Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Hasan Duran
10 theses · Kütahya Dumlupınar University
Türkiye'de milletvekillerinin parti değiştirmelerinin siyasi sonuçları: Yeni Türkiye Partisi örneği
Bu çalışmada Türk siyasi tarihi incelenerek, genel seçim sonuçları bağlamında ortaya çıkan parlamento yapılarında daha sonra yaşanan değişiklikler değerlendirilmiştir. Milletvekillerinin parti değiştirmelerinin yol açtığı siyasi sonuçlar araştırılarak, bu olayların hükümetlerin kurulması ve düşmesinde oynadığı rol ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, 18 Nisan 1999 genel seçimi sonuçları doğrultusunda oluşan 21. dönem TBMM'nde yaşanan siyasi gelişmeler bağlamında; DSP içinde yaşanan liderlik mücadelesi ve sonrasında DSP'nin bölünerek YTP'nin ortaya çıkmasının siyasi sonuçları araştırılmıştır. 2001'de yaşanan ekonomik kriz, sonrasında Kemal Derviş'in ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak Türkiye'ye getirilmesi, DSP'deki liderlik mücadelesi, Derviş'in CHP'ne katılması gibi olayların DSP'yi ve DSP'nin bölünmesiyle kurulan YTP'ni yıprattığı ve bunun da 3 Kasım 2002 genel seçim sonuçları itibariyle sadece Ak Parti ve CHP'nin TBMM'ne girmesi ve Ak Parti'nin tek başına iktidara gelmesini etkilediği saptanmıştır.
Büyük Ortadoğu projesi ve Türkiye
Ortadoğu, jeopolitik ve jeostratejik açıdan dünyanın önemli merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Yeraltı kaynakları, boğazlar, kanallar ve geçiş yolları Ortadoğu'nun önemini artırmaktadır. Nüfus yapısı olarak çoğunluğunu Müslümanların ve Arapların oluşturduğu bölgede yıllarca süren bir kaos ortamı söz konusudur. Uzun süren iç savaşlar ve mezhep çatışmaları bu kaosun sebeplerindendir.Soğuk Savaş öncesinde dünyada iki kutuplu bir yapı mevcuttu. ABD ve Rusya dünya üzerindeki iki güçtü. Soğuk Savaşın bitmesiyle Demirperde çökmüş, çift kutuplu bir yapıdan tek kutuplu bir yapıya geçilmiş ve Amerika bunun sonucunda tek süper güç olmuştur. Şu anki gücünü kaybetmek istemeyen Amerika rakibi olan AB, Çin, Rusya ve Hindistan'a karşı dünya egemenliği için önemli bir nokta olan Ortadoğu'ya hakim olarak dünya egemenliğini elinde tutmak istemektedir.11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Amerika'nın gündemini terör oluşturmuştur. Saldırılardan hemen sonra El-Kaide'yi barındıran Afganistan'a saldıran ABD, ardından Irak'a savaş açmıştır. 11 Eylül'ü bahane ederek Ortadoğu'ya giren ABD bu bölgedeki ülkelere demokrasi getirmek, terörü azaltmak gibi sebeplerle bir proje ortaya atmıştır. Bu proje de Büyük Ortadoğu Projesi'dir. 2004 yılında G-8 toplantısında resmen ilan edilen BOP, Ortadoğu'yu değiştirme ve dönüştürme projesidir.Türkiye de bu değişim ve dönüşüm projesinin içerisinde yer almaktadır. Jeopolitik ve jeostratejik açıdan kilit konumda olan Türkiye bu proje içerisinde önemli bir yere sahiptir. Model ülke konumunda olan Türkiye bu projenin merkezi haline getirilmeye çalışılmaktadır.Anahtar Sözcükler: A.B.D., Büyük Ortadoğu Projesi, Ortadoğu, Terörizm, Türkiye.
I. ve II. Körfez Savaşları dönemi Türkiye- ABD ilişkileri
İngilizler tarafından isimlendirilmiş olan Ortadoğu bölgesi özellikle sanayi devriminin gerçekleşmesiyle ve petrol yatakları bakımından zengin olması aynı zamanda kültürel ve tarihi açıdan manevi anlamda önem taşıması sebebiyle uluslararası alanda ele geçirilmesi veya üzerinde söz sahibi olunması gereken bir bölge olarak günümüze kadar önemini korumuştur.Soğuk Savaş sonrasında yaşanan iki kutuplu dünyadan tek kutuplu dünyaya geçiş ve yumuşama döneminin ardından tek süper güç olarak karşımıza çıkan ABD, Ortadoğu üzerindeki amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla bölgede dengeleri kendi lehine çevirecek politikalar izlemeye başlamıştır. Türkiye de yakın coğrafik özellikleri neticesinde olayların dışında kalamamıştır. Ayrıca Türkiye özellikle 1991 yılında yaşanan Körfez Krizi ile o yıllara kadar izlemiş olduğu aktif tarafsızlık politikasını terk ederek ABD yanlısı politika benimseyerek olayların içinde bulunmuştur.1991 yılında ABD müttefiki ülke pozisyonunda yer alan Türkiye, Kuzey Irak ve PKK konusunda politikalarının çatışması sebebiyle politikalarında birtakım değişiklik yapmaya başlamıştır. 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgal etmesinin meşruiyeti oldukça tartışılan bir durum yaratmıştır. Bu anlamda Türkiye, güçlü bir Kürt Devleti'nin kurulma tehdidiyle karşı karşıya bulunduğundan ve işgali meşru olarak nitelendiremediğinden askeri anlamda ABD'nin taleplerini gerçekleştirmemiştir. Ancak, daha sonraki dönemlerde almış olduğu kararlarla kendi güvenliğini ön planda tutarak ABD'nin bazı isteklerinin yerine getirilmesi konusunda kararlar almıştır.Ortadoğu'da yaşanan ve özellikle ABD ve Irak'ın savaşı olarak nitelendirilebilecek olan I. ve II. Körfez Savaşı dönemlerinde ABD ve Türkiye arasında yaşanan gelişmeler ile Türkiye'nin bu iki savaşta izlemiş olduğu politikalar paralel değil de değişken nitelik taşımıştır.Anahtar Kelimeler: Ortadoğu, Amerika Birleşik Devletleri, Irak, I. Körfez Savaşı, II. Körfez Savaşı, Türkiye
Doğu-batı bağlamında kentleşme sürecine ilişkin eleştirel bir yaklaşım
Kentler, tarih boyunca insanoğlunun askeri, ekonomik, siyasal ve entelektüel ilgisini çekmiş, onu anlamak, onun içerisinde yer almak ve dahası onu merak etmek arsında gidip gelen duygularla kentler inşa edip yıkmışlardır. Kentlerin etkileri, ona bakanda kendisini hayran bırakan özelliklerinde kendisini göstermektedir. Dünyanın yedi harikasının tümünün kentlerde olması bu açıdan tesadüf değildir.En yaratıcı fikirlerin ortaya atıldığı, en güzel binaların inşa edildiği mekânlar olan kentleri anlamak oldukça karmaşık ve zor bir süreçtir. Çalışmada kentler tarihsellikleri içerisinde yaşadıkları çelişkileri, gelişimleri ve mücadeleleri içerisinde ele alınmaktadır. Kent tarihi, siyasal bir açıdan ele alınan ve çifte standarda açık bir özellik göstermektedir. Bu çifte standardı üreten, batı merkezli modernist yaklaşımın uzantısı olarak değerlendirilebilir. Çalışma içerisinde kentleşme süreçlerinin anlatımında yalnız batı kentlerini kapsayan kısmı eleştirilmiş, doğu kentlerinin tarihsel gerçekliği ortaya konmaya çalışılmıştır.Kentlilik bilincinin oluşumu ve kentlerin siyasi karakteri, doğu batı ekseninde meydana gelen karşıtlığın hem nedeni hem de sonucu olarak ifade edilecektir. Çalışmada doğunun tarihsel konumu ve doğu kentlerine bakış bu bağlamda eleştirilerek, doğu kentlerinin özelliklerine değinilmiştir.İnsanoğlunun doğaya en büyük meydan okuması olarak kentler, zaferleri, yenilgileri, inanışları simgeleyen büyük bir imaj olarak, insanoğlunun tarihi kadar eski, yaşanılan zaman kadar güncel ve geleceği hayal etmek kadar fantastiktir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Kentleşme, Küreselleşme, Modernizm, Post-modernizm, Sanayi Devrimi, Oryantalizm.
Türk dış politikası'nın (1945-1964) realizm açısından değerlendirilmesi
Türk Dış Politikası temel olarak statükoculuk ve batıcılık ilkeleri üzerine kurulduğu için dış politika stratejilerinde fazla çeşitlilik sergileyememiştir. Tezimizde II. Dünya Savaşı sonrası SSCB'den gelen ciddi güvenlik endişeleriyle karşı karşıya kalan Türkiye'nin, 1945?1964 arası dönemde realizme uygun stratejiler temelinde dış politika izlediği görüşünden hareket edilmiş ve gerçekleşen olaylar bu açıdan analiz edilmiştir.Realizm'in, II. Dünya Savaşından sonra ve Soğuk Savaş döneminde baskın teori olması elbette önemlidir. Çünkü doğu ve batı arasında köprü olarak görülen Türkiye, ABD'nin Ortadoğu politikalarında ve SSCB'nin çevrelenmesi politikasında önemli bir ülke olarak değerlendirilmiştir. SSCB'nin yayılmacı politikaları sebebiyle güvenlik endişesi yaşayan Türkiye, ulusal çıkarlarını ön planda tutarak ABD yanlısı davranmıştır. Realist bakış açısına uygun olan bu davranış şekli tezimizin genel bir realist yargıyla sonuçlanmasına kaynak teşkil etmiştir.Anahtar Kelimeler: Türk dış politikası, Soğuk Savaş, Güvenlik, Realizm,Uluslararası İlişkiler.
Türkiye'nin 1983-2007 tarihleri arası asker sivil ilişkileri: Klasik darbeden E-Muhtıraya
Türkiye'de demokratik yaşam sık sık yapılan darbeler ve verilen muhtıralarla kesintiye uğramıştır. İlk olarak 27 Mayıs 1960 darbesi ile başlayan askeri müdahaleler geçen zaman içinde klasik darbeden ?post-modern? müdahaleye doğru evrilmiştir. Türkiye, asker-sivil ilişkilerini demokratik ve sağlıklı bir şekilde üretmeyi başaramamış, Türk Silahlı Kuvvetleri doğrudan ve ?post-modern? müdahalelerinin yanında siyasetin aktif bir aktörü olarak yer almıştır.Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde asker-sivil ilişkilerinin kalıpları çıkarılmaya çalışılmış ve teorik çerçeve bu yönde çizilmiştir. İkinci bölümde, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra geliştirilen asker-sivil ilişkileri ve 28 Şubat 1997 Muhtırası açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise 28 Şubat 1997 Muhtırası ile 27 Nisan 2007 E-Muhtırası arasında gelişen asker-sivil ilişkileri AB'ye uyum süreciyle birlikte yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Türk Silahlı Kuvvetleri, Sivil-asker İlişkileri, 28 Şubat Muhtırası, 27 Nisan E-Muhtırası
İki askeri darbe arası dönemde Türkiye'nin Ortadoğu politikaları (1960-1980)
Bu araştırmada, Türkiye'nin yaşadığı iki askeri darbe ve bir muhtıra döneminde Ortadoğu ülkelerine yönelik dış politikalarının analizi ve bu politikaların siyasi, ekonomik, kültürel sonuçları ele alınmaktadır. Türkiye-Ortadoğu ilişkilerinin tarihi arka planı da göz önünde bulundurularak bütüncül bir çerçeve oluşturmak temel amaçtır. Bu dönemdeki Türkiye'nin Ortadoğu ülkelerine yönelik politikaları iç politika dış politika etkileşimi çerçevesinde ele alınmıştır. Bu dönemde kamuoyunun Türk dış politikası üzerindeki belirleyiciliği göz önünde bulundurulduğunda Türkiye'nin siyasal kültürünün kökleri incelenmeden ve iç politikadaki gelişmeler ele alınmadan bu dönemdeki Türkiye-Ortadoğu ilişkilerini değerlendirmek gerçekçi olmaktan uzak kalacaktır. Atatürk döneminde reform ve inkılaplar yoluyla stratejik bir değişim geçiren Türk dış politikası, daha sonraki dönemlerde ise taktiksel açıdan farklılık göstermiştir. Türkiye, bazen Ortadoğu'dan uzaklaşmakta bazen de Ortadoğu'ya yakınlaşma içine girmektedir. Yani Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik politikaları tutarsız ve çelişkili bir görüntü içindedir. Bu durum dönemin şartları karşısında uygulanan taktiklerden kaynaklanmaktadır. Bu duruma yol açan etkenlerden biri de iç politikada meydana gelen gelişmelerdir. Ülkelerin iç politikalarında yaşanan olaylar dış politikayı da ister istemez etkilemektedir. Hatta bazen dış politikanın yönü iç politik gelişmeler doğrultusunda değişebilmektedir.Anahtar Kelimeler: Diplomasi, Dış Politika, Kimlik, Ortadoğu, Siyasal Kültür.
AB entegrasyonu sürecinde Türkiye'de kalkınma ajanslarının kuruluşu ve işlevi
Dünyada yaşanan hızlı küreselleşmenin etkisiyle bölgesel kalkınma politikalarının önemi giderek artmaktadır. Bölgesel kalkınmanın ulusal ekonomide ve kalkınmaya olumlu etkisi bölgelerde yapısal kurumları zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda kamu, özel ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya toplayan kalkınma ajansları ortaya çıkmıştır. Katılımcı, yenilikçi, sürdürülebilir ve rekabetçi bir anlayışa sahip ajansların dünyada birçok başarılı örneği bulunmaktadır.Türkiye'de kalkınma ajansı kurulma çalışmaları Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde başlamıştır. Bölgesel kalkınmada daha katılımcı bir anlayışa sahip olan ajanslar 2006 yılında çıkan kanunla yasalaşmıştır. İlk dönemlerinde yoğun tartışmalara yol açmış ve yaşanan yargı süreciyle beraber uygulama süresi gecikmiştir. Yaşanan bu gecikme yargı sürecinin tamamlanmasına rağmen ajansların kurumsallaşma süreci uzamıştır. İki pilot bölgede uygulamaya başlayan ajansların başarısı bölgesel kalkınmadaki gelecekleri için önemlidir.Bu çalışmada kalkınma ajanslarının dünyada ortaya çıkış sürecini Avrupa'da İngiltere örneğiyle inceleyerek Türkiye'de ajansların kurulmasından önceki süreçte bölgesel kalkınma araçları irdelenmiştir. Kalkınma ajanslarının kurulma sebepleri ve ardından oluşturulan ajansların durumu ortaya konmaya çalışılmıştır.
Türkiye'nin Kafkasya-Orta Asya dış politikasının enerji koridoru ve terminali olmasına etkileri
SSCB'nin dağılmasıyla beraber Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Güney Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olması ve stratejik-jeopolitik önemi, bu bölgeyi küresel bir rekabetle karşı karşıya bırakmaktadır.Bu çalışmamızda, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz potansiyeli ele alınmış, enerji kaynaklarının çıkarılması ve taşınmasında devletlerin gizli-açık rekabetine, oynanan bu büyük oyunun bölgeye yansımalarına ve devletlerin enerji odaklı dış politikalarına değinilmiştir. Ayrıca, Kafkasya ve Orta Asya'nın petrol ve doğalgaz kaynaklarının taşınmasında yaşanan rekabette, Türkiye'nin stratejik ve jeopolitik konumu ele alınmıştır. Enerji koridoru ve terminali olmaya çalışan Türkiye'nin boru hatlarından sağlayacağı avantaj ve kazançlarla beraber ortaya çıkabilecek riskler belirtilmiştir.Anahtar Kelimeler: Boru Hatları, Doğalgaz, Enerji, Küresel Enerji Rekabeti, Petrol, Türkiye'nin Enerji Politikaları.
Ortadoğu ve Arap baharı: Türkiye demokratik bir ülke olarak Ortadoğu'da model olabilir mi?
İnsanoğlunun en eski yerleşim alanı olan Ortadoğu; coğrafyası, tarihi, zengin kültürü ve ekonomik değerleri gibi pek çok özelliği nedeniyle yüzyıllardan beri sarsıcı olaylara sahne olmuştur. Gözlerin her daim üzerinde olduğu bu bölge günümüzde de yeni bir değişim dalgasıyla karşı karşıyadır. Bölgede tüm dengeleri alt üst eden ve sonucu bilinmeyen pek çok sorunu beraberinde getiren bu yeni süreç, Ortadoğu'nun kaderini de belirleyecektir.Yakın tarihte Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin incelendiği bu çalışmada ise bölgeye geniş çerçeveden bakılarak Ortadoğu kavramı ele alınmış, bölgenin dinamikleri aktarılmıştır. Bu verileri, bölgede önem arz eden ve meydana gelen olaylarda başrolü paylaşan ülkeler üzerine yapılan incelemeler izlemiştir. Elde edilen bu bilgiler ile yaşanan olayların temellerine ilişkin bir arka plan sunulmuştur.Bu teorik çerçeve ekseninde Ortadoğu'nun yaşadığı değişim ve dönüşüm dalgası ülkeler bazında ayrı ayrı incelenmiş, ortaya çıkan konjonktüre ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Son olarak bölgede önemli bir ülke olan Türkiye'nin gelişmeler karşısında politikaları ele alınmış ve Ortadoğu'nun geleceğine yönelik tartışmalarda kritik önem taşıyan ?Türkiye demokratik bir ülke olarak Ortadoğu'da model olabilir mi?? sorusuna cevap aranmıştır.Anahtar Kelimeler: Arap Baharı, Ortadoğu, Dış Politika, Türkiye, Oryantalizm, Yönetim