Theses supervised by Doç. Nevin Yavuz Azeri

13 theses · Akdeniz University

Proficiency in ArtOpen AccessTR

Günümüz resim sanatında ontolojik bir inceleme olarak kaos-kozmos

Bu tez çalışması, insanoğlunun kendisini ve çevresini anlama yolundaki keşiflerinin sanatsal çalışmalara nasıl yön verdiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Hayatın belirsizliği ve varlığın yanıtını aramak insanı düşünsel karmaşıklığa doğru sürüklemiştir. Bu bağlamdaki içsel yolculuğa yapılan keşifler insanı üretim yapmaya teşvik ettiğinden ortaya çıkan nihai çıktılar sanatsal varoluş için önemlidir. Sanatçının diğer insanlardan farklı olarak kendi iç dünyasındaki evreni tanıyıp, sentezleyip yansıtması üretiminin en temel yapısıdır. Tez konusunun anlatımında evren, yani kozmos oluşumu ve bütünleyicisi olan kaos kavramı tanımlandıktan sonra, her ikisi birlikte değerlendirilerek bu kavramların oluşturduğu zıtlık ve sanatsal zıtlıklar arasında kurulan bağlar çalışmanın bütünlüğünü sağlamaktadır. Varoluşsal kaygılar taşıyan resimler, kuramsal olarak sanat teorisi olan ama aynı zamanda sanat eserlerini anlama ve çözümleme noktasında bir metot olarak da kullanılan sanat ontolojisi perspektifinden ontik bir bütünlük ile ele alınmıştır. İnsanın ilk biçimsel ifadesinden itibaren başlayan varlık serüveni, sanatçının kendi düşünsel sonuçlarını resimlerinde ifade ettiği soyut sanata doğru ilerleme göstermiştir. Varlık, tüm bilinmezliğiyle her zaman insan zihnine ve sanata konu olmuştur. Günümüz sanatında da devam eden bu arayışın örnekleri seçilen sanatçıların resimleri üzerinden verilmiştir. Araştırmanın içsel yolculuktaki arayışla birleştiği düşünsel sonuçları ise resim çalışmalarına kaynak oluşması beklenerek yapılmıştır.

Baskı resimGravür sanatıGüzel sanatlar+6
Gizem Sevinç Kolancı
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında duygu ve davranışın anlatısında el formları

Bu çalışmada, "el" formunun duygu ve davranışının toplumsal, bilimsel, psikolojik, dinsel ve resim sanatındaki varlığına değinilmektedir. İnsanoğlu varoluşundan bugüne anlatma ve anlaşılma arzusu içerisinde olmuştur. Tarihten bugüne insanlar iletişim ihtiyaçlarını gidermek için mağara duvarlarına, sözlü edebiyatına, beden dilline ve modern sanatına başvurarak iletişim kurulmuştur. İnsan iletişim ihtiyacını her geçen gün artırarak yenileşmeyi hedeflemiştir. Tarihsel süreç içerisinde önemli etken olan el 'in imge, simge, sembol ve iletişim aracı gibi birçok duygu ve davranışı yansıtan durumları ortaya koyulmuştur. El formu çalışmada üç bölümden oluşmaktadır. İlk olarak toplumsal ideal olarak farklılık gösteren el formunun, işleyişini, anatomisini, iletişimini, imge ve simge olarak kavramsal yönünden ifade gücünü "Toplumsal Yaşamda "El" Formunun Kullanımı" adlı başlığı altında incelenmiştir. İkinci bölümde ise Resim Sanatında El Formunun İfade Zenginliği adlı başlığında farklı dönemde yaşayan sanatçıların, yapıtlarında duygu ve davranışların anlatımında ortaya koyduğu zaman içerisinde yaşanılan drama, mutluluk, üzüntü, emek, otorite, gizil hisleri gibi vb. konu kapsamında el formunu irdelemeyi hedeflenmiştir. Üçüncü bölümde resim sanatında duygu ve davranışın anlatısına ithafen uygulamalı olarak tuval üzerine yapılarak el formunu yorumlayarak, irdeleyerek ve çözümleyerek deneyimlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Resim Sanatında El, Duygu, El Formu, Davranış

Yunus Emre Sarı
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz sanatının entomoloji ile bütünleşik ilişkisinin farkındalık oluşturmada etkisi

Geçmiş dönemlerden itibaren entomoloji ile sanatın birbirlerine olan etkisinin günümüz sanat eserlerine nasıl yansıdığını konu alan bu çalışmada, ilk olarak böceklerin ekolojik denge ve bilim tarihi açısından önemi bahsedilmiştir. Böcek imgelerinin sanat kavramı içerisindeki ilk konumları ve nedenleri ele alınmıştır. Entomolojinin tanımı yapıldıktan sonra entomolojinin içinde yer alan kültürel entomoloji adı altında, böceklerin farklı kültürlerde ve gündelik yaşam alanlarında kullanım şekillerinin günümüz sanatını ne kadar beslediği eser analizleri üzerinden değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, Antik çağ uygarlıklarından günümüze kadar geçen süre zarfında sosyolojik yansımalar içeren entomolojik formlardan bahsedilmiştir. Antik Mısır'dan Avrupa sanatına kadar gelinen süreç içerisinde genelde sembol ve simge olarak karşımıza çıkan böcek imgeleriyle izleyiciye verilmek istenen dinsel, toplumsal ve düşünsel mesajlar bulunmaktadır. Özellikle dinlerdeki önemi, böceklerin inanç sistemleri içerisindeki konumu ve anlamları birinci bölümün çoğunluğunu oluşturmuştur. İkinci bölüm ise, 21. yüzyıla kadar devam eden sanat ve entomoloji ilişkisi, sanatçıların eserleri üzerinden ele alınmıştır. Ancak kronolojik bir sıra olmaksızın bazı böcekleri istikrarlı bir şekilde eserlerinde kullanan sanatçılar incelenmiştir. Eserlerindeki entomolojik imgeler hakkında bilgi verilerek, sanatçıların eserlerinde bulunan böcek imgelerini seçme nedenleri üzerinde durulmuştur. Böylece böcek formlarının geçmişten bugüne sanattaki yeri ve önemi aydınlatılmaya çalışılmıştır. 21. yüzyılda entomolojiden yararlanan sanatçılar genellikle, böcek türlerinin yok olmasıyla ekolojik dengenin zarar görme durumunu da içine alan antropojenik sorunlara farkındalık yaratmak amacıyla eserlerinde yer vermişlerdir. Konunun hassaslığını ve böceklerin önemini dile getiriş biçimleri, 21. yüzyıl öncesi ressamların eserlerinde kullandıkları entomolojik imgelerin günümüz sanat eserlerindeki değişen konumunun irdelenmesi, bu bağlamda kullandıkları teknik ve sanat eğilimleri araştırmanın son bölümünü ve amacını oluşturur. Entomologlarla iş birliği içinde farkındalık oluşturma gayesiyle yapılan güncel sanat uygulamalarının insan üzerindeki etkileri ve sanatçıların böceği sanat çalışmalarına dahil etmelerinin etikliği sorgulanmaktadır. Yapılan bu araştırmada veri toplama yöntemi olarak eser analizi, literatür tarama, görsel kaynaklar ve derleme yöntemleri tercih edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Böcek, Ekoloji, Entomoloji, İmge, Güncel Sanat

21. yüzyılGüncel sanatYararlı böcekler+1
Nurcan Barcın Taşdemir
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Vincent Van Gogh ve Andy Warhol üzerinden yaşam-ölüm diyalektiğinde sandalye örneği

Bu araştırmada, insanın kendini ifade etme biçimi olan resim sanatında, orta çağdan başlayarak, yaşam ve ölüm teması, diyalektik ilişki içinde ele alınmış ve anlatılmaya çalışılmıştır. Öncelikle yaşam ve ölümün tanımları, dinlerdeki ve felsefedeki yeri, tarihsel süreçte resim sanatının, bahsi geçen konu dahilinde değişimi gözlemlenerek yorumlanmaya çalışılmıştır. Örnek olarak seçilen sanatçıların ve eserlerin, yaşam-ölüm karşıtlığına sanatsal açıdan yaklaşımları ve ifade etme biçimleri, betimsel analiz yöntemleri kullanılarak yorumlanmıştır. Ayrıca Van Gogh ve Andy Warhol'un sanatlarında, sandalye temalı eserleri, yaşam ve ölüm diyalektiği bağlamında ele alınıp incelenmiştir. Yaşam ve ölüm temasının iki farklı dönem ve iki farklı sanatçı tarafından, yine sanatsal bağlamda, nasıl algılandığı ve yorumlandığı, çözümlenmeye çalışılmıştır. Bu içerikler doğrultusunda yapılan tez çalışmasında önemli olan nokta, sanatçıların eserlerinde, bilinmeyen ve tecrübe edilemeyen yaşam-ölüm ilişkisinin farklı inançlar ve farklı felsefi görüşlerin yanında, varoluşçu düşünce bağlamında ele alınmış olması bakımından önemlidir. Yaşamın hareketliliği ve renkliliğine karşın, ölümün hiçliğinin, değişmezliğinin farkında olan sanatçılar, içerisinde bulundukları çağın sanatına uygun olarak, içsellerine dayanarak, yaşam ve ölüm temasını diyalektik bir ilişki içerisinde tuvallerine taşımışlardır. Yaşamın diyalektiğinde, varoluşun özünü oluşturan ölüm, varoluş kaygısı ve yok olma korkusu ile kendini göstermektedir. Sonlu varoluşumuzla birlikte duyumsal olarak algıladığımız ölüm, yaşamın temel dinamiği ve insanoğlunun değişmeyen alın yazısıdır. İlk çağlardan itibaren yaşam ve ölüm diyalektiği bağlamında ölümün bilinmezliğine karşı duyulan korku, insanların yaşamında her daim huzursuzluk yaratmıştır. Bundan dolayı insanlar ölümü yok sayarken, sanatçılar yaşam ve ölüm diyalektiğini eserlerine tema olarak kullanmaktan çekinmemişler ve eserleri yolu ile hayatın geçiciliğini hatırlatırken, ölümsüzlüğe ulaşmayı amaçlamışlardır. Anahtar Kelimeler; Yaşam, Ölüm, Vanitas, Varoluşçuluk, Sandalye, Pop Art

Amerikan pop sanatıGüncel sanatGüzel sanatlar+2
Hülya Topaktaş
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Ekoeleştiri bağlamında resim sanatında gerçeklik arayışı

Bu tez çalışmasında, doğa/insan düalizmindeki büyük kırılma noktalarına değinilmiştir. Neolitik devrimden itibaren toplumun yapı taşları insanmerkezci bir bakış açısıyla döşenmeye başlanmıştır. Aydınlanmacı düşünürlerin ve sanayi devriminin de bakış açısı insanmerkezci olup, doğayı ele alma biçimleri, onun sömürülmesine ve tahakküm altına alınmasına sebep olmuştur. Yaklaşık 200 yıldır doğanın insan yararına sınırsız kullanımı, ekolojik bir krize yol açmıştır. Bu kriz ve Bacon, Descartes gibi bazı düşünürlerin aydınlanma eleştirileri, 20.yy'ın başlarında ekolojik düşünce kavramını doğurmuştur. Bookchin, Lovelock, Dubos gibi ekolojik düşüncenin öncü düşünürleri bu kötü gidişatı fark ederek, kendi ideolojilerine göre çeşitli çözüm önerileri sunmuşlardır. Sanat ve kültür alanındaki doğa-insan ilişkisini inceleyen "Ekoeleştiri" de, bu ekolojik düşüncelerden biridir ve doğası gereği bir sistem eleştirisidir. Sanat ve gerçekliğin de araştırıldığı bu tez çalışmasında, biçimsel veya yöntemsel bir benzerlikten öte, görünenin arkasındaki özü aramaya ve ortaya çıkarmaya yönelik sanatsal/düşünsel bir arayış benimsenmiştir. Tez kapsamında, sadece resim disiplinine dahil çalışmalar seçilerek, farklı disiplinlere ait güncel sanat eserleri kapsamın dışında bırakılmıştır. Seçilen resimlerin ekoeleştirel bağlamda analizleri için yedi adet soru belirlenmiştir. Bu sorular üzerinden eser incelemesi yapılmıştır. Eserlerin hepsinde ekolojik adaletsizliğin ve sistem eleştirisinin yer aldığı tespit edilmiş olup, sanatın gerçeklikten yola çıkarak yarattığı yeni gerçeklikte, söz konusu ekolojik sorunların sebeplerine veya sonuçlarına değinildiği tespit edilmiştir. Ayrıca sanatın farkındalık yaratma, kamuoyu oluşturma, çözüm yolu önerme gibi özellikleriyle, ekomerkezci resim sanatı ve ekoeleştiri, topluma ayna tutmuş, görünenin arkasındaki gerçekliği öne çıkarmaya çalışmış ve doğanın sesi olmuştur. Bu sayede, sadece ekonomik ve politik kararlarla aşılabilecek ekolojik kriz için, ekomerkezci resim sanatı ve ekoeleştiri; önemli kararların alınmasının talep edildiği bir toplum yaratarak, hayati bir rol üstlenmiştir. Anahtar sözcükler: Ekoeleştiri, Resim sanatı, Eko-teori, Ekolojik kriz, Gerçeklik, Doğa/İnsan.

EkoeleştiriEkolojik krizGerçeklik+1
Nursun Hafızoğlu
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında figüratif ve soyut biçimlerin birlikteliği: Jenny Saville örneği

Resim sanatı, tarihi sürecinde birçok aşamadan geçmiştir. Bazı gelişmeler resim sanatının yönünü değiştirirken, bazı gelişmeler de resim sanatında karanlık dönemlerin yaşanmasına neden olmuştur. Resim sanatının soyutlamalarla başladığını söyleyebiliriz. Bu süreçte figüratif uygulamalar sembolik ve kavramsal niteliktedir. İlk Antik Yunan sanatında kullanıldığı görülen perspektif yasaları Rönesansta yetkinliğe ulaşarak resimde cisimsel-dolgun kurgu yerini uzamsal-derin kurguya bırakır. Bu kurguda tüm biçimler tek odaklı bakışa göre düzenlenmekte, resimsel malzeme yanılsamayı yaratmaya yaramaktadır. Modern sanatın başlamasına kadar geçen sürede Batı sanatında figüratif anlayış, dış gerçekliği olabildiğince yakalamak olarak tanımlanan Natüralizme evirilmiştir. 20. yy başlarında etkili olmaya başlayan Modern sanatın adı soyut sanatla birlikte anılır. Bu süreç figüratif reisime ait yanılsama, anlatı, ışık-gölge gibi tüm kazanımların terk edildiği, dış gerçeklik yerine, evrensel ideal gerçekliğin arandığı bir dönemdir. Özellikle New York ekolü, Soyut-Dışavurumculuk figüratif resmi tasviye etmiştir. 1960'ta Pop-Art la gündeme gelen hazır-nesne kavramı, 1970'lerde Kavramsal sanatın yapısalcı yaklaşımı, malzemesinin dil olması ve gösteren-gösterilen bağlamında, gösterenin sanatsal biçimle ilişkilendirilerek, sanat üretiminde biçime gerek duyulmadığı vurgusu, resim sanatını bitirme noktasına getirmiştir. Öte taraftan A. C. Danto biten resim sanatı değil, onun gelişimsel tarihi olmuştur, tezini ileri sürer ve artık resim sanatında ileriye dönük bir sürecin işlemeyeceğini, resim sanatında tarih ötesi bir sürecin başladığını savlar. Tarih ötesi resim, tarihin her dönemindeki resim anlayışının ve her üslubun eşit düzeyde olduğunu kabul eder, hiçbir dönem diğerinden daha önde ya da daha geride değildir. 1980'lerde böyle bir ortamda Yeni-Dışavurumcu Sanat adı altında yeniden tuval, yeniden boya, yeniden anlatı diyerek yola çıkan sanatçılar, Soyut-Dışavurumcu ve Kavramsal Sanatın resim sanatında yarattığı boşluğu doldurmak ister, resim sanatını yeniden ilgi odağı haline getirir. Jenny Savill Yeni-Dışavurumcu sanatçılar arasında gösterilmektedir. Onun eserlerinde biçimsel yapılanmanın izini sürmek, resim sanatının biçimsel yapılanması, tarihsel süreci ve gelinen son durumu hakkında aydınlatıcı olacaktır. Sanatçının eserlerinin biçimsel yapılanmasında tarih ötesi bir yaklaşım görülmektedir. Bu nedenle geleneksel etkiler terk edilmemiştir. Çok odaklı bakışa denk gelecek imge kullanımı ile çoklu uzam-zaman anlatısına sahiptir. Bunun yanında eklektik biçimde farklı yaklaşımları eşzamanlı kullanmaktadır. Figüratif ve soyut biçimler bir aradadır. Resimlerde, bulunan bir eğilimden diğerine geçiş ya da kurgunun şeffaf katmanlardan oluşması, resimlerde bitmiş, tamamlanmış olmak yerine bir süreç etkisi yaratmaktadır. Bu yönü ile açık yapıt niteliğindeki resimler izleyicinin yaratıcı imgelemi ve duygulanımı ile yeniden üretimde bulunmasını dolayısıyla daha etkin bir rol üstlenmesini sağlamaktadır. Araştırma metni Jenyy Saville'nin resimlerinde biçimsel yapılanmaya odaklanarak, oluşum ve gelişim süreci ortaya konmuştur. Araştırmada nitel araştırma yöntemi doğrultusunda santçı ile ilgili gözlem ve görüşme kayıtları, uzman yazı ve yorumlarından oluşan doküman taraması ile elde edilen veriler, içerik analizi ile elde edilen kavram ve kuramlarla desteklenerek eser çözümlemeleri yapılmıştır.

Figüratif resimFigüratif sanatResim sanatı+1
Funda Yerlikaya
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz resim sanatında yüzey-malzeme etkileşimi ve ifadeleri

Bu tezde, Yüksek Lisans eğitimi boyunca konu edinilen günümüz sanatında yüzey￾malzeme etkileşimi ele alınıp incelenmiştir. Yapılan çalışmanın amaç edindiği ana tema ise ortaya çıkan bu etkileşimin resimsel ifadeye nasıl ve ne biçimde aktarılabilindiğidir. Resim sanatının tarihsel sürecinde resimsel ifadeyi güçlü kılan malzeme ve onun kullanım biçimi, her daim etkileyici bir faktör olmuştur. Tarih öncesinden itibaren insanla birlikte var olan ve şekillenen sanat, çağlar değiştikçe ve geliştikçe kendini dönüştürmüş ve evrimsel bir sürece imza atmıştır. Geleneksel sanat anlayışının uzunca bir süre hakimiyet kurduğu resim sanatı, 19.yy sonlarından itibaren tamamen yeni ve olağan dışı bir serüvenin içine girmiştir. Bu süreçte resim sanatı, geleneksel ifade biçimindeki yöntem ve malzemeyi sorgulayan ve özellikle bireysel tavırların dışavurumunu ortaya koymuştur. Koyulan bu tavır ve sürdürülen sorgulama süreci kapsamında, yüzey üzerine denemeler gerçekleşmiştir. Yapılan inceleme ve irdelemeler sonucunda yüzeyin sınırlarına ve malzemenin çeşitliliğine yönelik girişimler baş göstermiştir. Düz yüzeyin yetersizliği düşüncesi ve sanat düşüncesinin gelişmesi, değişmesi gerektiğine dair inanışlar sonucu 20. yüzyılın başlarında sanatçılar yeni arayışlara yönelmiştir. . Bu arayışlar sırasında, bu yüzyılın kırılma noktası olarak kabul edilen Kübizm akımı içerisinde dönemin sanatçıları tarafından kolaj tekniği ortaya konmuştur. Yüzey üzerine resim elemanı dışında yabancı bir malzemenin dahil edilmesi, yenilikçi sanat yaklaşımlarının önünü açmıştır. 20. yüzyılın süregelen ve hızla ilerleyen sanatsal düşünceleri ve teknolojik gelişmelerin yoğunlaşması ile resim sanatında disiplinler arası etkileşimler gözlemlenmiştir. 1960'lı yıllardan itibaren katlanarak çoğalan, zengin içerikli postmodern süreç günümüz çağdaş sanatını da etkisi altına alarak özgün, orjinallik taşıyan yapıtların oluşturulmasına olanak sağlamıştır. Nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı bu tez çalışmasında elde edilen veriler, incelenen ve analiz edilen yapıtlar doğrultusunda günümüze kadar sürdürülen ve ulaştırılan bu çağdaş yaklaşımların güncel sanatta örnekleri ele alınarak incelenmiş ve hala hem üretim biçimlerindeki değişimler hem de yaratım sürecindeki multidisipliner tavırların etkileri, yansıttıkları ortaya koyulmuştur.

Elif Bayram
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Gılgamış mitosunu günümüz sanatı üzerinden yeniden okumak

İnsanlık var olduğu günden beri, yaşadığı evreni anlamaya çalışmış, kendisini evrenin içerisinde konumlandırma ihtiyacı hissetmiştir. İlkel olarak tanımlanan ilk insan türleri mit kavramını oluşturmuş ve günümüz arketipinin şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Mitlerin üretimi ile birlikte soyut düşünce biçiminin gelişmesi sanat üretimlerini de beraberinde getirmiştir. Mitolojinin yaratım sürecine ve bu yaratım sürecinin günümüz sanatına nasıl yansıdığına Gılgamış mitosu örneğinde yer veren bu çalışma, resim sanatı özelinde odaklanmıştır. İnsanın doğa içinde kendi konumunu belirlemesi, çağlar boyunca doğaya üstünlük kurma çabası, kültür gelişiminin önünü açtıkça, insan ve doğa arasındaki karşıtlığı belirgin kılmıştır. Fakat bu karşıtlığın modern insanın aklı ile günümüzde daha farklı yorumlanmaya başladığı ve birleştirme yoluna gittiği görülmektedir. Bu sebeple mitolojiyi çağdaş aklın nasıl yorumladığı, yeniden okuma kavramı ile aktarılmaya çalışılmış, sanat alanında herhangi bir döneme bağlı kalmadan, 20 yy. sanatçıları, sanatçı merkezli yaklaşım ve yapıt merkezli yaklaşım biçimi ile analiz edilmiştir. Mitoloji ve sanat arasındaki kültürel bağa odaklanan bu çalışmada ele alınan sanatçılar malzeme odağında analiz edilmiş ve bu doğrultuda kişisel uygulamalar yapılarak Gılgamış mitosunun günümüz okumasına katkıda bulunulmuştur

Güncel sanatGılgameş DestanıKültür+6
Melis Sucuoğlu Doğan
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet sonrası Türk resim sanatında "Cinsellik"

İnsanlık tarihine baktığımızda cinsellik insan için önemini hiç bir zaman yitirmemekle birlikte daima günceliğini korumuştur. Bu çalışmada ise geçmişten günümüze cinsellik temasının sanat tarihinde gelişim sürecinden kısaca bahsedilmiştir. Antik Yunan ve Roma' da açık bir şekilde cinsellik göze çarparken Hristiyanlığın kabulü ile birlikte üstü kapatılmış ve sadece dini konuları anlatan resimler yapılmıştır. Avrupa'nın Rönesans'ı yaşaması ile birlikte dine olan güven azalmış ve insan vücudu tekrardan resmin konusu olmuştur. Modern sanat ile birlikte tamamen özgürleşen sanatçı belirgin bir şekilde cinsellik temalı eserler üretmiştir. Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türk Resim Sanatında cinsellik teması, sosyo-kültürel yapı içerisinde geçen süreci ele almıştır. İslam ile gelen tasvir yasağıyla birlikte Türkler resim sanatından uzak kalmışlardır. Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmet'in tahtta olduğu süreçte minyatür sanatı önem kazanmıştır. Tasvir yasağının kırıldığı minyatür sanatında başta Âdem ile Havva olmak üzere birçok minyatürde çıplaklık teması görülmeye başlanmıştır. Önceleri saray sanatı olan minyatür; Osmanlının zayıflamaya başlanması sonucu sıradan halk yaşantısını konu almaya başlamış ve gündelik yaşamın müstehcen eğlence anlayışını konu edinmiştir. Osmanlı'nın çöküş sürecine girmesiyle birlikte Batılaşma eğilimi sanat alanında da kendini göstermeye başlamıştır. Bu sayede Osmanlı batılı anlamda resim sanatıyla tanışmıştır. Cumhuriyet öncesi Türk Resim Sanatında çıplak konulu resimlerin yapılması pek mümkün sayılmazken Cumhuriyet' in ilanından sonra sanatçılar özgür bir alan bulmuş ve çıplak resimler üretmeye başlamıştır. İlk dönem nü resimlerinde cinsellikten daha çok anatomik kaygılar güdülmüş, ilerleyen süreçlerde ise cinsellik temasını belirgin bir şekilde kullanmışlardır. Anahtar kelimeler: Cinsellik, Türk resmi sanatı,

CinsellikCumhuriyet sonrasıErotizm+5
Cumali Telli
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resminde kent imgesinin göstergebilim açısından incelenmesi

Çağdaş Türk resminde kent imgesi, başlangıcından beri kendine yer bulan, sanatçıların üzerinde düşünmeyi ve eser üretmeyi tercih ettikleri çok yönlü bir kavram olmuştur. Asker ressamların kent dokusunu tuvale aktardıkları manzara resimlerinden, 1980'li yılların sosyo-kültürel değişimlerinden etkilenen ve alışılmış kalıpların dışına çıkarak eleştirel bir söylem de taşıyan resimlere kadar, Türkiye'nin içerisinde bulunduğu değişim ve dönüşümlerden etkilenen sanatçılar, kenti ve kent yaşamını çeşitli yönlerden irdeleyerek eserlerine taşımışlardır. 1950'lerde Türkiye'deki kentleşme ile başlayan gelişim ve değişim, özellikle 1980'lerden sonra hayatın tüm alanlarında büyük farklılıklara sebep olarak, birçok sanatçının, sanatsal üretimlerini oluşturma sürecinde beslendiği kaynak olmuştur. Sanatçıların yaşam alanları olan kentlerde, sorunların giderek büyüdüğü ve içerisinden çıkılmaz hale gelindiği noktada sanatçılar da bu durumun tanıkları olarak sessiz kalamamışlar ve eserlerinde varolan uyumsuzlukları ve çarpıklıkları yansıtmaya çalışmışlardır. Gerçekliğin temsil edilmesinde büyük öneme sahip bu resimlerin anlamının, doğru olarak ortaya çıkartılması için göstergebilimsel yöntem kullanılmıştır. Dilsel göstergeler kadar görsel göstergeler üzerinde de çalışmalar yapılan göstergebilimciler, göstergebilim yöntemleri ile sanat eserlerinin analiz edilerek çözümlenebileceğini kanıtlamışlardır. Sadece görünen değil, altta yatan anlamın da ortaya çıkarılmasına yardımcı olan göstergebilimsel yöntemde, Çağdaş Türk resmine ait eser örnekleri üzerinde tutarlı ve nesnel çözümlemeler yapılarak, kent resimleri üzerinden dönemin Türkiye'sine bakılmıştır. Tez çalışmasında yer alan eser çözümlemeleri, Roland Barthes'ın 'Göstergebilim İlkeleri' kitabında yer alan "düzanlam/yananlam" öncülüğünde ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Göstergebilim, Görsel Göstergebilim, Çağdaş Türk Sanatı, Kent Resmi

Gösterge bilimKentlerModern sanat+4
Nursun Hafızoğlu
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında fütürizm ve sonrası başkalaşım eğilimi olarak yapı bozma

Günlük yaşam içerisindeki zihinsel parçalanmalar, yanılsamalar ve çelişkiler sanatçının seçtiği imge ile kalıplaşmış imgelerin arasındaki geçişlerde oluşan dengesizliğe meydan vermiştir. Bu dengesizlik yaratan durum çeşitli deformasyon ve başkalaşım ögelerinin içerisinde farklı bir sunuşla izleyiciye bıraktığı izlenimlerdir. Bazen izleyici öğelere bir anlam yükleyemez ve bir anlam yükleme çabasına girer. Bazen de izleyicinin kendi yorumundan ziyade sanatçının anlatmak istediğinden farklı bir düşüncede olması izleyiciyi şaşırtmaktadır. Bu durum zaman içerisinde nesnenin işçiliğe dayanan düşüncesinin görüngüye dönüşme sürecidir. Fütürizm sanatta sürekliliği, değişkenliği, hareketliliği savunan bir akım olarak da bilinir. Ayrıca fütürizmin ilkesi, büyük bilimsel keşiflerin yarattığı etki altındaki insan duyarlılığını tepeden tırnağa yenileştirmektir. Bu sürecin imge seçiminin oluşumundaki etkilerini yansıtan form bakımından içbükey, dışbükey, üçgenler, elipsler, sarmallar. Renk olarak ise sarı, kırmızı, yeşil çivit rengi, maviler morlar hakim'dir. Nesnenin kendi yapısı ve konusu içerisinde biçim bozmalara ulaşılmaktadır. Bu biçim bozmalardan yola çıkılarak biçim parçalara ayrılır. Bu ayrım içerisinde paradoksallık ve hareket içerisinde kendi üslubunu oluşturma çabası başlamaktadır. Kendi üslubunu oluştururken; bu süreçte fütürizm ve yapı bozum düşüncesinin, fütürizm sonrasında nasıl bir etkileşim oluşturduğunu araştırmaktır. Düzensizliğin içerinde düzen olgusunun yeniden ve yenileyen bir üretimle nasıl başkalaştığı ele alınabilir. Parça parça olan yanılsanmış görüntüler zihinde bir bütün oluşturmaya çalışırken oluşturduğu dengesizlik ve şaşkınlık aslında günümüz yaşamında da var olan gerçekliktir. Bu durumun dışında teknolojik gelişmelerin hayata girmesi özellikle fotoğraf makinesinin anı yakalamadaki başarısı sanat açısından başka bir yönden yaratma ve farklılıklara odaklanmayı ve bireyselliği ön plana çıkarmıştır. Bireysellik beraberinde düşünce ve kavram temelli bir sanat yapısı oluşturmuştur. Sanatın nesnesi, yapısı ve işlenişi ile ilgili olarak değişikliler gözlenmiştir. Sanat'ın nesnesi başkalaşarak hazır nesnenin de sanat olabileceği fikri üzerine yoğunlaşarak bu doğrultuda ürünler ortaya çıkarmıştır. Asıl olan sanatçının o nesneyi seçmesi ve işlemesidir. Yapı bozum açısından bakıldığında ise M. Duchamp değersiz olanı değerli kılmıştır. M. Cattelan ise değerli bir maden olan altından yapılmış olan klozeti, kanalizasyona bağlayarak değersizleştirmiştir. Buradaki değersizlik durumu insanların günlü hayatta maddesel olarak yüklemiş oldukları anlamın dışında bir sanat düşüncesi ile ilgilidir. J.Derrida temeline dayanan yapı bozum kavramı plastik sanatlarda ele alındığında ise biçimsel değişikliklerle başlayıp düşünsel temele ulaşmıştır. Cezanne ile başlayan biçimsel farklılaşma, resim kompozisyonlarında karşıtlıkları kullanarak başkalaşarak, fikirsel ve teknolojik bir sürece yönelmiştir. Yapı bozum farklılıklar ve yeniden üretim üzerine kuruludur. Yeniden üretim ne bir tekrardır ne de yok ediştir. Yapı bozum, karşıtlık ve farklılıklar üzerine bir düşünme şekli iken bunun resim sanatında da var olduğu düşüncesi gerçeği göz ardı edilemez. Biçimsel karşıtlıklar ve farklar büyük-küçük, eğri-dikey, hareketli-durağan, sıcak-soğuk renk, vb. birçok resimsel eleman bu konuda yapı bozumu destekler niteliktedir. İnsan ve düşünce var olduğu sürece başkalaşıp değişen, dönüşen, sanat yapıtı var olmaya devam edecektir. Anahtar Kelimeler: Fütürizm, Fütürizm sonrası, Başkalaşım, Yapı bozma, Üslup

BaşkalaşımFütürizmResim sanatı+2
Özgür Manici
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ekspresif (Dışavurumcu) portreler ve ötesinde malzemenin rolü

"Ekspresif (Dışavurumcu) Portreler ve Ötesinde Malzemenin Rolü" adı altında yapılan bu çalışmada öncelikle birinci bölümde portrenin tarihsel gelişim sürecinden ve teorik olarak alt yapısından bahsedilmiştir ikinci bölümde Ekspresyonizm sanat akımının gelişim süreçlerinden yola çıkarak ötesi kavramını sanatçının psikolojisi ve kişiliği ile bağdaştırarak psiko- sosyolojik unsurlar göz önünde bulundurularak genelden özele indirgenip sunulmuştur. Ekspresyonizm kendinden önceki sanat anlayışları ile arasına bir çizgi çekerek geleneksel sanat anlayışından uzaklaşıp dışsal yansımaların içselleştirilip dışa yansıtılmasını savunmuştur. Böylelikle ekspresif sanatçılar malzemeyi bu amaç doğrultusunda kullanmışlardır. Egon Schiele, Willem De Kooning, Georg Baselitz, Ernst Ludwing Kirchner gibi Ekspresyonist sanatçıların ifadeyi güçlendirmek için kullandıkları malzemeler ile yapmış oldukları eserler incelenmiştir.

EkspresyonizmMalzemelerPortre+2
Deniz Nazmiye Özara
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Güncel sanat pratiklerinde imge olarak venüs

Yunan mit tanrısı olan venüsün tanrısal güzelliğininin anlatısının yanısıraVenüs zaman içinde değişen güzellik algısını tamamlayan her dönemde kendini var etme aşamasında yeni bir kavram oluşturarak akımlar içerisinde kendini tekrar tekrar bulma şeklini ve her değişen sanat akımında başka bir yenilik getirerek işlenmiştir. Tamamlanmaya çalışılan güzellik algısı düşüncesinde güzelliği karşıt ve zıtlığı dönemsel fark ve kullanılan malzeme ve kavramla sanlamlandırılarak yeninen kendi farklılaştıran güzellik algısında venüsü güncel sanat içerisinde ele almayı hedefledim. Güncel Sanat 1960‟lı yıllardan günümüze kadar resim, fotoğrafçılık, grafik vb. sanatlar içerisinde etkisini göstermektedir. İngilizcede"contemporary art" kavramı türkçede "çağdaş sanat" kavramına karşılık olduğu bilinmektedir. Modernv sanat gibi belli akıma mensup değildir. Güncel Sanat‟ın postmodernizm ile ön plana çıkmıştır ancak bununla sınırlanmamıştır. Etkilerini 1960 ve 1970 yıllarından günümüze kadar küreselleşme, feminizim, AIDS ve çok kültürlülük gibi konularla da göstermiştir. Güncel sanat, hür ifadeden farklı, düşünsel sürecin sonucunda eyleme dönüşebilen eserler ortaya çıktığı gözlenmiştir. Özellikle geniş kitleleri etkileyen feminizm konusu üzerinde önemli çalışmalar yapılmıştır. Venüs‟ü ele alan dönemin önemli sanatçıları ise, Hoff Doly, Yves Kelin ve Niki de Saint Phalle‟dir. Güncel Sanat‟ın, geniş bir ağı etkileyerek bir çok sanatçı tarafından bu prensibin kabul edilip çalışılması anlatım dilindeki özgürlüğün etkisini ortaya koymaktadır. Güncel sanat dilinde sanatçılar belli kalıplara sıkıştırılmamış varolan düzene birtakım göndermeler yaparak bir duruş sergileme özelliğine sahiptir. Güncel Sanat sanatçılarının yaşam biçimleri ve bakış açıları bulundukları dönemin ilerisinde yansımalar yarattığı düşünülmektedir. Güncel Sanat ve Venüs İmgesinin ele alınış biçimiyle tarihi Roma uygarlığına dayanan Venüs‟ün yorumlanmasını çeşitli çözümleme ve irdelemelerle alt yapının açıklanmasında fayda vardır.

Güzel sanatlarGüzellikMitoloji+4
Taha Alper Bölücek
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2019
00

Other supervisors