Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Köktan
13 theses · Sakarya University
Gürcistan Acara bölgesi halk kültürü (Keda ilçesi örneği)
Bu çalışmada Gürcistan'ın Acara bölgesinde bulunan Keda ilçesinin halk kültürünü araştırılmıştır. Acara bölgesi Gürcistan'ın güneybatısında bulunmaktadır. Bölge Gürcistan'a bağlıdır. Acara'da yaşayan nufüsü Gürcülerden oluşmaktadır. Acara bölgesi; halk kültürü bakımından Gürcistan'ın oldukça zengin ve araştırma için değerli bölgelerinden biridir. Araştırma konusunun kapsamını içeren Keda ilçesi Acara bölgesinde bulunan büyük ilçelerden biridir. Bu ilçede on büyük köy bulunmaktadır. Araştırma için Keda ilçesinin büyük köyleri seçilmiştir ve bilgileri elde etmek amaçlanmıştır. Keda ilçesinin kültürel mirası yüzyıllar boyunca nesilden nesile aktarımını koruyarak günümüze ulaşmıştır. Bu zengin kültürel mirasın izlerini halk inançlarında, adet-gelenek-göreneklerinde, yaşam tarzında ve genel kültüründe yoğun bir şekilde görmek mümkündür. Keda ilçesi üzerine yapılmış bu çalışma alan araştırmasıdır. Alan araştırması için yerlilerle görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın büyük kısmı kaynak kişiler tarafından verilen bilgilerle doldurulmuştur. Köylere giderek bilgileri ve görselleri elde edilmiştir. Bu Araştırmanın temel amacı, Keda ilçesinde yüzyıllarca biriktirilen bu zengin kültürel mirasın izlerinin kayıt altına alınarak korunmasıdır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde Gürcistan, Acara, Batum ve Keda ilçesi hakkında genel bilgilere yer verildi: ikinci bölümünde Keda halkının gelenek-görenekler, yaşamı, geçiş dönemleri başlıkları altında araştırma yapıldı. Üçüncü bölümünde halk edebiyat ürünleri, halk masalları, halk arasında yaygın efsaneleri, alkış-kargışları, dualar, atasözleri, fikralar, bilmeceleri, son bölümünde ise isim-soyisim, yer isimleri ve etimolojiyi başlıkları hakkında inceleme yapıldı. Araştırmaya ek olarak görselleri elkenmiştir.
Yüksel Aksu filmlerinde halk kültürü unsurlarının kullanımı
Kültür, toplumu bir arada tutan bir dinamik olmakla birlikte toplumsal yapının en önemli birleştirici ögesidir. Halk kültürü ise, halkın ortak duyuş, düşünüş ve zihniyetini oluşturan bir bileşkedir. Toplumun bütün kesimlerini ortak paydada buluşturan, kültür kalıplarıdır. Özünde süreklilik, uzlaşı, deneyimleme, ortak ruh ve bilinç vardır. Muhtevası ile temsil ettiği topluma ayrıcalıklı bir konum kazandıran ve bu haliyle onu diğerlerinden ayıran halk kültürünün korunması, kollanması ve yaşatılması toplumun geleceği açısından büyük önem taşır. Kültürün korunması, gerek sözlü gerek yazılı gerekse görsel kısımlarının gözden geçirilmesi, bu türlerde kültüre ne şekilde yer verildiğinin tespiti yönündeki adımlara da gereken önem verilmelidir. Bu korunma ise, ancak toplumun değerlerine, yapısına, geçmişi ve geleceğine ayna tutan birtakım enstrümanlarla olabilmektedir. Kuşkusuz bu enstrümanlardan biri de sinemadır. Sinemanın kültür ile olan ilişkisi doğrudan doğruya bir aktarım ve yansıtma üzerine kuruludur. Sinema ekranına düşen görüntüler, kültürün dolayısıyla halk kültürünün bir bileşkesi ve özüdür. Halk kültürüne ait oyunlar, uygulamalar, ritüeller, inanışlar, töreler vs. sinema için de vazgeçilmez ve paha biçilemez malzemelerdir. İyi bir senarist ve yönetmenin eliyle bu malzemeler başarılı bir şekilde işlendiğinde ortaya bir saha derleme, arşiv, külliyat ve de monografi çalışması çıkabilmektedir. İşte buradan hareketle çalışmada Türk kültürü-sinema ilişkisi genelinde, "Yüksel Aksu'nun yönettiği "Dondurmam Gaymak", "Entelköy Efeköy'e Karşı", "İftarlık Gazoz" filmlerinde Türk kültürünün ve halkbiliminin kullanımı Sedat Veyis Örnek'in "Türk Halkbilimi" adlı kitabında yaptığı "Halkbilimi Ürünlerinin Kadroları" tasnif çalışması etrafında incelenmiştir.
Afganistan'da yaşayan Özbek Türklerinin masalları
Günümüzde kültür kavramının toplum için ne kadar çok önemli olduğu fikrini, halk bilimini küreselleşmeyle birlikte millî kültürün yaşatılarak kimliklendirilmesi, korunması ve gelecek nesle aktarılması düşüncesine sevk etmiştir. Bu bağlamda bütün halkın bilgisi, kültürel ürünlerinin derlenmesi, araştırılması ve tanıtılması büyük önem taşımaktadır. Afganistan'da yaşayan Özbek halkının bilgisi ve kültürel ürünleri içerisinde anlatıma dayalı türler arasında yer alan masallar, kültürel hayatımızda çok önem arz ederek önemli bir kültürel yaratmadır. Çalışmamızın amacını Özbek Türklerinin edebiyatının önemli bir parçasını oluşturan masalların tespit edip kayda geçmesi ve böylece sözlü olan bu geleneğin ortadan kaybolmasını engelleyip hem literatüre hem de kültüre katkı sağlamaktır. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde, ilk olarak masal kavramı, tanımı hakkında ileri sürülen düşünceler ele alınmış, çalışmamızın amacı, konusu, önemi ve yöntemi hakkında bilgiler yer almaktadır. Birinci bölümde Güney Türkistan tarihi, Afganistan'da Türk tarihi, Türk boyları ve Afganistan'da Türk edebiyatının tarihi ve gelişimi konuları hakkında bilgi verilip incelenmiştir. İkinci bölümde masalların tanımı ve tarihi, Özbek masalların türleri, Afganistan'da yaşayan Özbek Türklerinin masalları, Özbek masal anlatma geleneğini başlık konuları araştırılıp ve 50 tane masal metinleri, çevirisi yapılıp Türkiye Türkçesiyle yazıya geçirilmiştir. Üçüncü bölümde Afganistan'da yaşayan Özbek Türklerinin seçilen elli tane masalın, motifleri tespit edilmiştir. Özbek masalın motiflerini, Stith Thompson'un "Motif Index of Folk Literatüre" adlı eserindeki motif kataloğuna göre belirlenmiştir. Bu çalışmada izleyeceğimiz yöntem; genel olarak Afganistan Özbeklerinin, özellikle kuzey illerinde yaşayan Cevizcan, Sar- e pul, Faryab, Belh, Tahar ve Kunduz'da yaşayan Özbek Türklerinin masallarını alan araştırması yaparak ses kayıtlarını kaydederek metne aktarılmıştır. Ayrıca yayınlanmış masal kitapları incelenerek kaynak taraması yapılmıştır. Çalışma bu özelliği ile tanıtıcı bir nitel çalışma özelliği taşımaktadır. Çalışmamızın sonuç kısmında da, Afganistan'da yaşayan Özbek Türklerinin masalları ile ilgili genel bir değerlendirme yapılarak, bu konu ile ilgili tespitlerimiz değerlendirilmiştir.
XIX. yüzyıl divan şiirinde halk kültürü unsurlarının kullanımı
XIX. yüzyıl divan şiirinin son asrı olarak kabul edilmektedir. Bu yüzyılda, içinde bulunan Arap ve Fars kültürünün etkisinin azalmaya başladığı ve XVIII. yüzyılda başlayan Mahallileşme akımıyla millî kültürün daha da ön plana çıktığı görülmektedir. Batılılaşmanın etkisiyle Batı'ya özentilik ve eski gelenekten kopma hâli, bu dönemde halka yönelik kültürel unsurların ön sıralarda yer almasına imkân tanımıştır. Bu durum bize divan şiirinin halktan kopuk olmadığını göstermiştir. Bu bağlamda, çalışma içerisinde divan şiiri ve halk şiirinin müşterek bir zemine oturduğu ve divan şiirinde bulunan halk kültürü unsurları gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada öncelikli amaç "XIX. Yüzyıl Divan Şiirinde Halk Kültürü Unsurlarının Kullanımı"nı tespit etmek ve divan şairlerinin bu unsurları şiirlerinde nasıl kullandıklarını incelemektir. Divan edebiyatının en önemli hazinesi sayılan divanlardan hareketle hazırlanan bu çalışma, geçmişle gelecek arasında bir köprü görevi üstlenmiştir. Çalışmamız, XIX. yüzyıla ait 29 divan taranarak konuyla bağlantılı örnekler tespit edilerek ve tespit edilen örneklerin içlerinden ilgili beyitler seçilerek hazırlanmıştır. Çalışma, "Giriş", "XIX. Yüzyıla ve Halk Kültürü Unsurlarına Genel Bir Bakış", "XIX. Yüzyıl Divan Şiirinde Halk Kültürü Unsurlarının Kullanımı", "Sonuç" olmak üzere dört ana bölümden meydana gelmektedir. Tezin, "Giriş" kısmında çalışmanın konusu, amacı, yöntemi, kapsamı; "XIX. Yüzyıla ve Halk Kültürü Unsurlarına Genel Bir Bakış" bölümünde XIX. yüzyılın siyasi ve sosyal durumu ve divan edebiyatıyla halk edebiyatının kesişme noktalarına yer verildi. "XIX. Yüzyıl Divan Şiirinde Halk Kültürü Unsurlarının Kullanımı" başlığını taşıyan bölümde ise geçiş dönemleri; halk inanç ve inanışları, hekimliği, meteorolojisi, tiyatrosu, müziği, takvimi; oyunlar; sporlar; halk mimarisi; yeme-içme kültürü; giyim, kuşam ve süslenme; bayramlar, kutlamalar ve çeşitli eğleneceler; gelenek, görenek ve âdetler; günlük yaşamla ilgili halk kültürü unsurları; kalıp sözler hakkında bilgiler yer aldı. "Sonuç" bölümünde ise konuyla ilgili çeşitli yorumlama ve değerlendirmeler yapıldı.
Türk mitolojisinde kurban, kutsal şiddet ve günah keçisi motiflerinin hermeneutik incelemesi
İnsanlar, başlarına gelen felaketleri anlamlandırma çabası içerisinde anlatılara dönüştürmüş, bu anlatıların içerisinde de felaketin sebebi olarak günah keçisi ve şiddet motifleri var olmuştur. Bir kişinin ya da topluluğun günahlarını sırtlayan günah keçisinin, toplumun günahlarıyla birlikte kaosa salıverilmesi yahut şiddete maruz bırakılması hikayesi günümüzde antropolojiden ekonomiye, folklordan siyasete birçok bilim alanında sık sık kullanılan bir kavram haline gelmiştir. Fakat kavram köken olarak mitik ve sembolik bir arka plan barındırmaktadır. Bu arka plan mit ve destan anlatılarında karşımıza çıkarken gündelik hayatın ve devletin ritüelleriyle pekiştirilir. Kimi zaman saklı kimi zaman ise alelade bir biçimde gözükmektedir. Bu çalışmada da Türk kültür sahasında gerek anlatılara gizlenmiş gerek ritüellerle örtülmüş ya da açıkça uygulanan günah keçisi motifi aranmaya çalışılacak, bunun yanı sıra kutsal şiddet ve kurban kavramlarının Türk kültüründeki yeri üzerinde durulacaktır. Bunu yaparken merkeze Rene Girard'ın kutsal şiddet ve günah keçisi teorileri oturtulacak, kuramsal olarak yine Girard'ın "Günah Keçisi" ve "Kutsal Şiddet" kitapları temel alınacaktır. Metinler incelenirken hermeneutik yorumlama yöntemi kullanılacak, bu yöntem ışığında metinlerin içerisinde gizlendiği düşünülen günah keçisi motifleri yorumlanacaktır. Türk kültüründe kurban, günah keçisi, kutsal gibi konular derinlemesine irdelenecek; bu kavramlar üzerinden kağan, şaman gibi kişiler, Altay Yaratılış Miti, İbni Fadlan ve Mesudi seyahatnamelerinin Türklerle alakalı bölümleri, Dede Korkut, Maaday Kara destanları incelenecektir. Çalışmanın temel problematiği Türk kültüründe günah keçisi konumuna düşmüş kişilerin var olup olmadığını sorgulamak olarak belirlenmiştir.
Hareket bilimi ve kültürel açıdan Türk halk oyunlarının incelenmesi (Türkiye örneği)
Türk kültürü ve folklorunun en önemli unsurlarından bir tanesi olan halk oyunları günümüze kadar kültürel ve sanatsal açısından detaylı bir şekilde incelenmiştir. Ancak halk oyunlarının özellikle dil – edebiyat ilişkisi ile sportif açıdan yeteri kadar incelendiğini söylemek mümkün değildir. Halk oyunlarının müzik ve hareketten oluştuğu, birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğundan bahsedilmiş, bu doğrultuda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ancak oyunlardaki söz unsurundan yeterince bahsedilmemiş ve bu doğrultuda detaylı çalışmalar gerektiğince yapılmamıştır. Her ne kadar halk oyunlarındaki söz unsuru günümüzde çok fazla kullanılmasa da halk oyunlarının yarıdan fazlasında söz vardır. Özellikle kadın oyunlarımızın neredeyse tamamı sözlüdür. Söz ve oyun birbirinden ayrılmaz iki unsurdur. Dolayısıyla halk oyunları müzik ve hareketten oluşmamakta söz – müzik – hareket bileşkesinden oluşmaktadır. Halk oyunlarımızın hareketten oluştuğu aşikârdır. Fakat günümüze kadar oyunun hareket boyutu her ne kadar ele alınsa da özellikle fiziksel, fizyolojik ve kinesiyolojik açıdan araştırmaların eksik olduğu söylenebilir. Halk oyunlarının sistematik hareket modellerinden oluştuğu düşünüldüğünde, iskelet ve kas sisteminin hareket modellerinin meydana gelmesindeki yerini incelemek önemlidir. Çünkü hareketin yapılmasını sağlayan iskelet ve kaslarımızdır. Tüm bunların ışığında bu çalışmanın amaçlarından bir tanesi, Türk halk oyunlarının kültürel çerçevedeki yeri ve önemine dikkat çekmenin yanı sıra oyun – söz ilişkisini ortaya koymaktır. Bir diğer amacımız ise halk oyunlarında kullanılan bazı kasların aktivasyon oranlarının hareket bilimi (kinesijolojik) açısından incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada EMG/ENMG (Elektronöromiyografi) tekniğinden faydalanılmıştır. EMG, sinirler ve kaslardan alınan elektriksel sinyallerin yazdırılması anlamına gelmektedir.Türk halk oyunlarının icrası esnasında kullanılan bazı kas gruplarının aktivasyon oranları EMG tekniği ile tespit edilmiştir. Çalışma "ana kas grubu" üzerinde yapılmış olup bacaklarda M. Tibialis Anterior ve M. Quadriceps Femoris kasları, kollarda Flexör Digitorum Superficialis ve M. Biceps Brachii kasları ile sırt bölgesindeki Longissimus Thoracis ve Trapezius kaslarının üzerine elektrotlar bağlanarak danslar icra edilmiştir. Araştırmada kullanılan kaslar alanda uzman kişilerin görüşleri alınarak seçilmiştir. Oyun esnasında kasların kasılmaları sonucunda elde edilen ölçüm sonuçlarının minimum, maksimum, ortalama ve standart sapmaları tablolar halinde yer verilmiştir. Türkiye ölçeğinde, hareket ve yapısal özellikler dikkate alındığında birbirinden farklılık gösteren oyunlar arasından 42 adet oyun tespit edilmiş ve çalışmada bu oyunlar incelenmiştir. Tespit edilen oyunlar Türk halk oyunları geçmişi olan, konservatuvar Türk halk oyunları bölümünden mezun, vücut yapıları, kas yapıları ve yaşam tarzları birbirine çok benzeriki erkek dansçı tarafından icra edilmiştir.
Kutadgu Bilig'de kültür unsurları
Bu çalışmada Yusuf Has Hâcip tarafından yazılan Kutadgu Bilig adlı eserin içerisinde yer alan kültür unsurları tespit edilmeye çalışılmıştır. Eserde yer ana ve yan karakterler, kişi adları, hayatın geçiş dönemleri olan doğum evlilik ve ölüm, giyim kuşam unsurları, yeme içme unsurları, dini unsurlar, gök bilimini oluşturan unsurlar, etnik unsur ve dil adları, savaş unsurları, renk kavramı ve renk adları, hayvan adları, bitki adları, hitap şekilleri, cebirsel ifadeler, sayılar, ticaret terimleri, organ adları, hastalıklar ve tedavi yöntemleri, coğrafik terimler, yön ve yer adları, meslek adları, akrabalık, aile ve arkadaşlık tanımlamaları, eğitim ve öğretime dair unsurlar, hakaret niteliği taşıyan kelimeler olarak sınıflandırmalar yapılmış ve tespitler ile ilgili örnek beyitler sunulmuştır. Dönemin kültürel unsurlarının tespiti açısından elde edilen bulgular sonuçlar bölümünde tablo yöntemiyle verilmiştir.
Reşat Nuri Güntekin'in romanlarında halk kültürü unsurları
Kültür, edebiyatın beslendiği ana kaynaktır. Edebiyat ürünleri de kültürün tanıtılmasına, benimsenmesine aracılık eden önemli araçlardır. Bir edebî metin, içindeki kültürel unsurlarla zenginlik kazanır ve ait olduğu kültüre dair değerlerin geniş kitlelere ulaşmasını sağlar. Hayatının büyük bir kısmını eğitim-öğretim hizmetlerinde Anadolu'da geçirmiş olan Reşat Nuri Güntekin, Anadolu insanını tanıma fırsatı bulmuş; Anadolu insanının yaşam tarzını, değerlerini, gelenek ve göreneklerini yakından gözlemlemiştir. Büyük bir imparatorluğun son dönemlerine tanıklık eden yazar, imparatorluktan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş dönemindeki toplumsal değişimleri kültürel unsurlarla harmanlayarak eserlerinde yansıtmıştır. Bu çalışmada Reşat Nuri Güntekin'in on romanı halk kültürü unsurları açısından incelenmiştir. Çalışma giriş bölümü dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde halk bilimi, halk bilimi-halk kültürü ilişkisi açıklanmış; çeşitli kaynaklardan faydalanılarak oluşturulan "halk kültürü unsurlarının sınıflandırılmasına" yer verilmiştir. İlk bölümde Reşat Nuri Güntekin'in hayatı, sanatı yer almıştır. İkinci bölümde yazarın eserlerindeki halk edebiyatı unsurları, üçüncü bölümde ise halk kültürü unsurları ele alınmıştır. Çalışmada romanlardan alınan pasajlar romanlardaki sayfa numaraları ile verilmiştir. Sonuç bölümünde Reşat Nuri Güntekin'in sahip olduğu zengin kültür birikimi hakkında bir değerlendirme yapılmıştır. Kaynakçada tezimde kullanılan, alıntı yapılmış ya da kavram ve görüşlerinden yararlanılmış kitap, süreli yayın, internet adreslerine yer verilmiştir.
Karşılaştırmalı Türk ve Yunan mitolojisi
Mitoloji geçmişten günümüze kadar hayatımıza bir şekilde yön veren bir kavram olmuştur. Özellikler semavi dinlerden önce insanoğlunun hayatını şekillendirmesinde mitoloji oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu bakımdan hemen hemen her toplumun dar veya geniş kapsamlı olmak üzere mitolojileri olmuş ve inandıkları mitler yaratmışlardır. İşte yaratılan bu mitler sözlü veya yazılı olmak suretiyle nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır. Karşılaştırmalı Türk ve Yunan Mitolojisi adlı bu çalışmamızda kaynak taraması ve okumalar yapılırken öncelikle genel anlamda Yunan mitolojisi incelenmiş olup ardından Türk mitolojisi incelenmiş ve bu bağlamda her iki mitolojide karşımıza çıkan benzer hususlar ele alınarak mevcuttaki farklılıklar ifade edilmiştir. Çalışmamızda 23 adet tanrı,9 adet tanrıça hemcins bakımından incelenmiş olup görevleri aynı ancak hemcins olmayan 4 tanrı ve tanrıça üzerinde karşılaştırma yapılmıştır. Tanrı ve tanrıça kavramları haricinde ise bir adet kahraman, bir adet canavar başta olmak üzere ateş, dağ, demir, su, toprak gibi tabiat unsurları ile at, ayı, geyik, köpek, kurt, öküz, yılan gibi hayvanların mukayesesi yapılarak benzerlikler ve farklılıklar incelenmeye çalışılmıştır. Birbirinden farklı iki coğrafyada yaşayan ve kültürel olarak da birbirinden farklı olan bu iki milletin mitolojilerindeki benzerlikler metin merkezli inceleme yapılarak ortaya konulmuştur. Çalışmamızın sonucunda genel olarak bu iki milletin mitolojilerindeki benzer ve farklı hususlar bir bütün çerçevesinde değerlendirilip sonuç bölümünde verilmiştir.
Bir kadın anlatısının halkbilimi açısından incelenmesi
Bu çalışmada, K1 olarak kodlanan bir kadın anlatıcının gençlik yıllarında ailesi ve kendisi etrafında gelişen olaylar çerçevesinde aktardığı anlatılar ele alınmıştır. Çalışmanın malzemesini oluşturan sözlü anlatılar, anlatıcının kendi evinde derlenmiştir. K1'in, kendi yaşamış olduğu olaylar olmasından ötürü icra etmiş olduğu anlatıların tümü, onun yaşam boyu edinmiş olduğu bilgi, tecrübe, duygu ve düşünceleri ile şekillenmiş olan bireysel hafızasının yaş ve cinsiyet özellikleri çerçevesinde dışavurumu olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, anlatıcının içinde yaşadığı toplumun sosyo-kültürel yapısının kendisi üzerindeki etkileri de göz önünde tutularak anlatılar, ortak kültürel belleğin bir yansıması olarak ele alınıp içerik, işlev, anlam ve yapı itibariyle incelenmiştir. Kaynak kişinin anlatıları, anlatıcı-dinleyici/derlemeci özelinde oluşmuş doğal iletişim bağlamında bilgi, tecrübe ve duygu ekseninde yaşam paylaşımı şeklinde gerçekleşmiş; anlatıların tamamı tek bir metin şeklinde değerlendirilip K1 Anlatı Metni olarak isimlendirilmiştir. K1 Anlatı Metni'nin sözlü kültür bağlamında incelenmesi olan bu çalışma, çalışmanın konusu, amacı, yöntemi ve önemine dair açıklamaların yer aldığı giriş ve sonuç kısmlarının dışında üç bölümden oluşmuştur. Bu bölümlerde, bağlam merkezli yaklaşımla anlatılar kişisel boyut, sosyal boyut ve söz boyutu şeklinde tahlil edilmiştir. Birinci bölümde, çalışmanın bakış açısını oluşturan yöntem ve tekniklerle birlikte K1 Anlatı Metni sözlü kültür anlatısı olarak tanımlanmıştır. İkinci bölümde, anlatıcı ve dinleyici özellikleri ile icra bağlamları incelenmiş ve bunların anlatıların oluşumuna etkileri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, K1 Anlatı Metni içerik, anlam, yapı ve işlev açısından tahlil edilmiştir. K1 Anlatı Metni'nin deşifre edilmiş metni ile çalışma konusuyla ilişkili sahadan elde edilen fotoğraflar ise çalışmanın sonuna eklenmiştir.
Değerler eğitimi bağlamında âşık tarzı Türk şiir geleneğinin incelenmesi
Değer, bireyin kendisini ve çevresini anlama çabasının sonucundaki referanstır. Bireyin algısındaki tutarlılık ve seçkinlik öz benliğini oluşturur. Değerler eğitimi, bireyin yaşamı anlamlandırmasındaki içsel sorumluluk bilincinin kazanma sürecidir. Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesinin olumlu gelişmelere vesile olmasının yanı sıra istenilmeyen sonuçları da ortaya çıkardığı görülmektedir. Birey dolayısıyla toplum tarihsel süreç içerisinde sosyal, kültürel, ekonomik ve sanatsal boyutlarıyla varlık göstermektedir. Her toplumun zihniyetinin paradigmaları kendi dinamiklerine göre şekillenmektedir. Küreselleşmeyle birlikte bireysel ve toplumsal alanlarda özgün kalabilmenin zorlaştığı görülmektedir. Bu bağlamda değerler bakımından zengin olan Türk halk bilimi kaynaklarına yönelmenin kaçınılmaz olduğu anlayışına varılmıştır. Bu çalışmada değerlerin oluşmasında ve aktarılmasında âşık tarzı Türk şiir geleneğindeki âşıkların eserlerindeki değerlere dikkat çekilmiştir. Literatür taraması yapıldığında değer eğitimi ile âşık tarzı Türk Şiir geleneğinin değerler eğitimi paydasında çözümlemelerin yapılmasının uygun olduğu görülmüştür. Karacaoğlan, Sümmânî, Dadaloğlu gibi geleneğin yetiştirdiği âşıkların ilgili şiirleri değerler eğitimi bağlamında incelenmiştir. Âşıkların eserlerinde; duyarlılık, sevgi, saygı, sorumluluk, vatanseverlik gibi değerlerin var olduğu gözlenmiştir. Değerlerin oluşmasında, aktarılmasında ve yaşatılmasında âşıkların önemli rol oynadığı görülmektedir. Âşıkların değerlerle bezenmiş eserlerinin iletileri millî benliğin korunmasında, birlik ve beraberliğin sağlanmasında, farkındalığı yüksek bireylerin yetişmesi açısından önem arz etmektedir. Bu noktada değerler eğitimi ile âşık tarzı Türk Şiir geleneğinin disiplinler arası eğitim kazanımlarına uygun olduğu görülmektedir. Çalışma kapsamında âşıklık geleneğinin değerlerin oluşmasında ve aktarımında, toplumsal duyarlılık bilincinin oluşmasında ve millî kültürün oluşmasındaki güçlü dokusu vurgulanmıştır. Âşıklık geleneğinin gönül ustalarının sazları ve sözleriyle değerler eğitimine katkısı üzerinde durularak eğitim ve kültür dünyasına katkı sağlamak amaçlanmıştır.
Metin Akpınar ve Zeki Alasya filmlerindeki halk kültürü unsurları
Bir milletin ya da topluluğun ortak bir noktada buluşmasını sağlayan en önemli unsurların başında kültür gelir. Günümüzde kültür aktarımı, pek çok kitle iletişim aracı tarafından sözlü ya da yazılı bir biçimde aktarılır. Kültür aktarımını hem sözlü hem de yazılı olarak yansıtan, içerisinde bulunulan toplumun duygu ve düşüncelerini, yaşayış biçimini, inancını, başlı başına kültürünü ele alan kitle iletişim araçlarından biri de sinemadır. Güzel sanatların alt dallarında yer alan ve yedinci sanat dalı olarak da bilinen sinema, doğal ya da kurgusal görüntüler taşıması ve işitsel veriler barındırması açısından halk bilimi çalışmalarına kaynaklık eder. Dolayısıyla halk bilimi ile sinema karşılıklı olarak birbirleriyle etkileşim içerisindedir. 1970'li yıllardaki petrol krizi, ekonomik sıkıntılar, siyasi ve toplumsal olaylar, köyden kente göç, modernleşme, sınıf değiştirme gibi konular Türk sineması içerisinde yerini almıştır. Zeki Alasya ve Metin Akpınar filmleri de dönemine ait bu konuları komedi ya da mizah unsuruyla işlemiştir. Sinemanın yanı sıra ikilinin içerisinde yer aldığı Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda da toplumsal ve politik olaylar sergilenmiştir. Bu çalışmada Zeki Alasya ve Metin Akpınar'ın birlikte rol aldığı 1974-1978 yıllarını kapsayan sekiz filmde bulunan Türk halk kültürü unsurlarının tespit edilmesi ve bu unsurların kullanım şekillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada veri toplama tekniği olarak doküman incelenmesinden faydalanılmıştır. Çalışmada kültürel unsurlar sınıflandırma dahilinde tespit edilmeye çalışılmış ve pek çok halk kültürü unsuruna rastlanmıştır.
Sakarya ili yer adlarının halkbilimi açısından incelenmesi
İnsan, tarihin ilk dönemlerinden itibaren çevresini daha kolay algılayabilmek için bulunduğu yeri, adlandırmaya ihtiyaç duymuştur. Bu ihtiyaçla sağlıklı bir iletişim kurmanın da yolu açılmıştır. İletişimin kolaylaşmasıyla birlikte anlam evrenleri de genişlemiştir. Çevresini anlamlandırmaya başlayan insanoğlu bunu adlandırma ile pekiştirmiştir. Bu ad vermeler kültürel belleğin taşınımı dolayısıyla toplumsal bellekten ayrı düşünülemez. Geleneğin etrafında verilen adlar çeşitli anlatıları da meydana getirmiştir. Bu anlatılar ekseninde de bir bakıma kendi toplumlarının Halkbilimsel unsurlarını beslemişlerdir. Nüfusun artması ile birlikte çeşitlenen toplumlar beraberinde sınırlandırmayı getirmiştir. Kendilerine bir sınır çizen bu insanlar vatanlarına bir isim vermişlerdir. Ad verme ihtiyacının oldukça karmaşık bir kültürel arka planı bulunmaktadır. Toponimi çalışmaları ile birlikte bir milletin; duyuşu, düşünüşü, örf ve adetleri, gelenekleri ve görenekleri, halk muhayyilesi, istekleri, tarihi gibi pek çok unsur hakkında bilgi sahibi olunabilir. Bu çalışma ile Sakarya ili, ilçe ve köy (mahalle) adları ile ilgili oluşturulan anlatılar ekseninde halkın; kültürel bağlamları, yaşantıları, ekonomik yapısı, coğrafyayı tanımlama noktasındaki hassasiyeti, tarihi yaşatma biçimi, inançları ve inanışları, nüfusa bağlı varyantlaşmalar arasındaki bağlar kaynak kişiler ile birlikte yapılan görüşmeler yardımıyla tespit edilmeye çalışılmıştır. Buna bağlı eser üç bölümden oluşmaktadır. Araştırma sonucu sırasıyla Kişi Adlılar, Coğrafî Nesnelerin Görünümüne ve Yapısına Bağlı Yer Adları, Göl - Akarsu - Dere ve Pınar Adları İle İlgili Yer Adları, Coğrafi Nesnenin Dış Görünümü İle İlgili Yer Adları, Meslek Adlarına Bağlı Olarak Oluşturulan Yer Adları'nın yer adı verme hususunda en çok yararlanılan unsurlar olduğu karşımıza çıkmıştır.