Theses supervised by Doç. Dr. Tolga Ulusoy
13 theses · Kastamonu University
Kara para aklamada Libya bankalarının rolü
Kara para aklama operasyonları ve gizli ekonomi varlığı arasında çok yakın bir ilişki bulunması ile birlikte, btmların herhangi biri olmadan diğerinden bahsedilmemektedir. Çünkü Kara para aklama operasyonları , gizli ekonomiden oluşturulan kirli paranın , ilan edilen (görünen/ <:ıAnahtar Kelime: Finansman = Financing ; Gölge bankacılık = Shadow banking ; Gölge ekonomi = Shadow economy ; Kara para aklama = Money laundering ; Libya = Libya ; Yabancı bankalar = Foreign banks
Türkiye'de bankacılık sisteminde İslami finans
TÜRKİYE'DE BANKACILIK SİSTEMİNDE İSLAMİ FİNANS "İslami bankacılık", "faizsiz finans", veya "katılım bankacılığı" olarak da ifade edilen İslami finans, son yıllarda finans ve bankacılık sisteminin hızla gelişen bir parçası haline gelmiştir. Başta dini nedenler olmak üzere, faize karşı duyarlı olan ve faizsiz yatırım araçlarını kullanmak isteyen kesimin atıl kalan mali kaynaklarını ekonomiye kazandırmak amacıyla İslami Finans ortaya çıkmış ve ekonomik nedenler de bu sistemin gelişmesinde etkin rol oynamıştır. Ayrıca sistemde bulunan İslami finansman yöntemleri faizsiz bankacılığın bütün yönleriyle irdelenmesi ve anlaşılması adına önem teşkil etmektedir. Bu bağlamda çalışmada, İslami Finans Sistemi'nin nasıl ve hangi nedenlerden dolayı ortaya çıktığı, doğuşundan günümüze kadar olan gelişimi incelenmektedir. Öncelikle İslami Finans'ın ortaya çıkış nedenleri, tarihi, özellikleri hakkında bilgiler verilmekte ve İslami Finans'ta kullanılan finansman yöntemleri anlatılmaktadır. Sonrasında, İslami Finans'ın dünyada ve Türkiye'de gelişimi, şimdiki durumu, Türkiye'de İslami Finans sistemini uygulayan bankalar ele alınmakta ve son olarak sistemin avantajları ile eksik yönleri hakkında bilgiler verilmektedir. Anahtar Kelimeler: İslami finans, İslami bankacılık, İslami finansman yöntemleri 2017, 75 sayfa
Yenilenebilir enerji ve enerji finansman kaynakları
Yüzyıllardır geçmiş nesillerin kullandığı yöntemlerin dünyamız için bir kurtuluş, içinde yaşayan insanlara gelecek için bir ümit ışığı olacağını su ve yel değirmenlerinden buğdayı öğütüp un haline getiren atalarımız, bu yöntemlerin daha geliştirilerek evlerin, işyerlerinin hatta şehirlerin aydınlatılabileceğini, hatta tüm enerjisinin karşılanacağını tasavvur dahi edemezlerdi. Oysa artık bu enerjiler yenilenebilir enerji adını almış ve yüzyıllar öncesinde hiç kimsenin aklına hayaline gelmeyecek birer enerji kaynakları olmuşlardır. Dünyanın birçok ülkesi, yenilenebilir enerji alanında büyük yatırımlar yapmaya başlamışlardır. Gelişmiş ülkelerin bitmek bilmeyen enerji istekleri nedeniyle fosil yakıtlarında azalması, karbon salınımının artması gibi nedenlerden dolayı dünya ülkelerini yeni enerji arayışlarına iterken aynı zamanda fakir ülkelerdeki fosil yakıtların paylaşılamaması savaşların, göçlerin, dünya düzeninin değişmesinin de sebebi olmuştur. Bu bağlamda yalnızca enerji ihtiyacının değil Dünya barışının da kurtarıcısı Yenilenebilir enerji kaynakları olacaktır. Tükenme ihtimali olmayan bu kaynaklar, sınırsız insan dehasının elinde git gide daha birçok yeniliğe çığır açacaklardır. Şu an bile evlerin, iş yerlerinin ve hatta şehirlerin aydınlatılmasından, ısıtılmasına, tüm enerji ihtiyacının karşılanmasına kadar kullanılmaya başlanmış ve akıllı evler (yeşil ev) den büyük fabrika ve yapıların yeni fikirlerle yeni baştan inşasına yollar açmışlardır. Bu çalışmada yenilenebilir enerjinin şu an geldiği noktadan bahsedilirken yenilenebilir enerji hakkında yapılan son çalışmalardan, mali ve finansal teşviklerden, dünyada ve ülkemizde yapılan destek programlarından bahsedilecektir. Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerjiler, İklim, Yenilenebilir Enerji Finansmanı, Teşvikler, Destekler
Sermaye ve faaliyet kavramlarının Libya'daki kullanımları üzerine: İncelemeler ve tavsiyeler
Kurumun kârları ve bir dereceye kadar da sabit kıymetleri arasında var olan ilişki sermaye giderleri ve kaynak harcamaları arasındaki fark üzerinden derinleşmektedir. Hiç şüphe yok ki, kaynak harcamaları ile sermaye giderleri arasındaki ayırım eksikliği kurumların ve mali durumlarının sonuçlarını iyi bir şekilde ortaya koymaktadır. Örneğin, kaynak olarak düşünülmesi gereken bir banka varsa ve kurum bunu bir kapitalist olarak kabul ederse, bu, karları şişirmeye ve varlıkların değerini finansal durum listesinde gerçek değerinde daha büyük bir değer ile sunmaya götürecektir ve kapitalist bankanın bir kaynak bankası olduğu düşünülürse, bunun tersi de geçerlidir. Dolayısıyla, kârlar ve sabit kıymetler, olmaları gerekenden daha az olacaktır ve farklı çalışma yıllarının sonuçlarının karışması sonucunu doğuracaktır ki bu istenmeyen bir durumdur. Bu araştırmanın amacı, sermaye ve faaliyet giderlerin, birbirinden ayırmak için geliştirilmekte olan net bir politika olup olmadığını ve Libyada ki kullanımları üzerine neler yapılabileceğini tartışmaktır.
Teknik ve mesleki eğitim rehabilitasyonu ve bunun çalışanlar üzerindeki etkisi: Libya çimento sektöründe bir uygulama
Gerçek anlamıyla eğitim üretimin gerçek unsurudur ve eğitimin temel amaçları iyi bir nesil yetiştirmek ve onları, endüstrinin özerklik ve değerli üretim gereklerine uygun olarak gereğince eğitmektir. Bu nedenle araştırmaya konu olan sorunun araştırmacı tarafından yapılan tanımına dayanarak çok sayıda hipotez ve soru tez içerisinde yer almıştır. Bu hipotezler aşağıdaki sorularda özetlenmiştir: 1. Eğitim ve rehabilitasyonun üretim maliyetleri üzerinde herhangi bir etkisi var mı? 2. Maliyet artışını sınırlayacak olumlu etkiler var mı? 3. İşçilerin üretim verimliliklerini arttıran teşvikler ve güdüler üzerinde herhangi bir rolü var mı? Nicel miktarları analiz etmek ve işçilerin performanslarındaki eksik tarafları anlamak amacıyla kullanılan bazı finansal göstergeler kullanmak yoluyla gelişimini izlemek için çalışmada tanımlayıcı yöntem ve iki diğer yöntem; analitik ve karşılaştırmalı tarihsel yöntemler kullanıldı. Bu çalışma aşağıdaki gibi beş bölüme ayrılmıştır: Giriş bölümünde çalışmanın genel çerçevesi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde performans parametreleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde üretim maliyetleri üzerinde durulurken üçüncü bölümde bir Arap çimento şirketinin kısa profili aktarılmıştır. Bu bölüm Arap çimento şirketinin tanıtımına ve şirketin kurumsal yapısının açıklanmasına ayrılmıştır. Dördüncü bölümde mesleki eğitimin rolü ve önemi üzerinde durulurken beşinci bölümde ise sonuçlara ve tavsiyelere yer verilmiştir.
Makroekonomik faktörlerin firma değeri tespitine etkisi: BİST'te bir uygulama
Bu çalışmanın amacı makroekonomik faktörlerin, firma değeri tespitine olan etkisinin incelenmesidir. Bu kapsamda değerleme kavramı, firma değeri tespit süreci ve değerlemede kullanılan genel kabul görmüş değerleme yöntemleri açıklandıktan sonra makroekonomik faktörlerin firma hisse senetleri ile olan ilişkisi incelenerek firma değer tespiti için örnek bir uygulama yapılmıştır. Borsa İstanbul 'da işlem gören bir firma seçilerek 2006: 01- 2016: 06 dönemini içeren verileri ile makroekonomik faktörler olan milli gelir, enflasyon, faiz oranı, para arzı, döviz kuru, istihdam düzeyi ve petrol fiyatlarının öncelikle firmanın hisse senetleri fiyatlarına olan etkisi Basit Korelasyon ve Çoklu Regresyon Analizi ile incelenmiştir. İkinci olarak firma değerleme yöntemlerinden Piyasa Değeri Yaklaşımı kapsamında yer alan Fiyat/Kazanç Oranı yöntemi kullanılarak yıllara göre firma değerleri tespit edilmiştir. Piyasa Değeri Yaklaşımı Borsa'da yer alan firmalar için fiyat karşılaştırma imkânı yaratmasından dolayı bu yaklaşımdaki yöntemler sektör ya da aynı sektör kolundaki firmaların karşılaştırılmasını sağlamaktadır. Yatırımcılar açısından verilerin kolay analiz edilebilir olması ve sonuçların daha kısa sürede elde edilebilir olması nedeniyle Fiyat/Kazanç Oranı Yöntemi tercih edilmiştir. Çalışma sonucunda firmanın hisse senedi fiyatları ile milli gelir, döviz kuru, para arzı ve istihdam arasında pozitif bir korelasyonun olduğu; enflasyon, faiz oranı ve petrol fiyatları arasında ise negatif korelasyon olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Faktörlerin göreli önem sırası; döviz kuru, para arzı, istihdam, milli gelir, petrol fiyatları, faiz oranı ve son olarak da enflasyondur. Milli gelir ve para arzının; döviz kuru, faiz oranı, petrol fiyatları, istihdam ve enflasyonun hisse senetleri fiyatları üzerindeki etkisinden daha fazla ve anlamlı olduğu anlaşılmıştır. Fiyat/Kazanç oranı yöntemine göre makroekonomik faktörlerin yanında firmanın finansal tabloları incelerek yıllar itibariyle 2008 yılının diğer yıllara göre olumsuz bir gelişim gösterdiği görülmüştür. Dolayısıyla yatırım yapmak isteyen yatırımcıya yönelik yapılan çalışmada ülkenin genel durumu ve makroekonomisine bakarak gelecekteki yatırımlarının daha kazançlı olması için yapacağı firma değer tespitinde bu makro faktörleri göz önünde bulundurmalıdır. Firmanın bilanço ve gelir tablosu verileri ile geçmiş dönem finansal verileri değerlemede yardımcı olurken, gelecek yılın tahmini firma değerlemesi de yapılabilir, dolayısıyla firma değer yönteminin iyi seçilmesi gerekmektedir
Hisse senetleri fiyatlarının tahmininde yayınlanan finansal raporlardaki bilgilerin analizinin rolü
Bu çalışma, finansal analizin boyutlarını ve özelliklerini belirlemeyi, bir dizi finansal oranı test etme yoluyla hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede finansal analizden nasıl faydalanacağını göstermeyi, Filistin Menkul Kıymetler Borsası'ndaki her bir sektöre ait hisse senedi fiyatlarını tahmin etmede ve piyasada yatırım yaparken yatırımcıların doğru kararlar vermesine yardımcı olmada kullanılabilecek nicel bir model oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu oranlar, piyasanın her kesimi için en iyi modele ulaşmak için çoklu regresyon olarak bilinen istatistiksel teknik kullanılarak analiz edildi. Bu model şirketler ve Filistin Menkul Kıymetler Borsası kuruluşları için hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek için kullanılan bir dizi finansal oranları kapsamaktadır. Sigorta sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili olan oranlar piyasa değerinin defter değerine olan oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS) ve hisse başına defter değeri oranı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bankacılık sektöründe ise, Sonuçlar sektördeki hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranın defter değeri oranı, hisse başına defter değeri oranı ve cari oran olduğunu göstermiştir. Yatırım sektörü için, hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine oranı, hisse başına kazanç oranı (EPS), özsermaye oranı getirisi ve hisse başına defter değeri oranlarıdır. Ayrıca, piyasa değerinin defter değerine oranı, fiyat kazanç oranı (P/E), mevcut borçların hisse senedi ve kar marjına oranı hizmet sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar olarak kabul edilmektedir.İmalat sektörü için hisse senedi fiyatı üzerinde en etkili oranlar, piyasa değerinin defter değerine olan oranı ve hisse başı defter değeri oranlarıdır. Bu çalışma, bir dizi finansal oranın hisse senedi fiyatlarını tahmin etmek amacıyla her bir sektör için kullanılabilir olduğu sonucuna ulaşmıştır. Çalışma ayrıca finansal listeler hazırlanırken daha dikkatli olunması gerektiğini, listelerin uluslararası muhasebe standartlarına göre hazırlanmasının zorunlu olduğunu ve yatırımcıların finansal yatırım kararları verirken finansal analiz listelerine güvenmelerini önermektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal analiz, hisse senedi fiyatları, finansal oranlar. 2018, 82 Sayfa Bilim Kodu: 112203
Bankacılık hizmet derecelendirmesinin etkinliğini artırmada hedef maliyet yöntemini kullanmanın önemi
Bu çalışmada, ticari bankaların bankacılık hizmetlerini değerlendirme ve fiyatlandırma işlemi sırasında hedef maliyet yöntemi kullanılarak elde edilebilen birçok avantaj ile ilgili gerekli bilgiye sahip olup olmadığının incelenmesi hedeflenmektedir. Bu tez aynı zamanda hedef maliyet yönteminin kullanımının önemini ve ticari bankaların buna yaklaşımını araştırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, bu çalışmanın amaçlarına ulaşmak amacıyla üç temel varsayım ele alınmıştır. Temel üçüncü varsayımdan altı varsayım daha çıkarılmıştır ve çalışma şu sonuca varmıştır: 1. Bankacılık hizmetlerinin hedef maliyet yöntemi kullanılarak fiyatlandırılması, sonuçlandırma maliyetini en aza indirgemek için motivasyon artırıcı prosedür aracılığıyla değerlendirme politikasının uygulanmasında daha fazla esneklik sağlar. 2. Birçok banka hedef maliyet yönteminin avantajlarının ve öneminin farkındadır. 3. Hedef maliyet yöntemine dayalı bankacılık hizmetlerinin fiyatlandırılmasının, müşterinin bakış açısından daha adil ve hatta gerçek maliyet yöntemindeki fiyatlandırma hizmetlerinden daha iyi olduğu kabul edilmektedir. 4. Çoğu banka, maliyet meselesiyle ilgilenen uzman bölümlere sahiptir. Ancak bu bölümler, bankacılık hizmetleri için fiyat politikasının iyileştirilmesi sürecinde kullanılmamaktadır. 5. Bankacılık hizmetleri sektöründeki rakipler arasında büyük bir rekabet olması, müşterilerini arttırmak isteyen bankaların makul bir fiyata kaliteli hizmet sunmak için bankacılık hizmetlerini düzenli olarak geliştirmesi ve geliştirmesini gerektirmektedir. 6. Bankalardaki maliyet bölümleri, belirli bir hizmetin nihai maliyetini düşürmeye çalışırken genellikle bankacılık hizmetlerinin fiyat zincirlerini inceleme yükümlülüğünü taşımaz. 7. Ticari bankaların çoğunda, bu bankaların müşterilerine sundukları hizmet kalitesini göz önünde bulunduran toplam kalite kontrol için özel bölümler bulunmaktadır. Bu prosedürün nihai amacı, büyük bir rekabete tanıklık eden bir sektörde sunulan iyi hizmet seviyesini korumak ve arttırmaktır. Anahtar Kelimeler: Banka, Hizmet derecelendirme, Hedef maliyet. 2018, 56 Sayfa Bilim Kodu: 112203
Hizmet sektöründe gelir unsurunun iş motivasyonuna ve aile içi huzura etkisi: Kastamonu Üniversitesi örneği
Bir hizmet sektörü kuruluşu olan üniversitelerde görev yapan akademik ve idari personelin gelirlerinin çalışanların iş motivasyonuna ve aile içi huzurlarına etkisini ölçme amacıyla gerçekleştirilen anket çalışmasına, Kastamonu Üniversitesi akademik ve idari personelinden 350'si katılmıştır. SPSS istatistik programı kullanılarak istatistik çözümlemeleri yapılan verilerin sonuçlarına göre, demografik değişkenlerden eğitim ile iş motivasyonu arasında anlamlı bir farklılık bulunmuş, ancak çalışanların iş motivasyonu ile cinsiyet, yaş, mesleki deneyim, personel statüsü ve ücret düzeyi arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Yine eğitim ve gelir değişkenleri ile çalışanların maaş yetersizliği yaşamalarının oluşturduğu olumsuz durumlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırmaya katılan personelin büyük çoğunluğunun 26-45 arasında olduğu, eğitim düzeylerinin yine %91 gibi bir oranla lisans düzeyi ve üstünde olduğu görülmüştür. Anket çalışmasının verileri öncelikle SPSS 22 istatistik programında analize tabi tutulmuştur. Verilerin analizinde araştırmada kullanılan demografik özellikler için frekans tabloları ve diğer değişkenler için ise parametrik olmayan Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney U test teknikleri uygulanmıştır. Ayrıca veriler faktör analizi ve güvenirlik analizlerine de tabi tutulmuştur. Dört faktör altında toplanan araştırma sonuçlarına göre araştırmaya katılan personelin genel olarak kurumsal politikaların ve işleyişin iş motivasyonu üzerinde yüksek derecede etkisi olduğu, çalışanların gelirlerinde meydana gelebilecek düşüşlerin ailevi huzuru pek fazla etkilemediği, maaşa ek olarak verilecek ekonomik ödüllerin (prim, ikramiye vb.) çalışanın iş motivasyonunu arttırdığı, çalışanların yaptıkları işe göre aldıkları ücretin yetersiz bulunduğuna dair buna benzer bulgulara ulaşılmıştır.
Ocak ayı anomalisinin davranışsal finans üzerindeki yeri: BİST'te bir uygulama
Yatırım kararlarında rasyonel davrandıkları kabul edilen yatırımcıların, gerçekte piyasa değerleme yöntemlerinden bütünüyle yararlanmadıkları, ampirik çalışmalar sonucunda piyasalarda gözlemlenen, etkin piyasa hipotezi ile örtüşmeyen anomalileri açıklamada geleneksel ve modern yöntemlerin eksik kaldığı gözlemlenmiştir. Bu noktada psikoloji ve sosyoloji gibi disiplinlerin yardımıyla yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgularla, yatırımcıların kararlarında rasyonel olmadıkları tespit edilmiş, gerçekte nasıl davrandıkları incelenmiştir. Yatırım kararlarını etkileyen içsel ve dışsal durumlar; iyimserlik, aşırı güven, temsilcilik, demirleme, ayarlama, zihinsel muhasebe, sürü davranışı, muhafazakârlık gibi faktörler incelenmiştir. Bu çalışmalar doğrultusunda yeni bir alanın ortaya çıkması sağlanmıştır. Bunun sonucunda davranışsal finans akademik çevrelerce kabul edilerek, literatürde yerini almıştır. Bu çalışmanın amacı, finansal piyasalarda hisse senetlerinde zaman zaman görülen normalden fazla fiyat hareketlerinin nedenlerini, anomali türleri bakımından inceleyerek açıklamaya çalışmaktır. Borsa İstanbul'da yer alan BİST 100 endeksinin 2006-2016 dönemini kapsayan hisse senedi verilerinden yararlanılarak yapılan çalışmada dönemsel anomali türlerinden Ocak ayı anomalisinin varlığı sınanmıştır. Elde edilen sonuçlar BİST 100 endeksinde Ocak ayı anomalisinin varlığını destekler nitelikte olmuştur. BİST 100 endeksinin etkin olmadığı ve yatırımcıların Ocak aylarında normalden fazla kazanç sağlamalarının mümkün olduğu görülmektedir.
Firma değeri tesbiti ve yönetimi: Örnek bir halka arz uygulaması
Bir şirket için kamu kesimiyle olan finansal irtibat başlangıçta halka arz yoluyla elde edilecek bir iş avantajı, sermayeye erişimdir. Ayrıca, halka arz da sermayenin geri ödenmesi gerekmez ve ani iniş ve çıkışların haricindeki kyıp ya da kazançlar bir tarafa dividant ödemeleri dışında bir faiz ücreti içermez. Halka arzda, şirkete yatırımda bulunanların aradığı tek ödül, şirkete olan yatırımlarının temettüler ve şirket değerinin yüksek olması ile takdir edilmesidir. Bir halka arz ile sağlanan sermaye derhal yatırıma yönlenmesinin yanı sıra, halka arz edilen bir işletme, yeni hisse senedi teklifleri veya kamu borcu teklifleri yoluyla gelecekteki ihtiyaçlar için sermaye elde etmeyi daha kolaylaştırabilir. Bir halka arzın bir avantajı, işletmenin kurucularına ve girişim sermayesi yatırımcılarına erken yatırımları için para kazanma fırsatı vermesidir. Özkaynak hisseleri halka arzın bir parçası olarak, özel bir teklifte veya halka arzdan bir süre sonra açık pazarda satılabilir. Bununla birlikte halka arzın başarıılı olması isteniyorsa doğru bir hisse başı halka arz fiyatı tesbit etmek önem arzetmektedir. Bu çalışmada halka arz fiyatının tesbitinde mali tablolar kullanılarak bir halka arz uygulaması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal yönetim, ilk halka arz, firma değeri. 2018, 68 Sayfa Bilim Kodu:
Emisyon ticareti ve karbon piyasalarının firma değerine olan etkisi
İnsanların sınırsız ihtiyaçları ve kaynakların giderek kıtlaşması ile emisyon ticareti ve karbon piyasaları önem kazanmıştır. Yapılan kaynak israfları neticesinde doğa doğrudan ya da dolaylı olarak etki altında kalmaktadır. Zararlı gazların atmosfere salınımının giderek artması ile iklimlerde değişmeler yaşanmaktadır. Atmosferde biriken sera gazlarının iklime etkisini azaltmak amacıyla Kyoto Protokolü imzalanmıştır. Protokol' ün imzalanması ile atılan ilk adımlar EK-1 ve EK-2 ülkelerinin karbon salınımına yönelik sınırlama getirmektedir. Emisyon ticaretinin yapılabilmesi için tarafların karbon salımlarına yasal olarak bağlayıcı bir sınır getirmeyi öngörmektedir. Ancak Türkiye' de böyle bir zorunluluk olmamakla birlikte tamamen gönüllülük esasına dayalı gönüllü emisyon ticareti yapılmaktadır. Karbon salınımına taraf olan ülkeler yasal olarak bağlayıcılık altındadır. Salım azaltımını belgelendirmek için taahhütlerin yapılması ile birlikte ülkelere sınırlama getirilmektedir. İnsan faaliyetlerinin çevreye verdiği zarar sonucunda atmosfere salınan karbon ile birlikte karbon ayak izi ve ekolojik ayak izi ortaya çıkmaktadır. Karbon ayak izi ve ekolojik ayak izi hesaplamaları yapılarak karbon salınımının etkileri ölçülmektedir. Ortaya çıkan etkilerin azaltılmasına yönelik çalışmalar yapılarak karbon salınımının en aza inmesi sağlanmakta ayrıca firmalar üretim, nakliye vb. süreçlerine varana kadar açığa çıkan karbon salınımının firma değerine etki etmesi söz konusu olacaktır. Çalışmanın amacı emisyon ticareti ve karbon piyasalarının firma değerine olan etkisini ortaya koymak ve hipotezlerle birlikte BIST' te işlem gören yirmi firmanın karbon salınımı sonucunda firma değerlerinde ne derece etkisi olduğunu ortaya koymaktır.
Finansal kriz dönemlerinde firmaların finansal analiz oranlarına bağlılıkları: Türk Hava yolları Anonim Ortaklığı örneği
Finansal kriz zamanlarında işletmelerin finansal analiz oranlarına olan bağlılıklarının incelendiği bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde finansal kriz olgusu ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Bu bölüm içerisinde finansal kriz tanımına, türlerine, finansal krize neden olan faktörlere, finansal kriz göstergeleri, finansal kriz modellerine ve tarihsel süreçte yaşanan bazı örnek krizlere yer verilmiştir. İkinci bölümde finansal analiz oranları incelenmiştir. Bu bölüm içerisinde başta finansal sistem, finansal analiz, finansal analiz türleri, finansal tablolar ve finansal analiz yöntemleri incelenen konulardır. Üçüncü bölümde işletmelerinde kriz dönemlerinde kullandıkları finansal analiz oranlarına yer verilmiştir. Bu bölüm içerisinde incelenen oranlar, likidite, finansal yapı, varlık kullanım ve karlılık oranlarıdır. Çalışmanın son bölümü olan dördüncü bölümde, finansal kriz dönemlerinde firmaların finansal analiz oranlarına bağlılıkları THY örneği ile ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kriz, Finansal Kriz, Finansal Analiz, Finansal Analiz Oranları.