Theses supervised by Doç. Dr. Mustafa Çağlar Özdemir

11 theses · Sakarya University

DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma amaçları çerçevesinde bütünleşik refah modeli önerisi

Bu çalışma, sürdürülebilir kalkınma amaçları (SKA) doğrultusunda, bütüncül sosyal politika yaklaşımına dayalı ve akıllı uzmanlaşma stratejileriyle desteklenen bütünleşik bir refah modeli geliştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye'de sosyal politika alanında yaşanan kurumsal eşgüdüm eksiklikleri, veri temelli karar süreçlerinin sınırlılığı ve stratejik bütünlük yoksunluğu, SKA'lara uyumlu bir sistemin inşasını güçleştirmektedir. Bu sorunlardan hareketle çalışmada, "Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma odaklı ve bütüncül ilkeleri esas alan bütünleşik bir sosyal politika modeli geliştirilebilir mi?" sorusuna yanıt aranmaktadır. Araştırma, kuramsal çerçeveden türetilmiş nitel bir yaklaşımla, keşfedici desen çerçevesinde yürütülmüştür. Kavramsal analiz, doküman incelemesi ve tematik eşleştirme teknikleriyle yürütülen analiz sürecinde ulusal ve uluslararası politika belgeleri değerlendirilmiş; SKA'lar, sosyal politika bileşenleri ve akıllı uzmanlaşma stratejileri arasındaki ilişkiler modellenmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye'nin mevcut yapısının dönüşüm ihtiyacını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, veri odaklı, eşgüdümlü ve yapay zekâ destekli bir sosyal politika koordinasyon modeli önerilmiştir. Model, Sakarya örneğinde pilot senaryo ile yapılandırılmış; uygulamaya yönelik master planı, yönetişim yapısı ve yaygınlaştırma stratejileriyle birlikte kurgulanmıştır. Çalışma, sosyal politika alanına hem kuramsal katkı sunmakta hem de uygulanabilir bir stratejik çözüm modeli önermektedir. Çalışmada önerilen modelin, Türkiye'nin gelecekteki sosyal politikasını şekillendirmek için önemli bir altyapı oluşturacağına inanıyoruz.

Bahar Yolvermez
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

İşgücü piyasasının dijital dönüşümünde beşerî sermaye: Makine imalat sanayinde bir saha araştırması

Makine imalat sanayinde dijital dönüşüm, işgücü piyasalarında insan emeğinin robotlarla ikame edilme riskini beraberinde getirirken, aynı zamanda yeni becerilere sahip işgücüne duyulan ihtiyacı da artırmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, dijital dönüşümün makine imalat sanayinde istihdam yapısını, üretim süreçlerini ve beşerî sermaye yönetimini nasıl dönüştürdüğünü analiz etmektir. Bu araştırmada, karma yöntem (mixed methods) yaklaşımı benimsenmiş olup nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanılmıştır. Bu kapsamda, temsil kabiliyeti yüksek 38 orta ölçekli firmanın yetkilileriyle mülakat 60 firma yetkilisiyle de anket gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırmadan elde edilen veriler, MAXQDA Analytics Pro 2024 programı kullanılarak nicel araştırmadan elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak belirlenen kod ve temalar çerçevesinde analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, firmalar dijital dönüşümü hem yazılım hem de donanım boyutunda ele almakta olup, çoğunluğu herhangi bir teşvik almaksızın öz sermayeleriyle dijital yatırımlar gerçekleştirmektedir. Dijital dönüşüme yönelik yatırımların ağırlıklı olarak üretim süreçlerine yönlendirildiği görülmektedir. İş gücü istihdamı açısından, dijital dönüşümün istihdamı azaltacağı yönünde güçlü bir kanaat mevcuttur. Bununla birlikte, katılımcı firmalar yeni mezun istihdamına olumlu yaklaşmaktadır. Katılımcı firmaların tamamı, dijital dönüşümün gerektirdiği beceriler ile endüstrinin mevcut işgücü talepleri arasında belirgin bir farklılık olduğunu ifade etmiştir. Dijital dönüşüm sürecinin çalışanlara veya beşerî sermayeye olan güveni olumsuz etkilemeyeceği düşünülmektedir. İş sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında dijital dönüşümün geleneksel riskleri azaltacağı ancak siber güvenlik, veri toplama ve paylaşımı gibi konular nedeniyle yeni risk alanlarının ortaya çıkabileceği öngörülmektedir. Birçok firma mesleklerin tamamen ortadan kalkacağını düşünmese de dijital dönüşümden en fazla etkileneceği düşünülen meslekler arasında kaynakçılık, kalıpçılık, montaj işçiliği, makine operatörlüğü yer almaktadır. Firmaların esnek çalışma modeline sıcak bakmadığı, dijital dönüşüm sonrası işgücünde yaşanacak değişimlere karşı öncelikle mevcut yapıyı koruyarak dönüşüme uyum sağlamayı hedefledikleri tespit edilmiştir. Son olarak, araştırmada dijital dönüşümün beşerî sermayeyi tamamlayıcı bir unsur olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Nazan Çetinkaya
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de işgücü piyasasının sklerizasyon sorunu: 1990 sonrası dönem

Sklerizasyon kavramı tıp literatüründe fibröz dokunun aşırı büyümesinden veya interstisyel dokudaki artıştan dolayı dokunun patolojik sertleşmesini ve sertleşme sonucu oluşan tıkanıkları ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kavram, işgücü piyasasının sağlıklı ve etkin işlemesinin önündeki kronikleşen tıkanıklıkları ifade etmek amacı ile benzetme yaklaşımıyla çalışma ekonomisi literatüründe de kullanılmaktadır. İşgücü piyasalarının etkin işlememesi ekonomik ve toplumsal yapıyı olumsuz etkilemektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı işgücü piyasasının etkin işlemesine engel olan kronikleşmiş sorun alanlarının tespiti ve çözümüne ilişkin öneriler sunmaktır. Çalışma, literatürde (makale, yüksek lisans tezleri, doktora tezleri) ve ulusal gazetelerde işlenen/yer alan işgücü piyasası sorunlarını ve işgücü piyasası aktörlerinin kronikleşmiş işgücü piyasası sorunlarına ilişkin görüşlerini kapsamaktadır. Çalışma, işgücü piyasası sorunlarının Pareto ilkesi %80/20 kuralı çerçevesinde %20'lik core/yoğun alanı tespit etme çabasından dolayı önemlidir. Bu sayede en core/yoğun %20'lik alan tespit edildiğinde geri kalan %80'lik kısmın çözümünün görece kolaylaşacağı varsayılmıştır. Çalışma, iki aşamalı gerçekleştirilmiştir. İlk aşama detaylı literatür taramasını içermektedir. Bu kapsamda, 1990'dan beri yazılmış akademik makaleler, yüksek lisans ve doktora tezleri ve 22 ulusal gazete önceden belirlenmiş işgücü piyasası anahtar kavramları çerçevesinde taranmıştır. Tespit edilen sorunlar en yoğun sorun alanlarına göre sınıflandırılmış ve alan araştırması için bir taban oluşturulmuştur. Çalışmanın ikinci aşaması, alan araştırmasını içermektedir. Alan araştırması kapsamında bir önceki çaba çerçevesinde sınıflandırılan sorun alanlarına ilişkin nicel ve nitel içerikli karma soru formu hazırlanmış ve çalışanlara, işsizlere, insan kaynakları uzmanlarına, akademisyenlere, işçi ve işveren sendikalarına/konfederasyonlarına, SGK'da konu hakkında çalışan görevlilere, İŞKUR iş ve meslek danışmanlarına ve gazetecilere uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBM Statistic SPSS 22.0 programı kullanılarak frekans analizi ve MAXQDA Analytics Pro 2024 programı kullanılarak içerik analizi ile analiz edilmiştir. Çalışmada ulusal gazetelerde ve literatürde yer alan sorunların mevcut işgücü piyasası sorunlarından ayrışmadığı ve paralellik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların, işgücü piyasasının genel durumunu, dezavantajlı grupların istihdam edilebilirlik düzeyini, eğitim- istihdam ilişki düzeyini, teşviklerin istihdam oranına etki düzeyini, kurumların işgücü piyasasındaki etkinliğini ve çalışma mevzuatının işgücü piyasasının ihtiyaçlarını karşılama düzeyini 'Yeterince İyi' düzeyde gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada, tüm katılımcı grupların 'son derece önemli sorun' olarak belirttikleri sorun alanlarının aritmetik ortalamaları alınarak core/yoğun alanlar tespit edilmiştir. Genel sorunlar kapsamında; eğitimli işsizlik (%76,06), işsizlik (%68,02), yeterli niteliğe sahip olunmasına rağmen düşük ücretle çalıştırılma (%61,2), dezavantajlı gruplara ilişkin sorunlar kapsamında; çalışma hayatında mobbing (yıldırma) (%60,4), kadınların düşük ücret ile çalışması (%59,9), çocukların kayıt dışı istihdam edilmesi (%59,76), kadın çalışanların yeterince işgücüne katılmaması/düşük işgücüne katılım (%52,1), cinsiyet ayrımcılığı/ kadınların istihdam edilmesine ilişkin ön yargı (%49,97), kadın işsizliği (%47,45), nitelik/eğitim sorunları kapsamında; eğitim sistemi ile işgücü piyasaları arasındaki uyumsuzluk (%70,02), nitelikli mavi yakalı çalışan (ara eleman) bulmada zorlanma (%58,95), mesleki eğitim yetersizliği (%57,37), teşvik-destek ve finansal yüklere ilişkin sorunlar kapsamında; enerji maliyetlerinin yüksek olması (%64,78), ulaştırma maliyetlerinin yüksek olması (% 63,56), hammadde ve işleme maliyetlerinin yüksek olması (%56), beslenme maliyetlerinin yükselmesi (%53,11), kurumsal sorunlar kapsamında; genel olarak kurumsal yapının yetersiz olması (%53,02) sorunları core/yoğun alan olarak tespit edilmiştir. Mevzuattan kaynaklanan sorunlar başlığında tüm katılımcı grup için 'son derece önemli sorun' alanı belirtilmemiştir. Sıralanan sorunların çözüme ulaştırılması ile etkin işleyen işgücü piyasasına ulaşması hedeflenmektedir.

Ferdağ Akın
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Amerika Birleşik Devletlerine Türkiye'den göç eden işgücünün analizi: New Jersey paterson bölgesi araştırması

Bu çalışmanın amacı, Tarihsel süreç içerisinde Türkiye'den ABD'ye göç eden Türk göçmenlerinin işgücü piyasasınındaki konumunu ve sorunları tespit etmektir. Çalışma, ABD'nin New Jersey Eyaleti'nin Paterson Bölgesi'nde yaşayan Türk göçmenlerine, internet üzerinden veya birebir olmak üzere 142 kişiye uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntemle, Türklerin ABD'deki işgücü piyasasındaki rolünü ve sorunlarını tespit etmek için bölgenin yapısına uygun işgücü parametreleri ve demografik parametreler belirlenmiştir. Bu parametreler ışığında hazırlanan orijinal anket yöntemi ile veriler toplanmış, elde edilen veriler SPSS versiyon 24 programında analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, Türkiye'den ABD'ye göç edenlerin ağırlıklı olarak Marmara ve İçanadolu Bölgesi'nden göç ettiği tespit edilmiş ve orta yaş grubunun daha çoğunlukta olduğu gözlenmiştir. Ülkeye gelenlerin genelde lise ve üniversite mezunu olduğu, büyük çoğunluğunun ekonomik amaçlı göç ettiği belirlenmiştir. Türklerin bölgede aşçı, satış elemanı, mühendis, marangoz, garson gibi genelde düşük nitelikli işlerde çalıştığı tespit edilmiştir. ABD'ye göç eden Türklerin yaşadığı bölgede birbirleriyle ilişki ağının zayıf olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada Türklerin gelecek yıllarda Türkiye'ye dönme eğilimi içinde olduğu gözlenmiştir. İşgücü piyasası açısından değerlendirildiğinde, araştırmaya katılan katılımcıların, sosyal güvenlik haklarından yararlandığı, fakat sendikal faliyetlerinin çok düşük seviyede olduğu gözlenmiştir. Türklerin yaşadıkları bölgede işisz kalma kaygılarının orta seviyede olduğu, çoğunluğunu 45 saat ve üzeri çalıştığı, yaptığı işten dolayı toplumda saygınlık gördüğü tespit edilmiştir. Analizde, Türklerin diğer göçmenlerle genelde aynı seviyede ücret aldığı fakat ABD vatandaşına göre daha düşük bir ücrete sahip olduğu tespiti yapılmıştır. Araştırmada, Türklerin aldıkları eğitimle yaptıkları mesleğin uyumsuz olduğu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte Türklerin iş bulma sürecinde ayrımcılığa uğradığı, işverenlerin eşit fırsatlar sunmadığı, iş bumla sürecinde ABD istihdam kurumlarının yeterince yardımcı olmadığı yapılan analiz sonucunda ortaya çıkmıştır.

Amerika Birleşik DevletleriDış TürklerGöçmenler+4
Recep Uzunalioğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

ILO temel sosyal güvenlik standartları kapsamında aile yardımlarının Türk sosyal güvenlik sistemine entegrasyonu: Avrupa Birliği karşılaştırmalı öneriler

Küreselleşme ve teknoloji çağı ile birlikte ortaya çıkan demografik değişim gelişmiş ülkelerde doğum oranlarının azalmasına ve yaşlı nüfusun çoğalmasına sebep olmaktadır. Yaşlanan toplumun ülke finansmanında ve sosyal güvenlik giderlerinde oldukça olumsuz etkilere sebep olmaktadır. Çalışma hayatındaki kadınları desteklemek ve çocuk sahibi olma konusunda teşvik etmek, bunun sonucunda da tekrar genç bir nüfusa kavuşmak amacıyla ailelere bazı yardımlar yapılmaktadır. Yalnız nüfusa bağlı değil, bununla birlikte gelir dağılımının dengesiz olduğu ülkelerde de aile yardımları çocuk yoksulluğunun önlenmesinde oldukça etkilidir. Aile yardımlarının yerine getirilme tarzı, ülkelerin sistemlerine göre çeşitliliklere sahip olmaktadır. Kimi ülkeler primler ve devlet katkısı ile finanse ederken çeşitli ülkeler de vergilerle finansman sağlamaktadır. Ülkemizde hali hazırda bu konu kapsamında bazı yardımlar uygulanmakta, fakat geçerli ve yeterli sayılabilecek bir aile sigortası yer almamaktadır. Bu araştırmada öncelikle ILO sosyal güvenlik standartları çerçevesinde aile yardımları kavram ve kapsamı değerlendirilmiştir. Orta Avrupa, Güney Avrupa ve İskandinav ülkelerindeki aile yardımları uygulamaları literatür taraması ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ülkemizde aile yardımı niteliğinde olduğu düşünülen yardımlara değinilmiş ve bu yardımlar hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Sonrasında ise ülkemiz sosyo-ekonomik koşulları göz önünde bulundurularak aile yardımları konusunda bir model önerisi sunulmuştur. Çalışma neticesinde, Avrupa Birliği ülkelerinde ILO standartları kapsamında uygulanan aile yardımları değerlendirilmiş ve ülkemiz adına uygun olabilecek bir model sunulmuştur. Ülkemizde çeşitli kurumlar tarafından yerine getirilen yardımların tek bir çatı altında toplanması ve kapsamının genişletilmesi önem arz etmektedir. Aile yardımlarını devlet stratejisi olarak gören toplumlar gelişen, aydınlık bir geleceğin temellerini atmaktadırlar.

Aile yardımlarıAvrupa BirliğiBütünleşme+5
İsmail Karabayır
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Makine imalat sanayi iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının analizi Sakarya makine imalatçıları örneği

İş sağlığı ve güvenliği dünyagenelinde tüm çalışanları ilgilendiren önemli bir sorundur. Her yıl çok sayıda çalışan, gerekli tedbirler alınmadığı veya alınan tedbirlere uyulmadığı için iş kazasına uğramaktadır. İş kazaları, çalışanları fiziki ve psikolojik zarara uğratırken ülke ekonomisine de önemli zararlar vermektedir. Bu çalışmanın amacı, makine imalat sanayinde iş sağlığı ve güvenliğini uygulamalarının analizi ve Sakarya ili örneği çerçevesinde uygulama sorunlarını tespit etmektir. Türkiye geneli ve Sakarya ili özelinde, makine imalat sektörünü içeren kapsam analizi ardından Sakarya ilinde faaliyet gösteren 60 adet makine imalat firmasındaiş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına yönelik araştırma yapılmıştır. Nicel yönlü gerçekleştirilen analizde, yapılandırılmış anket tekniği kullanılmıştır. Anketler ilgili firmalarda,ulaşılan yetkili kişilere uygulanmıştır.

Makine endüstrisiMakine üretim endüstrisiSakarya+2
Özcan Ayma
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gelenekten moderniteye Sakarya'da esnaf kültürünün değişimi

Kültür; sosyal yaşamı oluşturan, insanlar arasındaki tutum ve davranışları şekillendiren, nesilden nesle aktarılarak toplum içindeki fertlerin iletişim kurma yollarını, öğrenme şekillerini belirleyen bir araçtır. Kültür aynı zamanda toplumdaki her bir bireyin kişiliğini etkileyebildiği ve hayatı kavrayış şeklini belirlediği için toplumun karakteristik yapısını da belirlemede önemli bir oluşumdur. Kültür kavramı, Üst Kültür, Alt Kültür, Kültürleme, Kültürleşme, Kültürel Yayılma, Kültürel Gecikme, Kültürel Şok, Kültür Emperyalizmi, Kültürel Asimilasyon, Kültürel Yozlaşma, Kökleşmiş Kültür, Görenek, Adet, Örf, Gelenek, Kültürel Merkeziyetçilik, Kültürel Katılma, Sosyalleşme gibi alt kavramlara sahiptir. Bu kapsamda; Evrensel Kültür, Yöresel (Bölgesel/Ulusal) Kültür, Milli Kültür (Dışsal Etkileriyle), Siyasal Kültür, Teolojik Kültür, Bireysel/Davranışsal Kültür, Maddi ve Manevi Kültür, İdeolojik Kültür, Mesleki Kültür, Çalışma Kültürü, Tüketim Kültürü, Teknoloji Kültürü ve Kent Kültürü gibi türlerden bahsedilebilir. Ekonomik ve sosyal hayat içinde önemli yeri olan esnaflık ilk çağlardan bu yana kültürel bir etkileşim içindedir. Özellikle Ahilik ve Lonca teşkilatları 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar halkın meslek ve sanat alanında yetişmesini aynı zamanda ahlaklı, olgun insan olmasını esas alan bir örgütlenme olarak önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmanın amacı Sakarya Esnaf'ının geleneksel kültürü ile modern kültür arasındaki değişimin gözlemlenmesidir. Geleneksel kültür kapsamına Ahilik ve Lonca kuralları dahil edilmiştir. Modern kültür çerçevesine ise mevcut uygulamalar dahil edilmiştir. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmanın araştırma alanını çalışanları 10 kişiye kadar olan Sakarya Esnafları oluşturmaktadır. Fütüvvetnamelerdeki ve teorideki yazılı kayaklardaki değişkenlerle ilgili araştırma anket için temel teşkil etmektedir. Geleneksel esnaf kültürünün bağımlı değişkenlerini ahilik ve lonca sisteminden bu yana süregelen kurallar manzumesi oluşturmaktadır. Bağımsız değişkenler ise günümüz esnafının tutum ve davranışlarıdır. Sonuç olarak araştırmanın ilk ana boyutu olan Esnafların Mesleki Hayata Yönelik bulguların puan ortalaması 3,23'dür. 5'ten 1,77'lık yani geleneksel yapıda %35,4'lük bir farklılaşma söz konusudur. Araştırmanın ikinci ana Toplumsal ve Bireysel Hayata Yönelik bulguların puan ortalaması 3,62'dir. 5'ten 1,38'lik yani geleneksel yapıdan %27,6'lık bir farklılaşma söz konusudur.

EsnaflarGeleneklerGeleneksel eğilim+7
Ahsen Meryem Salt
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

ILO düzgün iş kriterleri çerçevesinde Sakarya ili gıda sektörü firma çalışanları üzerine bir alan araştırması

Çalışmanın amacı düzgün iş bileşenleri çerçevesinde reel sonuçların gözlemlendiği mikro ölçekte bir analiz yapmaktır. Düzgün iş kapsamında yapılan çalışmaların çoğunlukla makro ölçekte ele alınması, mikro düzeyde yapılan bu çalışmayı önemli kılmakta ve diğer çalışmalardan ayrıştırmaktadır. Düzgün iş bileşenleri ILO tarafından ölçülebilir ve ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış olmasına rağmen, sistematik yapının uygulanabilir somutluğuna Türkiye şartlarında reel olarak ulaşmak güçtür. Ancak araştırmacılar tarafından bu bileşen yansımalarının mikro düzeyde etkinliği merak edilmiştir. Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) Düzgün İş bileşenleri; çalışma hakları, istihdam, sosyal koruma ve sosyal diyalog dört temel bileşeni çerçevesinde 10 alt göstergeyle sınırlandırılmıştır. Çalışmada düzgün iş bileşenleri (ve göstergeleri) yardımıyla Sakarya ilinde gıda üretimi yapan 7 firma, biçimsel mülakat araçları ile mikro düzeyde analiz edilmiştir. Firmaların 10 ayrı kategorinin ancak 3' ünde düzgün iş standartlarına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Gıda sektörüSakaryaUluslararası Çalışma Örgütü+1
Mustafa Asım Şimşek
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşam kalitesinin iyileştirilmesinde akıllı kent stratejileri: Sakarya Büyükşehir Belediyesi örneği ve yerel yönetimler için bir model önerisi

Günümüzde kentler hızlı nüfus artışı nedeniyle; çevre, ulaşım, güvenlik, göç ve sosyo-ekonomik eşitsizlikler gibi alanlarda toplumsal risklerle karşılaşmaktadır. Bu risklerle mücadele etmek amacıyla çeşitli kent yönetim stratejileri geliştirilmektedir. Sürdürülebilir kent, yaşanabilir kent ve akıllı kent stratejileri son yıllarda bu stratejiler arasında ön plan çıkmaktadır. Akıllı kent stratejileri, yenilikçi ve bilgi odaklı bir yaklaşımı esas alması sayesinde diğer tüm kent yönetim stratejilerinden ayrışmaktadır. Günümüz literatüründe akıllı kent kavramının tanımlanmasına ilişkin ortak bir fikrin geliştirilemediği görülmektedir. Farklı tanımlardaki ortak unsurlar; veri, bilgi, teknoloji ve yaşam kalitesi olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada akıllı kent kavramı: "kendi iç dinamiklerine yönelen, ihtiyaç ve öncelikleri doğrultusunda teknolojik gelişmelerden, çeşitli veri kaynaklarından ve doğru bir süreç çerçevesinde edinilen bilgiden kentin yaşam kalitesi standartlarını yükseltmek için faydalanan kent yönetim stratejisi" şeklinde tanımlanmıştır. Yerel yönetimler akıllı kent stratejilerinin en önemli paydaşı konumundadır. Bir kentin fiziki ve teknolojik altyapı olanaklarının geliştirilmesi doğrudan yerel yönetimlerin görev ve sorumluluk alanında yer almaktadır. Günümüzde teknolojik gelişmeler, yerel yönetimlerin kamu hizmetlerini daha etkin ve verimli şekilde sürdürebilmesine olanak tanımaktadır. Özellikle, bilgi ve iletişim teknolojilerinin anlık veri ve bilgi edinimine olanak tanıması kent yöneticilerine önemli kolaylıklar sağlamaktadır. Bu çalışma, "Türkiye'deki yerel yönetimlerin akıllı kent stratejileri nasıl bir model çerçevesinde kentlerin yaşam kalitesine daha etkin katkı sağlayabilir?" sorusuna yanıt aramaktadır. Araştırma sorusunun yanıtlanabilmesi için öncelikle yerel yönetimler kapsamında Türkiye'de ilk akıllı şehir stratejisi ve eylem planını uygulayan Sakarya Büyükşehir Belediyesi (SBB) 8 tema, 9 alt soru kapsamında incelenmiştir. SBB, özgün yapısı ve araştırma problemi konusunda önemli tecrübelere sahip olması neticesinde tekli vaka araştırmasına değer bulunmuştur. Araştırmada çoklu veri kaynaklarından yararlanılmıştır. Bu çerçevede veri seti; görüşmeler, çeşitli dokümanlar ve araştırmacı gözlemlerine ilişkin notlardan oluşmaktadır. Görüşmeler, SBB'de çeşitli kademelerde görev yapan 23 personelle, yarı yapılandırılmış sorular aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Temellendirilmiş kuramın yapılandırmacı deseniyle sürdürülen araştırmada veriler içerik analizi tekniğiyle yorumlanmıştır. Analizler Max QDA bilgisayar destekli nitel veri analiz programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Edinilen bulgulara göre SBB'nin akıllı kent stratejisinde veri odaklı yaklaşıma sahip olduğu görülmüştür. SBB bünyesinde, verilerin analiz edilmesi ve diğer paydaşlarla paylaşılabilmesi için oluşturulmuş kurumsal bir yapılanma (bilgi merkezi) yoktur. Bu eksiklik nedeniyle ham bilginin (veri) yapılandırılmış veriye (bilgi) dönüştürülmesi sürecinde kimi problemlerle karşılaşıldığı ve bu problemlerin akıllı kent uygulamalarında karşılaşılan hata ve eksikliklere zemin hazırladığı görülmüştür. Ayrıca; düşük bütçe, yüksek maliyetler, nitelikli insan kaynağının ücret yetersizliği sebebiyle kurumdan ayrılması, yasal düzenlemelerle kısıtlanan faaliyet alanı ve kent paydaşlarının değişimi geç kabullenişi akıllı kent stratejisinde kurumun karşılaştığı başlıca sorunlar olarak dikkat çekmektedir. Bu tespitler çerçevesinde SBB örneğinden yola çıkarak Türkiye'de yerel yönetimler için araştırmacının gözlemleri, alan araştırması bulguları ve literatür taramasından çıkarımlarla desteklenmiş, paydaş ve bilgi odaklı, farklı ihtiyaç ve gereksinimlere göre uyarlanabilir, karar alıcılar tarafından kolay anlaşılabilir bir akıllı kent stratejisi modeli önerilmiştir.

Akıllı kentlerSakaryaSakarya Büyükşehir Belediyesi+2
Akın Özdemir
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

KOBİ'lerde etkin insan kaynakları bölümün oluşturulması: Sakarya ili Kibar şirketi uygulaması

KOBİ'lerde İnsan Kaynakları Yönetiminin önemi son yıllarda artmaktadır. İKY'nin benimsenmesi rekabet ortamında avantaj kazanmak için önemli bir kaynak olarak kabul edilmektedir. Bilgi tabanlı İnsan Kaynakları yönetimi küçük KOBİ'lerde bilgi kullanımının fazlalaşması ile açıklanabilir. Elbette küçük ölçekli firlamarın büyük ölçekli firmalara gore daha düşük mali kaynaklara sahip olması nedeniyle bilgi tabanlı sistemler kurmayı zorlaştırmaktadır.. Etkililik organizasyon hedeflerine belirlenmiş bir sürede ne kadar seviyede ulaşabildiğini ifade eden uzun dönemli ve yönetim doğasını ifade eden bir kavramdır. İlişkili ancak farklı kavramlar olan ektinlik ve etkililik birbirinden kaynak bağımlılığı, iç standart performansları açısından ayrılır. Örgütsel etkinlik örgütsel amaçları gerçekleştirmek için kullanılır. Etkinlik ve Etkililik birlikte organizasyonda önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmanın genel amacı bir KOBİ içinde en etkin işleyen ve en optimum maliyetle bir İnsan Kaynakları Yönetimi Bölümünün nasıl kurulabileceğini araştırmaktır. Araştırmanın alt amacı KOBİ'ler için İKY bölümleri gerçekten gerekli midir? sorusunun da cevabı aranmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler çerçe belirlenen öncellikli fonksiyonlar ile örnek KOBİ'de gerçekçi ve tecrübe edilmiş bir İKY bölümü kurulmuştur.Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri karma olarak kullanılmıştır. Nicel verilerin elde ediminde yapılandırılmış anket, nitel veriler için yarı yapılandırılmış mülakat soruları oluşturulmuştur. Teorik kısımda literatür taraması yapılmış, uygulama kısmında ise katılımcı uygulama süreci işletilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre örnek KOBİ'de İKY bölümü için en fazla öne çıkan İK fonksiyonları şöyledir: İşe alım ve seçim, ücret yönetimi, insan kaynakları planlaması, eğitim ve geliştirme. Araştırma kapsamında tespit edilen öne çıkan sorunlar ise; Yönetim ve çalışanlar arasındaki iletişim eksikliği, doğru yerde doğru çalışan seçiminde eksiklikler, eşdeğer işe eşit ücret uygulamalarındaki aksaklıklar olarak belirmiştir. Örnek KOBİ'de İKY bölümü kuruluş uygulaması ardından firma için tespit edilen faydalar şunlardır: İş yükünün azalması, maliyet tasarrufu, geliştirilmiş iş ve personel kalitesi, gelişmiş iş güvenliği ve verimlilik. Bu bulgular neticesinde oluşturulan İKY bölümünün kuruluş süreçleri açıkça ifade edilmiş ve diğer KOBİ'ler için bir rehber olarak sunulmuştur.

EtkinlikKOBİSakarya+3
Venhar Sulimani
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İŞKUR mesleki eğitim faaliyetlerinin yeterliliği: Sakarya ili araştırması

Dünyada küreselleşmenin hızlanması ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte her alanda değişim yaşandığı gibi işgücü piyasalarında da değişimin yaşandığı görülmektedir. Teknolojinin gelişmesi işgücünün niteliğinin artırılması konusunu ön plana çıkarmış ve bu teknolojik dönüşüme ayak uydurmanın önemi her geçen gün biraz daha artmıştır. Bu nedenle işgücünün eğitimi, rekabet edebilirlik ve çağın gereklerine ayak uydurabilme bakımından gerekli hale gelmiştir. Eğitim, bireylerin yaşam standartlarının yükseltilmesinde önemli olduğu gibi işgücü piyasalarında yer alabilmeleri bakımından da önem arz etmektedir. Bireylerin işgücü piyasasına girişlerinde ve istihdamda sürekli olarak kalabilmelerinde etkili olan mesleki eğitim, günümüzde bireylerin istihdam edilebilirliğinin artırılması için uygulanan politikaların başında gelmektedir. Mesleki eğitim en genel tanımıyla bireyin niteliklerinin artırılması ve işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirilmesidir. Türkiye'de mesleki eğitim faaliyetlerini yürüten kurumlardan biri olan Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), bu kapsamda mesleki eğitim kursları, işbaşı eğitim programları ve girişimcilik eğitim programları düzenlenmektedir. Çalışmada, Türkiye ve Sakarya ilinde 2010-2016 yılları arasında düzenlenen bu programlar analiz edilmiştir. Bu çalışma, hazırlanan yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış anket ile katılımcılardan toplanan verilerin nicel ve nitel olarak analiz edilmesiyle yapılmıştır. Anketin oluşturulmasında Milli Eğitim Bakanlığı'nın Meslek Eğitiminde Meslek Kurslarının Değerlendirilmesi Ölçeğinden ve bu alanda daha önceden yapılmış bilimsel çalışmalarda (yüksek lisans ve doktora tezleri) kullanılan ölçek ve anketlerden yararlanılmıştır. Çalışmada kullanılan anket, araştırmanın temel hipotezine uygun biçimde orijinal olarak oluşturulmuştur. Oluşturulan anket Sakarya ilinde İŞKUR İşbaşı Eğitim Programlarına katılan toplam 258 kişiye uygulanmıştır. Anket ile toplanan veriler SPSS v.24'te analiz edilmiştir. Bu kapsamda elde edilen sonuçlar tablo ve grafikler yardımı ile yorumlanarak Sakarya ilinde İŞKUR aracılığıyla düzenlenen işbaşı eğitim programlarının yeterliliği değerlendirilmiştir.

EğitimEğitim etkinliğiEğitim faaliyetleri+5
Yunus Yiğit
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Other supervisors