Theses supervised by Doç. Dr. Meral Özkan
12 theses · İnönü University
Dondurulmuş salin ve mentollü sakızın abdominal cerrahi sonrası susuzluk düzeyine etkisi
Amaç: Araştırma, dondurulmuş salin ve mentollü sakızın abdominal cerrahi sonrası susuzluk düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı Materyal ve Metot: Araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerini kapsayan eş zamanlı karma desen kullanılarak Mart 2020-Temmuz 2021 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın evrenini; İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Genel Cerrahi ve Karaciğer Nakli Enstitüsü Yoğun Bakım Üniteleri'nde abdominal cerrahi uygulanmış olan, 18 yaş ve üzeri hastalar oluşturdu. Yapılan güç analizi ile örnekleme 159 hasta (53 dondurulmuş salin, 53 mentollü sakız, 53 kontrol) alındı. Veri toplamada Hasta Tanıtım Formu, FOUR Skor, Ameliyat Sonrası Erken Dönem Susuzluğun Yönetiminde Güvenli Protokol ve SDÖ kullanıldı. Dondurulmuş salin grubundaki hastalara 2 kez 10'ar dakika dondurulmuş salin uygulandı. Mentollü sakız grubundaki hastalara da 2 kez 10'ar dakika mentollü sakız çiğnetildi. Hastaların her bir girişim öncesi ve girişim sonrası 30. ve 60. dakikalardaki susuzluk düzeyleri SDÖ ile değerlendirildi. Verilerin analizinde Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart Sapma, Pearson ki-kare, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Tekrarlayan Ölçümlerde Varyans Analizi ve Post Hoc-Bonferroni Testi kullanıldı. Nitel verilerin analizinde tematik analiz yöntemi kullanıldı. Bulgular: Dondurulmuş salin ve mentollü sakız grubu hastalarının susuzluk düzeyinin izlenen tüm zamanlarda kontrol grubundan daha düşük olduğu ve gruplar arası farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlendi (p=0.000). Dondurulmuş salin ve mentollü sakızın susuzluğu giderme açısından birbirlerine üstünlüğünün olmadığı saptandı (p=1.000). Girişimler sonrası hastalar yoğun olarak kendilerini iyi hissettiklerini bildirdiler. Sonuç: Dondurulmuş salin ve mentollü sakızın abdominal cerrahi sonrası susuzluğu gidermede etkili olduğu saptandı. Anahtar Kelimeler: Abdominal cerrahi, Dondurulmuş salin, Hemşire, Mentollü sakız, Susuzluk
Koroner arter hastalarında transteoretik modele dayalı web tabanlı eğitimin egzersiz davranışı kazandırmaya etkisi
Amaç: Koroner arter hastalarında Transteoretik Model (TTM)'e dayalı web tabanlı eğitimin egzersiz davranışı kazandırmaya etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma Eylül 2019 –Aralık 2021 tarihleri arasında ön test son test kontrol gruplu yarı deneme modeli olarak yürütüldü. Araştırmanın evrenini, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Poliklinikleri'ne başvuran koroner arter hastaları oluşturdu. Araştırmanın örneklemini 57 deney, 57 kontrol olmak üzere toplam 114 hasta oluşturdu. Verilerin toplanmasında Hasta Tanıtım Formu, Egzersiz Değişim Aşaması Kısa Soru Formu, Egzersiz Değişim Süreçleri Ölçeği, Egzersiz Karar Verme Dengesi Ölçeği ve Egzersiz Öz-Etkililik Ölçeği kullanıldı. Veriler ilk görüşmede yüz yüze sonraki görüşmelerde online olarak toplandı. Deney grubunun web sitesi aracılığıyla eğitim içeriğine ulaşması sağlandı. 1. ve 3. ayların sonunda yapılan telefon görüşmesinde ara ve son test olarak ölçekleri web sitesi üzerinden doldurmaları istendi. Verilerin değerlendirilmesinde aritmetik ortalama, yüzde dağılımı, bağımsız gruplarda t testi, bağımlı gruplarda t testi, ki kare, Greenhouse-Geisser testi, Mc Nemar testi, Friedman testi, ANOVA ve Cronbach Alpha testleri kullanıldı. Bulgular: Araştırmada deney grubuna verilen web tabanlı egzersiz eğitimi sonrasında hastaların egzersiz değişim aşamalarında ilerleme olduğu (p=0.000) belirlendi. TTM ölçekleri toplam puan ortalamalarında artış olduğu (p=0.000) görüldü. TTM ölçekleri alt boyutlarında yarar algısında artış ve zarar algısında düşüş gerçekleştiği saptandı (p=0.000). Sonuç: Koroner arter hastalarına TTM'ye dayalı verilen web tabanlı egzersiz eğitiminin egzersiz davranışı kazandırma konusunda etkili olduğu görüldü. Sağlık profesyonellerine koroner arter hastalarına eğitim verirken TTM'ye dayalı web tabanlı egzersiz eğitimini kullanmaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Egzersiz, hemşirelik, koroner arter, transteoretik model
Bariatrik cerrahi uygulanan hastalarda kahkaha yogasının depresyon ve serotonin düzeylerine etkisi
Amaç: Araştırma, bariatrik cerrahi uygulanan hastalarda kahkaha yogasının depresyon ve serotonin düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneme modeli olarak, Aralık 2018- Nisan 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın evrenini; İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Genel Cerrahi servisin de bariatrik cerrahi ameliyatı olmuş ve ameliyatının üzerinden 6-24 ay süre geçmiş olan 158 hasta oluşturdu. Örneklem büyüklüğü güç analizi kullanılarak belirlendi ve 62 hasta örnekleme alındı. Veri toplamada Hasta Tanıtım Formu, Beck Depresyon Ölçeği, Serotonin Düzeyi Kayıt Formu kullanıldı. Kahkaha yogası grubundaki hastalara 10 seans kahkaha yogası uygulandı. Deney ve kontrol grubundaki hastalara depresyon ve serotonin düzeyleri ön test ve son test olarak belirlendi. Verilerin analizi için; sayı,yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki- kare, bağımlı gruplarda iki eş arasındaki farkın anlamlılık ve bağımsız gruplarda t testi kullanıldı. Bulgular: Kahkaha yogası grubundaki hastaların depresyon ve serotonin düzeyleri son testte ön teste kıyasla azaldı ve depresyon ve serotonin düzeylerindeki düşüş istatistiksel olarak önemli bulundu (p˂0.05). Son testte kahkaha yogası grubunun depresyon düzeyinin kontrol grubuna göre önemli düzeyde düşük olduğu saptandı (p˂0.05). Kahkaha yogası grubunun son testte serotonin düzeyinin kontrol grubuna göre düşük olması önemli bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Kahkaha yogasının bariatrik cerrahi sonrası depresyonu gidermede etkili olduğu ve serotonin düzeyini düşürdüğü, ancak bu düşüşün önemli olmadığı saptandı. Anahtar Kelimeler: Bariatrik cerrahi, Kahkaha yogası, Depresyon, Serotonin, Hemşirelik
Ortopedi ameliyatı olan hastalarda Türk müziği ve komedi filminin ağrı, yaşam bulguları ve kortizol düzeyine etkisi
Amaç: Bu araştırma ortopedi ameliyatı olan hastalarda Türk müziği ve komedi filminin ağrı, yaşam bulguları ve kortizol düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma, randomize kontrollü olarak Temmuz 2020-Ocak 2022 tarihleri arasında, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Servisi'nde ameliyat olan 18 yaş ve üzeri hastalar ile yürütüldü. Örneklemi 45 Türk müziği grubu, 46 komedi filmi grubu ve 46 kontrol grubu olmak üzere 137 hasta oluşturdu. Veriler Hasta Tanıtım Formu, Sayısal Değerlendirme Ölçeği, Fizyolojik Parametre Formu kullanılarak toplandı. Deney grubundaki hastaların ağrı, yaşam bulguları ve kortizol düzeyleri belirlendikten sonra 30 dakikalık uygulama yapıldı. Uygulamadan hemen sonra (30. dk) ve 60. dk da tekrar ağrı, yaşam bulguları ve kortizol düzeyleri saptandı. Verilerin analizinde; sayı, yüzdelik, ortalama, ortanca, standart sapma, ki-kare, tek yönlü varyans analizi, Friedman ve Kruskal-Wallis H testleri kullanıldı. Bulgular: Türk müziği, komedi filmi ve kontrol gruplarının ağrı düzeylerinin 0., 30. ve 60. dakikalarda grup içi ve gruplararası karşılaştırmalarında görülen farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Türk müziği grubunun 0. dakikadaki diastolik kan basıncı hariç (0. dk <30. dk) deney ve kontrol gruplarının yaşam bulguları ve kortizol düzeylerinde tüm ölçüm zamanlarında grup içi ve gruplararası karşılaştırmalarda görülen farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Türk müziği ve komedi filminin ortopedi ameliyatı olan hastalarda ameliyat sonrası ağrı kontrolünde etkili olduğu, diastolik kan basıncı dışındaki yaşam bulgularında ve kortizol düzeyi üzerinde etki göstermediği saptandı. Anahtar kelimeler: Ağrı, Hemşire, Komedi filmi, Kortizol, Türk müziği, Yaşam bulguları.
Karaciğer nakli olan hastalara verilen web tabanlı eğitimin immünosüpresif ilaçlara bağlı rahatsızlıklara ve ilaç uyumuna etkisi
Amaç: Karaciğer nakli olan hastalara verilen web tabanlı eğitimin immünosüpresif ilaçlara bağlı oluşan rahatsızlıklara ve ilaç uyumuna etkisini incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırma, randomize kontrollü deneme modeli olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde karaciğer nakli olan yetişkin hastalar oluşturdu (S=116). Örneklemini ise güç analizi ile belirlenen 90 hasta oluşturdu. Veriler Ocak 2021-Temmuz 2021 tarihleri arasında Hasta Tanıtım Formu, Modifiye Transplantasyon Sonrası Semptom Oluşma ve Rahatsızlık Formu-58 ve İmmünsupresif İlaç Kullanımına Uyum Ölçeği kullanılarak toplandı. Deney grubundaki hastalara bir ay süreyle web tabanlı eğitim verildi. Verilerin değerlendirilmesi; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki-kare, eşleştirilmiş t testi, bağımsız gruplarda t testi ve ridit analizi ile yapıldı. Bulgular: Deney grubunun, kontrol grubuna göre semptom oluşma ve rahatsızlık puanlarında anlamlı düzeyde azalma olduğu ve immünosüpresif ilaç kullanımına uyumunda anlamlı düzeyde artma olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç: Web tabanlı eğitimin immünsüpresif ilaçlara bağlı oluşan semptomlar ve bu semptomlardan duyulan rahatsızlığı azalttığı ve hastaların immünosüpresif ilaçlara uyumlarını arttırdığı belirlendi. Anahtar Kelimeler: Karaciğer Nakli, Web Tabanlı Eğitim, İmmünosüpresif İlaçlar, Rahatsızlıklar, İlaç Uyumu, Hemşirelik
Lomber disk herni ameliyatı sonrası uygulanan ekspresif dokunma ve müziğin ağrı, yaşam bulguları ve near-infrared spektroskopi (NIRS) değerleri üzerine etkisi
Amaç: Araştırma, lomber disk herni (LDH) ameliyatı sonrası uygulanan ekspresif dokunma ve müziğin ağrı, yaşam bulguları ve near-infrared spektroskopi (NIRS) değerleri üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma eş zamanlı karma yöntem olarak tasarlandı. Eylül 2019 - Temmuz 2022 tarihleri arasında yapılan araştırmanın evrenini İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde LDH ameliyatı olan hastalar oluşturdu. Yapılan güç analizi ile araştırmaya alınan 132 (44:ekspresif dokunma, 44:müzik, 44:kontrol) hastanın 32'si nitel çalışma örneklemine alındı. Verilerin toplanmasında Hasta Tanıtım Formu, Sayısal Ağrı Ölçeği, Fizyolojik Parametreleri Takip Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanıldı. Ameliyat sonrasında hastalara ekspresif dokunma ve müzik girişimleri 3 kez tekrarlandı, girişimlerden önce ve sonra ağrı, yaşam bulguları ve NIRS değerleri kaydedildi. Kontrol grubundaki hastalara deney grubuyla paralel zamanlarda ön ve son test uygulandı. Verilerin analizinde ortalama, standart sapma, sayı, yüzde, ortanca testlerinin yanı sıra Shapiro-Wilk, Ki-kare, Kruskal Wallis-H, Friedman, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Dunn testleri kullanıldı. Nitel verilerin analizinde tematik analiz yapıldı. Bulgular: Ekspresif dokunma ve müziğin kontrol grubuna kıyasla hastaların ağrı düzeylerinde önemli bir azalma sağladığı belirlendi (p<0.001). Ekspresif dokunma ve müziğin vücut sıcaklığı, nabız üzerinde önemli fark oluşturmadığı (p>0.05), solunum, kan basıncı, saturasyon ve NIRS değerlerinde önemli fark oluşturduğu bulundu (p<0.001). Müziğin ağrı ve NIRS değerleri üzerinde ekspresif dokunmadan daha etkili olduğu belirlendi. Girişimler sonucunda hastalar rahatladıklarını belirtti. Sonuç: Lomber disk herni ameliyatı sonrası ekspresif dokunma ve müziğin ağrı düzeyinin azaltılmasında, yaşam bulgularının fizyolojik sınırlarda tutulmasında ve NIRS değerlerinin arttırılmasında etkili olduğu saptandı.
Karaciğer nakli sonrası internete dayalı eğitimin yaşam kalitesine etkisi
Karaciğer Nakli Sonrası İnternete Dayalı Eğitimin Yaşam Kalitesine Etkisi Amaç: Bu araştırma karaciğer nakli sonrası internete dayalı eğitimin yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yarı deneysel olarak yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma Temmuz 2018-Ağustos 2019 tarihleri arasında İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM)'nde yürütüldü. Araştırmanın evrenini Temmuz 2018-Ağustos 2019 tarihleri arasında TÖTM'de karaciğer nakli ameliyat olan tüm yetişkin hastalar oluşturdu. Örneklemini ise TÖTM'den evrenden olasılıksız, gelişigüzel örnekleme yöntemi ile seçilen 55 deney ve 55 kontrol olmak üzere 110 hasta oluşturdu. Veriler; Hasta Tanıtım Formu ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği (YKÖ) kullanılarak toplandı. Deney grubundaki hastalara 2 hafta süren internete dayalı eğitim verildi. Kontrol grubuna herhangi bir girişim yapılmadı. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde sayı, yüzde oranları, cronbach alfa, ki-kare, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi kullanıldı. Bulgular: Deney grubunda yer alan hastalar son testte tüm alt boyut puanlarının arttığı ve bu durum istatistiksel olarak önemli olduğu bulundu (p˂.05). Kontrol ve deney grubunda yer alan hastalarının ön test YKÖ alt boyutları karşılaştırıldığında; tüm alt boyutların puan ortalamaları arasında bulunan fark istatistiksel olarak önemli bulunmadı (p˃.05). Son test YKÖ alt boyutları karşılaştırıldığında ise; fiziksel rol güçlüğü alt boyutu dışında diğer alt boyutlar arasında görülen farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulundu (p˂.05). Sonuç: Yapılan analizlerde internete dayalı eğitimin, karaciğer nakli olan hastalarda yaşam kalitesini arttırdığı saptandı. İnternete dayalı eğitimlerin etkinliğini değerlendirmek ve geliştirmek amacıyla daha büyük ve farklı örneklem gruplarında benzer araştırmaların yapılması önerilebilir Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, İnternete Dayalı Eğitim, Karaciğer Nakli, Yaşam kalitesi
Lomber disk herni ameliyatı öncesi uygulanan duygusal özgürlük tekniği ve müziğin kaygı ve yaşam bulguları üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma lomber disk herni ameliyatı öncesi uygulanan duygusal özgürlük tekniği ve müziğin hastaların kaygı ve yaşam bulguları üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma, ön test-son test kontrol gruplu tek kör yarı deneysel olarak Eylül 2017-Eylül 2019 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmanın evrenini, Çorum ilindeki bir kamu hastanesinin beyin cerrahi kliniğinde lomber disk herni tanısı ile yatan yetişkin hastalar oluşturdu. Örneklemi bu evrenden olasılıksız gelişigüzel örnekleme yöntemi ile seçilen 162 hasta (54 kontrol, 54 müzik ve 54 DÖT) oluşturdu. Verilerin elde edilmesinde Öznel Rahatsızlık Birimi Ölçeği, Hasta Tanıtım Formu, Yaşam Bulguları Kayıt Formu, Durumluk Kaygı Ölçeği ve Sürekli Kaygı Ölçeği kullanıldı. Verilerin analizinde; sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki-kare, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi ve ANOVA testlerinden yararlanıldı. İleri analizler için Tukey testi kullanıldı. Bulgular: Kontrol grubundaki hastaların durumluk kaygı ve SUD ön test son test puan ortalamaları arasında farklılık saptanmezken deney gruplarındaki hastaların durumluk kaygı ve SUD puanlarının düştüğü saptandı (p<0.05). Gruplararası karşılaştırmada durumluk kaygı üzerinde DÖT uygulamasının daha etkili olduğu belirlendi (p:0.041). Yaşam bulgularının ön test son test karşılaştırılmasında; kontrol grubunda nabız hızında (p:0.046); DÖT grubunda nabız hızı (p:0.005), solunum hızı (p:0.000) ve sistolik kan basıncında (p:0.046); müzik grubunda ise sistolik (p:0.000) ve diastolik (p:0.006) kan basıncında düşüş belirlendi. Gruplararası karşılaştırmalarda solunum hızında DÖT uygulamasının daha etkili olduğu saptandı (p:0.044). Sonuç: Lomber disk herni ameliyatı öncesi uygulanan müzik ve DÖT'ün kaygıyı azalttığı ve yaşam bulgularını düzenlediği, DÖT'ün kaygı ve solunum hızını düzenlemede daha etkili olduğu belirlendi. Anahtar kelimeler: Duygusal Özgürlük Tekniği, Hemşirelik, Kaygı, Lomber Disk Herni, Müzik, Yaşam Bulguları
Karaciğer nakli hastalarının ameliyat sonrası bakım bağımlılığı düzeyinin belirlenmesi
Karaciğer Nakli Hastalarının Ameliyat Sonrası Bakım Bağımlılığı Düzeyinin Belirlenmesi Amaç: Araştırma karaciğer nakli hastalarının ameliyat sonrası bakım bağımlılığı düzeyini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal Metot: Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırma Ekim 2015-Temmuz 2019 tarihleri arasında, İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Karaciğer Nakli Klinikleri'nde yürütüldü. Araştırmanın evrenini, bu klinikte karaciğer nakli ameliyatı olan yetişkin hastalar oluşturdu. Örneklemi ise bu hastalar arasından olasılıksız gelişigüzel örnekleme yöntemiyle seçilen ve araştırmaya alınma kriterlerine uyan 141 hasta oluşturdu. Hastaların tanıtıcı özelliklerini belirlemek için Hasta Tanıtım Formu, bakım bağımlılığı durumlarını değerlendirmek için Bakım Bağımlılığı Ölçeği kullanıldı. Veriler ameliyattan bir ile dört hafta sonra yüz yüze görüşme yöntemi ile araştırmacı tarafından toplandı. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde ortalama, standart sapma, sayı, yüzdelik, veri özelliklerine göre t testi, Anova Varyans Analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların 1. ve 2. izlem sırasındaki bakım bağımlılıklarının orta düzeyde olduğu belirlendi. Hastaların Bakım Bağımlılığı Ölçeği alt maddelerinin 1.ve 2. izlem puan ortalamaları karşılaştırıldığında "Kurallara Uyma" alt maddesi dışındaki tüm maddeler arasında görülen fark istatistiksel olarak önemli bulundu (p<0.05). Hastaların alt maddelerden hareketlilik vücut temizliği, günlük aktiviteler, beden duruşu, giyinip soyunma, ibadet yapma aktivitelerinde ise daha çok bağımlı oldukları belirlendi. Sonuç: Karaciğer nakli hastalarında ameliyat sonrası hastaların zamanla bakım bağımlılık düzeyinin istatistiksel olarak önemli ölçüde azaldığı görüldü. Anahtar kelimeler: Hemşire, Karaciğer Nakli, Bakım Bağımlılığı
Bariatrik cerrahi sonrası hastaların yeme davranışları ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişki
Bariatrik Cerrahi Sonrası Hastaların Yeme Davranışları İle Depresyon Düzeyleri Arasındaki İlişki Amaç: Bu çalışma bariatrik cerrahi sonrası hastaların yeme davranışları ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişkisel nitelikte olan bu araştırma Temmuz 2018-Eylül 2019 tarihleri arasında Fırat Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniği'nde yürütüldü. Araştırmanın evrenini 1000 yetişkin hasta oluşturdu. Araştırmanın örneklemini ise yapılan güç analizi ile belirlenen 278 hasta oluşturdu. Araştırmada hastaların tanıtıcı özelliklerini belirlemek için "Tanıtıcı Özellikler Formu", yeme davranışlarını belirlemek için "Hollanda Yeme Davranışı Ölçeği" ve depresyon düzeylerini belirlemek için ise "Beck Depresyon Ölçeği" kullanıldı. Veriler ameliyattan en az bir ay sonra yüz yüze görüşme yöntemi ile araştırmacı tarafından toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde; yüzdelik dağılım, aritmetik ortalama ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların yeme davranışlarının yüksek (104.38±10.29), depresyon düzeylerinin düşük (17.87± 7.71) olduğu belirlendi. Hastaların yeme davranışları ile depresyon düzeyleri arasında pozitif yönlü, zayıf düzeyde bir ilişki olduğu ve bu durumun istatistiksel olarak önemli olduğu saptandı (r=.190 p=.002). Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda hastaların depresyon düzeyleri arttıkça yeme davranışlarının da arttığı saptandı. Anahtar Kelimeler: Bariatrik cerrahi, Depresyon, Hemşirelik, Obezite, Yeme davranışı
Lomber disk herni ameliyatı olan hastaların ağrı ve konfor düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Araştırma lomber disk herni ameliyatı olan hastaların ağrı ve konfor düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapıldı.Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikte olan bu araştırma Kasım 2018 – Eylül 2019 tarihleri arasında, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahi Klinikleri'nde yürütüldü. Araştırmanın evrenini sözü edilen kliniklerde lomber disk herni ameliyatı olan yetişkin hastalar oluşturdu. Örneklemi ise bu hastalar arasından olasılıksız gelişigüzel örnekleme yöntemiyle seçilen, araştırmaya alınma kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 180 hasta oluşturdu. Veriler ameliyat sonrası 1. günde yüz yüze görüşme yöntemi ile araştırmacı tarafından toplandı. Hastaların tanıtıcı özelliklerini belirlemek için Hasta Tanıtım Formu, ağrı düzeyini belirlemek için Sayısal Ağrı Ölçeği, konfor düzeyini belirlemek amacıyla da Perianestezi Konfor Ölçeği kullanıldı. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, t testi, Mann Whitney U testi, Cronbach's Alpha, Kruskal Wallis Varyans Analizi, Ki-kare ve korrelasyon testleri kullanıldı.Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların konfor düzeyi iyi (4.28±0.46), ağrı düzeyi orta (6.20±1.90) olarak bulundu. Hastaların ağrı ve konfor düzeyleri arasında istatistiksel olarak ters yönde zayıf bir ilişki saptandı (r=-0.372; p<0.01). Sonuç: Bu araştırma sonucunda lomber disk herni ameliyatı olan hastaların ağrı şiddeti azaldıkça konfor düzeylerinin arttığı belirlendi.
Karaciğer nakli olan hastalarda ayak refleksolojisinin ağrı, konfor ve beta endorfin düzeyine etkisi
Amaç: Araştırma, karaciğer nakli olan hastalara uygulanan ayak refleksolojisinin ağrı, konfor ve beta endorfin düzeyi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Araştırma, ön-test/son-test kontrol gruplu deneysel düzende yapıldı. Araştırmanın evrenini İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü'nde karaciğer nakli olmuş yetişkin hastalar oluşturdu. Örneklemi ise güç analizi ile belirlenen 60 deney, 60 kontrol grubu olmak üzere 120 hasta oluşturdu. Veriler Ekim 2019 – Nisan 2020 tarihleri arasında Hasta Tanıtım Formu, Sayısal Ağrı Ölçeği, Perianestezi Konfor Ölçeği, Beta Endorfin Düzeyi Kayıt Formu kullanılarak toplandı. Deney grubundaki hastaların refleksoloji öncesi ağrı, konfor ve beta endorfin düzeyleri belirlendi. Araştırmacı tarafından 30 dakika ayak refleksolojisi uygulandı. Refleksolojiden hemen sonra tekrar ağrı, konfor ve beta endorfin düzeyleri saptandı. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ki-kare, eşleştirilmiş t testi ve bağımsız gruplarda t testi kullanıldı. Bulgular: Kontrol grubundaki hastaların ön test son test ağrı düzeyi puan ortalamaları arasında önemli bir farklılık saptanmazken, deney grubundaki hastaların ağrı düzeyinin düştüğü saptandı (p<0.05). Hem deney hem de kontrol grubundaki hastaların beta endorfin ve konfor düzeylerinin ön teste göre son testte istatistiksel olarak önemli düzeyde arttığı belirlendi (p<0.05). Ancak beta endorfin ve konfor düzeylerindeki bu artışın deney grubunda daha fazla olduğu görüldü. Sonuç: Ayak refleksolojisinin karaciğer nakli olan hastalarda ameliyat sonrası ağrı kontrolünde etkili olduğu, beta endorfin düzeyini ve konfor düzeyini arttırdığı saptandı. Anahtar Kelimeler: Karaciğer Nakli, Ayak Refleksolojisi, Ağrı, Konfor, Beta Endorfin