Theses supervised by Doç. Dr. Murat Hanilçe

12 theses · Tokat Gaziosmanpaşa University

DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde kapitülasyonların kaldırılması meselesi

Kapitülasyonlar, bir devletin başka bir devlete ayrıcalıklar sağlaması anlamına gelir. Bu ayrıcalıklar genellikle siyasi, ekonomik, adli ve hukuki alanlarda belirli hak ve muafiyetleri içerir. "Kapitülasyon rejimi" Osmanlı Devleti kurulmadan önce de uygulanmıştır. Daha önceden uygulanan bu sistemi Osmanlı yönetimi, ekonomik ve siyasi çıkarları doğrultusunda genişleterek kullanmaya devam etmiştir. Devlet 16. yüzyıldan itibaren ülkeye yabancı tüccar çekerek onların iş yapabilmesini kolaylaştırmayı amaçlamıştır. Bunun için yabancı devletlere ticaret yapma izni verilmiştir. Bu, devletlerin Osmanlı topraklarında kendi yasalarını uygulama hakkını elde etmeleri anlamına gelmektedir. Antlaşmalar ile Batılı devletler, ticaretlerindeki vergi ve diğer mali kısıtlamaların çoğundan muaf tutulmuştur. Ayrıca Batılılar, Osmanlı topraklarında ikamet ve seyahat etme, kendi dillerinde okul açma, konsolosluk mahkemelerinde yargılanma, din ve geleneklerini rahatça uygulama gibi kişisel ve hukuki ayrıcalıklar da elde etmiştir. Osmanlı Devleti kapitülasyonlarla ticaret yollarını canlı tutmayı, Avrupa devletlerinde üretilen ve ihtiyaç duyduğu mamullere kolayca erişim sağlamayı ve nakit akışına her zaman muhtaç olan hazinesini gümrük vergileriyle doldurmayı hedeflemiştir. Ayrıca Katolik Hristiyan Avrupa'yı parçalamak gibi siyasi amaçlarla da kapitülasyonlar verilmiştir. Osmanlı Devleti'nin Batı karşısında 17. yüzyılın sonunda başlayan siyasi, askerî ve mali yönden geri kalma süreci, Avrupa ile arasındaki güç ilişkilerinin önemli ölçüde değiştiği 19. yüzyılda tamamlanmıştır. Osmanlı aleyhine çalışan Batılılar, bu süreçte daha kolay ve kısa zamanda sonuç elde etmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti ise bu zaman diliminde kapitülasyonları sınırlandırmak ve kendi ekonomik çıkarlarını korumak için çeşitli girişimlerde bulunmuştur. Bu çalışma ile Osmanlı Devleti'nin 16. yüzyılda verdiği ilk kapitülasyon antlaşmasından başlayarak yaklaşık dört asırlık bir süreçte kapitülasyonların Osmanlı siyasi, mali, adli ve hukuki yapısında yol açtığı zafiyetleri bir bütün olarak tespit etmeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu tezde kapitülasyonlarla beraber, kapitülasyonlara karşı Osmanlı bürokrasisinin ve aydın kesimin refleksine de yer verilmiştir. Çalışma kapitülasyonların kaldırılma sürecini bir mesele olarak ele alarak, Osmanlı Devleti'nin son dönemine dair yapılacak çalışmalara katkı sağlamayı amaçlamıştır. Ayrıca kapitülasyonlar konusunu ele alan tarihçilerin yanı sıra, farklı disiplinlerin yararlanabileceği bir çalışma olması hedeflenmektedir. Araştırma, kapitülasyonların tarihsel bir perspektiften incelenmesini ve Osmanlı Devleti'nde meydana getirdiği suistimal ağının anlaşılmasını amaçlamaktadır. Çalışma boyunca kapitülasyon sisteminin kökeni, gelişimi ve yaygın kullanım nedenleri anlaşılmaya çalışılarak rejimin devletlerin güç dengeleri üzerindeki etkileri analiz edilmiş ve kapitülasyonların sonuçlarına ilişkin örnekler incelenmiştir. Tez özellikle kapitülasyonların, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerindeki etkilerine odaklanmaktadır.

Dünya Savaşı IKapitülasyonlarMeşrutiyet II+4
İlyas Ak
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurum vilayeti doğumlu Osmanlı uleması Bab-ı Meşihat Arşivi ulema sicil dosyalarına göre

Bu çalışma, Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden birisi olan Erzurum ilinin 1826-1895 tarihleri arasında büyütüp yetiştirdiği âlimleri tarihin eski ve tozlu sayfalarından gün yüzüne çıkararak onları hem bugüne ulaştırma hem de yerel tarihe faydalı olabilme amacı taşımaktadır. Bu tezin temel kaynağı İstanbul Müftülüğü bünyesinde bulunan Meşihat Arşivi'ndeki Erzurum başlığı altında kategorize edilmiş olan Sicill-i Ahvâl dosyalarıdır. Arşiv'in kütüphanesinde Osmanlı bürokratlarına dair çalışmalarda araştırmacıların çalışmalarına temel kaynak olabilecek yaklaşık 7000 civarında sicil dosyası bulunmaktadır. Çalışma giriş, üç ana bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Girişte Erzurum'un coğrafyası ve tarihi ile çalışmanın kaynakları üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde Osmanlı Devleti'nde ilmiye teşkilatı ve teşkilatın kuruluş ve gelişim süreci aktarılmıştır. İkinci bölümde merkez ve taşra olmak üzere ilmiye teşkilatının görevlileri ve teşkilat içerisinde varoluş süreçleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde 1826-1895 yılları aralığında Erzurum'da doğmuş ve eğitim-öğretim hayatına ilk olarak Erzurum'da başlamış olan 44 âlimin tercüme-i hal varakalarından derlenen biyografileri sıralanmıştır. Sonuç kısmında ise çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.

19. yüzyılBab-ı MeşihatBiyografi+7
Sinan Çakmak
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Fetvahane-bab-ı fetva'da görev yapan Osmanlı uleması Bab-ı Meşihat Arşivi ulema sicil dosyalarına göre

Osmanlı Devleti, kuruluş aşamasından başlayarak hem halkını refah içinde yaşatabilmek hem de adaletli bir yönetime sahip olabilmek için bütün kurumlarının temellerinin sağlam atılmasına, yöneticilerin adil, bilgili ve kendilerini her açıdan yetiştirmiş olmasına önem vermiştir. Devlet işleyişinde yer alan kurumların teşekkülünde kendisinden önceki çeşitli medeniyetler ve devletlerinyönetim anlayışı ve kurumlarından esinlenmiştir. Osmanlı devlet teşkilatına bu kurumların kimi aynen alınırken kimi de bazı değişiklikler yapılıp uyarlanarak katılmıştır. Bu çalışmanın amacı, toplum ve devlet hayatına giren yönetici sınıflarının ve halkın günlük yaşantısının bir parçası olan dinin kurallarının günlük hayata uygulanması açısından fetva ihtiyacını karşılayan Fetvahâne'de görev yapmış memurları tanıtmaktır. Tez üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde, Osmanlı Devleti'nde yönetici sınıflardan (seyfiye, kalemiye ve ilmiye) genel hatlarıyla bahsedilerek bu sınıflarda en üst makamlarda bulunan görevliler hakkında bilgi vermeye çalışılmıştır. İkinci bölümde, fetva kavramı, fetvahâne ve burada görev yapan memurların vazifeleri izah edilmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Ulema Dosyaları Veri Tabanında yer alan fetvahâne görevlilerinin dosyaları titizlikle okunarakortaya konan biyografileri sıralanmıştır. Sonuç kısmında çalışmanın genel bir değerlendirmesine yer verilmiştir. Anahtar Kelimler: Meşîhat, Fetvahâne, Ulema, Tercüme-i Hal, Sicill-i Ahval Dosyaları.

Bab-ı MeşihatBiyografiFetvahane+7
Dilek Güven
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tire Şer'iye sicillerinin [3/2 nolu Demirbaş Defterinin] transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Bu tez çalışmasında, M. 1841-1843 (H. 1257-1258) yıllarına ait 3/2 Numaralı Tire Şer'iye Sicil Defteri"nin transkripsiyonu yapılarak, defterde yer alan belgeler doğrultusunda söz konusu dönemde Tire'nin idari ve sosyal ve ekonomik yapısı üzerinde durulmuştur. Çalışma iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde "3/2 Nolu Tire Şer'iye Sicili Defteri"nin değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümde ise; "3/2 Numaralı Tire Şer'iye Sicili"ne göre 1841-1843 yılarını kapsayan Tire'de Sosyal Ve Ekonomik Hayat üzerinde durulmuştur. Ek olarak, "3/2 Numaralı Tire Şer'iye Sicil Defteri"nin transkripsiyonlu metnine yer verilmiştir.

Ekonomik hayatEkonomik yapıKent tarihi+7
İbrahim Yılmaz
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir şehrin ve bir devrin tanığı olarak İstanbul Pera Palas Oteli (1893-1923)

ÖZET BİR ŞEHRİN VE BİR DEVRİN TANIĞI OLARAK İSTANBUL PERA PALAS OTELİ (1893-1923) DEMİR, Musa Doktora, Tarih Anabilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Murat HANLİÇE Haziran 2024, xiv + 268 sayfa. Modern kent yaşamının oluşmasında önemli bir yere sahip olan oteller, Batı'da 18. yüzyılda, Osmanlı Devleti'nde ise 19. yüzyılın ortalarında açılmaya başlanmıştır. Türk kültür ve turizminin gelişmesinde önemli bir yere sahip olan ilk otellerin büyük çoğunluğu İstanbul'da yer almıştır. Bu otellerden birisi ve çalışmanın ana konusu olan Pera Palas Oteli, 19. yüzyılın sonlarına doğru günümüzdeki Beyoğlu'nda, eski adıyla Pera'da, inşa edilmiştir. Otel, uluslararası demiryolu şirketi Compagnie Internationale des Wagons-Lits tarafından açılmıştır. Şirket, seyahat kavramında bir ilke imza atarak 1883 tarihinde Paris ila İstanbul arası tren seferlerini başlatmıştır. Tarihe Orient Ekspres Treni olarak geçecek olan seyahatler kısa zamanda dünyanın birçok noktasına ulaşmıştır. Bu seyahatlerin bir sonucu olarak tren seferlerinin ulaştığı birçok bölgeye lüks ve modern oteller açılmıştır. Pera Palas Oteli, şirketin Doğu'da açtığı ilk otellerden birisi olma özelliğini taşımaktadır. Bu çalışma, otelin faaliyete girdiği tarihten Cumhuriyet'in ilan edildiği zamana kadarki dönem aralığını kapsamaktadır. Çalışmanın kaynaklarını Osmanlı arşiv belgeleri, yerli ve yabancı basındaki çıkan çeşitli haberler, otelin içerisinde geçtiği anı kitapları ve daha birçok araştırma ve başvuru eseri oluşturmaktadır. Beş bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde otelin bulunduğu bölge olan Pera'nın tarihi ele alınmıştır. İkinci bölümde Pera Palas Oteli'nin kurulmasının asıl sebebi olan Orient Ekspres treni konu edilmiştir. Üçüncü bölümde Osmanlı Devleti'nde modern konaklama yapıları olan oteller üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde Pera Palas Oteli'nin tarihi ve mimarı Vallaury'nin İstanbul mimarisine katkısı incelenmiştir. Beşinci ve son bölümde otelin İstanbul'un siyasi, sosyal ve kültürel atmosferinde meydana gelen değişimlerdeki rolü ele alınmıştır. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında dünyada etkisi günümüze kadar süren siyasi gelişmeler meydana gelmiştir. Devlet ve toplumların yapısında köklü değişimlerin yaşanmasına sebep olan gelişmeler beraberinde sosyal, kültürel ve ekonomik değişimi de getirmiştir. Dünya siyasetinde önemli bir konuma sahip olan Osmanlı Devleti meydana gelen bu değişimin dışında kalamamıştır. Bu çalışmada dünya siyasi tarihinde meydana gelen önemli siyasi olayların Osmanlı Devleti'ne yansımaları Pera Palas Oteli üzerinden aktarılmıştır. Otel, Türk siyasi tarihinde önemli bir yer tutan bazı olaylara tanıklık etmiş; bazen de olaylarda bizzat rol oynamıştır. Otelin uluslararası bir kuruluşa bağlı olması kültürler arası etkileşimin gelişmesine katkı sağlamıştır. Bu çalışmayla otelde kalan önemli kişilerin gözlemleri ve hatıratlarından İstanbul'da meydana gelen gelişmelere farklı bir açıdan bakılmıştır. Otelin mimari ve teknik özellikleri, sunmuş olduğu hizmet ve getirmiş olduğu yeniliklerin İstanbul kent yaşamına katkısı ele alınmıştır. Modern İstanbul'un oluşmasında Pera Palas Oteli'nin oynadığı rol incelenmiştir. Konaklama başta olmak üzere otelin Osmanlı eğlence, giyim ve yeme-içme alışkanlıklarının değişmesi üzerine etkileri üzerinde durulmuştur. Çalışma bütün bu yönleriyle Osmanlı ve İstanbul kent tarihinin belirli bir kesitini ünlü bir otelin penceresinden gözler önüne sermeye gayret etmiştir. Diğer yandan bir seyahat aracı olan Orient Ekspres ve onun bir konaklama müessesesi olan Pera Palas'ı yeni bilgi ve belgelerle etraflıca ele alıp Türk turizm tarihinin önemli iki parçasına mütevazı bir katkı sunma uğraşısında olmuştur. Anahtar Kelimeler: İstanbul, Konaklama, Modernleşme, Orient Ekspres, Pera Palas.

Musa Demir
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı havacılığının kuruluş çabaları (1911-1912)

Osmanlı Devleti kendi ordusunda modern hava araçlarını kullanabilmek için 1909 tarihinden itibaren girişimlerde bulunmuştur. Devlet bir yandan hava araçlarını üretici ülkelerden temin ederken bir yandan da bu araçların kullanımı için gerekli olan teknik personele de ihtiyaç duymuştur. Bu bağlamda, teknik personel ihtiyacını karşılamak üzere başlangıçta yabancı pilotlar getirtilmiştir. Bir yandan da yerli pilot yetiştirilmesi için Avrupa'ya öğrenci gönderilmiştir. Harbiye Nezareti yetkilileri tarafından personel temini konusunda başvurulan her iki yöntemin maliyetli olmasından dolayı uzman personel ihtiyacını karşılamak için 1911 yılından itibaren bir havacılık teşkilatı ve okulu kurulmasına karar verilmiştir. Bu amaçla Avrupa'ya inceleme heyetleri gönderilerek havacılık alanında tetkiklerde bulunulmuştur. Bu heyetlerin tespit ve önerileri doğrultusunda teşkilatın temelleri Haziran 1911 tarihinde atılmıştır. Bu tez çalışmasında, eski zamanlarda yayımlanan çeşitli eserlere yansıyan ilk uçuş denemelerinden başlayarak, Dünyanın birçok yerindeki uçuş denemelerine, modern havacılık öncesi sürece, başarılı olan balon ve uçak girişimlerine değinilerek bu hava araçlarının ordularda kullanılmaya başlanmasıyla Osmanlı Devleti'nin kurduğu ilk havacılık teşkilatı detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Çalışmanın amacı; Tayyare Mektebi'nin kuruluş evresini ve sonrasını değerlendirerek bu mektebin Türk havacılık tarihine katkısını gösterebilmektir. Bu tez giriş ve sonuç dışında iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, efsanelerde ve mitolojik öykülerde geçen uçuş olaylarına değinilmiştir ayrıca havacılık alanında bilimin gelişimi sayesinde gelen modern tekniklerin kullanımından önceki evre anlatılmıştır. İnsanların uçmak için yaptığı aletler ve makinelerden bahsedilmiştir. Birinci bölümde, modern hava araçlarının ve havacılık teşkilatlarının dünya genelinde gelişimine değinilerek ne zaman kurulduklarından bahsedilmiştir. Avrupa, Amerika ve Asya'daki devletlerin, varsa hava okulları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, Osmanlı Devleti'nin havacılık alanında teşkilatlanması aşamaları ile birlikte detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu bölüm, dokuz alt başlığa ayrılmıştır. Osmanlı topraklarında ilk uçak ve balon uçuşlarından bahsedilerek Osmanlı askeri yetkililerinin bu hava araçlarını orduya katma girişimleri, havacılığın savaş halindeki kullanımının ilk örneği olmak üzere kabul gören; Osmanlı-İtalyan Harbinden sonra bir havacılık teşkilatı kurulmasına karar verilmesine de değinilmiştir. Bu teşkilat için incelemeler yapmak üzere Avrupa'ya yapılan gezi sonrasında çıkan Balkan Savaşı'nın Osmanlı havacılığına etkisi ve en son olarak hazırlanan teşkilat ve rapor nizamnamesi değerlendirilmiştir. Sonuç, kısmında ise çalışmanın genel bir kritiği yapılmıştır.

Askeri havacılıkAskeri okullarAskeri teşkilat+7
Onur Duran
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
11
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı deniz hamamları-Türkiye'de denize girme kültürünün gelişimi

Deniz hamamları, dört tarafı kapalı ve deniz üzerine kurulan ahşap yapılardır. Umumi ve hususi olmak üzere iki çeşit deniz hamamı vardır. Umumi deniz hamamları, mevsimlik kurulan halka açık işletmelerdi. Hususi deniz hamamları ise yalıların önüne kurulur ve yalı sahipleri tarafından kullanılırdı. Umumi deniz hamamları, hususi deniz hamamlarına göre daha özensiz yapılardı. Hususi deniz hamamları ise yalıların önünde süslü, zarif kutucuklar şeklinde görünürdü. Günümüzde işlevini yitiren bu mekânlar sayesinde Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında insanların denize girme alışkanlığı kazandığı düşünülmektedir. Bu yüzden deniz hamamları için plajların öncüsü denilebilir. Osmanlı toplumu, sayfiye(yazlık) geleneğine her zaman önem vermiştir. Halk yaz mevsimi geldiğinde havası serin ve temiz yerlere yerleşirdi. Fakat ilk başlarda, sayfiye alışkanlığında denize yer verilmediği görülmektedir. Halk serinlemek için denizi değil; tatlı su kaynaklarını tercih etmiştir. Bunun nedeni ise deniz suyunun pis olduğu algısıdır. Ayrıca mahremiyet algısının denize olan yaklaşımı etkilediğini de unutmamak gerekir. Denize yönelik olumsuz yaklaşım Avrupa'da da mevcuttu. Ancak deniz suyunun sağlığa yönelik faydalarının keşfedilmesiyle birlikte denize karşı olumsuz yaklaşım son bulmuştur. Deniz hamamlarının bu süreçten sonra yaygınlaştığı anlaşılmaktadır. Ancak deniz hamamlarının sayfiye geleneğinde yer bulması 20. yüzyılın başlarında gerçekleşebilmiştir. Halk bu mekânlara daha çok tedavi maksadıyla ilgi göstermiştir. Döneme ait denizle alakalı eserler incelendiğinde, denizin insan sağlığına yönelik etkilerinden bahsedildiği görülmektedir. Aynı duruma dönemi ele alan anı türü eserler ve yazılarda da rastlanmaktadır. Deniz hamamları, uzunca bir dönem Osmanlı Devleti'nde sosyal hayatın önemli parçalarından birisi olmuştur. Plajların ortaya çıkmasıyla birlikte bu mekânların devri kapanmıştır. Günümüzde ise hafızalardan tamamen silinmiştir. Bu yüzden deniz hamamları hakkında kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Konu ile alakalı ilk akademik çalışmayı Reşat Ekrem Koçu yapmıştır. Daha sonraki çalışmalar da Koçu'nun çalışmasının tekrarı niteliğindedir. Deniz hamamları ile ilgili kitap çalışması da yok denecek kadar azdır. Burçak Evren'in yalnız İstanbul'daki deniz hamamlarını ele aldığı bir eseri mevcuttur. Zaten konu ile alakalı çalışmaların tamamı İstanbul üzerinedir. Diğer sahil kentlerindeki deniz hamamlarına pek fazla değinilmemiştir. Bu tez çalışmasının amacı söz konusu boşluğu doldurmak ve eldeki bilgileri bir araya getirerek deniz hamamları hakkında kapsamlı bilgiler sunmaktır. Aynı zamanda Osmanlı toplumunun denizle olan ilişkisi bu mekânlar üzerinden incelenerek literatüre mütevazı bir katkı sunulmaya çalışılmıştır. Osmanlı deniz hamamlarının ele alındığı bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde deniz hamamlarının ortaya çıkış sürecinden bahsedilmiştir. Bu bölümde deniz hamamları ile ilgili idari düzenlemelere ve döneme ait deniz hamamları ile ilgili eserlere yer verilmiştir. Bölümde ayrıca Osmanlı toplumunun denizle ilişkisi farklı yönlerden irdelenmiştir. Bölümde son olarak deniz hamamlarının mimari özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise başta İstanbul olmak üzere diğer sahil şehirlerinde kurulan deniz hamamları hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde deniz hamamları farklı yönlerden değerlendirilmiştir. Son bölümde ise plajlara geçiş süreci ele alınmıştır. Bu tez çalışması hazırlanırken Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi, kataloglar ve koleksiyonlardan faydalanılmıştır. Bununla birlikte Osmanlı döneminde deniz hamamları ile ilgili neşredilmiş eserler de incelenmiştir. Konu ile alakalı süreli yayınların, ansiklopedi maddelerinin ve gazete yazılarının taraması yapılmıştır. Ayrıca anı türü eserler ve yabancı kaynaklardan da bolca istifade edilmiştir. Görsel kaynakların taraması yapılarak içeriğin zenginleştirilmesi sağlanmıştır.

Deniz hamamıDeniz turizmiEğlence hayatı+7
Yasin Taşkın
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Plevne'nin Müslüman nüfusu (1830-1850)

Arapça "nefs" kelimesinin çoğulu olan nüfus terimiyle bir coğrafi bölgede yaşayan insanlar ifade edilmektedir. Tarih boyunca bazı devletler gıda yetersizliği ve diğer bazı ekonomik etkenlere bağlı olarak aşırı nüfus artışına olumsuz bakmıştır. Bazı devletler nüfus ve ekonomi arasında denge olması gerektiğini düşünmüştür. Bazı devletler ise askeri, mali ve politik yönden üstünlüğü ele geçirebilmek amacıyla nüfus artışını desteklemiştir. Hatta bu yönde politikalar geliştirmişlerdir. Devletler ve milletler varlıklarını devam ettirebilmek amacıyla üremenin artması, uzun ömürlü ve sağlıklı yaşamın sağlanması için tedbir almışlar; ayrıca nüfusu kayıt altına almayı önemsemişlerdir. Osmanlı Devleti de nüfus artışı ve nüfusun kayıt altında tutulması yönünde politikalar uygulamıştır. Osmanlı Devleti'nde nüfus ve arazi sayımının ilk örnekleri Tahrir Defterleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Arapça bir kelime olup "yazma, kaydetme, deftere geçirme" anlamları taşıyan tahrirle ilgili ilk örnekler M.Ö 4000'lerde Çin'de karşımıza çıkmaktadır. Daha sonra Mısır'da, Roma'da ve Ortaçağ Avrupası'nda tahrir yapıldığı görülmektedir. Çeşitli tarihsel kayıtlardan anlaşıldığında göre, Osmanlı Devleti'nden önce kurulmuş olan Anadolu beylikleri ile Selçuklu Devleti'nde de tahrir yapılmıştır. Bununla birlikte bu tahrir kayıtları günümüze ulaşmamıştır. Osmanlı topraklarında XV. ile XVI. yüzyıllarda uygulanan tahrir yazımı XVII. yüzyılda tımar sisteminin çökmesi, bürokrasi yükünün artması, ekonomik ve toplumsal alanda değişimler yaşanması, asayişin bozulması gibi etkenler sebebiyle terk edilerek yerini Avarız ve Cizye sayımlarına bırakmıştır. XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti açısından pek çok yeniliğin ve ıslahatın yapıldığı bir zaman dilimi olarak tarihe geçmiştir. Bu yüzyıldaki yeniliklerden birisi de toprak yazımı amaçlanmadan yapılan ilk modern nüfus sayımıdır. 1831 yılında başlatılan bu sayım, devletin tüm topraklarında gerçekleşmese de en önemli 10 eyaletinde yapılmıştır. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra oluşturulan yeni ordu için asker kaynağı ve vergi durumunu tespit amacıyla yapılan bu sayımda sadece erkekler sayılmıştır. Sultan II. Mahmud Döneminde yapılan ve modern kabul edilen sayımlardan birisi de o dönemde bir Osmanlı toprağı olan Vidin Vilayeti, Niğbolu Sancağına bağlı bir kazası Plevne'de gerçekleştirilmiştir. 1830-1850 yılları arasında Plevne'nin merkezi, mahalleleri ile köylerinde yapılan nüfus sayımına ait defterler Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığından tedarik edilmiştir. Bu çalışma ile ilk Osmanlı nüfus verilerinden yararlanılarak günümüzde Bulgaristan Cumhuriyeti'nin sınırları içerisinde kalan Plevne'nin 19. Yüzyıldaki sosyal tarihine Müslüman nüfus özelinde katkı sağlanması amaçlanmıştır.

19. yüzyılBulgaristan-PlevneMüslümanlar+6
Mehmet Emin Özdemir
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Çukadâr-ı Şehriyârî Kemânkeş Ahmed'in İrşâdü'r-Rumât adlı eseri transkripsiyon ve değerlendirilme

Okçuluğun tarihi Hazret-i Âdem'den itibaren başlamaktadır. İnsanlığın tarihi kadar eski olan ok ve yay her dönemde farklı gelişim sahalarını tamamlayarak mükemmel bir savaş aleti olmuştur. İslamiyet öncesi dönemde olduğu gibi İslamiyet sonrası dönemde her devlet ve toplulukta en önemli savaş aletlerinin başını çekmiştir. Ok ve yaya yüklenen anlam dönemler arasında farklılıklar gösterse de bu iki alet, her zaman önemini koruyarak bu önemini artırmaya nail olmuştur. Türkleri diğer milletlerden ayırarak özel bir yere koyan özelliklerin başında savaş ve savaş stratejilerine verdikleri önem ile kazandıkları başarılar yer almaktadır. Ok ve yaya siyasî, sosyal ve hukukî anlamlar yüklenerek bunlar kutsal kılınmıştır. Türk okçuluğu, Osmanlı Devleti döneminde gelişimini her alanda tamamlamıştır. Bu dönemde kurumsallaşma sağlanarak ülkenin muhtelif yerlerinde Okçular Tekkesi kurulmuştur. Bu eğitim kurumunda bir sistem dâhilinde düzenli şekilde okçuluk desteklenerek gelişmesi ve ilerlemesi sağlanmıştır. Türk tarihinde olduğu gibi Osmanlı Devleti döneminde de usta kemankeşler oldukça fazladır. Bu kemankeşlerden biri de Osmanlı Devleti döneminde yaşamış Çukadâr-ı Şehriyârî Kemânkeş Ahmed'dir. Söz konusu şahsa ait İrşâdü'r-Rumât adlı risalenin ekseninde bu tez çalışması şekillenmiştir. Çalışmanın amacı; Türk okçuluk tarihinin önemli eserlerinden birinin daha günümüz Türkçesine transkribe edilerek Türk okçuluk tarihinin eksik kalan küçük bir boşluğunu doldurmaktır. Bu tez giriş ve sonuç bölümü ile birlikte altı bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Türk okçuluğunun tarihsel serüveni, ok ve yayın Türklerin hayatındaki rolü ile kutsiyetine, ok ve yaya dair bilinmesi gereken elzem konulara kısaca değinilmiştir. Birinci bölümde, Türk okçuluğu konusunu aydınlatmada önemli bir yere sahip olan yazma eserleri, basma kitapları, makaleleri, tezleri, ansiklopedi ve sözlük maddelerini içeren bir bibliyografya çalışması bulunmaktadır. İkinci bölümde, İrşadü'r-Rumât adlı risalenin çevirisinde uygulanan materyal ve yöntem, eserin tanıtımı ve müellifinin hayatı ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Bu bölümde ayrıca eserin içeriğinin incelenmesi ve değerlendirilmesine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, sözlük mahiyetinde bir çalışma ile metinde geçen Türk okçuluğu ile ilgili terimler ve deyimlerin açıklamalarına yer verilmiştir. Dördüncü bölümde, risalenin orijinal sayfaları ile transkripsiyonu yer almaktadır. Sonuç kısmında ise çalışmanın genel bir kritiği yapılmıştır.

Kemankeş AhmedOkçulukOsmanlı Devleti+3
Sümeyra Karasu
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2022
11
Master'sOpen AccessTR

Temettüat Defterlerine göre Bolu Dörtdivan kazasının sosyal- ekonomik durumu (1844-1845)

Osmanlı Devleti 19. yüzyılın ortalarında bir takım yenilik ve düzenlemelere ihtiyaç duymuştur. Bu düzenlemelerin yapıldığı döneme Tanzimat dönemi, düzenlemelerin açıklandığı fermana Tanzimat fermanı denir. Tanzimat Osmanlı Devleti'nde özellikle ekonomik alanda büyük değişimlere sebep olmuştur. Bu değişimin temeli vergi sisteminde yaşanmıştır. 1844-1845 yıllarında Osmanlı Devleti'nde öncelikle merkeze yakın kazalarda olmak üzere toplumun arazi, hayvanat, emlak ve diğer birtakım gelirleri tespit edilmeye çalışılmış ve halk bu ödeme gücüne göre vergilendirilmeye başlanmıştır. Tanzimat döneminde vergi sayımlarının tutulduğu defterlere Temettüat defteri adı verilmiş olup bu defterler bu çalışmanın ana kaynağını oluşturmaktadır. Defterler hem sosyal hem ekonomik açıdan ait oldukları yerleşim birimleri hakkında detaylı bilgiler içermektedirler. Dolayısıyla defterlerdeki veriler kişi adlarından lakaplara, köy ve mahallelerin tahmini nüfusundan kazanın tahmini nüfusuna, hayvan cinsleri ve adetlerinden tarımsal çeşitliliğe kadar birçok bilginin açığa çıkarılmasına imkân vermektedir. Bu tezde, 1844-1845 senesi temettüat kayıtlarına dayalı olarak Bolu Dörtdivan kazasının sosyal ve ekonomik yapısı ortaya konmaya çalışılmıştır. Temettüat defterlerinin yanı sıra Dörtdivan ve Bolu hakkındaki çeşitli araştırma ve başvuru eserlerinden de yararlanılmıştır. Bu çalışma giriş ve sonuç kısımları dışında dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş kısmında Dörtdivan'ın tarihi anlatılmıştır. Birinci bölümde Osmanlı Devleti'nde mali kayıtlarının tutulması ve temettüat defterlerinin bu kayıtlar içerisindeki yerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. İkinci bölümde isimler, lakaplar ve meslekler merkeze alınarak kazanın sosyal görünümüne ait veriler değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde tarım ve hayvancılık faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde vergiler özelinde kazanın ekonomik görünümüne değinilmeye gayret edilmiştir. Sonuç kısmında ise Dörtdivan Kazasının 1844-1845 yıllarındaki idari, ekonomik ve sosyal durumu değerlendirilmiştir.

Bolu-DörtdivanDefterlerOsmanlı Devleti+3
Serdar Demiral
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erbaa kazasında nüfus (1830-1850)

19. yüzyıl Osmanlı devletinde birçok yenilik ve değişimin yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu yeniliklerden birisi de ülke genelinde nüfus sayımlarının yapılmasıdır. Osmanlı Devleti'nde modern anlamda ilk nüfus sayımı II. Mahmud döneminde 1831 yılında yapılmıştır. Söz konusu sayımın amacı, yeni kurulacak olan orduya asker temini edilmesi ve vergi mükellefi olan nüfusun tespit edilmesiydi. II. Mahmud döneminde nüfus sayımının gerçekleştirildiği eyaletlerden birisi de Sivas'tır. Bu çalışmada 1830-1850 yılları arasında yapılan sayımlara göre Sivas'a bağlı Erbaa Kazasının Erek, Taşabad, Sonisa ve Karayaka gibi yerleşimlerinin nüfusu incelenmiştir. Adı geçen yerleşimlerin nüfus defterleri Cumhubaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığından temin edilmiştir. Yapılan bu çalışmayla hakkında çok az çalışma yapılan ve günümüzde Tokat'a bağlı bir ilçe olan Erbaa'nın tarihinin eksik bir parçası açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Nüfus, Erbaa, Erek, 19.yüzyıl.

19. yüzyılNüfusNüfus hareketleri+4
Neslihan Kafalı
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1756/2 numaralı Samsun şer'iye sicili (Transkripsiyon ve değerlendirme)

Bu tez çalışmasında, H. 1246-1265/M. 1830-1849 yıllarına ait 1756-2 Numaralı Samsun Şer'iye Sicil Defteri'nin transkripsiyonu yapılarak, defterde yer alan belgeler doğrultusunda söz konusu dönemde Samsun'un idari ve sosyo-ekonomik yapısı üzerinde durulmuştur. Çalışma dört bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde Osmanlı yargı sistemi, mahkeme kavramı, mahkeme görevlileri, şer'iye sicillerinin tanımı ve kapsamı hakkında açıklamalara yer verilmiş; ardından sicillerin günümüzdeki durumuna ve sicillerle ilgili yapılan çalışmalara değinilmiştir. İkinci bölümde, bir taraftan şer'iye sicilleri içerisinde bulunan belgeler hakkında bilgilere yer verilmiş; diğer taraftan da 1756-2 Numaralı Samsun Şer'iye Sicil Defteri'nde yer alan kayıtların tasnifi yapılmıştır. Üçüncü bölümde, transkripsiyonu yapılan belgelerden de yararlanılarak H. 1246-1265/M. 1830-1849 yılları içerisinde Samsun'un sosyal, ekonomik ve idari yapısı ile ilgili elde edilen sonuçlar üzerinde durulmuştur. Dördüncü ve son bölümde ise 1756-2 Numaralı Samsun Şer'iye Sicili'nin transkripsiyonlu metnine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mahkeme, Kadı, Şer'iye Sicili, Samsun.

Osmanlı DevletiOsmanlı DönemiOsmanlı tarihi+2
Sultan Murat Mangan
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors