Theses supervised by Doç. Dr. Fatih Gürbüz

10 theses · Çukurova University, Bayburt University

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk endokrinoloji polikliniğine puberte gecikmesi nedeniyle başvuran hastaların etyolojik dağılımı

ÖZET: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Endokrinoloji Polikliniğine 1 Ocak 2008 ile 1 Ocak 2011 tarihleri arasında puberte gecikmesi nedeniyle başvuran toplam 112 çocuk (13-20 yaş arası, ortalama 15,53 ± 1,68 yaş, 54'ü (%48,2) erkek, 58'i (%51,8) kız ) çalışmaya dahil edildi. Puberte gecikmesi tanısı kız çocuklarda 13 yaşını bitirmiş olmasına karşın meme gelişimi henüz başlamaması (Tanner Evre I), erkek çocuklarda ise; 14 yaşını bitirmiş olmasına karşın testis hacmi 4ml'nin altında (Tanner Evre I) olması şeklinde tanımlandı . FSH ve LH için 2 IU/ml'nin altındaki değerler prepubertal, Testosteron için 20 ng/dl (714 pmol/L)'nin altı prepubertal, E2 için ise 1,9 ng/dl (73 pmol/L) 'nin altındaki değerler prepubertal olarak kabul edildi. Olguların 90'ında (%80,4) hipogonadotropik hipogonadizm (48'i erkek (%53,3), 42'si (%46,7) kız ), 22'sinde (olguların %19,6'sı , 6 olgu (%27,3) erkek, 16 olgu (%72,7) ise kız) ise hipergonadotropik hipogonadizm saptandı. Hipogonadotropik Hipogonadizmli hastalar; İzole Kalıcı Hipogonadotropik Hipogonadism , Yapısal Büyüme Geriliği ve Puberte Gecikmesi ve Fonksiyonel Hipogonadotropik Hipogonadizm (Kronik Hastalığa eşlik eden) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Olguların tümü değerlendirildiğinde, çalışmadaki 112 hastanın 42'sinde (%37,5) izole kalıcı hipogonadotropik hipogonadizm (18 olguda normosmik idiopatik hipogonadotropik hipogonadism ,bu 18 olgunun 3'ünde TACR3 mutasyonu bulundu), 19 olguda (% 16,96) Yapısal büyüme geriliği ve puberte gecikmesi, 29 olguda (%25,89) fonksiyonel hipogonadotropik hipogonadizm , 22 olguda (%19,6) ise hipergonadotropik hipogonadizm saptandı . Literatürdeki çalışmaların çoğunun aksine puberte gecikmesinde en sık etyolojik neden olarak kalıcı idiopatik hipogonadotropik hipogonadizm , ikinci sıklıkta ise Fonksiyonel Hipogonadotropik Hipogonadism bulduk. Bunun nedeni olarak Yapısal Büyüme Geriliği ve Puberte Gecikmesi olan olguların çoğunun erkek olduğu düşünüldüğünde, dış merkezlerde üroloji uzmanlarınca puberte indüksiyonu amacıyla testosteron replasmanına ve ayrıca ünitemizin hipogonadotropik hipogonadizm açısından genetik nedenleri araştıran referans merkezi olması ve buna yönelik hipogonadizm hastalarının genetik incelenmesi amacıyla merkezimize yönlendirilmesine bağlı olduğu kanısına varılabilir. Çalışmamızın tek kısıtlayıcı yönü ise retrospektif olması nedeniyle güncel literatürde bildirilen Yapısal Büyüme Geriliği ile Hipogonadotropik Hipogonadism ayrımında kullanılan inhibin B ve Anti Müllerian Hormon düzeylerinin hastalarda bakılmamış olmasından dolayı hasta dosyalarından bu bilgilere ulaşılamamış olmasıdır.

Endokrin sistem hastalıklarıErgenlikEtyoloji+2
Fatih Temiz
Çukurova University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Büyüme hormonu tedavisi alan çocuk hastaların klinik ve demografik özellikleri

Büyüme Hormonu Tedavisi Alan Çocuk Hastaların Klinik ve Demografik Özellikleri Amaç: Bu çalışmanın amacı boy kısalığı nedeniyle büyüme hormonu tedavisi alan hastaların klinik, demografik özellikleri ve büyüme hormonu tedavisine yanıtlarının değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı tarafından takipli, 01.01.2010 ile 31.12.2020 tarihleri arasında büyüme hormonu tedavisi başlanan 192 hastanın dosyaları retrospektif olarak incelendi. Hastaların tedavi öncesi ve tedavi sonrası antropometrik verileri, tedaviye yanıtları ve büyüme hormonu tedavisini etkileyen faktörleri incelendi. Bulgular: Çalışmaya 100'ü (%52,1) erkek, 92'si (%47,9) kız toplam 192 hasta alındı. Hastaların ortalama başvuru yaşı 8,91±4,54 yıl iken, tedaviye başlama yaşı ise 10,35±3,96 yıldı. 128'i (%66,7) izole büyüme hormonu eksikliği, 17'si (%8,9) çoğul hipofiz hormonu eksikliği, 30'u (%15,6) Turner sendromu, 17'si (%8,9) diğer olarak tanı aldı. Tedavi öncesi ortalama boy SDS -3,53±1,34, izlem süresi 4,51±3,15 yıl, tedavi süresi ise 2,81±2,22 yıl idi. Toplam 192 hastanın 63' ü final boyuna ulaşmış olup, ortalama final boyu 149,89±15,7 cm, ortalama final boy SDS ise -2,16±1,51 olduğu saptandı. Final boyuna ortalama ulaşma yaşı ise 15,52±2,57 yıl idi. Sonuç: Tedaviye başlama yaşının, tedavinin birinci yıl ve üçüncü yıl boy SDS üzerine etkili varken, final boy ile anlamlı bir ilişkisi saptanmamıştır. Tedavi öncesi boy SDS değerinin tedavinin birinci, ikinci, üçüncü yılı ve final boy SDS değerleri ile ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca büyüme hormonu başlangıç dozu ile tedavinin birinci yılı boy SDS ve final boy SDS arasında da ilişki mevcuttur. Final boy SDS değerini etkileyen faktörler; başvuru boy SDS, başvuru vücut ağırlığı SDS, tedavi öncesi kemik yaşı, tedavi öncesi boy SDS, büyüme hormonu başlangıç dozu ve tedavinin birinci yılındaki uzama olduğu kanısına varılmıştır.

BoyBoy kısalığıBüyüme maddeleri+3
Fuat Kaplan
Çukurova University
2022
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Santral puberte prekoks ve premature telaş tanılı hastalarının vücut sıvı yağ oranlarının değerlendirilmesi

Amaç: Puberte prekoks (erken ergenlik) sıklıkla karşımıza çıkan, biyolojik, psikolojik ve sosyal olarak çocukları etkileyen bir hastalıktır. Bu etkilerin azaltılması için GnRHa (gonadotropin releasing hormon analoğu) kullanılan en yaygın tedavidir. Bu çalışmamızda prematüre telarş tanılı olgularının takiplerde vücut sıvı-yağ dağılımının değerlendirilmesi ve takiplerdeki değişim oranlarını gözlemlemeyi, ayrıca santral puberte prekoks tedavisinde kullanılan GnRHa'larının vücut sıvı-yağ kompozisyonuna etkisini prospektif olarak tanımlamayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji polikliniğine Ocak 2021- Temmuz 2021 arasında erken ergenlik şikâyeti ile başvuran ve 'Prematür Telarş' veya 'Santral Puberte Prekoks' tanısı konulan kız çocukları çalışmaya alındı. Prematür telarş tanısı alan çocuklar tedavisiz izlenirken, 'Santral Puberte Prekoks' tanılı hastalara GnRH analoğu başlandı. Prematür telarşla izlenen hastaların biyoempedans cihazı (Tanita BC480) ile vücut yağ sıvı oranları 3 ay aralarla toplam 3 kez ölçüldü. Santral puberte prekokslu hastalar ise tanı anında, tedavi sonrası 3. ayında ve tedavi sonrası 6. ayda olmak üzere 3 kez tartıldı. İlk tanı anında hastaların takvim yaşı, kemik yaşı, tanı yaşı, vücut ağırlığı (VA), vücut ağırlığı SD, boy, boy SD, vücut kitle indeksi (VKİ), VKİ SD, pubertal muayenesi, radyolojik görüntülemesi, tedavi protokolleri kaydedildi. 11 hasta prematür telarş grubunda, 46 hasta santral puberte prekoks grubunda olmak üzere toplam 57 kız çocuğundan değerlendirildi. Tamamen sağlıklı, pubertal bulguları yaşına uygun 62 kız çocuğu kontrol grubu olarak çalışmaya alınarak, antropometrik verileri kaydedildi ve biyoempedans cihazı ile vücut yağ-sıvı oranları kaydedildi. Bulgular: Prematüre telarş ve santral puberte prekoks tanılı toplam tüm hasta grubunun antropometrik değerleri (boy, boy SD, VA, VA SD, VKİ, VKİ SD) kontrol grubundan anlamlı olarak daha yüksek saptandı. Tedavi verilen grup olan santral puberte prekoks grubunun; ortalama total vücut yağ ağırlığı, vücut yağ yüzdesi ve total vücut sıvı miktarı değerleri GnRHa tedavisi sonrası istatistiksel olarak anlanmlı düzeyde arttı, ancak sıvı yüzdesi değişmedi. Prematür telarş grubunun kilogram cinsinden yağ ölçümleri ise takiplerde azaldı. Diğer ölçümlerinde ise anlamlı bir değişim saptanmadı. Sonuç: Erken ergenlik şikâyeti olan hastaların VA, VA SD, VKİ, VKİ SD değerleri kontrol grubundan fazladır. Çalışmamız VA ve VKİ değerlerinin fazla olmasının erken ergenliğe katkı sağlayan faktörlerden birisi olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca GnRH agonisti kullanımının vücut yağ miktarını, yağ yüzdesini ve sıvı miktarının artışına neden olduğu, ancak toplam vücut sıvı yüzdesinde değişikliğe yol açmadığını göstermiştir. Bu da GnRH analog tedavilerinin muhtemelen iştahta artışa neden olabileceğini düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Puberte prekoks, Prematüre telarş, GnRH agonisti, vücut sıvı-yağ oranları

ErgenlerErgenlikErken ergenlik+3
Ece Özdemir
Çukurova University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitsel şarkı ve oyunlarla işlenen fen bilimleri dersinin akademik başarı ve kalıcılık üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 4. sınıf Fen Bilimleri dersi "Maddeyi Tanıyalım" ünitesinde eğitsel şarkı ve oyunlarla işlenen derslerin öğrencilerin akademik başarılarına ve kalıcılığına etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılının 1. döneminde Bayburt il merkezinde bulunan MEB'e bağlı Cumhuriyet İlkokulunun iki şubesindeki 38 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Sınıflardan biri deney grubu (n=22) olarak, diğeri ise kontrol grubu (n=16) olarak rastgele seçilmiştir. Araştırmada deney grubu öğrencileri eğitsel şarkı ve oyunlarla öğrenimini sürdürürken, dersler kontrol grubunda Fen Bilimleri öğretim programına dayalı olarak geliştirilen ve MEB tarafından onaylanan ders kitaplarının önerdiği öğretim yöntem ve modellerine göre yürütülmüştür. Uygulama öncesinde ve sonrasında, veri toplama aracı olarak Maddeyi Tanıyalım Başarı Testi (MTBT) deney ve kontrol grubu öğrencilerine uygulanmıştır. Veriler SPSS 21 programıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için bağımlı (Paired Samples t-test) ve bağımsız (Independent Samples t-test) gruplar t testi kullanılmıştır. Ön testlerden elde edilen veriler değerlendirilmiş olup grupların denk olduğu görülmüştür. Yapılan istatistiki çalışmalar sonucunda; eğitsel şarkı ve oyunlarla işlenen derslerin öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı ve başarılarında kalıcılık sağladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Maddeyi tanıyalım, eğitsel şarkı ve oyunlar, akademik başarı, kalıcılık düzeyi.

Eğitsel oyunlarFen bilgisiFen bilgisi dersi+7
Ezelnur Çeker
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimin ilk okuma ve yazma başarısına etkisi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitimin ilk okuma ve yazma başarısına etkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın uygulaması, Erzurum ilindeki devlet ilkokullarından kolay örnekleme tekniği ile seçilen ilkokullarda öğrenim gören 116 ilkokul birinci sınıf öğrencisi üzerinde yapılmıştır. Betimsel tarama modelinde olan bu araştırma için gerekli olan veriler öğrenci bilgi formuyla, okuma ölçeğiyle ve yazma ölçeğiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde Fark Testleri (ikili gruplarda bağımsız örneklem t-testi, üçlü ya da daha fazla gruplarda ise tek yönlü anova testi) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır;  İlk okuma ve yazmada, okul öncesi eğitimi alan ilkokul birinci sınıf öğrencileri ile okul öncesi eğitimi almayan ilkokul birinci sınıf öğrencileri arasında anlamlı farklılıklar vardır. Okul öncesi eğitimi alan öğrenciler ilk okuma ve yazmada daha başarılıdır.  İlkokul birinci sınıfta cinsiyetin, ilk okuma ve yazma başarısı üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.  İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin sosyo-ekonomik düzeyleri, öğrencilerin ilk okuma ve yazma başarılarını etkilemektedir. Sosyo-ekonomik düzeyleri yüksek olan öğrenciler diğer öğrencilere göre ilk okuma ve yazmada daha başarılıdırlar.  İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin anne veya baba eğitim düzeyleriyle ilk okuma veya ilk yazma başarıları arasında anlamlı farklılıklar vardır. Öğrencilerin anne veya baba eğitim düzeyleri yükseldikçe ilk okuma veya ilk yazma başarıları da yükselmektedir.

Okul öncesi eğitimOkuma-yazmaOkuma-yazma öğretimi+2
Alaaddin Tehci
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının fen ve teknoloji okuryazarlığı düzeylerinin ve fen öğretimine yönelik tutumlarının incelenmesi

Teknolojik gelişmelerin büyük bir hızla devam etmesi, hayatın her alanında bu gelişmelerin etkisinin görülmesini beraberinde getirmektedir. Fen bilgisi de bu alanlardan biridir ve böylece fen ve teknoloji okuryazarlığı konusu önem kazanmıştır. Sınıf öğretmeni adaylarının fen öğretimine yönelik tutum ve temel fen okuryazarlığı düzeyinin belirlenmesi ve fen öğretimine yönelik tutum ve temel fen okuryazarlığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi bu çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Bu amacın gerçekleştirilmesi için 198 kişinin katılım gösterdiği bir araştırma uygulaması yapılmıştır. Veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların kişisel bilgilerini belirlemek üzere Demografik Bilgi Formu, ikinci bölümde Fen Öğretimine Yönelik Tutum Ölçeği ve üçüncü bölümde Temel Fen Okuryazarlığı Testi olmak üzere toplam 112 soru katılımcılara yöneltilmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre temel fen okuryazarlığı ile fen öğretimi arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Dolayısıyla sınıf öğretmeni adaylarının temel fen okuryazarlığının artması ile birlikte fen öğretimine yönelik tutumları da olumlu yönde gelişmektedir. Anahtar Kelimeler: Fen, sınıf öğretmeni adayları, fen ve teknoloji okuryazarlığı, fen öğretimi.

Aday öğretmenlerFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+5
Semanur Arıcı Dağ
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin ve fen bilimleri öğretmen adaylarının çevre bilgi ve çevre eğitimi öz-yeterlik düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Araştırmada, fen bilgisi öğretmenlerinin ve fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre bilgileri ve çevre eğitimi öz-yeterlik düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelemek amaçlanmaktadır. Bu amaç kapsamında araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Iğdır ilinde görev yapan fen bilgisi öğretmenleri ve Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümündeki öğrenim gören 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden "Kolay Ulaşılabilir Örnekleme" yoluyla belirlenmiş 110 fen bilgisi öğretmeni ve 110 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kışoğlu (2009) tarafından geliştirilen Çevre Bilgi Testi ve Özlü (2012) tarafından geliştirilen Çevre Eğitimi Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 25. paket programına işlenmiş olup yapılan analizler neticesinde araştırmanın veri toplama araçlarının normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Bu yüzden araştırmada non-parametrik testler olan Kruskal Wallis H ve Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Yapılan analizler neticesinde araştırmada; fen bilgisi öğretmen adaylarının öz-yeterlik düzeyinin orta, fen bilgisi öğretmenlerinin ise yüksek düzeyde olduğu, çevre bilgi puan ortalamalarının fen bilgisi öğretmenlerinin orta seviyenin üzerinde, fen bilgisi öğretmen adaylarının ise orta seviyede olduğu saptanmıştır. Yaş değişkeni açısından fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre eğitimi öz-yeterlik düzeylerinin anlamlı bir farklılık göstermediği, fen bilgisi öğretmenlerinin ise "Alan Bilgisi", "Öğretim Stratejileri" alt boyutlarında 40+ yaş grubundaki öğretmenlerin öz-yeterlik puanları 26-30 yaş ve 31-35 yaş grubundaki öğretmenlerden anlamlı şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Ayrıca yaş değişkeni açısından fen bilgisi öğretmenlerinin ve fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre bilgi puan ortalamalarının anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeni açısından araştırmada fen bilgisi öğretmenlerinin ve fen bilgisi öğretmen adayların çevre eğitimi öz- yeterlik düzeylerinin anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Cinsiyet değişkeninin, fen bilgisi öğretmen adaylarının çevre bilgisi puan ortalamaları açısından anlamlı bir farklılık göstermezken, fen bilgisi öğretmenlerinde erkek öğretmenler lehine anlamlı şekilde bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin hizmet yılı değişkeni açısından çevre bilgi puan ortalamaları ve çevre eğitimi öz-yeterlik puanlarının anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır.

Aday öğretmenlerFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+6
Akın Aykut Konakcı
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi yeterliklerinin öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi

Bu araştırmada; sınıf öğretmenlerinin sınıf yönetimi yeterliklerinin öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel türde genel tarama modeli kullanılmıştır. Bayındır (2001) tarafından geliştirilen anket, Ağrı ili Doğubayazıt ilçesindeki 155 ilkokul 4. sınıf öğretmenine ve 2627 ilkokul 4. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Her iki anket formu iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kişisel bilgiler ve bağımsız sorular, ikinci bölümde bağımlı sorular yer almaktadır. Kaynak gruplar; yaş, cinsiyet, kıdem, mezun olunan okul, medeni hal, öğretim değişkenlerini bilme ve uygulamaları bakımından karşılaştırılmıştır. Çalışma 5 bölümden oluşmaktadır. Bunlar; giriş, literatür incelemesi, yöntem, bulgular ve tartışma, sonuçlar ve önerilerdir. Elde edilen verilerin istatistiki çözümlemelerinde p<0.05 düzeyinde anlamlı bulunan sonuçlar tablolarla gösterilmiş ve değerlendirilmiştir. Anlamlı bir farklılık göstermeyen gruplar araştırma dışı bırakılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin sınıf yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri arasında anlamlı bir fark gözlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre yapılan bazı öneriler şunlardır; etkili sınıf yönetimi ve kaliteli bir iletişim için öğrenciler iyi tanınmalıdır. Kurallar adilce uygulanıp öğretmen olarak iyi bir model olunmalıdır. Ayrıca öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçları göz ardı edilmeden, sınıfın fiziki değişkenleri öğrencilere göre ayarlanmalıdır. Anahtar Sözcükler: Sınıf yönetimi, öğretmen davranışları, sınıfın fiziksel değişkenleri, öğrenci görüşleri.

Mesleki yeterlilikSınıf içi davranışlarSınıf yönetimi+6
Miray Yegen
Bayburt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

STEM uygulamalarının öğrencilerin STEM farkındalıkları üzerine ve "Üçgenler" ünitesindeki başarılarının kalıcılık düzeyine etkisi

Bu çalışmada, lise 9. sınıf matematik dersi "Üçgenler" ünitesinde STEM etkinlikleri ile işlenen derslerin öğrencilerin STEM farkındalıklarına, başarılarının kalıcılığına etkisi ve öğrencilerin STEM yaklaşımı ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmı, iki grup ön test-son test deney-kontrol grubu yarı deneysel desenden, nitel kısım ise durum çalışması deseninden oluşmaktadır. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Türkiye'nin kuzeydoğusunda yer alan MEB'e bağlı bir lisede eğitim gören 33 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın başında deney ve kontrol gruplarına Üçgen Başarı Testi (ÜBT) ve deney grubuna FeTeMM Farkındalık Ölçeği(FFÖ) uygulanmıştır. Araştırmada deney grubu öğrencileri 5 hafta boyunca STEM etkinlikleri ile öğrenimini sürdürürken, dersler kontrol grubunda güncel matematik dersi müfredatına göre yürütülmüştür. Deney ve kontrol grubuna hem uygulama sonunda akademik başarılarını incelemek için, hem de uygulama bitiminden beş hafta sonra başarının kalıcılığını incelemek için ÜBT uygulanmıştır. Ayrıca deney grubuna STEM farkındalık durumundaki değişimi tespit etmek için FFÖ son testi uygulanmıştır. Deney grubundan gönüllü seçilen 6 öğrenci ile görüşme yapılmıştır. ÜBT ve FFÖ'den alınan veriler istatistik programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; STEM etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı ve başarılarında kalıcılık sağladığı görülmüştür. Öğrencilerle yapılan görüşmelerin içerik analizi yapılmış ve STEM etkinliklerinin, öğrencilerin akademik başarılarına, başarılarının kalıcılığına olumlu etkisi bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Akademik başarıFarkındalıkMatematik+4
Hilal Karadeniz
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri dersi güneş sistemi ve ötesi ünitesinde STEM uygulamalarının akademik başarıya ve kalıcılığa etkisi

Bu çalışma, fen bilimleri dersi 7. sınıf öğretim programında yer alan Güneş Sistemi ve Ötesi ünitesinde STEM uygulamalarının kullanılmasının, öğrencilerin akademik başarılarına ve kalıcılığa olan etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı Bayburt il merkezinde bulunan Mehmet Akif Ersoy Ortaokulunun iki farklı şubesinde öğrenim gören toplam 32 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Sınıflardan biri deney grubu (n=15) olarak, diğeri ise kontrol grubu (n=17) olarak rastgele seçilmiştir. Kontrol grubuyla mevcut öğretim programına bağlı kalınarak işlenen fen bilimleri dersi, deney grubunda mevcut programa STEM uygulamaları entegre edilerek işlenmiştir. Uygulama öncesinde ve sonrasında, veri toplama aracı olarak Güneş Sistemi ve Ötesi Başarı Testi (GSÖBT) her iki gruba da uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, SPSS 21 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın problemini ve alt problemlerini test etmek için non- parametrik olan Mann Whitney U, Wilcoxon İşaretli Sıralar testleriyle parametrik olan bağımlı gruplar-t testi kullanılmıştır. Ön testten elde edilen veriler değerlendirilmiş olup grupların denk olduğu görülmüştür. Yapılan istatistikî çalışmalar sonucunda; STEM eğitimine dayalı öğretim uygulamaları ile desteklenmiş fen bilimleri öğretim programının, öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı ve bu başarıdaki artışta kalıcılık sağladığı görülmüştür.

Akademik başarıFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+4
Yasemin Gökçe
Bayburt University · Institute of Graduate Studies
2019
00

Other supervisors