Theses supervised by Doç. Dr. Şenay Çetinkaya

14 theses · Çukurova University

Master'sOpen AccessTR

Doğumdan sonra ilk kez tanıştırılan bebekler ile babaların bağlanma durumu ve iletişim örüntüsünün incelenmesi

Doğumdan sonra ilk kez tanıştırılan babalar ile bebeklerin bağlanma durumu ve iletişim örüntüsünün incelenmesi amacıyla yapılan yarı deneysel tipte bir araştırmadır. Araştırma, Ekim 2016- Aralık 2016'da Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Numune Eğitim Araştırma Hastanesi ile Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi doğumhane klinikleri ve doğum servislerinde, 50 baba ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Deney grubunda, doğumdan sonra babaların kucaklarına verilen bebekler ile babaların iletişimi gözlendi, bebeklerini kucaklarında tutma süresi kronometre ile belirlendi. Kontrol grubunda ise hastanenin rutin uygulaması gerçekleşti. Araştırmadan bir ay sonra babaların bebekleriyle iletişimi, bağlanmaları ve bakıma katılmaları uygulanan anket formuyla tekrar incelendi. Araştırmaya katılan babaların yaş ortalaması 31.96±5.14 idi. Babaların 46'sının (%92) eşlerinin planlı olarak gebe kaldığı, 35 bebeğin (%70) sezaryen ile doğduğu, 14(%28)'ünün normal vajinal doğum ile 1(%2)'inin ise spinal anestezi altında doğduğu belirlendi. Araştırmaya katılan babalardan 29'unun (%58) babalığa her zaman hazır olduğu fakat işlerinin yoğunluğundan dolayı eşlerine yardımcı olamayacağını belirttiği, 21'inin (%42) bebeğin bakımına severek ve isteyerek katılacağını belirttiği belirlendi. Çocuğunu kucağına almayan babaların %84 nadiren veya hiç bebeğin bakımına katılırken, çocuğunu kucağına alan babaların %48'inin bebeğinin bakımına sık sık katıldığı tespit edildi. Babanın bebeğini kucağına alması ile bakıma katılması arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0.05). Bebeklerin babalarıyla doğumdan hemen sonra tanıştırılması ve babanın kucağına verilmesi, ilerleyen dönemlerde baba ile bebek arasında kurulacak bağlanma durumu için önemli olduğu saptanmıştır. Hemşireler bu konuda babayı desteklemede önemli bir rol oynamaktadır. Anahtar Sözcükler: Baba, bebek, bağlanma, hemşire, iletişim.

Baba-çocuk iletişimiBabalarBağlanma+6
Mustafa Kara
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Doğum salonunda yenidoğanlara uygulanan erken kanguru bakımının uygulanan invaziv girişimlerde yenidoğan konfor davranış ölçeği ile incelenmesi

Araştırma, Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi doğumhane ünitelerinde sağlıklı olarak normal doğum ile dünyaya gelen bebeklere uygulanan erken kanguru bakımında yenidoğana uygulanan invaziv girişimlerde Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği ile erken kanguru bakımının etkisinin incelenmesi amacıyla deneysel olarak yapıldı. Araştırma, 1 Temmuz 2016-31 Ekim 2016 tarihleri arasında Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi doğumhane ünitelerinde doğan 80 bebek ve anneleri araştırma örneklemi oluşturdu. Bu bebekler deney (n=40) ve kontrol (n=40) gruplarına basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilerek atandı. Verilerin toplanmasında; Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu, Aileyi Tanıtıcı Bilgi Formu, kronometre ve invaziv işlemlerde bebeğin davranışsal yanıtlarını değerlendirmek amacıyla Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği (YKDÖ) kullanıldı. Deney ve kontrol grubundaki bebeklerin cinsiyeti, gestasyon yaşı, doğum kilosu, doğum boyu ve doğum baş çevresi değişkenlerine göre yenidoğan konfor davranış ölçeği ve ağlama süreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilemedi (p>0.05). Deney grubunda kontrol grubuna göre; uyanıklık (Z=-3.582;p=0.000), dinginlik/ajitasyon (Z=4.713;p=0.000), ağlama (Z=-4.942;p=0.000), beden hareketi (Z=-5.465;p=0.000), yüz gerginliği (Z=-5.226;p=0.000), kas tonüsü (Z=-5.085;p=0.000) alt boyutlarından alınan puanlar açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulundu. Kanguru bakımı alan grubun konfor düzeyinin almayanlara göre daha yüksek olduğu tespit edildi. Total skor ile ağlama süresi arasında çok yüksek derecede, pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulundu (r=0.925;p=0.000). Total skor arttıkça ağlama süresinin artacağı konforun azalacağı tespit edildi. Sonuç olarak doğum salonunda yenidoğan bebeklere invaziv girişimlerde uygulanan erken kanguru bakımının bebeğin konforunu arttırmada etkili bir yöntem olduğu saptanmıştır.

Bebek bakımıBebek-yenidoğmuşBebekler+5
Tuğba Todil
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Preterm bebeklerde parmak besleme yönteminin total oral beslenmeye geçiş süresine etkisi

Preterm bebekler anne memesindeki ilk deneyimlerinde anne sütü alma konusunda çok başarı sağlayamamaktadır. Bebekler besin gereksinimlerini anne sütü ile karşılayabilecek duruma gelene kadar, emzirmeye ek olarak parmak besleme, kaşık, damlalık, kap, biberon gibi diğer destekleyici beslenme yöntemlerinin kullanılması gerekmektedir. Bu çalışma, preterm bebeklerde parmak besleme yönteminin fizyolojik ölçüm, oksijen saturasyon düzeyi, büyüme, total oral beslenmeye geçiş ve hastanede kalış süresine etkisini araştırmak amacıyla planlandı. Araştırma, Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Bakım Ünitelerinde (YYBÜ 1 ve YYBÜ 2) Şubat 2016- Kasım 2016 tarihleri arasında deneysel olarak yapıldı. Çalışma YYBÜ 1 ve YYBÜ 2'de tam enteral beslenmeye geçen 32 hafta (düzeltilmiş yaş dahil) ve üzeri gestasyonel haftaya sahip olan preterm bebeklerle yapıldı. Deney 1 grubundaki preterm bebeklere (n=20) total oral beslenmeye geçene kadar parmak besleme uygulaması yapıldı. Kontrol grubundaki bebeklere (n=20) herhangi bir girişim yapılmadı. Veriler "Preterm Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Preterm Bebek İzlem Formu" ile toplandı. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 20) adlı paket program kullanılarak yapıldı. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanıldı. Normal dağılıma uygun olan ölçüm değerleri için parametrik olan yöntemler kullanıldı. Parametrik olan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleri ile karşılaştırılmasında "Independent Sample t Test" (t tablo değeri) yöntemi kullanıldı. Normal dağılıma uygun olmayan ölçüm değerleri için parametrik olmayan yöntemler kullanıldı. Parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleri ile karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U Testi" (Z tablo değeri) yöntemi kullanıldı. Araştırmanın yapılabilmesi için etik onay, resmi izin ve annelerden aydınlatılmış onam alındı. Parmak ile beslenme ve feedingle beslenme grubundaki preterm bebeklerin total oral beslenmeye geçiş süresi ortalamaları arasında parmakla beslenen grup lehine anlamlı fark olduğu belirlendi (p<0.05). Yenidoğanın cinsiyeti, gestasyon haftası ve bebek doğum ağırlığı sınıfları ile gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamadı (p>0.05). Her iki grubun taburculuk ağırlıkları ve taburculuk süresi ortalamaları arasında anlamlı fark olmadığı saptandı (p>0.05). Ulusal ve uluslararası literatür incelendiğinde preterm bebeklerde emzirmeye ek destekleyici yöntem olarak kullanılan parmak besleme yöntemini inceleyen çalışmaya rastlanmamış olması nedeniyle özgün bir çalışmadır. Emzirmeye ek destekleyici yöntem olarak parmak besleme yöntemi kullanılan preterm bebeklerin feedingle beslenen bebeklerden daha kısa sürede total oral beslenmeye geçtiği saptandı. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde preterm bebeklerde parmak besleme yöntemi ile beslenme yapılması önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Emzirme, hemşirelik, parmak besleme, preterm bebek, yenidoğan yoğun bakım.

Bebek beslenmesiBebek-prematürBebek-yenidoğmuş+3
Burcu Öz Türkoğlu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

9-11 yaş grubu çocuklarda sağlık ve sağlık personeli algısının projektif resimleme yöntemiyle incelenmesi

Çocuklarda sağlık bilincinin oluşmasında çevrenin ve deneyimlerinin yanı sıra hemşire-doktor-çocuk ilişkisinin de rolü büyüktür. Çocukların ruhsal, bedensel ve aynı zamanda kişiliklerinin gelişiminde resim önemli bir araç, etkin bir yoldur. Çocukluk döneminde resim yapmak, çocuğun kendini tanıması ve tanıtması açısından önemli bir iletişim sürecidir. Çocukların "sağlık-sağlık personeli" algısını, projektif resimleme yöntemiyle belirleyebilmek mümkündür. Araştırma nitel bir çalışmadır ve 27.10.2017-10.01.2017 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırma, Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesinde bulunan 32 kronik hastalığa sahip çocuk ve bir ilköğretim okulunda bulunan 30 sağlıklı çocuk rastgele örnekleme yöntemiyle seçildi. Öncelikle çocuğa ve annesine sosyo-demografik özellikleri hakkında anket yapıldı. Sonra çocuklara 12 adet renkli kuru boya ile resim kağıdı verilerek 30 dakika boyunca ''sağlık-hemşire-doktor'' deyince akıllarına gelen ilk şeyi çizmeleri istendi. Çocuklara çizdikleri resimler hakkında sorular soruldu. Çalışma sonunda toplanan resimler çocukların bilgileri doğrultusunda sınıflandırıldı. Resimler literatürden yararlanarak oluşturulan resim değerlendirme kriterlerinden yararlanılarak değerlendirildi. Araştırmada hastane grubundaki 28 çocuğun (%87.5), okul grubundaki çocukların tamamının (%100) resimlerinin mesajının olumlu olduğu belirlendi. Hastane grubundaki 17 çocuğun doğa figürlerini yetersiz çizdiği, okul grubundaki 24 çocuğun doğa figürlerinden zengin resim çizdiği görüldü. Resim sonrası her iki gruptaki çocukların tamamında olumlu duyguların olduğu olduğu görülmüştür. Çocuklarda sağlık ile ilgili kavramların doğru biçimlenebilmesi için sağlık çalışanlarının, iletişim araçlarının, öğretmenlerin ve ailelerin büyük sorumlulukları bulunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Sağlıklı ve hasta çocuklar, Sağlık bilinci, Sağlık-Hemşire-Doktor algısı, Projektif resim çizme yöntemi.

AlgıDoktorlarHemşireler+6
Emine Erçin
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Adana il merkezi kamu hastaneleri çocuk yoğun bakım ünitelerinde cheltenham hasta sınıflama skalasına göre hemşirelerin iş yükünü etkileyen faktörler

Yoğun bakım üniteleri, hemşirelerin iş yükünün oldukça fazla olduğu, ani kararlar verebilme ve müdahale edebilme becerileri gerektiren kompleks ünitelerdir. Hemşireler tarafından dile getirilen en önemli iş streslerinden biri fazla iş yüküdür. Bu çalışma, Çocuk Yoğun Bakımda çalışan hemşirelerin iş yükünü ve bunu etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla planlandı. Araştırma, 1 Kasım 2016- 30 Kasım 2016 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Adana Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitelerinde kesitsel olarak gerçekleştirildi. Veriler, "Hemşire Tanıtıcı Özellikler ve İş Yükü Formu", "İş Yükü Ölçeği", "Cheltenham Hasta Sınıflandırma Ölçeği, Yoğun Bakım Hemşire Aktiviteleri formu" hemşireler tarafından doldurularak toplandı İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 20) adlı paket program kullanılarak yapıldı. Araştırmanın yapılabilmesi için etik onay ve kurumlardan resmi izin alındı. Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 30.90±5.97 idi. Hemşirelerin %72.6'sı lisans mezunu, %54.8'inin mesleki deneyim 5 yıl ve daha azdır. Hemşirelerin %60'ı günlük ortalama 2 hasta bakmaktadır. Hemşirelerin %47.9'u iş yükünü fazla, %43.8'i ise çok fazla olarak nitelendirdi. Hemşirelere göre iş yükünü artıran faktörlerin başında, hemşirelerin görev dışı işleri yapması gelmektedir (%32.4). Hastaların %2.2'si Tip 1 sınıfı hasta, %8.8'i Tip 2 sınıfı hasta %22.2'si Tip 3 sınıfı hasta, %66.6'sı Tip 4 sınıfı hasta grubundadır. Hemşirelerin, Kategori 1 için %35.4, Kategori 2 için %24.9, Kategori 3 için %18.3, Kategori 4 için % 6.5, Kategori 5 için %14.5, Kategori 6 için %0.1 zaman ayırdıkları belirlendi. Buna göre hemşirelerin, direkt hemşirelik uygulamalarına %60.4 (Kategori 1 ve 2) oranında zaman ayırdıkları belirlendi, hemşireler çalışma sürelerinin yarıdan fazlasını hastaları ile ilgili direkt bakıma ayırmaktadır. Hemşirelerin iş yükünün azaltılmasına yönelik faaliyetlerin arttırılması, hemşirelerin bakım verdikleri hasta sayısının dağılımının dengeli olması, bakım gereksinimlerinin dikkate alınması önerilebilir.

AdanaHasta bakımıHastaneler-devlet+7
Emra Doğan
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin ağrı yönetiminde bilgileri ve ilaç dışı yöntem kullanımı

Araştırma, hemşirelerin ağrı yönetiminde bilgileri ve ilaç dışı yöntem kullanımını incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırma, Eylül ile Ekim 2018 tarihlerinde, Mersin ili Mersin Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde Dahili-Cerrahi servis ve Yoğun Bakımlarında çalışan 169 hemşire ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Verilerin toplanmasında, kişisel bilgi formu, Hemşirelerin Ağrı ile İlgili Bilgi ve Davranış ölçeği ve İlaç Dışı Yöntemler Formu kullanıldı. Veriler, SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılarak değerlendirildi. Verilerin değerlendirilmesinde, "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri), "Kruskal-Wallis H" test (χ2-tablo değeri) yöntemleri kullanıldı. Araştırmaya katılan hemşirelerin, 15(%8.9)'inin lise mezunu, 144(%85.2)' ünün lisans mezunu, 10(%5.9)'unun yüksek lisans mezunu olduğu belirlendi. Hemşirelerin 117(%69.2)'sinin kadın olduğu, yaş ortalaması "29.72 ± 5.54" ve 96(%56.8)'sının 30 yaş altı olduğu görüldü. Ağrı yönetiminde 88(%52.1)' inin farmakolojik ve non-farmakolojik yöntemleri kullandıkları tespit edildi. Hemşirelerin ağrı bilgileri, tutum anketinden, lise mezunlarının5,46±1,88 ve lisans mezunu hemşirelerin 5.99±2.41 aldıkları puan ortalamaları birbirine yakın sonuçlar olduğu saptandı. Hemşirelerin ağrı ile ilgili bilgi puanları ve eğitim düzeyi, çalışılan klinik, çalışma süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). Sonuç olarak, hemşirelerin ağrı tanılaması ve ağrının non- farmakolojik yönetimleri bilme ve uygulama konusunda yeterli düzeyde bilgiye sahip olmadıkları saptandı.

AğrıAğrı yönetimiAğrı-postoperatif+6
Hümeyra Yüksel
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

5-6 yaş grubu çocuklarda ebeveyn tutumlarının akran ilişkilerine etkisi

Bu araştırma okul öncesi kurumlarında öğrenim gören 5-6 yaş grubundaki çocuklarda ebeveyn tutumlarının akran ilişkilerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Araştırma verileri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Lefkoşa, Girne, Gazimağusa ilçelerinde yer alan ve gönüllü katılım gösteren 8 okul öncesi eğitim kurumunda Şubat-Mayıs 2019 tarihleri arasında uygulandı. Tanımlayıcı ve kesitsel türde yapılan araştırmaya 263 aile ve 25 öğretmen katıldı. Çocuğun anne ya da babası "Ebeveyn Tutum Ölçeği"'ni ve "Tanıtıcı Bilgi Formu"'nu, öğretmenler ise her bir çocuk için ayrı olacak şekilde "Selçuk Akran İlişkilerini Değerlendirme Ölçeği"'ni doldurdu. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılarak yapıldı. Araştırmaya katılım gösteren çocuklardan %47.5'i erkek, %52.5'i kız; %16.3'ü 5, %83.7'si 6 yaşındadır. İncelenen araştırma sonuçlarında; ebeveynin yaş, eğitim ve eşi ile olan birliktelik durumunun çocuğa karşı davranışlarında farklılık oluşturduğu saptandı. Çocukların davranış özellikleri değerlendirilmesinde Devlet ve Özel okul öncesi eğitim kurumlarında farklılıklar gözlendi. Ebeveyn tutumlarından aşırı koruyucu tutum ve otoriter tutumun çocuğun akran ilişkilerine olumsuz etkileri olduğu sonucuna ulaşıldı. Ebeveyn tutumları arasında yer alan aşırı koruyucu tutum ile çocuğun problem çözme yeteneği arasında zıt yönde bir ilişki bulundu (p<0.05). Ebeveynin otoriter tutumunun ise çocuğun akran kabulünü olumsuz etkilediği tespit edildi (p<0.05). Fakat demokratik ve izin verici ebeveyn tutumları çocuğun davranışlarında belirgin bir farklılık oluşturmadı. Anahtar Kelimeler: Erken çocukluk, Ebeveyn tutumları, Akran ilişkileri, Hemşirelik, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları.

AkranAkran ilişkileriAna-baba tutumu+3
Özge Erdoğdu
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk hemşirelerine verilen aile merkezli bakım eğitiminin değerlendirilmesi

Bu araştırma, çocuk kliniklerinde çalışan hemşirelere verilen Aile Merkezli Bakım (AMB) eğitimini, aile merkezli bakım tutum ölçeğiyle değerlendirmek amacıyla yapıldı. Araştırma deneysel tipte olup, Türkiye'de, Malatya'da, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde, 1 Temmuz-30 Aralık 2019'da, 70 hemşireyle uygulandı. Veriler, tanıtım formu, Aile Merkezli Bakım Tutum ölçeği (AMBTÖ) kullanılarak, eğitim öncesi/ön test ile eğitim sonrası/son test olarak toplandı. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket programıyla yapıldı. Hemşirelerin yaş ortalaması 32.06±6.21 (yıl), %81.4'ü kadın,%55.7'si evli %25.7'si iki çocuklu idi.Aile Merkezli Bakım (AMB) kavramını 51 hemşirenin (%72.9) duyduğu, bunların (%56.9) AMB kavramını hastanede duyduğu, 47 hemşirenin (%92.2) AMB'ın faydalı olduğunu düşündüğü ve 27 hemşirenin (%38.6) bazen kliniklerinde aile merkezli bakım uyguladığı belirlendi. Hemşirelerin çalışma sürelerine göre aile merkezli bakım tutum ölçeği ön test puanları açısından anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Hemşirelerin çalıştıkları kliniklere göre AMBTÖ son test puanları açısından anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Araştırmaya katılan pediatri hemşirelerine verilen eğitimin değerlendirmesinde; aile merkezli bakım tutumu (Eğitim öncesi-E.Ö.; eğitim sonrası-E.S. olarak sırayla verildi, 4.04±0.59;4.55±0.25), aile merkezli bakımın katkıalt boyutu (4.05±0.63;4.55±0.27), bakıma aile ve çocuk katılımı (4.04±0.59; 4.55±0.26) alt boyutu açısından istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı olduğu (p<0.001) ve eğitim öncesi yüksek puanların çok yüksek düzeye yükseldiği tespit edildi. Aile merkezli bakım eğitiminin aile bakım katsayısı alt boyutuna ve AMB tutum ölçeği nihai sonuca göre eğitim öncesi hemşirelerin çalışma yılı, AMB kavramını duymaları anlamlıdır (p<0.05). Aile merkezli bakım eğitiminin bakıma aile ve çocuk katılımı alt boyutu ile AMB tutum ölçeği nihai sonucuna göre hemşirelerin çalıştıkları klinik açısından (çocuk psikiyatri kliniğinde) eğitim sonrası fark anlamlıdır(p<0.05). Aile merkezli bakım eğitiminin, AMB'in katkısı açısından, eğitim sonrası, AMB uygulama sıklığıyla fark anlamlıdır (p<0.05). Hemşirelerin eğitim düzeylerine göre aile merkezli bakımın katkısı alt boyutu eğitim öncesi puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Hemşirelerin, aile merkezli bakım tutum ölçeği Cronbach-α katsayısı yüksek derece güvenilir bulundu (E.Ö: 0.985;E.S: 0.998). Sonuç olarak, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşirelerine verilen AMB eğitimi hemşirelerin AMB tutumunu etkiler hipotezi kabul edildi. Pediatri hemşireliğinin bakım felsefesi olan AMB eğitimi hem lisans eğitiminde hem de hizmet içi eğitimlerde, alanında uzmanlaşmış eğitimciler tarafından verilmelidir. Anahtar Kelimeler: Aile Merkezli Bakım Eğitimi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Tutum.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik bakımı+3
İrem Yıldız Ünlütürk
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerine 0-1 yaş bebeklik döneminde oyunun önemi ve oyuncak seçimi hakkında verilen eğitimin etkisi

Hemşirelerin, oyunun önemi ve oyuncak seçimi hakkında bilgi sahibi olması, bu bilgilerini çocuk ve çocuğun bakımından sorumlu bireylere, ailelere aktarabilmesi için önemlidir. Böylece, hem çocukların oyundan uygun şekilde faydalanması hem de çocukları oyuncak kazaları ve oyuncaklara bağlı enfeksiyonlardan korunması mümkün olabilecektir. Araştırma, hemşirelik öğrencilerine 0-1 yaş bebeklik döneminde oyunun önemi ve oyuncak seçimi hakkında verilen eğitimin etkisini incelemek amacıyla, yarı deneysel tipte, 10 Şubat-30 Mayıs 2020 tarihlerinde, Adana-Türkiye'de, yapıldı. Ç. Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi hemşirelik son sınıf 56 öğrencinin gönüllü katılımıyla uygulanan araştırmada; öğrencilerin sosyodemografik verileri ve 0-1 yaş bebeklik döneminde oyunun önemi ve oyuncak seçimi ile ilgili bilgi formuyla online olarak, ön test (ÖT) ve son test (ST) şeklinde uygulandı. Hazırlanan eğitim 0-1 yaş bebeklik döneminde oyunun önemi, oyunun gelişim alanlarına olan yararları, yaş gruplarına göre oyun/oyuncaklar, oyuncak hijyeni, oyuncak seçimi ve oyuncak güvenliği ve standartları konularında, 40 dakika olarak, video ve power point sunumuyla, online canlı olarak verildi. Hazırlanan eğitim materyali öğrencilere okuyabilmeleri için online olarak sisteme yüklendi. Öğrencilerin ön test/son test bilgi puanları (ÖTBP/STBP) açısından, ST lehine, istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (Z=-3.175; p=0.001). ÖTBP: 62.29±17.80, medyan 64 iyiydi ve STBP: 72.07±19.84 medyan 74) bulundu. Araştırmanın, hemşirelik öğrencilerine 0-1 yaş bebeklik döneminde oyunun önemi ve oyuncak seçimi hakkında verilen eğitimin bilgi puanları açısından etkisi vardır, H1 hipotezi kabul edildi.

BebeklerHemşirelerHemşirelik+5
Kübra Kadah
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Pediatrik onkoloji hastalarına uygulanan çocuk yogası programının çocukların yaşam kalitelerine ve kortizol düzeylerine etkisi

Pediatrik onkoloji hastaları, tedavi süresince yaşam kalitelerini olumsuz etkileyen fiziksel ve psiko-sosyal semptomlar yaşarlar. Pediatrik onkoloji hastalarının yaşam kalitesini artırmaya yönelik zihin-beden farkındalığı ile nefes çalışmalarını birleştiren eşsiz bir fiziksel aktivite olarak bilinen "Yoga" uygulamaları, son zamanlarda popüler olmaya başlamıştır. Çalışma, çocuk yogası programının, pediatrik onkoloji hastalarının yaşam kalitesi ve kortizol düzeylerine etkisini araştırmak amacıyla, Mersin'de bir hastanede Çocuk Onkoloji/Hematoloji servisinde 19.01.2020-19.08.2020 tarihlerinde tedavi gören 8-18 yaş grubu 30 kontrol, 30 çalışma grubu çocuk ve onların ebeveynleri ile ön test, son test şeklinde deneysel olarak yapıldı. Etik kurul, kurum ve ebeveyn onamı alındı. Veriler anket formu, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği ve kortizol kiti kullanılarak toplandı. Katılımcılara 3 haftalık (6 seans) yoga programı öncesi Yaşam Kalitesi Ölçeği çocuk ve ebeveyn formu doldurtularak, çocuklardan tükürük kortizol örneği alındı. Yoga programı sonunda bu işlemler tekrarlandı. Nicel değişkenlerin analizlerinde "İndependent Sample-t test", "Paired Sample", "Mann Whitney U", "Wilcoxon", test ve Spearman" korelasyon katsayısı kullanıldı. Nitel değişkenlerin analizinde "Pearson -X2" çapraz tabloları kullanıldı. Çalışma grubunun müdahale sonunda, çocuk raporu ölçek toplam puanı 55.58±15.06'dan, 70.83±10.22'e, ebeveyn puanı ise 53.73±14.29'dan, 70.47±11.83'e yükseldi (p<0.05). Kontrol grubunun çocuk raporu puanı 49.67±13.71'den, 44.13±16.77'e, ebeveyn puanı ise 49.17±15.28'den, 37.93±13.96'a düştü (p<0.05). Çocuk (Cronbach a: 0.904-0.943) ve ebeveynlerin (Cronbach a:0.888-0.939) raporlarında ölçek sorularına verdikleri cevaplar yüksek düzeyde güvenilir bulundu. Çalışma grubunda kortizol değerlerinin 3.18±2.11'den 2.26±1.92'ye düştüğü, kontrol grubunda ise 2.45±2.15'ten 2.64±2.08'e yükseldiği görüldü (p<0.05). Çalışmada pediatrik onkoloji hastalarının yaşam kalitesini arttırmaya ve streslerini azaltmaya yönelik sonuçlar olumluydu. Pediatrik onkoloji hastalarının yaşam kalitelerini artırmaya ve streslerini azaltmaya yardımcı olması açısından, çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşirelerinin hastalarına bakım verirken yoga pratiğini, bakım planlarına entegre etmeleri ve hastanelerin çocuk onkoloji servislerinde yoga pratiklerinin yapılabileceği çocuk yoga alanlarının oluşturulması önerilir. Anahtar kelimeler: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Çocuk yogası, Kortizol, Stres, Yaşam kalitesi.

Nazmiye Ecem Oksal Güneş
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yenidoğan yoğun bakım hemşirelerine total parenteral beslenmeye ilişkin verilen eğitimin etkisi

Yenidoğan yoğun bakım (NICU) ünitelerinde total parenteral beslenme (TPN) oldukça kullanılan bir tedavi yöntemi olması, YYB hemşirelerinin sorumluluğunu daha fazla arttırmaktadır. Hemşirelerin hayat kurtarıcı bir beslenme yöntemi olması sebebi ile total parenteral beslenmeye ilişkin bilgilerini klinikte uygulayabilmeleri önemlidir. Araştırma, total parenteral beslenmeye yönelik Yenidoğan Yoğun Bakım Hemşirelerin verilen eğitimin etkisini incelemek amacı ile yarı deneysel tipte, 1 Şubat – 3 Mayıs 2021 tarihlerinde, Adana – Türkiye'de yapıldı. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi yenidoğan yoğun bakım 1 ve yenidoğan yoğun bakım 2 ünitelerinde çalışan 40 hemşirenin gönüllü katılımıyla uygulanan araştırmada; hemşirelerin sosyodemoğrafik verileri ve TPN ile ilgili bilgi formuyla TPN amacı, endikasyonları, komplikasyonları, uygulama öncesi, uygulama sırası ve sonrasında yapılacaklar, yüz yüze ön test (ÖT) ve son test (ST) şeklinde uygulandı. Hazırlanan eğitim TPN endikasyonları, komplikasyonları, uygulama basamakları, hemşirenin sorumlulukları konularında 30 dakika power point sunumuyla yüz yüze olarak, interaktif şekilde verildi. Hemşirelerin ön test/son test bilgi puanları (ÖTBP/STBP) açısından, ST lehine istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edildi (Z=5.397, p=0.00). Araştırma sonucunda, 'hemşirelere verilen total parenteral beslenme eğitiminin bilgi puanı açısından etkisi vardır' H1 hipotezi kabul edildi. Hemşirelere verilen eğitimin olumlu etkisi, hizmet içi eğitimlerin yapılmasının önemine dikkat çekmektedir. Anahtar Kelimeler: Total Parenteral Beslenme, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Yenidoğan.

Şükran Sarı
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Baba adaylarına bebeğin günlük bakımı, paternal bağlanma konusunda verilen eğitimin baba-bebek bağlamasına etkisi

Bu araştırma, eşi gebeliğin 3. trimesterinde olan sağlıklı doğum yapması beklenen baba adaylarına bebek-baba bağlanması ve bebekle kaliteli zaman geçirme gibi konularda verilen eğitimin etkisinin incelenmesi amacıyla deneysel olarak yapıldı. Araştırmanın verileri 5.1.2021-10.10.2021 tarihlerinde Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Afşin Devlet Hastanesi ile Elbistan Devlet Hastanesi'nde toplandı. Türkiye'de geçerlilik-güvenirliği yapılmış bir ölçek olan Baba-Bebek Bağlanma Ölçeği (BBBÖ) kullanılarak yapılan çalışma, randomizasyon yöntemi ile eğitim ve kontrol olarak oluşturulan iki grupta, toplam 81 baba ile yapıldı. Eğitim grubundaki 41 babaya doğumdan önce eşlerinin 3. trimesterinde, doğum anında ve doğumdan sonra olmak üzere toplamda 3 kez eğitim verildi. Bu eğitimler bağlanma durumu, bebeğin bakımı ve çocukla kaliteli vakit geçirme üzerine idi. Kontrol grubundaki 40 babaya ise araştırma süresince herhangi bir eğitim verilmedi. İki gruba da ön test ve son test yapılıp eğitimin etkisi incelendi. Yapılan istatistiksel analizlerden sonra sosyodemografik özellikler açısından benzer olduğu, grupların homojen ve bağımsız olduğu saptandı. Eğitim alan babaların "Sabır ve hoşgörü", "Etkileşimde zevk" ve "Sevgi ve gurur" alt boyutlarda son test puanları eğitim almayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek çıktı (p<0.05). Baba adaylarına bebeğin günlük bakımı, baba-bebek bağlanması konusunda verilen eğitimin baba-bebek bağlanmasına etkisi vardır (H1 hipotezi) kabul edildi. Sonuç olarak babalara verilen eğitimin, baba-bebek bağlanmasında olumlu ve bağlanmayı artırıcı yönde etkili olduğu saptandı. Çocuk hemşireleri baba-bebek bağlanması konusunda babalara eğitim vererek aktif rol almalarıdır.

Ana-baba eğitimiAna-babaya bağlanmaBabalar+4
Mustafa Kara
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yenidoğanların ilk ağrılı işlemi sırasında beyaz gürültü dinletilmesinin ağrı, konfor, ağlama süresi ve fizyolojik parametreleri üzerine etkisi

Bu araştırma, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde; 9 Ekim 2021 ile 20 Mart 2022'de, yenidoğanlara ilk ağrılı işlemi olan K vitamini intramüsküler enjeksiyonu (IM) sırasında beyaz gürültü dinletilmesinin; ağrı, konfor, ağlama süresi ve fizyolojik parametrelerine etkisinin incelenmesi amacıyla 75 yenidoğanla randomize kontrollü deneysel olarak gerçekleştirildi. Beyaz gürültü grubunda bulunan yenidoğanlara K vitamini IM uygulamasından 5 dakika önce beyaz gürültü dinletilmeye başlandı, 5. dakikada aynı ebe tarafından IM uygulandı ve 5 dakika sonrasına kadar olmak üzere 10 dakikalık kamera kaydı alındı. Çalışmada; aksiyon kamerası tripota yerleştirilerek çekimler gerçekleştirildi. Veriler, Bebeği Tanıtıcı Bilgi Formu, Aileyi Tanıtıcı Bilgi Formu, Yenidoğan Ağrı Skalası (NIPS) ve Yenidoğan Konfor Davranış Ölçeği (YKDÖ) ile toplandı. Beyaz gürültü grubundaki bebeklerin ortalama ağlama sürelerinin (24.14±15.43) beyaz gürültü dinletilmeyen kontrol grubuna (40.03±13.58) göre oldukça düşük olduğu belirlendi (p=0.000). Deney grubundakilerin ağlama süresi (sn.), kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha düşük bulundu (Z=-4,428; p=0.000). Deney grubundakilerin işlem sırası ve işlem sonrası kalp atım hızları, kontrol grubundakilere göre anlamlı bulunurken (p<0.05), SpO2 değerleri de yüksek bulundu (p<0.05).YKDÖ ve NIPS ölçeğinin Cronbach alfa katsayısı değerleri gözlemcilere göre yüksek derecede güvenilir bulundu. Sınıf içi korelasyon analizi sonuçları gözlemciler arasında uyumun anlamlı ve uyum derecesinin mükemmel olduğunu gösterdi (p<0.05). Bu bakımdan 1., 2., 3. gözlemciye göre; deney grubundakilerin ağrı tahmini, distres tahmini, YKDÖ ve NIPS toplam değerleri, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulundu (p<0.05). Sonuç olarak, hemşirelerin invaziv girişim esnasında, yenidoğanlara farmakolojik olmayan bir yöntem olan beyaz gürültü dinletmeleri, ağlama süresini kısaltması, ağrıyı azaltması, konforu arttırması ve fizyolojik parametreler (kalp atım hızı, oksijen satürasyonu) üzerine olumlu etkilerinden dolayı önerilir. Anahtar Sözcükler: Ağrı, Beyaz Gürültü, İnvaziv Girişim, Konfor, Yenidoğan

AğlamaAğrıBatman+4
Tuğba Todil
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Konjenital kalp hastalığı olan çocukların ailelerine post-operatif dönemde verilen bireyselleştirilmiş beslenme eğitiminin büyüme ve gelişmelerine etkisi

Bu araştırma, KKH sebebiyle ameliyat olan çocukların annelerine verilen bireyselleştirilmiş beslenme eğitiminin çocukların büyüme ve gelişmelerine olan etkilerini belirlemek amacıyla deneysel olarak yapıldı. Araştırmanın verileri 20/01/2021–30/06/2021 tarihlerinde Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kalp Damar Cerrahisinde toplandı. Araştırma toplam 42 konjenital kalp hastası çocuğun ailesi ile görüşülerek yapıldı. Randomizasyon yöntemi ile iki deney ve kontrol grubu olarak oluşturulan üç gruba kişisel bilgi formu, büyüme parametreleri ve Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE) uygulandı. Oral beslenen birinci deney grubuyla oral ile birlikte nutrisyonel beslenen ikinci deney grubuna, bireyselleştirilmiş beslenme eğitimi uygulandı. Bu eğitimler bebeğin yaşına uygun, beslenme içerikleri, besini hazırlama ve kalori ihtiyacını karşılama şekilleriyle ilgiliydi. Kontrol grubuna araştırma sürecinde herhangi bir eğitim verilmeyip araştırma sonunda eğitim materyali verildi. Her üç grubun büyüme ve gelişme parametreleri değerlendirilerek verilen eğitimin etkisi incelendi. Kontrol ve deney gruplarının sosyodemoğrafik özellikler açısından benzer olduğu, grupların homojen ve bağımsız olduğu saptandı. Araştırmada, gruplara göre 3. izlem ile 1. izlem farkı ağırlık açısından istatistiksel olarak anlamlıydı (χ2=14.235; p=0.001). Eğitim alan gruptaki çocukların ağırlık alımında anlamlı farklılık tespit edildi (p<0.05). Ayrıca 12 aydan daha fazla anne sütü alan bebeklerin büyüme parametreleri ve toplam gelişim puanları daha az anne sütü alan bebeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulundu (p<0.05). Sonuç olarak, KKH olan çocuklara verilen bireyselleştirilmiş beslenme eğitimiyle çocukların büyüme ve gelişmesi desteklenebilir. Çocuk sağlığı ve hastalıkları hemşireleri çocuk ve ailelerine bireysel olarak hazırlayıp verdikleri eğitimlerle çocukların büyüme ve gelişmelerine olumlu olarak katkı sağlayarak, destek olmalıdır. Anahtar sözcük: Çocuk sağlığı ve hemşireliği, konjenital kalp hastalığı, büyüme ve gelişme, beslenme eğitimi.

BeslenmeBeslenme eğitimiBüyüme+7
Emel Yürük
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00

Other supervisors