Theses supervised by Prof. Dr. Yusuf Karakoç

10 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açısından vergilendirme süreci

Çalışmanın amacı, vergilendirme sürecine ilişkin vergi usûl hukuku ve kamu icra hukukunda yer alan düzenlemelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumluluğunu tartışmaktır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile vergi hukuku arasındaki ilişki kurulurken de Sözleşme'de yer alan haklar çerçevesinde konu değerlendirilmiştir. Bu sebeple çalışma kapsamında, mülkiyet hakkına, özel yaşama saygı hakkına, ayrımcılığa uğramama hakkına, suç ve cezalarda kanunîlik ilkesine, aynı suçtan dolayı iki kez yargılanmama hakkına, adlî hata halinde tazminat hakkına, borçtan dolayı özgürlüğünden yoksun bırakılma yasağına ve serbest dolaşım özgürlüğüne yer verilmiştir.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi iç hukuk bakımından bağlayıcı bir kaynak olmakla birlikte mahkemeler için de doğrudan uygulanabilir nitelik taşımaktadır. Bu doğrultuda mahkemeler, kararlarında da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından destek ölçü norm olarak yararlanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, vergilendirme alanında devletlerin geniş takdir yetkisini kabul etmektedir. Ancak bu takdir yetkisini kullanırken hukuka uygun, kamu yararı amacıyla ve ölçülü şekilde kullanması gerekmektedir. Vergi hukuku açısından Sözleşme'de yer alan mülkiyet hakkına, özel yaşama saygı hakkına ve suç ve cezalarda kanunîlik ilkesine ilişkin karşılaşılan problemler ise genellikle ölçüsüz uygulamalar noktasında olmaktadır. İki vergi yükümlüsü arasında yapılan farklı muamelenin haklı bir neden dayanması da ayrımcılığa uğramama hakkının ihlâl edilmemesi açısından önemlidir.Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin iç hukukta uygulanabilirliği ve kaynak değerine yer verilmektedir. İkinci bölümde vergi usûl hukukunda yer alan düzenlemelerin ve uygulamaların, üçüncü bölümde ise kamu icra hukukundaki düzenlemelerin ve uygulamaların Sözleşme ile uyumluluğu tartışılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Vergi, İnsan Hakları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Vergilendirme Süreci, Vergilendirme İşlemleri, Tahsil İşlemleri.

Avrupa insan hakları hukukuAvrupa İnsan Hakları SözleşmesiSözleşmeler+4
Burcu Demirbaş Aksüt
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi hukukunda vergiyi doğuran olay

Devletlerin üstlendiği kamu hizmetlerinin çoğalması ve çeşitlenmesi, kamu gelirlerine olan ihtiyacı arttırmaktadır. Kamuya gelir sağlamanın çeşitli yol ve yöntemleri bulunmakla birlikte, kamu gelirleri içinde vergilerin ayrı bir önemi bulunmaktadır. Para basma, borçlanma vb. yollarla kamu geliri elde edilebilmesine rağmen, uygulamada kamu harcamalarının finansmanının büyük çoğunlukla vergi gelirleriyle sağlanması kaçınılmazdır. Kamu gücü kullanılmak suretiyle elde edilen bir gelir olan vergi, kamusal gelir niteliği nedeniyle başta mülkiyet hakkı olmak üzere birçok hak ve özgürlükle doğrudan ilgilidir. Bu nedenle, bir temel hak sınırlaması olarak kabul edilebilecek olan vergiye ilişkin düzenlemelerin hukuki çerçevesi, vergi hukukunun ortaya çıkmasına ve bağımsız bir hukuk dalı niteliği kazanmasına yol açmıştır. Verginin Devlet açısından alacak, yükümlü açısından da borç haline gelmesini sağlayan hukuki ilişki vergiyi doğuran olaydır. Diğer bir ifadeyle vergiyi doğuran olay, maddi vergi hukuku açısından vergi borcunun doğmasını sağlamakta ve vergilendirme sürecindeki idari işlemlerin sebebini oluşturmaktadır. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmemesi durumunda ise, gerçekleştirilen idari işlemler hukuka aykırı hale gelmektedir. Dolayısıyla vergiyi doğuran olayı, vergi hukukunun en önemli kavramı olarak değerlendirmek mümkündür.Vergiyi doğuran olayı incelemeyi amaçlayan bu çalışma, üç bölüm ile genel değerlendirme ve sonuç kısmından oluşmaktadır.Birinci bölümde, vergiyi doğuran olay ile ilgili genel bilgiler verilmektedir. Bu çerçevede, vergiyi doğuran olay kavramı, vergiyi doğuran olayın önemi ve anayasal dayanakları incelenmektedir.İkinci bölümde, vergiyi doğuran olayın unsurları olarak kişi, konu ve isnadiyet unsurları incelenmektedir.Üçüncü bölümde ise, vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasaklanmış olmasının vergi hukuku açısından özellik arz ettiği durumlar incelenmektedir.Çalışma, vergiyi doğuran olayla ilgili genel değerlendirme ve önerilerin yer aldığı ?Genel Değerlendirme ve Sonuç? kısmı ile tamamlanmaktadır.Anahtar Kelimeler: Vergiyi Doğuran Olay, Kanunilik İlkesi, Vergi Yükümlüsü, Yasak Faaliyetler, Kıyas yasağı

Kamu hukukuKanunilikTürk vergi hukuku+4
Yıldırım Taylar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Servetin vergilendirilmesi ve Türkiye uygulaması

Vergilendirmede en önemli ilke verginin kişilerin mali güçlerine göre alınması ilkesidir. Mali gücün göstergeleri ise gelir, servet ve harcamadır. Tarihi seyir içinde bakıldığında en eski vergilerin servet üzerinden alınan vergiler olduğu görülmektedir. Günümüze kadar gelindiğinde bu vergilerin vergi gelirleri içindeki payı oldukça değişmiş ve neredeyse servet üzerinden alınan vergilerin payı yok denecek kadar azalmıştır. Servet üzerinden alınan vergilerin payının giderek azalmasına özellikle de küreselleşme ve vergilendirme açısından uluslararası rekabet neden olmuştur.Servet üzerinden alınan vergiler üç şekilde ve çeşitli isimler altında karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan biri servetin tamamının yıllık olarak vergilendirilmesi, bir diğeri servet artışlarının vergilendirilmesi ve bir diğer şekli de servet transferlerinin vergilendirilmesidir.Ülkemizde servetin vergilendirilmesini haklı kılan gerekçelerden birisi Anayasamızın 2'nci maddesindeki ve Cumhuriyetin temel niteliklerinden biri olan sosyal devlet anlayışı olmaktadır. Servet vergileri mali amaçla başvurulan vergiler olmayıp, daha çok sosyal amaçları gerçekleştirmek üzere başvurulan vergilerdir. Servet vergilerinin gelir ve harcama verilerini tamamlama ve kontrol işlevleri bulunmaktadır. Sistemimiz içerisindeki servet vergileri özellikleri böyle bir denetim ve tamamlama işlevi konusuna cevap verememektedir. Zaten uygulanan servet vergilerine ise sadece bütçeye gelir sağlamak açısından bakılmakta, onların diğer fonksiyonları ve amaçları gerçekleştirip gerçekleştirmedikleri önemsiz kalmaktadır. Mevcut sistemimiz tüm bu fonksiyon ve amaçları gerçekleştirmek üzere yeniden gözden geçirilmeli ya da sistemimize tüm servet unsurlarını kapsamına alan sürekli nitelikte bir genel servet vergisi kazandırılmalıdır.Sistemimizde sürekli olarak alınan servet vergileri özel niteliklidir, genel servet vergisi niteliğindeki vergiler ise sürekli değildir. Genel ve sürekli nitelikte bir servet vergisi uygulamasının olmaması ise sistemimiz içerisindeki servet vergilerini kendilerinden beklenen bir takım fonksiyonların yerine getirilmesi konusunda yetersiz kılmaktadır.

ServetServet dağılımıServet vergileri+1
Onur Eroğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi incelemesi

Vergi incelemesi yükümlüyü denetleme yollarından bir tanesidir. Vergi incelemeleri ile yükümlünün beyanlarının doğruluğu araştırmakta, tesbit edilmekte ve sağlanmaktadır.Vergi incelemeleri, kesin ve yürütülmesi gereken nitelikteki bir işlem değildir. Aslında bu durum vergi dairesinin yapacağı tarh işlemine dayanak hazırlayıcı nitelikte bir işlem olmasından kaynaklanmaktadır. Vergi incelemesi sonucunda düzenlenecek rapora karşı iptal davası açma olanağı bulunmamaktadır.İncelemelerin kural olarak yükümlünün iş yerinde; belli şartların oluş-ması durumunda ise inceleme elemanının dairesinde yapılması gerekmektedir. İnceleme yapmaya, Vergi Usul Kanunu'nda belirtilen inceleme elemanları yetkilidir.İnceleme elemanı, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetini araştıracaktır. Bu durum aslında ekonomik yaklaşım ilkesinin bir sonucudur. Yapılan incelemeler özellikle defter ve belgeler üzerinden yürütülecek, bunun dışında bulunan matrah ve matrah farklarının işletme veya işletme dışından temin edilecek delillerle açık bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir.Yükümlü inceleme sürecinde uzlaşma yoluna başvurabileceği gibi, inceleme sonrasında tarhiyat sonrası uzlaşma ya da cezalarda indirim yoluna baş-vurabilecektir. Tüm bunların dışında yükümlünün yargı yoluna gitmesi de mümkündür.Vergi hukuku uyuşmazlıklarının, âdil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmeye başlanması, henüz çok yenidir. Bu bakımdan vergi aslına ilişkin davalar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde kabul görmemektedir. Vergi cezaları ise âdil yargılanma hakkı içinde değerlendirilmektedir.Yargı süreci sonunda tarhiyat iptal edilirse idarenin hizmet kusuru ortaya çıkmaktadır. Şayet yükümlü tarh edilen vergiyi ödemişse, idarenin iade esnasında yükümlünün zararını karşılaması gerekmektedir. Uygulamada zararın giderilmesi faiz ile söz konusu olmaktadır.

Anadolu SelçuklularıBeyannameKamu hukuku+3
Tahsin Torunoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk Bütçe Hukuku açısından kamu mali yönetim sisteminin hukukî analizi

Ülkemizde yıllardır devam eden yapısal reform çabalarının içinde mali yönetim alanındaki reform veya değişim çalışmaları da yer almıştır. Bu çalışmalar "mali yönetim reformu", "kamu harcama yönetiminde reform" veya "bütçe reformu" gibi kavramlarla ifade edilmiştir. Bu çerçevede kamu mali yönetimi ve mali kontrol konusunda sürdürülen çalışmalar son yıllarda hızlandırılmış, bir yandan Avrupa Birliğine üyelik sürecinde mevzuat uyumunun sağlanması ve diğer yandan uluslararası kuruluşlardan dünya bankası ve IMF ile yapılan anlaşmalarla birlikte bu çalışmalar önemli ölçüde sonuçlandırılmıştır.Kamu mali yönetim sistemimiz, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çıkarılıncaya kadar 1927 yılında çıkarılan 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu (Genel Muhasebe Kanunu) ile düzenlenmiştir. Bu Kanun çok az sayıda değişiklikle bugüne kadar yürürlükte kalmış ve kamu mali yönetimini düzenleyen temel kanun olma niteliğini sürdürmüştür. Söz konusu kanun uygulamada "mali mevzuatımızın anayasası" olarak da adlandırılmıştır.Kamu mali yönetimi alanındaki çalışmalarda ortaya konulan mevcut mali yönetim sistemimizin temel eksiklikleri veya bu sisteme yöneltilen başlıca eleştirileri ana başlıkları ile şu şekilde sıralamak mümkündür;- 1927 yılından bu yana kamu mali yönetiminde kamu idarelerinin sayı, nitelik ve teşkilat yapılarına bağlı olarak önemli değişiklikler meydana gelmiş, ancak mali yönetim sistemimiz ve 1050 sayılı Kanun buna uygun bir değişim yaşamamıştır. Diğer taraftan, dünyada kamu mali yönetimi alanında yaşanan önemli gelişmeler sistemimize aktarılmamıştır.- Mali yönetim sistemimizin ve bütçenin kapsamı dar kalmıştır. Ülkemizde konsolide bütçeyi oluşturan genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idarelerin yanı sıra bunlara bağlı döner sermayeli işletmeler ve fonlar ile mahalli idare bütçeleri ve kanunla kurulan kamu tüzel kişiliğini haiz idarelerin bütçeleri olmak üzere değişik bütçe türleri bulunmaktadır. Bunlardan sadece genel ve katma bütçeler kanunla yürürlüğe konulmakta, diğer bütçeler ise yetkili idari merciler tarafından onaylanarak yürürlüğe girmektedir. Bu bütçelerin uygulama usul ve esasları tabi olunan mevzuat hükümlerine göre önemli farklılıklar arz etmektedir.- Bütçe dışı fonlar, görev zararı gibi yarı mali nitelikli işlemler ve benzeri uygulamalar nedeniyle bütçe dışı harcamalar artmıştır.- Kalkınma planları ve bütçeler arasındaki bağ kopmuştur. Bütçeler plan ve programlarda öngörülen hedefleri gerçekleştirmekten uzak kalmıştır. Böylece bütçeler, stratejik karar alma aracı olmaktan çıkmıştır.- Kamu kaynakları etkin ve verimli bir şekilde kullanılamamaktadır. Etkinlik ve verimlilik arka planda kalmış, mevzuata uygunluk-prosedürlere uygunluk ön plana çıkmıştır.- Harcama süreci katı ön kontrol ve vize uygulamalarına tabi tutulmuştur. Bu durum bir yandan zaman kaybına neden olmakta, diğer yandan idareleri bütçe dışı kaynaklara yöneltmektedir.- Bütçe sistemi kaynakları, harcamaları, ödenekleri ve uygulama sonuçlarını yöneticilere, karar alıcılara ve topluma yeterli ve doğru bir şekilde sunacak yapıya sahip değildir.- Muhasebe sistemi de kamu gelir ve giderleri konusunda yöneticilere, karar alıcılara ve topluma yeterli ve doğru bilgi sunacak yapıda değildir.- Kamu gelir ve giderlerinin denetimi etkin bir şekilde yapılamamaktadır. Sayıştay'ın denetim kapsamı dar kalmıştır.- Kamu harcama sürecinde yetki-sorumluluk dengesi iyi kurulmamıştır.- Bütçe hazırlama, uygulama ve kontrol sürecinde idarelere yeterli inisiyatif tanınmamıştır.- Çağdaş kamu mali yönetim anlayışında hakim olan stratejik planlama, çok yıllı bütçeleme, performans esaslı bütçeleme, hesap verme sorumluluğu, mali saydamlık, etkin iç mali kontrol ilkeleri mali yönetim sistemimizde yer almamaktadır.Belirtilen eksiklikleri veya eleştirileri gidermeye yönelik çeşitli çalışmalar yapılmış, Kalkınma Plânları, hükümet programları, (Acil) Eylem Planında da benzeri ifade ve yaklaşımlara yer verilmiş ve,- kamusal faaliyet alanı içinde yer alan ve hizmetin niteliği itibariyle bütçe ile ilgisi kurulması gereken kamusal harcamaların bütçe içine alınması,- orta vadeli harcama perspektifine dayanan bütçeler hazırlanması,- kaynakların stratejik önceliklere göre dağıtılması ve etkin kullanılmasını sağlayacak düzenlemeler yapılması,- mali saydamlığı sağlayacak mekanizmalar geliştirilmesi,- muhasebe ve raporlama standartlarının geliştirilmesi,- siyasi ve yönetsel yetki ve sorumlulukların açık olarak tanımlanması, bu tanım üzerine kurulu bir hesap verme sorumluluğun geliştirilmesi,- denetimi sınırlayan düzenlemelerin kaldırılması,- performans denetimine geçişin sağlanması gibi önlemlere yer verilmiştir.Yapılan çalışmalar sonrasında, uluslararası standartlara uygun olarak çıkarılan Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu'nun (Genel Muhasebe Kanunu'nun) düzenlediği hususları kapsamakta, ayrıca bu alanda dünyadaki gelişmelere uygun yeni düzenlemeler getirmekte ve ülkemizde 1927 yılından bu yana uygulanmakta olan 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununu yürürlükten kaldırmaktadır.5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'yla;- Bütçe bütünlüğünün sağlanması,- Kalkınma planı ile bütçeler arasında sıkı bir bağ kurulması,- Sağlıklı bir hesap verme mekanizmasının kurulması,- Harcama sürecinde yetki-sorumluluk dengesinin yeniden kurulması,- Etkin bir iç mali kontrol sisteminin oluşturulması,- Kamu mali yönetiminde verimlilik, etkinlik, tutumluluk, hesap verilebilirlik, şeffaflık, çok yıllı bütçeleme gibi çağdaş mali yönetim anlayışının temel ilkelerinin hâkim olması, amaçlanmıştır.Avrupa Birliği ve diğer uluslararası standartlara uygun olarak hazırlanan Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile kamu mali yönetimi ve kontrol sistemimizde çok köklü değişiklikler yapılmaktadır. Yapılan değişikliklerin hukukî açıdan değerlendirilmesi zorunluluğu, ?Türk Bütçe Hukuku Açısından Kamu Mali Yönetim Sisteminin Hukukî Analizi? başlıklı çalışmanın yapılmasını gerektirmiş; yeni sistemin kaynağını oluşturan Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, hukukun genel ilkeleri, kanun yapma tekniği ve anayasa, idare ve mali hukuk açısından irdelenmiştir.

BütçeDevlet bütçesiKamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu+2
Burak Pınar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi ceza hukukunda sorumluluk

Vergi ceza hukuku, vergi hukuku ve ceza hukuku ile sıkı bir ilişki içerisindedir. Vergi ceza hukukunda sorumluluk incelenirken Vergi Usul Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Kabahatler Kanunu özenle analiz edilmelidir. Konu hakkında özel ve genel nitelikli kanunlarda norm çatışmalarının bulunması ve yüksek mahkemelerce kendi içinde ve birbirleri arasında yapılan yorum farklılıkları vergi ceza hukukunda sorumluluğun tespitinde çözümlenmesi gereken başat unsurlardandır. Bu çalışmada, cezalandırılabilirliğin tam, eksiksiz ve adaletli bir şekilde tespit edilebilmesi için göz önünde bulundurulması gereken temel ilkelere yer verilmiştir. Vergi kabahatleri ve vergi suçları özel olarak her bir kabahat ve suç tipindeki hareket ve netice unsurları bakımından özel olarak incelenmiş ve hareket(ler)in gerçekleştirilme şeklinin ve netice meydana getirmesi ve getirmemesi hallerinin cezalandırma üzerindeki etkisi incelenmiştir. Vergi ceza hukukunda fail ve ceza sorumlusu kimi zaman farklılaşabildiğinden, failin ve cezalardan kim(ler)in sorumlu tutulabileceği hususu ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Kabahat ve suçların özel görünüm şekillerinin cezalandırmaya etkisi, failin yerine mükellef veya vergi sorumlusunun cezalandırılması halleri ile müteselsil sorumluluk halleri incelenmiş ve nihayetinde sorumluluğu sona erdiren ve kaldıran hallere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: vergi ceza hukuku, sorumluluk, vergi kabahati, vergi suçu, fail, vergi cezası.

Elif Ezgi Mavi
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mali Hukuk açısından gümrük kabahatlerinin değerlendirilmesi

Gümrük Kanunu'nda yer alan düzenlemelerin ihlali gümrük kabahatlerini oluşturmaktadır. Gümrük kabahatlerinin tespiti ve karşılığında öngörülen yaptırımların uygulanması etkin bir gümrük politikası yürütülmesi için son derece önemlidir. Temelinde gümrük vergileri yer alan Gümrük Hukuku Mali Hukukun bir alt dalıdır. Bu nedenle çalışmanın adı Mali Hukuk Açısından Gümrük Kabahatlerinin Değerlendirilmesi olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada konulmuş kurallar, verilmiş kararlar ve yazılmış metinlerden faydalanılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde gümrük vergisi ödevi ve gümrük kabahatleri ile ilgili genel kavramlara yer verilmiş, bu kapsamda gümrük vergileri, gümrük yükümlülüğü, gümrüklenmiş değer ve gümrük rejimleri incelenmiştir. İkinci bölümünde ise gümrük kabahatlerinin unsurlarına ve gümrük kabahatleri fiillerine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde gümrük kabahatlerinde sorumluluk ve yaptırımların değerlendirilmesi irdelenmiştir.

Türk vergi hukuku
Duygu Yüksel Coşkun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
20
DoctorateOpen AccessTR

Vergi Hukukunda ölçülülük ilkesi

Ölçülülük ilkesi, bir özgürlük ya da hakkı sınırlamada başvurulan aracın, sınırlandırmayla ulaşılmak istenilen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, sınırlandırma aracının sınırlandırma amacını gerçekleştirmek için gerekli olmasını, araçla amaç arasında ölçülü bir oran bulunmasını ifade eden bir ilkedir. Vergilendirme sürecinde mülkiyet hakkı, özel hayatın gizliliği, çalışma hakkı, seyahat hakkı, kişi özgürlüğü gibi birçok temel hak ve özgürlüğe müdahale edilmesi söz konusudur. Bu nedenle, temel haklara müdahalenin sınırını oluşturan bu ilke, vergi hukukunda da büyük öneme sahiptir. Dolayısıyla verginin konulmasından tahsiline, vergi idaresi ile vergi ödevlileri arasında çıkan anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulmasına kadar her aşamada ölçülülük ilkesine riayet edilmesi, bu süreçlerde vergi ödevlilerinin temel hak ve özgürlüklerine yapılan müdahalelerde ölçülülük ilkesinin gereklerine uygun hareket edilmesi gerekmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde, ölçülülük ilkesinin anlamı ve unsurları, temel hak ve özgürlüklerle ilişkisi, karşılaştırmalı hukuka da yer verilmek suretiyle incelenmektedir. İkinci bölümde, vergi hukukuna ilişkin düzenlemelerin; üçüncü bölümde ise vergi idaresinin eylem ve işlemlerinin ilkeye uygunluğu ele alınmaktadır. Bu çerçevede mevzuat, uygulama ve içtihat açısından ilkeye aykırılık taşıyan hususlar tespit edilerek, çözüm önerileri sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Vergi Hukuku, Ölçülülük İlkesi, Mükellef Hakları, Adil Vergilendirme, Makul Vergi

Mükellef haklarıTürk vergi hukukuVergi adaleti+4
Emine Sevcan Artun
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi anlaşmazlıklarının çözüm yolu olarak uzlaşma

Vergi mükellefleri ile vergi idareleri arasında vergi hukuku uygulamalarından kaynaklı anlaşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu anlaşmazlıkların bir kısmı için mükellef doğrudan dava açma yoluna giderken, bir kısmı idarî aşamada çözüm yolları kullanılarak çözümlenebilir. Vergi anlaşmazlıklarının idarî aşamada çözüm yollarından biri de uzlaşmadır. Çalışmanın amacı uzlaşma kurumunun nasıl daha işlevsel olabileceğine ilişkin çözüm önerileri getirmektir. Vergi hukukunda uzlaşma vergi idaresi ile vergi mükellefi arasındaki anlaşmazlığın yargı yoluna gitmeden çözümünü amaç edinmektedir. Bir vergi anlaşmazlığının uzlaşma yoluyla çözümlenmesiyle vergi idaresi alacağına hızlı bir şekilde kavuşmaktadır. Uzlaşma sağlanmasıyla anlaşmazlık, kesin olarak sona ermekte, yargı yoluna göre daha kısa sürede çözümlenmektedir. Uzlaşma hem vergi idaresi ve mükellef için hem de vergi yargısına intikal edecek dosyaları azalttığından yargı merciileri için fayda sağlamaktadır. Çalışmada incelenen ülkelerde de vergi idarelerinin anlaşmazlıkları, yargı dışında çözmek için mükellefleri teşvik ettiği görülmektedir. Bununla birlikte mevcut uzlaşma düzenlemesi ve uygulamasına ilişkin eleştiriler bulunmaktadır. Eleştirilerin temelinde ise, uzlaşmanın kanunîlik ve eşitlik ilkesine aykırı olması yer almaktadır. Uzlaşmanın daha sağlıklı işleyebilmesi ve daha etkin kullanılabilmesi için uzlaşmaya ilişkin eleştirilerin en aza indirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple yapılan çalışmada uzlaşmanın mevcut yapısına ilişkin değiştirilmesi gereken noktalara yer verilmektedir. Ayrıca uzlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkan sorunlar tartışılarak, bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, uzlaşmanın genel yapısı ortaya konulmaktadır. Uzlaşmanın hukukî niteliğine, benzer kavram ve kurumlarla karşılaştırılmasına ve temel ilkeler açısından uzlaşma kurumunun değerlendirilmesine yer verilmektedir. Ayrıca, karşılaştırmalı hukukta vergi anlaşmazlıklarının yargı dışında hangi yollarla çözümlendiği üzerinde durulmaktadır. İlk bölümde son olarak ise, uzlaşmanın vergi hukukundaki önemi açıklanmaktadır. İkinci bölümde Vergi Usul Kanunu'nda ve Gümrük Kanunu'nda yer alan uzlaşma uygulamasına yer verilmektedir. Bu bölümde son olarak uzlaşma kurumuna yönelik önerilere yer verilmektedir. Anahtar Kelimeler: Vergi, Uzlaşma, Tarhiyat Öncesi Uzlaşma, Tarhiyat Sonrası Uzlaşma, Vergi Anlaşmazlığı, Vergi Anlaşmazlıklarının Çözüm Yolları.

Türk vergi hukukuUyuşmazlıkUzlaşma+4
Burcu Demirbaş Aksüt
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Gümrük vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar

Gümrük vergisi, verginin konusunu oluşturan eşya üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre tahsil edilen bir malî yükümlülüktür. Genel bütçeye dahil, dış ticaretten alınan ve tüketime dayalı vergiler arasında sınıflandırılmaktadır. Çalışma esas olarak gümrük vergilerinin hukukî görünümüne ilişkindir. Genel Vergi Hukuku'nun asıl konusunu oluşturan Vergi Usul Kanunu'ndan farklılıkların ortaya konulması amaçlanmakta; genelden farklı olan; özel ve özgü olan kurallar, kurumlar, farklar, farklılıklar ele alınmaktadır. Gümrük vergisinin toplanmasına ilişkin kurallar çerçevesinde, gümrük idaresi ile gümrük yükümlüsü arasında vergilendirme sürecinde ortaya çıkan anlaşmazlıklar/uyuşmazlıklar ele alınmaktadır. Gümrük vergisi borcu kural olarak ithalat; istisnaen ihracat sırasında ya da kanunun ithalat ve ihracata ilişkin düzenlemelerine aykırı hareket edilmesi hallerinde doğmaktadır. Gümrük Kanunu'nda kimlerin gümrük vergisi ile ilgili bir ödeme yükümlülüğünün doğduğu, çeşitli maddelerde düzenlenmektedir. Gümrük vergisinin, gümrük idarelerince talep ve tahsil edilen bir kamu alacağı olması bu bakımdan birinci sınırı oluştururken, tesbit edilen uyuşmazlıkların vergi yargısında çözümleniyor olması, çalışmanın ikinci sınırını oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde gümrük vergisi ödevine ilişkin genel esaslar kapsamında; gümrük borcu ilişkisinin tarafları, gümrük vergisinin konusu, gümrük tarifesi, gümrük kıymeti, eşyanın menşei, vergiyi doğuran olay ile muafiyet ve istisnalar ele alınmakta; vergilendirme süreci ve gümrük vergisi borcunu sona erdiren sebeplere yer verilmektedir. Ayrıca gümrük kabahatlerinin tâbi olduğu hukukî rejim açıklanmaktadır. İkinci bölümün konusunu ise, gümrük vergisinden kaynaklanan anlaşmazlıkların/uyuşmazlıkların çözüm yolları oluşturmaktadır. Bu kapsamda öncelikle anlaşmazlık ya da uyuşmazlığın usûl bakımından konusunu oluşturan idarî karar kavramı açıklanmakta; gümrük vergisi borcu ve gümrük kabahatleri açısından anlaşmazlık çıkmasına engel olan hallere yer verilmekte; daha sonra gümrük vergisine özgü "uzlaşma" ve "itiraz" yolları açıklanmaktadır. Bölümün sonunda gümrük vergisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların yargı yoluyla çözümüne ilişkin açıklamalar yapılmaktadır. İlk iki bölümde yapılan açıklamalar çerçevesinde sonuç ve değerlendirmelere yer verilerek çalışma sonlandırılmaktadır

Gümrük vergisiUyuşmazlıkVergi uyuşmazlıkları+2
Özgecan Gök
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Other supervisors