Theses supervised by Prof. Sevim Çizer
25 theses · Dokuz Eylül University
Doğu mistisizmi ve Anadolu tasavvufu'nun araştırılması ve seramik uygulamaları
Görünenin ötesinde bir şeyler arayan insan, hakikate ulaşma arayışında sürekli yolculuk halindedir. Bütün mistik öğretiler; kendini bilme, tanıma, içe yolculuk ve bütünleşme öğeleriyle harmanlanır. Bütünleşme ve birleşme ten ile tin arasında olmakla birlikte esasında; doğa ve çevre ile uyumu da kapsamaktadır. Doğu mistisizminin dayandığı felsefe anlayışı, temelde insanın öncelikle kendisiyle başlayan barışık olma durumu ile birlikte evren ve çevresiyle uyumlu bir ilişki kurmasını sağlar. Sanat gibi mitolojik ve mistik bir kökene dayanan Doğu mistisizmi tasvir yasağı ile birlikte farklı alanlarda gelişme göstermiş, özellikle kaligrafi ve minyatür sanatı ile öne çıkmıştır. Bütün engellemelere ve yasaklamalara rağmen sanat anlayışının Batı'ya göre farklı yükseliş gösterdiği Doğu'da, Mevlana'nın insan sanatı olarak yorumladığı Tasavvuf başka bir sosyal yaşama öncülük ederek kendi sembollerini yaratmıştır. Mimariden kılık kıyafete, dervişlerin kullandıkları araç gereçten, gündelik hayata ve toplumsal davranış kurallarına kadar geniş bir yelpazede bu sembolik dil kendini göstermiştir. Böylelikle Tasavvuf'un hayata bakış tarzı, bu yolda olanların davranışlarını düzenleyen kurallar manzumesini oluşturmuştur. Tasavvufi hayat felsefesinin yarattığı bu tarz, sürekli seyahat edip hakikat arayışıyla sohbetler gerçekleştiren dervişlerin zorlu yaşamları ve bu zorlu yaşamla sembolleşen objeleri ile somutlaşmıştır. Tasavvuf felsefesinin derinliği ve insan-ı kâmil olma yolunda aday kişilere kazandırdığı hayat tecrübesi, geniş kitlelerce kabul görerek günümüzde hala varlığını ve felsefesini sürdürmektedir. Tasavvuf'un bu imgelem ve estetik anlayışı, yarattığı soyut sanat dili ile Batı'yı da etkilemiş ve gözle görünenin ötesinde, somuta karşı gizli ve kapalı bir yol izlemiştir. Aynı zamanda birçok rengi barındıran içeriğiyle Doğu mistisizmi, sanatın birçok dalında varlığını ve etkisini sürdürmektedir. Bununla birlikte mistik hayat tarzını yansıtması ve insanın tinsel gelişimine katkıda bulunması açısından sanat için zengin bir kaynak oluşturmaktadır.Türkçe Anahtar Kelimeler: 1. Doğu mistisizmi 1- 2. Anadolu tasavvufu3. Tasavvufi semboller 4. Tasavvufi nesneler
Renkli astar araştırmaları ve seramik bünye üzerine uygulanması
Yerleşik hayata geçen insanoğlu pişmiş kap-kacaklar yapmaya başlamıştır. Yapmış oldukları bu kaplarda zamanla parlak ve düzgün bir yüzey elde etmek için çalışmışlar ve mükemmel perdahlanmış, seramiğin su geçirgenliğini engelleyen astarlı kaplar yapmışlardır.İnsanoğlunun merak ve estetik duygusu ile sürekli bir arayış içinde olan çömlekçi ustaları daha sonraları astarı renklendirmeye ve seramik formların yüzeylerine desenler çizip bunları renkli astarlarla boyamaya başlamışlardır.Seramik formlar; gündelik hayatın ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, yiyecek ve içecekleri koruma amaçlı kaplara, törensel içecek kaplarından, gömü kaplarına, haberleşme ve belgeleme işlevi olan tabletlere ve aydınlatmada kullanılan kandillere kadar geniş bir yelpazede yer almaktadır. Bunların süslenmesinde de sırdan önce astarlar kullanılmaya başlanmıştır.Bu tez çalışmasında renkli astarın tanımı, tarihçesi ve yöresel killerle hazırlanmış astarların deneysel çalışması yapılmıştır. Amaç metal oksit ve seramik pigment boyaların kullanımı ile alternatif renkler elde etmektir.Türkçe Anahtar Kelimeler:1-Astar 2-Renkli Astar 3-Yöresel Kil 4-Yöresel Astar 5-Kil 5-
Seramik kaplama sanayinde desen teknolojileri ve uygulamaları
Seramik Kaplama Sanayinde Desen Teknolojileri ve Uygulamaları? isimli çalışmam dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Seramik kaplama (karo) nedir? Karo çeşitleri, Seramik karolarda güvenlik şartları, ürün grupları ve kapsamlarına da değinilmiş, bu konular hakkında bilgiler verilmiştir.İkinci bölümde seramik karo seçimi, seramik karoların kullanım alanlarına ve seramik karoların tercih edilme nedenlerine değinilmiştir.Üçüncü bölümde ise, seramik kaplama sanayinde desen aktarım teknolojileri; serigraf (ipek baskı) baskı, rotatif sistemler, dijital baskı sistemleri ve dekal sistemleri tanıtılmıştır.Dördüncü ve son bölüm olan ?Desen Aktarım Teknolojileri ile yapılan Uygulamalar? bölümünde rotatif baskı sisteminin ve düz elek sisteminin uygulamalarına yer verilmiştir.Sonuç bölümünde ise desen aktarım teknolojilerinden kısaca bahsedilmiş ve yapmış olduğumuz tez çalışmamızın gerek endüstri gerekse eğitim ortamı için amacı belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1- Yer-Duvar karosu 2-Karo Tasarımı 3-Teknoloji 4-Aktarım Teknolojileri
Tarih öncesi ve Antik Çağ toplumlarında yaşam biçimlerinin seramik sanatına yansıması
Uygarlığı yaratan insanoğlu, suyun, toprağın ve ateşin gücünü el ve beyin gücü ile birleştirerek bir sanat yaratmış ve adını seramik koymuştur. Doğanın mucizesi olan su, toprak ve ateş, bundan 8000 yıl önce Anadolu'da harmanlanarak başlı başına bir tarih yaratmıştır. İçinde sayısız kültürü barındıran Anadolu toprakları, insanlık tarihinin en önemli devrimlerine tanıklık ederek geçmişi algılamamızı sağlayan bir belge oluşturmuştur. Başlı başına bir yaşam biçimi olan seramik, kültür kavramı ile birleşerek, sanatta, tasarımda, teknolojide, dinde ve mitolojide zaman içinde farklı kültürlerde farklı anlamlar kazanmıştır. Seramiğin geçmişine inip, dillenen kaplarla gizemli bir yolculuk yaptığımızda, seramiğin, insanlık tarihi için her toplumda bir dönüm noktası yarattığı, insanın günlük yaşamına girdiği ve böylece bir yaşam biçimi haline geldiği söylenebilir. Bu tezde, toplumdan topluma farklılık gösteren seramik teorisi kültür kavramı ile ilişkilendirilmiş, seramiğin tarih öncesi ve antik çağ toplumlarında yaşam biçimlerine kültürel yansımaları gizemli bir yolculukla ele alınmıştır. Toplumların kültürlerindeki yerinin seramik sanatı aracılığı ile ortaya konulması amaçlanmıştır. Literatür taramasının yanında araştırmanın ayrıntılandırılması için bazı bölümlerde alan araştırması da tercih edilmiş, bilir-kişilere sorular yöneltilmiştir. Seramik sanatını bir bütün olarak görmek ve değerlendirmek için, böyle bir kültür çalışması yapılmıştır. Anadolu, Ön Asya, Akdeniz-Ege, Kafkas, Güney Asya, Uzakdoğu ve Amerika kültürlerinin seramikteki yansımaları kazandığı anlamlarla örneklendirilmiştir. Tüm bu kültürel birikimden sonra, antik dönemden günümüze taşınan içinde yaşadığımız coğrafyaya ait olan Ege kültüründe bağcılık ve şarap kültürü seramik ile ilişkilendirilmiştir. Bunun sonucunda da bir uygulama yapılmıştır. Bu tezin, tarihe, kültüre ve seramiğe ilgi duyan tüm araştırmacılara yol göstermesini umuyorum. Anahtar kelimeler: Yaşam biçimleri, tarih öncesi ve antik çağ toplumları, seramik ve kültür, Ege kültüründe bağcılık ve şarap
Günümüzde Anadolu'da kadınlar tarafından yapılan çömlekçilik
Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar neredeyse hiç değişmeden süregelen kadın üretimi çömlekçilik, genellikle yeme- içme kültürüne dayalı kap kacağın üretilmesi, bu kapların günlük ihiyaçları karşılayacak tahıl vb. gıdaların karşılığında takas edilmesi ve ev ekonomisine katkı oluşturacak biçimde satışa sunulmasından oluşmaktadır. Anadolu'daki çömlek üretimi ile ilgili en kapsamlı araştırma 1970'li yıllarda Prof. Güngör Güner tarafından yapılmıştır. Ancak o tarihlerden günümüze kadar gelen süre içerisinde Anadolu'nun tamamını kapsayan, üretim merkezlerinin durumunu belirten güncel bir araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, daha önce konu ile ilgili yapılan araştırmalar referans alınarak içinde bulunduğumuz yüzyılda üretimin yapıldığı merkezleri tespit etmek, üretimde kullanılan araç-gereç ve donanımın yanı sıra tespit edilen merkezlerin durumunu güncellemek ve belgelemektir. Anadolu'da yapılan bu değerli üretimi araştırmak üzere tarafımızdan bir münferit proje hazırlanarak, Dokuz Eylül Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi'ne (BAP) başvurulmuştur. Projenin kabulü ile bir ekip kurulmuş, konu ile ilgili araştırmalar referans alınarak tespit edilen merkezlerde 3 yılı kapsayan alan araştırmaları yapılmıştır. Araştırmalarda, ilgili kişiler ile röportaj yapılarak ses kaydı, video çekimi ve fotoğraflama yöntemi ile tüm bilgiler belgelenmiş ve bu çalışma kapsamında sunulmuştur. Anadolu'nun tüm coğrafi bölgelerini kapsayan alan araştırması sonucu, değişen ve gelişen teknoloji ile birlikte kilden üretilmiş kapların yerini plastik, çelik v.b. ucuz malzemeler aldığı ve özellikle 1960'lı yıllardan sonra başlayan bu farklı malzeme kullanımı 1990'lı yıllara gelindiğinde yaygınlaşarak birçok üretim merkezinde üretimin bitmesine neden olduğu tespit edilmiştir. İçinde bulunduğu toplumun gelenek ve göreneklerini simgeleyerek kültürünü oluşturan kadın üretimi çömlekçiğin yeniden canlanması için; başta Kültür Bakanlıkları olmak üzere, belediye ve üniversite iş birliği ile ekipler oluşturularak, üretimin her aşamasında kolaylık sağlayacak maddi ve manevi desteğin yanı sıra fuar festival vb. organizasyonlar ile yeterli tanımlar yapılması sonucunda nesilden nesle aktarılarak yaşatılacağı kanısındayız.
Mimari ve seramik ilişkisinin araştırılması
Bu tez, seramik ve mimarlık disiplinleri arasındaki ilişkiyi yeni bir bakış açısı ile incelemiştir. Malzeme ve tekniklerin özelliğine göre seramiğin biçim ve işlevi belirlenmektedir ve genellikle bir seramik eserin biçim olarak yapısı malzemenin fiziksel özelliklerine göre şekillenmektedir. Seramik malzemeyle mimari bir yapı oluşturmak için, seramik sanatında kullanılan mekanik, kimyasal ve termal özellikler göz önünde bulundurulmalıdır. Kerpiç yapılar, mimarinin var olan eski ve yaygın konularından biridir. Kerpiç mimarisi; deprem, rüzgâr, yangın ve çevre kirliliği karşısında dayanıklı olmasına rağmen, yağmur ve kar bu tür mimariye en zararlı olgulardır. Bu sebeple kerpiç evler pişirilerek mimari seramik yapıya dönüştürülmelidir. Yeni bir yaklaşım konusu olan "Seramik Evlerin" dünya üzerinde yaklaşık olarak 30 uygulaması bulunmaktadır. Bu evlerin tasarım ve teknikleri dünya üzerinde en fazla deneyimleyen Nader Khalili ve Ray Meeker'dır. Bu konuyla ilgili Türkçe kaynak bulunmamakta, sadece İngilizce birkaç belge bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada, seramikten yapılan binaların ve bunların uygulamalarında geliştirilen teknikler araştırılarak sunulmuştur. Seramik evlerden faydalanacak insanlar, bu çalışmada sunulan deneyimlerden yararlanıp kendi araştırma ve önerilerini ekleyerek yeni bir kavram olan bu yapıları ucuz ve sürdürülebilir konutlar olarak kullanabilir. Sağlam ve sağlıklı bir yapı olmasının yanında sanatsal bir çalışma özelliği de taşıyan seramik evlerde biçim ve işlev harmanlanarak samimi bir yaşam alanı kurulabilir.
İlköğretim okullarına yönelik seramik eğitimi program önerisi
Ülkemizde güzel sanatlar fakülteleri ve liselerinde seramik eğitimi hak ettiği yeri bulmuşken, ilköğretim okullarımızda verilen sanat eğitiminin içinde yeterince yer alamamaktadır. ?İlköğretim okullarına yönelik seramik eğitimi program önerisi? başlıklı bu çalışmada, ilköğretim öğrencilerinin yaratıcılığını, fiziksel ve duygusal gelişimini destekleyerek arttıracağına inandığımız seramik eğitimi için, ailelere, okul ve eğitimcilere bir öneri olarak sunulması planlanmıştır.Dokuz Eylül Üniversitesi Özel 75. Yıl İlköğretim okulu ile görüşülerek hazırlanan örnek program İzmir İl Milli Eğitimi'ne sunulmuş, neticede Teknoloji Tasarım dersi adı altında seramik eğitiminin I. ve II. kademe öğrencilerine ders olarak verilmesine karar verilmiştir. Atölye ve teknik donanımın sağlanmasından sonra uygulamaya başlamadan önce seramiğin tanımı yapılarak seramik sanatı tanıtılmış, daha sonra seramik yapım ve teknikleri ile ders uygulamaya konulmuştur. Son olarak öğrenci çalışmalarıyla okul içerisinde ve D.E.Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi sanat galerisinde öğrenci sergisi açılmış, yapılan çalışmalar okul yöneticileri, eğitimciler ve ailelere sunulmuştur.Araştırmanın sonucunda seramik eğitiminin hazırlanacak uygun bir programla ilköğretim düzeyinde de verilebileceğine, geleceğimizi hazırlayan çocuklarımızın ileride seramik sanatı ile ilgilenmelerini yada meslek edinmelerini sağlamak adına ilk adımların atılmış olacağına inanmaktayım.
Fırın heykeller ve bir fırın heykel uygulaması
Fırın heykel, son yirmi yıldır, seramik sanatçılarının üzerinde düşünüp, çalıştığı bir kavram olmuştur. Büyük boyutlu olan ve dış mekanlarda gerçekleştirilen fırın heykeller, olduğu yerde pişirilen ve kendinin fırını olan seramik heykellerdir. Fırın heykel kavramı, yalnızca bir seramik heykel yapmayı değil pişirim aşamasının, izleyicilerle paylaşıldığı bir eylemi de kapsamaktadır. Seramik sanatçılarının büyük boyutlu seramik heykel yapma isteğinden, genelde sanatçının yalnız yaşadığı sanat nesnesinin üretim aşamalarını izleyicilerle paylaşma isteğine kadar birbirinden farklı bir çok amaç, fırın heykel araştırmalarında yönlendirici olmuştur. Fırın heykel yapmak üzere yapılan araştırmalarda, binlerce yıllık seramik geleneğinin içinde yer alan, şekillendirme, pişirme yöntemleri ve genel seramik bilgisi rehber olmuştur.Fırın heykeli, yapım yönteminden üzerine yüklenen anlamlara kadar daha iyi tanımak için, fırın heykel yapan sanatçıları ve onların düşüncelerini öğrenmek ve anlamak bu çalışmanın yöntemini oluşturur. Fırın heykellerini dünyanın pek çok yerinde gerçekleştiren Frederick Olsen, Nina Hole, Tom Barnett ve Jorgen Hansen gibi sanatçılar çağdaş sanat anlayışına olmanın yanında, derin bir geleneksel seramik bilgisine sahip ve seramik üzerine uzmanlaşmışlardır.Fırın heykel kavramı ortak bir çalışmayı gerektiren, sadece sonuca değil sürece de sanat açısından yaklaşımı öneren bir nitelik taşır
Seramikte işlevsel simge biçimlerin araştırılması ve plastik biçim olarak çömlekçi çarkında üretilmesi
Simge biçim seramik üretimi, insanın kap-kacak üretmeye ve bu kap-kacağı zenginleştirme ihtiyacından doğmuştur. İşlevsel amaçla üretilmekte olan bu kapların plastik değeri zamanla artmış, günümüz çağdaş seramik sanatına ulaşıncaya değin oldukça yol kat etmiştir.Bu çalışmada ?seramik simge biçim? olarak adlandırılan eserler bazı başlıklar altına sınıflandırılmış olup, bu başlıklar; insan biçimli, hayvan biçimli doğal ve endüstriyel biçimli, cinsel içerikli seramik simge biçimler olarak düşünülmüştür. Bunların yanı sıra seramik sanatıyla yakından ilişkili olan resimsel yaklaşımlar, seramik rölyef ve işleve ait seramik birimlerin yerine kullanılmış detay biçimler de sınıflandırmaya dâhil edilmiştir. Sınıflandırma yapılırken, her başlık altında sınıflandırılmaya çalışılan biçimin, erken ve geç dönem örneklerine yer verilmeye çalışılmıştır. Yine her başlık altında konuyla ilişkili eser üreten, çağdaş seramik sanatçılarının eserlerinden örnekler verilmiştir.Çalışmanın üçüncü bölümünde, araştırmaların ışığı altında üretilmiş eserlere ait görseller yer almıştır.
Seramiğin plastik olarak içerdiği kavramların güncel sanat ile ilişkilendirilmesi
Sanat 18. yy.dan itibaren başlayan süreçte kendini tanımlamaya ve bu yapının bileşenlerini ayrıştırmaya başlamıştır. Sadece kendisine değil hayata dair her şeye ilişkin bir sorgulamanın yaşandığı bir diyalog süreci söz konusudur. Sanat ve yaşam arasındaki ayırıcı çizginin yaşam lehine ortadan kalkmasıyla biricik ve tikel sanat nesnesinin çözüldüğü geniş çaplı ve kapsamlı bir sorgulamadır bu.Picasso'nun Modernist Dönem'i başlattığı süreçte sanat, doğanın taklidi olmaktan kendi gerçekliğine kavuşur. Bu gerçekliği irdeleyen birçok akım içinde Dadaist Duchamp icadı hazır-nesne hayatın içinden anti-estetik bir saldırı ile yeni bir bakış açısı getirir. Avangardlar'ın formalizmi farklı bir biçimde Minimalizm'in içinde malzeme ve nesnenin hayatın suskun gerçekliği ile buluşsa da sonunda Kavramsal Sanat'ın söylem ağırlık içeriğine teslim olur. Minimalizm öncesi Pop Sanat bir gerçeği tüketim toplumunun hazır-imgesini pazarlamıştır. Ekonomik anlamda gelişmiş toplumların sorunlarına karşı söylemler geliştiren sanat sonunda küresel sermayenin bir sözcüsü olmaktan kurtulamaz. Yine de sanat hiçbir zaman o eski ortak üretim bilincini yakalayamasa da bireysel çabalarla ve disiplinlerarası sanat anlayışını yeni anlatım olanaklarını kullanarak Post-Modern yapının izleyiciyi medya aracılığı ile nasıl tüketim toplumuna dönüştürdüğünü göstermeye çalışmıştır. Ondan önce ise kendi pazarını yıkmaya çalışır. Bazen karşı olduğu medyanın kendi argümanları ile etkin bir saldırıda bulunur ya da kavramlar dünyasının kodlarını ifşa eder. Günümüz sanatının dönemsel olarak ikinci meselesi kimlik sorunlarıdır. Ötekileştirilmiş karşıtlar ile kurulan diyalog/monolog daha çok ayrışmacı bir farkındalık yaratır.İlk bakışta seramik bütün bu yapının oldukça uzağında görünse de yaşam ile sanatın sınırındadır. Tarihsel olarak 1960'lara kadar hep yaşamın içinden bir nesneyken sanatın alanına geçmiştir. Oysa günümüz sanatı tersi bir dönüşün içindedir. Seramik bu bakımdan başlangıcından beri hep hayatın argümanlarına sahiptir. Belki bu tarihsel süreci günümüzün disiplinler arası değerleri ile tekrardan okumak gerekir. İçinde günümüz sanatına hitap edecek pek çok kavram tespit edilecektir.
Işık malzeme ilişkisi ve buna bağlı olarak porselenin bir sanat malzemesi olarak kullanımı
?Işık-Malzeme İlişkisi ve Buna Bağlı Olarak Porselenin Bir Sanat Malzemesi Olarak Kullanımı? isimli çalışmam dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüme ?Porselen? adı verilmiştir. Bu bölümde porseleninin tanımına tarihçesine, porselen yapımında kullanılan hammaddelere, porselen çeşitlerine, kemik porseleninin tanımı ve tarihçesine değinilmiş, bu konular hakkında bilgiler verilmiştir.İkinci bölümde ışık ve porselen ilişkisine, yapılan sanatsal çalışmalarda porselenin bir sanat malzemesi olarak kullanımına, porselenin yapım ve pişirim aşamalarına değinilmiştir.Üçüncü bölümde ise, ışık geçirgenlik özelliğine işlerinde yer veren günümüz çağdaş seramik sanatçıları ve kullandıkları teknikler tanıtılmış. Porselenin bir sanat malzemesi olarak kullanımı ve ışığın sanatsal açıdan esere katkıları, sanatçıların kullandıkları teknikler, örneklerle incelenmiştir.Dördüncü ve son bölüm olan ?Yapılan Deneysel ve Sanatsal Çalışmalar? bölümünde çamur denemelerine, porselen ışık geçirgen çalışmalarına ve yapım tekniklerine yer verilmiştir.Sonuç bölümünde ise ışığın malzeme ile olan ilişkisi, sanatsal açıdan esere kattığı değer incelenmiş, yapılan araştırmalar ve elde edilen veriler değerlendirilmiştir.
Sanatta minimalizm ve günümüz seramik sanatına yansımaları
1960'lı yıllarda ortaya çıkan ve Modernist hareketin son etkili hamlesi olarak ele alabileceğimiz Minimalizm, sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. II. Dünya Savaşı sonrasında Amerika'da toplumsal yapıda yaşanan köklü değişimler sanatı etkilemiş, bunun sonucunda Minimalizm, Soyut Dışavurumcu harekete karşı, alternatif bir söylem olarak sanat alanında kendini göstermiştir. Başta ciddi eleştiri ve direnişe maruz kalan Minimal Sanat, zaman içinde eleştirmenler ve izleyici gözünde kabul görmüş ve güçlü bir yapıya kavuşmuştur.Modernizmle birlikte geleneksel köklerinden kurtulup, bir çağdaşlaşma süreci yaşayan seramik, malzemenin kendine özgü kimliğiyle hem formal hem de kavramsal açıdan yeni anlatım biçimlerine kavuşmuştur. Bu çağdaşlaşma ve değişim sürecinde etkili olan temel dinamikleri irdeleyen bu çalışmanın amacı, Minimalizm'in tarihsel süreç içinde yapılanmasını ve günümüz seramik sanatına etkilerini incelemektir.
İslam seramiklerinde kullanılan fritli hamurun incelenmesi ve çağdaş formlarda uygulanması
İslam Seramiği Tarihi'nde İran, Mezopotamya, Mısır ve Anadolu en önemli topraklar olmuştur. Jeolojik koşulların belirlediği ve özellikle geleneksel üretimle biçimlenmiş olan fritli hamurlar için de bu topraklar merkez konumundadır.8.- 9. yüzyıllarda başlayan ve 19. yüzyıla kadar neredeyse hiç durmadan devam eden fritli hamurlarla yapılan seramik üretimi, alkali içerikli fritlerle başlamış ve sonrasında teknolojik devrim olarak adlandırılan kurşunlu fritlerin eklenmesiyle gelişmiştir.İslam seramiklerine tarihsel önem ve saygınlık kazandıran fritli hamurlar, kendine özgü hamur içeriği ile 20. yy'da akademik çalışmalara konu olmuştur. Bu hamurun günümüzde de kullanılabileceğini ve özellikle çağdaş çalışmalarda uygulanabileceğini göstermek bu çalışmanın amacı olmuştur.
Anadolu Selçuklu dönemi mimarisi taş yüzey süslemelerinin incelenmesi ve seramik yorumları
Anadolu, Selçuklu Devletinin hakim olduğu m.s. 11. ve 13. yüzyıllar arasında, yaklaşık iki yüz yıllık süre boyunca yeni kültür ve sanat ortamına sahip olmuştur. Selçuklu'nun Anadolu'yu fethi ile coğrafi konum bu ortamı oluşturmuştur. Dönemin karışık siyasal ve kültürel yapısı içinde mimari cephelerde yüzeyler pek sınırlamanın olmadığı hoşgörü içinde işlenmiş, İslam'ın yanı sıra İslam öncesi inanışların ve yerli öğelerin birlikte kaynaştığı biçim ve kompozisyonlar taş, kil, ahşap veya madene aktarılmıştır.Çalışmanın özünü oluşturan mimari yüzeylere işlenen taş süslemeleri, Selçuklu kültür ve sanatının günümüze ulaşmış somut örneklerindendir. Bu doğrultuda ele alınan dönemin tarihi, sosyal, siyasal ve düşünce ortamı ile süsleme elemanlarının özellikleri incelenmiş, 5 önemli merkezdeki 20 `den fazla mimari örnek ele alınmıştır.Bu çalışma sonunda, yapılan tüm araştırma ve incelemelerden elde edilen bilgilerin değerlendirilmesiyle, zengin birikimin günümüz mimarisinde uygulama alanı bulması özünden çıkarak yeni anlatım ve biçimlendirmeler seramik malzeme üzerinde uygulanmıştır.
Popüler kültürde kitsch olgusu ve seramik sanatına yansımaları
Popüler kültürün, dolayısıyla popüler sanatın yayılma eğilimi gösterdiği 18. yüzyıl sonu ve 19.yüzyıl başlarında Avrupa'da sosyal yapı içindeki farklılıklar, toplumsal alanda da sınıfsal ayrışmaları keskinleştirmiştir. Bu durum sosyal yaşamı köklü değişiklere taşırken, kültürel düzeyde de sanata yansımasına neden olmuştur. 19. yüzyıl başlarında teknolojinin de gelişmesi ile birlikte sanatın popülerleşmesi, sanat ürününün konularında, buna bağlı olarak biçimlerinde ve üretim/tüketim ilişkilerinde tüm yönelimini salt toplum beğenisine yönelttiği bir tarihsel dönemdir.20. yüzyıla gelindiğinde, postmodern süreçteki endüstriyel gelişmeler sanatsal alana yansıyarak, kültürel nitelikli gelişmelere neden olmuş ve tüm bu gelişmeler sanat ürünlerinin de meta olarak kullanıldığı kültürel ticarileşmeye yol açmıştır. Ticarileşme, sanat ve kültürel tüm ürünlerin kitlesel üretimi ve tüketimini olanaklı hale getirmiştir. Böylesi değişimler kitsch'in nesnel koşullarını hazırlamış ve kitsch, tarihte hiçbir sanat akımının ulaşamadığı bir hız ve etki alanıyla, hayatı ve sanatı egemenliği altına almıştır.Kitsch terimi ifade ettiği kavram gibi oldukça yenidir. 1860-1870'lerde Münih'deki sanat çevrelerinde ve ressamların jargonunda kullanıma girmiş ve ucuz sanatsal eşyaları tarif etmek için kullanılmıştır. Kitsch'in uluslararası terim olarak kullanılması 20.yy ilk yarılarına denk gelir. Sözcük anlamı olarak vasatlığı, kötü zevki ya da sanatsal çöpü tarif eden kitsch, estetik yetersizliğin belirlenmesi çabasında, irdelenmesi gereken bir kavramdır. Farklı sanat disiplinlerinde kendini var edebilen ve hızla yayılan kitsch, seramik sanatında da malzemenin kendine özgü nitelikleriyle birlikte geniş bir kullanım alanı bulmuştur. Seramik çamurunun kullanıldığı, süslemeye yönelik, gerçek işlevini aşan her tür seramik ürün, seramik sanatında kitsch kavramıyla yakından ilişki içindedir. Kavramsal olarak kitsch olgusunu irdeleme amacı taşıyan bu tez, pratik olarak ise seramik alanında kitsch' in var oluşunu kavramaya yönelmiştir.
Jingdezhen'de porselen yapımı ve Çin porselen sırları
Dünyanın porselen merkezi olarak adlandırılan Jingdezhen şehri, beyaz porselenin üretildiği yerdir. Güney Çin'in Jianxi vilayetindeki porselen üretimi Song Hanedanlığı ( 960-1279 ) döneminde Yinqing ürünler ile başlamış, Yuan Hanedanlığında ( 1280- 1368) yarı opak beyaz sırlı Shufu porselenleri ve 14. yy.ın başında da mavi beyaz porselenler ile gelişimini sürdürmüştür. Bu dönemde kireç ve alkali içerikli sır kullanılmıştır. Mükemmel ve hafif gövdeye ulaşmak için Çinlilerin kullandığı hammaddeler, Çin taşı petuntse ( feldspat) ve beyaz Çin kili ( kaolin) olmuştur.Kobalt pigmentli sıraltı dekorlu mavi beyaz porselen üretimi 1328 civarında, imparatorluk eşyası olarak üretilmeye başlanmış, ardından ülke içine ve bütün dünyaya yayılmıştır. 14 yy.ın ikinci yarısında Jingdezhen'de mavi beyaz ürünlerin yanında sıraltı kırmızı dekorlu porselenler ve monokromları üretilmiştir.Ming döneminden beri porselen gövdesinin bileşimi % 60 Çin taşı ( feldspat) ve % 40 kaolin olarak kalmıştır. Bu iki hammadde karıştırılıp, geleneksel olarak tuğla şekline getirilir ve tornada şekillendirilmek üzere ustalara gönderilir. Büyük boyutlu ürünler, genellikle iki kişinin yardımlaşması sonucunda ortaya çıkarılır.Jingdezhen porseleninin ve dünya çapında ticaretinin hikâyesi Çin ve dünya seramik sanatında önemli bir konudur. Jingdezhen porseleni Song' un ruhani güzelliği, Yuan' ın doğal özü, Ming' in ölçülmez mavisi, Qing' in çok renkli romantizmi ve modern Çin' in çağdaş yaratımlarıyla seramik tarihinin tüm kalplerini esir almıştır. Jingdezhen, porselenin dünyadaki başkenti olarak adlandırılır ve üretilmiş tüm porselen parçalarının büyük çoğunluğu yalnızca buradan gelir. Yuan, Ming ve Qing hanedanlıkları dönemlerinde, Çin imparatorluk porselenlerinin yapıldığı tek yerdir.
Askeri müzik topluluğu mehter, geleneksel kıyafet ve müzik enstrümanlarının plastik açıdan seramik sanat objelerine dönüşümü
Dünyanın en eski askeri bandosu olarak bilinen mehterin tarihi milattan önceki yüzyıllara ve Orta Asya'ya kadar uzanmaktadır. VIII. yüzyılda yazılmış ve Türk tarihinin en eski yazılı kaynağı olan Orhun Kitabeleri'nde ?külpüge? ve ?tuğ? çalgılarından söz edildiği bilinmektedir. XI. yüzyıldan günümüze kadar ulaşan bir diğer yazılı kaynak olan, Türkçenin en eski sözlüğü Divan-ü Lügat-it Türk'te ise, hakanın huzurunda nevbet vuran müzik grubuna ?Tuğ? adının verildiği bilgisini edinmekteyiz.Tuğ isminin Büyük Selçuklulardan itibaren Tabılhane ve Nevbet'e, Osmanlılarda ise, mehter müziğine dönüşerek gelenek haline geldiği dikkati çekmektedir. Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesud'un, Osman Gazi'ye 1289 yılında bağımsızlık fermanı ile birlikte hâkimiyet simgesi olan berat, tuğ, bayrak, boru, zil, davul ve nakkare de yolladığı bilinmektedir. Bu olay tarih sayfalarında, Osmanlılarda mehterin ilk kuruluşu olarak kabul edilmektedir. Mehter teşkilatı Emir-i Alem adı verilen yüksek rütbeli bir memurla, ona bağlı mehterhanenin sorumlu subayı Mehterbaşı Ağa ve musiki yönünden Mehterbaşına, yönetim yönünden Emir-i Alem'e bağlı olan Baş Mehter Ağa arasındaki hiyerarşik ilişkiler çerçevesinde yönetildiği görülmektedir. Osmanlı mehter geleneği, XVI. yüzyıldan itibaren saraya ve padişaha bağlı resmi bir devlet kuruluşu niteliğine dönüştürülmüştür.Mehter teşkilatı'nın XVI. yüzyıldan itibaren bir takım kanunnameler ile sadece saraya hizmet eder durumdan çıkarılarak, idari ve askeri devlet teşkilatında görev alan sadrazam, vezir ve eşit yetkiye sahip kişilere ve beylerbeyleri ile sancak beylerine de farklı katlarda sınırlı mehter kurma hakkının verildiği bilinmektedir. Mehter takımı en temel görevi gereği savaşlarda icra ettiği mehter musikisinin canlı ve dinamik havaları ile askeri coşturmuş ve düşmanlarına korku ve yılgınlık vermiştir. Türklüğün felsefi bir akımı olan mehter, Türk zaferlerinin coşkusu ve sevinci olmuştur. 1826'da Sultan II. Mahmud'un Yeniçeri Ocağı'nı kaldırması ve takiben yenilenme hareketlerinin başlaması ile onun bir parçası ve ordunun sembolü olan mehterhane de kaldırılmış ve yerine Avrupa devletlerinde olduğu gibi ?Askeri Bando? takımı kurulmuştur.Mehter takımını sembolik olarak temsil etmek için mehterin 1914 yılında Askeri Müze bünyesinde yeniden kurulduğuna tanık oluyoruz. I. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Askeri Müze'de varlığını sürdüren mehter, 1935 yılında Milli Savunma Bakanı Zekai Apaydın tarafından aslına göre yetersiz olması gerekçesi ile tekrar kaldırılmıştır. 1952 yılında zamanın Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Nuri Yamut'un emirleri ile Askeri Müze bünyesinde mehter takımının yeniden kurulmuş olduğunu görüyoruz. Günümüzde Askeri Müze'de mehter olgusunun geçmişteki izlerinin temsili yansımalarını çağımızın özellikleri doğrultusunda izlemek ve bu olguyu hatırlamak mümkün olmaktadır.Mehter kültürü, Türk toplumunun yapısı ile iç içe geçmiş, ondan kaynaklı beslenen, karmaşık fakat hiyerarşik düzeniyle kurallarını belirlemiş, hükümdarından sade vatandaşına kadar toplumu kucaklayan, Türk dünyasında çağlar boyu simge haline gelmiş bir olgudur. Türk toplumunun gelenek ve göreneklerinde günümüzde dahi varlığını sürdüren, temelini davul ve zurnanın oluşturduğu bu olgu, Türklüğün felsefi bir akımı olmuştur.Bu olguyu farklı ifade edebilme kaygısı ile devam eden bu çalışmada edinilen ve paylaşılan bilgiler doğrultusunda, mehter topluluğunun müziğinin sunuluşu sırasında sergilediği görsel zenginliğinden yararlanılarak geleneksel mehter müzik enstrümanlarının ve giysilerinin yorumlarını plastik açıdan seramik sanat objelerine dönüşümü gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Tasarlanan sanatsal seramik objelerinde, mehter teşkilatının yapılanmasının temelini teşkil eden hiyerarşik yapısının yansımalarını izlemek mümkündür. Belirtilen bu prensipler temel alınarak seramik sanat objelerine dönüşüm süreci belirlenmiş, bu süreci takiben yapılmış olan seramik sanat objeleri bilgilerinize sunulmuştur.
Demir oksit içeren killerle kırmızı rengin elde edilmesi
Kırmızı renk Anadolu çini ve seramik sanatının bir çok döneminde kullanılmıstır. Osmanlı mparatorlugunun gelisimiyle birlikte çini ve seramik sanatı, büyük bir gelisme göstermistir. Yapılmıs olan bu arastırmada uygulanan mercan kırmızı renk denemelerinde Ebul Kasım'ın reçeteleri baz alınarak znik bünyeleri, Faruk Sahin'in reçetelerinden yola çıkılarak kırmızı boyalar hazırlanmıstır. Çesitli bölgelerden elde edilen kırmızı killerle astar denemeleri Menemen kili ile olusturulmus bünyeler üzerinde 820, 920, 1000 ºC lerde uygulanarak renk ve doku etkileri incelenmistir. Denemeler sonucunda kırmızı kilin renk degisimleri gözlenmistir. Demir oksit içeren killerle kırmızı rengi elde edebilmek için, killerin yapılarının, kırmızı rengin üretim yöntemlerinin ve üretimlerinde kullanılacak demir oksidin genis ve bilimsel bir açıdan incelenmesi gerekmektedir. Uygulamalarda Karacasu ve Menemen yöreleri killeri toz hale getirilerek astar yapımında kullanılmıstır.Amaç dogrultusunda yapılan çalısmanın yöntemi, teorik ve pratik uygulamalarla olusturulmustur. Çalısmanın sonucunda demir oksit içeren killerle kırmızı renk elde edilmeye çalısılmıs ve bu rengin yapımıyla ilgili konular, veri ve bulguların yorumlanması yoluyla açıklıga kavusturulmaya çalısılmıstır. Bununla beraber güvenilir bilgilere ulasabilmek için daha kapsamlı, sistemli ve detaylı laboratuar çalısmaları yapılmasının gerektigi saptanmıstır.
Geleneksel seramiklerin çağdaş bir form ve renk anlayışıyla yeniden sunuluşu
ÖZET Geleneksel Türk Çini Sanata, Türklerin Anadolu'ya giriş ler iyi e beraber 800 yıl boyunca değişerek ve gelişerek kendi özgün tarzını oluşturmuş bir seramik kültürüdür. Bugün ise Cumhuriyet Türkiye 'siyle başlayan günümüze ka dar süregelen gelenekseli oluşturan alt yapı ve soyut nesnel dengesi değişmiş sonuçta yeni arayışlar başlamıştır. Bu arayışlarda Çağdaş Türk Seramiğinin anlatım dilinin oluşumunda geleneksele ait birikimimizi göz ardı etmek yanlış olacaktır. Çünkü yeniyi yaratmada gerekli olan ipuçları gele nekselde mevcuttur. Bireysel bir tercih olarak başlayan "Geleneksel Seramik lerin Çağdaş Bir Form ve Renk Anlayışıyla Yeniden Sunuluşu" adlı bu projede amaç uygarlık öğesi sanatın sürekliliğini, bütünlüğü konusunu somut bir örnek haline getirmektir. Çağdaş Türk Seramiğinin anlatım dilinin oluşumunda gele neksel birikimlerin yer alması yeni arayışlara kapı açacağı bir gerçektir. Çağdaş anlamda yeniden üretimle Geleneksel Türk Seramiği otantikl iğinin dışında çagm yaşamında hayat bulabilecektir. IV
Demir içeren sırlarla ilgili araştırmalar örneklemeler
Dünya üzerinde demir değişik şekillerde yeryüzünün %7'sini kaplayacak kadar fazladır. Ve bu nedenle dünya üzerinde kullanılan en yaygın renklendirici oksittir ve dünyadaki her seramik geleneğinde demirin yaygın kullanımının kaçınılmaz olduğu sonucuna varılabilir. Demir oksit, oksijenle üç şekilde; kırmızı demir oksit (Fe203), gümüşümsü gri manyetik demir oksit (Fe304) ve siyah demir oksit (FeO) olarak birleşebilir. Sır içinde kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor içerisinde değişen geniş bir renk yelpazesinin temelini oluşturur. Yeşil ve mavi tonlar indirgen atmosferde, diğer renkler ise yükseltgen atmosferde elde edilirler. Demir oksitle doyurulmuş sırlar özel efektler oluşturur. Temmoku sırları, demir Aventürin sırlar bu gruba girerler. Yüksek oranda feldspat, daha az oranda silika ve çok az (%1 veya %3) demir oksit bulunan sırlar indirgen atmosferde pişirildiklerinde "Seladon" adı yerilen yeşil sarı, mavi ve kahverengimsi renk tonlarına kadar değişen bir yelpaze oluşturur. Dünya üzerinde üne sahip, artistik sırlar içinde ayrıcalıklı bir yeri bulunan seladon tekniği Çin'de doğmuş, Avrupa'da bu isimle tanınmıştır
Çağdaş bir Türk seramik sanatçısı: Candeğer Furtun
Candeğer Furtun, seramikte, sır ve pişirim tekniklerini araştırma ve geliştirmesinin yanısıra seramiği sadece işlevsel olmaktan çıkarıp bu malzemeyi düşüncelerinin anlatımı için kullanarak özgün biçim değerlerine varma yönünde yoğun uğraş içinde olan bir sanatçıdır. 1954'ten 1963 'e kadar dokuz yıl süren ve resimden seramiğe dek çeşitli alanları kapsayan ciddi bir eğitim almıştır. Eğitim döneminin sona ermesi ve yurda dönüşüyle başladığı ve tek başına sürdürdüğü sır ve kil araştırmalarını büyük bir titizlikle yürütmüş, yoğun araştırmalar sonucu elde ettiği sırlarını, gerçekleştirdiği özgün formlarıyla bütünleştirmiştir. Göz boyayıcı renklendirme yollarına baş vurmadan biçimsel hareketin seramik obje düşüncesi ile kaynaştığı özgün bir form zarafetine ulaşmıştır. İlk dönem yapıtlarını geleneksel seramik yöntemleri ile gerçekleştirmişsede, daha sonraları seramik heykel anlayışı içinde ortaya koyduğu duvar panolarını kendi geliştirmiş olduğu levha tekniği ile şekillendirmiştir. Eserlerinde kademe kademe gelişen bir biçim olgusu görülen sanatçının son eserlerinde biçimler adeta duvardan kurtularak özgürlüğe kavuşturulmuştur. Duvar panoları olsun, formlar olsun, hepsi insan fügürüne dayalıdır. Candeğer Furtun, halen çalışmalarına kendi atölyesinde serbest sanatçı olarak devam etmektedir.
Avanos çömlekçiliği
Çömlekçilik, uygarlıkları ve onların kültürlerini günümüze aktaran bir sanat dalıdır. Avanos yöresi de pek çok uygarlığa tanık olmuştur. O tarihlerden bu yana, çömlekçilik babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir. Yapılan çalışmada; Avanos yöresindeki çömlekçiliğin, bilinen ve bilinmeyen yönlerinin araştırılarak, yöresel ve geleneksel formların ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Birinci bölümde, çömlekçiliğin ve Avanos'un tarihsel gelişimi ele alınmaktadır. İkinci bölümde, Avanos'ta çömlekçilik ve buna bağlı olarak yörenin kili, atölyeleri, eski ustaları, fırınları kısaca tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde de geleneksel formlar ele alınmıştır. v
Macun lüsteri tekniğinin günümüzde uygulanması
ÖZET Bu çalışmalar.seramikte kulandan en eski dekor tekniklerinden biri olan macun lüsteri tekniğinin fakültemiz imkanlarıyla birlikte yöresel ham- maddeleride kullanarak uygulanabilirliğinin araştırılmasını kapsamaktadır. Birinci bölümde, macun lüsterleri tekniğinin tarihsel süreç içindeki ge lişimi örneklerle incelenmiş ve diğer lüster elde etme tekniklerine de kısaca değinilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde macun lüsterleri oluşturmak için yaptı ğım çalışmalar kapsamlı şekilde yer almaktadır.Bu araştırmaları yaparken orta çağda kullanılan odunlu fırınların yerine kendi yaptığım LPG gazı ile çalışan fırını kullandım. Bu fırını.indirgen ortamı daha kontrollü oluşturabil diğim için kullanmayı tercih ettim. Başlangıçta geleneksel zemin sırı ye macun reçetelerini kullandım. Da ha sonra buradan aldığım sonuçlardan yola çıkarak kendi reçetelerimi ge liştirdim. Macun denemelerinde taşıyıcı madde olarak Türkiye'nin çeşitli yörele rinden killer kullanarak çok sayıda deneme yaptım. Bunların içinden ama cıma uygun sonuçlar aldıklarımı uygulamalarımda da kullandım. Araştırmanın son bölümünde, geleneksel macun lüsterlerinin çağdaş formlarda kullanıldığı uygulamalar yer almaktadır.
Eski Anadolu kültürlerinden yararlanılarak çağdaş bir yapıda seramik pano uygulaması (D.E.Ü.Tıp Fak örneği)
IV ÖZET Toprağın pişirilmeye başlamasıyla birlikte insan yaşamına gündelik gereksinmelerin karşılanması açısından büyük önem taşıyan seramik, günümüze kadar hem sanatsal hem de işlevsel özeliğini korumuştur. Özellikle Anadolu da seramik çok özgün bir yapıya ulaşmış, günlük kullanım eşyalarının dışında mimaride tamamlayıcı bir unsur olarak çok başarılı örnekler oluşturmuştur. Anadolu da Çatalhöyük, Hacılar, Hitit, Lidya ve FrigMerden günümüz çağdaş sanatıyla özdeşleşen örnekler kalmıştır. Selçuklu Osmanlı mimarisinde ise seramik sanatı en görkemli dönemini yaşamıştır. Bu kültürel zenginlik günümüz seramik sanatçılarını da derinden etkileyerek çalışmalarında esin kaynağı olmuştur. Bu çalışma bir mimari mekana uygulanan seramik panonun üretim aşamalarını kapsamaktadır. İki bölümde hazırlanmış, birinci bölümde Anadolu mimarisinde seramik pano geleneği üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise eski Anadolu kültürlerinden yararlanarak çağdaş bir mimari mekanda seramik pano uygulama aşamaları sunulmuştur.