Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. İhsan Keleş
17 theses · Gazi University
Türk anayasalarında ormana ilişkin hükümler ve 6292 sayılı Kanun çerçevesinde orman vasfını yitirmiş arazilerin hukuki durumu
Doğal çevrenin kendi kendisini yenileyemediği günümüz şartlarında ormanlar tahrip edilmekte ve neticesinde her geçen gün biraz daha yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Dünyanın akciğeri olma niteliğinde olan ormanların korunması bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu sebeple Cumhuriyet Dönemi?nde bazı yasal düzenlemeler yapılmıştır. Yapılan yasal düzenlemelerde, özellikle 1950 sonrası, en çok tartışılan konu hiç şüphesiz ki orman vasfını yitirmiş arazilerdir. 1961 Anayasası döneminde orman sınırları dışına çıkarma işlemine ilişkin olarak çıkarılan bir kanun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu sebeple 1961 Anayasası?nda 1970 yılında bir değişiklik yapılarak, orman vasfını yitirmiş arazilerin orman rejimi dışına çıkarılmasını sağlayan hükümler eklenmiştir. 1982 Anayasası da 1961 Anayasası?nın hükümlerini daha da genişleterek orman rejimi çıkarma işlemini anayasal niteliğe bürümüştür. 1982 Anayasası?na ve 6831 sayılı Orman Kanunu?nun ikinci maddesine dayanılarak 2012 yılında 6292 sayılı ?Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun? TBMM tarafından kabul edilmiştir. Çalışmamızda 6292 sayılı Kanun?un kabul ettiği hükümler çerçevesinde orman vasfını yitirmiş arazilerin hukuki durumları değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler 1- Orman vasfını yitirmiş arazi 2- 2/B 3- 6292 sayılı Kanun
Çevre politikalarının yerel yönetimler üzerindeki etkisi: Çankaya Belediyesi örneği
Çevre sorunları dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de karşılaşılan temel sorunlar arasında yer almaktadır. Çevre sorunları her ne kadar yerel kaynaklı olsa da sonuçları itibariyle evrensel bir boyut kazanmaktadır. Ancak çevre sorunları yerel düzeyde ele alınmadıkça etkin politikaların uygulanması mümkün görülmemektedir. Yerel yönetimlerin çevre sorunlarının çözümünde etkin bir rol üstlenmesi bu konuda en doğru yaklaşım olacaktır. Hazırlanan bu tezde, Türkiye'de çevre politikalarının yerel yönetimlerin çevre ile ilgili faaliyetlerini nasıl yönlendirdiği incelenmeye çalışılmıştır. Çevre politikalarının birer uygulayıcısı olarak yerel yönetimler, çevre sorunlarına daha hızlı müdahale edebilme imkânına sahiptirler. Bu bakımdan yerel yönetimlerin çevre ile ilgili faaliyetleri çevre koruma noktasında önem kazanmaktadır. Teorik olarak ortaya koymaya çalıştığımız çevre politikalarının, yerel yönetimlerin çevre ile ilgili faaliyetleri üzerindeki etkisi pratik olarak Çankaya Belediyesi örneğinde değerlendirilmiştir. Çankaya Belediyesi' nin çevre ile ilgili olarak halka en çok sorumluluk yüklenen faaliyetleri bir alan araştırması ile saptanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler1.Çevre2.Çevre Politikaları3.Yerel Yönetimler4.Çankaya Belediyesi5.Çevre Yönetimi
Türkiye'de kentsel dönüşümün gelişimi, hukuki yapı ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar
Yapılan tüm literatür taramaları, toplanılan tüm veriler ve bu perspektifte gerçekleştirilen analizler; insanların kentsel mekana ve hayat tarzına eğiliminin Türkiye'de de arttığını göstermiştir.Bu açıdan eserdeki genel varsayımlar Türkiye ölçekli kabul edilmiş ve dönüşüm odaklı yasal mevzuatın irdelenmesi amaçlanmıştır. Kentsel dönüşüm, sosyo-ekonomik bağlamda çöküntüye uğrayan kentlerin/kentsel mekanların yaşanılabilir düzeye çıkarılabilmesini sağlamak maksadıyla ortaya çıkan ve muhteviyatında; halkı, finansal kuruluşları, hukukçuları, tasarımcıları, mühendisleri, akademisyenleri ve nihayetinde yöneticileri barındıran bir olgudur.Bu eser, bünyesinde bu kadar çok dinamiği aynı anda ve bir arada barındıran bir yapı olan ketsel dönüşüm olgusu hakkında bilgi edinmek isteyen ilgili tüm kişi ve kuruluşlara rehber olması maksadıyla hazırlanmıştır.Kentsel dönüşüm olgusunun idarelerce oy maksimizasyonu; baskı gruplarınca rant fırsatı olarak değerlendirilmesi, kentsel dönüşümün özüne aykırı sonuçlar yaratarak; dönüşümün fiziksel çevrenin yanında kent tarihini ve kentli kimliğini koruma misyonu yok edilmiştir.Dönüşüm olgusu yönetişim ilkesi gereğince tüm resmi ve sivil otoritelerle halkın ortak bir paydada buluşacağı, genel geçerliliği kabul edilmiş yasal bir zemine oturtulmalıdır. Aksi takdirde kentsel sorunlar kısa vadede mekansal değişiklik yaşayacak, uzun vadede ise toplumun tümünün ortak yarası haline dönüşecektir.Bu açıdan, idarelerce kentsel dönüşüm evresinde, halkın ihtiyaçlarıyla örtüşmeyen, halkın katlımı sağlanmadan, kamu yararı kaygısı taşımayan kararlar alınması sorunsalı; halka rağmen, halk için alınan kararların geçerliliğini daha dönüşümün ilk evresinde yok hükmünde bırakmıştır.Anahtar Sözcükler1. Kentsel Dönüşüm2. Katılım3. İmar Affı4. Rant5. Göç
Kamu yönetiminde hizmet içi eğitim ve Erciyes Üniversitesi hastaneleri hemşire eğitimleri örneği
Bu çalışma Erciyes Üniversitesi Hastaneleri'nde 2009 yılında hemşirelere yönelik olarak düzenlenen hizmet içi eğitimlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Erciyes üniversitesi hastanelerinde değişik birimlerde ve statülerde çalışan 660 hemşire oluşturmaktadır. Araştırma için çeşitli literatürlerden yararlanılarak bir anket formu oluşturulmuştur. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS(Statistical Package for the Social Sciences) 17.0 istatistik programı kullanılarak frekans analizi yapılmıştır. Araştırma verileri 29.06.2009 ? 17.07.2009 tarihleri arasında toplanmış ve 18.07.2009 ? 01.08.2009 tarihleri arasında veriler değerlendirme yapılmak üzere SPSS programına aktarılmıştır.Hizmet içi eğitim anket formları incelendiğinde, 2009 yılı içinde düzenlenen eğitimlere 4 ve daha fazla katılanlar %55,4, hizmet içi eğitimin gerekli olduğunu düşünenler %97,1, hizmet içi eğitimleri kimin planladığını bilmeyenler %45,3 oranlarında oldukları saptanmıştır. Eğitimlere katılan hemşirelerin %41'i aldıkları eğitimlerin tümünü çalışma ortamında kullandığı, %39,2'sinin eğitim gereksinimlerinin karşılandığı, %60,3'ünün ileride düzenlenecek eğitimlere katılmayı düşündüğü tespit edilmiştir.Hizmet içi eğitimlere katılan hemşirelerin eğitim sonucunda %30'u başarı değerlendirmesi yapılmadığını, %38,8'i ekonomik kazanç elde etmediğini, %77,5'i eğitimler neticesinde unvan kazanmadığı,%29,6 sı işinde saygınlığının artmadığını belirtmiştir.Anahtar kelimeler: Hizmet içi eğitim,eğitim, hastane,sağlık, hemşirelik
Güvenlik hizmetlerinin uygulanması çerçevesinde Türkiye'de özel güvenlik hizmetleri
5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Kabul edilmesi ile hem genel güvenlik hem de özel güvenlik hizmetleri Türkiye'de yeniden tartışılmaya başlanmış ve Özel Güvenlik Hizmet Sektörü bu yasal düzenlemeden sonra ülkemizde hızlı bir büyüme sürecine girmiştir.Bu süreçte meydana gelen olumlu ve olumsuz gelişmeleri, değişimleri görebilmek için bu çalışmanın konusu ?Güvenlik Hizmetlerinin Uygulanması Çerçevesinde Türkiye'de Özel Güvenlik Hizmetleri? olarak belirlenmiştir.Bu başlık altındaki oluşturulan çalışmamız kamu hizmeti, kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri kavramları çerçevesinde özel güvenlik hizmetlerinin kavramsal yapısının ve özelliklerinin, tarihsel gelişiminin, örgütlenmesinin ve işleyişinin incelenmesi, özel güvenlik hizmetlerinin 5188 sayılı kanun sonrasındaki uygulanmasında karşılaşılan sorunların, olumlu ve olumsuz gelişmelerin yapılacak olan alan araştırmasıyla ortaya çıkarılması amacıyla yapılmıştır.Bu çerçevede yapılan çalışmamız ana bölümlerinde ilk önce kamu hizmeti ve kamu düzeni kavramları çerçevesinde güvenlik ve güvenlik hizmeti kavramları ile güvenlik hizmetlerinin örgütlenmesine değinilmiştir. Bundan sonra özel güvenlik hizmetlerinin kavramsal çerçevesi, tarihsel gelişimi, faaliyet alanları ile 5188 sayılı yasa kapsamında Türkiye'de Özel Güvenlik Hizmetlerinin örgütlenmesi ve işleyişi üzerinde durulmuştur. Daha sonra da 5188 sayılı yasadan sonra Türkiye'de Özel Güvenlik Hizmet Sektöründe yaşanan sorunlar ile olumlu ve olumsuz gelişmeleri ortaya koymak ve çözüm önerileri getirmek amacıyla özel güvenlik personelinin bu konulardaki algılarının belirlenmesi için alan araştırması yapılmıştır. Alan araştırmasında anket yöntemi kullanılmış ve araştırmamızın evrenini Türkiye genel evreni içerisinde Afyonkarahisar çalışma evreninde bulunan 602 özel güvenlik personeli oluşturmuştur. Alan araştırmasında uygulanan anket sonucunda elde edilen veriler SPSS 15,0 Windows paket programında analiz edilmiştir.Yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular tablolar halinde düzenlenerek gerekli açıklama ve yorumlar yapılmış, özel güvenlik sektöründeki sorunların, olumlu ve olumsuz gelişmelerin seviyesi ile ilgili çeşitli sonuçlar çıkarılmıştır.Anahtar Sözcükler1. Kamu Hizmeti2. Güvenlik Hizmetleri3. Özel Güvenlik Hizmetleri4. Özel Güvenlik Görevlileri5. 5188 sayılı Kanun
İmar Kanunu'nda arazi ve arsa düzenlemesi uygulamasının yargısal denetimi
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca arazi ve arsa düzenlemesi, imar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, belediye ve mücavir alan sınırları dışında ise valilikler yetkili kılınmıştır.Arazi ve arsa düzenlemesi yapılırken uygulamada çeşitli sorunlar ortaya çıkmakta, çoğu zaman konu yargıya taşınmaktadır. Bu çalışmada düzenleme esnasında uyulması gerekli ilkeleri açıklanmış ve düzenlemenin idari davaya konu olması durumunda idari yargı yerleri tarafından uyuşmazlığın çözümünde izlenecek yöntemleri ortaya konulmuştur.
Çevre koruma fikrine radikal yaklaşımlar; derin ekoloji, sosyal ekoloji ve ekofeminizm
Bu tezin amacı, derin ekoloji, sosyal ekoloji ve ekofeminizmin, ekolojik sorunlara bakış açılarını ve çevrecilik anlayışından farklılıklarını incelemektir. Tez oluşturulurken literatür taraması ve çevrecilikle ekolojist görüşün karşılaştırılması temelinde, karşılaştırmalı analiz yöntemi kullanılmıştır.Tez beş bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümünü kavramsal çerçeve oluşturmaktadır.Tezin ikinci bölümünde; çevrecilik anlayışının ortaya çıkışı ve bu anlayışın ortaya çıkışında etkili olan toplumsal hareketlerin kısa bir tarihçesi verilmiş ve çevrecilik anlayışından ne anlamamız gerektiği sorunu irdelenmiştir.Tezin üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümünde; derin ekolojinin, sosyal ekolojinin ve ekofeminizmin ekolojik bunalımla ilgili görüşleri ve bu bunalıma dönük çözüm önerileri ele alınmıştır. Çevrecilik ile ekolojist yaklaşımlar arasındaki farklar ortaya konularak, derin ekoloji, sosyal ekoloji ve ekofeminizmin çevrecilikten farkları belirtilerek, tez sonuçlandırılmıştır.
Koruma amaçlı planlama ve koruma amaçlı imar planlarıyla ilgili idari yargı kararları
Sahip olduğumuz doğal ve kültürel varlıkların bizden sonraki kuşaklara olumsuz şartlardan etkilenmeden aktarılması bizim gelecek kuşaklara karşı en önemli yükümlülüğümüzdür. Sahip olunan doğal ve kültürel varlıkların gereği gibi korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için gelişen koruma anlayışı ve bu anlayışın hukuksal bir zemine kavuşarak uygulamaya geçmesi koruma amaçlı imar planı ile olmaktadır. Bu planlama faaliyetinin nasıl yapılması gerektiği önem arz etmekte olup bu konuda en önemli yol gösterici unsur Koruma amaçlı imar planlamasının hukuka uygun olarak hazırlanıp uygulanmasını denetleyen idari yargı kararlarıdır. Bu çalışmada koruma amaçlı imar planının niçin gerekli olduğu nasıl yapılacağı ve idari yargıya yansıyan uyuşmazlıklarda idari yargı merciinin olaylara bakışı verilmeye çalışılmıştır.
Suçun önlenmesinde MOBESE uygulaması İstanbul örneği ve bir alan araştırması
Bu çalışmada büyük kentlerde karşılaşılan suç olaylarının önlenmesi amacıyla alınan güvenlik tedbirlerinden birisi olan ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde 17 Haziran 2005 tarihinde hizmete giren MOBESE ( Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu ) Projesinin etkinliğinin belirlenmesi ve Bakırköy İlçesi'nde yaşayan vatandaşların bu uygulamaya yönelik bakış açıları tespit edilmiştir.Kentleşme sürecine paralel olarak kente özgü değer ve normların benimsenmesi ve kente entegre olma konularında karşılaşılan aksaklıklar bireylerin sapma davranışları içerisine girmesine neden olmakta ve onları suç ve suçlu davranışlarına itmektedir. Kent hayatının getirdiği problemlerin yanı sıra planlama, göç, eğitim, sosyal ve fiziki çevre gibi pek çok faktör suçların artmasına neden olan etkenler arasındadır.Çalışmamızda kentleşme konusunun yanı sıra kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan suç ve suçluluk kavramları ile ilgili literatürde yer alan görüşlere yer verilmekle birlikte suç olaylarının azaltılması çerçevesinde Emniyet Teşkilatı'nın teknolojideki hızlı gelişme ve değişime uyum sağlayarak ortaya koyduğu ve süreç içerisinde Coğrafi Bilgi Sistemlerini kullandığı MOBESE Projesi'nin ekonomik kaynakları ve etkinliği, maliyeti, bileşenleri ve sağladığı getirileri ayrı başlıklar altında ele alınmıştır. Bu doğrultuda, hizmete sunulan MOBESE Projesinin İstanbul ili Bakırköy İlçesi'nde yaşayan bireyler tarafından algılanmasının tespiti amacıyla Özgürlük Meydanı'nda yapılan alan araştırmasının sonuçları incelenmiştir.
Kentsel hizmetlerin yürütülmesinde kent bilgi sistemi uygulamaları: Ankara Altınova için dijital kent modeli tasarımı
Kent Bilgi Sistemi, bilgi ve iletişim çağı içerisinde kentsel yaşam kalitesini artırmaya yönelik etkili bir yönetim aracıdır. Teknolojideki gelişmelerle aynı paralellikte yerel yönetimlerin sorunlarına çözümler üretme ve çağdaş kent yönetimini gerçekleştirmek üzere KBS çalışmalarına önem verilmektedir. Bilgi sistemlerinin bir uygulama şekli olan Kent Bilgi Sistemleri (KBS) ile yaşam kalitesini artırmaya yönelik kolaylıklar kentliye sağlanabilmekte, yatırımlar için doğru ve akılcı kararlar alınabilmekte, kentteki sorun ve ihtiyaç noktalarına zamanında müdahale edebilmekte, belediye gelirlerini kolaylıkla denetleyebilmektedirler.Bu çalışmada kent bilgi sistemi kurulumu için nasıl bir yöntem izlenmesi gerektiği, karşılaşılabilecek sorunlar, daha önce uygulanmış başarılı örneklere bakılarak tespit edilmiştir. Tespit ve tasarım çalışmaları sonuçları Altınova'da uygulanarak test edilmiştir. Kamu kurumundan elde edilen tablolar ve sayısal haritalar, uydu görüntüsü yardımı ile elde edilen dijital bilgiler ArcGis yazılımlarıyla geliştirilerek KBS kapsamında kullanılacak veriler üretilmiştir. Sonuç olarak hemen, hemen her belediyede kullanılabilecek basit bir model uygulaması gerçekleştirilerek `kent bilgi sistemi ile yönetim yaklaşımının' bilgi çağını yaşadığımız bu yüzyılda oldukça etkin, şeffaf, hesap verilebilir, demokratik, katılımcı, gerekli ve gerçekçi bir yaklaşım olduğu vurgulanmıştır.Anahtar Kelimeler1.Bilgi Sitemi2.Coğrafi Bilgi Sistemi3.Kent Bilgi Sistemi4.Kentsel Hizmetlerde Otomasyon5.Yönetişim
Kent planlamasında halkın katılımı Ankara örneği
Değişen dünya düzeni zaman içerisinde insanoğlunun hayatında kent olgusunu öne çıkarmış, kentlerde yaşamın yoğunlaşması, kent planlamasının önemini arttırmıştır.Günümüzde, kent planlaması demokratik yönetimlerde halkın katılımı ile yapılması gereken bir faaliyet olarak görülmektedir. Kentlilerin içinde yaşadıkları çevreye karşı duyarlı olmaları, istek ve şikayetlerini iletebilmeleri ve yürütülen faaliyetler hakkında bilgi sahibi olabilmeleri için katılım çağdaş kentlerde bir zorunluluk halini almıştır.Ülkemizde kent planlamasında halkın katılımı henüz tam olarak benimsenmiş bir uygulama olmamakla birlikte, kentliler ve sivil toplum örgütleri bu konuda günden güne artan bir çaba içerisindedir. Demokratik olma kaygısı güden karar vericiler de bunun için çaba harcamaktadır.Ülkemizde kent planlamasında katılım için hukuki düzenlemeler yeterli değildir. Mevcut hukuki yapı katılıma elverişli değildir. Kentliler ve sivil toplum örgütleri planların hazırlanması aşamasında aktif katılım uygulayamamakta, planın uygulanması ve denetlenmesi aşamalarında ise ancak itiraz yoluyla katılımda bulunabilmektedir. Türkiye'de kent planlamasına katılım, pozitif değil negatif bir katılım niteliği taşımaktadır.Türkiye'de kent planlaması tarihinde Atatürk zamanına dek uzanan örnek teşkil edebilecek şehir başkent Ankara'dır. Ankara'nın bugününde sivil toplum örgütleri kentlileri temsilen katılımda bulunma çabası çerisindedir. Hukuki düzenlemelerle desteklenmeyen bu çaba gelişmiş ülkelerdeki katılım örnekleri yanında sönük kalmaktadır.Her şeye rağmen Ankara'da günden güne gelişmekte olan planlamaya katılım, kentlilerin kent kültürünü geliştirmekte, kentlilerin planlı yaşama alışmasını ve saygı duymasını sağlamaktadır. Kent planlamasında halkın katılımında yaşanan gelişmeler Ankara'yı ve Türkiye'yi demokratik yönetim anlayışına adım adım yaklaştırmaktadır.
İmar planlarında arazi ve arsa düzenlemesinin idari yargı açısından incelenmesi
İmar planlarının uygulanmasını kolaylaştırmak, kent planlaması ile güdülen amaçları gerçekleştirmek amacıyla 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi ?arazi ve arsa düzenlemesi? gerçekleştirilmektedir. Arazi ve arsa düzenlemesi ile kadastral parsellerin bir bölümü birleştirilmekteyken, bir kısmı kamu yararı için ortak yaşam alanlarına ayrılmaktadır. Arta kalan yerler ise düzenleme sonrası hak sahiplerine eşitlik ilkesine göre dağıtılmaktadır.Bu tez çalışmasında imar planlarında arazi ve arsa düzenlemesi sonrasında ilgili idareler ile vatandaşlar arasında ne tür sorun ve uyuşmazlıkların yaşandığı idari yargı mercilerince verilen yargısal kararlar doğrultusunda incelenmektedir.Birinci bölümde, arazi ve arsa düzenlemesi ile ilgili tanımlar, imar kavramı, imar planı, imar planı uygulama yöntemleri ve arazi ve arsa düzenlemesinin yasal dayanakları açıklanmaktadır. İkinci bölümde, arazi ve arsa düzenlemesinin uygulama esasları ve parselasyon planlarının hazırlanması/düzenlenmesi idari yargı mercilerince verilen kararlar doğrultusunda incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise, arazi ve arsa düzenleme işleminin iptali için idari yargıda iptal davasının açılması esasları, dava dilekçesinin kapsamı, aynı dilekçe ile dava açılabilecek durumlar; parselasyon işlemlerine karşı açılacak olan iptal davalarında görev ve yetki, ehliyet, idari işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, iptal davası açmada süre, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin, 2981 sayılı Kanunun ek-1. maddesi ile birlikte uygulanmasına ilişkin hükümler ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin 2981 Sayılı Kanunun 10-c maddesi ile birlikte uygulanıp uygulanamayacağı hususları idari yargı mercilerince verilen kararlar doğrultusunda incelenmektedir.Anahtar Sözcükler1.İmar Planları2.Arazi ve Arsa Düzenlemesi3.İdari Yargıda İptal Davası
Türk kamu yönetiminde e-devlet uygulamaları:Emniyet Teşkilatı'nın e-devlet yapılanmasındaki yeri
Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler bilgi toplumunu oluşturmuştur. Bu değişim diğer organizasyonlar gibi devletleri de etkilemiştir.Ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme için,teknolojiyi kullanmak bütün devletler için zorunlu hale gelmiştir.Teknolojiye dayalı yeni devlet modeli e-Devlet olarak ifade edilmiştir.Kamu hizmetlerinin vatandaşlara daha iyi dağıtımı ve daha etkili bir devlet yönetimi e-Devlet modeli ile mümkün hale gelmiştir.Ayrıca;daha az rüşvet,artan şeffaflık,daha fazla rahatlık,gelir artışı ve maliyet azalmaları e-Devlet'in diğer faydalarıdır.e-Devlet;devlet ve vatandaşlar arasındaki ilişkileri daha samimi,rahat,şeffaf ve ucuz hale getirmeyi amaçlamaktadır.Akademik literatürde e-Devlet için yapılmış standart bir tanımlama olmamakla birlikte e-Devlet genel olarak;kamu hizmetlerinin daha hızlı ve verimli sunulduğu bir devlet projesi şeklinde tanımlanmaktadır.Türk kamu yönetimi yapısındaki sorunların çözümü için e-Devlet'i önermeden önce,e-Devlet kavramının çok iyi tanınması gerekmektedir.e-Devlet;kısa zamanda ülkemize adapte edilebilecek bir yönetim modeli değildir. Teknik,hukuksal ve toplumsal altyapılardan sonra e-Devlet'ten bahsetmek mümkün olacaktır.e-Devlet;devletin bütün birimlrinin ve toplumun bütün kesimlerinin katılımı ve koordinasyonuyla başarılı olabilecek bir yönetim modelidir.Türk Emniyet Teşkilatı günümüzde uygulamalarını ve pasaport,vize,sürücü belgeleri ve diğer önemli belgelerle ile ilgili işlemlerini ileri teknolojiyi kullanarak elektronik olarak idare etmektedir.PolNet Türkiye'deki e-Devlet uygulamalarının önemli bir örneğidir.PolNet gibi e-Devlet projeleri ülkemizde e-dönüşümün zor ama imkansız olmadığını göstermektedir.Anahtar Sözcükler1.Kamu Yönetimi2.e-Devlet3.Bilgi Toplumu4.Emniyet Teşkilatı5.PolNet
Kamu personel rejimi içerisinde devlet memurlarının başarısının değerlendirilmesi ve başarıya dayalı ücretin devlet memurlarına uygulanabilirliği
Devlet memurlarının başarısının değerlendirilmesi ve başarıya dayalıücretin Devlet memurları ücret rejimi ile ilişkilendirilmesi bu çalışmanın temelçerçevesini oluşturmaktadır.Çalışmanın birinci bölümünde, başarı değerlendirmesi kavramı elealınmış, kavram tanımı yapıldıktan sonra başarı değerlendirmesine ilişkinteorik bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, devlet memurlarının başarısınındeğerlendirilmesine ilişkin ilgili mevzuatta yer alan açıklayıcı bilgilere yerverilmiştir. Üçüncü bölümde ise, ücret ve başarı değerlendirmesine dayalıücrete ilişkin açıklayıcı bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde, ülkemizkamu yönetiminde uygulanmakta olan kamu personeli ücret rejimiincelenmiş, kamu yönetimi reformu kapsamında yer alan Kamu YönetimiTemel Kanun Tasarısı, Kamu Personeli Rejimi Kanun Tasarısı ve kalkınmaplanlarında yer alan başarı ve başarıya dayalı ücret kavramı irdelenmiş,başarı ve başarıya dayalı ücret sisteminin gerek mevcut mevzuatçerçevesinde uygulanmasında gerek se reform çalışmaları çerçevesindeuygulanmaya geçmesi halinde ortaya çıkabilecek sorunlar ve bunlara yöneliköneriler üzerinde durulmuştur.Sonuç bölümünde ise, yapılan değerlendirmeler ışığında konu birbütün olarak ele alınmış ve başarıya dayalı ücretlendirmenin Devletmemurlarına uygulanması hakkında bazı değerlendirmelere yer verilmiştir.
Türkiye`de organize suçlar içerisinde narkotik suçlarının yeri ve durumu
Organize suç kavramı üzerinde henüz uzlaşılmış bir tanım mevcut değildir.Organize suçun çok yönlü ele alınmadan incelenmesi bu konuda mücadele edenbirimleri yanlış yönlendirecektir. Sadece hukuki açıdan değil sosyolojik açıdan dakonunun incelenmesi ile organize suçun veya mafianın ne olduğu ortaya konabilir.Türkiye'de organize suçların gelişimine bakıldığında, mafianın köklerininOsmanlı mparatorluğu'na; özellikle Celali syanlarına kadar uzandığı görülmektedir.Bu doğrultuda külhanbeyleri ve kabadayılar bugünkü organize suç patronlarınınöncüleri sayılmaktadır.Cumhuriyet dönemine bakıldığında ise bu tür yapılanmaların kökenindedönemsel olarak ülkede çeşitli nedenlerle devlet otoritesinin zaafa uğraması sonucumeydana gelen boşluğu doldurmak üzere ortaya çıkan yeni güç odaklarının yattığıgörülmektedir. Özellikle 1960'lı yıllarda organize suçların değişim geçirerek dahaprofesyonel hale gelmeye başladıkları görülmektedir. Bu yıllardan itibaren Türkmafiası uyuşturucu madde kaçakçılığı (özellikle eroin kaçakçılığı) ile uğraşmayabaşlamıştır.Uyuşturucu madde kaçakçılığı, yapısı itibariyle bir organize suçtur. Uyuşturucumadde kaçakçılığını motive eden etkenler; uyuşturucu madde bağımlılığınınyaygınlığı, uyuşturucu madde fiyatları, terörist faaliyetler ve meydana gelen siyasideğişikliklerdir.Türkiye, bölücü ve sol terör örgütlerin uyuşturucu madde kaçakçılığı yoluylaeylemlerine finansman sağladıkları bilinciyle uyuşturucu madde kaçakçılığını birinsanlık suçu olarak görmüş ve bu suç tipine karşı devletin tüm kurumlarıyla birlikteçok yönlü olarak mücadele etmektedir.Yıllardır doğu ile batı arasında bir kültür ve ticaret köprüsü olan Türkiye, aynışekilde uyuşturucu madde kaçakçılığında da bir köprü görevi görerek çift taraflıakıma maruz kalmaktadır. Türkiye'de, özellikle esrar, ecstacy ve kokain kaçakçılığı içpiyasaya yönelik olarak yapılmakta iken afyon ve türevleri, captagon ve asetikanhidrit kaçakçılığında Türkiye doğu ile batı arasında transit bir ülkedir.Organize suçlar bağlamında uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadeleninuluslararası işbirliği içerisinde ve profesyonel bir şekilde sürdürülmesi gerekmektedir.Bu kapsamda Türkiye'de önemli adımlar atılmıştır. Nitekim TADOC sayesindemücadeleci birimlerde çalışan personel ve hatta bölge ülkelerin personeli teknolojininsunmuş olduğu en son imkânlardan faydalanarak eğitilmektedirler.Uyuşturucu madde kaçakçılığıyla, devletin tüm kurumları arasındakoordinasyon sağlanarak tam donanıma sahip mücadeleci birimler vasıtasıylamücadele edilmelidir. Ancak, salt polisiye tedbirler ile bu mücadelenin başarıyaulaşması mümkün değildir. Bu faaliyetlerin yanında halk da sürekli olarakbilinçlendirilerek ve bilgilendirilerek mücadeleye ortak edilmeli ve toplumun pozitifdeğerleri artırılmalıdır. Bu bağlamda ahlaki çöküntü ve toplumsal yozlaşmanın önünegeçilmesi büyük önem arz etmektedir.Türkiye'de 2000 ile 2005 yılları arası meydana gelen kaçakçılık, mali veorganize suç olaylarına bakıldığında yaklaşık % 35'ini narkotik suçu oluşturmaktadır.Uyuşturucu madde kaçakçılığı ile karapara aklama olayları gündeme gelmeyebaşlamıştır.MASAK'ın yapmış olduğu çalışmalar kapsamında karapara aklama suçunailişkin olarak Cumhuriyet Başsavcılıklarına karapara aklama suçunun işlendiğigerekçesi ile suç duyurusunda bulunulan dosyaların % 41'ini uyuşturucu maddeticareti oluşturmaktadır.
Turizmin kentleşme sürecine etkileri: Alanya örneği
Tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de, turizm faaliyetleri çok hızlı birbiçimde artış göstermektedir. Turizmin gelişmesi ile birlikte özellikle turizmbölgelerindeki kent ve kasabalarımızın dokusunda önemli değişimleryaşanmaktadır. Bu esnada tarihi eserler ve geleneksel dokunun korunmasıgibi önemli konular göz ardı edilmeden, kent içi ulaşımın düzenlenmesinin,kentsel çevre kalitesinin arttırılması ve kent kimliğinden kentli yaşamkalitesine uzanan bir kentsel gelişmenin uygulanması ülkemize gelenyabancı turistlerin memnuniyetini kazanmak açısından bir zorunluluktur.Çalışma alanımız olan Alanya'da son dönemlerdeki turizmfaaliyetlerinin artması ile kentleşme konusunda da önemli gelişmeler sözkonusudur. Bu süreçte öncelikle turizm sektörü ile ilgili şehir planlamasisteminin, toplumsal değerleri içeren bir şekilde, planlama, tasarım vemimarlık açısından ekolojik Rönesans diye nitelendirebileceğimiz yaklaşımınilkelerine uyumlu duruma getirilmesi gerekmektedir.
Türkiye'de mahalli idareleri yeniden yapılandırma çalışmaları
146 ÖZET Ülkemizde yerel yönetimler son yıllarda reform veya yeniden yapılandırma süreci yaşamaktadırlar.Bu süreç yerel yönetim reformunun genel kamu yönetimi reformu ile ilişki içerisinde bulunduğu bir ortamda ele alınmalıdır. Bu karşılıklı ilişki ortamında, yerel yönetim reformunun ekonomi, siyaset bilimi ve kamu yönetimi ile ilgili eğilim ve gelişmelerden etkilenmekte olduğu görülmektedir. Fakat hangi eğilimin etkili olduğunu söylemek ve belirlemek oldukça zordur. Bu durum ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. Bu çerçevede dünyadaki reform stratejilerindeki değişimler ve yerel yönetim reformunu etkileyen bütün eğilim ve gelişmeler Türkiye'de de yapılacak yerel yönetim reformunda göz önüne alınmalıdır.