Theses supervised by Doç. Dr. Taner Atmaca
23 theses · Düzce University
Yoksulluk kültürünün öğrencilerin eğitim yaşantılarına ve gelişim alanlarına yansımalarının incelenmesi (Annelerin deneyimleri)
Bu araştırmanın temel amacı yoksul annelerin yaşantıları, deneyimleri ve aile öykülerine dönük anlatılarından hareketle yine onların bakış açısıyla, çocukların gelişim düzeyleri ve akademik yaşantılarında yoksulluk kültürünün etkilerini incelemektir. Bu çalışma yoksulluk kültürünün çocukların gelişim alanları ve akademik başarısına etkisine dair gerçeklikleri, yoksul annelerin deneyimlerine göre tanımlamayı, yorumlamayı ve onların baktığı yerden görerek anlamlandırmayı amaçladığı için, nitel araştırma geleneği içerisinde yer alan fenomenoloji-olgubilim modeliyle yürütülmüştür. Çalışma grubunun seçilmesinde homojen (benzeşik) örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar Zonguldak ili Çaycuma ilçesinde 2022 yılı için belirlenen aylık net 4.253 TL'lik asgari ücretin altında gelirle yaşayan ve eğitim kurumlarına devam eden çocuğu olan gönüllü 10 anneden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde tematik analiz metodu kullanılmış, anlatılarda ne söylendiğine ne anlatıldığına odaklanılmış, tematik içeriklere tümevarımsal bir yaklaşımla ulaşılmıştır. Bulgular kadın yoksulluğu ve gündelik hayata yansımaları, kadınların yoksullukla mücadelede kullandıkları çözüm yolları, annelerin deneyimlerine göre yoksulluk ve eğitim, içselleştirilmiş yoksulluk kültürü ve eğitim olmak üzere belirlenen dört tema başlığı altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda annelerin, çocuklarının fiziksel, bilişsel ve davranışsal gelişimlerini sağlıklı olarak tamamlayabilecek kaynaklara ulaşmak için mücadele ettikleri, sosyoekonomik seviyelerindeki düşüklüğün öğrencilerin eğitim yaşamlarını olumsuz etkilediği ancak bazı çocukların dezavantajlı yaşam şartlarının getirdiği zorlukların üstesinden gelebilecekleri aracı kaynaklar özellikle annelerin beceri ve gücü vasıtasıyla başarılı olabildikleri görülmüştür.
Öğretmenlerin mesleki idealizmlerinin ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin örgütsel uyuma etkisi
Bu araştırmada öğretmenlerin mesleki idealizm düzeyleri ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin örgütsel uyuma etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda kişisel bilgi formu aracılığıyla toplanan bazı demografik değişkenlerin öğretmenlerin mesleki idealizm düzeylerine, örgütsel sosyalleşme düzeylerine ve örgütsel uyum düzeylerine ilişkin algılarında anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığı da araştırmanın bir diğer önemli amaçlarından biridir. Araştırmanın örneklemini basit tesadüfi örneklem yöntemi ile belirlenmiş ve Düzce il merkezinde resmi okullarda çalışan 488 öğretmen oluşturmakta olup ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri çevrimiçi yöntem ile toplanarak 4 ayrı ölçekten yararlanılmıştır. Öğretmenlerin demografik ve mesleki bilgilerini toplamak amacıyla "kişisel bilgi formu", Can, Yıldırım, Bedir ve Atalmış (2019) tarafından geliştirilen "İdealist Öğretmen Ölçeği", Erdoğan ve Dönmez (2019) tarafından geliştirilen "Örgütsel Sosyalleşme Ölçeği" ve Piasentin (2007) tarafından geliştirilmiş olan ölçekten esinlenerek Uçan (2019) tarafından oluşturulan "Örgütsel Uyum Ölçeği" araştırmada kullanılan ölçeklerdir. Öğretmenlerin mesleki idealizm, örgütsel sosyalleşme ve örgütsel uyum düzeylerinin hepsinin orta noktanın üzerinde yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğretmenlerin demografik ve mesleki bilgi değişkenleri arasındaki farklar incelendiğinde; örgütsel sosyalleşme düzeylerinde cinsiyet, sendikaya üyelik durumu, okuldaki çalışma süresi değişkenlerinde, örgütsel uyum düzeylerinde ise okuldaki çalışma süresi, okullarındaki öğretmen sayısı, okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik düzeyi değişkenlerinde anlamlı farklar tespit edilmiştir. Öğretmenlerin uyum düzeyini artırabilmek için, aynı okulda çalışma sürelerini uzatacak, okulların öğretmen sayılarını belli bir sınırda tutacak tedbirler alınabilir. Yapılan korelasyon testine ilişkin bulgularda öğretmenlerin mesleki idealizm düzeyleri ile örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasında, mesleki idealizm düzeyleri ile örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasında ve örgütsel sosyalleşme düzeyleri ile örgütsel uyum düzeyleri arasında orta düzeyde anlamlı farklar tespit edilmiştir. Mesleki idealizm ve örgütsel sosyalleşme değişkenlerinin örgütsel uyum değişkeninin anlamlı yordayıcısı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Öğretmen denetimlerinin öğretmen, okul müdürü ve eğitim müfettişi görüşlerine göre değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı devlet okullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin, okul müdürlerinin ve müfettişlerin okul müdürlerinin öğretmen denetimi görevleri hakkındaki düşüncelerini ortaya koymaktır. Yöntem: Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Sakarya ilinde görev yapmakta olan öğretmenler, okul müdürleri ve müfettişler oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırmalarda sıklıkla tercih edilen örnekleme tekniklerinden biri olan amaçlı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Bu örnekleme tekniğinde araştırmacı tarafından evreni en iyi temsil ettiği düşünülen bireyler tercih edilmektedir. Araştırmanın katılımcıları okul müdürü tarafından denetlenmiş olan beş öğretmen, kendileri müfettiş tarafından denetlenmiş ve öğretmen denetimi gerçekleştirmiş beş okul müdürü ve beş müfettiştir. Veri toplama sürecinde yapılandırılmamış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların kendilerini rahat ifade edebilmeleri ve çok yönlü veri elde edebilmek amacıyla yapılandırılmamış görüşme formu tercih edilmiştir. Katılımcıların görüşleri kendi tercihleri doğrultusunda yazılı olarak veya ses kaydı yöntemi ile alınmıştır. Sonrasında ses kaydının transkipsiyonu gerçekleştirilmiş ve katılımcıların onayı alınmıştır. Katılımcıların beyanı içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bulgular: Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenler; müdür ile sürekli iletişim halinde olmaları, müdürlerin kendilerini çok yönlü tanıması ve çalışmalarını yakından takip edebilmesi, sürekli rehberliğinden faydalanabilmesi gibi sebeplerle okul müdürlerinin öğretmen denetimini tercih etmektedirler. Okul müdürleri ise; öğretmen denetimi görevlerinin kendilerine güç ve otorite sağlaması, dış denetimin rehberlik yönünün yeterli olmaması ve strese sebep olması gibi sebeplerle okul müdürlerinin öğretmen denetimi faaliyetlerini olumlu bulmaktadırlar. Müfettişler ise okul müdürlerinin denetim alanında eğitim yeterliğinin olmaması, rehberlik konusunda yetkin olmadıklarını düşünmeleri ve kişisel ilişkilerden kaynaklanan taraflılığın denetime olumsuz etki edeceği düşünceleriyle okul müdürlerinin öğretmen denetimi faaliyetlerini olumsuz değerlendirmektedirler. Sonuç ve Öneriler: Eğitimin kalitesinin yükseltilebilmesi için denetim faaliyetleri ve etkinlikleri artırılmalıdır. Denetim faaliyetleri kontrolcü-yargılayıcı faaliyetten çok rehberlik sağlayıcı bir yapıya büründürülmelidir. Elde edilen verilere göre okul müdürleri ve öğretmenler denetime yönelik eğitime ihtiyaç duymaktadırlar. Gerekli yetkinliğin elde edilmesi için lisansüstü eğitimler, hizmet içi eğitimler, seminerler sağlanmalıdır. Okul müdürlerine teorik eğitimin yanı sıra pratik eğitimler sağlanmalıdır. Ayrıca ders denetimlerine ilişkin mevzuat güncellenmeli, standartlar belirlenmeli, yapılacak denetim faaliyetleri, bu faaliyetleri gerçekleştirme yöntem ve teknikleri, zamanı gibi detaylar açık şekilde ortaya konulmalıdır. Ödül ve ceza sistemi getirilerek öğretmenleri teşvik edici denetim uygulamaları yerleştirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Denetim, öğretmen denetimi, okul müdürü denetimi, müfettiş denetimi
Eğitim eşitsizliklerinin sınıf içi pratiklere ve öğrencilerin gelişim alanlarına yansımaları
Toplumsal eşitsizlikler, toplumsal bir alan olan eğitim alanını da etkilemektedir. Eğitim alanının iki önemli aktörü olan öğrenci ve öğretmenler, söz konusu eşitsizliklerden yoğun bir şekilde etkilenmektedir. Bu amaçla araştırmada eğitim eşitsizliklerinin sınıf içi pratiklere ve öğrenci gelişim alanlarına yansımaları incelenmiştir. Araştırma kapsamında 2021-2022 eğitim öğretim yılında Düzce ilinde çeşitli okul türü ve kademesinde görev yapan 25 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşme formu ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada toplanan veriler, içerik analizine ve yorumlayıcı fenomenolojiye tabi tutularak çözümlenmiştir. Araştırmada sınıf ortamında dezavantajlı konumda yer alan parçalanmış aile mensubu, engelli, gelişim geriliği olan, okul dışında çalışmak zorunda kalan, yoksul ve yoksun bırakılmış çocukların sınıf içi pratiklere katılımlarına ve gelişim alanlarındaki durumlarına odaklanılmıştır. Araştırma sonucunda dezavantajlı öğrencilerin ailelerinden miras edindikleri kümülatif sermaye hacminin yetersizliği nedeniyle sınıfa ve okula uyum sağlayamadıkları, düzen bozucu ve kural tanımaz davranışlar gösterdikleri, öğrenme-öğretme faaliyetlerine aktif katılamadıkları, akademik ve kişilik gelişim alanları başta olmak üzere tüm gelişim alanlarında akranlarına göre gelişim süreçlerinin negatif ve ağır seyrettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin sınıf içerisinde eşitsizlikler ile mücadelede zorlandıkları da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültürel sermaye, kümülatif sermaye, toplumsal eşitsizlik, eğitim eşitsizliği, dezavantajlı öğrenciler
Öğretmenlerin örgütsel destek, duygusal emek, psikolojik sermaye ve örgütsel adanmışlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Araştırma sonucunda öğretmenlerin örgütsel destek algılarının "Katılıyorum'' düzeyinde olduğu, Öğretmenlerin duygusal emeklerinin "Kararsızım'' düzeyinde olduğu, Psikolojik sermaye düzeylerinin "Tamamen Katılıyorum'' düzeyinde olduğu, Örgütsel adanmışlık düzeylerinin de "Tamamen Katılıyorum'' düzeyinde olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre erkek öğretmenlerin kadınlara göre örgütsel destek düzeyi ve duygusal emek düzeyi, yüzeysel rol yapma, derinden rol yapma davranışlarının daha yüksektir. Kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre doğal duygular düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Erkek öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri kadın öğretmenlere göre daha yüksektir. Örgütsel adanmışlığın cinsiyete göre farklılaşmadığı saptanmıştır. Yöneticisi yüksek lisans mezunu olan öğretmenlerin lisans mezunu olan öğretmenlere göre örgütsel desteklerinin daha fazla olduğu görülmektedir. Lisans mezunu öğretmenlerin yüksek lisans mezunu öğretmenlere göre özyeterlilik düzeyinin daha fazla olduğu görülmektedir. Öğretmenlerinin örgütsel destek düzeylerinin çalıştıkları okul kademesine göre anlamlı şekilde farklılaşmamaktadır. İlkokulda çalışan öğretmenlerin lisede çalışan öğretmenlere göre duygusal emek, düzeylerinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ortaokul kademesinde çalışan öğretmenlerin derinden rol yapma davranışları okulöncesi kademesinde çalışan öğretmenlere göre anlamlı şekilde daha yüksektir. İlkokul kademesinde çalışan öğretmenlerin okul öncesi kademesinde çalışan öğretmenlere göre iyimserlik düzeyinin anlamlı şekilde daha yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. İlkokul kademesinde çalışan öğretmenlerin ortaokul kademesinde çalışan öğretmenlere göre örgütsel adanmışlık düzeyinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Mesleki kıdemi 21 yıl üstü olanların 1-10 yıl kıdemi olanlara göre duygusal emek, derinden rol yapma, psikolojik sermaye, umut düzeyleri anlamlı şekilde daha yüksektir. Sınıf öğretmenlerinin rehberlik branş öğretmenlerine göre yüzeysel ve derinden rol yapma, düzeylerinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adanmışlık düzeylerinin branş öğretmenlerine göre anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görülmektedir. Sözel ders öğretmenlerinin rehberlik branşına göre mesleğe bağlılık düzeylerinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Örgütsel destek ile psikolojik sermayenin genel toplamı ve alt boyutları olan özyeterlik, umut dayanıklılık ve iyimserlik arasında pozitif yönlü zayıf düzeyde ve anlamlı bir ilişki söz konusudur. Psikolojik sermaye ve örgütsel adanmışlık arasında orta düzeyde, pozitif yönlü, anlamlı ilişki vardır. Psikolojik sermaye, duygusal emek, örgütsel destek ve örgütsel adanmışlık arasında pozitif yönlü, zayıf ve anlamlı ilişki vardır. Her üç değişken bir arada iken bağımlı değişken üzerinde anlamlı bir yaratıcılık düzeyine sahiptir. Her üç değişkenin bağımlı değişkeni yordama düzeyi %19.3'tür.
Ortaöğretim öğrencilerinde başarı yönelimi, algılanan ebeveyn desteği ve başarı baskısı ile akademik motivasyon arasındaki ilişki
Bu araştırmanın temel amacı ortaöğretim öğrencilerinin başarı yönelimi, algıladıkları başarı için ebeveyn desteği ve başarı baskısı ile akademik motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Çalışma, nicel araştırma metodolojisi içerisinde tasarlanmıştır. İlişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmada uygun örneklem tercih edilmiştir. 2021-2022 eğitim öğretim yılında veriler yüz yüze toplanmıştır. Sakarya ili Kaynarca ilçesinde bulunan 3 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören öğrencilerden Likert tipi ölçeklerle veriler elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu toplamda 707 öğrenci meydana getirmektedir. Araştırmanın verileri toplandıktan sonra SPSS 25 ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistiklerden, parametrik fark testlerinden, Pearson Korelasyon analizinden ve çoklu regresyondan yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, ortaöğretim öğrencilerinin başarı yönelimlerinin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Akademik başarı için ebeveyn desteği yükseğe yakın düzeyde iken, ebeveyn baskısı orta düzeydedir. Öğrencilerin akademik motivasyonları orta düzeydedir. Öğrencilerin başarı yönelimleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı fark bulunmakta, anne-babanın çalışma durumuna göre ise fark bulunmamaktadır. Öğrencilerin evde çalışma odalarının ve bilgisayarlarının olmasıyla başarı yönelimi arasında anlamlı fark vardır, evde internetlerinin olmasıyla başarı yönelimi arasında anlamlı fark yoktur. Anne-babanın tutumları ile öğrencilerin başarı yönelimi arasında anlamlı fark vardır. Öğrencilerin sınıf düzeyleri ile başarı yönelimi arasında anlamlı fark yokken, okul türü arasında anlamlı fark vardır. Öğrencilerin kendilerini başarılı görmeleri ile başarı yönelimi arasında anlamlı fark vardır. Benzer sonuç ailelerin öğrencileri başarılı görmeleri ile başarı yönelimleri arasında da vardır. Çalışmaya ayrılan günlük süreyle başarı yönelimi arasında anlamlı farklılık vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin cinsiyeti arasında anlamlı fark vardır. Ebeveynlerin çalışma durumu ile başarı için ebeveyn desteği ve baskısı arasında anlamlı fark yoktur. Çalışma odasına sahip olma ile başarı için ebeveyn desteği arasında anlamlı fark varken başarı için ebeveyn baskısı arasında anlamlı fark yoktur. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin bilgisayara ve internete sahip olmaları arasında anlamlı fark yoktur. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile ebeveynlerin tutumları arasında anlamlı fark vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin sınıf düzeyi arasında anlamlı fark yokken okul türü ile arasında anlamlı fark vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin kendilerini başarılı görmeleri ve ailelerin başarılı görmeleri arasında anlamlı fark vardır. Başarı için ebeveyn desteği ve baskısı ile öğrencilerin çalışmaya ayırdıkları günlük ortalama süre arasında anlamlı fark vardır. Akademik motivasyonla öğrencilerin cinsiyetleri arasında anlamlı fark yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin annelerinin çalışması arasında anlamlı fark yokken babalarının çalışması arasında anlamlı fark vardır. Akademik motivasyonla öğrencilerin çalışma odasına, bilgisayar ve internete sahip olmaları arasında anlamlı farklılık yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin annelerinin tutumları arasında fark varken, babalarının tutumları arasında anlamlı fark yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin sınıf düzeyi ve okul türü arasında anlamlı fark yoktur. Akademik motivasyonla öğrencilerin çalışmaya ayırdıkları günlük süre arasında anlamlı farklılık vardır. Başarı yönelimiyle ebeveyn desteği arasında pozitif, orta düzeyde ilişki varken ebeveyn baskısıyla başarı yönelimi arasında düşük düzeyde, negatif ilişki vardır. Başarı yönelimi ile akademik motivasyon arasında pozitif, orta düzey ilişki vardır. Ebeveyn desteğiyle akademik motivasyon arasında düşük düzeyde, pozitif ilişki vardır. Bağımsız değişkenler, bağımlı değişkeni anlamlı şekilde açıklamaktadır.
Ortaöğretim kurumu okul müdürlerinin liderlik becerilerini geliştirmeye yönelik davranışları
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim kurumu okul müdürlerinin liderlik becerilerini geliştirmeye yönelik davranışlarını araştırmaktır. Böylece mevcut ve yeni atanan ortaöğretim kurumu okul müdürlerine, liderlik becerilerini geliştirme konusunda rehberlik edecek bir çalışma oluşturulacaktır. Bu yönüyle yapılan çalışma önemlidir. Literatürde okul müdürlerinin liderlik becerilerini geliştirme davranışları konusunda başkaca bir çalışma olmaması ve araştırmanın bu konuda yeni çalışma yapacaklara yol gösterici nitelikte olması nedeniyle ayrıca önem arz etmektedir. Bu çalışma nitel yöntemlerden tekli durum çalışması modelinde yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu oluştururken gönüllülük esasına dayalı kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılmıştır. Bireysel görüşme tekniği ile araştırma verileri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanırken literatür taraması yapılmış ve uzman görüşüne başvurulmuştur. Görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Ortaöğretim kurumu okul müdürlerinin liderlik becerilerini geliştirmeye yönelik davranışlarının belirlenmesine için yapılan bu çalışmanın sonucunda; okul müdürlerinin çoğunun kendilerini eğitim lider olarak yetiştirebilecekleri ve geliştirebilecekler imkânların var olduğu, okul müdürlerinin liderlik becerilerini bireysel gelişim etkinlikleri, formal-informal eğitimler ve gelişim etkinlikleri yoluyla geliştirebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Bireysel gelişim etkinliklerinin kolay ulaşılabilir olması zaman mekân kısıtlamasının olmaması nedeniyle çokça ifade edildiği, gelişim açısından tecrübenin çok önemli olduğu, tecrübenin yaparak yaşayarak öğrenme ve sosyal gelişim etkinlikleri (meslektaş dayanışması, tecrübe paylaşımı, yönetici gözlem, fikir teatisi) ile sağlandığı, lider yetiştirme ve liderlik gelişiminde formal-informal eğitimlerin ve çalışmaların sıklıkla dile getirildiği, profesyonel gelişim olanaklarının (mentorluk, koçluk) liderlik gelişimi açısından önemli olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışmanın ortaya çıkan diğer sonuçları arasında okul müdürlerinin bir kısmının kendisini yöneticilik, bir kısmının kendisini liderlik ve diğer bir kısmının ise kendisini mevcut duruma göre lider, müdür ya da yönetici rollerini kullanan durumsal davrananlar rolünde gördüğü, eğitim liderliği yapacak okul müdürlerinin de bir takım kişisel, sosyal ve yönetsel özellikleri taşıması gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Okul yöneticilerinin karar alma stratejileri ile karar alma süreçlerinde iç ve dış paydaşların rolü
Bu araştırmada okul müdürlerinin karar alma aşamasında karara etki eden iç ve dış çevresel faktörleri tespit ederek uygulayıcılara ve alanyazına katkı sağlanması amaçlanmaktır. Araştırma, nitel türde betimsel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda araştırmanın çalışma grubunu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya Gazipaşa İlçesinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı eğitim kurumlarında, 2021-2022 öğretim yılında görev yapmakta olan her kademede görevli 22 okul müdürleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme formu eğitim yönetimi alanında üç uzman görüşüne başvurularak araştırmacılar tarafından geliştirilerek kullanılmıştır. Katılımcılar tarafından kodlar ve temalar tutarlılık gösterecek şekilde belirlenmiştir. Bu kodlar ve temalar düzenlenerek frekans tablosu elde edilerek bulgular tanımlanmış ve yorumlanmıştır. Ayrıca bireylerin görüşlerini olduğu gibi yansıtmak için sık sık doğrudan alıntılara yer verilmiştir.Araştırma kapsamında katılımcılara yöneltilecek açık uçlu sorular öncelikle alanyazın taranarak ve araştırmanın çalışma grubunda yer almayan dört okul müdürüne yöneltilerek görüşleri alınmıştır. Okul müdürlerinin karar alırken etkilendikleri özellikle baskı ve tesir altında kaldıkları çevresel, öğretmen ve öğrenci ve çevre kaynaklı faktörleri ortaya çıkarmak amacıyla okul müdürleri ile yüz yüze görüşmeler yapılarak yarı yapılandırılmış görüşme formları uygulanmıştır. Elde edilen veriler içerik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre okul müdürlerinin. Karar verme sürecinde öğrenci kaynaklı; aile yapısı ve sosyoekonomik durum, öğretmen kaynaklı; kurumsal aidiyet ve değer görme, çevresel kaynaklı; sosyoekonomik durum, kültürel etkenler ve fiziki sosyal koşulların etkili olduğu görülmektedir. Ayrıca okul müdürlerinin görev önceliklerinin ilk sırasında, okul amaçlarını gerçekleştirme yer almaktadır. Diğer öncelikli görevler ise sınav başarısı, kaliteli eğitim ve öğretmenlerin iş doyumudur. Okul müdürlerinin, karar alma süreçlerini etkileyen faktörlerin ilk sırasında yasa ve yönetmelikler yer almaktadır. Okul müdürleri, karar alma süreçlerini etkileyen diğer faktörleri, öğretmen ve müdür yardımcılarının görüş ve önerileri, okulun eğitim amaçları şeklinde ifade etmektedir Uygulayıcılara; çevresel unsurların kültürel değerlerini dikkate almaları ve tüm paydaşları karar verme sürecine dâhil ederek çoğunluğun benimseyebileceği kararlar almaları önerilebilir. Araştırmacılara ise okul yöneticilerinin karar vermelerini etkileyen diğer unsurları da içeren nicel ve nitel karma desende çalışmalar yapmaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul yönetimi, baskı grupları, okul-çevre ilişkileri, karar alma
Ebeveyn başarı baskısının ortaöğretim öğrencilerinin akademik stres ve okul tükenmişliği düzeylerine etkisi
Bu çalışmada ortaöğretim öğrencilerinin eğitim-öğretim süreçleri için büyük risk oluşturan akademik stres ve okul tükenmişliği kavramlarını anlamada ebeveyn başarı baskısının rolü incelenmiştir. Araştırmanın yürütülmesinde, nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini amaçsal belirleme yöntemi tercih edilerek oluşturulan Düzce il merkezindeki sınavla öğrenci alan 3 okulda öğrenim gören 983 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri, gerekli yasal izinlerin alınmasından sonra Ebeveyn Akademik Başarı Baskısı ve Desteği Ölçeği, Akademik Beklentilere Yönelik Stres Envanteri Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Okul Tükenmişlik Ölçeği olmak üzere dört ölçek kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin çözümlenmesinde bağımsız gruplar için t-testinden, ANOVA, Pearson Korelasyonu ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda ele edilen bulgulara göre araştırmaya katılan ortaöğretim öğrencilerinin orta düzeyde bir ebeveyn başarı baskısına maruz kaldıkları görülmektedir. Başarı baskısı çeşitli değişkenler açısından incelenmiş ve erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha çok başarı baskısına maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Sınıf değişkenine göre baskı en yüksek onuncu sınıfta görülürken sırasıyla dokuzuncu, on birinci ve on ikinci sınıf şeklinde azalarak devam etmektedir. Öğrenciler günlük ders çalışma süresine göre değerlendirildiğinde başarı baskısı en çok hiç ders çalışmayan öğrenciler üzerinde görülürken ders çalışma süresi arttıkça öğrenciler üzerindeki başarı baskısının azaldığı anlaşılmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeyi ile başarı için ebeveyn baskısı arasında anlamlı farklılık bulunmamaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin gelecek kaygısıdurumu ile başarı için ebeveyn baskısı arasında anlamlı farklılık bulunmuş olup ebeveyn baskısı geleceğinden kaygı duyan öğrenciler üzerinde anlamlı şekilde daha fazladır. Araştırmadan elde edilen diğer sonuçlara göre ortaöğretim öğrencilerinin aile-öğretmen beklentileri, kendine ilişkin beklentiler alt boyutları ve akademik stres genel ortalaması düzeylerinin orta değerin üzerinde olduğu görülmektedir. Cinsiyete göre kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha çok akademik stres yaşadığı görülürken sınıf değişkenine göre sadece kendine ilişkin beklentiler alt boyutunda anlamlı farklılık vardır ve öğrenciler en fazla onuncu sınıfta akademik stres yaşarken en az dokuzuncu sınıfta yaşamaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin ortalama ders çalışma süreleri ile akademik stresin ilk alt boyutu olan aile-öğretmen beklentileri arasında pozitif yönlü ilişki bulunmaktadır. Ders çalışma süresi arttıkça aile ve öğretmen beklentilerinin de arttığı ve öğrenci üzerindeki akademik stresin artmasına neden olduğu görülmüştür. Ortaöğretim öğrencilerinin not ortalamaları ile akademik stres arasında anlamlı farklılık bulunmazken anne ve babanın eğitim düzeyi arttıkça akademik stresin düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. Ortaöğretim öğrencilerinin gelecek kaygısı durumu ile akademik stres arasındaki farklılık incelendiğinde anlamlı farkın gelecek kaygısı taşıyan öğrenciler üzerinde olduğu görülmektedir. Araştırmada elde edilen diğer bir bulguya göre araştırmaya katılan ortaöğretim öğrencilerinin orta düzeyde bir okul tükenmişliği yaşadıkları görülmekte olup kız öğrencilerin okul tükenmişliği düzeyi daha yüksektir. Öğrencilerin sınıf seviyesi arttıkça tükenmişlik düzeylerinin de arttığı görülmektedir. Ortaöğretim öğrencilerinin not ortalamaları ile okul tükenmişliği arasındaki ilişki incelendiğinde tükenmişlik en az not ortalaması yüksek öğrencilerde görülürken en fazla not ortalaması düşük olan öğrencilerde görülmektedir. Öğrencilerin günlük ders çalışma süreleri ile okul tükenmişliği arasındaki ilişki incelendiğinde tükenmişlik en az günlük hiç ders çalışmadığını belirten öğrencilerde görülmektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeyleri ile okul tükenmişlikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Son olarak gelecek kaygısı taşıyan öğrencilerin okul tükenmişliği düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmadaki değişkenlerin birbirleriyle olan ilişkileri incelendiğinde ebeveyn başarı baskısı ile akademik stres arasında pozitif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı ve düşük düzeyde, ebeveyn baskısı ile okul tükenmişliği arasında pozitif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı ve orta düzeyde, akademik stres ile okul tükenmişliği arasında pozitif yönlü, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ebeveyn başarı baskısı ve akademik stresin okul tükenmişliğini yordama düzeyi %12,2 olarak tespit edilmiştir.
Öğretmenlerin rekabetçi tutum düzeylerinin belirlenmesi ve mesleki rekabete etki eden faktörlerin incelenmesi
Rekabet, diğer tüm örgütlerde olduğu gibi eğitim örgütleri içerisinde de kendini giderek daha fazla hissettirmeye başlamış bir olgudur. Bu araştırmada, öğretmenlerin rekabetçi tutum düzeylerini belirlemek ve mesleki rekabetlerine etki eden faktörleri incelenmesi amaçlanmıştır. Aynı zamanda araştırmada; öğretmenlerin rekabetçi tutum düzeylerinin çeşitli bağımsız değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğinin ve mesleki rekabetin okula, öğretmenlere, velilere, öğrencilere, mesleki pratiklere yansımalarının nasıl olduğunun incelenmesi de amaçlanmıştır. Bu amaç bağlamında araştırmada, problem durumu hakkında daha kapsamlı bulgular elde edilebilmesi, çalışmanın çeşitli yönlerinin araştırılması ve araştırmacının daha açık bir bakış açısına sahip olabilmesi için nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem ve desen olarak açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında betimsel tarama modeli, nitel kısmında ise nitel içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen, 2022- 2023 eğitim-öğretim yılı, Düzce il merkezindeki resmi ve özel okullarda görev yapan 401 okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel verileri desteklemek amacıyla nitel çalışma grubunu, amaçlı örnekleme yöntemi çeşitlerinden maksimum çeşitlilik ve ölçüt örneklemesi ile belirlenen evren içerisindeki 16 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada nicel verileri toplamak amacıyla, katılımcıların demografik değişkenlerini belirleyebilmek için tasarlanan Kişisel Bilgi Formu ile öğretmenlerin mesleki rekabet düzeylerini belirleyebilmek için Kahveci (2021) tarafından geliştirilen Öğretmenlerde Rekabetçilik Ölçeği kullanılmıştır. Nitel verileri toplamak amacıyla, katılımcıların demografik bilgilerini de içeren Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin mesleki rekabet algı düzeylerinin orta düzeyde kararsızım seviyesinde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin mesleki rekabet algıları ile cinsiyetleri arasında erkek öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırmada mesleki rekabet ile öğretmenlerin çalıştıkları; okul türü, okul kademesi, okullardaki velilerin Türkiye şartlarına göre ortalama sosyoekonomik düzeyleri, öğretmenlerin yaş aralıkları ve mesleki kıdemleri ile mesleki rekabet arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin çalıştıkları okullardaki öğretmen sayısı, öğrenci sayısı ve ortaöğretim türü ile mesleki rekabet arasında da anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca nitel verilerden elde edilen veriler, rekabetin en yoğun yaşandığı branş olarak ilk sırada sınıf öğretmenliğini ikinci sırada ise okul öncesi öğretmenliğini göstermektedir. Rekabeti ortaya çıkaran faktörler; kişilik özellikleri, takdir görme ihtiyacı, veli profili, okul ortamı, sosyal medya paylaşımları, öğrenciden kaynaklı faktörler, mesleki özellikler, etiketlenme korkusu, mesleki doyum elde etme ve veli baskısı olarak görülmektedir. Mesleki rekabetin; öğretmenlerin mesleki pratiklerine olumlu yansıması, olumsuz yansımasına göre daha seyrek şekilde, velilere yansıması olumlu anlamda; değişim ve yenilik ile özveri şeklinde görülmektedir. Olumsuz anlamda; öğretmenin işine karışma, kıskançlık ve huzursuzluk ile çocukları karşılaştırma şeklinde ortaya çıkmaktadır. Rekabetin, öğrencilere yansıması, olumlu anlamda; akademik başarıyı arttırma ve motivasyon sağlama şeklinde kendini göstermektedir. Olumsuz anlamda ise; üstün performans beklentisi, hayal kırıklığı ve yarışçı davranışlar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Rekabet, öğretmenler arasındaki ilişkilere, olumlu anlamda aralarındaki paylaşımı arttırma şeklinde yansırken, olumsuz anlamda ise; meslektaşlar arası ilişkilerin bozulması, meslektaşların birbirini küçümsemesi, etkinlikleri saklama ve etkinliklerde birbirlerini taklit etme şeklinde yansıdığı görülmektedir.
Okul yaşam kalitesinin okula yabancılaşmaya etkisinde sosyal adaletin aracılık rolü
Bu tez, lise öğrencilerinin okul yaşam kalitelerinin okula yabancılaşmaya etkisinde sosyal adaletin aracılık rolünün olup olmadığını inceleyen nicel bir araştırmadır. Araştırma, genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Düzce ilinde Anadolu liseleri, meslek liseleri, imam hatip liseleri ve güzel sanatlar lisesinde öğrenim görmekte olan 9., 10., 11. ve 12. sınıf öğrencilerine toplam 899 adet ölçek uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Okul Yaşam Kalitesi Ölçeği", "Okullarda Sosyal Adalet Ölçeği" ve "Okula Yabancılaşma Ölçeği" kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda öğrencilerin okul yaşam kalitesi, okula yabancılaşma ve okullarda sosyal adalet algılarının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Fark testlerine ilişkin bulgularda, okul yaşam kalitesi cinsiyete, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine göre anlamlı farklar elde edilmemişken, sınıf düzeyine göre incelendiğinde 9. sınıf öğrencilerinin okul yaşam kalitesi algıları daha yüksek bulunmuştur. Okul türüne göre incelendiğinde de Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin okul yaşam kalitesine ilişkin algılarının diğer lise türlerine nazaran daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Okullarda sosyal adalet ölçeğinden elde edilen bulgulara göre cinsiyet, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi sosyal adalet algısı için anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Sınıf seviyesine bakıldığında 12. sınıf öğrencilerinin sosyal adalet algıları 10. sınıf öğrencilerinden, 9. sınıf öğrencilerin sosyal adalet algıları ise 10. sınıf öğrencilerinden anlamlı bir şekilde farklılaşmıştır. Okul türüne göre bakıldığında Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin sosyal adalet algıları Meslek Lisesi öğrencilerinden daha yüksek bulunmuştur. Okula yabancılaşma ölçeği sonuçlarını cinsiyete göre incelendiğinde erkek öğrencilerin okula yabancılaşmanın alt boyutlarından "Güçsüzlük" aritmetik ortalamasının kızlardan daha yüksek olduğu yani erkek öğrencilerin daha fazla "güçsüzlük" algıladığı ve "Sosyal Uzaklık" alt boyutunda ise kız öğrencilerin daha fazla "sosyal uzaklık" yaşadığı tespit edilmiştir. Sınıf düzeyine göre bakıldığında 12.,11. ve 10. sınıfa giden öğrencilerin okula yabancılaşma algıları 9. sınıfa giden öğrencilerinden yüksek bulunmuştur. Okul türüne bakıldığında Anadolu Lisesi, İmam Hatip Lisesi ve Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin okula yabancılaşma algıları Meslek Lisesi öğrencilerinden fazla bulunmuştur. Baba eğitim düzeyine göre anlamlı bir fark ortaya çıkmazken, annesi lisans mezunu öğrencilerin annesi ortaokul mezunu öğrencilere göre daha fazla yabancılaşma algıladıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın amacı olan aracılık rolüne ilişkin ise okul yaşam kalitesi ile okullarda sosyal adalet arasında pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Okul yaşam kalitesi ve okula yabancılaşma arasında negatif yönlü, orta düzeyde, anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Regresyon analizleri sonucunda okul yaşam kalitesi ve okullarda sosyal adalet değişkenlerinin okula yabancılaşmayı yordama düzeyi %14,4 bulunmuştur. Bağımsız değişkenlerden sadece okul yaşam kalitesi bağımlı değişkeni anlamlı yordama gücüne sahiptir. Okullarda sosyal adalet değişkeninin okula yabancılaşmayı yordamadaki etkisinin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir.
Göçmen öğrencilerin yoğun olduğu okullarda okul ve sınıf yönetiminde karşılaşılan durumların incelenmesi
Bu araştırmada göçmen öğrencilerin yoğun olduğu okullarda okul ve sınıf yönetiminde karşılaşılan durumlar incelenmiştir. Araştırma ile göçmen öğrencilerin eğitim sürecinde karşılaşılan engelleri, başarılı olmalarını etkileyen faktörleri ve destek duydukları durumları anlamak hedeflenmiştir. Araştırma sonuçlarının eğitim yöneticilerine, öğretmenlere ve ilgili paydaşlara göçmen öğrencilerin okula uyum sürecinde ve akademik başarılarının artmasında etkili yöntemler geliştirme konusunda rehberlik sunması amaçlanmaktadır. Araştırmada 2022-2023 eğitim öğretim yılında Düzce ili Merkez ilçesinde göçmen öğrencilerin yoğun olduğu okullarda görev yapan 5 okul yöneticisinin ve 11 öğretmenin yüz yüze görüşülerek görüşleri alınmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu üzerinden yapılan görüşmeler içerik analizi yöntemiyle yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre olumsuz durumlar daha fazla olsa da olumlu durumlar ile de karşılaşılmıştır. Araştırma sonuçları göçmen öğrencilerin okul ve sınıf yönetimine olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğunu, göçmen öğrenciler ile diğer öğrenciler arasındaki ilişkilerin okul yönetimine yansıyan olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğunu, göçmen öğrencilerin akademik performansının okul ve sınıf yönetimine olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğunu, göçmen öğrencilerin okula olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğunu, göçmen öğrenciler ile ilgili yaşanan sorunların pedagojik, yönetsel ve sosyal olduğunu, okul yöneticilerinin göçmen öğrencilere yönelik yönetsel çalışmalarda bulunduklarını göstermektedir. Göçmen öğrencilerin okul ve sınıf yönetimine iletişim engelleri, sınıf kurallarına aykırı davranışlar, şiddet, derse katılımda zorluklar, gruplaşma, müfredatı işlemeyi zorlaştırma, dikkat dağınıklığı gibi olumsuz etkileri bulunurken, dil öğrenimine bağlı kolaylıklar, yetenekleri keşfetme, çok kültürlülük, empati yapma, öğretmenlerin öğretim tekniklerinde değişiklik yapması gibi olumlu etkileri olduğu da belirlenmiştir. Göçmen öğrenciler ve diğer öğrenciler arasındaki ilişkiler incelendiğinde akran şiddeti, dışlanma ve etiketlenme, velilerden olumsuz tepkiler şeklinde olumsuz durumların olduğu, ayrıca empatiyi öğrenme, kültürel etkileşim, akran öğrenmesi gibi olumlu durumların da olduğu belirlenmiştir. Göçmen öğrencilerin akademik performansı incelendiğinde dil engelinden kaynaklı zorluklar, motivasyon düşüklüğü gibi olumsuz durumlar görülürken, bazı göçmen öğrencilerin akranlarından başarılı olmaları gibi olumlu durumlar da görülmüştür. Göçmen öğrencilerin okula etkileri incelendiğinde ise bazı velilerin olumlu bazı velilerin de olumsuz tutumlar sergileyerek okul iklimini olumlu veya olumsuz etkiledikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi kademesi yöneticilerinin ideal yönetsel özellikleri
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin görüşlerine göre okul öncesi kurum yöneticilerinin ideal yönetsel özelliklerini ortaya koymaktır. Aynı zamanda ideal yönetsel özelliklerin okula, öğrenci ve öğretmenlere olan yansımalarının da nasıl olduğunu ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan yöneticilerin ideal yönetsel özelliklerine ilişkin görüşlerini derinlemesine incelemek amaç edinildiğinden nitel araştırma yöntemi içinde yer alan olgubilim deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Düzce ilinde okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 10 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinden elde edilen veriler ışığında üç ana tema altında bulgulara ulaşılmıştır. Bunlar, "Okul Öncesi Yöneticisinin İdeal Yönetsel ve Kişisel Özellikleri", "İdeal Özelliklere Sahip Okul Öncesi Yöneticisinin Sunduğu Destek Türleri ve Kaynaklar" ve "İdeal Yönetsel Özelliklerinin Okula Yansıması" şeklindedir. Elde edilen bulgulara bakıldığında ilk tema altında ideal özelliklere sahip okul öncesi yöneticisinden beklenen yönetsel özellikler kapsamında en belirgin faktör "pedagojik yeterlikler" olarak dikkat çekmektedir. Kişisel özellikleri kapsamında ise "iletişim becerileri" olarak ortaya çıkmıştır. İkinci tema altında okul öncesi yöneticisinden beklenen destek ve kaynak sağlama kapsamında "eğitsel kaynak sağlama" ve "maddi-fiziksel kaynak sağlama" bulgularına ulaşılmıştır. Son tema olan Okul Öncesi Yöneticisinin İdeal Yönetsel ve Kişisel Özelliklerinin Okula Yansımasına bakıldığında öğretmen açısından "istişare etme", öğrenci açısından ise "çocukların yararını düşünme" kodları önemli beklentiler olarak ortaya çıkmıştır. Genel olarak okula yansımasına bakıldığında ise ideal özelliklere sahip okul öncesi yöneticisinin sorunları çözen, katılımcılığa teşvik eden ve bu doğrultuda okulun gelişmesini sağlayan kişi olarak kabul edildiği görülmüştür.
Kolaylaştırıcı okul yapısı ile öğretmenlerin mesleki eşitlik algısı arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin kolaylaştırıcı okul yapısı ile mesleki eşitlik algısı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 yılları arasında Düzce ilinde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi kolay örnekleme yolu ile belirlenmiş olup, araştırma çeşitli kademelerde görev yapan 300 öğretmenden alınan veriler analiz edilerek gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nicel araştırma modellerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamında veriler, Kolaylaştırıcı Okul Yapısı Ölçeği (KOYÖ), Mesleki Eşitlik Ölçeği (MEÖ) ve kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 25,0 programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler normal dağılım varsayımlarını sağladığından, parametrik test grubu içinde yer alan bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü ANOVA, Pearson korelasyon analizi ve regresyon testinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucuna göre cinsiyet değişkeninin kolaylaştırıcı okul yapısı ve mesleki eşitlik algısının hiçbir alt boyutta farklılaşmadığı görülmüştür. Eğitim düzeyi değişkenine göre, sadece mesleki eşitlik algısının ikinci alt boyutu olan "değerlendirme" alt boyutunda düşük düzeyde anlamlı farklılık söz konusudur. Sendikaya üye olma durumu incelendiğinde kolaylaştırıcı okul yapısının alt boyutlarının her ikisinde düşük düzeyde anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Mesleki eşitlik algısının hiçbir alt boyutunda farklılığa rastlanmamıştır. Sendikaya üye olma durumu kolaylaştırıcı okul yapısı algısını etkilemektedir. Kadro türü değişkeni incelendiğinde, sadece mesleki eşitlik algısı ölçeğinin dördündü alt boyutu olan "branş" alt boyutunda düşük düzeyde anlamlı fark bulunmaktadır. Kolaylaştırıcı okul yapısı ve mesleki eşitlik algısının okul yapısı değişkeni ile arasındaki farkı gösteren ANOVA testi sonucuna göre mesleki eşitlik algısı arasında anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Mesleki kıdem değişkenine göre uzun yıllar meslekte görev yapan öğretmenlerin kolaylaştırıcı okul yapısı algısının daha yüksek tespit edilmiştir ve mesleki eşitlik algısının "iş birliği" alt boyutunda anlamlı farklılık görülmektedir. Araştırma sonucuna göre öğretmen sayısı az olan okullarda mesleki eşitlik algısı daha yüksek görülmektedir. Okul yöneticisinin yönetsel tutumuna göre farklılığı gösteren ANOVA sonuçları incelendiğinde, kolaylaştırıcı okul yapısı ve mesleki eşitlik algısı ölçeklerinin tüm alt boyutlarında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Okul müdürünün demokratik yönetim becerisi sergilemesi kolaylaştırıcı okul yapısı ve mesleki eşitlik algısında anlamlı farklılık meydana getirmektedir. Araştırmada yapılan Pearson Korelasyon Analizi sonucuna göre kolaylaştırıcı okul yapısı ile mesleki eşitlik algısının tüm alt boyutları arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Mesleki eşitlik algısının tüm alt boyutları ile engelleyici bürokrasi arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki görülmüştür. Çoklu regresyon analiz sonucuna göre, kolaylaştırıcı okul yapısında meydana gelen bir birimlik artış mesleki eşitlik algısında 10,947 birimlik artış meydana getirmektedir.
Kontrol-değer kuramı çerçevesinde ortaöğretim öğrencilerinin öğrenme duyguları düzeyinin incelenmesi
Bu araştırmada kontrol-değer kuramı çerçevesinde ortaöğretim öğrencilerinin öğrenme duyguları düzeyi incelenmiştir. Araştırmanın yürütülmesinde, nicel araştırma türlerinden ilişkisel (korelasyon) tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2023-2024 eğitim öğretim yılında Düzce il merkezinde bulunan dört farklı (Fen lisesi, Anadolu lisesi, İHL, MTAL) lise türünde öğrenim gören 750 ortaöğretim öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, "Ortaöğretim Öğrencilerinde Öğrenme Duyguları Ölçeği" ölçek kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde SPSS programı kullanarak bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü ANOVA ve Pearson Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma, ortaöğretim öğrencilerinin öğrenme duygularını kontrol değer kuramı çerçevesinde incelenmiş ve öğrencilerin duygusal deneyimlerine dair bulgulara göre ortaöğretim öğrencilerinde en çok gurur en az utanma duygusu yaşanmıştır. Öğrenme duygularından gurur ve kaygı ile öğrencilerin cinsiyetleri arasında anlamlı farklılık bulunmuş ve kız öğrencilerde daha fazla bu duyguların yaşandığı görülmüştür. Öğrencilerin sınıf düzeylerinin yükseldikçe gurur duygularının arttığı gözlenmiştir. Bulgular alan yazınla birlikte tartışılmıştır. Sonuç olarak, bu araştırma, ortaöğretim öğrencilerinin öğrenme duygularının geniş bir yelpazedeki etkilerini ortaya koyarak, eğitim ortamlarının bu duygusal deneyimleri destekleyecek şekilde düzenlenmesinin önemini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme duyguları, başarı duyguları, kontrol-değer kuramı
Öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri ile öğrenme çeviklikleri arasındaki ilişki
Bu tezin temel amacı, öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyleri ve öğrenme çeviklikleri arasında ilişkiyi tespit etmektir. Araştırmada genel tarama modellerinden olan ilişkisel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Düzce ilindeki 301 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Psikolojik Sermaye Ölçeği", "Öğrenme Çevikliği Ölçeği" kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda öğretmenlerin özyeterlik, umut, esneklik ve iyimserlik gibi psikolojik sermaye alt boyutları ile öğretmenlerin öğrenme çevikliği düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, psikolojik sermaye düzeyleri arttıkça öğretmenlerin öğrenme çevikliklerinin de arttığını göstermektedir. Fark testlerine ilişkin bulgularda cinsiyet, mezun olunan fakülte, çalışılan okul kademesi, mesleki kıdem, çalışılan okuldaki öğrenci sayısı ve branşa göre anlamlı farklılık elde edilmemişken eğitim düzeyine göre incelendiğinde lisansüstü öğretmenlerin "Genel Psikolojik Sermaye", "Esneklik" ve "İyimserlik" algılarının lisans mezunu öğretmenlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yaşa göre fark analizleri sonucunda ise "Esneklik", "Zihinsel Çeviklik", "Sonuç Çevikliği", "Genel Öğrenme Çevikliği" alt boyutlarının yaş değişkenine göre anlamlı farklılaştığı görülmüştür. Çalışılan okuldaki öğretmen sayılarına göre fark testleri incelendiğinde çalışılan okuldaki öğretmen sayısı ile "Genel Öğrenme Çevikliği", "Zihinsel Çeviklik" ve "Değişim Çevikliği" alt boyutları arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda ise öğretmenlerin psikolojik sermaye düzeyinin öğrenme çevikliğini yordama düzeyinin %43,8 olduğu tespit edilmiştir.
İlkokul ve ortaokullarda öğrencilerin okul müdürü algısının resimler üzerinden analizi
Okullar için büyük öneme sahip okul müdürlerinin öğrenciler gözünden nasıl göründüğü araştırılması ve analiz edilmesi gereken konular arasında yer almaktadır. Bu araştırmada ilkokul ve ortaokullardaki öğrencilerin okul müdürü algısının resimler üzerinden analizi incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Düzce Merkez ve Çilimli ilçelerinde resmî ve özel ilkokul (2, 3 ve 4. Sınıflar) ile ortaokullarda eğitim alan öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma grubu oluşturulurken uygun (kolay) örnekleme tekniğinden yararlanılmıştır. Toplamda 12 farklı okul (2'si özel, 10'u devlet) çalışma sahası olarak belirlenmiştir ve bu okullar içinde ise toplamda 724 öğrenci çalışma grubunun içine katılmıştır. Araştırma verileri içerik analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Bu temalar "Sosyal Müdür", "Çalışkan Müdür", "Demokratik ve Adil Müdür", "Otoriter ve Baskıcı Müdür", "Koruyucu Müdür" ve "Fiziksel Özellikleri Ön Planda Olan Müdür" şeklindedir. Öğrenciler tarafından çizilen resimler MAXQDA 26 yazılımına aktarılmış ve burada "okul müdürü" figürüne atfedilen özelliklere göre kodlar oluşturulmuş ve oradan da temalara ulaşılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; İlkokul öğrencilerinin büyük bir çoğunluğu müdürleri daha çok "Sosyal Müdür" olarak algılarken, ortaokul öğrencilerinin genellikle "Otoriter ve Baskıcı Müdür" algısına sahip olmaları, okul kademeleri arasındaki deneyim ve algı farklılıklarını açıkça ortaya koymaktadır. Verilerin analizinde ayrıca uzman bir resim öğretmeninden ve yapay zekâ uygulamalarından (ChatGPT-4) destek alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul müdürü, algı, metafor, imge, resim
Ortaöğretim kurumlarında gölge eğitimin rolü ve etkileri
Bu araştırmada ortaöğretim kurumlarında gölge eğitimin rolü ve etkileri incelenmiştir. Araştırmanın yürütülmesinde nicel araştırma türlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Hajar ve Abenova (2021) tarafından geliştirilen envanter kullanılarak 2023-2024 eğitim öğretim yılında Düzce ve Bolu il merkezinde bulunan ve sınavla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarında eğitim gören 662 öğrenci ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS programından yararlanılmış ve uygun testler-analiz teknikleri ile veriler çözümlenmiştir. Araştırmanın amacı, ortaöğretim düzeyindeki öğrencilerin bakış açısına göre gölge eğitimin içeriğini belirlemek ve öğrencilerin aldıkları gölge eğitim hakkındaki düşüncelerini almaktır. Araştırmanın sonuçlarına göre, birebir özel ders alan öğrencilerin sınav notlarında, tekrar becerilerinde ve okul performanslarında kendilerine duydukları güvende iyileşme görülmüştür. Öğrencilerin çoğunlukla merkezi sınavlara hazırlanmak ve konuları daha iyi anlamak için hem bireysel hem de grup şeklinde dersler aldığı, bu dersler sayesinde de akademik becerilerinin geliştiği saptanmıştır. Araştırmanın bulguları, alan yazınla karşılaştırılmalı bir şekilde tartışılmıştır. Sonuç olarak, bu araştırma, gölge eğitimin ortaöğretim kurumlarında eğitimine devam eden öğrencilerin üzerindeki potansiyel etkilerini ortaya koyarak, gölge eğitimin öğrencilerin akademik başarısını hangi boyutlarda etkilediği noktasında gelecekteki araştırmalara temel oluşturabilir.
Dezavantajlı okullarda çalışan öğretmenlerde mesleki deformasyon ve etkileri
Bu araştırmada dezavantajlı okullarda görev yapan öğretmenlerin yaşadıkları mesleki deformasyon ve etkilerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, öğretmenlerin dezavantajlı okullarda yaşadıkları mesleki deformasyonun nasıl deneyimlendiği üzerine yoğunlaşılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin deneyimlerinin derinlemesine incelenmesi ve anlamlandırılabilmesi için nitel araştırma yönteminin fenomenoloji-olgubilim modeli kullanılmıştır. Katılımcılar, amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş ve mesleki deformasyona ilişkin zengin veri sunabilecek bireyler olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2024-2025 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı dezavantajlı okullardaki farklı branş ve farklı kademelerden seçilmiş 20 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler ile beş ana tema altında bulgulara ulaşılmıştır. Bunlar, "Dezavantajlı Okullarda Karşılaşılan Zorluk Türleri", "Dezavantajlılığı Ortaya Çıkartan Faktörler", "Mesleki Deformasyonun Etkileri", "Mesleki Deformasyonla Baş Etme Stratejileri" ve "Mesleki Deformasyonu Önlemek İçin Öneriler" şeklindedir. Araştırma bulguları dezavantajlı okullarda çalışan öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Güvenlik eksikliği, kaynak yetersizliği, ailelerle kurulan zayıf iletişim ve sosyoekonomik şartlar, öğretmenlerin mesleki deformasyonunu artıran ana faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda dezavantajlı okullarda çalışan öğretmenlerin mesleki deformasyon, tükenmişlik ve motivasyon kaybı gibi sorunlarını azaltmak için hem bireysel hem de kurumsal düzeyde önlemler alınması gerekmektedir. Ayrıca eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalı, okulların alt yapısı iyileştirilmeli ve aile eğitimine katılım artırılarak öğrencilerin çok yönlü gelişimi desteklenmelidir.
İlkokul ve ortaokul öğrencilerinin imgeleminde eşitsizlik olgusunun resimler üzerinden analizi
Bu araştırma, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin toplumsal eşitsizlikleri nasıl algıladıklarını ve bu algılarını resimleri aracılığıyla nasıl ifade ettiklerini anlamayı amaçlamaktadır. Araştırmada nitel metodoloji içinde yer alan fenomenoloji modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Düzce'de 2024-2025 eğitim öğretim yılında toplam 431 ilkokul ve 790 ortaokul öğrencisinden toplanmıştır ve tematik analiz ile çözümlenmiştir. Araştırma kapsamında, öğrencilerden toplumsal eşitsizlik deneyimlerini yansıtan resimler çizmeleri istenmiş ve bu resimler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgularda çocukların toplumsal sınıf farklılıklarını, eğitimde fırsat eşitsizliğini, sosyal dışlanmayı ve etnik köken gibi faktörlere dayalı ayrımcılığı güçlü metaforlar ve semboller aracılığıyla temsil ettikleri görülmüştür. Bulgular, çocukların ekonomik eşitsizlikleri genellikle evler, giyim tarzları ve teknolojik imkânlar gibi somut nesneler üzerinden ifade ettiklerini göstermektedir. Engellilik ve dış görünüş temelli ayrımcılıklar, toplumsal normların bireyler üzerindeki etkisini yansıtırken, cinsiyetler arası eşitsizlik çocukların resimlerinde belirgin bir şekilde gözlemlenmiştir. Ayrıca, sosyal dışlanma ve etnik temelli ayrımcılığın çocukların sosyal ilişkileri üzerindeki etkileri çizimlere yansımıştır. Eğitimde fırsat eşitsizliği de çocukların algılarında önemli bir yer tutmuş ve bazı çocuklar akademik ve mesleki fırsatlara erişimde yaşanan eşitsizlikleri ele almıştır. Araştırma, çocukların eşitsizlik algılarının erken yaşlardan itibaren şekillendiğini ve bu algıların görsel sembollerle ifade edildiğini ortaya koymaktadır.
Eğitim fakülteleri öğretmenlik lisans programlarının 2022-2024 arasındaki değişiminin YÖK Atlas verileri üzerinden analizi
Öğretmenlik mesleği son zamanlarda yükseköğretim düzeyinde en çok tartışılan konuların başında gelmektedir ve bu bağlamda çeşitli düzenlemelerin de odağını oluşturmaktadır. Bu duruma bağlı olarak bu çalışmanın temel amacı, 2022-2024 yılları arasında Türkiye'deki eğitim fakültelerinin lisans programlarında gözlenen değişiklikleri YÖK Atlas verileri üzerinden incelemek şeklinde belirlenmiştir. Araştırmada toplamda 21 ayrı öğretmenlik programına ait 2022-2024 arası verileri devlet üniversiteleri ve vakıf üniversiteleri için ayrı ayrı işlenmiştir. Çalışmada nicel yöntemler içinde yer alan betimsel tarama modeli kullanılmış, veriler YÖK Atlas platformundan alınarak SPSS 26 yazılımında analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, bazı öğretmenlik programlarında (örneğin fen bilgisi ve ilköğretim matematik öğretmenliği) ciddi kontenjan boşlukları gözlemlenmiştir. 2024 yılında fen bilgisi öğretmenliği programlarında boş kontenjan oranı %68,5'e kadar yükselmiştir. Bu durum, öğretmenlik mesleğinin cazibesini yitirdiğini ve mezunların iş bulma olanaklarının sınırlı algılandığını göstermektedir. Ayrıca devlet üniversitelerinin, vakıf üniversitelerine göre genellikle daha yüksek akademik başarıya sahip öğrencileri kabul ettiği görülmektedir. Bununla birlikte kümeleme analizi sonuçları, öğretmen adaylarının tercihlerinde en önemli değişken olarak öğretmenlik programının burs olanaklarının (devlet üniversiteleri için ücretsiz olması) en belirgin değişken olduğunu göstermektedir.
Okul öncesi öğretmenlerinin görüşlerine göre ebeveyn ilgisinin öğrencilerin çeşitli gelişim alanları üzerindeki rolü
Bu araştırmanın temel problemi, okul öncesi öğretmenlerinin görüşlerine göre ebeveyn ilgisinin çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine olan etkilerini ortaya koymaktır. Okul öncesi dönem, çocuğun tüm gelişim alanlarında hızlı ilerleme kaydettiği ve ebeveyn ilgisinin bu süreçte belirleyici rol oynadığı kritik bir evre olarak ele alınmıştır. Literatürde ebeveyn ilgisinin çocuk gelişimi üzerindeki etkileri çeşitli açılardan incelenmiş olsa da sosyoekonomik düzeylere ilişkin öğretmen gözlemlerine dayalı olarak karşılaştırmalı biçimde ele alınmasına yönelik çalışmalar sınırlıdır. Araştırma nitel bir yaklaşımla tasarlanmıştır. Çalışma grubu, Düzce ilinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerinden (n=10) oluşmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Katılımcı ifadeleri, ebeveyn ilgisinin çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim alanlarına yansımalarını açıklayıcı temalar altında değerlendirilmiştir. Bulgulara göre öğretmenler, ebeveyn ilgisinin özellikle çocukların bilişsel gelişimi üzerinde belirleyici olduğunu, evde sunulan uyarıcı çevre ve etkileşim olanaklarının öğrenme hızını artırdığını belirtmiştir. Duygusal ve davranışsal gelişim açısından, sevgi, ilgi ve güven temelli ebeveyn tutumlarının çocukların özgüven, uyum ve özdenetim becerilerini güçlendirdiği; ilgisizlik veya aşırı otoriter yaklaşımların ise kaygı ve bağımlılık davranışlarını artırdığı saptanmıştır. Sosyal gelişim bakımından, çocukların paylaşma, iletişim kurma ve akran ilişkilerinde ebeveyn desteği ve model olma davranışlarının belirleyici olduğu görülmüştür. Sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerde ilginin sürekliliği ve nitelik açısından sınırlı kaldığı, bu durumun çocukların gelişim alanlarında eşitsizlikler yarattığı da önemli bir bulgu olarak öne çıkmıştır.
Okul yöneticilerinin görüşlerine göre öğretmenlerin işten kaçınma davranışları
Bu araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin görüşlerine göre öğretmenlerin işten kaçınma davranışlarını, bu davranışların nedenlerini, fark edilme biçimlerini ve eğitim sürecine olan etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın problem durumu, öğretmenlerin mesleki motivasyon eksikliği, tükenmişlik, düşük aidiyet ve adaletsizlik algısı gibi unsurların eğitim süreçlerini olumsuz yönde etkilemesi ve okul ikliminde verimliliği düşürmesi üzerine temellenmiştir. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımı ile yürütülmüş ve fenomenolojik desen kullanılmıştır. Katılımcılar, Düzce ilinde görev yapan 14 okul yöneticisinden oluşmuştur. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz sonucunda dört ana tema belirlenmiştir: (1) İşten kaçınmanın tanımlanması, (2) İşten kaçınmanın nedenleri, (3) İşten kaçınmanın fark edilme biçimleri ve (4) İşten kaçınmanın etkileri. Bulgular, öğretmenlerin işten kaçınma davranışlarını genellikle görev ve sorumluluklardan kaçınma, fiziksel uzaklaşma ve pasif direniş biçimlerinde sergilediklerini göstermektedir. Bu davranışların başlıca nedenleri arasında mesleki motivasyon eksikliği, tükenmişlik, takdir edilmeme, kişisel ve psikolojik sorunlar ile görev tanımı dışındaki işleri angarya görme yer almaktadır. Okul yöneticileri, öğretmenlerin işten kaçınma davranışlarını genellikle bahane üretme, toplantılarda sessiz kalma, görevleri erteleme ve iletişimden kaçınma gibi davranışsal göstergeler üzerinden fark ettiklerini ifade etmiştir. Araştırma ayrıca işten kaçınmanın okul iklimi ve kültürünü olumsuz etkilediğini, öğretmenler arası adaletsizlik ve güvensizlik algısını artırdığını, öğrenci başarısını ve disiplinini zayıflattığını ortaya koymuştur. Özellikle derslerin aksaması, gönüllülük gerektiren etkinliklerin yapılmaması ve iş yükü dengesizlikleri, okul içi ilişkilerde çatışma, motivasyon kaybı ve soğukluk yaratmaktadır.