Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Erkal Erzincan

11 theses · İstanbul Kent University

Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde erken dönem uyumsuz şemaların ve yetişkin ayrılık anksiyetesinin romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirtilerle ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; erken dönem uyumsuz şemaların ve yetişkin ayrılma anksiyetesinin romantik ilişki odaklı obsesif kompulsif belirtilerle ilişkisinin incelenmesidir. Üç değişken arasındaki ilişki incelenirken bağlanma kuramına değinilmiştir. Araştırmanın örneklemi romantik ilişkisi olan üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmaya 160 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcıların 123'ü kadın, 37'si erkektir. Örnekleme internet aracılığıyla ulaşılmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesi için, ''Onam Formu'', ''Sosyodemografik Bilgi Formu'', ''Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖKF)'', ''Yetişkin Ayrılma Anksiyetesi Anketi (YAAA)'' ve ''Romantik İlişki Odaklı Obsesif Kompulsif Belirtiler Ölçeği (RİOKÖ)'' kullanılmıştır. Araştırmada SPSS programı kullanılmış olup; Spearman Korelasyon Analizi, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis Testi ve Jonckheere-Terpstra testleri verilerin analizi için uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; erken dönem uyumsuz şema alt boyutları yüksek standartlar ve eleştiricilik, cezalandırılma ve ayrıcalılık/yetersiz özdenetim ile romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Diğer alt boyutlar ile romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Yetişkin ayrılık anksiyetesi ve erken dönem uyumsuz şema alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Ek olarak, yetişkin ayrılık anksiyetesi ve romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmamıştır. Yaş değişkeni incelendiğinde, erken dönem uyumsuz şema alt boyutları karamsarlık ve ayrıcalılık/yetersiz özdenetimi ile yaş değişkeni arasında istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Yetişkin ayrılık anksiyetesi ve romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları ise, yaş değişkeni ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkide bulunmamıştır. Cinsiyet değişkeni incelendiğinde ise, yetişkin ayrılık anksiyetesi ve romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları ile cinsiyet değişkeni arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Erken dönem uyumsuz şema alt boyutları incelendiğinde, erkeklerin duygusal yoksunluk ve cezalandırıcılık puanlarının istatistiksel olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yetişkin ayrılık anksiyetesinin ilişki memnuniyeti değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı olarak artış trendinde olduğu saptanmıştır. Romantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonlarının ise romantik ilişki süresi ve romantik ilişki memnuniyeti değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı olarak artış trendinde olduğu saptanmıştır. Gelecek çalışmalarda yetişkin ayrılık anksiyetesi tanısı alan bireyler, çocukluk döneminde ayrılık anksiyetesi tanısı alan yetişkin bireyler örneklem olarak seçilebilir. Pandeminin psikolojik etkileri yeni bir değişken olarak dahil edilebilir.

Ayrılık kaygısıErken dönem uyum bozucu şemalarRomantik ilişki obsesyon ve kompulsiyonları+3
İrem Nur Karahisar
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde yetişkinlerin öz şefkat ve duygu düzenleme becerilerinin belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri ve psikolojik semptomları ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Covid-19 pandemisi sırasında, yetişkinlerin öz şefkat ve bilişsel duygu düzenleme becerilerinin, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri ve psikolojik belirtiler ile ilişkilerini incelemek ve bu ilişkilerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışma, yaşları 18-65 yaş arasında değişen, psikiyatrik tanısı bulunmayan, 294 kadın ve 96 erkek olmak üzere toplam 390 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, ilişkisel araştırma modeline uygun olarak incelenmiştir. Kullanılan veri toplama araçları, Öz Duyarlık Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formudur. Verilerin analizinde, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H testi ve Spearmann Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bu araştırmanın bulguları, öz şefkatin alt boyutlarından izolasyon ve özdeşleşme puanlarının, belirsizliğe tahammülsüzlük puanlarının ve anksiyete, depresyon, olumsuz benlik gibi psikolojik belirti puanları ile arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğunu belirlemiştir. Çalışmada, bilişsel duygu düzenleme ve psikolojik belirtiler arasında anlamlı bir ilişki olduğu; öz şefkat puanları ile bilişsel duygu düzenleme puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bulguların, cinsiyet, medeni durum, kronik hastalık, gelir durumu, çocuk sahibi olma gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Ölçeklerin alt boyutlarının birbiriyle olan ilişkileri, çalışmada ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, gelecek çalışmalar için öneriler verilmiştir.

Belirsizliğe tahammülsüzlükCOVID 19Duygu düzenleme+5
Ece Savaş
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde evlilik uyumu, yaşam doyumu ve kaygı düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, evli bireylerde evlilik uyumu, yaşam doyumu ve kaygı düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın evreni İstanbul bölgesindeki evli olan bireylerden oluşturulmuştur. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi, 2020-2021 yılında İstanbul bölgesinde uygun örnekleme yöntemiyle ile seçilen 150 erkek ve 150 kadın olmak üzere 300 evli bireyden oluşturulmuştur. Araştırmada verileri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (DSKÖ) ve Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) uygulanmıştır. Bu araştırma kapsamında elde edilen sonuçlara göre evli bireylerin evlilik uyumu, yaşam doyumu ve kaygı düzeyleri arasında orta düzeyde ilişki olduğu görülmüştür. İlgili araştırmalara literatürde fazla rastlanmadığı görülmüştür. Doyum, uzlaşım ve görüş birliği ile yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Uzlaşımın, doyum ve görüş birliğine göre yaşam doyumu üzerinde daha etkili olduğu bulunmuştur. Bu araştırmadaki değişkenlerle ilgili çalışmalar artırabilir. Evlilikle ilgili klinik çalışmalar incelenebilir. Ayrıca klinik uygulamalar ve daha ileri araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Evlilik Uyumu, Yaşam Doyumu, Kaygı Düzeyleri, İlişki

Evli çiftlerEvlilikEvlilik ilişkisi+5
Melisa Anlı
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda duygusal yeme davranışının, kaygı ve özdenetim ile ilişkisinin incelenmesi.

Araştırmanın amacı, kadınlarda duygusal yeme davranışının kaygı ve özdenetim ile ilişkisi olup olmadığını incelemektir. Yapılan araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinde yaşayan kadınlar online olarak katılmıştır. Toplam katılan kişi sayısı 180 idir. Araştırmada, gönüllü olarak katılım sağlayan kadınlardan Bilgilendirilmiş Onam Formunu onaylamaları istenmiştir. Ardından Kişisel Bilgi Formu, Duygusal İştah Ölçeği, Öz-Denetim Ölçeği ve Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeğini doldurmaları istenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde ise SPSS.22 (Statistical Package of Social Sciences) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; negatif duygusal iştah ile özdenetim arasında anlamlı ve negatif bir korelasyon bulunmuştur. Ayrıca, duygusal iştah ile kaygı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.

Beslenme ve yeme bozukluklarıDuygusal yemeKadınlar+3
Selin Kalabaş
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde erken dönem uyumsuz şemalar ile öz şefkat düzeylerinin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlarla ilişkisinin incelenmesi

Yürütülen bu araştırmanın hedefi; erken dönem uyumsuz şemaların ve öz şefkat değerlerinin romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlarla ilişkisinin incelenmesidir. Örneklem grubu olarak romantik ilişkisi olan üniversite öğrencileri seçilmiştir. 160 kişi gönüllü olarak bu araştırmaya katılmışltır. 160 katılımcının, 106'sı kadın, 54'ü erkektir. Katılımcılara internet yoluyla ulaşılmıştır. Verilerin toplanması için, ''Sosyodemografik Bilgi Formu'', ''Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖKF)'', ''Öz Şefkat Ölçeği (ÖŞÖ)'' ve "Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği (RİAOİÖ)'' kullanılmıştır. Verilerin incelenmesi için SPSS programından faydalanılmıştır. Spearman Korelasyon Analizi, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis Testi ve Jonckheere-Terpstra testleri uygulanmıştır. Spearman Korelasyon analizi sonuçlarına göre; romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançlar alt ölçeklerinden, farklı düşünmek, sosyal zaman kullanımı, zihin okuma, fiziksel yakınlık, cinsiyet farklılıkları ile erken dönem uyumsuz şemalar alt ölçekleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öz şefkat alt ölçekleriyle arasındaki ilişkiye bakıldığında ise, farklı düşünmek, aşırı beklentiler, zihin okuma boyutlarıyla aralarında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sosyal zaman kullanımı, fiziksel yakınlık ve cinsiyet farklılıkları alt boyutları ile öz şefkat ölçeği alt boyutları arasında ise istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Erken dönem uyumsuz şemaların bütün alt ölçekleri ile öz şefkat ölçekleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bazı alt boyutlar arasında negatif yönlü bir ilişki mevcuttur. İlişki yönünün negatif olası ise beklenilen bir sonuçtur. Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney U Testleri sonuçlarına bakıldığında ise, romantik ilişkilerde akılcı olmayan inançların sosyal zaman kullanımı ve zihin okuma alt ölçeklerinin cinsiyet grupları arasında istatikse olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Öz şefkat alt ölçekleri ile cinsiyet değişkeni karşılaştırıldığında ise, sadece öz sevecenlik alt ölçeğinde cinsiyetler arası istatiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmıştır. Erken dönem uyumsuz şemalar alt ölçeklerinden ise sadece onay arayıcılık alt boyutunda cinsiyetler arası istatiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmıştır.. Yaşadıkları yer değişkeni baz alındığında ise sadece sosyal zaman kullanımı alt ölçeğinde istatiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmaktadır. Aşırı beklentiler alt ölçeği dışındaki alt ölçekler ve toplam puan ile ilişki memnuniyeti grupları arasında ise istatiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır. Jonckheere Terpstra Testi bulgularına göre, RİAOİ ölçek puanları gelir düzeyi gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir.

Akılcı olmayan inançlarDuygusal ilişkiErken dönem uyum bozucu şemalar+4
Narod Mardikyan
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gemi adamlarında duygu düzenleme ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin psikolojik semptomlarla ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, gemi adamlarında duygu düzenleme ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin psikolojik semptomlarla ilişkilerini incelenmek ve bu ilişkilerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Çalışma, 18-65 yaş arasında değişen 94 gemi adamı ve 94 gemi adamı olmayan kişilerden oluşmaktadır. Gemi adamı olan katılımcıların kabul kriterleri en az 1 hafta gemide olması gemi adamı olmayan katılımcıların kriterleri ise gemi adamı olmama durumudur. Çalışma 188 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, ilişkisel araştırma modeline uygun olarak incelenmiştir. Kullanılan veri toplama araçları; Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, SCL-90 Belirti Tarama Ölçeği, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formudur. Verilerin analizinde, SPSS 25.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Bu araştırmanın bulguları, gemi adamlarının, psikolojik dayanıklılık düzeylerinin psikolojik semptomlar üzerinde anlamlı bir ilişkisi olduğunu belirlemiştir. Çalışmada, düşünceye odaklanma ve psikolojik semptom arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bilişsel duygu düzenleme bulguları, yaş, sigara kullanımı, alkol kullanımı, çocuk sahibi olma durumu, hangi aralıklarla sefere çıkıldığı gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Psikolojik dayanıklılık düzeyinde ise, çalışma durumu, hangi aralıklarla sefere çıkıldığı gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Son olarak, psikolojik semptom bulguları, yaş, medeni durum, alkol kullanımı gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Gemi adamı olan ve olmayan katılımcıların bulgularının benzer olduğu gözlenmiştir. Araştırma verileri ışığında, gemi adamı olma ya da olmama duygu düzenleme, psikolojik dayanıklılık ve psikolojik semptomlar düzeyinde bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar ilgili literatürle tartışılmış ve ileri çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

Duygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğüGemi adamları+2
Büşra Çetükkaya Sever
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 salgını sebebiyle oluşan pandemi sürecinde yetişkinlerde sağlık kaygısı ve duygu düzenleme becerilerinin yeme tutumlarıyla ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, 18-65 yaş arası yetişkinlerde sağlık kaygısı ve duygu düzenleme becerilerinin yeme tutumuna etkisi incelenmiştir.18-65 yaş arası genç kesim olarak adlandırılan kariyer planları, iş arama, mesleki nitelikler kazanma ve benzeri amaçlara yönelik oldukça önemli bir zaman dilimidir. Bu süreçte bireyler daha çok endişe duyarlar. Zaman zaman kaygı şeklinde kendini gösteren bu süreç, duygu düzenleme ve yeme tutumlarına da yansımaktadır. 2019 yılının sonundan itibaren tüm dünyaya yayılan Covid 19 pandemisi sürecin kaygı düzeyine nasıl etki ettiğini bulmak önem teşkil etmektedir. Bu sebeple kaygı düzeyine etkisi olan maddeleri belirlemeniz gerekir ve bu nedenle çalışmamızda salgın döneminde 18-65 yaş aralığında bulunan yetişkin bireylerin sağlık kaygıları ve duygu düzenleme becerilerinin yeme tutumu ile olan ilişkisini belirlemek amacı doğrultusunda yapılan çalışmada nicel araştırma yöntemleri arasında bulunan tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışmada evrenin tamamına ulaşmanın zaman ve maliyet açısından zor olması aynı zamanda pandemi sürecinde olduğu göz önüne alındığında araştırmada örneklem belirleme yöntemi ile örneklem seçilmiştir. Araştırmada kolaylıklı örneklem yolu ile 281 kişiye ulaşılarak değerlendirilmeler yapılmıştır. Araştırmaya katılan 281 katılımcıya, sosyo-demografik bilgi formu,Yeme Tutum Testi, Genel Sağlık Anketi (GSA 28 ) ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, sağlık anksiyetesi ölçeği kısa form uygulanmıştır. Araştırma değişkenlerinin normal dağılımı göstermesi test edildikten sonra, değişkenlerin karşılaştırılması için bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (anova) uygulanmıştır Katılımcıların yeme tutumu, sağlık kaygısı ve duygu düzenleme düzeyleri ile ilişkinin incelenmesi adına Pearson korelasyonu uygulanmıştır. Araştırmada elden edilen bulgular, dahil edilen katılımcıların yeme tutumu algısı ile sağlık anksiyetesi ve genel sağlık anket puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönde ve düşük düzeyde ilişki varken katılımcıların yeme tutumu algısı ve yaş ile bilişsel duygu düzenleme algısı arasında anlamlı ilişki olmadığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları ilgili olan literatürle tartışılmış ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Koronavirüs, Pandemi, Geleceğe Karşı Belirsizlik, Kaygı, yeme bozukluğu

Aşırı yeme bozukluğuCOVID 19Durumluk kaygı+6
Güneş Damla Zini
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde duygu düzenleme güçlüğü ve algılanan sosyal desteğin aracı rolü

Yapılan bu araştırmada, çocukluk çağı travmalarının psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde duygu düzenleme güçlüğü ve algılanan sosyal desteğin aracı rolü incelenmiştir. Araştırma örneklemi, 18-65 yaş aralığında olan 385 kişiden oluşmaktadır. Kullanılan veri toplama araçları, Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formudur. Veri toplama araçları çevrimiçi ortamda anket şeklinde uygulanmıştır. Verilerin analizinde, Pearson Korelasyon Analizi, tek yönlü ANOVA, Kruskal Wallis H testi ve Bağımsız Gruplar t-Testi kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 25 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada aracılık etkisini belirlemek üzere Sobel tarafından geliştirilen test uygulanmış ve güven aralıkları incelenmiştir. Aracı etkinin analizinde PROCESS SPSS Makro yazılımı kullanılmıştır. Araştırmanın analiz sonuçlarına göre, araştırmanın değişkenleri olan çocukluk çağı travmaları, psikolojik dayanıklılık, duygu düzenleme güçlüğü ve algılanan sosyal destek arasında çeşitli düzeylerde ilişkiler bulunmuştur. Çocukluk çağı travmalarının psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisinde duygu düzenleme güçlüğü ve algılanan sosyal desteğin kısmi bir aracı rolü tespit edilmiştir. Bulguların, cinsiyet, medeni durum, çalışma durumu, eğitim durumu, kronik rahatsızlık, psikolojik rahatsızlık, gelir durumu ve Covid-19 olma gibi demografik değişkenlere göre farklılaştığı belirlenmiştir. Ölçeklerin birbiriyle olan ilişkileri, çalışmada ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, gelecek araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.

Algılanan sosyal destekDuygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğü+2
Büşra İnan
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi döneminde sağlık çalışanlarında anksiyete, depresyon, ruhsal belirti düzeyi ve tükenmişlik düzeylerinin ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada pandemi döneminde sağlık çalışanlarında anksiyete, depresyon, ruhsal belirti düzeyi ve tükenmişlik düzeylerinin ilişkisi incelenmiştir. Covid-19 pandemisi 12 Mart 2020 tarihinden itibaren tüm dünyada hızla yayılmaya başlamıştır. Pandemiler genel olarak, halk sağlığı bakımından ciddi fiziksel ve ruhsal sorunlara, can kaybına neden olarak tehdit oluşturmaktadırlar. Sağlık çalışanları ise meslek grubu olarak pandemilerde yüksek risk taşımaktadır. Pandemi döneminde insanların pek çoğu uygulanan tedbirler kapsamında evlerinde kapalı kalırken, farklı alanlarda görev alan sağlık çalışanları yaşanan zorluk karşısında özveri ile mücadelelerine devam etmişlerdir. Bu kapsamda araştırmanın amacına uygun olarak pandemide İstanbul ilindeki sağlık kuruluşlarında aktif görev almış 18-65 yaş aralığındaki 324 sağlık çalışanı ile anket çalışması yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan sosyodemografik bilgi formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Durumluk-Sürekli Anksiyete Ölçeği (STAI 1 ve 2) ve Genel Sağlık Anketi-12 (GSA-12) kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda pandemi döneminde sağlık çalışanlarının yaş, cinsiyet, medeni, durum, çalışma süresi, eğitim durumu değişkenlerine göre ölçeklerden ve alt boyutlarından aldıkları puan ortalamalarında anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların orta düzeyde depresyon, kaygı, tükenmişlik, ruhsal belirti puanlarına sahip oldukları, kullanılan her ölçek ve boyutları ile ölçek ortalamaları arasındaki korelasyon katsayıları istatistiksel olarak anlamlı olduğu ve aralarında kuvvetli ilişki bulunduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Depresyon, Anksiyete, Ruhsal Belirti, Genel Sağlık, Tükenmişlik, Sağlık Çalışanları

AnksiyeteAnksiyete bozukluklarıCOVID 19+6
Sümeyye Azra Akdemir
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Cinsel benlik şemaları, suçluluk/utanç ve sosyal görünüş kaygısı ile cinsel doyum arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı elde edilen veriler ışığında cinsel benlik şemaları, suçluluk, utanç ve sosyal görünüş kaygısı ile cinsel doyum üzerinde bir ilişkisinin olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın verilerinin toplanmasında anket formu kullanılmıştır. Anket formu online platformda hazırlanmış ve katılımcılara çeşitli dijital haberleşme kanalları üzerinde iletilmiştir. Araştırmanın evrenini 18-65 yaş arasında, evli olan ya da evli olmayan cinsel partneri/ilişkisi bulunan bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise kadın ve erkek arasındaki dağılımın eşit olması adına 80 kadın ve 80 erkek olmak üzere toplamda 160 birey oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemine dahil edilecek olan bireyler kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmanın verilerinin analiz edilmesinde SPSS 20 istatistik programı kullanılmıştır. Bulgulara göre, bireylerin sevgi dolu ve şefkatli cinsel benlik, dolaysız ve açık sözlü cinsel benlik ile tahrik edici/şehvetli cinsel benlik şeması ile cinsel işlev sorunları negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada bireylerin utanç tutumları ile sosyal görünüş kaygıları arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Ayrıca, araştırmada bireylerin suçluluk tutumları ile cinsel işlev sorunları arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Ayrıca bireylerin utanç tutumları ile cinsel işlev sorunları arasında negatif yönlü ilişki bulunmuştur. Sosyal görünüş kaygısı ile cinsel işlev sorunları arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Öte yandan, katılımcıların sosyo-demografik değişkenleri bakımından cinsel işlevler, cinsel benlik şeması, suçluluk ve utanç duyguları ile sosyal görünüş kaygısı puanlarının anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır.

Cinsel benlik şemalarıCinsel doyumSosyal görünüş kaygısı+2
Tuğçe Turna
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde şefkat korkusu, bilinçli farkındalık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırma 18-65 yaş arasındaki yetişkin bireylerin şefkat korkusu düzeyleri ile yaşam doyumu ve bilinçli farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve bazı değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla yapılan bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini rastgele seçilen (156 kadın, 51 erkek) oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında "Şefkat Korkusu Ölçeği", ''Bilinçli Farkındalık Ölçeği'', ''Yetişkin Yaşam Doyum Ölçeği'' ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıp dağılmadığının tespit edilmesi için "Normallik Testi" gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağıldığı belirlenmiş olup "Parametrik Testlerden", "Bağımsız gruplar t-testi" ile "One Way ANOVA" testi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, yetişkinlerin bilinçli farkındalık düzeyleri ile yaşam doyumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu, bilinçli farkındalık düzeyleri ile şefkat korkusu düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu, şefkat korkusu düzeyleri ile yaşam doyumları arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Melis Büşra Uysal
İstanbul Kent University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors