Theses supervised by Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu

22 theses · Kütahya Dumlupınar University

Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadelede ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Denizli sağlık hizmetleri (1919-1938)

Tarihi süreç içerisinde pek çok uygarlığa ev sahipliği yapan Denizli, Osmanlı Devleti teşkilat yapısı içerisinde Aydın Vilayeti'ne bağlı bir sancak durumunda varlığını sürdürürken, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte il statüsünü kazanmıştır. Yaşanan bu sürecin çeşitli yönleri ve kent tarihine olan etkisi yerel ve ulusal araştırmacılar tarafından birçok kez irdelenmiştir. Pek çok değerli tarihçi tarafından Denizli'nin sosyal, ekonomik, dini, askeri ve kültürel tarihi hakkında belirli dönemleri de içine alan birçok çalışma yapılmasına karşın, "Denizli Sağlık Tarihi/Hizmetleri" özelinde monografik bir çalışma bu güne kadar yapılmamıştır. Bu eksikliği bir ölçüde gidermek amacıyla, "Millî Mücadelede ve Cumhuriyetin İlk Yıllarında Denizli Sağlık Hizmetleri (1919-1938)" konusu tez çalışması olarak seçilmiştir. 1919-1938 dönemini kapsayan çalışmamızda; Denizli'de gerçekleştirilen sağlık hizmetleri, yaşanan bulaşıcı ve salgın vakaları, görev yapan tabip ve diğer sağlık personelleri, hastalıklarla mücadele yöntemleri, Denizli ve kazalarında hizmet veren sağlık kurum ve kuruluşları, Hilal-i Ahmer Cemiyeti'nin bölgedeki faaliyetleri ile sağlık hizmetlerine doğrudan ya da dolaylı yönden etki eden faktörler arşiv belgelerinden de yararlanılarak incelenmiştir. Giriş ile birlikte dört bölüm olan çalışmamızda konunun tarihsel gelişimi, Cumhuriyet yönetiminin Osmanlı'dan devraldığı sağlık kuruluşları ile bulaşıcı hastalıklar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Denizli, Sağlık Hizmetleri, Denizli Memleket Hastanesi, Salgın Hastalıklar, Cumhuriyet Dönemi.

Bulaşıcı hastalıklarCumhuriyet DönemiDenizli+6
Ali Tomalı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Milli mücadelede Simav ve çevresi

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Simav, Ege Bölgesi'nin diğer bölgelerle kesişme noktasındadır. 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir'in işgal edilmesiyle başlayan Yunan işgali ve mezalimi Batı Anadolu Bölgesi'nin birçok yerine yayılmış, bu yaşananlara tepki olarak da birçok yerde Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kurulmaya başlamıştır. Bu yerlerden birisi de Simav olmuştur. Simav'da 1 Kasım 1919 tarihinde Simav Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş ve faaliyetlerine başlamıştır. Birçok yerde olduğu gibi Simav'da da Kuva-yı Milliye karşıtları ortaya çıkmış ve onlarda faaliyetlerine başlamış, Çerkez Ethem'in Simav'a gelmesinden sonra onun çalışmaları neticesinde bu karşı hareket susturulmuştur. Yunan işgaline uğrayan yerlerden birisi olan Simav farklı tarihlerde Yunan askerleri tarafından, 1 Eylül 1920, 22 Ağustos 1921 ve 12 Ekim 1921 tarihlerinde olmak üzere üç kez işgal edilmiştir. Halk işgale karşı çıkmıştır. Bu mücadelede bazıları canlarını verirken, yine birçok Simavlı da sürgüne gönderilmiştir. Büyük Millet Meclisi'nin Yunan ordusuna karşı vermiş olduğu mücadelenin son safhasını oluşturan Büyük Taarruz ile Simav da 5 Eylül 1922 tarihinde işgalden kurtarılmıştır. Aynı şekilde Büyük Taarruz ile Simav çevresindeki yerleşim yerleri olan, Emet, Gediz ve Uşak'ta da Yunan işgali son bulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kuva-yı Milliye, Yunan, Mehmet Arif Efendi, Simav, Çerkez Ethem, İbrahim Ethem, Rasih Efendi, Mehmet Nuri Efendi, Yusuf Cemil Bey.

Kuva-yı MilliyeKütahya-SimavMilli Mücadele+1
Erkan Açıkgöz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadele'de Türk kadını ve Çukurovalı kadınlar

Tezimizin temel amacı Milli Mücadele döneminde gerek cephe gerisinde gerekse bizzat cephede önemli görevler üstlenmiş Türk kadınlarının rolüdür. Bu amaçla Türk kadınının geçmişten günümüze kadar ki geçirdiği evreleri anlatmaya çalıştık. Tezimin ana konusu olan Milli Mücadele Dönemindeki Türk kadınlarının faaliyetleri ve Çukurova yöresi civarındaki Türk kadınlarının yapmış oldukları hizmetlerini esas alarak tezimi 4 bölüm şeklinde hazırlamaya çalıştım. Giriş bölümünde Milli Mücadele Dönemine kadar Türk kadınının tarihsel süreç içindeki rolü hakkında bilgi verilmiştir. Birinci Bölümde, Osmanlı'nın son dönemlerinden Kurtuluş Savaşı Öncesine kadar ki Türk kadınlarının faaliyetlerinden bahsedilmiştir. İkinci Bölümde, Milli Mücadele'de gerek cephe gerisinde gerekse bizzat cephede vazife alan Türk kadınlarından söz edilmiştir. Üçüncü Bölümde, Çukurova bölgesi hakkında genel bilgilendirme yapılmış ve Milli Mücadele'de Çukurova bölgesindeki kadın kahramanların çalışmaları ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

KadınlarMilli MücadeleMilli Mücadele Dönemi+3
Burak Can Uğurluay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya'da yaşayan gayrimüslimlerin sosyo-ekonomik yapıları (1900-1924)

Osmanlı Devleti XX. yüzyıla son yüzyılı olarak girdiğinde devlet artık yok olmanın eşiğine gelmişti. Avrupalı devletlerin baskıları neticesinde Osmanlı Devleti, bünyesinde yüzyıllardır barındırdığı ve her zaman için adaletli davrandığı gayrimüslim unsurlar açısından çeşitli sorunlarla boğuşmaktaydı. Islahat Fermanı ile gelen her anlamda eşitlik prensibinin bir sonucu olarak zaten ekonomik anlamda durumları Müslümanlardan daha iyi olan gayrimüslimler, reformların da etkisiyle XX. yüzyılda Türklerden bir adım daha önde yollarına devam etmişlerdir. Araştırmamızda, bu unsurların Kütahya'da XX. yüzyıl başlarından Lozan Antlaşması'na kadar geçen süre içerisinde sosyal ve ekonomik durumları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmamızın esas bölümünü oluşturan XX. yüzyılda Kütahya'da yaşayan gayrimüslim unsurlar, Osmanlı Devleti'ndeki duruma paralel olarak refah içerisinde yaşamlarını sürdürmekteydiler. I.Dünya Savaşı'nın getirdiği karışık ortamda dahi Kütahya'da yaşayan gayrimüslimler tehcire tabii tutulmamışlardır. Bu durum onların devletle ve Türklerle olan ilişkilerinde eski iyi ilişkilerini devam ettiğinin göstergesiydi. Fakat Lozan Antlaşması sırasında kabul edilen nüfus mübadelesi gereğince ülke genelinde yaşayan Rum tebaanın Yunanistan'a gönderilmesi neticesinde Kütahya'da her ne kadar iyi ilişkiler söz konusu olmuşsa da burada yaşayan Rumların ayrı tutulması düşünülemezdi. Lozan sonrası Kütahya'da gayrimüslimlerin boşalttığı alanları Türkler doldurmuştur.

GayrimüslimlerKütahyaNüfus+2
İbrahim Uğur Gül
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Varlık vergisi karşısında azınlıkların tutumu

Vergi; vatandaşların siyasal olarak bağlı oldukları devlete ödemek zorunda oldukları yükümlülüktür.Devletler, varlıklarını devam ettirebilmek ve vatandaşlarının refahını sağlamak için vergiler almaktadırlar. Ancak olağanüstü şartlarda olağanüstü vergiler de alınabilmektedir. Osmanlı Devletinde Avarız, Tekâlif-i Şakka, İttihat ve Terakki Hükümeti döneminde İktisad-i Buhran Vergisi, Milli Mücadele Döneminde Tekâlif-i Milliye Emirleri örneklerinde olduğu gibi.Olağanüstü durum denildiğinde akla ilk savaş gelmektedir. Türkiye'de olağanüstü koşulların yaşandığı dönemlerden biri olan İkinci Dünya Savaşı yılları savaşa girilmemesine rağmen savaş koşullarının insanların hücrelerine kadar hissettikleri bir süreç olmuştur.Savaşın devam ettiği yıllar süresince (1939-1945) Türkiye'de savaş ekonomisi uygulanmıştır. İhtikâr, karaborsa ve vurgunculuk dönemin başlıca sorunlarını oluşturmuştur. Alınan önlemlere rağmen ekonomik krizin önüne geçilememiştir.Varlık Vergisi savaşın tüm dünyayı etkisi altına almaya başladığı bir dönemde Başvekil Şükrü Saraçoğlu'nun istekleri doğrultusunda hazırlanmış, TBMM'nin ve Milli Şef İsmet İnönü'nün onayıyla yürürlüğe girmiştir. İçeriği ve uygulanışı itibari ile ekonomi bilimi ile örtüşmeyen bu olağanüstü vergi, yürürlüğe girmesinden günümüze kadar birçok yönüyle tartışılmıştır. Vergi, Müslim, Gayrimüslim ve Ecnebilerin ödeyecekleri vergi katsayılarını farklı farklı belirlemiştir.Osmanlı Devletinden genç cumhuriyete miras kalan ticari hayatın gayrimüslimlerin elinde olması geleneği, yeni kurulan devletin uyguladığı bir politika ile kökten değiştirilerek yerli Türk burjuvazisi yaratılmak istenmiştir. Varlık Vergisi yerli Türk burjuvazisinin oluşmasında fırsat bilinmiş ve bu konuda etkili bir rol oynamıştır. Vergi Müslüman Türk tüccarı korurken gayrimüslim tüccarı ağır yükümlülükler altına sokmakta idi.Bazı grupların vergilerinde indirimler yapılması verginin adaletini tartışılır hale getirmiştir. Vergi adaleti konusunda tartışılan bir diğer konu ise vergi tarh edilen kişilerin ödeme güçlüklerinin üzerinde vergiler konulması idi.Vergisini öde(ye)meyen yükümlülerin çalışma kamplarına gönderilmesi ve bunların sadece gayrimüslim yükümlülerden oluşması onlar arasında da bu kampların Hitler Almanya'sındaki ?toplama kampları?na benzetilmesi gayrimüslimler arasında bir korku fırtınasının esmesine sebep olduğu gibi vergiyi de bir açmaza sürüklemiş bu durumda verginin kaldırılmasına kadar devam etmiştir.Devlet ileri gelenleri tarafından desteklenen bu vergi, o gün için toplumda sosyal adaleti sağlama ve ?Harp zenginleri?nin cezalandırılmasında araç olarak kullanılmıştır.Basının etkili kalemleri dönem içerisinde rüzgârın esiş yönüne göre yelken açmışlar, vergi ilan edildiğinde ödenmesini teşvik etmişler, kaldırıldığında ise kaldırılmasının doğru olduğunu savunmuşlardır.Çalışmada kaynak olarak basın ve o dönem yayınlanan tetkik eserler ağırlıklı olarak kullanılmıştır. Bu kaynaklardan faydalanılırken zaman zaman alıntılar yapılmıştır. Alıntı cümlelerinde hiçbir imla ve yazım hatası ya da vurgulama düzeltilmeden olduğu gibi alınmıştır.Çalışmamda yardımlarını benden esirgemeyen sayın hocam Prof. Dr. Ali SARIKOYUNCU'ya teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca çalışmamda bana destek olan bölüm hocalarıma, arkadaşlarıma ve manevi desteklerini her zaman yanımda hissettiğim aileme teşekkürlerimi sunarım.

Dünya Savaşı IIEkonomiGayrimüslimler+2
Serkan Yel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Menderes Dönemi Türkiye'nin Arap Ortadoğu politikası

Bu çalışmamda Menderes'in iktidara gelmesinden sonra Türkiye'nin Arap Ortadoğusuyla olan ilişkilerini incelemeye çalıştım. Menderes Hükümeti, Türkiye'nin kuruluşunun ilk yıllarından beri uzak kaldığı Ortadoğu bölgesine 1950'lerin başından itibaren aktif bir politika izlemeye çalışmıştır. Türkiye NATO'ya girmesinden sonra bölgede İngiltere ve ABD ile aynı çizgide siyaset izlemiştir. Menderes'in amacı bölgede Sovyetler Birliğine ve Komünizme karşı güvenlik elde etmek amacıyla ABD'nin askeri, siyasi ve ekonomik desteğini garanti altına alabilmekti. Bu amaçları taşıyan Menderes Hükümeti önce İngiltere'nin dış politika ürünü olan Ortadoğu Kalkınma Projesine hizmet etmeye çalışmıştır. ODK projesinde aktif bir rol üstlense de Arap devletleri tarafından desteklenmemiştir. Daha sonra İngiltere bu projede isim değişikliğine giderek Ortadoğu Savunma Organizasyonunu kurmuş ancak bu projede Türkiye'nin desteklemesine rağmen Arap Ortadoğusunda ilgi görmemiştir. İngiltere'nin hazırladığı projeler başarısızlıkla sonuçlanınca Türkiye Ortadoğu'da ABD'nin ürettiği stratejilere yönelmeye başladı. ABD'nin planladığı Bağdat Paktı projesinde etkin bir siyaset izlemesi bunun bir örneğidir. Türkiye bu dönemde bölgede aktif bir politika izlemişse de Arap devletleriyle olan ilişkilerinde bir iyileşme yaşanmamıştır. Bunun birinci sebebi Arapların gözünde emperyalist olan batıyla Türkiye'nin beraber politika izlemeleri ikinci sebep de Türkiye'nin İsrail'i tanımasıdır. Menderes Hükümeti 1956 Süveyş Kanalı krizi, 1957 Suriye Krizi, 1957-58 Lübnan ve Ürdün olayları, 1958 Irak Devrimi gibi tüm krizlerde batı ülkeleriyle birlikte hareket etmiş onların görüşlerini ve operasyonlarını desteklemiştir.Anahtar Kelimeler: Arap Ortadoğusu, Bağdat Paktı, CENTO, Kuzey Kuşağı, Menderes Hükümeti, Ortadoğu Savunması.

AraplarDemokrat PartiMenderes, Adnan+4
Kürşat Nusret Erden
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e kadar Kütahya'nın sosyal ve ekonomik durumu (1839-1908)

Tarihi çok eskilere dayanan ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Kütahya, XIII. yüzyılda kesin olarak Türklerin, XV.yüzyılda ise Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine geçmiştir. Osmanlı Devleti'nin XIX. yüzyılda Batı karşısında gerilemeye başlamasıyla, devlet içinde bir takım ıslahat hareketlerine gidilmiştir. Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve en sonunda anayasalı bir rejim olan Meşrutiyet'in ilanı ile Batı karşısındaki açık kapatılmaya ve iç işlerimize karışılması önlenmeye çalışılmıştır. Fakat Osmanlı geleneğine ters olan bu ıslahat çabaları, devleti kurtaramamış tersine yok olmanın eşiğine getirmiştir. İşte XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti, bu durumda iken Kütahya halkının sosyo-ekonomik durumuna baktığımızda, nüfusun yarıdan fazlasını oluşturan Müslüman halkın, gayrimüslim halktan ekonomik olarak daha geride olduğunu görürüz. XIX. yüzyıl ıslahatlarının da etkisiyle gayrimüslim halk yönetimde de söz sahibi olmuş, refah içinde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Yine bu dönemde Osmanlı Devleti'nin yapmış olduğu Kırım Savaşı sonunda Kafkaslardan ve 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda da Balkanlardan Osmanlı Devleti'ne göçler olmuş, bu göçmenlerden bazıları devlet tarafından Kütahya'ya yerleştirilmişlerdir. 1833'de Kütahya Antlaşması ve 1850'de Macar ve Leh Mültecilerinin Osmanlı Devleti'ne sığınmaları, Osmanlı Devleti'nin de bu mültecileri Kütahya'ya yerleştirmesiyle, Kütahya, uluslararası siyasette adını duyurmuş ve önem kazanmıştır.Anahtar Kelimeler: Tanzimat, Kütahya, Meşrutiyet, Nüfus.

KütahyaMeşrutiyetNüfus+2
Keziban Mete
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Söğüt (1839-1923)

Kuruluşa ve Kurtuluşa beşiklik yapan Söğüt'ün tarihini milattan öncesine dayandırmak mümkündür. Bilinen ilk ismi İTEA'dır. Bizans döneminde THEBASİON veya SEBASİYON diye isimlendirilmiştir. SAFSAF ve BİD kelimelerinin ?Söğüt Ağacı? anlamına gelmesi sebebiyle Müslüman Türkler bu yöreye ?SÖĞÜT? demişlerdir.13. yüzyılda Kayı Boyu Söğüt'e yerleşmiştir. Bursa'nın fethine kadar Os¬manlı Devleti'nin başkenti olmuştur. 1921-1922 yıllarında üç kez Yunan işgaline uğ¬rayan Söğüt, neredeyse tamamı yakılıp yıkılmıştır. Eskiye ait pek fazla bir şeyi kalmayan Söğüt, Cumhuriyet döneminde yeniden inşa edilmiştir. Kuruluş ve Kur¬tuluşa beşiklik eden Söğüt İlçesinde, her yıl Eylül Ayının ikinci hafta sonu yeni nesillerimize Ecdada saygı ve vefa duygusunun, vatan sevgisinin verildiği, birlik ve beraberliğimizin pekiştirildiği ?Ertuğrul Gaziyi Anma ve Söğüt Şenlikleri? düzenlenmektedir.Kurtuluş Savaşının en çetin geçtiği yerlerden birisi de Metristepe'dir. Metristepe bölgeye hakim bir yer olup, İnönü Savaşları bu bölgede yapıl¬mıştır. II. İnönü Zaferi kazanıldığında, Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'ya çektiği telgrafta " Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makus talihini de yendiniz dediği yerdir. Kazanılan zaferlerin ve aziz şehitlerimizin adına bir anıt yaptırılmış¬tır.Anahtar Kelimeler: Söğüt, Metristepe, Cumhuriyet, Kayı

Bilecik-SöğütEkonomiMilli Mücadele Dönemi+5
Çiğdem Öteyaka
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1434 sayılı Giresun Şer'iye Sicil Defteri'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Şer'iyye Sicilleri, kadıların görevleri gereği aldıkları kararların, merkezden gönderilen belgelerin ve sorumlulukları altındaki kaza, nahiye, kasaba ve köylerdeki önemli olayların kayıtlarını tuttukları defterlerdir.Tutuldukları dönemin sosyal, ekonomik, kültürel ve hukuki durumunu tespit etmede birinci el kaynaklar olarak yerel tarih araştırmalarındaki en önemli kaynaklardır. Ayrıca genel durum hakkında da bilgi vermektedirler. Çünkü Osmanlı Devleti'nde çok küçük farklılıklarla aynı hukuk ve bürokrasi hâkim olmuştur.Bu çalışmada transkripsiyonu ve değerlendirmesi yapılan defter 1434 Sayılı Giresun Şer'iyye Sicil Defteri'dir. 19 Receb 1316- 13 Muharrem 1317 (M. 1898- 1899) tarihleri arasındaki kayıtlar bulundurmaktadır.Defterdeki belgelerde miras, boşanma ve nafaka talebi en çok karşılaşılan konulardır. Bunların dışında tereke dökümü, vasi ve nasb tayini, veraset isbatı, mütevelli tayini, rüşd isbatı, tecavüz gibi dava konuları ile ilgili belgeler de mevcuttur.Arazi anlaşmazlıkları ile ilgili davalarda mevki isimleri, bazı köylerin isimleri, lakaplar ve kullanılan eşya isimleri halkın konuşma dilindeki haliyle kaydedilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kadı, Şer'iyye sicili, Osmanlı Devleti, Hukukî durum

19. yüzyılGiresunOsmanlı Devleti+2
Zeynel Kopcal
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'nın Son Döneminden Cumhuriyet'e Türk donanması ve Refah Faciası

Mondros Mütarekesi ile devrini kapatan Osmanlı Devleti, kara ordularında olduğu gibi zaten yok denecek kadar az olan deniz kuvvetleri de esir edilmiş, donanması Haliç'e, donanma silahları ise ambarlara kilitlenmiştir.Mücadeleden yılmayan bahriyelerin birçoğu Anadolu'ya geçerken, İstanbul'da kalanlar ise kurdukları gizli örgütlerle, Anadolu'nun kurtuluş mücadelesine iaşe, silah, cephane ve diğer ihtiyaçları sağlamaya çalışmışlardır. Ankara'ya ulaşan Bahriyelerin bazıları Ankara'da masa başı çalışma için kalırken, büyük bir kısmı ise sahillerde kurdukları gözetleme, indirme- bindirme, askeri okullar kurarak, Karadeniz hattından gelen her türlü envanteri Ankara'ya ulaştırarak, bazen de bir fiil savaşarak bu savaşa katkı sağlamışlardı.Cumhuriyetin ilanı ile yeni bir yapılanmaya giren yeni Türk Devleti, donanmaya da önem vermiş eldeki kıt imkânlarla çeşitli ülkelere deniz savaş araçları ürettirerek donanmayı yenilemeye çalışmıştır.İkinci Dünya Savaşı'nın yaklaştığını gören Türk Hükümeti, silah alımlarını hızlandırmış, bu amaçla İngiltere'ye 4 muhrip ve 4 denizaltı siparişi verilmiştir. İkinci Dünya Savaşının en kritik dönemi 1941 yılında bu gemilerin teslimi gündeme gelmiş bu amaçla subay, astsubay, asteğmen öğrenci ve gemi personelinden oluşan toplam 201 kişi eski bir şilep olan Refah Gemisi ile yola çıkartılmışlardır. Mersin'den 40 mil açığında denizden gelen bir torpil ile şilep ikiye bölünmüş ve toplam 168 kişi Akdeniz'in sularına gömülmüştür. Bir sal ve tahta parçaları ile 32 kişi ise kurtulmayı başarmışlardır.Türk Denizcilik Tarihine ?Refah Faciası? olarak geçen olay hala tam netliğini kazanamamıştır.Anahtar Kelimeler: Refah Faciası, Refah Şilebi, Denizaltı, Deniz Kuvvetleri, Bahriye, Donanma, Zeki Işın

Deniz kuvvetleriDonanmaOsmanlı Devleti+3
Rahmi Akbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya Şer'iyye Sicilleri 98 numaralı Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Osmanlı Devletinin uzun zaman ayakta kalan bir devlet olması bu devletin çok güçlü bir idari, mali ve askeri sisteme sahip olduğunun göstergesidir. Bu nedenle Osmanlı Devleti sistemin en iyi şekilde işleyebilmesi için kayıt tutma arzusunu çok ileri bir düzeye getirmiştir.Şer'iyye Sicilleri bu kayıtların sadece hukuki boyutlu olanıdır. Ancak alınan kararların içeriği tamamıyla Osmanlı Sosyal hayatını aydınlatmak için bize gerekli bilgileri verir.Şer'iyye Sicilleri 15. asrın ortalarından, 20. asrın ilk çeyreğine kadar ki dönemde yargılama ve kamu hizmetlerini yürütme yetkisine sahip olan kadıların vermiş oldukları kararları, tutmuş oldukları zabıtları ve yazışmaları içeren birinci el kaynaklardandır. Bu çalışmamızda Miladi 1926 senesinde Kütahya da meydana gelen hukuki olayları ve bunun sosyal boyutlarını ele almaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: Hakim, Kütahya, Mahkeme, Mecelle, Şer'iyye Sicili.

20. yüzyılKütahyaŞeriye mahkemeler+1
Murat Tufan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ziya Gökalp, Hilmi Ziya Ülken ve Erol Güngör örneğinde dine yaklaşımları ile Türk aydını

Bu çalışmada Türk aydınlarının, toplumsal alandaki gücüne vurgu yapılarak din karşısında hangi tutum ve düşünce içerisinde yer aldıkları örneklemler çerçevesinde açıklanacaktır. Çünkü içinde yaşadığımız dönemin din anlayışını anlayabilmek, tarihsel değişim ve dönüşümde etkin olan aydınların dini tutumlarını incelemeye bağlıdır. Bu çerçevede; Ziya Gökalp, Hilmi Ziya Ülken ve Erol Güngör'ün din anlayışları incelenmiştir.Araştırmamızın neticesinde, sosyal bir kurum olan din ile aydınlar arasında bir ilişki olduğunu dönemin etkin aydınlarının din görüşlerini inceleyerek gördük. Bu ilişki kimi zaman dinin aydınları yönlendirmesi, kimi zamanda aydınların dini yönlendirmesi ile şekillenmiştir. Diğer taraftan Türk aydını ile din arasındaki ilişkiyi, Türk aydınının tarihsel nasıl bir süreç geçirdiğini inceleyerek temellendirdik.Anahtar Kelimeler: Aydın, Din, Erol Güngör, Hilmi Ziya Ülken, Türk Aydını, Ziya Gökalp.

AydınlarDinDin anlayışı+3
Öznur Yaşar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya basın tarihi (1923-1980)

Matbaanın icadı ile birlikte insanların bilgiye ve habere hızlı bir şekilde ulaşmaları mümkün olmuştur. Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi bizim tarihimizde de yazılı basın devletin yaşamakta olduğu süreçleri halka aktarmada önemli bir rol üstlenmiştir. Gazeteler gerek Osmanlı Devleti döneminde gerek Kurtuluş Savaşı sürecinde gerekse Cumhuriyet?in ilanından sonra halkın bilgilendirilmesinde önemli bir kitle iletişim aracı olmuştur. Yaptığımız araştırmalar neticesinde gördük ki, tarihin önemli tanıklarından biri olan Kütahya?da yerel gazeteler, Cumhuriyet Döneminde ilke ve inkılâpların halka benimsetilmesinde ve halkın her konuda bilgilendirilmesinde önemli bir yere sahip olmuştur. Özellikle televizyonun yaygınlaşmasına kadarki süreçte gazeteler Kütahya halkının, sorunlarına çözüm aradığı ve gerekli kurumların bu sorunlar karşısında eleştirildiği yerler olmuştur. 1923-1980 yılları arasında incelediğimiz Kütahya Vilayet, Demokrat Kütahya, Demokrat Kütahya?nın Sesi, Türksesi ve Ekspres Gazeteleri siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik vb. alanlarda şehrin gelişiminin önemli tanıkları olmuştur. Anahtar Kelimeler: Kütahya, yerel gazeteler, matbaa, gazete.

Müjgan Uyanık
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizlerin gözüyle İtalya'nın Türkiye'ye yönelik yaklaşım ve faaliyetleri (1923-1945)

ÖZET İNGİLİZLERİN GÖZÜYLE İTALYA'NIN TÜRKİYE'YE YÖNELİK YAKLAŞIM VE FAALİYETLERİ (1923-1945) TELLİ, Ayşe Nur Yüksek Lisans Tezi, Tarih Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ali SARIKOYUNCU Ağustos, 2014, 118 sayfa 1923-1945 arasındaki dönem Türkiye ve İtalya için çok önemli bir süreçtir. Lozan Antlaşması ile başlayan ve İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesi ile sona eren bu dönemde Benito Mussolini yönetimindeki İtalya, güçlü, yayılmacı ve dünya arenasında söz sahibi olmaya çalışan bir ülke olmaya çalışırken; önce Mustafa Kemal Atatürk sonra İsmet İnönü yönetimindeki yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti, barış yanlısı, diğer devletlerle iyi geçinmeye çabalayan, İtalya'nın değişken politikaları karşısında tedbirler alan ve dış ilişkilerini buna göre ayarlayan bir ülke olmuştur. Bir yanda bu gelişmeler meydana gelirken, diğer yanda İtalya ile Türkiye'nin dış politikada oluşturdukları gelişmeleri İngiliz diplomatlar İngiliz Gizli Belgelerinde kayıt altına almışlardır. Bunu yaparken kendi fikirlerini de belgelere katmayı ihmal etmemişlerdir. Bu çalışmada, İngiliz Dış Politikası Üzerine Belgeler (Documents On British Foreign Policy) ve İngiliz Devlet Arşivi Gizli Belgeleri (National Archives ) aracılığıyla temin ettiğimiz bu belgelerde, bu devletlerin dış politika unsurlarını anlamak için, İtalya'nın 1923-1945 arası dış politika faaliyetlerini ve bunların Türkiye üzerindeki etkisini inceleyeceğiz. Anahtar Kelimeler: Türkiye, İtalya, İngiliz Belgeleri, Dış Politika, Faşizm.

FaşizmTürk dış politikasıTürk-İtalyan ilişkileri+6
Ayse Nur Telli
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı İmparatorluğu'nda eyalet yönetimi ve Anadolu eyalet valileri (1789-1833)

Osmanlı Devlet Teşkilatı içinde yer alan Eyalet sistemi hakkında pek çok değerli tarihçilerimiz tarafından belli dönemleri içine alan önemli çalışmalar yapılmasına karşın monografik bir çalışma bu güne kadar yapılamamıştır. Yani Osmanlı İmparatorluğunun bütün eyalet, sancak ve kazalarını sosyo-ekonomik açıdan ele alıp inceleyen ortaya çıkan sonuçları bir arada gösteren herhangi bir çalışma mevcut değildir. Bu bakımdan "Osmanlı İmparatorluğu Eyalet Yönetimi ve Anadolu Eyalet Valileri(1789-1833) adlı çalışmamız özel bir önem taşımaktadır. Genel olarak Osmanlı Devlet Teşkilatı, özel olarak ta Anadolu Eyalet Yönetimi ve 1789 sonrası Anadolu Eyalet Valileri üzerinde duracağız. Bu konu ile ilgili kaynaklardaki bilgileri ortaya koyarken Osmanlı Devleti İdari Teşkilatı'nın tarihi ve gelişimi üzerinde kısaca bilgi verilecektir. Ayrıca Eyalet Yönetimi'nin Osmanlı Devlet İdaresi bütünlüğü içindeki yeri ve işlevi konusuna da açıklık getirmenin faydalı olacağı düşüncesindeyiz. Yapılan çalışmada, özellikle XVI. yüzyılın ortalarından itibaren "tımar" sisteminin bozulmasıyla beraber Osmanlı devlet hayatının belli bir noktasında taşra teşkilatı, çeşitli iç ve dış tarihi koşulların da zorunlu olarak ortaya koyduğu değişikliklerin yaşanmasına neden olmuş mudur? Eyalet sayısının artması veya azalması, eyalet içindeki klasik alt idari bölümlerin değişik isimler altında düzenlenmesi bu değişikliklere örnek olarak gösterilebilir mi? Sadece idari bölümlerin adları ve sayıları mı değişmiştir? Buraların tasarruf şekilleri de değişmiş midir? Eyalet yönetimim başında bulunan "beylerbeyi" veya "eyalet" valililerinin geldikleri kaynaklar, atama ve azilleri, atandıktan sonraki görev süreleri ve fonksiyonları da değişmiş midir? Bütün bu soruların yanıtlarını bulabilmek için Osmanlı Devlet Teşkilatı'na kısaca değinilmiş olması Anadolu Eyaleti ve çalışma dönemimize ait Anadolu valileri hakkında bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Anadolu, Beylerbeyliği/Eyalet, Vali, Sancak/Liva, Sancak Beyi, Tevcih, Azil.

Anadolu BeylikleriDevlet teşkilatıEyalet+6
Mustafa İngenç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Arşiv belgelerine göre Kütahya Redif Taburu ve Redif Kışlası

Redif Teşkilâtı; merkezdeki düzenli orduya paralel olarak, askerin sürekli kışlada tutulmadığı, askerî eğitimin senenin belli zamanlarında verildiği, tarımsal üretimi aksatmayacak şekilde yapılandırılmış, taşrada asayişin sağlanmasında faydalanılacak ve harp zamanında ise nizâmi orduya destek olacak bir "Taşra Ordusu" olarak kurulmuştur. Kütahya bu sistem dâhilinde Redif taburlarının oluşturulduğu ve askerler için bir kışlanın inşâ edildiği merkezlerden biridir. Askerlik konusunda özellikle Tanzimat ile başlayan ve XIX. yüzyıl boyunca devam eden çağdaşlaşma çabaları; askere alma, muvazzaflık süreleri, yedeklik durumu, bedel uygulamaları, askerî eğitim ve öğretim, kıyafet, silah ve techizat alanlarında bazı düzenlemeler yapılmasına sebep olmuştur. Askerlik uygulamalarında meydana gelen bu değişiklikler, Redif sistemini ve dolayısıyla Kütahya Redif taburlarını da etkilemiştir. Redif ordusunun görevlerinin fazla ve çeşitli oluşu nedeniyle; Kütahya'daki Redif taburları XIX. ve XX. yüzyıl boyunca, Osmanlı Coğrafyası dâhilinde pek çok cephede savaşmış olmalarının yanında, asayişin sağlanması ve iç isyanların bastırılması gibi pek çok görevde ve yerde kullanılmışlardır. Kütahya Kışlası; 1912 senesinde Redif Teşkilatının kaldırılmasından sonra da Kurtuluş savaşı esnasında ve Cumhuriyet döneminde de askere hizmet vermeye devam etmiştir. Redif Teşkilâtının Kütahya'daki fiziki temsilcisi olan "Redif Kışlası"nın işlev ve mimari özellikleri, Redif sistemi ile bir bütün halinde ele alınmıştır. Kütahya Redif Kışlası ve müştemilâtındaki binalardan hiçbiri maalesef günümüze ulaşamamıştır. Sadece Fotoğraflarda kalan Kütahya Kışla kompleksi; belgeler ışığında kapsamlı bir çalışma konusu yapılarak ilk defa gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kütahya, Kışla, Kütahya Kışlası, Redif, Kütahya Askerlik, Kütahya Redif Kışlası, Osmanlı Redif Ordusu

ArşivlerAskeri birliklerAskeri teşkilat+7
Emine Gedik
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir halk evi

Halkevleri, 1932- 1951 yılları arasında kurulan kültür evleridir. 19 Şubat 1932 tarihinde Halkevleri 14 ilde (Ankara, İstanbul, Eskişehir,, Çanakkale, Aydın, Bolu, Malatya, Diyarbakır, Konya, Samsun, Bursa, İznik, ve Denizli) açılmıştır. Halkevlerinin 9 şubesi vardır: Dil-Edebiyat Tarih Şubesi, Güzel Sanatlar Şubesi, Temsil Şubesi, Spor Şubesi, Sosyal Yardım Şubesi, Halk Dershaneleri Şubesi, Kütüphane ve Yayın Şubesi, Köycülük Şubesi, Müze ve Sergi Şubesidir. Halkevlerini " Halkın evi" olarak tanımlayabiliriz. Halkevlerinde vatandaşların bir araya gelip, Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimleri doğrultusunda, halkın sosyal ve kültürel alanda gelişimine katkıda bulunmuştur. Çalışmamızda Eskişehir Halkevi dergisi hakkında bilgi verilerek, bu derginin çeşitli nüshalarından da yararlanılarak Eskişehir ve çevresinde yer alan halkevlerinin faaliyetlerinden söz edilmiştir. Halkevlerinin çalışmaları, çok partili hayata geçişle birlikte faaliyetleri muhalefet açısından sorun olmaya başlamış ve Demokrat partisinin iktidar olmasıyla birlikte 2 Mayıs 1951'de Halkevlerinin bütün mal varlığına el konularak kapatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Cumhuriyet Halk Partisi, Eskişehir Halkevi, Eskişehir Halkevi Faaliyetleri.

Cumhuriyet Halk PartisiEskişehirEğitim+3
Esma Taşcı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Mücadele`de Kütahya ve çevresindeki savaşlar

Kütahya ili ve çevresi Milli Mücadele yıllarında en önemli çarpışmalarınyaşandığı, bağımsızlık savaşının en önemli safhalarının meydana geldiği bir bölgedir.Mondros Mütarekesi'yle bir bir işgal edilen topraklarımıza silaha sarılarakverilen tepki olan ?Milli Kuvvetler? heyeti Kütahya'da 20 Eylül 1919 yılındaoluşturulmuştur. Bu yıllarda Eskişehir ve Kütahya ili ngilizlerin işgali altında idi.Kütahya Kuva-yı Milliye Teşkilatı'nın kurucularından olan Binbaşı smail Hakkı,Yüzbaşı smet, Yüzbaşı Süleyman ve Mülazım Tahsin Bey, Nüzhet Beyler'inçalışmaları doğrultusunda Kütahya'yı ngiliz işgalinden kurtarmışlardır.Kütahya'da kurulan ?Milli Alay? Kurtuluş Mücadelesi yıllarında önemligörevler üstlenmiştir.15 Mayıs 1919'da zmir'in işgali ile yetinmeyen Yunanlılar,Anadolu'nun içlerine kadar ilerleyerek hem Sevr Antlaşması kararlarını uygulatmakhem de Ankara'ya ulaşıp yeni Türk Hükümetini yok etmek adına işgallerinin şiddetinive genişliğini daha da artırmışlardır.13 Temmuz'da Afyon, 17 Temmuz'da Kütahya ve 19 Temmuz 1921'deEskişehir Yunanlılarca işgal edilmiştir. Yunan Kralı Harp Meclisi'ni Kütahya'datoplayarak ordularını Sakarya'ya doğru harekete geçirmiştir.Sakarya'dan atılan ve yurttan tamamen atılması ise 30 Ağustos 1922Başkomutan Meydan Muharebesi ile gerçekleşen yeni bir vatan kuran önemliçarpışmalar Dumlupınar, Çiğiltepe, Zafertepe, Çalköy gibi mevkilerde cereyan etmiştir.Ayrıca, Kütahya ilinin ve çevresi halkının Milli Mücadele'deki rolünün bilimselolarak araştırılıp, arşiv belgelerine dayanarak, yakın tarihimizin daha iyi anlaşılmasınakatkıda bulunacaktır. Kütahya ilinin ve çevresi halkının Milli Mücadele'deki rolününetleştirecektir.Anahtar kelimeler: Milli Mücadele'de Kütahya, Milli Mücadele, Kütahya, KurtuluşSavaşı, Kütahya ve çevresi.

Mubahat Erdoğan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Milli mücadelede Polatlı

Tarihimiz ve içinde bulunduğu bölge açısından önemli bir yerde olan Polatlı'nın tarihçesini milattan öncesine tunç çağına kadar taşımak mümkündür. Geçmiş dönemde şuan ki Polatlı'dan yaklaşık olarak 17 km uzaklıkta bulunan Yassıhöyük (Gordion) adını verdiğimiz alanda idaresini devam ettirmiş olan Polatlı aynı zamanda o dönemde Kral Midas'ın liderliğindeki Friglerin başkentliğini yapmıştır. Bu da onun bölge için önemli bir yer olmasını sağlamıştır. Polatlı ile alakalı 1892 öncesine dair kayıtlara ulaşılamamaktadır. Bunun önemli sebeplerinden biri de Osmanlı döneminde daha çok küçük bir karye statüsünde bulunduğu için geri planda kalmıştı. Polatlı'nın tekrardan eski önemine ulaşması ise 1921 yılında yaşanan Sakarya Meydan Muharebesine denk gelmektedir. Cumhuriyet tarihimiz açısından oldukça önemli olan gerek millet, gerek hükümet gerekse dış devletler tarafından bitti denilen zamanda bu savaş ile ülke kaderinin değişmesi Polatlı'nın önemini tekrardan ortaya çıkmıştır. Sakarya Meydan Muharebesinin kaderini değiştiren alanlardan biri de şüphesiz Polatlı'dır.. Yunan birlikleri Kütahya – Eskişehir muharebeleri ile Türk ordusuna karşı bir başarı elde etmiş ve yalnızca bu başarı ile yetinmek istemeyip hali hazırda bu kadar ilerlemişken Türk devletini tamamen yıkmak amaçlı son vuruşu yapmak için Ankara'ya doğru yürümek istemişlerdir. İşte bu ilerlemenin en önemli engellerinden biri tam olarak Polatlı üzerinde gerçekleşmiştir. Polatlı bulunduğu konum itibariyle Ankara'ya varmadan önce son durak niteliği taşımaktadır. Öyle ki Polatlı'nın herhangi bir durumla aşılması halinde ülkemiz oldukça zora düşecek hatta hükümet yıkılabilecekti. Bu bakımdan Sakarya Meydan Muharebesi yalnızca bir ülkenin, milletin kaderini belirleme savaşı değil aynı zamanda Polatlı'nın geçmişten gelen bir devletin önemli alanı olma özelliğini bu zafer ile tekrar kazanmıştır. Bu zafer, Polatlı adını yalnızca bir ilçe olarak değil, aynı zamanda kent olarakta anılmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Polatlı, Gordion, Kral Midas, Sakarya Savaşı

Ankara-PolatlıGordionMilli Mücadele+2
Serkan Tepe
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimattan Cumhuriyet'e Kütahya'nın sosyo-ekonomik kurumu

Batı Anadolu'nun tarihsel bakımdan en önemli kentlerinden Kütahya, İlkçağ tarihi uygarlıklarından Friglere ev sahipliği yapmıştır. Selçuklular zamanında Türk hakimiyetine giren Anadolu kenti Kütahya, bu dönemde Türk-İslam geleneklerine göre imar edilmiştir. Kentin her köşesinde Germiyanoğulları Beyliği'ne ait izler rastlamak mümkündür. Osmanlı Devleti'nin hakimiyetine girdikten sonra Şehzade Sancağı olarak, Osmanlının en güzide kentlerinden biri olmuştur. İdari olarak 1451 yılından 1833 yılına kadar Anadolu Beylerbeyliği'nin merkezi olan kent Osmanlı Sultanlarının yakından ilgilenmesine neden olmuştur. Tanzimat'ın ilanından sonra idari yapılanmadaki değişikliklerden sonra Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir Anadolu kenti olarak varlığını devam ettirmiştir. Kentte Müslüman unsurlar kendileri dışında yaşayan gayri müslimlerle huzur ve hoşgörü içinde yaşamışlardır. Osmanlı sanatının en önemli örneklerinden biri olan çini Kütahya'da pek çok eserde kendini göstermiştir. Yine Osmanlı hububat ihtiyacının önemli bir kısmını da sağlayan kentte tarım faaliyeti fazlaca gelişmiştir. Anahtar Kelimeler: Temettuat, Salname, Çini, Sosyal hayat, Kütahya

Kent tarihiKütahyaOsmanlı Dönemi+4
Şükran Derya Parça
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir'de bir Vali Kazım Dirik Paşa

Türk Tarihine damga vuran savaşların en önemlilerinden olan Kurtuluş Savaşı'nda görev alan Kazım Dirik, Bandırma Vapuruyla çıkmış olduğu vatan yolculuğunda Mustafa Kemal Paşa'nın her zaman yanında yer almış. Milli Mücadelenin başladığı andan bitimine kadar tüm özverisiyle çalışmıştır. Gerek Milli Mücadelede, gerekse Cumhuriyetin ilanından sonra önemli görevler üstlenmiştir. Bu görevlerin en önemlilerinden olan İzmir Valiliği döneminde yıldızı parlamış ve İzmir onu Vali Paşa olarak anmıştır Şehre sayısız eserler kazandırmıştır. Modern ve genç Cumhuriyetin yenilikçi Valisi Kazım Dirik, çalışmalarından ve azminden dolayı "Dirik" soyadını almıştır. Bugün hala İzmir'de birçok cadde, sokak, okul ve parktta ismi yaşatılmaktadır. Böylesine halkın sevgisini kazanan Vali Kazım Dirik, halk ile arasındaki ilişkiyi daima en üst seviyede tutmuştur. Kazım Dirik'in İzmir Valiliğini konu alan bu eserde, onun İzmir ile ilgili çalışmalarına geniş yer verilmiştir. Yapılan çalışmalardan halkın memnuniyetinin en üst seviyede olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İzmir, Kazım Dirik, Şaşal Suyu, Gazi Heykeli

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiDirik, Kazım+3
Ramazan Şahin Er
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara basınında Atatürk İlke ve İnkılaplarının yansıması (1923-1938)

Toplumsal ve yerel basın iletişim araçları içinde en yaygın ve en etkili olanı şüphesiz gazete ve dergilerdir. Türkiye de çok sayıda gazete ve dergi çıkarılmakta olup, bu gazete ve dergilerle halkın aydınlatılması sağlanmaktadır. Yurt düzeyinde ve büyük şehir merkezlerinde çıkarılan ulusal gazetelerin yanı sıra, bazı yerlerde bölgesel gazeteler de bulunmaktadır. Bu gazeteler, bulunduğu il ve ilçelerine hizmet etmesi açısından günümüzde oldukça fazladır. Yerel basın olarak adlandırılan Anadolu'nun muhtelif şehir, ilçe ve kasabalarında bin bir güçlükler içerisinde yayınlanan bu gazeteler, yayınlandıkları dönem itibariyle toplumu aydınlatma görevini yerine getirmiş ve yayınlandıkları bölgenin sorunlarıyla yakından ilgilenmişlerdir. Yerel basın organları bulunduğu yörenin aynasıdır. Bu bağlamda özellikle Cumhuriyeti ilanından sonra Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Ankara' dada yerel basın çalışmaları başlamıştır. Ankara basın tarihinde Hakimiyeti Milliye yayın hayatına başlayan ilk gazete olmuştur. Hakimiyeti Milliye gazetesini, Yeni Gün, Ulus, Cumhuriyet ve Halk gazetesi takip etmiştir. İnkılapların önce Ankara sonra ülke genelinde duyurulması görevini üstlenmişlerdir. Cumhuriyetin ilanı, Saltanatın Kaldırılması, Hilafetin Kaldırılması, Kılık Kıyafet devrimi, Latin Harflerinin kabulü gibi İnkılap hareketlerinin halka duyurulması ve toplumu bilgilendirmeleri açısından Ankara basını büyük rol oynadılar. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet, Saltanat, Hilafet, Harf Devrimi, Halk, Hakimiyet-i Milliye, Ulus, Yeni Gün

AnkaraAtatürk inkılaplarıBasın+6
Yusuf Karsavuranoğlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors