Theses supervised by Doç. Dr. İrge Şener

30 theses · Çankaya University

Master'sOpen AccessTR

Duygusal zeka ile tükenmişlik arasındaki ilişki: Kamu sektöründe bir uygulama

Çalışanların duygusal zekalarının yüksek olması işyerlerinde birçok olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Tükenmişlik ise çalışanların performansını olumsuz yönde etkileyen sorunlardan biridir ve çözümlenememesi durumunda maddi ve manevi kayıplara neden olabilmektedir. Bu nedenle, tükenmişliğe etki eden faktörlerin belirlenmesi önemlidir. Duygusal zeka ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmalarda çoğunlukla sağlık ve eğitim sektörlerinde çalışanlara odaklanılmış olup, kamu kurumlarında yapılan çalışmalar az sayıdadır. Bu çerçevede, bu araştırmanın amacı, kamuda çalışanların duygusal zeka boyutlarının tükenmişlik seviyeleri üzerine olan etkisinin araştırılmasıdır. Bu çalışma ile Ankara ilinde yer alan köklü bir kamu kurumunda çalışanların duygusal zeka ve tükenmişlik seviyelerinin, cinsiyet ve meslek ile ilgili özelliklere farklılığı ve duygusal zekanın tükenmişlik üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Kurumda çalışan 343 kişi ile anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, kamu çalışanlarının cinsiyetlerine göre duygusal zeka seviyelerinde anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır; ancak çalışanların mesleklerine göre duygusal zeka seviyeleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Bununla birlikte, duygusal zekanın alt boyutlarından iyimserlik ile duyguların kullanımının, tükenmişliğin alt boyutlarından kişisel başarı hissi üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Duygusal Zeka, Tükenmişlik, Kamu Çalışanları

Duygusal zekaKamu personeliKamu sektörü+1
Firdevs Gökçe Herece
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İş-aile çatışmasının örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetine etkisi: Beyaz ve mavi yaka çalışanlarda bir uygulama

Günümüzde insan kaynağı bir örgütün en önemli değeridir. İş-aile çatışması, çalışanları ve örgütleri pek çok açıdan etkilemekte, çalışanlar, çalışanların aileleri ve örgütler için olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Diğer taraftan, çalışanların örgütlerine olan bağlılığı, örgütlerin başarısındaki en önemli etkenlerden birisi olarak değerlendirilmektedir. İşten ayrılma niyeti ise işten ayrılma kararı vermenin en önemli öncülüdür. Örgütsel bağlılığı artırarak ve işten ayrılma niyetini azaltarak örgütler kalifiye insan kaynağını elde tutmaya çalışmaktadır. Her ne kadar örgütler üzerinde birinin olumsuz diğerinin ise olumlu etkisi olmasına rağmen, iş-aile çatışması ve örgütsel bağlılık birbiri ile ilişkili kavramlardır. Her iki kavram için de örgüt koşullarının etkisi mevcuttur. Bu nedenle, iş-aile çatışmasının farklı örgütlerde ve farklı pozisyonlarda çalışanlar için araştırılması önemlidir. Bu kapsamda, bu çalışmanın amacı, iş-aile çatışmasının örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetine etkisinin farklı örgüt çalışanları için tespit edilmesi olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, Ankara ilinde hizmet ve üretim sektörlerinde faaliyet gösteren iki örgütteki beyaz yaka ve mavi yaka çalışanların iş-aile çatışması, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma seviyeleri belirlenmiş, bu değerler karşılaştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, iş-aile çatışması ve örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemezken, iş-aile çatışması ile işten ayrılma niyeti arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. İş-aile çatışmasının hem beyaz yaka hem de mavi yaka çalışanların işten ayrılma niyetlerini artırdığı belirlenmiştir.

Örgütsel bağlılıkİş-aile çatışmasıİşten ayrılma niyeti
Zeliha Yurttagül
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların kayırmacılık algıları ile sessizlik davranışları arasındaki ilişki: Kamu sektöründe bir uygulama

Kamu çalışanlarının ülkemizde çalışma hayatı içinde önemli bir yeri vardır. Kamu kurumu çalışanları vatandaşlara farklı hizmetler sağlamaktadırlar, bu nedenle kamu çalışanlarının daha verimli çalışabilmeleri için yapılacak öneriler bu anlamda önemlilik arz etmektedir. Bu çerçevede, kamu sektöründe kayırmacılık ile ilgili yaşanan sorunlar ile ilgili araştırmaların yapılması önemlidir. Çalışanların örgütsel sessizlik davranışları ise boyun eğme, ilgisizlik, korku, fikrini ve düşüncesini açıklayamamalarına neden olmakta, performans düşüklüğü gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada, kamu çalışanlarının kayırmacılık algılarının örgütsel sessizlik davranışları ile ilişkilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bu araştırmada, Ankara'da inşaat sektöründe istihdam edilen 144 kamu personelinden anket tekniği ile veri toplanmıştır. Yapılan analizler neticesinde önemli bulgulara ulaşılmıştır. Kayırmacılık kavramının, örgütsel sessizlik ve alt boyutları olan razı olma, savunma ve prososyal sessizlik ile olan ilişkileri ve örgütsel sessizlik kavramının kayırmacılığın türleri olan nepotizm, favorizm ve kronizm ile ilişkileri incelenmiştir. Gerçekleştirilen analizlerde çalışanların kadro durumlarına göre nepotizm, favorizm ve kronizmin algılarının seviyesinin farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına göre, kamu çalışanlarının kronizm algılarının diğer kayırmacılık türlerine göre daha fazla oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kamu kuruluşlarıKamu personeliKayırma+3
Batuhan Polat
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründe çalışanların güvenlik iklimi ile ilgili algıları

Ülkemizde inşaat sektöründe çalışanların güvenlik ve sağlığı ile ilgili sorunlarının artması sebebiyle, bu çalışmada araştırma kapsamındaki kamu sektörü için ve özel sektörde inşaat alanında faaliyet gösteren orta ölçekli işletmelerde çalışanların güvenlik iklimi algılarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. 183 çalışanı kapsayan araştırma bulgularına göre çalışanların örgütsel güvenlik iklimi ile ilgili algılarının ortalama seviyede olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, araştırma katılımcılarının iş sağlığı ve güvenliğine yönelik tutumlarının seviyesi, güvenlik iklimi ile ilgili diğer boyutlar arasında en yüksek seviyededir. Diğer taraftan araştırma katılımcılarının örgütsel güvenlik iklimi ile ilgili algıları katılımcıların cinsiyetleri ve kıdemlerine göre farklılık göstermekte iken, katılımcıların örgütsel güvenlik iklimi ile ilgili algıları eğitim durumlarına göre farklılık göstermemektedir. Katılımcıların işyerlerindeki güvenlik iklimi ile ilgili algıları kamu sektörü için veya özel sektörde çalışma durumlarına göre farklılığı ile ilgili bulgular da araştırmanın diğer sonucudur.

Güvenlik iklimiKamu sektörüÇalışanlar+5
Mustafa Buğra Koç
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan örgütsel destek ve sosyal desteğin yaşam tatminine etkisi: TSK mensubu rütbeli gaziler üzerinde bir araştırma

Bireylerin yaşam tatmini seviyelerini etkileyen birçok etken mevcuttur. Bu etkenler arasından bireylerin farklı çevrelerden algıladıkları destek seviyesinin yaşam tatminleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yaparken malul olmuş rütbeli gazilere kurumları (TSK) tarafından sağlanan örgütsel destek ile yakın çevresi tarafından sağlanan sosyal desteğin, onların yaşam kalitesine etki düzeyi nicel yöntemler ile tespit edilmiştir. Ankara'da ikamet eden rütbeli gazilerle yüzyüze görüşmek suretiyle, Türkiye'nin çeşitli illerinde ikamet eden rütbeli gaziler ile de elektronik posta aracılığıyla olmak üzere toplam 208 rütbeli gaziye anket uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre; örgütsel destek, sosyal destek ve çalışma arkadaşları desteğinin yaşam tatminini olumlu etkilediği tespit edilirken, aile ve özel insan desteğinin rütbeli gazilerin yaşam tatminleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, gazilere kurumları tarafından sağlanan örgütsel desteğin, algılanan sosyal desteğe göre yaşam tatminlerini daha fazla etkilediği tespit edilmiştir.

Algılanan örgütsel destekGazilerSosyal destek+2
Bayram Yalçın
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal zekanın problem çözme becerisine etkisi: Ankara ilinde görev yapan siyasetçiler üzerinde bir uygulama

Siyasetçiler için oldukça büyük önem taşıyan iki önemli yetenek sosyal zekâ ve problem çözme becerisidir. İletişimin siyasette önem kazanması sosyal zekâyı siyasetçiler için eskiye nazaran daha önemli hâle getirirken, siyasette gelişen rekabet de problem çözme yeteneklerini başarılı bir siyasetçi için zorunlu kılmaktadır. Sosyal zekâ ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin tespitine yönelik gerçekleştirilen bu çalışma Ankara ilinde görev yapan siyasetçiler ile gerçekleştirilmiştir. Sosyal zekâ seviyesini belirlemek için kullanılan yöntemler arasından Tromso Sosyal Zekâ Ölçeği ile birlikte Problem Çözme Envanterine başvurulmuştur. Araştırma örneklemindeki siyasetçilerin sosyal zekâ ve problem çözme becerileri seviyelerinin yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal zekanın sosyal beceri boyutunun siyasetçilerin eğitim seviyesine göre; sosyal farkındalık boyutunun ise siyasetçilerin yaşları, kıdemleri ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösterdiği; siyasetçilerin problem çözme seviyelerinin ise siyasetçilerin yaşları ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Araştırma bulguları üzerine yapılan analizler neticesinde sosyal zekâ ile problem çözme becerileri arasında anlamlı, pozitif yönlü ve orta düzeyli ilişki tespit edilmiştir.

AnkaraProblem çözme becerisiSiyasetçiler+1
Zeynep Yıldırım
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Proaktif kişiliğin ve kültürel değerlerin girişimciliğe etkisi: Türkiye'deki teknoparklarda faaliyet gösteren girişimciler üzerinde bir uygulama

Geçmişten günümüze önemi katlanarak artmaya devam eden girişimcilik kavramı artık devletlerin ekonomik ve sosyo-kültürel politikalarının temellerini oluşturur hale gelmiştir. Bu nedenle, ülkemizde son yıllarda teknoparkların sayısında ve bu teknoparklarda faaliyet gösteren girişimci sayılarında artış olmuştur. Bu çalışmada, teknoparklarda faaliyet gösteren girişimciler özelinde, girişimcilik faaliyetleri için önemli bireysel özellikler arasında yer alan proaktif kişilik özellikleri ile girişimcilerin kültürel değerlerinin girişimcilik özellikleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini oluşturan 191 girişimci ile yürütülen anket uygulaması sonucunda elde edilen bulgulara göre proaktif kişiliğin ve proaktif kişiliğin alt boyutları olan pazar ve ürün odaklılık, çalışanlar ile ilişkiler ile vizyonerlik ve belirsizliğin araştırma katılımcılarının girişimcilik özelliklerini pozitif yönde orta düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, kültürel değerler arasından sadece erillik boyutunun katılımcıların girişimcilik özelliklerini pozitif yönde düşük düzeyde etkilediği ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra, örneklem kapsamındaki girişimcilerin güç mesafesi, bireycilik ve uzun zaman oryantasyonlu olma değerlerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, bu değerlerin erkekler için kadınlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

GirişimcilerGirişimcilikKültürel değerler+2
Ali Murat Nakip
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İşte var olamama davranışlarını etkileyen bireysel ve örgütsel etkenler: Özel hastanelerde çalışan doktorlar üzerinde bir uygulama

Günümüz iş hayatında çalışanların baş etmek zorunda oldukları birçok sorun bulunmaktadır. İşte var olamama bu sorunların başında gelmektedir. Çalışanın fiziksel ya da ruhsal olarak evde dinlenmesi ve çalışmaması gereken zamanlarda işyerinde bulunup çalışması veya çalışıyor gibi görünmesi olarak tanımlanabilen işte var olamama günümüzde sadece çalışanın değil örgütlerin de en önemli sorunu haline gelmiştir. Fiziksel olarak işyerinde bulunmasına rağmen %100 verimlilikle çalışmayan bir çalışan işletme için görünmeyen büyük maliyetlere neden olmakta ve bulunduğu sektörde rekabet avantajını kaybetmesine neden olmaktadır. Kendi içlerinde rekabet halinde olan özel hastaneler ise hem hastalara daha kaliteli hizmet verebilmek hem de sağlık sektöründe lider olabilmek için işte var olamama gibi çalışanlarının karşılaştıkları sorunları çözmek durumundadır. Bu çerçevede, Ankara ili Çankaya ilçesinde bulunan 8 özel hastanede görevli 179 doktor üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Araştırma kapsamında doktorların işte var olamama davranışları üzerindeki örgütsel nedenler (iş güvencesizliği) ve kişisel nedenlerin (kişilik özellikleri) etkisi incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, özel hastanelerde çalışan doktorların cinsiyetlerine göre bazı anlamlı farklar bulunmuştur. Buna göre erkek doktorların kadın doktorlara göre daha fazla niteliksel iş güvencesizliği hissettiği ayrıca kişilik özellikleri açısından kadın doktorlara göre daha dışa dönük ve sorumluluk özelliğine sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde cerrahi tıp bilimlerinde çalışan doktorların dâhili tıp bilimlerinde çalışanlara göre daha dışa dönük kişilik özelliği sergilediği, son olarak sürekli gündüz çalışan doktorların nöbet artı mesai şeklinde çalışan doktora göre daha fazla işte var olamama davranışı gösterdikleri ve niceliksel iş güvencesizliği hissettikleri ortaya çıkmıştır. Ek olarak nöbet artı mesai şeklinde çalışan doktorların sürekli gündüz çalışan doktorlara göre sorumluluk kişilik özelliklerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca niceliksel iş güvencesizliğinin işte var olamama davranışı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu, kişilik özelliklerinden sorumluluk, dışa dönüklük ve uyumluluk boyutlarının işte var olamama davranışı üzerinde anlamlı etkilerinin olduğu; sorumluluk ve dışa dönüklük kişilik özelliklerinin işte var olamama davranışını negatif, uyumluluk kişilik özelliğinin ise işte var olamama davranışını pozitif yönde etkilediği sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: işte var olamama, presenteeism, iş güvencesizliği, kişilik özellikleri, doktorlar, özel hastaneler

DoktorlarKişilik özellikleriPresenteeizm+2
Gizem Özyurt
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ruhsal zeka ile karar verme stilleri ilişkisi: Yöneticiler üzerinde bir uygulama

Tarihte ve günümüzde zekayı etkili kullanma ile ilgili, insanların değişik stratejiler denediği yapılan bir çok araştırma ile ortaya konmuştur. 2000'li yılların başından itibaren zeka ile ilgili hız kazanan araştırmaların bir çoğunda ise yöneticilerin, karar verme sürecinde çok farklı yöntemler kullandığı ve bu süreçte farklı zeka türlerinin etkili olduğu görülmektedir. Genel hayat sürecinin içerisinde insanların çoğu, zekalarının tüm boyutlarını değil sadece bilişsel veya duygusal zekalarını kullanmaya alışkındırlar. Bir çok çalışmada ise ancak üç zekanın Duygusal Zeka (EQ), Bilişsel Zeka (IQ) ve Ruhsal Zeka (SQ) bir arada kullanıldığında, olumlu verilere ve sonuçlara ulaşıldığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada, ruhsal zekanın daha fazla anlaşılması için, yöneticilerin Ruhsal Zekanın seviyelerinin Karar Verme Stilleri ile ilişki incelenmektir. Araştırmanın evreni, Ankara, Ostim Organize Sanayi bölgesinde bulunan Savunma, Havacılık, Metal ve Medikal sektörlerinde faaliyet gösteren 452 işletmenin kurucu üst düzey yöneticisi olarak belirlenmiş, araştırmanın örneklemini, 232 üst düzey yönetici oluturmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre yöneticilerin ruhsal zeka seviyeleri arasında cinsiyete ve eğitim seviyesine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı, ancak yöneticilerin ruhsal zeka seviyeleri arasında, yaşa ve çalışma sürelerine göre anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ruhsal zeka ile karar verme stilleri arasındaki ilişki araştırıldığında; kaçınmacı karar verme stili hariç; rasyonel, sezgisel, bağımlı ve ani karar verme stilleri ile ruhsal zeka arasında olumlu ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ruhsal zekanın alt boyutlarının karar verme stilleri üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde, ruhsal zekanın öz-benlik ile amaç ve değerler boyutlarının rasyonel karar verme stilini olumlu yönde etkilediği ve ruhsal zekanın kabullenme boyutunun rasyonel karar verme stili hariç, diğer tüm karar verme stilleri üzerinde olumlu etkisinin olduğu ortaya çıkmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Ruhsal Zeka, Karar Verme Stilleri, Üst-düzey yöneticiler

Karar vermeKarar verme stilleriRuhsal zeka+2
Esra Yurttaş
Çankaya University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal emek ile tükenmişlik arasındaki etkileşimde müşteri ilişkilerinin aracılık etkisi

Hizmet sektörünün gelişmesiyle insan ihtiyaçları da eskiye oranla daha çok artmıştır, çünkü insanlar zamanını iyi kullanmak için hayatlarını kolaylaştırmak isterler. Duygusal emek kavramı hizmet sektörünün gelişmesiyle daha da önemli bir kavram haline gelmiştir. Duygusal emeği en çok sergileyen çalışanlar müşteriler ile yüz yüze etkileşim içerisinde olan çalışanlardır. Bu nedenle taksi şoförlüğü duygusal emeği en çok sergileyen meslekler arasında yer almaktadır. Taksi şoförleri gün içinde birçok müşteriyle etkileşim halinde bulunduklarından dolayı iyi bir hizmet sunabilmek için gerçekten hissettikleri duygular yerine işi için gerekli olan davranış kurallarını sergilemek zorunda kalırlar. Bu da zamanla çalışanın gerçekten hissettiği duygu ile gösterdiği duygu arasında farklılığa yol açar. Bu durum ise tükenmişlik gibi sorunlara yol açabilir. Bu çerçevede, bu çalışma ile duygusal emek ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve müşteri ilişkileri ile ilgili faktörlerinin bu ilişkiyi nasıl etkilediğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, Ankara Umum Otomobilciler ve Şoförler Odasına kayıtlı Ankara'nın Çankaya ilçesinde çalışan 212 taksi şoförü ile anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, duygusal emek ölçeğinin alt boyutlarından yüzeysel davranışın, tükenmişliğin tüm alt boyutları ile, derinlemesine davranış ve doğal duyguların ise sadece kişisel başarı hissi ile istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, duygusal emek ile tükenmişlik arasındaki ilişkide, müşteri ilişkileri ile ilgili bazı değişkenlerin kısmî aracı etkisinin de bulunduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: duygusal emek, tükenmişlik, müşteri ilişkileri, taksi şoförleri

Duygusal emekMüşteri ilişkileriSürücüler+2
Cihan Baykan
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The role of TUBIAK in national innovation system: A qualitative analysis

As one of the prerequisite conditions of economic development, innovation has been discussed in the literature for a long time and still keeps its popularity. In addition, since innovation activities cannot be carried out by institutions or states alone, it is necessary to carry out them within a system in order to advance in this field nationally. Since the establishment and operation of national innovation systems requires an evolutionary and organic approach rather than a mechanical approach, long-term projects and policies are needed. In this study, the role of TUBITAK, which is an important state institution in Turkey's national innovation system, within the system and its effectiveness in this area has been investigated in a qualitative framework of an analysis based on determined documents published since 2000. According to the results of the research, it is seen that while TUBITAK has important roles such as supporting the research and development (R & D) activities financially, providing scholarships and awards for the development of scientists and raising awareness of R & D in the society to contribute to the development of our country, in the national innovation system; it is evaluated that additional studies are needed in order to make the studies carried out within the innovation system more comprehensive. It is expected that the results of the research will be benefited by relevant institutions and researchers working in this field. Key Words: TUBITAK, national innovation system of Turkey, innovation

Research-developmentThe Scientific and Technological Research Council of TürkiyeInnovation+1
İsmail Biçme
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Glass ceiling perceptions of public employees

The fact that a woman enters the working life is important in terms of providing her a place in social life and development of the society. However, as the results of the previous research indicate, although women are involved in work life, they do not take part in the senior management positions satisfactorily, and they perceive a glass ceiling that they cannot overcome. There are many factors which cause glass ceiling syndrome and form barriers in front of women's advancement in organizations; and it is important for organizations to understand and solve the problems associated with it. In accordance, the aim of this study is to determine the relationship between glass ceiling barriers and glass ceiling perceptions. In this respect, a research was conducted in a public institution in Ankara with 250 participants. According to the findings of the research, endurance perceptions, which indicate the belief that women can overcome the glass ceiling when they are given the opportunity, were higher than the other dimensions which are denial, abandonment and acceptance. Significant differences between females and males, between married women and married men, between single women and single men, and according to educational level were obtained in terms of both glass ceiling perceptions and glass ceiling barriers. Furthermore, significant relations were found out between glass ceiling barriers and glass ceiling perceptions. The effect of organizational culture and policies on denial dimension represents the most significant effect according to research findings. In addition, it was found out that denial is positively affected by more barriers when compared to other dimensions. Moreover, the findings represent that individual barriers, which are multiple role asseting and personal choice and preferences; organizational barriers, which are organizational culture and policies and mentoring; and social barriers, which are professional discrimination and stereotypes, have an effect on at least one of the dimensions of glass ceiling perceptions. However, only informal communication and networks, which is one of the organizational barriers, does not effect any of the dimensions of glass ceiling perceptions.

Glass ceiling syndromePublic personnelWorkers
Irmak Yaratım
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Internationalization methods of cosmetics companies in Turkey: A descriptive study

In today's global environment internationalization is inevitable for many companies. Internationalized companies use different methods which differ in terms of risk encountered and rewards gained. Being one of the ancient industries, cosmetics industry is affected from international competition. There exists many well-known brands of Turkish cosmetics companies, and the demand for the products is growing internationally. In line with increasing demand for Turkish cosmetics products internationally, this study focuses on internationalization methods of selected cosmetics companies. Within this frame, the aim of the study is to determine and compare the internationalization methods of cosmetics companies. Based on secondary analysis of data from 20 cosmetics companies, the study is conducted as a descriptive research. As the findings indicate, all of 20 cosmetics companies prefer exporting, regardless of their size and product groups. Besides, according to the findings, most of the companies use direct exporting. Since internationalization is a key factor for the success in the industry, it was noticed that one of the companies use export method since its establishment. It was also found out that some companies use other internationalization methods which are franchising, contract manufacturing and foreign direct investment. The companies that are engaged in such more riskier internationalization methods are large-scaled and older companies. Furthermore, there exists differences in terms of foreign direct investment between Turkish and foreign companies. It was determined that foreign company preferred brownfield investment and acquired the shares of one of the well-known Turkish cosmetics company, whereas greenfield investment was preferred by Turkish company. Key Words: Internationalization, Internationalization Methods, Cosmetics

Cosmetic industryCosmetic sectorInternational enterprises+2
Gül Şengün
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İş aile çatışması ile işkoliklik ve iş güvencesizliği arasındaki ilişki: Teknoparkta çalışan mühendisler üzerine bir araştırma

Her bir sanayi devrimi ile yaşanılan teknolojik gelişim safhası, çalışanların günden güne daha yoğun bir şekilde çalışmalarına neden olmaktadır. Nitekim bu teknolojik gelişmelerin getirmiş olduğu hızlı değişim ve hızlı karar alma zorunluluğu işverenleri ve çalışanları daha fazla çalışma yönünde güdüleyebilmektedir. Ayrıca bilgi iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler nedeni ile iş ve özel hayat sınırı birçok sektörde artık iyice belirsiz bir hal almaktadır. Ara vermeden, devamlı çalışmaya bağlı olarak ortaya çıkan bir duyguyu, sağlığı, mutluluğu ve diğer kişilerle olan ilişkileri negatif yönde etkileyecek düzeyde sürekli çalışmayı ifade eden işkoliklik kavramı, işverenler için verimlilik açısından olumlu gibi görünse de aslında uzun dönemde çalışanın iş aile çatışması yaşamasına neden olabilecek olumsuzlukları barındırmaktadır. Bununla birlikte, çalışanlar bazen kendi sorunları nedeni ile işyerinde daha fazla kalmak isterlerken bazen de iş güvencesizliği nedeni ile bunu bir zorunluluk olarak görebilmektedirler. Bu kapsamda, bu çalışmada Ankara'da bir Teknoparkta çalışan mühendislerin oluşturduğu örneklem üzerinden iş aile çatışması ile işkoliklik ve iş güvencesizliği arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu maksatla 153 katılımcı ile anket yöntemi ile elde edilen veriler, korelasyon ve çoklu regresyon analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, işkoliklik ölçeğinin alt boyutlarından aşırı ve kompulsif çalışma ile birlikte iş güvencesizliği ölçeğinin sadece niceliksel alt boyutu, iş aile çatışması ölçeğinin iş aile ve aile iş çatışması boyutları ile istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. İş güvencesizliğinin ikinci alt boyutu niteliksel iş güvencesizliğinin ise iş aile çatışması üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilememiştir. Ayrıca işkoliklik ve iş güvencesizliği kavramları birlikte incelendiğinde işkolikliğin iş güvencesizliğinin önüne geçerek iş aile çatışmasını yüksek düzeyde etkilediği görülmektedir.

MühendislerTeknoparklarİş güvencesi+3
Samet Aktay
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağı çalışanların çalışma değerlerinin belirlenmesine yönelik Ankara ilinde bir alan araştırması

İşletmeler var olduğu süre boyunca çalışanlara ihtiyaç duyacaktır. Günümüz dünyası işletmeleri neredeyse tüm kuşaklardan çalışanları bünyesinde barındırmaktadır. Geçmiş yıllarda Y kuşağının iş hayatına girmeye başlaması ile değişimler yaşayan işletmeler günümüzde Z kuşağını istihdam etmeye başlamışlardır. Her kuşak diğerlerinden farklı olduğu gibi Z kuşağı da farklılıkları ile iş hayatına girmeye başlamıştır. İşletmeler geleceğe Z kuşağı çalışanlar ile birlikte yönelecekler ve her geçen gün Z kuşağı çalışanlara daha fazla ihtiyaç duyacaklardır. Bu nedenle, işletmelerin geleceği açısından kilit rol oynayan Z kuşağının daha iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda yapılan bu çalışma ile Z kuşağı çalışanların çalışma değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede Z kuşağı çalışanların çalışma değerlerini belirlemek amacı ile Ankara'da 274 Z kuşağı çalışanlarına anket uygulaması yapılmış ve farklı kurumlarda insan kaynakları birimlerinde çalışan 14 yetkili ile de Z kuşağının çalışma değerleri hususlarında görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, Z kuşağı çalışan kadınların, Z kuşağı çalışan erkeklere oranla alturistik (özgecil) çalışma değerlerine ve statü ve iş arkadaşlarına yönelik çalışma değerlerine daha fazla önem verdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, görüşme sonuçlarına göre Z kuşağı çalışanlarının, gelişime açık, motivasyona önem veren, çalışma ortamında gücü elinde toplamak isteyen, yüksek statü algısı bulunan, yüksek kariyer hedefleri olan, çalışma ortamında boş vakitlerini sanal ortamlarda ve kariyer gelişimlerine yönelik faaliyetler ile geçiren, iş yaşam dengesi kurma arzusunda olan kişiler olduğu belirlenmiştir.

AnkaraKuşaklarZ kuşağı+2
Ahmet Burak Kavak
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşveren markasının kişi-örgüt uyumuna etkisi: İlaç sektöründe bir araştırma

Günümüzün rekabet ortamında, örgütlerin, nitelikli insan kaynağını istihdam etme ihtiyacı daha da artmaktadır. Rakiplerinden üstün hale gelmek isteyen işletmeler; hem nitelikli çalışanı elinde tutma hem de yetenekli çalışanları örgüte çekme niyetindedirler. Bu doğrultuda bir çözüm önerisi olarak, psikolojik, ekonomik ve fonksiyonel faydalar bütünü olarak tanımlanan işveren markası öne çıkmaktadır. Örgütlerin işveren markası uygulamalarını başarılı şekilde hayata geçirmeleri halinde çalışanların kişi-örgüt uyumlarının da gelişmesi söz konusu olabilecektir. Bu nedenle bu çalışma, işveren markasının kişi-örgüt uyumu üzerine etkisinin incelenmesine odaklanmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri itibariyle işveren markası algılarının farklılıklarının tespit edilmesi de çalışmanın bir diğer amacıdır. Çalışma, ISO500 listesinde yer alan beş büyük ilaç firmasında çalışan 372 kişilik bir örnekleme uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, işveren markasının alt boyutlarından yalnızca fayda değerinin kişi-örgüt uyumuna olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, demografik özelliklere göre işveren markasının alt boyutlarına göre farklılıklar değerlendirildiğinde, sadece işveren markasının sosyal değer boyutuna göre demografik özellikler bakımından farklılık bulunmamaktadır. İşveren markasının ekonomik değer boyutunun cinsiyet, yaş ve öğrenim durumuna göre; fayda değeri ile başvuru değerinin medeni duruma göre ve gelişim değerinin ise cinsiyete göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İşveren Markası, Fayda Değeri, Ekonomik Değer, Sosyal Değer, Gelişim Değeri, Başvuru Değeri, Kişi–Örgüt Uyumu, İlaç Sektörü

Birey-örgüt uyumuMarkaÖlçekler+2
Dicle Türkoğlu
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The motivations and problems of women entrepreneurs according to their profiles

Although their contributions to economic growth and social development are inevitable, the number of women who are actively involved in entrepreneurship is still low. Since there are many various reasons that motivate women to start their own business and different problems that they face, it is important to reveal these factors for different stages of entrepreneurship and also for different sectors. In this study, the motivations of women entrepreneurs and the problems they encounter during the establishment and growth stages of their businesses are explored. The sample of this study consists of 40 women entrepreneurs with different demographic profiles and whose businesses operate in various sectors. The qualitative data obtained from interviews with women entrepreneurs are analyzed in accordance to their entrepreneurial profiles, as traditional and non-traditional entrepreneurs. The findings of the research indicate that the motivations for both traditional and non-traditional women entrepreneurs are mostly caused by the pull-factors that include the desirability factors such as the desire for independence, the desire for achievement, the desire to be their own boss. On the other hand, it was revealed that in the establishment stage of their businesses, women entrepreneurs faced both macro and micro problems, most of which are macro problems. Moreover, the number of non-traditional women entrepreneurs who encounter micro-problems is higher than traditional women entrepreneurs. Similarly, in the growth stage of their businesses, it is found out that the problems faced by both traditional and non-traditional women entrepreneurs are mostly macro problems. Accordingly, this study contributes to the literature with its comparative findings among traditional and non-traditional entrepreneurs and also among different stages of entrepreneurship which are establishment and growth stages.

EntrepreneursWoman entrepreneurshipWomen+2
Büşra Balkı
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Neuroscience applications in business

Neuroscience is an emerging field in business life and most of the studies conducted on the topic are conceptual. In this study, how neuroscience applications take place in business is examined. In this context, the advantages and disadvantages of neuroscience applications and how neuroscience was defined were investigated within the framework of research questions. The study was carried out in a qualitative pattern, and 14 interviews were conducted with academicians and company owners or managers working in the field. The interview texts were examined by content analysis and as a result, three main themes have emerged. The first theme is about the content of neuroscience. Regarding the content of neuroscience, the most mentioned themes are its interdisciplinary nature, its basis on brain science and its dependence on foreign sources. It is emphasized by the participants that although neuroscience applications are effective in Turkey, its external dependence is high. The second theme consists of advantages of neuroscience applications. The advantages of neuroscience applications are mainly classified as marketing related advantages, efficiency related advantages and competition related topics. On the other hand, the final theme is about disadvantages of neuroscience applications. Although the statements about the disadvantages of neuroscience research are limited, it has been observed that most of them are about the susceptibility of these applications to abuses. Moreover, growing ethical concerns about the applications are also expressed. In accordance, this study provides current situation of neuroscience applications in businesses based on expert opinions.

Neuro leadershipNeuroscienceNeuroeconomics+3
Gizem Şeherli
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Digital awareness of SMEs: A qualitative analysis

Industry 4.0, which is on the agenda of both academia and companies operating in the field, has been the subject of many researches since the day it was announced, but still maintains its recency as a study subject. With the extensive usage of Industry 4.0 technologies by the developed countries of the world, this concept has turned into a trend that has become almost a necessity to be followed by the rest of the world. At this stage, the way for companies to survive in local and global competition is through their digital transformation, and in order to realize this transformation, companies need to have high digital awareness. In this study, digital awareness and perceptions of Industry 4.0 technologies of managers of SMEs in Ankara operating in the IT sector, which is the locomotive of digital transformation in Ankara was analyzed within the framework of a qualitative research design, using the data from in-depth interviews made with 20 interviewees. According to the results of the research, participants perceive digitalization and Industry 4.0 as different but related concepts. There are different views on new generation technologies, even some participants consider the technologies as a marketing tool, digital transformation plays an active role in the outsourcing decisions of companies, the problems that arise despite its flexibility the time and cost savings these technologies provide to companies. The main disadvantages consists of security problems and lack of qualified employees. While additional research is needed to further understand the digital awareness of companies to reveal more comprehensive results. It is hoped that the results of this study will benefit the actors of the relevant sectors and the researchers working in this field. Key Words: digitalization, digital awareness, Industry 4.0 applications, SMEs techno-business

AwarenessSmall and Medium Sized FirmsDigital transformation+2
Candar Uzuner
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of human resources practices and digital human resources activities on employee wellbeing

As one of the core factors for businesses to reach their strategic goals, human resources management is of great importance owing to its scope, including employees' attitudes and behaviors towards work and the practices that exert influence on their social lives. Businesses attaching importance to human resources management and relevant practices, gain and maintain a competitive advantage in challenging market conditions and contribute positively to the careers and social lives of their employees. In this study, the effect of human resources management practices on employee wellbeing is examined. Considering the digital revolution in today's world, the study also focuses on the effect of digital human resources activities on employee wellbeing. Aiming at identifying the level of correlation between the dimensions of human resources practices and wellbeing, the survey applied to 361 people working in public and private organizations in Ankara, revealed that there is no significant effect of rewards and career on employee wellbeing; in contrast compensation, communication and training respectively have significant positive impact on employee wellbeing. In terms of the digital human resources dimensions, the study has concluded that only activities regarding digital training impact employee wellbeing significantly, and other digital human resources activities do not affect the wellbeing of employees.

Numerical methodsHuman resourcesHuman resources information systems+1
Tarık Altun
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemi döneminde hemşirelerin profesyonel değerlerinin ve mesleki tutumlarının işe adanmışlıklarına etkisi

Covid-19 pandemisi ile hemşirelik mesleğinin, kişilerin bakım ve rehabilitasyonu hususunda önem arz ettiği daha yaygın olarak anlaşılmıştır. Bu süreçte profesyonel değerleri ile mesleki tutumlarının, hemşirelerin işe adanmışlıkları üzerindeki etkilerinin belirlenmesi ve bu sonuçlara göre sağlık yöneticilerinin gereken önlemleri alması, sağlık sistemi açısından önemlidir. Bu kapsamda, bu çalışmada, Bartın Devlet Hastanesi'nde çalışan hemşirelerin ve hemşirelik bakım hizmeti veren ebelerin oluşturduğu örneklem üzerinden Covid-19 pandemi döneminde, hemşirelerin profesyonel değerlerinin ve mesleki tutumlarının, işe adanmışlıkları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu maksatla, 415 anket verisiyle ulaşılan araştırma bulguları doğrultusunda, hemşirelerin profesyonel değerleri arasından insan onuru boyutunun, işe adanmışlığın tüm boyutları üzerinde anlamlı pozitif etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, profesyonel değerlerin boyutları arasından harekete geçme algısı işe adanmışlığın dinçlik ve özümseme boyutlarını pozitif yönde etkilemektedir. Diğer taraftan hemşirelik mesleğine yönelik tutumun, işe adanmış olmanın dinçlik alt boyutu üzerindeki etkisi incelendiğinde yalnızca, mesleği tercih etmenin anlamlı etkisi saptanmıştır. Örneklem dahilindeki hemşirelerin mesleği tercih etme nedenleri ve mesleğin genel durumuna ait özelliklerden dolayı kendilerini daha adanmış hissettiği tespit edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, hemşirelerin profesyonel değerlerinin ve mesleki tutumlarının, onların işe adanmış olmalarını olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: profesyonel değerler, mesleki tutum, işe adanmışlık, Covid-19 pandemisi, hemşireler

COVID 19DeğerlerHemşireler+6
Gonca Demir
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurum girişimciliğinin işletmelerin finansal sonuçlarına etkisi: BİST imalat sektörü örneği

Örgütler kâr amacı güderek faaliyetlerine devam ederken kendilerini çevreleyen ortamlarda ve pek çok belirsizlik içinde rekabet avantajı yakalamaya çalışırlar. Bu çabaların belirli bir performans hedefine yönelik olarak gerçekleşmesini sağlayacak olgulardan biri olan kurum girişimciliği, en az kırk yıldır, fırsatların belirlenerek değerlendirilmesi sonucu sürdürülebilir bir rekabet avantajı oluşturulması, yeni fikirler, iş modelleri ve büyüme beklentileri yaratma ile işletmenin verimliliğini, büyümesini geliştirmek için çok önemli bir araç olarak literatürde geniş bir şekilde incelenmektedir. Tıpkı bireysel girişimciliğin ekonominin lokomotifi olarak kabul edilmesi gibi kurum girişimciliği de örgütlere pek çok yönden fayda sağlayacağı düşüncesi ile teorik ve deneysel araştırmaların neticesinde tavsiye edilmektedir. Ancak bu araştırmaların pek azı kurum girişimciliğinin finansal sonuçlara olan etkisini nesnel bir şekilde değerlendirmiştir. Bu çerçevede bu çalışmada BİST'te listelenen 192 imalat işletmesinden kurum girişimcisi olarak değerlendirilenlerin bu faaliyetlerinin finansal sonuçlarına olan etkisi ile kurum girişimcisi olmayanlar ile finansal sonuç farklılıkları, 2011-2020 yıllarını kapsayan dönemde boylamsal bir desende incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kurum girişimcisi işletmelerin finansal performansları, olmayanlar ile olumlu yönde ve anlamlı olarak farklıdır. Bu sonuçlara göre kurum girişimcisi işletmelerin öz kaynak kârlılıkları üç, beş ve dokuz yıllık dönemlerde kurum girişimcisi olmayanlara göre daha yüksektir. Ancak Ar-Ge harcamaları yapan işletmeler ile yapmayanların öz kaynak kârlılıkları ortalamaları arasında kısa, orta ve uzun dönemde anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Diğer taraftan, kurum girişimciliğinin işletmelerin öz kaynak kârlılığı üzerinde olumlu ve anlamlı etkisi bulunmasına rağmen bu ilişkide işletmenin teknoloji seviyesinin anlamlı bir rolünün olmadığı ortaya çıkmıştır.

Araştırma-geliştirme harcamalarıBorsa İstanbulFinansal performans+6
Halil Erman
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Prioritizing project selection criteria with AHP method: A comparative analysis of manufacturing and consultancy companies

Today, with the rapidly developing technology, the efforts of organizations to realize different and innovative projects have increased, so the discipline of Project Management has gained even more importance in different sectors. Appropriate project selection has been a critical decision-making problem for organizations that understand the importance of the project management discipline. In this context, the aim of this study is to comparatively analyze the prioritization of project selection criteria with the AHP method according to Manufacturing and Consulting companies. For this purpose, analyzes were made with the project selection criteria mentioned in the literature and the project selection criteria of the study were determined. Then, 11 senior managers from each of the selected defense industry manufacturing company and project management consultancy company were interviewed, and a total of 22 experts were reached throughout the study. The participants were asked to prioritize the determined project selection criteria and in line with their opinions, the AHP technique was preferred and the priority order of the project selection criteria was analyzed separately for both companies. During the interviews, the decision makers were asked whether there was a different situation they encountered during the project selection processes, and the answers were explained in the study. As a result of the study, the prioritization rankings of the project selection criteria for both companies were compared, it was discussed whether the different sectors in which they were located influenced the results, and suggestions were made to shed light on the next studies.

Analytical hierarchy processConsulting companiesDecision making+4
Buket Oral
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Gender stereotypes in the workplaces: A Turkish news-based qualitative analysis

Unveiling the portrayal of women in the world of business, this qualitative analysis study scrutinizes the pervasive impact of gender stereotypes based on individual experiences. Over a 22-year period, a comprehensive collection of 147 news articles, specifically chosen to align with the study's objectives, forms the basis of research. Deliberately selected keywords such as "gender," "harassment," "inequality" and "violence" revealed intriguing patterns, establishing a compelling connection between these terms and the concept of women. This intricate web of associations underscores the profound link between gender stereotypes and the media's representation of women. Beyond the professional sphere, the study uncovers the insidious influence of gender stereotypes on women even before they embark on their careers. These preconceived biases chart the course of women's lives from the very outset. Moreover, the research findings highlight the escalating prominence of gender inequality in public discourse, reflecting an expanding awareness of the challenges women encounter as a result of gender stereotypes. As the dialogue on this issue gains momentum, a transformation in societal perceptions and norms could be on the horizon. In summary, this study offers an enlightening exploration of how the media depicts women in the business realm and the far- reaching consequences of deeply ingrained gender stereotypes. Keywords: gender stereotypes, harassment, inequality, violence, news

İper Topal
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Other supervisors