Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Zehra Hamarat
10 theses · İstanbul University
Ermeni harfli Türkçe 'Gülinya Yahod Kendi Görünmeyerek Herkesi Gören Bir Kız' adlı eserin halkbilimsel açıdan değerlendirilmesi
Bu çalışmada Viçen Tilkiyan'ın Gülinya Yahod Kendi Görünmeyerek Herkesi Gören Bir Kız adlı eseri halk yaşamı ve halk dili ekseninde incelenerek tahlil edilmiştir. 19. yüzyılda toplumun aydınlatılmasına yönelik eserler vermiş olduğu tespit edilen Viçen Tilkiyan bu düşüncelerini eserlerinde açıkça yansıtır. Viçen Tilkiyan hakkında bilinenler eserlerinde verdiği bilgilerden ve hakkında var olan belgelerden ibarettir. Buna göre eserinde Ankaralı olduğunu belirten yazar, aynı zamanda Bab-ı Ali Caddesinde kitapçılık ve matbaacılık yapmıştır. Viçen Tilkiyan eserlerinde ahlaki bir tutum sergileyerek toplumsal konulara kayıtsız kalmamıştır. Bu noktada 19. yüzyılın toplumcu sanat anlayışıyla hareket etmiş ve sanatı toplumun yararına hizmet eden bir araç olarak kullanmıştır. Bunu yaparken bilgi birikimini, fikirlerini, yaşadığı dönemin özelliklerini, içinde bulunduğu toplumun düşünce yapısını ve dil ve kültürünü sosyolojik bir bakış açısıyla bu eserinde yansıtmıştır. Çalışmamızda Viçen Tilkiyan'ın hayatı ve eserlerine yönelik tespitler yapılarak Gülinya Yahod Kendi Görünmeyerek Herkesi Gören Bir Kız adlı eserindeki halkbilimsel unsurlar halk yaşamı ve halk dili açısından tahlil edilmiştir. Viçen Tilkiyan'ın yanlış Batılılaşmanın getirdiği toplumsal zedelenmelere karşı topluma ahlaki mesajlar vererek dili aktif kullandığı ve bunları folklorik unsurlara yer vererek gerçekleştirmeye çalıştığı tespit edilmiştir.
Anadolu sahası Türk halk hikâyelerinde utanç kültürü bağlam ve unsurları
"Utanç kültürü / Suçluluk kültürü" sınıflandırmasında utanç toplumu olarak adlandırılan Türk toplumunda "el âlem" denilen "öteki"nin baskın tutumları pek çok durumda söz sahibidir. Toplumsal yaşamdan birey yaşamına kadar davranışlarda, kararlarda, konuşulan sözlerde, gelenek ve âdetlerde kendini gösterebilir. Türk toplumunun içine bu kadar çok işlenmiş olan bir kültürün halk hikâyeleri gibi edebî anlatılarda izlerini bulabilmek adına bu çalışma yapılmıştır. Daha önce utanç kültürünün hikâyelerdeki izlerini ve bunların işlevlerini incelemiş olan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma, yüzyıllar geçse de etkisini daima koruyan utanç kültürünün halk hikâyelerindeki görünürde olan ama ilk bakışta fark edilmeyen ifadelerini açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu niyetle birinci bölümde duygular, duygular sosyolojisi, utanç, utanç kültürü ve utanç kültürünün Türk toplumundaki yansımaları anlatılmıştır. İkinci bölümde halk hikâyesinin ne olduğu, kültür ve toplumla olan ilişkisi, bu çalışma için seçilmiş olan hikâyelerin hangileri olduğu anlatılmış ve bunların özetleri verilmiştir. Üçüncü bölümde ise seçilen hikâyeler doğrultusunda tespit edilen utanç kültürü bağlamlarının tasnifi yapılarak hikâyelerde geçen utanç kültürü unsurları incelenmiş ve bunların işlevleri anlatılmıştır.
Kazak Halk Edebiyatında şeşendik geleneği ve bu gelenek içerisinde Sırım Datoğlu'nun yeri
Şeşendik sözler, toplumun düşünce ve duygularının sanatlı bir dil ile ifade edilmesidir. Bu sözler, derin felsefî anlamlar barındırmaktadır. Son yüzyıla gelinceye kadar Kazak toplumunun ana yapısı bozkır medeniyeti karakteri taşımaktaydı. Bu medeniyetin yönetim yapısını belirleyen bazı etkenler vardı. Yönetici Han, töre, kadı, şeşen ve halk. Kadı ve şeşen, Han ile halk arasındaki köprüdür. Bu yapı ekonomik bir temelden çok sosyolojiktir. Gücünü halktan alan şeşen ve kadı yargısını bilgelik sözler aracılığı ile verir ve bunlar sözlü kanun kuralları olarak bilinir. Şeşen veya kadı vardığı hükme tek başına varmaz. Bozkır yasaları, toplum yaşayış ve kuralları onun için de bağlayıcıdır. Hüküm verirken hem töre kuralları göz önüne alınır, hem de kültüre bağlı olarak değişen değerler göz önüne alınarak yeniden yorumlama ve yeni koşullara uygun kararlar alma yoluna gidilir. Şeşen; felsefî, tarihî, toplumsal, kültürel ve dinî yapılanmayı çok iyi bilir. Ayrıca, bilgisini geliştirmek üzere sürekli düşünmek, okumak, geçmiş bilgilerden yararlanmak, yeni bilgilere ulaşmak için hareket etmek zorundadır. Şeşen bunları bilmezse itibarı sona erer. Şeşendik sözlerde insanî değerler esastır ve yargı bildirirler. Bu yargının temel hedefi barış içinde yaşayan toplum düzenini oluşturmaktır. Rusça araştırmalar başta olmak üzere akademik yazılarda şeşendik sözler, özellikle Sırım'la ilgili incelemeler çok azdır. Şeşendik sözleri nesilden nesile aktaran, günümüze kadar yaşatan toplum üyeleridir. Bu tezin amacı nesilden nesile aktarılan bu şeşendik sözlerden özellikle Sırım'a bağlı olanları incelemektir. Sırım Datoğlu ile ilgili şeşendik sözlerin bilgi dolu olması onun yaşam mücadelesinden kaynaklanır. Sırım adaletli yaşam için sürekli mücadele etmiştir. Han ve törelere halkın tüm isteklerini iletmiştir. Sırım dönemin en itibarlı Tarhan unvanını kazanmıştır, onun kuvveti yüzünden Çarlık hükümeti tedbirli davranmaya çalışmıştır; Petersburg Çarlığı, Hiva ve İran Hanlıkları da Sırım'ın şeşendik sanatına değer vermiştir. Sırım kendi döneminin filozof aydınlarından biri sayılmıştır. Sırım milli mücadele için savaşan, mücadeleye önderlik eden önemli bir kahramandır. Sırım'ın çok yönlü hayatı, halkının manevi yaşam zenginliğinin göstergesidir. Anahtar Kelimeler: Kazak, şeşen, Sırım Datoğlu, vecize, halk kültürü, toplum
Vedat Türkali'nin romanlarında folklorik unsurlar
Bu çalışmada Vedat Türkali'nin romanlarındaki folklorik unsurlar tespit ve tahlil edilmiştir. Çok yönlü bir sanat insanı olan Türkali, yazar, şair, senarist ve yönetmendir. Türk edebiyatının önemli yazarlarından birisi olan Türkali, ideolojik tutumunu romanlarına da yansıtır. Samsun'un merkezden uzak yoksul bir mahallesinde doğan Vedat Türkali, yetiştiği çevrenin kültürel birikimlerini romanlarına yansıtır. Toplumcu gerçekçi bir yazar olan Vedat Türkali, romanlarında büyük şehirlerde yaşayan insanların hayat mücadelesini anlatır. Çalışmamızda Vedat Türkali'nin romanlarındaki folklorik unsurlar halkbilimi çalışma kadrosuna göre tespit ve tahlil edilmiştir. Vedat Türkali'nin folklorik unsurları zengin bir şekilde kullandığı ve okuyucuya vermek istediği mesajları folklorik unsurlar aracılığıyla verdiği tespit edilmiştir.
Âşık şiirinin politikleşme sürecinde Âşık İhsani
20. yüzyıl insanların bugününe ve yarınına dair inançlarını şekillendirmede büyük bir işlev üstlenen ideolojinin çeşitli topluluklar tarafından eylem sahalarını genişletmek amacıyla ele alındığı ve verilen mücadelelerde sanatın da bir araç olarak kullanıldığı dönem olmuştur. İdeolojinin gücünün çeşitli sanat alanlarında nasıl yer aldığı ele alınmış olsa da bu etkinin Türk âşıklık geleneği içerisinde nasıl bir şekilde karşımıza çıktığı üzerine kapsamlı çalışma yapılmamıştır. Ayrıca Türk âşıklık geleneğinin ülkemizde yaşanan siyasi değişimlere bağlı olarak geçirdiği değişim sürecinde dönemin en popüler ve önemli isimlerden biri olarak yer alan Âşık İhsani üzerine de detaylı bir çalışma ortaya konulmamıştır. Bu çalışmanın amacı sanat ve ideoloji birlikteliğinin Türk âşıklık geleneği içerisinde kazandığı gücü Âşık İhsani'nin şiirleri üzerinde yapılan değerlendirmelerle ortaya koymaktır. Daha önce detaylı şekilde ele alınmayan Âşık İhsani'nin eserleri dönemin sosyal ve siyasi gelişmeleriyle birlikte değerlendirilmiş, ideolojinin işlevlerinin sanatında ve yaşamında nasıl yer edindiği ortaya koyulmuştur. Tezin birinci bölümünde 20. yüzyıldaki ideolojilerin kaynağı olan egemen güçlerin, ideolojiyi sanatın çeşitli alanlarında nasıl kullandığı çeşitli disiplinlerden de yararlanılarak gösterilmeye çalışılmış, tezin ikinci bölümünde ise ideoloji sanat birlikteliğinin özellikle 1960-1980 dönemindeki Türk âşıklık geleneğinde nasıl bir şekilde var olduğu ve ideolojinin bu gelenek içerisinde nasıl bir işlev gördüğü ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde âşık şiirinin politikleşme sürecinde ön plana çıkan isimlerden biri olan Âşık İhsani'nin hayatı ve şiirleri ele alınmış, onun sanatı ve politik çizgisi dönemin siyasi, tarihi gelişmeleri ve ideolojinin işlevleri temelinde yorumlanarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İdeoloji, Sanat, Şiir ve İdeoloji, Âşıklık Geleneği, Âşık İhsani
İstanbul Şile ilçesine bağlı köylerde folklor araştırmaları
Yüzyıllar boyu çeşitli topluluklara ev sahipliği yapmış olan Şile ilçesi bulunduğu coğrafî konum, tarih içerisindeki yeri, İstanbul'a yakınlığı ve folklorik özellikleriyle dikkate değerdir. Yörede Manavların, Ahıska Türklerinin, Çerkezlerin ve Boşnakların bulunması dolayısıyla ilçenin kültürel çeşitliliği oldukça zengindir. Tüm bu etnik gruplar yıllar boyu birlikte yaşayarak gelenek ve göreneklerini korumayı başardıkları gibi yeni gelenekler, âdetler ve inanmalar da oluşturmuşlardır. Teknolojik gelişmelere rağmen günümüzde de bu folklor unsurlarının yaşıyor olması yerel halkın kültüre verdiği önemi ve değeri göstermektedir. Çalışmada köy ve köy hayatına dair bilgiler, halk mimarisi, ilçenin önemli bir değeri olan Şile bezi ve ekonomik hayata bağlı faaliyetler; hayatın geçiş dönemi ile ilgili âdetler, uygulamalar ve inanışlar; yerel halkın giyim-kuşam bilgileri; halk hekimliği ve takvimi gibi verimler; halk inanışları, halk eğlenceleri ve önemli günlerde yapılan törenler; halk mutfağı; halk anlatıları, halk şiiri ve halk dili verimleri incelenmiştir. Derlemeler sonucunda yöre halkının gelenek ve görenekleri, inanışları ve çeşitli pratikleri günümüz şartlarına kısmen uyarlayarak yaşatmaya çalıştığı gözlemlenmiştir. Ayrıca yerel halkın kültüre önem verdiği ve belediyenin kültür adına organizasyonlar yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmelere, genç nüfusun kent merkezlerine gitmesine, yörenin turizm potansiyelinin yükselmesi ile ilçenin kalabalıklaşmasına karşın yerel halkın kültürel öğelerini koruyarak bunları yaşatması dikkate değerdir.
2018 Türk dili ve edebiyatı öğretim programına göre hazırlanan ders kitaplarındaki Türk halk edebiyatı metinlerinin incelenmesi
Türk millî eğitiminin temel ilkelerinden "eşitlik ve genellik" ilkesine göre eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayrımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimin eşitlik ve genellik ilkesi gereği ders kitapları, ülkedeki eğitim kurumları aracılığıyla bütün öğrencilere ulaştırılmaktadır. Teknolojik imkânların eğitime katkısı her ne kadar yadsınamaz olsa da ders kitaplarının eğitimdeki temel kaynaklar arasındaki yerini korumakta olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, kültürün yeni nesillere aktarılmasında bu kitapların içeriğinin önemi ortaya çıkmaktadır. 2018 Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programı kapsamında Türk Dili ve Edebiyatı dersinin öğretimi edebiyat tarihi merkezli olmaktan çıkmış, metin türleri merkeze alınacak şekilde yapılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada 2018 Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Programına göre hazırlanmış olan ders kitaplarında Türk halk edebiyatı metinlerine ne şekilde yer verildiği, bu metinlerin türünün özelliklerini yansıtıp yansıtmadığı, metni anlama ve çözümleme bölümündeki soruların konunun öğrenilmesine katkısı olup olmadığı değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk halk edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı, öğretim programı, ders kitapları, metin
Süreli yayınlardaki menkıbelerle ilgili çalışmaların açıklamalı bibliyografyası (1928-2017)
Bu çalışmada 1928-2017 yılları arasında Türkiye'deki süreli yayınlarda menkıbe ile ilgili yazılmış makalelerin açıklamalı bibliyografyasına yer verilmiştir. Veli olduğu kabul edilen şahsiyetlerin kerametlerini konu alan menkıbeler halk edebiyatının önemli verimlerindendir ve toplum üyeleri üzerinde son derece etkilidir. Bu anlatılarla ilgili hem teorik anlamda hem de derleme çalışmaları ile pratik anlamda pek çok çalışma yapılmıştır. Bu tezde doğrudan menkıbelerle ilgili olan veya başka bir konudan bahsederken menkıbelerin de çokça yer aldığı çeşitli makaleler incelenmiş; söz konusu menkıbelerin açıklamalı bir bibliyografyası hazırlanmıştır. Süreli yayınlardaki menkıbelerin bibliyografyası daha önce tez boyutunda ele alınmadığı için bu çalışmayla kapsamlı ve derli toplu bir bibliyografya hazırlanmaya çalışılmıştır.
Samim Kocagöz'ün romanlarında halkbilimi unsurlarının tespiti
Söke'nin varlıklı, tanınmış ve her zaman sanat ile iç içe olmuş ailelerinden birine mensup olarak dünyaya gelen Samim Kocagöz, elli yılı aşan sanat hayatı boyunca edebiyatın hikâye, inceleme, makale, anı ve oyun türlerinde eser vermiş ve 12 adet roman yazmıştır. Çalışmamızda Kocagöz'ün romanları halkbilimi unsurları bakımından incelenmiştir. Sadece romanlarında değil tüm eserlerinde toplumu ve insanı anlatmayı; ideolojisini ve sanatının merkezinde tuttuğu sosyal endişesini eserlerine yansıtmayı amaç edinmiş olan Kocagöz; bilgi birikimini, düşünce dünyasını ve en önemlisi de yaşadığı dönemi, aralarında doğup büyüdüğü yörenin insanlarını, onların yaşayışlarını ve halk kültürünü romanlarında aktarmıştır. Çalışmamız Samim Kocagöz'ün hayatı, romanları ve romanlarının halkbilimi unsurları açısından incelenip değerlendirilmesinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Samim Kocagöz, roman, halk edebiyatı, halk kültürü, halkbilim.
İtalyanların gözüyle Türkler ve İstanbul halk kültürü
İstanbul'un fethinden sonra İtalyanlar için Türkler diğerini simgelemeye başlamıştır. İtalyan kraliyetleri ve cumhuriyetleri için Osmanlılar, farklı bir dinin, bir kültürün ve bir siyasi sistemin temsilcisiydi. Zaman geçtikçe İtalyanlar arasında hem resmi hem resmi olmayan temaslardan etkilenen bir Türk algısı oluşmuştur. Eski ön yargılar XXI. yüzyılda oluşan yeni algılarla karışmaktadır. İtalyanlar, Türkiye'nin şehirleri arasında en çok İstanbul'u bilmektedir. İstanbul'u görenlerin anlattıkları ve İstanbul hakkında yazılmış olan seyahatnameler, İtalyanların merakını uyandırmaktadır. İstanbul'a taşınan İtalyanlar, tarihî Levanten topluluk yanında İstanbul'da yeni bir İtalyan topluluğu oluşturmaktadır. Onlar, günlük hayatlarında İstanbul halk kültürünü keşfetmeye çalışmakta ve gördüklerini İtalya'dakilere anlatarak onların ön yargılarını yeniden değiştirmektedirler. Kısacası tezimizde, Türklerle ilgili İtalyan halk kültürünün ifadelerini, XXI. yüzyılın İtalyanlarının Türk algısını, İstanbul'a ve İstanbul halk kültürüne bakışını araştırdık. İtalyanların Türk algısı konusuna genel bir bakış açısıyla düzenli bir şekilde çalışılmamıştır. Giriş bölümü haricinde tezimiz dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı ve yöntemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde İtalyanların gündelik hayatında Türklerle tarihî temaslarının izleri incelenmiştir. İkinci bölümde çeşitli unsurlardan etkilenen İtalyanların Türk algısı araştırılmıştır. Üçüncü bölüm için İstanbul'u ve İstanbul'un halk kültürünü anlatan XXI. yüzyılın seyahatnameleri taranmıştır. Dördüncü bölümde İstanbul'daki İtalyan kurumları ve İtalyan topluluğu üzerinde durulmuştur. Sonuçta ise çalışmadan elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Ekte İtalyanların Türk algısı hakkındaki anket ve İtalyan topluluğuyla yaptığımız görüşmelerin bir örneği verilmiştir.