Theses supervised by Doç. Dr. Serkan Cura

10 theses · Manisa Celal Bayar University

Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de yenilenebilir enerji politikalarına yönelik vergi teşviklerinin karşılaştırmalı analizi

Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, çevresel sürdürülebilirlik ve enerji güvenliği gibi nedenlerle hem dünya genelinde hem de Türkiye'de önemli bir öncelik haline gelmiştir. Bu bağlamda, yenilenebilir enerji politikalarını teşvik etmek için vergi teşviklerinin kullanılması yaygın bir yaklaşımdır. Dünya genelinde, birçok ülke yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik etmek için vergi indirimleri, muafiyetler ve diğer finansal teşvikler sunmaktadır. Türkiye'de ise yenilenebilir enerji politikalarına yönelik vergi teşvikleri daha yeni bir olgudur. Türkiye, son yıllarda yenilenebilir enerji sektörüne yapılan yatırımları artırmak amacıyla vergi indirimleri, gümrük muafiyetleri ve destekleyici mevzuatlar gibi önlemler almıştır. Ancak, Türkiye'nin yenilenebilir enerji politikalarında daha fazla teşvik ve destek sunması gerekmektedir. Çalışmanın amacı, dünya genelindeki vergi teşviklerini ve Türkiye'deki uygulamalarını incelemek ve karşılaştırmaktır. Bu çalışmada, Türkiye'deki vergi teşviklerinin yanı sıra belirli ülkelerde mevcut olan vergi teşviklerinin benzerlikleri ve farklılıkları ele alınmaktadır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, enerji kavramı ve önemi üzerinde durularak enerji kaynakları, türleri ve yenilenebilir enerjinin avantajları ve dezavantajları ele alınmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının amacı, nedenleri ve sonuçlarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise dünya genelinde uygulanan yenilenebilir enerji alanındaki teşvik mekanizmaları anlatılmıştır. Türkiye'deki yenilenebilir enerji kaynaklarının dağılımı, kurulu güç oranları ve teşvikleri incelenmiş, ardından Türkiye ve diğer ülkeler arasında karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Vergi Teşvikleri, Enerji Politikaları.

Enerji politikalarıKarşılaştırmalı analizTeşvikler+3
Elnur Abbaszade
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de kamu hizmetlerinin dijital dönüşümü: Yapay zeka uygulamaları

Devletin varlık nedeni ve hizmet alanlarının sorgulanmasına yönelik öne sürülen; Geleneksel Kamu Yönetimi, Yeni Kamu Yönetimi, Yeni Kamu Hizmeti Yaklaşımı mevcut geleneksel, aşılagelmiş devlet yönetimi ve hizmet alanında değişimler yaratmıştır. Nitekim söz konusu bu anlayışlar ile devletin varlık nedeni, faaliyet alanları sürekli değişim gösterirken süre gelen teknolojik gelişmeler ve icatlar mevcut geleneksel devletin idari ve hizmet yapısı üzerinde dönüşüm etkisi yaratmıştır. Bu bağlamda süregelen Sanayi 1.0, Sanayi 2.0, Sanayi 3.0 devrimleri ile elektriğin, telefonun, telgrafın, buhar gücü ile çalışan makinelerin keşfi, tren yolu ve denizyolu taşımacılığının uygulanmaya başlaması mevcut ekonominin işleyişini değiştirerek, devletin idari ve yönetim yapısını da teknolojik buluşlara duyarlı modernizasyon altında şekillendirilmesini zorunlu kılmış nitekim yaşanan ekonomik krizler ile sorgulanan devlet yönetim ve hizmet yapısı ile süregelen ileri teknolojik buluşların 4. sanayi devrimi ile başta bilgisayar olmak üzere bilgi ve iletişim teknolojileri gelişiminin hız kazanması ve uygulama alanlarının yaygınlaşması günümüz dijital çağın temellerini atmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişim, vatandaşların da kamu hizmet sunumuna yönelik beklentileri üzerinde çeşitlilik yaratmış, devlet mevcut geleneksel yönetim ve hizmet yapısı ile çeşitlenen talebi karşılanmasının mümkün olmamasının anlaşılması ile çağın gerekliliğini oluşturan dijital devlet modeline geçiş sağlarken hizmet yararlanıcısı vatandaş da dijital vatandaş modeline evrilmiştir. Tarihsel süreçte yaşanan sanayi devrimlerinin ekonomik konjonktürel dalgalanmalara duyarlı bir çıkış yolu arayışı sonucu süregelmesi, mevcut ekonomik model de dijitalleşmeyi zorunlu kılarak, ekonomiyi oluşturan üretim sürecinde dijital teknolojilerin kullanımı da dijital ekonomi kavramının ortaya çıkarmış, modern üretim sürecinin sağlanması ile de üretime ilişkin maliyet oluşturan her bir unsur üzerinde olumlu etki yaratarak, elde edilen gelir miktarını da arttırmıştır. Bu bağlamda dijital ekonomi teknolojileri arasında öncül sırada olan yapay zekanın üretim sürecinde tam otomasyon dönüşümüne imkan veren çok fonksiyonlu donanıma sahip olması, teknolojinin kullanımına duyulan istekliliği arttırmakta iken geliştirilmesine yönelik çalışmaların da küresel düzeyde süregelmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda insani yeteneği taklit etme gücünü barındıran yapay zeka teknolojisinin ekonomi üzerinde ki üretim maliyetlerini baş döndürücü boyutta azaltabilmesini mümkün kılan yetenek hacmi, söz konusu kullanımına olan istekliliğin temel sebebini oluşturmaktadır. Nitekim üretimde akıllı robotların kullanımı ile seri üretim kapasitesinin geliştirilmesi, insani hataların en aza indirilerek ürün standartizasyonun sağlanması, enerji miktarına ilişkin kaynak israfının önüne geçilmesi, üretim sürecinde oluşacak herhangi bir aksaklık, hata ve benzeri olumsuz durumların anlık tespitinin yapılarak, gerçek zamanlı veri paylaşım uyarısına imkan sağlaması ve benzeri bir çok unsur yapay zekanın işlerliğinin sağlandığı verimli alanları oluşturmaktadır. Nitekim yapay zekanın günümüzde dünyada ve Türkiye'de uygulama alanlarının yaygınlaştırılmasına ilişkin çalışmalar küresel çapta hız kesmeden devam etmekte, günümüz uluslararası rekabet ortamının da temelini oluşturmaktadır. Nitekim küresel çapta ülkelerin ulusal yapay zeka stratejilerini yayınlaması söz konusu teknolojinin küresel ivme kazandığının en önemli delili olarak gösterilebilmektedir. Söz konusu bu çalışmanın amacı; günümüz dijital çağın tarihsel süreçte geleneksel devlet yönetim ve hizmet modelinde yaşattığı değişimin ve dönüşümün açıklanarak, ileri gelen bilgi ve iletişim teknolojileri ile günümüz dijital ekonomi işlerliğinde küresel bir ivme kazanan yapay zekanın kamu yönetim ve hizmet alanlarında kullanımının avantaj ve dezanvantajları üzerinde durularak, ulusal rekabet ortamının yapay zeka strateji planlamalarına ilişkin eksikliklerinin, geliştirilmesi gereken yönlerini açıklamak ve söz konusu teknolojinin taşıdığı olası riskler ile uluslararası gündemden düşmeyen endişelerin gelişimine taban hazırlayan unsurları tespit ederek genel bir persfektife dayanan yorumsal önerilerde bulunmaktır. Sonuç olarak; kamu yönetim ve hizmetlerinde dijitalleşmeye yönelik çalışmaların olgunluk kazanması ancak işbirliği altında şekillenecek bir stratejik planlama politikasının hazırlanarak hayata geçirilmesi ve sürekliliğinin sağlanması ile mümkün olacaktır. Nitekim yapay zeka teknolojisine ilişkin günümüz çalışmaların hızla süregelmesi söz konusu teknolojiye duyulan endişenin artmasına neden olmakta, bu bağlamda ulusal stratejik planlamaların etki düzeyini de aşan donanımı yapay zekanın kontrolü, kullanım alanlarının ve şeklinin yasal çerçevesine ilişkin düzenlemeler, tıpkı dijital çağın etki alanını oluşturan uluslararası dijital persfektifi burada da etkin kılmak önem arz etmektedir. Nitekim dijitalleşme küresel etki düzeyine sahip bir olgu iken ulusal stratejik planlamalar yalnızca ülke içi aktörler üzerinde etki yaratarak uluslararası persfektifin dışında kalacak ve genel geçer bir sürecin etki düzeyi de süre gelen zamanda nötr kalacaktır.

Elif Büşra Aşkın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de kamu tercihi teorisi açısından gölge ekonomisinin analizi

Gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın tüm ülkeleri etkileyen gölge ekonomisi, bireysel çıkarlar neticesinde ortaya çıkan ve mücadele edilmesi gereken bir sorundur. Gölge ekonomisi ile mücadele kapsamında, gerek dünyada gerekse Türkiye'de birçok önlem alınmış ve gölge ekonomisi boyutlarının azaltılması için çalışmalar başlatılmıştır. Gölge ekonomisinin temelinde bireysel çıkarların olması, Kamu Tercihi Teorisi ile yakın ilişkisi bulunması sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Kamu Tercihi Teorisi'nin gerek ilkeleri gerekse ilgi alanını oluşturan konuları, gölge ekonomisi ile neden-sonuç ilişkisine dayanmakta ve neticede gölge ekonomisi ülkelere ciddi zararlar vermektedir. Gölge ekonomisinin tüm dünyada mücadele edilmesi gereken bir kavram olduğu, gölge ekonomisiyle mücadelede hangi politikaların etkinliği sağladığı ve kişilerin kendi menfaatlerini azami düzeye çıkarma arzularının ülkeleri nasıl etkilediğinin ortaya konması, çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmada; gölge ekonomisinin tanımı, faaliyet alanları, boyutları, nedenleri ve etkileri belirlenerek gölge ekonomisinin yeri ve önemi ortaya koyulmaktadır. Bununla birlikte Kamu Tercihi Teorisi'nin temel ilke ve varsayımları ele alınmakta ve bu kapsamda gölge ekonomisi ile olan ilişkisi analiz edilmektedir. Ayrıca dünyada ve Türkiye'de gölge ekonomisiyle mücadele uygulanan politikalar derinlemesine incelenmekte, uygulanan politikalar sonucunda gelinen son durum ortaya çıkarılmaktadır.

EkonomiEkonomi politikalarıGölge ekonomi+2
Taha Artuç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de kamu özel sektör ortaklığı: Ulaşım hizmetleri örneği

Bu çalışma, iki ana bölümden oluşacak şekilde hazırlanmıştır. Hazırlanan birinci kısımda öncelikle Kamu Özel Sektör Ortaklığı kavramının literatür taraması yapılmıştır. Kavramlar tanımlanmaya ve sınıflandırmaya çalışılmıştır. Kamu altyapı hizmetlerinin özel sektör tarafından gerçekleştirilme usulleri kapsamında Kamu Özel Sektör Ortaklığı incelenerek avantaj ve dezavantajları ortaya konulmuştur. Oluşturulan ikinci kısımda çalışmanın amacı olan Kamu Özel Sektör ortaklığının ulaşım hizmetlerinde kullanım alanlarının açıklanması amacıyla kendi arasında iki bölüm oluşturulmuş ve ilk kısımda dünya genelinde kullanım alanları incelenmiştir. Verilen ülke örnekleri ile Kamu Özel Sektör Ortaklığının tercih nedenleri açıklanmıştır. Oluşturulan son bölümde ise Kamu Özel Sektör Ortaklığı'nın Türkiye'deki yeri ve önemi açıklanmış ve ulaşım sektöründe ki kullanım alanları ve bu alanlara verilen örnek projeler yardımıyla Kamu Özel Ortaklığı modellerinin tercih nedenleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Kamu kesimi, ulaşım hizmetleri alanında oluşan altyapı hizmetlerini bazen yönetsel, bazen teknik, bazen de mali sıkıntılardan dolayı sürekli ertelemektedir. Kamu tarafından ertelenen bu altyapı hizmetlerinin gerçekleştirilmesinde kullanılan alternatif yöntem olarak, özel sektörün sürece dahil edilmesiyle oluşan Kamu Özel Sektör Ortaklığının ülkelere sağladığı faydalar ve maliyetler incelenmiştir.

Kamu-özel sektör ortaklığıOrtak üretim projesiOrtaklık+4
Ünal Özkaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seçili ülkelerde ve Türkiye'de orta gelir tuzağı sorunu ve çözüm arayışlarının değerlendirilmesi

Orta Gelir Tuzağı kavramı; ülkelerin düşük gelir grubundan orta gelir grubuna geçiş sağladıktan sonra, yüksek gelir grubundaki ülkeler sınıfına geçememelerini ifade etmektedir. Orta Gelir Tuzağı kavramının kullanıldığı ülkeler düşük gelir grubundan orta gelir grubuna yüksek büyüme oranları sağlayarak geçiş yapmıştır. Ancak orta gelir grubuna geçtikten sonra yüksek büyüme oranlarının sürdürülebilirliğinin sağlayamamaları nedeniyle orta gelir tuzağına yakalanmışlardır. Bu ülkelerin orta gelir tuzağından çıkabilmeye yönelik politikalar üretmeleri gerekmektedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde orta gelir tuzağının kavramsal açıklaması yapılmıştır. Ayrıca orta gelir seviyesini ifade eden eşik gayri safi yurtiçi hasıla değeri ve matematiksel olarak nasıl belirlendiği farklı yaklaşımlarla tartışılmıştır. İkinci bölümde gelişmiş ve gelişmekte olan ülke deneyimleri ele alınarak ülkelerin Orta Gelir Tuzağı'na yakalanma süreçleri ve Orta Gelir Tuzağı'ndan çıkış amacıyla uyguladıkları ekonomi politikaları ele alınmıştır. Ekonomi politikaları tartışılırken ülkelerin makro ekonomik verilerinden faydalanılarak yıllar itibariyle ulusal ekonomik göstergeleri yorumlanmıştır. İkinci bölümün sonunda, Türkiye'nin orta gelir tuzağı riski ile karşı karşıya kalmasının nedenleri uzun vadeli büyüme performansları ele alınarak ortaya koyulmuştur. Buna bağlı olarak, Türkiye'nin yüksek gelir grubuna sıçramasını sağlayacak yapısal reformlar değerlendirilmiştir. Bu reformlar başlığı altında beşeri sermayenin arttırılması, hukukun üstünlüğünün ve kurumsal kalitenin sağlanması vardır. Tüm bu reformlarla beraber inovasyon politikalarıyla rekabetçi bir üretim sistemi oluşturulması, çalışmada Orta Gelir Tuzağı'ndan çıkış için bir politika önerisi olarak sunulmuştur.

Gelişmekte olan ülkelerOrta gelir tuzağıSürdürülebilir gelişme+3
Bahar Örs
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mali alan ve mali alanı kısıtlayan faktörlerin incelenmesi: Türkiye örneği

Mali alan, devletin mali sürdürülebilirliğe zarar vermeden eğitim, sağlık, altyapı gibi kalemlere yapacağı harcamalar için bütçeden ayrılabilecek payı anlatan bir kavram olarak literatüre girmiştir. Bu kavram aynı zamanda devletin ekonomik krizlere karşı uygulayabileceği çevrim karşıtı maliye politikası imkanlarını temsil etmektedir. Mali alan literatüre yeni girmiş bir kavram olsa da, maliye teorisinde benzer fikirlerin çokça var olduğu görülmektedir. Mali alanın kısıtlılığı, bir ülkenin maliye politikası uygulayabilme imkanının sınırlılığını anlatmaktadır. Çeşitli göstergelerle incelenen mali alan kısıtlanması gelişmekte olan ülkelerin neoliberal iktisat politikaları neticesinde sıkça karşı karşıya kaldıkları bir olgu olmuştur. 2008 Büyük Durgunluğu olarak adlandırılan ekonomik krizin ardından maliye politikasının uygulama alanları tekrar tartışmaya açılmıştır. Bu durum, mali alanın önemini arttırmıştır. Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizler, mali alanın Türkiye için gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu çalışmada literatürde yer etmiş mali alan göstergeleri ışığında Türkiye'de mali alanı kısıtlayan faktörler incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de mali alanı kısıtlayan faktörleri belirlemek ve mali alanın genişlemesi için politika önerileri sunmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde mali alanın farklı tanımları verilmiş ve iktisadi düşünceler tarihi içerisinde mali alanın yeri incelenmiştir. İkinci bölümde mali alan oluşturma ve hesaplama yöntemleri anlatılmış, ardından normatif olarak mali alanı kısıtlayan faktörler gösterilmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye için belirlenen mali alan göstergeleri 1990-2019 zaöam dönemi için incelenmiş ve mali alanı kısıtlayan faktörler belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Mali Alan, Maliye Teorisi, Ekonomik Kriz, Maliye Politikası

Ekonomik krizKamu maliyesiMali alan+2
Fatin Şevki Bulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dolaysız vergilerle gelir dağılımı arasındaki ilişki: Gelir vergisi örneği

Devletlerin gelir dağılımında adaleti sağlaması aşamasında hangi politikaları kullanacakları ve vergi mimarisinde oluşturulacak yapının bu verilecek olan karardaki önemi oldukça yüksektir. Gelişmekte olan ülkelerin mevcut sosyal yapıları içerisinde adaletten uzak gelir yapıları en önemli sorunlarından bir tanesidir. Bu adaletsiz yapıyı düzeltmek, mevcut durumdaki çarpıklıkları en aza indirmek ve sosyal adaleti sağlamak devletlerin vatandaşlarına sunacakları en önemli kamu hizmetlerinden başında gelmektedir. Vatandaşlar adil bir şekilde yaşamlarına devam ettiklerini düşünmeleri sosyal patlama riskini azaltacak ve verginin tabana yayılarak direnç görmeden tahsil edilmesini sağlayacaktır. Çalışmanın ilk bölümünde vergilemeyle ilgili temel kavramlara yönelik açıklamalara yer verilmiştir. Gelir dağılımının ölçüm yöntemleri ve çeşitleri üzerinde durulacaktır. Çalışmanın konusu gereği vergilendirme türleri içerisinde gelir vergisi özelinde gelir vergisinin yapısının ve düzenlemelerinin ayrıntılı çeşitlerinden söz edilmiştir ve gelir dağılımını etkileyen faktörler ile bağlantıları açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde amacına uygun şekilde Türkiye özelinde 2000 ve 2017 dönemleri arasında toplam vergi gelirleri içerisinde dolaysız vergilerin ve gelir vergisinin önemini gösteren ekonomik göstergeler irdelenerek yıllar kendi içerisinde kıyaslanmıştır. Ardından seçilmiş ülke örnekleri kapsamında ülkelerin gelir vergisi tahsilat yöntemleri ve politikaları birbirleri ile kıyaslanarak ne gibi etkilere sebep olduğu ortaya çıkarılmıştır. Son olarak 2000 ve 2017 yılları analizleri ve seçilmiş ülke örneklerinin kıyaslanmasından hareketle gelir dağılımında adaletin sağlanması noktasında dolaysız vergilerden gelir vergisinin nasıl şekillendirilmesi gerektiği ve vergi mimarisi içerisinde yerinin nasıl oluşturulması gerektiği hususlarına yer verilmiştir.

Dolaysız vergilerFonksiyonel gelir dağılımıGelir dağılımı+4
Anıl Alparslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası Türkiye'de kamu borç yönetimi ve kamu borçlarının analizi

Türkiye 1980'li yıllardan miras kalan yüksek kamu borç stokları ile Kasım 2000 ve Şubat 2001 Krizlerini yaşayarak 2000'li yıllara girmiştir. Hem krizlerin nedeni olması hem de krizden çıkışın en iyi şekilde yönetilmesi amacıyla borç yönetiminde, çeşitli kurumsal ve yasal düzenlemeler yapmak mecburiyeti ile karşı karşıya kalmıştır. Kamu borçlarının yönetilmesi aynı zamanda artan kamu harcamalarının finansmanının optimal şekilde gerçekleştirilmesi amacını da taşımıştır. Bu bağlamda 2002 yılından itibaren, borç yönetimi uygulamalarındaki yasal düzenlemeler ve kurumsal yapıdaki değişikliklerin borç yönetimi amaçları ile örtüşüp örtüşmediği bir başka ifade ile borç yönetimi uygulamalarının değerlendirilmesinin önemi ortaya çıkmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde borçlanma, kamu borçlanması ve borç yönetiminin kavramsal açıdan incelemesi yapılmıştır. Kamu borç yönetiminde yaşanan hukuki ve kurumsal değişimler incelenerek kamu borç yönetimi amaçları, ilkeleri ve risk yönetimi gibi başlıklar altında açıklanmıştır. İkinci ve son bölümde ise kamu borç stokunun vade, faiz, borç servisi, döviz cinsi gibi bileşenleri 2000-2021 dönemini kapsayacak şekilde incelenerek değerlendirilmiştir. Etkin borç yönetimi çerçevesinde 21 yıllık borçlanma verileri incelenerek Türkiye kamu borçluluğu için çeşitli çıkarımlar yapılmıştır. 2002 yılından itibaren borç yönetiminde olumlu gelişmelerin yaşandığı söylenebilmektedir. 2017 yılına kadar korunan gelişmelerin bu yıldan itibaren bozulmalar göstermeye başladığı görülmüştür.

Borçlanma yönetimiBorçlarKamu borçları
Elif Keleş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya'da ve Türkiye'de obezite ile mücadelede vergi: Karşılaştırmalı analiz

Küresel olarak sağlık sorunu olan obezite, erkeklerde, kadınlarda ve çocuklarda yaygın hale gelmiştir. Özellikle, ergenlik ve gençlikte artan obezite oranı ve/veya aşırı kilo alımı vücutta meydana gelen hastalıklara ve psikolojik hastalıklara yol açmasından dolayı tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Bu doğrultuda ülkeler obeziteyi önlemeye yönelik politikalar geliştirmiştir. Kamusal finansmanın en önemli kaynağı olan vergiler, sağlık politikasında araç olarak da kullanılabilirler. Birçok ülke yakın zamanda alkolsüz içecekler, tatlılar, çikolata, dondurma ve diğer sağlıksız ürünler gibi belirli gıda maddelerine vergi getirmek veya genellikle mali ve sağlık yararlarını birleştirmeyi amaçlayan gıdaları artırmak için yasalar çıkarmıştır. Bu yasalardan olan gıda vergilerinin tüketimi etkileyebileceği düşünülmektedir. Çalışmanın amacı, Dünyada ve Türkiye'de obezite sorunu ile mücadelede genel kabul gören obezite vergisinin etkisini incelemektir. Çalışma sonucunda ülkelerin, obezite vergilerinin obeziteyi azaltmada etkili olduğuna ancak yeterli olmadığına ve obezite vergi oranı arttırıldığında daha fazla başarılı olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Gıda ürünleriObeziteObezite-morbid+7
Seda Gülgör
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal dışlanma bağlamında genç işsizliğe yönelik devletin mali çözüm önerileri: Türkiye ve seçilen ülkelerde uygulanan istihdam politikaları

İlk kez Fransa'da kullanılan ve giderek önemi artan sosyal dışlanma kavramı hem nesnel hem de öznel değerlendirmeleri içermektedir. Çok boyutlu ve dinamik bir süreci ifade eden sosyal dışlanma kavramının sınırlarını belirlemek çok güçtür. Sosyal dışlanma biçimlerini ölçen birçok gösterge bulunmakla birlikte bunların en başında istihdam gelmektedir. Özellikle gençlerin iş gücü piyasasına katılım eksikliği sosyal dışlanma bakımdan da çok önemlidir. Çünkü genç işsizliği hem bireylerde hem de toplumda ekonomik ve sosyal açıdan risklerin oluşmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla genç işsizliği yüksek seyreden ülkelerin istihdama yönelik uyguladıkları aktif ve pasif politikaları yeniden değerlendirmesi, en kısa sürede gençleri istihdama dahil etmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, dünyada giderek artan ve birçok ülkenin temel sorunu haline gelen genç işsizliği konusunun sosyal dışlanma bağlamında incelenmesidir. Çalışma üç bölümden oluşmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde sosyal dışlanma kavramı, ikinci bölümünde sosyal dışlanma ile istihdam arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Türkiye ve seçilen ülkelerde sosyal dışlanma türü olarak genç işsizliği konusuna yer verilmiştir. Ayrıca çalışmanın son bölümünde bulunan ve araştırma örneklemini Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğrenim gören 18-24 yaş aralığındaki öğrencilerin oluşturduğu alan araştırmasında, öğrencilerin işsizlikle ilgili kaygı, beklenti, plan ve düşünceleri değerlendirilmiştir. Yapılan çalışma sonucunda gençlerin mezun olmadan işsizlik korkusunu çok yüksek seviyelerde hissettiği, gelecekle ilgili beklenti ve düşüncelerinin olumsuz yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

GençlerKamu maliyesiMali uygulamalar+7
Merve Tuba Rüzgar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Other supervisors