Theses supervised by Doç. Dr. Melayib Bilgin
14 theses · Aksaray University
Fiziksel ve kimyasal ön işlemlerin farklı atık türlerinin biyogaz üretim potansiyellerine etkisi
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, hızlı üretilen atık yönetiminde ciddi zorluklarla karşı karşıyadır. Katı atık yönetimi, çevresel ve ekonomik kaygılar nedeniyle son 10 yılda önemli bir konu haline gelmiştir. Biyolojik atıkların ön arıtımı yeni stratejiler geliştirilen ve sürekli olarak büyüyen bir araştırma alanıdır. Bu çalışmanın amacı elma posası ve arıtma çamuru atıklarının anaerobik çürümesinde ön arıtımlarının etkilerinin değerlendirilmesidir. Çalışmada elma posasının ve arıtma çamurunun ön işlemlerindeki temel stratejiler, ultrases (35 kHz ve 53 kHz), termal ve kimyasal (pH<2, pH 5, pH 10) ön işlemlerdir. Her bir ön arıtım yöntemi için, sıcaklık (25, 40,50 ve 60 °C ) ve işletme süreleri (5, 15, 30 ve 45 dakika) sabit tutulmuştur. Ön arıtımın etkileri, atıkların çözünebilir protein ve kimyasal oksijen konsantrasyonlarındaki değişimleri ölçülerek anaerobik çürümedeki değişimler, biyokimyasal metan potansiyeli (BMP) analizi kullanılarak belirlenmiştir. Sıcaklık ve süre çeşitli ön arıtımlarda BMP'de artırıcı etkiye sahipken, bazı durumlarda ise inhibe edici etkisi gözlemlenmiştir. Bu çalışmada metan artışı üzerinde belirli ön arıtım yöntemlerinin etkinliği kanıtlanmıştır.
Ponza çamurunun hafif yapı malzemesi olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
Tekstil sanayisinde kot kumaşı ağartması için kullanılan ponza taşı atık çamurunun inşaat sektöründe hafif yapı malzemesi olarak kullanılabilirliğini incelemek için tesisten gelen atık çamur öncelikle susuzlaştırma işlemi için 105°C de 24 saat süre ile etüvde kurutulmuştur. Kurutulan atık ponza çamurundan numune alınarak elek analizi gerçekleştirilmek suretiyle dane çapı belirlenmiştir. Elek analizi yapıldıktan sonra, bu analiz sonuçlarına göre beton dökümü için kullanılacak malzeme miktarları belirlenmiştir. Belirlenen miktarlara göre 15x15x15 cm'lik döküm kalıplarına 6 adet referans numune dökülmüştür. Dökülen bu numuneler kuruduktan sonra kalıplardan çıkarılarak su havuzuna 28 gün bekletilmek üzere konulmuştur. Beton karışımı için yapılan hesaplamalar baz alınarak toplam agrega miktarı %10' luk dilimlerle azaltılarak yerine kurutulan atık ponza ilave edilip, her %'lik dilim için 6 adet beton dökümü yapılmıştır. Bu döküm işleminden sonra kalıplarda kuruyan betonlar çıkarılarak su havuzuna konulmuştur. Su havuzuna konulan betonlar 28. günlerinin sonunda dayanım testine tabi tutulmuştur. Dayanım testindeki dağılım grafiklerine göre C 25/30 kriterlerini sağlayan numuneler agreganın %30 ve %40 oranlarında ponza atığı içeren numunelerdir. % 80 oranında ponza atığı içeren numune basınç dayanımı en az olarak gerçekleşmiştir. Dayanım testi sonucunda en dayanıklı beton, aynı zamanda agrega yerine kullanılacak en uygun atık ponza miktarı da belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Ponza, Tekstil, Kot, Hafif Yapı Malzemesi, Atık Çamur
Evsel katı atıkların toplanması, taşınması ve depolanması hususunda yapılan maliyet analizi
Tez çalışması, evsel katı atıkların toplanması, taşınması ve depolanması ile alakalı bir yıllık süre zarfında (2017) harcama yapılan gider kalemleri, ilgili harcama biriminin bütçe verilerinin tek tek ele alınması ile ortaya çıkarılmıştır. Öncelikle atık biriktirme ekipmanlarının maliyetleri, atık taşıma araçlarının yatırım maliyetleri, personel giderleri, yakıt giderleri, araç bakım ve onarım giderleri, avadanlık ve yedek parça alımları bu çalışmada yıllık katı atık toplama ve taşıma maliyetinin ana kalemlerini oluşturmuştur. Tezin amacı, mevcut atık toplama ve taşıma sisteminin maliyetinin tespit edilmesi ile birlikte, değişen nüfusta dikkate alınarak, 2018-2022 yıllarındaki maliyetleri öngörmektir. Türkiye'nin içinde bulunduğu çarpık kentleşme ve yapılaşmayla "Kentsel Dönüşüm" adı altında girdiği bu değişim hareketi, ilçe üzerindeki etkisini son yıllarda göstermeye başlamış, ilçenin yeniden planlamasıyla birlikte mevcut katı atık yönetiminde de alternatiflerin oluşması kaçınılmaz olmuştur. Bu sebeple, uygulanan katı atık toplama taşıma sistemi ile alternatif sistemlerin incelendiği bir çalışma yapılmıştır. Çalışma sonucunda mevcut sistem analiz edilmiş, yeraltı çöp konteyneri toplama sisteminin veriminin yüksek olduğu ve işletme maliyetlerin diğer toplama taşıma sistemlerine göre düşük olduğu tespit edilmiştir.
Düzenli depolama sahalarının işletilmesi atık karakterizasyonu ve LFG gazından enerji üretimi
Günümüzde ambalaj malzemelerinin her alanda çokça kullanılması ve ekonomik gelişmişlik ile birlikte katı atıkların miktarında oldukça fazla bir artış olmuştur. Katı atıkların bertarafında kurulum ve işletim maliyeti olarak en uygun yöntem olan düzenli depolama kullanılmaktadır. Düzenli depolama sahalarına gelen atıkların karakterizasyonun belirlenmesi ve buna göre değerlendirilmesi esas olmalıdır. Ayrıca düzenli depolama sahalarının en öenmli çıktılarından birisi de organik içerikli atıkların anaerobik olarak parçalanması sonucu oluşan depo gazıdır. Depo gazları içinde metan ve karbondioksit önemli ölçüde oluşmakta olup, küresel iklim değişikliklerine ve sağlık sorunlarına yol açmaktadırlar. Bu sebeple depo gazlarının toplanması ve elektrik enerjisine dönüştürülerek değerlendirilmesi hem dünyamız açısından çevreci bir yaklaşım olup hemde ülkemiz açısından ekonomik bir gelişme olacaktır. Bu çalışmada, düzenli depolama sahalarının işletilmesi, atık karakterizasyonu ve metan gazının oluşumu incelenmiştir. Çalışma alanı olarak Kocaeli Solaklar düzenli depolama sahası ve son iki yıllık verileri kullanılmıştır.
Toprak yıkama yöntemiyle Cd ve Pb ile kirlenmiş tarımsal toprakların iyileştirilmesi
Bu çalışmada, ağır metaller ile kirlenmiş tarımsal toprakların iyileştirilmesine yönelik toprak yıkama yöntemi uygulaması incelendi. Toprak örnekleri Konya'nın Akşehir ilçesinde tarım arazilerinden alınmış olup buğday ve fasulye toprak örnekleri sanayi civarı yol kenarına yakın yerlerden alındı. Öncelikle farklı konsantrasyonlarda 0,1M, 0,05M ve 0,01M olacak şekilde yıkama çözeltileri (EDTA ve HCl) hazırlandı. Üç farklı toprak örneklerinden (domates toprağı, buğday toprağı ve fasulye toprağı) 2'şer gram tartılarak katı/sıvı oranları 1/10 ve 1/20 olacak şekilde yıkama çözeltilerinden 20ml ve 40ml üzerlerine eklendi. Hazırlanan örnekler inkübatörde 2 saat süresince hem 100rpm hem de 200rpm hızda karıştırıldı. Bu karıştırma işlemi esnasında 15, 30, 60 ve 120.dakikalarda numunelerden örnek alındı. Daha sonra bu alınan örnekler içeriğinde bulunan ağır metal muhtevasını belirlemek için ICP-MS cihazında ağır metal (Pb ve Cd) miktarları ölçüldü. Yapılan işlemler sonunda üç ayrı toprak numunelerinde, yıkama çözeltilerine ve molarite farklarına göre, katı/sıvı oranlarına göre zamanla ağır metal konsantrasyonları ve elde edilen verim değişimleri gözlemlendi. Bu veriler sonunda Pb ağır metali için; domates yetiştirilen toprakta 0,1M EDTA yıkama çözeltisinde %48,42, buğday yetiştirilen toprakta 0,05M EDTA yıkama çözeltisinde %83,19 ve fasulye yetiştirilen toprakta da 0,1M EDTA yıkama çözeltisinde %68,43 verim elde edildi. Cd ağır metali için ise; domates toprağında 0,01M EDTA yıkama çözeltisinde %84,95, buğday toprağında 0,1M HCl yıkama çözeltisinde %76,09 ve fasulye toprağında da 0,05M EDTA yıkama çözeltisinde %83,85 verim elde edildi. Elde edilen diğer tüm bu verilere göre yapılan toprak yıkama işlemleri sonunda en iyi verim elde edilen yıkama çözeltisi 0,05M EDTA ve ayrıca karıştırma hız farkına göre de en iyi sonuç alınan 200rpm karıştırma hızı olarak belirlendi.
Entegre katı atık yönetimi Afyonkarahisar örneği
Hızlı nüfus artışı, kentleşme, endüstrileşme ve teknolojinin hızla gelişmesi atık miktarlarının ve atık türlerinin önemli oranda artmasına sebep olmuştur. Bu sebeple bilinen atıklar her zaman standart metotlar kullanılarak bertaraf işlemine tabi tutulamamaktadır. Atık türlerinin bir hayli çok olduğu özellikle endüstrilerde her bir atık türü için ayrı bir yönetim sistemi kurmak ve işletmek güç olacağından tüm atıkları içine alan bir yönetim sistemi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Katı atıkların oluşturduğu kirlilik ile buna bağlı mevcut ve potansiyel risklerin boyutunun her geçen gün artması, doğal kaynakların azalması ekonomik ve diğer nedenlerle çağımızda katı atık yönetimi gittikçe önem kazanmakta ve karmaşıklaşmaktadır. Bu nedenle atık oluşumundan nihai bertarafa kadar bütün kademeleri içine alan entegre bir katı atık yönetiminin unsurları ve bunların birbirleri ile ilişkilerinin çok iyi bilinmesi zorunludur. Entegre Katı Atık Yönetimi (EKAY), atık yönetim planlamasında farklı metotları kullanarak bütüncül bir yaklaşımla çevresel etkiyi en aza indirmeyi ve atık bertarafında maliyeti düşük tutmayı amaçlamaktadır. Günümüzde entegre atık yönetiminin hiyerarşisine bakıldığında Atık önleme, Atık azaltma, Yeniden kullanım, Geri dönüşüm, Geri kazanım, Nihai Bertaraf adımlarından oluştuğu görülmektedir. Çalışmada Entegre atık yönetiminin özellikleri, bileşenleri, sisteme duyulan ihtiyaç ve Afyonkarahisar ilinde bulunan Katı Atık Düzenli Depolama ve Bertaraf Tesisinde uygulanmakta olan Entegre Atık Yönetim Sistemi incelenmiştir. Afyonkarahisar ili ve ilçelerindeki atık miktarları ve yıllara göre değişim oranı, elde edilen enerji miktarları ve sistemde yer alan prosesler ele alınmış, mevcut sistemin verimini arttıracak hususlara ve sisteme ilave edilebilecek proseslere değinilmiştir.
Plastik ambalaj atıklarının geri kazanımı Aksaray ili örneği
Bu çalışmamda, geri dönüşüm ve geri kazanım terimlerini kısaca açıklayıp, ambalaj atık türlerinden olan plastik atıkların geri dönüşümü ve geri kazanımının nasıl yapıldığını ve pilot bölge olarak Aksaray İli Merkez İlçesinde uygulanmakta olan Ambalaj Atıkları Yönetim Planı kapsamında ve Aksaray Belediyesinin ambalaj atıklarının alımında protokol yapılan Lisanslı Toplama Tesisi örnek olarak incelenmiştir. Bu çalışmamda mücavir alan içerisinde yer alan marketler, konutlar, AVM, eğitim, kamu kurum ve kuruluşları, oteller vb. tüm alanlardan toplanan plastik ambalaj atıklarının ayrıştırılması, geri dönüşümü/geri kazanımı incelenmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde ambalaj ile ilgili tanımlamalara yer verilmiş, ambalajın tarihsel gelişimi, ambalajın görevleri kullanım alanları ve çeşitleri, kaynağında ayrı toplama çalışmaları ve ambalaj atıklarının geri kazanımı incelenmiştir. İkinci bölümde Aksaray İli Atık Yönetim Planı hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise tezin ana konusu olan plastik ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplama çalışmasına, uygulama şekline, toplanan atık miktarlarına, atıkların ürün haline gelmesi için geri kazanım süreçlerine ve maliyet analizlerine değinilmiştir.
Kesikli beslemeli anaerobik reaktörlerde çeşitli gıda atıklarından metan eldesi
Tez çalışması, Aksaray ilinde işletimde olan biyogaz tesisinde yürütülmüştür. Çalışmanın yürütüldüğü biyogaz tesisine birçok farklı işletmeden organik içerikli atık gelmektedir. Tez süreci boyunca tesis bünyesine gelen farklı organik atıkların içerikleri ve metan oranları analiz ve otomasyon sisteme ile tespit edilmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde Biyogaz ile ilgili tanımlamalara ve anaerobik arıtmanın avantajlarına yer verilmiş, biyogazın ekonomi için öneminden, biyogazın kullanım alanlarından ve çevreye olan önemli katkılarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde Biyogaz üretim esaslarından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise tezin ana konusu olan Biyogaz üretiminde kullanılan malzemelerden ve metottan bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde ise yapılan analizlerde ve elimizdeki mevcut malzemelerden elde edilen metan miktarları verilmiştir.
PCB- HCB kaynakları ve çevredeki dağılımı
Günümüzde kimyasalların kullanılmadığı bir hayat düşünmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Kimyasalların kullanım alanları genel olarak, temizlik ürünleri, boya, kozmetik ürünleri, ilaçlar gibi tüketim malları ve bunların yanı sıra, tarım sektörü için gübreler ve tarım ilaçları, kimya sanayinin de dâhil olduğu imalat sanayinin ihtiyaç duyduğu organik ve inorganik kimyasallar, boyalar, laboratuvar kimyasalları, termo-plastikler şeklinde sıralanabilmektedir. KOK, organik bileşiklerden bir tanesidir. Kimyasal ve biyolojik bozunmaya karşı son derece dayanıklı maddeler olup, doğada çok uzun süre bozulmadan ya da ayrışmadan kalabilmeleri en önemli özellikleridir. Biz çalışmamızda pcb ve hcb kirleticilerinden bahsederken buna ek olarak canlılarda maruz kalma ve etkilerini inceleyeceğiz. PCB'ler doğal sularda bulunmasıyla birlikte bu duruma kaynak olan sektörler ise karbonsuz kâğıt imalatı, demir, çelik ve alüminyum dökümü, kâğıt hamuru ve kâğıt imalathanelerinden yapılan deşarjlar ve elektrik endüstrileri atıkları dikkat çekmektedir. Bir diğer yandan HCB'lere bakıldığında ilk göze çarpan tarımsal ilaçlama olmasına rağmen sentetik temizleyici ve boya üretiminde, ağaçtan yapılmış koruyucularda ve yangın söndürücülerin imalatında da kullanılmıştır. Maruz kalma faktörü incelendiğinde ise her iki kirleticinin de canlılar üzerinde önemli etkileri olduğu gözlemlenmiştir. PCB'ler bağışıklık ve sinir sistemini olumsuz yönde etkilediği ve çocuk düşürme, gelişim bozuklukları, prematüre doğumlar ve kanser gibi olumsuzlukların artmasına sebep olduğu, HCB'ler de ise anne sütüyle maruziyet durumunda erken doğanlarda ölümlerle karşılaştığı insanlarda ve hayvanlarda profria denilen hastalığa rastlandığı tespit edilmiştir.
Niğde Belediyesi binasında sıfır atık uygulamaları
Sıfır atık yönetimi, atığın oluşumu esnasında önlenmesini, azaltılmasını ve oluşan atığın tekrar değerlendirilmesini hedefleyen bir atık yönetim sistemidir. Sıfır atık terimi; atığın ve ürünün yapısında bulunan toksisitenin azaltılmasını ve önlenmesini, tüm kaynaklarımızın korunmasını, sistemli bir şekilde yönetilmesi gerektiğini açıklamaktadır. Sıfır atık uygulaması ile çevre ve insan yaşamına olan tehditler yok edilebilmektedir. Bu tez çalışmasında sıfır atık uygulamalarının temel amacı; atık oluşumunun olabildiğince engellenmesi, oluşan atıkların kaynaklarına göre ayrı ayrı toplanması ve bu atıkların geri dönüşümünün yapılması ile çevreye zarar verecek bir durumun engellenmesidir. Oluşan atıkların geri dönüşüm sürecine girmeden yok edilmesi, doğal kaynakların gerekenden daha hızlı bir şekilde tüketilmesine ve gelecekte ciddi çevre ve kaynak sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu sebeple var olan doğal kaynakların verimli ve planlı bir şekilde kullanılması ve oluşan atıkların geri kazandırılarak tekrar üretime dahil olması büyük önem taşımaktadır. Sıfır atık uygulama çalışmalarını ilk olarak T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde oluşan atıkları kontrol altına almak ve gelecek nesillere daha temiz ve yaşanabilir bir dünya bırakmak adına, 2017 yılında "Sıfır Atık" projesini hayata geçirmiştir. İlk olarak bakanlığın ana hizmet binasında kademeli olarak başlatılan proje, hem bireysel hem kurumsal hem de belediye genelinde yaygınlaşmıştır. Sıfır Atık Projesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nda uygulanmasıyla beraber Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde de hayata geçirilmiştir. Bu amaçla Niğde Belediyesi binasındaki atık türleri, bu atık türleri ile ilgili sıfır atık uygulama çalışmaları ve bu çalışmada kullanılan yöntemler ve çevreye sağladığı avantajlar araştırılmıştır.
Balıkesir ili Balya ilçesinde terkedilmiş maden sahasında bulunan atıkların çevresel etkileri ve rehabilitasyonu
Bu çalışmada, çok uzun yıllardır hiçbir önlem alınmadan Balıkesir İli, Balya İlçesinde depolanmış atıkların (maden atıkları, cüruflar) metal içeriği ve asit maden drenajı potansiyeli belirlenmiş, sahanın içinden geçerek Manyas Baraj Gölünü besleyen yerüstü suları ve sedimanda analizler yapılarak sonuçlar konumsal olarak ve mevzuat doğrultusunda değerlendirilmiştir. Sahadaki maden atıkları; uygulanan jeokimyasal statik test sonuçlarına göre (Modifiye SOBEK) asit üretici atıklar, elementel analiz sonuçlarına göre ise, Pb ve Zn başta olmak üzere yüksek miktarda ağır metal ihtiva etmesi nedeniyle Atık Yönetimi Yönetmeliği ve Maden Atıkları Yönetmeliğine göre tehlikeli atık olarak sınıflandırılmaktadır. Yerüstü suları açısından bakıldığında; atık yığınlarının mansabındaki örnekleme noktasında (YÜ-B-2) membaındaki örneklemeye göre (YÜ-B-1) pH azalmakta, EC, SO4, bazı ağır metal ve metaloid konsantrasyonları (Pb, Zn, As, Cd, Fe, Mn, Al) pik yapmaktadır. Bu noktadan sonra Manyas Baraj Gölüne doğru alınan örneklerde (YÜ-B-3, YÜ-B-4), Kocaçay ve Madra Çayının katılımıyla pH'da artış, metal konsantrasyonlarında ise azalma görülmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında, atık sahasının Dünya'da benzer sahalarda gerçek ölçekli uygulamaları bulunması, uygulama süresinin kısa olması gibi nedenlerle "Yüzey Kapatma" yöntemi ile rehabilite edilmesi uygun görülmüştür. Bu yöntemle; atıkların toplanacağı B1 Bölgesi boyunca Maden Deresinin U kanala alınarak, B1 bölgesinin kuzeyinden gelebilecek yüzey sularının kuşaklama kanalı ile drene edilerek, atıkla temas eden tüm yüzeylere geçirimsizlik ve drenaj sistemleri teşkil edilerek, atıkların yerüstü ve yağmur suları ile teması tamamen kesilecek ve atıklardan ağır metal ihtiva eden sızıntıların kesilmesi sağlanmış olacaktır. Yöntemin yaklaşık maliyetinin ise, 10324123 TL ile 11224745 TL arasında olacağı tespit edilmiştir.
Endüstri kuruluşları civarındaki topraklarda poliaromatik hidrokarbonlar (PAH) kirliliği
Toprak kirliliği günümüzde önemli çevre sorunlarından biri olarak bilinmektedir. Endüstriyel faaliyetler, termik santraller, egzoz ya da ısınma kökenli kirletici gazların sebep olduğu hava kirliliği toprağın ekolojik durumunu etkilemektedir. Ayrıca kentleşmenin ve sanayileşmenin yoğun olduğu bölgelerde toprak önemli ölçüde etkilenmektedir. Poliaromatik hidrokarbonlar, topraktaki organik kirleticilerden olup kanserojenik yapıdadırlar. Var olan böyle önemli bir kirliliğin azaltılması ve önlenmesi için gerekli tüm çalışmaların yapılması önem arz etmektedir. Çalışma alanı olarak, ülkemizde önemli sanayi kuruluşlarının var olduğu ve devamlı kirliliğe maruz kalmasından dolayı Kocaeli Dilovası bölgesi seçilmiştir. Bölgede var olan demir çelik fabrikaları ve termik santral fabrikasının meydana getirebileceği baca kaynaklı emisyonların PAH kirlilikleri belirli yaklaşımlarla hesaplanarak noktasal kaynaklı modelleme çalışması yapılmıştır. Bu çalışmada EPA ve Amerikan Meteoroloji Topluluğu (AMS) tarafından geliştirilen AERMOD programı kullanılmıştır. Çalışılan model dağılımına göre kirliliğin yoğun olabileceği tepe noktalarından 5 adet ve modele göre belirlenen referans noktadan 1 adet toprak numunesi alınarak PAH parametreleri analiz edilmiştir ve analiz sonuçları Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelikte geçen Poliaromatik hidrokarbon bileşikleri ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yapılan çalışmada, toprak numuneleri GS-MS cihazına verilmeden önce çeşitli ön işlemlerden geçmiştir. Analiz edilen PAH parametreleri mg/kg birimine çevrilerek ilgili yönetmelikle karşılaştırılması yapılmıştır. Sonuç olarak, ölçülen değerler ile yönetmelik sınır değerleri karşılaştırıldığında analiz sonuçları sınır değerlerin altında olduğu gözlemlenmiş olup sadece numune alınan N4 noktasında benzo(a)piren parametresinin sınır değerin az bir farkla geçtiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: PAH, Modelleme, AERMOD, Toprak Kirliliği
Kahve telvesi ve çay posası atıklarının biyogaz üretim potansiyeli
Her geçen gün ülkemizde ve Dünya'da artan atık üretim hızımıza ek olarak bu atıkları neler yapabileceğimiz konuları da gündeme gelmektedir. Atıkların yönetimi, her alanda çıkan atıkların ayrı ayrı ve türlerine göre toplanarak değerlendirilmesi günden güne önem kazanmaktadır. Ayrıca bu atıklardan enerji elde edilmesi ekonomik olarak yarar sağlayacaktır. Ülkemizde tüketimi en fazla olan kahve ve çay içeceklerinin, içildikten sonra kalan kahve telvesi ve çay posası atıklarının da fazla olacağı tahmin edilebilmektedir. Bu bağlamda bu çalışmada, kahve telvesi ve çay posası atıklarının biyogaz üretim potansiyeli araştırılmıştır. Atıkların karakterizasyon analizleri yapılmış ve çeşitli kombinasyonlarla biyokimyasal metan potansiyelleri ölçülmüştür. Çay posası atıklarının biyogaz üretim potansiyelinin kahve telvesine göre daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Çayın demlenmeden önceki hali ile kahvenin pişirilip içilmeden önceki halleri ile çay posası ve kahve telvesi halleri arasında karşılaştırma yapıldığında ise, çay posasının ham çaya göre metan potansiyelinin daha fazla olduğu, ancak kahve telvesinin ham kahveye göre metan üretim potansiyelinin daha az olduğu tespit edilmiştir. Aşı kullanılan numunelerde daha fazla metan çıkışı gözlemlenmiştir. Daha sonraki çalışmalar için, her iki atığa ön işlemlerin uygulanmasının biyogaz verimini arttıracağı düşünülmektedir. Ayrıca çay posası ve kahve telvesinin selülozik ve protein analizlerinin de yapılmasının yarar sağlayacağı önerilmektedir.
Karaman ilinin sıfır atık ilkelerine uygun entegre atık yönetim optimizasyonu
Atık yönetimine yeni bir bakış açısı getiren sıfır atık prensibi ile atıklar kaynağında sınıflandırılması ve sınıflandırılan her bir atık grubunun ise ayrı bir şekilde değerlendirilmesi ve optimizasyonu yapılabilmektedir. Bu çalışmada Karaman'da yaşayan 1263 kişiye anket çalışması uygulanmıştır. Karaman'daki halihazır durum tespit edilerek karekterizasyon çalışması ile İlde oluşan atıklar 5 pilot bölgede incelenmiş ve bertaraf dışında değerlendirilebilecek atık potansiyelleri ve değerlendirme önerileri sunulmuştur. Ayrıca atık toplama ve taşıma işlemlerinin 5 pilot bölge için optimizasyonu yapılmıştır. Karaman'da yıllık 68270 ton kentsel katı atık oluşmaktadır. Bunun %45,08'ini mutfak atıkları, %3,41'ini park ve bahçe atıkları ve %30,36'sını da geri dönüşebilir atıklar oluşturmaktadır. Toplanan ambalaj atığı miktarının geri dönüşebilir atık miktarına oranı ise %18,6'dır. 1263 kişiye yapılan anket çalışması çerçevesinde geri dönüşebilir atıkları ayrı biriktiriyorum diyenlerin oranı %21'dir. Anket çalışmasında evinizde hangi tür atıklar çıkıyor sorusuna(birden fazla işaretleme yapılabilir) katılımcıların %93'ü organik atıklar, %51'i geri dönüşebilir atıklar ve %23'ü bitkisel atık yağlar cevabını vermişlerdir. Bu çerçevede bakıldığında atık üreticilerinin oluşturdukları atıkların türlerini tam manası ile bilmedikleri görülmektedir. Karaman'da yapılan güzergâh optimizasyon çalışmaları göstermiştir ki 5 pilot bölge de ortalama 17km, 50dk ve 8L yakıt tasarrufu sağlayarak ortalama %32'lik bir optimizasyon gerçekleştirilmiştir. Bu sonuçlar ışığında toplama ve taşıma işlemlerinde hem ekonomik açıdan hem zamansal açıdan hemde karbon ayak izi bakımından %32'lik bir kazanım elde edilmesi öngörülmüştür.