Theses supervised by Doç. Dr. Satı Dil

13 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi

Master'sOpen AccessTR

Ayaktan tedavi alan psikiyatri hastalarında sağlık anksiyetesi ve içselleştirilmiş damgalanma algısı ile ilaç uyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Ayaktan tedavi alan psikiyatri hastalarında sağlık anksiyetesi ve içselleştirilmiş damgalanma algısı ile ilaç uyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte yürütülen araştırma 286 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği ve Morisky Tedavi Uyum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı testler (ortalama, standart sapma, medyan, yüzde dağılımları) ile nonparametrik testler ve kolerasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği toplam puanı 60,65±15,32 ve sağlık anksiyetesi toplam puanı 20,46±9,33 olarak hesaplanmıştır. İlaç uyumu %33 oranında yüksek, %52 oranında orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizinde Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalanma Ölçeği alt boyutları ve toplam puan ortalamaları ile sağlık anksiyetesi puan ortalamaları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu, damgalanmaya karşı direnç alt boyutu ile sağlık anksiyetesi arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hastaların sosyodemografik özelliklerine göre incelendiğinde, 40 yaş altındakilerin, boşanmış olanların, ücretli bir işte çalışmayanların, düşük ilaç uyum düzeyine sahip olanların içsellştirilmiş damgalanma düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca boşanmış olanların ve ücretli bir işte çalışmayanların sağlık anksiyetesi düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Psikiyatri hemşireleri, hastaların yaşadığı damgalamayı ve anksiyeteyi azaltmada ve tedaviye uyumlarını artırmada önemli rollere sahiptir. Bu nedenle hastaların iyileşme ve rehabilitasyon sürecinde dayanıklılık geliştirmelerine ve güçlenmelerine destek olacak uygulamalarda aktif rol üstlenmelidir.

AnksiyeteDamgalamaPsikiyatrik hastalar+4
Aydan Çelik
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of the prevalence of post-traumatic stress disorder in individuls with diagnosed COVID-19

This study aimed to investigate the prevalence of Post-Traumatic Stress Disorder (PTSD) in individuals diagnosed with COVID-19. This descriptive and cross-sectional study was conducted between May and November 2022 at the Azadi Teaching Hospital Kirkuk, Iraq. The study population consisted of 980 people who had tested positive for COVID-19. Data were collected online (Google Forms) using a sociodemographic questionnaire and a Post-Traumatic Stress Disorder Questionnaire (PTSDQ). Frequencies, percentages, means, and standard deviations were used for categorical variables. The data were analyzed using a one-way analysis of variance (Kruskal Wallis) and a two-sample t-test. More than half of the participants were women (n=545, 55.8%). With mean age 35.58±12.70 More than a quarter of the participants were 26 to 33 years of age. Participants had a mean PTSDQ score of 47.7 ± 11.9. Gender, educational, and method of infection affected their PTSDQ scores. Conclusion: Participants had a moderate PTSDQ score.

COVID 19Coronavirus enfectionsPrevalence+1
Zaınab Mohammed Ahmed Ahmed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Determination of anxiety, depression levels and fears about COVID-19 of nurses in Iraq

This study was aimed to determine the anxiety, depression, and fear levels of nurses during the The COVID-19 pandemic.. Descriptive and observational design is used in this study . The study population consisted of 192 nurses working in isolation centers for COVID-19 patients in a hospital in Baquba, Iraq. The sample consisted of 129 volunteers. Data were collected using a Demographic Information Form, the Patient ‎Health Questionnaire-9 (PHQ-9), the Fear of COVID-19 Scale-7 (FCS-7), ‎and the Generalized Anxiety Disorder-7 (GAD-7). The data were analyzed using the Parametric tests were used, one-way analysis of variance (ANOVA) and the independent sample t-test were used, and the person's association between fear, depression, and anxiety was analyzed, and linear regression analysis was performed for the analysis at a significance level of 0.05. It was determined that less than half of the participants had mild depression (37.2%). More than a quarter of the participants had mild anxiety (35.7%). More than a quarter of the participants experienced mild fear related to COVID-19 (31.8%). According to results, it is recommended to conduct comparative studies with larger sample groups to investigate the mental health of nurses in similar settings from different regions.

AnxietyCOVID 19Depression+5
Harıth Hakeem Hameed Sumaıdaee
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of the prevalence of anxiety and depression among nursing students in middle euphrates of Iraq in pandemic process

This research aims to evaluate the prevalence of anxiety and depression among nursing students in the Middle Euphrates, Iraq, in the pandemic process.The study used a descriptive and observational study method in 4 universities in Iraq in the period between March to June 2022. The sample of the study consists of 812 nursing students by the sample calculation method. Data were collected online through Google Forms. "Sociodemographic Characteristics Form", "The State-Trait Anxiety Inventory scale", and "Beck Depression Scale" were used to collect data, Mann-Whitney U or Kruskal￾Wallis and Post-Hock tests were used to analyze the data. These results most of nursing srudents 58% of the study group were female and 77.4% were single. The State-Trait Anxiety Inventory scale' mean score of students was 50.9 ± 10.1 Beck Depression Scale mean score 21.00 ± 12.00 moderate depression among nursing students mean. It was also shown that there is a statistically significant negative relationship between the total score of The State-Trait scale Anxiety Inventory scale and the Beck score is positive. As the scores for the subdimension of anxiety increase, the total scores for depression increase. There is a positive relationship between BDI scale and STAI scale. This study concluded that nursing students' scores on the anxiety scale were high, and that this score had a significant impact on depression among nursing students during the pandemic and its spread among students. The study recommends the need to provide psychological counseling to the unemployed, those with negative income, sSmoker use and chronic diseases.

AnxietyCOVID 19Depression+6
Kadhım Abdulhaleem Kadhım Al-haddad
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hemodiyaliz tedavisi alan hastaların anksiyete,yorgunluk ve ağrı düzeylerine sağlığı geliştirici ve koruyucu davranışların etkisi

Araştırma hemodiyaliz hastalarının anksiyete, yorgunluk, ağrı düzeyleri üzerine sağlığı geliştirici ve koruyucu davranışların etkisini incelemek üzere analitik-kesitsel türde yapılmıştır. Araştırma 5 Haziran-5 Ağustos 2023 tarihleri arasında Ankaradaki diyaliz merkezlerinde tedavi olan ve dâhil edilme kriterlerine uyan 257 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler; Hasta Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği(BAE), Kısa Yorgunluk Envanteri(KYE), Kısa Ağrı Envanteri(KAE), Sağlığı Geliştirici ve Koruyucu Davranışlar Ölçeği(SGKDÖ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 ve AMOS 25 istatistik programları kullanılmıştır. Frekans ve yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri için de independent sımple T-testi, Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Post hoc (Tukey, LSD), Pearson korelasyon analizi ve Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile değerlendirme yapılmıştır. Bulgulara göre hastaların BAE puanlarının %16'sı hafif, %33,1 orta, %48,6 şiddetli anksiyete düzeyine sahip; KYE puanlarının %20,6 hafif, %45,5 orta, %33,9 şiddetli yorgunluk düzeyine sahip; KAE puanlarının %51,4 hafif, %32,7 orta, %16,0 şiddetli ağrı düzeyine sahip olduğu sonuçları elde edilmiştir. Çalışmayan, düşük eğitim ve gelir düzeyine sahip, ileri yaştaki hastaların yorgunluk, ağrı ve anksiyete düzeylerinin daha yüksek ve sağlığı geliştirici koruyucu davranış düzeylerinin daha düşük olduğu saptanmıştır.(p<0,05). Korelasyon ve YEM sonuçlarına göre hastalarda sağlığı geliştirici ve koruyucu davranışlar görülme sıklığı arttıkça anksiyete, yorgunluk ve ağrı düzeylerinin de azaldığı ortaya çıkmıştır. SGKDÖ'nin ağrı ve yorgunluk düzeyindeki değişimin %3,8'ini yordadığı tespit edilmiştir. Hemşireler tarafından hemodiyaliz hastalarına, sağlığı geliştirici ve koruyucu girişimlerin uygulanması, hastaların yaşam kalitesinin arttırılmasını mümkün kılacaktır.

Akut ağrıHemodiyaliz
Damlagül Doğru
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerde toplum entegrasyonu, stresle başa çıkma ve öz bakım gücü arasındaki ilişkinin belirlenmesi

KRONİK RUHSAL BOZUKLUĞU OLAN BİREYLERDE TOPLUM ENTEGRASYONU, STRESLE BAŞA ÇIKMA VE ÖZ BAKIM GÜCÜ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN BELİRLENMESİ ÖZET ARICI, Şerife Deniz. Kronik Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerde Toplum Entegrasyonu, Stresle Başa Çıkma ve Öz Bakım Gücü Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi, (Yüksek Lisans), Çankırı, 2024. Bu çalışma Çankırı Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde (TRSM) takipli olan kronik ruhsal bozukluğa sahip bireylerde toplum entegrasyonu, stresle başa çıkma ve öz bakım gücü arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ilişki arayıcı araştırma deseni kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 29 Kasım 2022- 27 Ocak 2023 tarihleri arasında Çankırı TRSM'ye gelen 268 kronik ruhsal bozukluğa sahip bireyler oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında Sosyodemografik Veri Formu, Psikiyatrik Bozukluğu Olan Yetişkinler İçin Toplum Entegrasyon Ölçeği (TEÖ), Stresle Başa Çıkma Ölçeği (SBÇÖ) ve Öz Bakım Gücü Ölçeği (ÖGÖ) kullanılmıştır. Çalışmada ortalama standart sapma, T testi, iki yönlü varyans analizi, pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizinden faydalanılmıştır. Çalışmada hastaların "TEÖ" puan ortalaması 99,653±15,872, "SBÇÖ" den edindikleri toplam puan ortalaması 90,52±21,52 ve "ÖGÖ" ortalaması 99,858±22,445 olarak bulunmuştur. Veri sonuçlarına göre kronik ruhsal bozukluğa sahip bireylerin öz bakım gücü, stresle başa çıkma ve toplum entegrasyonu arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Hastaların öz bakım gücündeki ve stresle başa çıkma düzeyindeki artışın, toplum entegrasyonu düzeyini arttırdığı belirlenmiştir. TEÖ düzeyindeki toplam değişim %50.5 oranında stresle başa çıkma tarafından açıklanmaktadır. Toplum entegrasyon düzeyindeki toplam değişim %46.5 oranında özbakım gücü tarafından açıklanmaktadır. Stresle başa çıkma ve öz bakım gücünün yüksek olması toplum entegrasyonunu artırmaktadır. Bu verilerden yola çıkarak kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerde toplum entegrasyonun artırılması için öz bakım gücü ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirebilecek yöntemlerin uygulanması önerilir. Anahtar Kelimeler: Öz bakım, psikiyatri hastalığı, psikiyatri hemşireliği, stresle başa çıkma, toplum entegrasyonu,

Şerife Deniz Arıcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofreni hastalarına uygulanan müzik terapisinin benlik saygısı, motivasyon ve algıladıkları stres düzeyleri üzerine etkisi

Araştırma, şizofreni hastalarına uygulanan müzik terapisinin hastaların benlik saygısı, motivasyon ve algıladıkları stres düzeyleri üzerine etkisini incelemek amacıyla ön test- son test desenli kontrol grupsuz yarı deneysel çalışma olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çankırı ili Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde takip ve tedavi gören şizofreni hastaları (N:441), örneklemini ise dahil edilme kriterlerini taşıyan hastalar oluşturmuştur (n:30). Araştırmada veriler; hastaların sosyodemografik özellikleri ile hastalıkla ilgili özelliklerini içeren 14 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu, müzik terapi öncesi, sonrası ve izlemde hastaların stres, benlik saygısı ve motivasyon düzeylerinin değerlendirilmesi için Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), Benlik Saygısı Değerlendirme Ölçeği-Kısa Formu, ve Danışanlar İçin Terapi Motivasyonu (DİTMÖ) ölçekleri kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik olarak yüzdelik, aritmetik ortalama, standart sapma, müzik terapi öncesi, sonrası ve izlem ölçüm değerlerinin karşılaştırmalarında Friedman testi kullanılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından öntest-sontest-izlem olmak üzere üç aşamalı olarak tüm hastalarla yüz-yüze görüşme ile toplanmıştır. Müzikterapi uygulamasında Rast makamındaki eserler ilk oturumda canlı sonraki oturumlarda CD aracılığıyla dinletilmiştir. Hastalara 8 oturumluk müzik terapi, haftada iki oturum ve bir oturum 60 dk. olacak şekilde sürdürülmüştür. Son testen 1 ay sonra müzik terapinin etkinliğini ölçmek için izlem ölçümü gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda; müzik terapi uygulaması sonrasında hastaların algılanan stres seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalma, motivasyon ve benlik saygısı düzeylerinde ise istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artma saptanmıştır (p<0.05).Müzik terapisinin iyileştirici etkisinden ve tamamlayıcı yöntemlerden biri olmasından dolayı ilaç tedavisine destekleyici olarak uygulanması ve psikiyatri hemşirelerinin uygulamaları içinde yer alması için çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Benlik Saygısı, Motivasyon, Müzik Terapi, Stres, Şizofreni.

Benlik saygısıMotivasyonMüzik+4
Belda Çağlayan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yurtta ve ailesinin yanında kalan lise öğrencilerinin yaşam anlam ve amaçları ile ruhsal belirtileri ve psikolojik ihtiyaç durumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Araştırma yurtta ve ailesinin yanında kalan lise öğrencilerinin yaşam anlam ve amaçları ile ruhsal belirtileri ve psikolojik ihtiyaç durumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Çankırı ilindeki lise öğrencileri (N=9746), örneklemi ise, dahil edilme kriterlerini taşıyan öğrenciler oluşturmuştur (N=858). Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Kısa Semptom Envanteri (KSE), Yaşamın Anlam ve Amacı Ölçeği (HAVAÖ), Yeni Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (YPİDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik olarak yüzdelik, aritmetik ortalama, standart sapma, Kruskal-Wallis H testi, Mann-Whitney U, regresyon ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada, öğrencilerin yaşam anlam ve amaçları, ruhsal belirti ve psikolojik ihtiyaç puanlarının orta düzeyde olduğu, yurtta veya ailesinin yanında kalmanın bu durumları etkilemediği saptanmıştır. Sosyodemografik özelliklere göre; kadınların, sigara ve alkol kullananların, kronik bir hastalığı olan, çok çocuklu ailede yaşayan aile içi ilişkilerinde sorun yaşayan, ilgisiz, kayıtsız ve tutarsız anne baba tutum algısı olan, fiziksel bir kavgaya dahil olan öğrencilerin HAVAÖ alt boyutlarından hayatın anlamsızlığı ve amaç yoksunluğu ve KSE puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin KSE, HAVAÖ, YPİDÖ puanları arasındaki korelasyon analizinde önemli ilişkiler olduğu, hayatın anlam ve amacı azaldıkça, ruhsal belirti gösterme düzeylerinin ve psikolojik ihtiyaçların arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak; çalışma lise öğrencilerinin hayatlarında önemli anlam ve amaçlarının olmasının, ruhsal sağlık durumlarını belirlemede önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan, lise öğrencilerinin ruhsal olarak koruyucu ve geliştirici sağlık uygulamalarına öncelik verilmelidir.

Belirti ve semptomlarLise öğrencileriPsikolojik belirtiler+4
Ceyda İnci Soydaş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of the prevalence of bipolar disorders among the residents in elderly residents in Al_ diwaniya_ Iraq

The aim of this study is to determine the prevalence of bipolar disorder and depression symptoms and factors associated with this prevalence in elderly people living in nursing homes in Iraq. Prevalence, factors associated with socio-demographic variables (gender, age, marital status, social security, income status, source of income), variables related to staying in an institution (probability of old age, reason and duration of staying in an institution, leisure activities) Variables (including physical activity health status perception, presence of chronic diseases and drug use). The universe of this research consisted of elderly people living in the Diwaniye nursing home, the capital of the Qadisiya region in Iraq. The study sample consisted of 100 men and women aged 60 and over who were able to communicate and voluntarily participated in the study. Questionnaire method was used as data collection tool in the research. The diagnosis of additional anxiety disorder was determined by using the DSM-IV compatible SCID-I psychiatric interview form. Beck Depression Inventory, Young Mania Rating Scale and Hamilton Anxiety Rating Scale were used to evaluate depression, mania and anxiety. The group consisting of bipolar disorder patients were compared in terms of sociodemographic, depression, mania episodes, anxiety levels, and anxiety comorbidity frequency and relationship. In our study, 20% of the patients had at least one anxiety disorder and 66% had more than one anxiety disorder. These results show that the bipolar disorder-anxiety comorbidity was found to be 20%. There were 14 patients (14%) who were not diagnosed with additional anxiety disorder. As a result of statistical analysis, no significant difference was found between the groups in terms of scores obtained from the scales. Keywords: Anxiety, Bipolar Disorder, Depression, Manic Depressive, Aging

AnxietyBipolar disorderDepression+5
Husham Abdulmunem Yousıf Yousıf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Riskli birimlerde çalışan hemşirelerin ölüme ilişkin farkındalık düzeyleri ile ölümcül hastaya tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Araştırma riskli birimlerde çalışan hemşirelerin ölüme ilişkin farkındalık düzeyleri ile ölümcül hastaya tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı nitelikte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Çankırı Devlet Hastanesi, Çankırı Özel Karatekin Hastanesi'nde riskli birimlerde çalışan hemşireler (N: 278), örneklemini ise, dahil edilme kriterlerini taşıyan hemşireler oluşturmuştur (n:190). Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Ölüm Farkındalığı Ölçeği (ÇBÖFÖ), Ölüm ve Ölümcül Hastaya Yaklaşım Tutum Ölçeği (ÖÖHYTÖ) kullanılarak toplanmıştır. Veriler sayı, yüzde, Kruskal-Wallis testi, Mann-Whitney U, regresyon ve korelasyon analizi testleri ile değerlendirilmiştir. Araştırmada, hemşirelerin yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, mesleği isteyerek seçme durumu, meslekte toplam çalışma süresi, görev yaptığı klinik, görev yaptığı klinikte toplam çalışma süresi, görev yaptığı klinikten memnun olma durumu, çalışılan birimde ölüm olaylarında diğer hastaların etkilenmesini önleyebilme, kendisinde bir sağlık sorunu varlığı, ölümü düşünme sıklığı, çalışılan birimde ölümle karşılaşma sıklığı ve ölüme yönelik hizmet içi eğitimleri yeterli bulma durumlarının ÖÖHYTÖ ve ÇBÖFÖ puanlarını etkilediği saptanmıştır. ÖÖHYTÖ ve ÇBÖFÖ puanları arasındaki korelasyon analizinde önemli ilişkiler olduğu, ölümcül hasta ve yakınlarıyla yaklaşımlarda kaçınıcı tutumlar arttıkça, ölüm farkındalığının azaldiğı, öz yeterlilik algısı arttıkça ölümü kabul etmenin arttığı belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak; çalışma hemşirelerin ölüm farkındalık düzeylerinin, ölümcül hastaya tutumlarını belirlemede önemli bir etken olduğunu göstermiştir. Bu bakımdan hemşirelerin ölüm farkındalığının oluşturulması, ölüme ve ölümcül hastaya yaklaşım konusunda olumlu tutumlarının geliştirilmesine yönelik eğitim ve geliştirici uygulamalara öncelik verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Ölüm, Ölüm Farkındalığı, Ölümcül Hasta.

FarkındalıkHemşirelerHemşirelik+3
Nilay Göktaş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Açık kalp ameliyatı olan hastalara bakım verenlerin bakım yükleri ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin hastaların psikososyal uyumlarına etkisi

Araştırma, açık kalp ameliyatı olan hastalara bakım verenlerin bakım yükleri ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin hastaların psikososyal uyumlarına etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evrenini; Haziran 2020 – Aralık 2020 tarihleri arasında açık kalp ameliyatı olan hastalar ile hastaların bakım verenleri; örneklemi ise dahil edilme kritirlerine uyan hasta (n=100) ve bakım verenler (n=100) oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Connor Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CDPSÖ), Zarit Bakım Yükü Ölçeği (BYÖ) ve Hastalığa Psikososyal Uyum Öz Bildirim Ölçeği (HPUÖÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; sayı, yüzde, aritmetik ortalama standart sapma Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis testi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; hastaların uyumlarının kötü olduğu, bakım verenlerin bakım yüklerinin düşük ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Açık kalp ameliyatı olan hastalarda; düzenli ilaç kullanımı olanların (p<0.05), bakım verenleri ile iletişim sıkıntısı yaşayanların (p<0.05), hastalığa psikososyal uyumlarının kötü düzeyde olduğu saptanmıştır. Bakım verenlerde ise; hasta ile iletişim sıkıntısı yaşayanların (p<0.01), bakım verme sorumluluğuna katılan başka birinin olmaması (p<0.01), bakım verme konusunda yetersiz olanların (p<0.01) bakım yüklerinin daha yüksek düzeyde ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, hastaların HPUÖÖ ve bakım verenlerin CDPSÖ ve BYÖ puanları arasındaki korelasyon analizinde önemli ilişkiler olduğu, bakım verenlerin psikolojik sağlamlık düzeyi attıkça ve bakım yükü puanları azaldıkça, hastaların psikososyal uyum düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, çalışma açık kalp ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası uyumları üzerinde bakım verenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin ve bakım yüklerinin önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Bu bakımdan açık kalp ameliyatı olan hastaların psikososyal uyumlarını arttırmaya yönelik koruyucu ve geliştirici sağlık uygulamalarına öncelik verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Açık Kalp Ameliyatı, Bakım Yükü, Psikososyal Uyum, Psikolojik Sağlamlık.

Bakım verenlerBakım verme yüküCerrahi-kardiyovasküler+4
Damla Öksüz Kargın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of night shift on the psychological and physical health of nurses in Tikrit city hospitals

The aim of the study is to determine the factors that affect the physical, psychological and social health of nurses working at night. Sample of this cross sectional descriptive study included 100 nurses working on the night-shift system in hospitals in Tikrit, Iraq. Data were collected using by the Personal Information Form and the Copenhagen Occupational and Mental Health Scale Questionnaire. In evaluating the data; the number, percentage, arithmetic mean, standard deviation, and Kruskal-Wallis test were used. The majority of the study sample (68%) was female, the remainder male, and most of nurse were between the ages of 25 and 34 (37%) and single (%55), nursing graduates. According to the search results; It was determined that (40%) of the sample believe that their direct supervisor gives little priority to job satisfaction. It has been determined that working in the night shift negatively affects the private lives of the nurses, where they take too much time they were stressed most of their time, felt emotional exhaustion, were irritable, and 21% of nurses were exposed to the threat of physical violence in the workplace. As a result of the research it has been reported that night shift work has a significant psychosocial effect among nurses in the working environment. The study recommends developing a training program that is compatible with improving the quality of life and investing in the positive aspects of nursing Keywords: night shift, nursing, psychological health, psychial health, sleep disorders

Physical healthNursesNursing+7
Alaa Husseın Gaeb Gaeb
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin duygusal zeka düzeyleri ile COVİD 19 korkuları ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Araştırma, hemşirelerin duygusal zeka düzeyleri ile Covid-19 korkuları ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yürütülen kesitsel ve tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan 110 hemşire araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler, "Sosyodemografik Veri Formu", "Duygusal Zeka Ölçeği(DZÖ)", "Covid-19 Korkusu Ölçeği(CKÖ)" ve "Maslach Tükenmişlik Ölçeği(MTÖ)" kullanılarak, Mart-Temmuz 2021 tarihleri arasında çevrimiçi toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortanca, Kolmogorov Simirnov ve Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis H, Spearman Korelasyon ve Linear Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırmada hemşirelerin duygusal zeka düzeylerinin, Covid-19 korkularının ve tükenmişlik düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Korelasyon analizinde MTÖ Kişisel Başarı alt boyutu ile DZÖ'nin tüm alt boyutları arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır(p<0,05). Sosyodemografik özelliklere göre yaş arttıkça Covid-19 korkusunun arttığı(p<0,05), MTÖ Duyarsızlaşma puanının azaldığı(p<0,05), Sağlık Meslek Lisesi mezunlarının MTÖ Duyarsızlaşma alt boyutunda diğerlerine göre anlamlı farklılık oluşturduğu(p<0.05), duygusal zeka ile ilgili eğitim almanın DZÖ ve MTÖ tüm alt boyutlarında ve CKÖ'de anlamlı farklılık yarattığı(p<0,05), Covid-19 tanılı/şüpheli hastaya bakım verme sıklığının, DZÖ toplam puanı ile anlamlı ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır(p<0,05). Sonuç olarak hemşirelerin duygusal zeka düzeylerinin yüksek olması hemşirelerin tükenmişliklerini azaltan bir faktör olarak belirlenmiştir. Bu açıdan hemşirelik eğitim ve uygulamalarında duygusal zeka eğitimine yönelik planlamalar yapılması önerilir. Ayrıca koruyucu ruh sağlığı açısından, hemşirelerin Covid-19 gibi gelecek dönemlerde ortaya çıkabilecek global krizlere karşı hazırlıklı olabilmeleri ve tükenmişlik açısından riskli durumların erken dönemde tespiti ve uygun şekilde ele alınmasında psikiyatri hemşireleri de sorumluluk taşımaktadır.

COVID 19Duygusal zekaHemşireler+6
Derya Taslı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00

Other supervisors