Theses supervised by Prof. Birnur Eraldemir
11 theses · Çukurova University
Picasso'nun sanat tarihi ile kurduğu ilişkinin sanat ürünü olarak somutlanan örnekler üzerinden incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Picasso'nun yaratım süreci içerisinde hangi kaynaklardan yararlandığını araştırmak, özellikle ustalardan yapılmış eserlerden yola çıkarak sanat tarihinin, onun üretim çeşitliliğine etkisini incelemektir. Picasso'nun kendinden önceki sanatı sorgulayışı ve yorumundaki eklektik özellikler, 20. yüzyıl sanatını yaratırken çağın politik ortam ve teknolojik yeniliklerin etkisi yanında, en büyük desteğini geçmişten almıştır.
Çocukların öğrenmelerini resim yoluyla etkinleştirme "Bir öğrenme yöntemi olarak Fred Sedgwick modeli"
Sanat, mağara resimleriyle başlamış ve bugünkü yapısını alarak hayatımızın bir parçası olmaya devam eden uzun bir serüvendir. Mağara duvarlarındaki resimler, bakan ve soru soran tüm insanların içinde hala gizemini korumaktadır. Bugün, sanatın kökeni olarak tanımlamaya çalıştığımız bu mağara resimleri ve tabii ilkel araç gereç ve heykeller, onları yapan kişiler tarafından bizim algıladığımız şekliyle ortaya çıkarılmamış olsalar da, bu başlangıç noktalarının hayatı öğrenmenin en saf hali olduğunu söyleyebiliriz. Sanatın ilkel dönemde karşımıza çıkan belki de en önemli işlevi, hayatı öğrenme ve hayatla ilgili bir şeyler paylaşma içgüdüsüdür. Öğrenmenin kaynağı olan bilginin, sanatla ilişki kuran insanlar tarafından taşınması mağara atmosferinden yüzyıllar boyunca durmadan ilerleyerek ve genişleyerek günümüze kadar süregelmiştir. Bu araştırmada, sıklıkla üzerinde durulan 'bilgi' ve 'öğrenme' ilişkisinin de sanat alanı içindeki varlığı yukarıda bahsedilen temellere dayanmaktadır. Sanatı betimleme ve bilgi yoluyla öğrenmenin ve öğretilmenin nasıl olduğunu incelemek ve bunun farklı yöntemlerle özellikle Görsel Sanatlar Eğitimi içerisinde nasıl kullanılacağını çözümlemek sanat eğitimiyle uğraşan birçok kişi için önemli bir sorunsaldır. Yaptığımız araştırmada da farklı bir yöntem kullanılmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, çocukların çizimleri yoluyla onları daha iyi anlamak ve onlarla daha iyi bir iletişim kurmak açısından önemli bir deneme çalışması olarak nitelendirilebilir. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar eğitimi, çocuklarda öğrenme, bilgi, betimleme.
Eğitim fakültesi 3. sınıf öğrencilerinin görsel imgeleri algılama farklılıklarının metafor yoluyla incelenmesi
Bu çalışmayı gerçekleştirmede temel amaç, Eğitim Fakültesi lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerin görsel imgeleri algılama farklılıklarını nitelik (özgünlük ve yaratıcılık düzeyi) açısından incelemek ve bu niteliğin sanat eğitimi alma durumlarına göre değişip değişmediğini göstermektir. Bu amaç doğrultusunda, öğrencilerin, görsel imgelere ilişkin kullandıkları metaforların, yaratıcı düşünme özelliklerine göre dağılımını ve bu dağılımın öğrenim gördükleri programa, sanat eğitimi alıp almama durumlarına ve cinsiyete göre değişimini incelemektir. Nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim deseni ile gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklemini, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin farklı programlarında öğrenim gören 3.sınıf lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı "İmgeden Metaforik Kavrama Dönüştürme" ve "Kavramdan Metaforik İmgeye Dönüştürme" başlıklarıyla iki bölüm olarak hazırlanmıştır. Birinci bölümde içeriği ve konusu farklı olan görseller yer almaktadır. İkinci bölümde duygu, renk ve eylem içeren on iki kavram bulunmaktadır. Araştırmanın nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmış ve nitel verilerden elde edilen bulgular sayısal verilere dönüştürülerek nicel analizin istatistik yöntemlerinden çapraz tablo kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda, katılımcıların kullandıkları metaforların çoğunun Yakınsak Düşünme Kategorisi'nde yer aldığı görülmüştür. Programlara göre dağılıma bakıldığında, Resim-İş Öğretmenliği öğrencilerinin kullandıkları metaforların yarıya yakınının, diğer program öğrencilerinin ise bir kısmının Iraksak Düşünme Kategorisi'nde yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma da, Resim-İş Öğretmenliği dışında Felsefe, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe gibi insanın duygularını, düşünce dünyasını inceleyen programlardan katılımcıların kullandıkları metaforların, Iraksak Düşünme Kategorisi'nde daha üst sıralarda yer alması dikkat çekici bulgular arasındadır. Anahtar Kelimeler: Görsel imge, metafor, algı, yaratıcılık
Grafik tasarımcı adaylarının grafik tasarımın etik ilkelerine yönelik farkındalıklarının incelenmesi
Ülkemizde meslek etiklerinin tartışılmaya başlaması bazı Avrupa ülkeleri ve Amerika'yla karşılaştırıldığında oldukça yenidir. Doğası gereği kişisel bir yaratım süreci gerektiren grafik tasarım alanında, ortak etik ilkeler bütünlüğünde uzlaşabilmenin zor olacağı ve zaman alacağı öngörülmektedir. Grafik tasarımcılar meslek kuruluşlarının da gündemini meşgul eden bu gecikmenin nedenlerini, öncelikli olarak bireylerin hak ve sorumlulukları konusunda yeterince duyarlı olmamalarında, ülkedeki mesleki örgütlenmelerin gelişim sürecindeki sorunlarda ve grafik tasarımcıların yetiştirilme koşullarında aramak gerekir. Bu araştırma, grafik tasarımcıların meslek etiği konusunda ortak bir duyarlılık geliştirilmesinde, eğitim süreçlerinin önemli katkısının olabileceği varsayımıyla başlatılmıştır. Bu bağlamda eğitim kurumlarının müfredatları incelenmiş; birkaç özel üniversitenin ders programı dışında, devlet üniversitelerinin lisans programlarının hiçbirinde, etik ilkeleri içeren bir dersin yer almadığı görülmüştür. Bu bulgu nedeniyle meslek etiğine ilişkin ders almayan grafik tasarımcı adaylarının, etik konusundaki farkındalıklarının hangi düzeyde ve niteliklerde olduğunun incelenmesi bu araştırmanın amacı olarak belirlenmiştir. Öncelikle, yerli ve yabancı literatür taranarak; etik, meslek etiği ve grafik tasarım meslek etiği hakkında bilgiler derlenmiş; yasal düzenlemeler ve kanunlar, uluslararası saygınlığı ve geçerliği olan kurum ve kuruluşların yayınlamış olduğu grafik tasarımın hak ve sorumlulukları içeren etik ilkeler ve bu alanda yayınlanmış manifestolar incelenmiştir. Bu araştırmalar doğrultusunda hazırlanan soruların pilot uygulaması yapılmış ve uzman görüşü desteği de alınarak yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Beş üniversitenin grafik tasarım eğitimi alan öğrencilerinden yirmi beş katılımcıyla gerçekleştirilen bu çalışmanın sonuçları, kodlamalar ve frekans değerlerine bağlı olarak oluşturulan şekiller aracılığı ile sunulmuş ve yorumlanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında, grafik tasarımda "Etik" eğitiminin gerekli olduğuna yönelik bir kanıya ulaşılmıştır. Ayrıca, bu kanıya varmamızı sağlayan verilerin kanıt teşkil edebileceği; ilgili dersin grafik tasarım eğitimi müfredatında yer almasını sağlamak amacıyla gerekli kurumlarla paylaşılabileceği düşünülmektedir.
Sanat ve dijital teknoloji ilişkisinde dijital resim
İnsanın insanlaşma sürecinin temelini oluşturan ilk alet yapma ediminden itibaren teknoloji, insanın gelişiminin yapı taşlarından biri olmuştur. Sanatın ortaya çıktığı üst paleolitik dönem mağara resimlerinden günümüze kadar insanlık tarihinin gelişiminde, sanatla birlikte teknolojinin de katkısı büyüktür. Özellikle sanayi devrimiyle birlikte gelişen teknoloji ve onun yarattığı toplumsal değişimin modern düşüncenin ve modern sanatın ilerlemesinde önemli bir rol oynadığı görülür. Ancak yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren geliştirilen bilgisayar teknolojisi ve dijital teknolojinin sanatın üretim tarzında ve biçiminde önemli değişikliklere neden olduğu görülmektedir. Gündelik yaşantının hemen her alanına giren dijital teknolojiler sanat alanında sadece resmi değil aynı zamanda heykel, grafik, baskıresim gibi geleneksel sanat disiplinlerini de etkilemiştir. Bununla birlikte yazılım, veritabanı ve oyun sanatı, internet sanatı, sanal gerçeklik, müzik ve ses sanatı gibi dijital teknolojilerle gerçekleştirilen birçok sanat ürünü sanatın algılanma ve üretim tarzını da değişime uğratmıştır. Dijital sanata özgü ilk deneysel çalışmalardan günümüze kadar geçen süreçte bilgisayarda görüntüleri sayısal olarak oluşturmak, onlar üzerinde değişiklikler yapmak ve bu görüntüleri sanatsal bir ifadeye dönüştürmek düşüncesi dijital resmi de günümüz teknolojisiyle başka bir boyuta taşımıştır. Başlangıçta basit bir çizgiyi sayısal olarak çizebilmek için yapılan deneysel çabalar bugün her türlü çizim ve boyamanın kolaylıkla uygulanabildiği yazılım ve programlara, yapay zekânın entegre edildiği robotik kollarla gerçekleştirlen portre çizimlerine, hatta sanal gerçeklik gözlükleriyle sanal ortamda etkileşimli olarak yapılabilen çizimlere ve hologram görüntülere kadar ilerlemiştir. Hızı katlanarak değişen ve gelişen teknolojiyle birlikte dijital resim olarak adlandırılabilecek çalışmaların bu değişim süreci içinde sanatçılara sağladığı yeni olanakları gösterebilmek, dijital resimle birlikte sanatın da gelecekte nereye doğru ilerleyeceği hakkında yeni fikirler edinmeyi sağlayacaktır.
Sanat eğitimi öğrencilerinin zihinsel imgeleme kapasitesini belirlemeye yönelik bir ölçme aracı geliştirme çalışması
Bu araştırmanın amacı, sanat eğitimi veren kurumların (eğitim fakültesi güzel sanatlar eğitimi bölümü resim-iş eğitimi ana bilim dalı ile güzel sanatlar fakülteleri resim, grafik ve heykel bölümleri) lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerinin, zihinsel imgeleme kapasitelerini belirleyecek çok boyutlu, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırmanın örneklemini, beş farklı üniversitenin sanat eğitimi veren lisans programlarında öğrenim gören 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden toplam 720 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın veri toplama aracı ise, bir test bataryasından oluşmaktadır. Zihinsel İmgeleme Kapasitesi Test Bataryası (ZİKT); Zihinsel İmgeleme Gücü Ölçeği (ZİGÖ), Metaforik Düşünme Gücü Testi (MT) ve Yaratıcı İmgelem Yeteneği Testi (YİT) olmak üzere biri ölçek, ikisi test toplam üç bileşenden oluşmaktadır. Araştırma bulgularında, öncelikle hem ZİKT bataryasının hem de test bataryasını oluşturan ölçme araçlarının psikometrik özellikleri incelenmiştir. Bulgularda özellikle ZİKT bataryasının üç bileşenli yapısının açımlayıcı faktör analizi ile yapısal olarak desteklenmesi ve doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanması önemlidir. Buna ek olarak, hem ZİKT bataryasının hem de test bataryası içerisinde yer alan veri toplama araçlarının ayırt edicilik geçerliği, uyum geçerliği ve iç tutarlılık güvenirliği yeterli düzeyde bulunmuş, puanlayıcılar arası güvenirliğinin yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmadan elde edilen verilerle, sanat eğitimi öğrencilerinin test bataryasında yer alan veri toplama araçlarındaki güç ve yetenek düzeyleri incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; öğrencilerin zihinsel imgeleme gücü yüksek bulunurken, metaforik düşünme gücü ve yaratıcı imgelem yetenek düzeyinin düşük olduğu görülmüştür. Ancak bu iki teste ilişkin betimsel değerler incelendiğinde, metaforik düşünme gücü ile yaratıcı imgelem yeteneği testinin canlılık alt boyutundaki güç ve yetenek düzeylerinin öğrencilerin neredeyse yarıya yakında orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak araştırma kapsamında, ZİKT bataryası için indeks puanı elde edilmiş ve sanat eğitimi öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversiteye ve sınıf düzeyine göre ZİKT bataryası indeks puanlarında, istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülürken, öğrenim gördükleri fakülteye göre anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Bu sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda, sanatsal beceride gereksinim duyulan imgelem yeterliğinin ZİKT bataryası ile ölçülebileceği deneysel olarak kanıtlanmıştır. ZİKT bataryasının özel yetenekli bireylere yönelik tanılama süreçlerinde ve bu tür programlara öğrenci seçiminde uygulanabileceğine yönelik öneriler sunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinin tasarım ürününe ilişkin estetik yaklaşımlarının belirlenmesi: Kahve bardağı örneğinde bir ön test çalışması
Günlük yaşantımızın neredeyse tamamında kullandığımız, hayatımızı kolaylaştıran her türlü ürün, hayatımıza yenilik ve kolaylık sağlayan, estetik duyularımıza seslenen objeler, kullanımımıza sunulan eşyalar endüstriyel tasarım ürünleridir. Su içtiğimiz bardak, yemek yediğimiz tabak okuduğumuz gazete, her tür medya, giysilerimizin modelleri, desenleri, telefonumuz, sandalyemiz, arabamız, trafik levhaları, ürün logoları, oyuncaklar… Farkında olmasak da, fonksiyonellik, kullanım kolaylığı, ergonomi gibi özellikler taşıyan eşyalarımız sadece yaşamımızı kolaylaştırmazlar, görünümleriyle de estetik yaşantıyı deneyimlememize katkı sunarlar. Estetik özlemler insan psikolojisinin ayrılmaz parçalarıdır. Kişinin pratik işlev ile yetinmeyip, nesnenin biçimsel niteliklerini güzellik kavramlarıyla uyuşturmaya yönelmesi bu özlemler sonucudur. Bu bağlamda düşünüldüğünde estetik olabilme niteliği, teknoloji ve sanat arasında önemli bir ayrıcalığı da ortaya koymaktadır. Ürün tasarımının ürün tercihleri üzerinde yaratacağı etki farkındalığının artmasına rağmen, insanların tasarıma nasıl tepki verdiklerini veya estetik yanıtların nasıl oluştuğunu anlamamıza yardımcı olan tasarım veya estetik kuramın şaşırtıcı derecede az olduğu söylenebilir. Bu sorunun nedenlerinden birisi tüketici davranışlarını ve taleplerini araştırmanın daha çok pazarlama bilgi alanın konusu olduğu varsayımıdır. İkinci neden ürün estetiğinin, ürün tasarımında çok önemli olmasına rağmen, felsefe, sanat eleştirisi, sanat tarihi, psikoloji, antropoloji, deneysel estetik gibi disiplinlerdeki ürün estetiği çalışmalarının tasarım estetiğine saygı duymakla birlikte, uzun yıllar boyunca tutarlı bir teori oluşturmamasıdır. Bir başka neden tasarım ve estetik ilişkisindeki ilkelerin belirsizliğiyle ilişkilidir. Öncelikle, "iyi" tasarımın oldukça keyfi bir mesele olduğu izlenimini veren söylem tasarımcılar tarafından da kabul edilmektedir. Ayrıca tasarlayan-tüketici-ürün ilişkisi karmaşık bir ilişkidir. Bu karmaşa, günlük olarak etkileşime girdiğimiz ürünler daha karmaşık hale geldiğinden, gittikçe de artmaktadır. Bu araştırma üstesinden gelinmesi gereken bir takım engeller olmasına rağmen, tüketicinin estetik deneyimlerinin belirlenmesine yönelik araştırmaların ürün tasarımı çalışması yapan disiplinlerin katkısı olmadan eksik kalacağı ya da çok disiplinli yapılmasının daha verimli sonuçlar doğuracağı görüşünü benimsemektedir. Pazarlama bilgi alanının araştırma deneyimlerinden de yararlanan bu araştırmada tüketici- ürün bağlamı üniversite öğrencileri ve kahve bardağıdır. Farklı estetik yaklaşımlarla tasarlanan bardaklar öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu kafelerde kullanıma sunulmuş ve onların tercihlerinin hangi biçimsel/estetik özelliklere yönelik olduğu ve bu yönelimi sağlayan koşulların belirlenip belirlenemeyeceği incelenmiştir.
Mona Hatoum'un ürünlerine bilişsel dilbilimsel metaforik bir yaklaşım
Tarihte sanatçıya yüklenen ilahi rol, hem sanatçının bilgi üretme çabasını göz ardı etmiş hem de izleyiciyi bir sanat ürünü karşısında edilgen konumda bırakmıştır. Tarihsel süreç içerisinde değişen sanat üretim biçemleri ve sanat algısı, çağdaş sanat ile birlikte disiplinlerarası bir konuma kendini yerleştirmiştir. Sanatçılar ürünlerini düşünsel boyutu yüksek, karmaşık kavramsal ve metaforik içeriklerde üretmeye başlamışlardır. Bu noktada hem sanatçının deneyimleri ve edindiği problemler bağlamında ortaya koyduğu sanat ürünü artık bir bilgi nesnesi haline gelmiş hem de izleyici geçmişteki edilgen konumundan kurtularak sanat ürününü deneyimleyebileceği bir konuma yerleşmiştir. Bu araştırmada, Bilişsel Dilbilimsel yaklaşımlarda çoğunlukla içeriklerinin metaforik anlamda zengin oluşu dolayısıyla şiir ve atasözü incelemelerinde karşımıza çıkan yazınsal eserleri incelemede kullanılan bir yaklaşım biçimi olan Çağdaş, bir diğer adıyla Bilişsel Metafor Teorisi'nin, görsel sanatlar alanında sanat eserlerinin analizinde bir yöntem olarak uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu doğrultuda ulusal ve uluslararası literatür taranmış olup bilişsel bilimler, bilişsel dilbilim, eğitimbilimlerinde metafor kullanımı ve sanatta metafor kullanımı ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Ulaşılan ilgili araştırmalarda ülkemizde bilişsel metafor teorisinin sanat ürünlerini inceleme yöntemi olarak fazlaca kullanılmadığı ancak uluslararası literatürde sıklıkla başvurulan bir yöntem olduğu görülmüştür. Çalışmanın kavramsal açıklamaları içeren bölümünde biliş/üstbiliş, bilişsel dilbilim, metafor, imge metafor gibi kavramlar, literatür tarama yöntemi ile araştırılıp incelenmiştir. Bu veriler doğrultusunda, bilişsel dilbilimin alt araştırma alanlarından biri olan Çağdaş Metafor Teorisi, günümüzün önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Mona Hatoum'un ürünlerindeki metaforik anlatımların incelenmesi amacıyla kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde sanatçının hayatı, eserleri, röportajları ve hakkında yazılan eleştiri yazılarına yer verilerek incelenmiştir. Bu çalışma nitel bir araştırmadır. Araştırmanın temel problemini George Lakoff ve Mark Johnson'ın Çağdaş/Bilişsel Metafor Teorisi'ni sanat ürünlerini incelemek, sanat ürününü oluşturan metaforları çözümlemek için olanaklı hale getirmek oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında sanat eğitiminin süreç ve yöntemlerine ilişkin yeni öneriler sunmak araştırmanın alt problemini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nden rastgele seçilen öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak bir uygulama gerçekleştirilmiş; öğrencilerin ürünleri alımlama biçimleri bilişsel dilbilimsel metaforik yaklaşımın olanaklarıyla incelenmiştir. Katılımcıların yorumları göz önünde bulundurularak Hatoum'un ürünlerindeki metaforik anlatılar Bilişsel Metafor Teorisi bağlamında açımlanmıştır. Bulgular, metaforun hedef ve kaynak alanları açısından incelenmiştir. Teori'nin de desteklediği üzere görüşmeler sonucunda ortak metaforik açılımlar elde edildiği gibi kültürel, çevresel ve bireysel farklılıklar da açığa çıkmıştır. Araştırmanın alt amaçları doğrultusunda görüşmeler incelendiğinde katılımcıların kavramsal okumalar yapmakta güçlük çektiği ve daha somut anlatılarla kendilerini ifade etmeye çalıştığı gözlemlenmiştir. Sanat eğitimi alan öğrencilerin eser analiz edilen, sanat ürünlerine yaklaşımlarda bulunulan derslerde aktif katılımcı rolü oynamasının öğrencilerin kavramsal düşünme yetisini geliştireceği; bu derslerde metaforun doğasına ve oluşumuna ilişkin bilgilere yer verilmesinin yaratıcı sanatsal düşünme etkinliğine katkıda bulup, sanatsal üretimlerini zenginleştireceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Dilbilim, Çağdaş Metafor Teorisi, Çağdaş Sanat, Mona Hatoum
Çağdaş sanatta göndermeler: Modern ve postmodern sanat ayrımında temellük ve gönderme kavramlarına yönelik bir inceleme
Bu araştırmada çağdaş sanatta göndermeler olgusu ele alınmaktadır. Yapıtlar arası ilişkiler, bağlantılar, göndermeler bakımından sanat tarihi sayısız örnekle doludur. Birçok sanat yapıtı kendinden önce yapılmış başka sanat ürünlerini yeniden ele alan bir yeniden üretim biçiminde çıkar karşımıza. Ancak özellikle 90'lı yıllardan günümüze çağdaş sanatta başka sanat ürünlerine göndermelerin belirgin bir biçimde artmış olduğu gözlemlenmekte ve çoğu yazar tarafından da bu durum özellikle belirtilmektedir. Araştırma bu durumu bağlı olduğu diğer değişkenlerle birlikte ele alarak nedenselliklerini göstermeyi amaçlamaktadır. II. Bölümde modernizm ve avangard sanatın hangi tarihsel, toplumsal koşullara karşılık geldiği ve ütopyacı anlayışlarla, yeni bir toplum inşa etme girişimlerinin avangard sanatla bağı üzerinde durulmuştur. Yaklaşık 20. yüzyılın başlangıcından II. Dünya Savaşına uzanan dönemde avangard sanatın etkisini kaybetmesinin nedenlerine değinilmiştir. Postmodernizmin sanatın, tarihin, modernizmin vb. sonu olarak öne sürdüğü argümanların Neo liberal ekonomik siyasa ve postyapısalcı felsefe ile bağına değinilerek liberalizmin aynı zamanda bir eğretileme olarak sanatta da göreciliği ve eklektik tutumu meşrulaştıcı özelliğine vurgu yapılmıştır. Günümüz sanatında geçerliliğini sürdüren postmodern durum içerisinde, tarihe yönelme ve geçmişin sanat ürünlerini ya da üsluplarını alıntı, referans, pastiş, temellük, postproduction gibi yöntemlerle yeniden üreten sanatsal çalışmalar, ütopyası olmayan bir tarihsel-toplumsal aralığın muhafazakarlaşan görünümü olarak ele alınmıştır. Postyapısalcı felsefe açısından metinlerarasılık kuramının her metnin başka metinleri referans aldığı, hatta, sözcüklerin kişisellik barındırmayan işaretler olduğu ve bağlı olarak sanatta da özgün bir dilin ya da ürünün olamayacağına vurgu yaparak bir yandan da dolaylı olarak bireyin-sanatçının özne olma konumunu elinden alan anlayışı tartışılmaktadır. III. Bölüm de sanat tarihsel göndermelerle, temellük sanatı olarak adlandırılan uygulamaların farklılkları gösterilerek temellük sanatınının teorize edilmesi bakımından postmodernizm, postyapısalcılık ve metinlerarasılık kavramlarının konuya etkileri tartışılmaktadır. Günümüzde genelleştirilmiş bir ifade içinde sanat tarihsel referanslara dayanan çalışmalar için kullanılan temellük kavramıyla, feminist sanatın bir kolu olarak ele alınan temellük sanatı arasındaki farklılklar ele alınmıştır. Ayrıca temellük sanatının çağdaş sanatta farklı kullanım biçimleri değerlendirilmiştir. IV. Bölümde uygulama çalışmaları ele alınmıştır. Bu araştırma için seçilen uygulama çalışmaları araştırmacının 90'lı yılların başından günümüze değin sanatsal üretimlerinde sıklıkla kullandığı sanatsal göndermeler ve referansların kullanımına yönelik bir döküm oluşturmaktadır. Söz konusu çalışmalar birer sanatsal temellük ya da temellük sanatı örneğini oluşturmazlar. Araştırmacı ürünlerinde yaptığı doğrudan ya da dolaylı göndermeleri kendi sanatsal izleği bağlamında ele alır. Bu çalışmalarda amaç öncelikli olarak gönderme yapmak, atıfta bulunmak, referans almak ya da temellük etmek vb. değildir. Araştırmacı konusu ne olursa olsun çalışmalarında kişisel deneyim ve birikimleri ölçüsünde sanat tarihi ile bağını çağrışımsal uyaranlar olarak, sanat ürünleri ya da sanatçılarla söyleşimcilik bağlamında kullanmıştır. Bu çağrışımsal uyaranlar yalnızca plastik sanatlar alanıyla değil, sinema, tiyatro, şiir, öykü gibi diğer sanat disiplinleriyle ilgili olabildiği gibi, sanat kuramı, tarih, felsefe, vb. çok farklı alanlardan olabilmektedir.
Paul Ricoeur'ün zaman ve anlatı incelemesindeki kavramların sanat ürünü oluşturma pratiği açısından uygulanabilirliğinin araştırılması
Bir anlam üretme alanı olarak sanat, zaman ve anlatının kesiştiği bir alanda konumlanır. Sanat ürünü bir üretim eylemi olarak gerçek bir zamana aittir. Bir sanatçı, sanat ürünü ve izleyici arasında geçişkenlik sağlayan anlatının bağıntısını konu edinen bu araştırma, Ricoeur'ün anlatının zamansal işlevlerini açımlamak üzere kullandığı kavramların, özgün bir deneyimin yeniden-biçimlendirilmesi için yeni bir olanak; sanatsal üretimlere yönelik bir açılım sağlayacağı öngörüsüyle belirlenmiştir. Bu araştırmaya konu olan Paul Ricoeur, yirminci yüzyıl düşünürleri arasında en dikkat çeken isimlerden birisidir. Hermeneutikten fenomenolojiye, etikten estetiğe birçok alan üzerine düşünce üretmiş olan Ricoeur'ün, özellikle anlatı üzerinde geliştirdiği kuram ekseninde yoğunlaşılmıştır. Bu kurgu, Ricoeur'ün anlatıya ilişkin çözümlemelerinin görsel sanatlar alanında üretimlerini sürdüren birisi olarak benim, ürün oluşturma süreç ve yöntemlerimi açığa çıkaracağı, ayrıca bir sanat ürününü anlama ve anlamlandırma olanaklarımı zenginleştireceği öngörüsüyle oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Anlatı, mimesis, üretici hayalgücü, sanatsal pratik
Mustafa Okan ve modern postmodern aralığında gerçekçilik kültürü
Mustafa Okan metinleri genel olarak incelendiğinde "gerçekçilik/gerçeklik" temasının sıklıkla üzerinde durulduğu fark edilebilir. Okan, gerçekçilik kültürünün tarihsel birikiminden yararlanarak sanat üretimini düşünsel düzeyde anlama yoluna yönelir. Mustafa Okan'ın bu tavrı, sanat yaşam öyküsünü anlamada çok boyutlu araştırmayı zorunlu kılar. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde Mustafa Okan'ın gerçeklik/gerçekçilik kültürüne dair bakış açısı geniş bir tarihsel aralık temel alınarak incelendiği ifade edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünün ilk başlığında Mustafa Okan'ın ideolojiyi tarihsel evrimi içinde nasıl anlamlandırdığı temasını içermektedir. Bu başlıkta Okan'ın ideolojiyi ele aldığı metinleri incelenmenin yanı sıra ideoloji kavramının tarihsel değişim süreçleri araştırılmıştır. İkinci başlıkta Mustafa Okan ve Marksizme Yaklaşımı araştırılmıştır. Marksist yaklaşım kapsamında Mustafa Okan'ın öne çıkardığı egemen ideoloji, dil ve bilinç temaları incelenmiştir. İkinci bölümün İkinci başlığında Mustafa Okan'ın estetik ideoloji tarihi içinde hangi kaynaklardan yararlandığı araştırılmıştır. Araştırma Okan'ın kaynakçalarında yer alan düşünürler incelenerek, Marksist estetik ideoloji bağlamında sürdürülmüştür. Mustafa Okan'ın sanatçı tutumunun genel çerçevesi, ideolojik bağlamın yanı sıra Okan'ın sanat tarihinden verdiği örnekler yoluyla oluşturulmuştur. Daha sonra Okan'ın sanatçı tutumunun düşünsel düzeyde belirleyicisi olan diyalektik yöntem örneği olarak Gerçekçilik Kültürü İçin Notlar metni incelenmiştir. Son olarak Başka Bir Sanat Tarihi yazımı başlığı altında Okan'ın sanat tarihine dair eleştirileri yer almıştır. İkinci bölümün üçüncü başlığında Okan'ın gerçekçilik kültürü tanımlamalarını ve dönemin gerçekçilik tartışmalarını içermektedir. Bu başlık aynı zamanda modernliğin ve marksizmin Okan'ın bakış açısıyla nasıl bir tarihsel ilişki içinde olduğunu irdelemektedir. Bu başlıkta Mustafa Okan'la hemen hemen aynı dönem düşünsel üretimlerini sürdüren ve kendini modernist olarak tanımlayan Jürgen Habermas ele alınmıştır. Böylece Okan ve Habermas'ın modernizme bakış açılarında ortaklıklar ve farklılıklar bulunmuştur. İkinci bölümün dördüncü başlığında, Okan'ın gerçeklik ile ifade ettiği hakikatin modern felsefede yansımaları araştırılmıştır. Modern felsefede yer alan ve Okan'ın kaynakçalarında adı geçen kimi düşünürlerin hakikat kavramına yaklaşımları araştırılmıştır. Bu başlığın devamında Okan'ın sıklıkla eleştiri sunduğu postmodern teori ve hakikatin önemsizleşmesi ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü Aydınlanma Diyalektiği, Tarihsel Materyalizm ve Marksist Estetik'le içerik kazandırılan gerçekçilik kültürünün, O'nun sanat yapıtlarında ve sanatsal biçeminde nasıl görünür hale geldiğini anlama çabasıdır. Bu amaçla Okan'ın modernizmin estetik yaklaşımını koruyarak, 'Marksist Gerçekçi' düşünce dünyasını izleyicisi ile paylaşabilme için seçtiği yolun Bertolt Brecht'in epik / diyalektik tiyatrosu ve öykülerindeki gerçekçilik savıyla nasıl örtüştüğü incelenmiştir. Bu bölümde Mustafa Okan'ın Aloşname, Christo ve Jeanne Claude'un Yüzleşme Çağrısı: Paketlenmiş Reichstag ve Mustafa Ata: Gizlenemez Gövde metinlerinde gözlemlenen yaklaşımın, Brecht'in yabancılaştırma yöntemine benzerliğine dair vurgu yapılmıştır. Sonuç olarak, bugünün gerçekçilik tartışmalarını Türkiye sanat tarihine bakarak anlamak için Okan'ın işaret ettiği önemli durakları ortaya koymak çağdaş sanat anlayışını incelemede önemli bir boşluğu dolduracaktır. Bu boşluk piyasa zemininde gelişen sanatçının, yeni bir dünya hayal etme ve inşa etme isteğinin sönümlenmesidir. Mustafa Okan üzerine yazdığım tezde, yeni bir dünya hayal etme isteğinin, tarihsele bağlanma, belirli bir tarihsel içerik taşıma zorunluluğu vardır. Dolayısıyla Okan'ın işaret ettiği ideoloji, modernizm, postmodernizm gibi kavramların belirli bir tarihsel birikime sahip olduğu unutmadan araştırma yapılmıştır. Anahtar kelimeler: Mustafa Okan, gerçeklik, gerçekçilik, modern, postmodern.