Theses supervised by Prof. Dr. Taner Akar

13 theses · Akdeniz University, Gazi University

DoctorateOpen AccessTR

Farklı yetiştirme zamanlarının şeker mısır çeşitlerinin pazarlanabilir koçan verimi ve kalitesine etkileri

Bu çalışma Bilecik koşullarında 14 adet sh2 ve 3 adet su1 genine sahip toplam 17 farklı tescilli şeker mısır (Zea mays L. saccarata) çeşidinin ana ürün ve ikinci ürün ekim zamanındaki verim ve kalite özelliklerini incelemek amacıyla 2022 ve 2023 yıllarında tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlı olarak yürütülmüştür. Çeşitlerin ana ürün ekimi mayıs ayı başında, ikinci ürün ekimi ise buğday hasadından sonra temmuz ayı içerisinde yapılmıştır. Çalışmada kullanılan çeşitlerin hasat işlemi parmak testi uygulanarak her çeşit için ayrı ayrı yapılmıştır. Çalışmada incelenen bütün özellikler istatistiksel olarak çeşitlerden, Yıl× Çeşit ve Ekim zamanı× Çeşit interaksiyonlarından önemli ölçüde etkilenmiştir. Sh2 genine sahip olan bütün çeşitlerin sakkaroz ve toplam şeker içerikleri su1 genine sahip olan çeşitlerden daha yüksek bulunurken, su1 genine sahip olan çeşitlerin dirençli olmayan ve toplam nişasta içerikleri sh2 genine sahip olan bütün çeşitlerden daha yüksek belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan ve sh2 genine sahip SF-1379 çeşidi dışında sh2 genine sahip bütün çeşitlerin su1 genine sahip çeşitlerden daha yüksek protein içeriğine ve daha düşük suda çözünür kuru madde içeriğine sahip olduğu görülmüştür. Kavuzsuz taze koçan verimi bakımından çeşitler 1492.68-2494.49 kg da-1 arasında değişmiş olup Caramelo çeşidinden en düşük, Sherbet F1 çeşidinde ise en yüksek kavuzsuz taze koçan verimine ulaşmıştır. Çeşitlerin taze dane verimi ise 894.50- 1634.11 kg da-1 arasında değişmiş olup, en düşük ve en yüksek taze dane verimleri Caramelo ve Sherbet F1 çeşitlerinden elde edilmiştir. Suda çözünür kuru madde oranı 13.38- 20.37° Brix arasında değişmiş olup en yüksek Sherbet F1 en düşük ise Vega-F1 çeşidinden elde edilmiştir. Çeşitlerin fruktoz içeriği 3.15- 11.26 mg g-1 arasında değişmiş olup SF-1379 çeşidinden en yüksek belirlenirken, Luminox çeşidinden en düşük değer elde edilmiştir. Glikoz içerikleri 6.89- 17.34 mg g-1 arasında değişmiş olup en yüksek Vega-F1 en düşük ise Luminox çeşidinden elde edilmiştir. En yüksek sakkaroz içeriği 42.32 mg g-1 olarak Caramelo çeşidinden en düşük ise 7.9 mg g-1 olarak Calipos çeşidinden elde edilmiştir. Toplam şeker içerikleri ise 20.34- 67.63 mg g-1 arasında değişmiş olup en düşük Calipos, en yüksek ise SF-1379 çeşidinden belirlenmiştir. Ana ürün ekim zamanında çeşitlerin ortalama, taze dane verimi, suda çözünür kuru madde oranı ve toplam şeker oranı sırasıyla 1864.87 kg da-1, 1113.79 kg da-1, 13.95° Brix, 48.95 mg g-1 olarak belirlenirken, ikinci ürün ekim zamanında ise 2134 kg da-1, 1345.89 kg da-1, 16.18° Brix, 47.99 mg g-1 olarak belirlenmiştir. Ekim zamanı çeşit interaksiyonuna göre en yüksek kavuzsuz taze koçan verimi, taze dane verimi, suda çözünür kuru madde oranı ve toplam şeker oranı sırasıyla 2673 kg da-1 (ikinci ürün ekim zamanı (İÜ)×SF-1280), 1687.33 kg da-1 (İÜ×Sherbet F1), 21.25° Brix (İÜ×Sherbet F1), 70.74 mg g-1 (AÜ×SF-1379) olarak belirlenirken en düşük ise; 1262 kg da-1 (AÜ×Caramelo), 728.14 kg da-1 (AÜ×Caramelo), 11.83° Brix (AÜ×Luminox), 18.62 mg g-1 (İÜ×Calipos) olarak belirlenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre ikinci ürün ekim zamanında kavuzsuz taze koçan verimi ve taze dane veriminin arttığı görülmüştür. Şeker mısır çeşitlerinin Bilecik benzeri ekolojik şartlara sahip bölgelerde ekim nöbetine dahil edilmesi ve ikinci ürün olarak ekilmesi şeker mısır çeşitlerine olan talebin karşılanması sağlayacağı ve çiftçilerin gelirini artıracağı düşünülmektedir. Çalışmanın şeker mısır ile ülkemizde yapılacak olan ıslah çalışmalarına da ışık tutacağı düşünülmektedir.

AgronomiŞeker mısırı
Yusuf Murat Kardeş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ülkemiz kökenli makarnalık yerel buğday çeşitlerinden seçilen hatların agromorfolojik ve dane kalite özelliklerinin tanımlanması ve ıslah çalışmalarında değerlendirilmesi

Bu çalışma 2021-2022 ve 2023-2024 yılı yetiştirme dönemlerinde sırasıyla Antalya ve Konya koşullarında köy çeşitleri (farmer variety) olarak adlandırılan popülasyonlardan seçme (seleksiyon) ıslahı yöntemiyle geliştirilen makarnalık buğday (Triticum durum Desf.) hatlarının tarımsal, kalite ve besin içerikleri özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu kapsamda ilk olarak tek başak sıralarından elde edilen tohumlarının çoğaltılması ile geliştirilen hatların seçimi için Antalya koşullarında 2021-2022 yılında Augmented deneme desenine göre 4 standart çeşit (Burgos, Ovidio, Svevo ve Tirex) ile birlikte deneme kurulmuştur. Denemenin sonucunda ortalamalara göre erkenci ve geçci hatlar arasında en az 20 günlük bir değişim aralığı olduğu, bitki boyunun 60 cm ile 140 cm, bin dane ağırlığının 37 g ile 69 g, SDS sedimantasyonun 9.5 mL ile 26 mL, irmikte sarılık değerinin 17 ile 26 ve yaş gluten oranının %16 ile % değiştiği tespit edilmiştir. Özellikle yatmayan ve diğer tarımsal ve kalite özelliklerine göre öne çıkan 9 hat bir sonraki denemede test etmek amacıyla seçilmiştir. Seçilen bu hatların kış şartlarına da uyumunu test etmek için 7 standart çeşit (Ç1252, Eminbey, Enduro, Karam, Kızıltan91, Leonardo ve Ovidio) ile birlikte 2023-2024 sezonunda Ilgın/Konya şartlarında tesadüf bloklarına göre 3 tekrarlı deneme yürütülmüştür. Denemenin sonuçlarına göre seçilen hatların ortalama olarak standart çeşitlerden başaklanma gün sayısı, bitki boyu, bin dane ağırlığı, sedimantasyon hacmi ve yaş gluten oranı bakımından daha yüksek, dane verimi, hektolitre ağırlığı, irmik rengi, protein oranı ve gluten indeksi bakımından ise daha düşük değerlere sahip olduğu istatistiki (p<0.01) olarak belirlenmiştir. Öte yandan mikro/makro minerallerden dane potasyum, magnezyum, mangan, sodyum ve selenyum içeriği bakımından hatların çeşitler ile karşılaştırıldığında istatistiki olarak daha yüksek değerlere sahip olduğu bulunmuştur. B vitamini bileşenleri bakımından hatlar ortalama olarak B2 vitamini bakımından istatistiki olarak yüksek (p<0.01) bulunmuşsa da diğer incelenen B1, B3, B5, B6 ve B9 bakımından hatlar ile çeşitler arasında istatistiki olarak bir fark bulunmamıştır. Elde edilen tüm veriler farklı istatistiksel yöntemlerle değerlendirildiğinde test edilen 9 hattın hemen hemen tüm özellikler bakımından geniş varyasyon gösterdiği ve makarnalık buğday ıslah çalışmalarında doğrudan veya yarı-yol materyali olarak kullanılabileceği, Hat1'in başta yüksek dane verimi, kısa bitki boyu özellikleri ile diğer hatlardan belirgin bir şekilde öne çıkarak doğrudan çeşit adayı olarak kullanılabilecek potansiyele sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

AgronomiBitki ıslahıMakarnalık buğday
Yeşim Sıla Tekin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Makarnalık buğday çeşitlerinde başaklanma dönemi sonrası yapraktan sıvı azot uygulamalarının dane verimi ile bulgur kalitesine etkileri

Bu araştırma geleneksel gübrelemeye ek olarak yapraktan yakmayan düşük biüret içerikli üre azotu ile farklı doz ve zamanlarda sıvı gübrelemenin makarnalık buğday dane verimi, verim bileşenleri ile bulgur kalitesi üzerindeki etkilerini belirleme amacıyla 2020-21 ve 2021-22 yetiştirme sezonlarında Antalya Korkuteli'de Kızıltan-91 ve Mirzabey 2000 çeşitleri kullanılarak tesadüf bloklarında faktöriyel deneme deseninde üç tekrarlı olarak yürütülmüştür. Yapraktan sıvı üre uygulaması 4 farklı doz 200ppm, 400ppm, 600ppm ve 800ppm olarak ve çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenme ortası ve çiçeklenme sonrası olacak şekilde 3 farklı zamanda sırt pülverizatörü ile uygulanmıştır. Denemede tohum sıklığı her bir çeşit için metrekarede 400 adet tohum olacak şekilde ekim mibzeri ile sıra arası 14 cm ve 8 sıra olarak ekilmiştir. Buğday için önerilen yetiştirme koşullarına ek olarak çimlenme çıkış için ekim, kardeşlenme ve sapa kalkma ve başaklanma zamanlarında 100 mm/m2 hesabıyla 4 defa sulama yapılmıştır. Hasat sonrası laboratuvar tipi harman makinesinde harmanı yapılan danelerde parsel verimi, hektolitre ağırlığı, bin dane ağırlığı, dane nemi, camsı dane oranı ve elek analizi, sedimentasyon testi, gluten indeksi, yaş gluten miktarı, protein miktarı, irmik rengi analizleri ile her bir uygulamadan bulgur yapılarak bulgur verimi ve bulgurlarda b renk değeri tayinleride yapılmıştır. Yapraktan sıvı üre uygulamasının dekara verimi artırdığı, hektolitre ağırlığı ve bin dane ağırlığı ortalamaları üzerinde anlamlı bir değişim oluşturmadığı saptanmıştır. Camsı dane oranı belirleme çalışmaları sonucunda Kızıltan-91 ve Mirzabey 2000 çeşidinde camsı dane oranı en düşük %78, en yüksek %80 olarak belirlenmişken sarı renk göstergesi olarak ölçülen b renk değerleri ortalamaları 21,1 ile 26,1 arasında değişmiş olup bu kalite unsurunun sıvı üre uygulama dozu ve sıvı üre uygulama zamanından önemli derecede etkilendiği görülmüştür. Protein ortalamaları %12,3 ile %16,1 arasında değişmiş olup, sıvı üre uygulama dozu ve sıvı üre uygulama zamanından önemli ölçüde etkilendiği görülmüştür. Örneklerin % sedimentasyon değeri ortalamaları çeşit özelliği, çiçeklenme dönemi ve sıvı üre uygulama dozundan çok önemli derecede etkilenmiştir. Yaş gluten miktarı ortalaması en yüksek %50,7 olarak Kızıltan-91 çeşidinde çiçeklenme sonunda 800 ppm sıvı üre uygulamasından elde edilirken, en düşük %18,6 olarak Kızıltan-91 çeşidinin kontrol parselinde üretilen buğdayda saptanmıştır. Gluten index değeri ortalaması en yüksek %58,0 olarak Kızıltan-91 çeşidinde çiçeklenme sonrası 800 ppm sıvı üre uygulamasından elde edilirken, en düşük %19 olarak Kızıltan-91 çeşidinin kontrol parselinde üretilen buğdayda belirlenmiştir. En yüksek pilavlık bulgur verimi %64 ile Mirzabey 2000 çeşidinin çiçeklenme sonrası döneminde uygulanan 200 ppm sıvı üre uygulamasıyla üretilen buğdaylardan, en düşük pilavlık bulgur verimi ise %36 ile Mirzabey 2000 çeşidine çiçeklenme ortasında 200 ppm sıvı üre uygulamasıyla üretilen buğdaylardan elde edilmiştir. Pilavlık bulgur b renk değeri ortalamalarına göre en yüksek pilavlık bulgur b renk değeri 32.2 ile Kızıltan-91 çeşidinin çiçeklenme ortası döneminde uygulanan 400 ppm sıvı üre uygulamasıyla üretilen buğdaylardan, en düşük pilavlık bulgur b renk değeri ise 23,2 ile Kızıltan-91 çeşidine çiçeklenme başlangıcında 200 ppm sıvı üre uygulamasıyla üretilen buğdaylardan elde edilmiştir.

AgronomiMakarnalık buğdayÜrün kalitesi
Bilgehan Turan Certel
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Makarnalık buğday çeşitlerinde lipoksigenaz aktivitesinin genetik tanımlanması

İrmik ve makarna üretimi için kullanılan makarnalık buğdayda (Triticum durum L.) temel kalite faktörleri arasında yüksek dane protein içeriği ve kalitesi ile irmik rengi bulunmaktadır. Makarnada sarı rengin ağarmasına sebep olan oksidatif enzimlerin başında lipoksigenazlar gelmektedir. Makarnalık buğday çeşitlerinin pigment içerikleri ve oksidatif enzim aktiviteleri genetik olarak kontrol edilmekle birlikte yetiştirme koşulları da bunları etkilemektedir. Bu nedenle irmik rengi yüksek fakat oksidatif enzim aktiviteleri düşük kararlı makarnalık buğday çeşitlerinin ıslahı ve yetiştirilmesi makarna endüstrisi için çok önemlidir. Bu çalışmada ülkemizde tescil edilmiş 56 adet makarnalık buğday çeşidi 7 farklı moleküler belirteç kullanılarak lipoksigenaz aktivitesini etkileyen genler bakımından tanımlanmıştır. Elde edilen moleküler verilere göre, makarnalık buğday çeşitleri lipoksigenaz aktivitelerine göre düşük, orta ve yüksek olarak haplotiplere ayrılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların ülkemizde düşük lipoksigenaz aktivitesine sahip yeni çeşitlerin geliştirilmesi için yürütülecek ıslah çalışmalarına önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

LipoksijenazMakarnalık buğdayTriticum durum+1
Medine Yurduseven
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
10
Master'sOpen AccessTR

İleri kavuzlu buğday hatlarının bulgur olma potansiyellerinin araştırılması

Bu araştırmada 214O401 nolu TUBİTAK projesi kapsamında seleksiyon ıslahı yöntemi ile geliştirilmiş 10 siyez (Triticum monoccocum) ve 10 gernik (Triticum dicoccum) ileri hattı ile ülkemizde yaygın olarak yetiştirilen Zenit, Sarıçanak 98 ve Svevo makarnalık buğday (Triticum durum Desf.) çeşitleri ve Esperia ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşitleri kullanılmıştır. Araştırma 2018-19 üretim döneminde Ilgın/Konya koşullarında Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 3 tekrarlı olarak yürütülmüştür. Bulgur eldesi öncesi danede nem oranı (%), bin dane ağırlığı (g), hektolitre ağırlığı (kg/l), danede camsılık, dane rengi, irmik rengi, protein oranı (%) ve sodyum dodesil sülfat (SDS) sedimantasyon (ml) analizleri yapılırken bulgur örneklerinde bulgur ve irmik rengi, protein oranı ve SDS sedimantasyon testleri uygulanmıştır. Çalışmada geleneksel ve mikrodalga olmak üzere iki farklı pişirme yöntemi ile bulgur elde edilmiştir. Bulgur yapma yöntemlerinin sedimantasyon, dane rengi, irmik rengi ve protein oranına önemli bir etkisi gözlenmemiştir. Bulgur yapımı öncesi ortalama sedimantasyon, dane ve irmik renkleri ile protein oranları sırasıyla 29,9 ml, 23,3, 20,0 ve % 16,5 iken bu değerler her iki bulgur yapma yönteminde de azalma göstermiştir. Geleneksel yöntemde elde edilen bulgularda aynı parametreler sırasıyla 19,8 ml, 21,3,18,1 ve %15 iken mikrodalga yönteminde de 19,7 ml, 20,6, 17,4 ve % 15,3 olarak tespit edilmiştir. Bulgur analiz sonuçlarına göre gernik ve siyez ileri hatları arasında belirlenen parametreler bakımından oldukça geniş bir değişim gözlenmiştir. 18 ve 19 nolu siyez ile 42 nolu gernik ileri hatları bulgur işleme öncesi ve geleneksel bulgur yapma yöntemine göre irmik rengi bakımından sırasıyla 23,6 ile 19,9; 23,4 ile 19,5 ve 19,8 ile 18,5 değerleri ile en az sapma gösteren kararlı genotipler olarak belirlenmiştir.

Orhan Batu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İleri kışlık yemlik arpa hatlarının seleksiyonunda farklı seleksiyon indeksi ve stabilite yöntemlerinin kullanılması

Bu çalışma ile yemlik arpa genotiplerinin seçiminde kullanılacak alternatif ve daha etkili istatistiksel yöntemlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 2017-2018 ve 2018-2019 yıllarında toplam 15 çevrede 4 çeşit ve 20 ileri hat kullanılarak tesadüf blokları deneme deseninde 4 tekrarlamalı olarak denemeler yürütülmüştür. Dane verimine ek olarak bazı verim unsurları ile fiziksel ve ileri yem kalite unsurları dahil 14 özelliğin incelendiği bu çalışmada çeşitlerden sırasıyla Larende 10, Burakbey ve Tosunpaşa 8 özellik bakımından üstün bulunurken ileri hatlar arasından H3 ve H6 verim öğeleri bakımından, H13 ve H14 kalite özellikleri bakımından H10 ise hem kalite özellikleri hem de verim öğeleri bakımından daha üstün olduğu belirlenmiştir. Dane verimi ve kalite değerlerine göre genotiplerin kararlılıkları parametrik ve parametrik olmayan farklı yöntemlerle değerlendirildiğinde Tarm 92, Tosunpaşa ve Burakbey çeşitleri ile 9 hat (H2, H3, H7, H10, H11, H12, H13, H14 ve H15) birçok özellik bakımından kararlı bulunmuştur. Bunların içerisinden 5 hat (H2, H3, H7, H10, H13) verim bakımından üstün olup aynı zamanda kararlı durumdadır. Kararlılığın ayrıntılı ve görsel olarak açıklanmasına olanak veren GGE biplot ve AMMI biplot grafikleri ile genotiplerin kararlılık durumları görsel olarak da ortaya konulmuştur. Araştırmada ayrıca ele alınan 14 değişkenin birlikte kullanıldığı 6 farklı seleksiyon indeksi karşılaştırmalı olarak irdelendiğinde; toplam değer bakımından genotiplerin sıralamasında bazı genotipler için farklı yöntemler sıralamada değişikliğe yol açmaz iken bazı genotiplerin sıralamalarında önemli değişiklik görülmüştür. Burakbey ve Tosunpaşa çeşitleri sıralamalarda üst sıralarda iken, Larende çeşidi ise bazı indeks yöntemlere göre üst sıralarda, Tarm 92 çeşidinin ise orta sıralarda yer aldığı saptanmıştır. H3, H1 ve H10 numaralı ileri hatlar ise birçok indeks yöntemine göre sıralamada üst sıralarda yer almıştır. Son olarak, bu araştırmada verim ve kalite unsurları için seleksiyon indekslerinin oluşturulmasında gerekli olan kalıtım dereceleri, özellikler arasındaki genetik ilerlemeler ile genetik ve fenotipik değişim katsayıları gibi bazı genetik parametreler de tahmin edilmiştir. Bu bağlamda geniş anlamlı kalıtım dereceleri 0.33 (tane verimi) ile 0.02 (hektolitre ağırlığı) arasında değişmiştir. Genel olarak tane verimi dışındaki özelliklerde kalıtım dereceleri oldukça düşük bulunurken % genetik ilerleme değerleri % 14.34 (tane verimi) ile % 0.12 (metrekarede başak sayısı) arasında değişmiştir.

Sinan Aydoğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski ve modern ekmeklik buğday çeşitlerinin tarımsal ve kalite özellikleri bakımından genotipik ve fenotipik tanımlanması

Bu çalışma, ülkemizde farklı zamanlarda tescil edilmiş 189 adet ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşidi ve seleksiyon ıslahıyla geliştirilmiş 34 antik kavuzlu buğday genotipinde çevresel uyum (adaptasyon) ve dane kalitesine etkili genler bakımından genotipik farklılıkları saptamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, bunlar arasından antik, eski ve modern buğday çeşit/çeşit adaylarından oluşan 22 genotipte tarımsal ve kalite özellikleri bakımından fenotipik farklılıkların belirlenmesi amacıyla tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlı olarak sulu koşullarda 2018-2019 ve 2019-2020 yıllarında Ilgın/Konya'da tarla denemeleri yürütülmüştür. Çevresel uyuma etkili soğuklanma ihtiyacı ve gün uzunluğu genleri için yapılan genotipik tanımlamada geçmişten günümüze vrn-A1, vrn-B1 ve vrn-D1 allellerinin ve gün uzunluğuna duyarlılığı kaldıran Ppd-D1a allelinin frekansının arttığı açık bir şekilde belirlenmiştir. Bitki boyunu kontrol eden Rht-B1, Rht-D1, Rht-8 ve Rht-24 lokusları bakımından beklenildiği gibi yeşil devrimden sonra Rht-B1b allelinin frekansının oldukça arttığı öte yandan Rht-D1b allelinin sadece 8 çeşitte bulunduğu saptanmıştır. Son yıllarda yeni yeşil devrim geni olarak duyurulan Rht24 geninin kısa bitki boyuna yol açan alleli Rht-24b'nin frekansı ise tüm genotipler içerisinde %50.2 olarak belirlenmiştir. Dane kalitesine etkili genler bakımından yapılan genotipik tanımlamada ise genotiplerin hiçbirisinde danenin protein içeriğini artıran NAM-B1a alleli belirlenmemiştir. Öte yandan dane sertliği lokusları (Pin) bakımından genotiplerin %64.9'unun Pina-D1a/Pinb-D1a, %28.8'inin Pina-D1a/Pinb-D1b, %5.8'inin Pina-D1b/Pinb-D1a ve %0.5'inin Pina-D1a/Pinb-D1c allel kombinasyonlarına sahip olduğu saptanmıştır. Yüksek molekül ağırlıklı glutenin alt ünitelerini (YMAG) kontrol eden Glu-A1, Glu-B1 ve Glu-D1 lokusları bakımından da en sık görülen allel kombinasyonları sırasıyla Ax2* (%44.0), Bx7 + By8 (%42.3) ve Dx5 + Dy10 (%64.9) olarak belirlenmiştir. Ayrıca, yüksek molekül ağırlıklı gutenin alt üniteleri (YMAG) kombinasyonlarının kalite puanlamasına göre 48 ekmeklik buğday çeşidi 10 tam puanla yüksek gluten kalitesine sahip olduğu saptanmıştır. Çalışmanın ikinci ayağı olan tarla denemelerinin iki yıllık deneme verilerine göre incelenen tüm özellikler bakımından genotipler arasında istatistiksel olarak önemli farklar bulunmuştur. Buna ek olarak, başak boyu ve m2'deki başak sayısı hariç diğer özellikler için çeşit × yıl etkileşiminin önemli olduğu saptanmıştır. Eski ve modern ekmeklik buğday çeşitler iki yıllık verilere göre değerlendirildiğinde dane verimi, hasat indeksi, hektolitre ağırlığı, sedimantasyon değeri ve gluten indeksi özelliklerinin geçmişten günümüze ıslah sürecinde arttığı bitki boyu ve m2'deki başak sayısının ise bu süreçte azaldığı belirlenmiştir. Doğrusal regresyon analizi ile ıslah çalışmalarında bitki boyu bakımından -0.22 cm, m2'deki başak sayısı bakımından -23.47 adet, dane verimi bakımından 1.85 kg/da, hasat indeksi bakımından %0.10, hektolitre ağırlığı bakımından 0.06 kg/hl, dane sertliği bakımından %-0.09 PSI, sedimantasyon değeri bakımından 0.22 ml ve gluten indeksi bakımından %0.22 yıllık genetik kazanç sağlandığı hesaplanmıştır. Ayrıca önemli dane kalite özelliklerinden protein içeriği ve yaş gluten oranı bakımından bir değişimin olmadığı da saptanmamıştır. Bu çalışma ile 1931 yılından beri ülkemizde yetiştirilen ekmeklik buğday çeşitlerinin ıslah çalışmalarıyla ne denli fenotipik ve genotipik değişim gösterdiği ortaya konulmuştur. Son yıllarda dünya genelinde ve ülkemizde küresel ısınmanın özellikle tarımda etkisinin açıkça hissedildiği göz önüne alındığında bu çalışmada elde edilen bulguların ülkemizdeki ekmeklik buğday ıslahı çalışmalarına önemli katkılar sunması beklenmektedir.

Bitki ıslahıEkmeklik buğday
Mehmet Tekin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sera koşullarına uygun şeker mısır çeşitlerinin belirlenmesi

Bu çalışma 2020 yılında Antalya ili örtü altı koşullarında yürütülmüştür. Araştırmada 9 adet şeker mısır çeşidi iki farklı zamanda ekilmiştir. Tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlı olarak yürütülen bu çalışmada tarımsal ve kalite yönünden örtü altı yetiştiriciliğine en uygun şeker mısır çeşitlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma incelenen özelliklerden bitki boyları 152.2 cm (Merit) – 337.8 cm (Intfa), koçan uzunluğu 16.2 cm (Merit) – 24.7 cm (AGR), tepe püskülü çıkış süresi 38 gün (AGR) – 28 gün (Mut), koçan püskülü çıkış süresi 41 gün (AGR) – 30 gün (Mut), koçan bağlama yüksekliği 102.4 cm (Intfa) – 42.8 cm (Merit), koçan uç boşluğu 3.7 cm (Merit) – 0.1 cm (Mut), koçan çapı 5.4 cm (AGR) – 4.6 cm (Merit), tane sayısına 529.6 adet (Hazar) – 278.4 adet (Merit), yeşil koçan ağırlığı 359 g (Intfa) –188.6 g (Merit), kavuzsuz koçan ağırlığı 288.9 g (Hazar) –117 g (Merit), kuru madde oranı % 33.7 (Challenger) – % 28.0 (Intfa), brix oranları ise % 15.5 (Batem Tatlı) – % 9.5 (Intfa) aralığında olup çeşitler arasında incelenen tüm özellikler bakımından istatistiksel açıdan önemli farklar bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre, güz dönemi Antalya örtü altı şartlarında şeker mısır yetiştiriciliği için Eylül dönemi fide dikimlerinin daha uygun olduğu ve bu dönemde Batem Tatlı çeşidinin koçan verimi ve kalitesi bakımından en uygun çeşit olduğu bunu Hazar çeşidinin izlediği belirlenmiştir.

Şeker mısırı
Emin Ekiz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı makarnalık buğday (triticum durum desf.) çeşitlerinin sarı pas hastalığına karşı genotipik ve fenotipik olarak dayanıklılığının belirlenmesi

Bu çalışma ile ülkemizde tescil edilen ve milli çeşit listesinde bulunan 54 adet makarnalık buğday (Triticum turdigum var. durum) çeşidinin Puccinia striiformis f. sp. tritici'nin neden olduğu sarı pas hastalığına karşı dayanım gösterdiği bilinen Yr5, Yr10 ve Yr15 dayanıklılık genlerinin varlığı genetik düzeyde tanımlanması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışılan genetik materyallerin DNA'ları ekstrakte edilmiş ve PZR analizleri gerçekleştirilmiştir. Genetik analizler sonucunda 54 çeşidin hiçbirinde Yr5 dayanıklılık geni bulunmazken 12'sinin Yr10 ve 17'sinin Yr15 dayanıklılık genine sahip olduğu belirlenmiştir. Bunlara ek olarak 7 çeşidin hem Yr10 hem de Yr15 dayanıklılık genlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Öte yandan çeşitlerin dayanımını belirlemek amacıyla 2019-2020 üretim sezonunda doğal epidemi şartlarında arazi denemesi yürütülmüştür. Sonuç olarak, moleküler belirteç destekli seleksiyon ile sarı pasa dayanım gösteren genler etkinlikle tanımlanmıştır. Elde edilen sonuçların makarnalık buğdayda sarı pasa dayanıklılık için yürütülecek ıslah programlarında yararlı olacağı düşünülmektedir.

Emre İpek
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yazlık makarnalık buğdayda farklı zamanlardaki azot uygulamasının dane kalitesi ve çimlenmeye etkileri

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yerleşkesindeki deneme tarlasında hedef verim için uygulanan saf azotun makarnalık buğdayın farklı gelişme dönemlerine göre verilmesini ve bu uygulamaların danenin fiziksel (bin dane ve hektolitre ağırlıkları, irilik sınıfı) ve kimyasal özelikleri (protein oranı, SDS sedimantasyon, irmik rengi, yaş öz ve glüten indeksi) ile çimlenme oranlarına etkileri belirlendiği bu araştırma Svevo çeşidi ile tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlı olarak 2018-2019 yılları arasında yürütülmüştür. Deneme gruplarında en yüksek bin dane ağırlığı 70.6 g oranı ile N3; hektolitre ağırlığında 82.9 kg/l ile yine N3 uygulamalarından alınırken bu iki özellik için uygulamalar arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Uygulamaların tohumların çimlenmesine bir etkisi gözlenmezken irmik rengi ve protein oranı başta olmak üzere özellikle gluten kalitesine etkileri istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır. En yüksek protein oranı (%19,4) ve gluten indeksi (94,6) N6, SDS sedimantasyon (17,7 ml) ve yaş öz oranına (%57,8) ise N5 uygulamasından elde edilmiştir.

Ayşe Nur Bilen
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Konya koşullarına uygun yüksek besin içeriğine sahip gernik buğday çeşit adaylarının belirlenmesi

Bu çalışma ile son beş yıldır ülkemizin farklı bölgelerinden toplanan gernik popülasyonlarından seçilen 17 gernik çeşit adayının Konya koşullarına uyumunun (adaptasyon) belirlenmesi amaçlanmıştır. Konya ili Kadınhanı koşullarında tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlı olarak deneme kurulmuş ve ülkemizde yaygın olarak yetiştirilen makarnalık buğday (Triticum durum Desf.) çeşitlerinden Zenit, Svevo ve Sarıçanak çeşitleri de kontrol olarak kullanılmıştır. Çalışma kapsamında biyolojik verim, dane verimi gibi tarımsal özelliklerin yanı sıra bazı kalite özellikleri ve mikro element ve vitamin (A ve B vitaminleri) içerikleri belirlenmiştir. Tarımsal özellikler bakımından gernik çeşit adaylarının kontrol çeşitlere göre yaklaşık 5 gün daha geç başaklandığı belirlenmiştir. Öte yandan çalışmada kullanılan bütün gernik çeşit adayları kontrol çeşitlere göre daha uzun bitki boyuna sahip olarak bulunmuştur. Başak boyu bakımından ise genel olarak kontrol çeşitlerin başak boyu daha uzun bulunmasına rağmen özellikle 42 (6.3 cm), 45 (6.3 cm), 43 (6.2 cm) ve 2 (6.2 cm) numaralı çeşit adayları kontrol çeşitlerden (6.0 cm) de uzun başak boyuna sahip olarak belirlenmiştir. Dane verimi bakımından kontrol çeşitler ile gernik çeşit adayları benzer bulunmuştur fakat gernik çeşit adayları içerisinde bazı hatlar dane verimi olarak öne çıkmaktadır. Özellikle 47 (416.9 kg/da) numaralı çeşit adayının dane verimi oldukça umut vericidir. Hasat indeksine göre ise 25 (% 43.5) ve 20 (% 43.4) numaralı çeşit adayları kontrol çeşitlere göre daha üstündür. Temel kalite özellikleri bakımından incelendiğinde ortalama olarak gernik çeşit adaylarının hektolitre, bin dane ağırlıkları ve sedimantasyon değerleri kontrol çeşitlerin altında kalmıştır. Ancak 47 (32.24 g) ve 21 (31.04 g) numaralı çeşit adayları bin dane ağırlığı bakımından dikkat çekmektedir. Protein oranı bakımından ise gernik çeşit adaylarının performansları genel olarak kontrol çeşitler ile çok yakın bulunmuştur. Mikro element içeriklerine göre genel olarak kontrol çeşitlerle benzer ortalama değerlere sahip gernik çeşit adayları arasında düşük Cu içeriği ile 1 (1.44 ppm) ve 21 (1.46 ppm) numaralı çeşit adayları, Fe için 15 (28.35 ppm) ve 3 (27.74 ppm) numaralı çeşit adayları, Mn için 2 (25.70 ppm) ve 15 (24.70 ppm) numaralı çeşit adayları, Zn için yine 15 (19.97 ppm) ve 3 (16.59 ppm) numaralı çeşit adayları ve Se için 45 (0.22 ppm), 15 (0.22 ppm) ve 6 (0.22 ppm) numaralı çeşit adayları ön plana çıkmıştır. 15, 2 ve 3 numaralı gernik çeşit adaylarının mikro element dağılımları bakımından kontrol çeşitlere göre çok üstün olduğu görülmektedir. B vitamini açsından da gernik çeşit adayları ile kontrol çeşitler arasında büyük bir farklılık gözlenmemiştir. Ancak B5 vitamini için 3 (8.34 ppm) ve 17 (7.15 ppm) numaralı çeşit adayları ve B9 vitamini için 1 (85.91 ppm), 17 (74.32 ppm) ve 20 (71.00 ppm) numaralı gernik çeşit adaylarının ön plana çıktığı söylenebilir. A vitamini bakımından ise özellikle 37 (163.17 ppb), 21 (162.65 ppb) ve 46 (160.53 ppb) numaralı çeşit adayları umut vericidir. Sonuç olarak, tarımsal ve kalite özellikleri birlikte göz önüne alındığında 47, 37, 21 ve 15 numaralı gernik çeşit adayları ön plana çıkmış olup İç Anadolu bölgesinin kırsal alanlarında makarnalık buğday çeşitlerine alternatif olarak bu gernik çeşit adaylarının yetiştirilmesi önerilebilir.

Ayşe Topaloğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye kökenli diploid ve tetraploid kavuzlu buğday hatlarının genetik ilişkilerinin belirlenmesi ve morfolojik tanımlanması

Bu çalışma ile Türkiye'nin 3 farklı bölgesinden (Konya, Kayseri ve Kastamonu) toplanmış ve 6 yıl boyunca seleksiyon ıslahı ile elde edilen toplam 36 siyez (Triticum monoccocum L.) ve 49 gernik buğday (Triticum dicoccum L.) hattının agro-morfolojik ve moleküler karakterizasyonu yapılması amaçlanmıştır. Toplam 85 kavuzlu buğday hattı, kalitatif ve kantitatif özellikler yönüyle değerlendirilmek üzere 1 metre uzunluğunda ikişerli sıralar halinde sıra arası yaklaşık 30 cm olacak şekilde Akdeniz Üniversitesi Kampüsü içerisindeki araştırma arazisine ekilmiştir. Gözlenen kalitatif özellikler sırasıyla büyüme habitusu, başak sıklığı, kavuz rengi, dane rengi, dane büyüklüğü ve dane camsılık'dır. Ölçülen kantitatif özellikler ise sırasıyla bitki boyu (cm), başak boyu (cm), başakta dane sayısı (adet), başaklanma gün sayısı (gün), m2'deki başak sayısı (adet), dane verimi (g/m2), biyolojik verim (g/m2), hasat indeksi (%) ve bin dane ağırlığı (g)'dır. Bu ölçümlerin yanı sıra aynı genetik materyalde, genetik yakınlıkların belirlenmesinde yaygın olarak kullanılan 14 ISSR markırı ile moleküler karakterizasyon yapılmıştır. Çalışma sonucunda türler arasında ve içerisinde özellikle kantitatif özellikler bakımından yüksek derecede varyasyon gözlenmiştir. Siyez hatlarının ortalama bitki boyu, başak boyu, m2'deki başak sayısı, dane verimi ve bin dane ağırlığı sırasıyla 107.9 cm, 4.9 cm, 751.4 adet/m2, 311.7 g/m2 ve 21.6 g bulunmuştur. Gernik hatlarının ortalama bitki boyu, başak boyu, m2'deki başak sayısı, dane verimi ve bin dane ağırlığı ise sırasıyla 101.7 cm, 5.9 cm, 548.9 adet/m2, 368.1 g/m2 ve 35.9 g bulunmuştur. Öte yandan moleküler karakterizasyon için kullanılan ISSR markıları türleri kökenine ayırmada oldukça başarılı bulunmuştur. Yapılan filogenetik analiz sonucunda hem siyezlerin hem de gerniklerin 4 alt grup ve 2 ana grup oluşturduğu belirlenmiştir. Polimorfizm düzeyi ise % 82.6 olarak belirlenmiştir. Elde edilen agro-morfolojik ve moleküler veriler sonucunda bu kavuzlu buğday türlerine ait hatların ıslah çalışmalarına katkı yapacak genetik varyasyona sahip olduğu belirlenmiştir.

İlknur Coşkun
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nda otopsileri yapılan iş kazası olgularının adli tıp açısından değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından iş kazası; beklenmedik bir zamanda oluşan ve önceden planlanmayan, işin kendisinden kaynaklanan veya çalışanların gördükleri iş nedeniyle maruz kaldıkları tehlikeler yüzünden oluşarak maddi ve manevi kayıplarla sonuçlanan durum olarak tanımlanmıştır. İş kazası olguları, adli tıp alanındaki uygulamalar içerisinde önemli bir yere sahiptir. Çalışmamızda 2014-2018 yılları arasındaki beş yıllık dönemde iş kazası nedeniyle öldüğü bildirilen ve Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'nde otopsisi yapılan ölüm olguları sosyo-demografik özellikleri bakımından incelenmiş olup, olayın meydana geliş zamanı, ölüm yeri ve nedeni, toksikolojik ve spesifik histopatolojik bulgular eşliğinde değerlendirilerek, tüm dünyada sosyal ve ekonomik olarak büyük kayıplara sebep olan iş kazalarına dikkat çekmek ve alınması gereken önlemlerin tartışılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: 01.01.2014-01.01.2019 tarihleri arasında Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'nde otopsileri yapılan, toplam 9665 olgu içinden iş kazası sonucu ölmüş olduğu kabul edilen toplam 848 olgu değerlendirilmiştir. Bulgular: Olguların %97'si erkek, %3'ü kadın olup olguların yaş ortalaması 42,2 bulunmuştur. Meslek dağılımda olguların %59,1'i işçi, %9,7'si esnaf/işyeri sahibi ve %7,3'ü kamyon/tır/otobüs şoförüdür. Meydana gelen ölümler en fazla yapı/inşaat (n:335, %39,5) ve ikinci sırada sanayi/üretim (n:117, %13,8) sektöründedir. Kadın olguların işyerinde meydana gelen doğal nedenli ölüm oranının iş kazası sonucu ölüm oranına göre anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). İş kazası sonucu ölen olguların %37,9'u yüksekten düşme sonucu ölmüş, yüksekten düşme sonucu ölüm yapı inşaat sektöründe anlamlı olarak daha yüksek oranda meydana gelmiştir (p<0,05). Sonuçlar: Çalışmamızda tespit edilen iş kazaları ve iş kazalarına bağlı ölümler büyük ölçüde önlenebilir niteliktedir. İş kazalarının önlenebilmesi farklı iş kollarının multidisipliner olarak birlikte çalışması ve yapılan işin her aşamasında gerekli önlemlerin alınması, alınan bu önlemlerin sıkı denetimi ile mümkündür. Benzer çalışmalar ile iş kazalarına bağlı ölümlerin sebepleri, risk faktörleri ve alınabilecek olası önlem türleri ortaya konarak iş kazalarının en aza indirilmesi, daha ideali ortadan kaldırılmasının önü açılmalıdır.

Seray İlsu Demiray Şahan
Gazi University
2021
10

Other supervisors