Theses supervised by Doç. Dr. Ali Yıldırım

10 theses · Fırat University, Tokat Gaziosmanpaşa University

Master'sOpen AccessTR

Klasik Türk edebiyatında ?delilik? kavramı (Fuzûlî, Nâ'ilî, Fehîm-i Kadîm, Şeyh Gâlib Dîvânları ve Fuzûlî'nin ?Leylâ vü Mecnûn? mesnevîsi)

Tasavvufî düşüncenin hâkim olduğu Klasik Türk Edebiyatının söz dağarcığı, madde âlemine ait varlıkları, durumları karşılayan ve gündelik dile ait olan kelimelerden meydana gelmektedir. Bu durum, tasavvufî düşüncenin gündelik dile ait kelimelere tasavvufî anlamlar yüklenmesi suretiyle ifade edilmesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla da Klasik Türk Edebiyatında kullanılan ve gündelik dile ait olan kelimelerin çoğu, zahirî anlamlarının altında batınî/tasavvufî bir anlam barındırmaktadır. Klasik Türk Edebiyatında, insanlık mertebelerinden birini karşılayan ?delilik? kavramının kullanılış amacı da Klasik Türk Edebiyatının bu özelliğini tam olarak yansıtmaktadır.Klasik Türk Edebiyatında ?delilik? kavramı, birbirinden oldukça farklı olan, hatta birbirinin zıddı olarak değerlendirilebilecek nitelikte iki durumu ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Bunlardan ilki, deliliğin gerçek anlamıyla doğrudan bir ilgisi olmayan, yaratılışın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan ?ikilik? durumunu ifade eden ve çaba sarf ederek bu durumdan kurtulanlar hariç bütün insanlığı kapsayan bir deliliktir.İkincisi ise tıbbın ve inanç sahasının ortak konusu olan, deliliğin gerçek anlamıyla yakından ilgili olan ve aşk sebebiyle ortaya çıkan bir deliliktir. Biri, diğerine zemin hazırlayan veya biri diğerini mümkün kılan iki delilik türünün meydana getirdiği bir süreç hâlinde karşımıza çıkan bu delilik, zahirî ve batınî olmak üzere iki katmanlı bir anlama sahiptir. Çaba sarf edilerek ulaşılabilen bu delilik, aynı zamanda Klasik Türk Edebiyatındaki ?âşık? tipinin farklı bir kimlikle karşımıza çıkmasıdır. İki aşamadan meydana gelen bu delilik, Fuzûlî'nin ?Leylâ vü Mecnûn?unda da Leylâ'nın ve Mecnûn'un şahsında verilmektedir.Sınırlı ve ortak bir malzemeyle şiirlerini söylemiş olan Klasik Türk Edebiyatı şairlerinin şiirlerinde, kelime tekrarlarına sık sık rastlamak mümkündür. Çoğu za¬man, Klasik Türk Edebiyatının sınırlı bir söz dağarcığına sahip olmasının bir so¬nucu olarak değerlendirilebilecek olan bu kelime tekrarları, bazen de söz konusu tekrarları yapan şairin hayatı veya kişiliğiyle ilgili çeşitli ipuçları taşıyabilmektedir.Bu çalışmada, Klasik Türk Edebiyatının ortak malzemesi içinde yer alan ?delilik? kavramının arka plandaki anlamı üzerinde durulmuş ve ?delilik? kavramı eksenindeki kelimeleri şiirlerinde sık sık tekrar eden Fehîm-i Kadîm'in hayatı ve kişiliğiyle söz konusu kavram arasındaki ilişki ve paralellikler tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Akıl, aşk, deli, delilik, Leylâ, Mecnûn

Ayşegül Akdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
10
DoctorateOpen AccessTR

Dönüşüm sürecindeki insanın sembolik seyahati ve hüsn ü aşk örneği

İnsan, eşref-i mahlûkat olduğunun farkına vararak kendisini ve Rabb'ini bilmesi için yeryüzüne indirilir. Kendisine bir erginlenme(tekâmül) mekânı kılınan dünyada değişik sınamalardan geçen insanın, yaratılış hikmetini gerçekleştirdiği takdirde dönüşümünü tamamlayarak yeniden geldiği dinginlik mekânına döneceği kabul edilir. Bu dairesel yolculuk dâhilinde insanın geçirmiş olduğu içsel tekâmül ve dönüşüm, bir kahramanın macerası ekseninde mitlerde, masallarda, destanlarda, mesnevilerde, romanlarda sonsuz çeşitlikte, sembolik bir seyahat bağlamında sürekli yinelenir. İnsanın fıtratı gereği hissettiği sonsuzluk iştiyakının bir tezahürü olarak ?ayrılış ? sınanma/erginlenme ?dönüş? eksenindeki bu sembolik dönüşüm yolculuğunu Şeyh Gâlib'in ünlü mesnevisi Hüsn ü Aşk'ta da bulmak mümkündür.?Dönüşüm Sürecindeki İnsanın Sembolik Seyahati ve Hüsn ü Aşk Örneği? ismini taşıyan bu çalışmada, yolculuk ve dönüşüm arasındaki ilginin anlatıldığı giriş bölümünün ardından yukarıda belirtilen sıra dâhilinde genelden özele; insanın, anlatı dünyasındaki kahramanın ve son olarak da Hüsn ü Aşk mesnevisinde Aşk'ın sembolik dönüşüm yolculuğu incelenmiştir.

Ahmet Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Divan edebiyatında nazirecilik geleneği ve Hevâyî'nin nazirelerinden oluşan divanı

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Divan Edebiyatında Nazirecilik Geleneği ve Hevâyî'nin Nazirelerden Oluşan Divanı Sinan YILDIRIM Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 2004; Sayfa : XXVI + 167 Hevâyî 17. yüzyılın sonlan ve 18. yüzyılın başlarında yaşamış bir şairdir. Hezl tarzı şiirler yazmakla en çok tanınan şairlerden biridir. Hevâyî'nin üzerinde çalıştığımız eseri hezl tarzındaki nazirelerden oluşmaktadır. Dolayısıyla çalışmamızda Hevâyî hakkında bilgi verildikten sonra nazire ve hezl hakkında da bilgi verilmiştir. Eserde Divan şiirindeki klasik konular diğer Divan şairlerindeki kadar çok yer almamaktadır. Aynı zamanda eserde dini terimler çok az kullanılmaktadır. Üzerinde çalıştığımız eser Divan edebiyatının farklı bir yönünü ortaya koyması bakımından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Divan şiiri, Hevâyî, Nazire, Hezl

Divan edebiyatıDivan şiiriDivanlar+5
Sinan Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Pîrî-zâde Mehmed Sâhib hayatı, edebi kişiliği, eserleri ve divanı'nın tenkitli metni

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Pîrî-zâde Mehmed Sâhib, Hayatı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı 'nın Tenkitli Metni. Meral TOPAL T. C. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Elazığ-2004, Sayfa: XI + 235 "Pîrî-zâde Mehrned Sâhib, hayatı, edebî kişiliği, eserleri ve divanının tenkitli metni" konulu yüksek lisans tezi üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Sâhib'in hayatı ve kişiliği araştırılmış, şairin eserleri tanıtılmış, yazma divanının nüshaları incelenmiştir. İkinci bölümde, Sâhib'in şiirleri içerik yönünden incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Sâhib divanının karşılaştırılmalı metni hazırlanmıştır. Pîrî-zâde Mehmed Sâhib, 17. yy'da İstanbul'da doğmuş ve 1749 yılında İstanbul'da ölmüştür. 17. yy 'İm divan şairlerinden Nâbi'den etkilenmiştir. Şairliğinin yanı sıra ilmî yönüyle de dikkat çekmektedir. Şair Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazmıştır. Şiirlerinde atasözleri, deyimler ve veciz sözler sıkça kullanmıştır. Şiir ve şair hakkındaki düşüncelerini özellikle "gazel" şeklinde yazdığı şiirlerin son beyitlerinde açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Sâhib, Divân, Nâbi, Tenkitli Metin, Tahlil.

BiyografiDivan edebiyatıDivan şiiri+4
Meral Topal
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Hazm'ın ahlâk anlayışı

Ahlak, insanların davranışlarını düzenlemeyi amaçlayan ve bunu yaparken bireyin iyiyi ve kötüyü ayırt etmesini sağlamaya çalışan erdemlerin başında gelmektedir. Felsefede ahlak ve ahlaka dair sorunlar yüz yıllardır tartışılagelmekte ve günümüzde de güncelliğini muhafaza etmektedir. İslam tarihinde ahlaka dair tartışma yoğunluğu dönemsel olarak çoğalmış ya da azalmıştır. Bu bağlamda Endülüs'te yetişmiş seçkinlerden olarak bilinen, hayatı da en az fikirleri kadar çok yönlü bir âlim olan İbn Hazm'ın ahlak anlayışı, çalışılmaya değer bir konu olarak karşımıza çıktı. İbn hazm, başta hadis ve fıkıh olmakla birlikte, felsefe, tarih, edebiyat ve kelam ilimleriyle de ilgilenmiş, dinleri karşılıklı olarak incelemiş sünni kelam ekolünü sert bir şekilde eleştirmiş bunu yaparken de felsefe ve mantık disiplinlerinden çokça yararlanmıştır. İbn Hazm'ın ahlaka dair temel eseri,"Müdâvâtü'n-Nüfûs"tur. İbn Hazm, felsefenin temelde nefsi eğitmek olduğunu dünya ve ahiret mutluluğunun kapısını aralayan şeyin ahlak erdemine göre insanın yaşamını tasarlayabilmesinden geçtiğini söylemektedir. Zahiri düşüncenin coğrafyamızda çok karşılığının olmaması ve bu konudaki eserlerin azlığı İbn Hazm'ın Ahlak Anlayışının önemini ve araştırmaya değer olduğunu ortaya koymaktadır.

Fatma Zehra Çimen
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yunan mitolojisinde kozmogoni ve yaratılış

Bu tez, Yunan mitolojisindeki kozmogoni ve yaratılış hikayelerini incelemektedir. Aynı zamanda mitlerin genel özellikleri ve bu mitlerin antik Yunan toplumundaki rolü üzerinde durulur. Mitlerin, toplumun değerlerini, dünya görüşünü ve evrenin işleyişini nasıl açıkladığına dair genel bir bakış sunulur. Mitlerin sembolik anlatımları ve öğretici nitelikleri, kozmogoni mitleri bağlamında incelenir. Yunan mitolojisi, antik Yunan kültürünün kozmik düzen ve evrenin kökenleri hakkındaki inançlarını yansıtan zengin bir efsane ve hikâye bütünüdür. Tez, Hesiodos'un Theogonia adlı eserinden başlayarak, Yunan mitolojisindeki evrenin başlangıcına dair mitleri ve tanrıların soy ağacını ele alır.

Betül Çimen Işıkay
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Ömer Ferit Kam'ın din ve felsefe anlayışı

Bu tez, II. Meşrutiyet döneminde yaşamış önemli düşünürlerden biri olan Ömer Ferit Kam'ın din ve felsefe anlayışını tarihsel, düşünsel ve kavramsal bağlamlarıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, dönemin sosyo-politik atmosferini dikkate alarak Kam'ın felsefi eğilimlerinin ve dini yaklaşımlarının şekillendiği fikrî zeminleri ortaya koymayı hedeflemiştir. Bu kapsamda, II. Meşrutiyet'in getirdiği özgürlükçü ortam, düşünce hareketleri ve felsefi tartışmalar bağlamında Ömer Ferit Kam'ın eserleri analiz edilmiştir. Tezin birinci bölümünde, II. Meşrutiyet'in sosyo-politik ve düşünsel ortamı ele alınmış, Ömer Ferit Kam'ın hayatı ve edebi kişiliği tanıtılmıştır. İkinci bölümde, Kam'ın İslam düşüncesine katkıları, akıl-nakil dengesi, inanç ve ibadet özgürlüğü ile dini çoğulculuğa bakışı değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise onun felsefe anlayışı metafizik, ontoloji, bilgi ve ahlak felsefesi gibi alt başlıklarla incelenmiş; özellikle din-felsefe ilişkisine dair yaklaşımı detaylandırılmıştır. Ömer Ferit Kam'ın hem dinî hem felsefî alanda sentezci bir tavır sergilediği, İslam düşüncesini modern meselelerle buluşturma çabası içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Bu yönüyle Kam hem döneminin entelektüel iklimine hem de günümüz düşünce dünyasına önemli katkılar sunan özgün bir şahsiyet olarak değerlendirilmektedir.

Betül Nur Adıyaman
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hristiyan gnostik cemaatler ve aralarındaki farklar

Gnostisizm, kökeni antik döneme dayanan ve adını kutsal bilgi anlamına gelen "gnosis" teriminden alarak, mistik ve felsefi bir yapı sergileyen bir öğretidir. Temelde düalist bir anlayışa sahip olan gnostisizmin kökeni üzerine yapılan araştırmalar, bu akımın Hellenizm, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi dini geleneklerle ilişkili olduğunu öne sürse de daha güçlü bir görüş, gnostisizmin bu geleneklerle etkileşim içinde gelişmiş olduğudur. Erken dönem Hıristiyan cemaatlerinde ortaya çıkan gnostik ekoller ve figürler hakkında, modern döneme kadar yeterli bilgi bulunmamaktaydı. Ancak Nag Hammadi Kütüphanesinin keşfi, bu konuda yeniden derinlemesine inceleme yapma ve fikir geliştirme imkânı sunmuştur. Bu çalışmada, erken dönemde ortaya çıkan gnostik ekollerin kurucuları ve öğretileri üzerine mevcut bilgiler ele alınmış ve bu ekoller arasındaki belirgin farklar incelenmiştir.

Mehmet Sait Oruç
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bedreddin Simâvî'nin din tasavvuru

Bu tez çalışmasında, Osmanlı'nın düşünce tarihinde hem ilmî birikimiyle hem de siyasi duruşuyla öne çıkan Şeyh Bedreddin Simâvî'nin din anlayışı incelendi. Özellikle Vâridât adlı eserinden yola çıkılarak, onun Allah tasavvuru, Vahdet-i Vücûd yorumu, insan iradesi ve kader arasındaki ilişkiye bakışı, ahiret inancı, cennet ve cehennem anlayışı, nübüvvet ile ilgili görüşleri ve kötülük problemi gibi temel konulara yaklaşımı ele alındı. Bedreddin, İslam düşüncesinde sıkça tartışılan birçok konuyu klasik anlayışın dışına taşıyarak, tasavvufi ve felsefi bir dil kullanarak yorumlamayı tercih etmiştir. Ön plana çıkan bazı görüşlerinin olduğu görülüyor. Özellikle "her şey Allah'ın bir tecellisidir" düşüncesi onun varlık anlayışının temelini oluşturur. Allah ile evren arasında keskin bir sınır koymak yerine, tüm varlığı ilahi hakikatin yansımaları olarak görmesi, Vahdet-i Vücûd düşüncesine bağlılığını ortaya koyar. Bu yüzden doğayı, insanı ve hatta kötülüğü bile mutlak hakikatin parçaları olarak değerlendirir. İnsan iradesi konusunda, insanın kendi fiillerinin mutlak sahibi olmadığını, her şeyin Allah'ın takdiriyle gerçekleştiğini öne sürer. Bedreddin, cennet ve cehennemi fiziksel mekânlar olmaktan çok, insanın iç dünyasında yaşadığı ruhsal hâller olarak yorumlar. Bu deneyimlerin sadece öldükten sonra değil, bu dünyada yaşanabileceğini savunur. Böylece daha bireysel bir ahiret tasavvuru ortaya koyar. Öte yandan ona göre hakikat sadece kitaplarda aranmaz; kalbe doğan ilhamla, keşif yoluyla, sezgiyle de anlaşılabilir.

Abdüssamed Özer
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Seneca'da tanrısal öngörü ve kötülük problemi

Bu çalışma kötülük problemini Seneca'nın düşünceleri bağlamında ele almayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yapılarak hazırlanan bu çalışmada Seneca'nın De Providentia ve Ad Luciluim Epistulae Morales adlı eserleri incelenmiştir. İçerik analizi ile ulaşılan sonuçlara göre Seneca panteist bir filozof olarak kötülük problemine dair birçok teodise ileri sürmüş, evrende var olan ve insan üzerinde etkili olan kötülüğün tek başına hiçbir anlam ifade etmediği kanaatine ulaşılmıştır. Seneca olası kötülükleri ya insanın kendi iradesiyle doğaya uygun davranmadığı için ya da Tanrı'nın insanları sınayarak onları daha güçlü varlıklar yapmak istemesiyle aslında kötülük değil iyilik yapmış olmasıyla açıklamıştır. Birçok filozofun yaptığı gibi Seneca da Tanrı'nın varlığı ile evrendeki kötülükleri uzlaştırma çabasına gitmiştir. Seneca'nın kötülük problemine dair yaklaşımını ifade ettiği en kritik kavramın ise "yazgı" olduğu görülmektedir. Ona göre insanın yazgıya sabretmesi ve ortaya çıkan her türlü durumu da hoşnutlukla kabul etmesi gerekir. Böylece tanrısal yazgıya boyun eğilirse güçlüklerin üstesinden gelinebilecek ve kötülük diye yorumlanan şeyin de aslında iyilik olarak gizlendiğinin farkına varılacaktır.

Ayşe Orhan
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors