Theses supervised by Doç. Dr. Sırrı Serhat Serter

10 theses · Anadolu University

DoctorateOpen AccessTR

Devrimin stili: 1970'lerde Türkiye'de devrimci sinemanın özellikleri

Bu araştırmanın konusu Türkiye'nin 1970'li yıllarında ortaya çıkan (ancak kökeni daha önceki yıllara dayandırılabilecek) devrimci sinema olarak nitelenen deneyim üzerinedir. Çalışma, Türkiye'nin sinema tarihi içerisindeki bu önemli deneyimi daha derinlikli biçimde anlamaya dönük bir çabadır. Bu anlamda sinemamızın 1970'li yıllarından devrimci sinema örneği olarak ele alınabilecek bir grup film araştırmaya örneklem olarak seçilmiş, filmlerin stilistik özellikleri anlatı, sinematografi, kurgu ve mizansen olmak üzere film stilinin dört kategorisi bağlamında inceleme konusu edilmiştir. Böylece biçim ve içerik yönlerinden ilgili filmleri "devrimci kılan" nitelikler, stilistik unsurların filmsel anlamın inşasında oynadığı roller, filmlerdeki ideolojik ve sınıfsal tavrın sinemasal unsurlara yansımaları, stile dair tercihlerin devrimci bir anlam yaratımında rol oynayıp oynamadığı ve oynuyorsa "nasıl"ı anlaşılmaya çalışılmıştır. Filmlerin stil özellikleri incelenirken ise çoğunlukla sinemetrik ölçüm yoluyla elde edilen verilerden faydalanılmış, filmlerin stilistik unsurları tablolar ve şekiller ışığında yorumlanmıştır. Araştırma kapsamında örneklem olarak belirlenen, devrimci sinema örneği olarak kabul edilen ve stilistik özellikleri incelenen filmler ise şunlardır: Arkadaş (Yılmaz Güney, 1974), Diyet (Lütfi Ö. Akad, 1974), Bir Gün Mutlaka (Bilge Olgaç, 1975), İzin (Temel Gürsu, 1975), Güneşli Bataklık (Süreyya Duru, 1977), Maden (Yavuz Özkan, 1978), Demir Yol/Fırtına İnsanları (Yavuz Özkan, 1979).

Siyasal sinemaTürk sinemasıÜçüncü sinema
Ulaş Can Olgunsoy
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
20
DoctorateOpen AccessTR

Felsefi antropoloji ışığında film eleştirisi: Bir örnek olarak Theodoros Angelopoulos filmleri

Sinema, tarihsel gelişimiyle birlikte eğlence sektörünün önemli bir parçası olduğu gibi, ilerleyen dönemlerde bir sanat dalı olarak da değer kazanmıştır. Sinemanın hangi niteliğinin ön plana çıktığı filmlerin sanatın alanındaki yerine ve içeriğindeki etik duyarlılığa bağlıdır. Theodoros Angelopoulos filmleri insanı anlatan, tarihin huzurunda insanı hesaplaşma konusu yapan filmlerdir. Felsefi antropoloji, Angelopoulos filmlerindeki insanı ve insanın sorunlarını, değerlerini anlama çabasının felsefedeki karşılığıdır. Felsefi antropoloji, XX. yüzyılda büyük bir gelişme göstererek çağın düşünce dünyasını etkilemiştir. Bu yüzyılda felsefenin problemi insan olmuş; felsefe aracılığıyla çağın olaylarına ve yıkıma karşı bir yaşama felsefesi geliştirilmiştir. Bu çalışmada, İoanna Kuçuradi ve Takiyettin Mengüşoğlu'nun düşüncelerinden yola çıkarak felsefi antropolojinin kavram, tartışma ve sanat alanındaki yargıları ışığında felsefi eleştiriye yeni ölçütler, imkân ve sınırlılıklar kazandırılmıştır. Böylece felsefi eleştiri yeni ölçütlere sahip olmuş, filmleri doğru değerlendirmenin olanakları genişletilmiştir. Bu tartışmalar bağlamında çalışmada geliştirilen değerlendirme aracıyla Angelopoulos'un Ulis'in Bakışı (Ulysses' Gaze, 1995) Sonsuzluk ve Bir Gün (Eternity and a Day, 1998) ve Ağlayan Çayır (The Weeping Meadow, 2004) filmlerinin felsefi eleştirisi yapılmıştır.

Angelopoulos, TheoFelsefi antropolojiFilm eleştirisi+3
Akın Tunç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni Türk Sinemasında anlatım

Yeni Türk Sineması tabiri 2000'li yılların ilk yarısından itibaren konuşulmaya başlanmış, sıklıkla da 90'ların ikinci yarısından itibaren film yapmaya başlayan genç bir yönetmen kuşağını işaret etmiştir. Yeni Türk Sineması, yeni yönetmenlerin de katılımıyla birlikte kazandığı çok sayıda uluslararası ödülle dikkat çekici bir performans sergilemiştir. Ancak bu filmlerdeki "yeni" tabiri biçimsel olarak tanımlanmamıştır. Biçimin, daha önce de sinema tarihinde "yeni" olanı tarif ettiği görülmektedir. 20. yüzyılın başlarında Rus dilbilimciler eserlerdeki konvansiyonların farklılaştırılmasıyla yeni biçimin eskinin yerini alacağı fikrini ortaya atmışlardır. Rus biçimcilerin izinden giden David Bordwell, sinema filmlerinin yapısal özelliklerinin değerlendirebilmesi için film biçiminin üç boyutununu öne çıkarır: Anlatı dünyası, olay örgüsü yapısı ve anlatım. Bu çalışma "yeni olanı", izleyiciyi verilen biçimsel ögeleri yorumlayarak öyküyü inşa eden aktif bir kişi olarak tanımlayan yeni-biçimci yaklaşım üzerinden aramaktadır. Yeni biçimci yaklaşım, filmlerin kavranmasında izleyiciyi aktif olarak konumlandırmaktadır. Bu bakımdan yapıtlarda anlam; yapıt ve onu kavrayan, anlamlandıran kişi olarak çift yönlü bir şekilde incelenir. Bu bağlamda, Yeni Türk Sineması'ndan dört yönetmene ait, dört film seçilerek, eski sinemanın konvansiyonlarının değişip değişmediği ve bu konvansiyonların ne şekilde farklılaştırıldığı, sinemanın bu üç boyutu üzerinden araştırılmaktadır. Kelebekler (Karaçelik, 2018), Sen Aydınlatırsın Geceyi (Ünlü, 2013), Bir Zamanlar Anadolu'da (Ceylan, 2011) ve Koca Dünya (Erdem, 2016) filmleri Yeni Türk Sinemasını, konvansiyonlardan ayrıştıran farklılıkları ortaya çıkarmak için seçilmiştir. Keywords: Yeni Türk Sineması, Anlatım, Film Biçimi, Anlatı Yapısı, Farklılaştırma.

Bağımsız sinemaModern anlatıSanat sineması+1
Can Kızılöz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2025
10
DoctorateOpen AccessTR

Bir tür olarak kara film ve caz müzik: 1950-1959 yılları arası Hollywood kara filmlerinde caz müziğinin kullanımı

Caz ve sinema, tarihsel anlamda birbiriyle neredeyse paralel bir biçimde gelişme göstermiş iki modern sanat formu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sessiz döneminden bugüne sinemayla olan iş birliğini sürdüren caz müziği, günümüzde de popüler ve sanatsal pek çok yapımda film müziği olarak yer alarak önemli bir anlatım aracı olmuştur. Film müziği olarak cazın bir anlatım aracı, müzikal bir dil olarak kara filmlerde yer alışı farklı tartışmaların da odağında olan bir konudur. Savaş sonrası Amerikan toplumunda bu iki tür; sahip oldukları yapı, işledikleri temalar, keskin biçimsel özellikler, alt kültürler ve yeraltı dünyasıyla ilişkileri nedeniyle çoğu zaman bir arada düşünülmüştür. Özellikle 1950'lerde kara film ve caz müziğinde ortaya çıkan dönüşümler, iki türün birbiriyle ilişkisinde yeni yönelimler meydana getirmiştir. Bu çalışmanın amacı da kara filmler ile caz müziği arasındaki ilişkiyi bu zaman dilimi çerçevesinde ele almaktır. Özellikle kara filmlerde kullanılan caz müziklerinin filmlerin sinematografik özelliklerine ve temalarına göre nasıl biçim aldığını, metaforik işlevlerini, filmlerde nasıl kullanıldığını ve neleri temsil ettiğini ortaya koyabilmektir.

Amerikan sinemasıCazFilm müziği+3
Birsen Durmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Filmde anlatı-biçim ilişkisine işlevsel yaklaşım

Sanatın ve sinemanın alanında içerik ve yorum merkezli bakış açıları oldukça yaygındır. Sinema özelinde içerik ve yorum merkezlilik, çoğunlukla filmlerin anlatıları üzerinden hayat bulmaktadır. Bu çalışmanın sorunu, filmlerin, anlatıları üzerinden içerik ve yorum odaklı bir şekilde ele alınmasıdır. Çalışma kapsamında önce sanatın sonra da sinemanın alanında biçim, içerik, biçem, işlev kavramlarına değinilmiştir. Sonrasında bu kavramlar ve onlarla ilişkili kuram ve kuramcılar ele alınmış ve böylece içerik ve yorum merkezli bakış açılarının alternatifleri gösterilmiştir. Bu amaçla Rus biçimciliği ve yeni-biçimcilik gibi görüşlerin düşünceleri özetlenmiş ve tekil filmin biçemine işlevsel yaklaşım ortaya konmuştur. Tekil filmin biçemine işlevsel yaklaşım, bu çalışmada anlatı hakkında olmak ortaklığında bir araya getirilen Anlattığımız Hikâyeler (Stories We Tell, 2012), Gece Hayvanları (Nocturnal Animals, 2016), Evde (Dans la maison, 2012), Aidiyet (2019) filmlerinin incelenmesini sağlayan yöntemi de belirlemiştir. Anlatı hakkında olma durumu dört filmin tür, ülke, dönem, akım, yönetmen, teknik ölçütleri dışarıda bırakılarak aynı çalışma dâhilinde gruplandırılmasına, tekil filmin biçemine işlevsel yaklaşım ise bu filmlerin anlatı dışında kalan film biçimi öğelerinin ön plana alınarak incelenmesine yaramıştır. Yapılan inceleme sonucunda, dört filmin film biçimi öğelerini anlatı hakkında olmak ölçütü ışığında nasıl kullandıkları ortaya konmuştur. Bu sayede film biçimi kavramı üzerine düşünmek de mümkün olmuş ve böylece filmlerde içeriğin yorumlanmasında büyük rol oynayan anlatı yerine diğer sinemasal araçlara odaklanmanın yararları sergilenmiştir.

AnlatıBiçimFilm+3
Emre Gencelli
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
21
DoctorateOpen AccessTR

Dzİga Vertov'un Aralık Kuramı: Quay Kardeşler sinemasında "Aralıklar"

Neredeyse tüm sanat dalları tarafından kullanılan kurgu, birimlerin tek başlarına temsil ettiklerini dönüşüme uğratır. Bağımsız birimler bir araya gelip yeni bir bütün oluşturmaya başladıklarında kurgunun yaratıcı olanakları görülmeye başlar. Sinemada kurgunun yaratıcı olanakları ise özellikle 1917 Ekim Devrimi sonrasında Sovyet montaj kuramcıları tarafından geliştirilmiştir. Montaj kuramcılarından Dziga Vertov, birbirleriyle bağlantısız gibi görünebilen çekimler arasında bir aralık ilişkisinin ortaya çıkabileceğini, aralıkların uzaklıklardan daha çok birbirlerine yakınlaşma nedenleri olduğunu açıklamıştır. Vertov, Aralık Kuramı olarak adlandırdığı düşüncelerini Kameralı Adam filminde uygulamalı olarak da göstermiştir. Vertov filmini kare kare sayacak kadar titizlik ve sabırla kurgulamıştır. Kare kare oluşturulan ve Vertov'un aralık düşüncelerinin en uygun olarak aktarılabileceği yöntem ise animasyondur. Bu araştırmanın amacı Stop-motion animasyon tekniğinde bireysel filmler üreten Quay Kardeşler'in aralık yaklaşımını ele almak, özellikle Quay Kardeşler'in nasıl özgün aralıklar inşa ettiklerini ortaya koyabilmektir.

Animasyon filmlerAralık KuramıCanlandırma+5
Tunçemre Doğramacı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal bellek ve Orta Doğu sineması: Toplumsal travmaların Lübnan sinemasına yansımaları

Hatırlamanın ve unutmanın toplumsal çerçeve içinde deneyimlendiği savına dayanan toplumsal bellek, toplumların ve bireylerin kimliklerini yeniden üreten dinamik bir mekanizmadır. Toplumsal travmalarla dolu geçmişe sahip Orta Doğu'da toplumsal bellek bu anlamda önemini korumaya devam etmektedir. Orta Doğu'nun Orta Doğu'su olarak nitelenen, mezheplere dayalı toplumsal ve siyasal sistem üzerine inşa edilen Lübnan, kimlik farklılıklarının çatışmalara dönüştüğü bir ülke konumundadır. Lübnan'da toplumsal travmaların kendi sinemasına nasıl yansıdığını ele alan bu çalışma, özellikle Lübnan sinemasının Rönesans Dönemi olarak adlandırılan 2005 – 2020 yılları arasına odaklanmaktadır. Buna yönelik olarak Nadine Labaki'nin Where Do We Go Now?, Vatche Boulghourjian'ın Tramontane, Ziad Doueiri'nin The Insult, Ahmad Ghossein'in All This Victory ve Joana Hadjithomas / Khalil Joreige'in Memory Box adlı filmleri örneklem olarak seçilmiş ve bu filmler toplumsal belleğin bileşenleri olan geçmiş, mekân, kimlik ve travma temaları altında çözümlenmiştir. Uluslararası festivaller aracılığıyla dünya sinemasında sesini duyurmaya başlayan Lübnan sinemasına toplumsal belleğin özellikle son dönemindeki yansımaları, seçilen örneklem filmlerin analizinin yanı sıra saha araştırması ile desteklenerek araştırılmıştır.

Kolektif bellekKültürel bellekLübnan+5
Gökhan Evecen
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
11
Master'sOpen AccessTR

Modern sinema ve mitoloji: Angelopoulos Sinemasında Yunan Mitolojisinin izleri

Mitoloji, tarihin en eski disiplinlerinden biri olmasının yanında, insanlığın bilinçdışında varlığını günümüzde de sürdürmektedir. Mitler ve efsaneler, tarih boyunca bireyin ve toplumun yaşamına etki ederken, özellikle sanata verdikleri ilham sayesinde günümüze dek ulaşmayı başarmışlardır. Yüzyıllar boyunca sanatın geleneği haline gelen anlatı yapılarının temelini de mitlerde bulmak mümkündür. On dokuzuncu yüzyılın sonunda ortaya çıkan sinema, en yeni sanat dalı olarak gösterilmektedir. İlk yıllarında yalnızca kitlesel bir eğlence aracı olarak görülen sinema, anlatı olanaklarının keşfedilmesinin ardından, kendi anlatı geleneğini mitleri ve destanları temel alan Aristotelesçi anlatı yapısı üzerine kurmuştur. Yirminci yüzyılın başlarında diğer sanat dallarındaki modern akımların etkisi, bir süre sonra sinemaya da yansımış ve özellikle Avrupa'da filizlenen akımlarda geleneksel anlatı tekniklerinin terk edilmesiyle modern sinema ortaya çıkmıştır. Yunan sineması denilince akla gelen ilk yönetmenlerden olan Theodoros Angelopoulos, modern sinema akımlarının sona erdiği dönemde yönetmenlik kariyerine başlasa da, son modernist yönetmenlerden biri olarak anılmaktadır. Geleneksel anlatının temeli olan mitler ise Angelopoulos'un filmlerinde kullandığı başlıca unsurlardan birisidir. Bu araştırmada; modern sinema tekniklerini ustalıkla kullanan Angelopoulos'un, kendi ulusunun mitlerini modern teknikler ile nasıl bir araya getirdiği ve filmlerindeki mitik unsurların bu bağlamda nasıl bir dönüşüm geçirdiği ele alınacaktır.

Angelopoulos, TheoMitolojiSinema+1
Umut Gül
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

2000 sonrası çağdaş sinemada karmaşık öykü anlatıcılığı: Christopher Nolan sineması

Anlatı kavramı insanın varoluşuna içkindir. Anlatılardan ayrı bir insan varlığı düşünmek oldukça zordur çünkü hikâye ve anlatı oluşturabilme yetisi insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Bu durum anlatılar ve yaşam arasındaki ilişkiyi birbirinden ayırmayı zorlaştırmaktadır. Tarih boyunca anlatılar hem yaşamın kurucu bir unsuru olarak işlev görmüşlerdir hem de zaman içerisinde meydana gelen değişimler ve dönüşümler anlatıları değiştirmiştir. Bu nedenle bir dönem onu oluşturan siyasi, bilimsel, sanatsal ve gündelik yaşamdaki anlatılardan ayrı düşünülemez. Birbirleri arasında etkileşim bulunan birçok farklı anlatının kesişim kümesi içinde bulunan ortak alanlar ise zamanın ruhunu yansıtan yeni bir anlatı oluşturur. Sinema anlatısı da 20. yüzyılın başlarından itibaren hem hayatın içindeki hikayeleri anlatan hem de sinema anlatısı içerisinde oluşan anlatı yapıları aracılığıyla gündelik hayatı dönüştürebilen teknolojik bir anlatı yöntem olagelmiştir. Sinema anlatısı içerisinde teorileştirilen üç büyük anlatı yapısı Klasik Anlatı, Çağdaş (Modern) Anlatı ve Postmodernist Anlatıdır. 2000'li yıllara yaklaştıkça ise sinema anlatısında karmaşık, belirsiz ve parçalı yapıda filmlerin popüler bir tür haline geldiği görülmektedir. Bu çalışmada 2000'li yıllara yaklaştıkça sinema anlatısında popüler bir hikâye anlatma yöntemi olmaya başlayan karmaşık anlatıların yeni bir anlatı yapısı mı, yoksa mevcut anlatı yapılarının yeni bir yorumu mu olduğu araştırılmıştır. Bu çerçevede çalışmanın teorik bölümüne anlatı kavramanın temel yapıları, anlatı kavramına farklı yaklaşımlar, diegetik anlatı, mimetik anlatı, tragedya ve sinemada anlatı kuramı ile giriş yapılmıştır. Anlatı kuramı ve sinemada anlatı yapıları incelendikten sonra Sinemada Karmaşık Öykü Anlatıcılığı hem biçemsel hem de düşünsel boyutlarıyla ele alınmıştır. Son bölümde ise çalışma boyunca geliştirilen fikirler Sinemada Karmaşık Öykü Anlatıcılığının hem biçimsel hem de düşünsel açıdan yetkin örnekleri olduğu düşünülen Christopher Nolan'ın Memento ve Inception filmleri üzerinden tartışılmıştır.

Amerikan sinemasıAntik tragedyaHikaye+6
Yavuz Akyıldız
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Popüler sinema, sanat sineması ve üçüncü sinema ekseninde Yılmaz Güney sineması

Türk sinema tarihinde Yılmaz Güney ve onun filmleri, ülkemiz sinemasında önemli bir yere sahiptir. Yılmaz Güney, sinema hayatında birbirinden çok farklı sinema akımlarında filmler çekmiştir. Yılmaz Güney'in sineması incelendiğinde, filmlerini üç başlıkta toplamak mümkündür. Bu başlıklar Popüler Sinema, Sanat Sineması ve Üçüncü Sinema'dır. Çalışmada "Aç Kurtlar" (1969) filmi Popüler Sinema kapsamda değer-lendirilmektedir. Sanat Sineması örneklemi olarak "Umut" (1970) filmi incelenmektedir. "Duvar" (1983) filmi ise Üçüncü Sinema örneklemi çözümlenmektedir. Bu çalışmada, "Popüler Sinema, Sanat Sineması ve Üçüncü Sinema Ekseninde Yılmaz Güney Sine-ması" Güney'in hayatı ile birlikte bulunduğu dönemin koşullarıyla, kronolojik olarak ele alınıp incelenmektedir.

FilmGüney, YılmazPopüler kültür+5
Engin Yıldız
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors