Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Güneş

11 theses · Ankara Hacı Bayram Veli University, Gazi University

Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl'da Osmanlı Devleti'nde ihracat yasağı (5, 6 ve 7 numaralı Mühimme Defterlerine göre)

Mühimme defterleri, Divân-ı Hümâyun'da alınan kararların kayıt altına alındığı defterlerden biridir. Padişah onayı sonrasında düzenlenen fermanların suretleri bu defterlere kaydedilirdi. Mühimme defterleri, devrin siyasi ve idari yapısının yanı sıra sosyo-ekonomik olayların tespitinde de önemli kaynaklar arasında yer alır. Çalışma konumuzda, Klasik döneme ait Mühimme defterlerinden 5, 6 ve 7 Numaralı defterlerde ihracat yasağına ilişkin hükümler yer almaktadır. Osmanlı Devleti'nde dönem şartlarında ihracat yasağının nasıl gerçekleştiği, hangi sebeplerle yapıldığı ve ihracat yasağına konu olan ürünler üzerinde durulmuştur. Çalışmada, dönemsel olarak 5 Numaralı Mühimme Defteri (1565-1566); 6 Numaralı Mühimme Defteri (1564-1565) ve 7 Numaralı Mühimme Defteri (1567-1569)'nin tarihleri sınırlılığında ihracat yasağı verileri değerlendirilmiştir. Çalışma, giriş ve iki bölümden meydana gelmektedir. Çalışmanın Giriş kısmında Mühimme defterlerinin kaynak değeri ve söz konusu defterlerde ihracat yasağına ilişkin veriler ele alınmıştır. Birinci bölümde Osmanlı Devleti'nde iktisat anlayışı ve üretim, Osmanlı Devleti'nde ithalat ve Batı merkantilizmine bakış konularına yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, Osmanlı Devleti'nde ihracat yasağı anlayışı ve ihraç yasağına konu olan tarımsal ürünler, hayvan ve hayvansal ürünler ile madenler ele alınmıştır.

16. yüzyılDivan-ı HümayunEkonomi tarihi+7
Sinem Çabuk
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

XVIII. asrın ikinci yarısında Osmanlı Devleti'nde ıslahat hareketleri

Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren sürekli gelişme ve ıslahat çabası içerisinde bulunmuştur. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı tahtına çıkan III.Mustafa, bu ıslahat çalışmalarını devam ettirerek, Osmanlı devlet ve toplum hayatında meydana gelen menfî gelişmeleri ortadan kaldırmaya ve devleti eski güçlü konumuna getirmeye çalışmıştır. III.Mustafa, seleflerinin izinden giderek yaptığı ıslahatlarda geleneksel ıslahatı devam ettirmiş, bununla birlikte 1768'de Rusya ile başlayan savaş ve bu savaşın mağlubiyetlerle sonuçlanması onun askeri ve teknik alanda Batıya yönelmesine neden olmuştur. III.Mustafa'ya ıslahatlar konusunda en büyük yardım sadrazamı Ragıb Mehmed Paşa ile Baron de Tott'dan gelmiştir.Bu dönemde III.Mustafa ve Ragıb Mehmed Paşa yabancı devletlere karşı barış ilkesini esas almış, bu barış ortamından yararlanarak geleneksel ıslahatları devam ettirmişlerdir. Yabancı devletlerle savaş ve ittifak anlaşmalarından ziyade dostluk ve ticaret anlaşmaları yapılmaya çalışılmıştır. Ülkenin emniyet ve asayişi yeniden sağlanmak istenmiş, vilayetlerin durumu düzeltilmeye çalışılmıştır. Malî alanda düzenli ve adil vergi alınmasına, vakıf mallarının sıkı bir nizama bağlanmasına dikkat edilmiş, para cinslerinde ve ayarında görülen karışıklıklar çözülmeye çalışılmıştır. Askerî alanda Humbaracı Ocağı'na yeniden hayat verilmek istenmiş, donanma cephaneliği yeniden düzenlenerek gemilerin bir kısmı yelkenliye dönüştürülmeye çalışılmıştır. İstanbul'un odun ve tersanenin kereste ihtiyacını karşılamak için Sakarya Nehri'nin Sapanca Gölü üzerinden İzmit Körfezi'ne bağlanması planlanmıştır. İstanbul`un iaşe sıkıntısını gidermek, yangın ve depremlerle harap olan şehri yeniden imar etmek, yerli malı kullanımını ve yerli sanayiyi teşvik etmek gibi faaliyetler padişahla sadrazamın giriştiği başlıca ıslahat çalışmalarıydı.Bu dönemde Baron de Tott, askerî alanda vermiş olduğu hizmetlerle Osmanlı'nın yenilenme ve Batıya açılma politikasında önemli isimlerden biri olmuş, Osmanlı'nın Avrupa ile olan teknolojik ve kültürel temaslarında yeni bir dönem başlamıştır. Baron de Tott, Çanakkale istihkâmlarının düzenlenmesi, tophaneyi ıslah, hafif topların dökümü, yeni bir top dökümhanesinin kurulması, Boğaziçi kalelerinin tanzim ve inşâsı, kayık köprü ve top arabalarının inşâsı, topçu okulu ve sürat topçuları ocağının kurulması gibi pek çok faaliyetiyle Osmanlı ordusunda önemli ıslahatlar yapmaya çalışmıştır.I.Abdülhamid, kardeşi III.Mustafa döneminde başlatılan ıslahatları devam ettirmek istemiş bu alanda yerli ve yabancı şahsiyetlerle bir takım ıslahat çalışmalarına girişmiştir. Hazine açığını kapatmak ve savaş giderlerini finanse edebilmek için esham uygulaması başlatılmış, ülkenin emniyet ve asayişini temin etmek için levend teşkilatı kaldırılmış, timar ve zeamet sisteminde düzenlemelere gidilmiştir. Baron de Tott'un nezaretinde donanmanın ihtiyacı olan nitelikli kaptan ve personelin yetiştirilebilmesi için Mühendishane-i Bahri-i Hümâyûn kurulmuştur. Cezayirli Gazi Hasan Paşa donanmaya yeniden nizam vermek istemiş, yeni tersaneler yaptırıldığı gibi, yabancı uzmanlardan da yararlanarak yeni gemiler inşâ edilmiştir. Seyyid Mehmed Paşa, kalem teşkilatını ıslah etmeye çalışmış, humbaracı ve topçu birliklerinin eğitimine önem vermiş, Avrupa'da yayınlanan bazı gazetelerin tercümelerinin yapıldığı bir odayı Bab-ı Âli'de kurmuştur. Bu dönemde en kapsamlı yenilikler Halil Hamid Paşa tarafından yapılarak, Osmanlı devlet ve toplum hayatındaki önemli aksaklıklar giderilmeye çalışılmıştır. Hamid Paşa, ziraî sahada ıslahat yaparak millî geliri yükseltmeye çalışmıştır. Osmanlı ordusunun kuvvetlendirilebilmesi için Fransız, İngiliz ve İsveçli uzmanlarından yararlanmış; yeniçeri ocağı başta olmak üzere, timarlı sipahileri, sürat topçuları, humbaracı ve lağımcı ocaklarıyla donanma ıslah edilmeye çalışılmıştır. Mühendishane-i Bahri-i Hümâyûn yeniden ıslah edildiği gibi bu mühendishane içerisinde yabancı uzmanların idaresinde Mühendishane-i Berri-i Hümâyûn'un da ilk nüvesi oluşturulmuştur.I.Abdülhamid'den sonra tahta çıkan III.Selim, Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durumu iyi görmeyerek, seleflerinden belirgin bir biçimde ayrılarak, her alanda bir dizi ıslahat hareketine girişmiştir. Bu ıslahatlara Nizâm-ı Cedîd adı verilmiştir. Bu dönemde yine askerî alanda ıslahatlara önem verilmiş, Yeniçeri Ocağı yanında Nizâm-ı Cedîd ordusu kurulmuştur. Bu ordunun ihtiyaçlarını gidermek ve yapılacak ıslahatları finanse edebilmek için İrâd-ı Cedîd adında yeni bir hazine kurulurken, Nizâm-ı Cedîd ordusunun subay ihtiyacını karşılamak için de Mühendishane-i Berri-i Hümâyûn adında yeni bir okul kurulmuştur. Ayrıca geleneksel Osmanlı ocakları olan humbaracı, lağımcı ve topçu ocakları için yeni kanunlar çıkarılmış, yabancı ülkelerden getirilen uzmanlar aracılıyla ocakların ıslahına çalışılmıştır. Osmanlı donanmasında önemli yeniliklerde bu dönemde gerçekleştirilerek, çok sayıda yeni gemi inşâ ettirilmiştir.Askerî alan dışında diğer alanlarda da önemli yeniliklerin yapıldığı bu dönemde, Avrupa'da ilk daimî elçilikler açılmış, ülkenin idarî taksimatı yapılmış, ticarî ve sosyal hayatın düzenlenmesi için yeni kanunlar çıkarılmıştır. Ancak yapılan bu yeniliklere başta yeniçeriler olmak üzere, bazı devlet adamları ve ayânlar tepki göstermiştir. 1807 yılında gerçekleştirilen Kabakçı Mustafa İsyanı ile Nizâm-ı Cedîd dönemine son verildiği gibi III.Selim'de kısa bir süre sonra öldürülmüştür.III.Selim döneminde yapılan yenilik hareketleri kendisinden önce yapılanlara göre daha bilinçli, planlı ve programlı olarak yapılmıştır. III.Selim başta askerlik olmak üzere her alanda ıslahatın gerekli olduğuna inanmış, bu düşünceyle hareket ederek önemli ıslahat hareketlerinde bulunmuştur. Burada belirtilmesi gereken, III.Selim her alanda ıslahatı gerekli görmesine rağmen yaptığı ıslahatların hepsinin Batılı tarzda yapılmadığıdır. Onun askerî alanda Batıdan etkilendiğini söylemek mümkündür. Ancak idarî, sosyal, ticarî ve iktisadî hayatta yaptığı ıslahatlara bakıldığında selefleri gibi geleneksel ıslahatın dışına pek çıkamadığı görülür. III.Selim her alanda Batılılaşmayı gerekli görmemiş, yalnız olaylara bir Batılı gibi yaklaşarak her alanda ıslahatın yapılması gerektiğine inanmıştır. Onun ıslahatları kendisinden sonraki ıslahat ve ıslahatçılara büyük ölçüde etki etmiştir.

18. yüzyılDeniz Harp OkuluKara Harp Okulu+5
Murat Gündüz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
10
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyılın ikinci yarısındaki Osmanlı yenilgilerinin Osmanlı tarih yazarları ve eserlerindeki yansımaları

XVI. yüzyılın ikinci yarısı, dünyada olduğu kadar Osmanlı Devleti'ndede pek çok değişim ve dönüşümün meydana geldiği bir dönemdir. XIV.yüzyılın ikinci ve XV. yüzyılın ilk yarısından itibaren hızla gelişen OsmanlıDevleti, XVI. yüzyılda dünya siyasetinin en mühim güçlerinden biri olarak,döneme damgasını vurmuştur. Ne var ki aynı yüzyılın ikinci yarısında mühimiktisadi, siyasi, teknolojik, toplumsal vb. değişim ve dönüşümlerin yaşanmasıOsmanlı Devleti'nde de etkisini göstermiş ve devlet, pek çok bakımdan zirve-çözülmeikilemine girmiştir. Bu ikilem döneminin iki mühim yenilgisininalındığı Malta Muhasarası ve İnebahtı Savaşı, denizler üzerinden değişmekteolan güçler dengesinin ve ?Yenilmez Türk? efsanesinin bitişinin habercisidir.Osmanlı yenilgilerinin Osmanlı tarih yazar ve eserlerindeki yansımalarınınincelendiği, iki bölümden oluşan bu çalışma, değişen dünya ve devletdüzenine rağmen tarihçilerin yenilgileri kimi zaman ısrarla ezberlenmişdoğrular üzerinden yaklaşarak, kimi zaman şahsi menfaat, devlet ideolojisi vegerçekçilik çıkmazına düşerek, kimi zaman da yapıcı bir üslupla kalemealmış olduklarını göstermeye çalışmaktadır.Anahtar Sözcükler1. Osmanlı yenilgileri2. XVI. yüzyıl3. Tarih yazıcılık4. Malta5. İnebahtı

16. yüzyılOsmanlı DevletiSavaş+4
Zehra Görgel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde Üsküdar

Bu çalışmada, XVI. yüzyılın sonu ve XVII. yüzyılın başında büyük bir değişim sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu'nda, başkent İstanbul'a gerek fiziksel gerekse kültürel anlamda en yakın yerleşim yeri olan Üsküdar Kazasının XVII. yüzyılın ilk çeyreğindeki durumu, Üsküdar Şer`iye Sicilleri temel alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.Şer`iye Sicilleri kadıların tuttukları kayıtlar olup, XVII. yüzyılın ilk çeyreğindeki Üsküdar'ın ekonomik ve sosyal hayatını anlatmada birinci elden kaynaklar olma açısından son derece önemlidir.Bu tezde, Üsküdar adı, XVII. yüzyıla kadar olan Üsküdar'ın kısa tarihi, merkez organizasyonu içerisinde Üsküdar'ın yapısı ve Üsküdar taşra teşkilatı ile bu teşkilatta yer alan görevlilerin yanı sıra vergi uygulamaları, meslekler, aile, kadın, ticaret ve kölelik gibi konular üzerine durulmuştur.

17. yüzyılEkonomik hayatKölelik+7
Mustafa Akkaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

XVI. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı toplumunun dinî meselelerine muhalif bir yaklaşım: Şeyhülislam Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi ve fikirleri üzerine bir inceleme

XVI. yüzyıl Osmanlı ulemâsının dikkat çekici figürlerinden biri olan ÇivizâdeŞeyh Muhyiddin Mehmed Efendi, doğduğu andan itibaren kendisini ilmî birçevre içinde buldu. Tabiatıyla bu çevrenin de tesiriyle ilmiye tarîkine yöneldi.Bu tarîkde talebelik, müderrislik ve kadılık gibi aşamaları geçerek, Osmanlıilmiye teşkilatının tepe makamları olan Anadolu Kazaskerliği, RumeliKazaskerliği ve müftîlik makamlarına erişti. O, bu makamlarda ses getirenkararlara imza attı. Onun bu tür kararları, genellikle o güne kadaruygulanagelen Osmanlı geleneğine muhalif nitelikte idi. Çünkü o, ilmîzihniyeti itibariyle, Osmanlı ilim geleneğindeki hâkim zihniyet ve yaklaşımdanbelli ölçüde ayrılıyordu. Daha açık bir ifadeyle o, fıkhî meselelerde ?taklidgeleneği prensipleri çerçevesinde selefî tavra? sahip ?rivâyetçi? bir âlim olarakstatik düşünce tarzına sahipti. Oysa zamanın diğer çoğu Osmanlı âlimi, aynımeselelerde ?yorumcu? ve ?dinamik? bir yaklaşım sergiliyorlardı. Keza o,?vahdet-i vücûd?cu tasavvufî düşünce geleneği konusunda da diğer çoğuOsmanlı âliminden farklı olarak, -İbn Teymiyye?nin izinde- sert bir menfî tavırtakınmıştı. İşte Çivizâde, ilmî zihniyetinden kaynaklanan bu tür yaklaşımlarınedeniyle, XVI. yüzyılın ilk yarısında farklı bir Osmanlı âlimi tipi olaraktemâyüz etti.

Din adamlarıDin anlayışıMuhyiddin Çivizade+6
Mehmet Gel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1064?1065 ( M. 1654?1655 ) tarihli şer'iyye siciline göre Trabzon

?H. 1064 ?1065 ( M. 1654?1655) Tarihli Şer'iyye Siciline Göre Trabzon? adlı bu tez 1834 numaralı Trabzon şer'iyye sicili esas alınarak hazırlanmıştır. Tezimiz giriş ve sonuç bölümlerinin dışında iki bölümden oluşmaktadır. Girişte, tarihi MÖ 5000'li yıllara kadar inen Trabzon şehrinin XVIII. yüzyıla kadar olan tarihi geçmişi genel hatlarıyla açıklandıktan sonra, Trabzon tarihi üzerine yapılan çalışmalar ile bu tezde kullanılan şer'iyye sicili ve diğer kaynaklar değerlendirilmiştir.Şer'iyye sicillerinde yer alan veriler devlet örgütünün işleyişi ve toplumsal tarih hakkında bilgi edinebilmeyi mümkün kılmaktadır. Bu yüzden çalışmamızın ana kaynağını oluşturan sicildeki veriler doğrultusunda çalışmanın birinci bölümünde Osmanlı ülkesinin kuzeydoğusunda ve sol kol güzergâhında yer alan Trabzon'un 1654?1655 yılları arasındaki fiziki ve idari yapısı üzerinde durulmuştur. İdari görevlilerin tek tek tanıtıldığı bu bölümde ayrıca şehrin dini, ticari ve sosyal yapıları hem mimari açıdan, hem de işlevsel açıdan değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise şehrin, toplum yapısı ve ekonomik hayatı değerlendirilmiştir. Bu bölümde incelediğimiz dönem Trabzon'unun toplum ve aile yapısı incelenerek şehir halkının gündelik hayatına dair ipuçları elde edilmeye çalışılmış ve para hareketliliğinin takip edilebildiği belgeler doğrultusunda da şehrin ekonomik hayatı değerlendirilmiştir.Anahtar Sözcükler1.Trabzon2.Şer'iyye sicili3.Mahkeme4.Aile5. İhtida

Şengül Yegin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

H.1063-1065 (1058), M.1653-1655 tarihli Çankırı Şer'iyye Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Osmanlı Tarihi'ne yönelik araştırmalarda hem güvenilir olması, hem de ihtiva ettiği geniş içerik dolayısıyla büyük bir önem arz eden şer'iyye sicilleri, özellikle şehir tarihine yönelik araştırmalarda vazgeçilmez bir kaynak durumundadır. Bu siciller sayesinde bir şehrin veya bölgenin idari, iktisadi, askeri, hukuki ve sosyal yapısı hakkında bilgi sahibi olmak mümkün olduğu gibi, devletin genel durumu hakkında da bir kanaate sahip olmak mümkün olabilmektedir.1653-1655'li yıllarda Anadolu eyaletine bağlı bir sancak olan Çankırı'nın, sicilden hareketle fiziki, idari, sosyal ve ekonomik yapısını tespit etmeye gayret ettiğimiz çalışma, giriş kısmını mütakip iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, şer'iyye sicilleri hakkında genel bir malumat verildikten sonra, incelenen sicilin tanıtımı yapılmış, ardından da şehrin tarihi gelişimine yer verilmiştir. Birinci bölümde sicilin transkripsiyonu yapılarak sicil Yeni Türk Alfabesine çevrilmiş, ikinci bölümde ise sicilin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.17. yüzyıl ortalarında, imparatorluğun içinde bulunduğu genel vaziyetin yansımalarının Çankırı'da da kendisini hissettirdiği muhakkaktır. Özellikle Girit seferi dolayısıyla donanmanın masraflarına binaen devletin sürekli vergi talep etmesi yanında, sancak yöneticilerinin de zaman zaman kanunsuz topladığı vergiler, ekonomik durumu zaten kötü olan Çankırı halkını mezkur dönemde büsbütün zorda bırakmıştır.Anahtar Kelimeler: Şer'iyye sicilleri, eyalet, sancak

17. yüzyılEkonomik yapıFiziki yapı+7
Uğur Köse
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

16. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde meydana gelen muhalif nitelikli hareketlerin Osmanlı tarih yazarları ve eserlerine yansıması

XVI. yüzyıl, Osmanlı tarihçiliğinin temel ve örnek eserlerinin yazıldığı bir zaman dilimidir. Bu dönemde eser veren yazarlar, eserlerini ya bizzat padişahın emriyle ya da beğenilme arzusuyla kaleme almışlardır.Bu dönemin büyük kronik yazarları İdris-i Bidlisî, Kemal Paşazade, Şükrî, Hadidî, Lütfi Paşa, Celalzade Mustafa Efendi, Hoca Sadettin Efendi, Gelibolulu Mustafa Âlî, Selanikî Mustafa Efendi ve Peçevî İbrahim Efendi'dir.Anadolu'da birbiriyle bağlantılı birçok isyan XVI. yüzyılda meydana gelmiştir. Bunlar; Şah Kulu, Celal, Süklün Koca ve Baba Zünnun, Kalender, Kara Yazıcı isyanlarıdır. Bu isyanlar devlet için ciddi tehditler oluşturmuştur.Osmanlı tarihçileri bu isyanları belli bir perspektifte bize sunmaktadır. Çoğu zaman bu perspektif, eseri ısmarlayanların görmek istediği ile sınırlandırılmıştır. Çalışmamız, çağdaş analiz ve yorumları da göz önünde tutarak XVI. yüzyılda Anadolu'da meydana gelen muhalif nitelikli hareketlerin Osmanlı tarih yazarları ve eserlerine yansımalarını inceleme gayretindedir.Anahtar Sözcükler1- Anadolu2- XVI. yüzyıl3- Muhalif Hareketler4- Osmanlı tarih yazarları5- Osmanlı kronikleri

Ercan Gümüş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

18. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı esnafı (İstanbul ve Bursa örnekleri)

Bu çalışmada 18. yüzyılın ikinci yarısında farklı iki şehirde (İstanbul ve Bursa'da) Osmanlı esnafının dönemin sosyal ve ekonomik olayları karşısında takındığı tutum incelenmiştir. Farklı üretim faaliyetlerinin yoğunlaştığı bu iki şehirde esnaf teşkilat yapısı, devletle ilişkileri, Avrupalı tüccarların artan faaliyetleri karşısındaki tutumları, savaş ve toprak kayıplarıyla birlikte günden güne artan vergi yükümlülükleri, ellerindeki sermayenin miktar ve nitelikleri gibi konular ele alınmıştır. Makro ölçekte arka plana 18. yüzyıl Osmanlı Devleti'nde sosyal ve ekonomik hayat koyularak mikro planda İstanbul ve Bursa'da faaliyet gösteren şehirli üretici kesimin faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Görülen manzara Osmanlı loncalarının çok genel ifadeler kullanılarak tanımlanmak yerine dönem ve mekânı dikkate alarak incelenmesi gerektiğidir. Şehirlerin kendine has karakterleri ve yoğunlaştıkları üretim faaliyetleri esnaf loncalarının yapılarını ve esnafın tutum ve davranışlarını etkileyici faktörler olmuştur.

Maddi kültürVakfİbn Battuta+1
Miyase Koyuncu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Selim döneminde Osmanlı Devleti'nin Akdeniz siyaseti

II. Selim dönemindeki (1566-1574) Osmanlı Devleti'nin Akdeniz siyaseti üzerine yapılan bu araştırmada o dönemde dünyada ve Osmanlıların kendi bünyesinde yaşanan değişiklikler de ele alınarak, bu dönem hakkında genel bir bakış açısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu konu ele alınırken, çalışmanın ana kaynakları olarak Osmanlı dönemine ait mühimme defterlerinden bu döneme ait olanlar başta olmak üzere (7 ve 26 numaralar dâhil mühimme defterleri) Osmanlı döneminde yazılmış olan çağdaş kronikler (Kâtip Çelebi, vb.) ve günümüzde kaleme alınan araştırma eserleri temel alınmıştır. Bu konu hakkında araştırma yapılırken ele alınan ana sorular ise şunlardır: II. Selim döneminde devletin Akdeniz siyaseti nasıl ele alınmıştır ve bu siyasetin sonuçları neler olmuştur? Bu Akdeniz siyaseti II. Selim'in seleflerinden ve o dönemin koşullarından, dönemin siyasetine yön veren kişiler ile bunun uygulayıcısı konumundaki aktörlerden (denizciler/deniz korsanları) nasıl etkilenmiştir? II. Selim döneminin Akdeniz siyaseti haleflerine nasıl bir miras bırakmasına neden olmuştur? Bu temel sorular ele alınırken, bugüne kadar yapılan çalışmalarda genel olarak Osmanlı askerî tarihi ve dönemin siyasi olaylarının tarihî akışının ele alındığı varsayılarak, II. Selim dönemi deniz siyasetine toplu bir bakış açısı getirilmeye çalışılmış; hükümdarın ve dönemin siyasetini etkileyen devlet adamları ile diğer önemli isimlerin düşünce yapısı da anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapılan araştırmalarda da bilimsel yöntem takip edilerek yol alınmıştır. Sonuç olarak da, bazı tarihçilerin deyimiyle, bir deniz imparatorluğu olduğu varsayılan Osmanlı Devleti'nin bu dönemde nasıl bir deniz siyaseti takip ettiği ve denizlere ne kadar hâkim olabildiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Sevcan Mutlu Berker
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Şer'iyye sicillerine göre 17. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı'da kadın (Üsküdar-Kayseri örneklerinde)

Kadın konusu çalışmanın özünü teşkil etmiş bu minvalde Osmanlı Üsküdar'ı ve Kayseri'si çalışma konusuna mekân olarak seçilmiştir. Böylece her iki mahkemeye yansıyan çeşitli ve farklı davalar ile bu konu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Belirli bir zaman dilimine gitmenin gerekli ve zorunlu olduğu araştırmada "17. yüzyılın ilk çeyreği" belirlenerek zaman sırılamasına gidilmiştir. Bu sayede kadın konusu daha detaylı ve kapsamlı şekilde araştırılmış ve kadınlar üzerinden toplumun nabzı tutulmaya çalışılmıştır. Osmanlı Üsküdar'ı ve Kayseri'sindeki kadınların sosyal-kültürel-ekonomik-hukuki durumu merak uyandıran unsurlar olmuştur. Özellikle bir takım batılı yazarların oluşturduğu Osmanlı'da kadın algısının doğru olmadığı ortaya konmuştur. Beş bölümden oluşturulan tezin giriş bölümünde kadınlar için kullanılan unvanlar ve Osmanlı toplumunda kadına hitap şekilleri siciller ışığında ortaya konmaya çalışılmıştır. İlaveten kadın konusunda yapılan çalışmalara ve tezin ana kaynağını oluşturan şer'iyye sicillerine değinilmiştir. İlk bölümünde aile oluşturma yolundaki adımlar tek tek değerlendirmeye alınmıştır. Akabinde boşanma ve boşanmanın getirdiği maddi manevi külfetler detaylı şekilde izaha çalışılmıştır. Özellikle boşanma çeşitleri detaylı incelendiğinde "kadınların gerçekten boşanmış mı oldukları" yoksa boşanmak zorunda mı bırakılmış oldukları sorusu ortaya çıkmış ve bu soruya cevap aranmıştır. İkinci bölümde kadınların miras hukuku ele alınmış, mülk alım satımlarına olan katkıları değerlendirilmiştir. Bununla birlikte kadınların borç alıp vermeleri, rehin, kefil gibi konuları işlenmiş ayrıca hibe konusu ve kadınların hibe konusundaki durumları detaylı şekilde incelenmiştir. Üçüncü bölüm câriyeler konusuna ayrılmıştır. Bu konuda câriyelerin sosyo-kültürel bakımdan toplumdaki yerleri, ekonomik ve hukuki haklar bakımından durumları teze konu edinilmiştir. İlaveten ihtida eden kadınlar bu bölümde değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde mahallenin toplum üzerindeki işlevselliği ve her iki mahkemeye yansıyan gayr-ı ahlaki davalar ve bu davaların toplumda yansıma şekilleri ele alınmıştır. Son bölümde ise vakıflar ele alınmış ve vakıf çeşitleri ve kadınların vakfa olan katkıları izah edilmiştir. Yine bu bölümde kadınların meslek sahibi olmalarından yola çıkılmış ve birçok mesleği icra ettikleri tespit edilmiştir. Bunlardan belkide en zorlu olanı cerrahlık gibi zor bir işin üstesinden gelen Saliha Binti Küpeli'nin kayıtlara yansıyan belgeleri çalışmayı renklendirmiştir.

17. yüzyılAileKadınlar+7
Seher Yücetürk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Other supervisors