Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Serkan Usgu
12 theses · Hasan Kalyoncu University
Omuz tendon patolojilerinde farklı fizyoterapi programlarının etkinliğinin araştırılması
Çalışmanın amacı omuz tendon patolojilerinde farklı fizyoterapi programlarının etkinliğinin araştırılmasıdır. Çalışmaya omuz tendon patolojisine sahip (subakromiyal sıkışma sendromu, biceps tendiniti ve rotator kaf I. ve II. evre olan) 42 kişi tedaviye alındı. Hastalar kapalı zarf yöntemiyle rastgele 2 gruba ayrılarak farklı fizyoterapi protokolleri hazırlandı. Fonksiyonel grup (sadece egzersiz) ve konvansiyonel grup (egzersiz + ev egzersizi) olarak ayrılan hastalarının başlangıç ve 6. haftada değerlendirmeleri yapıldı. Ağrı için sayısal değerlendirme ölçeği (Numeric Rating Scala-NRS) dolduruldu. Eklem hareket açıklığı gonyometreyle, kas kuvveti el dinamometresiyle, dayanıklılık modifiye push up testiyle ve fonksiyonellik DASH, Constant-Murley skoru ve TFAST (Zamanlı Fonksiyonel Kol ve Omuz Testi) ile değerlendirildi. Çalışmamızın sonucunda fonksiyonel bir değerlendirme metodu olan TFAST ile ağrı, ROM, kas kuvveti, Constan-Murley skoru (CMS) ve kol omuz ve el sorunları anketi (DASH) arasında orta-yüksek korelasyon bulundu. (p≤0,05, r≤0,8). Sonuç olarak, omuz tendon patolojilerinde farklı fizyoterapi protokollerin kullanılmasının ağrı, eklem hareket açıklığı, kas kuvveti, dayanıklılık ve fonksiyonel bir değerlendirme yöntemi olan TFAST metodunda etkili olduğu ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Omuz, Tendon Patolojileri, Fonksiyonellik, Değerlendirme
Farklı yanık türlerinde kas tonusu ve elastisitesi ile ağrının incelenmesi
Bu çalışma, farklı yanık türlerinde kas tonusu ve elastisitesi ile ağrının incelenmesi amacıyla yapıldı. Çalışmamızda; yaşları 18-65 yaş arasında değişen 10 kadın (% 27), 27 erkek (%73) toplam 37 birey katıldı. T.C Sağlık Bakanlığı 25 Aralık Devlet Hastanesi yanık kliniğine yatan bireyler; alev (n=15), elektrik (n=10) ve haşlanma (n=12) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Bireyler yatış sonrası ilk gün ve 3. ve 6. haftadaki pansuman değişimlerinin olduğu gün değerlendirildi ve veriler kaydedildi. Bireylerin demografik bilgileri ve yanık hasarının özellikleri çalışma başlangıcında alındı. Yanığın etkilediği bölgelerde kas tonusu, sertliği, elastisitesi, ağrı şiddeti, eklem hareket açıklığı, çevre ölçümleri yapıldı. Yanık alanları değerlendirildiğinde gruplarda en çok kol ve ön kol etkilenen bölge olurken en az etkilenen bölge ayak-ayak bileğidir. Toplam vücut yanık yüzdesi; alev (% 31) ve elektrik (% 32) yanıklarında benzerken haşlanmaya yanıklarına (%17) göre daha fazlaydı (p<0,05). Çalışma başlangıcında alev ve elektrik yanıklarında ağrı benzer bulunurken haşlanma yanıklarına göre daha fazlaydı (p<0,05) 3.haftadaki ağrı düzeyi benzerdi (p>0,05). Elektrik ve haşlanma grubunda çalışma süresince ağrı azalırken (p<0,05), alev grubunda ağrı değişmedi (p>0,05). Sağ ve sol kol çevre ölçümü çalışma başlangıcı ve 3. haftada alev ve elektrik yanık grubunda benzerken haşlanma grubunda daha fazlaydı (p<0,05). Diğer tüm çevre ölçümü parametreleri aynıydı (p>0,05). Çevre ölçümü değerleri üçüncü haftaya doğru tüm gruplarda azaldı (p<0,05). Kas tonusu, sertliği ve elastisitesi ile eklem hareket açıklığı çalışma başlangıcında ve sonrasında benzerdi (p>0,05). Bu süre boyunca farklı tipteki yanık gruplarımızda kas tonusu ve sertliğinde azalma olurken (p<0,05), elastikiyette değişiklik olmadı (p>0,05). Normal eklem hareketlerinde gruplarımızda hareket limitasyonları oluĢtu (p<0,05). Sonuçta alev yanıklarının tedavilerinde ağrıya yönelik farklı uygulamalar yapılmalıdır, majör yanıkların hepsinde erken dönemde kas tonusu ve elastikiyetini artırmak, eklem limitasyonlarını önlemek için uygulanacak rehabilitasyon programları bu konuda düzenlenmelidir. Anahtar kelimeler: yanık, kas, ağrı, viskoelastisite
Farklı kanser türüne sahip bireyler ile bakım veren aile üyelerinin fiziksel aktivite ve yorgunluk düzeyinin incelenmesi
Bu çalışma farklı kanser türüne sahip bireyler ile bakım veren aile üyelerinin fiziksel aktivite ve yorgunluk düzeyinin incelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya farklı türde evre 3 kanser tanısı alan 180 hasta (70 erkek, 110 kadın) ve 180 bakım veren aile bireyi (86 erkek, 94 kadın) olmak üzere toplam 360 birey dahil edildi. Hastalar ve bakım verenler kolon, meme, akciğer olmak üzere üç gruba ayrıldı. Kanser hastası bireylerin yaş ortalaması 52,66 yıl ve bakım verenlerin yaş ortalaması 42,78 yıldı. Hasta ve bakım verenlerin oluşturduğu gruplardaki bireylere; IPAQ-Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (kısa form), Piper Yorgunluk Ölçeği, EORTC-QLQ-30, SF-36 yaşam kalitesi ölçekleri ve tanımlama anketleri uygulandı. Yorgunluğa verilen yanıtların hasta grubunda orta düzey şiddette, bakım verenlerin grubunda ise hafif-orta düzey şiddette olduğu görüldü. Hasta ve bakım verenlerin aktivite düzeyinin minimal aktif olduğu görüldü. Kanser tanısının hasta grubunda fiziksel aktivite ve yorgunluk açısından etkisi olduğu görüldü (p<0,05). Bakım verenlerin grubunda kanser tanısının yorgunluk üzerinde etkisi olduğu (p<0,05), fiziksel aktivite düzeyleri üzerinde etkisi olmadığı görüldü (p>0,05). Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre hastalar kadar bakım verenlerin de süreçten etkilendiği, sağlık çalışanlarının ailelerinde içinde olabileceği bütüncül yaklaşımlardan faydalanabileceği düşünüldü.
Adölesan kız çocuklarında omuz retraksiyon ortezi ve postür egzersizlerinin kifoza olan etkisinin araştırılması
Çalışmamız postür egzersiz eğitimi ve omuz retraksiyon ortezinin kifozda etkinliğinin araştırılması amacıyla planlandı. Çalışmaya yaşları 13-16 yaş arasında değişen postürel kifozu olan 30 adölesan birey katıldı. Bireyler rastgele kontrollü çalışma yöntemi ile egzersiz (n=15), (yaş ortalaması 13,73±0,46 yıl ve boy ortalaması 162,40±5,62 cm) ve korse (n=15), (yaş ortalaması 13,73±0,46 yıl ve boy ortalaması 159,80±4,31 cm) olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Egzersiz grubuna 8 hafta boyunca haftanın her günü 15-20 dk sürecek ve haftada bir gün fizyoterapist eşliğinde diğer günler evde kendisinin yapabileceği şekilde spinal ekstansör kuvvetlendirme, skapular retraksiyon, skapular stabilizasyon, pektoralis kaslarına germe içeren postür egzersiz eğitimi verildi. Egzersizlerin set ve tekrar sayısı haftalar ilerledikçe arttırıldı. Omuz retraksiyon ortezi kullanan korse grubundan 8 hafta boyunca haftanın her günü günde en az 8 saat korseyi takmaları istendi. Tüm bireylerin tedavi öncesi ve tedavi sonrası kifoz derecesinin indirekt ölçümü flexrulerla, başın anteriora tilti, tragus duvar mesafesiyle, omuzların protraksiyonu iki skapulanın inferioru arasındaki mesafeyle değerlendirildi. Tedavi öncesi ve sonrası gruplar kendi içinde karşılaştırıldığında, her iki gruptada, kifoz derecesinin indirekt ölçümünde, omuzların protraksiyonunda ve başın anterior tiltinde iyileşme olduğu (p<0.05) gözlendi. Gruplar birbiriyle karşılaştırıldığında her iki gruptada kifoz derecesinin indirekt ölçümü, iki skapulanın inferior arası ölçümü ve tragus duvar mesafesi benzerdi (p>0.05). Çalışmanın sonucunda adölesan dönemdeki kız çocuklarında görülen postürel kifozu, postür egzersiz eğitimi ve omuz retraksiyon ortezi, postürel kifozu, başın anterior tiltini ve omuz protraksiyonunu benzer etkilerle azaltmıştır. Fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarında postür egzersiz eğitiminin spinal ekstansör kas güçlendirme, skapular retraksiyon, skapular stabilizasyon, pektoralis kaslarına germe egzersizleri, ortez uygulamasıyla benzer etkilerinden dolayı adölesan dönemde egzersize zaman ayıramayan, yapmak istemeyen, egzersizin kontraendike olduğu durumlarda ya da düzenli kliniğe gelip gidemeyen bireyler için korse akut olarak düşünülebilir. Anahtar kelime: Adölesan, Kifoz, Postür egzersizi, Omuz retraksiyon ortezi
Adölesan taekwondo sporcularında pliometrik eğitiminin fiziksel uygunluk parametrelerine etkisi
Bu çalışma, adölesan taekwondo sporcularında pliometrik eğitimin fiziksel uygunluk parametrelerine etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 66 sporcu dahil edildi. Basit randomizasyon yöntemi ile 66 sporcu 2 gruba ayrıldı. 33 sporcu eğitim grubuna dahil edilirken, 33 sporcu ise kontrol grubuna dahil edildi. Eğitim grubuna 6 hafta boyunca normal antrenman programına ek olarak pliometrik egzersiz eğitimi verildi. Kontrol grubu ise normal antrenman programına devam etti. Taekwondo sporcularının; cinsiyet, yaş, ağırlık, boy gibi demografik bilgileri kayıt altına alındı. Dengeyi değerlendirmek için Y balance testi kullanıldı. Kuvveti değerlendirmek için 1 maksimumu tekrar squat ve leg extension testi kullanıldı. Enduransı değerlendirmek için mekik ve push up testi kullanıldı. Esnekliği değerlendirmek için gonyometri kullanıldı. Sıçrama yüksekliği ve çevikliği değerlendirmek için ise hexagon agility test, dikey ve yatay sıçrama testleri kullanıldı. Tüm değerlendirmeler, tedaviyi uygulayan fizyoterapistten farklı bir fizyoterapist tarafından yapıldı. Değerlendirmeler pliometrik egzersiz eğitiminden önce ve 6 haftalık egzersiz eğitiminde sonra olmak üzere iki kez yapıldı. Eğitim ve kontrol grubundaki bireylerde 6 haftalık süreçte tüm parametrelerinde artış gözlemlendi (p<0,05). Kas kuvveti ve enduransı açısından gruplar karşılaştırıldığında eğitim grubu lehine artış gözlemlendi (p<0,05). Fiziksel uygunluğun denge, çeviklik- sıçrama yüksekliği, esneklik parametleri ise benzerdi (p>0,05). Sonuç olarak adölesan taekwondo sporcularında pliometrik eğitim kas kuvveti ve enduransın geliştirilmesinde etkili bir yöntemdir. Bu eğitimin farklı egzersiz çeşitleriyle kıyaslandığı ve değişik spor branşlarındaki adölesanlarında dahil edileceği çalışmalara örnek olabileceği görüşündeyiz. Anahtar Kelimeler: Taekwondo, Pliometrik egzersiz, Adölesan
Premenopozal dönem kadınlarda aerobik egzersiz eğitiminin menopoz semptomlarına olan etkisinin araştırılması
Bu çalışma premenopozal dönem kadınlarda hafif şiddetteki aerobik egzersiz eğitimi etkilerinin menopoz semptomlarına etkisinin araştırılması amacıyla düzenlenmiştir. Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinden 24 kadın çalışmaya katıldı. Bireyler rastgele yöntemle 2 gruba ayrıldı. Çalışma grubu olguları (n=12) (ortalama yaş: 47,3 ± 3,11 yıl; kilo: 73,9 ± 13 kg; boy: 162 ± 4 cm, VKİ: 28 ± 5 kg/m2) 8 hafta boyunca, haftada 3 gün toplamda 45 dakika (5 dk ısınma, 35 dk yürüyüş, 5 dk soğuma) hafif tempolu yürüyüş egzersiz eğitimini fizyoterapist eşliğinde yaptı. Kontrol grubu olguları (n=12) (ortalama yaş: 47,3 ± 3,32 yıl; kilo: 80,4 ± 13 kg; boy: 162 ± 5 cm; VKİ: 30 ±5 kg/m2) normal günlük yaşam aktivitelerine devam etti. Çalışma öncesi sosyodemografik bilgileri içeren veri formu ile kişilerin fiziksel özellikleri kaydedildi. Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği (IPAQ) ile gruplardaki bireylerin fiziksel aktivite düzeyi belirlendi. Menopozun oluşturduğu semptomlar ve yaşam kalitesi; Menopoz semptomları değerlendirme ölçeği (MSDÖ) ve SF-36 yaşam kalitesi ölçeği ile her iki grupta egzersiz eğitimi öncesi ve sonrası değerlendirildi. Sonuçlara bakıldığında çalışma grubundaki MSDÖ toplam puan azaldı (p<0,05), kontrol grubu toplam puanı arttı (p<0,05). Ancak alt ölçek verilerine göre çalışma grubunda ürogenital şikayetlerde değişim yaşanmadı (p>0,05). SF-36 alt kategori verilerine göre çalışma grubu emosyonel sağlık sebepli rol kısıtlaması, canlılık ve sosyal fonksiyon kategorileri haricinde diğer parametrelerdeki puanlamaların artışı yaşam kalitesinde artış meydana geldiğini gösterdi (p<0,05). Kontrol grubu bireylerinin 8 haftalık süreç sonunda MSDÖ'ye göre şikayetleri genel olarak arttı, SF-36'ya göre yaşam kalitesi genel olarak azaldı (p<0,05). Sonuç olarak hafif tempolu aerobik egzersizin premenopozal dönem kadınlarda MSDÖ ve yaşam kalitesinde iyileşmelere yol açtığı saptandı.
Sigarayı bırakanlarda farklı şiddetteki aerobik egzersizlerin anksiyete, sigara bağımlılığı, uyku kalitesi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışma, sigarayı bırakan bireylerde farklı şiddetteki aerobik egzersizin; bireylerin anksiyete düzeyi, sigara bağımlılığı, uyku ve yaşam kalitesi üzerine olan etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Son 1 ay içinde sigarayı bırakan 18-45 yaş aralığında olan 60 birey çalışmaya katıldı. Bireyler basit rastgele yöntem ile kontrol grubu (yaş ortalaması 32,10±6,77), hafif şiddetli aerobik egzersiz grubu (yaş ortalaması 33,10±5,07) ve orta şiddetli aerobik egzersiz (yaş ortalaması 34,00±5,15) grubuna ayrıldı. Aerobik egzersiz eğitimi ısınma (10 dk), aerobik egzersiz (30 dk) ve soğuma dönemi (5 dk) olacak şekilde 8 hafta/3 gün uygulandı. Hafif şiddetli aerobik egzersiz grubu (n=20) maksimal kalp atım hızı'nın (KAH) %40'ı, orta şiddetli aerobik egzersiz grubu ise (n=20) %60'ı kadar submaksimal aerobik egzersiz yaptı. Kontrol grubu (n=20) bu süre boyunca normal günlük yaşam aktivitelerine devam etti. Bireylerin anksiyete düzeyi Beck Anksiyete ölçeği (BAÖ), nikotin bağımlılığı Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi (FNBT) ve Madde Aşerme Ölçeği (MAÖ), uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), yaşam kalitesi Yaşam Kalitesi Kısa Form – 36 (SF-36) ile çalışma öncesi ve sonrası değerlendirildi. Katılımcıların tamamının anksiyete seviyesinde (BAÖ), madde aşermede (MAÖ) ve PUKİ toplam ve alt bileşenlerinde (öznel uyku kalitesi, uyku latansı, uyku süresi, uyku bozukluğu ve gündüz işlev bozukluğu) iyileşme görüldü (p<0.05). Yaşam kalitesi (SF 36) kontrol grubunda vücut ağrısı ve sosyal fonksiyon haricindeki alt bileşenlerde iyileşme gösterdi. Aerobik egzersiz uygulanan gruplarda ise tüm alt bileşenler iyileşme gösterdi (p<0.05). Gruplar arası ilk ve son değerlendirmelerin karşılaştırılmasında; BAÖ ve SF-36 skorlarında fark bulunmadı (p>0.05) fakat orta şiddetli aerobik egzersiz grubu MAÖ skoru çalışma öncesi ve sonrasında diğer iki gruptan daha düşüktü (p<0.05), İlk değerlendirmede PUKİ alt bileşen ve toplam skorları açısından yalnızca uyku bozukluğu alt bileşen skorunda fark bulundu, hafif şiddetli aerobik egzersiz grubu uyku bozukluğu skoru kontrol grubundan yüksekti (p<0.05), son değerlendirmeler arasında ise fark bulunmadı (p>0.05). Sonuç olarak 8 haftalık aerobik egzersizler, sigarayı bırakan bireylerde sigara bağımlılığının azaltılmasında, uyku bozukluğunun giderilmesinde, yaşam kalitesinin arttırılmasında etkili olduğu sonucuna vardık. Özellikle orta şiddetteki aerobik egzersizler sigaraya tekrar başlama isteğini daha fazla azaltmaktadır. Yüksek şiddette aerobik egzersizin de yer aldığı ve farklı egzersiz çeşitlerinin karşılaştırıldığı daha uzun süreli çalışmalara ihtiyaç vardır.
Otozomal resesif geçiş gösteren herediter ataksili hastalarda fonksiyonel gövde eğitiminin gövde kontrolü ve üst ekstremite fonksiyonlarına etkisi
Bu çalışma, otozomal resesif geçiş gösteren herediter ataksili hastalarda fonksiyonel gövde eğitiminin gövde kontrolü, gövde salınımı ve üst ekstremite fonksiyonlarına olan etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya katılan 20 hasta tedavi ve kontrol grubu olmak üzere 10'ar kişilik 2 gruba ayrıldı. Kontrol grubundaki hastalara gövde stabilizasyon ve denge egzersizlerinden oluşan rehabilitasyon programı, tedavi grubuna ise ek olarak Nörogelişimsel Tedavi prensiplerine uygun, gövde kaslarını aktive etmeye yönelik rehabilitasyon programı uygulandı. Tedavi grubuna haftada iki gün gövde stabilizasyon-denge ve bir gün fonksiyonel gövde eğitimi, kontrol grubuna haftada üç gün gövde stabilizasyon-denge eğitimi toplam 8 hafta verildi. Çalışma başlangıcında her iki grupta ataksi şiddeti Uluslararası Ataksi Oranlama Ölçeği, gövde kontrolü Gövde Bozukluk Ölçeği ve Fonksiyonel Uzanma testi, gövde salınımları Microgate Gyko, üst ekstremite fonksiyonları 9 Dokuz Delikli Peg Testi ve Kol, Omuz ve El Sorunları Hızlı Anketi, yaşam kalitesi Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği ve fonksiyonel bağımsızlık düzeyleri Pediatrik Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği ile değerlendirildi. Tedavi grubunda gövde kontrolünde iyileşme, üst ekstremite fonksiyonlarında artma ve gövde salınımlarında azalma görüldü (p<0,05). Gövde kontrolü, üst ekstremite fonksiyonları ve gövde salınımları açısından incelediğinde gruplar arasında fark bulunmadı (p>0,05). Tedavi grubunda her iki üst ekstremite performansında artış görülürken, kontrol grubunda sadece dominant üst ekstremitede artış görüldü (p<0,05). Tedavi grubunun gövde dinamik dengesinde AP ve ML yönünde iyileşme görülürken, kontrol grubunda sadece AP yönünde iyileşme görüldü (p<0,05). Gövde salınımları tedavi grubunda ML yönünde, kontrol grubunda AP yönünde iyileşme gösterdi (p<0,05). Fonksiyonel gövde eğitiminin non dominant üst ekstremite performansını, gövdenin ML yönünde dinamik dengesini ve salınımını iyileştirmek için daha etkili bir yöntem olduğu belirlendi. Fonksiyonel gövde eğitimi atakside üst ekstremite fonksiyonları, gövde kontrolü ve salınımlarında iyileşme sağlamak için destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kullanılabilir.
Youtube hemipleji egzersiz videolarının içeriklerinin incelenmesi
Çalışmamız YouTube video paylaşım platformunda bulunan hemipleji egzersiz videolarının içeriklerinin incelenmesi ve kalitelerinin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Çalışmada 'hemiplegia exercises', 'hemiplegia rehabilitation' ve 'hemiplegia physiotheraphy' anahtar kelimeleriyle taranan 180 video değerlendirildi. Çalışmaya İngilizce dilinde ve anlamlı ses bulunan 37 video dahil edildi. Videoların süresi, yayınlandığı tarihten itibaren geçen süre, video güç endeksi, beğeni sayısı, beğenmeme sayısı, kaynağı, yorum sayısı, görüntülenme sayısı ve görüntülenme oranı kaydedildi. Videoların kaliteleri Global Quality Scale (GQS), güvenilirlikleri Journal of the American Medical Association (JAMA) kullanılarak mesleki tecrübelerine farklı üç fizyoterapist (Fizyoterapist 1 (3 yıl), fizyoterapist 2 (5 yıl), fizyoterapist (10 yıl)) tarafından değerlendirildi. GQS'ye göre videolar düşük, orta-yüksek kalite olarak 2 gruba ayrıldı. Videoları yükleyen kaynaklara göre 2 farklı kategoriye ayrıldı. Ayrıca değerlendiricilerin JAMA ve GQS anketlerine verdikleri puanların ilişkisi araştırıldı. Çalışma sonucunda videoların %43,24'ü düşük kalitede, %56,75'i orta kalitede-yüksek kalitede olduğu bulundu. Tüm videoların kalitesi (GQS median; 3 (1-4)) yüksek olarak, güvenilirliği ise (JAMA median; 2 (0-4)) düşük olduğu görüldü. Değerlendiricilerin kendi aralarındaki GQS ve JAMA skorlarına verdikleri cevapların geçerliliği, ICC=0,766 ve ICC=0,793 olarak yüksek bulundu. Orta-Yüksek kaliteli videoların yorum sayısı (p=0,023) ve GQS fizyoterapist 3'ün skoru (p=0,002) düşük kaliteli videolara göre yüksekti. Fizyoterapistlerin yüklediği videoların GQS fizyoterapist 2'nin skoru (p=0,008), JAMA fizyoterapist 2'nin skoru (p=0,001) ve yorum sayısı (p=0,010) diğer kaynaklara göre yüksek, video yüklenme tarihinden sonra geçen süre (p=0,001) ise düşüktü. Videoların diğer parametreleri arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). YouTube Hemipleji egzersiz videoları düşük güvenilirliğe sahip olduğundan hastalar için güvenilir kaynak olarak kullanılması uygun olmayabilir. Sağlık profesyonellerinin GQS ve JAMA kriterlerini karşılayacak videolar yayımlaması ve YouTube'un da videoları filtreden geçirerek yayımlaması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: YouTube, Hemipleji, Egzersiz, İçerik, Güvenilirlik
Klinik pilates eğitimi ile aerobik egzersiz eğitiminin menopoz semptomlarına, yaşam kalitesi, uyku ve depresyon üzerine olan etkisinin karşılaştırması
Bu çalışma menopozal dönemdeki kadınlarda klinik pilates eğitiminin ve aerobik egzersiz eğitiminin menopoz semptomları, yaşam kalitesi, depresyon ve uyku kalitesine olan etkilerinin araştırılması amacıyla yapıldı. Bitlis'in Tavan ilçesinde menopoz tanısı alan 30 kadın birey çalışmaya katıldı. Bireyler kapalı zarf randomizasyon yöntemiyle klinik pilates grubu (n=15, ortalama yaş; 51,27±3,52 yıl, vücut ağırlığı; 79,60±11,46 kg, boy; 1,60±0,07 m, VKİ; 30,78±3,33 kg/m2) ve aerobik egzersiz grubu (n=15, ortalama yaş; 48,73±3,71 yıl, vücut ağırlığı; 71,20±11,82 kg, boy; 1,63±0,05 m, VKİ; 26,82±3,90 kg/m2) olarak ayrıldı. 8 hafta boyunca klinik pilates eğitimi haftada 2 defa 40 dakika (5 dk ısınma, 30 mat pilatesi, 5 dk soğuma) grup seansı, aerobik egzersiz eğitimi haftada 2 defa 40 dakika (5 dk ısınma, 30 dk bisiklet, 5 dk soğuma) bireysel seans olarak uygulandı. Çalışma öncesi bireylerin demografik bilgileri ve fiziksel özellikleri kaydedildi. Bireylerin yaşam kalitesi; SF-36 yaşam kalitesi ölçeği (SF-36), menopoz semptomları; Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği (MSDÖ), uyku kalitesi; Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ), depresyon düzeyi; Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) kullanılarak çalışma öncesinde ve sonrasında değerlendirildi. Çalışma öncesinde grupların fiziksel özellikleri ve değerlendirilen tüm parametreleri benzerdi (p>0,05). Çalışma boyunca klinik pilates grubu fiziksel rol güçlüğü, ruh sağlığı, genel sağlık ve sosyal işlevsellik SF-36 alt ölçeklerinde iyileşme gösterdi (p<0,05). Aerobik egzersiz grubunda ise ağrı SF-36 alt ölçeği haricinde tüm alt ölçeklerde iyileşme gösterdi (p<0,05). Klinik pilates grubunda MSDÖ toplam puan, psikolojik ve somatik alt ölçek skorlarında iyileşme gözlendi (p<0,05), aerobik egzersiz grubunda ise MSDÖ toplam ve alt ölçek puanlarında iyileşme gözlenmedi (p>0,05). BDÖ ve PUKİ skorlarında ise her iki grupta iyileşmez gözlendi (p<0,05). Klinik pilates grubunda gündüz işlev bozukluğu ve uyku latansı PUKİ talt kategorisinde, aerobik egzersiz grubunda ise gündüz işlev bozukluğu ve genel uyku kalitesi PUKİ alt kategorinde iyileşme gözlendi (p<0,05). Değişim farkları ve çalışma sonucunda değerlendirilen tüm parametreler açısından gruplar benzerdi (p>0,05). Klinik pilates egzersizleri ve aerobik egzersizler menopozal dönemdeki kadınların depresyon, menopoz semptomlarının azaltılmasında, uyku ve yaşam kalitesinin arttırılmasında etkilidir. Her iki egzersiz yöntemi bu dönemdeki kadınların bireysel ihtiyaçlarına göre önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Aerobik egzersiz, egzersiz, pilates, menopoz semptomları
Multiple skleroz hastalarında vestibüler egzersiz ve servikal stabilizasyon egzersiz eğitimlerinin denge ve yürüme üzerindeki etkilerinin araştırılması
Bu çalışma multiple skleroz hastalarında vestibüler egzersiz ve servikal stabilizasyon egzersiz eğitimlerinin denge ve yürüme üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmaya dahil edilen 35 multiple sklerozis (MS) hastaları basit rastgele yöntemle üç gruba ayrıldı. Bütün gruplara konvansiyonel tedavi (Alt ekstremite proksimal kaslara elektrik stimülasyonu, Tens ve normal eklem hareket açıklığı egzersizleri ) verildi. Vestibüler gruba Catwhorne-cooksey egzersizleri, servikal gruba servikal stabilizasyon egzersizleri ve kontrol grubuna klasik denge egzersizleri haftada 3 gün, 12 hafta boyunca uygulandı. Gruplar tedavi öncesi, 8.hafta, 12.hafta (tedavi sonrası) ve 6.ay(takip) olmak üzere 4 defa değerlendirildi. Denge; tandem duruş testi, fonksiyonel uzanma testi, dört adım kare testi ile değerlendirildi. Yürüme; 25 adım yürüme testi, 2 dakika yürüme testi, süreli kalk yürü testi ve MS Yürüme Skalası (MSYS-12) ile değerlendirildi. Yorgunluk, Yorgunluk Etki Ölçeği ile, baş dönmesi Baş dönmesi engellilik envanteri ile, depresyon Beck Depresyon Envanteri ile değerlendirildi. Yaşam kalitesi değerlendirmesinde ise MS Yaşam Kalitesi Anketi (MSQOL-54) kullanıldı. Yürüyüşteki postüral salınım Microgate GYKO cihazı ile değerlendirildi. Denge değerlendirmelerinde servikal ve vestibüler grupta iyileşmeler gözlemlenirken, 6.ay değerlendirmelerinde sadece vestibüler grupta iyileşmeler gözlemlendi. 25 adım yürüme testinde 8.hafta ve 12.hafta değerlendirmelerinde servikal grupta iyileşmeler gözlemlenirken 6.ay değerlendirmelerinde servikal ve vestibüler grupta iyileşmeler gözlemlendi (p<0,05). 2 dakika yürüme testinde 8.hafta ve 12.hafta değerlendirmelerinde sadece servikal grupta iyileşme bulundu (p<0,05). Süreli kalk yürü testi ile MS yürüme skalasında (MSYS-12) değişim olmadı (p>0,05). Yorgunluk etki ölçeğinde vestibüler grup diğer gruplara göre 6.ay değerlendirmesinde iyileşme gösterdi (p<0,05). Baş dönmesi engellilik envanterinde vestibüler grup diğer gruplara göre iyileşme gösterdi (p<0,05). Beck depresyon envanterinde kontrol grup diğer gruplara göre iyileşme gösterdi (p<0,05). Yaşam kalitesi parametrelerinde değişim olmadı (p>0,05). Postüral salınımda anterior-posterior uzaklıkta gruplarda benzerdi (p>0,05). Anterio-posterior uzunluk ölçümlerinde tedavi öncesi, 12. hafta ve 6. ay değerlendirilmelerinde kontrol grubu vestibüler ve servikal gruba göre daha iyiydi (p<0,05). Medio-lateral uzaklık ölçümlerinde 8.hafta değerlendirmelerinde servikal grup, vestibüler ve kontrol grubundan daha fazla gelişim gösterdi (p<0,05). Medio-lateral uzunluk ölçümlerinde öncesi 8. ve 12. hafta değerlendirilmeleri kontrol grubu vestibüler gruba göre daha fazla iyileşme gösterdi (p<0,05). 12.hafta değerlendirmelerinde ise kontrol grubu vestibüler ve servikal gruplara göre daha fazla gelişim gösterdi (p<0,05). Ortalama uzaklık ölçümlerinde tedavi öncesi kontrol grubu, vestibüler gruba göre daha fazla gelişme (p<0,05), servikal grupla ise benzerlik gösterdi (p>0,05). 8.hafta değerlendirmesinde servikal ve kontrol grup vestibüler gruba göre daha (p<0,05). 6.ay değerlendirmelerinde ise kontrol grubu vestibüler ve servikal gruba göre daha fazla iyileşme gösterdi (p<0,05). Ortalama uzunluk ölçümlerinin gruplar arası tüm zamanlardaki karşılaştırmasında kontrol grubu vestibüler ve servikal gruba göre daha fazla gelişme gösterdi (p<0,05). Yüzey alanı ölçümlerinde kontrol grubun 6.ay değerlendirmelerinde kontrol grup vestibüler grubuna göre daha iyiydi (p<0,05). Multiple Sklerozis hastalarında denge ve yorgunluk şikayetleri için vestibüler egzersiz, yürüme için servikal stabilizasyon egzersizleri, postüral salınım şikayetlerinde ise klasik denge egzersizleri etkili olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Multiple Sklerozis, Denge, Yürüme, Yorgunluk, Egzersiz
Kronik bel ağrısı olan bireylerde reformer pilates ve multi-gravitasyonel süspansiyon temelli egzersizlerin ağrı, endurans, denge, engellilik ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışma, reformer pilates ve multi-gravitasyonel süspansiyon temelli egzersizlerin kronik bel ağrısı şikayetine sahip bireylerde, ağrı, endurans, denge, engellilik ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapıldı. Gaziantep'te yaşayan 25-60 yaş aralığında kronik bel ağrısı olan 60 birey çalışmaya katıldı. Bireyler kapalı zarf randomizasyon yöntemi ile reformer pilates grubu (n=20, ortalama yaş; 31,85±8,89 yıl, vücut ağırlığı; 67,75±18,75 kg, boy; 166,15±10,85 cm, VKİ; 24,27±4,39 kg/m2), multi-gravitasyonel süspansiyon temelli egzersiz grubu (n=20, ortalama yaş; 29,90±6,70 yıl, vücut ağırlığı; 60,85±12,72 kg, boy; 164,00±6,49 cm, VKİ; 22,58±4,14 kg/m2) ve ev egzersizi kontrol grubu (n=20, ortalama yaş; 30,40±8,21 yıl, vücut ağırlığı; 67,80±14,49 kg, boy; 165,25±6,74 cm, VKİ; 24,76±4,66 kg/m2) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Egzersiz eğitimleri 4 hafta boyunca haftada 2 kez olacak şekilde (10 dk ısınma, 30 dk egzersiz eğitimi, 10 dk soğuma) uygulandı. Katılımcıların ağrıları VAS ile çalışma öncesi, 1., 2., 3. hafta ve sonrası olmak üzere toplam 5 kez değerlendirildi. Enduransları ise gövde anterior fleksör testi, gövde posterior ekstansör testi, sırt üstü köprü testi, sağ ve sol yan köprü testi ile değerlendirildi. Bireylerin statik dengeleri tek bacak üzerinde durma testi ile, dinamik dengeleri Star Excursion Denge testi ile, bel ağrısına bağlı engellilikleri Oswestry Engellilik Anketi ile ve yaşam kalitesi WHOQOL-Bref ile değerlendirildi. Tüm gruplarımızda McGill, VAS, denge ve endurans testleri skorları, Oswestry ve WHOQOL skorları çalışma boyunca iyileşti (p<0,05). McGill anket skorunda hamak grubu ev egzersiz grubuna, Oswestry engellik anketi skorunda ise diğer iki gruba göre daha az gelişme gösterdi (p<0,05). Sağ Star Excursion Denge testinde; hamak ve reformer grubundaki anterior ve posterior denge ev grubuna göre, posteromedial ve posterolateral dengede ise reformer grubu ev egzersiz grubuna göre daha fazla gelişti. Lateral dengede ise hamak grubu ev grubuna göre daha fazla gelişti (p<0,05). Sol Star Excursion Denge testinde; hamak ve reformer grubu anterior dengesi ev grubuna göre daha çok gelişti. Posterior ve lateral dengede ise reformer grubu ev egzersiz grubuna göre daha fazla gelişme gösterdi. Anteromedial dengede ise hamak grubu ev grubuna göre daha fazla gelişim sağladı (p<0,05). Sağ statik dengede reformer ev grubuna göre daha fazla gelişim gösterirken, solda reformer grubu hem ev grubuna hem de hamak grubuna göre statik dengeyi daha fazla geliştirdi (p<0,05). Yüz üstü plank skoru reformer grubunda hamak grubuna nazaran daha fazla artış gösterdi (p<0,05). Sırt üstü köprü sağ taraf skoru ise ev grubunda diğer gruplara kıyasla daha az artış sağladı (p<0,05). Mekik testi skoru hamak ve reformer grubunda ev egzersiz grubuna göre daha fazla gelişme kaydetti (p<0,05). Kronik bel ağrısının ve engelliliğin azaltılmasında öncelikli olarak reformer ve ev egzersiz programlarına yer verilebilir. Denge ve enduransın gelişimi yönünden bireysel bazlı egzersiz programlarında reformer pilates ve hamak yogası birbirleri yerine tercih edilebileceği görüşüne varıldı. Anahtar Kelimler: Reformer pilates, multi-gravitasyonel süspansiyon temelli egzersiz (hamak yogası), kronik bel ağrısı