Theses supervised by Prof. Dr. Abdulkadir Baharçiçek

11 theses · İnönü University

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yapılan genel seçimlerin (1946-2002 arası ) seçim herestetiği bağlamında değerlendirilmesi

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de yapılan (1946-2002) genel seçimlerinin seçim herestetiği açısından değerlendirilmesidir. Çalışmada demokrasi kavramı, seçim sistemleri ve Türkiye'de uygulanan seçim sistemleri anlatılmıştır. Bununla birlikte araştırma konusunun teorik altyapısını oluşturan herestetik kavramı ele alınarak seçim herestetiği kavramı açıklanmıştır. Seçim herestetiği, seçim sistem reformu ve seçim zamanlaması alt başlıklarına ayrılarak anlatılmıştır. Araştırmanın temel sorusuna cevap verebilmek için nitel bir yaklaşım olan vaka (olay) analizi araştırma deseni kullanılmıştır. Bu bağlamda tez çalışmasını oluşturan dönem aralığı seçim sistem reformu kapsamında altı vakaya ayrılmış ve dönemsel olarak analizi yapılmıştır. Seçim sistemi reformlarına yönelik analizler üç alt araştırma sorusu çerçevesinde yapılmıştır. Tez çalışmasını oluşturan dönem aralığı seçim zamanlaması kapsamında altı vakaya ayrılmış ve dönemsel olarak analizi yapılmıştır. Seçim zamanlamasına yönelik analizler iki alt araştırma sorusu çerçevesinde yapılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde; seçim sistemi reformları ve seçim zamanlamasına ilişkin yapılan vaka analizleri değerlendirilmiştir. Seçim sistem reformu ile ilgili yapılan değerlendirmede şu bulgulara ulaşılmıştır: 1961, 1983 ve 1987 seçimleri öncesinde yapılan seçim sistemi değişikliklerinde seçim sisteminin değişmesinde mevcut seçim sisteminin nispi veya çoğunluk seçim sistemi olmasının etkisinin olduğu, 1965, 1969 ve 1995 seçimlerinde ise mevcut seçim sisteminin etkisinin olmadığı söylenebilir. 1961 seçimlerinde stratejik davranışın olmadığı, 1965, 1969, 1987 ve 1995 seçimlerinde ise stratejik davranışın olduğu söylenebilir. 1983 seçimlerinde ise stratejik davranışın belirlenmesine yönelik analiz biriminin olmaması bu konuda yorum yapmak için önemli bir kısıt olmuştur. 1961, 1965, 1983 ve 1995 seçimlerinde yapılan seçim sistem değişikliklerinin sistemi tasarlayanlara avantaj sağlamadığı, 1969 ve 1987 seçimleri öncesinde seçim sisteminde yapılan değişikliklerin avantaj sağladığı söylenebilir. Seçim zamanlaması ile ilgili yapılan değerlendirmede şu bulgulara ulaşılmıştır:1957, 1991, 1995, 1999 ve 2002 yıllarında erken seçim yapılmasında yeni siyasal aktörlerin etkisinin olmadığı, 1987 erken seçimlerinde ise yeni siyasal aktörlerin erken seçim kararının alınmasında etkisinin olduğu görülmüştür. 1957 ve 1987 erken seçimlerinde geleceğe yönelik ekonomik beklentilerin kısmen, 1991 erken seçimlerinde ise önemli oranda etkisinin olduğu; 1995, 1999 ve 2002 erken seçimlerinde ise erken seçim kararının alınmasında geleceğe yönelik ekonomik beklentilerin etkisinin olmadığı söylenebilir.

DemokrasiGenel seçimlerManipülasyon+2
Hüseyin Sevinç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Dijital diplomasinin kullanımı: 15 Temmuz darbe girişimi örneği

Uluslararası ilişkilerde Westphalia sonrası müzakereler, anlaşmalar, devletler arası sert güç, jeostratejik ve jeopolitik düşünce, barış ve savaş kavramları modern anlamlara dökülmüştür. Gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde dijital diplomasi kavramı doğmuştur. Bu çalışmada klasik diplomasisinin dijital diplomasiye dönüşümü anlayabilmek için öncelikle diplomasinin tarihçesi incelenecektir. Kamu diplomasi ve yumuşak güç kavramları ele alınacak, dijital diplomasi kavramı tanımlanıp, yerel ve küresel dijital diplomasi faaliyetleri ve stratejileri örneklendirecektir. 15 Temmuz Darbe Girişimi sırasında bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanımı incelenerek, Türkiye'nin dijital diplomasiyi nasıl aktif bir şekilde kullandığına değinilecektir. Özellikle 15 Temmuz gecesi ve sonraki güne odaklanılmak üzere dijital diplomasinin hükümet yetkilileri tarafından, vatandaşlar ve devlet dışı aktörler tarafından kullanımı, konuyla ilgili sosyal medya hesapları ve paylaşımları incelenecektir. Araştırma yöntemi olarak daha çok Twitter esas sosyal platform olarak ele alınmıştır. Çalışmanın amacı, devletlerin özellikle Türkiye'nin dijitalleşen dünyada ayakta kalabilmesi için dijital diplomasi uygulamalarına önem vermeleri gerektiğini vurgulamaktır. Bunun için ne tür çalışmalar yapılabileceğine dair fikir oluşturabilmektir.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAskeri müdahaleDiplomasi+3
Büşra Karabekmez Kars
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de devletin ekonomideki rolünün demokrasinin gelişimine ve siyasi kültüre etkisi

Türkiye'de devlet, Osmanlı döneminden itibaren ekonomi, siyaset ve toplumsal yaşam gibi birçok alanda kendine has ve belirgin bir rol üstlenmiştir. Bu nedenle, devletin özellikle ekonomideki söz konusu rolü, çalışmanın kapsamındaki siyasi kültür ve demokrasinin gelişimi alanlarında önemli etkilerde bulunmuştur. Ortaya çıkan etkileri tespit edebilmek üzere, öncelikle Türkiye'de devletin ekonomide nasıl bir rol üstlendiği ortaya konmuştur. Buna göre, hem Osmanlı hem de Cumhuriyet Dönemi'nde ekonomide aktif bir rol alan, ekonomiyi belirgin bir şekilde kontrol altında tutan ve yönlendiren devlet, belli bir siyasi kültürün oluşmasına ve demokrasinin gelişiminde bu rolün etkilerinin görüldüğü bir sürecin yaşanmasına neden olmuştur. Devletin ekonomideki rolünün etkisiyle siyasi kültürde paternalizm ve nepotizm kavramı etrafındaki özellikler belirginleşmiş, demokrasinin gelişiminde ise, incelenen ekonomik yapıdan dolayı Batı'nın aksine daha yukarıdan ve devletin müdahaleleriyle gerçekleşen bir süreç ortaya çıkmıştır. Bu süreç çalışmanın konusuna en uygun bakış açısı olan siyasi iktisat yaklaşımıyla incelenmiştir.

DemokrasiDevletDevlet politikaları+4
Göksel Türker
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Belediyelere kayyım atanması uygulamasının seçmen davranışları üzerindeki etkilerinin analizi

Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsünden sonra olağanüstü hal ilan edilmiş ve 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile merkezî yönetim sahip olduğu vesayet yetkisini kullanarak belediyelere kayyım atanması uygulamasına başlamıştır. Terörle mücadele yöntemi olarak tercih edilen uygulama 31 Mart 2019 mahalli idareler seçimlerinden sonra da devam etmiştir. Bu çalışmanın konusu kayyım uygulamasının seçmen davranışları üzerinde meydana getirdiği değişimi incelemektir. Bu çalışmanın teorik kısmında seçmen davranışı, idari vesayet ve kayyım kavramları incelenmiş; Türkiye'de belediyeler üzerindeki vesayet denetimi ve kayyım uygulaması ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Ardından kayyım atanan belediyelerin 30 Mart 2014 ve 31 Mart 2019 seçim sonuçları karşılaştırılarak analizleri yapılmıştır. Son olarak araştırma yapılan belediyelerin yerleşim yerlerinde yaşayan seçmenlere anket yapılarak kayyım uygulamasının seçmen üzerinde yaptığı davranış değişikliği analiz edilmiştir. Yapılan analiz ve araştırma sonucunda, belediyelere kayyım atanması uygulamasının seçmenler üzerinde siyasal iktidar lehine bir değişim yaratmadığı görülmüştür. İki partili bir siyasal mücadelenin yaşandığı bölgede, seçmenlerin parti odaklı ve ideolojik olarak tercih yansıttıkları görülmüştür. Belediye seçimlerinde seçmen tercihlerinin aşiret, aile, dinî inanç, parti lideri, aday profili faktörlerinden etkilenme düzeyinin de azaldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İdari Vesayet, Kayyım, Belediye, Seçmen Davranışı.

Cengiz Gürbüz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk siyasal hayatında ikinci adamlar

Bu araştırma, en genel manada, Türk siyasal hayatındaki liderlerin ikinci adamlarını konu edinmektedir. Araştırmanın hazırlanmasındaki temel gerekçe "İkinci kim?" sorusunu Türk siyasal hayatındaki liderler özelinde cevaplamaktır. Dolayısıyla araştırmanın temel amacının Türkiye'de Cumhuriyet sonrası dönemin öne çıkan lider ve lider kadrolarını ikinci adam kavramsallaştırması üzerinden okuyarak liderlerin ikinci adamları olarak nitelenebilecek isimleri ortaya çıkarmak ve sosyal/siyasal yaşamda karşılığı olan ikinci adam kavramına dair siyaset bilimi kapsamında genel bir profil çizmek ve tartışmak olduğu ifade edilebilir. Bu bağlamda araştırma ilk olarak ikinci adam kavramını tanımlayarak başlamaktadır. Sonrasında Türk siyasal hayatında ikinci adamlık pozisyonu üzerinde etkisi olduğu iddia edilen faktörler tartışılmaktadır. Buradaki argümanlardan hareketle Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit ve Turgut Özal'ın lider kadroları irdelemekte ve bu kadrolardan ikinci adam kavramına uygun düşen isimler tespit edilmektedir. Nitel araştırma yöntemleriyle hazırlanan bu araştırmada doküman analizi tekniğiyle veriler toplanmıştır. Toplanan veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırmada Türk siyasal hayatında liderlerin ikinci adamlarının kimler olduğu, her liderin bir ikinci adamının olmadığı, Türk siyasal hayatının yapısal özelliklerinin ikinci adamlığın üzerinde belirleyici olduğu ve Türk siyasal hayatında ikinci adamlara ilişkin belirli bir profilin genel manada çizilebileceği tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Siyaset Bilimi, Türk Siyasal Hayatı, Siyasal Liderler, İkinci Adamlar.

Siyasal alanSiyasi liderlikSiyasi partiler+2
Umut Turgut Yıldırım
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye siyasetinde göç: TBMM tutanaklarında Suriye göçü ve göçmenler

Dünya tarihi boyunca çeşitli zamanlarda insanların, grupların ve milletlerin ait oldukları veya kendilerini ait hissettikleri topraklardan farklı yerlere taşındığı bir vaka olup, göç adını verdiğimiz bu hareketlilikler, siyasi ve askeri nedenlerle, dünyayı ve uluslararası ilişkileri derinden etkilemiştir. Suriye'nin yaşamış olduğu iç savaşla, ulusal bütünlüğünün ve güvenliğinin bozulmasının ekonomik, askeri, siyasi, toplumsal sonuçları, dünya göç tarihine girecek derecede tüm dünyayı etkilemiştir. Suriye'de yaşanan bu iç savaş kaynaklı kargaşa, en fazla Suriye'yi ve Suriye halkını sonrasında ise Türkiye'yi etkilemiştir. İç savaş bir gün tamamıyla bitse de söz konusu etkilerin uzun yıllar süreceği, tartışılmaz bir gerçeklik olarak durmaktadır. Bu araştırmada, 2012–2021 yılları arasında, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) grubu bulunan siyasi partilerin Suriye göçü konusuna yaklaşım biçimleri incelenmiştir. Bu kapsamda Suriye göçünün nedenleri, sonuçları, etkilerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Böylelikle araştırma, Suriye göçü ve göçmenleri konusunda Türkiye'nin ürettiği politikalar ve bu politikalara ilişkin eleştirel bakış açılarının bütüncül olarak ortaya konulması üzerine odaklanmaktadır. İçerik analizi yönteminin kullanıldığı araştırmada, Türkiye'nin, Suriye göçü konusuna yaklaşım biçimlerinin belirlenip, somut biçimde gösterilmesi öncelenmiştir. Bu çerçevede araştırma, TBMM'de Suriye göçü ve göçmenler konusunda ortak bir tutumun oluşturulması yönündeki engelleri, sorun alanlarını belirlemesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

Göç politikalarıGöçlerGöçmenler+5
Abdulkadir Karaduman
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ak Parti üyelerinin parti bağlılıklarının nöropolitik analizi

Siyasi partiler açısından parti bağlılığı kavramı bugün çok güncel ve önemli bir yerdedir. Değişen dünyanın insanlara sunduğu farklı düşünce kalıpları ve içine girilen hızlı değişim süreçleri, siyaseti yönetmeye çalışan gurupları çok daha pragmatik ve hızlı olmaya itmektedir. Bu durumun doğal sonuçlarından biri ise 2019 yılında gerçekleşen Yerel Yönetim Seçimlerinde ortaya çıkmıştır. Siyasi partilerin seçim çalışmalarının çok önemli kısmını oluşturan kamuoyu yoklamaları, anket şirketleri tarafından yapılmakta ve bu çalışmaların sonuçlarına göre siyasi partiler seçim stratejilerini kurgulayıp uygulamaktadır. Ancak son seçimde yapılan en büyük eleştirilerden biri de anket şirketlerinin seçim anketi sonuçlarının doğruluk paylarının düşük olduğu yönünde olmuştur. Önceden değindiğimiz değişim metaforunun doğal sonucu da seçmenin parti bağlılığının nasıl değiştiği ve hangi şekilde oluştuğunu sağlıklı bir şekilde öngörebilmenin zorluğudur. Bu noktada siyasi parti ve kitle arasında oluşan bağın niteliği ile ilgili yapılan araştırmaların mikro bağlamda daha derinden yapılması ihtiyaç haline gelmektedir. Siyaset bilimi, son yıllarda gelişen nörobilim yöntemlerini kullanarak mevcut eksikliği gidermek amacıyla disiplinler arası yeni bir yaklaşım benimsemeye başlamıştır. En genel ifade ile kişilerin siyasi davranışlarını daha derinden anlayabilmek ve yeni yorumlar getirmek için kullanılan bu disiplinlerarası yöntem "nöropolitika" adıyla literatüre girmiştir. Bu açıdan klasik araştırma yöntemlerinin dışına çıkılmış ve nörobilimin sunduğu teknolojik ekipmanlar kullanılarak kişilerin siyasi davranışları ile ilgili saha araştırmaları yapılmıştır. Bu çalışmada ise parti bağlılığı kavramı, siyasi parti ve Duverger'in militan olarak adlandırdığı partiye en yakın kitleyi temsil eden parti üyeleri arasındaki kavramlar bağlamında ele alınmıştır. Araştırma evreni, Türkiye'nin en çok parti üyesine sahip ve en uzun iktidarda kalan partisi olan Adalet Ve Kalkınma Partisi (AKP) üyelerinden seçilmiştir. Nöro görüntüleme yöntemleri olan EEG ve eye tracker, verilerin sağlandığı ana yöntemler, nitel gözlem ve yapılandırılmış görüşme kılavuzu ise yardımcı yöntem olarak değerlendirilmiştir. Buna göre araştırmada en genel hatlarıyla elde edilen sonuçlar, liderlik kavramı altında din ve ekonomi kavramlarının parti bağlılığına konjonktürel olarak negatif etki yaptığını, yönetim kavramının ise bu kavramlardan etkilenerek baskılandığını göstermektedir. Beka sorunu kavramı altında olan dış politika ve milli güvenlik kavramları pozitif etki, siyasal istikrar kavramı ise zayıf bir etki oluşturmuştur. Doğrudan beka sorunu kavramı ile muhatap olunduğunda parti üyelerinin çok güçlü reaksiyon geliştirmediği görülmüştür. Başka siyasi partide var olamama kavramı altında olan alternatifsizlik kavramı pozitif etki, diğer siyasi partilere tepki kavramı zayıf, maddi gerekçeler kavramı ise pozitif etki oluşturmuştur. Özetle Adalet ve Kalkınma Partisi üyelerinin hala partiye bağlı oldukları ancak dini, ekonomik konularda eleştirel tutum sergiledikleri söylenebilir. Dış politika ve milli güvenlik-savunma sanayi konularında beklentinin karşılandığı, başka siyasi partide var olamama konusunda alternatifsiz kalındığı görüşünün kısmen oluştuğu söylenebilir. Sonuç itibariyle oluşan genel kanaat, Ak Parti'nin parti üyelerinin parti bağlılıklarının zayıf olmadığı ancak geleceğe dönük tedbirlerin oluşturulması gerektiği yönündedir. Anahtar Kelimeler: Siyasi Parti, Parti Bağlılığı, Ak Parti, Nörogörüntüleme, Nöropolitika, EEG, Eye Tracker.

Adalet ve Kalkınma PartisiAnkaraBağlılık+5
Ertuğrul Buğra Orhan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yerel yönetimlerde yerel özerklik ve idari vesayet

Yerel yönetimlerin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Birçok düşünür yerel yönetimleri demokrasinin okulu olarak değerlendirmektedir. Bu açıdan düşünüldüğünde, yerel yönetimlerin devletler için vazgeçilmez olduğu kabul edilebilir. Buradan hareketle, yerel özerklik bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Yerel özerklik; idarenin bütünlüğü içerisinde ele alınarak, idari vesayet ile arasındaki bağ irdelenmiştir. Etkin ve verimli hizmet sunan katılımcı yerel yönetim anlayışı çerçevesinde yerel özerklik bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Yerel yönetimlerin özerkliği ile idari vesayet arasında ters orantının bulunması, yerel özerklik üzerinde önemle durulmasını gerektirmektedir. Çünkü yerel özerklik ve idari vesayet arasında çok iyi bir denge kurulması gerekmektedir. Hizmette halka yakınlık prensibi yerel özerkliğin temelini oluşturduğu için yerel halka merkezi yönetimden daha yakın olan yerel yönetimler, yerel hizmetlerin yürütülmesinde çok etkin olmalıdır. Dolayısıyla, organları seçimle göreve gelen yerel yönetimler, özgür kararlar alabilmeli ve aldığı kararları da özgür bir şekilde uygulayabilmelidirler. Bu kapsamda idarenin bütünlüğü ve kamu yararının sağlanması amacıyla sınırları kesin bir şekilde kanunla çizilmiş olan idari vesayet, yerel yönetimlere katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Yerel Özerklik, İdari Vesayet, Yerel Demokrasi, Yerelleşme

VesayetVesayetçi demokrasiYerel yönetimler+4
Firdevs Koç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yugoslavya'nın dağılması sürecinde Türkiye'nin uluslararası örgütleri krize yönlendirme çabaları

Bu çalışma Türkiye'nin, dış politika ajandasında en önemli bölgelerden biri olarak yer alan Balkanlarda, 1990'lı yıllarda yaşanan krize uluslararası örgütler nezdinde vermiş olduğu tepkiyi ve girişimleri araştırmaktadır. Çalışmada öncelikle, konunun anlaşılmasında katkı sağlayacağı değerlendirilen Balkanlar coğrafyası açıklanmış, Yugoslavya devletinin yapısı incelenmiş ve dağılma süreci tarihi bir vaka olarak araştırılmıştır. Yaşanan kriz; Türkiye'nin bölge ile olan tarihi ve kültürel bağları, ekonomik ilişkileri ve halklar arasındaki yakınlık sebebi ile Türkiye'nin bir uluslararası aktör olarak dâhil olması gereken bir olay olmuştur. Türkiye olaylara öncelikle Yugoslavya'nın toprak bütünlüğünün korunması yönündeki politikası ile dâhil olmuş, parçalanma kaçınılmaz hale geldiği zaman ise politika başta Boşnaklar olmak üzere bölgedeki halkların güvenliği, bağımsızlığı ve çatışmanın son bulması yönüne kaymıştır. Türkiye'nin girişimlerinin karakteristik özelliklerinden en belirgin olanı başta BM olmak üzere NATO, AB ve İİT gibi örgütlerin dikkatini krize çekme çabası olmuştur. Türkiye'nin girişimleri irdelendiğinde ise girişimin yapıldığı örgütte sahip olduğu pozisyonun girişimlerin sonuçlarında doğrudan etkili olduğu açığa çıkmıştır. Sonuç olarak, Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi üyeliği ve AB'ye tam üyelik gibi örgütler nezdindeki diplomatik etkisini arttırma çabalarının Türk Dış Politikasının temel hedeflerinden biri olmaya devam etmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Avrupa BirliğiBirleşmiş MilletlerDiplomasi+6
İnan Yıldırımlıdal
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyo-politik etkileri bakımından İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatı: Almanya örneği

Bu araştırmada İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) teşkilatının sosyo-politik etki alanları ve bunların düzeyi Almanya'da yürütülen saha çalışması kapsamında incelenmiştir. Türkiye'den Almanya'ya yönelen işgücü göçü neticesinde kurulan ve kurumsallaşan IGMG'nin sahip olduğu üye potansiyeliyle Avrupa'nın en büyük sivil İslami örgütlenmesi olarak tanımlanması araştırmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu anlamda IGMG'nin Almanya'da yaşayan ve büyük çoğunluğu Türkiye kökenlilerden oluşan Müslüman nüfus üzerindeki etki düzeyinin incelenmesi araştırmaya olan ilgiyi artırmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın İkinci Bölümünde, ilk olarak IGMG'nin kuruluşuna da etki eden niteliğiyle göç olgusu ele alınmış bu kapsamda uluslararası göç teorileri ve bunların neden olduğu değişim ve dönüşümlere yer verilmiştir. Göç alan ülkelerin uyguladığı göçmen politikaları bağlamında ise asimilasyon, entegrasyon ve çokkültürlülük kavramları kuramsal açıdan irdelenmiştir. Üçüncü Bölüm, Türkiye'den Almanya'ya göç sürecini ve bu süreçte ortaya çıkan sosyo-politik etkileri konu edinmiştir. Bu anlamda vatandaşlık politikaları, uyum politikaları, din-devlet ilişkileri ve siyasal katılım eksikliği gibi sorun alanları değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmanın Dördüncü Bölümünde ise IGMG'nin kuruluş ve gelişim süreci aktarılmıştır. Almanya Türk Birliği, Avrupa Milli Görüş Teşkilatı ve İslam Toplumu Milli Görüş şeklinde üçlü sınıflandırmaya ayrılan süreç; faaliyet alanları, etkileme ve etkileme alanları, zorluklar ve fırsatlar başlıkları altında değerlendirilmiştir. Beşinci Bölüm, Almanya'da yürütülen IGMG üyelerine yönelik saha araştırmasında elde edilen bilgilerden yola çıkılarak hipotezlerin sınanmasından oluşturulmuştur. Bu kapsamda, IGMG'nin üyelerinin siyasal tercihlerine etkisinin sınırlı olduğu, IGMG aidiyeti ile Almanya'ya uyum arasında simetrik bir ilişkinin var olduğu ve üyelerinin Müslüman-Türk kimliğini koruması konusundaki olumlu etkisi sınanarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kavramlar: Göç, Uluslararası Göç, Katılım, Asimilasyon, Uyum, Milli Görüş, İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG)

AlmanyaMilli Görüş HareketiMilli görüş+7
Bekir Gündoğmuş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
Master'sOpen AccessTR

Afet dönemlerinin suç tipolojileri üzerindeki etkileri 6 Şubat depremleri sonrası Malatya ili örneği

Bu tez, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Malatya ilinde suç tipolojisinde meydana gelen değişimleri incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi ve sınırlılıkları açıklanarak çalışma genel hatlarıyla tanıtılmış ve çerçevesi belirlenmiştir. İkinci bölümde, afet kavramı ve afet türleri açıklanmış; güvenlik, suç, suçlu, suç tipolojisi gibi temel kavramlara kuramsal çerçevede yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, 6 Şubat depremlerinin Türkiye ve Malatya'ya etkileri sosyal ve ekonomik boyutları ile açıklanarak deprem sonrası durumun genel hatlarıyla anlaşılması amaçlanmıştır. Dördüncü bölümde, Malatya ilinde emniyet bölgesinde 2022 ve 2023 yıllarına ait narkotik suçlar, kişiye karşı işlenen suçlar, mala karşı işlenen suçlar, topluma karşı işlenen suçlar, millete ve devlete karşı işlenen suçlar ile takibi şikâyete bağlı suçlar ay ay karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bu karşılaştırmalar doğrultusunda suç verilerindeki artış ve azalışların nedenleri kriminolojik, sosyolojik ve yönetsel boyutlarıyla değerlendirilmiştir. Beşinci bölüm olan Bulgular, Öneriler ve Sonuç bölümünde ise analizi yapılan veriler ışıgında elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve afetlerin zararlarından en az etkilenmek için afet dönemleri öncesinde, afet anında ve sonrasında neler yapılabileceği ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışma kapsamında elde edilen bulgular olan, 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya'da suç oranlarında kısa vadede belirgin düşüşler, orta vadede ise suç türlerine göre farklılaşan artış eğilimleri ortaya çıkmıştır. Deprem sonrası ilk aylarda gözlenen düşüşlerin, gerçek bir suç azalmasından ziyade nüfusun kentten ayrılması, adli ve kolluk mekanizmalarının geçici olarak işlev kaybına uğraması ve suç bildirimlerinin aksamasıyla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Normalleşme süreciyle birlikte özellikle malvarlığına karşı suçlar ve kişilere yönelik suçlarda artış gözlenmiş; takibi şikâyete bağlı suçlardaki azalışların ise suçun görünmezleşmesine işaret ettiği değerlendirilmiştir. Ayrıca kolluk personelinin de depremzede olması, suçla mücadele kapasitesini geçici olarak zayıflatan önemli bir unsur olarak öne çıkmıştır. Elde edilen bu bulgular doğrultusunda, afet dönemlerinde suçla mücadelenin etkin biçimde sürdürülebilmesi için afet öncesi hazırlıkların güçlendirilmesi, afet sırasında kolluk kuvvetlerinin operasyonel kapasitesinin desteklenmesi ve afet sonrasında güvenlik ile adalet hizmetlerinin hızla normale döndürülmesi gerekmektedir. Özellikle nüfus hareketliliği ve şikâyet mekanizmalarının sürekliliği dikkate alınarak, suçun görünürlüğünü artıracak bütüncül güvenlik politikalarının geliştirilmesi önem arz etmektedir.

Emre Büyük
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
00

Other supervisors