Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Erkal Erzincan

24 theses · İstanbul Gelişim University, İstanbul Kent University

Master'sOpen AccessTR

Savunma mekanizmalarının kardeş sayısı ve doğum sırasına göre incelenmesi

Çalışmamızın amacı, kardeş sayısı ve doğum sırasını savunma mekanizmaları açısından incelemektir. Diyarbakır ve Antalya illerinden elde edilen verilerle iki ayrı örneklem grubu ile çalışılmıştır. Diyarbakır'dan 143 (%47,7) kişi, Antalya'dan 157 (%52,3) kişi olmak üzere toplam 300 kişinin verileri katılmıştır. 1994-2000 yılları arasında doğan katılımcıların yaş ortalaması 1997.22 (SS= 1.59) iken 153'ü (%51) kadın, 147'si (%49) erkektir. Çalışmamızda veri toplama aracı olarak cinsiyet, yaş, kardeş sayısı ve doğum sırası bilgilerin sorulduğu sosyodemografik bilgi formu ile Andrews ve arkadaşları (1993) tarafından geliştirilen yirmi savunma mekanizmasını ölçen Savunma Biçimleri Testi (SBT-40) kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Gruplar arasında cinsiyete göre farklılaşma olup olmadığına bakmak için bağımsız örneklem t-test; kardeş sayısı ile savunma mekanizmaları arasındaki ilişkiye bakmak için Pearson korelasyon analizi; doğum sırasına göre savunma mekanizmalarını karşılaştırmak için tek yönlü varyans analizi ve post hoc test olarak Bonferroni testi kullanılmıştır. Analizlerde anlamlılık derecesi 0.05 olarak alınmıştır. Sonuçlara göre, gruplararasında cinsiyete göre farklılaşma bulunmaktadır. Diyarbakırda yaşan kadınlar Antalya'da yaşayan kadınlara oranla ilkel mekanizmaların çoğunu (yansıtma, pasif saldırganlık, fantezi, yer değiştirme, bölünme, rasyonelleştirme, bedenselleştirme); nevrotik mekanizmalardan yapma bozma ve karşıt tepki geliştirmeyi; olgun mekanizmalardan mizahı daha çok kullanmaktadır. Diyarbakır'da yaşayan erkekler Antalya'da yaşayan erkeklere göre nevrotik mekanizmalardan yapma bozmayı ve ilkel mekanizmalardan bedenselleştirmeyi daha çok kullanmaktadır. Kardeş sayısı ve savunma mekanizması arasındaki ilişkiyi analiz eden Pearson korelasyon analizinden sonra, Diyarbakır örnekleminde mizah, beklenti, altruizm, pasif saldırganlık, dışa vurma ve bedenselleştirme mekanizmaları kardeş sayısı ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Antalya örnekleminde kardeş sayısı ile mizah ters yönde; dissosiyasyon pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Diyarbakır örnekleminin doğum sırasına göre karşılaştırılmasına ilişkin tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre olgun mekanizmalardan mizah, ilkel mekanizmalardan yansıtma ve pasif saldırganlık doğum sırasına göre değişmektedir. Gruplararası post-hoc analiz sonuçlarına göre, ilk ve ortanca doğan katılımcılar son doğan katılımcılara göre mizahı daha sık kullanmaktadır. İlk doğan katılımcılar ortanca ve son doğanlara göre yansıtma mekanizmasını daha sık kullanmaktadır. İlk doğan katılımcılar son doğan katılımcılara göre pasif saldırganlık mekanizmasını daha sık kullanmaktadır. Antalya örnekleminin doğum sırasına göre karşılaştırılmasına ilişkin tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre, altruizm gruplararasında değişmektedir. Bonferroni sonuçlarına göre, ortanca doğan katılımcılar ilk doğanlara oranla altruizmi daha sık kullanmaktadır. Özetle, cinsiyet, kardeş sayısı ve doğum sırası savunma mekanizmalarının kullanımı açısından etkin faktörler olarak görülmektedir. Bunun yanında, iki örneklem karşılaştırmasından elde ettiğimiz sonuçlardan hareketle, sosyokültürel faktörlerin de savunma mekanizmalarının gelişimi ve kullanımı açısından belirleyici etkisi olduğu gözlemlenmiştir.

AntalyaDiyarbakırDoğum sırası+2
Mehmet Aras
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evli kadınlarda cinsel doyum, evlilik doyumu ve somatizasyon düzeyi arasındaki ilişki

Bu araştırmada; evli bireylerde cinsel doyum ve evlilik doyumunun ve somatizasyon düzeyini üzerindeki yordayıcı gücünü belirlemeyi amaçlamaktadır. İlişkisel tarama modelinde yapılan araştırmanın bağımlı değişkeni somatizasyon düzeyi; bağımsız değişkenleri ise evlilik doyumu ve cinsel doyum ile bazı demografik değişkenlerdir. İstanbul ilinde yaşayan evli bireyler araştırmanın evrenini oluştururken. Örneklemin tespitinde ise uygun örnekleme yöntemi kullanılmış ve İstanbul ili Çekmeköy ilçesindeki 150 evli kadına belirlenmiştir. Araştırmanın verilerini temin etmede ise Evlilik Uyum Ölçeği, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği, Somatizasyon Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonunda Evli kadınların cinsel doyum düzeyleri ile evlilik uyum düzeyleri arasındaki ilişkinin tespitine yönelik yapılan korelasyon analizi sonucunda ilişki tarzı alt boyutundan alınan puan ile cinsel doyum toplam puanı ve kaçınma, doyum, iletişim, dokunma, ilişki sıklığı ve son olarak orgazm bozukluğu arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişkinin pozitif yönde olduğu da görülmektedir. Evli kadınların somatizasyon ile cinsel doyum düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Buna karşın somatizasyon ile evlilik uyum düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.

BedenselleştirmeCinsel doyumEvli kadınlar+4
Katibe Kübra Begdeş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerin nesne ilişkileri ve savunma düzenekleri ile romantik ilişki doyumları ve cinsel doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerin ilişkilerinde veya evliliklerinde deneyimledikleri ilişki doyumu ve cinsel doyum gibi ilişki bileşenlerinin nesne ilişkileri ve kullandıkları savunma düzenekleri çerçevesinde incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde bireylerin ilişkilerinde yaşadıkları süreçleri savunma düzenekleri ve nesne ilişkileri perspektifine bağlı olarak psikodinamik anlamda incelemek hedeflenmektedir. Bununla beraber çalışma değişkenlerinin katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ile olan ilişkisinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020 yılında yaşamını İstanbul ilinde sürdüren ve çalışmanın yapıldığı dönemde romantik ilişkisi olan ve ya evli olan 80 kadın ve 80 erkek olmak üzere toplamda 160 yetişkin birey oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak çalışmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Envanteri, Savunma Biçimleri Testi, İlişki Doyumu Ölçeği ve Golombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek setinin katılımcılara sunulması ve katılımcıların kendilerinin cevaplandırmaları yoluyla veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesi için SPSS paket programı kullanılmış olup ortaya konulan sonuçlar bulgular bölümünde sunulmuştur. Araştırma neticesinde elde edilen sonuçlara göre nesne ilişkileri alt ölçeklerinden yabancılaşma, güvensiz bağlanma ve egosantrizim düzeyi arttıkça yetişkin bireylerin ilişki doyumları ve cinsel doyum düzeyleri azalmaktadır. Diğer yandan yetişkin bireylerin savunma mekanizmaları ile ilişki doyumu ve cinsel doyum düzeyleri arasındaki ilişkiye göre immatür ve nevrotik savunma düzenekleri kullanan bireylerin olgun savunma mekanizmalarını daha yoğun kullanan bireylere göre ilişki doyumları ve cinsel doyum düzeylerinin daha düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca çalışma hipotezleri çerçevesinde ilişki süresi ile ilişki doyumu ve cinsel doyum arasındaki ilişkiye bakıldığında ilişki süresi ile ilişki doyumu ve cinsel doyum arasında anlamlı ilişkinin bulunduğu görülmektedir. Elde edilen tün sonuçlar çalışmanın içerisinde ilgili literatürle birlikte sunulmuştur.

Cinsel doyumDuygusal ilişkiEvlilik doyumu+5
Gizem Deveci
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları ile duygu düzenleme güçlüğü ve öz şefkatin incelenmesi

Çocukluk çağı, bireylerin gelecekleri adına temel niteliği taşıyan dönemdir. Bu dönem travmalar bakımından risk teşkil eden dönemdir. Travma önemsenmediği ve önlem alınmadığı durumda hormonal ve psikolojik etkiler yanı sıra yaşamı tehlikeye atabilmektedir. Travma, bireylerde her yaşta görülebildiği gibi özellikle çocukluk döneminde görülmesi, bireysel ve zihinsel gelişime olumsuz etkide bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda bireylerin küçük yaşlarda en az bir kez travmaya maruz kaldığı, çocukların genel olarak %25-61'inin travma yaşadıkları anlaşılmaktadır. Bu araştırma üniversite öğrencilerinin çocukluk çağı travma yaşama durumu ile öz şefkat ve duygu düzenleme güçlüklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, ilişkisel tarama modelinde ve 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde İstanbul'daki üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerden seçilmiştir. Araştırmada Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları (ÇÇT) Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü (DDG) Ölçeği ve Öz Şefkat Ölçeği uygulanmıştır. Katılımcıların ölçeklere vermiş oldukları yanıtlar SPSS 25.0 programı aracılığı ile çözümlenmiştir. Araştırmaya katılanlar 22 yaş ortalamasında, %64,8'i kadın, %64,8'i kadın, %71,9'u çalışmamakta, %96,2'si bekar olduğunu belirtmiştir. Çalışma sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinde ÇÇT'nin varlığı durumunda DDG de görülmektedir. ÇÇT ve öz şefkat arasındaki ilişkiye göre duygusal ihmal, duygusal ve fiziksel istismar artması ile öz sevecenlik, öz yargılama ve aşırı özdeşleşme de artmaktadır. Öz şefkat ve DDG arasındaki ilişkiye göre farkındalık, açıklık ve dürtü artışı ile paylaşım bilincinin olması, izolasyon ve bilinçlilik azalmaktadır. Amaçlar, strateji, açıklık, dürtü ve kabul etmeme arttıkça öz yargılama ve özdeşleşmenin de artmaktadır. Üniversite öğrencilerinin ÇÇT yaşamaya bağlı olarak DDG düzeylerinin ilerleyişini engelleme-azaltma adına uzmanlar tarafından düzenlenebilecek terapilere katılmaları önerilmektedir.

Duygu düzenleme güçlüğüÇocukluk çağı travmalarıÖlçekler+2
Nazlı Burcu Tüccaroğlu
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde Otizm Spektrum tanısı olan çocukların annelerinin depresyon, sağlık anksiyete ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi ve sağlıklı çocukların anneleri ile karşılaştırılması

Araştırmanın amacı, COVID-19 sürecinde otizmli çocuğu olan annelerin depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik düzeyleri ile normal gelişim gösteren çocukların ailelerin depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. COVID-19 hastalığı Çin'in Wuhan kentinde Aralık 2019'da ortaya çıkmış, bu hastalık Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi olarak bildirilmiştir. Hastalığın teşhisinde genel ve kişiye özel birçok belirtiler saptanmış olup genel olarak tanımlanan semptomları arasında ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yorgunluk, tat alma duyusunda değişiklik yer almaktadır. Tüm dünyayı etkisi altına almış bu virüs özel gereksinimli çocukları ve bakım verenlerini de zorlu bir sürece süreklemiştir. Bu çalışma OSB tanısı konan 60 ve normal gelişim gösteren 80 çocuğun anneleri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada annelerin depresyon düzeylerini ölçmek için Beck Depresyon Ölçeği, sağlık anksiyetesinin düzeyini ölçmek amacıyla Sağlık Anksiyetesi Ölçeği, tükenmişlik düzeylerini ölçmek amacıyla ise Maslach Bakım Veren Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmamızda bağımlı değişkenler (depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik) otizm teşhisi almış çocukların anneleri ve normal gelişim gösteren çocukların anneleri ile kıyaslanmıştır. COVID-19 sürecinde OSB'li çocukların annelerinin yaşadıkları depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik düzeyleri daha yüksek bulunmuş ve sağlıklı çocukların annelerine göre anlamlı farklar saptanılmıştır. Annenin eğitim durumuna göre sağlık anksiyetesi bulgularının eğilimin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak ikili grupların karşılaştırıldığı bu araştırmada OSB tanısı almış çocukların annelerinde depresyon, tükenmişlik ve sağlık anksiyetesinin puanlarına bakılmış olup normal gelişim gösteren çocukların annelerinden daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Buna ek olarak çocuğun cinsiyeti, ölçekler ile bir ilişki içerisinde değildir. Pandemi sürecinde annenin çalışma durumunun da depresyon, sağlık anksiyetesi ve tükenmişlik puanları üzerinde bir etkisi yoktur. Anahtar Kelimeler; Otizm, depresyon, sağlık kaygısı, COVID-19, tükenmişlik, anneler

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+7
Eda Yavuz
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Klinik psikoloji yüksek lisans öğrencilerinin cinsel mitlere inanma düzeylerinin cinsel doyum ve kaygı düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi

Merkezi sinir sistemi, endokrin sistem, duyu organları ve cinsel organlar ile olan etkileşimler cinselliğin fizyolojik mekanizmasını oluşturmaktadır. Cinsellik yalnızca fizyolojik temeli olan bir içgüdü olmayıp, yaşanırken hissedilen duygular ve tutumlar cinselliğin psikolojik boyutunu oluşturmaktadır. Cinsel sağlık, toplumun cinselliğe dair inançları ve bireyin aldığı cinsel eğitim tarafından etkilenmektedir. Cinsel mitler, bireyin cinselliğini doğru kaynaklardan öğrenememesi, cinsel sağlığına ilişkin bilgilerin doğru anlayıştan eksik olduğu önyargılardır. Cinsel mitler, bireyin cinsel sağlığını bozmakta, cinsel işlev ve davranış bozuklukları geliştirerek, bireyin cinsel doyumunu ve kaygı düzeyini etkileyebilmektedir. Bu tez çalışmasında, klinik psikoloji yüksek lisans öğrencilerinin cinsel mitlere inanma düzeylerinin cinsel doyum ve kaygı düzeyleri ile ve cinsel eğitim almanın cinsel mitlere inanma seviyesi ile olan ilişkisi araştırılmıştır. Bunun için, Golombok-Rust Cinsel Doyum Ölçeği (CDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) ve Cinsel Mitler Ölçeği (CMÖ) kullanılarak, 80'i kadın 76'sı erkek olmak üzere toplamda 156 klinik psikoloji yüksek lisans öğrencisi ile gerçekleştirilen çalışma bulgularında, kadın katılımcıların kaygı seviyeleri ile CDÖ doyum, kaçınma, vajinismus alt boyutları arasında, erkek katılımcıların kaygı seviyeleri ile CDÖ kaçınma, dokunma, erken boşalma, empotans arasında arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Öte yandan, katılımcıların CDÖ ile CMÖ puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunurken, cinsel eğitim alanların CMÖ puanlarının anlamlı olarak düşük olduğu bulgusu elde edilmiştir. Mezuniyet alanı değişkenine göre, CMÖ puanları farklılık göstermez iken, erkek katılımcıların CDÖ puanları anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği fakat kadın katılımcıların CDÖ puanlarının farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir. Lisans mezuniyet alanı psikoloji olan erkek katılımcıların CDÖ puanlarının, psikoloji olmayanlara kıyasla daha yüksek olduğu bulgusu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Klinik psikoloji yüksek lisans öğrencileri, cinsel doyum, cinsel mitler, kaygı, cinsel eğitim

Cinsel doyumCinsel mitKaygı+4
Gamze Atay Kapıcı
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir spor kulübündeki milli yüzücülerde psikolojik dayanıklılık, duygu düzenleme becerileri ve psikolojik belirtilerin incelenmesi

Bu araştırmada, milli yüzücülerin psikolojik dayanıklılık, duygu düzenleme güçlükleri ve psikolojik belirtileri incelenmiştir. Araştırmada, milli yüzücüler, sosyo-demografik özellikler bakımından benzer nitelikte olan ve herhangi bir spor dalıyla ilgilenmeyen diğer bir araştırma grubuyla karşılaştırılmıştır. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Yetişkin Dayanıklılık Ölçeği, Duygu Düzenlemede Güçlükler Anketi ve SCL-90 Belirti tarama listesi uygulanmıştır. Araştırmada katılımcıların milli sporcu olma durumu ve cinsiyetinin psikolojik dayanıklılık, duygu düzenlemede güçlük ve psikolojik belirti düzeyleri üzerinde etkisi incelenmiştir. Ayrıca, milli sporcuların psikolojik dayanıklılık düzeyleriyle duygu düzenleme güçlükleri ve psikolojik belirtiler arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, kadın milli yüzücülerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri milli yüzücü erkeklerden ve sporcu olmayan karşılaştırma grubundan daha yüksek bulunmuştur. Her iki grup karşılaştırıldığında ise psikolojik dayanıklılık puanları milli yüzücülerde daha fazladır. Duygu düzenleme güçlükleri açısından değerlendirildiğinde, sporcu olmayan grubun duygu düzenleme güçlüklerinin açık olma güçlüğü, kabul etme güçlüğü, dürtü kontrol güçlüğü, strateji geliştirme güçlüğü ve amaca yönelik davranış geliştirme güçlüğü bakımından milli yüzücülere kıyasla daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Psikolojik belirtilerin gruplardaki karşılaştırmasına göre, somatizasyon, anksiyete, depresyon ve kişilerarası duyarlılık ile toplam belirtiler milli sporcularda anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Milli yüzücülerin psikolojik dayanıklılık puanları ile duygu düzenleme güçlükleri ile psikolojik belirtilerden düşmanlık boyutunun negatif yönlü ve anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulguların, sporcuların psikososyal işlevlerinin geliştirilmesi ve performansa olumlu katkı sağlayabilmek adına geliştirilecek müdahalelere ışık tutabilecek bulgular sunduğu düşünülmektedir.

Duygu düzenlemeMilli takımlarPsikolojik belirtiler+4
Hazal Gizem Yüce
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Covid-19 pandemisi döneminde yetişkinlerin sağlık kaygısı psikolojik dayanıklılıkları ve psikolojik belirtileri arasındaki ilişki

Türkiye'de COVID-19 pandemisinin neden olacağı olumsuz sonuçlar çok büyük zarara uğratacak tehlikeler oluşturmaktadır. Konuyla ilgili yapılan çalışmalar çok sınırlı ve yetersizdir. Ülkemizde hızla yayılan COVID-19'un yayılımını engellemek için alınan katı önlemler bireylerde ekonomik, psikolojk sorunlara neden olmuştur. Tedavisi olmayan ve hakkında bilgilerin az olduğu bu hastalık bireylerin sağlıklarıyla ilgili endişelenmesine neden olmuştur. Bu araştırma Türkiye'deki 18 yaş üstü olan yetişkinlerin COVID-19 pandemisi döneminde yetişkinlerin sağlık kaygısı, psikolojik dayanıklılıkları ve psikoloji belirtileri arasındaki ilişki incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 1070 yetişkin bireyle yapılmıştır. Veriler pandemi sebebiyle Google Formlar aracılığıyla online toplanmıştır. Araştırma veri toplma araçları olarak bilgilendirilmiş onay, SCL-90-R testi, sosyodemografik bilgiler, sağlık kaygısı envanteri ve yetişkinler için psikolojik dayanıklılık envanterinden yararlanılmıştır. Kullanılan testlerin ilişki analizi için Pearson ilişki katsayısından, normal dağılımını ölçmek için Kolmogorov Smirnov sınamasından, güvenirliği için Cronbach alfa katsayısından, iki bağımsız değişkenin ortalamasını kıyaslanması için T testinden, ikiden daha çok kıyaslama için ANOVA testinden, varyans eşitliğini ölçmek için Levene testininden, eşitlik çıkmıyorsa Tamhane testinden, eşitlik çıkıyorsa Tukey HSD testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulguları SCL-90-R testi, sağlık kaygısı envanteri ve piskolojik dayanıklılık arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. SCL-90-R testi, sağlık kaygısı envanteri, psikolojik dayanıklılık ile cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, gelir düzeyine, yakın çevresinde COVID-19 tanısı durumu, COVID-19 geçirme durumu, COVID-19'u geçirme seviyesi durumu, pandemide ikametgah şekline, psikolojik/psikiyatrik tedavi öyküsü durumu, pandemide iş kaybı durumu, kişilerin çalıştıkları sektör, çalışma şekli, haftalık çalışma süresi ve COVID-19 aşı yaptırma durumu değişkenleri arasında anlamlı sonuçlar elde edilmiştir.

COVID 19KaygıPandemiler+6
Gülistan Topkaç
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 salgını döneminde sağlık çalışanlarının sağlık kaygısı, psikolojik iyilik hali, psikolojik dayanıklılık ve umutsuzluk düzeylerinin sağlık çalışanı olmayan yetişkinler ile karşılaştırılması

:Bu araştırmanın yapılmasındaki amaç, hala sürmekte olan COVID-19 salgınının sağlık çalışanlarının, sağlık kaygısı, psikolojik iyilik hali, psikolojik dayanıklılık ve umutsuzluk düzeyleri ile sağlık çalışanı olmayanların sağlık kaygısı, psikolojik iyilik hali, psikolojik dayanıklılık ve umutsuzluk düzeyleri ile karşılaştırılmasıdır. Araştırma Türkiye'deki 18-65 yaş arası sağlık çalışanı ve sağlık çalışanı olmayan yetişkinleri kapsamaktadır. Veriler online olarak toplanmıştır. Online anket uygulaması Google Formlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 160 kişiye ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında online anket formu kullanılmıştır. Anket formu sosyo-demografik özelliklere yönelik soru formu, Sağlık Anksiyetesi Envanteri, Genel Sağlık Anketi 12, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeğinden oluşmaktadır. Araştırmanın veri analizi SPSS 21 paket programında yapılmıştır. Araştırma sonucunda sağlık çalışanlarının sağlık anksiyetesi düzeylerinin, sağlık çalışanı olmayan yetişkinlerden daha yüksek olduğu ancak gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Sağlık çalışanı olmayan katılımcıların psikolojik dayanıklılık alt boyutlarından sosyal kaynaklara ilişkin dayanıklılık düzeyinin sağlık çalışanlarına göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Bununla birlikte sağlık çalışanı olmayan katılımcıların genel olarak psikolojik dayanıklılık düzeyinin sağlık çalışanlarına göre daha yüksek olduğu ancak gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptanmıştır. Sağlık çalışanlarının umutsuzluk düzeylerinin sağlık çalışanı olmayan yetişkinlerden daha yüksek olduğu ancak gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının psikolojik belirti düzeylerinin diğer katılımcılara göre daha iyi seviyede olduğu ancak gruplar arasındaki farkın anlamlı olmadığı belirlenmiştir.

COVID 19Etkileşim kaygısıKaygı+7
Merve Yiğit
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde mizaç ve bağlanma stillerinin duygusal düzenleme ile ilişkisinin incelenmesi

Duygu düzenleme baş etmekte zorlanılan bir durumda tepkilerin doğuracağı sonuçları düşünüp duygu, davranış ve bedeni yöneterek uygun yanıtı vermek olarak tanımlanabilir. Duygu düzenleme becerilerinin zayıf ya da tepkiselliğin fazla olması kişinin psikolojik belirtlerin görülme sıklığını arttıran bir etkendir. Mizaç kalıtımla geçtiği düşünülen ve yaşam süresince az oranda farklılık gösterebilen yapısal özelliklerdir. Bağlanma stilleri ise ilişkilerde farklı etkileşim ve davranış biçimleriyle karakterize edilebilir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde duygu düzenleme süreçlerinin mizaç ve bağlanma stilleri ile ilişkisinin incelenmesi ve duygusal düzenleme durumunu açıklayan demografik değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, Demografik Bilgi Formu, Duygusal Düzenleme Zorluğu Ölçeği, Temps-A Mizaç Ölçeği ve Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, Kasım-2021 ve Ocak-2022 tarihleri arasında Google Form aracılığı ile online ortamda 300 üniversite öğrencisi örnekleminden toplanmıştır. Çalışmada tanımlayıcı istatistikler, Bağımsız Örneklem T testi, Tek Yönlü ANOVA testi, Kolomogorov Smirnov normallik testi, Bonferroni testi ve Pearson Korelasyon analizi yöntemleri kullanılmış ve elde edilen verilerin analizi SPSS 20.0 programı ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; duygu düzenleme ve belirli boyutlarının cinsiyet, aile tipi, anne-baba ilişki durumu, kronik tıbbi rahatsızlık varlığı ve psikiyatrik bozukluk durumu gibi değişkenlere göre anlamlı farklılık elde edilmiştir. Demografik değişkenlerden kardeş sayısı, sigara ve alkol kullanım durumu değişkenleri arasından anlamlılık saptanmamıştır. Mizaç özellikleri ve bağlanma stillerinin de duygu düzenleme ve belirli boyutlarıyla anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Sonuç olarak öğrencilerin bağlanma düzeyleri artış gösterdikçe, duygusal düzenleme zorluğunun azaldığı ve öğrencilerin mizaç özelliklerinin olumsuz duyguyla karşılaşıldığında daha uyumlu duygu düzenleme kullanımına zemin hazırladığı söylenebilir. Araştırmanın bulguları ilgili literatür kapsamında tartışılarak öneriler sunulmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriDuygu düzenleme+3
Edanur Kaya
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığının erken dönem uyumsuz şemalar ve öz-şefkat ile ilişkisi

Giriş: Günümüz dünyasında internet ve internete bağlı geliştirilen cihazlar birçok yönden hayatı zahmetsizleştirirken, insan hayatında da bazı değişikliklere neden olmuştur. Örneğin, parklarda, bahçelerde oynanan oyunlar yerini ekran başında oynanan dijital oyunlara bırakmıştır. Bu durum dijital cihazlarda harcanan zamanı ve dijital oyun oynama sürelerini arttırmıştır. Ruhsal ve bedensel olarak yorgun düşürmeyecek düzeyde dijital oyun oynamanın insan psikolojisi üzerinde yararlı olduğu bilinmektedir (Green ve Bavelier 2003, Prot ve ark. 2014). Yoğun oyun oynama bazı olumsuz sonuçları (ilgi kaybı, işlevsel akmasalar vb.) sıklıkla beraberinde getirmektedir. Bu olumsuz neticelere rağmen oyun oynama devamlılığı durumunda dijital oyun bağımlılığı söz konusu olmaktadır (Griffiths ve Davies 2005, Ögel 2012, Young 2009). Amaç: Bu çalışma dijital oyun bağımlılık yaygınlığını araştırmak, dijital oyun oynayan gençlerde bağımlılık seviyesinin erken dönem uyumsuz şemalar ve öz-şefkat tutarlılık düzeyi ile nasıl ve hangi ölçüde ilişkilendirilebileceği gibi soruları cevaplandırma amacıyla yapılmıştır. Türkiye evreninde üniversite okuyan ve yaş aralığı 18-27 arasında değişen 226 bireyin verileri çalışmamıza dayanak oluşturmaktadır. Dijital oyun bağımlılığının özellikle okul çağındaki çocuklarda sık gözlemlenmesi bu bireylerin akademik alandaki başarı düzeyinin düşüşü, sosyal ilişkilerinin olumsuz hale bürünmesi ve bazı sosyodemografik özelliklerinde bozulmaların olması sonucuyla ilişkilendirilebilir. Yukarıda belirtilen durumların görülmesi araştırmacıların merakını daha da arttırmış ve araştırmaya yöneltmiştir. (Griffiths ve Meredith 2009, Ko 2014, Wood 2008, Young 2009). Araştırmada dijital oyunlar, dijital oyun bağımlılığı, tanı kriterleri, ölçme araçları, öz-şefkat, erken dönem uyumsuz şemalar, alanında literatür taraması yapılmıştır. Aynı zamanda Türkiye'deki aile yapısı da göz önünde bulundurularak öğrencilerin geliştirdikleri erken dönem uyumsuz şemaların ve öz-şefkat düzeyinin dijital oyun bağımlılığı üzerinde nasıl bir etkide bulunduğuna dönük sorulara cevaplar amaçlanmaktadır. Yöntem: Bu çalışmada araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu", bireylerin erken dönem uyumsuz şemalarını ölçmek için Young Şema Ölçeği (Soygüt, ark., 2009), dijital oyun bağımlılığı düzeylerini incelemek için Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Hazar ve Hazar 2019) ve öz-şefkat düzeylerini incelemek için de Öz-Şefkat Ölçeği (Akın, Akın ve Abacı 2007) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Türkiye evreninde 18-27 yaş arasında üniversite öğrencilerinden rastgele seçilen 226 kişiden oluşmaktadır. Bulgular: Araştırma kapsamında %56,6'sı kadın, %43,4'ü erkek olmak üzere 226 katılımcı dâhilinde istatistiki analiz yapılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 23 olup en küçük yaş 18 iken en büyük yaşa sahip katılımcı ise yaşı 27'dir. Araştırmada katılımcıların 145'i dijital oyun oynadığını belirtmiştir. Katılımcıların demografik formda yöneltilen kiminle yaşıyorsunuz? sorusuna verdiği cevaplar neticesinde, ailesiyle birlikte yaşayanların çoğunluğu oluşturduğu görülmektedir. Katılımcıların gelir seviyesi incelendiğinde orta gelire sahip katılımcıların %57,5 ile gözle görülür bir farkla çoğunlukta olduğu gözlenmektedir. Katılımcıların çoğunluğunun iyi (%44,2) ve orta (%41,2) akademik seviyeye sahip oldukları gözlenmektedir. Dijital oyun oynama süresinin en sık 30-60 dakika arası ve 30 dakikadan az oyun oynama süresi tespiti ile beraber en az oyun oynama süresi ise 2-4 saat arası olduğu bulgusu elde edilmiştir. Dijital oyun oynamak için sadece cep telefonunu tercih eden katılımcıların sayısı en fazla olup en az tercih edilen dijital cihaz ise tablet olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte demografik ankette son soru olarak yöneltilen oyun kategorisi sorusu kapsamında katılımcılar tarafından en fazla aksiyon oyunlarının en az ise simülasyon oyunlarının tercih edildiği gözlenmektedir. Sosyal izolasyon/güvensizlik değişkeninin dijital oyun bağımlılığı değişkenini istatiksel açıdan pozitif yönde; öz yargılama değişkeni ise dijital oyun bağımlılığı değişkenini negatif yönde yordadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuç: Araştırmanın Pearson Korelasyon analiz sonucundan elde edilen bulguya göre, dijital oyun bağımlılık ölçeği ile sosyal izolasyon/güvensizlik, kusurluluk, duyguları bastırma, iç içe geçme/bağımlılık, tehditler karşısında dayanıksızlık, başarısızlık, karamsarlık, kendini feda, cezalandırılma, yüksek standartlar, onay arayıcılık erken dönem uyumsuz şema alt boyutları ile anlamlı düzeyde ilişki olduğu bulgusu saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılık ölçeği ile öz-şefkat ölçeği bileşenleri arasında yapılan Pearson Korelasyon analizinden ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki sonucuna ulaşılmıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar ile özşefkat düzeyi ve ilişki incelendiğinde; duygusal yoksunluk, sosyal izolasyon/güvensizlik, kusurluluk, duyguları bastırma, iç içe geçme bağımlılık, terk edilme, tehditler karşısında dayanıksızlık, başarısızlık, karamsarlık, kendini feda, cezalandırılma, yüksek standartlar, onay arayıcılık Young şema alt ölçekleri ile öz şefkat ölçeği arasında negatif yönde anlamlı korelasyon bulgusu elde edilmiştir. Dijital oyun bağımlılığı ölçeği genel toplam puan ortalaması olarak erkeklerin dijital oyun bağımlılığı ve erken dönem uyumsuz şema toplam puanları kadınlara kıyasla daha yüksek olup Öz-şefkat genel toplam puan ortalaması ile cinsiyet arasında farklılaşma olmadığı bulgusu elde edilmiştir. Dijital oyun bağımlılığı ölçeği ile dijital oyun oynama değişkeni arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma olduğu bulgusu elde edilmiştir. Dijital oyun bağımlılığı ölçeği, aşırı odaklanma ve erteleme çatışma/yoksunluk ve arayış duygu değişimi ve dalma alt ölçeklerinden elde edilen ortalamaların günlük ortalama dijital oyun oynama süresi değişkeni arasında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oyun, Dijital Oyun, Bağımlılık, Dijital Oyun Bağımlılığı, Erken Dönem Uyumsuz Şema, Öz-Şefkat

Rahmi Taş
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu yatış kararı ile sağlık kuruluna başvuran hastaların birinci derece yakınlarının kaygı düzeyleri, olumsuz yaşantı sonrası stres düzeyleri ve bakım yüklerinin zorunlu yatış kararı olmayan hasta yakınları ile karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı zorunlu yatışla sağlık kuruluna başvuran bireylerin birinci derece yakınlarının kaygı düzeyleri ve olumsuz yaşantı sonrası stres düzeylerini belirlemek ve bakım yükünü değerlendirmek ve istemli yatış kararı verilen hasta yakınları ile karşılaştırmaktır. Çalışmaya Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından zorunlu yatış kararı verilen 100 hastanın yakını ve istemli yatışı uygun görülen 93 hastanın yakını dahil edilmiş ve katılımcılara kaygı, olumsuz yaşantıların yarattığı stres ve bakım yükü düzeylerini ölçen çeşitli ölçekler uygulanmıştır. Katılımcılara ölçekler uygulanmadan önce çalışmanın içeriği ve uygulanacak ölçekler açıklanmış, yazılı onam formu alınmıştır. Sosyodemografik ve Klinik Veri Formunun yanında Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği (STAI), Olayların Etkisi Ölçeği (IES-R), Bakım Verme Yükü Ölçeği (CB) kullanılarak veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre zorunlu yatış kararı verilen hastaların yakınlarında durumluk ve sürekli kaygı düzeyleri, yatış sürecinden olumsuz etkilenme düzeyleri ve bakım yükü istemli yatış kararı verilen hasta yakınlarına göre daha yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir

Bakım verme yüküHasta yakınlarıHastalar+5
Oya Kaptan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmatik yaşantılarının psikolojik dayanıklılık ve evlilik doyumu ile ilişkisi

Bu araştırmada evli bireylerde çocukluk çağı travmatik yaşantıların psikolojik dayanıklılık ile evlilik doyumu arasındaki etkililiğin ortaya konulması amaçlanmıştır. Aynı zamanda bu çalışmayla bireyin çocukluk çağı travmatik yaşantılarının kötüye kullanım (cinsel,fiziksel,duygusal,duyusal) ve ihmalin psikolojik sağlamlık ve evlilik doyumu belirtileri üzerindeki etkisini incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tipte olup verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında 307'si kadın, 61'i erkek olmak üzere toplamda 368 evli birey çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcıların kişisel özelliklerinin ortaya konulabilmesinde araştırmacı tarafından geliştirilen 'Sosyo-Demografik Bilgi Formu' kullanılırken, çocukluk çağı travmatik düşüncelerin tespitinde 'Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ)', psikolojik dayanıklılığın tespitinde 'Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YİPDÖ)' veevlilik doyum düzeylerinin tespit edilmesinde de 'Evlilik Doyumu Ölçeği' kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde ve çözümlenmesinde bilgisayar temelli istatistik programından yararlanılmıştır (SPSS). Kullanılan ölçme araçlarının normal dağılıma sahip olup olmadığını belirlemede çarpıklık ve basıklık değerlerine bakılırken, ölçeklerin güvenirlilik düzeylerinin tespitinde ise iç tutarlılık oranlarına bakılmıştır. Araştırma değişkenlerinin birbirleriyle ilişkisini, gücünü ve yönünü belirlemede korelasyon ve regresyon çözümleme bulgularından yararlanılmıştır. Gruplar arası analizlerde ise değişken sayıları baz alınarak t testi ve Anova analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre evlilik doyumu ile çocukluk çağı travmaları arasında orta güçlü negatif ilişki tespit edilirken evlilik doyumu ile psikolojik dayanıklılık arasında düşük güçlü doğrusal ilişki tespit edilmiştir. Son olarak çocukluk çağı travmaları ile psikolojik dayanaklılık arasında da düşük güçlü negatif ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılan evli bireylerde evlilik doyumu yükseldikçe çocukluk çağı travmatik düşüncelerin azaldığı, evlilik doyumu yükseldikçe psikolojik dayanıklılığın arttığı ve son olarak çocukluk çağı travmatik düşünceler yükseldikçe psikolojik dayanaklılığın düştüğü bulunmuştur.Çocukluk çağı travmaları, psikolojik dayanıklılık ve evlilik doyumu kavramları ile ilgili olarak toplumsal bilinçlendirme amacıyla farkındalık çalışmalarının yapılması önerilmektedir.

EvlilikEvlilik doyumuPsikolojik dayanıklılık+2
Pınar Canbolat
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde erken dönem uyumsuz şemaların ve yetişkin ayrılık anksiyetesinin romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirtilerle ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; erken dönem uyumsuz şemaların ve yetişkin ayrılma anksiyetesinin romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirtilerle ilişkisinin incelenmesidir. Üç değişken arasındaki ilişki incelenirken bağlanma kuramına değinilmiştir. Araştırmanın örneklemi romantik ilişkisi olan üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya 160 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcıların 123'ü kadın, 37'si erkektir. Örnekleme internet aracılığıyla ulaşılmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesi için, ''Onam Formu'', ''Sosyodemografik Bilgi Formu'', ''Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖKF)'', ''Yetişkin Ayrılma Anksiyetesi Anketi (YAAA)'' ve ''Romantik İlişki Odaklı Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği (RİOKÖ)'' kullanılmıştır. Araştırmada SPSS programı kullanılmış olup; Spearman Korelasyon Analizi, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis Testi ve Jonckheere-Terpstra testleri verilerin analizi için uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; erken dönem uyumsuz şema alt boyutları yüksek standartlar ve eleştiricilik, cezalandırılma ve ayrıcalılık/yetersiz özdenetim ile romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Diğer alt boyutlar ile romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Yetişkin ayrılık anksiyetesi ve erken dönem uyumsuz şema alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ek olarak, yetişkin ayrılık anksiyetesi ve romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır. Yaş değişkeni incelendiğinde, erken dönem uyumsuz şema alt boyutları karamsarlık ve ayrıcalılık/yetersiz özdenetimi ile yaş değişkeni arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Yetişkin ayrılık anksiyetesi ve romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları ise, yaş değişkeni ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkide bulunmamıştır. Cinsiyet değişkeni incelendiğinde ise, yetişkin ayrılık anksiyetesi ve romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları ile cinsiyet değişkeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Erken dönem uyumsuz şema alt boyutları incelendiğinde, erkeklerin duygusal yoksunluk ve cezalandırıcılık puanlarının istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yetişkin ayrılık anksiyetesinin ilişki memnuniyeti değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı olarak artış trendinde olduğu saptanmıştır. Romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonlarının ise romantik ilişki süresi ve romantik ilişki memnuniyeti değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı olarak artış trendinde olduğu saptanmıştır. Gelecek çalışmalarda yetişkin ayrılık anksiyetesi tanısı alan bireyler, çocukluk döneminde ayrılık anksiyetesi tanısı alan yetişkin bireyler örneklem olarak seçilebilir. Pandeminin psikolojik etkileri yeni bir değişken olarak dahil edilebilir.

Ayrılık kaygısıErken dönem uyum bozucu şemalarRomantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları+3
İrem Nur Karahisar
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde yetişkinlerin öz şefkat ve duygu düzenleme becerilerinin belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri ve psikolojik semptomları ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Covid-19 pandemisi sırasında, yetişkinlerin öz şefkat ve bilişsel duygu düzenleme becerilerinin, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri ve psikolojik belirtiler ile ilişkilerini incelemek ve bu ilişkilerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışma, yaşları 18-65 yaş arasında değişen, psikiyatrik tanısı bulunmayan, 294 kadın ve 96 erkek olmak üzere toplam 390 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, ilişkisel araştırma modeline uygun olarak incelenmiştir. Kullanılan veri toplama araçları, Öz Duyarlık Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formudur. Verilerin analizinde, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H testi ve Spearmann Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bu araştırmanın bulguları, öz şefkatin alt boyutlarından izolasyon ve özdeşleşme puanlarının, belirsizliğe tahammülsüzlük puanlarının ve anksiyete, depresyon, olumsuz benlik gibi psikolojik belirti puanları ile arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğunu belirlemiştir. Çalışmada, bilişsel duygu düzenleme ve psikolojik belirtiler arasında anlamlı bir ilişki olduğu; öz şefkat puanları ile bilişsel duygu düzenleme puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bulguların, cinsiyet, medeni durum, kronik hastalık, gelir durumu, çocuk sahibi olma gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Ölçeklerin alt boyutlarının birbiriyle olan ilişkileri, çalışmada ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, gelecek çalışmalar için öneriler verilmiştir.

Belirsizliğe tahammülsüzlükCOVID 19Duygu düzenleme+5
Ece Savaş
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde evlilik uyumu, yaşam doyumu ve kaygı düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, evli bireylerde evlilik uyumu, yaşam doyumu ve kaygı düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evreni İstanbul bölgesindeki evli olan bireylerden oluşturulmuştur. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi, 2020-2021 yılında İstanbul bölgesinde uygun örnekleme yöntemiyle ile seçilen 150 erkek ve 150 kadın olmak üzere 300 evli bireyden oluşturulmuştur. Araştırmada verileri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DSKÖ) ve Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) uygulanmıştır. Bu araştırma kapsamında elde edilen sonuçlara göre evli bireylerin evlilik uyumu, yaşam doyumu ve kaygı düzeyleri arasında orta düzeyde ilişki olduğu görülmüştür. İlgili araştırmalara literatürde fazla rastlanmadığı görülmüştür. Doyum, uzlaşım ve görüş birliği ile yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Uzlaşımın, doyum ve görüş birliğine göre yaşam doyumu üzerinde daha etkili olduğu bulunmuştur. Bu araştırmadaki değişkenlerle ilgili çalışmalar artırabilir. Evlilikle ilgili klinik çalışmalar incelenebilir. Ayrıca klinik uygulamalar ve daha ileri araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik Uyumu, Yaşam Doyumu, Kaygı Düzeyleri, İlişki

Evli çiftlerEvlilikEvlilik ilişkisi+5
Melisa Anlı
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda duygusal yeme davranışının, kaygı ve özdenetim ile ilişkisinin incelenmesi.

Araştırmanın amacı, kadınlarda duygusal yeme davranışının kaygı ve özdenetim ile ilişkisi olup olmadığını incelemektir. Yapılan araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan kadınlar online olarak katılmıştır. Toplam katılan kişi sayısı 180 idir. Araştırmada, gönüllü olarak katılım sağlayan kadınlardan Bilgilendirilmiş Onam Formunu onaylamaları istenmiştir. Ardından Kişisel Bilgi Formu, Duygusal İştah Ölçeği, Öz-Denetim Ölçeği ve Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde ise SPSS.22 (Statistical Package of Social Sciences) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; negatif duygusal iştah ile özdenetim arasında anlamlı ve negatif bir korelasyon bulunmuştur. Ayrıca, duygusal iştah ile kaygı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.

Beslenme ve yeme bozukluklarıDuygusal yemeKadınlar+3
Selin Kalabaş
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde erken dönem uyumsuz şemalar ile öz şefkat düzeylerinin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlarla ilişkisinin incelenmesi

Yürütülen bu araştırmanın hedefi; erken dönem uyumsuz şemaların ve öz şefkat değerlerinin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlarla ilişkisinin incelenmesidir. Örneklem grubu olarak romantik ilişkisi olan üniversite öğrencileri seçilmiştir. 160 kişi gönüllü olarak bu araştırmaya katılmışltır. 160 katılımcının, 106'sı kadın, 54'ü erkektir. Katılımcılara internet yoluyla ulaşılmıştır. Verilerin toplanması için, ''Sosyodemografik Bilgi Formu'', ''Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖKF)'', ''Öz Şefkat Ölçeği (ÖŞÖ)'' ve "Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği (RİAOİÖ)'' kullanılmıştır. Verilerin incelenmesi için SPSS programından faydalanılmıştır. Spearman Korelasyon Analizi, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis Testi ve Jonckheere-Terpstra testleri uygulanmıştır. Spearman Korelasyon analizi sonuçlarına göre; romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar alt ölçeklerinden, farklı düşünmek, sosyal zaman kullanımı, zihin okuma, fiziksel yakınlık, cinsiyet farklılıkları ile erken dönem uyumsuz şemalar alt ölçekleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öz şefkat alt ölçekleriyle arasındaki ilişkiye bakıldığında ise, farklı düşünmek, aşırı beklentiler, zihin okuma boyutlarıyla aralarında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sosyal zaman kullanımı, fiziksel yakınlık ve cinsiyet farklılıkları alt boyutları ile öz şefkat ölçeği alt boyutları arasında ise istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Erken dönem uyumsuz şemaların bütün alt ölçekleri ile öz şefkat ölçekleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bazı alt boyutlar arasında negatif yönlü bir ilişki mevcuttur. İlişki yönünün negatif olası ise beklenilen bir sonuçtur. Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney U Testleri sonuçlarına bakıldığında ise, romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların sosyal zaman kullanımı ve zihin okuma alt ölçeklerinin cinsiyet grupları arasında istatikse olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Öz şefkat alt ölçekleri ile cinsiyet değişkeni karşılaştırıldığında ise, sadece öz sevecenlik alt ölçeğinde cinsiyetler arası istatiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar alt ölçeklerinden ise sadece onay arayıcılık alt boyutunda cinsiyetler arası istatiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmıştır.. Yaşadıkları yer değişkeni baz alındığında ise sadece sosyal zaman kullanımı alt ölçeğinde istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmaktadır. Aşırı beklentiler alt ölçeği dışındaki alt ölçekler ve toplam puan ile ilişki memnuniyeti grupları arasında ise istatiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır. Jonckheere Terpstra Testi bulgularına göre, RİAOİ ölçek puanları gelir düzeyi gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir.

Akılcı olmayan inançlarDuygusal ilişkiErken dönem uyum bozucu şemalar+4
Narod Mardikyan
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gemi adamlarında duygu düzenleme ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin psikolojik semptomlarla ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, gemi adamlarında duygu düzenleme ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin psikolojik semptomlarla ilişkilerini incelenmek ve bu ilişkilerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışma, 18-65 yaş arasında değişen 94 gemi adamı ve 94 gemi adamı olmayan kişilerden oluşmaktadır. Gemi adamı olan katılımcıların kabul kriterleri en az 1 hafta gemide olması gemi adamı olmayan katılımcıların kriterleri ise gemi adamı olmama durumudur. Çalışma 188 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, ilişkisel araştırma modeline uygun olarak incelenmiştir. Kullanılan veri toplama araçları; Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, SCL-90 Belirti Tarama Ölçeği, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formudur. Verilerin analizinde, SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Bu araştırmanın bulguları, gemi adamlarının, psikolojik dayanıklılık düzeylerinin psikolojik semptomlar üzerinde anlamlı bir ilişkisi olduğunu belirlemiştir. Çalışmada, düşünceye odaklanma ve psikolojik semptom arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bilişsel duygu düzenleme bulguları, yaş, sigara kullanımı, alkol kullanımı, çocuk sahibi olma durumu, hangi aralıklarla sefere çıkıldığı gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Psikolojik dayanıklılık düzeyinde ise, çalışma durumu, hangi aralıklarla sefere çıkıldığı gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Son olarak, psikolojik semptom bulguları, yaş, medeni durum, alkol kullanımı gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Gemi adamı olan ve olmayan katılımcıların bulgularının benzer olduğu gözlenmiştir. Araştırma verileri ışığında, gemi adamı olma ya da olmama duygu düzenleme, psikolojik dayanıklılık ve psikolojik semptomlar düzeyinde bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar ilgili literatürle tartışılmış ve ileri çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Duygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğüGemi adamları+2
Büşra Çetükkaya Sever
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 salgını sebebiyle oluşan pandemi sürecinde yetişkinlerde sağlık kaygısı ve duygu düzenleme becerilerinin yeme tutumlarıyla ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, 18-65 yaş arası yetişkinlerde sağlık kaygısı ve duygu düzenleme becerilerinin yeme tutumuna etkisi incelenmiştir.18-65 yaş arası genç kesim olarak adlandırılan kariyer planları, iş arama, mesleki nitelikler kazanma ve benzeri amaçlara yönelik oldukça önemli bir zaman dilimidir. Bu süreçte bireyler daha çok endişe duyarlar. Zaman zaman kaygı şeklinde kendini gösteren bu süreç, duygu düzenleme ve yeme tutumlarına da yansımaktadır. 2019 yılının sonundan itibaren tüm dünyaya yayılan Covid 19 pandemisi sürecin kaygı düzeyine nasıl etki ettiğini bulmak önem teşkil etmektedir. Bu sebeple kaygı düzeyine etkisi olan maddeleri belirlemeniz gerekir ve bu nedenle çalışmamızda salgın döneminde 18-65 yaş aralığında bulunan yetişkin bireylerin sağlık kaygıları ve duygu düzenleme becerilerinin yeme tutumu ile olan ilişkisini belirlemek amacı doğrultusunda yapılan çalışmada nicel araştırma yöntemleri arasında bulunan tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışmada evrenin tamamına ulaşmanın zaman ve maliyet açısından zor olması aynı zamanda pandemi sürecinde olduğu göz önüne alındığında araştırmada örneklem belirleme yöntemi ile örneklem seçilmiştir. Araştırmada kolaylıklı örneklem yolu ile 281 kişiye ulaşılarak değerlendirilmeler yapılmıştır. Araştırmaya katılan 281 katılımcıya, sosyo-demografik bilgi formu,Yeme Tutum Testi, Genel Sağlık Anketi (GSA 28 ) ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, sağlık anksiyetesi ölçeği kısa form uygulanmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılımı göstermesi test edildikten sonra, değişkenlerin karşılaştırılması için bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (anova) uygulanmıştır Katılımcıların yeme tutumu, sağlık kaygısı ve duygu düzenleme düzeyleri ile ilişkinin incelenmesi adına Pearson korelasyonu uygulanmıştır. Araştırmada elden edilen bulgular, dahil edilen katılımcıların yeme tutumu algısı ile sağlık anksiyetesi ve genel sağlık anket puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde ve düşük düzeyde ilişki varken katılımcıların yeme tutumu algısı ve yaş ile bilişsel duygu düzenleme algısı arasında anlamlı ilişki olmadığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları ilgili olan literatürle tartışılmış ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Koronavirüs, Pandemi, Geleceğe Karşı Belirsizlik, Kaygı, yeme bozukluğu

Aşırı yeme bozukluğuCOVID 19Durumluk kaygı+6
Güneş Damla Zini
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde duygu düzenleme güçlüğü ve algılanan sosyal desteğin aracı rolü

Yapılan bu araştırmada, çocukluk çağı travmalarının psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde duygu düzenleme güçlüğü ve algılanan sosyal desteğin aracı rolü incelenmiştir. Araştırma örneklemi, 18-65 yaş aralığında olan 385 kişiden oluşmaktadır. Kullanılan veri toplama araçları, Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formudur. Veri toplama araçları çevrimiçi ortamda anket şeklinde uygulanmıştır. Verilerin analizinde, Pearson Korelasyon Analizi, tek yönlü ANOVA, Kruskal Wallis H testi ve Bağımsız Gruplar t-Testi kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 25 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada aracılık etkisini belirlemek üzere Sobel tarafından geliştirilen test uygulanmış ve güven aralıkları incelenmiştir. Aracı etkinin analizinde PROCESS SPSS Makro yazılımı kullanılmıştır. Araştırmanın analiz sonuçlarına göre, araştırmanın değişkenleri olan çocukluk çağı travmaları, psikolojik dayanıklılık, duygu düzenleme güçlüğü ve algılanan sosyal destek arasında çeşitli düzeylerde ilişkiler bulunmuştur. Çocukluk çağı travmalarının psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde duygu düzenleme güçlüğü ve algılanan sosyal desteğin kısmi bir aracı rolü tespit edilmiştir. Bulguların, cinsiyet, medeni durum, çalışma durumu, eğitim durumu, kronik rahatsızlık, psikolojik rahatsızlık, gelir durumu ve Covid-19 olma gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Ölçeklerin birbiriyle olan ilişkileri, çalışmada ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, gelecek araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.

Algılanan sosyal destekDuygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğü+2
Büşra İnan
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde sağlık çalışanlarında anksiyete, depresyon, ruhsal belirti düzeyi ve tükenmişlik düzeylerinin ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada pandemi döneminde sağlık çalışanlarında anksiyete, depresyon, ruhsal belirti düzeyi ve tükenmişlik düzeylerinin ilişkisi incelenmiştir. Covid-19 pandemisi 12 Mart 2020 tarihinden itibaren tüm dünyada hızla yayılmaya başlamıştır. Pandemiler genel olarak, halk sağlığı bakımından ciddi fiziksel ve ruhsal sorunlara, can kaybına neden olarak tehdit oluşturmaktadırlar. Sağlık çalışanları ise meslek grubu olarak pandemilerde yüksek risk taşımaktadır. Pandemi döneminde insanların pek çoğu uygulanan tedbirler kapsamında evlerinde kapalı kalırken, farklı alanlarda görev alan sağlık çalışanları yaşanan zorluk karşısında özveri ile mücadelelerine devam etmişlerdir. Bu kapsamda araştırmanın amacına uygun olarak pandemide İstanbul ilindeki sağlık kuruluşlarında aktif görev almış 18-65 yaş aralığındaki 324 sağlık çalışanı ile anket çalışması yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Durumluk-Sürekli Anksiyete Ölçeği (STAI 1 ve 2) ve Genel Sağlık Anketi-12 (GSA-12) kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda pandemi döneminde sağlık çalışanlarının yaş, cinsiyet, medeni, durum, çalışma süresi, eğitim durumu değişkenlerine göre ölçeklerden ve alt boyutlarından aldıkları puan ortalamalarında anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların orta düzeyde depresyon, kaygı, tükenmişlik, ruhsal belirti puanlarına sahip oldukları, kullanılan her ölçek ve boyutları ile ölçek ortalamaları arasındaki korelasyon katsayıları istatistiksel olarak anlamlı olduğu ve aralarında kuvvetli ilişki bulunduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Depresyon, Anksiyete, Ruhsal Belirti, Genel Sağlık, Tükenmişlik, Sağlık Çalışanları

AnksiyeteAnksiyete bozukluklarıCOVID 19+6
Sümeyye Azra Akdemir
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Cinsel benlik şemaları, suçluluk/utanç ve sosyal görünüş kaygısı ile cinsel doyum arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı elde edilen veriler ışığında cinsel benlik şemaları, suçluluk, utanç ve sosyal görünüş kaygısı ile cinsel doyum üzerinde bir ilişkisinin olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın verilerinin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Anket formu online platformda hazırlanmış ve katılımcılara çeşitli dijital haberleşme kanalları üzerinde iletilmiştir. Araştırmanın evrenini 18-65 yaş arasında, evli olan ya da evli olmayan cinsel partneri/ilişkisi bulunan bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise kadın ve erkek arasındaki dağılımın eşit olması adına 80 kadın ve 80 erkek olmak üzere toplamda 160 birey oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemine dahil edilecek olan bireyler kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmanın verilerinin analiz edilmesinde SPSS 20 istatistik programı kullanılmıştır. Bulgulara göre, bireylerin sevgi dolu ve şefkatli cinsel benlik, dolaysız ve açık sözlü cinsel benlik ile tahrik edici/şehvetli cinsel benlik şeması ile cinsel işlev sorunları negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada bireylerin utanç tutumları ile sosyal görünüş kaygıları arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Ayrıca, araştırmada bireylerin suçluluk tutumları ile cinsel işlev sorunları arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Ayrıca bireylerin utanç tutumları ile cinsel işlev sorunları arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Sosyal görünüş kaygısı ile cinsel işlev sorunları arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Öte yandan, katılımcıların sosyo-demografik değişkenleri bakımından cinsel işlevler, cinsel benlik şeması, suçluluk ve utanç duyguları ile sosyal görünüş kaygısı puanlarının anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır.

Cinsel benlik şemalarıCinsel doyumSosyal görünüş kaygısı+2
Tuğçe Turna
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde şefkat korkusu, bilinçli farkındalık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırma 18-65 yaş arasındaki yetişkin bireylerin şefkat korkusu düzeyleri ile yaşam doyumu ve bilinçli farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve bazı değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla yapılan bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini rastgele seçilen (156 kadın, 51 erkek) oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında "Şefkat Korkusu Ölçeği", ''Bilinçli Farkındalık Ölçeği'', ''Yetişkin Yaşam Doyum Ölçeği'' ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığının tespit edilmesi için "Normallik Testi" gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağıldığı belirlenmiş olup "Parametrik Testlerden", "Bağımsız gruplar t-testi" ile "One Way ANOVA" testi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, yetişkinlerin bilinçli farkındalık düzeyleri ile yaşam doyumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu, bilinçli farkındalık düzeyleri ile şefkat korkusu düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu, şefkat korkusu düzeyleri ile yaşam doyumları arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Melis Büşra Uysal
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors