Theses supervised by Doç. Dr. Kurtuluş Yılmaz Genç
14 theses · Giresun University
İş etiği kavramı ve Giresun ve Trabzon illerindeki iş etiği yaklaşımlarının karşılaştırılması
Geçmişi çok eskilere dayanan etik kavramı, günümüzde halen güncelliğini korumaya devam etmektedir. Son yıllarda ise bireyler ve örgütler açısından daha da popüler hale gelen bu kavram özellikle sosyal bilimler için önemi gittikçe artmakta olan bir konu haline gelmiştir. Etik, bireyleri ve toplumları bir arada tutan, bir arada yaşamayı sağlayan normları ve değerleri içinde barındıran bir kavramdır. Bir arada yaşayan insanların görüşleri, inançları, kuralları her ne kadar farklılık gösterse de etik ilkelerin bağlayıcı ve yol gösterici rolü yadsınamaz bir gerçektir. Etiğin bir alt dalı olan iş etiği ise, iş yaşamındaki doğru ve yanlış davranışların temelini oluşturur. İş etiği, toplumda genel kabul görmüş kuralların iş yaşamındaki kurallara yansıma şeklidir. İş yaşamında benimsenen etik ilke ve uygulamalarının bireyler ve gruplar arasındaki farklılıkları dengeleyici bir yönü olmakla birlikte iş yaşamının kalitesini ve verimliliği artırıcı bir etkisi de vardır. İş dünyasında giderek artmakta olan kıyasıya rekabet, yaşanan olumsuzluklar ve etik dışı davranışlar kavrama olan ilginin daha da artmasını sağlamıştır. Bugün ve gelecekte işletmelerin sürdürülebilir ve başarılı olabilmeleri, etik ilkelere bağlı olmakla mümkün olacaktır. Bu araştırma, yöneticilerin etik ve iş etiğine ilişkin tutum ve algılarını ölçmeye yöneliktir. Araştırma Giresun ve Trabzon illerindeki özel sektör işletmelerinden oluşan 100 kişilik bir örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği bire bir görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Açık uçlu ve kapalı uçlu olmak üzere katılımcılara sorular yöneltilmiştir. Açık uçlu sorulara yönelik içerik analizi yapılmıştır. Kapalı uçlu sorulara ilişkin toplanan veriler ise SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz ve değerlendirme sonucunda, çalışanların iş etiği tutumu ve algısının işletmelerin bulunduğu şehre göre farklılık göstermediği saptanmıştır.
Sosyal girişimciliğin ticari girişimcilikle ilişkisi ve bir model önerisi
Girişimcilik konusu sosyal girişimcilik için de oldukça önemli bir kavram olmasından dolayı çalışmanın ilk bölümünde girişimcilik kavramı detaylı ele alınmış ve ikinci bölümde sosyal girişimcilik konusu detaylı olarak anlatılarak ticari girişimciler ile karşılaştırmaları yapılmıştır. Girişimcilik konusu ticari girişimcinin taşıması gereken her şeyi anlattığı için ayrı bir başlıkla açıklanmamıştır. Fakat ticari girişimcilerle yapılan görüşmeler bu çalışmaya serpiştirilerek gerekli bilgiler verilmektedir. Bu araştırma 87 ticari girişimci ve 89 sosyal girişimciden elde edilen veriler çözümlenerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın son bölümünde yapılan alan araştırmasının anket verileri değerlendirilerek IBM SPSS Statistics 23 programında, öncelikle toplanan verilerin güvenilirliği açısından faktör analizi ve güvenilirlik analizi uygulanmıştır.Daha sonra değişkenler için Kolmogorov- Smirnov Z testi uygulanmış, ardından parametrik testlerin yapılması uygun bulunmuş ve bağımsız örneklem t- testi, tek yönlü varyans analizi, regresyon analizi ve ki- kare testi uygulanarak sosyal girişimciliğin ticari girişimcilikle ve ticari girişimciliğin sosyal girişimcilikle ilişkisi araştırılmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda veriler incelenerek bir model önerisi oluşturularak, sonuç, tartışma ve önerilerle geleceğe kalıcı bir örnek bırakmak hedeflenmiştir. Araştırma açık uçlu soru ve likert tipi ölçeklerden oluşması yönüyle hem nitel hem de nicel bir araştırma özelliği taşımaktadır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre sosyal girişimcilerin sosyal hassasiyet düzeylerinin ticari girişimcilere kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür. Buna ek olarak ticari girişimcilerin ekonomik fayda odaklılık düzeylerinin sosyal girişimcilere kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Araştırmada kurulan model çerçevesinde ticari bir girişimcinin, yaptığı girişimde başarılı olmaya yönelik inancını etkileyen ve tetikleyen faktörlerin başında ekonomik fayda sağlama isteğinin, sonrasında da kararlılık ve azmin geldiği belirlenmiştir. Bulgulara göre sosyal bir girişimcinin, yaptığı girişimde başarılı olmaya yönelik inancını etkileyen ve tetikleyen faktörlerin başında sosyal hassasiyetin, sonrasında da kararlılık ve azmin geldiği belirlenmiştir. Ve sosyal bir girişimcinin sosyal hassasiyeti yeterli düzeyde olmadığında, yaptığı girişimde başarılı olmaya yönelik inancını etkileyen ve tetikleyen faktörlerin başında kararlılık ve azmin, sonrasında da ekonomik faydanın geldiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:Ticari Girişimci, Sosyal Girişimci, Başarı
Girişimciliğin geliştirilmesinde mentorluğun rolü: Teknoloji geliştirme bölgesi örneği
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de faaliyet gösteren girişimcilerin karşılaştıkları mentorluk fonksiyonları ile girişimcilerin algılanan örgütsel performansları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde girişimcilik kavramı hakkında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Tezin ikinci bölümü mentorluk konusunu içermektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Trabzon Teknoloji Geliştirme Bölgesi ve Samsun Teknoloji Geliştirme Bölgesi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren girişimlerin kurucularının karşılaştıkları mentorluk fonksiyonları ve algılanan örgütsel performans düzeylerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilen alan araştırmasının sonuçlarından oluşmaktadır. Elde edilen verilerin çözümlenmesi ve değerlendirilmesinde SPSS 23 Paket programından yararlanılmıştır. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenirlirlik analizleri yapılmış, ölçeklerden alınan puanlara ait frekans, aritmetik ortalama ve yüzde dağılımları ortaya konmuştur. Veri seti, Bağımsız İki Örnek T-Testi ve Tek Yönlü Varyans analizi, Kolerasyon ve Regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, girişimcilerin karşılaştıkları mentorluk fonksiyonları ile algılanan örgütsel düzeyleri arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Örgütsel sosyalleşme ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkiyi incelemeye yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı örgütsel sosyalleşme ve örgütsel sinizm arasındaki ilişkiyi incelemektir. Tezin birinci bölümünde örgütsel sosyalleşme kavramı ayrıntılarıyla ortaya konmuştur. Çalışmanın ikinci bölümü ise örgütsel sinizm konusunu içermektedir. Bu bölümde, örgütsel sosyalleşme ile örgütsel sinizm arasındaki bağıntı tartışılmıştır. Üçüncü bölüm ise örgütsel sosyalleşme ile örgütsel sinizm arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya yönelik bir alan araştırmasından oluşmaktadır. Genel tarama modeli kapsamında ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen alan araştırmasının örneklemini Ankara'da faaliyet gösteren bir pazarlama işletmesinin 177 çalışanı oluşturmaktadır. Alan araştırmasında veri kümesi, demografik bilgiler, işgörenlerin sosyalleşme düzeyleri ve örgütsel sinizm çerçevesinde elde edilmiştir. Veri kümesi, sıklık analizi, T-Testi, ANOVA, Pearson Korelasyonu ve Doğrusal Regresyon Analizi gibi farklı istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Bulgular, işgörenlerin örgütsel sosyalleşme ve örgütsel sinizm düzeylerinin demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi ve kıdem) açısından anlamlı bir farklılık göstermediği şeklindedir. Diğer taraftan, örgütsel sosyalleşme ve örgütsel sinizm arasında negatif ve güçlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel sosyalleşme düzeylerinin (iş eğitimi, örgütü anlama, gelecek beklentisi), örgütsel sinizm boyutları (bilişsel, duyuşsal ve davranışsal) üzerinde negatif etki yarattığı belirlenmiştir. Çalışma arkadaşlarının desteği boyutunun ise yalnızca örgütsel sinizmin bilişsel boyutu üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Genel olarak, işgörenlerin örgütsel sosyalleşme düzeyleri arttıkça örgütsel sinizm eğilimlerinin zayıflayacağı bulgusuna ulaşılmıştır.
İmalat ve hizmet örgütlerinin işgören motivasyonu açısından karşılaştırılması - Giresun'daki işletmelerde gerçekleştirilen bir alan araştırması
Bu çalışmada Giresun ilindeki imalat ve hizmet işletmelerinde bulunan işgören motivasyonu ve motivasyonu etkileyen ekonomik, sosyo – psikolojik ve örgütsel faktörlerin ne kadar etkili olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Giresun ilinde bulunan iki imalat işletmesi ve bir hizmet işletmesi dahil edilmiştir. Katılımcıların sayısı imalat işletmelerinden 50 işgören, hizmet işletmesinden 50 işgören ve toplamda 100 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada katılımcılara motivasyonları etkileyen faktörlere yönelik anket çalışması uygulanmış ve bu çalışmanın sonucunda elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Katılımcılara anket dışında açık uçlu sorular da yönlendirilmiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde motivasyonun tanımı, motivasyon süreci, motivasyon teorileri, motivasyonu etkileyen ekonomik, sosyo –psikolojik, örgütsel faktörler şeklinde literatüre ait bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümünde imalat ve hizmet işletmelerinin ülkemiz için önemi ve bu sektörlerde daha önce gerçekleştirilmiş çalışmalara yönelik bulgular yer almaktadır. Üçüncü bölümde gerçekleştiren araştırmaya yönelik bulguların analizi ve çalışmaya yönelik sonuç ve öneriler yer almaktadır. Araştırmanın modeli kapsamında gerçekleştirilen karşılaştırmalı analizlerde imalat ve hizmet işletmesinde bulunan işgörenlerin motivasyonlarını etkileyen faktörlerden biri olan ekonomik faktörlere bakış açılarında fark olduğu belirlenmiştir. Sosyo – Psikolojik ve örgütsel faktörlere yönelik bakış açılarında bir fark olmadığı belirlenmiştir.
İşletmelerde kriz yönetimi- Giresun ve Trabzon'daki KOBİ'ler örneği
Bu tez çalışmasının amacı, kriz kavramını tanımlamak, işletmelerde kriz yönetimi konusunu ayrıntılarıyla ortaya koymak, bu konudaki kuramları değerlendirmek ve konuya ilişkin bir alan araştırmasıyla uygulamadaki durumu incelemek ve sonuçlarını analiz etmektir. Kriz, olumsuzluğu işaret eder. Bu olumsuzluk değişik derecelerde, düzeylerde ortaya çıkabilir. İşletmeler açısından kriz, işletmelerin karlılığını düşürebilen ve hatta işletmenin varlığını tehdit eden her durumu içerir. Buna göre işletme içindeki çatışmalar, personelin işletmeden ayrılması, yeni personel bulamama, ham madde bulamama, pazar kayıpları, tedarikçiler ya da dağıtıcılarla ilgili yaşanan sorunlar ve en önemlisi de ülkenin ya da dünyanın yaşayabileceği siyasal ya da ekonomik sorunlar ve bunların işletme üzerindeki olumsuz etkileri kriz olarak nitelendirilebilir. Bu çalışmanın kapsamında özellikle doğal afetler, ekonomik krizler, ele alınmıştır. Krizlerle başa çıkabilmenin en iyi yolu krizlerin hiç ortaya çıkmamasını sağlayacak önlemlerin alınmasıdır. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Kriz kavramı tanımlanmış, krizle ilgili ayrıntılı bilgi verilmiştir. Bu bölümde, yine krizle ilgili kuramlar, kriz türleri, krizin özellikleri ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Tezin ikinci bölümünde nasıl bir örgütsel yapının daha etkili olacağı, krizden çıkmayı kolaylaştıracağı, başarıyı getireceği geniş şekilde değerlendirilmiştir. İkinci bölümde yine, kriz yönetim çalışmaları ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Kriz yönetim süreci, kriz yönetim modelleri açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümü bir alan araştırmasından oluşmaktadır. Bu araştırma Giresun ve Trabzon'daki KOBİ'lerde gerçekleştirilmiştir. Araştırma KOBİ'lerin kriz yönetimiyle ilgili deneyimleri, Krizden çıkma konusundaki önerilerini ve krizle ilgili kavramları olan yaklaşımlarını içermektedir. Çalışmada ki temel bulgular kriz döneminde işletme yönetimi ve krizle başa çıkma yöntemlerini ortaya koymuştur. Küçük ölçekli işletmeler daha basit yöntemler uygularken, orta ölçekli işletmeler planlı hareket etmişlerdir.
Rekabet stratejisi-örgütsel yapı ilişkisinin analizi: Ordu ili işletmeleri örneği
Örgütsel yönetimde yeni bir sistem olarak holakrasi ve sistemin Türkiye'de uygulanabilirliği üzerine bir alan araştırması: Ordu ili örneği
Yönetim konusu, özellikle yeni yönetim şekilleri günümüzde gittikçe önem arz eden bir kavram olduğundan ilk bölümde dünyada uygulanan yeni bir yönetim modeli olan Holakrasi modelinden bahsedilmiştir. Farklı yönetim kavramları ve interdisipliner kavramlarla bağlantılar kurularak açıklanan bu model hakkında ikinci bölümde dünyadan örneklere ve uygulama biçimlerine değinilmiş ve Türkiye'de holakrasi modeline yakın bir sistemle çalışan firma incelenmiştir. Bu araştırma 40 farklı işletme ve toplam 60 farklı yönetici ve çalışandan elde edilen verilerin çözümlenmesi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın son bölümünde yapılan alan araştırmasının anket verileri değerlendirilerek IBM SPSS Statistics 22 programında öncelikle değişkenlerin ortalamaları alınarak yorumlanmıştır daha sonra faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi sonrasında korelasyon analizi ve Kruskal-Wallis analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırma açık uçlu soru ve likert tipi ölçeklerden oluşması açısından hem nitel hem de nicel bir araştırma özelliği taşımaktadır. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre işletmelerde holakrasi düzeyi ile yaratıcılık arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif ilişki olduğu, holakrasi düzeyi ile örgütsel motivasyon düzeyi arasında da istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu ayrıca işletmelerdeki holakrasi düzeyi ile işletmenin kuruluş yılı arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bunun dışında; İşletmelerdeki yaratıcılık düzeyi konusunda sektörler arasında fark olmadığı, işletmelerdeki holakrasi düzeyi konusunda sektörler arasında fark olmadığı, işletmelerde motivasyon düzeyi konusunda sektörler arasında fark olmadığı, çalışanların yaratıcılık düzeyinin, çalışanların yaşına göre farklılaşmadığı, çalışanların motivasyon düzeyinin, çalışanların yaşına göre farklılaşmadığı, çalışanların yaratıcılık düzeyinin, çalışanların eğitim düzeyine göre farklılaştığı ve çalışanların motivasyon düzeyinin, çalışanların eğitim düzeyine göre farklılaşmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Yönetim Organizasyon Alanında hazırlanmış bu çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Örgütsel bağlılığın örgütsel performansa etkisi: Kastamonu Sosyal Güvenlik Kurumu örneği
Örgütsel bağlılık özellikle sosyal bilimler alanında oldukça önemli bir kavram haline gelmiştir. Gerek özel sektörde gerek kamusal alanda çalışanların üzerinde ortaya çıkan sonuçlarda etkili olabilmektedir. Bu çalışmanın konusunu örgütsel bağlılığın örgütsel performans üzerindeki etkisi oluşturmaktadır. Çalışmanın birinci bölümde örgütsel bağlılık kavramsal ve kuramsal çerçevede ele alınmıştır. İkinci bölümde ise örgütsel performans kavramsal ve kuramsal çerçevede incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise örgütsel bağlılığın örgütsel performans üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu çalışmada Kastamonu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nde çalışan personelin örgütsel bağlılık düzeylerinin örgütsel performans üzerindeki etkisini ölçebilmek amaçlanmıştır. Araştırma Kastamonu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nde görev yapan 75 kişilik bir örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama yöntemi olarak ise anket tekniği bire bir görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Araştırmanın analiz aşamasında bağımsız değişkenler için betimsel istatistiksel hesaplamalar yapılmıştır. Sorulara ilişkin toplanan veriler SPSS 23.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz ve değerlendirmeler sonucunda; örgütsel bağlılık ile örgütsel performans arasında pozitif yönlü ilişkinin bulunduğu, demografik-sosyal özellikteki faktörler ile örgütsel bağlılık arasında ilişki bulunmadığı saptanmıştır.
Turizm sektöründe girişimcilik: Giresun örneği
Bu çalışmanın amacı, girişimcilikle ilgili temel kavramları ortaya koyduktan sonra, Giresun'daki turizm girişimciliği uygulamalarını değerlendirmek ve bir alan araştırması ile Giresun'daki turizm işletmelerinin mevcut durumu, olanakları ve paydaşların beklentilerini tespit etmektir. Bu çerçevede, tez üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde, girişimcilikle ilgili temel kavramlar tanımlanmış ve bu kavramların turizm sektöründeki yeri belirlenmiştir. İkinci bölümde, Giresun'daki turizm işletmelerinin durumu, Giresun'da, turizm faaliyetleri ile ilgili olanaklar, Giresun'un doğal, tarihi ve kültürel değerleri ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur. Tezin üçüncü bölümünde, Giresun'daki turizm işletmelerinin mevcut durumu, olanakları ve paydaş beklentileri konusundaki bir alan araştırmasının sonuçları verilmiştir. Tez çalışması, sonuç ve önerilerin ortaya konulmasıyla sona ermiştir. Alan araştırmasında, Giresun'da turizm sektörünün mevcut durumu bir GZTF (Güçlü yönler, zayıf yönler, tehditler ve fırsatlar) testi ve ilişkili bir anket formuna verilen yanıtların sıklık analizi çerçevesinde değerlendirilmesiyle elde edilen bulgularla ortaya konmuştur. Alan araştırmasının örneklemi, Giresun'u iyi tanıyan, kırk (40) kişiden oluşmuştur. Alan araştırması sonucunda elde edilen temel bulgu, Giresun İli'nin turizm sektörü açısından sunduğu yenilik olanakları, fırsatlar ve yüksek kazanç imkânları ile girişimcilik açısından uygun bir il olmasıdır. Diğer taraftan, Giresun İli özellikle, deniz turizmini ve yaylacılığı da içeren doğa turizmi açısından fırsatlar sunmaktadır. Bu alanların yanı sıra, inanç turizmi, tarih turizmi gibi bileşenleri de içeren kültürel turizm açısından Giresun İli yeniliklere açıktır. GZTF analizi çerçevesinde: Giresun İli'nin turizm sektörü açısından temel üstünlüğü sahip olduğu doğal ve tarihi varlıklardır. Bu çerçevede, İl'in temel zayıflıkları da altyapı yetersizliği, tanıtım ve lobicilik faaliyetlerinin eksikliği, farkındalık eksikliği ve özel sektör ilgisinin ve yatırımlarının azlığıdır. Giresun İli'nin önündeki başlıca fırsat, Karadeniz Bölgesi'nin yeni bir turizm destinasyonu olarak öne çıkmasıdır. Başlıca tehdit ise, bölge illeri arasındaki rekabet ve çevre kirliliğidir. Bu tez çalışmasında elde edilen diğer bulgular şunlardır: Giresun, kendine özgü coğrafi yapısı, kentsel ve kırsal yerleşim alanları, yaylaları, yayla göçleri, bir festivale dönüşen fındık hasat dönemi, sonbaharda gerçekleşen ve her yıl tekrarlanan büyükşehirlere göçleri, denizi ve buna özgü davranış şekilleriyle, kültürel açıdan çok zenginlik barındıran bir ildir. Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Giresun İli, özellikle sıcak ve kurak ülkelerden gelen ve gelebilecek turistler için çok önemli bir uğrak noktası, "turizm destinasyonu" olabilir. Altyapı geliştirildiğinde, Giresun'a daha çok turist gelebilecektir; şehir ve çevresi daha cazip, daha çekici olabilecektir. Giresun'da mevcut durumda ya da sağlık hizmetlerinin daha da geliştirilmesiyle, sağlık turizmi faaliyetlerinin de yoğunlaşabileceği açıktır. Giresun'daki turizm işletmeleri, faaliyetlerinde, Giresun'un yöresel mutfağını, yöresel lezzetlerin daha çok öne çıkarmalıdırlar. Giresun, aynı zamanda, il olarak da güvenlik düzeyi yüksek olan bir ildir. Deniz ve karayolu ile ulaşım, yöresel güzelliklerin tadına varılarak seyahat etme imkânı sunmaktadır. Giresun ilini yerli ve yabancı turistler için çekici kılan en önemli unsurlardan biri de ilin sahip olduğu yaylalardır. Konaklama tesisleri, iç ve dış tasarım, sunulan hizmetler, çalışanların yetkinlikleri açılarından müşteri gereksinimlerini tatmin etmelidirler. Turistlerin misafirperver yerli halkla bütünleşmeleri teşvik edilmelidir. Bu çerçevede, Giresun'da da esnafın yardımsever olması ve işletme çalışanların nezaketi son derece olağan bir durumdur. Göreli olarak düşük ücret ve fiyatlarla, yöre, daha cazip kılınabilir. Giresun ili, farklı heyecanlar yaşamak, yeni dostluklar kurmak, sakin bir ortamda yaşamak, denizi, plajları, manzara ve doğal cazibe alanlarıyla yaşam sevincini hissetmek in son derece uygun bir yöredir. Giresun'un turizm alanında en önemli eksikliği hizmet kalitesi ve tesislerdir.
Büyük işletmelerde entelektüel sermayenin yenilikçiliğe dayalı rekabet üstünlüğüne etkisi: Eskişehir'de kurulu işletmeler üzerinde bir araştırma
Entelektüel sermaye, işletmede çalışanların yetenekleri, işle ilgili yetkinlikleri, girişimci ruhları, bilgi üretimi; aynı zamanda işletmenin sahip olduğu üretim yöntemleri, kullandığı teknoloji, patentler, telif hakları, imajı, lisans anlaşmaları gibi somut olmayan varlıkların toplamıdır. Yenilikçilik (inovasyon), işletmenin sahip olduğu entelektüel sermayenin sonucu toplumsal ve ekonomik değişimlerin faydaya dönüştüğü, büyüme ve kalkınma amaçlı, yeni fikir, ürün ya da hizmettir. İnovasyon ve entelektüel sermaye ile işletme rekabet avantajı sağlamaktadır. Günümüzde işletmeler yalnızca rekabet üstünü olmak istememekte aynı zamanda bu üstünlüğü sürdürülebilir kılmak istemektedir. Bu çalışmada entelektüel sermayenin inovasyon ve rekabet üstünlüğü üzerindeki rolü araştırılmıştır. Araştırmanın temel amacı; Eskişehir ili sanayi sektöründe faaliyette bulunan büyük ölçekli işletmelerin sürdürülebilir rekabet üstünlüğüne, yenilikçilik yapısı ve entelektüel sermaye arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu çalışmada 42 adet büyük ölçekli işletmeye ulaşılmıştır. Araştırmada veriler, geliştirilen ölçek sonucunda elde edilen anket sorularının katılımcılara yöneltilmesi ile toplanmıştır. Toplanan verileri SPSS 25 programında veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda ulaşılan temel bulgular şunlardır: Entelektüel sermaye ile inovasyon ve rekabet üstünlüğüne ulaşma yöntemleri arasında yüksek dereceli pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır. Aynı zamanda inovasyon ve rekabet üstünlüğü arasında da yüksek dereceli pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır. Bunlara ek olarak; işletmenin faaliyette bulunduğu sektör ve kuruluş yılı ile entelektüel sermaye, inovasyon ve rekabet üstünlüğüne ulaşma yöntemleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır. Ancak işletmeniz faaliyette bulunduğu hedef pazarı ile entelektüel sermaye, inovasyon ve rekabet üstünlüğüne ulaşabilme yöntemleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Anahtar sözcükler; Entelektüel Sermaye, İnovasyon, Rekabet Üstünlüğü, Sürdürülebilirlik Rekabet Üstünlüğü, Eskişehir ilindeki Büyük İşletmeler
Örgütsel adaletin örgütsel sonuçlar üzerindeki etkilerine bireyci ve toplumcu kültürün aracılık rolü: Doğu Karadeniz üniversiteleri idari personeli üzerinde bir araştırma
Kültürün örgütler ve çalışanlar üzerindeki etkileri ile ilişkili olarak uluslararası literatürde çok sayıda araştırma vardır. Türkiye'nin çok boyutlu, son derece zengin kültürel yapısı örgütsel yapılar üzerinde de etkilidir. Ancak, bu etkinin kapsamı ayrıntılı ampirik araştırmaları gerektirmektedir. Bu noktada, kültürün sürekli değişmekte olduğu olgusu da dikkate alınmalıdır. Son yıllarda, Türkiye'de kültürün örgütsel yapı üzerindeki etkilerini ele alan araştırmaların sayısı artmıştır. Buna rağmen, alan taramasının sonuçları Türkiye'de ilgili araştırmaların sayısının kısıtlı olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda, bu çalışmada, ilgili yazına ve yönetim alanına katkı sağlamak amacıyla; örgüt kültürünün bireycilik ve toplumculuk kavramlarının örgütsel adaletle ilişkisi ve örgütsel sonuçlara etkisi araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak bir model geliştirilmiştir. Sonuçlar, literatür ve varsayımlarla bir bütün olarak ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Tez çalışması temelde kuramsal bölümler ve uygulama bölümünden oluşmaktadır. Kuramsal bölümler, literatür taramasıyla; uygulama bölümü ise; 2006 ve sonraki yıllarda Doğu Karadeniz'de kurulmuş, devlet üniversitelerinde idari kadroda görev yapan 414 personelin ankete verdiği yanıtların analiz edilmesiyle oluşturulmuştur. Analizler için SPSS ve LISREL paket programları kullanılmıştır. Kavramsal model çerçevesinde, bireycilik ve toplumculuk örgüt kültürü boyutlarının örgütsel adaletle örgütsel sonuçlar arasındaki ilişkiye aracılık ettiğini gösteren yeni bir model önerilmiştir. Analizler sonucunda, prosedürel adaletin, nezaket ve vicdanlılıkla (negatif yönlü), normatif bağlılık ve performansla arasındaki ilişkide bireyciliğin aracılık etkisinin olduğu bulunmuştur. Örgütsel adaletin dağıtımsal ve etkileşimli adalet boyutlarının; örgütsel vatandaşlık davranışının; nezaket, vicdanlılık, fedakârlık, centilmenlik ve sivil erdem boyutlarıyla, örgütsel bağlılığın; duygusal ve normatif bağlılık boyutlarıyla, iş tatmini ve örgütsel performansla ilişkili olduğu, bu ilişkilere toplumculuk örgüt kültür boyutunun aracılık ettiği belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Örgütsel Adalet, Bireyci ve Toplumcu Kültür, İş Tatmini, Örgütsel Performans, Örgütsel Vatandaşlık ve Bağlılık
Girişimcilik desteklerinin işletmelerin gelişimine etkisi: Ordu ve Giresun işletmeleri üzerinde bir araştırma
Bu tez çalışmasının amacı, girişimcilik desteklerinin işletmelerin gelişimine olan etkisini ortaya koymaktır. Bu çerçevede, öncelikli olarak, girişimcilik ve girişimcilik teorileri, çalışmanın birinci bölümünde tüm yönleriyle ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde girişimcilik destekleri detaylı olarak anlatılarak teorilerle olan ilişkilerine değinilmiştir. Bu bölümde, ayrıca, Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) destekleri açıklanmıştır. Bu yüksek lisans tez çalışmasının üçüncü bölümünde, Ordu ve Giresun illerinde KOSGEB' in girişimcilik desteklerinin işletmelerin gelişimine etkisi konusunda gerçekleştirilen bir alan araştırmasının sonuçlarına yer verilmiştir. Bu bölümde ayrıca, Türkiye' de girişimcilere destek sağlayan en önemli kuruluşlardan biri olan KOSGEB' te bir yetkili ile yapılan röportaja, girişimcilik desteği alan KOBİ' lerle yapılan görüşmelerin sonucuna da yer verilmiştir. KOSGEB desteklerinin işletmelerin gelişimine etkisini inceleyen bu tez çalışmasında ulaşılan temel bulgu, işletmelerin KOSGEB destekleriyle ilgili olumlu deneyim düzeyleri ile işletme performansları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğudur. Diğer bir bulguya göre de, işletmelerin KOSGEB destekleriyle ilgili olumlu deneyim düzeyleri ile pazarda sahip oldukları pay arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki vardır. Öte yandan, işletmelerin KOSGEB destekleriyle ilgili olumlu deneyim düzeyleri ile sahip oldukları ciro düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Girişimcilik Destekleri, Performans, KOSGEB, İşletmeler
Çalışanların algılarına göre örgüt kültürü ve kurumsallaşma ilişkisi üzerine bir araştırma
Bu araştırmada gelişmekte olan bir üniversitenin çalışanlarının algılarına göre var olan kültür değişkenleri (yaş, cinsiyet, kadro, eğitim durumu ve kurumda çalışma süresi) açısından incelenmiştir. Araştırmada üniversitede çalışan akademik ve idari personelin var olan kültüre yönelik algılarını ölçmek, örgüt kültürü ile kurumsallaşma ilişkisini tespit etmek ve farklılıklarını ortaya koymak amacıyla anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın merkezini üniversite personelleri oluşturmuştur. Akademik ve idari personele uygulanan anketlerde 202 kişiden veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesi ve değerlendirilmesinde SPSS 23 paket programından yararlanılmıştır. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmış, ölçeklerden alınan puanlara ait frekans, aritmetik ortalama ve yüzde dağılımları ortaya konmuştur. Veri seti faktör analizi, korelasyon analizi, t-testi ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Çıkan sonuçlar doğrultusunda araştırmanın yapıldığı üniversite çalışanlarına bu yönde öneriler getirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın temel amacı, bir üniversite çalışanlarının algılarına göre örgüt kültürü konusunu çeşitli yönleri ve özellikleri ile ele almanın yanı sıra kurumsallaşma olgusunun örgüt kültürünün oluşmasıyla ilişkisini tespit etmektir. Başarılı bir eğitim örgütü olmanın şartlarından biri de örgüt kültürü unsurudur. Üniversite kendini var olduğu toplumda kabullendirmeli, toplum ile iç içe olmalı, dışarıda ulusal platformlarda bulunduğu topluluğu temsil etmelidir. Çalışanları ile birlikte üniversite kendine özgü bir örgüt kültürünü oluşturacak ve kurumsallaşma yolunda ilerleyecektir. Bu noktadan yola çıkarak çalışanların algıladıkları göre mevcut örgüt kültürü durumu tespiti yapılıp, kurumsallaşmaya yönelik öneriler getirilmeye çalışılmıştır.