Theses supervised by Prof. Dr. Serpil Demirağ

14 theses · Aydın Adnan Menderes University

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın ili palyatif bakım merkezlerinde yatan hastalara bakım veren kişilerde tükenmişlik düzeyi ve buna etki eden faktörler

Aydın İli Palyatif Bakım Merkezlerinde Yatan Hastalara Bakım Veren Kişilerde Tükenmişlik Düzeyi ve Buna Etki Eden Faktörler Giriş ve Amaç: Kronik hastalıkların artışı, kanser tanı ve tedavisindeki gelişmeler ve beklenen yaşam süresinin uzaması palyatif bakım ihtiyacını artırmaktadır. Palyatif bakımda bakım veren bireyler bakım sürecinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Hastaya, bakım verene ve bakım sürecine ait birçok faktör bakım yükünün artmasına sebep olmaktadır. Bakım verenlere yönelik müdahalelerin stres ve anksiyeteyi azalttığı ve yaşam kalitesini artırdığı gösterilmiştir. Bu çalışma ile Aydın palyatif bakım merkezlerinde yatan hastalara bakım veren kişilerdeki tükenmişlik düzeyi ve buna etki eden faktörlerin araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel ve analitik olarak planlanan bu çalışmaya, 01.02.2023-31.12.2023 tarihleri arasında Aydın ili palyatif bakım merkezlerinde yatan hastalara primer bakım veren 112 kişi katılmıştır. Verilerin toplanmasında, hastaya ve bakım verene ait anket soruları ve Bakım Verme Yükü Ölçeği'nin (BVYÖ) 12 Maddelik Kısaltılmış Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS ile yapılmıştır. Bulgular: Yaş ortalaması 50,2±14,1 olan bakım verenlerin %84,8'i (s=95) kadın olup, %32,1'i (s=36) hastanın çocuğu, %31,3'ü (s=35) bakıcısıdır. Bakım verenlerin ortalama ölçek puanları 13,6±7,9 olarak bulunmuştur. Hastanın anne-babası olanların, ailevi sorumluluk/aile bağı sebebiyle bakım verenlerin, aktif olarak bir işte çalışmayanların, yetersizlik hissi yaşayanların, uyku problemi olanların, zorlananların, maddi sıkıntı yaşayanların, psikolojik destek ihtiyacı hissedenlerin ve psikiyatri başvurusu olanların bakım yükü anlamlı olarak daha yüksektir (p<0,05). Sonuç: Çalışmaya katılan bakım verenlerin orta düzey yük altında oldukları saptanmıştır. Bakım veren kişilerin bakım yüklerinin artması tükenmişliği de beraberinde getirmektedir. Hastaların yanı sıra onlara bakım veren kişilerin de fiziksel ve psikososyal gereksinimlerine yönelik çalışmalar yapılması bakım verenlerin hissettiği yükü azaltacak ve verilen bakımın kalitesini artıracaktır. Anahtar kelimeler: Bakım verenler, Bakım yükü, Palyatif bakım, Tükenmişlik

Tuğçe Acartürk
Aydın Adnan Menderes University
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes Üniverstesi Tıp Fakültesi 1. sınıf ve 6. sınıf öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarının değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Yeterli ve dengeli bir beslenme ile sağlığın korunması, geliştirilmesi mümkündür. Ülkemizde yetersiz ve dengesiz beslenme büyük bir toplumsal sorundur. Özellikle gençlerin beslenme alışkanlıkları ile ilgili araştırmalarda, çok ciddi sorunların yaşandığı bilinmektedir. Bu çalışmada, tıp fakültesi öğrencilerinin beslenme bilgilerini, beslenme alışkanlıklarını ve beslenme konusundaki problemlerini ortaya koymak ve tıp fakültesi eğitiminin beslenme bilgi düzeyine etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Tanımlayıcı tipteki araştırmamız Ağustos 2019 ile Aralık 2019 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğrenci 1.sınıf ve 6.sınıf toplam 280 katılımcı ile yüz yüze anket yöntemiyle uygulanarak yürütülmüştür. Anketimiz sosyodemografik bilgileri sorgulayan 15 soru ve beslenme alışkanlıklarını sorgulayan 29 sorudan oluşmaktadır. Bulgular: Çalışmaya katılanların %51,60'ı (n=145) erkek, %67,62'si (n=190) 1.sınıf öğrencisiydi. Öğrencilerin yaş ortalaması 20,44±2,60 yıldır. 6.sınıfların VKİ ortalaması (22,75±3,37) 1.sınıflara göre (21,79±3,25) daha yüksekti (p:0,014). Düzenli kahvaltı alışkanlığı olanların oranı 1.sınıflarda (%61,05), 6.sınıflara göre (%42,86) daha yüksekti (p:0,012). Kahvaltıda peynir, zeytin, yumurta vb. besin tüketenlerin oranı, 1.sınıflarda (%73,51) 6.sınıflara göre (%36,47) daha yüksektir (p<0,001). Spor veya egzersiz yapma oranı, 1.sınıflarda (%45,56) 6.sınıflara göre (%32,97) daha fazlaydı (p:0,031). 1.sınıflarda spor yapılan gün sayısı (3,14±1,56) 6.sınıflara göre (2,36±1,50) daha fazlaydı (p:0,010). Sonuç: Bu sonuçlar değerlendirildiğinde; tıp fakültesi öğrencilerinde eğitim seviyesi ile yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları doğrudan bir ilişki olduğu tespit edilemedi (?). Eğitim seviyesi artmasına rağmen 6. sınıf öğrencilerinde sağlıksız beslenme alışkanlıklarının ve sedanter yaşam tarzının daha ön planda olduğu görülmektedir. Bunun nedeninin ise, tıp fakültesinin yorucu ve stresli ortamı ve öğrencilerde bilgi eksikliğinden kaynaklanabileceği düşünülmekte ve bu konuda çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. 6.sınıflarda günlük içilen çay miktarı (3,54±2,86) 1.sınıflara göre (2,34±1,71) daha fazlaydı (p<0,001). 6.sınıflarda günlük içilen kahve miktarı (2,42±1,58) 1.sınıflara göre (1,71±,95) daha fazlaydı (p:0,001). Anahtar Kelimeler: beslenme, egzersiz, öğrenci, sedanter, tıp

AydınBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+6
İbrahim Halil Çetin
Aydın Adnan Menderes University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Fibromiyalji tanılı hastalarda geleneksel ve tamamlayıcı tıp kullanımı

Giriş ve Amaç: FMS yaygın vücut ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu kognitif ve somatik disfonksiyon ile karakterize, yaşam kalitesini etkileyen kronik bir ağrı bozukluğudur. Prevalansı %2-8 arasında olup kadınlarda daha sık rastlanır. Çocukluk çağı dahil her yaşta görülebilir. Osteoartritten sonra en sık görülen kas-iskelet sistemi hastalığıdır. Etyopatogenezi tam olarak aydınlatılamamıştır. FMS'li hastalar arasında herhangi bir geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemine başvurma oranının neredeyse tama yakın olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmanın ana amacı, FMS'li hastaların GETAT uygulama kullanım durumlarını, GETAT uygulamalarına bakış açılarını ve bu uygulamaların tedavideki etkinliğini değerlendirmek; ikincil amacı ise, GETAT uygulamalarının FMS tedavisinde ne derece önemli bir yer tuttuğunu tespit ederek hastaları bu konuda aydınlatmak ve hekimlerin bu uygulamalar konusunda kendilerini geliştirmeleri yönünde dikkatlerini çekmektir. Gereç ve Yöntem: Prospektif, tanımlayıcı, kesitsel tipteki araştırma, 01/10/2019-01/02/2020 tarihleri arasında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Polikliniği'ne ardışık olarak başvuran Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı tarafından tanısı konulmuş ve araştırmaya katılım rızası alınmış 140 FMS hastasına yüz yüze anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmacılar tarafından ilgili literatür taranarak oluşturulan anket, hastaların sosyodemografik özellikleri, FMS ile ilgili özellikler ve GETAT ile ilgili sorular olmak üzere toplam 3 bölüm ve 34 sorudan oluşmaktadır. Araştırma verileri SPSS 18 istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizde Ki-Kare Testi, Fisher'in Kesin Testi, Kolmogorov-Smirnov Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 140 FMS hastasının %96,4'ü kadın, %3,6'sı erkekti. Yaş ortalaması 46,25 olup %72,9'u 40-65 yaş arasındaydı. %85,7'si evli, %71,4'ü ev hanımıydı. %59,3'ünün hastalık süresi 3 yıldan fazlaydı. En sık görülen ilk başvuru yakınmaları sırasıyla; yaygın vücut ağrısı, yorgunluk, uyku bozukluğu ve sabah tutukluğuydu. Hastaların %96,4'ünün tıbbi ilaç kullanmakta olduğu ve %65,7'sinin ise bu tedaviden memnun olduğu saptandı. Sadece % 13,6'sı GETAT hakkında bilgi sahibi değildi. %54,3'ü ise en az bir GETAT yöntemi kullandığını belirtti. En sık kullanılan yöntemler sırasıyla; fitoterapi, akupunktur, kupa, besin takviyeleri ve kayropraktikti. Hastalar en sık doktor önerisi nedeniyle GETAT yöntemi kullandığını ve bu yöntemleri en sık sağlık çalışanlarından öğrendiğini belirtti. %63,1' i GETAT kullanmadan önce doktora danıştığını belirtti. Hem tıbbi tedavi hem de GETAT etkin diyenlerin oranı %40,7 ile daha yüksekti. Hastaların %77,6'sının GETAT yöntemlerinden fayda gördüğü ve %72,3'ünün bu yöntemleri başkalarına önerebilecekleri öğrenildi. GETAT hakkında bilgi sahibi olma durumu ile sosyodemografik özellikler arasında anlamlı bir ilişki vardı. Ancak GETAT kullanımı ile sosyodemografik özellikler arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı. Sadece ilk başvuru şikayetleri ve komorbidite durumlarıyla GETAT kullanımı arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. GETAT yöntemlerinden fayda görme durumu ile sadece ilk başvuru şikayetleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görüldü. Kullanılan GETAT yöntemleri ayrı ayrı sosyodemografik, klinik ve GETAT ile ilgili özelliklerle karşılaştırıldığında aralarında anlamlı ilişkiler olduğu saptandı. Sonuç: Çalışmamızda FMS'de GETAT yöntemlerinin kullanım oranı ve bu yöntemlerden fayda görme oranı yüksek bulunmuştur. Hastaların GETAT yöntemleri hakkında bilgi sahibi olma durumları da oldukça yüksek bulunmuştur. Kısmen bilgi sahibi olanlar ile hiç bilgi sahibi olmayanların ev hanımı ve ilköğretim mezunu hastaların oluşturduğu düşünüldüğünde, özellikle düşük eğitim ve gelir düzeyindeki FMS'li hastaların yaşadığı bölgelerde GETAT yöntemlerinin yanlış kullanımını önlemek amacıyla bu uygulamalara yönelik saha eğitimleri düzenlenebileceği, hekimlerin de bu bilgileri verebilmesi için GETAT yöntemleri konusunda yeterli bilgiye sahip olması önerilebilir. Hastaların GETAT kullanım durumlarının her görüşmede sorulması ve kullandıkları GETAT yöntemlerini hekimleriyle paylaşmaları konusunda telkinlerde bulunulması yanlış kullanımların önüne geçmesi konusunda etkili olacaktır. FMS hakkında düşük bilgi seviyesi ve düşük eğitim alma durumunu yükseltmek için her hastaya hastalığın tedavisinde eğitimin önemli olduğu vurgusu yapılması ve FMS ile ilgili uygun eğitimlerin verilmesi önerilebilir. FMS'li hastalarda GETAT kullanımı ile ilgili az sayıda çalışma mevcut olup yapılacak yeni çalışmaların literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AnketlerFibromiyaljiProspektif çalışmalar+4
Onur Ünsal
Aydın Adnan Menderes University
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Aile hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş ve üzeri kadınların meme kanseri ve taramaları hakkındaki bilgi ve farkındalıkları

Giriş ve Amaç: Türkiye ve dünyada meme kanseri kadınlarda görülen kanser türleri arasında ilk sıradadır. Kanser nedenli ölümlerde ise, akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer almaktadır. Öte yandan meme kanserini önleme ve erken tanı imkanı vardır. Ülkemiz, Sağlık Bakanlığı tarafından, meme kanseri taramasında, mamografi, klinik meme muayenesi ve kendi kendine meme muayenesi önerilmektedir. Taramalarla, hem tedavi kolaylaşmakta hem de hastanın yaşam süresi uzamaktadır. Bu araştırma Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği polikliniğine başvuran kadınların meme kanseri ve erken tanı yöntemlerine ilişkin bilgi ve farkındalıklarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipteki araştırma Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran 18 yaş üzeri 218 kadın katılımcı ile yapılmıştır. Veriler anket yöntemi kullanılarak katılımcılarla yüz yüze görüşme şeklinde alınmıştır. Gözlemsel nitelikte, kesitsel, tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Verilerin değerlendirmesinde SPSS 18.0 paket programı kullanılmıştır. Verileri değerlendirirken tanımlayıcı istatistiksel analizlerin (ortalama, standart sapma, frekans, minimum, maksimum) yanı sıra nicel verilerin karşılaştırılmasındaki ki-kare testi ve Fisher kesin testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya 218 kadın katılmış olup, yaş ortalaması 37,0±14,6'dır. Katılımcıların %61,5'i KKMM hakkında bilgi sahibiydi ve %22,0'ı KKMM'yi yapmaktaydı. Kadınların yalnızca %3,2'si ayda bir kez yaptığını belirtmiştir. Katılımcıların %14,6'sı mamografi yaptırmışken 40 yaş üzeri ise bu oran %45,7 idi. Kadınların çoğunluğunun bu yöntemlerden hiçbirini uygulamadığı gözlenmiştir. Katılımcıların meme kanseri taramaları bilgi düzeyi ile eğitim düzeyleri arasında güçlü bir ilişki saptanmıştır (p<0,001). Mamografi yaptırma ile medeni durum, meslek, yaş grupları, yaşanılan bölge arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001; p=0,005). Sonuç: Katılımcılar arasında taramalar hakkında bilgi sahibi olanlar dahil, KKMM yapma ve mamografi yaptırma davranışları oldukça düşük oranda olup, meme kanseri, erken tanı ve tarama yöntemleri hakkında planlı eğitimler yapılarak meme kanserine karşı kadınların bilgi ve farkındalığı geliştirilmelidir. Televizyon ve yazılı basınının daha sık bilgi vermek amacıyla kullanılmalı ve böylece kadınların sosyal çevreden yanlış bilgi edinmelerinin önüne geçilmelidir. Anahtar Kelimeler: Kadınlar, meme kanseri, kendi kendine meme muayenesi, mamografi

Aile hekimliğiAydınBilgi+6
Hüseyin Ölmez
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi Acil Servise başvuran hastalarda HBsAg seroprevalansı ve etki eden faktörler

Giriş: Hepatit B'nin neden olduğu karaciğer enfeksiyonu hastalığı, ülkemiz ve dünyada sık görülen, bulaşıcı olmasının yanı sıra mortaliteyi de arttıran bir hastalıktır. Acil servisler, akut rahatsızlıkların ilk başvuru yeridir ve toplumun her kesiminden hasta başvurmaktadır. Acil servise başvuran hastaların HBsAg seroprevalansı toplum değerlerini yansıtabilir. Çalışmamız ile Acil Servise başvuran hastaların viral hepatit açısından taranarak HBsAg seroprevalansı ve etki eden faktörler arasındaki ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmamız 01.01.2019-01.01.2020 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil servise çeşitli nedenlerle başvuran ve HBsAg bakılmış olan tüm hastaların sistem üzerinden kayıtları incelenerek geriye dönük olarak yapılmıştır. Çalışmanın verileri hastaya ait demografik özellikler (yaş, cinsiyet, sağlık sigortası, oturduğu yer), acil servise geliş nedeni, hastaya ait laboratuvar parametreleri (ALT, AST, HBsAg, Anti-HBs, Anti-HCV ve Anti-HIV) , hastanın mevcut hepatit durumu, kronik hastalıkları, acil serviste işlem ya da operasyon yapılıp yapılmadığı kaydedilerek oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri tanımlayıcı istatistikler, binominal regresyon analiz ve ki-kare testi kullanılarak SPSS-25 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Acil Servise toplam başvuru sayısı 66237 idi. Bunlardan HBsAg markeri bakılmış olan 693 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların %57,3'ü (s=397) erkek olup ortalama yaş 53,8±21,6 (minimum:4, maksimum:99) olarak bulunmuştur. Hastaların %58,6'sı (s=405) kentsel bölgede yaşamakta, %95,5'inin (s=662) sağlık sigortası vardı. Gelen hastaların %%41,1'inin (s=288) en az bir kronik hastalığı mevcuttu. Çalışmaya alınanların HBsAg seroprevalansı %3,3. HBsAg seropositivite en yüksek prevalans 41-60 yaş aralığında %5.2 oran ile kaydedildi. Anti-HBs seroprevalansı %44,6 (s=311), Anti-HCV seroprevalansı %0,6 (s=4) ve Anti-HIV için % 0,3 (s=3) olarak bulundu. Bağışıklık durumları değerlendirildiğinde hastaların %51'inde (s=346) HBV' ye karşı koruyuculukları olmadığı, %45'inde (s=309) ise HBV'ye karşı koruyuculuğunun olduğu (aşı veya hastalığı geçirme yoluyla) saptandı. Hastaların %4'ünde (s=21) inaktif taşıyıcı, akut veya kronik HBV enfeksiyon vardı. HBsAg pozitifliği ile yaş, cinsiyet ve yaşadığı yer gibi bağımsız değişkenler arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p<0.05). Düşük Anti-HBs, Hepatit B enfeksiyonu için bir risk faktörü olarak istatistiksel olarak anlamlıydı (p=0,003) Sonuç: Hepatit B prevalansı, değerlendirilen popülasyonda orta endemik düzeyde saptandı. Elde ettiğimiz sonuç bölgemizdeki mevcut diğer verilerle benzerlik göstermektedir. Ayrıca, çalışmamızda Anti-HBs'nin düşük olmasının HBsAg seropozitifliği için en önemli risk faktörü olduğu gösterildi. Acil servislerde Hepatit B enfeksiyonu seroprevalansı ve riskini ortaya koymanın yanı sıra hastalığa karşı koruyucu önlemleri güçlendirmek için daha geniş ve kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar sözcükler: HBsAg, Anti-HBs, HCV, HIV.

Acil servis-hastaneAydınHIV+5
Babajıde Emmanuel Oladapo
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi kadın çalışanlarının serviks kanseri ve HPV aşısı bilgi düzeyleri ve tutumları

Giriş ve Amaç: Mortalitesi yüksek olan ve ülkemizde görülme sıklığı giderek artan serviks kanseri koruyucu sağlık hizmetlerine yeterli önem verilerek engellenebilecek bir kanser türüdür. Henüz ulusal aşılama programımızda yer almayan HPV aşısının toplumun genelinde yaygınlaşmasında sağlık çalışanlarına önemli görev düşmektedir. Çalışmamızda, Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesindeki kadın sağlık çalışanlarının serviks kanseri ve HPV aşısı bilgi düzeylerini ve tutumlarını değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Literatür bilgileriyle hazırladığımız anket formumuzu 01.07.2020-31.12.2020 tarihleri arasında Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesinde görev yapan kadın sağlık çalışanlarının (asistan hekim, hemşire, yardımcı sağlık personeli) hepsine ulaşma hedefiyle uyguladık. Çalışmamıza katılmayı kabul eden 246 çalışanın anket formlarından elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programında değerlendirilmiştir. p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 31,1±6,8 olup hastanemizde çalışma süre ortalamaları 5,86±5,7'dir. Bilgi düzeyi puan ortancaları 22 puan üzerinden hekimlerde 15, hemşirelerde 11, yardımcı sağlık çalışanlarında 8 olarak saptanmıştır (p<0,001). Serviks kanseriyle ilgili eğitim alma oranı hekimlerde %74 olup diğer meslek gruplarından anlamlı düzeyde yüksektir. Eğitim alma isteği ise %84 oranıyla hemşirelerde en yüksek oranda saptanmıştır. Hekimlerin tamamı, hemşirelerin %31'i, yardımcı sağlık personellerinin %44'ü çevrelerine HPV aşısı önerdiklerini belirtmiştir. Beşi hekim, beşi hemşire on katılımcı HPV aşısı yaptırmış olup yakınına aşı yaptıran sağlık çalışanı yoktur. Aşı yaptırmama nedenlerinin başında aşı hakkında bilgilerinin olmaması (%38,6) gelmektedir. Diğer nedenler sırasıyla aşı maliyeti (%23,5), aşıya ulaşamama (%19,9), risk grubunda olmadığını düşünme (%18,6), yan etki korkusu (%11,7), aşının koruyucu olduğunu düşünmeme (%5,2) olarak saptanmıştır. Hekimlerin %65,9'u, hemşirelerin %36,2'si, yardımcı sağlık çalışanlarının %23,5'i yakınlarına aşı yaptırmayı düşündüklerini belirtmiştir. Sonuç: Eğitimlerle sağlık çalışanlarının serviks kanseri ve korunma yöntemleri ile ilgili bilgi düzeyleri yükseltilmeli ve aşıya karşı tutumlarında iyileşme sağlanmalıdır. Böylece sağlık çalışanları toplumu doğru bir şekilde yönlendirebilecek ve aşılanma oranları artacaktır. Anahtar Kelimeler: HPV aşısı, serviks kanseri, sağlık çalışanı

AydınBilgi düzeyiHIV+7
Hatice Köseoğlu
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın ilindeki Aile hekimlerinde iş doyumu

Sağlık hizmetlerinin sağlık sistemlerine ve toplum sağlığına katkıları düşünüldüğünde, birinci basamak sağlık hizmetlerinin kalitesine katkı sağlayan faktörleri belirlemek çok önemlidir. Aile hekimleri, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin bireylerin tanı ve tedavisi için ilk başvurulan birinci basamak hekimleridir. Aile hekimlerinin kendileri ve hizmet alanlar açısından verimlilikleri düşünüldüğünde beklentilerinin karşılanması büyük önem taşır. Bu doğrultuda aile hekimlerinin iş doyumu düzeylerinin incelenmesi ve etki eden faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, Aydın ilindeki 111 aile hekiminin yanıtladığı sosyodemografik veri formu ve Minnesota İş Doyum Ölçeğinden oluşan anket formu ile yürütülmüştür. Buna göre, Aydın ilindeki aile hekimlerinin iş doyumu düzeylerinin, orta seviyede olduğu saptanmıştır. İçsel iş doyumlarının, dışsal iş doyumlarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Buna göre hekimler içsel iş doyumuna daha kolay ulaşmasına karşılık dışsal iş doyumuna daha zor ulaşmaktadırlar. Bu durum aile hekimlerinin beklentileri değerlendirilerek, ücret, çalışma koşulları, kurumsal kimlik gibi konularda düzenlemeler yapılması gerektiğini göstermektedir. Maaşından memnun olma, koşulları uygun olsa mesleğini bırakmak isteme, ruhsal bir problemin varlığı, sosyal desteğinin olması, kendine zaman ayırabilme, ASM'de birlikte çalışılan hekim sayısı ve iş arkadaşlarıyla kurduğu iletişimin gücü ile genel iş doyum puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada ortaya çıkan sonuçların, yerel çözümler üretme ve sonraki yıllarda yapılacak çalışmalara referans olma konusunda katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile hekimleri, Aydın ili, İş doyumu.

Aile hekimliğiAydınDoktorlar+2
Ecenur Şahin
Aydın Adnan Menderes University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Uzmanlık eğitimi programlarıyla ilgili gelişmelerin aile hekimliği asistanlarının kendi eğitimlerine bakışları ve gelecekle ilgili beklentileri üzerine etkisi

Aile hekimliği uzmanlık eğitimi alan asistanlar, aynı zamanda bu eğitimin bir parçasıdır. Dolayısıyla eğitimleri konusunda duygu ve düşüncelerini öğrenmek uzmanlık eğitimini yönlendirmede bizim için bir kılavuz görevi yapacaktır. Ayrıca ülkemizde, son yıllarda aile hekimliği uzmanları ve asistanları ilgilendiren hızlı değişimler söz konusudur. Bu değişimlerle birlikte, asistanlarımızın beklentilerinin de değişeceği açıktır. Çalışmayı planlamaktaki birincil amacımız, asistanlarımızın uzmanlık eğitimleri ve aile hekimliği uygulaması konusundaki düşüncelerini öğrenmekti. Ayrıca, bu konulardaki düşünceleri ve beklentilerini belirleyerek uzmanlık eğitim programına ışık tutmak bir diğer amacımızdı. Yöntem Çalışmamız, tanımlayıcı, kesitsel bir anket çalışmasıdır. Evrenimizi, ülkemizde halen uzmanlık eğitimi alan tüm aile hekimliği asistanları olarak belirledik. Anket formu, katılımcılara `Surveey Online Anket Sistemi? kullanılarak iletilmiştir. Anket doldurma için belirlenen zaman aralığı, 15/07/2012-15/09/2012 tarihleri idi. Bu süre zarfında anketimizi yanıtlayan tüm aile hekimliği asistanları çalışmamıza dahil edildi. Verilerin analizi için SPSS 17 paket programı kullanıldı.Bulgular Çalışmamıza toplam 99 aile hekimliği asistanı katılmıştır. Asistanların büyük çoğunluğu aile hekimliği asistanlığını sosyal sebepler nedeniyle tercih etmişlerdi. Aile hekimliği uzmanlık eğitimini 51 asistan yeterli bulurken, 41 asistan yeterli bulmadığını belirtmiştir. Birinci yıl asistanlarının 26?sı, ikinci yıl asistanlarının 17?si ve üçüncü yıl asistanlarının 32?si aile hekimliği uzmanlık eğitiminin süresinin yeterli olduğunu düşünmektedirler. Kurumu üniversite olan 34 asistan, eğitim ve araştırma hastanesi olan 14 asistan rotasyon süresini yeterli bulmuşlardır. Asistanların 39?u ülkemizdeki aile hekimliği uzmanlığının geleceğinden `umutlu?, 47?si ise `umutsuz? olduklarını belirtmişlerdir. Ülkemizdeki mevcut aile hekimliği uygulamasının geleceğinden ise 35 asistan umutlu ve 48 asistan umutsuz idi. Asistanların 84?ünün ?yarı zamanlı uzaktan uzmanlık eğitimi? modeli hakkında bilgisi bulunurken, altı asistan konu hakkında bilgisinin olmadığını belirtmiştir. ?Yarı zamanlı uzaktan uzmanlık eğitimi? modelinin olumsuz olduğunu düşünen 59 asistan, böyle bir olasılığın varlığından olumsuz yönde etkilendiğini bildirirken, 10 asistan bunun kendisini etkilemediğini belirtmiştir. Asistanların 56?sı aile hekimliğinde yan dal uzmanlık eğitimi olması gerektiğini belirtmiştir. Bunlardan 37 asistan ise yan dal branşı olarak geriatriyi önermişlerdir Sonuç Asistanlarımız uzmanlık eğitimi boyunca yeterli eğitim almadıkları, saha eğitiminin uygulanması gerektiği kanısındaydı. Aile hekimliği uzmanlığının geleceği ve şu andaki sağlık sistemi modelinin durumu hakkında karamsar düşüncedeydiler. Yaklaşık üçte birinin uzmanlık eğitimini bırakmayı düşünmesi bu sonucu desteklemektedir. Anahtar Sözcükler: Aile hekimliği, uzmanlık eğitimi, anket, kesitsel çalışma

Aile hekimliğiAnketlerTıp eğitimi+1
Özlem Sancaktar
Aydın Adnan Menderes University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın İli merkez eczanelerinde reçetesiz satılan alternatif tıp ilaçlarından satın alan kişilerin beklentileri ve bilgi düzeylerine yönelik anket çalışması

Giriş: Tüm dünyada, reçete dışı ilaç kullanımı son derecede yaygındır. Kişiler, çok çeşitli nedenlerle reçete dışı ilaç kullanmaktadır. Bunların bir bölümü de alternatif yöntem olarak bilinen bitkisel ilaçlardır. Bu çalışmada, Aydın ili merkez eczanelerine reçetesiz ilaç almak için başvuran kişilerin sosyodemografik özellikleri ile kullandıkları ürünler arasında bir ilişkinin olup olmadığının, hangi tür ilaçları, ne amaçla ve ne oranda aldıklarının tespit edilmesi ve bu kişilerin TAT hakkında ne düşündüklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç-Yöntem: Çalışma, gönüllülük esasına dayalı, kesitsel, tanımlayıcı bir araştırma olarak tasarlandı. Çalışma öncesinde, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan onay alındı. Evrenimiz, Aydın il merkezi 18 yaş üstü nüfusu olarak belirlendi. Örneklem büyüklüğü, EPİ İNFO STATCALC istatistik programında beklenen prevalans %50 (p %50), tip 1 alfa hata payı 0,05 alınarak %95 güven aralığında, 842 olarak tespit edildi. Bu amaçla, 1 Eylül 2014-31 Aralık 2014 tarihleri arasında, Aydın Eczacılar Odası Başkanlığı'nın kayıtlarından rastgele örneklemle tespit edilmiş olan eczanelere başvuran ve reçetesiz satılan ilaç kullanan kişilere, hazırlanan anket formu yüz yüze görüşme yöntemi ile anketörler tarafından dolduruldu. Anket formuna son şekil verilmeden önce, 25 kişilik bir gruba uygulanmıştır. Anketörün ziyareti sırasında eczaneye gelen ve çalışmaya katılmayı kabul eden ardışık 851 erişkin (18 yaş üstü) çalışmaya alındı ve onam formu imzalatıldı. Daha sonra toplanan bilgiler, SPSS 18.0 paket programıyla değerlendirildi. İstatistiksel olarak p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya toplam 851 kişi katıldı. Katılımcılarımızın 393'ü kadındı. Yaş aralığı 18-87 olan katılımcılarımızın yaş ortalaması 40,25±13,85 olarak saptandı. Çalışmaya katılanların %56,1'i üniversite mezunu idi. Çalışma grubumuzun %29,5'nun sürekli takibi altında olduğu bir hekimi yoktu. Geri kalanların yaklaşık yarısı aile hekimi tarafından takipliydi. Katılımcıların %46,2'sine şimdiye kadar bir hastalık tanısı konmuştu. Evli olanların, 8 yıllık eğitimi bitirmiş olanların, sigara içenlerin ve bırakmış olanların, aile hekimi tarafından takipli olmayanların daha fazla kronik hastalığı vardı. Kronik hastalığı olduğu halde ilaç kullanmayanlar %37,5'di. Çalışma grubumuz, reçete dışı ilaç olarak en çok ağrı kesici almakta idi. Bunu, %10,5 ile grip ilacı takip ediyordu. Kronik hastalığı olan katılımcılarımız eczaneden daha çok hastalığına yönelik ilaçları alıyordu. Çalışmamızda, kişilerin %85,4'ü doktor, özellikle de aile hekimlerinin önerilerine uyduklarını belirttiler. Çalışma grubumuzun çoğu hastalandığında ilk olarak bir resmi sağlık kuruluşuna gidiyordu. Hayatı boyunca bitkisel tedavi ya da ilaç kullananların oranı, %37,5 idi. Kadınlar, geliri yüksek olanlar, kronik hastalığı olanlar, aile hekimi takipli olmayanlar ve sağlık çalışanları anlamlı düzeyde daha fazla bitkisel tedavi ya da ilaç almışlardı. Çocuğu olan katılımcıların %22,9'u çocuklarına son bir yılda bilinen tıbbi yöntemler dışında bir yöntem uygulamıştı. Kadınlar, geliri yüksek olanlar ve sağlık çalışanları anlamlı derecede daha fazla çocuklarına son bir yılda tıp dışı yöntem uygulamıştı. Katılımcılarımızın %71,2'si bitkisel tedavilerin modern tedavileri destekleyebileceğini, %19,1'i ise kesinlikle zararsız bulduğunu belirtti. Sonuç: Çalışmamızda, katılımcılarımızın, eğitim düzeyi yüksek, gelir düzeyi yüksek, daha çok kentte yaşayan, büyük çoğunlukta sosyal güvencesi olan kişiler olduğunu ve reçetesiz ilaç olarak büyük çoğunlukla ağrı kesicilerin satın alındığını tespit ettik. Aile hekiminin takibinde olanlar, hekim önerilerine daha çok uymaktaydı. Katılımcılarımız genellikle TAT yöntemleri hakkında, modern tıbbi tedavileri destekleyebileceğini düşünmekteydi. Anahtar kelimeler: Eczane, reçetesiz ilaç, aile hekimi takibi, TAT hakkında düşünce

Aile hekimliğiAydınDoktorlar+4
Ayşen Akcan
Aydın Adnan Menderes University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Alıcılar ve aktarlar açısından şifalı bitkilere kişisel yaklaşım

Giriş: Son yıllarda dünya genelinde bitkisel tedavilere ilgi giderek artmaktadır. Doğal ürünlere dönüş sloganıyla organik gıda ürünleriyle başlayan akım, tedavilerde bitkisel ürünlerin kullanılması şekline dönüşmüştür. Artan taleple birlikte, bugün oldukça büyük bir ekonomi haline gelen şifalı bitkiler piyasasında zincirin son halkasında aktarlar ve bu ürünlerin müşterileri konumundaki alıcılar yer almaktadır. Çalışmamızın amacı Aydın ili merkez ilçesinde yaşayan fertlerin sosyodemografik özelliklerinin aktar ürünlerini kullanmalarıyla olan ilişkisini, hangi amaçla hangi bitkiyi tercih ettiklerini, bu konudaki düşüncelerini ve aktar ürünlerinin kullanımında etkili faktörleri tespit etmek ve bu konuya dikkat çekmektir. Bu çalışmayla ayrıca, Aydın'daki aktarların şifalı bitkiler hakkındaki görüşleri, meslekle ilgili eğitim durumları, modern tıp hakkında ve mesleklerinin geleceğiyle ilgili düşüncelerini ortaya çıkarmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışma kesitsel, tanımlayıcı, gönüllülük esasına dayanan bir anket çalışması olarak tasarlandı. Çalışma öncesinde, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan onay alındı. Evrenimiz, Aydın il merkezi 18 yaş üstü nüfusu (180.506 kişi) olarak belirlendi. Örneklem büyüklüğü, EPİ İNFO STATCALC istatistik programında beklenen prevalans %50 (p %50), tip 1 alfa hata payı 0,05 alınarak %95 güven aralığında, 842 olarak tespit edildi. Bu amaçla Aydın Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'ne Aydın Valiliği üzerinden başvuru dilekçesi ile başvurularak Merkez İlçe'de kendilerine resmi kayıtlı aktar sayısı öğrenildi ve Aydın Merkez İlçe'de resmi kayıtlı 15 aktarın tümü çalışmaya alındı. 1 Eylül 2014-31 Aralık 2014 tarihleri arasında, Aydın il merkezindeki kayıtlı 15 aktarın tümüne araştırmacı tarafından önceden bilgilendirilerek, yüz yüze görüşme yöntemiyle aktarlara yönelik hazırlanmış veri formu dolduruldu. Araştırmacı tarafından, aktarda alıcıların özellikle yoğun olduğu gün ve saatler belirlendi. Bu saatlerde, alıcılar için hazırlanmış anket formu anketörler tarafından dolduruldu. Kişiler çalışma hakkında bilgilendirildi, onam formu ve anket formu yüz yüze görüşme yöntemiyle dolduruldu. Anketörün ziyaret ettiği aktarlara gelen alıcılardan çalışmayı kabul eden 18 yaş üstü, gönüllü alıcılardan ardışık seçilen 842 kişi çalışmaya alındı. Daha sonra toplanan bilgiler, SPSS 18.0 paket programıyla değerlendirildi. İstatistiksel olarak p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya Aydın İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'ne resmi olarak kayıtlı 15 aktarın tümü alınmıştır. Çalışmaya katılan aktarların yaş ortalaması 44,6 ve 4'ü kadındı. Aktarların çoğunluğu lise mezunuydu ve yarısına yakını 10 yıldan daha az süredir bitkisel ürün ticaretiyle uğraşmaktaydı. Aktarlık mesleğini bu işi yapan ustalarından ve ailesinde bu işle uğraşanlardan öğrendiklerini söyleyenler çoğunluktaydı. Alıcıların bitkisel ürünleri satın alırken tercih ettikleri yol, ağırlıklı olarak televizyon programlarında gördükleri ürünleri alma şeklindeydi. Aktarların çoğunluğu mesleklerinin, modern tıbba tamamlayıcı bir rolü olduğunu söylese de, yarısından fazlası doktorların bitkisel ürünler hakkındaki bilgilerinin düşük ve ön yargılı olduğu fikrindeydi. Çalışmaya aktarlardan alış-veriş yapan toplam 842 kişi alınmıştır. Alıcıların yaş ortalaması 41,6'dır. Alıcıların çoğu kadındı, orta ve üst gelir grubunda ve yarısından fazlası lise ve üniversite mezunuydu. Alıcıların neredeyse tamamının sağlık güvencesi mevcuttu. Alıcıların hastalanınca ilk ne yaparsınız sorusuna yarısından çoğu bir sağlık kuruluşuna ya da doktora başvururum şeklinde cevapladı. Alıcıların denedikleri tıp dışı tedavi yöntemleri arasında bitkisel ürünler ilk sırayı aldı. Alıcılar tarafından en çok satın alınan zencefil ve zerdeçal gibi bitkisel ürünler, aynı zamanda en pahalı ithal ürünler arasındaydı. Alıcıların yarısından çoğu, aldıkları ürünü sağlığı destekleyici amaçlı aldığını bildirdi. Alıcılardan kronik hastalığı olanlar hastalanınca anlamlı oranda kendi kendilerini tedavi ettiklerini belirttiler. Eğitim durumunu üniversite olarak belirtenler, sağlıklarını anlamlı oranda çok iyi ve iyi olarak tanımladı. Mevcut şikayetleri olanların aktara gelmeden önce anlamlı oranda başvurdukları daimi hekimin aile hekimi olduğu, ancak kendi diyetlerini ve çocuklarının diyetlerini desteklemek için bitkisel ürünleri tercih edenlerin daimi doktorlarının anlamlı olarak diğer branş hekimleri olduğu görüldü. Sonuç: Aktarların en çok sattıkları ürünler arasında yer alan zencefil, zerdeçal gibi ürünler, aynı zamanda en pahalı ithal ürünler arasındaydı. Alıcıların çoğu orta ve üst gelir grubunda, yarısından fazlası lise ve üniversite mezunu ve sosyal güvencesi olan kadın cinsiyet ağırlıklı kişilerdi. Alıcılar hastalanınca ilk olarak daha çok bir sağlık kuruluşuna başvurduklarını belirtmişlerdir. Aile hekimleri, kullanımının oldukça yaygın olduğu bitkisel ürünler hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Standardize edilmiş teorik derslerle birlikte pratik eğitimin de yer aldığı bir müfredatın tıp fakültesi lisans eğitimi ve aile hekimliği uzmanlık eğitim programlarında yer alması bu konudaki eksiklikleri gidermekte yararlı olabilir. Anahtar kelimeler: Bitkisel tedavi, şifalı bitkiler, aile hekimi

Aile hekimliğiAktarlarBitkisel ilaçlar+2
Mehmet Salih Akçakaya
Aydın Adnan Menderes University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Muğla ili merkez ilçeye bağlı aile sağlığı merkezleri'ne başvuran kişilerin fiziksel aktivite, beslenme alışkanlığı ve obezite durumu

Giriş ve Amaç Obezite dünyadaki en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir. Epidemiyolojik çalışmalar; yaş, cinsiyet gibi demografik faktörlerle, eğitim düzeyi, medeni durum gibi sosyo-kültürel faktörler yanında biyolojik faktörlerin ve beslenme alışkanlıklarının, sigara ve alkol tüketimi ile fiziksel aktivite azlığı gibi yaşam biçimi faktörlerinin de obeziteden sorumlu olduğunu göstermektedir. Araştırmanın amacı, Muğla yöresindeki insanların beslenme, fiziksel aktivite ve obezite durumu ve birbirleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve toplumda farkındalık yaratmaktır. Gereç Ve Yöntem Araştırmamız, tanımlayıcı, kesitsel bir çalışmadır. Araştırmamızın evrenini, Muğla İli Merkezine bağlı Aile Sağlığı Merkezlerine (ASM) başvuran 18 yaş ve üstü tüm kişiler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak 4 bölümden oluşan 55 soruluk anket formu kullanılmıştır. Bu çalışmada, bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi; International Physical Activity Questionnaire (IPAQ) kısa formu kullanılmıştır. Çalışmanın veri girişi ve analizleri SPSS 17 programı kullanılarak tanımlayıcı analizlerde sayı, yüzde, ortalama±standart sapma ve ortanca (minimum-maksimum) verilmiş olup, analitik analizlerde başlıca ki kare, Student's T testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Tip I hata düzeyi α=0,05 olarak alınmıştır (p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir). Bulgular Çalışmamıza Muğla İli merkez ASM'ye başvuran 414 kişi katıldı. Katılımcıların yaş ortalaması 46,9±18,5 olarak saptandı. Katılımcıların 244'ü kadın (%58,9) iken 170'i erkekti (%41,1). Çalışmaya katılan kişilerin bel çevresi ortalaması 93±14,1 cm olarak saptanmıştır. 289 (%69,8) kişi günde üç öğün yemek tüketirken, iki öğün yiyen 117 (%28,3) kişi, tek öğün yiyen altı (%1,4) kişi, üçten fazla ana öğün tüketen iki kişi (%0,5) olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların 162'si (%39,1) normal ve zayıf, 153'ü (%37) fazla kilolu ve 99'u (%23,9) obez olarak saptanmıştır. Kadınlar, evli olanlar, eğitim seviyesi düşük olanlar, yaşı ortalamanın üstünde olanlar, çocuk sahibi olanlar, aylık geliri 2000 TL ve altı olanlar, sigara ve alkol kullanmayanlar daha obez bulunmuştur. Obezite risk etkenlerinin belirlenmesi için oluşturulan lojistik regresyon modeli incelendiğinde, evli olanların bekar olanlara göre obez olma olasılığı 3,855 kat, diyabet hastalığı tanısı olanların olmayanlara göre obez olma olasılığını 2,2 kat daha fazla arttırdığı bulunmuştur. Çalışmamıza katılan kişilerin fiziksel aktive durumları incelendiğinde, kadınlar, yaşlılar, evliler, lise ve altı eğitim alanlar, memurlar, çocuk sahibi olanlar ve aylık geliri ortalamanın altında olanlar fiziksel olarak daha inaktif bulundu. Fiziksel inaktivite risk etkenlerinin belirlenmesi için oluşturulan lojistik regresyon modeli incelendiğinde fiziksel inaktivite için medeni durum, meslek, eğitim durumu ve cinsiyet anlamlı bir risk etkeni olduğu görülmektedir. Evli olanların bekar olanlara göre 2,658 kat, orta okul ve altı eğitim seviyesi olanların lise ve üstü eğitim seviyesi olanlara göre 2,527 kat, kadınların erkeklere göre 2,231 kat, ev hanımı, memur, öğrenci ve emekli olanların işçi, esnaf ve serbest meslek işi yapanlara göre 2,231 kat daha fazla fiziksel inkativite olasılığını arttırdığı görülmüştür. Tartışma Ankara'da farklı sosyoekonomik düzeydeki ailelerin beslenme alışkanlıkları ve bunu etkileyen faktörleri incelendiği bir araştırmada; ailelerin %74,79'unun kahvaltı, %67,71'inin öğle, %91,94'ünün akşam öğünlerini düzenli tükettiklerini ve çoğunluğunun (%75,83) öğün zamanlarının düzenli olduğu saptanmıştır (61). Bizim çalışmamızda katılımcıların 365'i (%88,2) düzenli kahvaltı yaptığını, 265'i (%64) düzenli öğle yemeği, 400'ü (%99,6) düzenli akşam yemeği yediğini belirmiştir. Evde bulunma daha çok düzenli öğün tüketmeyi sağlamış olabilir. Türk erişkin toplumunda, standardize obezite prevalansının TURDEP II çalışmasında 1998'de %22,3'ten %40 artarak 2010'da %31,2'ye ulaştığı bulunmuştur. Buna göre son 12 yılda kadınlarda obezitenin %34, erkeklerde ise %107 oranında artmış olduğu saptanmış (12). Bizim yaptığımız çalışmada 99 kişi (%23,9) obez bulunmuştur. Çalışmamızdaki obezite oranının düşük çıkması çalışmanın Akdeniz kuşağında yer alan Muğla ilinde yapılmış olmasından kaynaklanıyor olabilir. Akdeniz kuşağındaki beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı bu duruma yol açmış olabilir. Fiziksel aktivite durumu inaktif, minimal aktif ve çok aktif olarak üç kategori alındığında fiziksel aktivite düzeyi ile cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, meslek, çocuk sahibi olma, aylık gelir, kronik hastalık, sigara ve alkol kullanımı arasında anlamlı ilişki bulunmuşken lojistik regresyon analizi yapıldığında medeni durum, meslek, eğitim durumu ve cinsiyet ile anlamlı fark saptanmıştır. Lojistik regresyon analizinin fiziksel aktif ve olmayan grup olmak üzere iki kategori üzerinden yapılması aradaki bu farklılığı oluşturmuş olabilir. Sonuç Sonuç olarak, çalışmamızda obeziteyle ilgili ilginç verilere ulaşılmıştır. . Evli olmak obez olma olasılığını 3,855 kat, diyabetli olmak ise 2,2 kat arttırmaktadır. Fiziksel aktivite açısından ise, çalışmamızda, fiziksel inkativite olasılığını evli olmanın 2,658 kat, ortaokul ve altı eğitim seviyesinde olmanın 2,527 kat, kadın cinsiyetin 2,231 kat, hareketsiz meslek veya ev hanımı olmanın fiziksel iş yapanlara göre 2,231 kat daha fazla etkilediği görülmüştür. Çalışmamızdaki tüm bu sonuçlara dayanarak, yaş arttıkça fiziksel aktivitenin düşmesi nedeniyle büyük yaş gruplarına özel programlar yapılabilir, obezitenin azaltılması amacıyla basın yayın kuruluşları ile insanlar daha fazla bilinçlendirilmeli, obeziteyle igili kamu spotu reklamlar hazırlanmalıdır. Obezitenin üstesinden gelmek için uzun vadeli çözümlere yönelmeli, diyet değil yaşam tarzı değişikliklerinin uygulanması gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Obezite, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları, kesitsel çalışma

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme incelemeleri+3
Süleyman Çiftçi
Aydın Adnan Menderes University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diyabetik ayak hastalarının yakınlarındaki bakım yükü: Bir hastane örneği

Giriş ve Amaç: Komplikasyonları yıllardır çeşitli araştırmalara konu olan DM bireylerin günlük yaşam kalitesi üzerinde büyük rol oynayan bir durum olarak göze çarpmaktadır. Günümüzde hastalıkların tedavi yöntemlerinin gelişmesi, etkinliklerinin artması ve teknolojik gelişmeler hastanede kalış sürelerini kısaltmaktadır. Bu durum evde bakım verilen hasta sayısını da arttırmakla beraber, buna bağlı olarak profesyonel olmayan bakım vericilere duyulan ihtiyacın da artmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada DAE hastalarının yakınlarındaki bakım yükü durumunu, bakım yükü ile ilişkili faktörleri ve hasta bakımının üzerindeki etkileri araştırdık. Bu çalışma sonucunda DAE hastalarının yakınlarındaki bakım yükü hakkındaki bilincin artacağını ve bütüncül yaklaşım açısından bakım verenlere biyopsikososyal destek verilmesi gerektiğine dikkat çekeceğini düşünmekteyiz. Gereç ve Yöntem: Çalışma tek merkezli, tanımlayıcı, prospektif ve kesitsel tipte bir araştırma olarak tasarlandı. ADÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Kronik Yara ve Enfeksiyonları Bakım Ünitesine 01.06.2017-31.08.2017 tarihleri arasında başvuran ve DAE tanısı ile takip edilen 42 hasta ve 42 bakım veren kişiye uygulandı. Anket formu Hastalara bakım veren kişilere uygulanan iki bölümden ve hastalara oluşmaydı. İlk bölüm bakım vericilerin sosyodemografik özellikleri ile bakım yükü üzerinde etkili olabileceğini düşündüğümüz çeşitli faktörleri sorgulayan ve araştırmacılar tarafından literatür taraması sonucunda oluşturulan 36 soru içermekteydi. Sosyodemografik özelliklerle ilişkili sorular; yaş, cinsiyet, medeni durumları, eğitim ve çalışma durumları ile diğer bazı özelliklerini araştırmaktaydı. Bunun yanında; daha önce bakım verme geçmişinin olup olmaması, bakım verme süresi, bakım öncesi ve bakım verme işlemi sırasında sağlıkları ile ilgili algıları, psikiyatrik hastalıklarının varlığı, uyku düzensizliği, aylık bakım günü ve haftadaki bakım saati gibi bakım yükü üzerine etkisi olabileceği düşünülen çeşitli faktörleri araştıran sorular bulunuyordu. Hastaya bakım verenlere uygulanan ikinci anket formunda ise, kişilerin bakım verirken ortaya çıkan yükü ölçmek amacı ile Zaritt Bakım Verme Yükü Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 21.0 istatistik programı kullanılarak değerlendirildi. İstatistiksel analizler SPSS 21.0 ile yapılmış olup, bağımsız gruplar ki kare testi ve non parametrik testler ile karşılaştırıldı. Anlamlı bulunan veriler lojistik regresyon ile analiz edildi. Bulgular: Çalışmaya toplam 42 hasta ve onlara bakım veren kişi katıldı. bakım verenlerin 25'i (%59,5) kadın, 17'si (%40,5) erkekti. Ankete katılanların 31'i evli (%73,8) olduğu görüldü. Bakım verenlerin 25'inin (%59,5) gelir düzeyi asgari ücretin altında olup, geri kalanın tamamı yoksulluk sınırının altında olduğu gözlendi. Bakım veren kişilerin Zaritt Bakım yükü ölçeği ile yapılan değerlendirmede 34 kişide (%81) bakım işinin yük olmaya başladığını görmekteyiz. Çocuk sayısı, aynı evde yaşayan kişiler, bakım verme süresi, haftada bakım saati, aydaki bakım günü, hastanın DM tanısının kaç yıldır mevcut olduğu ve Zaritt bakım yükü puanı karşılaştırıldı. Sonuç: Çalışmamızda bakım veren bireylerin gelir düzeyinin, bakım verdiği aydaki gün sayısının ve bakılan kişinin DM tanısının kaç yıldır mevcut olduğu bakım yükünü etkileyen faktörler olduğu görülmüştür. Bu ançıdan saptanan risk faktörlerini olduğunca düzenlemek, bunlara yönelik hazırlanacak eğitim ve müdahale programlarının, sosyal destek ve farkındalık projelerinin bakım yükü açısından bakım yükünün önlenmesinde ve bakımın geliştirilmesinde etkili olacağını düşünmekteyiz.

AyakAyak hastalıklarıBakım verenler+7
Yiğithan Ündey
Aydın Adnan Menderes University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesinde görevli sağlık çalışanlarının ruhsal hastalığa yönelik inançları ve etkileyen faktörler

Giriş ve Amaç: Ruhsal bozukluklar, tüm dünyada en önemli halk sağlığı sorunlarından biridir ve her yıl nüfusun yaklaşık %25'i ruhsal bozukluklar ve ilişkili durumlardan etkilenir. Ülkemizde ise bu oran %17,2'dir. Olumsuz inanç ve damgalama eğilimi hastaların tüm tanı ve tedavi sürecini etkilediği için sağlık çalışanlarının olumsuz inanç ve damgalama eğilimini ortaya koymak önemlidir. Bu çalışma ile, Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi'nde görevli asistan hekim, hemşire ve diğer yardımcı sağlık personelinin ruhsal hastalıklar hakkındaki inançları ve buna etki eden faktörlerin ortaya konulması ve bu gruplar arasında inanç yönünden anlamlı bir fark olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel, analitik tipte olan çalışmamız Eylül-Kasım 2022 tarihleri arasında, Aydın Adnan Menderes Üniversite Hastanesi'nde görev yapmakta olan 515 kişi ile tamamlanmıştır. Katılımcılar asistan hekim, hemşire-ebe ve diğer sağlık çalışanları olmak üzere üç gruba ayrılmış ve katılımcı sayısı tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Katılımcılara bazı sosyo-demografik özellikleri ve genel sağlık bilgileriyle ilgili soruları içeren bir anket ve 21 soruluk RHYİÖ yüz yüze yöntemle uygulanmıştır. Veriler SPSS 18.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 30,4 ± 6,2 (20-56 yaş arası), % 69,9 'u (s=360) kadın, %51,3'ü (s=264) evliydi. Katılımcıların %18,1'i (s=93) yaşamının herhangi bir döneminde psikiyatrik rahatsızlık yaşadığını, psikiyatrik rahatsızlık yaşayanların %44,1'i (s=41) bu rahatsızlıkları için ilaç kullandıklarını ifade etti. Ruhsal sorunlu bireylerin sizde yarattığı duygu nedir sorusuna katılımcıların %70'i (s=361) üzüntü seçeneğini işaretlemiştir. Tüm katılımcıların ölçek puan ortalaması 47,3 ± 15,9 olup asistan hekim grubunda anlamlı olarak daha düşüktür. Sonuç: Asistan hekimler en olumlu inanca sahip olmakla birlikte, ölçek puanları orta düzeyin biraz altındaydı. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri ile inançlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken eğitim düzeyi yüksek olan katılımcıların inançları daha olumluydu. Sağlık çalışanlarına verilecek hizmet içi eğitimler ve pratik uygulamalar ruhsal hastalığa yönelik inançlarının olumlu yönde değişmesine katkıda bulunabilir. Anahtar Kelimeler: Ruhsal hastalık, İnanç, Sağlık çalışanları

AydınPsikiyatrik hastalıklarRuh sağlığı+3
Ömer Saylık
Aydın Adnan Menderes University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Aydın ilinde görev yapan aile hekimlerinin girişimsel radyoloji hakkındaki bilgi düzeyleri

Giriş ve Amaç: Girişimsel radyoloji (GR), çeşitli görüntüleme yöntemlerini kullanarak tanı ve tedavi amaçlı yapılan minimal invaziv uygulamaları içeren bir tıp disiplinidir. Özellikle son yıllarda oldukça hızlı bir gelişim göstermiştir. Aile hekimlerinin girişimsel radyoloji işlemleri konusunda hastalarını yönlendirmesi ve bilgilendirmesi gerekebilir. Bu danışmanlık hizmetini verirken aile hekimlerinin yeterli bilgi düzeyine sahip olması gereklidir. Çalışmamızın amacı, Aydın ilinde görev yapan aile hekimlerinin girişimsel radyoloji hakkındaki bilgi düzeyini belirleyerek bu durumu etkileyen faktörleri araştırmak ve bu konudaki farkındalığı arttırmaktır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tanımlayıcı tipteki çalışmamıza 01.11.2023-31.10.2024 tarihleri arasında Aydın ilinde aktif olarak görev yapan tüm hekimler dahil edilmiştir. Çalışmamıza 208 hekim gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılardan veri toplamak amacı ile oluşturduğumuz anket formu 3 bölümden oluşmaktadır. Bölümlerde, katılımcıların sosyodemografik özelliklerini, tıbbi okur yazarlık durumlarını, girişimsel radyoloji hakkındaki bilgi ve farkındalık düzeylerini ölçen açık ve kapalı uçlu sorular bulunmaktadır. İstatistiksel Değerlendirme SPSS 22.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Anketimize katılan 208 katılımcının %75,5'ini (s=157) erkekler oluşturmuştur. Katılımcıların %41,3'ünün (s=86) 30 yıldan uzun süredir hekimlik yaptığı, %67,8'inin (s=141) ayda ortalama 1-5 adet tıbbi araştırma-makale okuduğu, %56,7'sinin (s=118) mesleki gelişimlerine aylık ortalama 1-5 saat zaman ayırdıkları bulunmuştur. Katılımcıların %78,8'i (s=164) GR konusunda düşük bilgi seviyesine sahip olduklarını belirtmişlerdir. GR bilgi düzeyi toplam puanı 12 üzerinden 5,27 olarak bulunmuştur. Sonuç: Çalışmamızda bilgi düzeyi toplam puanlarının değerlendirilmesi yapıldığında, GR konusundaki bilgi düzeyi toplam puan ortalamasının benzer çalışmalarda olduğu gibi aile hekimleri arasında düşük olduğu tespit edilmiştir. Kadın cinsiyetin, aile hekimi uzmanlarının, tıp dergisi okuma alışkanlığı fazla olanların bilgi düzeyi toplam puanları daha yüksek olarak bulunmuştur. Hekimler arasında farkındalığın arttırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu konuda akademik eğitim boyunca ve mezuniyet sonrasında eğitim programları oluşturulabilir.

Bilgi düzeyiDoktorlar-aileRadyoloji-girişimsel+1
İlker Alkış
Aydın Adnan Menderes University
2025
00

Other supervisors