinde kredilendirme işlemlerinden kaynaklandığı gibi bankaların portföyünde yer alan varlıkların temerrüt veya değer düşüklüğü ihtimalinden dolayı da ortaya çıkmaktadır. Kredi riski, bir taraftan varlıkların değerinin azalmasına yol açarken diğer taraftan ilave sermaye gereksinimi doğurmakta ve yeni kredilendirme işlemlerinin kısıtlanmasına yol açmaktadır. Kredi riskinin etkin bir biçimde yönetimi ve azaltımı, bankaların varlıklarının kalitesi ve sermaye gereksinimlerinin ayarlanması bakımından oldukça önemlidir. Kredi riskinin azaltımına ilişkin yaygın bir biçimde kullanılan kredi türevleri ise; Kredi Temerrüt Swapları (CDS), Toplam Getiri Swapları (TRS), Krediye Bağlı Tahvil (CLN), Kredi Spread Opsiyonu (CSO), Teminatlı Borç Yükümlülükleri (CDO) şeklindedir. Bu çalışmada kredi işlemlerinin tanımlanması ve sahip oldukları özelliklere göre çeşitli sınıflara tabi tutulması, kredi riski kavramının tanımı, kredi riskinin unsurları, kredi riskinin ölçümü yaklaşımları, kredi riskinin ölçümüne ilişkin değişkenler, kredi portföyü risk ölçüm modelleri, kredi riskinin yönetimi ve Basel uzlaşılarında kredi riski yaklaşımı, Türk bankacılık sektöründe kredi riskinin büyüklüğü, kredi türevinin tanımı, kredi türevi türleri ve bankaların taraf olduğu kredi türevi işlemleri örnekleri konularına yer verilmiş olup çalışmanın üçüncü kısmında Norden ve Wagner (2008) tarafından ABD'de gerçekleştirilen çalışmada yer alan CDS primleri ile kredi faizleri ve diğer makroekonomik değişkenler arasındaki ekonometrik ilişki; Türkiye'ye ait göstergeler üzerinden test edilmiş, ekonometrik modelde Türkiye'nin 5 yıllık CDS primleri ile Türkiye'nin önemli faiz göstergeleri olan Türkiye'deki bankalar tarafından açılan TL ticari kredilerin faizleri, TR 2 yıllık devlet tahvilleri ve TL/USD 5 yıllık swap faizleri arasındaki ekonometrik ilişki analiz edilmiştir.Çalışmada kullanılan veriler, 2006 Haziran-2019 Şubat dönemlerine ait aylık veriler olup söz konusu veriler sırasıyla durağanlık (birim kök), eşbütünleşme, vektör hata düzeltme (VECM) ve Granger Nedensellik; ekonometrik model ve testlerine tabi tutulmuştur. Gerçekleştirilen testlerin ve modelin çıktılarına göre değişkenler arası eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiş, daha sonra VECM'e dayalı nedensellik ilişkisi ortaya konulmuştur.

Ampirik yöntemlerBankacılık sektörüFaiz oranları+5
Serdar Özgür
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de jeotermal enerji santrallerinin ekonomi açısından fırsat maliyetlerinin incelenmesi

Türkiye hızlı bir büyüme eğiliminde olan ekonomik pozisyonu için her türlü kaynağa ihtiyaç duymaktadır. İç tasarrufların kısıtlı olması nedeniyle dış kaynağa bağımlı olan ülkemizin cari işlemler dengesindeki açığın sürdürülebilirliği konusunda kamu kesimince çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Fosil enerji rezervlerine yakın oluşu bir avantaj olarak görülse de söz konusu bölgelerde yaşanan jeopolitik riskler sebebiyle enerji temini ülkemiz için en zorlu hususların başında gelmektedir. Bu çalışmanın giriş kısmında enerjinin üretimi, üretim için yapılan yatırımlar sonucunda ortaya çıkan kurulu kapasite, Dünya'da ve ülkemizde elektrik üretiminin görünümü konuları ele alınmıştır. Yenilenebilir ve yenilenemeyen kaynaklara ilişkin bilgiler verilmiş olup, ülkemizin geleceğe yönelik enerji politikaları ele alınmıştır. Enerji arzının Türkiye ekonomisi açısından önemi, cari açıkla mücadele ve enerji politikaları arasındaki ilişki araştırılmış, enerji ithalatının ekonomik denge üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur. Ülkemiz yenilenebilir enerji politikaları çerçevesinde yatırımlara sağlanan destekler ele alınmış olup, enerji yatırımları genel itibariyle incelenmiştir. Bu çalışmanın araştırma konusu olan Türkiye'de yapılan/yapılacak yenilenebilir enerji santralleri ve ülkemizin diğer ülkeler ile karşılaştırmalı durumu incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde, ülkemizde hızla artan yenilenebilir enerji yatırımlarının ekonomi üzerindeki etkisi incelenmiş, enerji üretimi ile cari açığı düşürücü etkisinin enerji üretiminde kullanılan aksamın ithalatı ve yerli üretimi üzerinde durulmuştur. Tezin bulgular kısmında Türkiye'nin jeotermal enerji yatırımları için gerçekleştirdiği harcamalar ve olası senaryolar neticesinde ortaya çıkan duruma yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise elde edilen bulgular doğrultusunda gelecek dönemlerde uygulanacak politikalar için öneriler geliştirilmiştir.

Ekonomik değerlendirmeEkonomik etkiEnerji+5
Mehmet Eray Arslantaş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makroekonomik ve bankaya özgü faktörlerin ticari bankalarda kredi riski üzerindeki etkisi - Türkiye örneği

Bankacılık sistemi, bir ülkenin finansal sisteminde çok önemli görevler üstlenmekle birlikte finansal istikrarı da etkileyebilmektedir. Sektördeki bankaların birbirine ve büyük bankaların da tüm ekonomiye bağlı olduğu küreselleşmiş bir dünyada, riskler bireysel bankaları, ulusal ve uluslararası finansal sistemleri tehdit etmektedir. Değişen ekonomik ortamın ve bankaların kendilerine has özelliklerinin, bankaların risklerini ve faaliyet sonuçlarını etkilediği düşünülmektedir. Kredi riski veya kredi temerrüt riski bankaların en çok maruz kaldığı risklerden biri olmakla beraber birçok araştırmacı kredi riskinin banka krizlerini tetiklediğini savunmaktadır. Kredi riskinin belirleyicilerini tespit etmek, risk yönetimi üzerinde daha iyi sonuçlar elde etmeye ve riskleri en aza indirgemeye yardımcı olmaktadır. Kredi riskini etkileyebilecek faktörler makroekonomik ve bankaya özgü faktörler olarak sınıflandırılmaktadır. Çalışmanın amacı, makroekonomik ve mikroekonomik faktörler (bankaya özgü faktörler) ile Türkiye'deki ticari bankaların kredi riski arasındaki istatistiksel ilişkiyi tespit etmektir. Çalışmada, 2007-2018 yılları arasındaki aylık veriler kullanılarak 6 makroekonomik ve 5 bankaya özgü faktör olmak üzere, toplam 11 bağımsız değişkenin kredi riski üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada sunulan ampirik sonuçlar, Türkiye'deki ticari bankalarda kredi riskini etkileyen faktörleri ve bu faktörlerin kredi riskini nasıl etkilediğini açıklamaktadır. Ekonomik büyüme göstergesi olarak kullanılan Sanayi Üretim Endeksi dışında diğer faktörlerin takipteki alacak oranı üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Reel faiz oranı, işsizlik oranı, banka kârlılığı, verimsizlik ve kaldıraç oranı değişkenlerinin kredi riski üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu tespit edilmişken, döviz kuru, enflasyon oranı, M2 para arzı, banka büyüklüğü ve sermaye yeterlilik oranının da kredi riski üzerinde negatif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kredi riski, Bankacılık sektörü, Makroekonomik faktörler, Bankaya özgü faktörler, Zaman serisi analizi

Bankacılık sistemiBankalarKredi riski+6
Nigar Hacıyeva
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Finansal tablolardan teşvik edilmesi gereken alt sektörlerin belirlenmesi: Makine sektörü çalışması

Gümrük duvarlarının aşağı çekilmesi ve finansal serbestlik sonrasında uluslararası seviyede rekabet artmıştır. Gelişmiş ülkeler rekabet yarışındaki liderliğini bırakmamak için bilgiye dayalı sanayileri ön planda tutarak, daha yüksek katma değerli ürünler üretmekte ve böylelikle rekabetçi avantajlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Türkiye ise imalat sanayinin ürettiği ürünlerin teknolojik seviyesinde ciddi bir sıçrama yapamamıştır. Bu durum imalat sanayinin oluşturduğu katma değerde ve üretimde, meydana getirdiği istihdamda ve dış ticaret rakamlarında net bir şekilde görülmektedir. Ülkeler ürettikleri ürünlerde katma değeri, üretimi, istihdamı ve ihracatı artırmak gibi amaçlarla imalat sanayilerini yönlendirmektedir. Türkiye'de benzer şekilde çeşitli zamanlarda uygulamaya aldığı teşvik paketleriyle imalat sanayini çeşitli amaçlar doğrultusunda vergi ve vergi dışı unsurlarla desteklemektedir. Çalışmada bir çok sektörle bağlantısı bulunan ve orta-yüksek teknolojili ürünler arasında önemli bir yere sahip olan makine ve ekipmanları sektörü üzerinde durulmuştur. Makine ve ekipman imalatı sektöründe bulunan 13.278 firmanın verileri incelenmiştir. Finansal tablolardan yola çıkılarak makine ve ekipmanları imalatı alt sektöründe katma değer, üretim, istihdam ve ihracat açısından teşvik edilmesi için öne çıkan alt sektörler saptanmıştır. Finansal analizlerde üretim, katma değer ve yatırımların hesaplanması için farklı yaklaşımlar geliştirilmiştir. Özellikle teşvik edilecek sektörleri finansal tablolardan yola çıkılarak katma değer ve üretim rakamlarının yeni yaklaşımlar ile hesaplanması, çıkan sonuçların teşvik kapsamındaki yatırımlar ile ilişkilendirilmesi bu tezin yenilikçi bir yönüdür. Ayrıca, çalışmada makine ve ekipmanları imalatı sektöründe faaliyet gösteren 13.278 firmaya yer vererek ilk defa bu kapsamda bir araştırma yapılmıştır.

Finansal tablolarMakine endüstrisiMakine üretim endüstrisi+3
Yılmaz Şahin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Finansal bilgi manipülasyonu: BIST Sınai Endeksi (XUSIN) uygulaması

Bu çalışmanın amacı, Borsa İstanbul Sınai Endeksi'nde yer alan firmaların 2013 ile 2016 yılları arasında yayınlamış oldukları finansal raporlarda yer alan bilgileri kullanarak, finansal bilgi manipülasyonu uygulamaları yapıp yapmadıklarını belirleyebilmektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için finansal bilgi manipülasyonu tespit modelleri arasında yer alan M-Skoru Modeli kullanılmış olmakla beraber modelde yer alan değişkenlerde bazı değişiklikler yapılmıştır. Finansal bilgi manipülasyonu yapan ve yapmayan firma ayrımı için Sermaye Piyasası Kurulu'nun 01.01.2013 ile 30.06.2017 tarihleri arasında yayınlanmış olan Sermaye Piyasası Kurulu Haftalık Bültenleri ve Kamuyu Aydınlatma Platformu internet adresinde yine aynı tarih aralığında yer alan firma bildirimlerine bakılmıştır. Yapılan analiz sonucu manipülatör firmalar ile kontrol firmaları açısından her bir bağımsız değişkenin dağılım özellikleri bakımından farklılaştığı görülmekle beraber; modelde yer alan sekiz bağımsız değişkenden beş tanesinin (ticari alacaklar endeksi, brüt kâr marjı endeksi, amortisman endeksi, pazarlama, satış ve dağıtım ile genel yönetim giderleri endeksi ve sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kârının hasılata oranı) %95 güven aralığında istatistiki açıdan anlamlı sonuçlar verdiği görülmektedir. Son olarak, 2014, 2015 ve 2016 yılları dikkate alındığı zaman modelin; manipülatör firma tahmininde %84, kontrol firması tahmininde ise %53 oranında başarılı sonuçlar verdiği tespit edilmiştir.

BorsaBorsa endeksiBorsa İstanbul+3
Hayrettin Uzunoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Makroekonomik faktörlerin sermaye yapısı üzerindeki etkisi: Sektörel bir inceleme

Sermaye yapısı, sermaye maliyeti, bütçelemesi ve firmaların piyasa değeri üzerinde etkili olduğundan, finans literatürü açısından önemli bir kavramdır. Bu nedenle firma sahip veya sahipleri servetlerini üst düzeye çıkaracak optimal sermaye yapısını belirlemek isterler. Firmaların sermaye yapısı kararlarını firma ve ülke düzeyindeki faktörler etkilemektedir. Firmaların faaliyetleri sonucu elde ettiği ve firma tarafından kontrol edilebilen değişkenler firma düzeyindeki faktörler olarak ifade edilebilir. Firma tarafından kontrol edilemeyen mevcut ekonomik duruma göre belirlenen enflasyon, döviz kuru, faiz oranı, gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) büyüme oranı gibi makroekonomik faktörler ise sermaye yapısını etkileyen ülke düzeyindeki faktörlerdir. Bu çalışmada temel makroekonomik faktörlerin sermaye yapısına etkileri araştırılmak istenildiğinden, 2011-2020 yıllarına ilişkin enflasyon, faiz, GSYH büyüme oranı ve döviz kuru ile sektörlerin finansal kaldıraç oranı kullanılarak basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analizde kullanılan bağımlı değişken finansal kaldıraç (borç/varlık) oranıdır. Bağımsız değişkenler ise enflasyon, faiz, GSYH büyüme oranı ve döviz kurudur. Yapılan regresyon analizi sonucunda; GSYH büyüme oranı ile döviz kurunun genel olarak sektörlerin sermaye yapısı üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi bulunmaktadır. Faiz oranı ile enflasyon oranının ise belirli sektörler açısından pozitif yönde anlamlı etkisi olduğu görülmüştür. Bulunan sonuçlar dengeleme teorisi ile paralellik göstermektedir.

Finansal kaldıraçlarKaldıraç oranlarıMakroekonomik etki+4
Canan Durum Ergel
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yasal mevzuat ve uluslararası muhasebe standartlarına göre enflasyon muhasebesi ve bir uygulama

Enflasyon muhasebesi düzeltmesi enflasyonun yüksek olmadığı dönemlerde ve ekonomilerde gündeme gelen bir uygulama değildir. Türkiye'de özellikle 2021 yılının son çeyreğinden itibaren yüksek enflasyon oranlarının ortaya çıkması ile birlikte enflasyon muhasebesinin uygulanıp uygulanmayacağı en çok araştırılan konular arasında olmuştur. Vergi mevzuatı açısından enflasyon muhasebesinin uygulanabilmesinin temel şartı Yurt içi Fiyat Endeksinin (Yİ-ÜFE) son üç yılda %100'ü; son yıl içinse %10'u aşmasıdır. 2021 yılının aralık ayı itibariyle vergi mevzuatına göre enflasyon muhasebesinin şartları sağlanmış olsa da Vergi Usul Kanunu'nun Geçici 33'üncü maddesi ile uygulama 31.12.2023'e ertelenmiştir. Uluslararası muhasebe standartlarını yayımlama yetkisini elinde bulunduran Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu ise 23 Kasım 2023 tarihinde yayımladığı duyuru ile 31.12.2023 tarihli veya sonrasında sona eren finansal tablolarda, TMS/TFRS'lerde yer alan muhasebe ilkelerine uygun enflasyon düzeltmesinin yapılacağını açıklamıştır. Bu iki mevzuata göre uygulanacak enflasyon muhasebesi uygulamaları birbirine benzemekte ancak büyük farklılıklar barındırmaktadır. Bu farklılıklara en büyük örnekler kullanılacak endekslerin farklılığı, uygulanacak finansal tabloların farklılığı ve uygulama kapsamının dönemleri verilebilir. Çalışmada bu farklılıklar ve etkileri hem teorik anlamda ifade edilmiş hem de uygulama üzerinde somut bir şekilde gösterilmiştir.

Enflasyon muhasebesi
Mehmet Emin Kurtuluş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağımsız denetim standardı 701: BİST-100 şirketleri üzerindeki etkilerinin içerik analizi ile incelenmesi

Şirketler, yerel ve küresel pazarlarda ekonomik dalgalanmalara ve bu dalgalanmaların olumsuz etkilerine karşı dirençli olmak zorundadır. Bu durum onları sistematik tedbirler geliştirmeye itmiştir. Bu bağlamda, finansal sorunların önüne geçebilmek için denetim süreçlerinde bazı yenilikler yapılmıştır. Bu yenilikler, bağımsız denetim raporlarını etkileyerek şirketlerin gerçekleştirdiği işlemler hakkında yatırımcılara ve diğer ilgili taraflara net, anlaşılır ve ihtiyaçlarına uygun bilgiler sağlanmasını zorunlu kılmıştır. Türkiye'de yürürlüğe giren Bağımsız Denetim Standardı (BDS) 701 Kilit Denetim Konuları (KDK) standardı ile bağımsız denetçiler özgün ve sade şekilde raporlarında bu konuları bildirme sorumluluğu altına girmişlerdir. Mevcut araştırma, Borsa İstanbul 100 (BİST-100) endeksine dahil olan şirketlerin denetim raporlarını mercek altına almakta ve raporlarda belirtilen Kilit Denetim Konularının özgünlüğünü içerik analizi metoduyla sistematik bir şekilde değerlendirmektedir. İlk bölümde denetim konusuna değinilmiş olup daha sonraki bölümde bağımsız denetim ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölüm ise bağımsız denetim raporu ve Kilit Denetim Konusu hakkında detaylı bilgilendirme yapılmıştır ve daha sonra analiz kısmına geçilmiştir. İçerik analizi yapılırken dört farklı kategori belirlenmiştir. Bunlar; bağımsız denetimi yapan şirketler, belirlenen KDK'ların korelasyonu, yıllar arası geçiş ve ilgili şirketin bulunmuş olduğu sektördür. Sonuç olarak ise KDK'ların denetimi yapılan işletmeye özgü ve yalın olması konusunda yıllar arası geçişlerde benzerliklere rastlanılsa bile diğer kategorilerde özgün olduğu ortaya konulmuştur.

Bağımsız denetim
Hüseyin Furkan Güvendi
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Borsa İstanbul bilgi teknolojileri endeksinin makroekonomik göstergelere tepkisinin değerlendirilmesi: Türkiye ve Polonya üzerine karşılaştırmalı bir analiz

Bu çalışmada, son yıllarda önem kazanan ve sürdürülebilir büyümenin önemli faktörlerinden biri olarak görülen bilişim teknolojilerinin, borsaya kote şirketler temel alınarak Türkiye ve Polonya için karşılaştırmalı olarak ekonomilerine ilişkin açıklanan makroekonomik göstergeler karşısında gösterdikleri hareketlerin etkin piyasalar hipotezine göre yarı-güçlü formda piyasa etkinliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, 2014-2023 dönemi Borsa İstanbul Bilişim Endeksi ve Varşova Bilgi Teknolojileri Endeksi verileri ile Türkiye ve Polonya'ya ait ekonomik büyüme ve milli gelir, ödemeler dengesi ve dış ticaret verileri ile işsizlik verilerinin açıklama tarihleri olay çalışması için temel olarak incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre %1 anlamlılık seviyesinde ekonomik büyüme ve milli gelir rakamları, dış ticaret ve ödemeler dengesi verileri ile işsizlik rakamlarının açıklanmasına dair olaylara Türkiye ve Polonya bilişim endekslerini yarı güçlü formda etkin olarak benzer tepkiler göstermiştir. Ayrıca, işsizlik rakamlarının açıklanması bakımından tüm anlamlılık seviyelerinde Türkiye ve Polonya bilişim endekslerinin yarı güçlü formda etkin özellikler sergiledikleri ortaya koyulmuştur. Bu sonuçlara göre, Türkiye ve Polonya'nın yarı güçlü formda etkin piyasalara ve bilişim endekslerine sahip olması, her iki ülkenin hem borsalarına hem de bilişim sektörlerine yeni yerli ve yabancı yatırımcılar çekebilmelerine ve mevcut yatırımcıların benzer şekilde her iki ülkenin borsalarındaki ve bilişim sektörlerindeki yatırım miktarlarını arttırabilmelerine imkân verebilir.

PolonyaTürkiye
Sinem Tuba Taşdemir Saygı
Hacettepe University
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Borsa İstanbul turizm sektör endeksinin makroekonomik göstergelere tepkisinin değerlendirilmesi: Türkiye ve Ürdün üzerine karşılaştırılmalı bir analiz

Bu araştırmada, Türkiye ve Ürdün turizm sektörlerinin bu ülkelere ilişkin olarak kamuoyuna açıklanan makroekonomik göstergelere verdiği tepkilerin borsaları özelinde incelenmesi ve bu piyasaların yarı güçlü formda etkin olup olmadıklarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Etkin piyasalar hipotezine ve olay çalışması yöntemine dayanan araştırmaya, ekonomileri açısından turizm sektörü benzer şekilde önemli olan ve aralarında kıyaslama yapabilmenin rasyonel ve olası olduğu Ürdün ve Türkiye'ye dahil edilmiştir. Çalışmada turizm sektörü ile karşılıklı ilişkisi en anlamlı ve yoğun olan makroekonomik göstergeler olarak ekonomik büyüme, milli gelir, ödemeler dengesi ve dış ticaret verileri ele alınmıştır ve 2014-2023 yılları arası döneme odaklanmıştır. Araştırmada Ürdün ve Türkiye turizm sektöründe yer alan halka açık şirketleri içeren her iki ülke turizm sektör endekslerinin, 2014-2023 döneminde üçer aylık ekonomik büyüme ve milli gelir rakamları ile aylık ödemeler dengesi ve dış ticaret verilerine gösterdiği tepkiler bağlamında, %1, %5 ve %10 anlamlılık seviyesinin hepsinde yarı güçlü formda etkin olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu durumda, Ürdün ve Türkiye piyasalarının turizm sektörü kapsamında yarı güçlü formda etkinliğine sahip olması, mevcut ve yeni yatırımcıların bu ülke borsalarındaki ve turizm sektörlerindeki yatırımlarını arttırmasına yol açabilecektir ve Ürdün ve Türkiye'nin dünya turizminde daha iyi noktalara gelmesine imkan sağlayabilecektir.

Ahmet Yakup Erkılıç
Hacettepe University
2024
00

Diğer danışmanlar