Prof. Dr. Selim Özarslan danışmanlığındaki tezler

19 tez · Fırat University

Yüksek LisansAçık ErişimAR

Haydar b. Ahmed el-Mâverânî'nin, Et-teftazânî'ye ait 'Nesefî Akaidi' şerhine, Hayâlî'nın yazdığı haşiye üzerine kaleme aldığı Ta'lîkâtındaki ilahiyat ile ilgili görüşleri

Bu çalışma 'Muhakkik et-Teftazânî'nin İkinci Akaid Şerhi Üzerine Yazılmış Mevla el-Hayâlî'ye Nisbet Edilen Hâşiye' (el-Hâşiyetü'l-Mensûbetü ile'l-Mevlâ el-Hayâlî alâ Şerhi'l-'Akâidi'l-Allâmeti's-sânî el-Muhakkik et-Teftazânî) isimli yazma eserin tahkik kuralları ve metodolojisine uygun olarak yapılmış tahkikinden ibarettir. Kitap, İslam kelamı veya Teftazânî akidesi olarak da bilinen akaid alanında yazılmış bir eserdir. et-Teftazânî keskin bir algıya sahip büyük bir alimdir. Onun bu özelliğine kaleme aldığı eserlerin çokluğu, özellikle de tahkikini yaptığımız 'Nesefî Akaidi Şerhi' şahitlik etmektedir. Zira O, hasımlarını, özنellikle halku'l-Kur'ân ve Allah'ın cüz'îleri bilmesi meselelerinde akli ve nakli deliller ve kanıtlarla susturmayı başarmıştır. Hâşiyenin müellifi Hayâlî'ye gelince; O, çok değerli, ilmi ve akli kabiliyeti yüksek bir alim olarak çeşitli alanlarda birçok kitap yazmıştır. O'nun dehasını en iyi gösteren eseri ise çalışmamızın konusu olan haşiyesidir. Bu, bir haşiye olarak asıl metinden daha az önemli değildir. Metinde bulunmayan bazı nükteleri tamamlaması yönüyle de bu haşiyeye kayıtsız kalmak mümkün değildir. el-Haydarî'ye gelince; O Hayâlî'nin haşiyesi üzerine yapılmış ta'lîkatların müellifidir. O, metinde, şerhte ve hâşiyede zikri geçen meseleleri ayrıntılı bir şekilde açıklamıştır. Araştırmanın ilmi kapsamı çerçevesinde bu yazma eserin tahkiki ile ilgili aşamaları şu üç bölümle sınırlandırdım: Birincisi: Şârihin, haşiye yazarının ve ta'likatların müellifinin hayatının araştırılması. İkincisi: Yazma eser ve onun metodunun araştırılması. Üçüncüsü: Yazma eserin tahkiki ('Muhakkik et-Teftazânî'nin İkinci Akaid Şerhi Üzerine Yazılmış Mevla el-Hayâlî'ye Nisbet Edilen Hâşiye). İçerikle ilgili olarak bu yazma eserde değinilen ana konular şunlardır: Allah'ın kıdem sıfatının isbatı, bazı sıfatların bazılarının yerine konulması, Allah'ın kullarını hidayete erdirmesi, Hristiyanların çok tanrıcılık ile ilgili görüşlerinin çürütülmesi. Bunların yanı sıra mucize, her mevcudun varlık sebebi, Allah'ın görülmesi, hudûs meselesi, zamanın ezelîliği konusu, iki sıfatın mekan ve mesafe bakımından değil de genel varlık yönüyle ayrıştırılmasının caiz oluşu ve Allah'ın kendi dışındakilerden müstağni olup diğer varlıkların ona ihtiyaç duyması gibi meseleler de ele alınan diğer konulardır. Ayrıca Allah'ın her şeyin mebdei olması ve bütün varlıkların, sadece onun bildiği bir vakitte ondan yaratılmış olmasının ispatı, O'nun bütün varlıkların hakiki illeti ve sebebi olduğu, O'nun için yokluğun düşünülemez olması, ilahî sıfatlar ve Allah'ın bütün eksikliklerden münezzeh oluşu gibi konular da kitabın içeriğine ait hususlardır. Müellifin ele aldığı hususlardan biri de felsefeci ve kelamcıların, Allah'a çokluk ve kesreti çağrıştıran bazı sıfatlar izafe edilmesi ile ilgili olarak ortaya koydukları kelami görüşlerin ve şüphelerin çürütülmesidir. Yazar son olarak Allah'ın küllî ve cüz'îlerin bilgisine sahip olduğunu ifade etmektedir. Anahtar Kelimeler: el-Haydarî, Hayâlî hâşiyesi, et-Teftazânî, Nesefî Akaidi şerhi, Nesefî, el-Haydarî'nin görüşleri.

Hıshyar Taher Omar Omar
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ya'kûb bin Abdüllatîf'in kelamî görüşleri

Kelâm ilmi Hicri I. asrın sonlarında ortaya çıkmaya başlayarak günümüze kadar kesintisiz bir şekilde devam etmiştir. Kelam ilmi alanında yetişen ilim adamları her dönemde söz sahibi oldular. Her asırda onlarca kelam âlimi yetişti. Osmanlı devletinin zirveyi yaşadığı dönem olan XVI. asırda da bazı kelam âlimleri yetişmiştir. İşte bu dönemde kelam ve mezhepler tarihi alanında eser ortaya koyan Osmanlı âlimlerinden biri de Ya'kûb b. Abdüllatîf'tir. Bu eseri önemli kılan bir husus Kelâm ve İslam mezhepleri alanın da Osmanlı Türkçesi ile telif edilen ilk eser olma olasılığının yüksek olmasıdır. Bugün kütüphanelerimizin tozlu raflarından bulunan onlarca Osmanlıca Türkçesi yazma eser gün yüzüne çıkarılmayı beklemektedir. İşte henüz yeni gün yüzüne çıkarılan Ya'kûb b. Abdüllatîf'in "İslam Mezhepleri ve Kelamı" (İslam da Fırkalar) adlı yazma eseri de bunlardan biriydi. Ya'kûb b. Abdüllatîf'in kelami görüşlerini ele alacağımız bu çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Girişte amaç, yöntem ve kaynaklar hakkında bilgi verip Ya'kûb b. Abdüllatîf'in hayatı, eserleri ve yaşadığı dönemi inceleyeceğiz. Birinci, İkinci ve üçüncü bölümlerde ise Ya'kûb b. Abdüllatîf'in Allah'ın varlığı, birliği, fiilleri, ahiret ahvali, peygamberlikle alakalı meseleler ve imamet hususundaki teolojik görüşlerini ele alacağız.

AhiretAllah'ın varlığıKelam+6
Nihat Bozkuş
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Risâle fî Tahkîkı Ziyâdeti's-sıfât, Sıbğatullah Efendi el-haydarî

Bu çalışma, Sıbğatullah Efendi el-Haydarî'nin hayatı, yaşadığı dönem ve ona ait 'Risâle fî Tahkîki Ziyâdeti's-sıfât' (Sıfatların zaitliği meselesinin tahkiki risalesi) isimli yazma eserin inceleme ve tahkikini içermektedir. Bu çalışmada tümevarım ve analiz yöntemi tercih edilmiştir. Haydârî bu risaleyi dönemin Irak valisi Ahmed Paşa'nın talebi üzerine kaleme almıştır. Eser Teztazânî'nin 'Akâid' ve 'Makâsıd' isimli eserlerinde ele aldığı 'sıfatların zaitliği' meselesine yönelik fikirlerine itiraz edenlerin görüşlerine bir çeşit reddiyedir. Müellif eserinde önce itirazcıların görüşlerinden alıntılar yapmış sonra da bunları ilmi ve titiz bir üslupla reddetmiştir. Ardından Teztazânî'nin görüşlerinin doğruluğunu, Hayâlî ve Adudiddin el-'Îcî gibi kelam ilminin önemli alimlerinin görüşleriyle destekleyerek ortaya koymaya çalışmıştır. Ayrıca bu çalışmada söz konusu risalenin müellife nisbetinin gerçekliği, eserin metodolojisi ve kaynakları, özellikle de ona yöneltilen eleştiriler de incelenmiştir. Çalışmada yazma nüshaların bazı sayfalarının resimleri, risalenin müellif tarafından asıl kaleme alınma gerekçesi ele alınmış, üç yazma nüsha karşılaştırılmış ve bu nüshalar arasındaki farklılıklara da işaret edilmiştir. Son olarak çalışmada alimlerin âlemin hudûsu ve kıdemi konusundaki görüşleri, tanım ve çeşitleri yönüyle manevi sıfatlar konusundaki görüşleri açıklanmıştır. Ayrıca alimlerin Allah'ın sıfatları ile ilgili şu üç meseledeki görüşleri de ele alınmıştır: Allah'ın sıfatları vacib midir yoksa mümkün mü? Allah'ın sıfatları zatının aynı mıdır yoksa ondan ayrı mı? Allah'ın sıfatları zatına ilave midir? Haydârî'nin de 'sıfatların zaitliği' meselesinde kaleme alınan risaleye yazdığı tahkik çerçevesinde görüşlerine yer verilmiştir.

Idrees Husseın Azeez
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Lokman suresinde beş gaybiyat (Beş bilinmeyen)

Bu çalışma Lokman Suresi'nde bahsi geçen (beş bilinmeyen) olgusunu ele almaktadır. Öncelikle gayb kavramının manası, kısımları ve kapsamı açıklanmaktadır. Gaybın kısımlarından olan gaybların gaybı, mutlak gayb ve izafi gayb kavramları arasındaki ince farklılıklar açıklanmıştır. Ayrıca âlemin gayb ve şehadet âlemi olmak üzere iki âlemden oluştuğu, bu iki âlemin, aralarında her ne kadar sıkı bağlar olsa da birbirinden farklı oldukları hususuna ağırlık verilmiştir. Gayb ve şehadet âlemleri arasındaki ilişki ve insanın bu iki âlem. arasındaki konumu da incelenmiştir Tüm bunların ardından Lokman Suresi'nde zikri geçen muğayyebât-ı hamse (beş bilinmeyen) titizlikle araştırılmıştır. Kıyametin vakti ve şartları, yağmurun yağması ve hava tahminlerinin yağmurla ilgili olan kısmı, rahimlerde olanlar ve anne karnındaki ceninin cinsiyetinin modern bilimler vasıtasıyla bilinmesi ve bunun gaybı bilmek kapsamına girip girmemesi gibi muğayyebât-ı hamseye ilişkin meselelerde alimlerin görüşleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca modern bilimler ile gaybı bilmenin nasıl karşılaştırılacağı da incelenmiştir. Gelecekte gerçekleşecek olay ve işlerin ilmi, insanlar tarafından geleceğin tahmin edilmesi, ölüm ve insanın öleceği yerin bilinmesi, ecel çeşitleri ve ölüm vaktinin insanlardan gizli tutulmasının hikmeti üzerinde durulmuştur. Çalışmanın neticesinde gaybın üç çeşidinin olduğu, mutlak anlamda gaybı sadece Allah'ın bileceği, modern bilim verilerinin kullanılmasının ve bazı işlerin bilgisi için modern araçlardan istifade etmenin bir inanç olgusu olarak gaybı (sadece Allah'ın) bilmekle çelişmediği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Sangar Mohammed Rasool
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

أبو المعين النسفي ومنهجه االستداللي الكالمي Ebu'–Muin en-Nesefi ve kelami istidlal metodu

Kelam ilmi, inançla ilgili ilkelerin sıhhat ve doğruluğunun araştırıldığı bir ilimdir. Bu ilim, İslam dini etrafında ortaya atılan şüpheleri bertaraf etmek için akli, nakli delil ve burhanları ortaya koymak amacıyla Kur'ân-ı Kerim ve sahih nebevi sünnet içerisinde sabit, kesin deliller yardımıyla İslam inanç esaslarını tespit etmeye yarayan bir ilimdir. Kelam ilmi Allah katında en şerefli ve en üstün, şer'î ve Arap dili ile ilgili kaidelerin sınırlarını belirleme hususunda en kamil anlayışı sağlayan ilimlerden biri olarak kabul edilir. Kelam ilmi, gerçek İslami inanç esaslarını, onları savunmak, şüphe ve bid'at ehlinin görüşlerini çürütmek amacıyla araştırmaya önem verir. Bunu yaparken olgusal gerçekliği ortaya çıkarıp sağlamlaştırmak adına akli, nakli burhan ve delillere dayalı olarak Kelami tartışma metotlarını kullanır. Ebu'l-Mu'în en-Nesefî, Ebû Mansur el-Mâturîdî ekolüne mensup, onun tartışma metotlarını takip eden ve hak sözü yüceltme hususunda onun tarzını benimseyen otoritelerden biri kabul edilir. O, isyankar kulların şüphe ve sapkınlıklarını, ehl-i sünnete muhalif olan Mu'tezile ve diğer mezheplerin itirazlarını akli ve nakli delillerle çürütmüştür. Kendi inancını savunurken de Kur'ân ayetlerinden, nebevi hadislerden, sahabe sözleri ve müctehid alimlerin sözlerinden deliller sunmuştur. Gerçekte Ebu'l-Mu'în en-Nesefî'nin metodolojisi, kelam ilmi çerçevesinde inanç esaslarını tespit etme usulündedir. Bu araştırma, İslam inanç esaslarını ve Nesefî'nin takip ettiği istidlal metodolojisini ele almaktadır. Ayrıca araşırma, söz konusu alimin hayatı ve ilmi kişiliği, Kelam ilmindeki istidlal metodolojisi, bu metodolojiyi kullanırken takip ettiği yöntem ve yolların sınırlarını ve son olarak onun önemli kelami görüşlerini incelemektedir. Çalışma Ebu'l-Mu'în en-Nesefî'nin akli ve nakli delilleri ispat ederken akıl ve nakli kullanma metodunu açıklamayı hedeflemektedir. Çalışma Ebu'l-Mu'în en-Nesefî'nin aklın, delil getirme hususunda esas kabul edilen ve kendisiyle delil getirilen bir hüccet olarak otoritesini yücelttiği sonucuna ulaşmaktadır. Ayrıca nakli delillerle çelişmediği sürece, ortaya koyduğu metodolojik esaslar ve kurallara uygun olarak nakli meseleleri aklın ışığında gözden geçirdiği, nakli delillerden de hiçbirisini ihmal etmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Hisham Mustafa İsmael
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Yezidilik ve inançları

Yezidiler dünyanın en garip gruplarındandır. Her kim onların hakkında birşeyler öğrenmeye çalışırsa, paradokslarla yüzleşiyor. Bunların da bir kaç sebebi var. Onlardan biri cehalettir. Yezidiler toplumdan uzak kapalı bir şekilde yaşıyorlar. İbadetlerini insanların gözlerinden uzak bir şekilde yapıyorlar. Yezidiler Allaha, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe ve kadere müslümanlarınkinden farklı bir şekilde inanmaktadırlar. Yezidiler kendilerine has bir şekilde namaz kılıyor, oruç tutuyor, hacca gidiyor ve zekat (sadaka) veriyor.

Yaseen Mohammed
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Muhammed Abduh'un Islah düşüncesi

Bu tez çalışması, etimolojik ve terim anlamını barındırmanın yanında, Muhammed Abduh'un Kur'an-ı Kerim âyetlerini nasıl anlayıp yorumladığını ihtiva eder. Ayrıca ona göre doğru olan ve olmayan davranışın ne olduğu, doğru olmayan davranışın ümmeti fesada götürüp götürmeyeceğini içerir. Bunların yanında Muhammed Abduh'un doğumu, hayatı, ilmi ve sosyal hayatı, Ezher Üniversitesindeki hocalarını, öğrencilerini, eserlerini, metodunu ve Cemaleddin Efgânî ile olan dostluğunu barındırır. Çalışmamızda beyan ettiğimiz üzere, Muhammed Abduh'a ait olup günümüze yansıyan akidevi anlayış ve görüşleri; etimolojik, terimsel ve siyasal anlayış açısından; dinî, eğitsel ve fikri açıdan ele alıp değerlendirdik. Aynı şekilde bu çalışmada, Muhammed Abduh'un fikirleri, ilmi ve ameli hayattaki ıslah fikirlerini, özellikle Mısır'dan Beyrut'a sürgün edilişi ve Cemaleddin Efgânî ile olan dostluğu beyan edilmiştir. Ayrıca memleketine döndükten sonra; yenilenme, hüküm, fetva, yargı, ilmi, dini tecdit ve toplumdaki ahlak anlayışı konusundaki görüşlerinde meydana gelen değişimler ele elınmıştır. Bu çalışmada, günümüzde köklü bir akidevi anlayışa sahip Muhammed Abduh'a ait olan ve ona yakışmayan fikirleri onun metoduyla açıklamaya çalıştık.

Othman Ahmed Rasool Rasool
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu'l Mu'in en-Nesefi'ye göre aklın nübüvvete olan ihtiyacı

Eser Mâtürîdî geleneğini sistemleştiren, İmam Mâtürîdî'nin hem kelam hem de tefsirinin en iyi yorumcularından olan Nesefi'nin nübüvvet anlayışını ve aklın nübüvvete olan ihtiyacını ele almaktadır. Bu doğrultuda olmak üzere kitap giriş ve ardından üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde resul, nebi, mu'cize ve keramet konularına değinilmiştir. Birinci bölümde nübüvvet müessesi ve önemi, peygamber göndermenin hükmü, nübüvvetin gerekliliği, peygamber gönderilmeyenlerin durumu ve peygamberlerin hesaba çekilmesi gibi konulara değinilmiştir. İkinci bölümde Hz. Muhammed'in (s.a.v.) peygamberliği, peygamberliğinin imkânı, üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise akıl ve aklın nübüvvete ihtiyaç duyduğu alanlara değinilmiştir.

AkılEbu`l-Muin en-NesefiKur'an-ı Kerim+2
Ramazan Tektaş
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

وظائف الملائكة في القرآن

Meleklere iman ve onların varlıklarını ispat ve görevlerini araştırma, vahyi ispata, payfamberleri ispata, Kur'anın ve diğer ilahi kitapların doğruluğuna ispata götürür. Melekler gibi bu tür gayb alemiyle ilişkin varlıklar vahiyle ilgilidir. Bütün dini asıllar vahiyden kaynaklanmaktadır. Vahiy ise meleklerle irtibatlıdır. Çünkü melekler, Allah'ın yeryüzündeki kulları ile kendi arasında elçidir vasıtadır. Vahiy indirmek Allah'ın peygamberlerine indirilen vahyi ulaştırmak, onların yüzlerce görevlerinden birisidir. Allah, melekleri yaratılmışların bazı işlerini görmekle görevlendirmiştir. Melekler Allah'ın elçileri olmakla vazifelendirmişlerdir. Rızıkların paylaştırılması, ruhların kabzedilmesi, cennet ve cehennemdeki azab ve nimetin verilmesi gibi diğer işlerle de görevlendirilmişlerdir. Anahtar kelime: İşler, Melekler, Kur'an

Suhaıb Abdalkarım Omer
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Matüridi kelamcılarında akıl / El-aklü ınde mütekellimil-Matüridiyye – dirase tahliliyye / The mind of the Matrids of the speakers of Matrids an analytical study

Maturîdî kelamcıları diğer kelamcılara nisbeten akla daha fazla önem vermişlerdir. Bu durum, nakli ve mantıki delillerle ispatlanmış apaçık metodolojik ilke ve kurallarda akıl ile naklin ilişkilendirilmesinde görünür olmaktadır. Bu, akıl ve naklin beraberce tatmin edilmesi ve birinin diğerine baskın gelmeyeceği şekilde tam bir dengede sürdürülmektedir. Maturidî kelamcıları, uluhiyet ile nübüvvetin ilk buluşma noktasının akıl olduğu ve Allah'ı bilmenin vahiyden önce aklen vacip olduğu yönündeki temel ilkeye dayanmaktadırlar. Akli deliller olmadan taklidi gerekli görmemişlerdir. Akli olarak husn ve kubhu (güzellik ve çirkinlik), mecazın dilde, Kur'ân'da ve hadislerdeki varlığını ve insanda oluşan kesbin sadece kendi iradesiyle gerçekleştiğini ispat etmişlerdir. Kur'ân'ın lafzinin sonradan yaratıldığını, güç yetirilemeyen şeylerle sorumlu olmanın caiz olmadığını ve Allah'ın fiillerinin hikmet ve gayeye dayandığını ifade etmişlerdir. Bu araştırma Maturîdî kelamcıların akli istidlal teorisini, onu ispat ederken dayandıkları akli ve nakli deliller eşliğinde, araştırma ve analiz yöntemlerinden istifade ederek açıklamayı hedeflemektedir. Bundaki amaç ise apaçık sonuçlara ulaşmak, Maturîdî kelamcıların aklı mutlak manada naklin önüne geçirdikleri ve gizli Mutezilî oldukları yönündeki şüpheleri ve kapalılığı gidermektir. Bu araştırma, Maturîdî kelamcıların, ortaya koydukları metodolojik temeller ve kurallara uygun olarak aklın gücünü, kendisiyle delil getirilebilecek ve kendisine dayanılacak tarzda büyük gördükleri sonucuna ulaşmıştır. Ayrıca onların, nakille ilgili meseleleri vahiyle çelişmeyecek tarzda aklın ışığında açığa çıkarmaya çalıştıkları ancak bunu yaparken de vahyi ihmal etmedikleri de tespit edilmiştir. Onların, akıl ile nakil arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmak için bazen te'vilden bazen de sıfatlarda teşbihe sapmayı önlemek için tefviz fikrinden faydalandıkları görülmüştür.

Saad Mohammed Hasan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Maturîdî kelamcılara göre velliyyülemr itaat / Obedince to the authority in Maturities an analytical study

Velliyyülemrine itaat, asırlar boyunca Müslüman gruplar ve mezhepler arasında ihtilaf konusu olmuştur. Bu çalışmada başta İmam Maturîdî olmak üzere Maturîdî mezhebinin önde gelen âlimlerinin bu konudaki görüşlerine değinilmiştir. Nitekim İmam Maturîdî ve onun mezhebini takip eden âlimlerin, velliyyülemr, onun yetki ve sorumlulukları ile hakları ve görevleri konularında çokça sözleri ve otoriteleri bulunmaktadır. Velliyyülemrine itaat meselesi çetrefilli bir konudur. Bundan dolayı bu konuda gizli kalmış hususları açığa çıkarma, kapalı meseleleri de aydınlığa kavuşturmanın zaruri olduğu görülmüştür. Bu araştırmada velliyyülemri ile ona itaatin niteliği, ona hangi durumda isyan edilip görevden alınacağı ve Müslümanlara imam olmaya kimin münasip olduğuyla ilgili konular, Maturîdî kelamcıları ve alimlerinin sözleri ve görüşleri ışığında genel olarak ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı şüphe ve vehimleri gidermek, hicri 3. asır yani Ebû Mansur el-Maturîdî zamanından günümüze kadar yaşamış olan kabul görmüş Maturîdî kelamcıların kitaplarında var olan hakikatleri ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmanın sonunda, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemâat'in; önderlik sıfatları ile donanmış ve yetkili kişilerin çoğunluğu tarafından seçilen yöneticinin yanında olma düsturunu benimsedikleri, isyan ve karışıklık çıkarmaya, devletin ve milletin güvenliğini bozmaya, masumların kanını dökmeye ve fitne çıkarmaya karşı oldukları neticesine ulaşılmıştır.

Hasan Yaseen Abdullah
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu'l-Muin En-Nesefi'ye göre insan fiillerine ilişkin meseleler

İnsanın yaratılışı kadar fiillerinin temelini teşkil eden irade ve gücün varlığı ve şekli de düşünce tarihi boyunca hem merak uyandırmış hem de tartışma konusu olmuştur. Kur'an ve Hadis'te yer alan ifadelerden bazıları insanın irade ve kudret sahibi olduğunu ifade ederken diğer bazı ifadeler insanın sahip olduğu iradenin ilahi irade ve kudret tarafından belirlendiği anlamını çağrıştırmaktadır. Bunun yanında kaza ve kader, ecel ve rızık konuları için de aynı şeyi söylemek mümkündür. Ancak adı geçen konularda yapılan tartışmalar neticesinde elde edilen bilginin çok olması bu konuları açıklığa kavuşturmak açısından önemli bir mirasımızdır. Ebu'l-Muin en-Nesefi'nin bu miras içerisindeki payı büyüktür. Bu nedenle biz onun insan fiillerine ilişkin görüşlerini araştırmak istedik. Elde ettiğimiz verilerin bu mirasa katkı sağlayacağını umarız. Anahtar Kelimeler: Fiil, İrade, Kaza, Kader, Ecel, Rızık

Ebu`l-Muin en-NesefiKaderKaza+5
Rahim Çetin
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu'l-Muîn en-Nesefi'ye göre haberi sıfatlar

Varlığına inanılan Tanrı'nın nasıllığı konusunda tarih boyunca insanlar arayış içerisinde olmuştur. İslâm Dini özelinde ise Müslümanlar; Allah'ın zatı, sıfatları ve fiillerinin Kur'an ve hadislerdeki anlatımıyla, Allah'ın nasıllığını ve özelliklerini anlamaya çalışmıştır. Ancak insanın müşahede alanı içerisinde yer almayan Yüce Allah'ın bu özellikleri, Kur'an'da ve diğer kutsal kitaplarda bilinenden hareketle bilinmeyenin tanıtımı şeklinde ve dolaylı bir anlatımla verilmiştir. Nasslarda Allah'ın, zatı, sıfatları ve fiilleri sembollerle, temsili anlatımlarla dolaylı olarak anlatıldığı için bu kelimelerin anlaşılmasında sıkıntılar yaşanmıştır. Haberî sıfatlar diye tarif edilen arşa istiva, yed, vech, ayn, sâk, cenb, ityan, meci vb. sözcük ve kelimelerin sadece zahiri manasından hareket ederek Allah'a mekân isnat eden, Onu bir şeye benzeten Müşebbihe ve Mücessime gibi gruplar teşbih ve tecsime düşmüşlerdir. Buna karşılık dilin özellikleri ile akli çıkarımlar vasıtasıyla bu lafızları Kur'an'a bütüncül bir yaklaşımla bakarak, tevhid anlayışı içerisinde anlamaya çalışan, tecsim ve teşbih ifade edecek lafızları bu doğrultuda tevil eden büyük bir çoğunluğu oluşturan kelâmî ekoller de oluşmuştur. Biz de bu tez çalışmamızda teşbih ve tecsim fikrinin ortaya çıkışı ve buna karşı oluşan tavırlar konusunu genel çerçevede değerlendirdik. Ebu'l-Muîn en-Nesefî'nin başta Tabsıratü'l-Edille fî Usûli'd-Dîn olmak üzere, Bahru'l- Kelâm fî İlmi't-Tevhîd ve et-Temhîd li Kavâidi't-Tevhîd eserlerindeki görüşleri doğrultusunda onun teşbih ve tecsim düşüncesini eleştirisi ile haberî sıfatlar konusunu ele aldık. Yaptığımız çalışmada Nesefî'nin haberi sıfatları incelerken semantik metodundan hareketle aklî ve nakli delilleri meczederek, aşırı tenzihi bir anlayışa (ta'til) da vardırmayacak şekilde tecsim ve teşbihten uzak bir anlayışla Kur'an'ın bütünlüğü içerisinde, tevhidi bir yaklaşımla meseleleri ele aldığını müşahede ettik. Konuları ele alırken Ebu'l-Muîn en-Nesefî'nin aklî ve naklî delilleri en güzel bir şekilde kullanmasının yansıra, dil özelliklerinden de en iyi şekilde istifade ettiğini gözlemledik. Semantik yaklaşımın kelâm ilmîne kazandırdıklarını görmemizin yanı sıra; ayrıca Nesefî'nin, eserlerinde ağır bir dil kullanmasına ve izahı zor konular işlemesine rağmen, kelâmî mezhepler ve fırkalarla karşılıklı diyalog şeklindeki meseleleri ele almasının okuyucuyu sıkmadan dikkatli bir şekilde konunun takibini sağladığını gördük. Anahtar Kelimeler: Ebu'l-Muîn en-Nesefî, Teşbih, Tecsim, Haberî Sıfatlar.

Allah`ın sıfatlarıBenzetmeEbu`l-Muin en-Nesefi+4
Abdulhekim Ağırbaş
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sihrin mahiyeti ve imkânı

Merak ve korku, akıl nimetinin bahşedildiği insandaki en güçlü duygulardandır. Özellikle fizik ötesi ve doğaüstü hususlar, insanda ayrıca bir merak uyandırıcı etkiye sahiptir. Tarih boyunca dindar olsun veya dinle hiç alakası olmasın hemen her devirde, toplumlarda sihir - büyü gibi işlerle uğraşıldığını görmekteyiz. İnsanın olduğu her yerde sihir olgusuyla karşılaşmaktayız. Sihir hususuna geçmişte daha bir teveccüh edilirken, günümüz bilim ve sanayi dünyasında da değişik yöntem ve isimlerle varlığı, güçlü bir şekilde hissedilmektedir. İyi veya kötü, değişik amaç ve niyetlerle insan sihirle münasebet içerisindedir. O halde sihrin tam olarak neyi ifade ettiği belirlenmeli ve insanların ne ile karşı karşıya olduğu söylenebilmelidir. Çünkü birçok çevre tarafından rahatlıkla kullanılan bu mesele, bir inanç problemi olarak karşımızda durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sihir, Büyü, Tılsım, Mucize, Keramet

BüyüKur'an-ı KerimMucizeler+2
Kürşat Kaya
Fırat University
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Materyalizm (maddecilik) ve İslam'a etkileri

Materyalizm, varlığın maddi olduğu veya gerçekliğin maddi olduğu iddiasında bulunan bir görüştür. Bu görüşe göre var olan veya gerçek olan sadece maddedir. Madde evrenin aslıdır veya temel kurucu unsurudur. Sadece beş duyu ile algılanabilen olaylar, durumlar vardır ve bunlar gerçektirler. Onun dışında bir gerçeklik yoktur. Materyalizm Batı düşüncesinin önemli bir felsefi ürünüdür. Bu düşünce Batı ülkelerinde felsefi bir meslek, siyasi bir anlayış, önemli bir medeniyet, eğitim ve ilim meselesi olarak da değerlendirilmiştir. Materyalizm, dünya fikir tarihinde sistemli bir düşünce olarak ilk defa Eski Yunanda görülmektedir. Bu düşünce Yunan filozoflarından Leukippos ve Demokritos, Epikuros ve Lucretius tarafından felsefi bir sistem haline getirilmiştir. İlk Çağlarda materyalizm düşüncesi evrenin ana maddesi nedir? sorusu etrafında şekillenmiştir. Filozoflar bu soruya su, ateş, toprak, hava vb. çeşitli cevaplar vermiştir. Ortaçağlarda ise Skolâstik felsefenin hâkimiyeti neticesinde kendine rahat hareket alanı bulamayan materyalist düşünce teolojinin de güçlenmesiyle 17. yüzyıla kadar yeni gelişmeler kaydedememiştir. 17.yüzyıl ile birlikte özellikle fizikteki gelişmeler sonucunda materyalizmde de yeniden bir canlanma görülmüştür. 19. yüzyılla birlikte, fizik ve kimyanın yanında biyoloji, zooloji, tıp, psikoloji ve antropoloji gibi bilim dallarındaki gelişmelerin etkisiyle Metafizik düşünceler yavaş yavaş bir kenara bırakılmıştır. Özellikle Charles R.Darwin'in canlıların oluşumu ve üremesiyle ilgili tezleriyle Ludwig Feuerbach'ın insan merkezli felsefesi ve Sigmund Freud'un psikanalizm ile ilgili bulguları, materyalist düşünceye hız kazandırmıştır. Ortaçağ Cahiliye döneminde ise materyalizm düşüncesi, varlığı var edenin yokluğu yok edenin tanrı değil, ancak hava, su, ateş, toprak gibi zaman olduğunu ileri süren dehriler ile tanrıyı maddeye indirgeyen ve kendilerini tanrıya yaklaştıracak putperest bir şirk inancı olarak kendini göstermektedir. Günümüze kadar dini kabuller ile materyalist kabuller birbirinden etkilenmişlerdir. Günümüzde itikadi sapmalar, inançsızlık, ataistlik gibi farklı akımların temelinde de materyalizmin etkili olduğunu söyleyebiliriz. Yine dünyevileşme ve bu uğurda harcanan tüm çabalar, hırs, bencillik, cimrilik, zekât vermeme, vb. durumların temelinde maddeciliğin olduğunu söyleyebiliriz. Biz de bu çalışmamızda materyalizmin günümüz İslam ve Müslüman hayatında itikadi, ameli ve özellikle ahlaki konularda ne tür olumsuz etkiler bıraktığını araştırmayı hedefledik. Anahtar Kelimeler: Materyalizm, Madde, Evren, Varlık, Dehriyyun, Hırs,Bencillik, Ahiret

DinDin felsefesiEvren+4
İrfan Çavaş
Fırat University
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Eseru'l Akâid fî Hayâti'l-Müslimîn (Müslümanların hayatında akide'nin etkisi)

Kur'an'ı Kerim, akide mevzusuna çok büyük bir önem atfetmektedir. O derece önem verir ki, hemen hemen baktığımız her sürede en az bir ayet olmak üzere akide ile ilgili pek çok ayet görürüz. İslam'ın ilk devirlerinde ve vahyin bidayetinde Hz peygamber bu meseleye çok büyük önem atfetmiş ve ashabını bu sağlam temel üzerine terbiye etmiştir. Bundan dolayıdır ki bu ilim büyük saygınlık kazanmış ve usul'i-din olarak isimlendirilmiştir. Alimler de bu konuya büyük değer atfetmiş ve bu konuda geçmişte olduğu gibi, günümüzde de yüzlerce eser telif etmişlerdir. Öyleyse, bu derece saygınlık kazanmış ve bu dereceye gelmiş akidenin toplumda iz bırakmaması mümkün müdür. İnsanı ve insaniyeti faydalı olana sevketmemesi mümkün müdür. Bilakis akidenin insan hayatında önemli bir rolü vardır. Onun, nefsi ve ahlaki davranış, toplum fertlerini tanzim etme, rezilet ve inhirafatı izale etme gibi insan hayatında olumlu bir etkisi vardır. Bu durum doğrudur. Bozuk akidenin etkisi, tehlike boyutuna varacak tarzda insan, aile ve toplum üzerinde etki yapar. Bundan dolayıdır ki, insanın refahı, ailenin korunması ve erdemli bir toplum için akideden istifade etmemiz lazım.

Hawkar Ikram Mahdat
Fırat University
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nurettin es-Sâbûnî'nin el- Kifâye Fi'l- Hidaye adlı eserinin tahkiki ve kelam ilmine katkıları açısından değerlendirilmesi

Bilindiği gibi İslam ilimleri ve düşüncesi derin bir geleneğe dayanmaktadır. Bu ilmi gelenek içinde Hanefî- Mâtûridî ekolü önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmamızda bu ekolün önemli eserlerinden biri olan Nurettin es- Sâbunî'ye ait el- Kifâye adlı eseri incelemeye çalıştık. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Eserle ilgili genel bilgiler ve eserin tahkikli metnini verdik. İkinci bölümde; el-Kifâye adlı eseri kelamî açıdan değerlendirdik.Anahtar Kelimeler: Nurettin es- Sâbûnî, el- Kifâye, Tahkik

El-Kifaye Fi'l-HidayeKelamKur'an-ı Kerim+2
Mehmet Özel
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebu-l-Muin en-Nesefi'ye göre Arş, Kürsi ve Levh-i Mahfuz

Beni bu araştırmayı yapmaya sevk eden temel neden Ebu'l-Mu?in En-Nesefi?nin Maturidiyye ekolünde büyük bir kelamcı olmasıdır. Zira onun bu mezhepteki konumu Bakıllani?nin Eş?ariye?deki, Kadı Abdulcabbar?ın da Mutezile?deki konumu gibidir. Çalışmamız Ebu?l-Muin en-Nesefi?nin hayatı, eserleri, Arş, Kürsi ve Levh-i Mahfuz hakkındaki görüşlerini içermektedir.Tezimiz giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır.Giriş kısmında kelami fırkaların doğuşu, Maturidiye ekolünün ortaya çıkışı ve ekolün meşhur kelamcıları hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca Maturidiye ile Eşariye mezheplerini karşılaştırarak ve bu iki mezhep arasındaki ihtilafları ve farkları ortaya koymaya çalıştık. Tezimizin birinci bölümünde Ebu?l-Muin?in hayatını detaylı bir şekilde ele aldık. Özellikle kelamcımızın yaşadığı dönemi siyasi, sosyal ve ilmi gelişmelerini tahlil ederek kişiliği üzerinde etkili olabilecek tüm unsurları tespit etmeye çalıştık. Tezimizin ikinci bölümünde Allah?ın sıfatlarına genel bakış açısını vererek başlamayı uygun gördük. Çalışmamızın temel konusunu oluşturulan Arş, Kürsi ve Levh-i mahfuz kavramlarını özellikle kelamcımızın görüşleri doğrultusunda üçüncü bölümde ele aldık. Anahtar Kelimeler: Ebu?l Muin en-Nesefi?nin Hayatı, Eserleri, Arş, Kürsi ve Levh-i Mahfuz

Allah`ın sıfatlarıBiyografiEbu`l-Muin en-Nesefi+5
Tahsin Kazan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'an-ı kerim'e göre yıldızlar

Çalışmamızda yıldızlar ve burçlar hakkında bilgiler verdik. Tarihi süreç içerisinde insanların yıldızlara ve burçlara bakış tarzı, yanlış bakış tarzından kaynaklanan problemler ve bu problemlerin kılıf değiştirerek günümüzde de varlığını sürdürdüğünü açıkladım. Ayrıca Kur?an-ı Kerim?e ve modern bilime göre yıldızları ve burçları incelenmeye gayret ettim. Asrımızda delâleti ilim ve fenne dayandırma çabası içerisinde olan çevreler her şeyin yaratıcısının Allah olduğu gerçeğini göz ardı etmektedirler. Bütün her şeyi ilim ve fenne yüklemeye çabalayarak yaratıcıyla bağını koparmaya çalışmaktadırlar. Ayrıca burçlara ve yıldızlara olduğundan farklı anlamlar yüklemeye çalışarak kişileri farklı mecralara çekmek istemektedirler. Bu çalışmamızda asrımız insanının şüphelerine, meraklarına sorularına ve sorunlarına Kur?an?ın ışığı altında çözümler aradık. Mantık ilkelerine ve asrın anlayışına uygun bir şekilde bilimsel verilerden de yararlanarak kelam ilminin perspektifinden ışık tutmaya çalıştık. Temennimiz soruları ve şüpheleri artırmak değil azaltmaktır. Anahtar Kelimeler: Yıldız, Burç, Sabii, Kur'an, Astroloji

Sami Çalışkan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00

Diğer danışmanlar