Theses supervised by Doç. Dr. İrge Şener

30 theses · Çankaya University

Master'sOpen AccessTR

Duygusal zeka ile tükenmişlik arasındaki ilişki: Kamu sektöründe bir uygulama

Çalışanların duygusal zekalarının yüksek olması işyerlerinde birçok olumlu sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Tükenmişlik ise çalışanların performansını olumsuz yönde etkileyen sorunlardan biridir ve çözümlenememesi durumunda maddi ve manevi kayıplara neden olabilmektedir. Bu nedenle, tükenmişliğe etki eden faktörlerin belirlenmesi önemlidir. Duygusal zeka ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmalarda çoğunlukla sağlık ve eğitim sektörlerinde çalışanlara odaklanılmış olup, kamu kurumlarında yapılan çalışmalar az sayıdadır. Bu çerçevede, bu araştırmanın amacı, kamuda çalışanların duygusal zeka boyutlarının tükenmişlik seviyeleri üzerine olan etkisinin araştırılmasıdır. Bu çalışma ile Ankara ilinde yer alan köklü bir kamu kurumunda çalışanların duygusal zeka ve tükenmişlik seviyelerinin, cinsiyet ve meslek ile ilgili özelliklere farklılığı ve duygusal zekanın tükenmişlik üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Kurumda çalışan 343 kişi ile anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, kamu çalışanlarının cinsiyetlerine göre duygusal zeka seviyelerinde anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır; ancak çalışanların mesleklerine göre duygusal zeka seviyeleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Bununla birlikte, duygusal zekanın alt boyutlarından iyimserlik ile duyguların kullanımının, tükenmişliğin alt boyutlarından kişisel başarı hissi üzerinde anlamlı ve pozitif etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Duygusal Zeka, Tükenmişlik, Kamu Çalışanları

Duygusal zekaKamu personeliKamu sektörü+1
Firdevs Gökçe Herece
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The motivations and problems of women entrepreneurs according to their profiles

Although their contributions to economic growth and social development are inevitable, the number of women who are actively involved in entrepreneurship is still low. Since there are many various reasons that motivate women to start their own business and different problems that they face, it is important to reveal these factors for different stages of entrepreneurship and also for different sectors. In this study, the motivations of women entrepreneurs and the problems they encounter during the establishment and growth stages of their businesses are explored. The sample of this study consists of 40 women entrepreneurs with different demographic profiles and whose businesses operate in various sectors. The qualitative data obtained from interviews with women entrepreneurs are analyzed in accordance to their entrepreneurial profiles, as traditional and non-traditional entrepreneurs. The findings of the research indicate that the motivations for both traditional and non-traditional women entrepreneurs are mostly caused by the pull-factors that include the desirability factors such as the desire for independence, the desire for achievement, the desire to be their own boss. On the other hand, it was revealed that in the establishment stage of their businesses, women entrepreneurs faced both macro and micro problems, most of which are macro problems. Moreover, the number of non-traditional women entrepreneurs who encounter micro-problems is higher than traditional women entrepreneurs. Similarly, in the growth stage of their businesses, it is found out that the problems faced by both traditional and non-traditional women entrepreneurs are mostly macro problems. Accordingly, this study contributes to the literature with its comparative findings among traditional and non-traditional entrepreneurs and also among different stages of entrepreneurship which are establishment and growth stages.

EntrepreneursWoman entrepreneurshipWomen+2
Büşra Balkı
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların kayırmacılık algıları ile sessizlik davranışları arasındaki ilişki: Kamu sektöründe bir uygulama

Kamu çalışanlarının ülkemizde çalışma hayatı içinde önemli bir yeri vardır. Kamu kurumu çalışanları vatandaşlara farklı hizmetler sağlamaktadırlar, bu nedenle kamu çalışanlarının daha verimli çalışabilmeleri için yapılacak öneriler bu anlamda önemlilik arz etmektedir. Bu çerçevede, kamu sektöründe kayırmacılık ile ilgili yaşanan sorunlar ile ilgili araştırmaların yapılması önemlidir. Çalışanların örgütsel sessizlik davranışları ise boyun eğme, ilgisizlik, korku, fikrini ve düşüncesini açıklayamamalarına neden olmakta, performans düşüklüğü gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada, kamu çalışanlarının kayırmacılık algılarının örgütsel sessizlik davranışları ile ilişkilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bu araştırmada, Ankara'da inşaat sektöründe istihdam edilen 144 kamu personelinden anket tekniği ile veri toplanmıştır. Yapılan analizler neticesinde önemli bulgulara ulaşılmıştır. Kayırmacılık kavramının, örgütsel sessizlik ve alt boyutları olan razı olma, savunma ve prososyal sessizlik ile olan ilişkileri ve örgütsel sessizlik kavramının kayırmacılığın türleri olan nepotizm, favorizm ve kronizm ile ilişkileri incelenmiştir. Gerçekleştirilen analizlerde çalışanların kadro durumlarına göre nepotizm, favorizm ve kronizmin algılarının seviyesinin farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına göre, kamu çalışanlarının kronizm algılarının diğer kayırmacılık türlerine göre daha fazla oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kamu kuruluşlarıKamu personeliKayırma+3
Batuhan Polat
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sektöründe çalışanların güvenlik iklimi ile ilgili algıları

Ülkemizde inşaat sektöründe çalışanların güvenlik ve sağlığı ile ilgili sorunlarının artması sebebiyle, bu çalışmada araştırma kapsamındaki kamu sektörü için ve özel sektörde inşaat alanında faaliyet gösteren orta ölçekli işletmelerde çalışanların güvenlik iklimi algılarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. 183 çalışanı kapsayan araştırma bulgularına göre çalışanların örgütsel güvenlik iklimi ile ilgili algılarının ortalama seviyede olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, araştırma katılımcılarının iş sağlığı ve güvenliğine yönelik tutumlarının seviyesi, güvenlik iklimi ile ilgili diğer boyutlar arasında en yüksek seviyededir. Diğer taraftan araştırma katılımcılarının örgütsel güvenlik iklimi ile ilgili algıları katılımcıların cinsiyetleri ve kıdemlerine göre farklılık göstermekte iken, katılımcıların örgütsel güvenlik iklimi ile ilgili algıları eğitim durumlarına göre farklılık göstermemektedir. Katılımcıların işyerlerindeki güvenlik iklimi ile ilgili algıları kamu sektörü için veya özel sektörde çalışma durumlarına göre farklılığı ile ilgili bulgular da araştırmanın diğer sonucudur.

Güvenlik iklimiKamu sektörüÇalışanlar+5
Mustafa Buğra Koç
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İş-aile çatışmasının örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetine etkisi: Beyaz ve mavi yaka çalışanlarda bir uygulama

Günümüzde insan kaynağı bir örgütün en önemli değeridir. İş-aile çatışması, çalışanları ve örgütleri pek çok açıdan etkilemekte, çalışanlar, çalışanların aileleri ve örgütler için olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Diğer taraftan, çalışanların örgütlerine olan bağlılığı, örgütlerin başarısındaki en önemli etkenlerden birisi olarak değerlendirilmektedir. İşten ayrılma niyeti ise işten ayrılma kararı vermenin en önemli öncülüdür. Örgütsel bağlılığı artırarak ve işten ayrılma niyetini azaltarak örgütler kalifiye insan kaynağını elde tutmaya çalışmaktadır. Her ne kadar örgütler üzerinde birinin olumsuz diğerinin ise olumlu etkisi olmasına rağmen, iş-aile çatışması ve örgütsel bağlılık birbiri ile ilişkili kavramlardır. Her iki kavram için de örgüt koşullarının etkisi mevcuttur. Bu nedenle, iş-aile çatışmasının farklı örgütlerde ve farklı pozisyonlarda çalışanlar için araştırılması önemlidir. Bu kapsamda, bu çalışmanın amacı, iş-aile çatışmasının örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyetine etkisinin farklı örgüt çalışanları için tespit edilmesi olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, Ankara ilinde hizmet ve üretim sektörlerinde faaliyet gösteren iki örgütteki beyaz yaka ve mavi yaka çalışanların iş-aile çatışması, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma seviyeleri belirlenmiş, bu değerler karşılaştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, iş-aile çatışması ve örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki tespit edilemezken, iş-aile çatışması ile işten ayrılma niyeti arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. İş-aile çatışmasının hem beyaz yaka hem de mavi yaka çalışanların işten ayrılma niyetlerini artırdığı belirlenmiştir.

Örgütsel bağlılıkİş-aile çatışmasıİşten ayrılma niyeti
Zeliha Yurttagül
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The role of TUBIAK in national innovation system: A qualitative analysis

As one of the prerequisite conditions of economic development, innovation has been discussed in the literature for a long time and still keeps its popularity. In addition, since innovation activities cannot be carried out by institutions or states alone, it is necessary to carry out them within a system in order to advance in this field nationally. Since the establishment and operation of national innovation systems requires an evolutionary and organic approach rather than a mechanical approach, long-term projects and policies are needed. In this study, the role of TUBITAK, which is an important state institution in Turkey's national innovation system, within the system and its effectiveness in this area has been investigated in a qualitative framework of an analysis based on determined documents published since 2000. According to the results of the research, it is seen that while TUBITAK has important roles such as supporting the research and development (R & D) activities financially, providing scholarships and awards for the development of scientists and raising awareness of R & D in the society to contribute to the development of our country, in the national innovation system; it is evaluated that additional studies are needed in order to make the studies carried out within the innovation system more comprehensive. It is expected that the results of the research will be benefited by relevant institutions and researchers working in this field. Key Words: TUBITAK, national innovation system of Turkey, innovation

Research-developmentThe Scientific and Technological Research Council of TürkiyeInnovation+1
İsmail Biçme
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşte var olamama davranışlarını etkileyen bireysel ve örgütsel etkenler: Özel hastanelerde çalışan doktorlar üzerinde bir uygulama

Günümüz iş hayatında çalışanların baş etmek zorunda oldukları birçok sorun bulunmaktadır. İşte var olamama bu sorunların başında gelmektedir. Çalışanın fiziksel ya da ruhsal olarak evde dinlenmesi ve çalışmaması gereken zamanlarda işyerinde bulunup çalışması veya çalışıyor gibi görünmesi olarak tanımlanabilen işte var olamama günümüzde sadece çalışanın değil örgütlerin de en önemli sorunu haline gelmiştir. Fiziksel olarak işyerinde bulunmasına rağmen %100 verimlilikle çalışmayan bir çalışan işletme için görünmeyen büyük maliyetlere neden olmakta ve bulunduğu sektörde rekabet avantajını kaybetmesine neden olmaktadır. Kendi içlerinde rekabet halinde olan özel hastaneler ise hem hastalara daha kaliteli hizmet verebilmek hem de sağlık sektöründe lider olabilmek için işte var olamama gibi çalışanlarının karşılaştıkları sorunları çözmek durumundadır. Bu çerçevede, Ankara ili Çankaya ilçesinde bulunan 8 özel hastanede görevli 179 doktor üzerinde anket çalışması yapılmıştır. Araştırma kapsamında doktorların işte var olamama davranışları üzerindeki örgütsel nedenler (iş güvencesizliği) ve kişisel nedenlerin (kişilik özellikleri) etkisi incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, özel hastanelerde çalışan doktorların cinsiyetlerine göre bazı anlamlı farklar bulunmuştur. Buna göre erkek doktorların kadın doktorlara göre daha fazla niteliksel iş güvencesizliği hissettiği ayrıca kişilik özellikleri açısından kadın doktorlara göre daha dışa dönük ve sorumluluk özelliğine sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde cerrahi tıp bilimlerinde çalışan doktorların dâhili tıp bilimlerinde çalışanlara göre daha dışa dönük kişilik özelliği sergilediği, son olarak sürekli gündüz çalışan doktorların nöbet artı mesai şeklinde çalışan doktora göre daha fazla işte var olamama davranışı gösterdikleri ve niceliksel iş güvencesizliği hissettikleri ortaya çıkmıştır. Ek olarak nöbet artı mesai şeklinde çalışan doktorların sürekli gündüz çalışan doktorlara göre sorumluluk kişilik özelliklerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca niceliksel iş güvencesizliğinin işte var olamama davranışı üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu, kişilik özelliklerinden sorumluluk, dışa dönüklük ve uyumluluk boyutlarının işte var olamama davranışı üzerinde anlamlı etkilerinin olduğu; sorumluluk ve dışa dönüklük kişilik özelliklerinin işte var olamama davranışını negatif, uyumluluk kişilik özelliğinin ise işte var olamama davranışını pozitif yönde etkilediği sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: işte var olamama, presenteeism, iş güvencesizliği, kişilik özellikleri, doktorlar, özel hastaneler

DoktorlarKişilik özellikleriPresenteeizm+2
Gizem Özyurt
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal zekanın problem çözme becerisine etkisi: Ankara ilinde görev yapan siyasetçiler üzerinde bir uygulama

Siyasetçiler için oldukça büyük önem taşıyan iki önemli yetenek sosyal zekâ ve problem çözme becerisidir. İletişimin siyasette önem kazanması sosyal zekâyı siyasetçiler için eskiye nazaran daha önemli hâle getirirken, siyasette gelişen rekabet de problem çözme yeteneklerini başarılı bir siyasetçi için zorunlu kılmaktadır. Sosyal zekâ ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin tespitine yönelik gerçekleştirilen bu çalışma Ankara ilinde görev yapan siyasetçiler ile gerçekleştirilmiştir. Sosyal zekâ seviyesini belirlemek için kullanılan yöntemler arasından Tromso Sosyal Zekâ Ölçeği ile birlikte Problem Çözme Envanterine başvurulmuştur. Araştırma örneklemindeki siyasetçilerin sosyal zekâ ve problem çözme becerileri seviyelerinin yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal zekanın sosyal beceri boyutunun siyasetçilerin eğitim seviyesine göre; sosyal farkındalık boyutunun ise siyasetçilerin yaşları, kıdemleri ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösterdiği; siyasetçilerin problem çözme seviyelerinin ise siyasetçilerin yaşları ve eğitim seviyelerine göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Araştırma bulguları üzerine yapılan analizler neticesinde sosyal zekâ ile problem çözme becerileri arasında anlamlı, pozitif yönlü ve orta düzeyli ilişki tespit edilmiştir.

AnkaraProblem çözme becerisiSiyasetçiler+1
Zeynep Yıldırım
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan örgütsel destek ve sosyal desteğin yaşam tatminine etkisi: TSK mensubu rütbeli gaziler üzerinde bir araştırma

Bireylerin yaşam tatmini seviyelerini etkileyen birçok etken mevcuttur. Bu etkenler arasından bireylerin farklı çevrelerden algıladıkları destek seviyesinin yaşam tatminleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yaparken malul olmuş rütbeli gazilere kurumları (TSK) tarafından sağlanan örgütsel destek ile yakın çevresi tarafından sağlanan sosyal desteğin, onların yaşam kalitesine etki düzeyi nicel yöntemler ile tespit edilmiştir. Ankara'da ikamet eden rütbeli gazilerle yüzyüze görüşmek suretiyle, Türkiye'nin çeşitli illerinde ikamet eden rütbeli gaziler ile de elektronik posta aracılığıyla olmak üzere toplam 208 rütbeli gaziye anket uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre; örgütsel destek, sosyal destek ve çalışma arkadaşları desteğinin yaşam tatminini olumlu etkilediği tespit edilirken, aile ve özel insan desteğinin rütbeli gazilerin yaşam tatminleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte, gazilere kurumları tarafından sağlanan örgütsel desteğin, algılanan sosyal desteğe göre yaşam tatminlerini daha fazla etkilediği tespit edilmiştir.

Algılanan örgütsel destekGazilerSosyal destek+2
Bayram Yalçın
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Proaktif kişiliğin ve kültürel değerlerin girişimciliğe etkisi: Türkiye'deki teknoparklarda faaliyet gösteren girişimciler üzerinde bir uygulama

Geçmişten günümüze önemi katlanarak artmaya devam eden girişimcilik kavramı artık devletlerin ekonomik ve sosyo-kültürel politikalarının temellerini oluşturur hale gelmiştir. Bu nedenle, ülkemizde son yıllarda teknoparkların sayısında ve bu teknoparklarda faaliyet gösteren girişimci sayılarında artış olmuştur. Bu çalışmada, teknoparklarda faaliyet gösteren girişimciler özelinde, girişimcilik faaliyetleri için önemli bireysel özellikler arasında yer alan proaktif kişilik özellikleri ile girişimcilerin kültürel değerlerinin girişimcilik özellikleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini oluşturan 191 girişimci ile yürütülen anket uygulaması sonucunda elde edilen bulgulara göre proaktif kişiliğin ve proaktif kişiliğin alt boyutları olan pazar ve ürün odaklılık, çalışanlar ile ilişkiler ile vizyonerlik ve belirsizliğin araştırma katılımcılarının girişimcilik özelliklerini pozitif yönde orta düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, kültürel değerler arasından sadece erillik boyutunun katılımcıların girişimcilik özelliklerini pozitif yönde düşük düzeyde etkilediği ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra, örneklem kapsamındaki girişimcilerin güç mesafesi, bireycilik ve uzun zaman oryantasyonlu olma değerlerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, bu değerlerin erkekler için kadınlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

GirişimcilerGirişimcilikKültürel değerler+2
Ali Murat Nakip
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağı çalışanların çalışma değerlerinin belirlenmesine yönelik Ankara ilinde bir alan araştırması

İşletmeler var olduğu süre boyunca çalışanlara ihtiyaç duyacaktır. Günümüz dünyası işletmeleri neredeyse tüm kuşaklardan çalışanları bünyesinde barındırmaktadır. Geçmiş yıllarda Y kuşağının iş hayatına girmeye başlaması ile değişimler yaşayan işletmeler günümüzde Z kuşağını istihdam etmeye başlamışlardır. Her kuşak diğerlerinden farklı olduğu gibi Z kuşağı da farklılıkları ile iş hayatına girmeye başlamıştır. İşletmeler geleceğe Z kuşağı çalışanlar ile birlikte yönelecekler ve her geçen gün Z kuşağı çalışanlara daha fazla ihtiyaç duyacaklardır. Bu nedenle, işletmelerin geleceği açısından kilit rol oynayan Z kuşağının daha iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda yapılan bu çalışma ile Z kuşağı çalışanların çalışma değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede Z kuşağı çalışanların çalışma değerlerini belirlemek amacı ile Ankara'da 274 Z kuşağı çalışanlarına anket uygulaması yapılmış ve farklı kurumlarda insan kaynakları birimlerinde çalışan 14 yetkili ile de Z kuşağının çalışma değerleri hususlarında görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, Z kuşağı çalışan kadınların, Z kuşağı çalışan erkeklere oranla alturistik (özgecil) çalışma değerlerine ve statü ve iş arkadaşlarına yönelik çalışma değerlerine daha fazla önem verdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, görüşme sonuçlarına göre Z kuşağı çalışanlarının, gelişime açık, motivasyona önem veren, çalışma ortamında gücü elinde toplamak isteyen, yüksek statü algısı bulunan, yüksek kariyer hedefleri olan, çalışma ortamında boş vakitlerini sanal ortamlarda ve kariyer gelişimlerine yönelik faaliyetler ile geçiren, iş yaşam dengesi kurma arzusunda olan kişiler olduğu belirlenmiştir.

AnkaraKuşaklarZ kuşağı+2
Ahmet Burak Kavak
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Glass ceiling perceptions of public employees

The fact that a woman enters the working life is important in terms of providing her a place in social life and development of the society. However, as the results of the previous research indicate, although women are involved in work life, they do not take part in the senior management positions satisfactorily, and they perceive a glass ceiling that they cannot overcome. There are many factors which cause glass ceiling syndrome and form barriers in front of women's advancement in organizations; and it is important for organizations to understand and solve the problems associated with it. In accordance, the aim of this study is to determine the relationship between glass ceiling barriers and glass ceiling perceptions. In this respect, a research was conducted in a public institution in Ankara with 250 participants. According to the findings of the research, endurance perceptions, which indicate the belief that women can overcome the glass ceiling when they are given the opportunity, were higher than the other dimensions which are denial, abandonment and acceptance. Significant differences between females and males, between married women and married men, between single women and single men, and according to educational level were obtained in terms of both glass ceiling perceptions and glass ceiling barriers. Furthermore, significant relations were found out between glass ceiling barriers and glass ceiling perceptions. The effect of organizational culture and policies on denial dimension represents the most significant effect according to research findings. In addition, it was found out that denial is positively affected by more barriers when compared to other dimensions. Moreover, the findings represent that individual barriers, which are multiple role asseting and personal choice and preferences; organizational barriers, which are organizational culture and policies and mentoring; and social barriers, which are professional discrimination and stereotypes, have an effect on at least one of the dimensions of glass ceiling perceptions. However, only informal communication and networks, which is one of the organizational barriers, does not effect any of the dimensions of glass ceiling perceptions.

Glass ceiling syndromePublic personnelWorkers
Irmak Yaratım
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşveren markasının kişi-örgüt uyumuna etkisi: İlaç sektöründe bir araştırma

Günümüzün rekabet ortamında, örgütlerin, nitelikli insan kaynağını istihdam etme ihtiyacı daha da artmaktadır. Rakiplerinden üstün hale gelmek isteyen işletmeler; hem nitelikli çalışanı elinde tutma hem de yetenekli çalışanları örgüte çekme niyetindedirler. Bu doğrultuda bir çözüm önerisi olarak, psikolojik, ekonomik ve fonksiyonel faydalar bütünü olarak tanımlanan işveren markası öne çıkmaktadır. Örgütlerin işveren markası uygulamalarını başarılı şekilde hayata geçirmeleri halinde çalışanların kişi-örgüt uyumlarının da gelişmesi söz konusu olabilecektir. Bu nedenle bu çalışma, işveren markasının kişi-örgüt uyumu üzerine etkisinin incelenmesine odaklanmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri itibariyle işveren markası algılarının farklılıklarının tespit edilmesi de çalışmanın bir diğer amacıdır. Çalışma, ISO500 listesinde yer alan beş büyük ilaç firmasında çalışan 372 kişilik bir örnekleme uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, işveren markasının alt boyutlarından yalnızca fayda değerinin kişi-örgüt uyumuna olumlu etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, demografik özelliklere göre işveren markasının alt boyutlarına göre farklılıklar değerlendirildiğinde, sadece işveren markasının sosyal değer boyutuna göre demografik özellikler bakımından farklılık bulunmamaktadır. İşveren markasının ekonomik değer boyutunun cinsiyet, yaş ve öğrenim durumuna göre; fayda değeri ile başvuru değerinin medeni duruma göre ve gelişim değerinin ise cinsiyete göre farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İşveren Markası, Fayda Değeri, Ekonomik Değer, Sosyal Değer, Gelişim Değeri, Başvuru Değeri, Kişi–Örgüt Uyumu, İlaç Sektörü

Birey-örgüt uyumuMarkaÖlçekler+2
Dicle Türkoğlu
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İş aile çatışması ile işkoliklik ve iş güvencesizliği arasındaki ilişki: Teknoparkta çalışan mühendisler üzerine bir araştırma

Her bir sanayi devrimi ile yaşanılan teknolojik gelişim safhası, çalışanların günden güne daha yoğun bir şekilde çalışmalarına neden olmaktadır. Nitekim bu teknolojik gelişmelerin getirmiş olduğu hızlı değişim ve hızlı karar alma zorunluluğu işverenleri ve çalışanları daha fazla çalışma yönünde güdüleyebilmektedir. Ayrıca bilgi iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler nedeni ile iş ve özel hayat sınırı birçok sektörde artık iyice belirsiz bir hal almaktadır. Ara vermeden, devamlı çalışmaya bağlı olarak ortaya çıkan bir duyguyu, sağlığı, mutluluğu ve diğer kişilerle olan ilişkileri negatif yönde etkileyecek düzeyde sürekli çalışmayı ifade eden işkoliklik kavramı, işverenler için verimlilik açısından olumlu gibi görünse de aslında uzun dönemde çalışanın iş aile çatışması yaşamasına neden olabilecek olumsuzlukları barındırmaktadır. Bununla birlikte, çalışanlar bazen kendi sorunları nedeni ile işyerinde daha fazla kalmak isterlerken bazen de iş güvencesizliği nedeni ile bunu bir zorunluluk olarak görebilmektedirler. Bu kapsamda, bu çalışmada Ankara'da bir Teknoparkta çalışan mühendislerin oluşturduğu örneklem üzerinden iş aile çatışması ile işkoliklik ve iş güvencesizliği arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bu maksatla 153 katılımcı ile anket yöntemi ile elde edilen veriler, korelasyon ve çoklu regresyon analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, işkoliklik ölçeğinin alt boyutlarından aşırı ve kompulsif çalışma ile birlikte iş güvencesizliği ölçeğinin sadece niceliksel alt boyutu, iş aile çatışması ölçeğinin iş aile ve aile iş çatışması boyutları ile istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. İş güvencesizliğinin ikinci alt boyutu niteliksel iş güvencesizliğinin ise iş aile çatışması üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilememiştir. Ayrıca işkoliklik ve iş güvencesizliği kavramları birlikte incelendiğinde işkolikliğin iş güvencesizliğinin önüne geçerek iş aile çatışmasını yüksek düzeyde etkilediği görülmektedir.

MühendislerTeknoparklarİş güvencesi+3
Samet Aktay
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Internationalization methods of cosmetics companies in Turkey: A descriptive study

In today's global environment internationalization is inevitable for many companies. Internationalized companies use different methods which differ in terms of risk encountered and rewards gained. Being one of the ancient industries, cosmetics industry is affected from international competition. There exists many well-known brands of Turkish cosmetics companies, and the demand for the products is growing internationally. In line with increasing demand for Turkish cosmetics products internationally, this study focuses on internationalization methods of selected cosmetics companies. Within this frame, the aim of the study is to determine and compare the internationalization methods of cosmetics companies. Based on secondary analysis of data from 20 cosmetics companies, the study is conducted as a descriptive research. As the findings indicate, all of 20 cosmetics companies prefer exporting, regardless of their size and product groups. Besides, according to the findings, most of the companies use direct exporting. Since internationalization is a key factor for the success in the industry, it was noticed that one of the companies use export method since its establishment. It was also found out that some companies use other internationalization methods which are franchising, contract manufacturing and foreign direct investment. The companies that are engaged in such more riskier internationalization methods are large-scaled and older companies. Furthermore, there exists differences in terms of foreign direct investment between Turkish and foreign companies. It was determined that foreign company preferred brownfield investment and acquired the shares of one of the well-known Turkish cosmetics company, whereas greenfield investment was preferred by Turkish company. Key Words: Internationalization, Internationalization Methods, Cosmetics

Cosmetic industryCosmetic sectorInternational enterprises+2
Gül Şengün
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A machine learning approach to sentiment analysis: Insights from public perception of ai chatbots

In recent years, advancements in artificial intelligence (AI) and natural language processing (NLP) technologies have led to the widespread adoption of chatbots that interact with users. Large language models such as ChatGPT and Gemini AI are widely used in everyday interactions by a broad user base. However, understanding the public perception and user sentiment towards these models requires a comprehensive analysis. This study aims to analyze Twitter discussions about ChatGPT and Gemini AI to determine how these AI models are perceived by users. Two different sentiment analysis methods were compared those are rule-based sentiment analysis (SpaCy and TextBlob) and deep learning-based sentiment analysis (BERTweet). The results indicated that BERTweet outperformed rule-based approaches in sentiment classification, leading to its adoption as the reference model for further analysis. Subsequently, sentiment predictions were performed using various machine learning models, including Random Forest, Support Vector Machine (SVM), Logistic Regression, and LightGBM. These models were trained with three different embedding techniques which are DistilBERT, RoBERTa, and GloVe. The findings revealed that the combination of Logistic Regression with RoBERTa achieved the highest accuracy (81.8%). According to key findings of the study, the sentiment distribution of ChatGPT and Gemini AI differs significantly. ChatGPT received more negative sentiment, whereas Gemini AI was associated with a higher proportion of positive sentiment. The most common negative feedback for ChatGPT was related to 'information accuracy' and 'usage restrictions', while for Gemini AI, it was 'integration with the Google ecosystem' and 'reliability concerns' recieved more negative feedback. Word cloud and frequency analysis provided valuable insights into sentiment themes associated with both models. The findings of this study offer valuable insights into the development of AI-powered chatbots, enhancement of user satisfaction, and the design of next-generation AI systems. Future research may explore time-series analysis, multimodal sentiment analysis, and geographically segmented user sentiment trends for a deeper understanding of AI adoption and perception.

Zeki Şahin
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Sectoral framing of ai-workforce dynamics: A qualitative study of Turkish business media discourse

As 'artificial intelligence' (AI) technologies become widespread in the business world, how this transformation is represented in media has gained critical importance. This study systematically analyzes how Turkish business media frames the impact of artificial intelligence on the workforce during the 2020-2025 period. The research examines 978 texts collected from six leading Turkish business publications using thematic analysis methodology. Findings reveal that AI coverage increased dramatically over the five-year period and the fundamental character of media discourse has undergone significant transformation. Turkish business media predominantly frames AI as a sectoral transformation opportunity rather than presenting it as a direct employment threat. Media discourse emphasizes technological infrastructure, future predictions, and investment ecosystem, while job creation potential surpasses job loss concerns. The human-technology collaboration model has been adopted as the dominant approach. The study's main contribution is identifying that AI is presented through an "embedded optimism" approach in media. Workforce impacts are framed not as a separate problem area but as a natural component of comprehensive business transformation. These findings offer significant implications for managerial decision-making processes, corporate communication strategies, and technology adoption policies. Research results reveal that Turkish enterprises can leverage the supportive role of media discourse in AI implementation but need to adopt more balanced approaches in risk management and ethical dimensions. The study also provides methodological contribution for examining technology media discourse in emerging economies. The research illuminates how Turkish business media constructs understanding of one of the most significant technological transformations of our time, providing insights that enhance both theoretical knowledge and practical wisdom about AI adoption and workforce transformation in emerging market contexts.

Göktuğ Çelik
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of the glass ceiling on expatriate wowen's subjective career success: A research in UAE

This study investigates the impact the impact of glass ceiling barriers on the subjective career success of expatriate women in the United Arab Emirates. Using a quantitative research design, data were collected from 464 expatriate women working in professional roles across various industries through an online survey. The research examined how perceived barriers related to family responsibilities, discriminatory promotion practices, employee relations, organizational support, gender stereotypes, and training opportunities influence career success dimensions including recognition, quality work, meaningful work, influence, authenticity, personal life integration, growth and development, and career satisfaction. The findings reveal that glass ceiling barriers significantly affect expatriate women's subjective career success. Discriminatory promotion practices emerged as the most powerful predictor across multiple career success dimensions. Employee relations demonstrated positive relations with career outcomes, while lack of organizational support showed negative relationships. Contrary to expectations, family responsibilities had weaker effects than anticipated, suggesting organizational and social barriers may be more prominent for the research sample. The study extends glass ceiling literature to expatriate contexts and demonstrates that career experiences are shaped more by organizational factors than individual characteristics. The study extends glass ceiling literature to expatriate contexts and demonstrates that career experiences are shaped more by organizational factors than individual characteristics. The research provides evidence that structural barriers persist in international business contexts despite progress in women's workforce participation. Based on the research findings, organizations should develop transparent promotion processes, invest in inclusive workplace cultures, and provide adequate support for women's advancement.

Ceren Akyürek
Çankaya University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal mantık çerçevesinde vergi aflarının incelenmesi

Osmanlı İmparatorluğunun mirası devletçi yapı, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş aşamasında yerini bulmuş, Osmanlıdan gelen kanunları uygularken günün şartlarına uygun olarak değiştirilmiş veya yenilenmiştir. Vergi kanunları, ekonomik koşullar ve siyasi yapıya göre yenilenirken yıllar içerisinde mükelleflerin karşılaştıkları zorlukların aşılması amaçlanmıştır. Bu çerçevede çalışmanın amacı, kurumsal mantık ışığında vergi aflarını yürürlüğe sokan Devletin bu kararları kurumsal rasyonalizm veya popülizm nedeni ile mi verdiğinin, dolayısıyla devletin kurumsal mantık değişiminin hangi nedenden dolayı olduğunun tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyetinin 100 yıllık süre içerisinde, 40 vergi affının kanunlaşması sırasında iktidar partisi milletvekilleri tarafından söylenen ifadelerin yer aldığı meclis tutanakları, hükümetlerin vergi aflarına ilişkin popülist söylemlerinin belirlenmesi için içerik analizine tabi tutulmuş; aynı zamanda dönemlere ait olan kurumsal mantık kavramları kurumsal rasyonalizm açısından irdelenirken ilgili dönem mantıklarının ne olması gerektiği, iktidar partilerinin ekonomik anlamda nasıl hareket ettiği, dönemin adını alan ekonomik uygulamaların gerçekteki kavramla örtüşüp örtüşmediği eş zamanlı olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Cumhuriyetin ilk yıllarında vergi aflarının çıkarılmasına ilişkin mantığın devletçi mantık ile örtüştüğü ve kurumsal rasyonalizm görüldüğü; liberal ve piyasa mantığının hâkim olduğu dönemlerde vergi aflarının ilgili dönemin mantığını taşıyan popülist politikalar doğrultusunda çıkartıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu dönemleri takip eden dördüncü dönem mükellef odaklı piyasa mantığı olarak tanımlanmış, bu dönemde bir taraftan kurumsal rasyonelitenin etkisi diğer taraftan popülist söylemlerin mevcut olduğu tespit edilmiş, bu nedenle "rasyonel popülizm" olarak tanımlanan hibrit bir kurumsal mantığın mevcut olduğu önerilmiştir. 2002 yılından sonraki dönemde rasyonel popülizm etkisiyle hem toplumun her kesiminin taleplerinin büyük ölçüde karşılandığı hem de ekonomi politikalarının gerekliliği olan prosedürlere uyulduğunu yansıtan ifadelerin olduğu tespit edilmiştir.

Kurumsal kuramKurumsal mantıkPopülizm+1
Güliz Lerzan Avşaroğlu
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının şiddet ile baş etme yöntemleri: Bir üniversite hastanesi örneği

Her gün binlerce sağlık çalışanı şiddete maruz kalmakta; bu durum hem çalışanlara hem de hastalara zarar vermektedir. Sağlık sektöründeki şiddet, sağlık çalışanlarına yönelik fiziksel, psikolojik, sözel veya cinsel saldırılardır. Bu şiddet olayları, çalışanlar, toplum ve örgütler açısından birçok olumsuzluğa yol açmaktadır. Bu olumsuzlukları önlemek için şiddetle baş etme yöntemlerini etkili bir şekilde kullanmak, bu yöntemleri örgüt kültürü haline getirmek ve toplumda şiddete karşı farkındalık oluşturmak önemlidir. Kurumsal anlamda sağlık sektöründe şiddetle baş etme için ilk adım, şiddeti önlemektir. İkinci adım ise şiddet olayları sırasında ve sonrasında çalışanlara destek sağlamaktır. Bu çalışma, Ankara'daki bir Üniversite hastanesinde çalışan sağlık personelinin şiddete maruz kalma durumlarını ve baş etme yöntemlerini incelemektedir. 282 anket verisi doğrultusunda, kadın sağlık çalışanlarının erkeklere göre daha fazla şiddete maruz kaldığı, hekimlerin diğer meslek gruplarına göre sözlü ve fiziksel şiddete, hemşirelerin ise sözlü ve cinsel şiddete daha fazla uğradığı belirlenmiştir. Ayrıca, şiddet olayları sırasında katılımcıların bireysel baş etme yöntemleri kullandıkları ve kurumsal desteğin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Katılımcılar kurumsal bilinç durumuna sahip olsalar bile, şiddet olaylarını bildirdiklerinde sonuç alacaklarını düşünmemektedirler. Şiddet sonrası hekimlerin daha pasif baş etme yöntemlerini seçtiği, hemşireler ve diğer sağlık personelinin (hasta bakıcı, tıbbi sekreter, anestezi teknikeri, radyoloji teknikeri, eczacı, laborant, sağlık memuru) ise sosyal destek arayışında olduğu sonucuna varılmıştır.

Gülay Karaboğa
Çankaya University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The effect of board performance and structure on profitability of holding companies

Due to the economic scandals and financial crises in the world, corporate governance has become a concept that has attracted the attention and demand of the public. As the need for corporate governance has increased and it has been accepted and implemented worldwide, boards of directors have started to be accepted as one of the most important units of companies. Hence, the impact of the factors related to the structure and performance of the boards of directors on organizations' financial performance is a matter of curiosity. This study aims to examine the impact of board performance and structure factors on the financial performance of holding companies. As of January 2024, a total of 196 company data of 49 holding companies traded on Borsa Istanbul for the year 2022 and three prior years (2019, 2020, 2021) were analyzed by applying multiple regression analysis. Six independent variables related to board structure and three independent variables related to board performance were included in the research model. The findings of the research indicate that variables related to board performance and structure affect the financial performance of holding companies in different directions. For the year 2022 ratio of executive board members and participation rate of board members in meetings have a significant positive effect on both return on assets and return on equity of holding companies. On the other hand, the effect of ratio of independent board members for the same year was found to be negative on both profitability ratios. For the other past years, it was determined that while board size, and ratio of independent board members has a significant negative effect, ratio of female board members and use of an electronic portal to facilitate board work has a significant positive effect on holding companies profitability.

Corporate governanceBoard directors
Ahmet Semih Çolak
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Gender stereotypes in the workplaces: A Turkish news-based qualitative analysis

Unveiling the portrayal of women in the world of business, this qualitative analysis study scrutinizes the pervasive impact of gender stereotypes based on individual experiences. Over a 22-year period, a comprehensive collection of 147 news articles, specifically chosen to align with the study's objectives, forms the basis of research. Deliberately selected keywords such as "gender," "harassment," "inequality" and "violence" revealed intriguing patterns, establishing a compelling connection between these terms and the concept of women. This intricate web of associations underscores the profound link between gender stereotypes and the media's representation of women. Beyond the professional sphere, the study uncovers the insidious influence of gender stereotypes on women even before they embark on their careers. These preconceived biases chart the course of women's lives from the very outset. Moreover, the research findings highlight the escalating prominence of gender inequality in public discourse, reflecting an expanding awareness of the challenges women encounter as a result of gender stereotypes. As the dialogue on this issue gains momentum, a transformation in societal perceptions and norms could be on the horizon. In summary, this study offers an enlightening exploration of how the media depicts women in the business realm and the far- reaching consequences of deeply ingrained gender stereotypes. Keywords: gender stereotypes, harassment, inequality, violence, news

İper Topal
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal emek ile tükenmişlik arasındaki etkileşimde müşteri ilişkilerinin aracılık etkisi

Hizmet sektörünün gelişmesiyle insan ihtiyaçları da eskiye oranla daha çok artmıştır, çünkü insanlar zamanını iyi kullanmak için hayatlarını kolaylaştırmak isterler. Duygusal emek kavramı hizmet sektörünün gelişmesiyle daha da önemli bir kavram haline gelmiştir. Duygusal emeği en çok sergileyen çalışanlar müşteriler ile yüz yüze etkileşim içerisinde olan çalışanlardır. Bu nedenle taksi şoförlüğü duygusal emeği en çok sergileyen meslekler arasında yer almaktadır. Taksi şoförleri gün içinde birçok müşteriyle etkileşim halinde bulunduklarından dolayı iyi bir hizmet sunabilmek için gerçekten hissettikleri duygular yerine işi için gerekli olan davranış kurallarını sergilemek zorunda kalırlar. Bu da zamanla çalışanın gerçekten hissettiği duygu ile gösterdiği duygu arasında farklılığa yol açar. Bu durum ise tükenmişlik gibi sorunlara yol açabilir. Bu çerçevede, bu çalışma ile duygusal emek ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin belirlenmesi ve müşteri ilişkileri ile ilgili faktörlerinin bu ilişkiyi nasıl etkilediğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, Ankara Umum Otomobilciler ve Şoförler Odasına kayıtlı Ankara'nın Çankaya ilçesinde çalışan 212 taksi şoförü ile anket uygulaması yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, duygusal emek ölçeğinin alt boyutlarından yüzeysel davranışın, tükenmişliğin tüm alt boyutları ile, derinlemesine davranış ve doğal duyguların ise sadece kişisel başarı hissi ile istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, duygusal emek ile tükenmişlik arasındaki ilişkide, müşteri ilişkileri ile ilgili bazı değişkenlerin kısmî aracı etkisinin de bulunduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: duygusal emek, tükenmişlik, müşteri ilişkileri, taksi şoförleri

Duygusal emekMüşteri ilişkileriSürücüler+2
Cihan Baykan
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ruhsal zeka ile karar verme stilleri ilişkisi: Yöneticiler üzerinde bir uygulama

Tarihte ve günümüzde zekayı etkili kullanma ile ilgili, insanların değişik stratejiler denediği yapılan bir çok araştırma ile ortaya konmuştur. 2000'li yılların başından itibaren zeka ile ilgili hız kazanan araştırmaların bir çoğunda ise yöneticilerin, karar verme sürecinde çok farklı yöntemler kullandığı ve bu süreçte farklı zeka türlerinin etkili olduğu görülmektedir. Genel hayat sürecinin içerisinde insanların çoğu, zekalarının tüm boyutlarını değil sadece bilişsel veya duygusal zekalarını kullanmaya alışkındırlar. Bir çok çalışmada ise ancak üç zekanın Duygusal Zeka (EQ), Bilişsel Zeka (IQ) ve Ruhsal Zeka (SQ) bir arada kullanıldığında, olumlu verilere ve sonuçlara ulaşıldığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada, ruhsal zekanın daha fazla anlaşılması için, yöneticilerin Ruhsal Zekanın seviyelerinin Karar Verme Stilleri ile ilişki incelenmektir. Araştırmanın evreni, Ankara, Ostim Organize Sanayi bölgesinde bulunan Savunma, Havacılık, Metal ve Medikal sektörlerinde faaliyet gösteren 452 işletmenin kurucu üst düzey yöneticisi olarak belirlenmiş, araştırmanın örneklemini, 232 üst düzey yönetici oluturmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre yöneticilerin ruhsal zeka seviyeleri arasında cinsiyete ve eğitim seviyesine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı, ancak yöneticilerin ruhsal zeka seviyeleri arasında, yaşa ve çalışma sürelerine göre anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ruhsal zeka ile karar verme stilleri arasındaki ilişki araştırıldığında; kaçınmacı karar verme stili hariç; rasyonel, sezgisel, bağımlı ve ani karar verme stilleri ile ruhsal zeka arasında olumlu ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ruhsal zekanın alt boyutlarının karar verme stilleri üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde, ruhsal zekanın öz-benlik ile amaç ve değerler boyutlarının rasyonel karar verme stilini olumlu yönde etkilediği ve ruhsal zekanın kabullenme boyutunun rasyonel karar verme stili hariç, diğer tüm karar verme stilleri üzerinde olumlu etkisinin olduğu ortaya çıkmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Ruhsal Zeka, Karar Verme Stilleri, Üst-düzey yöneticiler

Karar vermeKarar verme stilleriRuhsal zeka+2
Esra Yurttaş
Çankaya University
2018
00

Other supervisors