Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Özgür Doğan

13 theses · Afyonkarahisar Health Sciences University, Artvin Çoruh University

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Hamilelerde ağız-diş sağlığının bilgi düzeyi ve farkındalığının üç farklı yöntemle değerlendirilmesi

Çocukların yaşam kalitesinin düşmesine neden olan ağız ve diş sağlığı problemlerinin önlenebilmesi ve geliştirilmesi için ebeveynlerin gerek hamilelik döneminde gerekse hamilelikten sonra bebeklik döneminde sağlıklı alışkanlıkların oluşturulmasında önemli rolleri vardır. Bu araştırmada, 6-22 haftalık (eğitim süresince gebeliğini tamamlamamış olan) gebe olan anne adaylarının üç farklı yöntemle ağız ve diş sağlığı eğitimi verilerek bu konu hakkındaki bilgi düzeylerinin ve farkındalıklarının arttırılması ve bu üç farklı eğitim yönteminin etkinliğinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlandı. Araştırmaya 6-22 haftalık gebe olan 110 kadın katıldı. Katılımcıların 39 tanesi kısa animasyon film (KAF), 37 tanesi broşür bazlı bilgilendirme (BBB) ve 34 tane hasta sözel bilgilendirme (SB) gruplarına dahil edildi ve hastalara klinik/hastahane dışı izole ortamlarda ağız diş sağlığı eğitimi verildi. Hastalara bütün eğitim türleri yüzyüze görüşmeler halinde eğitim verildi. Katılımcılardan içerisinde demografik özellikler, oral hijyen uygulama bilgileri ve çocuklarının ağız ve diş sağlığı hakkında bilgilerin yer aldığı anket formları ve bilgi düzeylerini ölçmek için eğitim öncesi (ÖT), eğitimden 1 ay sonra (ST1) ve eğitimden 3 ay sonra (ST2) anket formları doldurmaları istendi. Tez çalışmasının verilerinin analizi için IBM for Statistics v.26 istatistik paket programı kullanıldı.. Değişkenler arasındaki ilişkileri ölçek amacıyla Pearson Ki-kare (2) ilişki analizi kullanılmıştır. İlişkinin gücü için olağanlık katsayısı (Contigency Coefficient) kullanılmıştır.. Power analizi sonucu olarak %88 güven aralığında 110 kişi çalışmamız katıldı. Bu araştırma sonucunda; KAF, BBB ve SB grubunda yer alan katılımcıların ağız ve diş sağlığı ile ilgili bilgi düzeylerinin her grup içerisinde eğitimden hemen sonra ve eğitimden 3 ay sonra değerlendirilmesi sonucunda başlangıç düzeyine göre genel olarak arttığı ve verilen eğitimin başarılı olabileceği düşünülmektedir. Üç farklı eğitim yöntemi soru bazlı ve karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde KAF yönteminin BBB yöntemine göre; BBB yönteminin de SB yöntemine göre daha fazla sayıda soruda katılımcıların bilgi düzeyinde anlamlı artış meydana getirdiği ortaya çıkarılmıştır. 6-22 haftalık anne adaylarının hem kendilerinin hem de doğacak çocuklarının ağız ve diş sağlığı hakkında verilecek eğitimler içerisinden; özellikle kısa animasyon film yöntemi, farkındalık ve bilgi düzeyinde tekrarlanabilir ve sürdürülebilir uygulamalarla artış sağlayabilir

Animasyon filmlerAğız sağlığıBilgi+7
İsmail Haktan Çelik
Afyonkarahisar Health Sciences University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı diş fırçası tiplerinin saklama ortamlarına göre antimikrobiyal özelliklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı, farklı antibakteriyel özelliklere sahip diş fırçalarının mevcut mikroorganizma yükü makroskobik, mikroskobik olarak belirlenerek diş fırçalarının ve saklanma ortamlarının birbirleri arasında değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Her katılımcı 1 ay süreyle verilen diş fırçasını banyo ve oda olmak üzere söylenen saklama koşulunda kullanılıp, saklayarak 1 ay süre sonunda verilen diş fırçalarını iade etmiştir. Diş fırçalarının iadesiyle, fırça kılları Thioglycolate broth ve Brain Hearth Infusion Broth içerisinde ön zenginleştirme için bekletildi. Koloni sayımı için özel besi yerleri bulunan petrilere ekim yapılarak mikroorganizma sayımı yapılarak CFU/ml düzeyinde tespit edilmiştir. Kolonilerin tür bazında kesin identifikasyonları VITEK® 2 Compact cihazı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Standart plastik diş fırçalarının hiçbirinde Lactobacillus türlerine rastlanmazken, gümüş nanopartiküllü ve bambu saplı kömür içerikli diş fırçalarının %4,2'sinde, misvak özellikli diş fırçalarının ise %29,2'sinde Lactobacillus türleri gözlendi. Standart plastik ve gümüş nanopartiküllü diş fırçalarının %54,2'sinde S. mutans gözlenirken, bu oran bambu saplı kömür özellikli diş fırçalarında %29,2 ve misvak özellikli diş fırçalarında ise %83,3'tür. Standart plastik diş fırçası ve gümüş nanopartiküllü diş fırçalarında C. albicans %8.3 oranında görülürken, bambu saplı kömür özellikli diş fırçalarında %4,2 misvak özellikli diş fırçalarının ise %25' tir. Her bir diş fırçası tipinde saklama koşulları için mikrobiyoloji sonuçlarına ait karşılaştırmalar incelendiğinde sadece gümüş nanopartiküllü diş fırçası tipinde saklama koşulu ile S. mutans arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p=0,041). Sonuç: Çalışmamız sonuçlarına göre; farklı saklama koşullarında saklanan diş fırçası tiplerinin antimikrobiyal potansiyellerinin eşit olmasını ön gören başlangıç hipotezimiz reddedilmiştir. Standart plastik diş fırçası, gümüş nanopartiküllü diş fırçası bambu saplı kömür içerikli diş fırçası ve misvak diş fırçaları saklanma ortamlarına göre kıyaslandığında oda ortamında saklanan bambu saplı kömür içerikli diş fırçasında diğer fırça gruplarına göre daha az bakteriyel kontaminasyon bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Plastik diş fırçası, Gümüş nanopartikül diş fırçası, bambu diş fırçası, kömür diş fırçası, misvak diş fırçası, antibakteriyel diş fırçası, saklama ortamı

Antimikrobiyal ajanlarAntimikrobiyal etkiBambular+4
Seher Gözde Uğur
Afyonkarahisar Health Sciences University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Bilgisayar destekli lokal anestezi cihazlarının pediatrik dental hasta grubunda enjeksiyona bağlı ağrı ve korkunun azaltılmasına olan etkilerinin karşılaştırılması: Çapraz kesitli, split mouth (yarım ağız), klinik çalışma

Amaç: Bu çalışmanın amacı, çocuklarda uygulanan bilgisayar destekli lokal anestezi cihazı ve konvansiyonel anestezi yönteminde anestezi öncesi, esnası ve sonrasındaki kaygı, korku ve ağrı düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Diş Hekimliği kliniğine başvuran 7-11 yaş arası 100 çocuk dahil edildi. Çocuklara üç seanstan oluşan bir tedavi planı uygulandı. İlk seans çocukların ağız içi muayeneleri yapıldı, ikinci ve üçüncü seansta konvansiyonel ve bilgisayar destekli lokal anestezi yöntemleri uygulandı. Hastaların kaygı ve ağrıları Çocuklar İçin Diş Hekimi Korku Tarama Ölçeği, Görsel Yüz Skalası, kalp atım hızı ve Wong-Baker Ağrı Skalası kullanılarak belirlendi. Bulgular: Çalışmanın bulgularına göre bir kaygı ölçeğinde konvansiyonel anestezi yöntemi için anlamlı bir artış söz konusuyken (p=0,012), diğer ölçekte iki grup için de kaygı değişimleri anlamlı bulunamamıştır. Yöntemler birbirleriyle aralarında karşılaştırıldığında kaygı düzeyleri arasında fark bulunamamıştır (p>0,05). Hastalar konvansiyonel yöntemle daha fazla ağrı hissettiklerini söyleseler de, her iki yöntem sonunda hissedilen ağrı skorları arasındaki fark anlamlı değildir (p>0,05). Sonuç: Çalışmanın bulgularına göre, Sleeper One® ile konvansiyonel anestezi yönteminin benzer kaygı ve ağrıya neden olduğu sonucuna varıldı. Ağrı yönünden anlamlı bir farklılık görülmese de, hastaların çoğu bilgisayar kontrollü lokal anestezi yöntemini tercih ettiğini belirtti. Uygulama kolaylığı, post-operatif rahatlık ve hastaların tercihleri de göz önüne alınarak; çocuk diş hekimliğinde güncel lokal anestezi tekniklerinin kullanıldığı daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Bilgisayar kontrollü anestezi sistemi, Dental kaygı, Sleeper One

AnesteziAnestezi-lokalAğrı+4
Fatma Duygu Dertli
Afyonkarahisar Health Sciences University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin karizmatik liderlik algılarının performans düzeyleri ile ilişkisi: Trabzon ili örneği

Yöneticilerin sahip olduğu yeterlilikler, yönetim sürecinin etkinliği açısından oldukça önemlidir. Yöneticilerin insani ilişkiler konusundaki başarısı ise bu yeterlilikler içinde büyük bir önem arz etmektedir. Liderlik literatüründe, karizmatik liderliğin sahip olduğu en belirgin özelliklerden birisinin, insan ilişkileri bakımından başarılı olma becerisi olduğu görülmektedir. Çağımızda "liderlik özelliklerine sahip yönetici" tanımlaması oldukça öne çıkmaktadır. Bu durum verilmiş statüler yoluyla bir örgütte güç ve otorite sahibi olan yöneticinin, örgütsel bir statü sahibi olmayan lider gibi davranmasını ve diğer insanları etkilemesini ifade etmektedir. Bu süreçte yöneticiler için "karizmatik güç" diğer güç kaynaklarından daha fazla öne çıkmaktadır. Karizmatik güç, yöneticilerin çalışanları etkilemek için karizmatik özelliklerini kullanmalarına atıfta bulunmaktadır. Karizmatik özelliklerin, yöneticilerin çalışan performansı üzerinde etkili olmasını sağlayan önemli bir araç olarak karşımıza çıktığını söylemek ise yanlış olmayacaktır. Bu çalışmanın amacı, okul müdürlerinin karizmatik liderlik özellikleri ile okullarda çalışan öğretmenlerin performansları arasındaki ilişkinin ne düzeyde olduğunun belirlenmesidir. Bu hedef doğrultusunda, okul müdürlerinin karizmatik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin performanslarına etki eden değişkenler incelenmiştir. Aynı zamanda bu değişkenlerin performanslarını ne derecede etkilediği ne kadar önemli olduğu ve performanslarını etkileyen unsurların neler olduğunun belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın evrenini Trabzon ili Ortahisar ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel ya da devlet anaokulu, ilk öğretim ve lise dengi okullarda görev yapan 4745 öğretmen oluşturmaktadır. Pandemi şartlarında, okulların birçoğunun kapalı olması nedeniyle kolayda örnekleme yöntemi seçilmiş ve 1124 öğretmene ulaşılmıştır. Anketler internet üzerinden dağıtılmış ve 274 adet veri elde edilmiştir. Araştırmaya uygun görülmeyen ve yanlış olan veriler elenerek, analize 250 anket dahil edilmiştir. Araştırmada karizmatik liderlik özelliklerini ölçmek amacı ile Conger ve Kanungo'nun (1994) geliştirdikleri "Karizmatik Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmenlerin bireysel performans düzeylerine ilişkin algılamalarını ölçmek için ise, Erdoğan'ın (2013) bireysel performans ölçeği kullanılmıştır. Conger ve Kanungo'nun (1994) geliştirmiş oldukları "Karizmatik Liderlik Ölçeği" 25 ifade ve 6 alt boyuttan (vizyon belirleme, çevre duyarlılığı, sıra dışı davranışlar sergileme, kişisel risk üstlenme, çalışan ihtiyaçlarına duyarlılık gösterme ve mevcut durumu sürdürmeme) oluşmaktadır. Erdoğan'ın (2013) bireysel performans ölçeği ise toplam 6 ifade ve tek faktörden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında ihtiyaç duyulan veri anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırmada kullanılan anketin ilk bölümü demografik bilgilere ilişkin ifadelerden oluşurken, diğer bölüm ise performans ve karizmatik liderlik ile ilgili ifadelerden oluşmaktadır. Oluşturulan araştırma modeli kapsamında hipotezler kurulmuş ve bu hipotezler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; vizyon belirleme, çevre duyarlılığı, sıra dışı davranışlar sergileme, kişisel risk üstlenme, çalışan ihtiyaçlarına duyarlılık gösterme, mevcut durumu sürdürmeme alt boyutlarının performans üzerinde etkisi olduğuna ilişkin hipotezler doğrulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, literatürdeki çalışma bulguları ile karşılaştırılarak değerlendirilmiş ve uygulamaya yönelik öneriler ile çalışma sonlandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Karizmatik Liderlik, Liderlik, Karizma, Performans, Çalışan Performansı

Görev performansıKarizmatik liderlikLiderlik+5
Derya Ehli Özkan
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim faaliyetlerinin çalışan memnuniyetine etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma

Eğitim kavramı, ihtiyaç veya istekler doğrultusunda ortaya çıkan, gelişimi destekleyen ve öğretici olma amacı taşıyan faaliyetler bütünü olarak ele alınabilir. Günümüzde kurumlar, hem yapılarını hem de kalifiye insan gücünü bir adım öteye götürebilmek, çevre veya sektörleri genelinde oluşan gelişim ve değişimlere ayak uydurabilmek adına, çalışanlarına yaptıkları eğitim yatırımlarını önemsemektedir. Çalışan memnuniyeti kavramı ise; insanların bulundukları kurumdan ve kurumun sağladığı imkânlardan ne derece memnun olduklarını ifade etmektedir. Kurumlar; çalışanların beklentilerini anlayabilmek, sahip oldukları memnuniyetsizlikleri fark edebilmek, değişim gerektiren konuları saptamak ve genel çerçevede kurumu geleceğe taşıyabilmek adına belirli zamanlarda memnuniyet anketleri yoluyla, analizler yapmaktadırlar. Bu çalışmanın birinci bölümünde, eğitim kavramı, önemi, faydaları, amacı, ilkeleri ve eğitim faaliyetlerinin yürütülmesini sağlayan tüm süreçler hakkında bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde; yukarıda da ifade edilen, çalışan memnuniyeti kavramı üzerinde durulmuş; çalışan memnuniyetini etkileyen faktörler, çalışan memnuniyetinin ölçülmesi ve motivasyon kuramları ele alınmıştır. Bankacılık sektörü, hem yoğun ve sistemli eğitim programlarının uygulandığı, hem de çalışan memnuniyeti ölçümlerinin her yıl tekrarlandığı büyük ölçekli nadir bir sektördür. Yukarıda ifade edildiği üzere, araştırmanın bankacılık sektöründe yürütülmesinin temel nedeni, iki değişkenle ilişkili bir örneklemi içermesi ve bu örneklemin objektif bir değerleme yapma potansiyelinin başka sektörlere göre daha yüksek olmasıdır. Bu araştırmanın gerçekleştirildiği Artvin ili genelinde, banka çalışanı sayısı 514'tür. Araştırma kapsamında, ana kütleye anketler dağıtılmış, 175 kişiden dönüş alınmış ve 167 adet anketin araştırma analizine uygun olduğu görülmüştür. Oluşturulan hipotezler, korelasyon ve regresyon analizleri de dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırmanın yöntemine ilişkin bilgiler üçüncü bölümde, yapılan analizlere ait bulgular ise çalışmanın dördüncü bölümünde yer almaktadır. Araştırmanın sonuç kısmında, hipotez testi bulguları literatürdeki bulgularla karşılaştırılmış, benzerlikler ve farklılıklar çeşitli yönleriyle irdelenmiş, yapılan araştırma ve sonrasında alanda yapılacak araştırmalara ilişkin önerilerle çalışma sonlandırılmıştır. Araştırma neticesinde, bankacılık sektöründe gerçekleştirilen eğitim faaliyetlerinin çalışan memnuniyeti ile anlamlı bir ilişkisi olduğu, örgütlerin sağladığı eğitimlerin çalışan memnuniyeti üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Aynı zamanda çalışanların eğitime ilişkin algılamalarının yaş, medeni durum, eğitim durumu ve çalışma süresi demografik değişkenlerine göre; memnuniyetlerinin ise yaş ve çalışma süresine göre farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Eğitim Faaliyetleri, Çalışan Memnuniyeti, Motivasyon Teorileri, Bankacılık

Bankacılık sektörüEğitimEğitim faaliyetleri+4
Semre Kuru
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Spor işletmelerinden yararlananların hizmet kalitesi algısı: Artvin ili spor işletmeleri örneği

Spor işletmeleri insanların spor ihtiyaçlarını gidermek için faaliyet gösteren kuruluşlardır. Spor işletmeleri hizmet sunumlarını gerçekleştirirken öncelikli hedefleri müşterilerin isteklerini karşılamak olmalıdır. Spor işletmelerinden hizmet alan müşterilerin algıladıkları hizmet kalitesinin olumlu olması, spor işletmesinin tercih edilmesini arttıracaktır. Bu araştırma, Artvin ili ve ilçelerinde faaliyet gösteren spor işletmelerinden hizmet alan bireylerin, algıladıkları hizmet kalitesini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında Artvin ili ve ilçelerinde faaliyet gösteren spor işletmelerinden hizmet alan müşteriler örneklem olarak seçilmiştir. Veriler kolayda örneklem yöntemi ile toplanmış ve toplam 306 kişinin vermiş olduğu yanıtlar ile veriler analiz edilmiştir. Ölçme aracı olarak Uçan'ın (2007) geliştirmiş olduğu "Spor-Fitness Merkezlerinde Algılanan Hizmet Kalitesi" (SFM-HKÖ) Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek 6 boyut ve 31 maddeden oluşmaktadır. Verilerin analizinde faktör analizi, güvenilirlik analizi, normallik testi yapılmıştır. Normallik analizinin sonuçlarına göre verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda oluşturulmuş olan hipotezlerin test edilmesinde, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H yöntemleri kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkiyi test etmek amacı ile korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre cinsiyet, yaş, medeni durum, gelir durumu, çalışma durumu, ikamet edilen bölgede alternatif spor merkezi durumu, spor merkezinin tercihler arasında ilk sırada yer alması, öğrenim durumu gibi demografik değişkenlerine ait algılanan hizmet kalitesinde anlamlı farklılıklar olduğu yönünde oluşturulan hipotezler doğrulanmıştır. Ancak spor merkezinden hizmet alma süresi ve ilk kez bir spor salonundan yararlanma gibi demografik değişkenlerine göre, algılanan hizmet kalitesi arasında anlamlı farklılıklar olmadığı için, oluşturulmuş olan hipotezler reddedilmiştir. Analiz sonuçları özetlenerek literatürdeki diğer çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Son olarak öneriler yapılarak araştırma sonlandırılmıştır.

Algılanan kaliteArtvinHizmet kalitesi+3
İsmail Hakkı Taşalan
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2023
20
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel sinizm ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişki: İlkokul ve ortaokul öğretmenleri üzerinde bir araştırma

Örgütsel sinizm kavramı, bireylerin örgütlerine karşı hissettikleri şüpheli ve güvensiz tutumlarını ifade etmektedir. Bireyler, yönetimin ve diğer çalışanların tamamen kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerini, bu nedenle örgüt içinde adil, güven verici ve dürüst bir ortamın olmadığını düşünmektedirler. Bu durum bireyler açısından hem zihinsel, hem de buna bağlı olarak, fizyolojik sorunlara neden olabilmektedir. Örgüt açısından ise; örgüt bağlılığının, iş tatmininin, örgüte duyulan güvenin azalması, örgütsel vatandaşlık davranışının sergilenmemesi gibi sonuçlar doğurabilmektedir. Örgütsel bağlılık kavramı, bireylerin örgütlerine karşı hissettikleri bağlılığın gücünü ifade etmektedir. Örgütlerin verimli ve etkin çalışmasında örgütsel bağlılığın etkisi büyüktür. Bu nedenle örgütler bağlılık konusuna önem vererek bu konuda düzenlemeler yapmaktadır. Örgütlerin verimliliğini ve çalışanların performansını etkileyen örgütsel bağlılık, örgütteki sinik tutumdan etkilenmektedir. "Örgütsel sinizm ve örgütsel bağlılık arasında ilişki var mıdır?" sorusu araştırmanın temel problemini ifade etmektedir. Bu nedenle araştırmamızda, örgütsel sinizm ve örgütsel bağlılık kavramları arasında ilişki olup olmadığı, Artvin ili Hopa ilçesinde görev yapan ilkokul ve ortaokul öğretmenleri üzerinde yapılan araştırma ile ölçülmeye çalışılmıştır. Toplumsal gelişimin öncülü olarak görülen eğitim kurumlarındaki personelin, verecekleri eğitim açısından bulundukları ortam, kuruma ve çalışma arkadaşlarına bakış açıları ve kuruma duydukları aidiyet, verilen eğitim açısından önem arz etmektedir. Bu nedenle çalışma konusu açısından örneklem olarak okullar seçilmiştir. İlkokul ve ortaokul öğretmenleri araştırmaya dahil edilerek örneklem sınırlandırılmıştır. Araştırma kapsamında 185 öğretmene anket doldurtulmuş, uygun olan 176 anket araştırmaya dahil edilmiştir. Anket uygulaması öncesi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden Kaymakamlık oluru ile izin alınmıştır. Araştırmanın ilk kısmında örgütsel sinizm, ikinci kısmında ise örgütsel bağlılık kavramı ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde araştırmanın metodolojisi açıklanmaya çalışılmış olup, dördüncü bölümde araştırmanın bulgularına yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise; yapılan analiz sonuçları, literatürdeki çalışmalarla karşılaştırmalı olarak değerlendirilerek araştırma sonlandırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasında ilişkinin olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri cinsiyete göre farklılık gösterirken, yaşa, medeni duruma ve kıdeme göre farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin örgütsel sinizm düzeyleri ise cinsiyete göre farklılık göstermezken; yaşa, medeni duruma ve kıdeme göre farklılık göstermektedir.

Ortaokul öğretmenleriSinizmÖlçekler+4
Kaniye Karaman Şad
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Duygusal zekâ ve çatışma çözüm stratejileri ilişkisi: Bir alan araştırması

Bu araştırmanın temel amacı; ilahiyat fakültesi öğrencilerinden oluşan bir örneklem grup üzerinde, duygusal zeka ve çatışma çözüm stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın ana kütlesini, Artvin Çoruh Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenim gören 574 öğrenci oluşturmaktadır. Ana kütleden, elektronik ortamda ve yüz yüze anket doldurtma metoduyla veriler elde edilmiştir. Toplamda elde edilen anket sayısı 258 olup 9 adet anket değerilmeye uygun olmadığı için analiz sürecine dâhil edilmemiş ve 249 adet anket verisi araştırma analizinde kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, hazırlanan anket üç bölümden oluşmaktadır. Anketin ilk bölümünde demografik bilgilere ilişkin sorular yer verilirken, diğer iki bölümde ise, Wong & Law (2002) tarafından geliştirilen "Duygusal Zeka Ölçeği" ve Janssen & Van de Vliert (1996) tarafından geliştirilen ve De Dreu v.d. (2001) tarafından kültürler arası düzeye uyarlanan "Çatışma Çözüm Stratejileri Ölçeği" yer almaktadır. Duygusal zeka ölçeği 4 alt boyuttan (kendi duygularını anlama, başkalarının duygularını anlama, duygularını kullanma, duygularını düzenleme), çatışma çözüm stratejileri ölçeği ise 5 alt boyuttan (uyum sağlama, uzlaşma, rekabet etme, problem çözme, kaçınma) meydana gelmektedir. Güvenirlik, geçerlilik, normallik ve faktör analizi yapılan anketlerin analiz için uygun olduğu görülmüştür. Araştırma kapsamında oluşturulan hipotezleri test etmek amacıyla ANOVA ve T-testi ile korelasyon analizleri yapılmıştır. Gerçekleşen analizler sonucunda, yaş değişkenine göre duygusal zeka ortalamalarının farklılığa sahip olduğu, ayrıca örneklemin cinsiyet değişkeni açısından; uyum sağlama, rekabet etme ve kaçınma stratejisi ortalamalarından farklılığa sahip olduğu görülmüştür. Çalışma deneyimine göre uyum sağlama stratejisi ortalamasında da farklılığın olduğu çalışmada tespit edilmiştir. Duygusal zeka alt boyutlarıyla çatışma çözüm stratejileri alt boyutları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda, pozitif ve negatif yönlü çeşitli ilişkilerin var olduğu görülmüştür.

Mahmud Feyzullayev
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İş tatmini ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişki: Sağlık çalışanları üzerinde bir araştırma

Modern dünyada, insanların vakitlerinin büyük bir kısmını çalışma hayatı içerisinde geçirmektedirler. Yaşamlarını idame ettirmek için geçirilen bu vaktin niteliği, performans kavramıyla ifade edilerek, yine bireyler için önemli bir unsur olan, ücret ile ödüllendirilmektedir. Bireylerin, çalışma hayatlarında işlerinden duydukları tatmin, bir açıdan performanslarının ve ücretlerinin de sürekliliği anlamına gelmektedir. Çalışma hayatı kadar çalışma hayatı dışında da bir hayatı (ev, aile, sosyal vb) olan bireylerin, bir alanda duydukları tatmin ve tatminsizliği diğer alana taşımalarıda, onlar için yönetmeleri gereken bir başka zorluğu ifade etmektedir (Karaman, 2018: 66). Örgütlerdeki insan kaynağının, örgütün sorunlarına ve örgüt içerisinde yaşanan olaylara karşı kayıtsız kalmasını ifade eden örgütsel sessizlik kavramı, insan ve örgüt açısından oldukça önem arz etmektedir. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen bu örgütsel sessizlik davranışı, örgütün verimliliği, karlılığı, sürekliliği, örgüt iklimi, örgüt kültürü gibi birçok konuda sorunları beraberinde getirmektedir. Kimi zaman iletişimsizlik nedeniyle anlaşılamayan ve küçük bir nedenden ortaya çıkabilen bu sessizlik durumu, giderek örgütü etkisi altına alan büyük bir soruna dönüşmektedir (Akan, 2020: 5). Sağlık sektörü insanı ve insan hayatını önceleyen bir sektördür. Sağlık hizmetlerini yürüten bireyler donanımlı bireylerdir ve yapılan iş oldukça hayatidir. Bu sektörde çalışan bireylerin ve mevcut örgütlerin sağlam temeller üzerinde, sistemli ve sorunsuz bir biçimde faaliyet göstermeleri, bir çıktı olarak insan hayatı bakımından oldukça elzemdir. Çalışanlarının tatmin duygusu ile ve yaşanan sorunlara sessiz kalmayarak, çözümler üreterek çalıştıkları sağlık sistemlerinin dünya için daha verimli olabileceği düşünülmektedir (Adıgüzel ve Keklik, 2015: 3). İki kavram arasındaki ilişkinin, Artvin ilinde görev yapan 303 sağlık çalışanı üzerinde incelendiği bu çalışmanın birinci bölümünde; iş tatmini kavramı, önemi, iş tatminini etkileyen faktörler, iş tatmini teorileri ve tatminsizliğin sonuçlarına yönelik bilgiler yer almaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise; örgütsel sessizlik kavramı ve özellikleri, örgütsel sessizliğin tarihsel süreci, teorik temelleri, türleri, örgütsel sessizliğin sınıflandırılması ve sonuçları, örgütsel sessizliğe neden olan faktörler ve örgütsel sessizlikle başa çıkma yöntemlerine yönelik bilgilere yer verilmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, ölçüm araçları tanıtılarak (Minessota İş Tatmini Ölçeği ve Dyne, Ang ve Botero tarafından oluşturulan Örgütsel Sessizlik Ölçeği) araştırmanın metodolojisi açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise, elde edilen verilerin çeşitli analizlere tabi tutulmasıyla ortaya çıkan bulgular, tablolar yardımıyla verilmektedir. Çalışmanın en son kısmı olan sonuç kısmında; yapılan analiz bulguları, literatürdeki diğer çalışma bulguları ile karşılaştırmalı şekilde değerlendirilerek çalışma sonlandırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; sağlık çalışanlarının cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma süresi, meslek grubu gibi demografik değişkenler açısından iş tatmini ortalamalarında anlamlı bir farklılık bulunamazken; öğrenim durumu değişkeni açısından, iş tatmini ortalamalarında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sağlık çalışanlarının; cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma süresi, meslek grubu ve öğrenim durumu değişkenleri açısından, örgütsel sessizlik ortalamalarında ise anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. İş tatmini toplam (İTÖ-Toplam) ve içsel iş tatmini (İTÖ-İçsel Tatmin) değişkenlerinin korumacı örgütsel sessizlik (ÖSÖ-Korumacı) ile anlamlı bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. İş tatmini toplam (İTÖ-Toplam) değişkeninin ise korumacı örgütsel sessizlik (ÖSÖ-Korumacı) üzerinde pozitif yönde anlamlı bir etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Sağlık sektörüÖrgütsel sessizlikİş tatmini
Gülsüm Tunç
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel sessizlik ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Artvin Çoruh Üniversitesi örneği

Günümüzde örgütlerin üzerinde önemle durdukları bir kavram haline gelen örgütsel sessizlik (ÖS), çalışanların işleriyle alakalı bilgi, düşünce veya fikirlerini saklamaları şeklinde tanımlanmaktadır. Çalışanlar, çeşitli sebeplerle sessiz kalmayı tercih edebilmekte ve bu durum örgütler açısından çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Örgütler açısından önemli diğer bir kavram ise, örgütsel başarıları artıran birçok faktöre de etki eden örgütsel vatandaşlık davranışıdır (ÖVD). ÖVD, örgütlerde çalışanların isteğe bağlı sergilemiş oldukları ekstra rol davranışları olarak tanımlanmaktadır. Örgütün hedeflerine ulaşabilmesi, çalışanların ÖVD bilincine sahip olmasıyla mümkün olabilmektedir. Bu araştırma, ÖS ve ÖVD arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında Artvin Çoruh Üniversitesi akademik ve idari personeli evren olarak seçilmiştir. Toplam 760 personelden 268 çalışanın vermiş olduğu yanıtlar ile veriler analiz edilmiştir. Ölçme aracı olarak Dyne, Ang ve Botero'nun (2003) geliştirmiş olduğu 15 maddelik "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" ve Podsakoff ve diğ.'nin (1990) geliştirdiği 24 maddelik "Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Ölçeği" Türkçeye çevrilerek kullanılmıştır. Verilere faktör analizi, güvenilirlik analizi, normallik testi yapılmıştır. Normallik analizinin sonuçlarına göre verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Normallik testi sonuçlarına göre, oluşturulmuş olan hipotezlerin test edilmesinde, Bağımsız örneklem t-testi, Kruskal-Wallis Testi, Mann Whitney-U Testi, Anova Testi kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkiyi test etmek amacı ile korelasyon analizi, ÖS düzeyinin ÖVD'ye etkisini araştırmak için ise regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda; ÖS düzeyinin cinsiyet, yaş, medeni durum, öğrenim durumu, çalışanların akademik ya da idari personel olmaları, sendika üyeliğine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği yönünde oluşturulan hipotezler reddedilmiştir. Ancak ÖS düzeyinin, akademik personelin idari göreve sahip olup olmamasına göre anlamlı farklılık gösterdiği için oluşturulmuş olan hipotez kabul edilmiştir. ÖVD düzeyinin, çalışma süresine göre farklılık gösterdiği tespit edilerek ilgili hipotez kabul edilmişken, ÖVD düzeyinin yaş değişkenine göre farklılaşmadığı için ilgili hipotez reddedilmiştir. Korelasyon analizi sonucunda, ÖS düzeyi ile ÖVD arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Regresyon analizi sonucunda ise, ÖS düzeyinin ÖVD etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır. Analiz sonuçları literatürdeki diğer çalışmalar ile karşılaştırılıp, son olarak öneriler yapılarak araştırma sonlandırılmıştır.

Örgütsel sessizlikÖrgütsel vatandaşlık
Serpil Bulut Baş
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin cam tavan sendromu algıları ve örgütsel bağlılıkla ilişkisi: Artvin ili örneği

Çalışma yaşamında kadınların sayısı her geçen gün artmaktadır ancak üst düzey görevlerde yeterince yer bulduklarını söylemek mümkün değildir. Literatürde, cam tavan engelleri olarak adlandırılan bir takım engellerin, kadınların çalışma hayatında ilerlemelerine engel olduğu ifade edilmektedir. Bu engeller, mesleğe bakışı etkilediği kadar, örgütsel açıdan birçok sorunu da beraberinde getirebilmektedir. Bu sorunlardan bir tanesi de örgütsel bağlılık düzeyinin azalmasıdır. Üstelik bu sorunun varlığı, işletme için birçok sorunun da tetikleyicisi olabilmektedir. Bu araştırma, öğretmenlerin cam tavan algıları ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın ana kütlesi, Artvin il merkezindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 400 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi 179 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında kullanılan veriler elektronik ortamda doldurtulan ve yüz yüze yapılan anketler yoluyla elde edilmiştir. Toplanan verilere öncelikle, güvenilirlik, geçerlilik ve normallik testleri yapılmıştır. Sonrasında, bağımsız örneklem t-testi, kruskal-wallis testi, mann whitney-u testi, korelasyon ve regresyon analizleri yapılarak araştırmanın hipotezleri test edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular özetle aşağıdaki gibidir. Yaş ve cinsiyete göre cam tavan sendromu ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar vardır. Yaş, cinsiyet ve medeni duruma göre örgütsel bağlılık ortalamaları arasında da anlamlı farklılıklar vardır. Korelasyon analizi, bu iki değişken arasındaki ilişkinin varlığını teyit etmektedir. Regresyon analizi ise, sadece cam tavan sendromunun alt boyutu olan "Örgüt Kültürü ve Politikaları-İnformal İletişim Ağı" değişkeninin, örgütsel bağlılık üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Araştırma, analiz sonuçlarının literatürde yer alan çalışmaların bulgularıyla karşılaştırılması ile sonlandırılmıştır.

Ezgi Tahmaz Balcı
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan güç mesafesi ve işe yabancılaşma ile ilişkisi: Bir alan araştırması

Günümüz örgütlerinde güç mesafesi, çalışanların yöneticilerle ve hiyerarşik yapıyla ilişkilerini belirleyen önemli bir kavram olup, iş tutumlarını ve işe yönelik davranışlarını doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, algılanan güç mesafesi ile işe yabancılaşma arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma kapsamında, Artvin il merkezi ve 8 ilçesinde bulunan toplam 9 Halk Eğitimi Merkezinde (HEM) görev yapan usta öğreticiler örneklem olarak seçilmiştir. 2024 yılı Ekim ayı itibarıyla Artvin merkezde 140, Hopa HEM'de 93, Arhavi HEM'de 118, Kemalpaşa HEM'de 46, Yusufeli HEM'de 43, Murgul HEM'de 31, Ardanuç HEM'de 37, Borçka HEM'de 53 ve Şavşat HEM'de 35 usta öğretici olmak üzere toplam 508 usta öğretici araştırmanın evrenini temsil etmektedir. Bu evrenden ulaşılan 319 usta öğretici çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Katılımcıların demografik özelliklerine bakıldığında; örneklemin %74,6'sı kadın (n=238), %25,4'ü erkek (n=81) olup, yaş dağılımında en büyük grubu %35,4 ile 31–40 yaş aralığı oluşturmaktadır. Katılımcıların %36,7'si 5 yılın altında, %28,8'i 6–15 yıl arasında, %29,2'si ise 16–25 yıl arası mesleki deneyime sahiptir. Eğitim durumlarına göre en yüksek oranı %45,8 ile ön lisans mezunları oluştururken, lise mezunları %39,5 oranındadır. Çalışma saatleri incelendiğinde, %33,9'unun haftalık 11–20 saat çalıştığı, %30,7'sinin ise 21–30 saat aralığında çalıştığı görülmüştür. Araştırmada kullanılan veriler, algılanan güç mesafesini ölçmek amacıyla Yorulmaz, Çolak, Altınkurt ve Yılmaz (2018) tarafından geliştirilen "Örgütsel Güç Mesafesi Ölçeği" ve işe yabancılaşmayı ölçmek amacıyla Mottaz (1981) tarafından geliştirilen "İşe Yabancılaşma Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Verilere faktör analizi, güvenilirlik analizi, normallik testi yapılmıştır. Normallik analizinin sonuçlarına göre verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda oluşturulmuş olan hipotezlerin test edilmesinde, Mann WhitneyU ve Kruskal-Wallis yöntemleri kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkiyi test X etmek amacı ile korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular, algılanan güç mesafesi ile işe yabancılaşma arasında genel düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermektedir. Sonuç olarak, araştırmadan elde edilen bulgular literatürde yer alan çalışmalarla karşılaştırılmalı olarak değerlendirilmiş, benzerlikler ve farklılıklar incelenmiştir. Bulgular uygulamalarına yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiş ve araştırma kapsamlı bir şekilde tamamlanmıştır.

Kendine yabancılaşmaÖrgütsel güçİşe yabancılaşma
Berçem Yaman
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif psikolojik sermaye kavramı ve işe adanmışlık düzeyi ile ilişkisi: Öğretmenler üzerinde bir araştırma

Günümüzde, pozitif psikolojik sermaye örgütlerin üzerinde önemle durdukları bir kavram haline gelmiştir. Pozitif psikolojik sermaye kavramı, bireylerin zorluklara karşı ayakta durabilme, kendini tanıyıp güçlü yönlerini tanıma ve yönetebilme kapasitesi olarak tanımlanabilir. Pozitif psikolojik sermayesi yüksek olan bireyler, kendi hayatlarında, kariyerlerinde herhangi bir alanda sorumluluk alabilmekte ve kendi kararlarını verebilmektedir. Örgütler açısından önemli diğer bir kavram ise, çalışanın kendisini işine adaması ve işini hayatının önemli bir parçası olarak görmesidir. İşe adanmışlık kavramı, çalışanların işleri odaklandıkları ve işlerini yaparken deneyimledikleri anlamlı, olumlu ve tatmin edici pozitif bir bütüncül psikolojik durumu ifade etmektedir. Bu araştırma, öğretmenler üzerinde pozitif psikolojik sermaye kavramını ve işe adanmışlık düzeyi ile ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma kapsamında Artvin ilinde görev yapan öğretmenler evren olarak seçilmiştir. 326 öğretmenin vermiş olduğu yanıtlar ile veriler analiz edilmiştir. Ölçme aracı olarak "Schaufeli vd.(2002) geliştirmiş olduğu 17 maddelik "İşe Adanmışlık Ölçeği" ve "Luthans vd. (2007) geliştirdiği 24 maddelik "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" Türkçeye çevrilerek kullanılmıştır. Verilere faktör analizi, güvenilirlik analizi, normallik testi yapılmıştır. Normallik analizinin sonuçlarına göre verilerin normal dağıldığı tespit edilmiştir. Normallik testi sonuçlarına göre, oluşturulmuş olan hipotezlerin test edilmesinde, bağımsız örneklem t-testi ve anova testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki düzeylerini ölçebilmek amacı ile korelasyon analizi, pozitif psikolojik sermaye düzeyinin işe adanmışlık üzerinde etkisini araştırmak için ise regresyon analizi yapılmıştır. Pozitif psikolojik sermaye düzeyinin yaş, çalışılan kurum, çalışma yılı ve haftalık ders saatine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği yönünde oluşturulan hipotezler kabul edilmiş, cinsiyet ve eğitim durumuna göre anlamlı farklılıklar gösterdiği yönünde oluşturulan hipotezler kısmen kabul edilmiş, medeni durum, çalışılan kurumdaki göreve göre anlamlı farklılık gösterdiği yönünde oluşturulan hipotezler reddedilmiştir. İşe adanmışlık düzeyinin yaş ve çalışma yılına göre anlamlı farklılıklar gösterdiği yönünde oluşturulan hipotezler kısmen kabul edilmiş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışılan kurum, çalışılan kurumdaki görev, haftalık ders saatine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği yönünde oluşturulan hipotezler reddedilmiştir. Korelasyon analizi sonucunda, pozitif psikolojik sermaye düzeyleri ile işe adanmışlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Regresyon analizi sonucunda ise örneklemin pozitif psikolojik sermaye düzeylerinin, işe adanmışlık düzeyleri üzerinde etkili olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Analiz sonuçları literatürdeki diğer çalışmalar ile karşılaştırılıp, son olarak öneriler yapılarak araştırma sonlandırılmıştır.

Fatih Demir
Artvin Çoruh University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors