Theses supervised by Doç. Dr. Sibel Akgün

10 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

Orta Asya'daki sınıraşan nehirler: Örnek olay - Syr Darya ve Amu Darya nehirlerinde ülkeler arası işbirliği ve çatışmalar

Bu araştırmada Orta Asya'da sınırı aşan nehirlerden Syr Darya ve Amu darya örnekleminden su sorunlarının neden olduğu ülkeler arası çatışma ve uzlaşma alanları incelenmiştir. Orta Asya'da çok sayıda nehir bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı farklı ülke coğrafyaları boyunca akmaktadır. Bunlar sınıraşan nehir kavramıyla tanımlanmakta uluslararası ilişkilerde büyük bir önem taşımaktadır. Bir ülkenin sınır hududlarını geçerek başka bir ülke sınırlarına girdiğinden ülkeler arası ve uluslararası hukuk ile ilişkilendirilmektedir. Bu bağlamda araştırmada sınırı aşan nehirlerden Syr Darya ve Amu darya incelenmiş ülkeler arası ilişkilere yansıması değerlendirilmiştir. Araştırmada alan yazın taraması yapılmıştır. Daha önce yapılmış araştırmalar incelenmiştir. Yapılan çalışmaların çoğunluğunun yabancı kaynak olduğu ve ingilizceden Türkçeye çevirirmiş kaynakların sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda Siriderya ve Amuderya öncelikle Kırgızistan'ın ve Tacikistan'ın topraklarından geçmekte sonra da Türkmenistan'ın Kazakistan'ın ve Özbekistan'ın topraklarına ulaşıp Aral gölüne dökülmektedir. Kırgızistan'ın ve Tacikistan'ın sahip olduğu zengin su kaynakları barajları elektrik santralleri olmasına karşılık Özbekistan'ın Türkmenistan'ın Kazakistan'ın yer altı kaynaklarındaki zenginliklerinin aksine tarım üretimi için ihtiyaç duyduğu su kaynaklarına ulaşım sorunu vardır. Bu durum Orta Asya ülkeleri arasında gerginliklerin zaman zaman oluşan krizlerin yaşanmasına neden olmuştur. Su sorunlarına daha geniş ölçüde bakıldığında bölge coğrafyası üzerindeki anlaşmazlıkların sadece Orta Asya ile sınırlı olmadığı çevresel diğer ülkeleri de etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Su sorunları detaylı incelendiğinde mevcut anlaşmazlıkların ve uzlaşmazlıkların çok boyutlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Siyasal, ekonomik sosyal ve güvenlik alanlarını da kapsayacak şekilde bu boyutlar ele alınabilir. Yaşanan sorunların etkisi yerel halkı ekonomik ve sosyal yönden etkilemektedir. Bu durum aynı zamanda ekonomi ile de ilişkilidir. Siyasi ve güvenlik açısından bakıldığında Orta Asya ülkelerinin konunun öneminin farkında oldukları sahip oldukları kaynakları bölgesel güç oluşturma ve pazarlık konusu yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu açıdan suyu elinde bulunduran ülkeler komşuları ile ilişkilerinde bunu bir güç unsuru olarak saymışlardır. Ancak bölge insanına refahı çevrenin korunması ve gelecek inşası açısından ortak bir bilincin oluşturulması gerekmektedir.

Amu DaryaOrta AsyaOrta Asya ülkeleri+6
Alışer Rahmatullah
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel iklim değişikliği sorunu ve Paris Anlaşması çerçevesinde uluslararası iklim değişikliği sözleşmeleri

Bu tezde, Paris Anlaşması'nın küresel iklim değişikliği ile mücadelede etkin bir uluslararası iklim sözleşmesi olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın temel araştırma sorusu ve çıkış noktası, Paris Anlaşması'nın küresel iklim değişikliği ile mücadelede ne ölçüde etkili olduğunu ortaya koymaktır. Nitel, betimleyici bir araştırma yöntemi kullanılarak yerli ve yabancı kaynaklardan literatür taraması yapılmış ve ikincil veri analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada küresel iklim değişikliği ve nedenleri, küresel iklim değişikliğinin Dünya ve Türkiye üzerindeki etkileri, uluslararası iklim sözleşmelerinin tarihsel süreci, Paris İklim Anlaşması kapsamı ve hükümleri incelenmiştir. İnsan kaynaklı küresel iklim değişikliği sorunu ve olumsuz etkileri ana hatlarıyla ortaya konularak, bu sorunla mücadelede uluslararası iklim sözleşmelerinin geçmişi irdelenmiştir. En son uluslararası iklim sözleşmesi olan Paris Anlaşması kapsamı ve hükümleri detaylı bir şekilde ortaya konmuştur. Araştırma sürecinde insan kaynaklı küresel iklim değişikliğinin günümüzün en önemli sorunlarından biri olduğu ve uluslararası iklim sözleşmelerinin iklim değişikliği ile mücadelede kolektif önemi tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, Paris Anlaşması'ndaki tarafların taahhüt ettiği ulusal katkı beyanları ve azaltım hedefleri, uyum süreci, kayıp ve zarar tazmini, finansal ve teknolojik destek ile transfer, kapasite artırımı ve küresel envanter raporlaması açısından yetersiz kaldığı görülmüştür. Bu bulgular doğrultusunda, Paris Anlaşması'nın küresel ortalama sıcaklıkların endüstri öncesi döneme göre maksimum 2 derece üstünde olması hedefine ulaşmada etkili olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu açıdan bakıldığında, Paris İklim Anlaşması uluslararası iklim sözleşmelerinin tarihsel sürecinde önemli bir adım olmakla birlikte yetersiz kalmaktadır.

Küresel ısınmaParis AntlaşmasıUluslararası sözleşmeler+1
Bülent Efe
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Çatışma çözümü teorisi bağlamında Bağımsız Devletler Topluluğu'nda kriz bölgeleri: Kırım ve Transdinyester sorunları

Bu tezde, Bağımsız Devlet Topluluğu (BDT) bölgesinde meydana gelen Kırım Sorunu ve Transdinyester Sorunu Çatışma Çözümü Teorisi bağlamında incelenmiştir. Bu çerçevede 2013 yılında Kırım'da meydana gelen çatışma süreci ele alınmıştır. 1990'dan itibaren SSCB'nin dağılmasıyla bağımsızlık faaliyetlerine girişen bir diğer bölge Transdinyester olmuştur. Her iki bölgede de çatışma süreci yaşanmıştır ve bölgedeki sıcak çatışmalar sona ermiş ve barış müzakere süreci başlamıştır. Kırım sorunu üzerinden Ukrayna ve Transdinyester sorunu üzerinden Moldova hedef haline gelmiştir. Rusya, Avrasyacılık adı altında yayılmacı politika izlediği söylenebilir. Bu iki bölgede Rusya'nın doğrudan veya dolaylı etkisi bulunmaktadır. Bu bölgelere etnik Ruslar üzerinden müdahale etme ve orada kalma stratejileri hedeflenmiştir. Geçmişte Hem Kırım hem de Transdinyester bölgelerinde sürgünler ve zorunlu iskanlar adı altında demografik yapıları değiştirilmiştir. İki bölgelde de "de facto" söz konusu olmuştur. Meydana gelen bu iki örnek olay da birbiriyle paralellik taşımaktadır. Bu süreci analiz edebilmek için Çatışma Çözümü Teorisinin Temel Kavramları ve Unsurları çerçevesinde Hibrit Savaş ve Çatışma Çözümü Teorisi'nin İşleyiş Süreci ve Akışı örnek olaylara uygulanmıştır. Kırım çatışması sürecinde Hibrit Savaş enstrümanları kullanılmıştır. Çatışma çözümü teorisi kapsamında çözüm odaklı herhangi bir gelişme olmamıştır. Rusya, Kırım'ın kendi parçası olduğunu ve bunun tartışmaya açılacak bir tarafı olmadığını savunmaktadır. Transdinyester çatışma sürecinde çözüme yönelik girişimler ve görüşmeler devam etmektedir. Müzakere sürecinde her iki taraf da kazan-kazan stilinde devam ettiği taktirde çözüm ortamının yakın bir zamanda olabileceği söylenebilir.

Bağımsız Devletler TopluluğuHibrit savaşKırım+2
İslam Halitoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

SSCB'nin dağılmasından sonra Azerbaycan ve Türkmenistan'ın Hazar enerji politikası

Sovyet Rusya dönemi Hazar denizi Sovyet Rusya ve İran'ın kontrolü altındaydı ve yıllarca bu bölgedeki zenginlikleri kullanmıştır. Bu konu 1990 sonrası Sovyet Birliğinin dağılmasıyla Rusya, İran, Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan tarafından paylaşılmasıyla Rusya'nın Hazar bölgesinde eski kontrolünü devam ettirme çabası, İran'ın bu bölgenin eşit şekilde paylaşılması isteği, diğer yeni bağımsız olan devletlerin bölgede söz sahibi olma çabası ve bu iki devletin hazar enerji politikasını içermektedir. Bu konunun içerisinde Hazar enerji kaynaklarının önemi ve diğer devletlerin yaklaşımı yer almaktadır. Sovyet Birliği'nin dağılmasından sonra Hazar enerji kaynağın öneminin artmasıyla bölgede yeni bağımsızlığını kazanan Azerbaycan ve Türkmenistan'ın rolünü ve çıkarlarını incelenmektetir. 1990 sonrası Hazar havzasında çıkan sorunlar ve bu devletlerin farklı dönemlerde tutumlarının değişmesi ve buna yol açan sebepleri değerlendirilmektir. Kıyıdaş devletlerin Hazar enerji kaynaklarını batı ve doğu devletlerine aktarma konusunda bölge dışı devletlerin rekabetini, politik yaklaşımlarını ve devletlerin görüşlerini incelemektedir. Azerbaycan ve Türkmenistan'da hazar enerjisi üzerinde hazırlanan bazı projelerin gerçekleştirilmemesinin ve devletlerin arasındaki sorunların çözümlenmemesinin sebepleri ve devletlerin enerji politikasını etkileyen faktörleri incelemektir. Tez 1990 sonrası Hazar'ın durumu, günümüze kadar Azerbaycan ve Türkmenistan devletlerin enerji politikası ve diğer devletlerin yaklaşımını içermektedir. İki devletin ekonomisinin enerji sektörüne bağımlılığı günümüze kadar devam etmektedir.

AzerbaycanEnerjiEnerji kaynakları+6
Leyla Taganova
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dış politikasında 1 mart tezkeresi etkisi (2003 - 2011)

Bu çalışma, temel olarak Türk Dış Politikasının statik dünya algısında yaşanan değişimi ele almaktadır. Türkiye'nin değişen konjonktürünü anlamaya yönelik önemli bir adımı olarak 1 Mart Tezkeresi incelenmiştir. 1 Mart Tezkeresi, nedenleri, aktörleri, etkileri, algısı, stratejik perspektifleri ile değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda 1 Mart Tezkeresi, yalnız Türk – Amerikan ilişkilerinde meydana getirdiği etkileri ile değil farklı bakış açıları üreterek dış politika oluşturma anlamında kendinden sonraki olaylara yön vermesi bağlamında da önemli bir eşik olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada II. Körfez Savaşına giden süreç, Türk siyasetçilerinin sürece yaklaşımı değerlendirilmekte ve reddedilen 1 Mart 2003 tarihli tezkerenin önemi, ret nedenleri ile Türkiye'nin, başta ABD ve Irak olmak üzere diğer ülkelerle olan ilişkilerine etkisi üzerinde durulmaktadır. Türk Dış Politikası, 1 Mart 2003 tarihi kararı sonrası güvenlik endişelerini sürdürse de hareket kabiliyetini artırmıştır. Türkiye, demokratik karar alma mekanizmasında güven tazelemiş, entegre bir dış politikadan çok yönlülüğe geçiş hamleleri yapmış, komşuluk ilişkilerinde barış misyonunun arttıran ve yumuşak gücü daha iyi kullanan bir aktöre dönüşmüştür. 1 Mart 2003 tezkeresi Türkiye kamuoyunu savaş karşıtlığında birleştirmiştir. Hükümet içinden bazı bakanlar dahi kendi tekliflerine destek vermediklerini açıklama ihtiyacı hissetmiştir. Türkiye son iki ayda barış için bölgede mekik diplomasisi uygulamış, zirve toplantıları tertiplemiş, arabuluculuk yapmaya gayret göstermiştir. Türk dış politikası için bu karar iki anlamda önemlidir. Bunların birincisi doğuracağı olumlu veya olumsuz sonuçları, ikincisi uzun yıllar sonra parlamentonun bağımsız bir aktör olarak karar vermiş olmasıdır. Parlamentonun bağımsız olarak verdiği karar, yeni roller üstlenmek isteyen bir Türkiye için prestij kaynağı olacaktır. Tezkere kararının artıları ve eksileri ise çalışma içerisinde değerlendirilmiştir. Geleneksel güvenlikçi yaklaşım çerçevesinden bakılırsa Türkiye, terör faaliyetlerini bertaraf etme fırsatını kaçırmıştır. İnşacı yaklaşıma göre ise Türkiye, meşruiyeti olmayan bir savaşa ve yaşanan insan hakları ihlallerine ortak olmamıştır.

1 Mart 2003 TezkeresiIrak SavaşıKuzey Irak+1
Ramazan Karaçoban
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk siyaset düşüncesinin dini teorisi: İslamlaşmadan modernleşmeye Türk düşüncesinde din siyaset ilişkileri

Kadim devirlerden itibaren Türk düşüncesinin kaynağını teşkil eden en önemli unsur din olur. Din tasavvuru etrafında millet olmanın imkânını bulan Türkler, siyasete yönelik idrak biçimlerini de bu tasavvur çerçevesinde şekillendirir. Çeşitli sebeplerden dolayı farklı dinlerin müntesibi olan Türklerin İslamlaşma devrinde tevarüs ettikleri din anlayışı doğrultusunda İslamlaşarak kendilerine mahsus bir İslam idraki ortaya koymalarının da sebebi budur. İslam öncesi efsanelerden İslamlaşma, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde telif edilen eserlere kadar Türk düşüncesinde siyasete yönelik fikriyat tetkik edildiğinde, belli temel kabuller ve söylemlere sahip ancak sistematik bir hale büründürülmemiş ortak fakat örtük bir nazariyenin var olduğu anlaşılır. Çalışmanın amacı bu örtük nazariyenin tedvin edilip sistematik bir hale büründürülerek bir teorik zemin olarak ortaya konmasıdır. Bu doğrultuda çalışmada Türk Siyaset Düşüncesinin Dini Teorisi adı verilen teori şekillendirilmiş ve İslamlaşma, Selçuklu ve Osmanlı devri eserleri doğrultusunda bu teorinin kabulleri sınanmıştır. Türk Siyaset Düşüncesinin Dini Teorisi adıyla inşa edilen bakış açısı çerçevesinde millet ve devletin varlığından bir yöneticinin zaruretine; hükümdarın meşruiyet zemininden milleti bir arada tutacak bağların mahiyetine ve devleti ibka edecek varoluşsal itikatlara kadar siyasal alana taalluk eden her şeyin Türklerin din tasavvuru çerçevesinde şekillendiği kabul edilir. Bu kabul İslamlaşma devrinden modernleşmeye kadar temsil kabiliyeti yüksek eserler çerçevesinde değerlendirilerek çalışmanın sınırları tarihsel olarak geniş tutulmuş olsa da örnek olay bakımından sınırlandırılmıştır. Bu sebeple çalışmada vaka yönelimli karşılaştırmalı analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda Türk siyaset düşüncesinin belli bir düzenlilik içerisinde ortaya konulmamış bir gelenek haline geldiği ve bu yapısal niteliğe büründürülmemiş teorik bakış açısını devam ettirdiği görülmüştür. Bu doğrultuda Türk Siyaset Düşüncesinin Dini Teorisi çerçevesinde teşekkül ettirilen fikriyatın Türk siyaset düşüncesinin din kaynak ve merkezliliği tezini aşikâr kıldığı tespit edilmiştir.

Din-siyaset ilişkileriModernleşmeOsmanlı Dönemi+7
Enes Şahin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Din siyaset ilişkilerine yönelik yaklaşımlar çerçevesinde Diyanet gazetesi ile İslamcı dergilerin mukayesesi

Birey ve toplumların hayata bakış açılarına yön veren en önemli unsurlardan biri dindir. Toplumların dini anlayış tarzları, onların siyaset ve devlete yönelik düşüncelerini doğrudan etkilemektedir. Bu doğrultuda her dönemde din ve siyaset arasında gerek fikri gerekse kurumsal açıdan bir ilişki sistemi kendini göstermiştir. Din ve siyaset arasındaki bu ilişkinin anlamlandırılması noktasında ise farklı düşünce ekolleri çerçevesinde farklı bakış açıları ortaya konulmuştur. Türk düşüncesi din ve siyaseti birbirini destekleyen ve koruyan unsurlar olarak görürken, Avrupa merkezli eleştirel din siyaset ilişkileri anlayışı dini siyasetin bir aracı ve rıza üretim mekanizması olarak ele almıştır. Modern dönemde din siyaset ilişkilerinin anlamlandırılması noktasında ise kendi dönemlerini yansıtma hususunda öneme sahip olan gazete ve dergiler başvurulacak kaynaklar arasında yer almaktadır. Çalışmanın amacı Türkiye'de 1960-1990 arasında din siyaset ilişkilerine yönelik bakışın farklı din anlayışları doğrultusunda yayınlanan dergi ve gazeteler çerçevesinde incelenmesidir. Bu doğrultuda çalışmada Diyanet Gazetesi ve kendi dönemlerini temsil kabiliyeti yüksek olan Fedai, Sancak, Tohum, Gölge, Akıncı Güç, Akıncılar, Şûrâ, Tevhid, Hicret, İslâmî Hareket, İstiklâl isimli İslamcı dergilerin din ve siyaset ilişkilerine yönelik söylemleri tetkik edilmiştir. Çalışmada gazete ve dergilerdeki söylemlerin incelenmesi için eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışmada ele alınan, kaynakları yerli olmayan İslamcı düşünce ekollerinin yayınladığı dergilerin din siyaset ilişkilerini ele alış biçimlerinin eleştirel din siyaset ilişkileri yaklaşımlarını merkeze alan bir şekilde olduğu tespit edilmiştir. Türk devlet geleneğinin inşa ettiği bir kurumsal yapının devamı olan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından çıkartılan Diyanet Gazetesi'nde ise din siyaset ilişkilerinin Türk düşünce geleneği doğrultusunda idrak edildiği görülmüştür. Çalışmada bu anlayış tarzları kıyaslanarak düşüncenin kaynaklarının zihniyeti nasıl etkileyip şekillendirdiği ortaya konulmuştur.

DergilerDin-siyaset ilişkileriDiyanet gazetesi+5
Selin Şahin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sovyetler sonrası Gürcistan'ın dış politikasına yön veren etkenler

Dünya tarihini derinden etkileyen 70 yıllık Sovyetler Birliğinin 1991'de dağılmasının ardından 15 bağımsız cumhuriyet ortaya çıkmıştır. 1991'de ikinci kez bağımsızlığına kavuşan Gürcistan etnik çatışmalarla, siyasi ve ekonomik krizlerle uğraşmış ve parçalanmanın eşiğine gelmiştir. Bölgeyi arka bahçesi olarak gören Rusya, Gürcistan'ın etnik sorunlarını uzun yıllar baskı aracı olarak kulanmış ve yeni bağımsızlığını kazanmış bu devleti birçok güvenlik sorunuyla karşı karşıya bırakmıştır. 2003'te ABD'nin destek verdiği "Gül devrimi" yaşanmış, Batı yanlısı ve Rusya karşıtı Mihail Saakaşvili iktidara gelmiştir. Saakaşvili iktidarı NATO ve AB üyeliğini Gürcistan dış politikasının değişmez temel önceliği olarak belirlemiştir. Küresel aktörler olan ABD ve Rusya'nın Gürcistan'da çıkarları çakışmaktadır. Ayrıca AB'nin enerji ve NATO'nun genişleme politikasında Gürcistan jeostratejik konumu itibarıyla önem taşımaktadır. Bu bağlamda Türkiye'nin komşusu olan Gürcistan'ın toprak bütünlüğü ve istikrarını koruması sadece Gürcistan için değil, Türkiye için de önemli olmuştur. Çalışmanın amacı, Gürcistan'ın Sovyetler sonrasındaki dış politikasına yön veren etkenlerin neler olduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda tez çalışmasında "Gürcistan'ın dış politikasına yön veren etkenler nelerdir?" sorusuna cevap verilmeye çalışılmıştır. Araştırmada realist teori çerçeve, teknik olarak yorumsalcı bir üslup, yöntem olarak tarama inceleme yöntemi kullanılmıştır. Gürcistan'ın 1991-2019 yılları arasındaki dış politikasında, etnik sorunlar; devlet başkanları ve kilisenin tesiri, Rusya, ABD, AB, NATO ve Türkiye etkenleri incelenmiş ve bu etkenlerin Gürcistan dış politikasının oluşmasında önemli bir yere sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gürcistan, Azınlık hakları, Çatışma, Abhazya, Güney Osetya

AbhazyaAzınlık haklarıGüney Osetya+5
Atıf Abasov
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlıcı söylem ekseninde Bosna ve Suriye Savaşları

Osmanlıcı dış politika tartışmaları 1990'lardan bugüne uzanmaktadır. Kavramın dış politika gündemine girdiği yıllarda öne çıkan karar alıcı Turgut Özal iken dönemin sembol vakası Bosna Savaşı olmuştur. Osmanlı mirasını ihya girişimi liberal dalgadan ivme alarak idealist yaklaşımlara sahiptir; dış politikada statükoyu aşarak yeni alanları zorlamanın anahtarı olarak savunulur. Bu idealin ikinci 10 yıllık dönemi denebilecek süreçse 2002'de iktidarı devralan Ak Parti tarafından üstlenilmiştir. Osmanlı mirasçısı yaklaşımların liberal ve İslamcı eğilimli iki tipoloji içinde şekillendiği görülebilir. Bu iki biçemin arasındaki nüans Bosna Savaşı'nda görünür olmamıştır. Suriye Savaşı'ndaysa ayrışmalar baskın şekilde kendini gösterir. Anahtar Kelimeler: Özal, Bosna Savaşı, Davutoğlu, Suriye Savaşı

Bosna SavaşıDavutoğlu, AhmetSuriye+1
Mustafa Yasin Şafak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlk dönemden bugüne Türk İslamcılığında medeniyet algısının serencamı

Sosyal bilimler alanındaki pek çok kavram gibi anlamı ve mahiyeti hususunda farklı görüşler ortaya konulan bir kavram olan medeniyet, Türk düşünce dünyasına giriş yaptığı 19. Yüzyılın ilk yarısından itibaren her kesimden düşünürün metinlerinde önemli bir yere sahip olmuştur. Osmanlı modernleşme tecrübesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış olan İslamcılık düşüncesinde de medeniyet kavramı düşünce üretiminde önemli bir rol oynamıştır. Devletin kurtuluşu için asrileşmenin imkanlarını İslami temelleri göz önünde bulundurarak sorgulayan İslamcı düşünürler, bu doğrultuda medeniyeti merkeze alan metinler üretmişlerdir. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte geri plana atılan İslamcı düşünce, 1950'li yıllarda siyasal alanda çok partili hayata geçişin getirdiği özgürleşmeyle birlikte yeniden düşünce dünyasında etkin bir niteliğe bürünmüş, İslamcı düşünürler bu dönemde de medeniyet kavramına eğilen geniş bir fikriyat ortaya koymuştur. Bu dönemden itibaren günümüze kadar gelen süreçte İslamcı mütefekkirler medeniyet kavramını olumlu ya da olumsuz bir şekilde fikriyatlarının anahtar kavramlarından biri haline getirmiştir. İslamcı düşüncenin neşvü nema bulduğu ilk dönemden itibaren Türk İslamcılarının medeniyete ilişkin görüşleri, görüşlerini dile getirdikleri dönemin koşulları ve modernleşmenin aldığı hâl doğrultusunda değişim göstermiş, bunun yanında belli temel kabuller de korunmaya devam etmiştir. Bu çerçevede şunu söylemek mümkündür ki her dönem medeniyet kavramını olumlayan İslamcı düşünürlerin yanı sıra kavramı problemli gören İslamcı mütefekkirler de var olmuştur. Bu doğrultuda çalışmanın konusu, Türk İslamcılığının ortaya çıktığı ilk, yani Yeni Osmanlı hareketinin düşünce dünyasında varlığını gösterdiği dönemden günümüze kadar gelen süreçte Türk İslamcılığının medeniyet algısındaki değişimleri, dönemlerini kendi şahıslarında mücessem hale getiren İslamcı düşünürlerin söylemleri ekseninde incelemektir. Çalışmanın amacı ise bahsi geçen düşünürlerin ortaya koymuş oldukları görüşleri ele almak ve dönemler arası değişim ve dönüşümleri sebepleriyle birlikte ortaya koymaktır. Sonuç olarak modernleşme devrinden günümüzde İslamcı düşüncede medeniyet kavramının siyasal ve sosyal hadiseler ekseninde çok mühim değişim ve dönüşümler geçirdiği gözlemlenmiştir.

Erbakan, NecmettinErsoy, Mehmet AkifKarakoç, Sezai+7
Selin Topaloğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Other supervisors