Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Atılım Murat
18 theses · TOBB Economics and Technology University
Makroekonomik risk iştahı göstergelerinin Türkiye finansal piyasalarına etkisi
Yatırımcıların risk almaya meyillerini ölçmek için çok sayıda endeks bulunmakta olup, bunların doğru ve kesin sonuçlar vermedikleri daha önce yapılan ampirik çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu çalışmada risk iştahı göstergeleri olarak çok sayıda makroekonomik göstergeye yer verilerek, bu göstergelerin BİST100 Endeksi ve USD/TRY paritesi üzerindeki etkileri en küçük kareler yöntemi uygulanarak ayrı ayrı incelenmek istenmiştir. Yapılan testler sonucunda BİST100 Endeksi ve USD/TRY üzerinde farklı bağımsız değişkenlerin etkili olduğu görülmüştür. Ulaşılan bu sonuç, risk iştahının etkileri araştırılmak istendiğinde, farklı değişkenlerin aynı anda gözlemlenmesi gerektiğini göstermektedir.
Futbol kulüplerinin şirketleşme ve halka açılma süreçleri: Kamuyu aydınlatma platformu bildirimlerinin hisse senedine etkisi: Beşiktaş örneği
Bu çalışmanın amacı futbol kulüplerinin şirketleşme ve halka açılma süreçlerini detayları ile inceleyip, literatürde sıkça kendisine yer bulan sportif sonuçların yerine Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan olumlu ve olumsuz bildirimlerin şirket hisse senedine olan etkisini Beşiktaş Futbol Kulübü özelinde ele almaktır. Bu etki 2009-2019 yılları arasındaki veriler ele alınarak olay analizi yöntemi ile incelenmiştir. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan bildirimlerin şirket hisse senedi üzerinde anormal bir getiriye neden olup olmadığına bakılmıştır. Çalışmada kullanılan verilere Kamuyu Aydınlatma Platformu resmi internet sitesi veri tabanından ve Thomson Reuters'ın veri tabanından ulaşılmıştır. 2009-2019 yılları arasındaki KAP bildirimleri, bu dönemdeki Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. hisse senedi ve BIST 100 Endeksi kapanış fiyatları çalışmanın verilerini oluşturmaktadır. KAP bildirimlerinin hisse senedine olan etkisi incelenirken olumlu ve olumsuz bildirimler ayrı ayrı ele alınmıştır. Bazı istisnalar dışında anlamlı anormal getirilere ulaşılamaması ve bu piyasanın "yarı güçlü formda etkin bir piyasa" olmadığı sonuçları elde edilmiştir. Bu çalışma neticesinde, literatürde yer alan diğer çalışmalar da dikkate alınarak, hisse senedi fiyatlamasında KAP bildirimlerinin dikkate alınmasından ziyade yatırımcıların sportif sonuç odaklı oldukları sonucu çıkarılabilir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Şirketleşme, Halka Açılma, KAP Bildirimleri, Olay Analizi
Türkiye dış ticaretinin Sanayi 4.0 ve endüstri içi ticaret perspektifinde yapısal dönüşümünün analizi
Bu tez çalışması, Sanayi 4.0 bağlamında Türkiye'nin dış ticaretinin endüstri içi ticaret perspektifinde yapısal dönüşümünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Türkiye ihracatının büyük bir bölümü bölgesel ve küresel üretim zincirlerinde satılan ara mallardan oluşmakta ve sektör bazında otomotiv, tekstil, elektronik, demir çelik ve mobilya sektörleri de ihracatta öne çıkmaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye dış ticaretinin sanayi 4.0'a dönüşüm potansiyeli endüstri-içi ticaret teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Türkiye'nin ihracatında teknoloji seviyesinin son 40 yılda ithalatın teknoloji seviyesine yakınsadığı, ihracatta orta yüksek teknoloji imalat sanayi sektörlerinin öne çıktığı görülmektedir. Analiz bulguları neticesinde, Türkiye'nin dışa açıklık oranı ithalat lehine arttığından, dışa açıklık düzeyinin artmasının endüstri içi ticareti olumsuz yönde etkilediği, endüstri içi ticaretin gelişiminin Türk imalat sanayinin sanayi 4.0 dönüşümünü teşvik ettiği, Türkiye'nin dış ticaret yapısının imalat sanayine ve orta yüksek teknoloji ürünlere doğru kayma eğiliminde olduğu, 1978-2001 döneminde teknoloji açığında gerileme eğiliminin gözlendiği, Türkiye'nin teknoloji açığının ihracatın ithalata oranı üzerindeki etkisinin %5 anlamlılık düzeyinde pozitif olduğu, 2002-2019 döneminde teknoloji açığının ihracatın ithalata oranı üzerindeki etkisinin %10 anlamlılık düzeyinde negatif olduğu, orta yüksek teknoloji endüstri içi ticaret ile imalat sanayi dış ticareti arasında da negatif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Sürdürülebilirlik raporu yayınlamanın şirket hisse senedi fiyatına etkisi (2013-2022 dönemi için Borsa İstanbul'da işlem gören BİST100 endeksi şirketleri)
Bu çalışma, 2013-2022 döneminde Borsa İstanbul'da işlem gören BIST100 Endeksi şirketlerinin sürdürülebilirlik raporu yayınlamalarının bu süreçte hisse senedi getirisine olan etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Ana araştırma sorusu, sürdürülebilirlik raporu yayınlamanın hisse senedi getirisine etkisi olup olmadığıdır. Sonuçlara göre, sürdürülebilirlik raporu yayınlayan firmaların, yayınlamayan firmalara göre yıllık hisse senedi getirisinin 0.1244 birim daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Bulgular, Türkiye'de yatırımcıların henüz sürdürülebilirlik raporlarına ciddi önemi vermediği veya bu raporları yayınlamanın etkilerinin henüz ortaya çıkmadığını göstermektedir. Yatırımcılara şu aşamada sürdürülebilirlik raporu yayınlama durumunun bir indikatör olarak görülmemesi gerektiği tavsiyesi verilmektedir. Çalışma, Türkiye'de bir ilk olup, dünya literatürüne daha uzun bir zaman aralığı ve daha geniş bir veri havuzuna sahip bir analiz kazandırmaktadır. Ayrıca, firmalara ve politika yapıcılara sürdürülebilirlik raporlarının etkileri hakkında yol gösterme potansiyeline sahiptir.
2008 küresel ekonomik kriz sonrası Türk bankacılık sektöründe nakit tutma oranlarının seçili finansal göstergeler ile ilişkisi
Nakit tutma davranışı organizasyonel anlamda riskten kaçışın ve ihtiyatlı davranmanın en belirgin uygulaması olmaktadır. Nakit veya nakit benzeri bir varlığın korunmak veya gelecekte belirsiz bir zamanda kar etmek amacıyla kullanılmasın ifade eden nakit tutma sektörel ve zamansal olarak farklılıklar göstermekte ve bu farklılıkların en önemlilerinden bir tanesi ekonomik krizlerin öncesi ve sonrası dönemler olmaktadır. Bu çalışmada ise Türk bankacılık sektöründe 2008 dönemi sonrasında nakit tutma davranışları regresyon modeli ile incelenmiş ve bankacılık sektörü göstergelerinden toplam aktifler, krediler, takipteki krediler ve bankalara borçların ve makroekonomik göstergelerden enflasyon ile gayrisafi yurtiçi hasılanın nakit tutma oranı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
2008 küresel ekonomik kriz sonrası Türk bankacılık sektöründe nakit tutma oranlarının seçili finansal göstergeler ile ilişkisi
Nakit tutma davranışı organizasyonel anlamda riskten kaçışın ve ihtiyatlı davranmanın en belirgin uygulaması olmaktadır. Nakit veya nakit benzeri bir varlığın korunmak veya gelecekte belirsiz bir zamanda kar etmek amacıyla kullanılmasın ifade eden nakit tutma sektörel ve zamansal olarak farklılıklar göstermekte ve bu farklılıkların en önemlilerinden bir tanesi ekonomik krizlerin öncesi ve sonrası dönemler olmaktadır. Bu çalışmada ise Türk bankacılık sektöründe 2008 dönemi sonrasında nakit tutma davranışları regresyon modeli ile incelenmiş ve bankacılık sektörü göstergelerinden toplam aktifler, krediler, takipteki krediler ve bankalara borçların ve makroekonomik göstergelerden enflasyon ile gayrisafi yurtiçi hasılanın nakit tutma oranı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
2008 küresel ekonomik kriz sonrası Türk bankacılık sektöründe nakit tutma oranlarının seçili finansal göstergeler ile ilişkisi
Nakit tutma davranışı organizasyonel anlamda riskten kaçışın ve ihtiyatlı davranmanın en belirgin uygulaması olmaktadır. Nakit veya nakit benzeri bir varlığın korunmak veya gelecekte belirsiz bir zamanda kar etmek amacıyla kullanılmasın ifade eden nakit tutma sektörel ve zamansal olarak farklılıklar göstermekte ve bu farklılıkların en önemlilerinden bir tanesi ekonomik krizlerin öncesi ve sonrası dönemler olmaktadır. Bu çalışmada ise Türk bankacılık sektöründe 2008 dönemi sonrasında nakit tutma davranışları regresyon modeli ile incelenmiş ve bankacılık sektörü göstergelerinden toplam aktifler, krediler, takipteki krediler ve bankalara borçların ve makroekonomik göstergelerden enflasyon ile gayrisafi yurtiçi hasılanın nakit tutma oranı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir.
COVID-19 küresel salgını ile gelişen yeşil ekonomi dönüşümü: Ülkeler, işletmeler ve yatırımcılar için çıkarımlar
Ekonomi yıllar itibariyle pek çok değişime uğramış bir kavramdır. Bu değişimden toplumlar, devletler, şirketler denklemin birer parçası olarak doğrudan etkilenmekte ve buna göre şekillenmektedirler. Sanayi devrimi ile başlayan süreçten günümüze kadar küresel çaplı refah artışı sağlanırken elde edilen büyümenin bu sistemde sürdürülebilir olamaması 21. yüzyılda karşımıza biyoçeşitlilikte azalma, deniz seviyelerinde artış, yüzey sıcaklığında yükselme gibi doğa tahribatı olarak geri dönmüştür. Bu durumun tüm dünyada doğrudan hissedilen etkisi ise COVID-19 salgını ile deneyimlenmiştir. Yeşil düzen, sürdürülebilir büyüme ile ekonomik aktiviteyi sağlarken çevre ve toplum menfaatini göz önünde bulundurmayı amaçlayan yeni bir yaklaşımdır. Bu tez çalışmasında COVID-19 salgınının yeşil ekonomideki gelişime etkisi ARCH metodu kullanılarak test edilmiştir. Bulgular anlamlı ve pozitif bir etkinin olduğunu göstermektedir. Başlayan yeşil yeni düzende; denklemin parçası olan ülkelerin, şirketlerin ve yatırımcıların bu değişimden nasıl fayda sağlayabilecekleri ve aksiyon alabilecekleri tez kapsamında ele alınmıştır. Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası ölçekte karar alıcılar önümüzdeki 25 yıllık dönemde yeni düzene adapte olmak için karbon ekonomisine bir dizi önlem ve sınırlama getirmektedir. Geçmiş örnekler dikkate alındığında, gelişmekte olan ülkelerin bu süreci yönetme kabiliyeti sağlayabilmesi bugünden adım atmaktan geçmektedir. Şirketler ise faaliyetlerine devam ederken yeşil ekonomi ekosisteminde kalmak ve bu düzene uygun hareket etmek için belirli düzen değişikliği yapmalıdırlar. Yatırımcılar açısından ise yeşil işlerin gelecek potansiyelini şimdiden öngörerek portföylerinde bu finansal enstrümanlara nasıl yer verebilecekleri açıklanmıştır. Tez kapsamında yeşil ekonomiye geçişte hem ülkelerden, hem de şirketlerden örnekler çalışmaya dahil edilerek yorumlanmıştır.
COVID-19 küresel salgını ile gelişen yeşil ekonomi dönüşümü: Ülkeler, işletmeler ve yatırımcılar için çıkarımlar
Ekonomi yıllar itibariyle pek çok değişime uğramış bir kavramdır. Bu değişimden toplumlar, devletler, şirketler denklemin birer parçası olarak doğrudan etkilenmekte ve buna göre şekillenmektedirler. Sanayi devrimi ile başlayan süreçten günümüze kadar küresel çaplı refah artışı sağlanırken elde edilen büyümenin bu sistemde sürdürülebilir olamaması 21. yüzyılda karşımıza biyoçeşitlilikte azalma, deniz seviyelerinde artış, yüzey sıcaklığında yükselme gibi doğa tahribatı olarak geri dönmüştür. Bu durumun tüm dünyada doğrudan hissedilen etkisi ise COVID-19 salgını ile deneyimlenmiştir. Yeşil düzen, sürdürülebilir büyüme ile ekonomik aktiviteyi sağlarken çevre ve toplum menfaatini göz önünde bulundurmayı amaçlayan yeni bir yaklaşımdır. Bu tez çalışmasında COVID-19 salgınının yeşil ekonomideki gelişime etkisi ARCH metodu kullanılarak test edilmiştir. Bulgular anlamlı ve pozitif bir etkinin olduğunu göstermektedir. Başlayan yeşil yeni düzende; denklemin parçası olan ülkelerin, şirketlerin ve yatırımcıların bu değişimden nasıl fayda sağlayabilecekleri ve aksiyon alabilecekleri tez kapsamında ele alınmıştır. Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası ölçekte karar alıcılar önümüzdeki 25 yıllık dönemde yeni düzene adapte olmak için karbon ekonomisine bir dizi önlem ve sınırlama getirmektedir. Geçmiş örnekler dikkate alındığında, gelişmekte olan ülkelerin bu süreci yönetme kabiliyeti sağlayabilmesi bugünden adım atmaktan geçmektedir. Şirketler ise faaliyetlerine devam ederken yeşil ekonomi ekosisteminde kalmak ve bu düzene uygun hareket etmek için belirli düzen değişikliği yapmalıdırlar. Yatırımcılar açısından ise yeşil işlerin gelecek potansiyelini şimdiden öngörerek portföylerinde bu finansal enstrümanlara nasıl yer verebilecekleri açıklanmıştır. Tez kapsamında yeşil ekonomiye geçişte hem ülkelerden, hem de şirketlerden örnekler çalışmaya dahil edilerek yorumlanmıştır.
COVID-19 küresel salgını ile gelişen yeşil ekonomi dönüşümü: Ülkeler, işletmeler ve yatırımcılar için çıkarımlar
Ekonomi yıllar itibariyle pek çok değişime uğramış bir kavramdır. Bu değişimden toplumlar, devletler, şirketler denklemin birer parçası olarak doğrudan etkilenmekte ve buna göre şekillenmektedirler. Sanayi devrimi ile başlayan süreçten günümüze kadar küresel çaplı refah artışı sağlanırken elde edilen büyümenin bu sistemde sürdürülebilir olamaması 21. yüzyılda karşımıza biyoçeşitlilikte azalma, deniz seviyelerinde artış, yüzey sıcaklığında yükselme gibi doğa tahribatı olarak geri dönmüştür. Bu durumun tüm dünyada doğrudan hissedilen etkisi ise COVID-19 salgını ile deneyimlenmiştir. Yeşil düzen, sürdürülebilir büyüme ile ekonomik aktiviteyi sağlarken çevre ve toplum menfaatini göz önünde bulundurmayı amaçlayan yeni bir yaklaşımdır. Bu tez çalışmasında COVID-19 salgınının yeşil ekonomideki gelişime etkisi ARCH metodu kullanılarak test edilmiştir. Bulgular anlamlı ve pozitif bir etkinin olduğunu göstermektedir. Başlayan yeşil yeni düzende; denklemin parçası olan ülkelerin, şirketlerin ve yatırımcıların bu değişimden nasıl fayda sağlayabilecekleri ve aksiyon alabilecekleri tez kapsamında ele alınmıştır. Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası ölçekte karar alıcılar önümüzdeki 25 yıllık dönemde yeni düzene adapte olmak için karbon ekonomisine bir dizi önlem ve sınırlama getirmektedir. Geçmiş örnekler dikkate alındığında, gelişmekte olan ülkelerin bu süreci yönetme kabiliyeti sağlayabilmesi bugünden adım atmaktan geçmektedir. Şirketler ise faaliyetlerine devam ederken yeşil ekonomi ekosisteminde kalmak ve bu düzene uygun hareket etmek için belirli düzen değişikliği yapmalıdırlar. Yatırımcılar açısından ise yeşil işlerin gelecek potansiyelini şimdiden öngörerek portföylerinde bu finansal enstrümanlara nasıl yer verebilecekleri açıklanmıştır. Tez kapsamında yeşil ekonomiye geçişte hem ülkelerden, hem de şirketlerden örnekler çalışmaya dahil edilerek yorumlanmıştır.
Girişim finansmanında girişim sermayesi yatırım fonlarının rolü ve önemi
Teknoloji ve inovasyon ekonomik gelişmişliğin ve sosyal refahı artırmanın en önemli parçalarını oluşturmaktadır. Günümüzde dünyanın en değerli şirketlerinin girişim sermayesi yatırımı alan şirketler olduğu görülmektedir. Girişim sermayesi yatırımları yüksek potansiyeli olan girişimlere daha fazla risk alınarak yapılan uzun vadeli finansal yatırımlardır. Bu çalışmanın amacı girişim finansmanında girişim sermayesi yatırım fonlarının rolü ve önemini açıklamak ve girişim sermayesi yatırımları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi anlamaktır. Tezin ilk bölümünde girişimciliğin tanımı yapılmakta olup, ikinci ve üçüncü bölümlerinde girişim finansmanı modelleri ve dünyada girişim sermayesi yatırımları anlatılmaktadır. İlerleyen bölümlerde ise ülkemizdeki girişim sermayesine ilişkin verilere yer verilmiştir. Çalışmada, mülakat nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, bu kapsamda toplam girişim sermayesi yatırımlarının %80'ini ihraç eden 12 Portföy Yönetim Şirketinden veriler toplanmıştır. Çalışmanın bulguları girişim sermayesi yatırımları ile ekonomik büyüme arasında pozitif bir korelasyon olduğunu göstermekte olup, ayrıca girişim sermayesi finansmanında karşılaşılan sorunlar da tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, bu sorunların çözümüne yönelik öneriler getirilerek literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır.
Girişim finansmanında girişim sermayesi yatırım fonlarının rolü ve önemi
Teknoloji ve inovasyon ekonomik gelişmişliğin ve sosyal refahı artırmanın en önemli parçalarını oluşturmaktadır. Günümüzde dünyanın en değerli şirketlerinin girişim sermayesi yatırımı alan şirketler olduğu görülmektedir. Girişim sermayesi yatırımları yüksek potansiyeli olan girişimlere daha fazla risk alınarak yapılan uzun vadeli finansal yatırımlardır. Bu çalışmanın amacı girişim finansmanında girişim sermayesi yatırım fonlarının rolü ve önemini açıklamak ve girişim sermayesi yatırımları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi anlamaktır. Tezin ilk bölümünde girişimciliğin tanımı yapılmakta olup, ikinci ve üçüncü bölümlerinde girişim finansmanı modelleri ve dünyada girişim sermayesi yatırımları anlatılmaktadır. İlerleyen bölümlerde ise ülkemizdeki girişim sermayesine ilişkin verilere yer verilmiştir. Çalışmada, mülakat nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, bu kapsamda toplam girişim sermayesi yatırımlarının %80'ini ihraç eden 12 Portföy Yönetim Şirketinden veriler toplanmıştır. Çalışmanın bulguları girişim sermayesi yatırımları ile ekonomik büyüme arasında pozitif bir korelasyon olduğunu göstermekte olup, ayrıca girişim sermayesi finansmanında karşılaşılan sorunlar da tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, bu sorunların çözümüne yönelik öneriler getirilerek literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır.
Türkiye dış ticaretinin Sanayi 4.0 ve endüstri içi ticaret perspektifinde yapısal dönüşümünün analizi
Bu tez çalışması, Sanayi 4.0 bağlamında Türkiye'nin dış ticaretinin endüstri içi ticaret perspektifinde yapısal dönüşümünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Türkiye ihracatının büyük bir bölümü bölgesel ve küresel üretim zincirlerinde satılan ara mallardan oluşmakta ve sektör bazında otomotiv, tekstil, elektronik, demir çelik ve mobilya sektörleri de ihracatta öne çıkmaktadır. Çalışma kapsamında, Türkiye dış ticaretinin sanayi 4.0'a dönüşüm potansiyeli endüstri-içi ticaret teorisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Türkiye'nin ihracatında teknoloji seviyesinin son 40 yılda ithalatın teknoloji seviyesine yakınsadığı, ihracatta orta yüksek teknoloji imalat sanayi sektörlerinin öne çıktığı görülmektedir. Analiz bulguları neticesinde, Türkiye'nin dışa açıklık oranı ithalat lehine arttığından, dışa açıklık düzeyinin artmasının endüstri içi ticareti olumsuz yönde etkilediği, endüstri içi ticaretin gelişiminin Türk imalat sanayinin sanayi 4.0 dönüşümünü teşvik ettiği, Türkiye'nin dış ticaret yapısının imalat sanayine ve orta yüksek teknoloji ürünlere doğru kayma eğiliminde olduğu, 1978-2001 döneminde teknoloji açığında gerileme eğiliminin gözlendiği, Türkiye'nin teknoloji açığının ihracatın ithalata oranı üzerindeki etkisinin %5 anlamlılık düzeyinde pozitif olduğu, 2002-2019 döneminde teknoloji açığının ihracatın ithalata oranı üzerindeki etkisinin %10 anlamlılık düzeyinde negatif olduğu, orta yüksek teknoloji endüstri içi ticaret ile imalat sanayi dış ticareti arasında da negatif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Futbol kulüplerinin şirketleşme ve halka açılma süreçleri: Kamuyu aydınlatma platformu bildirimlerinin hisse senedine etkisi: Beşiktaş örneği
Bu çalışmanın amacı futbol kulüplerinin şirketleşme ve halka açılma süreçlerini detayları ile inceleyip, literatürde sıkça kendisine yer bulan sportif sonuçların yerine Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan olumlu ve olumsuz bildirimlerin şirket hisse senedine olan etkisini Beşiktaş Futbol Kulübü özelinde ele almaktır. Bu etki 2009-2019 yılları arasındaki veriler ele alınarak olay analizi yöntemi ile incelenmiştir. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan bildirimlerin şirket hisse senedi üzerinde anormal bir getiriye neden olup olmadığına bakılmıştır. Çalışmada kullanılan verilere Kamuyu Aydınlatma Platformu resmi internet sitesi veri tabanından ve Thomson Reuters'ın veri tabanından ulaşılmıştır. 2009-2019 yılları arasındaki KAP bildirimleri, bu dönemdeki Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. hisse senedi ve BIST 100 Endeksi kapanış fiyatları çalışmanın verilerini oluşturmaktadır. KAP bildirimlerinin hisse senedine olan etkisi incelenirken olumlu ve olumsuz bildirimler ayrı ayrı ele alınmıştır. Bazı istisnalar dışında anlamlı anormal getirilere ulaşılamaması ve bu piyasanın "yarı güçlü formda etkin bir piyasa" olmadığı sonuçları elde edilmiştir. Bu çalışma neticesinde, literatürde yer alan diğer çalışmalar da dikkate alınarak, hisse senedi fiyatlamasında KAP bildirimlerinin dikkate alınmasından ziyade yatırımcıların sportif sonuç odaklı oldukları sonucu çıkarılabilir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Şirketleşme, Halka Açılma, KAP Bildirimleri, Olay Analizi
Makroekonomik risk iştahı göstergelerinin Türkiye finansal piyasalarına etkisi
Yatırımcıların risk almaya meyillerini ölçmek için çok sayıda endeks bulunmakta olup, bunların doğru ve kesin sonuçlar vermedikleri daha önce yapılan ampirik çalışmalarla ortaya konmuştur. Bu çalışmada risk iştahı göstergeleri olarak çok sayıda makroekonomik göstergeye yer verilerek, bu göstergelerin BİST100 Endeksi ve USD/TRY paritesi üzerindeki etkileri en küçük kareler yöntemi uygulanarak ayrı ayrı incelenmek istenmiştir. Yapılan testler sonucunda BİST100 Endeksi ve USD/TRY üzerinde farklı bağımsız değişkenlerin etkili olduğu görülmüştür. Ulaşılan bu sonuç, risk iştahının etkileri araştırılmak istendiğinde, farklı değişkenlerin aynı anda gözlemlenmesi gerektiğini göstermektedir.
Portföy çeşitlendirmesi üzerine bir çalışma: İyi bir çeşitlendirme aracı olarak altın
Finansal piyasalar, tarih boyunca fırsatları ve riskleri aynı anda barındıran yerler olmuştur. Finansal varlıkların çeşitlenmesiyle birlikte, yatırım kararlarını vermek yatırımcılar için daha da zorlaşmaktadır. Günümüzde devam etmekte olan küreselleşme ve dijitalleşme süreçleri, uluslararası finansal piyasaların birbirleriyle bütünleşik yapılarının daha da derinleşmesine neden olmaktadır. Yatırımcılar ise, değişen ekonomik koşullara uyum sağlamak ve risklerini dağıtmak amacıyla portföylerini çeşitlendirme eğilimindedir. Bu çalışmada, üç farklı portföyün, referans portföyü olarak oluşturulmuş uluslararası bir portföyün ve referans portföyünün emtia ve altınla çeşitlendirilmesiyle elde edilen farklı iki portföyün, 2008'de yaşanan Küresel Ekonomik Kriz sonrası dönemdeki performansları ölçülmüştür. Portföylerin performans ölçümü için "Sharpe Rasyosu" hesaplamaları yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, altınla çeşitlendirilmiş portföyün, emtia borsa yatırım fonu ile çeşitlendirilmiş portföyü geride bıraktığını ve portföye altın eklenmesinin portföy performansını artırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Portföy Yönetimi, Modern Portföy Teorisi, Sharpe Rasyosu, Portföy Çeşitlendirmesi, Risk.
Portföy çeşitlendirmesi üzerine bir çalışma: İyi bir çeşitlendirme aracı olarak altın
Finansal piyasalar, tarih boyunca fırsatları ve riskleri aynı anda barındıran yerler olmuştur. Finansal varlıkların çeşitlenmesiyle birlikte, yatırım kararlarını vermek yatırımcılar için daha da zorlaşmaktadır. Günümüzde devam etmekte olan küreselleşme ve dijitalleşme süreçleri, uluslararası finansal piyasaların birbirleriyle bütünleşik yapılarının daha da derinleşmesine neden olmaktadır. Yatırımcılar ise, değişen ekonomik koşullara uyum sağlamak ve risklerini dağıtmak amacıyla portföylerini çeşitlendirme eğilimindedir. Bu çalışmada, üç farklı portföyün, referans portföyü olarak oluşturulmuş uluslararası bir portföyün ve referans portföyünün emtia ve altınla çeşitlendirilmesiyle elde edilen farklı iki portföyün, 2008'de yaşanan Küresel Ekonomik Kriz sonrası dönemdeki performansları ölçülmüştür. Portföylerin performans ölçümü için "Sharpe Rasyosu" hesaplamaları yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, altınla çeşitlendirilmiş portföyün, emtia borsa yatırım fonu ile çeşitlendirilmiş portföyü geride bıraktığını ve portföye altın eklenmesinin portföy performansını artırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Portföy Yönetimi, Modern Portföy Teorisi, Sharpe Rasyosu, Portföy Çeşitlendirmesi, Risk.
Portföy çeşitlendirmesi üzerine bir çalışma: İyi bir çeşitlendirme aracı olarak altın
Finansal piyasalar, tarih boyunca fırsatları ve riskleri aynı anda barındıran yerler olmuştur. Finansal varlıkların çeşitlenmesiyle birlikte, yatırım kararlarını vermek yatırımcılar için daha da zorlaşmaktadır. Günümüzde devam etmekte olan küreselleşme ve dijitalleşme süreçleri, uluslararası finansal piyasaların birbirleriyle bütünleşik yapılarının daha da derinleşmesine neden olmaktadır. Yatırımcılar ise, değişen ekonomik koşullara uyum sağlamak ve risklerini dağıtmak amacıyla portföylerini çeşitlendirme eğilimindedir. Bu çalışmada, üç farklı portföyün, referans portföyü olarak oluşturulmuş uluslararası bir portföyün ve referans portföyünün emtia ve altınla çeşitlendirilmesiyle elde edilen farklı iki portföyün, 2008'de yaşanan Küresel Ekonomik Kriz sonrası dönemdeki performansları ölçülmüştür. Portföylerin performans ölçümü için "Sharpe Rasyosu" hesaplamaları yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, altınla çeşitlendirilmiş portföyün, emtia borsa yatırım fonu ile çeşitlendirilmiş portföyü geride bıraktığını ve portföye altın eklenmesinin portföy performansını artırdığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Portföy Yönetimi, Modern Portföy Teorisi, Sharpe Rasyosu, Portföy Çeşitlendirmesi, Risk.