Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Bilgin
24 theses · Çukurova University, Çağ University
Ergenlerin cinsiyet ve öğrenim kademesi düzeylerine göre bilişsel esneklik düzeyleri ile karar stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ergenlerin cinsiyet ve öğrenim kademesine göre bilişsel esneklik düzeyleri ile karar stratejileri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 15-20 yaşları arasında, 538 kız, 472 erkek öğrenci olmak üzere toplamda 1010 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan öğrenciler Adana ili, Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde yer alan 11 ortaöğretim okulundan ve Çukurova Üniversitesi'nin bölümlerinden evrendeki oranlarına göre tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan grubun, bilişsel esneklik düzeylerini belirlemek amacıyla "Bilişsel Esneklik Ölçeği" (Bilgin, 2009a) ve karar stratejilerini belirlemek için ise "Karar Stratejileri Ölçeği" (Kuzgun, 1992) kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler SPSS 18 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bilişsel esneklik düzeyleri ile karar stratejileri puanları arasında cinsiyet ve öğrenim kademesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için varyans analizi yapılmıştır. Katılımcıların cinsiyet değişkeni açısından bilişsel esneklik düzeylerine göre mantıklı ve kararsızlık stratejileri alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olduğu, içtepisel ve bağımlı karar verme alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olmadığı görülmektedir. Yüksek bilişsel esnekliğe sahip ergenlerin mantıklı karar verme stratejilerini daha çok kullandığı görülmüştür. Katılımcıların öğrenim kademesi değişkeni açısından bilişsel esneklik düzeylerine göre içtepisel, mantıklı ve bağımlı karar verme stratejileri alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olduğu, kararsızlık stratejisi alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olmadığı görülmektedir. Yüksek bilişsel esnekliğe sahip ergenlerin mantıklı karar verme stratejilerini daha çok kullandığı görülmüştür. Araştırma sonucunda bilişsel esneklik düzeyleri arttıkça mantıklı karar verme puanlarının da arttığı gözlenmektedir. Ancak bilişsel esneklik düzeyi arttıkça içtepisel, bağımlı ve kararsızlık stratejileri puanlarının azaldığı görülmektedir. Katılımcıların cinsiyet ve öğrenim kademesi değişkenlerinin bilişsel esneklik düzeylerinin ortak etkileşiminin ise karar stratejileri puanları aritmetik ortalamaları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, karar stratejileri, cinsiyet, öğrenim kademesi
Sosyal ağ kullanımının bazı kişilik özellikleriyle ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, ergenlerin sosyal ağ kullanımlarının beş faktör kişilik özellikleriyle ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi 11-18 yaşları arasında, 7-8-9-10-11 ve 12. Sınıfa devam eden 548 kız ve 441 erkek olmak üzere, toplam 989 ergendir. Örneklem, Adana ili Seyhan, Yüreğir, Sarıçam ve Çukurova ilçe sınırları içinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Ortaöğretim türünde devlet okulları arasından tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemini ile belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ergenlerin, kişilik özelliklerine ilişkin veriler "Beş Faktör Kişilik Ölçeği", kişisel bilgileri ve sosyal medya kullanımlarına ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde sosyal medya kullanım saatlerinin beş faktör kişilik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için tek yönlü varyans analizi ANOVA, sosyal medya kullanım amaçlarının ve sosyal medya hesaplarının beş faktör kişilik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için ise tek yönlü MANOVA yapılmıştır. Sosyal ağ kullanım sürelerine göre beş faktör kişilik özelliklerinden gelişime açıklık ve yumuşakbaşlılık alt boyutları arasında anlamlı farklılık bulunmazken; özdenetim, nevrotizm ve dışadönüklük alt boyutları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Sosyal ağları kullanım amaçlarının beş faktör kişilik özellikleri ile ilişkisinde her bir kullanım amacı için farklı kişilik özellikleri ile anlamlı farklılıkların olduğu bulunmuştur. Ergenlerin sosyal medya kullanımında "Yeni arkadaşlar edinmek" amacı öz-denetim kişilik özelliği, "Çevrimiçi sohbet etmek" amacı ile yumuşakbaşlılık, öz-denetim ve dışadönüklük, "Fotoğraf paylaşmak" amacı ile nevrotizm ve dışadönüklük, "Yorum yapmak" amacı ile öz-denetim ve dışadönüklük, "Bilgi edinmek" amacı ile öz-denetim, gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Video paylaşmak" amacı ile öz-denetim ve dışadönüklük, "Haber paylaşmak" amacı ile gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Oyun oynamak" amacı ile öz-denetim ve nevrotizm, "Tanıdıklarıyla iletişim kurmak" amacı ile yumuşakbaşlılık ve dışadönüklük,"Arkadaşlarının ne yaptığını kontrol etmek" amacı ile yumuşakbaşlılık, öz-denetim, nevrotizm ve dışadönüklük, "Boş zamanlarını geçirmek" amacı ile öz-denetim, nevrotizm ve dışadönüklük kişilik özellikleri ile anlamlı farklılık bulunmuştur. Kullanılan sosyal medya hesaplarının beş faktör kişilik özellikleri ile ilişkisinde her bir kullanım amacı için farklı kişilik özellikleri ile anlamlı farklılıkların olduğu bulunmuştur. Ergenlerin kullandıkları sosyal medya hesaplarından "Facebook" kullanımı ile nevrotizm, "Twitter" kullanımı ile yumuşakbaşlılık, öz-denetim, gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Google +" kullanımı ile gelişime açıklık kişilik özelliği, "Youtube" kullanımı ile öz-denetim, gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Instagram" kullanımı ile öz-denetim, nevrotizm, gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Foursquare" kullanımı ile yumuşakbaşlılık, öz-denetim, nevrotizm ve dışadönüklük, "Vine" kullanımı ile yumuşakbaşlılık, öz-denetim, gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Blogspot" kullanımı ile yumuşakbaşlılık ve öz-denetim, "Tumblr" kullanımı ile yumuşakbaşlılık, öz-denetim, gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Pinterest" kullanımı ile öz-denetim ve gelişime açıklık, "Skype" kullanımı ile öz-denetim, gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Whatsapp" kullanımı ile öz-denetim, gelişime açıklık ve dışadönüklük kişilik özellikleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Keywords: Beş faktör kişilik özellikleri, sosyal medya, sosyal ağlar, ergen
Homofobiyle baş etme grup rehberliği programına ilişkin deneysel bir çalışma
Bu araştırmada öğretmenlere "Homofobiyle Başetme Grup Rehberliği" (HBGR) programı uygulanmıştır. HBGR programının öğretmenlerin eşcinsellere yönelik tutumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın deney grubunda bulunan öğretmenlere 8 oturumluk "Homofobiyle Başetme Grup Rehberliği Programı" uygulanmıştır. Kontrol gruplarına ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Deney grubu öğretmenlerine haftada bir olmak üzere ortalama 120 dakika süren 8 oturumluk grup rehberliği etkinliği yapılmıştır. Araştırmanın verileri deney ve kontrol grubunda bulunan öğretmenlere uygulanan "Hudson ve Ricketts Homofobi Ölçeği" aracılığıyla elde edilmiştir. Söz konusu ölçek 1.deney ve 1.kontrol grubu öğretmenlerine öntest, sontest ve izleme ölçümleri olarak; 2.deney ve 2.kontrol grubu öğretmenlerine ise sontest ve izleme ölçümleri olarak uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde SPSS 17 paket programı kullanılmıştır. Bulgular incelendiğinde, öğretmenlere uygulanan programın öğretmenlerin homofobi tutum puanını azalttığı ve bu etkinin uzun süreli olduğu görülmüştür. Bu sonuçlardan hareketle öğretmen yetiştiren ve istihdam edilen tüm kurumlarda, bu programın uygulanması önerilmektedir. Öğretmenlerin eşcinsellere yönelik olumsuz tutumlarının azaltılmasında, heteroseksist ve homonegatif olmayan sıcak ve koşulsuz kabullenici ilişkilerin ve iletişimin geliştirilmesinin gerek LGBT gerekse de heteroseksüel öğrenciler açısından faydalı olabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Homofobi, homofobiyle baş etme grup rehberliği programı, öğretmenler, LGBT, eşcinsel öğrenciler.
Okul psikolojik danışmanlarının eşcinsellere yönelik tutumlurının ve homofobi düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, İstanbul'da görev yapan Okul Psikolojik Danışmanlarının homofobi düzeyleri ve eşcinsel bireylere yönelik tutumlarının eşcinsel bireylerle tanışıklık düzeyleri ve okul psikolojik danışmanı olarak çalışma süreleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektedir. Araştırma, 2016 yılında İstanbul'da görev yapan 304 (230 kadın ve 74 erkek) okul psikolojik danışmanı ile yürütülmüştür. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, uyarlaması, güvenilirlik ve geçerlilik çalışması Sakallı ve Uğurlu (2001) tarafından yapılan Hudson ve Ricketts Homofobi Ölçeği ve uyarlaması, güvenilirlik ve geçerlilik çalışması Duyan ve Gelbal (2004) tarafından yapılan Lezbiyen ve Gaylere Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Okul Psikolojik Danışmanlarının homofobi düzeyleri ve eşcinsel bireylere yönelik tutumları, eşcinsel bireylerle tanışıklık düzeyleri açısından farklılaşmaktadır. Tanışıklık düzeyi arttıkça homofobi düzeyi azalmakta ve eşcinsel bireylere yönelik tutumları daha olumlu hale gelmektedir. Danışmanların homofobi düzeyleri ve eşcinsel bireylere yönelik tutumları, okul psikolojik danışmanı olarak çalışma süreleri açısından farklılaşmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Lezbiyen, gay, eşcinsel, homofobi, tutum, psikolojik danışman
Yetişkinlerde sosyal ağ kullanımının beş faktör kişilik özellikleriyle ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, yetişkinlerin sosyal ağ kullanımlarının beş faktör kişilik özellikleriyle ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi 30-51 ve 51 yaş üzeri yaş aralığındaki 1252 kadın, 1248 erkek olmak üzere toplam 2500 kişidir. Örneklem, Gaziantep ili Şehitkamil ve Şahinbey ilçe sınırları içinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokul, ortaokul ve lise okul türüne devam eden öğrencilerin velilerinden tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya katılan yetişkinlerin, kişilik özelliklerine ilişkin veriler "Beş Faktör Kişilik Ölçeği", kişisel bilgileri ve sosyal medya kullanımına ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde sosyal medya kullanım saatlerinin beş faktör kişilik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için tek yönlü varyans analizi ANOVA, sosyal medya kullanım amaçlarının ve sosyal medya hesaplarının beş faktör kişilik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için ise tek yönlü MANOVA yapılmıştır. Sosyal ağ kullanım sürelerine göre beş faktör kişilik özelliklerinden dışadönüklük alt boyutu arasında anlamlı farklılık bulunmazken; yumuşakbaşlılık, özdenetim, nevrotizm ve gelişime açıklık alt boyutları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Sosyal ağları kullanım amaçlarının beş faktör kişilik özellikleri ile ilişkisinde her bir kullanım amacına göre farklı kişilik özellikleri arasında anlamlı farklılıkların olduğu bulunmuştur. Yetişkinlerin sosyal medya kullanımında "Yeni arkadaşlar edinmek" amacına göre gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Çevrimiçi sohbet etmek", "Fotoğraf paylaşmak", "Video paylaşmak", "Haber paylaşmak", "Arkadaşlarının ne yaptığını kontrol etmek", "Tanıdıklarıyla iletişim kurmak" ve "Boş zamanlarını geçirmek" amaçlarına göre yumuşakbaşlılık, özdenetim, nevrotizm, gelişime açıklık ve dışadönüklük, "Yorum yapmak" amacına göre yumuşakbaşlılık ve özdenetim, "Bilgi edinmek" ve "Oyun oynamak" amaçlarına göre yumuşakbaşlılık, özdenetim, gelişime açıklık ve dışadönüklük kişilik özellikleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Kullanılan sosyal medya hesaplarının beş faktör kişilik özellikleri ile ilişkisinde her bir sosyal medya hesabı için farklı kişilik özellikleri ile anlamlı farklılıkların olduğu bulunmuştur. Yetişkinlerin kullandıkları sosyal medya hesaplarından "Facebook", "Skype", "Whatsapp" ve "Twitter" kullanımı ile yumuşakbaşlılık ve özdenetim; "Google +", "Vine", "Blogspot", "Tumblr" ve "Pinterest" kullanımı ile yumuşakbaşlılık, özdenetim, nevrotizm, gelişime açıklık ve dışadönüklük; "Youtube" ve "Swarm" kullanımı ile yumuşakbaşlılık, özdenetim ve nevrotizm; "Instagram" kullanımı ile yumuşakbaşlılık, özdenetim, gelişime açıklık ve dışadönüklük kişilik özellikleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Beş faktör kişilik özellikleri, sosyal medya, sosyal ağlar, yetişkin.
Ortaokul öğrencilerinin sosyal medya kullanımı ile sosyal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin sosyal medya kullanımı ile sosyal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Adana ilinin Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçe sınırları içerisindeki Milli Eğitim Bakanlığı' na bağlı devlet okullarının ortaokul kademesinden tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya 9 – 16 yaş aralığında, 226 kız 223 erkek olmak üzere toplam 449 öğrenci katılmıştır. Öğrencilere Demir (1997) tarafından geliştirilen "Çapa Çocuk ve Ergenler İçin Sosyal Fobi Ölçeği" ile araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak veriler elde edilmiştir. Verilerin analizinde sosyal medya kullanım saatleri, sosyal medya kullanım amaçları ve sahip olunan sosyal medya hesaplarının sosyal kaygı düzeylerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için tek yönlü varyans analizi ANOVA kullanılmıştır. Yapılan araştırmada sosyal ağ kullanım sürelerine ile sosyal kaygı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Araştırmada 7 saat ve üzeri sosyal ağ kullanan ile sosyal ağ kullanmayan grupların aritmetik ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Söz konusu farklılık 7 saat ve üzeri sosyal ağ kullananların lehine olduğu saptanmıştır. Sosyal ağ kullanım amaçları ile sosyal kaygı düzeyi arasındaki ilişkide "Fotoğraf paylaşmak", "Video paylaşmak", "Boş zamanlarını geçirmek" amaçları ile sosyal fobi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. "Yeni arkadaşlar edinmek", "Çevrimiçi sohbet etmek", "Yorum yapmak", "Bilgi edinmek", "Haber paylaşmak", "Oyun oynamak", "Tanıdıklarıyla iletişim kurmak", "Arkadaşlarının ne yaptığını kontrol etmek" amaçları ile sosyal fobi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kullanılan sosyal medya hesaplarının sosyal kaygı ile ilişkisinde "Youtube", "Tumblr", "Pinterest" hesapları için sosyal kaygı ile anlamlı farklılıkların olduğu bulunmuştur. Ancak "Facebook", "Twitter", "Google +", "Instagram", "Foursquare", "Vine", "Blogspot", "Skype", "Whatsapp" kullanımı ile sosyal kaygı düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Keywords: Sosyal Fobi, Sosyal Kaygı, sosyal medya, sosyal ağlar, ortaokul,
Ebeveyn yetkinliğine göre duygu yönetme becerileri ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, anne ve babaların ebeveyn yetkinlik düzeyleri ile duygu yönetme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 530'u anne, 302'i baba olmak üzere toplam 832 kişi katılmıştır. Araştırmanın örneklemi Adana ili merkezÇukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde okula devam ortaokul öğrencilerinin anne ve babaları olup, örneklem tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya katılan anne ve babalara ait kişisel bilgiler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", ebeveyn yetkinliği ile ilgili veriler Demir ve Gündüz ( 2015) tarafından Türkçe'ye uyarlanan, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan "Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği", duygu yönetme becerileri ile ilgili veriler ise Çeçen (2002) tarafından geliştirilen " Duyguları Yönetme Becerileri " ölçeği ile toplanmıştır. Duygu Yönetme becerilerine göre ebeveyn yetkinliğinin farklılaşıp farklılaşmadığını anlamak için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Bunun öncesinde bağımsız değişken olan ebeveyn yetkinliği kategorik değişken haline getirilmiştir. Üç kategoriye ayrılan ebeveyn yetkinlik ölçeği puanları Tek yönlü varyans analizi uygulandıktan sonra gruplar arasında anlamlı bir farklılık çıktığından, farkın hangi gruplar olduğunun anlaşılması için Post-Hoc teknikleri kullanılmıştır. Duygu yönetme becerileri ölçeğinin "sözel olarak ifade edebilme, duyguları olduğu gibi gösterebilme, başa çıkma, öfke yönetimi" alt ölçekleri ile ebeveyn yetkinlik düzeyi puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark vardır. Duygu yönetme becerileri ölçeğinin olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme alt ölçeği ile ebeveyn yetkinlik düzeyi puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar kelimeler: Ebeveyn Yetkinliği, Duygu Yönetme Becerileri.
Okul öncesi öğretmenlerinin bazı özelliklerinin rehberlik yeterlilikleriyle ilişkisi
Bu araştırmada, okul öncesi öğretmenlerinin rehberlik yeterliliklerinde; bazı değişkenlere göre fark olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evreni Osmaniye il merkezinde, okul öncesi eğitim veren kurumlarda çalışan tüm okul öncesi öğretmenleridir. Çalışma evreni ulaşılabilir olduğundan tamamı araştırmaya dâhil edilmiştir. Bu kapsamda 175 okul öncesi öğretmeniyle çalışılmıştır. Araştırmada verilerin elde edilmesinde "Öğretmen Bilgi Formu" ile Bilgin (2017) tarafından geliştirilip geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılan "Okul Öncesi Öğretmenleri Rehberlik Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analizinde, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca Tukey testiyle de anlamlı farklılıkların hangi gruplar arasında olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada; okul öncesi öğretmenlerinin rehberlik yeterlik puanları aritmetik ortalamalarında yaşa, çalışılan okul türüne, lisansta mezun olunan okul türüne, mesleki deneyim süresine, sınıf mevcuduna, rehberlikle ilgili eğitim alınıp alınmamasına, rehberlikle ilgili alınan eğitim türüne, rehberlikle ilgili alınan eğitimin yeterliliğinin okul öncesi öğretmenlerince değerlendirme türüne, okulda psikolojik danışman bulunup bulunmamasına ve okuldaki psikolojik danışmandan veya (o yoksa) RAM'dan veya diğer kurumlardan rehberlikle ilgili alınan desteğin okul öncesi öğretmenlerince değerlendirilme türüne göre anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Araştırmada, psikolojik danışman bulunmayan okullardaki okul öncesi öğretmenlerinden, RAM'dan veya başka kurumdan rehberlik desteği alanların rehberlik yeterlilik puanlarının aritmetik ortalamalarının, bu kurumlardan rehberlik desteği almayan okul öncesi öğretmenlerinden anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, rehberlikte okul öncesi öğretmenlerine düşen sorumluluklarda kendilerini "yeterli" bulanların rehberlik yeterlilik puanları aritmetik ortalamaları, aynı sorumluluklarda kendilerini "ne yeterli ne yetersiz" bulanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Ancak diğer gruplarda herhangi bir fark olmadığı görülmüştür. Ayrıca, MEB'in "Okul Öncesi Eğitimde Rehberlik Programı"nı kullanan okul öncesi öğretmenlerinin rehberlik yeterlilikleri puanları aritmetik ortalamasının bu programı kullanmayan meslektaşlarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Okul öncesi, okul öncesi öğretmeni, rehberlik yeterlilikleri
Romantik ilişkilerde doyum modeli: Temel psikolojik ihtiyaçlar, bilinçli farkındalık, ilişki niteliği, yükleme tarzları
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinde romantik ilişki doyumu ile temel psikolojik ihtiyaçlar, bilinçli farkındalık, ilişki niteliği ve yükleme tarzları arasındaki ilişkiler, önerilen Romantik İlişkilerde Doyum modeli çerçevesinde incelenmiştir. Ayrıca araştırmada, İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'nin Türk örneklemine uyarlama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ölçek uyarlama çalışması için 105'i erkek, 136'sı kadın toplam 241; Romantik ilişkilerde Doyum Modeli'nin test edilmesi için 584 kadın, 473 erkek olmak üzere toplam 1057 kişi çalışmaya katılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, İlişkilerde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'nin uyarlama çalışmalarında, ölçeğin orijinalinde olduğu gibi, özerklik, yeterlik, ilişkili olma olmak üzere 3 faktör ve 9 maddeden oluşan, 7'li Likert tipinde geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Romantik İlişkilerde Doyum Modeli testine göre; Temel Psikolojik İhtiyaçlar, Romantik İlişkilerde Doyumu yordamaktadır. Ayrıca Temel Psikolojik İhtiyaçlar ve Romantik İlişki Doyumu ilişkisine; Nedensellik-Sorumluluk Yükleme Tarzları, Bilinçli Farkındalık ve İlişki Niteliği aracılık etmektedir. Nedensellik-Sorumluluk Yükleme Tarzları Romantik İlişkilerde Doyumu yordamaktadır. Nedensellik- Sorumluluk Yükleme Tarzları Romantik İlişkilerde Doyumu ilişkisinde, İlişki Niteliği ve Bilinçli Farkındalık aracılık etmektedir. Bilinçli Farkındalık Romantik İlişkilerde Doyumunu yordamaktadır. Bilinçli Farkındalık ve Romantik ilişki Doyumu ilişkisinde, İlişki Niteliği I.Yapısal Model için aracılık etmekte, II.Yapısal Model için aracı etkisi anlamlı bulunmamaktadır. Anahtar kelimeler: Romantik ilişki doyumu, temel psikolojik ihtiyaçlar, bilinçli farkındalık, ilişki niteliği, yükleme tarzları
Ergenlerin internet bağımlılık, algılanan sosyal destek, yalnızlık ve psikolojik belirti düzeyleri: Farklı yapısal modellerin denenmesi üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, ergenlerin internet bağımlılık düzeyleri, algılanan aile sosyal desteği, yalnızlık ve psikolojik belirtileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışma Siirt ilinde farklı lise türlerine devam eden 2047 ergenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Ölçme aracı olarak Young İnternet Bağımlılık Ölçeği Kısa Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu ve Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Çalışmada verilerin çözümlenmesi betimsel istatistik analizleri, çok değişkenli normallik testleri ve yapısal eşitlik modellemesi yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Ayrıca modellere ilişkin dolaylı etkinin anlamlılığını test etmek için bootstrapping işlemi kullanılmıştır. Araştırmada test edilen farklı yapısal eşitlik modelleri sonrasında, psikolojik belirtilerin algılanan aile sosyal desteği ile internet bağımlılığı arasında kısmi aracı role, yalnızlık ile internet bağımlılığı arasında ise tam aracı role sahip olduğunu belirten modelin en iyi yapısal eşitlik modeli olduğu görülmüştür. Bootstrapping işlemi sonrasında da modeldeki tüm dolaylı etkilerin anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada bazı demografik değişkenlerin ergenlerin internet bağımlılığı üzerindeki etkisine de bakılmıştır. Elde edilen bulgulara göre cinsiyet değişkeni açısından erkek olmak, sosyal medya üyeliği bulunmak, algılanan akademik başarı düzeyini düşük algılamak, günlük internet kullanım süresinin yüksek olması ve internete girerken kullanılan aracın tablet olması ergenlerin internet bağımlılık düzeyleri üzerinde anlamlı etkileri olan değişkenler olarak görülmüştür.
İlkokul çocuklarında saldırganlıkla baş etmede anne kendine yardım grubu ile çocuklara yönelik psikoeğitim grubunun etkisinin karşılaştırılması
Bu araştırmada saldırgan davranış gösteren çocukların annelerinin oluşturduğu kendine yardım grubu ile yine saldırgan davranış gösteren çocukların oluşturduğu farklı bir gruba uygulanan psikoeğitim programının çocuklardaki saldırgan davranışlar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın deney 1 grubunda bulunan öğrencilere 8 oturumluk Saldırganlıkla Baş Etme Psiko-eğitim programı uygulanmıştır. Deney 2 grubunu oluşturan öğrencilerin anneleri ile Kendine Yardım Grubu oluşturulmuştur. Kontrol gruplarına ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Öğrencilerin saldırganlık düzeylerini belirlemek amacıyla Saldırganlık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek deney ve kontrol grubu öğrencilerine öntest, sontest ve izleme ölçümleri olarak uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annelere uygulanan kendine yardım grubunun çocuklara uygulanan psikoeğitim grubuna oranla saldırganlığı azaltmada daha etkili olduğu görülmüştür. Kendine yardım grubu ile psikoeğitim grubu ve kontrol grubu izleme puanları arasında anlamlı fark çıkmamasının pandemiden kaynaklandığı düşünülmektedir. Psikoeğitim grubunun ve kontrol grubunun son test ve izleme puanları incelendiğinde puanlarda çok az artış olmasına rağmen kendine yardım grubunun izleme puanlarında önemli bir artış olduğu görülmüştür. Bu durum yapılan etkili yardımın etkisinin olağanüstü koşullarda azalabileceğini göstermiştir.
Ebeveyn merkezli psikolojik danışmanın çocukların problem davranışları, ebeveyn stresi ve çocuk-ebeveyn ilişkisine etkisi
Bu araştırmanın amacı, tez kapsamında geliştirilen "Ebeveyn Merkezli Psikolojik Danışma" yaklaşımının çocukların problem davranışları, ebeveyn stresi ve çocuk-ebeveyn ilişkisi üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaçla araştırmada 'tek grup ön test-son test deneysel desen' modeli kullanılmış, deneysel müdahale kapsamında çocukları problem davranışa sahip 5 ebeveyn ile 74 saat psikolojik danışma oturumu gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen psikolojik danışmaların tamamında araştırmacı tarafından geliştirilen psikolojik danışma yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ebeveynlerin algıladıkları stres seviyesini belirlemek amacıyla Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), çocukların sahip olduğu problem davranış düzeyini ölçmek amacıyla da Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) kullanılmıştır. Çocukların sahip olduğu davranışların sıklığı ile davranışlara ayrılan sürenin ölçümünde ise Davranış Kayıt Çizelgesi (DKÇ) kullanılmıştır. Çocuk-ebeveyn ilişkisindeki kabul düzeyi ise Ebeveyn Kabul-Ret Ölçeği (EKRÖ) aracılığı ile ölçülmüştür. Ölçümlerin tamamı ebeveyn tarafından doldurulan formlar aracılığı ile elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, geliştirilen ebeveyn merkezli psikolojik danışma yaklaşımının çocukların problem davranışlarının azalmasında, ebeveyn-çocuk ilişkisindeki kabul düzeyinin artmasında ve ebeveynin algıladığı stres seviyesinin azalmasında etkili olduğunu göstermiştir. Buna ek olarak danışma sonrasında çocukların ebeveyni ile geçirdiği sürenin anlamlı biçimde arttığı, çocuk ile ebeveynin daha nitelikli vakit geçirmeye başladığı ortaya çıkmıştır. Geliştirilen psikolojik danışma yaklaşımının çocuğun oyun oynamaya, eğitsel uğraşlara ve teknolojik araçlara ayırdığı sürede ise anlamlı bir değişime yol açmadığı görülmüştür.
Bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile depresyon arasındaki ilişki: Bilişsel esnekliğin aracı rolü
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolünü incelemektir. Araştırma Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde 1.,2.,3. ve 4. Sınıfta eğitim görmekte olan 440 öğrenci ile yapılmıştır.Araştırmada veriler, öğrencilerin bazı kişisel bilgilerine ait veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu","Bilişsel Esneklik Envanteri","Beck Depresyon Envanteri" ve"Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde, değişkenlerin birbiriyle ilişkisini ortaya koymak için korelasyon analizi yapılmıştır. Bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile depresyon arasında bilişsel esnekliğin aracı rolü olup olmadığını test etmek için regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizi ile bilişsel duygu düzenleme stratejileri alt boyutları, bilişsel esneklik alt boyutları ve depresyon puanlarına ilişkin veriler detaylı olarak incelendiğinde bilişsel duygu düzenlemenin boyutları olan kendini suçlama, ruminasyon, diğerlerini suçlama ve kontrol boyutlarında meydana gelecek artışın depresyon düzeyini artıracağı ancak olumlu yeniden odaklanma ve plan yapmaya yeniden odaklanma alt boyutlarındaki artışın da depresyon düzeyini azaltacağı bulgulanmıştır. Depresyonun yordayıcı değişken olan uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu stratejileri tarafından tek başına istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordandığı; aracı değişken olan bilişsel esnekliğin depresyonu tek başına anlamlı düzeyde yordadığı bulgulanmıştır. Yordayıcı değişken olarak ele alınan toplam uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinde istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde düştüğü görülmüştür. Elde edilen değerlerde anlamlı bir düşüş olmasından yola çıkarak kısmi aracılık durumunun gerçekleştiği bulgulanmıştır. Bootstrapping metoduyla hem uyumlu hem de uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve depresyon arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin kısmi aracılık ilişkilerinin anlamlı olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, bilişsel duygu düzenleme, bilişsel duygu düzenleme stratejileri, depresyon.
Öğretmenlerin duygu düzenleme stratejileri, lise öğrencilerinin duygu düzenleme stratejileri ve öğrencilerin okulda öznel iyi oluş ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin duygu düzenleme stratejilerinin ve öğretmenlerin duygu düzenleme stratejilerinin öğrencilerin okulda öznel iyi oluş düzeyleri ile ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi Diyarbakır ili Kayapınar ilçesinde bulunan 11 Anadolu Lisesinde görev yapan 69 öğretmenden ve aynı liselerde öğrenim gören 1329 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada "Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği", "Öğretmen Duygu Düzenleme Ölçeği" ve "Ergenler İçin Kısa Okulda Öznel İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı incelenmiş olup yordama düzeylerini ortaya koymak amacıyla da Çoklu Regresyon Analizi yapılmıştır. Öğrencilerin duygu düzenleme stratejileri ile okulda öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler bulunmuş olup öğrencilerin duygu düzenleme stratejileri okulda öznel iyi oluşun %29'luk kısmını anlamlı olarak yordadığı bulunmuştur. Ayrıca okulda öznel iyi oluşu içsel işlevsel ve dışsal işlevsel duygu düzenleme stratejileri pozitif yönde, içsel işlevsel olmayan ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme stratejileri ise negatif yönde anlamlı olarak yordamakta olup en güçlü yordayıcı ilişki içsel işlevsel olmayan duygu düzenleme stratejisi ile bulunmuştur. Öğretmen duygu düzenleme stratejileri ile öğrencilerin okulda öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiye dair elde edilen bulgulara göre ise öğretmenlerin kullandıkları stratejiler ile öğrencilerin okulda öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler ortaya koyulsa da Çoklu Regresyon analizi sonucunda yordayıcı ilişki bulunamamıştır. Anahtar kelimeler: Öğrenci duygu düzenleme, öğretmen duygu düzenleme, öznel iyi oluş, okulda öznel iyi oluş
Ebeveyn-ergen ilişkisi ile gelişmeleri kaçırma korkusu arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçlar ve benlik saygısının aracı rolü
Bu araştırmada, ergenlerin ebeveyn-ergen ilişkisi ile Gelişmeleri Kaçırma Korkusu (GKK) arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaçlar ve benlik saygısının aracı rolü incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, Bilecik ilinin Merkez ilçesinde bulunan liselere devam eden 580 ergenden oluşmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak, Eksik Kalma Korkusu Ölçeği, Anne-Baba Algı Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği-Lise Formu ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistik analizler, yapısal eşitlik modellemesi, t-test ve ANOVA kullanılmıştır. Yapısal modellerdeki dolaylı etkiyi test edebilmek için bootstrapping işlemi yapılmıştır. Yapılan korelasyon analizinde, anne algısı, baba algısı, ilişkili olma ihtiyacı, yeterlik ihtiyacı, özerklik ihtiyacı ve benlik saygısı arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler saptanırken özerklik ihtiyacı dışındaki değişkenler ile GKK arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Bu doğrultuda özerklik ihtiyacı, yapısal modele dahil edilmemiştir. Yapılan Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) analizinde, tercih edilen bir modelde, ergenlerin anne algısı ve baba algısı ile GKK arasındaki ilişkide ilişkili olma ihtiyacı ve benlik saygısının seri aracılık etkisi bulunurken, tercih edilirken diğer modelde de ergenlerin anne algısı ve baba algısı ile GKK arasındaki ilişkide yeterlik ihtiyacı ve benlik saygısının seri aracılık etkisi olduğu görülmüştür. Araştırmada ergenlerin cinsiyet ve yaşına göre GKK düzeylerinde anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. GKK düzeylerinin kız ergenlerde erkek ergenlere göre, anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ergenlerin yaşlarına göre GKK düzeylerinde anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Anahtar kelimeler: Gelişmeleri kaçırma korkusu, ebeveyn algısı, temel psikolojik ihtiyaçlar, benlik saygısı
Okullarda zorbalıkla mücadele amacıyla web tabanlı interaktif görsel romanların kullanılması: Çocuk ve ergenlerle deneysel bir çalışma
Bu araştırmanın amacı, interaktif görsel roman türünde web tabanlı bir bilgisayar oyununun (TheraBuddy), çocuk ve ergenlerde zorbalığa seyirci müdahalesi ve sosyal-duygusal sağlık üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma modeli ön test, son test ve kontrol gruplu zaman serileridir. Araştırma, seçkisiz tabakalı örnekleme yoluyla belirlenen 1 fen lisesi, 1 sosyal bilimler lisesi, 2 Anadolu lisesi ve 2 ortaokuldan, yaşları 10–16 arasında değişen toplam 123 öğrenciyle yürütülmüştür (deney grubu = 62, kontrol grubu = 61). Katılımcıların zorbalığa seyirci müdahale düzeyleri Zorbalığa Seyirci Müdahale Ölçeği, sosyal-duygusal sağlık düzeyleri Sosyal-Duygusal Sağlık Ölçeği, zorbalığa dahil olma rolleri ise Olweus Öğrenciler için Akran Zorbalığı Anketi ile ölçülmüştür. Bulgular, TheraBuddy müdahalesinin zorbalığa seyirci müdahalesi üzerinde anlamlı ve olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Sosyal-duygusal sağlık üzerinde ise genel etkiler ile birlikte zorbalık rolü, müdahale süresi, cinsiyet ve eğitim düzeyi açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Zorbalığa maruz kalanlar ve zorbalığa dahil olmayanların zorbalığa seyirci müdahalesi puanlarında zaman içinde gözlenen artış, zorba-kurbanlara kıyasla anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur. Müdahalenin zorbalığa seyirci müdahalesi üzerindeki etkilerinin müdahale alma süresi ve müdahaleyi tamamlama oranlarına göre farklılaştığı saptanmıştır. Bu bağlamda, en düşük etkili müdahale düzeyinin en az 1 saatlik oyun deneyimi ve içeriğin en az yarısının tamamlanmasıyla sağlandığı görülmüştür. Müdahalenin zorbalığa seyirci müdahalesi üzerindeki etkilerinin cinsiyet veya eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Çocuk ve ergen, interaktif görsel roman, zorbalığa seyirci müdahalesi, sosyal-duygusal sağlık, TheraBuddy
Ergenlerde bilişsel esneklik ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin ve yalnızlığın aracı rolü
Bu araştırmanın amacı ergenlerde bilişsel esneklik ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin ve yalnızlığın aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemi Diyarbakır ili, Ergani ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı liselerin 9,10,11 ve 12. sınıflarında öğrenim gören 366'sı kız 95'i erkek olmak üzere toplam 461 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu", "Bilişsel Esneklik Ölçeği", Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği", "Ucla Yalnızlık Ölçeği- Kısa Formu" ve " Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği- Gözden Geçirilimiş Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Bilişsel esneklik, yalnızlık ve algılanan sosyal desteğin sosyal medya bağımlılığını yordayıp yormadığını ve bilişsel esneklik ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide yalnızlığın ve algılanan sosyal desteğin aracılık etkisini belirlemek için çeşitli basit regresyon ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Aracı etkinin varlığını gösteren regresyon katsayılarındaki değişimin anlamlılığı, bootstrapping yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, bilişsel esneklik; sosyal medya bağımlılığı ve yalnızlık değişkenleriyle negatif yönlü anlamlı ilişki gösterirken; algılanan sosyal destek ile pozitif yönlü anlamlı ilişki göstermiştir. Sosyal medya bağımlılığı algılanan sosyal destek ile negatif yönlü anlamlı ilişki göstermiştir. Yalnızlık, sosyal medya bağımlılığı ile pozitif yönlü anlamlı ilişki gösterirken; algılanan sosyal destek ile negatif yönlü anlamlı ilişki göstermiştir. Sosyal medya bağımlılığı, yordayıcı değişken olan bilişsel esneklik ve yalnızlık tarafından anlamlı düzeyde yordandığı bulgulanmıştır. Araştırma, bilişsel esneklik ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide yalnızlığın kısmi aracı rolü olduğunu, algılanan sosyal desteğin ise kısmi aracı rolü olmadığını bulgulamıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal medya bağımlılığı, bilişsel esneklik, algılanan sosyal destek, yalnızlık
Kişilerarası problem çözme becerileri eğitiminin ev hanımlarının tükenmişliklerine etkisi
Bu çalışma kişilerarası problem çözme becerileri eğitiminin ev hanımlarının tükenmişlikleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yarı deneysel desen türlerinden 'öntest-sontest deney, kontrol ve plesabo gruplu deneysel model' kullanılmıştır. Çalışmaya deney grubu dahilinde 10; kontrol grubu dahilinde 14 ve plasebo grubu dahilinde 11 olmak üzere toplamda 35 ev hanımı katılmıştır. Araştırmanın deney grubunda yer alan ev hanımlarına 7 oturumluk "Kişilerarası Problem Çözme Beceri Eğitimi Programı" uygulanmıştır. Plasebo grubunda yer alan ev hanımlarına 7 oturumluk "Dikiş Nakış Kursu" uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan ev hanımlarına ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak Ev Hanımlarında Tükenmişlik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma verileri ile gerçekleştirilen Karışık Ölçümler için İki Faktörlü Anova sonuçları incelendiğinde Ev Hanımlarında Tükenmişlik Ölçeği'nin; sıkıcı ve yorucu ev ortamları boyutu puan ortalamalarının deney, kontrol ve plasebo grubu katılımcılarının farklı zamanda olma durumuna göre ve farklı zamanlarda farklı gruplarda olma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı; destek eksikliği boyutunun puan ortalamalarının ise deney grubu üyelerinin öntest ve sontest puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve sontest puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük olduğu ancak deney, kontrol ve plasebo grupları katılımcıların farklı zamanlarda farklı gruplarda olma durumuna göre destek eksikliği puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmektedir. Araştırma bulguları deney grubu katılımcılarına ait sıkıcı-yorucu ev ortamı boyutu puan ortalamalarının plasebo grubuna katılan ve kontrol grubunda bulunan katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmadığını; deney grubu katılımcılarına ait destek eksikliği boyutu ön test son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, son test puanlarının ön test puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük olduğu; deney grubu katılımcılarına ait destek eksikliği boyutu puan ortalamalarının plasebo ve kontrol grubunda bulunan katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Tükenmişlik, kişilerarası problem çözme, ev hanımı.
Bazı demografik değişkenlere göre ergenlerin zorbalık eğilimleri ve zorbalıkla başetme düzeyleri
Bu araştırmada ergenlerin zorbalık eğilimleri ve zorbalıkla baş etme düzeylerinin bazı demografik değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, yaşları 14 ile 17 arasında değişen Konya ilinde yaşayan 1660 lise öğrencisi oluşturmuştur. Ergenlerin zorbalık eğilimlerini belirlemek amacıyla "Zorbalık Eğilimi Ölçeği", zorbalıkla baş etme düzeylerini ölçmek amacıyla "Zorbalıkla Baş etme Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanmış olan ve demografik bilgilere ulaşmayı amaçlayan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; ergenlerin cinsiyet, okul başarısı, sınıf düzeyi ve yaşına göre zorbalıkla baş etme düzeylerini incelendiğinde sadece cinsiyet değişkenine göre anlamlı fark bulunmuştur. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre zorbalıkla başetme puanlarının aritmetik ortalamasının daha yüksek olduğu görülmektedir. Ergenlerin okul başarısı, sınıf düzeyi ve yaş açısından zorbalıkla başetme puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Zorbalık eğilimi düzeyleri incelendiğinde yalnızca cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmuş, diğer değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Zorbalık, akran zorbalığı, zorbalık eğilimi, zorbalıkla baş etme düzeyi
Beş faktör kişilik özellikleri ile sosyal ağların kullanım amacı ilişkisi: Psikolojik dayanıklılığın aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, ergenlerin beş faktör kişilik özellikleri, sosyal ağların kullanım amaçları, psikolojik dayanıklılık ilişkileri ve ergenlerin beş faktör kişilik özelliklerinin sosyal ağların kullanım amacı ilişkisinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolünün olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın çalışma evrenini 11–18 yaş arasındaki 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. 396 kız ve 304 erkek olmak üzere toplam 700 öğrenciden oluşan örneklem, Adana ili Çukurova ilçe sınırları içinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Anadolu lisesi türünde devlet okulları arasından tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemini ile belirlenmiştir. Araştırmada veriler, öğrencilerin bazı kişisel bilgilerine ait veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", "Beş Faktör Kişilik Ölçeği", "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve "Sosyal Ağların Kullanım Amaçları Ölçeği" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada toplanan veriler, değişkenler arasındaki ilişkiyi anlamak için Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu sonuçlarına dayanarak analiz edilmiştir. Beş faktör kişilik özelliklerinin ve psikolojik dayanıklılığın sosyal ağların kullanım amacını yordayıp yordamadığını ve beş faktör kişilik özellikleri ile sosyal ağların kullanım amacı ilişkisinde psikolojik dayanıklılığın aracılık etkisini belirlemek için çeşitli regresyon ve çoklu regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Aracı etkinin varlığını gösteren regresyon katsayılarındaki değişimin anlamlılığı, bootstrapping yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmada; "Dışadönüklük" ile sosyal ağların "İş Birliği", "İletişim Kurma", "İçerik Paylaşma" ve "Eğlence" amaçları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler, "Uyumluluk" ile sosyal ağların "Araştırma" ve "İş Birliği" amaçları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler, "Sorumluluk" ile sosyal ağların "Araştırma" ve "İş Birliği" amaçları arasında pozitif yönde, "İletişimi Başlatma", "İletişimi Sürdürme" ve "Eğlence" amaçları arasında da negatif yönde anlamlı ilişkiler, "Nevrotiklik" ile sosyal ağların "Araştırma" Ve "İş Birliği" amaçları arasında negatif yönde, "İletişimi Başlatma", "İletişim Kurma", "İletişimi Sürdürme", "İçerik Paylaşma" ve "Eğlence" amaçları arasında da pozitif yönde anlamlı ilişkiler, "Deneyime Açıklık" ile sosyal ağların araştırma, "İş Birliği", "İletişimi Başlatma", "İletişim Kurma", "İletişimi Sürdürme" ve "İçerik Paylaşma" amaçları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Psikolojik dayanıklılık ile dışadönüklük, uyumluluk, sorumluluk ve deneyime açıklık boyutları arasında pozitif yönde, psikolojik dayanıklılık ile nevrotiklik boyutu arasında da negatif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Psikolojik dayanıklılık ile sosyal ağların "Araştırma", "İş Birliği" ve "İçerik Paylaşma" amaçları arasında pozitif yönde, "İletişimi Başlatma" ve "Eğlence" amaçları arasında da negatif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Yapılan analizler sonucu beş faktör kişilik özellikleri alt boyutlarından dışadönüklük ile sosyal ağların iş birliği amacı arasında, deneyime açıklık ile sosyal ağların iş birliği amacı arasında ve nevrotiklik ile sosyal ağların içerik paylaşma amacı arasında psikolojik dayanıklılığın aracı rolü olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Beş faktör kişilik özellikleri, psikolojik dayanıklılık, sosyal ağlar, sosyal ağların kullanım amaçları
Ergenlerde bilişsel esneklik ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide sosyal yetkinlik beklentisinin aracı rolü
Bu araştırmanın amacı ergenlerin bilişsel esneklikleriyle sosyal kaygıları arasındaki ilişkide sosyal yetkinlik beklentisinin aracı rolünü incelemektir. Araştırma Adana'nın Ceyhan İlçesinde bulunan 9-10-11 ve 12. sınıfta eğitim görmekte olan 343 ü kız 314 ü erkek olmak üzere toplam 657 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", "Bilişsel Esneklik Ölçeği", "Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği" ve "Sosyal Yetkinlik Beklentisi Ölçeği (Ergen Formu)" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde, bilişsel esneklik, sosyal kaygı ve sosyal yetkinlik beklentisi değişkenlerinin birbiriyle ilişkisini ortaya koymak için korelasyon analizi yapılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılım gösterdiği belirlendiğinden analizlerde parametrik istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Bilişsel esneklik ile sosyal kaygı arasında sosyal yetkinlik beklentisinin aracı rolü olup olmadığını test etmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik ile sosyal kaygı arasında negatif yönlü, bilişsel esneklik ile sosyal yetkinlik beklentisi arasında pozitif yönlü ilişki bulunurken sosyal kaygı ile sosyal yetkinlik beklentisi arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Sosyal kaygının yordayıcı değişken olan bilişsel esneklik tarafından tek başına istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordandığı; aracı değişken olan sosyal yetkinlik beklentisinin sosyal kaygıyı tek başına anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Sosyal yetkinlik beklentisi ve bilişsel esneklik regresyon analizine girdiğinde bilişsel esneklik ve sosyal kaygı arasında istatistiksel olarak anlamlı düşüş elde edilmiş, kısmi aracılık durumunun gerçekleştiği bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, sosyal kaygı, sosyal yetkinlik beklentisi
Ortaokul öğrencilerinde cinsiyet, anne-baba tutumu, arkadaş baskısı ve bilişsel esnekliğin zorbalıkta seyirci müdahalesinin yordanmasındaki rolü
Bu araştırmanın amacı cinsiyet, bilişsel esneklik, akran baskısı ve anne baba tutumunun zorbalığa seyirci olan ergenlerin müdahale davranışını yordayıp yordamadığını incelemektir. Araştırmanın bağımız değişkenleri cinsiyet, bilişsel esneklik, akran baskısı ve anne baba tutumu, araştırmanın bağımlı değişkeni ise zorbalığa seyirci müdahalesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu ortaokul kademesinde öğrenim gören 6, 7 ve 8. sınıf 257 kız 245 erkek olmak üzere 502 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Ölçeği, Akran Baskısı Ölçeği, Anne Baba Tutum Ölçeği ve Zorbalığa Seyirci Müdahalesi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 29 programı ile analiz edilmiştir. Yürütülen Çoklu Standart Doğrusal Regresyon Analizi sonucunda cinsiyet, bilişsel esneklik ve anne baba tutumunun öğrencilerin zorbalığa seyirci müdahalesini anlamlı şekilde yordarken akran baskısının ise öğrencilerin zorbalığa seyirci müdahalesi ile ilişkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların bilişsel esneklik, anne baba tutumunun kabul/ ilgi, psikolojik özerklik ve denetleme alt boyutları ve cinsiyetin oluşturduğu modelin, zorbalığa seyirci müdahalesi puanlarındaki varyansın .07 'sini açıkladığı görülmüştür. Araştırma sonuçları, bilişsel esneklik, akran baskısı, anne baba tutumu ve cinsiyet ile seyirci olanların zorbalığa müdahalesi arasındaki ilişkiyi gösterir niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Zorbalık, Seyirci Müdahalesi, Bilişsel Esneklik, Akran Baskısı, Ebeveyn Tutumu, Cinsiyet
Sosyal temasa dayalı grup rehberliği programının mülteci öğrencilere yönelik tutuma etkisi
Bu çalışmanın amacı, Gruplar Arası Temas Kuramına Dayalı Grup Rehberliği Programının, yerleşik durumdaki ortaokul öğrencilerinin mülteci öğrencilere yönelik tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada yarı deneysel desen türlerinden "öntest- sontest deney ve kontrol gruplu deneysel model" kullanılmıştır. Bu çalışma, deney grubunda 12 ortaokul öğrencisi (7 kız, 5 erkek) ve kontrol grubunda 12 ortaokul öğrencisi (6 kız, 6 erkek) olmak üzere 24 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney grubunda yer alan ortaokul öğrencilerine, araştırmacı tarafından hazırlanan "Gruplar Arası Temas Kuramına Dayalı Grup Rehberliği Programı" uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerine ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği (MÖYTÖ)" kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde parametrik olmayan testlerden Friedman testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda gruplar arası temas kuramına dayalı grup rehberliği programına katılan ortaokul öğrencilerinin, mülteci öğrencilere yönelik tutum ölçeği öntest, sontest ve izleme puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve sontest ve izleme puan ortalamalarının öntest puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu; kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin öntest, sontest ve izleme puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur. Deney ve kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin mülteci öğrencilere yönelik tutum ölçeği son test ve izleme puanları ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve deney grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin sontest ve izleme puan ortalamalarının, kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin puan ortalamalarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek çıktığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: Gruplar arası temas, mülteci, tutum, ortaokul öğrenciler, grup rehberliği programı.
Bazı demografik özelliklere göre farklı kuşakların yaşam doyumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı kuşaklara ait bireylerin cinsiyet, ekonomik düzey, eğitim durumu, geçmiş yaşam memnuniyetleri ve gelecek hedeflerine dair oluşturdukları algılar ile yaşam doyumları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını incelemektir. Çalışmanın evreni, 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde Adana ilinin merkez dört ilçesinde bulunan ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin aileleri, ayrıca da kendilerinden oluşmaktadır. Örneklem ise, Adana ili Seyhan, Çukurova, Yüreğir ve Sarıçam'da bulunan tüm okullardan tabakalı örneklem yöntemine uygun olarak seçilen öğrenci ve ailelerinden oluşmaktadır. Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğünden edinilen veriler doğrultusunda her bölgenin öğrenci nüfusuna göre tabakalama yapılarak, seçkisiz olarak belirlenen 1337 kişi ile çalışılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaşam doyum düzeylerinin ölçümlenmesi amacıyla "Yaşam Doyum Ölçeği" , bağımsız değişkenlerimiz olan kuşak bilgisi (yaş aralığı), cinsiyet vb demografik bilgilerin belirlenmesi amacıyla da "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, kuşaklara göre yaşam doyumu anlamlı bir farklılık göstermiş olup, Sessiz kuşağın yaşam doyum düzeyinin BB, X ve Y kuşağından daha düşük olduğu; BB kuşağının yaşam doyum puan ortalamasının da X kuşağından fazla olduğu son olarak da Z kuşağının yaşam doyum düzeyinin BB, X ve Y kuşaklarından fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kuşak ve gelecek algısı ortak etkisinin yaşam doyum düzeyi açısından anlamlı bir fark göstermediği bulgulanmış ancak yaşam doyumu ile gelecek algısı arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Kuşak ve geçmiş algısı ortak etkisinin yaşam doyum düzeyi açısından anlamlı bir fark oluşturmadığı, buna karşın yaşam doyum ile geçmiş algısı arasında anlamlı bir fark olduğu edinilen diğer bir sonuç olmuştur. Yaşam doyum puanları üzerinde, aylık gelir düzeyi ana etkisine göre anlamlı bir fark bulunmamıştır, ancak kuşak ve aylık gelir düzeyi ortak etkisinin yaşam doyum düzeyi açısından bakıldığında anlamlı bir fark oluşturduğu görülmektedir. Eğitim düzeyi ve yaşam doyumu ayrıca cinsiyet ve yaşam doyumu arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Aynı şekilde, kuşak ve eğitim düzeyi ortak etkisi açısından, ek olarak kuşak ve cinsiyet ortak etkisinin de yaşam doyum düzeyi açısından anlamlı bir fark oluşturmadığı sonuçları da çalışma sonucunda elde edilen diğer bulgulardır. Anahtar Kelimeler: Kuşak, Kuşak Farklılıkları, Yaşam Doyumu, Değişim