Yrd. Doç. Dr. Ganime Aydın danışmanlığındaki tezler

18 tez · İstanbul Aydın University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

4. sınıf matematik sınav sorularının bilişsel alan kapsamında incelenmesi; TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırmalı bir analiz

Matematik, insanlıkla birlikte var olan ve her geçen gün önemini artıran çağımızın en önemli bilim dallarındandır. Türkiye'nin de içinde bulunduğu TIMSS ve PISA gibi araştırma raporlarında, matematik ve geometri alanında öğrencilerimizin başarı düzeylerinin istenilen seviyede olmadığı görülmektedir. Bu çalışma, 4.sınıf matematik sınav sorularının, öğretim programına ve TIMSS sınav sorularıyla karşılaştırması amaçlamıştır. Bu araştırmada, evren İstanbul ili, örneklem ise Bahçelievler ilçesinde rastlantısal seçilen 3 ilkokuldur. Araştırmanın modeli nitel bir yöntemdir. Araştırmanın nitel veri bölümünde, yazılı sınav sorularında doküman analiz tekniği ve öğretmenlere uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Veri kaynağı olarak, 2012-2013 eğitim öğretim yılında, 4.sınıf öğrencilerine uygulanan matematik sınav soruları kullanılmıştır. Bu sorular, MEB öğretim programında öğrenme alanlarına ayrılan süre olarak ve TIMSS 2011 sınavında yer alan bilişsel alanlara göre karşılaştırılmıştır. Çalışmada ayrıca, 50 ilkokul öğretmeniyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarına da yer verilmektedir. Araştırmanın sonucunda, matematik öğrenme alanları karşılaştırmasında, sınav sorularının %80'ini sayılar, %16'sını geometrik şekiller ve ölçme, %4'ünü veri gösterimi alanı oluşturmuştur. MEB kılavuz kitapta ise; %52 sayılar, %44 geometrik şekiller ve ölçme, %4 veri gösterimi alanına zaman ayrıldığı ve tutarlı olmadıkları tespit edilmiştir. Bilişsel alan karşılaştırmasında ise, TIMSS'de soruların %40'ı bilgi, %40'ı uygulama, %20'sini akıl yürütme oluşturmuştur. İncelenen sınav sorularında ise; %67'i bilgi, %18'i uygulama, %15'i akıl yürütme olduğu ve aralarında tutarlılık olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlere uygulanan görüşme formu verilerine göre; öğretmenlerin çoğunluğu sınıfta başarı yüzdesinin düşük olması durumunda konu tekrarı yaptıkları, farklı öğretim teknikleri kullanmadıkları ve bilişsel alan konusunda bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir.

Bilişsel becerilerMatematikMatematik öğretimi+7
Ergün Taştekinoğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müzik öğretmenlerinin görüşlerine göre ortaöğretim kurumlarındaki müzik eğitiminin öğrenciler üzerindeki etkinliğinin incelenmesi

Bu araştırma, ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik dersinin bu kurumlarda görev yapan müzik öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada ayrıca 1071 Malazgirt savaşından itibaren Anadolu coğrafyasında kurulan Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nde dönemin örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yürütülen müzik eğitiminin tarihsel süreç içerisindeki değişimi ve gelişimine de değinilmiştir. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde öğrencilerin müzik eğitimine ne derecede ilgi duydukları ne tarz bir eğitim sistemine tabi tutuldukları ve müzik eğitimini alma amaçları araştırma kapsamında belirlenmeye çalışılmıştır. Ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik dersinin bu kurumlarda görev yapan müzik öğretmenlerinin görüşlerine bağlı kalınarak öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmış bu araştırmada, öğretmen görüşlerini belirlemek için uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanmış yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan sonuçlar literatür taramasına bağlı olarak ulaşılan ve araştırma konusu ile paralellik gösteren çalışmaların sonuçları ile büyük oranda benzerlik göstermektedir. Ayrıca yine Araştırmada elde edilen sonuçlara göre ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik eğitiminin yetersiz olduğu saptanmıştır.

Lise öğrencileriMüzik dersiMüzik eğitimi+5
Süleyman Süer
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin disiplin yaklaşımları

Disiplin, okulda, sınıflarda öğrencinin eğitim-öğretim hayatına yaptırım katan bir kavramdır. Okulda disiplini oluşturmak ve uygulamak eğitimcilerin üzerinde uğraştıkları en önemli sorunlardan biridir. Disiplin sadece uygulanacak sıradan kurallar olarak görülmemelidir. Disiplin, eğitimin bir parçası haline gelmeli, öğrencinin günlük hayatta da uygulaması gereken davranışlar halini almalıdır. Disiplin anlayışı her şeyde olduğu gibi hızla değişmektedir. Geçmişten günümüze disiplin olayına paralel olarak, denetimin mutlaka var olması ve okul yöneticileri tarafından uygulanması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin disiplin yaklaşımlarının öğretmenlere göre nasıl olması gerektiğinin araştırılmasıdır. Bu araştırma, genel tarama modelinde nicel bir çalışmadır. Veriler 2013-2014 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Başakşehir ilçesine bağlı 4 Anadolu Lisesi, 4 Meslek Lisesinde olmak üzere toplam 8 ortaöğretim kurumunda görev yapan 82 öğretmenin görüşlerinden elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak; İlköğretim okulu yöneticilerinin "Okuldaki disiplin yaklaşımları ölçeği" (Özcan,H.Ö.2008) ,kullanılmıştır. Veriler SPSS 22 for Windows programı kullanılarak t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirmeye alınmıştır. Yapılan analizler sonucunda, cinsiyet, mesleki kıdem değişkenleri temel alındığında öğretmenlerin, okul müdürlerinin disiplin yaklaşımlarına yönelik tutumlarının genellikle olumsuz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler, okul müdürünün okulda disiplin uygularken adaletli davrandığına, okul müdürü, disiplin kurallarına uygun davranmayan astlarının tutumlarının nedenlerini araştırdığına, okul müdürünün disiplin kurallarına uygun davranmayan astlarını istenen davranışları yapacak şekilde yetiştirdiğine, okul müdürü, disiplin kurallarına uygun davranmayan astlarının sorunlarını çözmek için onlara kılavuzluk yaptığına katılmamaktadır. Çalışma sonucunda ulaşılan öneriler ise; yöneticiler, öğretmenlere güvenmeli, onların öz denetimli olduğuna inanmalı, yöneticiler öğretmenlerin disiplin kurallarına ne derece uyduklarını düzenli ve sürekli kontrol etmeli ve kontrol neticesinde kurallara uyan öğretmenler ödüllendirilmelidir. Anahtar sözcükler: yönetim, yönetici, liderlik, disiplin

DisiplinEğitimEğitim kurumları+6
Ayşe Büyüksarı
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin ilköğretimdeki önleyici hizmet programlarına bakış açısının değerlendirilmesi

Bu araştırmada "Okul Yöneticilerinin İlköğretimdeki Önleyici Hizmet Programlarına Bakış Açısının Değerlendirilmesi" konu edilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın amacı örneklem grubunda görev yapan okul müdürlerinin önleyici hizmete yönelik algılarının belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini İstanbul ili, örneklemi ise İstanbul Bahçelievler ve Bakırköy ilçelerinde bulunan 51 ilkokul müdürünü kapsamaktadır. Araştırma, nitel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan anket kullanılmıştır. Ankette birinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerini ortaya koymak amacıyla 5 sorudan oluşan kişisel bilgi formu, ikinci bölümde ise "Okul Yöneticilerinin İlköğretimdeki Önleyici Hizmet Programlarına Bakış Açısının Değerlendirilmesi" amacıyla hazırlanan yanıtları evet ve hayırdan oluşan 10 soru yer almaktadır. Anket formunun görünüş geçerliliğinin tespiti amacıyla iki uzman görüşüne başvurulmuştur. Ayrıca yine araştırmacılar tarafından hazırlanan 5 soruluk yapılandırılmış görüşme formu anket sonuçlarının geçerliliğini sorgulamak amacıyla 11 müdürle yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Veriler, frekans analizleri, Ki-Kare ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonunda, önleyici hizmet anketi maddelerine müdürlerin verdikleri cevaplar incelendiğinde cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem yılı ve öğrenim durumuna göre anlamlı farklılığın görülmediği tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin önleyici hizmet programının uygulanması eğitim-öğretime katkı sağladığını düşündükleri, ancak okul müdürlerinin 1.Sınıfa başlayacak öğrenciler için disleksi (öğrenme bozukluğu) testi, hiperaktivite ve dikkat eksikliği testi, diskalkuli (matematik bozukluğu) testi yapmadıkları, hazırbulunuşluk testinin de uygulanmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında müdürlerin, "Öğrencilerin seviyelerine uygun gerekli ders araç-gereçleri temin edildi." önermesine katıldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Okul müdürlerine, öğrencilerin başarısını artırmada erken dönemde alınacak önlemlerden birisinin önleyici hizmetler olduğunun farkındalığının artırılması, teşvik edilmesi ve konuyla ilgili bilgilendirmeler yapılması önerilebilir.

Eğitim programlarıHazırbulunuşlukOkul yöneticileri+7
Hüseyin Sultanoğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokullardaki branş öğretmenlerinin yapılandırmacı öğrenme kuramını uygulama düzeyleri

1960'lı yılların başında literatüre girmiş olan ve o tarihten günümüze de özellikle gelişim psikolojisi ve bilişsel psikoloji alanlarında geniş bir yer edinmiş olan yapılandırmacılık, öğrencilerin kendi gerçekliğini oluşturdukları ya da kendi deneyim ve algılarına dayanarak anlamı yorumladıkları bir yaklaşımdır. Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2004 yılında yeniden düzenlemiş olduğu ilköğretim programıyla yapılandırmacı öğrenme kuramı milli eğitim sistemimizdeki yerini almıştır. 2005 yılından itibaren ise ülkemizde görev yapan öğretmenlerin derslerinde yapılandırmacı öğretim programlarını uygulamaları istenmiştir. Yeni hazırlanmış eğitim programlarının yapılandırmacı anlayış ilkelerinden de yararlanılarak hazırlanmış olması, ülkemiz eğitim sisteminde değişimlerin başladığının işaretlerini vermektedir. Ancak bu değişimlerin etkili olabilmesi öğretmenlerin uygulamalarına bağlıdır. Yapılandırmacı öğrenme kuramında sınıfta öğretim ve öğrenme süreçlerine liderlik yapan öğretmen, öğrenme ortamlarını düzenleyen ve değerlendirme süreçlerini planlayan bireydir. Yapılandırmacı yaklaşımda öğretmenin görevi, bilgi dağıtmak değil, öğrencilerin bilgiyi önceki bilgilerinin üstüne koymasına öncülük etmektir. Bu araştırmanın amacı, ortaokul branş öğretmenlerinin yapılandırmacı kuramı uygulama düzeylerini görmektir. Çalışma, İstanbul İlinin Beşiktaş İlçesi Gaziosmanpaşa Ortaokulu'nda görev yapmakta olan 1 Türkçe, 1 İngilizce, 2 Sosyal Bilgiler, 1 Fen Bilgisi ve 1 Matematik öğretmenlerinin 5, 6, 7 ve 8. sınıf derslerinde, yapılandırmacı öğretim yöntemlerini uygulama düzeyleri incelenmek istendiğinden gözlem yöntemi kullanılmıştır. Veriler 6 öğretmenin 2013-2014 eğitim öğretim yılındaki farklı tarihler ve derslerinden elde edilen 12 saatlik video kayıtlarından oluşmaktadır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin, öğrencilerin ilgilerini canlı tutabildikleri, genel anlamda merak duygusu uyandırabildikleri, öğrencilerin bilgiyi keşfetme sürecinde yeterli düzeyde rehberlik edebildikleri, öğrenenlere açık uçlu sorular sorarak araştırma yapmaya ve derse katılmaya teşvik ettikleri görülmüştür. Ancak, öğretmenlerin, öğrencileri grup etkinliklerinde yer almaya, işbirliği içinde çalışmaya yeterince teşvik edemedikleri, onların bilgi ve becerilerini geliştirecek düzeyde bilgi iletişim teknolojilerini kullanmadıkları, onların ön bilgilerini ölçebilecek sorular sormadıkları veya bunu sınıfın geneline yayamadıkları görülmüştür. Öğrencilerin fikirlerini ve ürünlerini sınıfa aktaramadıkları ve kanıtlayamadıkları, işbirliği içinde yeterince çalışmadıkları görülmüştür. Öğrencilerin, fırsat verildiğinde konu ve kavramları kendi bilgilerini kullanarak açıklamaya çalıştıkları, olaylar arasında neden sonuç ilişkileri kurabildikleri, sınıftaki diğer öğrencilerle ve öğretmenle iletişim içinde olabildikleri görülmüştür. Öğrenme ortamları bakımından derslerin diğer ünite, alan ve konularla ilişki kurulabildiği, gerçek hayattan örneklere yer verilebildiği, ders işleme süreçlerinde birden çok öğretim yöntem ve teknikten faydalanıldığı, ancak, öğretmenlerin ders kitabı dışında farklı kaynaklardan faydalanamadıkları, derste gerekli olan görsel-işitsel araçların yeterince kullanılmadığı görülmüştür. Öğrenme ortamlarında, öğrencilerin kendi kendilerini veya birbirlerini değerlendirmelerine fırsat verilmediğini, yapılan uygulama ve çalışmaların toplandığı ürün dosyalarının kullanılmadığı görülmekle birlikte, öğretmenlerin farklı türde ölçme ve değerlendirme tekniklerini uygulayabildikleri görülmüştür. Öğretmenlerin eskiden uygulanan öğretim yöntemlerini alışkanlık haline getirmiş oldukları görülmektedir. Öğrenme ortamlarının donanım açısından yeterli hale getirilmesi gerekliliği açıkça ortaya çıkmaktadır. Sınıf mevcutlarının kalabalık olmaması, öğrenme programları için yeterince zaman ayrılabilmesi ise yapılandırmacı öğrenme kuramının uygulanabilirliğini etkilemektedir. Geleneksel öğretimin kalıplarından, yapılandırmacı öğrenme ortamlarına geçiş yapabilmenin çok da kolay olmadığını gördüğümüz araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin görev paylaşımı içeren, işbirliği gerektiren faaliyetlere öncelik vermesi gerektiği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacı, Öğretmen, Gözlem.

Branş öğretmenleriOrtaokullarYapılandırmacı öğretim yöntemi+3
Ömer Küçük
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen Bilimleri dersinde araştırma-sorgulamaya dayalı uygulamaların etkileri

Öğrencilerin eğitim hayatı boyunca edindikleri bilgi ve becerilerini günlük hayatlarında da uygulamaları ve geliştirmeleri beklenmektedir. Yeni bilgi ve becerilerden bir tanesi 2005 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığınca uygulamaya konulan yapılandırmacı öğrenme kuramının temele aldığı uygulamalardan biri öğrencinin merkeze alındığı araştırmaya dayalı öğrenme yaklaşımıdır. Çalışma, 4. sınıf öğrencilerine araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenmeye temel oluşturan bilimsel süreç becerilerinin 5E modeline uygun olarak yapılan uygulamalarla kazandırılması, 4. sınıf öğrencilerinde fen bilimleri dersine karşı görüşlerindeki değişiklikleri belirlemek, öğrenme ortamı algısındaki değişiklikleri tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla 2013-2014 eğitim-öğretim yılının I. döneminde İstanbul ilinin Küçükçekmece ilçesinde bulunan Munis Faik Ozansoy İlkokulu 4. sınıfta olan 54 öğrenci ile çalışma yürütülmüştür. Bu araştırma nicel araştırma yöntemi olan deneysel yöntemle gerçekleştirilmiştir. 15 adet 5E Modeline uygun olarak 'Maddeyi Tanıyalım' ünitesindeki araştırma-sorgulamaya dayalı fen deneylerinin uygulamasından önce ve sonra 16 sorudan oluşan Bilimsel Süreç Becerileri ön test ve son test şeklinde uygulanmıştır. Deneylerin bitiminden sonra 'Maddeyi Tanıyalım' ünitesi ile ilgili öğrencilerin görüşlerini saptamak için 5 sorudan oluşan Öğrenci Görüşleri anketi uygulanmıştır. Öğrencilere öğrenme ortamı algısındaki değişiklikleri tespit etmek amacıyla deney uygulamalarını gerçekleştirmeden önce sürecin başlangıcında ve tüm deneylerin bitiminde resim yaptırılmıştır. Bilimsel süreç becerileri testinin verileri öğrenci görüşleri anketinin verileri SPSS programında frekans ve yüzdelik analiz ile hesaplanmıştır. Öğrencileri çizdikleri resimler alt başlıklarla kodlanarak içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Resim analizleri araştırmacılar ve resim analizleri konusunda alanda uzman bir Yrd. Doç. tarafından analiz edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde öğrencilerin fen deneyi uygulamalarından sonra bilimsel süreç becerilerinden gözlem yapma, sonuç çıkarma, değişkenleri belirleme ve kontrol etme, verileri yorumlama, sınıflama ve ölçme becerilerinin geliştiği, deneyleri yaparken dersten zevk aldıkları, görüşlerinin olumlu olduğu ve kalıcı öğrenmelerin gerçekleştiği tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin yaptıkları ilk ve son resimler karşılaştırıldığında öğretmenin rehberlik rolünün açığa çıktığının, araştırmaya dayalı deney uygulamalarının işbirliğine dayalı, somut materyallerle gerçekleştirildiğini ve öğrencilerin deney malzemelerini deney uygulamalarında öğrendikleri tespit edilmiştir. Öğretmen deney uygulamalarında öğrencileri destekleyici, ilişkilerinde olumlu dil kullanması deneylerin öğrencilere aktarılmasında oldukça önemli olduğu kanısına varılmıştır. Eğitim fakültelerinde sınıf öğretmenlerine yönelik öğretim yöntem ve teknikleri dersinde araştırmaya dayalı öğrenme ya da farklı yöntem ve teknikler uygulamalı olarak gerçekleştirilmelidir. Ayrıca öğretmenlere bu konuda uygulamalı hizmet içi eğitimleri verilmelidir. İlköğretim 4. Sınıf öğrencilerine yönelik Fen Bilimleri dersinde yaratıcı düşünmeye yönelik etkinlikler eklenmeli ve etkinliklerin uygulanışı öğretmenlerle birlikte gerçekleştirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Araştırma-sorgulamaya dayalı öğrenme, bilimsel süreç becerileri, fen bilimleri öğretimi, öğrenci görüşleri.

Araştırma-inceleme yoluyla öğretimBilimsel işlem becerisiFen bilgisi dersi+5
Zeliha Ayça Demirkıran
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Liselerde görev yapan kadın ve erkek öğretmenlerin stres düzeylerinin karşılaştırılması

Son yüzyıla damgasını vuran ve toplumunun hemen her kesiminde sıklıkla rastlanabilen kavramlardan biri de strestir. Bu kavrama özellikle de insanların yoğun olduğu yerlerde çalışan kişilerde daha fazla rastlanabilir. Bu yerlerden biri de okullar ve bu okullarda çalışan öğretmenlerdir. Bu araştırma, liselerde görev yapan kadın ve erkek öğretmenlerin stres düzeylerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın problem cümlesi "Liselerde görev yapan öğretmenlerin stres düzeylerini etkileyen faktörler nelerdir?" şeklindedir. Araştırma, nicel yöntemde tarama modelinde ile yapılmıştır. Ayrıca araştırmacılar tarafından geliştirilen, Stres Düzeyi Belirleme Ölçeği pilot çalışmadan sonra kullanılmış ve İstanbul ili Avrupa yakasında bulunan Beşiktaş, Zeytinburnu ve Esenler ilçelerindeki liselerde görev yapan 100 öğretmene uygulanmıştır. Araştırmada liselerde görev yapan kadın ve erkek öğretmenlerin stres düzeylerinin belirlenmesine yönelik, cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, öğretmenlikte kıdem yılı, şu an çalıştığı kurumda kaç yıldır görev yaptığı, öğrenci sayısı, okul türü, öğretim şekli ve branş değişkenlerine göre farklılıkları incelenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 15 programında t-testi, Anova (Tek yönlü varyans analizi) ve Scheffe testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, cinsiyet değişkenine göre 9 maddede anlamlı farklılık bulunmuştur. Cinsiyet faktörüne göre; kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere oranla ihtiyaçları karşılanmadığında, ailesiyle ilgili sorunlarında, olaylardan daha çabuk etkilendiklerinde, yaşadıkları hastalıklarda, okulda iletişimin az olduğu durumlarda, ders programının uygun olmadığı durumlarda, çalışmalarının karşılığını alamadıklarında daha fazla stres yaşadığı tespit edilmiştir. Yaş faktörüne göre; 22-27 yaş arası öğretmenlerin diğer yaş grubu öğretmenlere oranla okul ikliminin bozulma ihtimalinden ve öğretmenliğin zamanla kendisini yıpratacağını düşüncesinden dolayı stres yaşadığı tespit edilmiştir. Medeni durum faktörüne göre; evli öğretmenlerin bekâr öğretmenlere oranla ailesiyle ilgili sorunlardan ve maaşının yeterli olmamasından dolayı stres yaşadığı tespit edilmiştir. Öğrenim durumu faktörüne göre; ön lisans ve lisansüstü mezunu öğretmen grubu ihtiyaçları karşılanmadığında lisans mezunu öğretmen grubuna göre daha çok stres yaşadığı; ayrıca ön lisans mezunu öğretmen grubu kendini başkalarıyla rekabet halinde hissettiğinde stres düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Kıdem yılı faktörüne göre; 6-10 arası kıdeme sahip öğretmen grubunun diğer kıdem yılına sahip öğretmen gruplarına göre mesleğin kendilerini zamanla yıpratacağı endişesinden dolayı stres düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Öğrenci sayısı faktörüne göre; 2001-4000 arası öğrenciye sahip okullarda görevli öğretmenlerin öğrenci sayısı daha az okullar görevli öğretmenlere göre kendilerini genellikle stresli biri olarak gördükleri; okulun fiziki yapısının yetersizliğinden dolayı stres düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Okul türü faktörüne göre; devlet okulunda çalışan öğretmenlerin özel okulda çalışan öğretmenlere göre okuldaki gruplaşmalardan daha çok etkilendikleri ve bu gruplaşmaların stres düzeylerini arttırdığı tespit edilmiştir. Branş faktörüne göre; sayısal branşa sahip öğretmen grubun diğer branştaki öğretmenlere göre derste öğrencilerin sorularına cevap veremediklerinde stres düzeylerinin arttığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere oranla daha stresli oldukları ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlara göre kadın öğretmenlere iş yaşamındaki motivasyonu arttırmak için maddi ve manevi ödüllerin arttırılması ve hizmet içi eğitimlerin daha çok verilmesi önerilmektedir. Anahtar sözcükler: stres düzeyi, lise öğretmenlerinde stres, stres nedenleri

ErkeklerEğitim psikolojisiKadın öğretmenler+4
Sefa Karakaya
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul öğrencilerinde sürdürülebilir çevre bilinci oluşturma

İnsanlığın hayatını devam ettirebilmesi için çevresiyle etkileşim halinde olması bir gerekliliktir. Fakat bu etkileşim sürecinde insana çevrenin tüm cömertliği ile verdiklerini, insanlık çevrenin yaşamını ksaltacak şekilde geri ödemiştir. Tabiat kendini yenileyebilen bir sistem olarak var edilmiştir. Fakat bunun da belli bir sınırı vardır. Gittikçe artan nüfusun yanı sıra yeryüzünün belli bir yüzölçümüne sahip olması çevrenin kendini yenileyebilmesi özelliğinin sınırlarını zorlamıştır. Bu zorlama neticesinde doğal denge her geçen gün biraz daha bozulmuş ve bu durum tüm insanlık için bir problem haline gelmiştir. Bu problemin çözümü adına tüm insanlığın öncelikle bu problemin farkındalığını kazandırmaya, çevre bilinci konusunda bilinçlendirilmeye, tüketim alışkanlıklarını sürdürebilir şekilde kazandırılmaya ihtiyacı vardır. Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıfa devam eden öğrencilerde sürdürülebilir çevre bilinci oluşturmaktır. Çalışmanın diğer amaçları ise; yapılandırmacı kuram temelinde disiplinlerarası yaklaşımla duyuşsal, psikomotor ve bilişsel öğrenme etkinliklerinin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin geri dönüşüm, ışık kirliliği, ses kirliliği ve yeşil doğa-geri dönüşüm konularındaki kavramların öğrenilmesine etkisi nedir? Yapılandırmacı kuram temelinde disiplinlerarası yaklaşımla duyuşsal, psikomotor ve bilişsel öğrenme etkinliklerinin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çevre tutumlarına etkisi nedir? Yapılandırmacı kuram temelinde disiplinlerarası yaklaşımla duyuşsal, psikomotor ve bilişsel öğrenme etkinliklerinin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin sürdürülebilir çevre bilincine etkisi nedirsorularına cevap aramaktır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul İli Çekmeköy ilçesi Nişantepe ilköğretim okuluna 2015-2016 öğretim yılı devam eden (n=60) 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde, araştırmacının çalıştığı okuldaki öğrenciler seçildiği için, amaçlı örnekleme yöntemi seçilmiştir. Veri toplama araçları olarak; kavramsal test, tutum ölçeği, sürdürülebilir çevre bilinci ölçeği araştırmacılar tarafından hazırlanarak ve uzman görüşlerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. 35 sorudan oluşan kavram testinin KR20 güvenirlik katsayısı 0.716 olarak bulunmuştur. 21 adet maddeden oluşan tutum ölçeği ise ilkokul düzeyindeki öğrencilerin çevre ile ilgili ışık kirliliği, ses kirliliği, geri dönüşüm ve yeşil çevre konularına tutumlarındaki değişikliğin ölçülmesi amacıyla ön test ve son test olarak hazırlanmıştır. 3 lü likert olan ölçeğin, genel güvenirliği Cronbach alpha=0.760 olarak bulunmuştur. Sürdürülebilir çevre ölçeği ise, toplamında 10 adet sorudan oluşmakta olup (Derman, 2013) 'ün çalışmasından ve güncel haberlerinden yararlanılarak ilkokul öğrencilerine göre uyarlanmıştır. Araştırma,deney ve kontrol guruplarına yapılan öntest-sontest Sonuçlarındaki stenen ve istenmeyen şıklar frekans analizi ile tespit edilmiş, açık uçlu soruların cevapları ise kodlanarak temalar oluşturulmuştur. xx Araştırmanın uygulama süreci 28 ders saatinde öğretim programının kazanımları dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan kontrol ve deney grubu öğrencilerinin kavram testi ön test puanları arasında anlamlı bir fark tespit edilmezken test puanları ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur(t=3.871; p=0.000<0.05). Deney grubunun ön test son test puan ortalamaları karşılaştırılmasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (t=-5.277; p=0.000<0.05). Geleneksel yöntemle uygulama yapılan kontrol grubunda ön test son test aritmetik ortalamalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur(t=-2.938; p=0.006<0.05). Deney ve kontrol grubuna göre çevreye yönelik tutum genel ön test ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan (t=1.503; p>0.05) anlamlı bulunmazken; çevreye yönelik tutum genel son test puanları ortalamaları arasındaki fark istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur(t=2.309; p=0.025<0.05). Deney grubu çevreye yönelik tutum genel ön test ile çevreye yönelik tutum genel son test ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunurken, kontrol grubu çevreye yönelik tutum genel ön test ile çevreye yönelik tutum genel son test aritmetik ortalamalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Sürdürülebilir çevre bilinci ölçeğinde öğrencilerin sürdürülebilir çevre bilinci düzeylerinin ön testlerde ortalama olarak düşük olduğu ancak yapılan çalışmalar sonrası sürdürülebilir çevre bilinç düzeyinde artış alduğu istenen cevaplara verilen frekansların artmasında görülmektedir. Deney gurubunda 10 sorudan 8 sorusunda ön test son test arasındaki fark anlamlı bulunurken, kontrol grubunda 10 sorudan 5 soruda anlamlı bir fark tesbit edilmiştir. Deneysel bir çalışma yapılan bu araştırmanın araştırmayı gerçekleştirenler tarafından doğrudan öğrencilere uygulamalı olarak gerçekleştirilmesi, etkinliklerin disiplinler arası bir yaklaşımla uygulanması bu alanda çalışan öğretmen, araştırmacı ve eğitim programlarını düzenleyenler açısından örnek teşkil etmektedir. İlkokul düzeyinde bu alanda daha çok tarama modelinde araştırmalar yer alırken, deneysel bir çalışmayla erken yaşlardaki çocuklarda ürdürülebilir çevre bilinci oluşturmak geleceğin yaşanabilir doğasının korunması açısından son derece önemlidir. Deneysel bir çalışma yapılan bu araştırmada çalışmanın amacına yapılan etkinlikler ile büyük ölçüde ulaşılmıştır. İlkokul düzeyinde deneysel bir çalışma yapmak bu konuda yapılan araştırmaların azlığından ve deneysel çalışmanın bu yaş seviyesine uygunluğundan dolayı da büyük bir önem taşımaktadırve örnek niteliğindedir. Sürdürülebilirlik kavramını çalışmasına alan tüm araştırmalara benzer adımlar atılarak yeni bulgulara ulaşılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Çevre Bilinci, Çevre, Çevre ve İnsan, Çevre Eğitimi

Sürdürülebilir çevreSürdürülebilirlikÇevre bilinci+2
Humeysa Ağar Öztürk
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Devlet ve azınlık okullarının yönetimsel süreçler açısından karşılaştırması

Türkiye'de eğitim yönetimi alanında yapılan çalışma sayısı çeşitli etkenler ile birlikte son yıllarda artmıştır. Ancak bu artış içerisinde eğitim yönetiminin azınlık okullarındaki durumu ele alan çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Bu çalışma bu boşluğu gidermeyi hedeflemektedir. Çalışmanın amacı azınlık okullarında ve devlet okullarında uygulanan yönetsel süreçleri karşılaştırmalı olarak incelemektir. Nitel bir çalışma olan ve desen olarak olgu bilim kullanılan bu çalışmada, yönetsel süreçleri karşılaştırmalı olarak incelemek için bir devlet okulunda ve bir azınlık (Ermeni) okulunda yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 7 farklı yöneticiyle 8 adet görüşme gerçekleştirilmiştir. Sonuçlara göre iki okul tipi arasında yönetsel süreçler bağlamında ciddi bir fark yoktur ve okullar bir birine benzemektedir. Bu sonuç eğitim yönetiminin henüz bir disiplin olarak gelişememesine bağlanmıştır. Bununla birlikte azınlık okulu tipinde var olan görece özerklik hali bu okul tipinin daha etkin bir yönetim mekanizması geliştirmesine olanak sağlamıştır. Çalışma okulların merkeziyetçi bürokratik bir yapıdan uzak, okul merkezli yönetilmesi önerisini yapmaktadır. Anahtar Kelimeler: Eğitim Yönetimi, Yönetimsel Süreçler, Devlet Okulları, Azınlık Okulları, Nitel Araştırma

Azınlık okullarıDevlet okullarıEğitim yönetimi+3
Hüseyin Tilbe
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerin problemli internet kullanım davranışları ile yaşam doyumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Çağımızda gelişen teknoloji insanların ilgisini çekmeyi başarmıştır. Bilgisayar, cep telefonu ve internet sosyal etkileşimde dünya çapında bir çığır açmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını giderirken, bilinçsiz kullanımlar neticesinde olumsuzluklara yol açabilmektedir. Genç yaşta problemli internet kullanımı insanların gelişimini olumsuz etkilemektedir. Aşırı ve kontrolsüz kullanımlar sonucu bireyin kendi ve çevresi ile alakalı yaşadığı sorunlar yaşam doyumunu da etkilemektedir. Bu araştırmada, ergenlerdeki problemli internet kullanımı davranışları ile yaşam doyumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Temel olarak araştırma nicel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Nicel veri toplama aracı olarak Ceyhan, E., Ceyhan, A.A. & Gürcan, A.'nın , (2007) geliştirdiği ''PİKO-E (Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği) ve Diener, Emmans, Lorsen ve Giffin'in (1985) Yaşa Doyum Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2014–2015 eğitim-öğretim yılı içerisinde Güngören ilçesinde ortaöğretimde okuyan 294 öğrencidir. İzzet Ünver Lisesi ve Sultan Alpaslan Anadolu İmam Hatip Lisesi ortaöğretim okullarına devam eden birinci(9), ikinci (10), üçüncü (11) ve dördüncü (12) sınıfta okuyan öğrencilerle, Kişisel Bilgi Formu, PİKO-E (Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği) ve Yaşa Doyum Ölçeği aracılığla veriler elde edilmiştir. Araştırmada, veriler Spss 17 istatistik programı kullanılarak korelasyon, t-testi, F-testi, ANOVA ve TUKEY testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucuna göre, internet kullanım süresi ve okuduğu sınıf arttıkça problemli internet kullanımının arttığı, sosyo-ekonomik düzeyleri yüksek öğrencilerin, evde internet kullanan öğrencilerin ve kardeş sayısı az olan öğrencilerin yaşam doyumlarının diğerlerine göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Problemli internet kullanımı ve yaşam doyumu ile ilgili okullarda öğrencilerin benlik saygılarını olumlu ya da olumsuz etkileyen deneysel araştırmalar yapılması sağlanmalıdır. Okul rehber öğretmeni öğrencilerin kişilik özelliklerinin, ana baba tutumlarının, sosyal çevrelerinin yaşam doyumlarını etkilemesi nedeniyle belirli periyodlarla çalışmalar yaparak öğrencilerin yaşamlarıyla ilgili riski en az düzeye düşürmede fayda sağlamaları önerilebilir. Yaşam doyumunun yapıcı ve destekleyici yaklaşımla, rehberlik etkinlik ve oturumlarının düzenlenmesi fayda sağlayabilir. NAHTAR SÖZCÜKLER: Problemli internet kullanımı, Ergen, Yaşam doyumu, İnternet Kullanımı.

BilinçdışıErgenlerErgenler+6
Muhammet Çınar
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mesleki gelişim seminer çalışmalarının öğretmenler tarafından değerlendirilmesi örneklemi

Eğitimde ilerleme iyi eğitilmiş öğretmen, öğretmen eğitimi ise iyi planlanmış mesleki çalışma programları ile mümkündür. Günümüzde uygulanan mesleki çalışma programlarının ise etkililikten uzak olduğu görülmektedir. Bu araştırmada; ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, sene başı ve sene sonunda gerçekleştirilen mesleki gelişim seminer çalışmaları hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak ve Ar-Ge çalışmalarına ışık tutmak amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul ili, örneklemini Bahçelievler ilçesinde bulunan ilkokul ve ortaokullar oluşturmaktadır. Araştırmanın modeli nitel ve nicel birlikteliğinde karma bir yöntemdir. Nitel bölümde, 65 katılımcıyla yüz yüze yapılan, yarı yapılandırılmış "Mesleki Çalışmaları Değerlendirmeye Yönelik Öğretmen Görüşme Formu" kullanılarak elde edilen veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Nicel bölümde ise, araştırmacılar tarafından hazırlanmış, güvenirliği 0,95 olarak bulunan ve 459 katılımcıya uygulanmış "Mesleki Gelişim Seminer Çalışmalarını Değerlendirme Envanteri" ölçeğinden elde edilen veriler frekans ve yüzde değerleri, aritmetik ortalama, T-testi ve one way ANOVA testi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları 8 boyutta değerlendirilmiştir. Amaca uygunluk boyutunda, hizmet yılı değişkenine göre 20 yıl ve üzeri görev yapan öğretmenler lehine anlamlı bir farka rastlanmış, çalışmaların "amacına ulaşmayan program" olduğu tespit edilmiştir. İçerik uygunluğu boyutunda çalışma içeriklerinin "yetersiz ve bilinen konuların tekrarı" olduğu tespit edilmiştir. Süreç uygunluğu boyutunda, yöneticiler ve 51 yaş üstü öğretmenler lehine anlamlı bir farka rastlanmış, sürecin "verimsiz ve zaman kaybı" olduğu tespit edilmiştir. Öğreticilerin uygunluğu boyutunda bekârlar lehine anlamlı bir fark görülmüştür. Yöntem ve tekniklerin uygunluğu boyutunda, erkeklerin ve öğretmenlerin lehine anlamlı bir fark görülmüş, yöntem ve tekniklerin "sıkıcı, tek taraflı ve uygulamadan çok teorik bilgiye dayalı" olduğu tespit edilmiştir. Ortam ve teknik altyapı uygunluğu boyutunda erkekler, bekârlar ve yöneticiler lehine anlamlı fark görülmüş, çalışma ortamının teknolojiden uzak olduğu tespit edilmiştir. İhtiyaç uygunluğu boyutunda çalışmaların öğretmen ihtiyaçlarına uygun hazırlanmadığı tespit edilmiştir. Sonuçların amaca uygunluğu boyutunda yöneticiler, 51 ve üzeri yaş öğretmenler ve lisansüstü eğitim mezunları lehine anlamlı fark görülmüş, çalışma sonuçlarının "uygulamadan uzak ve formalite" olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Mesleki Çalışma, Mesleki Gelişim, Seminer, Hizmet İçi Eğitim, Öğretmen Yeterlikleri

Hizmet içi eğitimMesleki eğitimMesleki gelişme+4
Gülin Sevi Genç
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğretmenlerinin problem çözme becerileri ve duygusal zekâ ilişkisi

Öğretmenlerin yüksek düzeyde problem çözme becerisine ve duygusal zekâ düzeyine sahip oluşu eğitimin kalitesini arttırıcı etki yaratacaktır. Ancak öğretmenlerin klasik sistemden tam olarak sıyrılamamış olması bunun önünde en büyük engellerden birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Bireyin duygusal zekâsı ile problem çözme becerisi arasında ilişki olduğu düşünülmektedir. Yapılan araştırma sonucunda da ilişki bulunmuştur. Araştırmanın evreni, İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde görev yapan öğretmenleri kapsamaktadır. Örneklem ise İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde yer rastgele seçilen okullarda görev yapan öğretmenleri kapsamaktadır. Yapılan araştırmaya göre katılımcıların duygusal zekâ ve problem çözme becerileri ölçeklerinin ortalama puanları tespit edilmiştir. Katılımcıların verdikleri cevaplar incelendiğinde duygusal zekâ düzeylerinin yüksek çıktığı görülmüştür. Katılımcıların problem çözme becerileri ve duygusal zekâ düzeylerine göre cinsiyetler arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca yaş, mesleki kıdem, çalışılan kurum gibi değişkenler arasında da anlamlı farklılık görülmemiştir. Ancak duygusal zekâ düzeyi ile problem çözme becerileri arasında ilişki bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: zekâ, duygusal zekâ, problem çözme, ortaokul öğretmenleri, eğitim

Duygusal zekaOrtaokul öğretmenleriOrtaokullar+2
Gülcan İnan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim matematik öğretiminde öğretmenlerin öğretim yöntem ve teknikleri konusundaki yeterlilikleri

Eğitim hedeflerinin gerçekleşmesi uygun bir öğretim yöntem ve tekniklerin seçilmesiyle sağlanabilir. Bu nedenle her ders için tek bir yöntem değil, çok farklı yöntemlerin kullanılması söz konusu olmaktadır. Sınıf içinde öğrenme-öğretme sürecinin etkili olabilmesi uygun yöntemlerin seçimiyle doğru orantılıdır. Öğretmenlerin yöntem konusunda seçici olabilmesi onların çok farklı yöntemleri tanımaları ve kullanabilmeleri ile olanaklıdır. Diğer bir tanımla, yöntem zenginliğine sahip olmaları gerekmektedir(Demirel, 2011, s. 68). Yöntem, genelde hedefe ulaşmak için izlenen en kısa yol olarak tanımlanırken; teknik ise bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi, ya da sınıf içinde yapılan işlerin bütünü olarak tanımlanabilir(Demirel, 2011, s. 92). Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyinin belirlenmesi ve eğilimlerinin hangi düzeyde olduğunun tespit edilmesidir. Çalışmanın evreni, İstanbul ilinin Küçükçekmece ilçesi oluştururken, örneklemini bu ilçede görev yapmakta olan 5 lise Matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma, 5 öğretmenin 5 farklı dersinden elde edilen video kayıtlarının (döküman analizi) kullanılmasıyla nitel bir çalışmadır. Elde edilen video kayıtları, ilgili literatür taranarak araştırmacılar ve bir uzman görüşüne başvurularak oluşturulan analiz kriterlerine göre analiz edilmiştir. Ayrıca veri sonuçlarını derinlemesine değerlendirmek için örneklem gruba uygulanmak üzere araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Analizlerin değerlendirilmesi sonucunda, öğretmenlerin düz anlatım, soru-cevap, problem çözme, beyin fırtınası, tanımlar yardımıyla öğretim, analiz yoluyla öğretim, kurallar yardımıyla öğretim, örnekler yoluyla öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyi yüksek bulunmuştur. Grupla çalışma yöntemi, proje tabanlı öğrenme, gösterip yaptırma, benzetim tekniği, deney yoluyla öğretim, oyunlarla öğretim ve teknoloji destekli öğretim yöntem ve tekniklerini kullanım düzeyi düşük bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Matematik Öğretimi 2. Öğretim Yöntemleri 3. Öğretim Teknikleri 4. Öğretmen Yeterlilikleri 5. Öğretmen Eğitimi

Lise öğretmenleriMesleki yeterlilikOrtaöğretim okulları+4
Özcan Yulu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul yöneticilerinin bilgisayar kullanımına dair tutumları ve öğretimde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeylerini

Bilgisayarın eğitim kurumlarında sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerin bilgisayara karşı olumlu bir tutuma sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıca gelişen ve değişen dünyada hızla ilerleyen teknolojinin okullara da aynı hızda transferinin sağlanabilmesi için, okul yöneticilerinin teknoloji lideri olup, öğretmenlere teknolojinin okullarda sağlıklı bir şekilde kullanılması adına liderlik ve rehberlik etmelidir. Bu çalışmanın amacı, okullarda görev yapan yöneticilerin, bilgisayar öğrenmeye yönelik tutumları ve öğretmenleri bilgisayar kullanmaya yönlendirme düzeylerini incelemektir. Bu çalışmanın evrenini İstanbul İl Milli Eğitim Müdürülüğü, örneklemini ise Bakırköy, Bahçelievler ve Küçükçekmece ilçelerinde görev yapan 119 yönetici ve 210 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, okul yöneticilerine bilgisayar tutum ölçeği (Deniz, 2004) ve öğretmenleri öğretim faaliyetlerinde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeyi ölçeği (Sezer, 2011), öğretmenlere; yöneticilerin öğretmenleri öğretim faaliyetlerinde bilgisayar kullanımını yönlendirme düzeyi algısı ölçeği (Sezer, 2011) ile anketler kullanılmıştır..Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Ölçek verileri T-testi ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenleri temel alındığında okul yöneticilerinin tutumları arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Okul yöneticileri kendilerini, teknolojiyi öğrenim ortamında kullanmaya yönlendirme düzeyleri bakımından, öğretmenlere oranla kendilerini çok daha yüksek düzeyde görmüşlerdir. Yöneticilerin mesleki kıdemi artıkça bilgisayar kullanımına yönelik yönlendirme düzeyleri artmaktadır. Ayrıca bilgisayar kursuna giden yöneticiler, gitmeyenlere nazaran kendilerini bilgisayarı öğrenim ortamında kullandırma konusunda daha etkin görmüşlerdir, bilgisayar kursuna giden öğretmenlerin algısı da bu yöndedir. Anahtar Sözcükler: 1. Okul Yöneticileri, 2. Bilgisayar Kaygısı, 3. Bilgisayara Yönelik Tutum, 4. Liderlik, 5. Yönlendirme

Bilgisayar kullanımıBireysel yönlendirmeOkul yöneticileri+3
Mahmut Turan Ektiren
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyi ve nedenleri

Öğretmenlerin tükenmişlikleri sadece kendilerini ilgilendiren bir durum değildir. Eğitim ve öğretim ortamının rehberlik ve yönlendirme konumunda olan öğretmenlerin mesleğinden soğuması, kendini başarısız hissetmesi ve duygusal anlamda aşırı derecede yıpranmaları eğitim öğretim ortamını etkileyecektir. Bu bağlamda öğretim ortamındaki kalitenin artması rehberlik konumundaki öğretmenlerin kendini iyi hissetmesi için gerekmektedir. Bu araştırmada, ortaokul öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ve nedenleri incelenmiştir. Araştırma karma yöntemle gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin elde edilmesi için tarama modeli kullanılırken, nicel verilerden elde edilen sonuçların nedenlerinin ortaya çıkarılması için yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır.Bu araştırmanın evreni, İstanbul İli Esenler Güngören ve Bahçelievler ilçesi, örneklem grubu bu ortaokullarda görev yapan eşit sayıda olmak üzere 264 öğretmeni kapsamaktadır. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerini belirlemek için Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen "Maslach Tükenmişlik Envanteri (MTE) ve kişisel bilgiler içinse araştırmacılar tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, "Duygusal Tükenme" alt boyutunda öğretmenlerin yüksek tükenmişlik duygusuna sahip oldukları, "Duyarsızlaşma" alt boyutuna göre katılımcıların normal tükenmişlik düzeyine sahip oldukları ve "Düşük Kişisel Başarı" alt boyutu incelendiğinde tükenmişlik düzeylerinin düşük çıktığı görülmüştür. Cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenleri ele alındığında "Duygusal Tükenme", "Duyarsızlaşma" ve "Düşük Kişisel Başarı" alt boyutlarında anlamlı farklılık gözlemlenmemiştir. Yaş, medeni durum ve eğitim düzeyine göre "Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma ve "Düşük Kişisel Başarı" alt boyutunda anlamlı farklılık görülmemiştir. Anahtar sözcükler: Tükenmişlik, duygusal tükenme, eğitim, ortaokul, kişisel başarı

DuyarsızlaştırmaKişisel başarıOrtaokul öğretmenleri+3
Mehmet Faruk Alkan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

4+4+4 eğitim sisteminde 60-66 aylık öğrencilerin okula hazırbulunuşlukta sosyal uyum düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada, 60-66 aylık öğrencilerin okula hazır bulunuşluk düzeylerinin okula sosyal-duygusal uyumlarına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini, İstanbul Bağcılar ilçesinde 3 ilkokul ve Bahçelievler ilçesinde 1 ilkokul oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu okulların birinci sınıflarında eğitim gören 283 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma 3 ayrı grup üzerinde yapılmıştır. Birinci grup 60-66 aylık çocuklardan oluşurken, ikinci grup 67 aydan yukarı olan çocuklardan ve üçüncü grup 60-66 aylık ile 67 ve üzeri aylık çocuklardan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak 36 maddeden oluşan Marmara Üniversitesi Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği (MASDU) kullanılmıştır. Veriler, toplam 9 öğretmenin kendi sınıflarındaki öğrencileri için değerlendirdikleri MASDU ölçeği sonuçlarıdır. Gruplar arasındaki sosyal-duygusal uyum farklılıkların anlamlılığı tek yönlü varyans ANOVA , bağımsız grup T-testi ve Tamhane's tekniği kullanılarak bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre bütün yaş gruplarında okula uyum sorunları görülmüştür. Öğrenci grupları arasında ise uyum açısından anlamlı farklılıklar bulunmuş ve uyum sorunu en fazla 60-66 aylık ile 67 ve üzeri aylık çocukların birlikte eğitim gördüğü sınıflarda tespit edilmiştir. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha uyumlu olduğu sonuçları elde edilmiştir. Anahtar Sözcükler : Sosyal Uyum, Okul, 60-66 Aylık.

Akademik uyumDuygusal uyumHazırbulunuşluk+3
Cem Dirlik
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerinin incelenmesi

Gelecek nesilleri bilgi toplumu bireyi olarak yetiştirmek, okulların temel amaçlarındandır. Özellikle, yeni teknolojilere en hızlı ulaşması ve teknolojileri en etkin kullanması gereken kurumların başında okullar gelmektedir. Teknoloji sadece eğitimi etkilemez, bütün yaşam biçimini ve kültürümüzü etkiler. Bu nedenle okulların bilişim teknolojilerinden ayrı düşünülmemesi ve öğretmenlerin bilişim teknolojilerini etkin kullanması bir zorunluluk haline gelmiştir. Günümüzde bilişim teknolojilerinden uzak durmak neredeyse imkansızdır. Okullar da toplumun ihtiyaçlarına uygun bireyler yetiştirmek zorundadır. Bu amaçla öğretmenlerin eğitim teknolojilerini aktif olarak kullanma yaklaşımlarını ve değişen öğretmen profilinin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerini incelemektir. Böylelikle öğretmenlerin eğitim teknolojilerini kullanmada ihtiyaç duydukları eğitim gereksinimlerini ortaya koymaktır. Araştırma, genel tarama türünde nicel bir çalışmadır. Çalışma 2012-2013 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde İstanbul ilinin Başakşehir ilçesinde resmi 10 ortaöğretim okulundan 200 öğretmene anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Uygulanan bu anketin ilk 8 sorusu katılan öğretmenlerin cinsiyet, yaş, meslek yılı, eğitim seviyesi, branşı, okulu ve daha önce öğretim teknolojileri ile ilgili bir kurs alıp almadığıyla ilgili demografik bilgilerdir. Kalan 55 soru ise eğitim teknolojileri kullanımını incelemektedir. Araştırma sonuçlarının analizinde SPSS 16 (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı) paket programı kullanılmıştır. Önce öğretmenlerin cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim seviyesi ve branşa göre dağılımları, daha sonra da öğretim teknolojilerini kullanım düzeyleri frekans ve yüzde olarak hesaplanmıştır. Belirtilen değişkenlere göre öğretim teknolojilerinin kullanımında anlamlı fark olup olmadığı, Ki-kare testi ile hesaplanmış, anlamlı fark bulunanların frekans ve yüzdeleri çapraz tablolar kullanılarak belirtilmiştir. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, öğretmenlerin düz yapıya sahip teknolojileri ve öğrenme-öğretme yöntemlerini iyi düzeyde, internet temelli teknolojileri, görsel-işitsel teknolojileri ve bilgisayar teknolojilerini orta düzeyde, bilgisayar sistemlerini düşük düzeyde kullandıkları görülmüştür. Bunun sebepleri olarak, okulların yeterli teknolojik alt yapıya sahip olmaması ve öğretmenlerin eğitim teknolojileri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmamaları gösterilebilir. Anahtar Sözcükler 1. Eğitim teknolojileri, 2. Ortaöğretim öğretmenleri, 3. Bilgisayar Teknolojileri, 4. Öğretim teknolojileri, 5. Öğrenme-öğretme yöntemleri

Bilgisayar teknolojisiEğitim teknolojisiEğitim teknolojisi+6
Şennur Gegeoğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

YGS 2013 matematik soruları ile ortaöğretim 9.sınıf matematik sınav sorularının Bloom taksonomisi ve öğretim programlarına göre değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı ülke çapında üniversiteye giriş sınavında (YGS) sorulan matematik soruları ile Lise 9. Sınıf matematik derslerinde yazılı sınavlarda sorulan soruların öğretim programı ve Bloom'un sınıflandırması çerçevesinde karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmanın evrenini İstanbul Bağcılar ilçesindeki liseler, örneklemini ise bu ilçede bulunan Bağcılar Lisesi, Orhangazi Lisesi ve Osmangazi Lisesinde son sınıfa devam eden öğrenciler ve bu okullarda çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak da bu okullardaki 9.sınıflarda matematik dersine giren 11 öğretmenin 668 sınav sorusu eğitim programına ve Bloom taksonomisi göz önünde bulundurularak analiz edilmiş ve aynı okullara devam eden 403 öğrencinin YGS matematik başarı oranları karşılaştırılmıştır. Veriler SPSS 16 programında frekans, yüzdelik, T testi, ANOVA ve regrasyon testi ile analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda öğretmenlerin yazılı sorularının ve 2013 YGS matematik sorularının Bloom'un bilişsel basamaklarından uygulama basamağı ağırlıklı olduğu bulunmuş ve öğretmen yazılı soru adetlerinin müfredatta ayrılan süreyle uyumluluk sağlamadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin 2013 YGS sorularını çözme oranlarına baktığımızda ise müfredat ve Bloom basamaklarına göre doğru yapma düzeyleri açısından öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bloom Taksonomisi, Ölçme ve Değerlendirme, Matematik Öğretimi, Yazılı Sınav Soruları, YGS

Bloom taksonomisiMatematikMatematik öğretimi+7
Ali Dursun
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00

Diğer danışmanlar