Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Yeşim Kubar
10 theses · Fırat University
Üçüz açıklar ve Feldstein-Horioka hipotezi: Yükselen ekonomiülkeleri ile panel veri analizi
Üçüz açık hipotezi, cari açık, bütçe açığı ve yatırım-tasarruf açığının eş zamanlı olarak gerçekleştiği durumu ifade etmektedir. Ekonomideki dengenin sağlanması için ülkenin iç ve dış dengesininin birbirine denk olması gerekmektedir. Bir ülkedeki dış denge, cari hesap dengesinden; iç denge ise bütçe dengesi ve özel kesim yatırım-tasarruf dengesinden oluşmaktadır. Bu denkleme göre iç dengenin açık verdiği bir durumda dış dengede aynı oranda açık vermek zorundadır. Cari işlemler açığının ve bütçe açığının aynı anda açık verdiği bir ekonomide yurt içi tasarruflar yurtiçi yatırımların karşılanmasında yetersiz kalıyorsa bunun sonucu olarak yatırım tasarruf dengesinde de açık görülmektedir. Bu durumda ülke üçüz açığın etkisindedir. Üçüz açıklar gelişmekte olan ülkelerin makroekonomik istikrarı üzerinde önemli etkilere sahiptir. Bu çalışma, 14 Yükselen Ekonomi için, 1995-2020 döneminde üçüz açıklar hipotezini panel veri analiz yöntemi ile test etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada sınanan üçüz açık, ülkelerin cari işlemler açığı, bütçe açığı ve yatırım tasarruf açığı ile olan ilişkisi temelinde değerlendirilmiştir. Analizde yer alan veriler IMF ve Global Economy veri tabanından derlenmiştir. Çalışmada Pedroni ve Kao eşbütünleşme testleri ve bu testlerin uzun dönemli tahmincileri ile çalışılmıştır. Bulgular 14 Yükselen Piyasa Ekonomisi için çalışılan zaman aralığında üçüz açık hipotezinin geçerli olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte çalışmada Ricardian Denklik hipotezini doğrular nitelikte kanıtlara rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Üçüz Açık Hipotezi, Feldstein-Horioka Hipotezi, Panel Eşbütünleşme
Makro ekonomik değişkenlerle j eğrisi hipotezi' nin sınanması: Panel veri analizi
Ekonomilerinin büyüme ve kalkınmalarında etkili olan faktörlerden biri dış ticarettir. Küresel dünyada ekonomiler dış ticaretlerini geliştirmek için mallarının katma değerlerini yükselterek daha fazla gelir elde etmeyi amaçlamaktadırlar. Dış ticaretin ülke ekonomisine olumlu yansıması için döviz kuru rejimlerine dikkat edilmesi gerekmektedir. Döviz kurlarının ticaret dengesi üzerinde kısa ve uzun dönem etkileri tam olarak anlaşılamamıştır. Bu nedenle ülke parasının değerindeki değişmelerin ülkenin dış ticaret dengesine nasıl bir etki yarattığı merak konusu olmaktadır. Devalüasyonun ticaret dengesini pozitif yönde etkilemesi için hangi şartların sağlanması gerektiği konusunda 2 teorik bakış açısından söz edilmektedir. İlk bakış açısı Bickerdike (1920), Robinson(1947) ve Metzler(1948)'de yaptıkları çalışmalardan sonra BRM olarak adlandırılan model, ikinci bakış açısı ise Marshall-Lerner koşuludur. Marshall-Lerner koşulu ihracat ve ithalat esnekliklerini hesaplamaya dâhil ederek mutlak değer olarak toplamlarının birden büyük olduğu durumda devalüasyonun dış ticaret dengesini olumlu etkileyeceğini ifade etmektedir. Bu çalışmada Seçilmiş G-20 ülkeleri ile 1992-2020 arası dönemde Marshall-Lerner koşulu dikkate alınarak J eğrisi etkisinin geçerliliği sınanmıştır. Çalışmada panel veri analizinden yararlanılmıştır. Bu bağlamda CADF birim kök testi, eş bütünleşme testi, PDOLS tahmincisi ve Granger nedensellik testi kullanılarak ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış ticaret, J eğrisi, Marshall-Lerner Koşulu, Panel Veri Analizi
Seçilmiş makroekonomik göstergeler ile kripto para birimleri arasındaki ilişki üzerine ekonometrik bir analiz
Dünya ekonomisinde giderek önem kazanan hem yatırım hem de ödeme aracı olarak görülen ve 2008 yılında Bitcoin'le birlikte ortaya çıkan kripto para birimleri, teknolojik değişim ve dönüşümün getirdiği yeniliklerin en önemlisi olmuştur. Kripto para birimleriyle yapılan işlemler elektronik ortamda, şifreli bir şekilde, aracı kurum olmadan gerçekleştiği ve bu para birimlerini denetleyen merkezi bir otorite olmadığı için yatırımcılar için aynı zamanda avantaj niteliğinde olup günden güne yatırımcıların ve araştırmacıların ilgisini üzerine çekmeyi başarmaktadır. Bu çalışmada, Covid-19 pandemi dönemi öncesi ve Covid-19 pandemi dönemi baz alınarak en popüler kripto para birimi olan Bitcoin ve Ethereum ile çeşitli makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkinin uzun ve kısa dönem açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yöntem olarak değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin tespiti için Fourier eşbütünleşme testi ve kısa dönemli ilişkinin tespiti için ise kazandıran ve kaybettiren dönemlerde pozitif ve negatif şokların dikkate alındığı Hatemi-J asimetrik nedensellik testi kullanılmıştır. Fourier eşbütünleşme testi bulgularına göre, hem Covid-19 pandemi öncesi dönemde hem de Covid-19 pandemi döneminde kripto paralar ile seçili makroekonomik göstergeler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Hatemi-J asimetrik nedensellik testi bulgularına göre ise kripto paraların pozitif ve negatif şokları ile diğer makroekonomik değişkenlerin pozitif ve negatif şokları arasında hem tek hem de çift yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kripto Para, Blok Zincir, Bitcoin, Ethereum, Fourier Eşbütünleşme, Hatemi-J Nedensellik Testi
Toplumsal cinsiyet algısının meslek seçimine etkisi üzerine bir uygulama
Cinsiyet, kişinin kadın ya da erkek olarak gösterdiği genetik, fizyolojik ve biyolojik özellikler şeklinde tanımlanmaktadır. Cinsiyet kavramı; doğuştan kazanılan biyolojik cinsiyet ve kültürel etkilere bağlı olarak sosyal yaşam içinde oluşmuş Toplumsal Cinsiyet şeklinde iki gruba ayrılmıştır. Toplumsal cinsiyet, kadın ya da erkek olmaya toplumun ve kültürün yüklediği anlamları ve beklentileri ifade etmektedir. Cinsiyete dayalı olarak kültürün bireyleri belirli kalıp yargılara sokma girişimleri, toplumda bireyler tarafından cinsiyet rollerini doğurmaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri, kadın ve erkeklere iş ve özel yaşam alanlarında farklı roller yüklemektedir. Toplumsal Cinsiyet rolleri sosyal yaşamın birçok alanında etkisini hissettirmektedir. Kadın ve erkekler arasında yaşanan toplumsal cinsiyet ayrımcılığına yönelik çatışmalar, kadın ve erkekler arasında kutuplaşmalara ve huzursuzluklara neden olmaktadır. Bu bağlamda Toplumsal Cinsiyet konusu birçok araştırmanın ana teması olmuş ve güncelliğini korumuştur. Bu çalışma toplumsal cinsiyet algısının ön lisans öğrencilerin meslek tercihinde etkili olup-olmadığını tespit etmeyi amaçlamıştır. Araştırmada dişil özellik gösterdiği düşünülen sekreterlik ve bankacılık meslekleri ve eril özellik gösterdiği düşünülen Mekatronik mesleğinin toplumsal cinsiyet olgusundan ne derecede etkilendiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda araştırma evrenini Adıyaman Üniversitesi Besni Meslek Yüksekokulu Sekreterlik, Bankacılık ve Mekatronik bölümü 1. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Üniversite öğrencilerinin bölüm seçiminde cinsiyet etkili bir unsur olmakla birlikte tek etkili faktör olmadığı bu çalışmada ortaya konulmuştur. Bölüm tercihinde aile, kişinin ilgi ve yetenekleri, çevresi, iş sahibi olma gibi beklentilerde bölüm tercihinde etkili olduğuna yönelik bulgulara ulaşılmıştır. Veri toplama tekniği olarak anket yöntemi uygulanmıştır. Bölüm seçimiyle ilgili sorulara yanıt vermek istemeyen, araştırmaya katılmayı kabul etmeyen, araştırmanın yapıldığı tarihlerde okula gelmeyen, okulu bırakan, anket sorusunu yarıda bırakan öğrenciler örneklem dışı bırakılmış, araştırmayı kabul eden 200 (evrenin % 80) öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre araştırmaya katılan kadın öğrencilerin %34,3'ü kadınsı cinsiyet rolüne, %3,1'i erkeksi cinsiyet rolüne, %56,2'si androjen cinsiyet rolüne ve %6,4'ü belirsiz cinsiyet rolüne sahip oldukları tespit edilmiştir. Erkek öğrencilerin %24'ü erkeksi cinsiyet rolüne, %59,6'sı androjen cinsiyet rolüne, %9,6'sı kadınsı cinsiyet rolüne ve %6,8'i belirsiz cinsiyet rolüne sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu çalışmada androjen cinsiyet rolüne sahip bireylerin sayıca fazla olması çalışmanın amacıyla örtüşmektedir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; demografik özelliklerden olan yaş, ailenin gelir durumu, ikamet edilen yerleşim yeri, mezun olunan lise türü, okunulan bölüm, bölüm tercih etme nedenleri ile bölüm tercihi arasında ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin bölüm seçiminde; cinsiyetine uygun bölüm olması, fiziksel güç ve yeteneklere uygunluk ve kariyer yapmaya imkân tanıması öğrencilerin tercihlerini etkileyen en önemli faktörler olmuştur.
Tüketici davranışları üzerinde sosyal medyanın rolü: Farklı bölgelerdeki devlet üniversiteleri örneği
1970'li yıllarda çok az kullanıcı ve sınırlı kullanım alanına sahip olan internet, 1990 yılından itibaren, daha geniş bir alanda ve daha çok kişi tarafından kullanılmaya başlanmıştır. 2000'li yıllarda ise sosyal medya işlerlik kazanmıştır. İnternetin, web sitelerinin ve portalların yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal medya kullanıcısı sayısı da her geçen gün artmaktadır. Sosyal medya alanındaki gelişmeler bilgiye ulaşımı kolaylaştırmış, bu durum işletmeler ve tüketiciler arasında etkileşimi artırmıştır. Böylece işletme- tüketici ilişkisi interaktif bir yapıya bürünmüştür. Dünya üzerinde milyalarca kullanıcıya ulaşan sosyal medya siteleri ile insanlar tüm düşüncelerini ve görüşlerini rahatça ifade edebildikleri sanal bir ortam oluşturmuşlardır. Sosyal medyayı kullanan tüketiciler, yaptıkları paylaşımlar ile diğer kullanıcıları ve işletmeleri etkilemektedirler ve etkilenmektedirler. Bu durum ürün ve hizmetler konusunda daha fazla bilgi sahibi olunmasını sağlarken, aynı zaman satın alma kararlarını da etkilemektedir. Satın alma sonrası, tüketiciler bir ürün ve hizmet ile ilgili düşüncelerini ve yorumlarını sosyal medya araçlarından paylaşmaktadırlar. Ürünün beklentilerini karşılayıp karşılamadığını, kullanım tecrübelerinin nasıl olduğunu, pozitif ve negatif yönleriyle yorumlayan tüketiciler diğer tüketiciler için ürün hakkında bilgi kaynağı olurken, işletmelere de olumlu ve ya olumsuz bir değer yaratmaktadırlar. Bu çalışma sosyal medyanın satın alma öncesi ve sonrası etkilerini tespit etmek üzere yapılan alan çalışmasıdır. Çalışma, Türkiye'de 7 ilde devlet üniversitelerinin İİBF hazırlık,1.,2.,3.,4. sınıf üniversite öğrencilerini kapsamaktadır.çalışmanın yapılması için gerekli veriler, sosyal medya kullanan öğrencilere anket uygulaması yapılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesi SPSS22 Paket programı ile yapılmıştır. Satın alma öncesi ve sonrasında sosyal medyanın etkisini belirlemeye yönelik yürütülen alan çalışmasının bulguları; kullanıcıların sosyal ağları aktif kullandıkları, internetten alışveriş yaptıkları, satın alma öncesi ve sonrası sosyal medya sitelerine yapılan yorumlardan etkilendikleri, satın alma sonrası memnuniyet durumlarını hem sosyal medya sitelerinde hem de işletmelerin internet sitelerinde paylaştıkları yönündedir.
Sağlık sektöründe sosyal pazarlama uygulamalarının öğrenciler üzerindeki etkisi: Fırat Üniversitesi İİBF ve SBF örneği
İnsanların günlük aktivitelerini yerine getirmeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri ancak sağlıklı olmalarıyla mümkündür. Bu nedenle sağlık konusu insanın varoluşundan günümüze kadar olan süreçte sürekli ilgi odağı olmuştur. İnsan sağlığı birçok faktörden olumlu ve olumsuz şekilde etkilenebilmektedir. Bu faktörler; kalıtsal, davranışsal, çevresel kökenli olabilmektedir. Ayrıca sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanılmaması da insan sağlığını olumsuz şekilde etkileyen başka bir faktördür. Bu olumsuz faktörleri en aza indirmek ya da tamamıyla ortadan kaldırmak için, kamu kurum ve kuruluşları, kâr amaçsız kuruluşlar ve kâr amaçlı kuruluşlar tarafından daha sağlıklı ve daha refah bir toplum oluşturmak amacıyla sosyal pazarlama adı altında, birtakım uygulamalar yapılmaktadır. Sosyal pazarlama, toplumun genelini ya da belirli bir kitleyi hedef alan daha sağlıklı ve daha refah bir toplum yetiştirmeyi hedefleyen bunu yaparken de maddi bir çıkar gözetmeyen uygulamaların bütünüdür. Teknolojinin gelişmesi ve tıp biliminin ulaştığı en son bilgiler sayesinde birçok hastalık ilerlemeden teşhis edilmekte ya da hastalık daha ortaya çıkmadan bağışıklık kazandırılarak önlem alınmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar ise insan sağlığı ve toplum sağlığını iyileştirmek ve geliştirmek için koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinin önemini ortaya koymuştur. Sosyal pazarlama uygulamaları başta insan sağlığı olmak üzere toplum sağlığı üzerinde olumlu etki ederek hedeflenen sağlıklı toplumu yaratmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada, sağlık sektöründeki sosyal pazarlama uygulamalarının Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında öğrenim görmekte olan üniversite öğrencileri üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evreni, Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında öğrenim görmekte olan üniversite öğrencileri ile sınırlı tutulmuştur. Basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile iki fakülte bünyesindeki 8 (sekiz) bölüm (İşletme, İktisat, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, Sosyal Hizmet, Hemşirelik, Ebelik, Beslenme ve Diyetetik) öğrencileri örneklem olarak seçilmiştir. Fırat Üniversitesi İİBF ve SBF'den toplam 500 öğrenciye anket uygulanmış ve İİBF'den 228 SBF'den 117 öğrencinin vermiş olduğu yanıtlar uygun bulunup araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın ölçeğine ait güvenilirlik katsayısı α0,90 bulunmuş olup bu sonuca göre araştırmanın yüksek düzeyde güvenilir olduğu sonucu çıkarılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sağlık sektöründe yapılan sosyal pazarlama uygulamalarının öğrenciler üzerinde etkisi olduğu sonucu çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Sağlık Sektörü, Sosyal Pazarlama, Öğrenci
Girişimciliğin yeni özelliği duygusal zeka, cinsiyet algısı ve girişimcilik arasında ilişki: Fırat Üniversitesi İİBF örneği
Girişimcilik günümüzde kalkınmış ve kalkınmakta olan ekonomiler açısından önemli bir itici güç olarak görülmekte, kamu ve özel kuruluşlar aracılığı ile teşvik edilip desteklenmektedir. Bunun yanında bireylerin duyguları anlama, ifade etme, yönlendirme gibi yetilerini kapsayan duygusal zekâ kavramı da iş hayatında hızla kabul görmekte ve başarının anahtarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Güncel gelişmeler açısından çok değerli olan bu üç kavram çalışmanın temelini teşkil etmektedir. Bu çalışmada, girişimcilik duygusal zekâ ve cinsiyet ayrımcılığı ilişkisi ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Fırat Üniversitesi'nde 2017-2018 döneminde İşletme, İktisat, ÇEKO, Sosyal Hizmetler, Kamu Yönetimi bölümlerinde eğitim öğretim gören öğrencilerin girişimciliğe bakış açıları, cinsiyet ayrımcılığı ve duygusal zekâları nicel yöntemler ile ölçülmüştür. Araştırma kapsamında hazırlanan anketlerden toplanan veriler çeşitli analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Girişimcilik ile ilgili herhangi bir ders aldınız mı bağımsız değişkeni ile Cinsiyet ayrımcılığı ölçeği ve Girişimcilik ölçeği arasında bir ilişki olup olmadığı t testi ile test edilmiş ve aralarında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet bağımsız değişkeni ile girişimcilik ölçeği arasında bir ilişki olup olmadığı test edilmiş ve aralarında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Girişimci bir kişiliğe sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz bağımsız değişkeni ile girişimcilik ölçeği ve duygusal zeka ölçeği arasında bir ilişki olup olmadığı test edilmiş ve aralarında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan bulgular neticesinde duygusal zekâ ile girişimcilik arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu tespitin girişimcilik bağlamında duygusal zekânın önemini göstermesi bakımından literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Pazarlamanın tarihi gelişiminde sosyal medyanın etkisi
Sosyal medya pazarlaması; bir ürünün/hizmetin tanıtımının yapılmasını, marka bilinirliğinin arttırılmasını ve işletmeye yönelik aksiyon alınmasını sağlayan sosyal medya araçlarıyla icra edilen pazarlama faaliyetleridir. Geleneksel pazarlama yöntemlerinin aksine sosyal medya pazarlaması; kullanım ve erişim kolaylığı sunması, hızlı bilgi aktarımına imkân vermesi, pazarlamaya yönelik içerik paylaşabilmesi ve girilen içeriklerin kalıcı ve ölçülebilir olması işletmelerin olmazsa olmaz pazarlama yöntemlerinden biri hâline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı Sosyal medya pazarlaması ilgili YÖK tez merkezinde yayımlanan birbirinden bağımsız lisansüstü tezler bir arada incelenerek, bu alandaki araştırma eğilimleri sistematik olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmada; 2011- 2019 yılları arasında YÖK tez merkezinde yayımlanan yüksek lisans ve doktora tezlerinden oluşmak üzere 50 araştırma incelenmiştir. Bu araştırmalarda kullanılan yöntem, örneklem, veri toplama araçları, araştırma yılı, araştırma konusu ve tasarımı içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma sonunda; son yıllarda Türkiye'de Sosyal Medya Pazarlaması alanında yapılan çalışmalara olan eğilimin arttığı tespit edilmiştir. Araştırmalarda kullanılan Sosyal medya pazarlama alanında ilk tezin 2011 yılında; en çok tezin ise 2019 yılında yazıldığı görülmektedir. YÖK tez merkezinde yazılan tezlerin çoğunun yüksek lisans tezi olarak çalışıldığı verisine ulaşılmıştır. Sosyal medya pazarlama konusunu çoğunlukla (20) devlet üniversitelerin ele aldığı ve tezlerin yazı dilinin genellikle Türkçe (%80) olduğu tespit edilmiştir. Tezlerin büyük bir kısmının (%70) işletme anabilim dalında yazıldığı görülürken, 32 tezin ise uygulamalı araştırma türü (%96) seçildiği bulgusuna varılmıştır. Tezlerin örneklem hacmi 19 tane (38%) 301-500 aralığında değişiklik gösterirken; 11 tanesi ise (%22) 201-300 aralığında gruplandığı görülmektedir Araştırmalar yöntem açısından incelendiğinde, Türkiye'deki çalışmalarda çoğunlukla nicel araştırma yöntemi daha çok kullanıldığı tespit edilmiştir. Çalışmalar veri toplama araçları bakımından incelendiğinde ise; anket tekniği en çok kullanırken, tezler içerisinde en çok yer verilen analiz ise Faktör Analizi, Bağımsız T testi ve Geçerlilik\Güvenirlik analizi (%11) olmuştur. Sonuç olarak; sosyal medya pazarlama konusu üzerine yapılan doktora tezleri az olmakla birlikte gittikçe daha çok önem verilen bir alan haline gelmeye başlamıştır. Bu araştırma da elde edilen veriler doğrultusunda; sosyal medya pazarlamaya yönelik yapılacak araştırmalarda örneklem hacminin çeşitlendirilmesi, veri toplama araçlarında çeşitliliğin sağlanması, analiz yöntemi olarak üst düzey analizlerin tercih edilmesi, sosyal medya pazarlamaya yönelik nitel ve karma yöntemde araştırmaların gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca anket geliştirme çalışmalarına daha fazla yer verilmesi alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Pazarlama, Sosyal Medya Pazarlaması, İçerik Analizi
Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin seçilmiş ülke gruplarıyla değerlendirilmesi: Bir panel veri analizi
Çevre kirliliği ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki oldukça önem arz etmektedir. İktisadi faaliyetlerin artması hâlinde çevre kirliliğinde de artış yaşanırken, çevre kirliliğinin artması durumu ise sürdürülebilir iktisadi büyümeyi negatif etkilemektedir. İktisat yazınında bu iki faktör arasındaki ilişki Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezi yardımıyla açıklanmaktadır. Çalışmada seçilmiş ülke gruplarında Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin geçerliliğini sınamak için 1990-2021 dönemi incelenmiştir. Model-1 çerçevesinde değerlendirilen orta gelirli ülke grubunda uzun dönemli ilişkiye rastlanılmamıştır. Model-1 için yüksek gelirli ülke grubuna yapılan analiz sonucunda Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin geçerliliği tespit edilmiştir. Model-2 için alt orta gelirli ülke grubuna yönelik yapılan analiz sonucunda Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin geçerli olmadığı ancak kübik form incelendiğinde Çevresel Kuznets Eğrisi'nin ters-N şeklinde olduğu belirlenmiştir. Model-2 için üst orta gelirli ülke grubuna ve yüksek gelirli ülke grubuna yapılan analiz sonucunda Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin geçerliliği tespit edilmiştir.
İklim değişikliğinin ekonomik büyüme üzerine etkisi doğrusal olmayan zaman serisi uygulaması: Türkiye örneği
Çevrenin gün geçtikçe zarar görmesi, doğal dengenin bozulduğuna dair en önemli işaret olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dengenin bozulması birçok temel etkene dayanmaktadır. Sanayi devriminden itibaren enerjiye olan ihtiyacın yükselmesi, fosil yakıt kullanımında artışa neden olmakta enerji tüketimi, hızlı nüfus artışı, kurum ve kuruluşların yapmış oldukları yanlış faaliyetler neticesinde oluşan zararlı gazların, atmosferde birikmesi doğal dengenin bozulmasına yol açmaktadır. Atmosferde biriken sera gazlarının yeryüzüne ulaşması sonucu hava sıcaklıklarının yükselmesi; buzulların erimesine, deniz seviyelerinin yükselmesine, doğal döngünün bozulmasına, canlıların yaşam kalitesinin düşmesine sebep olmaktadır. Meydana gelen bu değişim başta çevre olmak üzere sosyal ve ekonomik bağlamda büyük sorunlara neden olurken bu sektörlerin sürdürülebilirliğine zarar vermektedir. Bu nedenle çalışmada, CO₂ emisyonu üzerine etki eden değişkenler arasındaki ilişki doğrusal olmayan zaman serisi analizi ile test edilmek istenmiştir. Çalışmada, 1970-2023 dönemi için Türkiye üzerine analiz gerçekleştirilmiş ve CO₂ emisyonu, enerji tüketimi, nüfus artışı, GSYH büyümesi, sanayi katma değeri, hizmetler katma değeri değişkenleri kullanılmıştır ADF birim kök testi, doğrusal olmayan birim kök testleri ve doğrusal olamayan eş bütünleşme testleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgularda, değişkenler arasında eş bütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.