Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Çalapkulu
12 theses · Sakarya University
Gayrimenkul sektörü imajı ve ölçümü; Sakarya örneği
Literatürde şirketlerin kurumsal imajlarını ve etkileyen faktörleri inceleyen birçok çalışma bulunmaktadır. Bununla beraber gayrimenkul sektöründe kurumsal imaj algısını inceleyen çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Türkiye ekonomisinde gayrimenkul sektörü lokomotif görevi görmekle beraber gayrimenkul sektörüne yatırım yapacak yatırımcıların yatırım tercihlerinde firmaların imaj algıları önemli olmaktadır. Bu araştırmada Türkiye'nin önemli sektörlerinden biri olan gayrimenkul sektöründe yatırımcıların kurumsal imaj algılarının incelenmesi açısından önemlidir. Marka itibarı ile ilgili olarak toplum, tamamen kâr odaklı şirketlerden sosyal sorumluluk duygusu türeyen şirketlerin prestij sahibi olduğunu kabul eder. Bu bağlamda tüketiciler, satın aldıkları markanın çevreye ve topluma karşı sorumlu faaliyetlerine de değer vermektedir. Çalışana, topluma ve çevreye duyarlı çalışmalar toplum tarafından değer görmekte, şirkete ve projeye güven vermektedir. Şirketin sosyal değerini, iletişim ve tanıtım çalışmalarına canlılık katar, medya ilişkilerini güçlendirir. Bu nedenle, proje düzeyinde marka değeri yaratmanın somut olmayan bileşenlerine örnek olarak çevre bilinci, iş sağlığı, güvenliği, tedarik zinciri, çalışma tarzları/koşulları ve çalışanlara ve toplumun diğer kesimlerine yönelik sosyal sorumluluk odaklı çalışmalar verilebilir. Araştırmanın amacı gayrimenkul sektöründe kurumsal imaj algısının belirlenmesidir. Araştırmada nitel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kapsamında veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Araştırmaya 20 kişi katılım göstermiştir. Araştırmada verilerin toplanmasında görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu yarı yapılandırılmış şekilde araştırmacı tarafından hazırlanmıştır.
Kişilerarası iletişim açısından retorik unsurlarının akademisyenlerin kişisel imajının oluşumundaki rolü (Sakarya Üniversitesi örneği)
İletişim, bireyin toplum içerisinde varlığını sürdürebilmesi için sahip olması gereken temel bir unsurdur. Retorik, etkili ve ikna edici konuşabilme becerisidir. Bu beceriye sahip olan birey, toplum içerisinde kendisini rahatlıkla ifade edebilir, mesajını hedefe ulaştırabilir ve aynı zamanda toplum içerisinde güçlü bir yer ve intiba kazanabilir. Kişisel imaj, bireyin iletişime geçtiği andan itibaren bıraktığı izlenimdir. İletişimin, kişisel imaj oluşumdaki rolü tartışılmazdır. Kişisel imajın güçlendirilmesi, iletişim bağlamında bireyin retorik unsurlarını etkin bir şekilde kullanmasına bağlıdır. Araştırma kapsamında, kişiler arası iletişim bağlamında akademisyenlerin kullandıkları retorik unsurlarının, akademisyenlerin kişisel imajının oluşumundaki rolü üzerine bir çalışma yürütülmüştür. Bu kapsamda retorik ve kişisel imaj konularında yapılan literatür çalışmaları araştırmanın teorik kısmını oluşturmuştur. Araştırmanın sahadaki uygulama kısmını ise Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine uygulanan olan anket çalışması oluşturmuş olup, çalışma sonunda elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 25 paket programı ile değerlendirilmiştir. Araştırma evrenini Sakarya Üniversitesi'nin 52.914 öğrencisi oluştururken, araştırma örneklemini ise 323 kişiden oluşan Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel analiz yöntemi kullanılmış olup, veriler anket yoluyla toplanmıştır. Araştırmanın sonuçları değerlendirildiğinde, Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri, kişilerarası iletişimde retorik unsurlarının kullanılmasını akademisyenlerin kişisel imajının oluşumunda etkin bir araç olarak gördüğü ortaya konulmuştur.
Halkla ilişkiler uygulamalarında yeni medyanın etkisini İnstagram üzerinden ölçümlenmesi (Uganda ve Sakarya İletişim Fakülteleri vaka analiz örneği)
Yeni medya, çevrimiçi olarak sunulan ve isteğe bağlı olarak erişilebilen içerikleri tanımlar. Yeni medyanın ortaya çıkması, Halkla İlişkiler alanında önemli etkiler yaratmış ve iletişim uygulamalarında dikkate değer dönüşümler getirmiştir. Web sitelerinden wikilere, podcast'lerden bloglara zamanın değişmesiyle birlikte, İnternet tabanlı iletişim teknolojileri Günümüz halkla ilişkiler uygulamalarının tasarlanma ve uygulanma şeklini değiştirmektedir ve tüm bunlar yeni medya sayesinde. Yeni medyanın bir özelliği olan sosyal medya, günümüzde pek çok kişi tanıtım, iletişim, farkındalık ve reklam amacıyla facebook, instagram, twitter ve bloglara kullanmaktadir. Bu, halkla ilişkiler profesyonellerinin yeni nesille başa çıkmak zorunda oldukları ve eski çalışma yollarından farklı olarak onlarla nasıl çalışacaklarını hem kolay hem de zorlaştırdı. Bu tezde hem Sakarya' da hem de Islamic University in Uganda' da iletişim fakültelerinde yeni medyanın özellikle Instagram'daki halkla ilişkiler uygulamalarına etkisini ölçeceğiz. 2021'de Instagram, uygulamayı her ay 1 milyardan fazla kişinin kullandığı ve dünyadaki tüm sosyal medya ağları arasında 4. sırada yer almaktadır ve dünyadaki 6 ağdan biri olmaya devam etmektedir. Yeni medya, Halkla İlişkiler uygulayıcılarının fikirlerini ve faaliyetlerini farklı platformlarda sergilemelerine yardımcı olduğunu kanıtlamakla kalmadı, aynı zamanda halkla doğrudan sohbet edebilir, anında geri bildirim alabilir ve onlarla ilişkiler kurabilir.
Instagram'da Kazakistan anlatımı: Seyahat içeriği üreten Türk sosyal medya fenomenlerinin Kazakistan'a ait fotoğraflarının göstergebilimsel bağlamda incelenmesi
Teknolojik gelişmelerin beraberinde medya alanında da gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerin sonucunda bir medya türü olarak yeni medya ortaya çıkmış ve ardından yaygın bir hale gelmiştir. Dijitalleşen iletişim sayesinde, fotoğraf, yazı ve video gibi içeriklerin çevrimiçi ortamlarda paylaşımının kolaylaşmasının paralelinde sosyal medya ortaya çıkmıştır. Her an her yerde kullanılabilen sosyal medya mecralarında, bazı sosyal medya kullanıcıları ürettikleri içerikler ile geniş takipçi kitlelerine erişmeyi başarmışlardır. Bu durum sosyal medya fenomenliği kavramını ortaya çıkartmıştır. Belirli konular çerçevesinde, kişisel deneyimlerine dayalı içerik paylaşan ve bu paylaşımlar üzerinden geniş sayıda takipçi sayısına ulaşan bireyler sosyal medya fenomeni olarak ifade edilmektedir. Pek çok konu üzerine sosyal medya için içerik üreten sosyal medya fenomenlerinin ele aldığı konulardan birisi de seyahat içeriğidir. Aynı zamanda kendilerini gezgin olarak da tanımlayan ve gezdikleri yerlerdeki seyahat deneyimlerini sosyal medyadaki takipçilerine aktaran bu sosyal medya fenomenleri gittikleri ülkelere dair ürettikleri içerikleri sık sık takipçileri ile paylaşmaktadırlar. Özellikle tarihi ve kültürel olarak zengin Orta Asya ülkeleri gezgin/ sosyal medya fenomeni kişilerin ilgisini çeken destinasyonlardandır. Bu çerçevede tez çalışmasının odağına Orta Asya ülkelerinden Kazakistan alınmıştır. Bu bağlamda çalışmanın odaklandığı nokta Türkiye'deki seyahat içeriği paylaşımı yapan sosyal medya fenomenlerinin Kazakistan ziyaretlerinde takipçileri ile paylaştıkları fotoğrafların Kazakistan'ı nasıl temsil ettiğini ortaya koymaktır. Çalışmanın örneklemine ulaşabilmek için tüm seyahat içeriği üreten Türk sosyal medya fenomenlerinin Instagram sayfaları tespit edilmiştir. Ulaşılan 67 adet seyahat içeriği üreten sosyal medya fenomenini çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Tüm bu 67 adet seyahat içeriği üreten Instagram sayfaları incelenmiş ve Kazakistan'ı ziyaret edip etmedikleri tespit edilmiştir. Bu inceleme sonucunda Kazakistan'ı ziyaret edip oradan gönderi paylaşımı yapan 6 sosyal medya fenomenine rastlanmıştır. Bu bağlamda araştırmanın bulgularına ulaşmak amacıyla seyahat içeriği paylaşımı yapan sosyal medya fenomenleri arasından Rotasız Seyyah (@rotasizseyyah), Yol Günlükleri (@yolgunlukleri), Burak Durgun (@buraakdurgun), Vizesiz Geziyorum (@ vizesizgeziyorum), Baya İyi (@baya_iyi), Çok Okuyan Çok Gezen (@cokokuyancokgezen) örnekleme uygun olarak tespit edilmiş ve her birinden Kazakistan'a ait fotoğraflardan iki fotoğraf incelemeye alınmıştır. Seyahat içeriği üreten sosyal medya fenomenlerinin Instagram hesaplarından elde edilen Kazakistan fotoğrafları göstergebilimsel yöntem ile incelenmiş ve sosyal medyada sunulan Kazakistan temsili ortaya konmuştur. Bu inceleme Roland Barthes tarafından ortaya konan düz anlam/yan anlam düzeyiyle incelenmiştir. İnceleme sonucunda seyahat içeriği üreten sosyal medya fenomenlerinin, Kazakistan'ı çoğunlukla, dağlar, göller, bozkırlar gibi doğal güzelliklerin ağırlıklı olduğu kırsal destinasyon biçimi ile temsil ettiği görülmüştür. Bu bağlamda Kazakistan'a ait kültürel zenginliklerin ve tarihi değerlerin, sosyal medya fenomenleri tarafından yeterince aktarılmadığı dikkat çekmiştir. Ulaşılan sonuçlar bağlamında Türkiye'deki sosyal medya fenomenleri tarafından Kazakistan'ın tarihi ve kültürel değerlerinin daha fazla tanıması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Böylelikle Kazakistan' a ait kültürel zenginlikler ve tarihi değerler, daha fazla insana, daha doğru bir biçimde anlatılması mümkün olabileceği ön görülmektedir.
Youtube'un bir reklam aracı olarak kullanımı; Sakarya Üniversitesi iletişim fakültesi öğrencileri üzerine bir araştırma
Her ne koşulda olursa olsun insanoğlu sosyal bir varlıktır. Bu özelliği ona iletişimin devamlılığını zorunlu kılmaktadır. Dönem dönem değişen iletişim olanaklarına rağmen insan muhatabına her şekilde seslenmeyi başarabilmektedir. Günümüze gelindiğinde bu değişim daha hızlı bir şekilde olmaktadır. Bugünün seslenme aygıtları ise yeni iletişim teknolojileridir. Yeni iletişim teknolojilerinin getirileri olan yeni medya ve uygulamaları bireylere iletişebilme özgürlüğü tanımaktadır. Bu çalışmada yeni medya organlarının en popülerlerinde olan video içerik üreticisi YouTube'un reklam alanında kullanımı irdelenmiştir. Bu çerçevede geleneksel medya, sosyal medya ve reklam kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde YouTube'un konumlandırmasından sonra araştırmanın bulguları sunulmuştur. Çalışmanın araştırma aşamasında nicel bir araştırma yöntemi olan uygulama Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine uygulanmıştır. Bu araştırmalardan elde edilen bulgular SPSS 20.0 programı ile ölçülmüş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Aynı zamanda yapılan anket çalışmasında alt problemleri de değerlendirmeye aldığımızda Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri YouTube'un reklam alanında ne konumda olduğunu ve kullanılıp kullanılmadığı ortaya konulmuştur.
Z kuşağının sosyal medya kullanım alışkanlıklarıyla değerlerin incelenmesinde medya okuryazarlığının önemi: Sakarya Üniversitesi iletişim fakültesi örneği
Değerler, iyi ve kötü olanı anlamada toplumu yönlendiren kıstaslardır. Sosyal medya araçlarının kullanımıyla farklı değerlerle karşılaşan birey, bunlardan etkilenmektedir. Sosyal medya ve yaşama yansıyan pratikleri, değerleri dönüşüme uğratmaktadır. Sosyal medyaya yansıyan evrensel değerler bireyin kendine ait değerleriyle uyumsuzluk gösterebilmektedir. Bu durumda sorgulayan zihnin devreye girmesi gerekmektedir. Z kuşağı iyi bir medya okuru olmak durumundadır. Z kuşağının sosyal medya kullanımlarında insani, ahlaki, kültürel ve etik değerleri koruyup korumadığı durumunu ortaya çıkarmak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma odak grup görüşmesi ve nicel analiz yöntemi ile ele alınmıştır. Araştırma evreni 1995 yılından sonra doğan olan Z kuşağıdır. Araştırma örneklemini ise 265 kişiden oluşan Sakarya Üniversitesi öğrencileri oluşturmaktadır. Nitel yöntem için; odak grup görüşmesi yapılmış Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden Z kuşağını temsilen 5 öğrenci seçilmiştir. Araştırmanın sonucunda ortaya çıkarılan bulgular incelenip, sosyal medya alışkanlığının Z kuşağı üstündeki etkisi Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi'ndeki öğrencilerin katılımı tespit edilmiştir. Araştırma sonucuna göre öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıkları sahip olunan değerleri olumsuz açıdan etkilemektedir. Medya okuryazarlığı eğitimi ise öğrencilerin saygı değerlerini arttırmaktadır.
Z kuşağının sosyal medya kullanım alışkanlıklarının aile içi iletişime etkisi: Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi örneği
Aile, toplumun iletişim ve etkileşim kurduğu ilk yerdir. Yeni iletişim teknolojilerinin ortaya çıkması ile birlikte insanların sosyal medyayı kullanım alışkanlıkları da değişmektedir. Sosyal medyayı kullanım alışkanlıklarının değişmesi, aile içi iletişimi etkilemektedir. Sosyal medyayı kullanım amaçları aile içi iletişimde olumlu ve olumsuz sonuçları ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada Z kuşağı olan üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıklarının aile içindeki iletişime etkileri ön plana çıkarılmaktadır. Bu doğrultuda birinci bölümde Z kuşağı ve sosyal medya, sosyal medya kullanımının aile içi iletişime etkisi incelenerek araştırmanın bulgularına da son bölümde yer verilmiştir. Araştırmanın diğer araştırmalardan farkı ise üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıklarının aile içi iletişime etkisinin Z kuşağı üzerinden ele alınmasıdır. Z kuşağı olan üniversite öğrencilerin sosyal medya kullanım alışkanlıklarının aile içi iletişime etkileri tespit edilirken nicel araştırma yöntemlerinden anket uygulanmıştır. Çalışmada anket Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine uygulanmıştır. Elde edilen bulgular ise SPSS 25.0 programı ile ölçülmüş ve yorumlanmıştır. Elde edilen nicel bulgular ile etkili bir aile içi iletişimin nasıl olması gerektiği tespit edilecektir. Bulgulara göre öğrencilerin sosyal medya kullanımları aile içi ilişkilerinin olumsuz etkilememektedir.
Dijital pazarlama bileşenlerinde duygusal zekâ ve big datanın önemi
Pazarlama kavramı; çağın her dönemine konu olarak, birbirinden farklı birçok tanımla literatürdeki yerini almıştır. Sürekli gelişen ve kendini yenileyen pazarlama kavramı, big data endüstrisini de arkasına alarak markaların vazgeçilmez bir parçası haline dönüşmüştür. Big data endüstrisi ile kendini sürekli yenileyen ve besleyen dijital pazarlama faaliyetleri, geleneksel pazarlama faaliyetlerini gölgede bırakmış ve markalara çok daha az maliyetle, direkt olarak hedef kitlelerine ulaşabilme imkânı tanımıştır. Popüler kültürün etkisi altında daha da güçlenme imkânı bulan dijital pazarlama; bireyi kendinden bile daha iyi tanıyan algoritmalar geliştirmiştir. Pazarlanmak istenilen herhangi ürün veya hizmet; doğru zamanda, doğru yerde markaların hedef kitlelerine gösterilerek; markaların müşterileri tarafından hangi ürüne ihtiyaç duyduklarını, hangi ürün veya hizmeti satın alma faaliyetleri gösterdiklerini, hangi ürün veya hizmeti kaç dakika boyunca inceledikleri gibi yüzlerce alt kırılıma dayanan verileri sadece birkaç dakika içinde markalara sunulan birer sistem haline dönüşmüştür. Markaların dijital pazarlama faaliyetlerini algoritmalar nezdinde fark edilir kılmak için yaptığı birçok teknik bileşen olmasına karşın, hitap ettikleri kesimin bir insan faktörü olmasından dolayı tüm pazarlama süreçlerini psikoloji ile temellendirmeleri dijital pazarda tutunmaları için oldukça önem teşkil etmektedir. Araştırmada dijital pazarlama ve big data endüstrisinin bileşenlerine yer verilirken; tüm bu süreçleri temellendiren ve şekillendiren insan faktörünün duygusal zekâ süreçleri, dijital pazarlama faaliyetlerini çerçeveleyen bir unsur olarak ele alınmış ve ele alınan süreçler bulgularla desteklenmiştir. Dijital pazarlama faaliyetleri içerisinde verilerin ve psikolojik unsurların öneminin araştırıldığı bu araştırmada, big data endüstirinden beslenen markaların etkinlik düzeyini ölçümlemek adına nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Sakarya Üniversitesi iletişim Fakültesi Öğrencilerine anket uygulaması yapılarak, araştırma bulguları SPSS verileri ile desteklenmiştir.
Yerel yönetimlerin sanatsal hizmet kalitesine yönelik vatandaş memnuniyet ölçümü: Gaziosmanpaşa Belediyesi Sanat Akademisi örneği
Günümüzde Türkiye'deki siyasi ve politik anlayışta gündeme gelen sosyal belediyecilik faaliyetleri dikkat çekmektedir. Sosyal belediyecilik anlayışına sahip olmak ve bunun getirilerinden yararlanmak amacıyla birçok belediye kültürel ve sanatsal alanda yapılanmalar içerisine girmektedir. Bireylerin sosyal ve ekonomik anlamda yeni arayışlar içerisinde bulunduğu günümüz dünyasında kültürel ve sanatsal etkinlikler içerisinde bulunmak isteyen vatandaş için bazı boşluklar doğmuştur. Bunlardan bir tanesi de belediyeler tarafından verilen kültürel ve sanatsal eğitimlerdir. Yapılan literatür taramaları sonucunda kültürel ve sanatsal eğitimin belediyeler tarafından verilmesi ve bu eğitimin vatandaş üzerindeki etkisinin araştırılmasına yönelik bir makale veya teze rastlanılmamıştır. Literatürde ilk olacak olan bu tez ile birlikte bilimsel yazındaki bir boşluk doldurulacak ve yerel belediyeler tarafından yaygın olarak kullanılmayan kültür-sanat eğitimi faaliyetleri yaygınlaştırılmasının mı yoksa kalitesinin arttırılmasının mı gerektiği gibi konulara açıklık getirilecektir. Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin sosyal belediyecilik anlayışıyla ortaya koyduğu kültürel ve sanatsal etkinlikler vatandaşların sosyalleşme ihtiyacını karşılarken diğer bir yandan da belediyeler açısından kamularla sürdürülmesi gereken iletişim için yeni bir iletişim kanalı statüsü taşımaktadır. Bu çalışmada Gaziosmanpaşa Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'nün hizmet olarak sunduğu kültürel ve sanatsal faaliyetlerin yer aldığı sanat akademisinde eğitim alan bireylerin yerel belediyeye bakış açısı ve aldıkları hizmetin memnuniyet durumu incelenmektedir. Çalışmanın sonucunda vatandaşların kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının ne ölçüde belediye tarafından karşılanmasını bekledikleri ve kültür sanat iletişimi bağlamında belediyelerin faaliyetlerinin vatandaş üzerinde ne oranda etkili olduğu araştırılacaktır. Araştırma sonucunda belediyelerce sürdürülen kültürel ve sanatsal eğitim faaliyetlerinin, vatandaşların belediyelere duyduğu sempatiyi artırıp arttırmadığı ölçülebilir bir değer olarak ortaya konulacaktır. Türkiye'deki vatandaşların kültürel ve sanatsal etkinliklerin tüketim düzeyinin oldukça az olduğu varsayılan bu çalışmada yerel belediler tarafından faaliyet gösteren kültür ve sanat eğitim merkezleri incelenecek ve kamu kurumlarının vatandaşlara hizmet olarak sunduğu kültürel ve sanatsal faaliyetler ele alınacaktır. Bu sayede daha önce incelemesi yapılmayan bu özgün alanın kullanımının değeri ortaya çıkacak ve diğer belediyelere örnek teşkil edecektir.
Sosyal medyada içeriklerin kullanımı üniversite öğrencilerinin tüketici davranışlarına etkileri: Sakarya Üniversitesi Endonezyalı ve türk öğrencileri örneği
Bu on yılda, iletişim alanındaki teknoloji hızla ilerlemiştir. Gelişim, toplumun tüm katmanları tarafından doğrudan hissedilir ve bu da hayatı kolaylaştırır. Algılanan kolaylıklardan biri de pazarlama alanındadır. Dijital pazarlamanın varlığı, sosyal medya ortaya çıkana kadar reklam mecrasını da giderek yaygınlaştırmaktadır. Sosyal medya, çeşitli grupların hem pazarlamacılar hem de tüketiciler olarak pazarlama sürecini yönlendirmek için iletişim kurmasına olanak tanır. Böylece bir şirketin sattığı ürün veya hizmetler hakkındaki bilgiler toplulukta daha hızlı iletilebilir ve satılabilir. Yeni bir mecra olarak sosyal medya üzerinden pazarlama yaklaşımı tüketicilerin daha etik olmasını da sağlıyor. Böylece sosyal medya dijital reklamcılığındaki artış, daha önce cep telefonu medyasına aşina olan tüketicilerin karar verme davranışlarını etkileyebilir. Bu makalenin araştırmasının temeli budur. Ayrıca bu araştırma, sosyal medya ve tüketici davranışları arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan teori ve pratiği içermektedir. Araştırmacının teorik kısmında; sosyal medya kavramı, sosyal medya pazarlaması, sosyal medyadaki tüketici davranışları üzerine literatür taraması yapmıştır. Araştırma bölümünde sosyal medyanın tüketici davranışları üzerindeki etkisini belirlemek için bir anket hazırlanmış ve uygulanmıştır. 405 sosyal medya kullanıcısının sosyal medya Sakarya Üniversitesi'nde Endonezyalı öğrenciler ve Türk öğrenciler kullanıcısı olarak verdiği yanıtlardan elde edilen doğrulama daha sonra SPSS 20 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmalar, sosyal medya platformlarının günlük yaşam pratiği haline geldiğini ve bireylerin tüketici olarak davranışlarına yönelik tutumlarına önemli ölçüde katkıda bulunduğunu göstermektedir.
Sosyal medya kullanımının Z kuşağı üzerindeki bağımlılık yansımaları
Teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi gündelik yaşamın bütün alanlarını etkilerken, Web 2.0 teknolojisi hem medyanın hem de bireyin tüm parametrelerini değiştirmiştir. Bu değişimle birlikte ortaya çıkan sosyal medya platformları, kullanıcıları medyanın tüketim kısmından alıp içerik üretebilen bir konuma yerleştirmiştir. Bu değişimler birtakım dijital hastalıkları da beraberinde getirmiştir. Dijital yetkinlikleri ile ön plana çıkan z kuşağı bireyleri, sosyal medya araçlarını yaşamlarının merkezine koymakta ve aşırı sosyal medya kullanımına bağlı olarak bağımlılık sorunları yaşayabilmektedir. Çalışmada ise, sosyal medyanın, z kuşağı bireylerinin hayatında ne denli yer kapladığını, sosyal medya bağımlılığının bireylerin günlük yaşamına olan etkilerini ve bu etkilerin demografik değişkenliklere bağlı olarak değişiklik gösterip göstermediğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma evrenini Sakarya Üniversitesi'nin 48.748 öğrencisi oluştururken, araştırma örneklemini ise 300 kişiden oluşan Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel analiz yöntemi kullanılmış olup, veriler anket yoluyla toplanmıştır. Araştırma sonucuna göre Z kuşağı bireylerinin sosyal medya bağımlılık düzeyleri "az bağımlı" olarak çıkarken cinsiyete, yaşa ve günlük kullanım sürelerine göre farklılaşmalar tespit edilmiştir. Buna göre kadınların sosyal medyada daha fazla meşgul olduğu, yaşı küçük bireylerin sosyal medya bağımlısı olma eğilimlerinin daha yüksek olduğu ve kullanım süresine paralel bireylerin bağımlılık düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla beraber ulaşılan tüm bulgular birçok iletişim teorileriyle beraber yorumlanmaya çalışılmıştır.
İyi niyetli kötü adamlar: Sinemada güncel kötülerin ve göreli kötülüğün doğası üzerine
Bu tez çalışmasında son on yıl içerisinde gösterime girmiş üç popüler sinema filmi Kingsman: Gizli Servis (Vaughn, 2014), Cehennem (Howard, 2016), Yenilmezler: Sonsuzluk Savaşı (Russo ve Russo, 2018) içerdikleri benzer niyet ve motivasyona sahip tartışmalı antagonistlerin etik açıdan hangi noktada bulundukları; anlatıların içerisinde yerleştirildikleri gibi birer kötü karakter olup olmadıkları ele alınmıştır. Yapılan çalışmada öncelikle Greimas'ın gösterdiği yönde geliştirilen kapsamlı bir göstergebilimsel yöntem kullanılmıştır. Buna göre ele alınan çalışma nesneleri söylem çözümlemesi, anlatı çözümlemesi ve temel mantıksal yapı çözümlemesine ek olarak diyalektik temel yapı çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Ardından varoluşsal etik sistemlerin düşünsel temeli merkez alınarak farklı ve daha kapsayıcı bir etik perspektif önerilmiş ve ele alınan karakterler önerilen söz konusu etik perspektife göre değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda ele alınan karakterlerden ikisinin geleneksel karakter kategorilerinin dışında bir doğaya sahip olduğu görülmüş ve bu bağlamda Negatif-kahraman başlığı altında yeni bir karakter türü önerilmiştir. Söz konusu negatif kahraman olarak tanımlanan karakterlerin (Cehennem filminin antagonisti Zobrist ve Yenilmezler: Sonsuzluk Savaşı filminin antagonisti Thanos) ortaya konan etik perspektif açısından birer kötü karakter olarak nitelenemeyeceği sonucuna varılmış, bunun dışındaki negatif-kahraman olarak tanımlanmayan bir karakterin ise (Kingsman: Gizli Servis filminin antagonisti) konumlandırıldığı ahlaki noktayla paralele olarak kötü bir karakter olduğu görülmüştür.