Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Atıl Taşer
13 theses · Bilecik Şeyh Edebali Üniversity
Endüstri 4.0'ın kavranması noktasında üniversite eğitimi faktörünün etkisi: Bir devlet üniversitesi paydaşları üzerine bir araştırma
Bu çalışma, günümüzde etkisini göstermeye başlayan ve geleceğe yön verecek olan sanayinin dördüncü (4.) devriminin bilinirliğine üniversitede alınan eğitimin etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda kuramsal olarak temeli oluşturulan çalışma, güvenirliliği ölçümlenmiş 29 anket sorudan oluşan anket formu ile Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi içerisinde yer alan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesine kayıtlı, örneklem büyüklüğü ölçümü ve denge yaklaşımı gözetimlerine dayandırılarak 250 öğrenciden veriler toplanmıştır. Örneklemin oluşturulmasında tesadüfî olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örneklemeden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde ve hipotezlerin incelenmesinde GraphPad Prism 8.0 istatistik programı kullanılmıştır. Fakülte içi ve fakülteler arası analizlerin yapılmasında normal dağılım ve homojenlik kriterlerinden dolayı parametrik test uygulaması tercih edilmiştir. Verilerin analiz sonucu; derslerinde ve bölümünde endüstri 4.0'a yönelik çalışmalar gerçekleştirilen öğrencilerin diğer öğrencilere göre bu kavrama karşı farkındalığının daha pozitif seviyede olduğu görülmüştür. Ayrıca teknoloji kullanımı da endüstri 4.0'ın bilinirliğinde etkilidir. Bu çalışma ile birlikte öğrencilerde endüstri 4.0'a yönelik bir ilgi ve araştırma isteği oluşmuştur. Araştırmanın sonuç bölümünde, elde edilen bulguların teori ve uygulama alanına katkıları tartışılmış, kavramın bilinirliğine yönelik olarak önümüzdeki süreçte üniversite eğitimi alan ve katma değer niteliği taşıyan beyin gücünün yetiştirilmesinde neler yapılır ve nasıl yapılır noktalarını içeren öneriler sunulmuştur.
Sivil havacılık sektöründeki hizmet yeniliklerinin algılanan hizmet kalitesi ve yolcu memnuniyetine etkileri
Son zamanlarda havayolu ulaşımında büyük değişimler olmaktadır. Dünyada artan teknolojik gelişmeler rekabetin de artmasıyla işletmeleri yenilik yapmaya zorlamaktadır. Havayolu taşımacılığında hizmet kalitesi ile birlikte hizmet alanında yenilik beklentileri de artmaktadır. Müşteri beklentilerinin artışı, havalimanı yönetimlerini hizmet alanında teknolojik ve personel yeniliklere sevk etmektedir. Günümüzde rekabetin avantaja dönüştürülebilmesi için hizmet işletmeleri hizmet kalitesini arttırmak ve müşteri memnuniyetini sağlamak amacıyla bir takım hizmet yeniliklerini uygulamaktadır. Kalite düzeyini anlaşılması ve değerlendirilmesi için kalitenin ölçülebilir olması gerekir. Hizmetlerin özelliklerinden dolayı kalite ölçümü zordur. Havayolu taşımacılığının önemli hizmet sürecini oluşturan havalimanı hizmetlerinin değişen müşteri beklentilerinin geliştirilmesi gereken yönü belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma ile havalimanlarında uygulanan hizmet yeniliklerinin hizmet kalite algısına ve yolcu memnuniyetine etkisi araştırılmaktadır. Araştırma, İstanbul havalimanında yüz yüze anket uygulaması ile 341 yolcu üzerinde yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programında analize tabi tutulmuştur. Ankette Chen, Yu ve Batnasan (2014)'ın hizmet yenilik ölçeği, Türkçeye çevrilen Seyran (2004) ve Öznalbant(2010)'ın hizmet kalite ölçeği(servqual) uyarlanarak kullanılmıştır. Hazırlanan anket formunda nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Örneklemin oluşturulmasında tesadüfi olmayan örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Havalimanından hizmet alan yolcuların hizmet yeniliklerinden ne kadar memnun olduğu ve hizmet yeniliklerinin yolcuların hizmet kalite algısına etkisi araştırılmıştır. Analizler sonucunda demografik özelliklerle hizmet kalite algısı, hizmet yenilikleri ve yolcu memnuniyeti arasında anlamlı faklılıklar bulunmuştur. Hizmet yeniliklerinin hizmet kalite algısına ve yolcu memnuniyetine etkisi bulunmuştur. Havalimanında uygulanan hizmetlerde kalite algısının yolcu memnuniyetine etkisi tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hizmetler, Hizmet Kalitesi, Hizmet Kalite Algısı, Hizmet yenilikleri, Havalimanı Hizmetleri, Yolcu Memnuniyeti, Sivil Havacılık
Bankacılık sektöründe müşterilerin teknoloji kabulüne ilişkin bir araştırma
Türkiye'de bilişim teknolojilerine yapılan yatırımlar sayesinde geleneksel bankacılık faaliyetleri dijital ortamlara taşınmıştır. Bu köklü değişim bankalar arasındaki rekabeti etkilemektedir. Teknolojik yenilikleri yakından takip edip, uygulamaya geçen bankalar bir adım öne çıkmaktadır. Günümüzde teknolojiyi ürün ve hizmetlere dönüştürebilen bankalar pazarlama faaliyetlerini çok daha verimli bir şekilde yapabilmekte ve şube masraflarından ciddi tasarruflar sağlayabilmektedir. Bu araştırmanın amacı bankacılık sektöründe internet bankacılığı ve mobil bankacılık uygulamaları ve diğer dağıtım kanallarının finansal hizmet kalitesinin müşterileri tarafından değerlendirme durumunun tespit edilmesidir. Bankacılık sektöründe bilişim teknolojilerinin kullanılması ve bankacılık hizmetlerine olan etkisi konu edinilmiştir. Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların gerçekleştirdiği hizmetler ve mevcut durumunun erişilebilen yıllar itibariyle değişimi karşılaştırmalı tablolar ile analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde banka müşterileri ile mülakat yapılmış alınan cevaplar değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda banka müşterilerinin internet ve mobil bankacılığa yönelik finansal hizmet kalitesi algılarının yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Tekstil sektöründe üretim metotlarının geliştirilmesinin verimliliğe katkısı: Bir işletme analizi
Küresel rekabet şartlarının işletmeleri üst düzeyde etkilediği günümüzde, koşulları lehine çevirmek isteyen işletmeler, karmaşık yapılarını rekabette avantajlı konumlara ulaştırmak isterler. İşletmeler bu avantajı, en başta kendi iç yapısını yöneterek ve güçlendirerek elde ederler. Bu gücü ise performans yönetimi yaklaşımıyla yürütürler. Performans yönetimi, işletmelerin, stratejik yönetim kapsamında ya da amaç, hedef, misyon ve vizyon ekseninde bugünkü durumlarıyla ilgili bilgilerin toplanması, kıyaslanması ve geleceğe ilişkin sürekli gelişimini sağlayacak etkinliklerin yönetim sürecidir. Performans yönetiminin en önemli boyutlarından biri verimliliktir. Verimlilik, basit anlamda çıktı/girdi oranıdır. Verimlilik, eldeki kaynakları optimum kullanarak en iyi çıktı karmasını elde etme ya da çıktıyı arttırma istemli performans yönetim boyutudur. Verimlilik, çıktı/girdi oranını arttırmaya yönelik girdilerde ya da çıktılardaki değişim sonucudur. Verimlilik arttırma tekniklerinden en önemlilerinden biride metot geliştirme tekniğidir. Metot geliştirme, bir işin yapılışına yönelik ekonomik yöntemler ortaya koyarak daha kısa zamanda daha az masrafla yapılmasını sağlamak amacıyla faaliyetlerin incelenmesi ve geliştirilmesi sürecidir. Bu çalışmanın ilk bölümünde; performans kavramı, performans yönetimi ve performans yönetimini etkileyen stratejik yönetim süreci sunulmuştur. Performans yönetiminin en önemli boyutlarından olan verimlilik kavramı ayrı bir başlık altında incelenmiştir. İkinci bölümde, metot geliştirme tekniği ve süreci anlatılmıştır. Metot geliştirmenin verimliliğe katkısı ise çalışmanın son bölümünde tekstil sektöründe yapılan bir araştırma ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Performans, Performans Yönetimi, Üretim, Verimlilik, Metot Geliştirme, Tekstil Sektörü
Konut talebini etkileyen faktörler ile kentsel yayılma alanlarının analizi: Bilecik örneği
Konut, geçmişten günümüze kadar insan yaşamında önemli bir yere sahip olmuştur. Öncelikli işlevi bireylerin barınma ihtiyacını karşılamak olan konut kavramı, ekonomik güvence ve yatırım aracı olarak kullanılma yolunda da kendini göstermektedir. Diğer taraftan konut kavramı ile yakından ilgili olan kentsel yayılma kavramı da yıllardan beri devam eden bir olgu olmasına rağmen, geçmişten günümüze, toplumların karşılaştığı küresel bir sorun olmaya devam etmektedir. Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde varlığını daha da fazla gösteren bir sorun haline gelen bu iki kavramı daha da yakından tanımak gereksinimi duyulmuştur. Araştırmada Bilecik İl'i örneklenerek Bilecik'te ve ülkemizde konut kavramı ve kentsel yayılma alanları ile hane halkı ve bireylerin konuta olan taleplerinin nasıl şekillendiği incelenmiştir. Bu bağlamda Bilecik İl'inde bireylerin konut talebiyle birlikte tercihlerini de etkileyen yapısal, konumsal ve sosyoekonomik unsurlar ve bunların kentsel yayılmadaki etkisinin neler olduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada özellikle 2008-2018 arası sayısal verilerden yararlanılmış, Bilecik İl'inin coğrafi konumu, arazi yapısı ve nüfus özellikleri ile ilgili bilgiler verilerek konut ve kent yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Genel itibariyle yıllar arası konut sayısı artış ve azalışlarının sebepleri ile nerelerde olduğuna yıl bazında değinilerek, sorunlarla ilgili çözüm önerilerinde bulunma yöntemine gidilmiştir. Çalışmada ayrıca konut talebini belirleyen Alternatif Yatırım Araçları, Gelir, Fiyatlar, Göç ve Kentleşme, Kredi Koşulları ve Faiz Oranı gibi faktörler ile kentleşmenin şehrin merkezinden çok çeper ve saçaklarına doğru ilerleme nedenlerine, TOKİ'lerin konut gereksinimleri ve kentleşmedeki rolüne, Bilecik İl'inde inşaatı devam eden yeni hastanenin de etkisiyle şehrin batı tarafı olan Pelitözü civarının daha cazip hale geldiği vurgulanmıştır.
Örgütsel adaletin örgütsel bağlılığa etkisine ilişkin metal sanayi sektöründe bir uygulama: Bursa Hasanağa Organize Sanayi örneği
Metal sanayi sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin hedefleri sektörün geleceğine yön vermektedir. Bu açıdan bakıldığında söz konusu işletmelerde hedefleri gerçekleştirmek için görevlendirilen kişilerin, işletmeye bağlılıklarının ne denli önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle örgütsel bağlılığa etkisi olan unsurları tespit etmek önemli hale gelmektedir. Ayrıca örgütsel bağlılığa etkisi olan unsurların etkilerinin hangi yönlü olduğunu bilmek, örgütsel bağlılığı artırıcı çalışmalarda kullanılması açısından gereklidir. Bu nedenle Örgütsel Adalet boyutlarının Örgütsel Bağlılık üzerindeki etkisini tespit etmek önemli görülmektedir. Örgütsel Bağlılık kavramı ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda bu kavramın, işletmelerin hedeflerine ulaşmaları konusunda önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür Bu bağlamda araştırmanın amacı metal sanayi sektöründe çalışanların örgütsel adaletin örgütsel bağlılığa etkisi konusundaki görüşlerinin incelemesidir. Bu çerçevede araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm de örgütsel adalet kavramından bahsedilmiştir. İkinci bölümde örgütsel bağlılık kavramı ve yaklaşımları anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise çalışanların örgütsel adaletin örgütsel bağlılığa etkisine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi için saha çalışması yapılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla geliştirilmiş anket elden dağıtılmıştır. Kolayda örnekleme yöntemiyle toplanan veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; örgütsel adaletin alt boyutları işlem adaleti, etkileşim adaleti ve dağıtım adaleti ile örgütsel bağlılığın alt boyutları duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Bu bulgular doğrultusunda örgütsel adaletin iyileşmesi yönünde çalışanlarda oluşacak algının örgütsel bağlılığı olumlu etkileyeceği kanısına varılmıştır.
E-ticaret kullanıcılarının e-mağaza atmosferi algısının e-sadakat üzerine etkisi
Bilginin kullanılması, işlenmesi ve üzerine yenisi eklenerek bu zamana kadar süregelmiştir. Bilginin yayılması ile birlikte haberleşme alanında ilk olarak telgraf tellerinin keşfi ile ortaya çıkmıştır. Haberleşme hız kazanmış İnsanoğlu bu edinilen bilginin üstüne yeni bir tanesini daha ekleyerek özellikle savaş zamanlarında haberleşmenin sağlana bilmesi için internet ortaya çıkmış ve zaman içerisinde ankesörlü telefon, cep telefonu, tablet ve akıllı cihazlar olarak gelişime, değişime uğramıştır. Bununla birlikte telefon kabloları dünyanın dört bir yanına yayılarak iletişimde sınırlar aradan kalkmıştır. Bu zaman zarfında mobil cihazlar ve dizüstü bilgisayarlar aracılığıyla sanal ortamda kullanıcıların etkileşimi sağlanmıştır. İnternet ortamı, geleneksel ticaret yöntemini ikinci planda bırakarak sanal ortamda ticaret ön plana çıkmış ve gün geçtikte kullanıcıları artmakta olduğu görülmektedir. Şuan için geleneksel ticaret yapan esnaf, üretimci, pazarlamacı internette açmış olduğu sanal mağazasına büyük yatırımlar yapmakta ve sanal ortamda bulunmayanlar bir süre sonra kapanmakta olduğu gözlenmektedir. Bu araştırmada internet üzerinde sanal mağazaların e-mağaza atmosferinin tüketicilerin sadakatini ve bu mağazaya karşı tutumu incelenmiştir. Birinci aşamada konuyla alakalı kavramların bilgisi verilmiş. İkinci bölümde e-mağaza atmosferi müşteri sadakatine etkisi hakkında teorik bilgi verilmiş olup son aşamada ise yüz yüze ve sanal ortamda anket forumu üzerinden veriler toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda e-mağaza atmosferinin sanal ortamda alışveriş yapan müşterinin devamlı tercih ediyor olması anlamlı bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır.
Tedarikçi seçiminde kişisel verilerin korunması
Bu tezin amacı; günümüz dijitalleşen dünyada daha da önem kazanan kişisel verilerin tedarikçiler tarafından korunması gerekliliğini açıklığa kavuşturmak ve konunun önemini vurgulamaktır. Her geçen gün kişilerin özel nitelikteki bilgileri güvenlik zafiyetleri, ihmal, bilgi eksikliği ya da farkında olmayarak istenmeyen kişi/kurumlarca ele geçirilmekte ve izin alınmadan birçok alanda kullanılmaktadır. Bu durum gelişen teknoloji sayesinde daha da kolay hale gelmektedir. Kişisel verilerin korunmasında kurumsal destek alınarak yasal prosedürler kapsamında gerekli güvenlik tedbirlerinin uygulanması ve belli aralıklarla kontrol edilerek güncellenmesi gerekmektedir. Bu aşamada alınacak hizmette tedarik seçim ve yöntemleri önem arz etmektedir.
Sağlık sektöründe algılanan liderlik modellerinin çalışanların duygusal emekleri üzerindeki etkilerine yönelik bir uygulama: Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü örneği
Sağlık hizmetlerinin sunumunda, çalışanların hasta ve hasta yakınları ile yüz yüze etkileşim içerisinde iken duygularını yöneterek, işyeri tarafından yazılı olarak belirlenmiş kurallara uyması için gösterdikleri çaba, duygusal emek olarak adlandırılmaktadır. Uygulanan liderlik modelinin, duygusal emek üzerine etkilerinin sağlık sektöründe incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, ayrıca demografik değişkenlere göre sağlık çalışanlarının liderlik modeli ve duygusal emek algıları arasındaki farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla; Bilecik ilinde sağlık sektöründe görev ayırt etmeksizin tüm çalışanların yanıtladığı çevrim içi anket verileri kullanılmıştır. Uygulanan anket neticesinde 381 çalışanın liderlik modeli algılarının, demografik verilerin faktör analizi aracılığıyla duygusal emeğe ait üç boyuta ait düzeyleri ile duygusal emeğe etkilerinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Elde edilen veriler fark testleriyle analiz edilmiştir. Analiz öncesi Mahalanobis ölçütü uygulanarak, 41 anket verisinde çarpıklık oluştuğu tespit edilip değerlendirmeye alınmayarak, 340 anket verisi ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde yüzde, frekans, box, bağımsız t-testi, Manova ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma neticesinde elde edilen bulgulara göre hipotezlerde belirtilen demografik değişkenlerin, liderlik model ve duygusal emek davranışlarında anlamlı farklılık yaratmadığı ancak kimi değişkenlerde kısmi de olsa farklılık yarattığı analiz edilmiştir. Eğitim durumu arttıkça görev odaklı liderlik ve derinlemesine davranış algısında bir azalma, meslek gruplarında çalışan sayıları azaldıkça görev odaklı liderlik modeli algıları artmakta iken derinlemesine davranış algılarında miktar ile ters orantılı ilerlemediği görülmüştür. Sağlık kurumlarında uygulanan altı liderlik modelinin (Etkileşimci, Dönüşümcü, Görev Odaklı, Babacan (Paternalist), Hizmetkâr ve Etik Liderlik) duygusal emeğe ait üç alt boyutu olan Yüzeysel, Derinlemesine ve Samimi Davranış üzerindeki etkilerini ölçmek için regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Hizmetkâr, Etik ve Etkileşimci Liderlik modelleri ve duygusal emek algıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Firmaların Endüstri 4.0'a yönelik algılarının, yeterliliklerinin ve insan kaynakları yönetimlerinin belirlenmesi: Otomotiv ve gıda sektörü karşılaştırması
Dördüncü sanayi devrimine karşılık gelen Endüstri 4.0 kavramı ilk kez 2011'de Almanya'daki Hannover Fuarı'nda ifade edilmiş ve tüm dünyanın dikkatini çeken bir dijitalleşme sürecinin başlamasına zemin hazırlamıştır. Köklü teknolojik değişimleri ve yenilikleri bünyesinde barındıran Endüstri 4.0 ile verimlilik, esneklik ve pazara çıkış noktalarında rekabet üstünlüğü elde etmek amaçlanmıştır. Nitekim dünya genelinde Endüstri 4.0'ın önemi gün geçtikçe artmakta ve ülkeler tarafından farklı aşamalarda geçiş sağlanmaktadır. Bu kapsamda ülkeler arasındaki rekabet düzeyini belirleyen Endüstri 4.0'ın etkin ve verimli bir şekilde uygulanması kritik öneme sahiptir. Dolayısıyla yeni dünya düzenine karşı hazırlıklı olmak ve gerekli önlemleri alabilmek için Endüstri 4.0'ın tam anlamıyla ne ifade ettiği ile ülkeler ve firmalar özelinde Endüstri 4.0'ın kapsamının ve öneminin ne ölçüde farkında olunduğunun ve Endüstri 4.0'a geçişte hangi aşamada olunduğunun bilinmesi gerekmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışma ile Türkiye'de henüz yeni olan bir kavram olan Endüstri 4.0 hakkında derinlemesine bilgi elde edilmesi adına nitel veri toplama tekniklerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak otomotiv ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların Endüstri 4.0'a yönelik algılarının, yeterliliklerinin ve insan kaynakları yönetimlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara ve yapılan gözlemlere göre, analize konu olan tüm firmaların Endüstri 4.0'a geçiş sürecinde henüz yolun başında oldukları, yalnızca kısmi dönüşümler gerçekleştirdikleri fakat Endüstri 4.0 farkındalıklarının yüksek olduğu ve sürekli olarak girişimlerde bulundukları görülmüştür. Yeterlilik açısından değerlendirildiğinde, firmaların teknolojik altyapı ve nitelikli iş gücü noktasında zorlandıkları ve bu doğrultuda Endüstri 4.0'a yönelik tüm paydaşları içeren genel bir politikaya ihtiyaç duyulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte Endüstri 4.0'dan büyük oranda etkilenen bir disiplin olan insan kaynakları yönetimi açısından değerlendirildiğinde firmaların, nitelikli çalışanların firmaya kazandırılmasını ve mevcut çalışanların gelişimlerinin sağlanmasını önemsedikleri, yetenek yönetimi gibi insan kaynakları yönetimi uygulamalarını ve politikalarını bu çerçevede oluşturdukları ve bu kapsamda geçmiş dönemlere kıyasla çalışanların firma içerisindeki rolü ve öneminin arttığı tespit edilmiştir. Son olarak otomotiv ve gıda sektörlerindeki firmaların Endüstri 4.0'a yönelik mevcut algıları, üretim anlayışları, teknolojik yeterlilikleri ve insan kaynakları yönetimleri ayrı ayrı değerlendirildiğinde ise, gıda sektörünün otomotiv sektörüne kıyasla Endüstri 4.0'a daha uygun ve daha hazır olduğu sonucuna ulaşılmış ve sebepleri sonuç kısmında sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, İnsan Kaynakları Yönetimi, Otomotiv Sektörü, Gıda Sektörü.
Tersine lojistik açısından elektronik atık yönetiminin incelenmesi ve bilgisayar atıkları üzerine bir uygulama
Birlikte yaşama olgusunun oluşması ile ihtiyaçlar ticaret kavramı altında oluşmaya başlamıştır. Kaynakların yeterli olduğu yerleşik hayatın başladığı dünya koşullarında ileri lojistik faaliyetleri gündemde yerine almaktadır. Günümüz koşullarına gelindiğinde insan ihtiyaçların sınırsız, kaynakların ise kıt olması sebebiyle sürdürülebilir bir gelecek için teoriler, fikirler ve projeler oluşturulmuştur. Tersine lojistik kavramı (reverse logistics) 1981 yılında Lambert ve Stock tarafından literatürde ilk tanımlama ve tasnifler yapılmıştır. Sektör olarak otomotiv, tekstil, gıda, ambalaj, metal sanayi ve elektronik eşya gibi birçok alanda boy göstermektedir. Elektrikli ve elektronik atıklar içerisinde barındırdığı çeşitli bileşenler ile sıfır atık projesi kapsamında yer alan diğer sektörlerden elde edilen metal, plastik, cam, kâğıt, ahşap vb. atık türlerinin bütününü kapsamaktadır. Kapsam yelpazesinin geniş olması analiz edilmesi yönünün itici gücünü oluşturmuştur. Elektronik atıkların içerisinde yer alan bilgisayar atıkları ise elektronik eşyaların barındırdığı materyaller ile benzerlik göstermekte, fakat yeniden kullanım oranı, yarı mamul olarak RAM, CPU, devre kartları, işlemci, hard disk gibi ara ürünlere sahip olmaktadır. Aynı zamanda modernizasyon ile başka bir ürüne entegre olabilme kabiliyeti ve altın, gümüş, alüminyum, bakır, paladyum gibi değerli madenleri barındırma yüzdesi olarak daha fazla oran ihtiva etmektedir. SWOT analiz yöntemi kullanılarak çalışmada bilgisayar ve elektronik atık alanında faaliyet gösteren firmalardan edinilen bulgular ışığında sektöre yönelik güçlü ve zayıf yönler ile fırsat ve tehditler konu başlıklarında değerlendirilmiştir. Analiz ile zayıf yönler giderilmesi mümkün kılınması imkânı dahilinde güçlü yön haline getirilmesinin sağlanması gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Fırsat ve tehditler değerlendirilerek, tehdit konumunda bulunan bilgisayar atıklarından elde edilen kıymetli madenlerin hammadde ihracatında kullanılması, yetişmiş işgücü yetersizliği, Türkiye'de işleme tesis yetersizliği gibi olumsuz etmenlerin fırsata dönüştürülmesinin gerekliliği hakkında tespitlerde bulunulmuştur. Yapılan bu çalışmada tersine lojistik sürecinde bilgisayar ve elektronik atıkların maksimum geri dönüştürülmesi sağlanarak, çevreye duyarlı, sürdürülebilir teknolojik gelecek oluşturmak amaçlanmaktadır. Aynı zamanda ülke olarak sektörde, uluslararası pazarda yerimizi almak ve endüstriyel sektörün gelişimine katkı sağlamak hedeflenmektedir.
Pandemi sürecinde e-ticaret uygulamasının evrildiği yeni ortaklıklar: Dördüncü taraf lojistik
Tüm dünyada yaşanan pandemi öncesi ve sonrası, pek çok farklı sektör farklı deneyimler yasamak zorunda kalmıştır. Bu süreçten ülkemizin de etkilenmemesi mümkün olmamıştır. Pek çok alışkanlığın değiştiği, dünyaya bakışların farklılaştığı bu süreç pek çok alanda negatif etki yaratırken e-ticaret gibi bazı alanlarda ise tahminlerin çok ötesinde gelişme yaşanmasına vesile olmuştur. Kapanma dönemlerinde olumsuz etkilenen yüz yüze ticaret yapısının aksine birçok sektörde e-ticaret pazar hâkimi haline gelmiştir. Kargo ve nakliye hizmetleri çeşitlenip ve gelişmiştir. Lojistik hizmetleri daha detaylanarak kapsamları da genişlemiştir. Yüz yüze ticaret yapmakta olan pek çok işletme de e-ticaret sürecine dâhil olarak devam eden kısıtlama ortamının olumsuz etkilerinden sıyrılmaya çalışmıştır. Bu çalışmamızda Pandemi sürecinde var olan ve özellikle e-ticaret kavramının net olarak ön plana çıktığı işletmeler ele alınmış, işletmelerin e-ticaret yapılarındaki değişimler, uyum sağlama hızları, yüksek kullanıcı sayısına sahip e-ticaret platformlarında gerçekleştirdikleri işlemlerde karşılaştıkları zorluklar gibi bir takım etkenler bazında sorgulanmıştır. Çalışma kapsamında yurt genelinde faaliyet gösteren büyük çaplı e-ticaret platformlarından mağaza açma hizmeti alıp bu e-pazaryeri platformu dâhilinde satıcı olarak faaliyet gösteren, küçük ve orta ölçekli 12 farklı İşletme incelenmiş, karşılıklı görüşmeler yapılarak gerekli veri toplanmıştır. Bu işletmelerin e-ticaret alanında ortaya koydukları performansın özellikle dördüncü taraf lojistik kavramı kapsamında gelişimi açıklanmaya ve ülkemiz ticari hayatında oldukça büyük bir paya sahip olan ve küçük ve orta ölçekteki işletmelerin, dördüncü taraf lojistik ortağı olarak bu işletmelerin ticari faaliyetlerini sürdürmelerini ve büyütmelerini sağlayan e-pazaryerlerindeki satıcı işletmelerin durumları irdelenmeye çalışılmıştır. Gerçek işletme ve gerçek e-ticaret uygulamalarından alınan verilerle sürecin ve dördüncü parti lojistik uygulamasının anlamlandırılması mümkün olmuştur.
Özel sağlık hizmetlerinde görev yapan çalışanların duygusal emek deneyimleri ve aşırı iş yükünün etkisi
Duygusal emeğin çalışan bireyler için önemli bir stres etkeni olduğu bilinmektedir ve literatürde olumsuz sonuçlarla ilişkisi birçok araştırma tarafından doğrulanmıştır. Sağlık sektörü, duygusal emek olgusunun öne çıktığı sektörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak literatürde yer alan pek çok araştırmanın duygusal emeğin sonuçlarına odaklanırken, duygusal emeğin oluşumunda birer faktör olarak ele alınabilecek öncüllerine ilişkin çalışmaların sınırlılık arz ettiği; bu sınırlılığın özellikle sağlık hizmetleri alanında yer aldığını söylemek mümkündür. Bu literatür boşluğundan ilhamını alan bu çalışma, odak noktasını sağlık çalışanlarında duygusal emek olgusuna yoğunlaştırmış ve duygusal emeği sağlık alanında önemli bir faktör olarak öne çıkabilecek olan iş yükü ile birlikte ele almıştır. Araştırmada, sağlık çalışanlarının aşırı iş yükü, duygusal emek ve duygusal emek alt boyutları (yüzeysel rol yapma, derinden rol yapma ve samimi davranış) arasında ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca demografik ve mesleki özelliklerin bu değişkenler üzerindeki etkilerinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlara dönük olarak nicel araştırmada Likert esasına dayalı ölçekler çerçevesinde online (çevrimiçi) anket yöntemine dayalı olarak örnekleme yöntemleri içerisinden uygun örnekleme yoluyla birincil veri toplanmıştır. Özel sağlık alanında aktif olarak görev yapmakta olan sağlık çalışanlarına erişilmiş ve 391 katılımcının geçerli verilerine erişilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Aşırı iş yükünün duygusal emek ve alt boyutları ile ilişkisine yönelik olarak korelasyon ve regresyon analizleri, demografik ve mesleki özelliklerin bu değişkenler bakımından anlamlı fark gösterip göstermediğini tespit etmek için parametrik fark analizleri yapılmıştır. İstatistiksel analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre medeni durum, mesleki kıdem, çalışma şekli, meslek seçimi, birimde çalışma tercihi ve çalışma ortamından duyulan memnuniyet gibi değişkenler, katılımcıların iş yükü ve duygusal emek algılarında anlamlı farklılıklar göstermiştir. Korelasyon analizinden elde edilen bulgular aşırı iş yükünün, çalışanların duygusal emek kapsamında farklı davranış biçimlerini olumsuz etkilediğini göstermiştir. Aşırı iş yükü ile duygusal emek (r=-0,461, p=,000), yüzeysel rol yapma (r=-,410 p=,000), derinden rol yapma (r=-,381, p=,000) ve samimi davranış (r=-,390, p=,000) arasında negatif yönlü orta kuvvette anlamlı ilişkiler bulunduğu tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının iş yükü arttıkça duygusal emek ve boyutlarında daha az eğilimli olabilecekleri anlaşılmıştır. Regresyon analizleri de aşırı iş yükünün çalışanların duygusal emek ve boyutları üzerinde negatif yönde etkili olduğunu ve orta düzeylerde açıklayabildiğini göstermiştir. Elde edilen bu bulgular, sağlık çalışanları açısından çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve çalışan memnuniyetinin artırılması için iş yükü algısını azaltacak, duygusal destek sağlayacak politikaların ve uygulamaların önemine işaret etmektedir.