Theses supervised by Doç. Dr. Fuat Güllüpınar

10 theses · Anadolu University

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki bilişim suçlarının sosyolojik bir analizi: Tehditler ve çözüm stratejileri

Bu çalışmanın amacı, teknolojik gelişmeler sayesinde hayatımızın her alanının dijitalleştiği günümüzde, bilişim suçlarının nedenlerini ve yarattığı riskleri, faillerin özellikleri ve motivasyonlarını sosyolojik açıdan analiz ederek, bilişim suçlarının izlediği seyir hakkında genel bir bilanço çıkarmaktır. Bu kapsamda bilişim suçlarının teorik açıklamaları, mevzuattaki yeri, bilişim suçlarıyla mücadele yöntemleri, sosyal medyanın bilişim suçu içindeki rolü ve suç öncesi koşullar ayrıntılı olarak soruşturulacaktır. Çalışmanın bulgularına göre, sosyal medya ve bilişim teknolojileri sayesinde işlenen suçların arttığı ve bu kapsamda bilişim suçlarından çocuk istismarı ve kişisel bilgilerin farklı amaçlarla suiistimali suçlarında ciddi düzeyde artış olduğu anlaşılmaktadır. Son olarak, bu çalışmada bilişim suçlarındaki genel bilançosu değerlendirilerek eğitim, denetim, uluslararası işbirliği ve mevzuat ölçeğinde çözüm önerileri getirilerek, Türkiye'deki bilişim suçlarıyla mücadele edebilmek için bireysel ve kamusal ölçekte uygulanabilecek tedbirlere yer verilmiştir. Ayrıca, bilişim suçlarına yönelik devlet eliyle yapılacak denetimlerin yeterliliği ve yerindeliği konusu tartışılarak, denetimlerle kişi hak ve özgürlükleri ihlal edilmeden verilecek bir mücadele için nasıl bir yol izlenebileceği hakkında öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilişim, Bilişim suçu, Sosyal medya, Suç, Fail, Türkiye.

Bilgisayar suçlarıSosyal medyaSosyolojik analiz+3
Furkan Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine tarihsel sosyolojik bir değerlendirme

Bu çalışmada, Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı tartışmaları üzerine ortaya atılan farklı görüşlerin sistemli bir biçimde analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç çerçevesinde döneminde kendi çağdaşlarını etkileyebilmiş özgün çalışmalar incelenerek tartışmaya ışık tutulması hedeflenmektedir. Bu çalışma, betimsel bir araştırma türü olup çalışmada doküman/belge tarama tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda çalışma Türk düşünce dünyasında Osmanlı devlet ve toplum yapısı üzerine geliştirilen tahlillerin dönemsel sınırlılıklarını göz önünde bulundurarak Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet ve toplum yapısını tarihsel sosyolojik bir çerçevede değerlendirmiştir. Bu çalışmada, öncelikle Osmanlı toplum yapısını anlamak için tarihsel sosyolojik bir bakış açısının nasıl olması gerektiği üzerinden bir tartışma yürütülmüş ve sonrasında bu bakış açısından hareket ederek Osmanlı Devleti'nin kuruluş süreci, devlet yapısı ve üretim biçimi farklı düşünürlerin düşünceleri etrafında değerlendirilmiştir. Bu nedenle bu araştırmada Osmanlı Devleti'nin toplum yapısını açıklamak için kullanılan feodalizm, doğu despotizmi ve Asya tipi üretim tarzı (ATÜT) kavramları karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda çalışmada, alanyazındaki önde gelen tarihçi, sosyolog, iktisatçı ve siyaset bilimcilerin Osmanlı devlet ve toplum yapısı hakkında olan değerlendirmeleri karşılaştırmalı bir biçimde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Asya Tipi Üretim Tarzı, Doğu Despotizmi, Feodalizm, Osmanlı Toplum Yapısı, Tarihsel Sosyoloji

DüşünceDüşünce tarihiDüşünce yapısı+7
Berat Dağ
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarının boş zamanlarını organize etme tutumları üzerine sosyolojik bir inceleme: İstanbul'da bir saha çalışması

Bu çalışmanın amacı, İstanbul'daki farklı gelir gruplarından ebeveynlerin ortaokul çağındaki çocuklarının boş zamanlarını organize etme davranışları ile sahip oldukları sosyal, kültürel ve ekonomik sermayeleri arasındaki ilişkiyi sosyolojik olarak analiz etmektir. Ebeveynlerin çocuklarının hane içi ve hane dışı sosyalizasyonlarına yönelik tutumları çocukların eylemde bulunabilme kapasitesi (agency) odağında ele alınmaktadır. Çalışmanın örneklemi, 2016-2017 akademik yılında İstanbul'a bağlı Üsküdar ilçesinin farklı mahallelerindeki iki ortaokula giden çocukların ebeveynleridir. Nitel yöntemin benimsendiği bu çalışma kapsamında, amaçlı örnekleme tekniğiyle belirlenen 365 ebeveyne anket uygulaması yapılmış ve kota örnekleme tekniğiyle belirlenen 37 ebeveyn, öğretmen ve idareciyle yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Saha çalışmasından elde edilen veriler ışığında orta gelirli ailelerinin çocuklarının sosyalizasyon ortamlarının büyük ölçüde sokak gibi kurguya açık alanlardan kapalı mekânlara dönüştüğü ifade edilebilir. Sürekli hedef koyan pragmatist eğilimlere sahip ebeveynler, çocukların meşgul oldukları faaliyetleri daha yoğun ve çok yönlü biçimde gözetim altına almaktadır. Çocukların kendilerine özgü akran kültürü oluşturma süreçlerinin ebeveynlerin otoritesine doğrudan bağımlı olduğu tespit edilmiştir. Yeni medya araçlarının, ebeveynlerin evde ve dışarıda çocuklar üzerindeki denetim ve tahakküm alanlarını genişleterek bir süper gözetim aygıtı haline geldiği bulgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Çocuk, Boş zaman, Ebeveyn Otoritesi, Çocukluk Sosyolojisi,İstanbul.

Aile tutumuAna-baba tutumuBoş zamanları değerlendirme+6
Hamide Elif Üzümcü
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde yeni istihdam politikaları ve esnek çalışma ilişkileri: Eskişehir'de ücretli öğretmenler üzerine bir saha araştırması

Bu araştırmanın temel amacı, ücretli öğretmenlerin çalışma koşullarını, yaşam standartlarını, çalışma ilişkilerini ve emek süreçlerini nasıl deneyimlediklerini anlamaya ve açıklamaya çalışan sosyolojik bir analiz yapmaktır. Araştırma genel çerçevede neoliberal süreçle değişen çalışma hayatını, yeni istihdam biçimleri ve eğitimdeki esnekleştirme sürecini, eğitimin ticarileştirilmesini, bilginin ve eğitim kurumlarının piyasalaşmasını ve öğretmenlik mesleğinde yaşanan yapısal dönüşümler hakkında ücretli öğretmenlerin tutum ve görüşlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra araştırma kapsamında okul idarecilerinin ve eğitim sendikalarının yönetici görüşleri de ele alınarak konuya dair farklı bakış açıları sunulmaktadır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yapılmaktadır. Çalışmanın grubunu, Eskişehir'de, MEB'e bağlı okullarda esnek ve güvencesiz istihdam edilen 33 ücretli öğretmen ve 19 okul idarecisinin yanı sıra 4 eğitim sendika yöneticisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak tüm bu eğitim bileşenlerinin esnek ve güvencesiz istihdam biçimlerine yönelik görüşleri nitel veri toplama tekniklerinden görüşme tekniği ile alınmıştır. Saha çalışmasından elde veriler çerçevesinde değerlendirildiğinde, öğretmenlik mesleğindeki istihdam çeşitliliği ve yapısal dönüşümler ücretli öğretmenlerin hayatında ekonomik, sosyal, kültürel ve mesleki yönlerden birçok farklılıklar ortaya çıkarmıştır. Ücretli öğretmenler düşük ücretle, iş güvencesizliğiyle, gelecek belirsizliğiyle, iş yoğunluğu ve düzensiz çalışma saatleri ile baş etmektedirler. Okul idarecilerine ücretli öğretmenlik istihdamı ek iş yükü getirmektedir. Ayrıca, ücretli öğretmenlik istihdamı, farklı çalışma koşulları ve sunulan kurumsal fırsatların zayıflığı nedeniyle hem öğretmenlik mesleğinin prestijinin ve çekiciliğinin azalmasına hem de aynı kurumda aynı işi yapan insanların daha kötü olanaklara sahip olmasının çalışma barışının ve kurum kültürünün oluşmasında çok büyük bir engel oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Esnek çalışma, Ücretli öğretmenlik, Güvencesizlik, Metalaşma, Proleterleşme, Eskişehir

Esnek çalışmaEğitimEğitim politikaları+7
Nilgün Dali
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Göç, kültür, kimlik üzerine sosyolojik bir analiz: Sakarya ili küpçüler ve güneşler örneği

Bu çalışmanın amacı; Doğu illerinden Sakarya ili Küpçüler ve Güneşler mahallelerine gerçekleşen göçün sebep ve sonuçlarına ve göç sonrası göçmenlerin deneyimledikleri toplumsal etkilerinin neler olduğuna ilişkin sorulara cevap aramaktır. Çalışmada, göçmenlerin göç sonrası yerleştikleri bu yerlerde mekânsal ve toplumsal ayrışma yaşayıp yaşamadıkları ve yerleştikleri bölgelerde nasıl bir kültürel ve sosyal dönüşüm geçirdikleri analiz edilmiştir. Karşılaştıkları sosyal ve ekonomik sorunlar karşısında göçmenlerin tepkileri ve sorunlara yaklaşım biçimleri de bu çalışmanın temel konularından birini teşkil etmektedir. Metodolojik olarak, Doğu illerinden kaynaklanan iç göçün yoğunlaştığı Sakarya ili Güneşler ve Küpçüler mahallelerindeki göçmenlerle 20 kişi ile yüz yüze derinlemesine görüşme ve 152 kişi ile anketler kullanılarak alan taramasına ilişkin bilgi ve bulgular toplanmıştır. Alan taramasında öncellikle göçmenlere meslekleri, yaşları, nereden göç ettikleri, cinsiyetleri, göçmenlerin göç etme nedenleri, göç etme aşamasında nasıl ve kimlerle karar verdikleri ve göç ettikten sonra yerleştikleri yerin kültürel ve sosyal yapısı da göz önünde bulundurularak, kendi kültürel ve kimliklerinde nasıl bir dönüşüm geçirdikleri üzerinde durulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Göç, Kültür, Kimlik, Sosyal Dışlanma, Mekânsal Ayrışma

GöçlerGöçmenlerKimlik+7
Nazim Işık
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

AVM'lerdeki satış görevlilerinin çalışma koşulları ve deneyimleri: İzmir'de sosyolojik bir saha araştırması

Bu çalışmada; İzmir'de farklı semtlerde konumlanmış alışveriş merkezlerinde (AVM'lerde) çalışan satış görevlilerinin çalışma koşulları ve bu bireylerin çalışma deneyimleri mercek altına alınmaktadır. 'AVM çalışanlarının çalışma koşulları nasıl bir görünüm arz etmektedir?' ve 'Çalışanlar bu çalışma koşullarını nasıl algılamakta ve deneyimlemektedirler?' soruları araştırmanın ana problemlerini oluşturmaktadır. Bu problemlerin cevap bulması, son on senede oldukça popüler yaşam alanları hâline gelen—alışveriş, yemek, eğlence, spor, eğitim, hobi ve iş olanakları sunan—alışveriş merkezlerinin çalışanlar üzerindeki etkilerini ortaya koymak açısından önemlidir. Bu çalışmada, karma araştırma metodolojisinden yararlanılmıştır. Nicel teknik olarak ölçek içeren anket, nitel araştırma tekniği olarak yüz yüze derinlemesine görüşmeler uygulanmıştır. Örnekleme yöntemleri ise küme örnekleme ve kartopu örneklemedir. Saha araştırması sekiz AVM'de gerçekleştirilmiş, nihai anket yedi AVM'de 389 satış görevlisi tarafından doldurulmuştur. Derinlemesine görüşmeler ise 35 satış görevlisi ile gerçekleştirilmiştir. Neoliberal ekonomik politikaların sistematik hale getirdiği örgütsüzlük, esnekleşme, güvencesizlik ve kuralsızlık gibi çalışma koşullarının ücret, çalışma saatleri, sosyal güvence ve diğer haklar açısından çalışanların aleyhine işlediği, bu çalışmadaki bulgular ile desteklenmektedir. Araştırma bulgularına göre, AVM satış görevlileri açısından çalışma hayatlarına ilişkin en önemli olumsuzluğun esnek çalışma saatleri olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında fiziksel/ergonomik zorluklar, ücret yetersizliği ve duygusal emek çalışanlar için önemli görülen diğer olumsuzluklardır. Özellikle duygusal emek olgusunun çalışanların iş tatminine ve satış görevliliği mesleğine ilişkin hissedilen sosyal statüye olumsuz şekilde etki ettiği anlaşılmaktadır. Estetik emek olgusu beklentilerin tersine çalışanların büyük bir çoğunluğu tarafından olumsuz olarak değerlendirilmemektedir. Çalışanın işindeki memnuniyeti ise yaş, çalışılan sektör ve gelir değişkenleri tarafından farklı oranlarda etkileniyor görünmektedir. Ayrıca, kadın ve erkek çalışanlar arasında gelir seviyesi ve yöneticilik pozisyonlarına yükselme fırsatları açısından belirgin bir fark bulgulanmış, AVM'lerde cinsiyetçi çalışma ilişkilerinin güçlü olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak satış görevlilerinin tüketim toplumunun tüketim dinamiklerine ayak uydurdukları anlaşılmaktadır.

Alışveriş merkezleriDuygusal emekEsnek çalışma+7
Emre Başcı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fakir Baykurt ve Kemal Tahir yapıtlarında köy ve köylülük olgusu: Karşılaştırmalı sosyolojik bir değerlendirme

Bu çalışmanın amacı, Fakir Baykurt ve Kemal Tahir'in eserlerinde ele alınan köy/köylüler hakkındaki tasavvur, tahayyül ve bakış açılarının karşılaştırılması ve sanatçıların ele aldıkları toplumsal gerçeklikleri edebi olarak nasıl inşa ettiklerini ilişkisel bir analiz ile ortaya koymaktır. Köyün/köylünün yaşam koşullarında meydana gelen toplumsal değişimin, edebiyatçıların bakış açılarını da belirlediği ve dönüştürdüğünü ileri sürebiliriz. Toplumsal yaşamdan ayrı olmayan sanatsal faaliyetler, sanatçıların gerçekliğin kurgusal inşası ile belirli bir dönüşüme uğrar. Sanatçıların bireysel, siyasal, ekonomik yaşam şartlarından ayrı olarak düşünülemeyecek bakış açıları ve sanatsal ürünleri, anlamını toplumsal, bireysel ve edebi yaşamın ortak bir temsilinden alır. Türkiye'de 1940-1960 arası dönemde yaşanan CHP'nin tek parti dönemi, Çok partili hayata geçiş, Demokrat Parti'nin iktidar oluşu ve buna bağlı olarak köylülerin siyasal gelişmeler adına aracı rolü üstlenmesi, köyün yapısal dönüşümünü beraberinde getirmiştir. Savaş yıllarında çıkartılan Milli Korunma Kanunu (1940), savaşın sonunda çıkartılan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (1945), savaş sonrası ABD desteğiyle sağlanan Marshall Yardımları (1948) köyün toplumsal anlamda değişimini hızlandıran süreci beraberinde getirmiştir. Köylünün ise yaşam koşulları, bu siyasal ve ekonomik dönüşümden etkilenmiştir. Fakir Baykurt ve Kemal Tahir'in köyde/köylüde batıl inançlar, din, eğitim, ekonomik yapı, toplumsal cinsiyet, ilerleme/yenilik gibi olgular üzerinden belirli bir karşılaştırmaya tabi tutulan eserleri, köylünün içinde bulunduğu inanç, gelenek ve maddi koşulların, yine köylü -kendisi- tarafından nasıl değerlendirildiği üzerinde durularak aktarılmıştır. Fakir Baykurt ve Kemal Tahir'in bu olgular üzerinden ele alınan eserleri karşılaştırıldığında bazı benzerlikler ve farklılıklar ön plana çıkar. Buna göre, Fakir Baykurt'un köyü ya da köylüyü ele alırken haksızlıklar karşısında sessiz kalmayan bazı "roman kahramanları", Kemal Tahir eserlerinde pasif, çıkarcı, biat etmeye müsait bir hal alır. Köylünün, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini içselleştirmesi ve ilerleme/yenilik fikrine karşı kapalı tutumu, dinin gündelik hayatın her alanını kuşatması, eğitime pragmatik bakış Kemal Tahir'in eserlerinde sıklıkla karşılaşılan ögeler iken, Baykurt'un eserlerindeki köylüler çoğu durumda yeniliklere açık, toplumsal cinsiyet eşitliği ve eğitim konusunda duyarlı, dinle mesafeli bir ilişkilenme olarak biçimlenir. Anahtar Kelimeler: Köy, Köylülük, Köy Edebiyatı, Edebiyat Sosyolojisi.

Baykurt, FakirEdebi eserlerKemal Tahir+6
Ebru Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Suriyeli çocukların eğitim durumlarının değerlendirilmesi: Kızıltepe örneği

Bu çalışma 2011 yılında Suriye'de yaşanan iç savaş sonrasında Türkiye'ye göç edip Mardin ilinin Kızıltepe ilçesine yerleşen eğitim çağındaki göçmen çocuklarının eğitim sürecindeki deneyimlerini ve eğitim sorunlarını analiz edip, sorun alanlarını tespit ederek yaşadıkları sorunlara çözüm önerileri sunmayı hedeflemiştir. Nitel yöntemle yapılan bu araştırma kapsamında, 20 Suriyeli Ortaöğretim öğrencisi, 6 veli, 5 öğretmen, 3 Suriyeli gönüllü eğitici (Koordinatör), 5 eğitim kurumu yöneticisi, 2 il-ilçe milli eğitim yöneticisi (Şube Müdürü) ve 4 (2 Sendika, 2 dernek) sivil toplum örgütü yöneticisi olmak üzere 45 kişi ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Saha çalışmasını gerçekleştirdiğimiz Kızıltepe'de eğitimine devam eden Suriyeli çocukların eğitim durumlarını incelediğimizde okulda yaşadıkları temel sıkıntının dil ve buna bağlı olarak iletişim sorunu olduğu görülmektedir. Katılımcıların neredeyse tamamı çocukların dil ve buna bağlı olarak iletişim sıkıntısı yaşadığını ifade etmiştir. Bu temel sorunun yanında Suriyeli çocuklar eğitimleri sürecinde, dersleri anlamada güçlük, buna bağlı olarak derslerde başarısızlık, dışlanma ve önyargılara maruz kalma, okul kültürüne uyum sağlayamama gibi pek çok konuda sıkıntı yaşamaktadırlar. Eğitim sürecinde yaşanan sorunların çözümüne yönelik olarak, Türkçe dil kurslarının artırılması, farklı programların uygulanması ve eğitimleri sürecinde mülteci çocuklara uzman desteğinin verilmesi gibi öneriler ön plana çıkmıştır. Ayrıca rehberlik çalışmalarını artırılması, sosyalleşme çalışmalarına ağırlık verilmesi ve okuldaki tüm personele hizmet içi eğitimin verilmesi diğer öneriler arasındadır.

EğitimEğitim politikalarıEğitim sorunları+4
Abdurrahman Abay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı lise türlerinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin şiddet algısı üzerine sosyolojik bir inceleme: Kayseri'de bir saha araştırması

Bu çalışmanın amacı liselerde yaşanan şiddet olayları, akran zorbalığı ve şiddet algısının lise türlerine göre farklılaşmasının arka planında yer alan sosyolojik nedenleri, lise türlerine göre karşılaştırmalı olarak ortaya çıkarmaktır. Bu çerçevede farklı lise türlerinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin lise türü tercihinde etkili olan dinamiklerin varlığı ile birlikte; ailelerin gelir düzeyi, aile tipleri, göç, aile içi şiddet, yaşanılan çevre, öğrenime devam edilmekte olan okulunşiddet kültürü; sigara, alkol ve madde bağımlılığı, medya ve internet alışkanlıkları, bir yakının ceza evinde olması ve şiddeti tercih edilebilir kılan düşünüş biçimlerinin lise türlerine göre farklılaşmasının sosyolojik nedenleri sorgulanmıştır. Bu çalışma farklı lise türlerinde öğrencilerin şiddet algılarını şekillendiren nedenleri ve şiddet algılarını nasıl anlamlandırdıklarını sosyolojik temelde incelemesinin amaçlanması nedeniyle nicel verilere ihtiyaç duyulmuştur.Araştırma nicel verilerin derlendiği araştırma deseni ile yapılandırılmış betimleyici bir araştırmadır. Temel konusu lise öğrencilerinin şiddeti algılayış biçiminin lise türlerine göre farklılaşmasının ardında yatan sosyolojik nedenleriortaya çıkarmak bu araştırmada öğrencilerin ailelerinin sosyoekonomik durumları, eğitim durumları gibi demografik özellikleri şiddeti algılayış ve şiddete maruz kalma ve şiddet ortamları incelenmiştir. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kayseri İli Tomarza İlçesinde öğrenime devam eden farklı lise türlerinden seçilen dört lisede anket uygulaması ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın temelinde sınanmaya yönelik bir bakış açısı olduğu için pozivitist yöntem seçilmiştir.

Eğitim sosyolojisiKayseriLise öğrencileri+4
Yıldırım Erdoğan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Spor aracılığıyla bedenin göstergeleşmesi: Eskişehir'de body-fitness yapanlara yönelik sosyolojik bir saha araştırması

Bedenin göstergeleşmesi kısaca, bedenin değerini ve anlamını görünmekten/ göstermeden/ görünüşünden alması ve bu gösterme/görünme ediminin bireyin varoluşsal gerekçesini önemli ölçüde belirlemesi durumudur. Bu çalışmada bedenin göstergeleşme süreci body-fitness yapan bireyler üzerinden anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Eskişehir'de yaşayan; farklı meslek, yaş ve gelir gruplarına ait, belirli bir süredir body-fitness yapan kişilerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma desenlerinden etnografik yöntem temel alınarak 22'si erkek 5'i kadın toplam 27 kişi ile derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Elde edilen verilerden 1 ana kategori altında 15 tema elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre body-fitness aracılığıyla beden göstergeleşmekte ve birey üzerinde ontolojik sonuçlar doğurmakta; bedensel görünüş, bireyin benliğinin ve anlam dünyasının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bedenin göstergeleşmesiyle birlikte sınıf, toplumsal cinsiyet, tüketim, cinsellik gibi olguların yerleşik kabulleri bir yandan yeniden kurulurken diğer yandan kaynaşıp iç içe geçmektedir. Body-fitness yapanlarda ağır antrenmanları, yoğun diyetleri, sıkı çalışmaları; soğuk günlerde bedeni açıkta bırakacak kıyafetler giymeyi içine alan yeni tür çilecilikler göze çarpmaktadır. Body-fitness aracılığıyla geliştirilen bedenlerin sürekli olarak daha kaslı olmasına yönelik arzu, bitimsiz bir çabaya ve ideal olana ilişkin imkânsızlık duygusu yeterliliğin, doyumun ve memnuniyetin sürekli ertelenmesine yol açmaktadır. Diğer yandan bakış ve beden arasında spekülatif bir ilişki biçimi bulunmaktadır. Bu ilişki biçimi, bireyin kendi bedenine ve ideal bedene yüklediği anlamı önemli ölçüde belirlemektedir. Tüm bu süreç araçsal rasyonalite ilkelerine uyum ve bağlılıkla gerçekleşmektedir.

BedenEskişehirFitness+1
Muhammet Nurullah Çakmak
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2020
00

Other supervisors